İnsan denilen varlık erkek ve kadın olmak üzere iki cinsten meydana gelir. Bu cinsler birbirini bütünleyen iki candan oluşan tek bir ruhtur.
Kadın insani bir birey olmanın yanında; annedir, haladır, teyzedir, abladır, nenedir, kardeştir, eştir, yoldaştır, dosttur, arkadaştır ve nicesidir.

Sorunsallık açısından cinsiyet, cinsler arasında ebeveynlerin ve toplumların değişik katmanları tarafından yapılan negatif/pozitif ayrımcılık ve bu ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkan sorunsallıklar sarmalıdır.
Cinsiyet ayrımcılığına bizler daha ailedeyken muhatap olmuyor muyuz? Erkek çocuklarını her türlü unvan ve sıfatlarla şımartırken yani onlara pozitif ayrımcılık uygularken, kız çocuklarına gelindiğinde ise yasaklar, baskılamalar ve kadın imajı biçerek ötekileştirmeler yapmıyor muyuz?

Ailelerde ve toplumun her katmanında kız çocuklarına şeref, haysiyet, namus ve ahlak gibi değer yargıları yüklemekle de kalmıyor bir de onları o değerlerin ağırlığı altında eziyoruz. Bu da yetmiyormuş gibi sahada kadınlara uygulanan negatif ayrımcılıklar ile onları çelişkiler yumağının kucağına atarak psikolojik sorunsallıklar yaşamalarına neden oluyoruz.
Tüm negatif ayrımcılığın yanında çocuk yapma, çocuklara bakma, yemek yapma, ev bakımı ve gerektiğinde de bir işte çalışma gibi sorumluluklar kadınlara atfedilen cinsiyet rollerindendir.

İçinde yaşadığımız toplumda her geçen zamanda içinde kadın cinayetlerinin, boşanmaların, çocuk gelinlerin ve kadın sığınma evlerinin sayısı artmaktadır.
Bir toplumun insani gelişmişlik düzeyini tahmin mi etmek istiyorsunuz? O zaman yapacağınız en basitinden o toplumda yaşayan kadınların yaşam kalitesine bakmanız sizlere yetecek ve sizlere çok şeyler anlatacaktır.

Bir ülkede çocuk gelinler gerçekliği varsa o ülkede sorgulanması gereken birçok şey var demektir. Bunların en başında toplumun temel yapısını meydana getiren aileler, daha sonra ise geleneklerimiz kanalıyla yaşattığımız gayri insani ve pedagojik sorunsal yargılarımız gelmektedir.
Ülkemiz gibi erkek egemen (ataerkil) toplumlarda kadına yönelik sistematik negatif cinsiyet ayrımcılığının yarattığı sorunsallıklar ve bu sorunsallıkları oluşmasına olanak sağlayan birçok neden vardır. Bu nedenlerin en önemlisi ise; kanunları hazırlayanların, toplumu yönlendirenlerin ve egemen erkleri elinde bulunduranların büyük çoğunluğunun erkek olmasıdır.

21.Yüzyıl’ın dünyasını yaşarken bizler televizyonlardan ve gazetelerden kadına yönelik şiddet haberlerini izleyip, görüyorsak; toplum olarak nereye doğru gittiğimizi tahmin etmemiz zor olmasa gerek!
Ülkemizin geleceği olan çocuklarımıza cinsiyet rollerini ve davranışlarını öğretirken insani değerleri ihmal etmeden eğitim vermeliyiz. Çünkü onlara kız ve erkek olmanın yanında kendilerine özgü biricik birer insan olduklarını hissettirmeliyiz.
Anne adayı kızlarını iyi eğiten toplumlarda anneler, çocuklarını iyi yetiştirirler.
Aile içi trajedilerinin gazetelerde üçüncü sayfa haberi yapılmadığı, çocuk gelinlerinin son bulduğu, tecavüzcüler ve çocuk istismarcılarının işlediği suçların en ağır şekilde cezaya çarptırıldığı, kadının cinsel obje olarak görülmediği, kamusal ve toplumsal alanlarda kadın sayısının arttırıldığı, kız çocukların eğitimine önem verildiği, cinsiyet rolleri altında çocukların ezilmediği, yarınlarımız olan çocukların şiddete maruz bırakılmadığı, ötekileştirmenin ve fanatizmin insan yemediği, yaşanılası yarınlara…
Sevgi eviniz, vicdanınız daim sizinle olsun.
Veysel ŞAHİN
Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar


























