<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Keşfediyoruz.Com Bilim &#8211; Teknoloji &#8211; Tarih &#8211; Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</title>
	<atom:link href="https://www.kesfediyoruz.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kesfediyoruz.com/</link>
	<description>Haberiniz değil, Bilginiz Olsun!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Mar 2026 13:24:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/favicon.png</url>
	<title>Keşfediyoruz.Com Bilim &#8211; Teknoloji &#8211; Tarih &#8211; Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</title>
	<link>https://www.kesfediyoruz.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÖLEN BİZ, SEVİNEN SİYONİZM VE EMPERYALİZM</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/olen-biz-sevinen-siyonizm-ve-emperyalizm/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/olen-biz-sevinen-siyonizm-ve-emperyalizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 13:24:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60118</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih, güç arayışının ve hâkimiyet tutkusunun sahnesidir. Dün imparatorluklar vardı, bugün küresel güç merkezleri… İsimler değişti ama yöntemler çoğu zaman değişmedi. Emperyalizm, tarih boyunca güçlü olanın zayıf olan üzerinde siyasi, askeri ve ekonomik tahakküm kurma pratiği olarak karşımıza çıktı. Antik çağlardan sömürgecilik dönemine, sanayi devriminden modern jeopolitik hesaplara kadar uzanan bir çizgide; merkez ülkeler çevre [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olen-biz-sevinen-siyonizm-ve-emperyalizm/">ÖLEN BİZ, SEVİNEN SİYONİZM VE EMPERYALİZM</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih, güç arayışının ve hâkimiyet tutkusunun sahnesidir. Dün imparatorluklar vardı, bugün küresel güç merkezleri… İsimler değişti ama yöntemler çoğu zaman değişmedi.</p>
<p>Emperyalizm, tarih boyunca güçlü olanın zayıf olan üzerinde siyasi, askeri ve ekonomik tahakküm kurma pratiği olarak karşımıza çıktı. Antik çağlardan sömürgecilik dönemine, sanayi devriminden modern jeopolitik hesaplara kadar uzanan bir çizgide; merkez ülkeler çevre coğrafyaları hammadde, pazar ve stratejik üs olarak gördü. Bu denklemde Ortadoğu, her zaman özel bir yer tuttu.</p>
<p>19. Yüzyıla gelindiğinde Avrupa merkezli milliyetçilik akımları yükselirken, Yahudi halkının tarihsel travmaları da yeniden gündeme taşındı. Antik çağda Babil sürgünüyle başlayan dağılma, Roma İmparatorluğu dönemindeki yıkım ve diaspora ile derinleşti. 1492’de İspanya’dan sürgün edilen Yahudiler, Avrupa’nın farklı bölgelerine dağıldı. 20. yüzyılda ise Almanya’da Nazi rejiminin uyguladığı soykırım, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri oldu.</p>
<p>Bu tarihsel travmaların ardından ortaya çıkan siyasi akımlardan biri Siyonizm oldu. Başlangıçta bir ulusal yurt arayışı olarak şekillenen bu ideoloji, 20. yüzyılın güç dengeleri içinde uluslararası siyasetin bir parçasına dönüştü. Ancak burada belirleyici olan yalnızca bir ideoloji değil; büyük güçlerin bölgesel çıkar hesaplarıydı.</p>
<p>II. Dünya Savaşı sonrasında şekillenen yeni dünya düzeninde, Ortadoğu enerji kaynakları ve stratejik konumu nedeniyle küresel rekabetin merkezine oturdu. Soğuk Savaş boyunca bölge, vekâlet savaşlarının sahası haline geldi. Emperyal güçler, kendi çıkarları doğrultusunda hükümetleri, darbeleri, askeri ittifakları ve medya ağlarını destekledi ya da yönlendirdi.</p>
<p>21. Yüzyıla gelindiğinde “Büyük Ortadoğu Projesi” olarak anılan stratejik yaklaşımlar tartışılmaya başlandı. Demokrasi söylemiyle sunulan müdahaleler, birçok ülkede devlet yapılarını zayıflattı; mezhepsel ve etnik fay hatları derinleşti. Silahlanan gruplar, radikalleşen yapılar ve parçalanan toplumlar ortaya çıktı.</p>
<p>Sonuçta acı tablo şu oldu:<br />
Ölen Müslüman, öldüren Müslüman.<br />
Yiten ümmet bilinci, artan ayrışma.</p>
<p>Emperyalizmin klasik yöntemi hep aynıydı: Böl, zayıflat, yönet. Mezhepsel gerilimler, ideolojik kamplaşmalar ve kimlik çatışmaları bu yöntemin en etkili araçları oldu. Küresel silah endüstrisi büyüdü, enerji hatları yeniden çizildi, sınırlar fiilen değişti. Fakat kaybeden yine bölge halkları oldu.</p>
<p>Burada sorulması gereken soru şudur:<br />
Gerçek güç kimde? Silahı veren mi, tetiği çeken mi?<br />
Tarih gösteriyor ki dış müdahaleler kadar iç kırılganlıklar da belirleyici. Emperyal hesaplar, içerideki zaaflardan beslenir. Bir toplum kendi içinde adalet, liyakat ve birlik inşa edemezse; dış müdahaleye açık hale gelir.</p>
<p>Bugün yaşanan trajediler yalnızca bir ideolojinin ya da bir dış gücün eseri değil; küresel güç mücadelesinin, yerel hataların ve derin tarihsel yaraların kesişimidir. Ancak değişmeyen gerçek şudur: Savaşın kazananı yoktur. Kazanan gibi görünenler bile, insanlık vicdanında kaybeder.</p>
<p>Ve geriye şu sarsıcı cümle kalır:<br />
Ölen biz oluruz.<br />
Sevinen ise güç siyasetidir.</p>
<p>Tarihçi-Yazar<br />
Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olen-biz-sevinen-siyonizm-ve-emperyalizm/">ÖLEN BİZ, SEVİNEN SİYONİZM VE EMPERYALİZM</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/olen-biz-sevinen-siyonizm-ve-emperyalizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GELDİĞİ YER, GİTTİĞİ YOL VE İNSAN</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/geldigi-yer-gittigi-yol-ve-insan/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/geldigi-yer-gittigi-yol-ve-insan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 10:59:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[GELDİĞİ YER]]></category>
		<category><![CDATA[GİTTİĞİ YOL VE İNSAN]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60114</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geldiği yeri bilmeyen, gittiği yere de mânâ katamaz. Çünkü insan sadece yürüyen bir varlık değildir; aynı zamanda yürüdüğüne anlam yükleyen bir bilinçtir. Yön bilmek, harita taşımak ya da bir hedefe sahip olmak, yolculuğun kendisi değildir. Asıl yolculuk, insanın kendi varlığını tanıma sürecidir. Ve bu süreç, başkasının izlerini takip etmekle değil, kendi izini fark etmekle başlar. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/geldigi-yer-gittigi-yol-ve-insan/">GELDİĞİ YER, GİTTİĞİ YOL VE İNSAN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geldiği yeri bilmeyen, gittiği yere de mânâ katamaz. Çünkü insan sadece yürüyen bir varlık değildir; aynı zamanda yürüdüğüne anlam yükleyen bir bilinçtir. Yön bilmek, harita taşımak ya da bir hedefe sahip olmak, yolculuğun kendisi değildir. Asıl yolculuk, insanın kendi varlığını tanıma sürecidir. Ve bu süreç, başkasının izlerini takip etmekle değil, kendi izini fark etmekle başlar.</p>
<p>İnsan hayata boşlukla doğar. Dili hazır bulur, değerleri miras alır, inancı ödünç kuşanır. İlk adımlar kaçınılmaz olarak taklittir. Çünkü insan, kendini kurmadan önce dünyayı kopyalar. Konuşmayı başkalarından öğrenir, düşünmeyi başkalarının kavramlarıyla dener, anlamı başkalarının cümlelerinden devşirir. Bu yüzden taklit bir kusur değil, varoluşun ilk evresidir. Ancak sorun taklit etmekte değil, taklitte kalmaktadır.</p>
<p>Taklitte kalan insan, kendi hayatının öznesi değil, başkasının hikâyesinin figüranı olur. Kendi dilini kuramaz, kendi acısını bile başkasının sözcükleriyle yaşar. Hayat kozmolojisini inşa edememiş bir zihin, her rüzgârı yön sanır, her sesi hakikat zanneder. Çünkü merkezini kuramayan insan, en güçlü çekime kapılır. Kendi iç iklimi olmayan, başkalarının fırtınasında savrulur.q</p>
<p>Tahkik işte tam bu noktada başlar. Tahkik, insanın ilk defa kendine dürüst bir soru sormasıdır: “Ben kimim ve inandıklarım gerçekten bana mı ait?” Bu soru kolay bir soru değildir. Çünkü tahkik, insanın sadece dış dünyayla değil, kendi benliğiyle de yüzleşmesini ister. İnsan burada şunu fark eder: Kendisinin sandığı şeylerin büyük bir kısmı, aslında kendisine öğretilmiş şeylerdir. İnançları, değerleri, hatta korkuları bile çoğu zaman mirastır.</p>
<p>Bu fark ediş sancılıdır. Çünkü tahkik, konforu bozar. İnsan eskisi gibi düşünemez, eskisi gibi inanamaz, eskisi gibi ait hissedemez. Yalnızlaşır. Kalabalıklar azalır, kesinlikler çözülür, hazır cevaplar anlamını yitirir. Ama tam da bu noktada benlik oluşmaya başlar. Benlik, egonun şişmesi değil; bilincin derinleşmesidir. İnsan ilk kez kendine ait bir iç ses duyar.</p>
<p>Yol da burada görünür. Yol, gidilen yer değildir; insanın taklidi bıraktığı andır. Başkalarının izinden yürümeyi bıraktığında, insan ilk defa kendi ayak sesini duyar. O ses bazen korkutucudur, bazen belirsizdir, bazen de yalnızdır. Ama gerçektir. Çünkü artık insan bir fikri değil, bir hayatı taşımaktadır.</p>
<p>Tam olmak bu yüzden bir iddia değil, bir sonuçtur. “Ben oldum” diyen, çoğu zaman henüz olmamıştır. Tam olmak, tamamlanmanın doğal meyvesidir. Tamamlanmak ise biten bir süreç değil, sürekli devam eden bir oluş hâlidir. İnsan kendini her defasında yeniden kurar; her sorguda biraz daha eksilir, her fark edişte biraz daha derinleşir.</p>
<p>Ve belki de insanın asıl sorumluluğu şudur: Kendi hayatının kozmolojisini kurmak. Geldiği yeri tanımak, taşıdığı mirası sorgulamak, taklidi aşmak ve tahkike cesaret etmek. Çünkü ancak o zaman insan, gittiği yere sadece varlığını değil, mânâsını da götürebilir. Aksi hâlde insan yürür, ama yol olmaz; yaşar, ama hayat kurmaz.</p>
<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/geldigi-yer-gittigi-yol-ve-insan/">GELDİĞİ YER, GİTTİĞİ YOL VE İNSAN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/geldigi-yer-gittigi-yol-ve-insan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZENGİNLİK</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/zenginlik/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/zenginlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 16:48:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akşamüstüydü. Şehrin en kalabalık caddesinin kenarında, eski bir çay ocağının önünde iki gariban oturuyordu. Biri, vitrinlere baka baka iç geçirdi. Camların ardında parlayan elbiseler, ışıl ışıl telefonlar, elinde torbalarla geçen insanlar… Hepsi başka bir âlemin insanları gibiydi. Bir süre sessiz kaldı, sonra dayanamayıp konuştu: “Geçenlerde hali vakti yerinde birini gördüm. Ne istediyse aldı, hiç düşünmeden… [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zenginlik/">ZENGİNLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akşamüstüydü. Şehrin en kalabalık caddesinin kenarında, eski bir çay ocağının önünde iki gariban oturuyordu. Biri, vitrinlere baka baka iç geçirdi. Camların ardında parlayan elbiseler, ışıl ışıl telefonlar, elinde torbalarla geçen insanlar… Hepsi başka bir âlemin insanları gibiydi.</p>
<p>Bir süre sessiz kaldı, sonra dayanamayıp konuştu:<br />
“Geçenlerde hali vakti yerinde birini gördüm. Ne istediyse aldı, hiç düşünmeden… Sanki dünya onun için kurulmuş gibiydi. Ne kadar zengin insan, dedim. Varlıklı olmanın hali de başka oluyor doğrusu.”</p>
<p>Diğeri çayından bir yudum aldı. Gözlerini kalabalıktan çekip, karşı duvara asılı solmuş bir takvime dikti. Yüzünde ne haset vardı ne de hayıflanma; sadece derin bir dinginlik. Hafifçe gülümsedi:<br />
“Belki de biz başka bir yerden bakıyoruz,” dedi. “Onun serveti cebinde, bizimki içimizde.”</p>
<p>Arkadaşı şaşkınlıkla döndü:<br />
“Nasıl yani? Bizim neyimiz var ki?”</p>
<p>“Bizim umutlarımız var,” dedi diğeri. “Düşlerimizde büyüttüğümüz evlatlarımız… Henüz doğmamış ama bizi hayatta tutan yarınlarımız. Sabah kalkmamıza sebep olan, bugün katlanmamızı sağlayan şeyler. Para bitince insan durur; umut bitince insan çöker.”</p>
<p>Bir an sustu, sanki kendi sözlerini tartıyordu. Sonra yavaşça ekledi:<br />
“İnsan, sahip olduklarının çokluğuyla değil, kalbinde taşıdıklarının ağırlığıyla ölçülür. Umudu kadar varlıklıdır insan. Yüreğindeki kibir azlığı kadar da zengindir. Kibri olanın kasası dolu olabilir ama gönlü dardır. Gönlü geniş olanın ise cebine bakılmaz; çünkü onun serveti eksilmez.”</p>
<p>Kalabalık akıp gidiyordu. Işıklar yanıyor, vitrinler daha da parlıyordu. Ama iki garibanın oturduğu çay ocağında başka bir aydınlık vardı; parayla alınmayan, kaybolmayan bir aydınlık… İçten, sessiz ve derin.</p>
<p>O an, zengin olanın kim olduğu belli değildi.<br />
Ama yoksul olanın kim olmadığı çok açıktı&#8230;</p>
<p>Bir Lâmekani Eseridir.</p>
<p>Tarihçi-Yazar<br />
Veysel Şahin (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zenginlik/">ZENGİNLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/zenginlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gönül Coğrafyası Menkıbesi: Anadolu Destanı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gonul-cografyasi-anadolu-destani/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gonul-cografyasi-anadolu-destani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 16:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zamanın kilidi yoktu bu diyarda, Mekân, gönlün gölgesine sığınmıştı. Taş susar, toprak dinler, Irmaklar zikirle akardı. Anadolu’nun bağrında doğduk biz; Bir yanımız Ermeni’nin sabrı, Bir yanımız Süryani’nin duasıydı. Bir adımız Türk, Bir adımız insan. Adlar çoktu, yüz birdi. Sevgi idi mayamız, Kılıç değil söz keskin sayılırdı. Lokma bölünür, yol paylaşılırdı. Kimse aynaya taş atmazdı, Bilen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gonul-cografyasi-anadolu-destani/">Gönül Coğrafyası Menkıbesi: Anadolu Destanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanın kilidi yoktu bu diyarda,<br />
Mekân, gönlün gölgesine sığınmıştı.<br />
Taş susar, toprak dinler,<br />
Irmaklar zikirle akardı.<br />
Anadolu’nun bağrında doğduk biz;<br />
Bir yanımız Ermeni’nin sabrı,<br />
Bir yanımız Süryani’nin duasıydı.<br />
Bir adımız Türk,<br />
Bir adımız insan.<br />
Adlar çoktu, yüz birdi.<br />
Sevgi idi mayamız,<br />
Kılıç değil söz keskin sayılırdı.<br />
Lokma bölünür, yol paylaşılırdı.<br />
Kimse aynaya taş atmazdı,<br />
Bilen bilirdi:<br />
Taş, döner yine sahibini bulur.<br />
Bu toprakta dervişler<br />
Çıplak ayak yürürdü hakikate.<br />
Ayak toprağa değse de<br />
Baş kibire değmezdi.<br />
Gönül kırmaktan sakınır,<br />
Kâbe’yi incitmekten korkar gibi korkarlardı.<br />
Bir meydan vardı;<br />
Doğuya da bakmazdı batıya da.<br />
Adı “Birlik”ti.<br />
Orada dil susar,<br />
Can konuşurdu.<br />
Alevi’si, Sünni’si,<br />
Hristiyan’ı, Yahudi’si<br />
Aynı ateşte ısınırdı.<br />
Ateş yakmazdı,<br />
Çünkü adı aşktı.<br />
Minyatür inceliğinde bir âlemdi bu:<br />
Renkler bağırmaz,<br />
Altın göz kamaştırmazdı.<br />
Her figür yerini bilirdi.<br />
Bir köşede ney üfleyen er,<br />
Bir köşede dua eden rahip,<br />
Ortada semaha durmuş canlar…<br />
Hepsi aynı dairenin içindeydi.<br />
Ve Lâmekân’dan bir ses geldi:<br />
“Bu destan ne geçmiştedir<br />
Ne gelecekte.<br />
Bu destan her an yazılır.<br />
Kalemi sizsiniz,<br />
Mürekkebi hâliniz.”<br />
Anadolu dediğin<br />
Bir harita değildir;<br />
Bir ahlâktır.<br />
Taş yıkılır, yeniden dizilir.<br />
Ama gönül yıkılırsa<br />
Ne destan kalır<br />
Ne de minyatür.</p>
<p>Bir Lâmekani Eseridir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gonul-cografyasi-anadolu-destani/">Gönül Coğrafyası Menkıbesi: Anadolu Destanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gonul-cografyasi-anadolu-destani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalanın Meşrulaştırıldığı Çağda Hakikati Savunmak</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yalanin-mesrulastirildigi-cagda-hakikati-savunmak/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yalanin-mesrulastirildigi-cagda-hakikati-savunmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 08:21:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60093</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;Yalanlar yalanlar beyazından kuyruklusuna. Her türlü kaçışın ve ihanetin sisli avlusuna. İltica edenler var hakikatin ışığından korkan. Haseti huy edinenler var, yalanı marifet sanan.&#8217; Yaşadığımız çağ, yalanın gizlendiği değil; açıkça meşrulaştırıldığı bir çağdır. Artık yalan utanılacak bir kusur değil, “duruma göre” kullanılan bir araç, hatta beceri olarak sunulmaktadır. Beyaz yalan gibi masumlaştırıcı tanımlar, hakikatin içini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalanin-mesrulastirildigi-cagda-hakikati-savunmak/">Yalanın Meşrulaştırıldığı Çağda Hakikati Savunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Yalanlar  yalanlar beyazından kuyruklusuna.<br />
Her türlü kaçışın ve ihanetin sisli avlusuna.<br />
İltica edenler var hakikatin ışığından korkan.<br />
Haseti huy edinenler var, yalanı marifet sanan.&#8217;</p>
<p>Yaşadığımız çağ, yalanın gizlendiği değil; açıkça meşrulaştırıldığı bir çağdır. Artık yalan utanılacak bir kusur değil, “duruma göre” kullanılan bir araç, hatta beceri olarak sunulmaktadır. Beyaz yalan gibi masumlaştırıcı tanımlar, hakikatin içini boşaltmanın ilk adımıdır. Oysa yalan, rengi ne olursa olsun, hakikatten bilinçli bir kaçıştır. Bu kaçış tesadüfî değildir. </p>
<p>Hakikat sorumluluk ister; yüzleşme, bedel ödeme ve ahlaki duruş gerektirir. Bu yüzden birçok insan hakikatin ışığını değil, yalanın gölgesini tercih eder. Kaçış, zamanla alışkanlığa; alışkanlık ise karaktere dönüşür. Böylece ihanet, bireysel bir sapma olmaktan çıkar, toplumsal bir norm hâline gelir.</p>
<p>Yalanın bu kadar rahat dolaşıma girebilmesinin temelinde haset vardır. Haset, insanı hakikati inkâra sürükleyen en güçlü iç güdülerden biridir. Kendi eksikliğini görmek yerine başkasının doğruluğunu kirletmeyi seçen zihin, yalanı bir savunma mekanizması olarak üretir. Bu noktada yalan artık bir korunma refleksi değil, bilinçli bir saldırı aracıdır.</p>
<p>Daha tehlikelisi, bu saldırının dil üzerinden yapılmasıdır. Dil, hakikati taşımak için vardır; ancak eğilip büküldüğünde gerçeği değil, çıkarı temsil eder. Yalanı ustalık sayan bir dil, adaleti de eğip büker. Böylece sözcükler anlamını, kavramlar yönünü kaybeder. Doğru “yük”, eğrilik ise “akıl” olarak sunulur.</p>
<p>Bu düzen içinde maske takan yüzlerden değil, yüzü maske hâline gelmiş insanlardan söz ediyoruz. Çünkü sorun artık bireysel sahtekârlık değil; sahteciliğin kimliğe dönüşmesidir. Suskunluk bile samimi değildir; çoğu zaman suç ortaklığının sessiz biçimidir. Tarafsızlık iddiası ise yalanın en güvenli sığınağıdır.</p>
<p>Hakikat bu nedenle yalnızdır ama güçsüz değildir. Yalan uzun süre hüküm sürüyormuş gibi görünse de kalıcı olamaz. Çünkü yalan, sürekli yeni yalanlar üretmek zorundadır; hakikat ise kendisi olarak kalır. Zaman, her zaman hakikatin lehine işler.</p>
<p>Bu nedenle mesele ahlaki bir tercihten öte, bir duruş meselesidir. Yalana alışmamak, ona sessiz kalmamak ve onu meşrulaştıran dili reddetmek bir zorunluluktur. Hakikatin bedeli ağır olabilir; ancak yalanın bedeli her zaman daha yıkıcıdır.<br />
Bugün savunulması gereken şey, yalnızca doğru söz değil; doğruya sadakattir. Çünkü hakikat savunulmadığında kaybolmaz ama toplum onu taşıma yeteneğini yitirir. Asıl felaket de tam olarak budur.</p>
<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalanin-mesrulastirildigi-cagda-hakikati-savunmak/">Yalanın Meşrulaştırıldığı Çağda Hakikati Savunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yalanin-mesrulastirildigi-cagda-hakikati-savunmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kıyılan Biz ve Kıyan Biziz” Şiiri Bağlamında Tasavvufî Bir Okuma</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kiyilan-biz-ve-kiyan-biziz-siiri-baglaminda-tasavvufi-bir-okuma/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kiyilan-biz-ve-kiyan-biziz-siiri-baglaminda-tasavvufi-bir-okuma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 18:04:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Tasavvuf, insanın hakikatle yüzleşmesini; başkasını suçlamadan önce kendi nefsini sorgulamasını esas alan bir irfan yoludur. Veysel Şahin’in (Lâmekani) “Kıyılan Biz ve Kıyan Biziz” adlı şiiri, bu geleneğin özlü ve sarsıcı bir ifadesi olarak karşımıza çıkar. Şiir, zulmü dışsal aktörlerde değil; insanın kendi nefsinde, ahlâkî zaaflarında ve tarih boyunca tekrar eden iktidar tutkularında arar. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kiyilan-biz-ve-kiyan-biziz-siiri-baglaminda-tasavvufi-bir-okuma/">“Kıyılan Biz ve Kıyan Biziz” Şiiri Bağlamında Tasavvufî Bir Okuma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Giriş<br />
Tasavvuf, insanın hakikatle yüzleşmesini; başkasını suçlamadan önce kendi nefsini sorgulamasını esas alan bir irfan yoludur. Veysel Şahin’in (Lâmekani) “Kıyılan Biz ve Kıyan Biziz” adlı şiiri, bu geleneğin özlü ve sarsıcı bir ifadesi olarak karşımıza çıkar. Şiir, zulmü dışsal aktörlerde değil; insanın kendi nefsinde, ahlâkî zaaflarında ve tarih boyunca tekrar eden iktidar tutkularında arar. Bu yönüyle metin, hem bireysel hem de kolektif bir muhasebeye çağrıdır.<br />
1. Hakikat, Kitap ve Amel Arasındaki Kopuş<br />
Hakk birdir kitap hak.<br />
Vicdansız amele bak.<br />
Tasavvuf geleneğinde Hak tektir ve hakikatin ölçüsü ilahî kelâmdır. Ancak şiir, kitabın hak olmasına rağmen amelin vicdansızlaşabildiğini vurgular. Bu, sûfîlerin sıkça dile getirdiği “ilim–amel ayrılığı” problemine işaret eder. Bilginin kalbe inmemesi, ahlâka dönüşmemesi, dini şekle indirger. Böylece hakikat elde değil, dilde kalır.<br />
2. Nefs-i Emmâre ve Fail Olarak İnsan<br />
Nefs-i emmâreye uyarak.<br />
Kıyılan biz, kıyan biziz.<br />
Kur’ân’da nefs-i emmâre, insanı kötülüğe sevk eden içsel eğilim olarak tanımlanır (Yûsuf, 53). Şiirin merkez cümlesi olan “Kıyılan biz, kıyan biziz” ifadesi, tasavvufun en temel öğretisini yansıtır: Zulüm, önce insanın kendi içinde başlar. Sûfî bakışta düşman dışarıda değil, dizginlenmemiş nefistedir. İnsan, hem mazlum hem zalim olabilecek potansiyele sahiptir.<br />
3. İnsanlık Tarihinin İlk Cinayeti: Habil ve Kabil<br />
Habil&#8217;in canını kim aldı!<br />
Bu soru, cevabı bilinen fakat her çağda yeniden sorulması gereken bir sorudur. Tasavvufî yorumda Habil, saf niyeti ve teslimiyeti; Kabil ise kıskançlığı ve benliği temsil eder. Şiir, bu olayın tarihsel değil, süreklilik arz eden ontolojik bir hakikat olduğunu ima eder: Kabil ölmemiştir; her çağda başka suretlerde yaşamaktadır.<br />
4. İktidar, Dünya ve Ehl-i Beyt Kırılması<br />
İlk dördün üçüne kıyıldı.<br />
Dünya için iman satıldı.<br />
Ehl-i Beyt siyaseten kırıldı.<br />
Bu dizeler, İslam tarihindeki kırılma anlarına tasavvufî bir ağıt niteliğindedir. Dünya sevgisi (hubbu’d-dünya), sûfîlerce “bütün hataların başı” olarak tanımlanır. Şiir, iman ile iktidar arasındaki gerilimi; hakikatin, siyasî hesaplara kurban edilmesini eleştirir. Ehl-i Beyt’e yapılan zulüm, sadece tarihsel bir trajedi değil, adaletin iktidara yenilmesinin sembolüdür.<br />
5. Kerbelâ ve Zamanlar Üstü Yezid Tipolojisi<br />
Kerbela&#8217;nın nicesi anda.<br />
Asrın Yezidleri iktidarda.<br />
Tasavvufî düşüncede Kerbelâ, belirli bir mekân ve zamanla sınırlı değildir. Kerbelâ, hak ile zulmün her karşılaşmasında yeniden yaşanır. “Asrın Yezidleri” ifadesi, zulmün şahıslarla değil zihniyetle ilgili olduğunu vurgular. Yezid, tarihsel bir figürden ziyade; vicdanı susturan iktidar arzusunun adıdır.<br />
6. Lâmekânî Söylem ve İçsel Hesaplaşma<br />
Lâmekani&#8217;nin nutkunda.<br />
Kıyılan biz, kıyan biziz.<br />
“Lâmekân”, tasavvufta zaman ve mekân kayıtlarından azade olma hâlidir. Şairin mahlasıyla kurduğu bu bağ, sözün belirli bir ideolojiye değil, evrensel bir irfan çizgisine ait olduğunu gösterir. Nutuk, vaaz değil; nefse yöneltilmiş bir itiraftır. Suçlama yoktur, yüzleşme vardır.<br />
Sonuç<br />
Kıyılan Biz ve Kıyan Biziz, tasavvufun özlü bir muhasebe metni olarak okunabilir. Şiir, insanı tarih, siyaset ve din üzerinden aklamaz; aksine sorumluluğu merkeze alır. Hakikat, başkasını yargılamakla değil, nefsini bilmekle başlar. Bu bağlamda şiir, okuru pasif bir yas tutucu değil; aktif bir ahlâk öznesi olmaya davet eder.<br />
Tasavvufun diliyle söylemek gerekirse:<br />
Zulüm aynası tutulduğunda görünen yüz, çoğu zaman kendi yüzümüzdür.</p>
<p>KIYILAN BİZ VE KIYAN BİZİZ </p>
<p>Hakk birdir kitap hak.<br />
Vicdansız amele bak.<br />
Nefs-i emmareye uyarak.<br />
Kıyılan biz, kıyan biziz. </p>
<p>Alemin eşref-i mahlukatı.<br />
Ademin nesline nasihatı.<br />
Habil&#8217;in canını kim aldı!<br />
Kıyılan biz, kıyan biziz. </p>
<p>İlk dördün üçüne kıyıldı.<br />
Dünya için iman satıldı.<br />
Ehl-i Beyt siyaseten kırıldı.<br />
Kıyılan biz, kıyan biziz. </p>
<p>Kerbela&#8217;nın nicesi anda.<br />
Asrın Yezidleri iktidarda.<br />
Lâmekani&#8217;nin nutkunda.<br />
Kıyılan biz, kıyan biziz. </p>
<p>Şiir: Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kiyilan-biz-ve-kiyan-biziz-siiri-baglaminda-tasavvufi-bir-okuma/">“Kıyılan Biz ve Kıyan Biziz” Şiiri Bağlamında Tasavvufî Bir Okuma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kiyilan-biz-ve-kiyan-biziz-siiri-baglaminda-tasavvufi-bir-okuma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TURNALAR</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/turnalar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/turnalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 09:43:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60083</guid>

