“İnatçı olmak fena şey değil, lakin iyiye inat etmeli.” (Kemal TAHİR)
İnat, en basit tanımıyla herhangi bir konuda “direnme” veya “diretme” diyebiliriz. İnatlaşmayı, bir konu hakkında tarafların restleşmesi veya dediklerinde diretmeleri olarak da ifade edebiliriz.
İnat; kibir, riyakarlık ve yalan gibi toplum tarafından hoş karşılanmayan davranış ve alışkanlık türüdür. Olumlu veya olumsuz bir durum karşısında karşındakine ayak diretmek olarak da ifade edebiliriz.

Olumsuzluklar karşısında yılmadan, o işi tekrar tekrar yaparak mücadele etme anlamında kullandığımız “inadı”; bizler insana yarar getirebilen ve sorunsallık arz etmeyen yönünü ifade etmek için de kullanırız.
Sorunsallık açısından inat, kaynaşmaya, ilişkilerin rengine, muhabbette devamlılığa, yakınlaşmaya, objektifliğe, sabra, tahammüle, anlayışa, alttan almaya, hoşgörüye, uyuma ve duygusal kazanımlarımıza büyük zarar vermektedir.

İnat’ın sorunsal boyutlarına bakıldığında; zıtlaşmaya, kavgaya, savaşmaya, kutuplaşmaya, uzaklaşmaya, fanatikleşmeye, yanlış yapma olasılığını arttırmaya ve karşının olumsuzluk duygusunu kabartmaya varan birçok soruna neden olmaktadır.
Kendini baskı altında hisseden bireylerin yanlış yapma olasılıkları daha fazladır. Toplumda kaybedeceği çok şey olan insanların inatla(ısrarla) kazanma eylemi içerisinde olmasının nedeni ise işe yüklediği anlamdan gelir. Bir işe ne kadar anlam yüklerseniz, o işin sorumluluğunu o kadar arttırırsınız. Sorumluluk bilinci içinde olan bizler, işlerin doğru gitmemesi durumlarında kaybetme duygusunu da tatmama adına defalarca tekrarlar yaparız. Bazen bu tekrarlar bizlere başarı getirir bazen de bizlere hüzün getirir.

Yanlışta inatlaşmak(diretme) bize fayda sağlamaz. Yalan söylediğimiz ortaya çıkınca doğrusunu kabul ederek yanlışımızı inatla savunmamız bizleri bir yerlere taşımayacaktır. Daha fazla rezil oluruz, küçük düşeriz ve kıymetimiz kalmaz. Hatalarımızı bize zamanında gösteren dostlarımızı dövmemeliyiz. İnatla, hata yapmıyormuşuz gibi davranmaya devam etmemiz bizleri yüceltmeyecektir.
Eğer tekrarlarımız bizleri ileriye, güzele, iyiye ve doğruya götürmüyorsa, bizlerin yönteminde, bakış açısında ve tekniğinde büyük yanlışlıklar vardır demektir.
Bazen olayları dışarıdan görebilmemiz yani olaylara farklı gözlerden bakabilmemiz bizlere gerçeği daha net ve parlak görebilmemize olanak sağlayacaktır.

Hata yapmak ne kadar insani bir davranış ise hatalarımızı kabullenmek de bir o kadar insani ve faziletli davranıştır. Bizler, yetkin olamayabiliriz, etkin olamayabiliriz ve sorunumuzu çözemiyor olabiliriz. Kuru davadan yani inattan vazgeçerek işin ehline danışmamız, onlardan yardım istememiz bizleri daha yararlı, faydalı ve huzurlu hissettirecek davranış olacaktır.
Tüm olumsuzluklara rağmen inatla onurlu yaşamaya çalışan yürekli insanlara selam olsun.


























