İnsan denilen varlık erkek ve kadın olmak üzere iki cinsten meydana gelir. Bu cinsler birbirini bütünleyen iki candan oluşan tek bir ruhtur.
Erkek, insani bir birey olmanın yanında; babadır, amcadır, dayıdır, dededir, abidir, kardeştir, eştir, yoldaştır, dosttur, arkadaştır ve nicesidir.

Sorunsallık açısından cinsiyet, cinsler arasında ebeveynlerin ve toplumların değişik katmanları tarafından yapılan negatif/pozitif ayrımcılık ve bu ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkan sorunsallıklar sarmalıdır.
Erkek cinsiyeti sorunsallığı, ebeveynlerin ve toplumun bu cinsiyete yüklediği gereğinden fazla beklenti ve değerlerdir.
Erkek cinsiyetine ait sorunsallığını ta arkaik çağlara kadar götürebiliriz. Bu dönemin arkaik erkeği, ava giden yabanıl hayvanlarla cebelleşen, eve et getiren ve karşı klanlarla savaşan varlığın adıydı. Koşullar değişse de erkeğe biçilen farklı roller benzerleriyle günümüze kadar devam ede gelmiştir.

Mükemmeliyetçi ve ataerkil olan toplumumuzda erkeğin sırtına inanılmaz derecede sorumluluklar yüklenmiştir.
Erkeklerden sergilenmesi beklenen cinsiyet rolleri şunlardır: Erkek evinin direği ve reisidir, çalışmak zorundadır. Her türlü olumsuzluklarla baş etmek zorundadır. Ağır olmalıdır. Çocukların sorumluluklarını üstlenmelidir. Ağlamamalıdır. Boş gezinmemelidir. Boş konuşmamalıdır. Hafif olmamalıdır. Güçlü olmalıdır. Yiğit olmalı ve her türlü kas gücüne dayalı işi yapabilmelidir gibi unsurları sıralayabiliriz.

Kendisinden beklenen rolleri gerçekleştiremeyen kadın/erkek bireylerde kimlik karmaşası ve toplumsal baskılara bağlı olarak da psikolojik sorunsallar yaşanabilmektedir.
Kadın/Erkek bireylerin sağlam kişilik özelliklerine sahip olabilmesi için de bireylere sevgi, saygı ve kabul görme gibi duyguları erken yaşlarda vererek bu duyguları yaşayacak ortamlar sunmalıyız.

Kadın/Erkek bireyler, yeterli ilgi, yetenek ve tecrübe özelliklerine sahip olmadığı için herhangi bir alanda başarısızlık yaşamışlarsa bu durumu abartmadan realist(gerçekçi) bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekir. Başa kalkmak bireyi kazanmaktan çok uzaklaştır.

Aileden okula, okuldan topluma yönelik gerçekleşen örtük ve örgün eğitim faaliyetleri bütüncül/gelişimsel açıdan bireyi geliştirmelidir. Ülkemizin kendini öncelikle insan olarak nitelendiren, özgüveni, özsaygısı ve öz kabulü yüksek bireylere ihtiyacı vardır.
Kendi ayakları üzerinde durabilen, sorumluluk alabilen, zorluklarla baş edebilen gençlerin sayısını yaşadığımız toplumda çoğaltmalıyız.
Baskın toplum beklentilerinden çok gizil yönlerini bilen ve yöneten, ne istediğini bilen, sanattan ve estetikten anlayan genç yetişkinlere ihtiyacımız var.
Para kazanmaktan çok insanca yaşamayı kendine ilke edinmiş nesillere ihtiyacımız var.
Erkekler, kadınlara nasıl davranmalı? Evde ve toplumda kadına karşı erkeğin tutumları, duygu ve davranışları uygar dünyaya uygun mudur? Sorarım?
Üreten, imrenilen, birbirine benzemeyen ve sanatçı ruhunu taşıyan gençlere ihtiyacımız var.
Kimseye gereğinden fazla değerin verilmediği, insani değerlerin yaşatıldığı, cinsiyetlere pozitif/ negatif ayrımın yapılmadığı, özsaygısı ve özgüveni gelişmiş bireylerin yetiştirildiği, farklılıklarından dolayı bireylerin örselenmediği, insanlık ailesinin bir bütün olduğu, mahalle baskısı ve dışlanmanın yaşanmadığı, yaşanılası yarınlara…
Sevgi daim rehberiniz, vicdanınız kılavuzunuz, vicdanınız yüreğiniz olsun…
Veysel ŞAHİN (Lâmekani)


























