Geçim, insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için yaşam araçlarını ele geçirmesi olarak ifade edebiliriz.
İnsanoğlu, varoluşundan bu yana (arkaik dönemden günümüze) doğada yaşayabilmek veya var olabilmek için yoğun mücadele içinde oldu.
“Arkaik Dönem”de insanoğlu, beslenebilmek için önce av aletleri yaptı, daha sonra da avını avlamaya çalıştı. Bazen avlanabildi, bazen de avına yem oldu.

“Neolitik Dönem”le birlikte insanoğlu, toprağa yani doğaya hükmetmeye başladı. Tarımsal üretime geçti. Tarımsal üretimi gerçekleştirmek için de tarımsal araçları (orak, saban gibi) yaptı. Toprağı ekti, biçti. Fazla ürününü satmak için ticareti, toprağı az emekle ekebilmek için köleciliği, daha fazla ürünü elde etmek için savaşları, toprak üzerindeki egemenliğini göstermek ve devam ettirebilmek için de mülkiyet kavramını geliştirdi.

“Tarihi Çağlar”la birlikte insanoğlu, üretim araçlarına ve toprağa hakim olmak için birbirleriyle yoğun savaşlar gerçekleştirdi. Bazen de gerçekleştirdikleri bu savaşların adına da din savaşları diyerek bu savaşları meşrulaştırmaya çalıştı. Savaşan devletler için daha fazla toprak, daha fazla ganimet ve vergi anlamına geliyordu.
“Ortaçağ”a gelindiğinde egemenlik kaynağını toprak, üretim araçlarını ise tarımsal araçları almıştı.
“Yeniçağ” ile birlikte ticaretin gelişmesine bağlı olarak değerli madenler(altın, gümüş gibi) toprağın yerini büyük oranda almıştı. Bu dönemlerde üretim hayvan ve kol gücüne dayalı olarak küçük atölyelerde gerçekleştiriliyordu.

“Rönesans” (yeniden doğuş) ile birlikte pozitif düşüncelerde önemli gelişmeler yaşandı. Bilim-teknik alanında önemli ilerlemeler gerçekleşti ve sonrasında insanoğlu “Aydınlanma Çağı”na geçti.
“Yakınçağ”da ise “Aydınlanma Çağı”nda yaşanan bilim-teknik alanındaki inanılmaz gelişmeler insanoğlunu “Endüstri Devrimi”ne geçmesini sağladı. Küçük atölyelerin yerini makine gücüne dayanan fabrikalara bıraktı. Üretim aracı makine oldu. İnsanoğlu ise bu süreçlerle birlikte büyük kitleler halinde emeğini satan veya kiralayan bir varlığa dönüştü. Ücret karşılığında emek sarf eden, bir alanda üretim aracına yön veren işçiye dönüştü.

Üretim araçlarına sahip bireyler artı-değer sömürüsü ile büyüdü. Pazar ve ham madde arayışı, burjuva ve devletleri emperyalist çabalara yöneltti.
“Modern Dünya” olan günümüze geldiğimizde insanoğlu geçimini sağlamak için uzmanlaştığı alanda var olmak için emeğini ortaya koyar hale geldi.
Geçim sorunsalı insanlık kadar eskilere dayanan sorunsallıktır. İş bulma, bulunan işin yeteneğe uygunluğu ve işteki devamlılık; işten alınan ücretin koşullara uygunluğu, alınan ücretlerin ihtiyaçları karşılamaya yetip, yetmemesi gibi sorunsallıklar önemli sorunlardandır.
İnsan sayısında görülen müthiş artış ve kalifiye bireylerin sayısında gerçekleşen yükselme; iş bulma rekabetini arttırmakla kalmadı, emek ücretinin de düşmesine neden oldu.
İşçi emeğini ve haklarını koruyup geliştirmek için sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve siyasetçiler bazı çalışmalar içerisinde oldular. Fakat yapılan bu çalışmalar işçi haklarını ve emeğini koruma da tam anlamıyla yeterli olamamıştır. Sömürü sistemi üzerine kurulu düzende sermaye sahipleri yasal boşluklardan yararlanarak işçi haklarının bazılarını gasp etmeye, bazılarını ise kıymetinden yoksun bir şekilde bırakarak değersizleştirmektedir.
Sermaye sahipleri (burjuva) büyürken işçinin yerinde sayması, gününü zor bela geçirmesi çağımızın insanlık sorunlarındandır. Dünyada yaşayan insanların büyük bir çoğunluğunun açlık ve yoksulluk sınırında yaşarken çok azının bu sınırın üzerinde olması bizleri düşündürmeli ve korkutmalıdır!

Toplumsal olayların, ailesel çözülmelerin, sağlık problemlerinin yaşanmasının başlıca nedeni geçim ve buna olarak yaşanan sorunlardır.
İyi, kaliteli ve yaşanılabilir hayatı kim istemez? Tabi ki de herkese ister.
Hayatta kalma, onurlu bir yaşam, gelecek kaygısı duymadan çocukların eğitimi ve yaşamda yer almaları, yaşlıları ile ilgili sorumlar ile baş etme konularında devlet aygıtının bireylerin huzuruna, mutluluğuna destek sunan uygulamaları hayata geçirmesi gerekir.
İş koşullarının çeşitlendiği günümüzde adil, sistemli ve programlı istihdamların arttığı, kimsenin açlıktan ve yoksulluktan dolayı zorluklar yaşamadığı, herkesin kendini ifade edebildiği iş koşullarının arttığı, emeğin sömürülmediği güzel ve yaşanılası yarınlara…
Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar
Veysel ŞAHİN