					<description><![CDATA[<p>TURNALAR Irmak oldum denize sevdalı. Uçar turna uçan gökte havalı. Coşkundur yürek aşkı tadalı. Akar oldum, uçar oldum turnalar. Bahar oldum ömre boyalı. Uçar turnam uçar avazlı. Seyyaredir gönül heycanlı. Açar oldum, uçar oldum turnalar. Bu şiir, Alevî–Bektaşî irfanı ve tasavvufî sembolizm içinde okunduğunda derin bir yolculuk ve dönüşüm anlatısı sunuyor. Turna, burada sadece bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/turnalar/">TURNALAR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TURNALAR<br />
Irmak oldum denize sevdalı.<br />
Uçar turna uçan gökte havalı.<br />
Coşkundur yürek aşkı tadalı.<br />
Akar oldum, uçar oldum turnalar.</p>
<p>Bahar oldum ömre boyalı.<br />
Uçar turnam uçar avazlı.<br />
Seyyaredir gönül heycanlı.<br />
Açar oldum, uçar oldum turnalar.</p>
<p>Bu şiir, Alevî–Bektaşî irfanı ve tasavvufî sembolizm içinde okunduğunda derin bir yolculuk ve dönüşüm anlatısı sunuyor. Turna, burada sadece bir kuş değil; canın, yolun ve hakikate akışın simgesi.</p>
<p>Genel Yorum<br />
Turnalar, şiirde “ben”in hâline bürünür. Şair kendini bazen ırmak, bazen bahar, bazen uçan turna olarak anlatır. Bu, sabit bir benliğin değil; sürekli dönüşen, akışta olan bir canın ifadesidir.</p>
<p>Birinci Kıta&#8217;da:<br />
“Irmak oldum denize sevdalı”<br />
Can, Hak’ka yönelmiştir. Irmak, yol ehlidir; deniz ise Vahdet/Mutlak Hakikat. Ayrı görünse de kavuşma kaçınılmazdır.</p>
<p>“Uçar turna uçan gökte havalı”<br />
Turna, semah dönen can gibi gökle irtibatlıdır. “Havalı” sözü kibir değil, coşku ve vecd hâlidir.</p>
<p>“Coşkundur yürek aşkı tadalı”<br />
Aşk bir kez tadıldı mı, yürek artık durmaz. Bu, tasavvufta mârifet sonrası hâldir.</p>
<p>“Akar oldum, uçar oldum turnalar”<br />
Can hem akar (ırmak) hem uçar (turna). Yani yer ile gök, beden ile ruh birleşmiştir.</p>
<p>İkinci Kıta&#8217;da:<br />
“Bahar oldum ömre boyalı”<br />
Bahar, diriliştir. Can artık çevresine renk ve umut verir; içsel uyanış gerçekleşmiştir.</p>
<p>“Uçar turnam uçar avazlı”<br />
Turnanın sesi, nefestir. Hakikatin suskun değil, ilan edilen hâlidir.</p>
<p>“Seyyaredir gönül heyecanlı”<br />
Gönül sabit değildir; seyr ü sülûk hâlindedir. Yol bitmez, heyecan da bitmez.</p>
<p>“Açar oldum, uçar oldum turnalar”<br />
Açmak: gönlün açılması<br />
Uçmak: benlikten kurtuluş<br />
Bu, fenâdan bekâya geçişin şiirsel anlatımıdır.</p>
<p>Ana Sembol: Turna<br />
Turna: Yolcu candır. Posttan posta konan derviştir. Semah dönen canlardır. Gökle yer arasında elçidir. Bu yüzden şiirde turna ile “ben” tamamen birleşmiştir.</p>
<p>Sonuç:<br />
Bu şiir: Bir aşk menkıbesi, bir canın Hakk’a akışı, bir irfan nefesidir. Sade diliyle derin, yumuşak ama güçlüdür. Turna burada söz değil, hâl olur.</p>
<p>Lâmekani&#8217;den &#8216;Turnalar&#8217; şiiri<br />
Şiir: Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/turnalar/">TURNALAR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/turnalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZAHİDİN DİYALEKTİĞİ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/zahidin-diyalektigi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/zahidin-diyalektigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 20:11:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rivayet olunur ki, eski zamanlarda “Mihman” diye bilinen bir eren var idi. Bu zat, mekân tanımayan gönlü ve hakikate düşkünlüğü ile dilden dile dolaşırdı. İnsanlar ona, akılla vicdanı birleyen, derdi dermanla tartan bir bilge olarak hürmet ederdi. Bir gün bir genç, uzun yollar aşıp bu ereni bulmak için yola düştü. Niyeti, dünyanın karmaşası içinde gönlüne [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zahidin-diyalektigi/">ZAHİDİN DİYALEKTİĞİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rivayet olunur ki, eski zamanlarda “Mihman” diye bilinen bir eren var idi.<br />
Bu zat, mekân tanımayan gönlü ve hakikate düşkünlüğü ile dilden dile dolaşırdı.<br />
İnsanlar ona, akılla vicdanı birleyen, derdi dermanla tartan bir bilge olarak hürmet ederdi.</p>
<p>Bir gün bir genç, uzun yollar aşıp bu ereni bulmak için yola düştü.<br />
Niyeti, dünyanın karmaşası içinde gönlüne bir ışık bulmaktı.<br />
Erenin yanına vardığında onu bir ağacın altında tefekküre dalmış buldu.</p>
<p>Genç edeple eğildi:<br />
“Ey bilge kişi,” dedi, “Bunca sır içinde hakikatin yolu nedir?”</p>
<p>Mihman başını kaldırdı, gülümseyip şöyle buyurdu:</p>
<p>“Evlat, can içinde cümle halk olur.<br />
Âlemde görünen de görünmeyen de aynı nefesin eseridir.<br />
Bil ki dert, dermandan gayrı değildir.<br />
Yürek kabardıkça umut çiçeklenir;<br />
Ve sakın ola zan etmeyesin ki kış, bahardan sonra değildir.<br />
Her şey vakti geldiğinde dönüşür.”</p>
<p>Genç bu sözlerden hayrete düştü.<br />
“Peki üstat,” dedi, “Dünya niçin böyle bir düzendedir?”</p>
<p>Eren, yanındaki kuru dala dokundu:</p>
<p>“Tabiat yerli yerindedir.<br />
Ölüm, doğumdan önce gelmez.<br />
Zamanın geçtiği her yerde eylem vardır;<br />
Ve sebep, sonuçtan ayrı olmayandır.<br />
Her şey birbiriyle bağlıdır, evlat.”</p>
<p>Genç biraz daha yaklaştı:<br />
“Bunca kavga, bunca hırs neden olur o hâlde?”</p>
<p>Mihman şöyle buyurdu:</p>
<p>“Ahlak kula, mümine ise iman yakışır.<br />
Amel, irade olmadan olmaz.<br />
Dünya malı için insanlar birbirine düşer;<br />
Ama mülk, öte âleme taşınmaz.<br />
İnsanın götürdüğü tek şey niyetidir, evladım.”</p>
<p>O sırada uzaktan tartışan insanların sesleri geldi.<br />
Eren, sözü yine hikmete bağladı:</p>
<p>“Türlü fikirler ortalıkta dolaşır.<br />
Fakat fikir, insandan daha evla değildir.<br />
İnsanı yıkan şey fikir değil,<br />
cehalettir; o, ağız tadını bozar.<br />
Ve unutma ki akıl, vicdandan kudretli değildir.<br />
Vicdanı olmayanın aklı da yol göstermez.”</p>
<p>Genç derviş bu sözleri duyunca gözünden yaş süzüldü.<br />
“Efendim,” dedi, “Sözleriniz gönlümün kapılarını açtı.”</p>
<p>Eren, gencin omzuna elini koydu:</p>
<p>“Git evlat, bu nasihati yük bilme.<br />
Bu sözler, hak yolunun azığıdır.<br />
Hakikati arayan, sonunda onu bulur.”</p>
<p>Rivayet olunur ki genç o günden sonra erenin sözlerini dilinden düşürmedi,<br />
Mihman’ın hikmeti ise gönüller içinde bir menkıbe olarak yaşamaya devam etti.</p>
<p>Bir Mihman Menkıbesi<br />
Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zahidin-diyalektigi/">ZAHİDİN DİYALEKTİĞİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/zahidin-diyalektigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GARİP’İN AYNASI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/garipin-aynasi-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/garipin-aynasi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 20:55:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[GARİP'İN AYNASI]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN Lâmekani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=60073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evvel zamanın duman olduğu, göklerin yere eğildiği, rüzgârların insanla konuştuğu çağlarda, Karanlığın Eşiği denen uçsuz bucaksız topraklarda bir genç yaşardı: Garip. Onun gönlü, içi boş bir han, kapıları kırık bir saray gibiydi. Çünkü gönlünde özge bir yar bulamamış, ne sevdanın ateşini tatmıştı ne de bir dostun gölgesinde serinlemişti. Bu yüzden halk derdi ki: “Yar bulamayana [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/garipin-aynasi-2/">GARİP’İN AYNASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evvel zamanın duman olduğu, göklerin yere eğildiği, rüzgârların insanla konuştuğu çağlarda, Karanlığın Eşiği denen uçsuz bucaksız topraklarda bir genç yaşardı: Garip.</p>
<p>Onun gönlü, içi boş bir han, kapıları kırık bir saray gibiydi.<br />
Çünkü gönlünde özge bir yar bulamamış, ne sevdanın ateşini tatmıştı ne de bir dostun gölgesinde serinlemişti. Bu yüzden halk derdi ki:</p>
<p>“Yar bulamayana gönül yurdu sürgündür.”</p>
<p>I. Bölüm – Âlemlerin Yabancısı</p>
<p>Garip, hakikati aramak için diyar diyar dolaştı.<br />
Bilginlerin kubbelerinde konuşulan sözlere kulak verdi, kervanların taşıdığı sırları dinledi, dağların doruğunda yalnızlıkla konuştu. Fakat ne öğrendiği ilim ona hakikati gösterdi, ne de gördüğü âlemler gönlündeki boşluğu doldurdu.</p>
<p>Çünkü hakikati görmeyen göz için bütün âlemler gariptir.</p>
<p>Bir gece, yıldızların rüzgârla savrulduğu bir vakitte, Garip yolunu kaybetti.<br />
Tam umudunu yitirecekti ki ufukta ateş değil, kaderin ışığı belirdi. O ışık, semadan sarkmış bir gümüş ip gibiydi.<br />
Işığa doğru yürüdü ve karşısına kâinatın derinliğini gözlerinde taşıyan Kutsal Mürşid çıktı.</p>
<p>Mürşid’in sesi gök gürültüsü gibi yankılandı:</p>
<p>— “Ey yolcu! Hangi yola ikrar verdin?”</p>
<p>Garip başını önüne eğdi:</p>
<p>— “Hiçbir yola…”</p>
<p>Mürşid cevap verdi:</p>
<p>— “Yola ikrar vermeyenin davası da divanı da gariptir.<br />
İkrar, gönlün zincirini çözer; zinciri çözülmeyen yürümez.”</p>
<p>II. Bölüm – Kördünya Aynası</p>
<p>Mürşid koynundan kadim bir ayna çıkardı.<br />
Ayna sıradan değildi; zamanın ilk ışığından dövülmüş, hakikatin nefesiyle parlatılmıştı. Onun adı Kördünya Aynası idi.</p>
<p>Mürşid aynayı Garip’e uzattı:</p>
<p>— “Kör olana ayna tutmak boş sevdadır.<br />
Ama sen kör müsün, yoksa görmekten mi kaçarsın?”</p>
<p>Garip aynaya baktı…<br />
Önce karanlık gördü, sonra karanlığın içinde kendini — ama bildiği kendini değil. İçinde sakladığı kırgın çocuk, söyleyemediği sözler, yitirdiği sevda, yüzleşmekten kaçtığı gerçekler birer birer göründü.</p>
<p>Ayna, insanın içinden bir ordu gibi geçiyordu; her sır bir asker, her acı bir mızrak, her pişmanlık bir zincirdi.</p>
<p>Garip diz çöktü. Göğsünden burçlar yıkılır gibi bir hıçkırık yükseldi.</p>
<p>III. Bölüm – Gönlün Uyanışı</p>
<p>Mürşid elini Garip’in omzuna koydu:</p>
<p>— “Gönlün şimdi yar aramıyor; kendi yarasını görüyor.<br />
İlim sana hakikati söylemiyordu; çünkü sen dinlemiyordun.<br />
Yola ikrar vermiyordun; bugün kendine söz verdin.<br />
İşte bu yüzden, ey genç… bugün sen artık garip değilsin.”</p>
<p>O anda ayna şiddetle parladı.<br />
Işık, Garip’in gönlündeki bütün gölgeleri eritti.<br />
Gök yarıldı, rüzgâr sustu, dünya bir anlığına nefesini tuttu.</p>
<p>Garip ayağa kalktı.<br />
Artık yalnız bir gezgin değil, gönlünde uyanmış bir yol eri, kendi hakikatinin bilgesiydi.</p>
<p>IV. Bölüm – Gönül Devleti</p>
<p>Derler ki o günden sonra Garip, hangi memlekete gitse insanların kalbine ışık olurmuş.<br />
Çünkü insan kendini bildi mi, âlemi bilirmiş.<br />
Gönlüne yar olan, dünyaya yâr olurmuş.</p>
<p>Ve Kördünya Aynası’nın üzerine şu sözler kazılıymış:</p>
<p>“Hakikati görmek isteyene ayna, istemeyene karanlık yeter.”</p>
<p>Bir Lâmekani Masalı</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/garipin-aynasi-2/">GARİP’İN AYNASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/garipin-aynasi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YALAN SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 11:59:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan Sorunsalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3148</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yalan, bütün kötülüklerin anasıdır.&#8221; (Hz. Muhammed) Yalan tüm öğretilerde, ahlaki değer yargılarında ve dini söylemlerde de reddedilen bir unsurdur. Yalan, ruhun yalnızlık korkularından kaçışıdır. Yalan, gururun arkasına sığınan suç gölgesidir. Yalan sorunsalı ihanetin, kaçışın, nefretin ve kendisini veya herhangi bir şeyi farklı gösterme endişesinin ta kendisidir. İnsanın yalan söylemesi, var olan durumlarından bir kaçış ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali-2/">YALAN SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Yalan, bütün kötülüklerin anasıdır.&#8221; (Hz. Muhammed)</p>



<p>Yalan tüm öğretilerde, ahlaki değer yargılarında ve dini söylemlerde de reddedilen bir unsurdur. Yalan, ruhun yalnızlık korkularından kaçışıdır. Yalan, gururun arkasına sığınan suç gölgesidir. Yalan sorunsalı ihanetin, kaçışın, nefretin ve kendisini veya herhangi bir şeyi farklı gösterme endişesinin ta kendisidir. İnsanın yalan söylemesi, var olan durumlarından bir kaçış ve arınışın en kimliksiz halidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="485" height="480" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-3149" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-2.jpeg 485w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-2-424x420.jpeg 424w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-2-150x148.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-2-300x297.jpeg 300w" sizes="(max-width: 485px) 100vw, 485px" /></figure>



<p>İnsanın her sözünde yalana başvuruyor olması kendi gerçekleriyle yüzleşmekten korkuyor olmasıdır.</p>



<p>Yalan ile ilgili toplumlarda yazılmış ve çizilmiş sayısız özdeyişe, atasözüne ve özlü sözlere rastlamamız pek mümkündür. Musevilik inancının temeli ve en kutsalı olarak da görülen &#8220;On Emir&#8221;de &#8220;yalan söylemeyeceksin&#8221; denilerek yalan söyleme yasaklanmış ve diğer dinlerde de büyük günahlardan sayılmıştır.</p>



<p>İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.), &#8220;Şaka da olsa yalan söylemeyiniz.&#8221; diyerek yalan söylemenin kaçınılması gereken davranış olduğunu bizlere anlatmaktadır.</p>



<p>Yalan söylemek kötü bir alışkan sorunsalıdır. En yalın şekliyle yakışıksız, çirkin ve rezil davranış hallerinin de ana kaynağıdır. Yalan güvensizliğin ve samimiyetsizliğin de birincil kaynağıdır. Bir insan çok kolay yalan söyleyebiliyorsa başka birilerine çok rahat ihanet de edebilir, başkalarının dedikodusunu da çok rahat yapabilir.</p>



<p>Beyazından, kuyruklusuna her türlüsünden uzak durulmalı ve yalana başvurmadan yaşamaya özen göstermeli insan.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="648" height="320" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-3150" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-4.jpeg 648w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-4-600x296.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-4-150x74.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-4-300x148.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2025/02/images-4-324x160.jpeg 324w" sizes="(max-width: 648px) 100vw, 648px" /></figure>



<p>Hayatlarımızda ilkeli duruş ve yaşayışı sergilersek yalanla olan bağlarımızı da koparmış oluruz.</p>



<p>Yalandan dolayı yüreklerin dağlanmadığı, güven bunalımlarının yaşanmadığı, yalandan ötürü yuvaların dağılmadığı, yalanların ağızlarda yuva yapmadığı, dostlukların koparılmadığı doğrunun ve güzelin yaşamımızda ışık olduğu yaşanılası güzelliklere, dürüstlük ve samimiyetle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali-2/">YALAN SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZAMAN SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/zaman-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/zaman-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2024 07:03:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaman veya vakit, ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir kontinyum (Art arda gelen elemanların birbirinden bariz şekilde farklı olmadığı, ancak aşırı uclardaki elemanların birbirinden çok farklı olduğu sıralı dizi). Zaman kavramı, birçok bilime konu olmuş kavramsal gerçekliklerdendir. Zaman, akıp giden, tutulamayan, insanın dışında gerçekleşen doğal süreç olarak da tanımlayabiliriz. Zamanı bilimsel olarak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zaman-sorunsali/">ZAMAN SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Zaman veya vakit, ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir kontinyum (Art arda gelen elemanların birbirinden bariz şekilde farklı olmadığı, ancak aşırı uclardaki elemanların birbirinden çok farklı olduğu sıralı dizi). Zaman kavramı, birçok bilime konu olmuş kavramsal gerçekliklerdendir.</p>



<p>Zaman, akıp giden, tutulamayan, insanın dışında gerçekleşen doğal süreç olarak da tanımlayabiliriz.  Zamanı bilimsel olarak ele almaktan çok insanın zamansal sorununu ele alıp değerlendireceğiz. İnsanoğlu yaşamını sistematize etmek, gün ışığından yeterli derecede yararlanmak ve yaşadığı evreni tanımak amacıyla zaman ölçümleri ve ölçütleri geliştirip takvimler icat etmişlerdir.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="300" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-3142" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/images-2.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/images-2-150x84.jpeg 150w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<p>Sorunsallık açısından zaman, beklenti grupları tarafından bireyden beklenilen uyumun bireyin gösterme derecesindeki yeterlilik seviyesi veya istenilen sürede faaliyetlerin gerçekleştirilememesidir. Zaman tek başına insanoğlu için bir sorun değildir. Zaman ile var edilen yapının dışında kalma durumundan doğan uyumsuzluk sorunu vardır.  </p>



<p>Zaman ekonomisi, geniş zaman, dar zaman, zamanında, herkesin bir zamanın olması, tarih, geçmiş, gelecek, dün, bugün, yarın, an, eş zaman, evvel, ahir, doğum ve ölüm gibi kavramların oluşturulmasında başat olan unsur yine zamandır.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="398" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-3143" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/images-3.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/images-3-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/images-3-300x199.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p>İnsanoğlu, doğumundan ölümüne kadar kendisini tamamlayabilmesi süreciyle birlikte yaşadığı toplumda geçirdiği ilişkiler ve bu ilişkilerin var olma sorunsalı ile kurduğu bağın anlamıdır zaman sorunsalı.   İstenilen, hedeflenen ve beklenileni gerçekleştirmek için geçen süredir insandaki zaman sorunsalı.    </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="251" height="201" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/indir.jpeg" alt="" class="wp-image-3144" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/indir.jpeg 251w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/12/indir-150x120.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 251px) 100vw, 251px" /></figure>



<p>William Shakespeare&#8217;in dediği gibi: &#8220;Olmak veya olmamak, işte bütün mesele budur.&#8221; bütün mesele yaşarken zamanın hükmü altında ideal olanı insanca yaşıyabilmektir.  Zamana yenik düşmeden yaşayabilmek, zamana boyun eğmeden zamansız (lamekan) mekanlarda var olabilmektir.   </p>



<p>Zamanın çürütemediği yaşanmışlıklarımızın olduğu, ölüme meydan okuyan kimliklerimizin konuşulduğu, yılmadan ve yıkılmadan zamansız düşüncelerde yeniden var olunduğu, özümüzü, gözümüzü ve gönlümüzü mutlu edebildiğimiz güzelliklere, ruhunuz sonsuzluğunuzda yeniden doğsun.</p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zaman-sorunsali/">ZAMAN SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/zaman-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEDEN CUMHURİYET 29 EKİM&#8217;DE İLAN EDİLDİ?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/neden-cumhuriyet-29-ekimde-ilan-edildi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/neden-cumhuriyet-29-ekimde-ilan-edildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Oct 2024 08:24:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün günlerden malum 30 Ekim, yani Mondros Ateşkes&#8217;in imzalandığı günün yıldönümü&#8230; Mondros, Türk vatanının düşman tarafından işgaline neden olan, Türk milletinin yaşama hakkını elinden alan ve Avrupalı emperyalist devletlerin Türkiye topraklarındaki emellerini gerçekleştirmek için harekete geçtiği antlaşmanın günüdür. Mondros ile işgallerin yaşandığı günlerde teslimiyetçi tutum sergileyen saltanat ve onun uzantılarının &#8216;Nasihat Heyetleri&#8217; ile işgallere karşı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/neden-cumhuriyet-29-ekimde-ilan-edildi/">NEDEN CUMHURİYET 29 EKİM&#8217;DE İLAN EDİLDİ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün günlerden malum 30 Ekim, yani Mondros Ateşkes&#8217;in imzalandığı günün yıldönümü&#8230; Mondros, Türk vatanının düşman tarafından işgaline neden olan, Türk milletinin yaşama hakkını elinden alan ve Avrupalı emperyalist devletlerin Türkiye topraklarındaki emellerini gerçekleştirmek için harekete geçtiği antlaşmanın günüdür.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="267" height="189" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-3137" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-3.jpeg 267w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-3-150x106.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-3-100x70.jpeg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-3-265x189.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 267px) 100vw, 267px" /></figure>



<p>Mondros ile işgallerin yaşandığı günlerde teslimiyetçi tutum sergileyen saltanat ve onun uzantılarının &#8216;Nasihat Heyetleri&#8217; ile işgallere karşı durulmamasını öğütlediği dönemlerdendi. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları; Milletin istiklâlini yine milletin azmindeki kararlılıkta görüp işgallere karşı halkla direnerek, sadece vatanın bağımsızlığının kazanılmasını sağlamamış, aynı zamanda bağımsızlığın kazanılmasında etkili olan halkın egemenliğini de ülkede hakim kılmış oldu&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="766" height="400" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-1.jpeg" alt="" class="wp-image-3138" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-1.jpeg 766w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-1-600x313.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-1-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-1-300x157.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-1-696x363.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 766px) 100vw, 766px" /></figure>



<p>29 Ekim, 30 Ekim Mondros ile gelen esareti kabul etmeyen Türk milletinin bağımsızlık ve egemenliğinin günüdür. 30 Ekim&#8217;i yani Mondros Ateşkes&#8217;ini yok sayan günün adıdır 29 Ekim !</p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/neden-cumhuriyet-29-ekimde-ilan-edildi/">NEDEN CUMHURİYET 29 EKİM&#8217;DE İLAN EDİLDİ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/neden-cumhuriyet-29-ekimde-ilan-edildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/turk-tarihine-kisa-bir-bakis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/turk-tarihine-kisa-bir-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Oct 2024 06:01:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk tarihine giriş yapmadan önce Türk adının anlamını ve çeşitli kaynaklarda nasıl yer aldığını görmekte faydalı olacağı düşüncesindeyim. Türk adına ilk kez Çin yıllıklarında rastlamaktayız. Önemli Türk yazılı kaynağı olan Orhun Kitabelerinde ise “Türk” adı “TÜRÜK” olarak yer almaktadır. Türklerin ilk ataları ilk kez M.Ö 2500 ile M.Ö 1700 yılları arasında Altay Dağları ile Tanrı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/turk-tarihine-kisa-bir-bakis/">TÜRK TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk tarihine giriş yapmadan önce Türk adının anlamını ve çeşitli kaynaklarda nasıl yer aldığını görmekte faydalı olacağı düşüncesindeyim. Türk adına ilk kez Çin yıllıklarında rastlamaktayız. Önemli Türk yazılı kaynağı olan Orhun Kitabelerinde ise “Türk” adı “TÜRÜK” olarak yer almaktadır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Divan-ı Lugat’üt Türk’te; <strong><em>Olgunluk Çağı</em></strong></li>



<li>Ziya Gökalp’a göre<strong><em>; Töreli</em></strong></li>



<li>Çin Kaynaklarına göre; <strong><em>Miğfer</em></strong></li>



<li>İran Kaynaklarına göre; <strong><em>Güzel İnsan</em></strong></li>



<li>Uygur Kaynaklarında ise; <strong><em>Güçlü, kuvvetli ve türemek </em></strong>olarak geçmektedir.</li>
</ul>



<p>Türklerin ilk ataları ilk kez M.Ö 2500 ile M.Ö 1700 yılları arasında Altay Dağları ile Tanrı Dağları arasındaki bölgede yaşamışlardır. Türkler, M.Ö 1050 yılında Çin’de “ÇU” hükümdar sülalesini kurarak tarih sahnesine çıkmışlardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="265" height="190" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/indir.jpg" alt="" class="wp-image-3114" style="width:424px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/indir.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/indir-150x108.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 265px) 100vw, 265px" /></figure>



<p>Türkler, tarih boyunca Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında 110’dan fazla devlet kurarak uygarlık tarihinde en fazla devlet kuran millettir.</p>



<p>Asya (Büyük) Hun İmparatorluğu’ndan Avrupa (Batı) Hun İmparatorluğu’na (Mete Han’dan Attila’ya), Büyük Selçuklu İmparatorluğu’ndan Türkiye Selçuklu Devleti’ne (Sultan Alparslan’dan Alaeddin Keykubat’a), Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne (Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e) kadar tarihte büyük devletler ve büyük tarihsel şahsiyetler çıkarmış bir milletin adıdır Türk…</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/indir-1-1.jpg" alt="" class="wp-image-3116" style="width:389px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/indir-1-1.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/indir-1-1-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<p>“<strong><em>Türk evladı ecdadını tanıdıkça büyük işler başaracaktır</em></strong>.”&nbsp; (Mustafa Kemal ATATÜRK)</p>



<p>Türklerin uygarlık alanındaki yerini ifade etmek istersek sayısız bilim insanından ve onların çalışmalarından bahsetmek zorunda kalacağız. Bazı Türk bilim insanlarından ve çalışmalarından sizlere bilgiler vererek Türklerin uygarlık sahasındaki yerini azda olsa göstermiş olacağım.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Matematik</em></strong> denildiğinde Avrupalıların “<strong><em>ALGEBRA</em></strong>” olarak bildiği <strong><em>HAREZMİ </em></strong>(8. ve 9. Yüzyıllar)</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="304" height="165" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HAREZMI.jpg" alt="" class="wp-image-3117" style="width:443px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HAREZMI.jpg 304w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HAREZMI-150x81.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HAREZMI-300x163.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Tıp</em></strong> denildiğinde Avrupalıların “<strong><em>AVICENNA</em></strong>” olarak bildiği <strong><em>İBN-İ SİNA </em></strong>(10. ve 11. Yüzyıllar)</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="303" height="166" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/IBNI-SINA.jpg" alt="" class="wp-image-3118" style="width:460px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/IBNI-SINA.jpg 303w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/IBNI-SINA-150x82.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/IBNI-SINA-300x164.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 303px) 100vw, 303px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Optik</em></strong> denildiğinde “<strong><em>ALHAZEN</em></strong>” olarak bildiği <strong><em>İBN’ÜL- HEYSEM</em></strong> (10. ve 11. Yüzyıllar)</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="277" height="182" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HEYSEM.jpg" alt="" class="wp-image-3119" style="width:469px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HEYSEM.jpg 277w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HEYSEM-150x99.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 277px) 100vw, 277px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Sibernetik</em></strong> ve <strong><em>Elektronik</em></strong> denildiğinde; <strong><em>EL- CEZERİ</em></strong>  (9. ve 10. Yüzyıllar)</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/CEZERI.jpg" alt="" class="wp-image-3120" style="width:472px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/CEZERI.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/CEZERI-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>Astronomi denildiğinde; <strong>ALİ KUŞÇU (15.yy), ULUĞ BEY (14. ve 15. Yüzyıllar) ve ÖMER HAYYAM</strong> (11. Yüzyıl)</li>



<li><strong><em>Dünyanın kendi ekseni etrafında</em></strong> dönüşünü keşfeden ilk bilim insanı; <strong><em>EL- BİRUNİ</em></strong> (10. Yüzyıl)</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="225" height="225" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/ASTRONMI.jpg" alt="" class="wp-image-3121" style="width:482px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/ASTRONMI.jpg 225w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/ASTRONMI-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>Osmanlı’da Kanat Sistemi’ni geliştirerek Galata Kulesi’nden Üsküdar’a kadar ilk uçmayı başaran bilim insanı; <strong><em>HAZERFEN AHMED ÇELEBİ </em></strong>(17. Yüzyıl)</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="290" height="174" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HAZERFEN.jpg" alt="" class="wp-image-3123" style="width:480px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HAZERFEN.jpg 290w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/HAZERFEN-150x90.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 290px) 100vw, 290px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>Osmanlı’da ve dünyada roketli ilk uçuşu gerçekleştiren bilim insanı; <strong><em>LEGARİ HASAN PAŞA</em></strong> (17. Yüzyıl)</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/LEGARIQQQ.jpg" alt="" class="wp-image-3126" style="width:484px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/LEGARIQQQ.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/LEGARIQQQ-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>16. Yüzyılda Osmanlı’da yaşamış ünlü denizci, Coğrafyacı ve Amiral olan ve Dünya Haritasını çizen bilim insanı; <strong><em>PİRİ REİS</em></strong></li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/PIRI-REIS.jpg" alt="" class="wp-image-3127" style="width:491px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/PIRI-REIS.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/PIRI-REIS-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Gürsoy Modeli” ile parçacık fiziği alanında çalışma yapan bilim insanı;<strong><em> FEZA GÜRSOY</em></strong></li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="268" height="188" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/FEZA.jpg" alt="" class="wp-image-3128" style="width:496px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/FEZA.jpg 268w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/FEZA-150x105.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/FEZA-100x70.jpg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/FEZA-200x140.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 268px) 100vw, 268px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Arf Teorimi” ile matematik alanında tanınan bilim insanı<strong><em>; CAHİT ARF</em></strong></li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="321" height="157" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/CAHIT-ARF.jpg" alt="" class="wp-image-3129" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/CAHIT-ARF.jpg 321w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/CAHIT-ARF-150x73.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/CAHIT-ARF-300x147.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 321px) 100vw, 321px" /></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>2015 Yılında Nobel Kimya Ödülünü alan bilim insanı<strong><em>; AZİZ SANCAR</em></strong></li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/AZIZ.jpg" alt="" class="wp-image-3130" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/AZIZ.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/AZIZ-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<p>29 Ekim 1923’ten bu yana Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurduğu Cumhuriyet Türkiyesi 100 yıllık yaşı ile bilim, teknik, savunma, spor, kültür ve sanat alanlarında atasının çizdiği yolda ilerlemektedir.</p>



<p>Saygı ve hürmetlerimle…</p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/turk-tarihine-kisa-bir-bakis/">TÜRK TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/turk-tarihine-kisa-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BATI DÜNYASININ ELMA FETİŞİZMİNE BAKIŞ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bati-dunyasinin-elma-fetisizmine-bakis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bati-dunyasinin-elma-fetisizmine-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2024 22:42:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Elma]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Elma]]></category>
		<category><![CDATA[LÂMEKANİ]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak Elma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elma&#8217;nın ilk tarihsel olarak nerede ortaya çıktığına bakalım. Kuzey Anadolu&#8217;da, Güney Kafkaslar, Rusya&#8217;nın güneybatısında kalan bölgeler ve Orta Asya (Kazakistan&#8217;ın doğusu) dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır. Elma meyvesinin bol miktarda müthiş A vitamini içerdiğini, sağlık ile kozmetik sektörlerinde tercih edildiğini, -33 derecelere kadar dayanabildiğini, prostat ve akciğer kanserine yakalanma riskini azalttığını ve yaklaşık 17&#8217;den fazla türünün [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bati-dunyasinin-elma-fetisizmine-bakis/">BATI DÜNYASININ ELMA FETİŞİZMİNE BAKIŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Elma&#8217;nın ilk tarihsel olarak nerede ortaya çıktığına bakalım. Kuzey Anadolu&#8217;da, Güney Kafkaslar, Rusya&#8217;nın güneybatısında kalan bölgeler ve Orta Asya (Kazakistan&#8217;ın doğusu) dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır. </p>



<p>Elma meyvesinin bol miktarda müthiş A vitamini içerdiğini, sağlık ile kozmetik sektörlerinde tercih edildiğini, -33 derecelere kadar dayanabildiğini, prostat ve akciğer kanserine yakalanma riskini azalttığını ve yaklaşık 17&#8217;den fazla türünün bulunduğunu söylemeden geçemeyeceğim.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="225" height="224" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-7.jpeg" alt="" class="wp-image-3106" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-7.jpeg 225w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-7-150x149.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></figure>



<p>Elma, Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya doğru yayılmış olsa da Batı dünyasının edebi, görsel ve yazınsal anlatımlarında pek fazla yer bulduğu görülmektedir.</p>



<p>Elma&#8217;nın Batı dünyasında genişçe yer edinişlerine bazı örnekler verecek olursak;</p>



<p>-Antik Yunan&#8217;da kişi sevdiğine gönlünün onda olduğunu belirtmek için ona elma fırlatması geleneğinin var olması.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="284" height="178" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-3105" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-5.jpeg 284w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-5-150x94.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 284px) 100vw, 284px" /></figure>



<p>-İlk insan olarak yaratıldığına inanılan Adem&#8217;in eşi Havva ile birlikte Cennette iken yaklaşıp yememeleri gereken ağacın elma ağacı, meyvesinin ise elma olması.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="708" height="398" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-3103" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2.jpeg 708w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-300x169.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-2-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 708px) 100vw, 708px" /></figure>



<p>&#8211; Pamuk prenses masalında, elmayı çok seven ve yaşlı insanlara her zaman yardım eden iyi kalpli prensesin kötü kalpli kraliçeden (cadıdan) aldığı zehirli elmayı yemesi sonucunda yere düşmesi. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="452" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-1.jpeg" alt="" class="wp-image-3104" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-1.jpeg 678w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-1-600x400.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-1-630x420.jpeg 630w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-1-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-1-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure>



<p>-Isaac Newton&#8217;un ağacın altında otururken kafasına bir elmanın düşmesi sonucu yer çekimini bulması.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="412" height="599" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_first_logo.png" alt="" class="wp-image-3101" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_first_logo.png 412w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_first_logo-289x420.png 289w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_first_logo-150x218.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_first_logo-300x436.png 300w" sizes="auto, (max-width: 412px) 100vw, 412px" /></figure>



<p>-Anadolu ve Batı dünyasında anlatılan hikayelerde kahramana güç veren, olağanüstü güç kazandıran imge olması.</p>



<p>-Apple Şirketinin logusunda elmanın yer alması. (İlk logosunda Isaac Newton&#8217;un elma ağacının altında oturması imgelenip tasarlanması, daha sonra üzerinden bir parça alınmış ve gökkuşağı renkleriyle kaplanmış elma olarak sergilenmesi)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="369" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_logo_black.svg_.png" alt="" class="wp-image-3102" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_logo_black.svg_.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/Apple_logo_black.svg_-150x185.png 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<p>-B. Franklin&#8217;in &#8220;Çocuğa Elma Verme Hikayesi&#8221; ile çok sevilen şeylerin hepsine sahip olunamayacağının anlatılması.</p>



<p>Elmayı bu kadar önemli kılan veya öne çıkaran ona yüklenilen hangi özellikleridir? İnsanlığa ilk günahı getiren yasa koyucuya itaat etmemeyi, cinsellik, doğurganlık, cennetten kovulma gibi sembolleri içinde barındırmasıdır. </p>



<p>Elma fetişizminin Batı dünyasında geniş yer bulmasında yatan en önemli neden ise Hristiyanlık inancında yer alan ilk insan Adem ve Havva&#8217;nın cennetten atılmalarına neden olan metaforun elma olmasıdır. Batı Hristiyanlık inancına da muhtemeldir ki Antik Yunan geleneğinden geçmiştir. Antik Yunan&#8217;da elmanın arzu, şehvet ve cinsellik içeren bir metafor olması ve onun etkisinde kalan Batı dünyası, Adem ile Havva&#8217;yı yeniden şekillendirip betimlerken tabiki de kültürel etkisinde kaldıkları Yunan&#8217;da yasak olanı  yani &#8220;elma&#8221; metaforunu kullanmıştır. </p>



<p>Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya her toplumda elma meyvesinin kendisi ve metafor olarak insanlar tarafından tercih ediliyor olması nedeniyle önemini korumaktadır. Türklerin &#8216;Kızıl Elma&#8217; ülküsünden, Hristiyanlık&#8217;taki &#8220;Yasak Elma&#8221; anlatımına kadar geçmişten ve günümüze var oluşunu korumaktadır. </p>



<p>Tarihçi- Yazar: Veysel ŞAHİN </p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bati-dunyasinin-elma-fetisizmine-bakis/">BATI DÜNYASININ ELMA FETİŞİZMİNE BAKIŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bati-dunyasinin-elma-fetisizmine-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİL SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Oct 2024 18:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3096</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dil ifadedir, dil varlıktır, dil duygudur, dil dokunuştur, dil hafızadır ve dil kimliktir. Kısacası dil bir et parçasından daha fazlasıdır. Dil yürekten esen rüzgarı bizlere söyler. Bir yönüyle de dil yürekte yaşatılan ülkenin bir nevi ulağı ve habercisidir. Bir bakıma insanoğlunun heyecanının, hüznünün, öfkesinin ve sevincinin de dışa vurumudur. Geçmişte yaşamış ve hala yaşayan her [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali-2/">DİL SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dil ifadedir, dil varlıktır, dil duygudur, dil dokunuştur, dil hafızadır ve dil kimliktir. Kısacası dil bir et parçasından daha fazlasıdır.     Dil yürekten esen rüzgarı bizlere söyler. Bir yönüyle de dil yürekte yaşatılan ülkenin bir nevi ulağı ve habercisidir. Bir bakıma insanoğlunun heyecanının, hüznünün, öfkesinin ve sevincinin de dışa vurumudur. </p>



<p> Geçmişte yaşamış ve hala yaşayan her dilin meydana getirdiği kültürü ve edebiyatı insanlığın büyük hazinesi ve eşsiz mirası olarak görmekte ve öyle olmaya da devam edeceğini umut etmekteyim. Kırgız yazar Cengiz AYTMATOV’un da ifadesiyle, “millet edebiyatından tanınır.” Edebiyat ise varlığını dile borçludur, millet de edebiyatıyla vardır ve var olmaya devam edecektir.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="344" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-3097" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4.jpeg 650w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-600x318.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-150x79.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-300x159.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/10/images-4-648x344.jpeg 648w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /></figure>



<p>Dil sorunsalı açısından konuyu ele aldığımızda en temel dil sorunsalı anadil sorunudur. İnsanlık ailesinin mazlum fertleri ana dillerinden dolayı günümüze hep büyük acılar çeke gelmişlerdir.  Tarihte ana dilleri farklı olan halklar, baskın halk kitleleri tarafından büyük kıyımlara tabi tutulmuşlardır. Koğuşturmalara ve katliamlara da maruz bırakılmışlardır.   </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="687" height="447" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-3081" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-5.jpeg 687w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-5-600x390.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-5-646x420.jpeg 646w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-5-150x98.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-5-300x195.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 687px) 100vw, 687px" /></figure>



