Aşk! Alzheimer Tedavisinde Etkili Rol Oynuyor

0
9

Alzheimer hastalığı, bir kişinin hafızasını ve bilişsel yeteneklerini aşamalı olarak bozar ve genellikle bunamaya neden olur. Bu hastalık için yeni tedaviler bulma çabalarının ortasında, Japonya’dan bilim adamları tarafından yapılan yeni bir çığır açan çalışma, Alzheimer’ın bir hayvan modelinde beynin öğrenme ve hafıza merkezinde oksitosinin sevgiye ve iyilik hissine neden olduğunu bildiğimiz hormon amiloid plaklarının neden olduğu hasarın bir kısmını etkili bir şekilde tersine çevirebileceğini gösteriyor.

Alzheimer hastalığı, bir kişinin beynindeki sinir hücrelerinin (nöronların) ve aralarındaki bağlantıların yavaş yavaş dejenere olduğu, ciddi hafıza kaybına, zihinsel eksikliklere, motor becerilerde ve iletişimde bozulmaya neden olan ilerleyici bir hastalıktır. Alzheimer’ın ana nedenlerinden biri, beyindeki nöronların etrafındaki kümelerde amiloid β (Aβ) adlı bir proteinin birikmesidir, bu da onların aktivitesini engeller ve dejenerasyonlarını tetikler. Hayvan modellerinde yapılan araştırmalar, hipokampustaki beynin ana öğrenme ve hafıza merkezi olan Aβ kümelenmesinin artmasının, oradaki nöronların sinyal iletim potansiyelinde bir düşüşe neden olduğunu bulmuştur. Bu dejenerasyon, nöronların “sinaptik plastisite” adı verilen belirli bir özelliğini etkiler. Bu, sinapsların (nöronlar arasındaki sinyal alışverişi bölgesi) zaman içinde sinyal verme aktivitesindeki artış veya azalmaya uyum sağlama yeteneğidir. Sinaptik esneklik, hipokampustaki öğrenme ve bilişsel işlevlerin gelişimi için çok önemlidir. Bu nedenle, Aβ ve onun bilişsel hafıza ve eksikliklere neden olmadaki rolü, Alzheimer için tedavi bulmayı amaçlayan çoğu araştırmanın odak noktası olmuştur.

Şimdi, bu araştırma çabasını ilerleten, Tokyo Bilim Üniversitesi’nden Profesör Akiyoshi Saitoh liderliğindeki Japonya’dan bir bilim insanı ekibi, geleneksel olarak kadın üreme sistemindeki rolü ve sevgi duygularını uyandırmasıyla bilinen bir hormon olan oksitosine baktı. Prof Saitoh, “Oksitosinin son zamanlarda öğrenme ve hafıza performansını düzenlemede rol oynadığı bulundu.” Bunu fark eden Prof Saitoh’un grubu noktaları birleştirmek için yola çıktı.

Prof Saitoh ve ekibi, Aβ’nın dilimlerdeki nöronların sinyal verme yeteneklerinin azalmasına neden olduğunu veya başka bir deyişle sinaptik plastisitelerini bozduğunu doğrulamak için önce fare hipokampüsünün dilimlerini Aβ ile serpiştirdi. Bununla birlikte, oksitosin ile ilave perfüzyon üzerine, sinyal verme yetenekleri arttı, bu da oksitosinin, Aβ’nın neden olduğu sinaptik plastisite bozukluğunu tersine çevirebileceğini düşündürdü.

Oksitosinin bunu nasıl başardığını bulmak için bir dizi deney daha yaptılar. Normal bir beyinde oksitosin, beyin hücrelerinin zarlarındaki oksitosin reseptörleri adı verilen özel yapılara bağlanarak etki eder. Bilim adamları, oksitosinin, bu reseptörlere bağlanmadan Aβ β’nın neden olduğu sinaptik plastisite bozukluğunu tersine çevirip çeviremeyeceğini görmek için fare hipokampus dilimlerinde bu reseptörleri yapay olarak “bloke etti”. Beklendiği gibi, reseptörler bloke edildiğinde oksitosin, Ap’nın etkisini tersine çeviremedi, bu da bu reseptörlerin oksitosinin etki etmesi için gerekli olduğunu gösteriyor.

Oksitosinin, nöronal sinyal potansiyelini güçlendirmede ve kalsiyum iyonlarının akışı gibi anıların oluşumunda önemli olan bazı hücresel kimyasal aktiviteleri kolaylaştırdığı bilinmektedir. Önceki çalışmalar, Aβ’nın bu kimyasal aktivitelerin bazılarını baskıladığından şüphelenmişti. Bilim adamları bu kimyasal aktiviteleri yapay olarak engellediklerinde, hipokampal dilimlere oksitosin ilavesinin Aβ’nın neden olduğu sinaptik plastisiteye verilen zararı tersine çevirmediğini buldular. Ek olarak, oksitosinin hipokampustaki sinaptik plastisite üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını, ancak Aeh’nın kötü etkilerini bir şekilde tersine çevirebildiğini buldular.

Prof Saitoh, “Bu, oksitosinin fare hipokampusundaki Aβ’nın neden olduğu bozuklukları tersine çevirebileceğini gösteren dünyadaki ilk çalışmadır.” Bu sadece bir ilk adımdır ve oksitosini Alzheimer için bir ilaca yeniden konumlandırmak için yeterli bilgi toplanmadan önce hayvan modellerinde ve ardından insanlarda in vivo olarak daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Ancak Prof Saitoh hala umutlu. Şu anda demansı tedavi etmek için yeterince tatmin edici ilaç yoktur ve yeni etki mekanizmaları ile yeni tedaviler istenmektedir. Çalışmamız, oksitosinin ilişkili hafıza kaybının tedavisi için yeni bir terapötik yöntem olabileceği ilginç olasılığını ortaya koymaktadır.