Okumak entelektüel bir tutum, insani erdem, sözlerin aşk ile örülmüş sanatını keşfetme, anlama ve algılama jimnastiği, kendini tanıma ve tanıtma aracı, zamanda yapılan serüven, hayal yurdunda gezinme, kültürlenme aktivitesi olarak da tanımlanabilir.

Okuma, yazılanı okuyup tekrar etmek kadar basit bir eylem halinden çok daha fazlasıdır. Kişi okurken edindiği bilgiyi, yorumu ve değerlendirmeyi anlayıp bunları analiz-sentez süreçlerinden geçirmedikten sonra kişinin okuduğu ne olursa olsun nafiledir. Kişi için de bu süreç zaman kaybından da başkası değildir.

Sorunsallık boyutu açısından bakıldığında “okuma” ile “yaşam kalitesi” arasındaki müthiş bir paralellik vardır. Bu ilişkiyi gelişmiş ülkelerin “gelişmişlik düzeyleri” ile “eğitimleri” arasındaki ilişkide de net bir şekilde görebilmekteyiz.

Katliamların geleneksel olarak yaşandığı, bombaların sürekli patladığı, göç ve sürgünün eksik olmadığı coğrafyaların eğitim kalitelerini ve okuma alışkanlıklarını tahmin etmeniz için müneccim olmanıza gerek yoktur!
İlmi, okumayı ve bilimi önemseyen bir dinin inanların büyük bir bölümünün cehalet içerisinde kıvranmasının altında yatan en önemli nedenlerin başında; yeterli düzeyde okumanın yapılmamış olması veya yapılmış olunsa da okuduklarını kavrayacak zihinsel gelişime ve entelektüel kültür birikimine sahip algının gelişmemiş olmasıdır. Buna paralel olarak bu yerlerde uygun eğitim modelinin ve toplumsal yaşayışın geliştirilememiş olması da büyük bir etkendir…

Okuma; uygarlık tarihini, ülkenin tarihini, doğanın işleyişini, madde döngülerini, üretim ve tüketimi, dinler tarihi, kültürler ve etkileşimleri, sosyal evrimi v.b. okumanın insana katacağı değerleri geliştirmeyi amaç edinmeli.Kendini tanıyan insanın okuduğu ile okuduğunu irdeleyemeyen insanın okuduğu bir olur mu? Kişi öncelikle kendini tanımalı ve yaşadığı hayattan ne istediğini bilmelidir. O zaman okudukları da o kişiyi gideceği yere ulaşmasına yardımcı olur. Bu düşünceyi en iyi şekilde anlatan en isabetli söz gönül insanı Yunus Emre’ye aittir.
Yunus der ki: “İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin. Ya nice okumaktır.”

Okumayı bilmek için kendini bilmek gerekir. Kendini bilmenin de en bilge yolu okumanın önemini bilmektir. Bilenle, bilmeyen hiç bir olur mu ha dostlar?Tarihe yön veren büyük şahsiyetler olan Mustafa Kemal, Fatih, Sokrates, Newton, İbn-i Sina, Büyük İskender gibi nicesinin hayatları incelendiğinizde bu şahsiyetleri büyük yapan olayların arkasında; onları var eden ve geliştirenin okudukları kitaplar olduğunu net bir şekilde göreceksiniz.

Yozlaşmanın, tahammülsüzlüklerin, cehaletin ve çürümüşlüğün panzehiri eğitimdir. Eğitimin en iyi yolu ise okumak ve okumayla birlikte açılan kanallardan hayatı yaşayarak tanımaktır.

Hayal gücünün sınırlarını zorlayan, ellere silahlardan çok kitapların alındığı, okumanın bir eylemden fazlası olduğunun bilindiği, bilginin ve ilginin rehber olduğu, cehaletin kucağındaki insanların kurtarıldığı, kitapsız hiçbir evin kalmadığı, üreten-düşünen- sorgulayan-gören-yazan insanların hayatımızda çoğaldığı, cehalet cehenneminden çok ilim-irfan cennetinin hayatımızda kendini hissettirdiği yaşanılası geleceğe hep birlikte kavuşmak dileklerimle, gözünüz iyiyi, yüreğiniz güzeli görsün.
Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar
Veysel ŞAHİN


