<p>Tarihin değişik dönemlerinde ana dillerinden dolayı bu yukarıda saydığımız durumlara maruz bırakılan halk kitlelerine tarihten verilecek örnekleri saymakla da bitiremeyiz. Örneğin, Angıllar’ın bir dönem İngilizce konuştukları için Latinler tarafından, Balkan Türklerinin Türkçe konuştuğu için Bulgar ve Yunan hükümetleri tarafından, Afrika’nın yerli kabilelerinin konuştuğu yerli kabile dillerinden dolayı beyaz insan tarafından, Kürtlerin de dillerinden (Kürtçeden) dolayı farklı hükümetler tarafından sayısız defa haksızlıklara maruz bırakıldıklarını sıralayabiliriz.    </p>



<p>Anadilinden mahrum bırakılan bireyin kişisel gelişim sürecinde yaşayabileceği sorunlar nelerdir? Sorarım! Düşünme </p>



<p>-Anlama </p>



<p>-Kendini doğru ifade etme </p>



<p>-Kendine öz saygı </p>



<p>-Üretme gibi becerilerinde gelişimine nasıl etkileri olur? Soralım kendimize?  </p>



<p>Anaların ve dillerin önemsendiği, ana dilde eğitimin yaygınlaştığı, Hiçbir dilin aşağılanmadığı, kültürlerin insanlık ailesinin ortak mirası olarak görüldüğü, ana dilinden dolayı kimsenin aşağılanmadığı yaşanılası güzelliklere yürek elçinizle kalın&#8230;</p>



<p>Tarihçi-Yazar</p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali-2/">DİL SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lâmekani&#8217;den Sorgulayan Düşünceler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/lamekaniden-sorgulayan-dusunceler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/lamekaniden-sorgulayan-dusunceler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2024 11:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Sorgulayan Düşünceler]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Takiyeden medet umanların, bakiye durumları sizleri şaşırtmasın! Sahtekarlığı, şeffaflıkla yapanını gördünüz mü? *** Derin sırlar ararsın nafile yerde, arama!Kendinde bulamadınsa gerçeği, gören gözle bakınma! *** Her yeni sistem; kendi kadrosunu, yandaşını ve üslubunu oluşturur. Belirli doygunluğa ulaştıktan sonra da içten içe çözülmeye başlar. Çözülürken de ortaya çıkardığı en bilindik şey ise; bir zamanlar yan yana [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/lamekaniden-sorgulayan-dusunceler/">Lâmekani&#8217;den Sorgulayan Düşünceler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Takiyeden medet umanların, bakiye durumları sizleri şaşırtmasın! Sahtekarlığı, şeffaflıkla yapanını gördünüz mü?</p>



<p>                                        ***</p>



<p>Derin sırlar ararsın nafile yerde, arama!<br>Kendinde bulamadınsa gerçeği, gören gözle bakınma!</p>



<p>                                       ***</p>



<p>Her yeni sistem; kendi kadrosunu, yandaşını ve üslubunu oluşturur. Belirli doygunluğa ulaştıktan sonra da içten içe çözülmeye başlar. Çözülürken de ortaya çıkardığı en bilindik şey ise; bir zamanlar yan yana olan insanları birbirine düşürmesidir. </p>



<p>                                       ***</p>



<p>Ayrım yoktur bizde, ne ararsan sende. Savaş, kavga ve düzen kulluktan içeri. Yetmiş ikisi birdir hakta, hak ise sende. Mezhep yok idi dinde yol sende içeri.</p>



<p>                                       ***</p>



<p>Sevginin vicdanlardan atılıp yerine metaların yerleştirildiği, eğitim sistemlerinin siyasete kurban edildiği zihniyetlerle değil! Kapitalist ruhlarla değil! Ruhunu İblis’e satmış algılarla değil! Bu dünyada senlik ve benlik kavgası ile değil! Korkmadan, inanarak ve değerlere sahip çıkarak yol alabilir insanlık! Sevginin ve insani değerlerin hakim olduğu yüreklerde yol alabilir, insanlık!</p>



<p>                                      ***</p>



<p>Çocuk saflığı kadar içten, ihtiyar yaşanmışlığı kadar tecrübeyi kucaklayan yaşanılası hayat var başucunda… Ve bir hayat daha var vücudunda kainata eş…</p>



<p>                                     ***</p>



<p>Diyeti ödenmeyen niyetin; asaleti ve hikmeti biraz eksiktir.</p>



<p>                                     ***</p>



<p>Aklın suçlusuydu fikir, F ile başlayan cümle tipinde. Düşünmek, insana özgü bilinirdi cümle alemde…</p>



<p>                                    ***</p>



<p>Özgürlük, ne mi dersin hey can!Özünde gürleyen insandır can.</p>



<p>                                   ***</p>



<p>Başkalarının tesirinde yaşam, ağlara takılmış balık gibidir. Koca deryadaki özgürlük, artık bir başka bireyin yaşamına meze olmuştur.</p>



<p>                                  ***</p>



<p>Memleket isterim, rejimi aşk olan.Memleket isterim, halkı insan olan! Memleket isterim, gönülden gönüle. Memleket isterim, yürekten dert söküle söküle.</p>



<p>                                  ***</p>



<p>Cahillik, ne Ortaçağ&#8217;dadır ne de okuma yazmada! İnsanın kendi yüreğindedir.</p>



<p>                                   ***</p>



<p>Her kim paraya ve güce tapsa. Soyu seyid, aslı Arap olsa ne fayda.Tüm gazeteler boy boy seni yazsa. Batıl isen hakkı anlatsan ne fayda.</p>



<p>                                    ***</p>



<p>Her insanda birer hatıradır içimde yaşattığım uygarlık.</p>



<p>Veysel ŞAHİN (LÂMEKANİ)</p>



<p>Sorgulayan Düşünceler </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/lamekaniden-sorgulayan-dusunceler/">Lâmekani&#8217;den Sorgulayan Düşünceler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/lamekaniden-sorgulayan-dusunceler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAVAŞ SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jun 2024 08:33:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş, yaşatma mücadelesinden çok yok etme sistematiği üzerine kurulu bir anlayış içermesinden dolayı insanlığın baş sorunsalıdır. Her savaş bir gözyaşı, ölümün mevsimi, acı dolu bir travma, korku ve benliğe sıkılmış nefret kurşunudur. Kolonicilik, sömürgecilik, emperyalizm, kapitalizm ve uluslararası şirketler insanlığı küçük insancıklara köleleştiren bilindik kavramlardır. Milliyetçilik, mezhep, cinsiyet, akımlar ve ırk kavramları ise insanı insana [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali-2/">SAVAŞ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Savaş, yaşatma mücadelesinden çok yok etme sistematiği üzerine kurulu bir anlayış içermesinden dolayı insanlığın baş sorunsalıdır. Her savaş bir gözyaşı, ölümün mevsimi, acı dolu bir travma, korku ve benliğe sıkılmış nefret kurşunudur.</p>



<p>Kolonicilik, sömürgecilik, emperyalizm, kapitalizm ve uluslararası şirketler insanlığı küçük insancıklara köleleştiren bilindik kavramlardır. Milliyetçilik, mezhep, cinsiyet, akımlar ve ırk kavramları ise insanı insana kırdıran yükselen anlayışlardır. Artan terör faaliyetleri, sapkın tarikatlar ve bitmek bilmeyen savaşlar niçin? Barışı önemseyen, insanca yaşamak isteyen her bir bireyin sorduğu elzem sorudur. Bu sorunun cevabı Karl Marx&#8217;ın ifade ettiği gibi sermaye sahiplerinin daha fazla büyümesinde gizlidir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="740" height="415" data-id="3079" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-3079" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-3.jpeg 740w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-3-600x336.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-3-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-3-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/06/images-3-696x390.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 740px) 100vw, 740px" /></figure>
</figure>



<p>Savaştan nemalanan silah tacirleri, kaostan beslenen emperyalist devletler ve yıkımlar üzerinden yükselen uluslararası şirketler olduğu müddetçe barış kalıcı olamaz. Sermaye ihracı, ham madde ve pazar arayışı savaşın perde gerisindeki temel sebebidir. Uygar yaşamın gereklerini benimseyip içselleştiren toplumlarda uzlaşı-tahammül kültürü gelişir.</p>



<p>Kolay olandır &#8220;Savaş&#8221; çünkü küçük gruplar sadece bu duruma sevinirken insanlık için çok ağır kayıpları ve acı sonuçları vardır. Zor olandır &#8220;Barış&#8221; çünkü kazanan büyük İnsanlık, kaybeden sadece kötülük…<br>Dostluk varken, ne diye düşmanlık!<br>Barış varken, ne diye savaş!<br>Umut varken, ne diye korku!&nbsp;<br>İnsanlık varken, ne diye yıkım!<br>Yaşatma varken, ne diye katliam!<br>Az kazanmak varken, ne diye servet!<br>Varlık varken, ne diye yoklukta körelmek!<br>Paylaşım varken, ne diye israf!</p>



<p>Kendine insanım diyen her bir kimsenin temel sorunudur savaş, muhtaç olduğu yegane temel tutumu ise &#8220;barış&#8221;…</p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali-2/">SAVAŞ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORKU SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/korku-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/korku-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 06:24:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Fear]]></category>
		<category><![CDATA[Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korku, herhangi bir belirsizlik halinde tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz bir duygu ya da histir. Korku, &#8220;fobi&#8221; olarak da bilinir. Korku, davranışsal psikolojide olumsuz ve beklenmedik etkiye karşı verilen bir tepkidir. Korku; sevinç, mutluluk ve hüzün kadar doğal bir insani duygudur. Bireyler, korktukları şeylerden çekinirler. İstenmedik davranışlara da maruz kalmamak için o [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/korku-sorunsali/">KORKU SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Korku, herhangi bir belirsizlik halinde tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz bir duygu ya da histir. Korku, &#8220;fobi&#8221; olarak da bilinir. Korku, davranışsal psikolojide olumsuz ve beklenmedik etkiye karşı verilen bir tepkidir. Korku; sevinç, mutluluk ve hüzün kadar doğal bir insani duygudur.</p>



<p>Bireyler, korktukları şeylerden çekinirler. İstenmedik davranışlara da maruz kalmamak için o davranış hatırlatan şeylerden de kaçınırlar. Korku, olumsuz bir duygu hali olarak tanınır. Doğrudur; fakat bu eksik bir tanımlamadır. Korku, olumsuz bir duygu olmasının yanında saygı ve bağlılığı da getirebilen yönleri de vardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="618" height="408" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/IMG_20240513_092225.jpg" alt="" class="wp-image-3068" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/IMG_20240513_092225.jpg 618w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/IMG_20240513_092225-600x396.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/IMG_20240513_092225-150x99.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/IMG_20240513_092225-300x198.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 618px) 100vw, 618px" /></figure>



<p>Toplumlarda korktuğuna biat eden, onun hışmına maruz kalmamak için ona itaati ve ona saygı duymayı doğal karşılayan bireyler vardır.</p>



<p>Korku olumsuz bir his olduğu için &#8220;sorunsallık&#8221; onun özünde vardır. Korku sorunsalımızda yatan asıl sorun; bazı insanların, korkuyu egemenliklerini pekiştirmek için birer silah gibi kullanmasıdır. Şiddet yanlısı gruplar, çeteler, örgütler ve illegal yapılanmalar gücünü korkudan alırlar. Bu yapılanmalar acıdan, gözyaşından ve kandan da beslenirler. İnsanları ve toplumları sindirmeyi hedeflerler.</p>



<p>İnsanlar, çekindiği davranışları sergileyen bireylerden uzaklaşırlar ve onlardan korkarlar.</p>



<p>Puslu havayı seven kurt misali, korkuyu seven avcılar da korkan avını avlamak için yapamayacağı olumsuz davranış yoktur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="679" height="452" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-3069" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-4.jpeg 679w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-4-600x399.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-4-631x420.jpeg 631w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-4-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-4-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /></figure>



<p>Korkunun egemen olduğu yerlerde; asayiş ve düzen yoktur. Hukukun üstünlüğü yoktur. Demokrasi yoktur. İnsan hakları yoktur. O yerin vatandaşlarının ülkelerine bağlılıkları yapaydır ve yaşadığı ülkeden de mutlu değillerdir. O ülkede yaşayan vatandaşlar arasında ispiyoncular ve vatan hainleri de çoktur.</p>



<p>Korkunun en derin yaşanmasına neden olan unsurlar vardır. Bunlar: savaşlar, terör eylemleri, katliamlar, sürgünler, göçler ve doğal afetlerdir. Bir de bunlara ek olarak inançsal öğretilerinin dışına çıkıldığı zaman kendisini büyük felaketlerin içine düşmüş gören insanların hallerini de ekleyebiliriz.</p>



<p>Korkuyu besleyen bilgisizlik, cesaretsizlik ve sevgisizliktir. Korkuyu büyütenler ise, acılar ve olumsuzluklarla dolu yaşanmışlıklardır. Korkuyu azaltmanın en iddialı yolu, sevgiyi büyütmektir. Koşulsuz sevgiyi hakim kılabilmektir. Sevgiyle korkuya karşı mücadele edebilmektir. Korkularımızla yüzleşebilmektir.</p>



<p>İletişim kanallarının açık olması ve şeffaflığın esas alınması gerekir. Merkezi ve yerel idarelerin adaletli uygulamaları tercih etmesi, vatandaşlarında yönetimlere güven duyması gerekir.</p>



<p>Korkularımızla yüzleşebildiğimiz, korkularımızın altında bir gün olsun ezilmediğimiz, kimseye köle olmadığımız, korkmadan ve yılmadan hayata tutunabildiğiniz, cesaretle yaşayabildiğimiz, kendimizi tanıyabildiğimiz yaşanılası yarınlara.</p>



<p>Aklınız acılarınızı, cesaretiniz de korkularınızı yensin.</p>



<p>Veysel SAHİN (Lâmekani)</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/korku-sorunsali/">KORKU SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/korku-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YALAN SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2024 07:29:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Riya]]></category>
		<category><![CDATA[Takiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3055</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yalan, bütün kötülüklerin anasıdır.&#8221; Hz. Muhammed Yalan tüm öğretilerde, ahlaki değer yargılarında ve dini söylemlerde de reddedilen bir unsurdur. Yalan, ruhun yalnızlık korkularından kaçışıdır. Yalan, gururun arkasına sığınan suç gölgesidir. Yalan sorunsalı ihanetin, kaçışın, nefretin ve kendisini veya herhangi bir şeyi farklı gösterme endişesinin ta kendisidir. İnsanın yalan söylemesi, var olan durumlarından bir kaçış ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali/">YALAN SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Yalan, bütün kötülüklerin anasıdır.&#8221; Hz. Muhammed</p>



<p>Yalan tüm öğretilerde, ahlaki değer yargılarında ve dini söylemlerde de reddedilen bir unsurdur. Yalan, ruhun yalnızlık korkularından kaçışıdır. Yalan, gururun arkasına sığınan suç gölgesidir.</p>



<p>Yalan sorunsalı ihanetin, kaçışın, nefretin ve kendisini veya herhangi bir şeyi farklı gösterme endişesinin ta kendisidir. İnsanın yalan söylemesi, var olan durumlarından bir kaçış ve arınışın en kimliksiz halidir. İnsanın her sözünde yalana başvuruyor olması kendi gerçekleriyle yüzleşmekten korkuyor olmasıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="638" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a.webp" alt="" class="wp-image-3056" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a.webp 900w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a-600x425.webp 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a-768x544.webp 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a-592x420.webp 592w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a-150x106.webp 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a-300x213.webp 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a-696x493.webp 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/lying-getty_custom-fbfc70aac80620c3559b925f192b520ce207ee6a-100x70.webp 100w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p>Yalan ile ilgili toplumlarda yazılmış ve çizilmiş sayısız özdeyişe, atasözüne ve özlü sözlere rastlamamız pek mümkündür. Musevilik inancının temeli ve en kutsalı olarak da görülen &#8220;On Emir&#8221;de &#8220;yalan söylemeyeceksin&#8221; denilerek yalan söyleme yasaklanmış ve diğer dinlerde de büyük günahlardan sayılmıştır.</p>



<p>İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.), &#8220;Şaka da olsa yalan söylemeyiniz.&#8221; diyerek yalan söylemenin kaçınılması gereken davranış olduğunu bizlere anlatmaktadır.</p>



<p>Yalan söylemek kötü bir alışkan sorunsalıdır. En yalın şekliyle yakışıksız, çirkin ve rezil davranış hallerinin de ana kaynağıdır. Yalan güvensizliğin ve samimiyetsizliğin de birincil kaynağıdır. Bir insan çok kolay yalan söyleyebiliyorsa başka birilerine çok rahat ihanet de edebilir, başkalarının dedikodusunu da çok rahat yapabilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="267" height="189" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-3057" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-3.jpeg 267w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-3-150x106.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-3-100x70.jpeg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/05/images-3-265x189.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 267px) 100vw, 267px" /></figure>



<p>Beyazından, kuyruklusuna her türlüsünden uzak durulmalı ve yalana başvurmadan yaşamaya özen göstermeli insan. Hayatlarımızda ilkeli duruş ve yaşayışı sergilersek yalanla olan bağlarımızı da koparmış oluruz.</p>



<p>Yalandan dolayı yüreklerin dağlanmadığı, güven bunalımlarının yaşanmadığı, yalandan ötürü yuvaların dağılmadığı, yalanların ağızlarda yuva yapmadığı, dostlukların koparılmadığı doğrunun ve güzelin yaşamımızda ışık olduğu yaşanılası güzelliklere, dürüstlük ve samimiyetle kalın…</p>



<p></p>



<p>Veysel Şahin (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali/">YALAN SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yalan-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UMUTSUZLUK SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/umutsuzluk-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/umutsuzluk-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Apr 2024 18:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3047</guid>

					<description><![CDATA[<p>...Birey, toplum ve ülke olarak umutsuzluk sorunsalını aşmak istiyorsak hepimize düşen büyük görevler vardır. Basın-yayın kuruluşlarından, ülkeyi yöneten bürokratların tutum, icraat ve üsluplarına, öğretmenlerden tüm toplum fertlerine kadar hepimize büyük sorumluluk düşmektedir...</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/umutsuzluk-sorunsali/">UMUTSUZLUK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Umut, insanı yaşama bağlayan en önemli güç, motivasyon ve güdüdür. Umut, inancın, yapabilme iradesinin, azmin, hayallerin, huzurun ve var olabilmenin can damarıdır. Umut, insanın hayatta yol almasına olanak sağlayan yaşam lokomotifidir.</p>



<p>Umut, insanoğlundan doğan bir evlattır. Yürekten beslenen sevgi ile büyür. Ve yürekten uçan son kuş ile de son bulur.</p>



<p>Umut etme hakkı evrenseldir ve değerlidir. Bu hak gasp edilemez.</p>



<p>Umutsuzluk sorunsalı açısından bakıldığında umudu sorunsal yapan şey insanların umuda duyduğu inancını kaybetmesi yani umutsuzluğa düşmesidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="552" height="414" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-6.jpeg" alt="" class="wp-image-3048" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-6.jpeg 552w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-6-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-6-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-6-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-6-300x225.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-6-265x198.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /></figure>



<p>Umudun metamorfoz (dönüşüm) geçirerek umutsuzluğa evrilmesinin bir çok nedeni vardır. Bunların başında kişinin öz saygı, öz kabul ve özgüvenini kaybetmesidir. Kişi bu kayıpları sadece kendi iç dinamiklerinin sonucu bunları kaybetmez. Yaşadığı çevrenin kişi üzerinde oluşturduğu baskın beklenti, kabul düzeyi ve kişiye yüklenilen anlam da kişinin olumsuzluklar yaşamasında ve olumsuzlukların kucağında kendi arıyor olması bakımından önemlidir.</p>



<p>Umut düzeyi yüksek bireylerin kişilik özelliklerinde sevgi, saygı, inanç, değerler bileşkesi çok bariz bir şekilde görülmektedir. Birey aileden okula, okuldan topluma, toplumdan yaşamsal alanlara varıncaya kadar geçirdiği ilişkilerde umudu ve umutsuzluğu dolaylı bazen de doğrudan öğrenir. Umut, bir aşkla yola çıkar. Olumsuzluklar kendini hissettirmeye başladığında ise tırtır misali umut özlemlere dönüşür.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="732" height="419" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-2.jpeg" alt="" class="wp-image-3049" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-2.jpeg 732w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-2-600x343.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-2-150x86.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-2-300x172.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-2-696x398.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 732px) 100vw, 732px" /></figure>



<p>Kendini bırakmış, inzivaya çekilmiş, üretkenlik özelliklerini kaybetmiş, kendisini tanımlamakta ve tanımakta zor çeken bireyde umutsuzluk hali bir hayli fazladır. Umudu tükenmiş insan, halkının gözünden düşmüş kral gibidir. Bunun içindir ki bireyi önemli kılacak tutum, hem iç hem de dış potansiyellerini keşfettirmesidir.</p>



<p>Birey, toplum ve ülke olarak umutsuzluk sorunsalını aşmak istiyorsak hepimize düşen büyük görevler vardır. Basın-yayın kuruluşlarından, ülkeyi yöneten bürokratların tutum, icraat ve üsluplarına, öğretmenlerden tüm toplum fertlerine kadar hepimize büyük sorumluluk düşmektedir.</p>



<p>Tüm bireylerin kendine inandığı, gençlerimizin bilim-sanat-kültürle kendilerini ifade ettiği, yapılan her yeni uğraşa icat mı çıkarıyorsun yerine bireyin çalışmalarının takdir edildiği, küçük çıkarlar uğruna geleceğimizin göz ardı edilmediği, güvenin korunduğu, saygının yaşatıldığı, empatinin işletildiği, kendine inanan bireylerin sayısının arttırıldığı, olumsuzluklarla baş edebilecek kişilik özelliklerin geliştirildiği, senlik-benlik kavgasına düşmeden birlikte yaşama duygusunun korunduğu ve desteklendiği yaşanılası bir hayatta birlikte var olma dileğimle, umutla kalın.</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/umutsuzluk-sorunsali/">UMUTSUZLUK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/umutsuzluk-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİL SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 06:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dil ifadedir, dil varlıktır, dil duygudur, dil dokunuştur, dil hafızadır ve dil kimliktir. Kısacası dil bir et parçasından daha fazlasıdır. Dil yürekten esen rüzgarı bizlere söyler. Bir yönüyle de dil yürekte yaşatılan ülkenin bir nevi ulağı ve habercisidir. Bir bakıma insanoğlunun heyecanın, hüznünün, öfkesinin ve sevencinin de dışa vurumudur. Geçmişte yaşamış ve hala yaşayan her [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali/">DİL SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> Dil ifadedir, dil varlıktır, dil duygudur, dil dokunuştur, dil hafızadır ve dil kimliktir. Kısacası dil bir et parçasından daha fazlasıdır.     </p>



<p>Dil yürekten esen rüzgarı bizlere söyler. Bir yönüyle de dil yürekte yaşatılan ülkenin bir nevi ulağı ve habercisidir. Bir bakıma insanoğlunun heyecanın, hüznünün, öfkesinin ve sevencinin de dışa vurumudur.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="378" height="370" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-1.jpeg" alt="" class="wp-image-3040" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-1.jpeg 378w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-1-150x147.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-1-300x294.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" /></figure>



<p>Geçmişte yaşamış ve hala yaşayan her dilin meydana getirdiği kültürü ve edebiyatı insanlığın büyük hazinesi ve eşsiz mirası olarak görmekte ve öyle olmaya da devam edeceğini umut etmekteyim. Kırgız yazar Cengiz AYTMATOV’un da ifadesiyle, “millet edebiyatından tanınır.” Edebiyat ise varlığını dile borçludur, millet de edebiyatıyla vardır ve var olmaya devam edecektir.  </p>



<p>Dil sorunsalı açısından konuyu ele aldığımızda en temel dil sorunsalı anadil sorunudur. İnsanlık ailesinin mazlum fertleri anadillerinden dolayı günümüze hep büyük acılar çeke gelmişlerdir.  Tarihte anadilleri farklı olan halklar, baskın halk kitleleri tarafından büyük kıyımlara tabi tutulmuşlardır. Koğuşturmalara ve katliamlara da maruz bırakılmışlardır.   </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="392" height="313" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/IMG_20240416_092540.jpg" alt="" class="wp-image-3041" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/IMG_20240416_092540.jpg 392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/IMG_20240416_092540-150x120.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/IMG_20240416_092540-300x240.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" /></figure>



<p>Tarihin değişik dönemlerinde anadillerinden dolayı bu yukarıda saydığımız durumlara maruz bırakılan halk kitlelerine tarihten verilecek örnekleri saymakla da bitiremeyiz. Örneğin, Angıllar’ın bir dönem İngilizce konuştukları için Latinler tarafından, Balkan Türklerinin Türkçe konuştuğu için Bulgar ve Yunan hükümetleri tarafından, Afrika’nın yerli kabilelerinin konuştuğu yerli kabile dillerinden dolayı beyaz insan tarafından, Kürtlerin de dillerinden (Kürtçeden) dolayı farklı hükümetler tarafından sayısız defa haksızlıklara maruz bırakıldıklarını sıralayabiliriz.    </p>



<p>Anadilinden mahrum bırakılan bireyin kişisel gelişim sürecinde yaşayabileceği sorunlar nelerdir? Sorarım!</p>



<p>-Düşünme</p>



<p>-Anlama</p>



<p>-Kendini doğru ifade etme</p>



<p>-Kendine öz saygı</p>



<p>Üretme gibi becerilerinde gelişimine nasıl etkileri olur? Soralım kendimize?  Anaların ve dillerin önemsendiği, ana dilde eğitimin yaygınlaştığı, Hiçbir dilin aşağılanmadığı, kültürlerin insanlık ailesinin ortak mirası olarak görüldüğü, anadilinden dolayı kimsenin aşağılanmadığı yaşanılası güzelliklere yürek elçinizle kalın&#8230;</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali/">DİL SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dil-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLTİMAS (ADAM KAYIRMACILIK) SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/iltimas-adam-kayirmacilik-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/iltimas-adam-kayirmacilik-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2024 07:57:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adam KAYIRMACILIK]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[İltimas]]></category>
		<category><![CDATA[Nepotlism]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3033</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLTİMAS SORUNSALI &#8220;İltimas&#8221; diğer adıyla &#8220;Adam kayırmacılık&#8221; veya Nepotizm evvelden beri süregelen zihniyet kirliliğinin ürünü, yozlaşmanın ve kokuşmuşluğun kangrenli hali, birilerinin sevinirken diğerinin üzüldüğü, adalet mekanizmasının sekteye uğratıldığı anlayışın vücut bulmuş halidir. Hakkın göz ardı edildiği, çöküşün ve çürümenin var edildiği eylem biçimidir. Cahiliye dönemi belirgin adeti olan zihniyetin yaşayan halidir. Endogamik (klan içi evlilik) [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/iltimas-adam-kayirmacilik-sorunsali/">İLTİMAS (ADAM KAYIRMACILIK) SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İLTİMAS SORUNSALI   &#8220;İltimas&#8221; diğer adıyla &#8220;Adam kayırmacılık&#8221; veya Nepotizm evvelden beri süregelen zihniyet kirliliğinin ürünü, yozlaşmanın ve kokuşmuşluğun kangrenli hali, birilerinin sevinirken diğerinin üzüldüğü, adalet mekanizmasının sekteye uğratıldığı anlayışın vücut bulmuş halidir.   </p>



<p>Hakkın göz ardı edildiği, çöküşün ve çürümenin var edildiği eylem biçimidir. Cahiliye dönemi belirgin adeti olan zihniyetin yaşayan halidir. Endogamik (klan içi evlilik) ilişkilerin ve buna dayalı toplumsal ilişkilerin yürütüldüğü kırsal anlayışın bir türevidir.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="646" height="475" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-1.jpeg" alt="" class="wp-image-3034" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-1.jpeg 646w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-1-600x441.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-1-571x420.jpeg 571w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-1-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-1-150x110.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-1-300x221.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 646px) 100vw, 646px" /></figure>



<p>İltimas sorunsalı beraberinde rüşveti ve yozlaşmayı kat be kat var ederken, büyümeyi, güveni ve disiplini de yok eder. Güvenin ve disiplinin olmadığı alanda iş tutmak zorlaşır. İltimas, entrikaların, riyakarlıkların (iki yüzlülüklerin) ve fesadın hiç eksik olmadığı, emeğin sorgulanabildiği, isyanların ve ayak oyunlarının yaşanmasına zemin hazırlayan ciddi sorunların anasıdır.  </p>



<p>İltimas, insanlık ailesinin bağlarından çok, küçük menfaat içerikli akrabalık ilişkilerin büyütüldüğü ve dostlukların uzun süreçte öldürüldüğü düşüncedir. Bürütüs’lerin, Muaviye’lerin, Damat Ferit’lerin ve nicelerini var eden ve etmeye devam eden sistemin ta kendisidir. Adına bazı çevrelerde her ne kadar akrabaya yardım etmek dense de akrabaya yardım etmenin bin bir türlü yolu ve yöntemi varken iltimas ile kul hakkının göz ardı edildiğini unutmamak gerekir.  </p>



<p>İltimas, kadrolaşmanın, cemaatleşmenin ve yük tutmanın en iyi, en mantıklı ve duygusal yoludur. İltimasın pozitif getirilerinin olduğu ileri sürülse de pozitif getirileri kime göre veya kimden tarafa kazanç getirdiği dikkatle sorulması elzem soruların başındandır.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="637" height="481" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1.jpeg" alt="" class="wp-image-3035" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1.jpeg 637w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1-600x453.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1-556x420.jpeg 556w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-1-300x227.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 637px) 100vw, 637px" /></figure>



<p>Toplumların gelişmişlik düzeyleri ile iltimas arasında büyük bir ilişkinin olduğu mutlak bir gerçekliktir. Gelişmiş toplumlarda iltimas şöyle dursun iş bilenlerin el üstünde tutulduğu gerçeğini görmek bizlere çok şey kazandıracak kanısındayım. Gelişmekte olan toplumlarda ise iltimas doğal bir işleyiş olarak görülmektedir.   </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="679" height="452" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-1.jpeg" alt="" class="wp-image-3036" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-1.jpeg 679w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-1-600x399.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-1-631x420.jpeg 631w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-1-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-1-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /></figure>



<p>”Tanzimat Fermanı” ile bir kez kaldırılmak istenen iltimasın bir daha uygulanmamak üzere kesin olarak kaldırıldığı zamanlara, iltimassız, yürek sızısız bir topluma kavuşma dileğimle, sevgiyle ve yürekle kalın.</p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>



<p>Guncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/iltimas-adam-kayirmacilik-sorunsali/">İLTİMAS (ADAM KAYIRMACILIK) SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/iltimas-adam-kayirmacilik-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNAT SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/inat-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/inat-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 17:41:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3024</guid>

					<description><![CDATA[<p>“İnatçı olmak fena şey değil, lakin iyiye inat etmeli.” (Kemal TAHİR) İnat, en basit tanımıyla herhangi bir konuda &#8220;direnme&#8221; veya &#8220;diretme&#8221; diyebiliriz. İnatlaşmayı, bir konu hakkında tarafların restleşmesi veya dediklerinde diretmeleri olarak da ifade edebiliriz. İnat; kibir, riyakarlık ve yalan gibi toplum tarafından hoş karşılanmayan davranış ve alışkanlık türüdür. Olumlu veya olumsuz bir durum karşısında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/inat-sorunsali/">İNAT SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“İnatçı olmak fena şey değil, lakin iyiye inat etmeli.” (Kemal TAHİR)</p>



<p>İnat, en basit tanımıyla herhangi bir konuda &#8220;direnme&#8221; veya &#8220;diretme&#8221; diyebiliriz. İnatlaşmayı, bir konu hakkında tarafların restleşmesi veya dediklerinde diretmeleri olarak da ifade edebiliriz.</p>



<p>İnat; kibir, riyakarlık ve yalan gibi toplum tarafından hoş karşılanmayan davranış ve alışkanlık türüdür. Olumlu veya olumsuz bir durum karşısında karşındakine ayak diretmek olarak da ifade edebiliriz.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="375" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-3025" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4.jpeg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-600x300.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-150x75.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-300x150.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-4-696x348.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p>Olumsuzluklar karşısında yılmadan, o işi tekrar tekrar yaparak mücadele etme anlamında kullandığımız &#8220;inadı&#8221;; bizler insana yarar getirebilen ve sorunsallık arz etmeyen yönünü ifade etmek için de kullanırız.</p>



<p>Sorunsallık açısından inat, kaynaşmaya, ilişkilerin rengine, muhabbette devamlılığa, yakınlaşmaya, objektifliğe, sabra, tahammüle, anlayışa, alttan almaya, hoşgörüye, uyuma ve duygusal kazanımlarımıza büyük zarar vermektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="452" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-3026" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5.jpeg 678w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-600x400.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-630x420.jpeg 630w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-5-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure>



<p>İnat&#8217;ın sorunsal boyutlarına bakıldığında; zıtlaşmaya, kavgaya, savaşmaya, kutuplaşmaya, uzaklaşmaya, fanatikleşmeye, yanlış yapma olasılığını arttırmaya ve karşının olumsuzluk duygusunu kabartmaya varan birçok soruna neden olmaktadır.</p>



<p>Kendini baskı altında hisseden bireylerin yanlış yapma olasılıkları daha fazladır. Toplumda kaybedeceği çok şey olan insanların inatla(ısrarla) kazanma eylemi içerisinde olmasının nedeni ise işe yüklediği anlamdan gelir. Bir işe ne kadar anlam yüklerseniz, o işin sorumluluğunu o kadar arttırırsınız. Sorumluluk bilinci içinde olan bizler, işlerin doğru gitmemesi durumlarında kaybetme duygusunu da tatmama adına defalarca tekrarlar yaparız. Bazen bu tekrarlar bizlere başarı getirir bazen de bizlere hüzün getirir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="602" height="345" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-3027" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3.jpeg 602w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-600x344.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-150x86.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-3-300x172.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 602px) 100vw, 602px" /></figure>



<p>Yanlışta inatlaşmak(diretme) bize fayda sağlamaz. Yalan söylediğimiz ortaya çıkınca doğrusunu kabul ederek yanlışımızı inatla savunmamız bizleri bir yerlere taşımayacaktır. Daha fazla rezil oluruz, küçük düşeriz ve kıymetimiz kalmaz. Hatalarımızı bize zamanında gösteren dostlarımızı dövmemeliyiz. İnatla, hata yapmıyormuşuz gibi davranmaya devam etmemiz bizleri yüceltmeyecektir.</p>



<p>Eğer tekrarlarımız bizleri ileriye, güzele, iyiye ve doğruya götürmüyorsa, bizlerin yönteminde, bakış açısında ve tekniğinde büyük yanlışlıklar vardır demektir.</p>



<p>Bazen olayları dışarıdan görebilmemiz yani olaylara farklı gözlerden bakabilmemiz bizlere gerçeği daha net ve parlak görebilmemize olanak sağlayacaktır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="270" height="187" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-3028" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2.jpeg 270w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-150x104.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-218x150.jpeg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-100x70.jpeg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/04/images-2-200x140.jpeg 200w" sizes="auto, (max-width: 270px) 100vw, 270px" /></figure>



<p>Hata yapmak ne kadar insani bir davranış ise hatalarımızı kabullenmek de bir o kadar insani ve faziletli davranıştır. Bizler, yetkin olamayabiliriz, etkin olamayabiliriz ve sorunumuzu çözemiyor olabiliriz. Kuru davadan yani inattan vazgeçerek işin ehline danışmamız, onlardan yardım istememiz bizleri daha yararlı, faydalı ve huzurlu hissettirecek davranış olacaktır.</p>



<p>Tüm olumsuzluklara rağmen inatla onurlu yaşamaya çalışan yürekli insanlara selam olsun.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/inat-sorunsali/">İNAT SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/inat-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAVAŞ SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Mar 2024 05:34:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş, büyük yıkımlar getiren, canlar yakan, egonun, menfaatin, kibrin ve çekememezliğin basit hesaplarının hikayesidir. Savaş sorunsalı; arkaik ilkel toplumlardan, komünal tarım toplumuna, sömürgeci toplumlardan, sanayi toplumlarına, modern dünyanın inşasından günümüze kadar gelen en ciddi sorunların başında gelir. Savaş, yaşatma mücadelesinden çok yok etme sistematiği üzerine kurulu bir anlayış içermesinden dolayı insanlığın baş sorunsalıdır. Her savaş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali/">SAVAŞ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Savaş, büyük yıkımlar getiren, canlar yakan, egonun, menfaatin, kibrin ve çekememezliğin basit hesaplarının hikayesidir. Savaş sorunsalı; arkaik ilkel toplumlardan, komünal tarım toplumuna, sömürgeci toplumlardan, sanayi toplumlarına, modern dünyanın inşasından günümüze kadar gelen en ciddi sorunların başında gelir.</p>



<p>Savaş, yaşatma mücadelesinden çok yok etme sistematiği üzerine kurulu bir anlayış içermesinden dolayı insanlığın baş sorunsalıdır. Her savaş bir gözyaşı, ölümün mevsimi, acı dolu bir travma, korku ve benliğe sıkılmış nefret kurşunudur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="620" height="349" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-3014" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-2.jpeg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-2-600x338.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-2-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-2-300x169.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure>



<p>Kolonicilik, sömürgecilik, emperyalizm, kapitalizm ve uluslararası şirketler insanlığı küçük insancıklara köleleştiren bilindik kavramlardır. Milliyetçilik, mezhep, cinsiyet, akımlar ve ırk kavramları ise insanı insana kırdıran yükselen anlayışlardır. Artan terör faaliyetleri, sapkın tarikatlar ve bitmek bilmeyen savaşlar niçin? Barışı önemseyen, insanca yaşamak isteyen her bir bireyin sorduğu elzem sorudur. Bu sorunun cevabı Karl Marx&#8217;ın ifade ettiği gibi sermaye sahiplerinin daha fazla büyümesinde gizlidir.</p>



<p>Savaştan nemalanan silah tacirleri, kaostan beslenen emperyalist devletler ve yıkımlar üzerinden yükselen uluslararası şirketler olduğu müddetçe barış kalıcı olamaz. Sermaye ihracı, ham madde ve Pazar arayışı savaşı perde gerisindeki temel sebebidir. Uygar yaşamın gereklerini benimseyip içselleştiren toplumlarda uzlaşı-tahammül kültürü gelişir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="465" height="659" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-6.jpeg" alt="" class="wp-image-3015" style="width:178px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-6.jpeg 465w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-6-423x600.jpeg 423w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-6-150x213.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-6-300x425.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/03/images-6-296x420.jpeg 296w" sizes="auto, (max-width: 465px) 100vw, 465px" /></figure>



<p>Kolay olandır &#8220;savaş&#8221; çünkü küçük gruplar sadece bu duruma sevinirken insanlık için çok ağır kayıpları ve acı sonuçları vardır. Zor olandır &#8220;barış&#8221; çünkü kazanan büyük insanlık, kaybeden sadece kötülük…<br>Dostluk varken, ne diye düşmanlık!<br>Barış varken, ne diye savaş!<br>Umut varken, ne diye korku!&nbsp;<br>İnsanlık varken, ne diye yıkım!<br>Yaşatma varken, ne diye katliam!<br>Az kazanmak varken, ne diye servet!<br>Varlık varken, ne diye yoklukta körelmek!<br>Paylaşım varken, ne diye israf!.!</p>



<p>Kendine insanım diyen her bir kimsenin temel sorunudur savaş, muhtaç olduğu yegane temel tutumu ise &#8220;barış&#8221;…</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali/">SAVAŞ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/savas-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DOĞA SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/doga-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/doga-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2024 13:32:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Tahribatı]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Hesler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=3005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğa diğer adıyla tabiat; biz canlıların yuvası, yaşam alanı, atmosferik olayların gerçekleştiği, canlıların varlığını sürdürdüğü yerdir. Doğa tüm güzelliklerini biz canlılara en bonkör şekliyle sunar. Doğanın kendisi sorunsallık kaynağı olabilir mi? Sorunsallık arz eden biz insanoğlunun yavan bir şekilde onu tahrip ederek dünyasını yaşanılmaz hale getirmesi değil midir?Doğa ile ilgili nice sorunsallıklarımız vardır. Nedir bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/doga-sorunsali/">DOĞA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğa diğer adıyla tabiat; biz canlıların yuvası, yaşam alanı, atmosferik olayların gerçekleştiği, canlıların varlığını sürdürdüğü yerdir.</p>



<p>Doğa tüm güzelliklerini biz canlılara en bonkör şekliyle sunar. Doğanın kendisi sorunsallık kaynağı olabilir mi? Sorunsallık arz eden biz insanoğlunun yavan bir şekilde onu tahrip ederek dünyasını yaşanılmaz hale getirmesi değil midir?<br>Doğa ile ilgili nice sorunsallıklarımız vardır. Nedir bu doğa sorunsallıklarımız?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="299" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-6.jpeg" alt="" class="wp-image-3006" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-6.jpeg 299w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-6-150x84.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 299px) 100vw, 299px" /></figure>



<p>Coşkun coşkun akan nehirlerimizin, derelerimizin veya ırmaklarımızın üzerlerine HES&#8217;lerin kurulması,<br>Enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yenilenemez enerji(fosil yakıtları) kaynaklarının tercih edilmesi,<br>Atıkları zehir içeren, radyoaktif sızıntıda çevreye ve canlılara büyük zarar veren nükleer santrallerin kurulması ve yaygınlaştırılması,<br>Bol miktarda karbondioksit, karbonmonoksit ve sera gazlarının atmosfere salınması sonrasında bu gazların dünya için battaniye görevi görmesi sonucunda küresel ısınmanın yaşanmasına neden olunması,<br>Küresel ısınmaya bağlı canlı türlerinin azalması veya tükenmesi,<br>Küresel ısınmaya bağlı iklimsel değişimlerin yaşanması,<br>Küresel ısınmaya bağlı kutup buzullarının çözülmesi,<br>Küresel ısınmaya bağlı kuraklıkların yaşanması,<br>Ekosistemlerin bozulması,<br>Doğa katliamlarının yaşanması,<br>Doğa dostu olmayan hızlı betonlaşmaların yaşanması,<br>İnsan sayısındaki artışa bağlı olarak çevreye atılan atık sayısında artışın yaşanması gibi nice sorunsallıklarımızı sıralayabiliriz.</p>



<p>Doğada bunca şeyin aleyhimize yaşanıyor olması bizler için düşündürücü değil mi? En düşündürücü olanı ise bunca şeyin kaynağının biz insanoğlunun olması değil mi?</p>



<p>Doğaya zarar veren tek canlı insandır. Biz insanoğlu yaşadığımız cenneti, cehenneme çeviren; kendi türünü yok eden canlıyız.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="317" height="159" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-7.jpeg" alt="" class="wp-image-3008" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-7.jpeg 317w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-7-150x75.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-7-300x150.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 317px) 100vw, 317px" /></figure>



<p>Doğa sorunsallıklarımızı çözmeye geldiğimizde ise şunları söyleyebiliriz. Çözümün en iyi yolu eğitim ile çevre bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Şu unutulmamalıdır ki doğaya bizler ne kadar zarar verirsek doğa intikamı bizlerden o kadar ağır alıyor. Yine şu da unutulmamalıdır ki doğal afet denilen bir şey yoktur.</p>



<p>Fabrikalara filtre ve arıtma tesisleri kurulmadan ruhsat verilmemeli. Asit yağmurları, ozan tabakasının delinmesi, küresel ısınma global sorunlardandır. Ve tüm dünya duyarlı olmalıdır.</p>



<p>Bizler doğa olaylarına önlem almadığımız için yaşananlar bizler için afete dönüşüyor.</p>



<p>Çevre bilincinin yaygınlaştırılması hayati öneme sahiptir. Bizlerden sonra gelen kuşaklara güzel bir doğa ve gelecek bırakmak istiyorsak çevremizi korumalıyız. Bunun için fosil yakıtları (linyit, taşkömürü, petrol ve doğalgaz) yerine yenilebilir enerji (güneş, rüzgar, jeotermal ve su) kaynaklarını tercih etmeliyiz.</p>



<p>Başka bir dünyamız, başka gidecek bir yerimiz de yoktur. Rantın ve küçük menfaatlerin yarınımızdan ve geleceğimizden daha önemli olduğunu söyleyebilir misiniz?</p>



<p>Kızılderili atasözünde ifade edildiği gibi, &#8220;Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam; paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.&#8221;</p>



<p></p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/doga-sorunsali/">DOĞA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/doga-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENCİLLİK</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bencillik/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bencillik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Feb 2024 10:37:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bencillik]]></category>
		<category><![CDATA[Ego]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2992</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bencil insan, tek başına kalmış meyvasız kurumuş bir ağaç gibi kurur gider.&#8221; (Turgenyev) Bencil (egoist), yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herşeyin üstünde tutan kişiye denir. Bencil insan, çıkarlarını gözeten yani menfaatçi olan, kendi dertlerini düşünen, yalnız onlara inanan ve isteklerini her şeyin üzerinde tutan kişidir. Her insan biraz egoisttir. Fakat kendisini sürekli ön planda tutma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bencillik/">BENCİLLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Bencil insan, tek başına kalmış meyvasız kurumuş bir ağaç gibi kurur gider.&#8221; (Turgenyev)</p>



<p><br>Bencil (egoist), yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herşeyin üstünde tutan kişiye denir. Bencil insan, çıkarlarını gözeten yani menfaatçi olan, kendi dertlerini düşünen, yalnız onlara inanan ve isteklerini her şeyin üzerinde tutan kişidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="400" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1.jpg" alt="" class="wp-image-2998" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1-600x375.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1-150x94.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p>Her insan biraz egoisttir. Fakat kendisini sürekli ön planda tutma alışkanlığını sergiliyor olması bariz bir ruhsal davranış bozukluğudur. Bu davranış bozukluğu bir mikrobik hastalık gibi yayılma özelliği de taşıyabilmektedir. Başkasının bencil davranışına maruz kalıp ondan etkilenen biri kendini tehdit altında gördüğü için istem dışı kendini bencil davranışlarının içinde bulacaktır. Bundan dolayıdır ki bencillik bulaşıcı bir hastalıktır. Farkına varılması ve erken teşhisi olsa da bazen bu ruhsal hastalıktan kurtulmak zor olmaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="596" height="514" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1.png" alt="" class="wp-image-2994" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1.png 596w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1-150x129.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1-300x259.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1-487x420.png 487w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-1-534x462.png 534w" sizes="auto, (max-width: 596px) 100vw, 596px" /></figure>



<p>Kendi isteklerimizi ve davranışlarımızı değiştirebilmemiz güçlü bir iradeye sahip olmamızı gerektirir. Onun içindir ki güçlü bireylerin sayısının artmasını istiyorsak kendini bilen bireyleri yetiştirmeliyiz. Kendini bilen insan, yaşadığı çevreyi ve o çevrenin beklentilerini iyi bilir. Ne istediğini ve çevresini bilen insan ortamlarda nasıl davranması gerektiğini bilir.</p>



<p>Egoist tutum ve davranışlarımız başka birilerinin çıkarları ile çatışmadığı ve çelişmediği müddetçe görünür bir sorunsallık arz etmez. Fakat toplumsal ilişkilerimizde yanlı arzularımız devreye girdiğinde karşımıza ahlak ilkeleri yoluyla süper ego çıkar ve ciddi kırılmalar yaşarız. Bu durum çoğu zaman aleyhimize gibi görünse de uzun vadeli lehimize olabilmektedir.</p>



<p>Bencilliği sorunsal kılan, bir insanın yanlı arzularının başka birinin arzularıyla çelişmesi sonrası krizin baş göstermesidir. Toplumsal dayanışmaya, birlikte yaşama kültürüne ve empatik düşünmeye zarar veren en önemli unsur bencilliğin ta kendisidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="465" height="317" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images.png" alt="" class="wp-image-2995" style="width:377px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images.png 465w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-150x102.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-300x205.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-218x150.png 218w" sizes="auto, (max-width: 465px) 100vw, 465px" /></figure>



<p>Empatik düşünce uyumu, uyum başarıyı, başarı dayanışmayı ve yapabiliyorum duygusunu yaşatır.</p>



<p>Toplumsal uyum olmasıydı ne olurdu? Herkes doğruyu kendi doğrusuna göre tanımlamaya kalksaydı ne olurdu? Tabi ki de kaos ve anarşi olurdu. Kavram kargaşaları yaşanırdı.</p>



<p>Kişinin kendini düşünmesi gayet doğal bir durumdur. Makul düzeyde tutulduğu takdirde anlaşılabilir, hoş görülebilir. Fakat bireyler arası ilişkilerde sürekli kendi menfaatlerini işletiyor olmak, başkalarında tiksinti ve rahatsızlık yaratacağından maruz görülmesi mümkün değildir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="489" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-2996" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-5.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-5-150x122.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-5-300x245.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/02/images-5-515x420.jpeg 515w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p>Büyük çatışmalar bencillikten doğar. Büyük entrikalar bencillikten beslenir. Büyük yalanlar bencillikten güç alır.Bencillik sorunlarını en aza indirmenin ve aşmanın yolları;<br>-Küçük yaşlarda insanlarımıza empatik düşünme becerilerini kazandırmalıyız.<br>-Bölüşme, paylaşma ve dayanışma kültürünü yaygınlaştırmalıyız.<br>-Aile içinde ve toplumsal ilişkilerde dengeyi elden bırakmadan eşit düzeyde ilgi ve kabul etme davranışlarımızı sergilemeliyiz.<br>-Sevgi, saygı, ilgi, yardım ve destek gibi davranışlarımızda bireyin kişilik özelliklerini olumsuz yönde değiştirici etkisini düşünerek bireylere ölçülü davranmalıyız.<br>-Eğitimimizi olabildiğince yaşamsal kılmalı ve gerçeğe uygun bir şekilde de eğitim ortamını tasarlamalıyız.<br>-Kendini tanıyan ve kendini olduğu gibi kabul eden insanların sayısını çevremizde artırmalıyız.<br>-Evrensel ahlak yasalarının ne olduğunu çocuklarımıza anlatmakla kalmayıp onlara örnek yaşantılar sergilemeliyiz.<br>-Küçük yaşlarda sorumluluklar vererek kendisini ve çevresini en yalın şekliyle tanımasına fırsatlar vermeliyiz.<br>-Öz eleştiri bilincini geliştirmeliyiz.</p>



<p>Tevazu içinde yaşamak gerek! Menfaatlerimiz bizi yönlendirmeden bizler kendimizi yönetmeliyiz. Sevgi içinde yaşamak gerek, kendimizi bitirmeden başkalarını dövmeden muhabbet edebilmeliyiz. Paylaşmanın heyecanını yürekte yaşamak gerek! İstiflemenin gayri ahlaki bir durum olduğunu çevremizdeki insanlara anlatmalıyız.</p>



<p>“Bu dünyayı torunlarımızdan emanet aldık.” (KızılderiliAtasözü)<br></p>



<p>Gelecek nesillere nasıl bir yaşam bırakırsak huzur içinde ölürüz&#8230;Egolarımızın adam yemediği yaşanılası yarınlara, empati ile kalın.</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bencillik/">BENCİLLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bencillik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SORGULAYAN DÜŞÜNCELER</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sorgulayan-dusunceler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sorgulayan-dusunceler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jan 2024 09:03:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Sorgulayan Düşünceler]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN Lâmekani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında ortaklık &#8220;Arkaik Dönem&#8221; tanrılarına özenip kendini tanrı sananlardan, &#8220;Ortaçağ Avrupa&#8221; ruhban sınıfının skolastik zihniyetine benzer tutumlar sergileyen yobazlardan ve &#8220;Cahiliye Devri&#8221; adetlerine sahip softalardan geçilmiyor. Tanrı insanı, insan devleti yarattı. İnsan, her açıdan devletten büyüktür. Kendini yeniden var eden, yaşadığı çevreyi şekillendiren insan; kendi yarattığının kölesi olmayı yine kendisinin yarattığı kanunlarla başardı. Kutsal [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sorgulayan-dusunceler/">SORGULAYAN DÜŞÜNCELER</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Günümüz dünyasında ortaklık &#8220;Arkaik Dönem&#8221; tanrılarına özenip kendini tanrı sananlardan, &#8220;Ortaçağ Avrupa&#8221; ruhban sınıfının skolastik zihniyetine benzer tutumlar sergileyen yobazlardan ve &#8220;Cahiliye Devri&#8221; adetlerine sahip softalardan geçilmiyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643.jpg" alt="" class="wp-image-2974" style="width:250px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Tanrı insanı, insan devleti yarattı. İnsan, her açıdan devletten büyüktür. Kendini yeniden var eden, yaşadığı çevreyi şekillendiren insan; kendi yarattığının kölesi olmayı yine kendisinin yarattığı kanunlarla başardı. Kutsal olan insan, kendini yaratandan çok kendi yarattıklarının kulu ve kölesi durumundadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-1.jpg" alt="" class="wp-image-2975" style="width:230px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-1.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-1-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-1-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-1-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-1-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Ölülerin sıradanlaştırıldığı yerde yaşayanların pek fazla bir değeri yoktur. Bir yerde birileri keyfini sürerken yaşamın, diğerleri mücadelesini veriyorsa yaşamın; o yerde yiten çok şeyler vardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-2.jpg" alt="" class="wp-image-2976" style="width:236px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-2.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-2-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-2-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-2-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-2-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>İnsanın insana hükmetme arzusu menfaatler var olduğu müddetçe devam edecektir. Hükmetme aracı olarak da inanç ve umut istismarı her zaman birinci sıradaki yerini alacaktır. Cahil kitleyi yönlendirmek ve o kitleye hükmetmek bilinçli kitleye yaptıklarının hesabını vermekten daha kolaydır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-3.jpg" alt="" class="wp-image-2977" style="width:234px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-3.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-3-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-3-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-3-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-3-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Zengini var eden fakir, fakiri var eden zengindir. Fakirlerin, çoğu zaman kaderci yaklaşımı ve bazen de cehaleti; zenginin açgözlülüğü ve sınır tanımaz sömürüsü… Îşte; yaman çelişki dolu dünya derdi bir de düzeni.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-4.jpg" alt="" class="wp-image-2978" style="width:245px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-4.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-4-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-4-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-4-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-4-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Sürdüğün sefada cefa yok ise emek sende ne gezer.Yürüdüğün yolda rota yok ise hedef sende ne gezer.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-5.jpg" alt="" class="wp-image-2979" style="width:241px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-5.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-5-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-5-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-5-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-5-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Kendi alemini bilmeyen, alem hakkında ne söylerse boşuna.&nbsp;Dillendirdiği hak olsa da anlamıyorsa sözler boşuna.&nbsp;Söylediği yürekten gelmiyorsa diller boşuna.Însan ayırt eder ise geçirdiği ömür boşuna…</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-6.jpg" alt="" class="wp-image-2980" style="width:235px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-6.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-6-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-6-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-6-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-6-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Akıl verenleri değil, aklını paylaşanları benimsiyor insan. Paylaşımlardan geriye iz bırakan anılarla kalıyor insan.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-7.jpg" alt="" class="wp-image-2981" style="width:237px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-7.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-7-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-7-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-7-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-7-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Adaletin seni beni, benden sendeni olmamalıdır. Herkes için hak, hürriyet ve adalet olmalıdır. Adalet, öyle bir hassas toplumsal dengedir ki küçük bozulmada bile tüm toplumsal inanç, birlik, dirlik ve bağlılık duygularında açılmaların yaşanmasına neden olabilmektedir. Adalet, dünün getirdiği birlikteliği yarına taşıyamıyorsa bu gününde çok ciddi sorunlar ve kırılmalar yaşanıyor demektir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" data-id="2982" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-8.jpg" alt="" class="wp-image-2982" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-8.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-8-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-8-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-8-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-8-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /><figcaption class="wp-element-caption">Sorgulayan Düşünceler- Veysel ŞAHİN </figcaption></figure>
</figure>



<p>Dikkat edin kutsadığınız kişi veya kişiler zaman içerisinde putunuz olmasın.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-9.jpg" alt="" class="wp-image-2983" style="width:217px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-9.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-9-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-9-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-9-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-9-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Kendinden başka senin gibi birini arıyorsan başkalarında mucizeyi arıyorsun demektir. Bundan dolayı hiç kimse sana benzemiyor diye zulmetme. Görebilirsen, mucize de kendin de sensin.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="564" height="616" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-10.jpg" alt="" class="wp-image-2984" style="width:234px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-10.jpg 564w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-10-549x600.jpg 549w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-10-150x164.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-10-300x328.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240130_115643-10-385x420.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure>



<p>Dünyalıklar, bizlere ahreti öğütlüyor,<br>Var bunda menfaat,<br>Var bunda çürüklük,<br>Var bunda tuhaflık,<br>Var bunda siyaset…</p>



<p>Sorgulayan Düşünceler / Veysel ŞAHİN (LÂMEKANİ)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sorgulayan-dusunceler/">SORGULAYAN DÜŞÜNCELER</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sorgulayan-dusunceler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Risâle-i Sûffiye&#8217;de Marifette &#8220;ON MAKAM&#8221;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/risale-i-suffiyede-marifette-on-makam/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/risale-i-suffiyede-marifette-on-makam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jan 2024 17:34:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygusuz Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Minyatür]]></category>
		<category><![CDATA[Mürşid]]></category>
		<category><![CDATA[Mutasavvıf]]></category>
		<category><![CDATA[Pir]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu Ozanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2943</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. Edep:Edep, güzel ahlakı kullanmaktadır. Diğer bir deyimle edep, insan tabiatında bulunan olgunluğu, güçten eyleme dönüştürmektir. “…Aşık iken Maşuk ol. Bundan eyler ve makam olmaz. Buna Makam-ı Mahmud derler. Bunu arifler bilir dedi. Meydanı pes imdi. Bundan garaz budur ki heman hakkı bunda iki yol ve hakikat sende iken sen seni bil demektir. Zira kamu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/risale-i-suffiyede-marifette-on-makam/">Risâle-i Sûffiye&#8217;de Marifette &#8220;ON MAKAM&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>I. Edep:<br>Edep, güzel ahlakı kullanmaktadır. Diğer bir deyimle edep, insan tabiatında bulunan olgunluğu, güçten eyleme dönüştürmektir.</p>



<p>“…Aşık iken Maşuk ol. Bundan eyler ve makam olmaz. Buna Makam-ı Mahmud derler. Bunu arifler bilir dedi. Meydanı pes imdi. Bundan garaz budur ki heman hakkı bunda iki yol ve hakikat sende iken sen seni bil demektir. Zira kamu ef’alin ve hal ve kalin mahşerde ayan olacaktır… Görünüm sureti misin, ya can mısın ya kul sultan mısın? Niçün seni bilmeyesin. Kim şehzade iken geda gibbi-neva olasın. Mekan gelişini Gülhane razı olasın. Hayfdır ki sultan iken kul olasın. Ya can iken ten olasın. Eğer sultan isen emin ol ya can isen ya niyaz ol…”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="806" height="1024" data-id="2944" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-806x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2944" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-806x1024.jpg 806w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-472x600.jpg 472w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-768x976.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-1209x1536.jpg 1209w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-1612x2048.jpg 1612w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-150x191.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-300x381.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-600x762.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-696x884.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-1392x1769.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-1068x1357.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-1920x2440.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-331x420.jpg 331w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-661x840.jpg 661w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231223_120954-scaled.jpg 2015w" sizes="auto, (max-width: 806px) 100vw, 806px" /></figure>
</figure>



<pre class="wp-block-code"><code>   Risale’de kalp gözü açılan kimselere öğüt bulanarak edepli olmayı vurgulamıştır. Kalp gözünün açıldığı yer erenlerin yeridir. Bu kimseler arifler ve erenler yoluna bağlanıldığı takdirde ahiri yaşamda da bu kimselerin huzur içinde olacağına vurgu yapılmıştır. Bunun için kişinin edepli olması tavsiye edilmiştir. Kişinin mevkisi, şekli, hali ne olursa olsun kişinin kendini bilmesi vurgulanmıştır. Öğütler verilerek edep ifade edilmeye ve aktarılmaya çalışılmıştır.

II. Sabır ve Kanaat:
Sabır ve Kanaat, sıkıntı ve kötülüklerden sızlanmayı bırakmak elde olan ile yetinme veya razı olmak olarak ifade edilebilir. Risale’de gerçeği isteyen kimse bu yolda her türlü zorluğa sıkıntıya katlanarak ancak ona ulaşabileceğini ifade eder. Sabretmek bir nefisin göstergesi olarak risale’de bu yolda karşılaşılacak her türlü zorluğa göğüs gereken kimse Tanrı yolunda olduğu vurgulanmıştır.</code></pre>



<p>“…Eğer sen dahi hak talep ederim dersen mevnu akbel temevnü emzemununa masadak ol. Olmazdan evvel ol kim dirilesin dünyada harab olam ahrette ma’mur olasın. Cefaya sabret ki vefaya edesin…”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="723" height="1024" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-723x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2945" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-723x1024.jpg 723w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-424x600.jpg 424w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-768x1087.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-1085x1536.jpg 1085w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-1446x2048.jpg 1446w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-150x212.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-300x425.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-600x850.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-696x985.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-1392x1971.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-1068x1512.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-1920x2718.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-297x420.jpg 297w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-593x840.jpg 593w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20231201_161438-scaled.jpg 1808w" sizes="auto, (max-width: 723px) 100vw, 723px" /></figure>



<p>III. Kibir ve Riyadan Uzak Olmak<br>Tasavvufta en sık karşımıza çıkan bir marifettir. Risale’de özellikle ibadetin gösteriş için değil tamamen Allah rızasını kazmak için olması gerektiğini ve bu şekilde olan kimse riyadan da uzak olabileceği de açık bir şekilde vurgulanmıştır.</p>



<p>“…Müshil oruçtur diyeler ve başların aşağı salub gah ve gah sık sık ahlar ederler. Vel’hasıl bilen rumuz ve mühmel işaretler ederler. Yani ana pirinden ziyade nazar almış desinler amma kim riya kafetatı anları kat kat kaplayıptır cümlenez verilen damına gir… İçerinde ve dışarında riya ameline hud-ı hakk bilürsın niçün mülhidliği muvahhidlik suretinde gösterirsin. Hur-ı mühre-i la’l onu her diyu satarsın pes imdi. Bunlar hakikatta dünya cefasının kuzgunlarıdır…”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="657" height="874" data-id="2955" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1.png" alt="" class="wp-image-2955" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1.png 657w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1-451x600.png 451w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1-150x200.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1-300x399.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1-600x798.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1-316x420.png 316w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2022-02-12-00-53-09-1-631x840.png 631w" sizes="auto, (max-width: 657px) 100vw, 657px" /></figure>
</figure>



<p>Risale’de ibadet olarak adı geçen oruçtur. Bazı kimseleri kat kat riyakarlık sarmıştır. Doğru olan şey risaleye göre insana yakışanı mutevazuluğu kişi kendine prensip edinmelidir.</p>



<p>IV. Dünyayı Terk – Ahireti Seçmek<br>Terk, kelime anlamı olarak bırakmak demektir. Tasavvuftaki karşılığı ise; dünya nimetlerinden arınmak ve ahiri nimetlere yön vermek, hem dünya ve hem de öte dünya düşüncesini benimseme, evreni öz bedeninde bulması anlamlarına gelmektedir.</p>



<p>“…evvelden mesela bir hatun bir kimseye nikahlı olsa bu kimse anı nikah ide bilmez yani gönül dünyaya tab’ ise anda hakk tasarrufu olmaz. Eğer hakka tab’ ise anda nefs tasarrufu olmaz. Bu kim talib-i hakk bu dünyayı terk etmeyince hudabeyn olmaz. Sana dirim kardaş dahi ruşenser haber söylerim. Bu kez anlıyasın harifimi şerifimde gönlünü bana çevirir…”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="895" height="1024" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-895x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2949" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-895x1024.jpg 895w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-524x600.jpg 524w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-768x879.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-150x172.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-300x343.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-600x687.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-696x797.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-1068x1222.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-367x420.jpg 367w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426-734x840.jpg 734w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_195426.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 895px) 100vw, 895px" /></figure>



<pre class="wp-block-code"><code>    Risale'de tanrısal aşka ulaşabilmek için kişinin dünya nimetlerinde uzak durması gerektiği vurgulanmıştır. Kişinin aklı dünya zevklerinde ise o kişiyi dünyadaki zevkler aldatmıştır. Onun için dünya zevklerinden uzak durulması gerekmektedir. Perhiz yapılması ruhun nefsi eylemlerden arındırılması gerekmektedir. </code></pre>



<p>V. Marifet Sahibi Olmak<br>Ma’rifet; kulun, Allah’a olan inancı ile birlikte vardığı dereceye denir. Herkesin makamı, kendi oturduğu ve meşgul olacağı yerdir. Makamın gerçek yol sahiplerin ki gibi olabilmesi için kişide tevekkülün tam manasıyla yerleşmiş olması gerekmektedir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="811" height="1024" data-id="2956" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-811x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2956" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-811x1024.jpg 811w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-475x600.jpg 475w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-768x970.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-150x189.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-300x379.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-600x758.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-696x879.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-1068x1349.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-333x420.jpg 333w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403-665x840.jpg 665w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085403.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 811px) 100vw, 811px" /></figure>
</figure>



<p>“…Cümle asıl imanda birlerdir. Marifetde birebir değillerdir. Nitekim öyle geda a’zada birebir amma libasda ve devledde ve münasibde değil insanın insanlığı ise marifet libasında ve devleddedir. Nitekim padişahın padişahlığı bedeni ile değildir…Ve avam ile havas ma-beyninde korkuları meratib-i marifette idüsen bilüb iman taklidin ve iman-ı tahkike sefer itmeğe talib ve rağbet olalar…”</p>



<p>Risale’de herkes inançta yani İslam’da eşittir. Fakat takvada eşit değildir. Marifet kişinin mevkisinde ve insan olmasında değildir. Marifet elbisesindedir. Bu da Allah’ın takdiriyle gerçekleşmektedir. Kişi inanca taklitle başlar fakat daha sonra farkları yani marifetleri kendileri gösterir. Yine bu da Allah’ın takdiriyle gerçekleşebilmektedir.</p>



<p>VI. Cömertlik<br>Cömertlik; kişinin Allah yolunda ve diğer hayırlı işlerde malının bir kısmını sarf etmesi olarak ifade edilebilir. Risale&#8217;ye göre kişinin elindedir. Türlü şekilerde bulunma durumları da onun elindedir. Risale’de cennet ve cehennem kişinin bağlandığı evliyaya göre değişmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2958" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-819x1024.jpg 819w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-480x600.jpg 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-768x960.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-150x188.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-300x375.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-600x750.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-696x870.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-336x420.jpg 336w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102-672x840.jpg 672w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240124_201102.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>



<pre class="wp-block-code"><code>   “…Bu nefs pir-kar ne koşmadır yedi kat yer bir üç dokuz kat gök birine yerden göğe bir kuluç ve pirin anı ve özüne bir karış gece ve gündüz manend-i nübüvvet ve velayetdir doğmak bahar olmak göz. Sağlık gülistan sayrıluk zindan yolan dikmek zeğallık doğru demek erlik içün münacat uyanıklık halk cennet kahr-ı cehennemin evliyalar verir…”</code></pre>



<p>VII. Fakirlik ve Miskinlik<br>Fakirlik, kişinin kendisinde varlık görmesi, her şeyi Allah’a icra etmesi, her türlü yerinin Allah’ın takdiriyle olduğuna razı olmak anlamına gelmektedir. Miskin ise; kendisinde hiçbir varlık tanımayan, mahiyet sahibi derviş manasına gelmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="720" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117841312.jpg" alt="" class="wp-image-2952" style="width:350px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117841312.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117841312-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117841312-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117841312-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117841312-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117841312-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p>“…Yaradılmış bilcümle ana muhtaçdır. Kullukçu gibi her birini bir işe salmışdır. Kendüsü tek ve tenha miskin mazlum bu halk içinde bir günü aç ve bir günü tok açlıktan zaman ve toklukdtan ana kaide olmaz anın içi ve dışı hakk nur ile münevver olmuştur…”</p>



<pre class="wp-block-code"><code>   Risale’de yaratılmışların hepsinin Allah’a muhtaç olduğu onun içindir bize ondan başka rızık veren yoktur çünkü yaratan tek ve eşi benzeri yoktur. Aç olunsa da tok olunsa da bunların hepsi yaratıcının uygun gördüğü şeylerdir. Bize düşen ona kulluk etmektir. Bu düşüncede olan kimse kendi nefsini terbiye ettiği takdir de o kimsenin kalbi Allah nuru ile dolar ve O kişide gönül gözü her zaman açık olur. </code></pre>



<p>VIII. Pehrizkarlık<br>Perhizkarlık, insanın nefsin ve tenin isteklerini en aza indirmek ve ona zor gelen işleri yapmaktır. Perhizkarlık az yemek, az uyumak, az konuşmak ve halvetle birlikte gerçekleşir. Tasavvufta halvet; çilehanede yalnız kalarak nefsi terbiye etmektir. Bu kimseler Risale’de Allah Yolunda olan kimseler olarak ifade edilmiştir. Nefsin terbiyesi ve Allah’ın hikmetinin sırrına ulaşmak için önemli görülmüştür</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="720" data-id="2953" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117814144.jpg" alt="" class="wp-image-2953" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117814144.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117814144-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117814144-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117814144-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117814144-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/FB_IMG_1596117814144-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>“…Kendüsü tek ve tenha miskin mazlum bu halk içinde bir günü aç ve bir günü tok açlıktan zaman ve toklukdan ana kaide olmaz anın içi ve dışı hakk nur ile münevver olmuştur…”</p>



<p>IX. Mücahede<br>Mücahede; insanın nefsinin arzularına, kötü isteklerine karşı savaşmasıdır. Bu durum Risale’de derviş ile şeytanın bir birleriyle olan mücadele sembolü haline gelmiştir. Buradaki anlatın ne kadar da sembolikte olsa da insan iradesinin güçlülüğü ifade edilmek istenmiştir. Derviş şeytanla olan mücadelesini yenmesi, onu yakasından tutup yere çalması nefsini yendiğine işarettir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="862" height="1024" data-id="2950" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-862x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2950" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-862x1024.jpg 862w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-505x600.jpg 505w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-768x912.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-150x178.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-300x356.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-600x713.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-696x827.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-354x420.jpg 354w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859-707x840.jpg 707w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240105_085859.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 862px) 100vw, 862px" /></figure>
</figure>



<p>“… Adem dervişe dudak kısub dahi söylemedi nice heman derviş çobanınn saldı. Çomağın eline alub yürüdü. Şeytan gördüğüm bir kolaysız adamdır. Nemrud itdi. Ne durursun boşuna bir çare ile diyüb kendüsi kaçmak tedarikin eyledi. Heman derviş dahi terk idüb. Bir eyle şeytanı ve bir eliyle Nemrudu tuttu… Derviş etti: Hele sabr eyle bir mikdtar dedi. Şeytanı ayaklarından asmış idi. Şeytan Musa peygambere zarılık eyleyüb beni bu kişinin şerrinden halas ile kurtar dedi…”</p>



<p>X. Kendini Bilmek<br>Tasavvufta önemle üzerinde durulan konuların biride insanın kendini bilmesidir. “ Nefsini bilen rabbini bilir “ düşüncesi Kaygusuz Abdal sıkça üzerinde durduğu konuların başında gelenlerdendir. Risale&#8217;de de bu konu çok sık olarak ele alındığını görmekteyiz. Risale&#8217;de kişi tanrıyı tanıyabilmesi için kendini bilmesi gerekmektedir. İnsanın tanrıyı kendi vücudunda araması gerektiği ifade edilir. Risale&#8217;de insan vücudu ayrıntılı olarak ele alınarak işlenmiş ve insan vücudunun akıl almaz bir şehir olduğu üzerinde durulmuştur. Derviş ise bu şehir içinde seyahat eder, onu tanımaya çalışır. İnsan vücudunda akıl almaz güzelliklerini görür.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="824" height="1024" data-id="2951" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-824x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2951" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-824x1024.jpg 824w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-483x600.jpg 483w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-768x955.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-1236x1536.jpg 1236w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-1648x2048.jpg 1648w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-150x186.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-300x373.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-600x746.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-696x865.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-1392x1730.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-1068x1327.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-1920x2386.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-338x420.jpg 338w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240117_140749-676x840.jpg 676w" sizes="auto, (max-width: 824px) 100vw, 824px" /></figure>
</figure>



<p>“…Açığı, Erenler şudur; herkesin kendini bilmesidir. Gördüğüm şekilde misin, ruh musun, kul musun, sultan mısın neden kendini bilmiyorsun. Her kim şehzade ise yoksul gibi ses olsun ve oturduğu yerin güllerle dolu olmasını istesin. Sultan iken kul olmak haksızlıktır. Ruh ile beden olasın. Eğer sultan isen güvenilir ol. Ruh isen şükredenlerden olasın. Özünü gözden geçir. Eğer beden isen bu dünyada aşağı olanlardansın. Yazık! Bir kimse ruh daha sonra kul ondan sonrada sultan olabilir. Bu güzel durumların o kimsede gerçekleşebilmesi için o kimsenin kendini bilmesi gerekir. Kendini bilen kimseye kanı helal, kendini bilmeyen kimseye anasının sevgisi haramdır ve yedi her şey boştur dediler. Niçin fırsatın var iken hayatını boşa geçirdin ve gerçek sevgilinden ayrı düştün. O her daim seninle birliktedir. Sen var olmadan önceki zamandan var olduğun zamana kadar O hep seninle birlikteydi. Asıl yurdundan çıkıp dünyaya geldikten sonra sana elçiler ve kitaplar gönderdi, fakat sen dünyanın rengine aldanıp onlardan yüz çevirdin. Gafillik seni kökünden sarıp sarmalamıştır der…”,</p>



<p>“…Bedenin sana emanettir. Nasihat kara bilmez onun için akıllı ol ve geleceği görebilecek akılla birlikte ol ki dert ve dermanı birbirinden ayırt edebilesin. Başkalarından duyup da utandıktan sonra değil…”</p>



<p>”…Hazret-i Resul’a gelinceye kadar yüz yirmi dört Peygamber gelip geçmişti. Her biri bir söz söyledi. Hiçbiri bu iş yerinin temelini yapan üstadın yine bu işyerinin içinde olduğunu söyleyemedi. Şerefli Allah’ın elçisi “ona dua ve selam olsun” gelip söyledi ve alametini bu eşyanın içinde verdi. Bu rivayetten soru sorursan herkes gibi olursun. Bilen bilir ne söyleyeyim; bilmeyen ise hiç bilmez. Tekrar söyleyeyim. Bilen bilir bilineni; bilmeyen ne bilir bilineni. Sen seni bilmez isen gördüğün gibi birsin bilineni. Bundan sonra belli olduğu için hiç kimse kanıtsız hakkı bulamazmış; çünkü Hazret-i Resul’dan sonra gelen kemale ulaşmışlar bile ben bilgi sahibi ruha sahibim der; fakat bilgi sahibiyim diyen kimse hakkında sen ruhunu bilenlerden misin denildiğinde zaman bilenlerdenim deyince söz söylediler. Ama Kaygusuz yapar.…”, “…Kişi Hazret-i Muhammed ve onun yerine geçen Hz. Ali’ye benzesin ve onun gibi derin olsun. Pir gibi sakin olup ateş gibi çok pişirici olsun. Su gibi bir yola aksın. Yel gibi her yerde essin…”</p>



<p>&#8220;Kaygusuz Abdal ve Risâle-i Sûffiye&#8221; adlı Veysel ŞAHİN&#8217;in eserinden alıntıdır. Minyatürler ise; Veysel ŞAHİN (Lâmekani) tarafından çizilmiştir. </p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/risale-i-suffiyede-marifette-on-makam/">Risâle-i Sûffiye&#8217;de Marifette &#8220;ON MAKAM&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/risale-i-suffiyede-marifette-on-makam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MÜKEMMELLİK SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/mukemmellik-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/mukemmellik-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jan 2024 08:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Mükemmellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mükemmel en genel tanımıyla kusursuz, eksiksiz, istenilen düzeyde olan, tam, yetkin ve şahane olarak ifade edilir. Mükemmellik, var oluşsal açıdan bireyin kendi sınırlarını aşma ve kendini arama sorunsalıdır. Koşullarını değerlendiren, engellerini aşan, hedefine ulaşan, yılmayan, aklının sınırlarını zorlayan ve samimiyetle işe başlayan her bir birey bu hayatta mükemmel olmasa da başarılıdır. Mükemmellik sorunsallığından bakıldığında, insan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mukemmellik-sorunsali/">MÜKEMMELLİK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Mükemmel en genel tanımıyla kusursuz, eksiksiz, istenilen düzeyde olan, tam, yetkin ve şahane olarak ifade edilir. Mükemmellik, var oluşsal açıdan bireyin kendi sınırlarını aşma ve kendini arama sorunsalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="298" height="169" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/indir-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2938" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/indir-2.jpeg 298w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/indir-2-150x85.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 298px) 100vw, 298px" /></figure>



<p>Koşullarını değerlendiren, engellerini aşan, hedefine ulaşan, yılmayan, aklının sınırlarını zorlayan ve samimiyetle işe başlayan her bir birey bu hayatta mükemmel olmasa da başarılıdır. Mükemmellik sorunsallığından bakıldığında, insan denilen varlığın kendisi birçok alanda eksik iken mükemmellik arayışlarının içerisinde kendini aramaya kalkması içinden çıkılmaz, karmaşık ve sorunsallıklar içeren bir girdabın içerisinde kendini bulmasına neden olmuştur. Nedir bu yaşanılan başlıca sorunsallıklar?</p>



<p>-Eksik yönleri olabildiğinden farklı gösterme,</p>



<p>-Depresyonsal tutumlar,</p>



<p>-Zayıf iken güçlü adam imajı çizme,</p>



<p>-Başkalarından geri kalmanın yaşattığı eziklik psikolojisi,</p>



<p>-Kendini tanıma ve keşfetme arzusunda yaşanan saplantı halleri,</p>



<p>-Bilme ve öğrenme duygusunda yaşanan doyumsuzluk hırsı,</p>



<p>-Kıskançlık ve çekememezlik duygularını sergileme,</p>



<p>-Kızgın, sinirli ve öfkeli tavırlar sergileme,</p>



<p>-Kendini olduğu gibi kabul etmeme,</p>



<p>-Beğenilme ve sürekli kabul görme beklentisi,</p>



<p>-Ego ile süper ego arasında yaşanılan kırılmalar olarak sıralayabiliriz. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="668" height="459" data-id="2939" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4.jpeg" alt="" class="wp-image-2939" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4.jpeg 668w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4-600x412.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4-150x103.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4-300x206.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4-218x150.jpeg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4-436x300.jpeg 436w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4-611x420.jpeg 611w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-4-100x70.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 668px) 100vw, 668px" /></figure>
</figure>



<p>Mutlu yaşamak, güvenilir insan olma, kendini bilme, empati duyguları gelişmiş, üretim sürecinde yerini almış ve kendini gerçekleştirmeyi hedefine koymuş birey mükemmelliğe ulaşma sürecini başlatmıştır. Ve bu yolculuk değerlidir. Önemli olan bu süreçte kendine ve başkalarına zarar vermeden ilerlemeyi başarmaktır.</p>



<p>Mükemmellik rüzgarının şiddetiyle bükülen bazen de dökülen insanlarımız olmuştur. Bunun için hayatımızı abartılardan uzak gerçekçi yaşamalıyız. Mükemmel olmak için çalışan, mükemmelliğe ulaşamayınca da duygusal erozyona uğrayan insanlarımızın sayısını azalttığımız müddetçe sağlıklı toplum olabiliriz. Güçlü, sağlıklı ve üretken bir toplum var etmek istiyorsak kendini tanımış/kabul etmiş ve eksiklerinin bilincinde olan bireylerin sayısını arttırmalıyız. </p>



<p>Her bireyin kendine özgü biricik olduğunun kabul gördüğü, karşılaştırmaların bireydeki öz saygı bilincini incitmediği, olduğu gibi görünen; göründüğü gibi olanların sayılarının arttığı, öz eleştirilerin ya da vicdan muhasebelerinin yapılabilindiği, kusurların maruz görüldüğü yaşanılası yarınlara&#8230;  Vicdanınız kendinizi görebildiğiniz aynanız olsun.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mukemmellik-sorunsali/">MÜKEMMELLİK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/mukemmellik-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEN BİLİRİM SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ben-bilirim-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ben-bilirim-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jan 2024 04:59:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2928</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Cahil insan savaş davuluna benzer; sesi çoktur, içi boştur.&#8221; (Sadi ŞİRAZİ) Bilmek, gerçekliğin insan düşüncesinde yansıyarak yeniden üretimi veya nesnel dünyanın anlama kavuşturulmasıdır. Bilen insana da bizler bilge yani &#8220;bilgiyi seven&#8221; deriz. Bilmek, insanoğlu için kendini, evreni ve anlamlandıramadığı nice farklı güçleri tanıma merakıdır. Bilmek, öğrenmek ve okumak gibi entelektüel bir eylemdir. Biz insanoğlu, yaşadığımız [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ben-bilirim-sorunsali/">BEN BİLİRİM SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Cahil insan savaş davuluna benzer; sesi çoktur, içi boştur.&#8221; (Sadi ŞİRAZİ)</p>



<p>Bilmek, gerçekliğin insan düşüncesinde yansıyarak yeniden üretimi veya nesnel dünyanın anlama kavuşturulmasıdır. Bilen insana da bizler bilge yani &#8220;bilgiyi seven&#8221; deriz. Bilmek, insanoğlu için kendini, evreni ve anlamlandıramadığı nice farklı güçleri tanıma merakıdır. Bilmek, öğrenmek ve okumak gibi entelektüel bir eylemdir.</p>



<p>Biz insanoğlu, yaşadığımız yerkürenin kaçta kaçının bilgisine sahibiz? Dünyada hala insanoğlunun ayak basmadığı yerler varken yaşadığımız evreni nasıl bilebilir? Bir insan her şeyi bilebilir mi? Sorarım sizlere!</p>



<p>Bilgi uçsuz bucaksız bir umman iken bazı zavallılar hemen hemen her şeyi ben biliyorum iddiası ile piyasalarda gezinip durmaktadır. Bu tarz bilgi efeleri, bilginin efendilerini de yerecek cesareti bulduktan sonra da ortalığı tozu dumana katarak yaşadığımız çevreyi kavram kargaşalıkları ile dolu bir alana çevirirler.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="535" height="573" data-id="2929" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2929" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-2.jpeg 535w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-2-150x161.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-2-300x321.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-2-392x420.jpeg 392w" sizes="auto, (max-width: 535px) 100vw, 535px" /></figure>
</figure>



<p>Sorunsallık perspektifinden konuyu ele aldığımızda; &#8220;Ben Bilirim&#8221; sorunsalı, cahil insanların en büyük özelliklerinden biridir. Bilgelik tacını kendisi takan cahil insan, kendini bilge uygarlığının kralı zanneder durur. Kısa sürede ona itaat eden dalkavuklukları ise çevresinde türemeye başlar. Neden mi? Cahil kralın cehaletinden faydalanarak kendilerine büyük fırsatlar yaratmak isterler de ondan. Gerçeği söyleyen hakiki bilgeler, cahiller topluluğunun çıkarlarına her dokunduğunda da onlar tarafından kimi zaman hakarete maruz kalır, kimi zaman da öldürülürler.</p>



<p>Bilgi denizinde dokunamadığımız o kadar su taneciği var ki onların tamamına dokunabilmemiz imkansızdır. Avucumuzun içine alabildiğimiz bir avuç dolusu su ile teselli buluruz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="263" data-id="2930" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/David_-_The_Death_of_Socrates.jpg" alt="" class="wp-image-2930" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/David_-_The_Death_of_Socrates.jpg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/David_-_The_Death_of_Socrates-150x99.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/David_-_The_Death_of_Socrates-300x197.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>
</figure>



<p>Bilge insanlar, öğrendikleri ile kendini cahil hisseder. Cahil insanlar ise, öğrendiği ufacık bir bilgi ile kendini alim zanneder. “Bilgelik” ile “Cahillik” arasındaki büyük farklılıklardan biri de budur. Büyük bilge Sokrates&#8217;in dediği gibi, &#8220;Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.&#8221;</p>



<p>Kavram kargaşalıklarının yaşandığı günümüzün en önemli sorunsallıklarından biri de bilgi kirliliğidir. Günümüz bilişim dünyasında bilgilere ulaşabilirliğimiz çok kolaylaştı. Fakat çok kolay ulaştığımız bilgileri sahiplenmede de bir o kadar yetersiz kalıyoruz. Ulaştığımız çoğu bilgi de çok kolay tüketebiliyoruz.</p>



<p>Emek harcamadan elde edilen çoğu bilgi maddenin gaz hali gibi uçup gidiyor bizlerden. Yaşayarak öğrenmekten uzak, oturduğu yerden her konu hakkında ahkam kesen nesiller kapladı çevremizi. Her şeyin en iyisini, en güzelini ve en doğrusunu ben bilirim diyen nice bencil/cahil kimsecikler çoğaldı.</p>



<p>Yaşadığımız dünyada birçok insanın yaşam algısı evrildi. Yaygın algı maalesef, kısa yoldan köşeyi dönmeye, üretmeden tüketmeye ve bilmeden söylemeye dayandı. Bu durum bizlere işin ne kadar vahim olduğunu göstermesi açısında da pek önemlidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="480" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2931" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3.jpeg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3-600x450.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3-300x225.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3-560x420.jpeg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-3-265x198.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p>-Bilgi ile kültürlenen, kültürlendikçe erdem sahibi olan insanlara ihtiyacımız var.<br>-Üreten, araştıran bilge aydınlara ihtiyacımız var.<br>-Bilimi seven, sevdiren öğretmenlere ihtiyacımız var.<br>-Bilimi yaşatan özgür beyinlere ihtiyacımız var. -Farklılıkları zenginliğe çeviren algılara ihtiyacımız var.<br>-Uzlaşmacı, çalışkan öğrencilere ihtiyacımız var.<br>-Yararlı eğitimler veren okullara ihtiyacımız var.<br>-İhtiyatlı davranarak yaşamaya ve yaşatmaya İhtiyacımız var.<br>Bilgi erdeminiz, bilim ise rehberimiz olsun.</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ben-bilirim-sorunsali/">BEN BİLİRİM SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ben-bilirim-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİZANS KANUNU: EKLOGALAR</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bizans-kanunu-eklogalar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bizans-kanunu-eklogalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jan 2024 12:02:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Ekloga]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eklogalar veya Ekloga Kanunları,&#160;III. Leon&#8217;un 726 yılında kendi ve oğlu&#160;V. Konstantinos&#160;adına yayınladığı hukuk derlemelerinden oluşan kanunlardır. Eklogalar, 40 bölümden oluşan&#160;Bizans hukuk&#160;tarihinin en önemli gelişmelerinden biri sayılmaktadır. Eklogaların Bizans İmparatorluğunda etkin olmasında;&#160; İmparatorluğun temel hukuk düzenlemelerinin Latince&#160;olması, 8. yüzyılda bu Latince kanunlarının Yunanca açıklamalarının zor anlaşılması ve özellikle de İmparatorluğun doğu eyaletlerinde bu sorunun çözümü olarak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bizans-kanunu-eklogalar/">BİZANS KANUNU: EKLOGALAR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em><strong>Eklogalar veya Ekloga Kanunları</strong></em>,&nbsp;III. Leon&#8217;un 726 yılında kendi ve oğlu&nbsp;V. Konstantinos&nbsp;adına yayınladığı hukuk derlemelerinden oluşan kanunlardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="485" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-1024x485.jpg" alt="" class="wp-image-2917" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-1024x485.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-600x284.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-768x364.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-150x71.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-300x142.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-696x330.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-1068x506.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit-886x420.jpg 886w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_2024-01-09-14-46-55-517_photocollage.photoeditor.collagemaker-edit.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Eklogalar, 40 bölümden oluşan&nbsp;Bizans hukuk&nbsp;tarihinin en önemli gelişmelerinden biri sayılmaktadır. Eklogaların Bizans İmparatorluğunda etkin olmasında;&nbsp; İmparatorluğun temel hukuk düzenlemelerinin Latince&nbsp;olması, 8. yüzyılda bu Latince kanunlarının Yunanca açıklamalarının zor anlaşılması ve özellikle de İmparatorluğun doğu eyaletlerinde bu sorunun çözümü olarak resmî kanunlar yerine örfi göreneklerin tercih edilmesi etkili olmuştur.</p>



<p>Bizans İmparatorluğu&#8217;nda çıkarılan Eklogalar, aile kurumunu korumak, sosyal düzeni sağlamak için çıkarılmış yasalar olup dinsel mahiyet kazanarak toplum üzerinde etkisini göstermiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="773" height="397" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2918" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-2.jpeg 773w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-2-600x308.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-2-768x394.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-2-150x77.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-2-300x154.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-2-696x357.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 773px) 100vw, 773px" /></figure>



<p><em>Eklogalar</em>, aile ve miras hukukuna ağırlık vermiş olmasına karşın eşya hukuku yönünde oldukça eksiktir. Roma hukuku&nbsp;temel alınarak yazılmış olmasına rağmen aynı zamanda Doğu örf, adetleri ve&nbsp;kilise hukuku&nbsp;da göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. &nbsp;Örneğin erkeğe yönelik haklar kısıtlanıp kadın ve çocukların hakları genişletilse de uzuv kesmek gibi Roma hukukunda yeri olmayan adetler&nbsp;de&nbsp;<em>Ekloga</em>&#8216;da yer edinmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="716" height="428" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2919" style="width:367px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-1.jpeg 716w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-1-600x359.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-1-150x90.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-1-300x179.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-1-696x416.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-1-703x420.jpeg 703w" sizes="auto, (max-width: 716px) 100vw, 716px" /></figure>



<p>Eklogalarda, soylular ile yurttaşlar bir tutulmakta, her iki soysal sınıf da aynı suç karşılığında aynı cezayı almaktaydı. Eklogalar, herkes tarafından anlaşılması kolay olacak şekilde yazılan bu kanun daha sonraları Slav ülkelerinin hukuk anlayışının da temelini oluşturmuştur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="625" height="313" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2920" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-3.jpeg 625w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-3-600x300.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-3-150x75.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-3-300x150.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 625px) 100vw, 625px" /></figure>



<p>Ekloga Yasaları&#8217;ndan bir kaç örnek verecek olursak;<br>*Zina eden evli erkeğe ıslah için yirmi kırbaç vurarak ve zengin yahut fakir olmasına bakılmaksızın para cezası ödetilecektir.</p>



<p>*Evli olmadığı halde cinsel ilişkide bulunan erkeğe altı kırbaç vuracak.</p>



<p>*Karısının zina ettiğini bildiği halde buna göz yuman erkek, kırbaç cezasının ardından sürgün edilir; zina eden kadın ile zina ettiği erkeğin de burunları yarılır.</p>



<p>*Gayrı meşru cinsel ilişkide bulunarak hamile kalan ve düşük yapmaya çalışan kadın, kırbaç cezasının ardından sürülür.</p>



<p>*Aktif yahut pasif surette olsun, tabiatı aykırı fiillerde bulunan kimseler, kılıç ile başları kesilerek ölüm cezasına çarptırılır.</p>



<p>Kaynak Eser: Tarihte 4 Devir 4 Konu</p>



<p> Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="596" height="842" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/15181302_10154771478139308_3423859231480751610_n.jpg" alt="" class="wp-image-2921" style="width:311px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/15181302_10154771478139308_3423859231480751610_n.jpg 596w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/15181302_10154771478139308_3423859231480751610_n-425x600.jpg 425w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/15181302_10154771478139308_3423859231480751610_n-150x212.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/15181302_10154771478139308_3423859231480751610_n-300x424.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/15181302_10154771478139308_3423859231480751610_n-297x420.jpg 297w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/15181302_10154771478139308_3423859231480751610_n-595x840.jpg 595w" sizes="auto, (max-width: 596px) 100vw, 596px" /></figure>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bizans-kanunu-eklogalar/">BİZANS KANUNU: EKLOGALAR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bizans-kanunu-eklogalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RÜYA</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ruya/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ruya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2024 18:42:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem]]></category>
		<category><![CDATA[Mistik]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçip giden günlerden bir gündü, heyecanla beklenen tatil için yolculuk saati gelip çatmıştı, ben de yakınlarımla birlikte tatil edasıyla giyinip kuşanmıştım. Hepimiz bir araca cümbür cemaat doluşmuş ve gideceğimiz yere doğru yola düşmüştük. Yol boyu ağır ağır gider iken ansızın dikkatimizi yol kenarında bulunan bir simitçi çekmişti. Ve tablasındaki simitleri görünce de içimizde simit yeme [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ruya/">RÜYA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçip giden günlerden bir gündü, heyecanla beklenen tatil için yolculuk saati gelip çatmıştı, ben de yakınlarımla birlikte tatil edasıyla giyinip kuşanmıştım.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="452" height="284" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240103_212839.jpg" alt="" class="wp-image-2908" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240103_212839.jpg 452w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240103_212839-150x94.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240103_212839-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 452px) 100vw, 452px" /></figure>



<p><br>Hepimiz bir araca cümbür cemaat doluşmuş ve gideceğimiz yere doğru yola düşmüştük. Yol boyu ağır ağır gider iken ansızın dikkatimizi yol kenarında bulunan bir simitçi çekmişti. Ve tablasındaki simitleri görünce de içimizde simit yeme isteği ansızın belirivermişti. Grup adına simit alma işini üstlendim ve almak için arabadan indim simitçiye doğru yürüdüm. Hemen arkamdan aramızda bulunan küçük bir çocuk da arkamdan inivermiş ve benimle birlikte simitçiye doğru yürümeye başlamıştı. Biz simitçiye yaklaştıkça simitçi sabit halde dururken onun tablası ise garip bir şekilde bizlerden uzaklaşıyordu. Bizler hep birlikte tablanın arkasından koşmaya başlamıştık. Biz ona yaklaşmaya çalışırken o bizden uzaklaşıyor. Biz yaklaştıkça o bizden uzaklaşıyordu. Derken çocuk, ben ve simitçi mistik bir tarihi sarayın iç avlusunun içinde kendimizi buluvermiştik.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="317" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2913" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-2.jpeg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-2-150x119.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-2-300x238.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>



<p><br>Sarayın farklı bölmelerinde bizler şaşkın şaşkın gezinirken arkamızdan kısık bir sesle bir adam bizlere sesleniyordu:</p>



<p><br>Ses yapmadan, sessiz adımlarla yürüyün..!<br>Ses yapmadan, sessiz adımlarla yürüyün..!</p>



<p><br>Nerde olduğumuzu anlamlandırmaya çalışıp çevrede meraklı gezinirken sarayın bir başka bahçesinde bir bahçıvana rastlamıştık. Bahçıvanın elinde tırmığı toprağa süredururken bir yandan da bize sessiz olun diyordu. Bahçıvan gözümüzün önündeyken birden yok olmuştu. Sanki yer yarıldı da içine girmiş gibiydi.</p>



<p><br>Bizler o an içine bizi çeken bu yerin mistik ve sürprizlerle dolu bir yer olduğuna pek ala anlamıştık…</p>



<p><br>Ben, çocuk ve simitçi çevreyi keşfetmek için birlikte yürürken, simitçi bizim bayağı arkamızda kalmaya başlamıştı. Bize yetişmesi için simitçiye dönüp tam seslenecekken simitçi birden şekil değiştirip, ansızın bize doğru hızlı bir şekilde koşmaya başlamıştı.</p>



<p><br>Ben ve çocuk şaşkın bir halde koşmaya ardımıza bile bakmadan oradan biran önce kurtulmaya çalışmıştık. Simitçiyle ilk karşılaştığımız yere kadar koşmuştuk. Kurtulmuştuk fakat çocuk olayın etkisini bir türlü üzerinden atatmamış halde tir tir titriyordu. Hiç kimseye gördüklerimiz ile ilgili bir şey söylemenin en doğrusu olacağını çocuk ile konuşarak kararlaştırmıştık. Çünkü yaşanları anlatsak da kimsenin bizlere inanmayacağını çok iyi biliyorduk.</p>



<p><br>Büyülü bir ormanda yalnız ve çaresiz seçili iki insan gibiydik. Farkındaydık her şeyin ama farkına varamadığımız tek şeyin neden bizim farklı olduğumuzdu. Tüm bu cevapsız sorular beynimi kurcalarken, çocuk ve ben buraya geldiğimiz aracı görmüş, araca binmiştik. Bir sırrı ardımızda bırakıp terk ediyorduk orayı…</p>



<p><br>Unutmuştuk, neden arabadan indiğimizi, simit alacaktık, sadece simit…</p>



<p><br>Araçta bulunan dostlarımız simit almadığımızı görünce kalmadığı yalanını uydurmuştuk. Araçta bulunan dostlarımızdan biri pencereden simitçiyi ve tablasını göstererek:</p>



<p><br>“İşte simitçi, simidi de var!”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="200" height="252" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/indir-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2911" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/indir-1.jpeg 200w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/indir-1-150x189.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" /></figure>



<p><br>Dediği an çocuk ve ben olayın etkisini üzerimizden daha atamamışken simitçi sözünü duyar duymaz pencereye yapışmış ve simitçiyi gördüğümüzde kalp atışlarımız daha da hızlanmıştı. Bunun üzerine bir de simitlerin bayat olduğu yalanını ek olarak söylemiştik.</p>



<p><br>Bizler oradan yavaş yavaş uzaklaşırken simitçi; ben ve çocuğa göz kırpmıştı. Yaşadıklarımız neydi diye düşünüp durmuştuk. Bu ben ve çocuk arasında bir sır olarak hep kalacaktı. Tam da simitçiyi unuttuk derken, ansızın hayvanların bulunduğu bir yoldan geçiyorduk. </p>



<p>Şaşkınlığımızı gizleyemiyorduk. Penguenler, aslanlar, çok farklı sinekler… işin daha da gizemli yanı bunu yalnızca ben ve çocuğun görüyor olmasıydı.</p>



<p><br>Tam her şeyi anlayacak iken, gözlerim bu defa pek yabacısı olmadığı evimin tavanlarını görüyordu. Anlamıyordum bu olanlar neydi diye. Derken bir gülümseme belirdi dudaklarımda. Galiba rüyadan uyanmıştı.</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ruya/">RÜYA</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ruya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ERKEK CİNSİYETİ SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/erkek-cinsiyeti-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/erkek-cinsiyeti-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2024 06:43:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinsiyeti Sorunsalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2895</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan denilen varlık erkek ve kadın olmak üzere iki cinsten meydana gelir. Bu cinsler birbirini bütünleyen iki candan oluşan tek bir ruhtur. Erkek, insani bir birey olmanın yanında; babadır, amcadır, dayıdır, dededir, abidir, kardeştir, eştir, yoldaştır, dosttur, arkadaştır ve nicesidir. Sorunsallık açısından cinsiyet, cinsler arasında ebeveynlerin ve toplumların değişik katmanları tarafından yapılan negatif/pozitif ayrımcılık ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/erkek-cinsiyeti-sorunsali/">ERKEK CİNSİYETİ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsan denilen varlık erkek ve kadın olmak üzere iki cinsten meydana gelir. Bu cinsler birbirini bütünleyen iki candan oluşan tek bir ruhtur.</p>



<p>Erkek, insani bir birey olmanın yanında; babadır, amcadır, dayıdır, dededir, abidir, kardeştir, eştir, yoldaştır, dosttur, arkadaştır ve nicesidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2896" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-1.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-1-150x84.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<p>Sorunsallık açısından cinsiyet, cinsler arasında ebeveynlerin ve toplumların değişik katmanları tarafından yapılan negatif/pozitif ayrımcılık ve bu ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkan sorunsallıklar sarmalıdır.</p>



<p>Erkek cinsiyeti sorunsallığı, ebeveynlerin ve toplumun bu cinsiyete yüklediği gereğinden fazla beklenti ve değerlerdir.</p>



<p>Erkek cinsiyetine ait sorunsallığını ta arkaik çağlara kadar götürebiliriz. Bu dönemin arkaik erkeği, ava giden yabanıl hayvanlarla cebelleşen, eve et getiren ve karşı klanlarla savaşan varlığın adıydı. Koşullar değişse de erkeğe biçilen farklı roller benzerleriyle günümüze kadar devam ede gelmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="629" height="487" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-8.jpeg" alt="" class="wp-image-2898" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-8.jpeg 629w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-8-600x465.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-8-150x116.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-8-300x232.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-8-542x420.jpeg 542w" sizes="auto, (max-width: 629px) 100vw, 629px" /></figure>



<p>Mükemmeliyetçi ve ataerkil olan toplumumuzda erkeğin sırtına inanılmaz derecede sorumluluklar yüklenmiştir.</p>



<p>Erkeklerden sergilenmesi beklenen cinsiyet rolleri şunlardır: Erkek evinin direği ve reisidir, çalışmak zorundadır. Her türlü olumsuzluklarla baş etmek zorundadır. Ağır olmalıdır. Çocukların sorumluluklarını üstlenmelidir. Ağlamamalıdır. Boş gezinmemelidir. Boş konuşmamalıdır. Hafif olmamalıdır. Güçlü olmalıdır. Yiğit olmalı ve her türlü kas gücüne dayalı işi yapabilmelidir gibi unsurları sıralayabiliriz.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-6-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2899" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-6-1.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-6-1-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-6-1-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-6-1-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-6-1-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>



<p>Kendisinden beklenen rolleri gerçekleştiremeyen kadın/erkek bireylerde kimlik karmaşası ve toplumsal baskılara bağlı olarak da psikolojik sorunsallar yaşanabilmektedir.</p>



<p>Kadın/Erkek bireylerin sağlam kişilik özelliklerine sahip olabilmesi için de bireylere sevgi, saygı ve kabul görme gibi duyguları erken yaşlarda vererek bu duyguları yaşayacak ortamlar sunmalıyız.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="281" height="180" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-7.jpeg" alt="" class="wp-image-2902" style="width:374px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-7.jpeg 281w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-7-150x96.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 281px) 100vw, 281px" /></figure>



<p>Kadın/Erkek bireyler, yeterli ilgi, yetenek ve tecrübe özelliklerine sahip olmadığı için herhangi bir alanda başarısızlık yaşamışlarsa bu durumu abartmadan realist(gerçekçi) bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekir. Başa kalkmak bireyi kazanmaktan çok uzaklaştır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2900" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2900" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-1.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-1-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-1-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-1-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-1-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>Aileden okula, okuldan topluma yönelik gerçekleşen örtük ve örgün eğitim faaliyetleri bütüncül/gelişimsel açıdan bireyi geliştirmelidir. Ülkemizin kendini öncelikle insan olarak nitelendiren, özgüveni, özsaygısı ve öz kabulü yüksek bireylere ihtiyacı vardır.</p>



<p>Kendi ayakları üzerinde durabilen, sorumluluk alabilen, zorluklarla baş edebilen gençlerin sayısını yaşadığımız toplumda çoğaltmalıyız.</p>



<p>Baskın toplum beklentilerinden çok gizil yönlerini bilen ve yöneten, ne istediğini bilen, sanattan ve estetikten anlayan genç yetişkinlere ihtiyacımız var.</p>



<p>Para kazanmaktan çok insanca yaşamayı kendine ilke edinmiş nesillere ihtiyacımız var.</p>



<p>Erkekler, kadınlara nasıl davranmalı? Evde ve toplumda kadına karşı erkeğin tutumları, duygu ve davranışları uygar dünyaya uygun mudur? Sorarım?</p>



<p>Üreten, imrenilen, birbirine benzemeyen ve sanatçı ruhunu taşıyan gençlere ihtiyacımız var.</p>



<p>Kimseye gereğinden fazla değerin verilmediği, insani değerlerin yaşatıldığı, cinsiyetlere pozitif/ negatif ayrımın yapılmadığı, özsaygısı ve özgüveni gelişmiş bireylerin yetiştirildiği, farklılıklarından dolayı bireylerin örselenmediği, insanlık ailesinin bir bütün olduğu, mahalle baskısı ve dışlanmanın yaşanmadığı, yaşanılası yarınlara…</p>



<p>Sevgi daim rehberiniz, vicdanınız kılavuzunuz, vicdanınız yüreğiniz olsun&#8230;</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/erkek-cinsiyeti-sorunsali/">ERKEK CİNSİYETİ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/erkek-cinsiyeti-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KADIN CİNSİYETİ SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kadin-cinsiyeti-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kadin-cinsiyeti-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jan 2024 09:03:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Abla]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Eş]]></category>
		<category><![CDATA[Hala]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddete Hayır]]></category>
		<category><![CDATA[Teyze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2885</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan denilen varlık erkek ve kadın olmak üzere iki cinsten meydana gelir. Bu cinsler birbirini bütünleyen iki candan oluşan tek bir ruhtur. Kadın insani bir birey olmanın yanında; annedir, haladır, teyzedir, abladır, nenedir, kardeştir, eştir, yoldaştır, dosttur, arkadaştır ve nicesidir. Sorunsallık açısından cinsiyet, cinsler arasında ebeveynlerin ve toplumların değişik katmanları tarafından yapılan negatif/pozitif ayrımcılık ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kadin-cinsiyeti-sorunsali/">KADIN CİNSİYETİ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsan denilen varlık erkek ve kadın olmak üzere iki cinsten meydana gelir. Bu cinsler birbirini bütünleyen iki candan oluşan tek bir ruhtur.</p>



<p>Kadın insani bir birey olmanın yanında; annedir, haladır, teyzedir, abladır, nenedir, kardeştir, eştir, yoldaştır, dosttur, arkadaştır ve nicesidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-2886" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-5-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>



<p>Sorunsallık açısından cinsiyet, cinsler arasında ebeveynlerin ve toplumların değişik katmanları tarafından yapılan negatif/pozitif ayrımcılık ve bu ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkan sorunsallıklar sarmalıdır.</p>



<p>Cinsiyet ayrımcılığına bizler daha ailedeyken muhatap olmuyor muyuz? Erkek çocuklarını her türlü unvan ve sıfatlarla şımartırken yani onlara pozitif ayrımcılık uygularken, kız çocuklarına gelindiğinde ise yasaklar, baskılamalar ve kadın imajı biçerek ötekileştirmeler yapmıyor muyuz?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="342" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240101_120015.png" alt="" class="wp-image-2889" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240101_120015.png 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240101_120015-150x107.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240101_120015-300x214.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240101_120015-100x70.png 100w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>



<p>Ailelerde ve toplumun her katmanında kız çocuklarına şeref, haysiyet, namus ve ahlak gibi değer yargıları yüklemekle de kalmıyor bir de onları o değerlerin ağırlığı altında eziyoruz. Bu da yetmiyormuş gibi sahada kadınlara uygulanan negatif ayrımcılıklar ile onları çelişkiler yumağının kucağına atarak psikolojik sorunsallıklar yaşamalarına neden oluyoruz.</p>



<p>Tüm negatif ayrımcılığın yanında çocuk yapma, çocuklara bakma, yemek yapma, ev bakımı ve gerektiğinde de bir işte çalışma gibi sorumluluklar kadınlara atfedilen cinsiyet rollerindendir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="817" height="375" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2890" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2.jpeg 817w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-600x275.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-768x353.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-150x69.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-300x138.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-2-696x319.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 817px) 100vw, 817px" /></figure>



<p>İçinde yaşadığımız toplumda her geçen zamanda içinde kadın cinayetlerinin, boşanmaların, çocuk gelinlerin ve kadın sığınma evlerinin sayısı artmaktadır.</p>



<p>Bir toplumun insani gelişmişlik düzeyini tahmin mi etmek istiyorsunuz? O zaman yapacağınız en basitinden o toplumda yaşayan kadınların yaşam kalitesine bakmanız sizlere yetecek ve sizlere çok şeyler anlatacaktır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="680" height="451" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-2891" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4.jpeg 680w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-600x398.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-150x99.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-300x199.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-4-633x420.jpeg 633w" sizes="auto, (max-width: 680px) 100vw, 680px" /></figure>



<p>Bir ülkede çocuk gelinler gerçekliği varsa o ülkede sorgulanması gereken birçok şey var demektir. Bunların en başında toplumun temel yapısını meydana getiren aileler, daha sonra ise geleneklerimiz kanalıyla yaşattığımız gayri insani ve pedagojik sorunsal yargılarımız gelmektedir.</p>



<p>Ülkemiz gibi erkek egemen (ataerkil) toplumlarda kadına yönelik sistematik negatif cinsiyet ayrımcılığının yarattığı sorunsallıklar ve bu sorunsallıkları oluşmasına olanak sağlayan birçok neden vardır. Bu nedenlerin en önemlisi ise; kanunları hazırlayanların, toplumu yönlendirenlerin ve egemen erkleri elinde bulunduranların büyük çoğunluğunun erkek olmasıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="580" height="387" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2892" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3.jpeg 580w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2024/01/images-3-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 580px) 100vw, 580px" /></figure>



<p>21.Yüzyıl&#8217;ın dünyasını yaşarken bizler televizyonlardan ve gazetelerden kadına yönelik şiddet haberlerini izleyip, görüyorsak; toplum olarak nereye doğru gittiğimizi tahmin etmemiz zor olmasa gerek!</p>



<p>Ülkemizin geleceği olan çocuklarımıza cinsiyet rollerini ve davranışlarını öğretirken insani değerleri ihmal etmeden eğitim vermeliyiz. Çünkü onlara kız ve erkek olmanın yanında kendilerine özgü biricik birer insan olduklarını hissettirmeliyiz.</p>



<p>Anne adayı kızlarını iyi eğiten toplumlarda anneler, çocuklarını iyi yetiştirirler.</p>



<p>Aile içi trajedilerinin gazetelerde üçüncü sayfa haberi yapılmadığı, çocuk gelinlerinin son bulduğu, tecavüzcüler ve çocuk istismarcılarının işlediği suçların en ağır şekilde cezaya çarptırıldığı, kadının cinsel obje olarak görülmediği, kamusal ve toplumsal alanlarda kadın sayısının arttırıldığı, kız çocukların eğitimine önem verildiği, cinsiyet rolleri altında çocukların ezilmediği, yarınlarımız olan çocukların şiddete maruz bırakılmadığı, ötekileştirmenin ve fanatizmin insan yemediği, yaşanılası yarınlara…</p>



<p>Sevgi eviniz, vicdanınız daim sizinle olsun.</p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kadin-cinsiyeti-sorunsali/">KADIN CİNSİYETİ SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kadin-cinsiyeti-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KİBİR</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kibir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kibir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 08:50:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Büyüklenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kibir]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Huy]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2878</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Kibir bele bağlanan taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur.”(Hacı Bayram Veli) Kibir, Arapçada büyük veya büyüklük anlamına gelir. Kibirlenmek ise büyüklenmek manasına gelir. Kibir, insana hata yaptırır, insanı yolundan saptırır. Kibir, biz insanoğlunun en büyük hastalıklarından biridir. Başkasını hakir görme, başkasına yukardan bakma, başkasını aşağılama, başkasının halinden anlamama, başkasını ezme, başkalarını küçümseme gibi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kibir/">KİBİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Kibir bele bağlanan taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur.”<br>(Hacı Bayram Veli)</p>



<p>Kibir, Arapçada büyük veya büyüklük anlamına gelir. Kibirlenmek ise büyüklenmek manasına gelir. Kibir, insana hata yaptırır, insanı yolundan saptırır.</p>



<p>Kibir, biz insanoğlunun en büyük hastalıklarından biridir. Başkasını hakir görme, başkasına yukardan bakma, başkasını aşağılama, başkasının halinden anlamama, başkasını ezme, başkalarını küçümseme gibi duyguları bünyesinde taşıyan bir ruh halidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="702" height="336" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2879" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-3.jpeg 702w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-3-600x287.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-3-150x72.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-3-300x144.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-3-696x333.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 702px) 100vw, 702px" /></figure>



<p>Yeryüzünde küçük dağları sanki kendisi yaratmış gibi gezinen, kendini tanrı olarak gören, egoları şişkin insanların abartılı ve karbonatlı davranışlarına da kibir diyebiliriz.</p>



<p>Kibir sorunsalı, içinden çıkılması zor bir ruhsal ve davranışsal sorundur. Böbürlenmek davranışı, bir ölümlüye yakışmayan bir tutum değil midir? Büyüklenip başkalarını hakir görmek eylemi, insanın insana zulmü değil de nedir?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="452" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2880" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-1.jpeg 678w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-1-600x400.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-1-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-1-300x200.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-1-630x420.jpeg 630w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure>



<p>Kibir, kötü bir huy, derin bir hastalık halidir. Kibrin tedavisi kendini bilmek, ilacı ise kul(insan) olduğunun manasına erebilmektir. Kendini bilen insanların kişilikleri ve hayatları da gayet mütevazi olur. Mütevazi ve mülayim insanlar başkaları tarafından sevilirler, çevrelerinde sadık dostları olur. Derin bir saygıya ve muhabbete layık birer kişilik olarak görülürler. Bu kişilerin yaşamları son bulmuş olsa da bu kişiler rahmetle ve kıymetle anılırlar.</p>



<p>Kibir illetine düşmüş insanların çevrelerinde onların menfaatçileri, onların gücünden ve dengesizliğinden korkan şakşakçıları bulunur. Bu tarz kimseler çoğu zaman yalnızdırlar. Yalnızlıklarından dolayı da paranoyak davranışlar sergilerler. Kibirli insanlar kimseye pek fazla&nbsp;güvenmedikleri için yalnız yaşayıp yalnız da ölürler. Yaşarken de ölürken de büyük grupların kötü sözlerine muhatap olurlar.</p>



<p>Makam, mevki, para ve puldan daha değerli bir şey var bu hayatta! Sevginin vatanında sevgili dostlarla bir arada yaşamak!</p>



<p>Bu dünya ne Nemrut&#8217;a ne de Sultan Süleyman&#8217;a kalmamış. Kimseye de kalmayacak. Güzelim dünyada birbirimizi kırmadan, birbirimizi dövmeden insanca yaşayalım ve yaşatalım. Bir defa geliyoruz hayata. Ve sevda tadında yaşamak gerek hayatı bir defa da.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="859" height="357" data-id="2881" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-2881" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-4.jpeg 859w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-4-600x249.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-4-768x319.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-4-150x62.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-4-300x125.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-4-696x289.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 859px) 100vw, 859px" /></figure>
</figure>



<p>Yaşadığımız yer küredeki savaşlar, yıkımlar, katliamlar, göçler ve sürgünler kibirli insanların tutumlarından kaynaklandığını unutmayalım. Fanatizm, anarşi, kaos ve bölücü eylemler hep kibirli insanların bir taraf olması ile büyüdüğünü unutmayalım. Unutmaz isek bir şeyleri değiştirme şansımız olur. Bunun için;<br>#İletişim gerekir. </p>



<p>#Güven gerekir.</p>



<p>#Güvenilir insanlar gerekir.</p>



<p>#Doğru davranışların takdir edilmesi ve değer verilmesi gerekir.</p>



<p>Yeni nesillere aktarılması önemlidir. Kendini bilen, yaşamı anlamaya çalışan, dinleyebilen, anlayabilen, el veren, bilge insanların toplumunu inşa etme sorumluluğu taşıyoruz.</p>



<p>Tek bir kurtuluşunuz var, o da sizsiniz. Sizlerin insanlığı kurtaracak&#8230; Kendini bilen, kendisinden öncesini ve kendisinden sonrasını bilen siz, seven ve insana değer veren sizler kurtaracaksınız…</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar </p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kibir/">KİBİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kibir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİYASET SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/siyaset-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/siyaset-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2023 07:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyaset için alan uzmanları farklı tanımlamalar yapmış olsalar da benim perspektifimden görünen kısmı ile real yaşamda siyaset; yönetme sanatı, politika üretme alanı, insanların hayatına yön vererek insanlara hizmet etme aracı veya ideolojiler için doğruyu yalana; yalanı da doğruya kurban etme eylemidir. Siyaset denilen mekanizmanın işlevselliği parti ve onların temsilcileri denilen politikacılarla işleyip çalıştığını hatırlatmakta fayda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/siyaset-sorunsali/">SİYASET SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Siyaset için alan uzmanları farklı tanımlamalar yapmış olsalar da benim perspektifimden görünen kısmı ile real yaşamda siyaset; yönetme sanatı, politika üretme alanı, insanların hayatına yön vererek insanlara hizmet etme aracı veya ideolojiler için doğruyu yalana; yalanı da doğruya kurban etme eylemidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="452" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2870" style="width:374px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3.jpeg 678w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-600x400.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-300x200.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-3-630x420.jpeg 630w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure>



<p>Siyaset denilen mekanizmanın işlevselliği parti ve onların temsilcileri denilen politikacılarla işleyip çalıştığını hatırlatmakta fayda görmekteyim. Bu politikacıların etik, ahlaki ve vicdani yaşam içerisinde bulunmaları neredeyse bizim gibi az gelişmiş ülkelerde çok zordur. Çünkü bir ülkenin politikacısı o ülkenin seçmen entelektüelliği ile doğru orantılıdır. Bilinçli ve doğru seçmeni kandırmak ve gözünü boyamak öyle haybeden kolay bir işte de değil hani.</p>



<pre class="wp-block-code"><code> Siyaset, bireyden çok bireylere, zenginden çok geniş alt gelir kitlelerine seslenir. Çünkü hizmet takviyesi ve umut söylemi üreterek halkın nezdinde güven kazanmak ister. Belirli bir aşamaya gelindikten sonrada kazanılan güven ve güçle birlikte menfaat odaklı maddesel hesaplar işin bu evresinde devreye girmesiyle de iş ciddi sorunsal bir hal almaya başlar.</code></pre>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="214" data-id="2875" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-6.jpeg" alt="" class="wp-image-2875" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-6.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-6-150x107.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-6-100x70.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>
</figure>



<p>Sorunsal açıdan bakıldığında siyaset sistemi menfaat üzerine kurgulanmaktadır. Siyasal sistemlerde seçmenler ne yazık ki sadece seçim dönemlerinde hatırlanmakta, menfaat tezgahına yanaşmış müşteriler gibi içlerinde politikacılarla organik bağ kuranı heybesini doldurup evinin yolunu tutabilmeleridir. Siyasilerle hiçbir bağı olmayanlar ise uzaktan, etkisiz eleman olarak kalıp tüm yaşananları hisli duygularla izlemektedirler.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="214" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-2871" style="width:374px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-5.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-5-150x107.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-5-100x70.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>



<p>Muhalefetin etkisiz kaldığı, demokratik koşulların eksik olduğu, hukukun üstünlüğünün kaybolduğu, kişilere hizmet hukukunun doğduğu, sivil toplum kuruluşlarının küçümsendiği, faili meçhul cinayetlerin yaşandığı, basının sansürlendiği, umutların tüketildiği, yolsuzluğun çoğaldığı, yoksulluğun arttığı, suçun çoğaldığı, dostun azaldığı, vatandaşın duygusal bağlarının çözüldüğü, gençlerin gömüldüğü, huzurun kaosa döndüğü, birliğin bölündüğü, israfın arttığı, yarının belirsizlikle dolduğu, haksızdan yana taraf tutulduğu, haksızlık karşısında susulduğu koşullarda siyasetin sorunsallık alanı gitgide büyümektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="400" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2872" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-2.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-2-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-2-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p>Siyaset temsilcilerinin hesap verebilirliğinin arttığı, şeffaflığın toplumda hakim kılındığı, dokunulmazlığın kalkan olarak kullanılmadığı, vicdanın işletilebildiği, adaletin korunduğu, demokratik alanların genişletildiği, haber alma hakkının yaşatıldığı, siyasetin sorunsal alanlarının bariz bir şekilde daraltıldığı ülke koşullarında insanlar mutlu ve huzur olabilmektedir. Bunun yanında bu koşulların sağlandığı ülkelerde siyaset ve temsilcilerine(politikacılara) olan güvenin de arttığı görebilecektir.</p>



<p>Tüm farklılıklarına rağmen aynı ülkede yaşayan insanların barış içinde bir arada yaşamalarının yol ve yöntemlerini arayan bilimsel çalışmaların siyasal yaşama yön vermesi umuduyla.</p>



<p>Siyasete gelmediğiniz, takım tutar gibi parti tutmadığınız, desteklediğiniz parti yüzünden dostlarınızı yitirmediğiniz, dini ve milli değerleri ağızlara sakız etmediğiniz, küçük hesaplar yaparak büyük kayıplar vermediğiniz geleceğimiz sizlerle olsun. Yüreğinizin iktidarlığında sevgi yaşamınızdan hiçbir zaman eksik olmasın. </p>



<p>Bilgeliğiniz ve aklınız rehberiniz olsun.</p>



<p>Veysel ŞAHİN (LÂMEKANİ)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/siyaset-sorunsali/">SİYASET SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/siyaset-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODİN ve  GANDALF Üzerine Kısa Bir Bakış</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/odin-ve-gandalf-uzerine-kisa-bir-bakis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/odin-ve-gandalf-uzerine-kisa-bir-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Dec 2023 07:32:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Elfler]]></category>
		<category><![CDATA[Gandalf]]></category>
		<category><![CDATA[Midgard]]></category>
		<category><![CDATA[Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Odin]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Tolkien]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar Tolkien&#8217;in eserlerinin birçoğunda İskandinav mitolojisinden motifler görmek pek mümkündür. Bunlardan bazıları ise cüceler, elfler, troller, Orta Dünya (midgard) ve önemlisi Gandalf&#8217;tır. Gandalf&#8217;ın İskandinav tanrısı Odin ile benzerlikler taşıdığı görülmektedir. Odin de Gandalf gibi uzun sakallı, asa taşıyan, yaşlı bir adam olarak anlatılırdı. Runik alfabeyi insanlara hediye eden kişi Orta Dünya&#8217;da Gandalf iken İskandinav mitolojisindeyse [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/odin-ve-gandalf-uzerine-kisa-bir-bakis/">ODİN ve  GANDALF Üzerine Kısa Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazar Tolkien&#8217;in eserlerinin birçoğunda İskandinav mitolojisinden motifler görmek pek mümkündür. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2855" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-2048x2048.jpg 2048w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-1392x1392.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-1920x1920.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_102519901-840x840.jpg 840w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bunlardan bazıları ise cüceler, elfler, troller, Orta Dünya (midgard) ve önemlisi Gandalf&#8217;tır. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2856" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-2048x2048.jpg 2048w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-1392x1392.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-1920x1920.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101605857-840x840.jpg 840w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Gandalf&#8217;ın İskandinav tanrısı Odin ile benzerlikler taşıdığı görülmektedir. Odin de Gandalf gibi uzun sakallı, asa taşıyan, yaşlı bir adam olarak anlatılırdı. Runik alfabeyi insanlara hediye eden kişi Orta Dünya&#8217;da Gandalf iken İskandinav mitolojisindeyse Odin&#8217;di. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2857" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-2048x2048.jpg 2048w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-1392x1392.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-1920x1920.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/InCollage_20231208_101739247-840x840.jpg 840w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Her ikisi sıradan insanların anlayamadığı görev uğruna tek başlarına seyahat ederlerdi. Gandalf&#8217;ın atı &#8220;Sgadowfax&#8221; Orta Dünya&#8217;nın en hızlı atıdır. Odin&#8217;in sekiz bacaklı atı &#8220;Sleipnir&#8221; çok hızlı koşan attı. Ancak Odin İskandinav mitolojisinin en üst tanrısıyken; Gandalf, kendinden üstün güçlerin emrine uyardı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="440" height="704" data-id="2858" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/440px-Louis_Huard_-_The_Punishment_of_Loki.jpg" alt="" class="wp-image-2858" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/440px-Louis_Huard_-_The_Punishment_of_Loki.jpg 440w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/440px-Louis_Huard_-_The_Punishment_of_Loki-375x600.jpg 375w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/440px-Louis_Huard_-_The_Punishment_of_Loki-150x240.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/440px-Louis_Huard_-_The_Punishment_of_Loki-300x480.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/440px-Louis_Huard_-_The_Punishment_of_Loki-263x420.jpg 263w" sizes="auto, (max-width: 440px) 100vw, 440px" /></figure>
</figure>



<p> Ayrıca Odin, Gandalf&#8217;a göre daha zalimdi ve kişisel hırslara sahipti.</p>



<p></p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/odin-ve-gandalf-uzerine-kisa-bir-bakis/">ODİN ve  GANDALF Üzerine Kısa Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/odin-ve-gandalf-uzerine-kisa-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESELLEŞME SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kuresellesme-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kuresellesme-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 06:48:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Globalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Küreselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Sömürü]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Tipleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küreselleşme, en basit tanımıyla &#8220;global köy&#8221; veya teknolojinin gelişmesi birlikte dünyanın küçülmesi olarak ifade edilebilir. Bir anlamda da emperyalist düşünceye sahip uluslar arası sermaye sahiplerinin yeni ideolojisi diyebiliriz. 21.Yüzyıl dünyasında küreselleşme dünya vatandaşlığı olarak kendisini gösterirken, bu küresel dünyayı yönlendiren güçler ise bu görünüm altında ulusları sömürmekte ve bu sömürüye karşı gelen ulusları da mikro [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kuresellesme-sorunsali/">KÜRESELLEŞME SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> Küreselleşme, en basit tanımıyla &#8220;global köy&#8221; veya teknolojinin gelişmesi birlikte dünyanın küçülmesi olarak ifade edilebilir. Bir anlamda da emperyalist düşünceye sahip uluslar arası sermaye sahiplerinin yeni ideolojisi diyebiliriz.   </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="541" height="250" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2.jpg" alt="" class="wp-image-2844" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2.jpg 541w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-150x69.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-300x139.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 541px) 100vw, 541px" /></figure>



<p>21.Yüzyıl dünyasında küreselleşme dünya vatandaşlığı olarak kendisini gösterirken, bu küresel dünyayı yönlendiren güçler ise bu görünüm altında ulusları sömürmekte ve bu sömürüye karşı gelen ulusları da mikro milliyetçilik yani etnik milliyetçilik temeliyle parçalara ayırmaktadır.   </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="329" height="400" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/capitalismo2.jpg" alt="" class="wp-image-2845" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/capitalismo2.jpg 329w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/capitalismo2-150x182.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/capitalismo2-300x365.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 329px) 100vw, 329px" /></figure>



<p>Dünya vatandaşlığını ön gören yeni düzeninde; etnik veya dinsel milliyetçiliğin var olması emperyalist amaçların farklı bir şekilde sürdürüldüğünü bize göstermektedir.    </p>



<p>Her geçen gün yeni ülkelerin var edilmesi aklımızda bir soru işareti olarak durmaktadır. Emperyalizmin farklı bir görünümü olarak varlığını sürdüren küreselleşme yeni bir dünya düzeni söyleminde bulunsa da geçmişten pek farklı olduğunu söylemek mümkün değildir.   Küreselleşme ile yaratılmaya çalışılan yenidünya düzeninde emperyalist devletler siyasi ve ekonomik çıkarlarını koruma adına birçok yıkım gerçekleştirmektedir. Bu yıkımların en büyüğü toplumlarda meydana getirilen yıkımlardır. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="467" height="278" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/imper.jpg" alt="" class="wp-image-2846" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/imper.jpg 467w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/imper-150x89.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/imper-300x179.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></figure>



<p>Toplumu her açıdan yok etmek için de toplumların benliği olan kültürlerini dejenere etmektedirler.   Küreselleşme ekseninde yaratılan insan tipinde bireysel özellikler yerine vitrinde olan; kimliklere benzeme arzusu vardır. Bu yaşanılan düzende kimlik ve kavram kargaşası kendini derinden hissettirmeye devam ettirmektedir.   Küreselleşme sosyal yaşamda, popüler kültür ürünü insanlar türetmektedir. Türetilen bu insan tipi de, yerellik ve ulusallık değerlerinden kopuk durmaktadır. Yani özünü, benliğini, geçmişini hiçe sayarak bir bilinmezlik içerinde yol almaktadır. Tarihini unutan topluluklar, yok olmaya mahkum olmakla baş başadır.  Küreselleşme ekseninde, her geçen zaman süreci içersinde yok olan o kadar zenginlik var ki bunun faturasını kapital düzen kendi bünyesinde barındırdığı maddi kazanımlarla dahi ödeyecek güce sahip değildir.    </p>



<p>Milletlerin geçmişten getirdiği ahlak, sevgi, anlayış ve kültürel miras küreselleşme ekseni karşısında çözülmeye mahkum edilmektedir.   </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="640" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images.jpeg" alt="" class="wp-image-2847" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images.jpeg 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-450x600.jpeg 450w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-150x200.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-300x400.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-315x420.jpeg 315w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>



<p>Tek tip insan tipi yaratılmaya çalışılmakta ve bu yaşam şekli insanlara monoton bir hayat sunmaktadır. Bu monoton dünyanın içerisinde yer alan öğelerin başında magazinel bir yaşam gelmektedir.  Bu gün küreselleşme ekseninde var olan gelişmeleri inceleyip, kritik ettiğimizde maalesef zenginliklerimiz yok olmakla yüz yüze kalmaktadır. Küreselleşme tek tip insan modelini insanlara sunmakta veya dayatmaktadır. Hal böyle olunca zenginlik yerini belirli çıkar çevrelerinin zenginliğine dönüşmesine sebep olmaktadır.  Küreselleşme toplumsal açıdan yerel uluslara ait önemli özellikleri git gide yok etmektedir. Bunların başında saygı, dayanışma, gelenek, adetler ve folklorik öğeler gelmektedir.   </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="226" height="223" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/indir-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2848" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/indir-1.jpeg 226w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/indir-1-150x148.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 226px) 100vw, 226px" /></figure>



<p>Günümüzde yetişen gençlerin birçoğu maalesef küresel dünya içerisinde sanal alanlara sıkıştırılmakta ve birçok varlıktan ve manadan uzaklaştırılmaktadır. Gelişim evresinde olan çocukların en büyük eğitim ve sosyalleşme aracı oyunlardır.  </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="639" height="480" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2850" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2.jpeg 639w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-600x451.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-300x225.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-559x420.jpeg 559w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/images-2-265x198.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 639px) 100vw, 639px" /></figure>



<p>Gelişim çağındaki bu çocuklar 21. Yüzyılda mahalle kültüründen mahrum bir şekilde yaşamaktadırlar. Betonlaşan bir yapı içerisine hapsedilmektedir. Buda yetişen çocuklarda eksikliklerin var olmasına neden olmaktadır. Geçmişten geleceğe taşıyacağımız oyunlarımız ve folklörümüz yok olmakla baş başadır. Yerel ve ulusal değerler yerini anlamsız bir tüketim yarışına kendini bıraktığı bir dönemde yaşıyoruz.  Küresel yeni düzen söyleminde bulunan emperyalizmin ön planda tutuğu sosyal yaşamda; Lüks ve tüketimin ön planda olduğu, fakir ile zengin arasındaki farkın keskin olduğu, sosyal adaletsizliğin daim olduğu, egemenliğin belirli bir zümreye ait olduğu, kaos ortamının hakim olduğu bir sosyal yaşam modeli sunmaktadır.    </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="302" height="167" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/indir.jpeg" alt="" class="wp-image-2849" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/indir.jpeg 302w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/indir-300x166.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/12/indir-150x83.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 302px) 100vw, 302px" /></figure>



<p>Küreselleşme sorunsalı ekseninde ulusların kullandıkları dilin yerini küresel bağlamda egemen olan devletlerin dili ve edebiyatları almaya yönelik bir süreç yaşanmaktadır. Bunun en güzel örneklerini çevremizde görmemiz pek mümkündür.    </p>



<p>21. yüzyılda yetişme çağında olan veya küresel bağlama kendini kaptırmış kişilerde bu durumu görülebilmek pek mümkündür. Bu gün birçok alış-veriş merkezlerindeki tabelalarda, günlük dilde kullanılan kelimelerde bu yozlaşmayı net bir şekilde kendini hissettirmektedir. Ulusu ulus yapan ve mana katan dilidir ve edebiyatıdır.  Küreselleşme sorunsallığının çözümüne verilecek en güzel cevap sağduyulu, bilinçli, tarihi algıya sahip, çağdaş nesiller yetiştirmektedir. Geleneksel eğitimin yerine küresel dünyayı yakalayan modern ve yaşamsal bir eğitim verilmelidir.  </p>



<p>İletişim alanındaki gelişmelerin yaşama kattıkları, uluslar arası kurumların varlığı, seyahat ve iş için beyin göçünün önünün açık olması, uluslar arası şirketlerin yönlendirici etkisi, uluslar arası kurumların devletler ve şirketler üzerinde etkili olması, insan hakkı ihlallerinin geçte olsa kendi haline bırakılmaması konularında da küreselleşmenin etkisi büyüktür.</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kuresellesme-sorunsali/">KÜRESELLEŞME SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kuresellesme-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KİMLİK SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kimlik-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kimlik-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 07:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimlik, sosyo-psikolojide kendi gözünde ve başkalarının gözünde ne olduğundur. Bu terim birçok bilimde gelişme göstermiş ve bir çok bilimin de ilgi alanları içerisinde yer almaya başlamıştır. Birçok insan, kendini ait olduğu veya olmak istediği sosyal gruplar içerisindeki psikolojik motivasyonuna göre tanımlamaktadır. Sportif aktivitelerden, cemaat gruplarına; siyasi ideolojilerden, lokal sosyal derneklere kadar insanlar kişiliklerine yakın gördüğü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kimlik-sorunsali/">KİMLİK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kimlik, sosyo-psikolojide kendi gözünde ve başkalarının gözünde ne olduğundur. Bu terim birçok bilimde gelişme göstermiş ve bir çok bilimin de ilgi alanları içerisinde yer almaya başlamıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="450" height="300" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-9.jpeg" alt="" class="wp-image-2839" style="width:370px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-9.jpeg 450w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-9-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-9-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure>



<p>Birçok insan, kendini ait olduğu veya olmak istediği sosyal gruplar içerisindeki psikolojik motivasyonuna göre tanımlamaktadır. Sportif aktivitelerden, cemaat gruplarına; siyasi ideolojilerden, lokal sosyal derneklere kadar insanlar kişiliklerine yakın gördüğü yapılanmalar üzerinden kendini tanımlamaya devam etmektedir. Bu tanımlamaları yapan kişiler, kendini ruhsal yani manevi yönden güçlü kılar.</p>



<p>Kimlik öyle bir şeydir ki, tuttuğu takımın başarısını kendi başarısı gibi gördürür ve bundan kıvanç duyurtur.Kimliğin oluşmasında aile kadar sosyal çevrenin de yeri büyük ve önemlidir. Kimlik, ailede doğar, aidiyet kavramından beslenir ve sosyal psikoloji ile de büyür, gelişir. Kimliğin oluşmasında ait olunan sosyal grupların başarısı kadar, ait olduğu grubun haksızlığa uğramış olması da etkilidir. Bireyin etnik kökeni, rengi, dili, dini, mezhebi, cinsiyeti gibi unsurlar bireyin kimliğini şekillendiren başat bileşenlerdir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2840" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-2.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-2-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-2-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-2-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-2-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>



<p>Kimlik tek başına bir sorunsallık arz etmez. Fakat ne zaman ki bireyler, aralarındaki anlaşmazlıklarını kimliğe indirgeyip onun üzerinden sorunsal alanlarını çizmeye başlar; işte o zaman kimlik bir sorunsallık unsuru olarak karşımıza çıkar. Hiçbir kimlik, diğer kimliklerden ne aşağı bir değere ne de yüksek bir değere sahiptir. Her kimlik önemli kazanım, eşsiz bir zenginliktir.</p>



<p>Beyaz insanın, siyah insandan renkten kaynaklı üstünlüğü olabilir mi?</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="753" height="407" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2838" style="width:374px;height:auto" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-3.jpeg 753w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-3-600x324.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-3-150x81.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-3-300x162.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-3-696x376.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 753px) 100vw, 753px" /></figure>



<p>Toplumlarda baskın ve egemen gücü elinde bulunduran kimliklerin, kendisine benzemeyen veya kendisine tehdit olarak gördüğü kimliklerin olumsuz örnekleri üzerinden genellemeler yaparak karşıt kimliklere karşı yarattığı algı ve yargılar; kimlik sorunsallıklarımızın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.</p>



<p>Kimlik sorunsallığı açısından bakıldığında, sorunsallıkların en büyüğü, en tehlikesi ve en ayrıştırıcısı kimlik siyasetidir. Kimlik siyaseti; toplumsal ayrışmaya, kimlikler arası uzaklaşmalara, kutuplaşmalara, fanatikleşmeye, azınlıkta kalan kimliklerin asimilasyona uğramasına, kültürel zenginliklerin ve farklılıkların yok sayılmasına varan olumsuzluklara neden olmaktadır. </p>



<p>Uzlaşı ve tahammül kültürünün gelişmesi kimlik sorunsalığının olumsuz etkilerini minimize eder.</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar</p>



<p> Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kimlik-sorunsali/">KİMLİK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kimlik-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TASAVVUF VE RİSALE-İ SUFFİYE NEDİR?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tasavvuf-ve-risale-i-suffiye-nedir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tasavvuf-ve-risale-i-suffiye-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygusuz Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Sufi]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2829</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tasavvuf, Arapça, “safvet” (temizlik, saflık) sözcüğünden gelmektedir. İslam geleneğinde içsel arınma ve temizliğe önem vererek gerçeği kavramaya ve kurtuluşa ulaşmayı amaçlayan, tanrı insan ilişkisinde mistik yaklaşımları ön plana çıkaran düşünce sistemini ifade eder.&#160; İslam tarihinde, tasavvuf kavramıyla yakından ilişkili olan “Sufi “ terimini ilk kez Ebu Haşim el- Kufi (MS. 765) için kullanıldığı söylenmektedir. Tasavvuf [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tasavvuf-ve-risale-i-suffiye-nedir/">TASAVVUF VE RİSALE-İ SUFFİYE NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tasavvuf, Arapça, “safvet” (temizlik, saflık) sözcüğünden gelmektedir. İslam geleneğinde içsel arınma ve temizliğe önem vererek gerçeği kavramaya ve kurtuluşa ulaşmayı amaçlayan, tanrı insan ilişkisinde mistik yaklaşımları ön plana çıkaran düşünce sistemini ifade eder.&nbsp; İslam tarihinde, tasavvuf kavramıyla yakından ilişkili olan “Sufi “ terimini ilk kez Ebu Haşim el- Kufi (MS. 765) için kullanıldığı söylenmektedir. Tasavvuf teriminin 8. yy. da kullanıldığı olabilirliği üzerinde durulmuştur. Tasavvufun kökeni konusunda çeşitli tezler ortaya atılmakta ve görüş birliği söz konusu değildir. <a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<p>Tasavvuf, Tanrı-Evren ilişkisini bir bütünlük içerisinde gören ve tanrısal erdemlerle donanmasını, gönlünü Tanrı sevgisine bağlanmasını amaçlayan dinsel- felsefi düşüncedir. Bireysel dincilik, kalpleri düzenlemek ve tanrıya bağlanmak olarak da ifade edilebilir. Bir başka tasavvuf tanımı ise; Sof giymek, saf olmak, ilk safta bulunmak, &#8220;suffa&#8221; ashabı gibi yaşamak olarak da ifade edilebilir. Tasavvuf baştan başa edep, kimseden incinmemek, kimseyi incitmemek, nefese karşı girişilen ve başarılı olmayan bir savaş, tanrı ile birlikte onun huzurunda olma, temiz kalp, pak bir gönül sahibi olma ve tanrıya ulaşmak olarak özetlenebilir.&nbsp; <a id="_ftnref2" href="#_ftn2">[2]</a> Tasavvufun bazı ileri gelenlerinin tasavvuf ile ilgili görüşleri şöyledir: Cüneyd-i Bağdadi’ye göre; Tasavvuf, hakkın seni senden gidermesi ve kendisiyle ihya etmesidir. Ebu Hafs El- Haddadi’ye göre; Tasavvuf, tamamen ebeden ibarettir. Ebu Amr Ed-Dımışki’ye göre ise; Tasavvuf, alemi noksan gözle görmek veya bütün noksanlardan uzak olanı gözlem etmek için her kusurdan gözü yummaktır.<a id="_ftnref3" href="#_ftn3">[3]</a></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="896" height="960" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz.jpg" alt="" class="wp-image-2831" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz.jpg 896w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-560x600.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-768x823.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-150x161.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-300x321.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-600x643.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-696x746.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-392x420.jpg 392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/kaygusuz-784x840.jpg 784w" sizes="auto, (max-width: 896px) 100vw, 896px" /></figure>



<p>Risale’nin temel konusu tasavvuftur. Tasavvufun temel düşüncesi vahdet-i vücuttur. Kaygusuz Abdal üzerine yazılmış olan ‘Risale-i Sufiyye’ adlı eser başlı başına bir tasavvuf ve tasavvufçular üzerine yazılmış bir eserdir. Kaygusuz Abdal’ın bütün eserlerinde ve bu risalede yani kitapçıkta tasavvuf kavramı içinde Vahdet-i vücut (tanrı birliği) düşüncesini görmemiz mümkündür. Risale’de yer alan Sufilerin; Hallac-ı Mansur ve Beyazid-i Bestami gibi Vahdet-i vücudu savunan mutasavvıfların yoluna bağlı olmaları da Vahdet-i vücut düşüncesini net bir şekilde bize göstermektedir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="708" height="1024" data-id="2832" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-708x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2832" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-708x1024.jpg 708w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-415x600.jpg 415w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-768x1110.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-1063x1536.jpg 1063w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-1417x2048.jpg 1417w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-150x217.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-300x434.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-600x867.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-696x1006.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-1392x2012.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-1068x1544.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-1920x2776.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-291x420.jpg 291w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-581x840.jpg 581w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0001-scaled.jpg 1771w" sizes="auto, (max-width: 708px) 100vw, 708px" /></figure>
</figure>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="741" data-id="2830" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-1024x741.jpg" alt="" class="wp-image-2830" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-1024x741.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-600x434.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-768x556.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-1536x1111.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-2048x1482.jpg 2048w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-150x109.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-300x217.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-696x504.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-1392x1007.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-1068x773.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-1920x1389.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-580x420.jpg 580w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-1161x840.jpg 1161w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-324x235.jpg 324w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/A2451_0002-648x470.jpg 648w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Risale’ye göre Tasavvufun başlangıcı ve sonu da inanmaktan geçer. İnanmaktan kasıt inancın altı esasına imandır. Sufiler bu altı esasa iman ettikten sonra bu esasları dil ve gönülden inanması gerekmektedir. Sufilere göre tasavvufun şekli akıldır. Herkesin altı esasa olan inançları taklit iken sufilerin inançları gerçektir; yani herkes kendindeki öz cevheri bilmeden yaşarlarken Sufiler ise, kendilerindeki öz cevheri bulup bu şekilde kendilerini ve evreni anlamlandırırlar. Bu şekilde tanrıyı bulmaya çalışırlar. Risale’de bu durum güzel bir örnekle şu şekilde ifade edilmektedir:</p>



<p>“Kendini yani öz benliğini bilmeyenleri zalim padişahlara, bu kimselerin hükümranlık durumlarını yani hayatlarını ise aydınlık benzetmesi yaparak güneş aydınlığı içerisinde ay gibi göründükleri üzerinden anlatır. Bunun yanında küflenmiş yolluğu içinde az bulanan dervişleri; altın gibi kıymetli olduklarını ve o dervişlerin suya susadıkları zaman bile içtikleri suya dikkat ederek hareket ettiklerini anlatır…”</p>



<p>Sufiler’e göre; inanç gerçeği o altı esasın özünü arayıp ona ulaşması ve evren gerçeğini kavraması gerekmektedir. Bu gerçeklere ulaşması için ilk etapta inançtaki taklitlerle kendini biçimlendirdikten sonra semt semt gezdikten sonra o inançtan çıkıp her birisi bir semte giderlerdi. Bu söz konusu olan durum Kaygusuz Abdal’ın ve diğer önemli mutasavvıfların yaşamlarında görmemiz mümkündür&#8230;</p>



<p>Tarihçi-Yazar</p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Şinasi GÜNDÜZ, Din ve İnanç Sözlüğü, Vadi Yayınları, Ankara 1998, s. 362.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> Esat KORKMAZ, Alevi- Bektaşi Terimler Sözlüğü, 2. bsk., Ant Yayınları, İstanbul 1994, s. 347; Süleyman ULUDAĞ, Tasavvuf Terimler Sözlüğü, Marifet Yayınları,&nbsp; İstanbul 1991, s. 470; Orhan HANÇERLİOĞLU, İslam İnançları Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul 1984, s. 617.</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a>&nbsp; Mahir İZ, Tasavvuf, Mahiyeti, Büyükleri ve Tarikatlar, Kitabevi Yayınları, İstanbul 1990, s. 54, 62, 69.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tasavvuf-ve-risale-i-suffiye-nedir/">TASAVVUF VE RİSALE-İ SUFFİYE NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tasavvuf-ve-risale-i-suffiye-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEÇİM SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gecim-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gecim-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2023 08:59:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Geçim]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçim, insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için yaşam araçlarını ele geçirmesi olarak ifade edebiliriz. İnsanoğlu, varoluşundan bu yana (arkaik dönemden günümüze) doğada yaşayabilmek veya var olabilmek için yoğun mücadele içinde oldu. &#8220;Arkaik Dönem&#8221;de insanoğlu, beslenebilmek için önce av aletleri yaptı, daha sonra da avını avlamaya çalıştı. Bazen avlanabildi, bazen de avına yem oldu. &#8220;Neolitik Dönem&#8221;le birlikte [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gecim-sorunsali/">GEÇİM SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçim, insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için yaşam araçlarını ele geçirmesi olarak ifade edebiliriz.</p>



<p>İnsanoğlu, varoluşundan bu yana (arkaik dönemden günümüze) doğada yaşayabilmek veya var olabilmek için yoğun mücadele içinde oldu.</p>



<p>&#8220;Arkaik Dönem&#8221;de insanoğlu, beslenebilmek için önce av aletleri yaptı, daha sonra da avını avlamaya çalıştı. Bazen avlanabildi, bazen de avına yem oldu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="311" data-id="2818" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2818" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-1.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-1-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-1-300x156.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;Neolitik Dönem&#8221;le birlikte insanoğlu, toprağa yani doğaya hükmetmeye başladı. Tarımsal üretime geçti. Tarımsal üretimi gerçekleştirmek için de tarımsal araçları (orak, saban gibi) yaptı. Toprağı ekti, biçti. Fazla ürününü satmak için ticareti, toprağı az emekle ekebilmek için köleciliği, daha fazla ürünü elde etmek için savaşları, toprak üzerindeki egemenliğini göstermek ve devam ettirebilmek için de mülkiyet kavramını geliştirdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="809" height="379" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-8.jpeg" alt="" class="wp-image-2819" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-8.jpeg 809w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-8-600x281.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-8-768x360.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-8-150x70.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-8-300x141.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-8-696x326.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 809px) 100vw, 809px" /></figure>



<p>&#8220;Tarihi Çağlar&#8221;la birlikte insanoğlu, üretim araçlarına ve toprağa hakim olmak için birbirleriyle yoğun savaşlar gerçekleştirdi. Bazen de gerçekleştirdikleri bu savaşların adına da din savaşları diyerek bu savaşları meşrulaştırmaya çalıştı. Savaşan devletler için daha fazla toprak, daha fazla ganimet ve vergi anlamına geliyordu.</p>



<p>&#8220;Ortaçağ&#8221;a gelindiğinde egemenlik kaynağını toprak, üretim araçlarını ise tarımsal araçları almıştı.</p>



<p>&#8220;Yeniçağ&#8221; ile birlikte ticaretin gelişmesine bağlı olarak değerli madenler(altın, gümüş gibi) toprağın yerini büyük oranda almıştı. Bu dönemlerde üretim hayvan ve kol gücüne dayalı olarak küçük atölyelerde gerçekleştiriliyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="290" height="220" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/Columbus_Taking_Possession.jpg" alt="" class="wp-image-2820" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/Columbus_Taking_Possession.jpg 290w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/Columbus_Taking_Possession-150x114.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/Columbus_Taking_Possession-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/Columbus_Taking_Possession-160x120.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 290px) 100vw, 290px" /></figure>



<p>&#8220;Rönesans&#8221; (yeniden doğuş) ile birlikte pozitif düşüncelerde önemli gelişmeler yaşandı. Bilim-teknik alanında önemli ilerlemeler gerçekleşti ve sonrasında insanoğlu &#8220;Aydınlanma Çağı&#8221;na geçti.</p>



<p>&#8220;Yakınçağ&#8221;da ise &#8220;Aydınlanma Çağı&#8221;nda yaşanan bilim-teknik alanındaki inanılmaz gelişmeler insanoğlunu &#8220;Endüstri Devrimi&#8221;ne geçmesini sağladı. Küçük atölyelerin yerini makine gücüne dayanan fabrikalara bıraktı. Üretim aracı makine oldu. İnsanoğlu ise bu süreçlerle birlikte büyük kitleler halinde emeğini satan veya kiralayan bir varlığa dönüştü. Ücret karşılığında emek sarf eden, bir alanda üretim aracına yön veren işçiye dönüştü.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="693" height="442" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2821" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-2.jpeg 693w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-2-600x383.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-2-150x96.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-2-300x191.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-2-659x420.jpeg 659w" sizes="auto, (max-width: 693px) 100vw, 693px" /></figure>



<p>Üretim araçlarına sahip bireyler artı-değer sömürüsü ile büyüdü. Pazar ve ham madde arayışı, burjuva ve devletleri emperyalist çabalara yöneltti.</p>



<p>&#8220;Modern Dünya&#8221; olan günümüze geldiğimizde insanoğlu geçimini sağlamak için uzmanlaştığı alanda var olmak için emeğini ortaya koyar hale geldi.</p>



<p>Geçim sorunsalı insanlık kadar eskilere dayanan sorunsallıktır. İş bulma, bulunan işin yeteneğe uygunluğu ve işteki devamlılık; işten alınan ücretin koşullara uygunluğu, alınan ücretlerin ihtiyaçları karşılamaya yetip, yetmemesi gibi sorunsallıklar önemli sorunlardandır.</p>



<p>İnsan sayısında görülen müthiş artış ve kalifiye bireylerin sayısında gerçekleşen yükselme; iş bulma rekabetini arttırmakla kalmadı, emek ücretinin de düşmesine neden oldu.</p>



<p>İşçi emeğini ve haklarını koruyup geliştirmek için sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve siyasetçiler bazı çalışmalar içerisinde oldular. Fakat yapılan bu çalışmalar işçi haklarını ve emeğini koruma da tam anlamıyla yeterli olamamıştır. Sömürü sistemi üzerine kurulu düzende sermaye sahipleri yasal boşluklardan yararlanarak işçi haklarının bazılarını gasp etmeye, bazılarını ise kıymetinden yoksun bir şekilde bırakarak değersizleştirmektedir.</p>



<p>Sermaye sahipleri (burjuva) büyürken işçinin yerinde sayması, gününü zor bela geçirmesi çağımızın insanlık sorunlarındandır. Dünyada yaşayan insanların büyük bir çoğunluğunun açlık ve yoksulluk sınırında yaşarken çok azının bu sınırın üzerinde olması bizleri düşündürmeli ve korkutmalıdır!</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="596" height="514" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2822" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-2.jpeg 596w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-2-150x129.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-2-300x259.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-2-487x420.jpeg 487w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-2-534x462.jpeg 534w" sizes="auto, (max-width: 596px) 100vw, 596px" /></figure>



<p>Toplumsal olayların, ailesel çözülmelerin, sağlık problemlerinin yaşanmasının başlıca nedeni geçim ve buna olarak yaşanan sorunlardır.</p>



<p>İyi, kaliteli ve yaşanılabilir hayatı kim istemez? Tabi ki de herkese ister.</p>



<p>Hayatta kalma, onurlu bir yaşam, gelecek kaygısı duymadan çocukların eğitimi ve yaşamda yer almaları, yaşlıları ile ilgili sorumlar ile baş etme konularında devlet aygıtının bireylerin huzuruna, mutluluğuna destek sunan uygulamaları hayata geçirmesi gerekir.</p>



<p>İş koşullarının çeşitlendiği günümüzde adil, sistemli ve programlı istihdamların arttığı, kimsenin açlıktan ve yoksulluktan dolayı zorluklar yaşamadığı, herkesin kendini ifade edebildiği iş koşullarının arttığı, emeğin sömürülmediği güzel ve yaşanılası yarınlara…</p>



<p></p>



<p> Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar</p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gecim-sorunsali/">GEÇİM SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gecim-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OKUMAMA SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/okumama-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/okumama-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 06:46:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okumak entelektüel bir tutum, insani erdem, sözlerin aşk ile örülmüş sanatını keşfetme, anlama ve algılama jimnastiği, kendini tanıma ve tanıtma aracı, zamanda yapılan serüven, hayal yurdunda gezinme, kültürlenme aktivitesi olarak da tanımlanabilir. Okuma, yazılanı okuyup tekrar etmek kadar basit bir eylem halinden çok daha fazlasıdır. Kişi okurken edindiği bilgiyi, yorumu ve değerlendirmeyi anlayıp bunları analiz-sentez [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/okumama-sorunsali/">OKUMAMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Okumak entelektüel bir tutum, insani erdem, sözlerin aşk ile örülmüş sanatını keşfetme, anlama ve algılama jimnastiği, kendini tanıma ve tanıtma aracı, zamanda yapılan serüven, hayal yurdunda gezinme, kültürlenme aktivitesi olarak da tanımlanabilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="342" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-2806" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-5.jpeg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-5-150x103.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-5-300x205.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-5-218x150.jpeg 218w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>



<p>Okuma, yazılanı okuyup tekrar etmek kadar basit bir eylem halinden çok daha fazlasıdır. Kişi okurken edindiği bilgiyi, yorumu ve değerlendirmeyi anlayıp bunları analiz-sentez süreçlerinden geçirmedikten sonra kişinin okuduğu ne olursa olsun nafiledir. Kişi için de bu süreç zaman kaybından da başkası değildir. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="759" height="404" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-2810" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-4.jpeg 759w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-4-600x319.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-4-150x80.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-4-300x160.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-4-696x370.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 759px) 100vw, 759px" /></figure>



<p>Sorunsallık boyutu açısından bakıldığında &#8220;okuma&#8221; ile &#8220;yaşam kalitesi&#8221; arasındaki müthiş bir paralellik vardır. Bu ilişkiyi gelişmiş ülkelerin &#8220;gelişmişlik düzeyleri&#8221; ile &#8220;eğitimleri&#8221; arasındaki ilişkide de net bir şekilde görebilmekteyiz. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="746" height="411" data-id="2807" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2807" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-1.jpeg 746w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-1-600x331.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-1-150x83.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-1-300x165.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-1-696x383.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 746px) 100vw, 746px" /></figure>
</figure>



<p>Katliamların geleneksel olarak yaşandığı, bombaların sürekli patladığı, göç ve sürgünün eksik olmadığı coğrafyaların eğitim kalitelerini ve okuma alışkanlıklarını tahmin etmeniz için müneccim olmanıza gerek yoktur! </p>



<p>İlmi, okumayı ve bilimi önemseyen bir dinin inanların büyük bir bölümünün cehalet içerisinde kıvranmasının altında yatan en önemli nedenlerin başında; yeterli düzeyde okumanın yapılmamış olması veya yapılmış olunsa da okuduklarını kavrayacak zihinsel gelişime ve entelektüel kültür birikimine sahip algının gelişmemiş olmasıdır. Buna paralel olarak bu yerlerde uygun eğitim modelinin ve toplumsal yaşayışın geliştirilememiş olması da büyük bir etkendir&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="679" height="452" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-7.jpeg" alt="" class="wp-image-2808" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-7.jpeg 679w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-7-600x399.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-7-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-7-300x200.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-7-631x420.jpeg 631w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /></figure>



<p>Okuma; uygarlık tarihini, ülkenin tarihini, doğanın işleyişini, madde döngülerini, üretim ve tüketimi, dinler tarihi, kültürler ve etkileşimleri, sosyal evrimi v.b. okumanın insana katacağı değerleri geliştirmeyi amaç edinmeli.Kendini tanıyan insanın okuduğu ile okuduğunu irdeleyemeyen insanın okuduğu bir olur mu? Kişi öncelikle kendini tanımalı ve yaşadığı hayattan ne istediğini bilmelidir. O zaman okudukları da o kişiyi gideceği yere ulaşmasına yardımcı olur. Bu düşünceyi en iyi şekilde anlatan en isabetli söz gönül insanı Yunus Emre&#8217;ye aittir.</p>



<p>Yunus der ki: &#8220;İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin. Ya nice okumaktır.&#8221; </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images.jpeg" alt="" class="wp-image-2804" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>



<p>Okumayı bilmek için kendini bilmek gerekir. Kendini bilmenin de en bilge yolu okumanın önemini bilmektir. Bilenle, bilmeyen hiç bir olur mu ha dostlar?Tarihe yön veren büyük şahsiyetler olan Mustafa Kemal, Fatih, Sokrates, Newton, İbn-i Sina, Büyük İskender gibi nicesinin hayatları incelendiğinizde bu şahsiyetleri büyük yapan olayların arkasında; onları var eden ve geliştirenin okudukları kitaplar olduğunu net bir şekilde göreceksiniz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="450" data-id="2805" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2805" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1-300x225.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1-560x420.jpeg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-1-265x198.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</figure>



<p>Yozlaşmanın, tahammülsüzlüklerin, cehaletin ve çürümüşlüğün panzehiri eğitimdir. Eğitimin en iyi yolu ise okumak ve okumayla birlikte açılan kanallardan hayatı yaşayarak tanımaktır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2809" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-6.jpeg" alt="" class="wp-image-2809" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-6.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-6-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-6-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-6-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-6-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>Hayal gücünün sınırlarını zorlayan, ellere silahlardan çok kitapların alındığı, okumanın bir eylemden fazlası olduğunun bilindiği, bilginin ve ilginin rehber olduğu, cehaletin kucağındaki insanların kurtarıldığı, kitapsız hiçbir evin kalmadığı, üreten-düşünen- sorgulayan-gören-yazan insanların hayatımızda çoğaldığı, cehalet cehenneminden çok ilim-irfan cennetinin hayatımızda kendini hissettirdiği yaşanılası geleceğe hep birlikte kavuşmak dileklerimle, gözünüz iyiyi, yüreğiniz güzeli görsün.</p>



<p></p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar </p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/okumama-sorunsali/">OKUMAMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/okumama-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASIRLARIN DEVRİMCİSİ: H.z. MUHAMMED (S.A.V.)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/asirlarin-devrimcisi-h-z-muhammed-s-a-v/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/asirlarin-devrimcisi-h-z-muhammed-s-a-v/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Nov 2023 17:04:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşadığı devrin adet, gelenek ve düzenini değiştirebilen nadir kimliklerden biri de Hz. Muhammed (s.a.v)’tir. Bir devrimcide olması gereken tüm özellikleri şahsında barındırabilmesi ve örnek bir insan olması nedeniyle Hz. Muhammed(s.a.v)’i asrın devrimcisi olarak nitelendirebiliriz. H.z. Muhammed(s.a.v.)’i büyük bir devrimci yapan özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: H.z. Muhammed(s.a.v.)’in özelliklerini saymakla bitirememekle birlikte bugün yolundan gittiğini iddia eden Müslüman [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asirlarin-devrimcisi-h-z-muhammed-s-a-v/">ASIRLARIN DEVRİMCİSİ: H.z. MUHAMMED (S.A.V.)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaşadığı devrin adet, gelenek ve düzenini değiştirebilen nadir kimliklerden biri de Hz. Muhammed (s.a.v)’tir. Bir devrimcide olması gereken tüm özellikleri şahsında barındırabilmesi ve örnek bir insan olması nedeniyle Hz. Muhammed(s.a.v)’i asrın devrimcisi olarak nitelendirebiliriz. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="700" height="400" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2798" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1.jpeg 700w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-600x343.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-150x86.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-300x171.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-1-696x398.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure>



<p>H.z. Muhammed(s.a.v.)’i büyük bir devrimci yapan özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Cahiliye adetlerinin hüküm sürdüğü bir toplumun vicdanına aydınlık gibi doğması!</li>
</ul>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="712" height="430" data-id="2796" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2796" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2.jpeg 712w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-600x362.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-150x91.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-300x181.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-696x420.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-2-695x420.jpeg 695w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></figure>
</figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kızlarını diri diri kuma gömen kişilere karşı duruş sergilemesi ve kızı H.z. Fatma’yı omzuna alarak toplumda gezinmesi!</li>



<li>Köleciğin hakim olduğu bir dönemde herkesin eşit olduğu ve kimsenin kimseden insan olarak üstün olmadığını ifade etmesi!</li>



<li>Kendilerine bir fayda ve zararı olmayan nesnelere tapınılmasına karşı çıkması ve alemi yaratan varlığı anlatmaya çalışması!</li>



<li>Soylu egemenliğine, fakirin dışlanmasına, kadının değersizleştirilmesine, kölenin aşağılanmasına, batıla, cahiliye adetlerine, hurafeye, kan davalarına ve fal oklarına karşı çıkması!</li>
</ul>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="360" data-id="2797" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2797" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3.jpeg 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-300x225.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/11/images-3-265x198.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>
</figure>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kimsenin bir başkasının inancından dolayı sorguya çekilmeyeceğini, herkesin inancının kendisine ait olduğunu ve din ve vicdan özgürlüğünü ifade etmesi!</li>



<li>İlk ayetin oku olması, Bedir Savaşı’ndan sonra esir alınan kişilere okuma yazma bilmeyen Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest kalabileceklerini söylemesi!</li>



<li>Kendi toplumunda, kendisine inanmayanlar tarafından “El-emin” yani güvenilir insan olarak nitelendirilmesi!</li>



<li>Devlet yöneticiliği yapmasına rağmen hayatını fakir biri olarak tamamlaması!</li>



<li>Hasta ziyaretlerini ihmal etmemesi, kin besleyenlere karşı çıkması, hoşgörüyü ilke edinmesi!</li>



<li>Peygamber olmasına rağmen devletten ücret almamış olması ve tüccarlık yaparak geçimini sağlaması!</li>



<li>Kızı H.z. Fatma’ya, baban peygamber diye güvenme! diyerek kişi iradesinin önemini vurgulaması!</li>



<li>Başka inanca mensup din adamlarıyla sohbet etmesi!</li>



<li>Kendini öldürmek isteyenleri affetmesi!</li>
</ul>



<p>H.z. Muhammed(s.a.v.)’in özelliklerini saymakla bitirememekle birlikte bugün yolundan gittiğini iddia eden Müslüman kardeşlerime şu soruyu soruyorum!</p>



<p>H.z. Muhammed(s.a.v.)in devrimini ne kadar yaşatıyoruz ve yolundan ne kadar gidiyoruz?</p>



<p>Yüreğinizden sevginin eksilmediği, kibrin de hiçbir zaman yer almadığı nice nefeslere…</p>



<p>Tarihçi-Yazar<br>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asirlarin-devrimcisi-h-z-muhammed-s-a-v/">ASIRLARIN DEVRİMCİSİ: H.z. MUHAMMED (S.A.V.)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/asirlarin-devrimcisi-h-z-muhammed-s-a-v/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAYTARMA SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kaytarma-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kaytarma-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 06:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaytarmak, en basit tanımıyla iş yapmaktan kaçmaktır. Üreten toplumda üretken olmaktan geri duran, işi önemsemeyen duruş veya aldığı maaşı hak etmeyen kişilerin eylemi olarak da tanımlanabilir. Halk tarafından kaytaran kişilere de; uyanık, gevşek ve aksak denilmektedir. Kaytarma sorunsalı yaşadığımız toplumun en birincil ve özge sorunudur. Toplum olarak çalışmayı sevmeyen, kaytaran, tatilleri heyecanla bekleyen, üretmeden tüketmeyi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaytarma-sorunsali/">KAYTARMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kaytarmak, en basit tanımıyla iş yapmaktan kaçmaktır. Üreten toplumda üretken olmaktan geri duran, işi önemsemeyen duruş veya aldığı maaşı hak etmeyen kişilerin eylemi olarak da tanımlanabilir. Halk tarafından kaytaran kişilere de; uyanık, gevşek ve aksak denilmektedir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2791" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2791" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-1.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-1-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-1-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-1-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-1-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>Kaytarma sorunsalı yaşadığımız toplumun en birincil ve özge sorunudur. Toplum olarak çalışmayı sevmeyen, kaytaran, tatilleri heyecanla bekleyen, üretmeden tüketmeyi tercih eden, kolay yoldan köşeyi dönmeye çalışan, işin her türlü hilesine kaçan, zora düşmeden ve korkutulmadan iş tutmayan bir toplum olarak kaytarma, bize pek de uzak olmayan bir yaşam tarzıdır.</p>



<p>Kaytarma alışkanlıklarımızın köklerinde ilkesizlik, vicdansızlık ve keyfilik ruh halleri yatmaktadır.</p>



<p>Kaytarmanın ülkemizde bu kadar yaygın ve devam eden bir alışkanlık olmasının birden çok nedeni vardır. İş ahlakına sahip olmamak, yaptığı işi kendine yakıştırmamak, emeğinin karşılığı olarak ücreti yeterli görmemek, kendini ifade edeceği ortamı yakalayamamak, değerli gördüğü başka işlere daha fazla kafa yormak, mesaiye ayırdığı ruh ve beden sağlığını daha önceden başka yerde tüketmiş olmak gibi nedenleri sıralayabiliriz.</p>



<p>Kaytarma ile ahlakın, kaytarma sayısı ile üretim/iş kalitesinin, kaytarma ile büyümenin, kaytarma ile eğitimin arasında sıkı bir ilişkinin olduğu bilinmelidir.</p>



<p>Kaytarmaların yaşandığı iş yerlerinde işini yapanların duygularında çözülmeler yaşanabilir. İş tutan bireylerin kendilerini kaytaranlarla mukayese etmeye başlamasıyla da iş tutanların potansiyelinde ve ahlakında ciddi kırılmaların yaşanmasına neden olur.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="680" height="374" data-id="2792" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2792" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-1.jpeg 680w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-1-600x330.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-1-150x83.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-1-300x165.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 680px) 100vw, 680px" /></figure>
</figure>



<p>Bizler zaman içerisinde bazı şeyleri o kadar çok kanıksar hale geldik ki sorgulamayı gereksiz, hesap sormayı da had bilmezlik olarak nitelendirir olduk. Bazı şeyleri sorgulama hakkını kendinizde görüp sormaya kalkıştığınızda kabak sizin başına patlayabilir.</p>



<p>Kaytarma alışkanlıklarını yaşadığımız toplumdan uzaklaştırabilmek için eğitim sistemimizi ve aile ahlakımızı yeniden sorgulamalıyız. İş tutabilen, işini seven ve aldığı ücretten tatmin olan bireyler yetiştirmek istiyorsak; bireylerin ilgi ve yeteneklerini doğru mesleklerle en uygun bir şekilde buluşturmalıyız.</p>



<p>Eğitim politikalarımızın evrensel değerleri yaşattığı, ahlakın ve vicdanın her alanda işletildiği, emeğin ve sömürünün son bulduğu, yeteneklerin sergilenebildiği, kişiye göre işlerin yerini işe göre kişilerin alındığı, eğitimin büyük oranda hayatı yordayabildiği, rüşvet ve iltimasın kökünün kurutulduğu, kendini tanıyan ve ne istediğini bilen bireylerin sayısının çoğaldığı yaşanılası yarınlara…</p>



<p>Ahlaki ve etik değerler prensibiniz, vicdanınız ise bekçiniz olsun.</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar</p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaytarma-sorunsali/">KAYTARMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kaytarma-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SORUNSALLIK AÇISINDAN DİN ve BATIL İNANÇ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sorunsallik-acisindan-din-ve-batil-inanc/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sorunsallik-acisindan-din-ve-batil-inanc/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 05:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Din, insanları ahlaki forma sokma, insanların tanımlamakta zorluk çektiği konulara cevap bulma, insanların arayış ve kavrayışlarının manevi sığınağıdır. İnsanlar için bir takım insanın var ettiği kurallar ve disiplinler bütünü de diyebiliriz. İlk insandan bu yana toplumlara yön veren en önemli güç ve en dinamik unsurlarından biridir. Bu güç doğru kullanıldığı takdirde toplumlara belirli bir dinginlik, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sorunsallik-acisindan-din-ve-batil-inanc/">SORUNSALLIK AÇISINDAN DİN ve BATIL İNANÇ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Din, insanları ahlaki forma sokma, insanların tanımlamakta zorluk çektiği konulara cevap bulma, insanların arayış ve kavrayışlarının manevi sığınağıdır. İnsanlar için bir takım insanın var ettiği kurallar ve disiplinler bütünü de diyebiliriz. İlk insandan bu yana toplumlara yön veren en önemli güç ve en dinamik unsurlarından biridir. Bu güç doğru kullanıldığı takdirde toplumlara belirli bir dinginlik, sükunet ve düzen sağlayabileceği gibi yanlış niyetlerin eline geçtiğinde de yıkıcı, bölücü, ayrıştırıcı ve kan dökücü bir silah haline dönüşebilmektedir.</p>



<p>Dünyada büyük gruplar tarafından kabul gören dinlerin kurucularına ya da öğreti sahiplerine bakıldığında yaşamsal anlamda bu liderlerin yaşantılarının gayet mütevazi olduğu görülecektir.</p>



<p>Bu şahsiyetlerin kişilik özelliklerine bakıldığında ise paylaşımcı, uzlaştırıcı, barışçıl, hümanist, fakir, kibirden yoksun, düşmüşten yana, örnek kişilik sahibi bireyler olduklarını göreceksiniz. Asıl sorunsal olan mevzu bir dine inanan cemaatlerin, fanatik taraftar gruplarının veya ruhban gruplarının menfaat ve statü odaklı saf inanan halk grupları üzerinde oluşturdukları tahakküm ve bunu bağlı olarak gerçekleştirdikleri sömürü düzenidir.</p>



<p>İnanan cemaatleri tarafından kutsal sayılan Zent Avesta, Vedalar, Kur&#8217;an, İncil, Tevrat, Zebur ve Tripitaka gibi kitaplarda masum insanları öldürme ile ilgili herhangi bir söz, sözcük ve ibare bulunmazken bu inançların fanatik grupları tarafından neredeyse her türlü zorbalığın, katliamın, yakıp yıkmanın, seferlerin ve baskının yapıldığı bilinen gerçeklerden biridir.</p>



<p>Tarih din kisvesi altında yapılan pazarlıkları, kirli oyunları ve politikaları çoğu kez farklı isimlerle ve farklı coğrafyalarda bize kendini göstermiştir. Bizler bunun adına ister Haçlı Seferleri diyelim ister Işid, ister Madımak diyelim ister Gazze, ister Dahav diyelim ister Şengal. Gerçekleşen tüm katliamlar insanlık ve din dışı uygulamalardır. Hangi isim altında yapılırsa yapılsın zulmün meşru görülmesi ve gösterilmesi mümkün değildir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="344" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10.jpeg" alt="" class="wp-image-2782" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10.jpeg 650w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-600x318.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-150x79.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-300x159.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-10-648x344.jpeg 648w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /></figure>



<p>Din sorunsalının temelini oluşturan din dışı uygulamaların kavramsal terimleri olan endüljans,<br>enterdi, engizisyon, aforoz, mülhit, zındık, münafık gibi söylemlerle kıyımların yapılmış olması tarihsel gerçekliktir. Terörün, katliamların, zulümlerin ve kıyımların ne dini ne de masumiyeti vardır. </p>



<p>Biz insanlar barışı, sevgiyi, kardeşliği ve dostluğu ortak inancımız haline getirebilirsek insanlık ailesine büyük hizmet etmiş oluruz. O zaman yaşadığımız küreyi daha anlamlı ve daha yaşanılabilir kılabiliriz…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="728" height="421" data-id="2784" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-11.jpeg" alt="" class="wp-image-2784" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-11.jpeg 728w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-11-600x347.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-11-150x87.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-11-300x173.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-11-696x402.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-11-726x420.jpeg 726w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></figure>
</figure>



<p>Batıl ise, yaşadığımız toplumun büyük grupları tarafından kabul gören ve varlığına inanılan değer yargılarıdır. Batıl en yalın tanımıyla akla ve bilimsel verilere dayanmayan ya da gerçeklikle örtüşmeyen yargılar topluluğudur. Toplum tarafından batıl inanışlar olarak da bilinen yargılar, gerçeklerin zaman içerisinde saptırılması veya gerçeğinin dışına çıkartılmasıdır.</p>



<p>Kavram kargaşalıklarının, değer çatışmalarının ve yozlaşmanın yaşanmasında batıl sorunsalı büyük yer tutmaktadır. Bizler, batıl inanışlarını her ne koşulda olursa olsun hafife almamalıyız. Çünkü uyulması halinde sonuçları bizleri büyük yanlışlıklara sürekler. Bunun yanında batıl adetleri, toplumları büyük bir hipnozlukla uyutup etkisi altına alır ve sonrasında toplumları içinden çıkılmaz bir bataklığa sürükleyebilmektedir.</p>



<p>Batıl, cehaletin büyümesine ve yaygınlaşmasına neden olmakla kalmayıp bir de doğru ile yanlışın taraf değiştirmesine neden olabilmektedir. Hayatımızın her alanında karşılaştığımız bazı batıl inanışlar var ki gerçeğini geri de bırakarak toplumun değerleri içerisinde kemikleşmiş ve kabul görmüş duruma gelmiştir. Batıl; sapkın adetlerin, davranışların ve geleneklerin bir bakıma toplamı veya vücut bulmuş hali de diyebiliriz.</p>



<p>Tarihte batıla örnek verecek olursam Arap coğrafyasında bir zamanlar kızlarını diri diri kuma gömme adetlerinin uygulanmış olması sapkınlık (batıl) değilse de nedir?</p>



<ol class="wp-block-list" start="17">
<li>Yüzyıl Avrupa’sında Galileo&#8217;nun engizisyon mahkemesinde &#8220;dünya dönüyor&#8221; dediği için yargılanması gaflete (batıla) düşmüş ruhbanların şaşkınlığı değilse nedir sorarım size? Batıl adetleri, insanoğlunun gelişmesini engelleyen sapkınlık ritüellerinin toplamıdır. Batıl, ancak hakikatler (gerçekler) karşısında eğilir. Gerçeğe de bizler ancak bilimle, akılla ve mantıkla ulaşılabiliriz. Okuyarak, sorgulayarak kendimizi ve çevremizi tanımlayabiliriz.</li>
</ol>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="658" height="466" data-id="2783" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-12.jpeg" alt="" class="wp-image-2783" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-12.jpeg 658w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-12-600x425.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-12-150x106.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-12-300x212.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-12-593x420.jpeg 593w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-12-100x70.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 658px) 100vw, 658px" /></figure>
</figure>



<p>Hayatımızı etkisi altına almış olan batıl yargılarından, entelektüel bilincin geliştirilmesi, kültürlenme boyutunun artırılması ve sorgulama yöntemlerinin işletilmesiyle kurtulabiliriz.</p>



<p>Fikri hür, vicdanı hür bireylerin gelişmesini engelleyen, zihinlerin birer prangaları olan batıl itikatlarımızdan (uğraşlarımızdan) kurtulalım, hep birlikte mantığımızın egemen olduğu yaşanılabilir bir dünya inşa edelim.</p>



<p>Dinsel cehaletin hüküm sürmediği, insanlığın hiçe sayılmadığı, evrensel değerlerin unutulmadığı, masum canların kanlarının dökülmediği, kula kulluğun edilmediği, yaşanılası bir dünya umuduyla yüreğinizden umut, sevgi ve inanç hiçbir zaman eksik olmasın&#8230;</p>



<p></p>



<p>Tarihçi-Yazar </p>



<p>Veysel ŞAHİN </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sorunsallik-acisindan-din-ve-batil-inanc/">SORUNSALLIK AÇISINDAN DİN ve BATIL İNANÇ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sorunsallik-acisindan-din-ve-batil-inanc/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET Mİ, DEMOKRASİ Mİ ?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cumhuriyet-mi-demokrasi-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cumhuriyet-mi-demokrasi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 08:15:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet ile Demokrasi&#8217;nin aynı şeyler olduğunu düşünmek genel-geçer yargıdan başkası değildir. Fakat bu ikilinin tarihsel köklerini değerlendirdiğimizde birbirinin aynısı olmadığını görebiliriz. Öncelikle sözcüklerin kökenine ve ne anlama geldiklerini incelemekle başlayalım. Cumhuriyet, Arapça &#8216;cumhur-&#8216; yani halk sözcüğünden türetilmiş olup halk yönetimi veya halkın katılımı anlamlarına gelmektedir. Demokrasi sözcüğü ise Eski Yunanca&#8217;daki &#8216;Demo-&#8221; yani halk sözcüğünden türetilmiş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cumhuriyet-mi-demokrasi-mi/">CUMHURİYET Mİ, DEMOKRASİ Mİ ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhuriyet ile Demokrasi&#8217;nin aynı şeyler olduğunu düşünmek genel-geçer yargıdan başkası değildir. Fakat bu ikilinin tarihsel köklerini değerlendirdiğimizde birbirinin aynısı olmadığını görebiliriz. Öncelikle sözcüklerin kökenine ve ne anlama geldiklerini incelemekle başlayalım.</p>



<p>Cumhuriyet, Arapça &#8216;cumhur-&#8216; yani halk sözcüğünden türetilmiş olup halk yönetimi veya halkın katılımı anlamlarına gelmektedir. Demokrasi sözcüğü ise Eski Yunanca&#8217;daki &#8216;Demo-&#8221; yani halk sözcüğünden türetilmiş olup halk yönetim veya halkın yönetimi anlamlarına gelmektedir. Dışardan bakıldığında her ikisinin de aynı anlama geldiğini düşüneceksinizdir bu çok doğaldır. Fakat tarihsel arka planında yer alan yaşanmışlıkları ele aldığımızda farklılaşmaları net bir şekilde anlamladırabiliriz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-28 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="679" height="452" data-id="2777" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8.jpeg" alt="" class="wp-image-2777" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8.jpeg 679w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-600x399.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-300x200.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/images-8-631x420.jpeg 631w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /></figure>
</figure>



<p>Demokrasinin doğduğu yer olan Antik Yunan&#8217;ın tarihini genel olarak incelediğimizde karşımıza çıkan ilk özelliklerinin bu coğrafyada yaşayan insanların siyasal bölünmüşlükler içerisinde sınıfsal farklılıklara dayalı çatışmaların hüküm sürdüğünü göreceksiniz. Kölelerin ve özgür yurttaşların, soylular kadar etkili ve egemen sınıf olamadıklarını için başlattıkları hak ve hukuk mücadelesinin Solon, Drakon ve Klistenes kanunlarının doğmasına neden olmuştu. Bu hak ve kazanımlar, zaman içerisinde köle ve halk gruplarının da yönetime katılmasına olanak sağlamıştır.&nbsp; &#8220;Demo&#8221; olan halkın büyük bir bölümünün yönetimsel anlamda güçlenmesi ve iktidarı belirlemesi serüveni modern demokrasinin doğuşu olarak tarihteki yerini alacaktır.&nbsp; Demokrasinin serüvende kısacası sınıf mücadelesinin kendisi vardır. Hak, hukuk, özgürlük ve eşitlik isteyen grupların talepleri ile kazanımları vardır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-29 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="310" height="162" data-id="2776" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/indir.jpeg" alt="" class="wp-image-2776" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/indir.jpeg 310w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/indir-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/10/indir-300x157.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 310px) 100vw, 310px" /></figure>
</figure>



<p>Cumhuriyetin doğduğu Arap coğrafyasının tarihini incelediğimizde ise kabilecilik anlayışının yaygın olduğu, kan davalarının yaşandığı, sınıfsal farklılıkların derin aynı zamanda sapkın adetlerin de hüküm sürdüğü cahiliye devirlerini göreceksiniz. Ta ki Hz. Muhammed&#8217;in İslamiyet&#8217;i hakim inanç kılıp, Arap kabilelerini Ümmet anlayışını çerçevesinde toparlayıp eşitlik anlayışını hakim kılana kadar!</p>



<p>…</p>



<p>Tarihçi-Yazar<br>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cumhuriyet-mi-demokrasi-mi/">CUMHURİYET Mİ, DEMOKRASİ Mİ ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cumhuriyet-mi-demokrasi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORTA ASYA&#8217;DA TARIM  ve YERLEŞİK YAŞAM ÜZERİNE TARİHSEL BAKIŞ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/orta-asyada-tarim-ve-yerlesik-yasam-uzerine-tarihsel-bakis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/orta-asyada-tarim-ve-yerlesik-yasam-uzerine-tarihsel-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 07:34:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Yerleşik Hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2763</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yerde medeniyetin kurulması, yerleşik yaşama geçmekle, yerleşme ise ziraat (tarım) ile mümkündür. Avcı olan daima yer değiştiren insanların medeniyetlerini ilerletmesi genellikle pek düşünülemez. Bazı Avrupa bilginlerinin de katıldığı T.T.K.‘nin tezine göre; ilk tarım kültürü, Orta Asya’da kurulmuştur. Fakat Mezopotamya, Çin, Kuzey Hindistan üzerinde duranlar veya ilk tarım yapılan yeri Akdeniz çevresinde arayanlar da var [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orta-asyada-tarim-ve-yerlesik-yasam-uzerine-tarihsel-bakis/">ORTA ASYA&#8217;DA TARIM  ve YERLEŞİK YAŞAM ÜZERİNE TARİHSEL BAKIŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir yerde medeniyetin kurulması, yerleşik yaşama geçmekle, yerleşme ise ziraat (tarım) ile mümkündür. Avcı olan daima yer değiştiren insanların medeniyetlerini ilerletmesi genellikle pek düşünülemez. Bazı Avrupa bilginlerinin de katıldığı T.T.K.‘nin tezine göre; ilk tarım kültürü, Orta Asya’da kurulmuştur. Fakat Mezopotamya, Çin, Kuzey Hindistan üzerinde duranlar veya ilk tarım yapılan yeri Akdeniz çevresinde arayanlar da var olduğunu ifade ederler. Fakat yapılan arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen bulgular ışığında öne sürülen görüşün ne tam doğru ne de tam yanlış olduğunu söyleyemeyiz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-30 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="809" height="379" data-id="2764" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-11.jpeg" alt="" class="wp-image-2764" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-11.jpeg 809w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-11-600x281.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-11-768x360.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-11-150x70.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-11-300x141.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-11-696x326.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 809px) 100vw, 809px" /></figure>
</figure>



<p>Günümüzde, dünyanın hemen her yanında tarım yapılabilmektedir. Tohum olmayan yere, tohum götürülebilir. Saban (Çift) olmayan yere başka yerden sağlanabilir. Teknik olanaklardan da faydalanabilir. Hatta toprağı ıslah etmek bile mümkündür. Ama dünyada tarımın ilk yapıldığı yerler hakkında şu ifadeyi kullanırlar: “tarımın yapıldığı yerde, insanla birlikte, iri-sağlam ağaçlar, büyük hayvanlar, tohum ve sonunda elverişli iklim varsa ancak büyük bir yerde ilk tarımın yapıldığını düşünmüşlerdir. Tarih öncesi devirde, Orta Asya’da günümüzde de insanların dağlarında yabani hayvan ve tohumların bulunması, bunların eskiden de olduğunun birer delili sayılabileceği gibi buralarda yapılan kazılarla insan, hayvan fosilleri, kömür ve kömürleşmiş buğday taneleri meydana çıkarılmış olması tarım kültürünün de Orta Asya’da da var olduğunu kuvvetlendirici nitelikte örnektir.  Mezopotamya, tarih öncesi devirlerde bataklık idi. Ancak kültürce ileri olan Sümerlilerin buraya gelmesi ve kanallar açarak bataklıkları kurutup tarıma açmışlardır. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-31 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="658" height="370" data-id="2765" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-12.jpeg" alt="" class="wp-image-2765" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-12.jpeg 658w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-12-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-12-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-12-300x169.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 658px) 100vw, 658px" /></figure>
</figure>



<p>Hindistan’ın durumu da aynıydı. Akdeniz çevresinin alanı için tarımsal daha sonraki dönemlere rastlanan tarıma ait bulgular sayesinde tarıma geçildiğini öğrenmekteyiz. Araştırmacılar arasında Türklerin tarımsal yaşama çok önceki dönemde geçmiş oldukları veya olmadıkları hakkında çok fazla görüş ileri sürmüşlerdir. Tarih öncesi için yabancı bilginler; ilk tarım kültürünün Orta Asya’da kurulduğunu söylerler. Fakat Türkçe bilmeyen veya derinlerine inmeyen bazı Avrupalı tarihçiler ise bugün Orta Asya’da kullanılan tarımla ilgili deyimlerin çoğunlukla Farsça&#8217;dan gelmiş olduğuna dayanarak tarım kültürünün Orta Asya’ya dışarıdan geldiğini söyler. Bunun olduğu gibi Kaşgarlı Mahmut’un eserinde ve diğer bazı kaynaklarda, tarımla ile ilgili terimlerin hepsinin daha önceleri Türkçe olduğunu iddia eder. İlk tarım kültürünü de Orta Asya’da Anav kazıları sonucunda “Anav Kültürü” olduğu anlaşılmıştır.Türkistan vadilerinde 6000 yıl öncesine ait buğday, arpa kalıntılarına rastlanılmıştır. Hububatın ekilmesi ve bununla ilgili sözlere Kaşgarlı Mahmut’un eserinde Macarca&#8217;ya geçen sözlere rastlamak mümkündür.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-32 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="377" height="254" data-id="2766" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-8.jpeg" alt="" class="wp-image-2766" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-8.jpeg 377w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-8-150x101.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-8-300x202.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 377px) 100vw, 377px" /></figure>
</figure>



<p>Tarım, toplum hayatı için vazgeçilmez emek sayma şerefi dünya üzerinde Türklerin olduğu görüşü de yazarlar arasında benimsenen düşünceler içerisindedir. Mısır, buğday ve akdarı ekerler; elma, asma dudu yetiştirirler; ağaçları aşılarlar, toprağı değerlendirirler, sudan da faydalanırlardı. Türkler, ovadan geçen bir nehrin mecrasının değiştirilebileceğini ve açılan kanallar ile, bahçeler ile tarlaların sulandığı da görülmüştür. Bu sularla büyük değirmenler de işletilirdi. Mesela kavun ve karpuz, Çin’e bu bölgelerden gitmiştir. Çinlilerin karpuza (hami kavun) demeleri göstergesidir. Uygurların karpuzculuğu hakkında Çin kaynaklarında sık sık anlatılmaktadır. Turfan Ovası, üzüm bağları ile ünlü idi. Çin’e üzüm tereği buradan gitmişti. Bezelye ve bakla ile kişniş Uygur diyarından bol miktarda yetiştirebildiğini de Çin kaynaklarından öğrenmekteyiz. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-33 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="706" height="431" data-id="2768" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-17.jpeg" alt="" class="wp-image-2768" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-17.jpeg 706w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-17-600x366.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-17-150x92.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-17-300x183.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-17-696x425.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-17-688x420.jpeg 688w" sizes="auto, (max-width: 706px) 100vw, 706px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="359" data-id="2769" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-16.jpeg" alt="" class="wp-image-2769" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-16.jpeg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-16-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-16-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-16-300x168.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p>Oğur (Oğuz) Türklerinde de tarım kültürü vardı. Hunlar, Göktürkler,  Uygurlardan ayıran özelliği tarım alanında oldukça ileri gitmeleridir. Doğu Türklerinin de elverişli bölgelerde tarımla uğraştıkları biliniyordu. Bozkır sahasının çoğunluğunu otlaklar kaplamaktaysa da tarıma elverişli yerler vardı. Bir Çin yıllığı; şiddetli soğuk yüzünden bir sene Hun topraklarında ekinlerin ekilmediğini söyler. Yine aynı kaynaktan bir Hun buğday cinsi ile bir Hun fasulyesinden bahseder.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-34 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="595" height="438" data-id="2767" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-10.jpeg" alt="" class="wp-image-2767" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-10.jpeg 595w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-10-150x110.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-10-300x221.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-10-571x420.jpeg 571w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/09/images-10-80x60.jpeg 80w" sizes="auto, (max-width: 595px) 100vw, 595px" /></figure>
</figure>



<p>Altay ve Sayan Dağlarında hububat tarımının en az 3000 yıldan beri yapıldığı arkeolojik kazılarla dayanılarak ileri sürülmüştür. Kap Kağan’ın Çin ile yaptığı M.S 696 tarihli antlaşmasının bir maddesi tohumluk darı teslim etmesi hükmünü taşıyordu. Arkeolojik bulgular bu bilgiyi desteklemektedir. Hunlar zamanında sulama kanalları açılmıştır. Selenga, Baykal Gölü arasındaki “İvolgi” ve “ilmova” adlı yerlerde çok çeşitli saban demirleri, Çin’den ithal oraklar, değirmen taşları bulunmuş, ayrıca hububatı muhafaza etmeye yarar çukurlar görülmüştür.  Göktürkler zamanında kullanıldığı anlaşılan “Tö-Tö” kanalının boyu 10 metreye yakındı ve o kadar yüksek teknik bilgiye dayanmaktaydı. Yerleşik yaşamın en bariz öğesi tarım olduğu gibi kentlerin büyümesi ve şekillenmesinde de büyük bir etkisi vardır. Orta Asya’da şehirlerin büyük çoğunluğunda tarım, ticaret amaçlı oluşmuş yerleşim yerleridir. Orta Asya’da birçok tarım şehri varlığını sürdürmüştür&#8230;</p>



<p></p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>1.ANADOL, Cemal; ABBASOVA, Fazile; ABBASALI, Nazile, Türk Kültür Medeniyeti, Bilge Karınca Yayınları, İstanbul: 2002</p>



<p>2.DUYGU, Süleyman, Türk Tarihi, Ankara: 1974</p>



<p>3.ESİN, Emel, Türk Kültür Tarihi, Ötüken Yayınları, Ankara: 1997</p>



<p>4.KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınları, İstanbul: 2000</p>



<p>5.K.Y.R.T.T. (KemalistYönetimin Resmî Tarih Tezi), Türklerin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, İstanbul: 1991</p>



<p>6.L.LİGETTİ, Bilinmeyen İç Asya, Çev.: S. Karatay, A.D.T.S. Yayınları, Ankara: 1981</p>



<p>7. ÖĞEL, Bahaeddin, Türk Kültür Tarihi, T.T.K Yayınları, Ankara: 1984</p>



<p>8.ÖĞEL, Bahaeddin,Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişim Çağları, T.D.A. Vakfı Yayınları, İstanbul: 2001</p>



<p>9.SÜMER, Faruk, Eski Türklerde Şehircilik, T.T.K. Yayınları, Ankara: 1994</p>



<p>10.YAŞARHAŞ, Cevihi Enver, İslamiyet Öncesi Türk Tarihi ve Medeniyeti, BalkanlarMatbaaevi, Erzurum: 2000</p>



<p>11.YAKUT, Esra, Türklerde Hukuk “Makale”</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orta-asyada-tarim-ve-yerlesik-yasam-uzerine-tarihsel-bakis/">ORTA ASYA&#8217;DA TARIM  ve YERLEŞİK YAŞAM ÜZERİNE TARİHSEL BAKIŞ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/orta-asyada-tarim-ve-yerlesik-yasam-uzerine-tarihsel-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MODERN DÜNYA&#8217;DA ve TÜRKİYE&#8217;DE BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (M.S. 18. Yüzyıl&#8217;dan Günümüze)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/modern-dunyada-ve-turkiyede-bilimsel-calismalar-m-s-18-yuzyildan-gunumuze/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/modern-dunyada-ve-turkiyede-bilimsel-calismalar-m-s-18-yuzyildan-gunumuze/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 14:25:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim İnsanları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2728</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” (M. Kemal ATATÜRK) -Aydınlanma Çağı’nın bir diğer adı:AKIL ÇAĞI -Canlı varlıkların fizik yasaları dışında, metafizik güçler tarafından var edildiğini ve mistik güçler sayesinde hareket ettiğini savunan görüş: VİTALİZM -Aritmetik araştırmaları ile ün kazanan “Matematikçilerin Prensi” olarak bilinen ünlü matematikçi: GAUSS (1777-1855) &#8211;19.Yüzyılın ortalarına kadar takma dişler için genellikle kullanılan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/modern-dunyada-ve-turkiyede-bilimsel-calismalar-m-s-18-yuzyildan-gunumuze/">MODERN DÜNYA&#8217;DA ve TÜRKİYE&#8217;DE BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (M.S. 18. Yüzyıl&#8217;dan Günümüze)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” (M. Kemal ATATÜRK)</p>



<p>-Aydınlanma Çağı’nın bir diğer adı:<br>AKIL ÇAĞI</p>



<p>-Canlı varlıkların fizik yasaları dışında, metafizik güçler tarafından var edildiğini ve mistik güçler sayesinde hareket ettiğini savunan görüş: VİTALİZM</p>



<p>-Aritmetik araştırmaları ile ün kazanan “Matematikçilerin Prensi” olarak bilinen ünlü matematikçi: GAUSS (1777-1855)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-35 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="521" height="321" data-id="2729" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2729" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-3.jpeg 521w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-3-150x92.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-3-300x185.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-3-356x220.jpeg 356w" sizes="auto, (max-width: 521px) 100vw, 521px" /></figure>
</figure>



<p>&#8211;<a href="http://19.Yüzyılın">19.Yüzyılın</a> ortalarına kadar takma dişler için genellikle kullanılan yöntem: ÖLÜ ASKERİN AĞZINDAN DÖKÜLEN DİŞLERLE</p>



<p>-&#8220;Uzaktan Yazma&#8221; anlamına gelen, 1763 yılında Fransız Claude Chappe tarafından icat edilen: TELGRAF</p>



<p>-1778 yılında ilk modern tuvaleti tasarlayan ve patentini alan Fransız: JOSEPH BRAMAH</p>



<p>-“Simya” adı altında sürdürülen çalışmaların bugünkü anlamda kimya bilimine dönüştüren ve 1789 Fransız İhtilali’nin getirdiği terörün kurbanı olan bilim insanı: ANTOİNE LAURENT LAVOİSİER</p>



<p>-İlk elektrik pilini yapan bilim insanı: ALESSANDRO VOLTA (1745-1827)</p>



<p>-Atom kavramına bilimsellik kimlik kazandıran bilim insanı: JOHN DALTON (1766-1844)</p>



<p>-Geliştirdiği buhar makinesi ile Sanayi Devrimi’ni başlatan ve insanlık tarihinde çığır açan bilim insanı: JAMES WATT (1736-1819)</p>



<p>-Hesaplamada elektronik sistemin öncüsü: CHARLES BABBAGE</p>



<p>-İlk gözlükçü dükkanı 1783 yılında açıldı: PHİLADELPHIA/ ABD</p>



<p>&#8211;<a href="http://19.yy’ın">19.yy’ın</a> en büyük bilim insanlarından olan, elektromanyetik indüklemeyi, manyetik alanın ışığın kutuplaşma düzlemini döndürdüğünü bulan: MICHAEL FARADAY (1791-1867)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-36 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="399" data-id="2730" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2730" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-2.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-2-600x312.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-2-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-2-300x156.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-2-696x362.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>-Elektrik taşıyan bir iletkeni döndürmeyi başaran fizikçi: MICHAEL FARADAY (1791-1867)</p>



<p>-Kimya, elektrokimya, metalurji alanlarında pratik sonuçlarından bilim insanlarının yararlandığı ve “Deneysel Bilimin Prensi” olarak nitelendirilen bilim insanı: MICHAEL FARADAY (1791-1867)</p>



<p>-Gallapagos Adaları’nda evcil hayvanlar, özellikle güvercinler üzerinde yapmış olduğu araştırma sonuçlarını “Türlerin Kökeni” adlı eserinde toplayan ünlü evrim teorisi uzmanı: CHARLES DARWIN (1809-1882)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-37 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="730" height="420" data-id="2731" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2731" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-1.jpeg 730w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-1-600x345.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-1-150x86.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-1-300x173.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-1-696x400.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></figure>
</figure>



<p>-1816 yılında yangın söndürme tüpünü tasarlayan İngiliz: GEORGE MANBY</p>



<p>-Şarbon&nbsp; (Antraks) adı verilen koyun ve sığırlarda görülen bulaşıcı hastalıkla kuduza karşı geliştirdiği aşı yöntemi ile tanınan ünlü bilim insanı: LOUIS PASTEUR (1822-1895)</p>



<p>-Şarbon aşısını keşfeden, bazı içeceklerin uzun süre saklanmasını sağlamak üzere geliştirdiği yöntem “pastörizasyon” olarak anılan bilim insanı: LOUIS PASTUER (1822-1895)</p>



<p>-1952’de görünen mor ışığın ötesinde de görünmeyen bir ışının varlığını saptayan buna da “Mor Ötesi” adını veren bilim insanı: G. G. STOKES (1819-1903)</p>



<p>-Radyo, radar, televizyon gibi icatlara yol açan elektromanyetik ve ışık alanlarındaki devrimsel atılımları ile tanınan bilim insanı: JAMES CLERK MAXWELL&nbsp; (1831-1879)</p>



<p>-Darwin’in çalışmalarına ışık tutan, “Nüfus İlkesine İlişkin İnceleme” adlı eserin yazarı: THOMAS MALTUS</p>



<p>-Telefonu icat eden mucit: ALEXANDER GRAHAM BELL</p>



<p>-“Koşullanmış Refleks” adı verilen alışkanlığa bağlı davranışlar üzerinde çalışmalar yapan bilim insanı: IVAN PAVLOV (1849-1936)</p>



<p>-“Sanat dünyasında bile başarının %10’u esin, %90’nı terlemedir. Kaldı ki buluşlarına üstün zeka performansı ile değil, sıradan bir yöntem olan sınama-yanılmayla ya da bir benzerlikten yararlanarak ulaşılabileceğini” ortaya koyan düşünür: BERNAND SHAW&nbsp; (1856-1950)</p>



<p>-“Nazizme inanç ve bağlılık duyurusunu imzala, oğlun idamdan kurtulsun!” önerilerine karşı çıkan termodinamik alanında çalışmaları bulunan ünlü bilim insanı: MAX PLANCK&nbsp; (1858-1947) Not: 1918 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü aldı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-38 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="477" height="643" data-id="2732" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-4.jpeg" alt="" class="wp-image-2732" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-4.jpeg 477w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-4-445x600.jpeg 445w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-4-150x202.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-4-300x404.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-4-312x420.jpeg 312w" sizes="auto, (max-width: 477px) 100vw, 477px" /></figure>
</figure>



<p>-Başlangıçta tüm kıtaların “Pengea” adında tek bir kıta olduğunu, sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaştığını ileri süren bilim insanı: ALFRED WEGENER (1880-1930)</p>



<p>-Modern fizik çağını başlatan ve tıpta çığır açan X ışınlarını bulan bilim insanı: WILHEIM CONRAD RONTGEN (1845-1923) Not: 1901’de ilk Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülen fizikçi oldu.</p>



<p>-Psikiyatride “psikanaliz” adı verilen yöntemi geliştiren ve “psikoterapi” yönetimini hastaların iyileştirmesinde kullanan Avusturyalı hekim: SIGMUND FREUD(1856-1939)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-39 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="426" height="600" data-id="2733" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2733" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-3.jpeg 426w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-3-150x211.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-3-300x423.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-3-298x420.jpeg 298w" sizes="auto, (max-width: 426px) 100vw, 426px" /></figure>
</figure>



<p>-1900 yılında &#8220;Rüyaların Yorumu&#8221; adlı eserini yayınlayan Avusturyalı bilim insanı: SIGMUND FREUD (1856-1939)</p>



<p>#Telsiz telgraf sistemini geliştiren, kısa dalga radyo iletişimi üzerine modern çalışmalar yapan bilim insanı: GUIGLIELMO MARCONI (1874-1936)</p>



<p>&#8211;<a href="http://17.Yüzyılı">17.Yüzyılı</a> “Dahiler Yüzyılı” olarak nitelendiren 20. Yüzyılın seçkin düşünürü: ALFRED NORTH WHITEHEAD&nbsp; (1861-1947)</p>



<p>-1879 yılında elektrik ampulünü icat ederek tüm dünya bireylerini aydınlatan ve elektriğin mucidi olarak bilinen bilim insanı: NICHOLAS TESLA</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-40 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="412" data-id="2734" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-11-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2734" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-11-1.jpeg 682w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-11-1-600x362.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-11-1-150x91.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-11-1-300x181.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p>-Nükleer fizik alanlarında çalışmaları olan 20. Yüzyılın ünlü bilim insanı: ERNEST RUTHERFORD&nbsp; (1871-1937)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-41 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="452" height="678" data-id="2735" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-12.jpeg" alt="" class="wp-image-2735" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-12.jpeg 452w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-12-400x600.jpeg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-12-150x225.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-12-300x450.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-12-280x420.jpeg 280w" sizes="auto, (max-width: 452px) 100vw, 452px" /></figure>
</figure>



<p>-1908 yılında radyoaktif elementlerin kendiliğinden başka elementlere dönüşümü (çekirdek transmütasyonu) olayını keşfinden ötürü Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen bilim insanı: ERNEST RUTHERFORD (1871-1937)</p>



<p>-Bitkiler üzerinde yaptığı çalışmalarda, bir türün özelliklerini kalıtım yoluyla sonraki kuşaklara aktarıldığını bulan bilim insanı: JOHANN GREGOR MENDEL (1882-1884)</p>



<p>-1877’de İstanbul’a gelip II. Abdülhamit ile görüşen ve “Ufuk Farkı” konusu ile ilgili görüşler ortaya koyan Avusturya-Macaristan büyükelçisi: VICTOR GRAF DUBSKY</p>



<p>-Almanya’nın “Ulm” kentinde doğan ve babası elektro-kimya fabrikasının sahibi olan <a href="http://20.Yüzyılın">20.Yüzyılın</a> en büyük fizikçisi: ALBERT EINSTEIN (1879-1955)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-42 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="196" height="257" data-id="2736" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2736" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-2.jpeg 196w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-2-150x197.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 196px) 100vw, 196px" /></figure>
</figure>



<p>-Işık ve kütle çekim için geliştirdiği özel ve genel görelilik kuramıyla, Newton’dan sonra fizikte yeni bir çığır açan ünlü bilim insanı: ALBERT EINSTEIN (1879-1955)</p>



<p>-1922’de Noel Fizik Ödülü’nü alan ve Modern fiziğin temelini atan bilim insanı: ALBERT EINSTEIN (1879-1955)</p>



<p>-1930’lu yıllarda Nazi Almanya’sının Yahudilere yönelik gerçekleştirmiş olduğu soykırımdan kurtulmak amacıyla Almanya’da yaşayan Yahudi bilim insanları adına Mustafa Kemal’e yazdığı mektup ile yardım istemiş olan ünlü bilim insanı:<br>ALBERT EINSTEIN (1879-1955)</p>



<p>-Marie Curie’nin 1909 senesinde ilk defa tanıştığı,&nbsp; yaklaşık 25 sene iş ortaklığı yaptığı, birçok bilim konferansına birlikte katıldığı ve hatta birkaç defa İsviçre Alplerine ailecek tatile gittiği ünlü bilim insanı: ALBERT EINSTEIN (1879-1955)</p>



<p>-Küf mantarının bakterilerin çoğalmasını engelleyen bir madde saldığını saptayan ve bu maddeye “penisilin” adını veren bilim insanı: ALEXANDER FLEMING (1881-1955)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-43 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="668" height="459" data-id="2738" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13.jpeg" alt="" class="wp-image-2738" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13.jpeg 668w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13-600x412.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13-150x103.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13-300x206.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13-218x150.jpeg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13-436x300.jpeg 436w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13-611x420.jpeg 611w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-13-100x70.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 668px) 100vw, 668px" /></figure>
</figure>



<p>-Güneş Sistemi’ni barındıran “Samanyolu”ndan başka gökadalar da bulunduğunu saptayan ve evrenin genişlemekte olduğu düşüncesini destekleyen keşfi ile tanınan bilim insanı: EDWIN HUBBLE (1889-1953)</p>



<p>-17 yaşında iken iki kez Nobel Ödülünü kazanan bilim insanı: MARIE CURIE&nbsp; (1867-1934)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-44 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="540" height="568" data-id="2737" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-4.jpeg" alt="" class="wp-image-2737" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-4.jpeg 540w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-4-150x158.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-4-300x316.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-4-399x420.jpeg 399w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></figure>
</figure>



<p>-1895 senesinde evlenen ve düğününde giydiği koyu mavi kıyafetini, daha sonrasında yıllarca laboratuarında da giymiş olan ünlü bilim insanı: MARIE CURIE&nbsp; (1867-1934)</p>



<p>-Bilime yaptığı katkılardan ötürü, Başkan Harding tarafından milyonlarca Amerikalı adına Marie Curie’ye takdim edilen nesne: 1 GRAM RADYUM Not: 1 gram radyumun değeri, günümüz parasıyla 100.000 dolar civarındadır. Harding, Curie için şunları diyordu: Bilim çağının en önde gelen bilim insanlarından olan sizi selamlıyoruz. Kadınların yavaş yavaş ön plana çıkmaya başladığı dönemimizde, kadınların liderisiniz.</p>



<p>-Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın olan ve iki dalda (1903’te Fizik- 1911’de Kimya) bu ödüle sahip olan bilim insanı: MARIE CURIE&nbsp; (1867-1934)</p>



<p>-Tüm Avrupa’da fizik dalında doktora alabilmiş tek kadın: MARIE CURIE&nbsp; (1867-1934)</p>



<p>-Nobel tıp ödülünü kazanan ilk devlet: ALMANYA</p>



<p>-1903 yılında Flyer-1 isimli ilk uçakla yerden havalandıktan 59 saniye süreyle 260 metre uçabilen kardeşler: WRIGHT KARDEŞLER</p>



<p>-1905 yılında “Zeka Testini” bulan ünlü Fransız bilim insanı: ALFRED BINET</p>



<p>-1917 yılında açtığı ilk doğum kontrol kliniği nedeniyle 1 ay süreliğine cezaya çarptırılan: MARGARET SANGER</p>



<p>-Dünyanın ilk manuel çamaşır makinesini 1908 yılında icat eden: ALVA JOHN FISHER</p>



<p>-Nükleer Proton keşfedildiği yıl: 1919</p>



<p>-Einstein’ın görelilik kuramlarının tanıtımı için çaba harcayıp konferanslar veren ve matematik doktorası olan ilk Türk matematikçisi: KERİM ERİM</p>



<p>-İlk radyo yayını: ABD (1920)</p>



<p>-”Verem Aşısı”nı geliştiren ülke: FRANSA (1921)</p>



<p>-Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın hekimi: SAFİYE ALİ (1921)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-45 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="769" height="398" data-id="2739" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-14.jpeg" alt="" class="wp-image-2739" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-14.jpeg 769w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-14-600x311.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-14-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-14-300x155.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-14-696x360.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 769px) 100vw, 769px" /></figure>
</figure>



<p>-Spektroskopi biliminin atomik temelini kuran ve 1922’de fizik alanında Nobel Ödülü alan ünlü bilim insanı: NIELS BOHR&nbsp; (1885-1962)</p>



<p>-Behçet Uz, tarafından kurulan Veremle Mücadele Cemiyeti açıldığı yıl: 1922</p>



<p>-Türkiye Cumhuriyeti’nde hekimlere zorunlu hizmet uygulaması: 1923</p>



<p>-”Elektrikli Trafik Işıkları”nı geliştiren ülke: ABD (1923)</p>



<p>-İlk buzdolabı üretimi: 1923</p>



<p>-Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın diş hekimi: FERDANE BOZDOĞAN ERBERK (1924)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-46 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2740" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-15.jpeg" alt="" class="wp-image-2740" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-15.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-15-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-15-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-15-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-15-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>-Dondurulmuş yiyecekler üretimi: 1924</p>



<p>-Elektrikli ses kayıtlarının geliştirilmesi: 1925</p>



<p>-İlk sıvı yakıtlı roket üretimi: ABD’Lİ ROBERT GODDARD</p>



<p>-1926 yılında ilk televizyon görüntüsünü başarıyla gerçekleştiren: JOHN LOGIE BAIRD</p>



<p>-İlk sesli sinema filmi yayını: 1927</p>



<p>-C Vitaminin keşfi: 1928</p>



<p>-Refik Saydam tarafından “Hıfzıssıhha” açıldı: 1928</p>



<p>-Penisilin bulunduğu yıl: 1929</p>



<p>-1930 yılında ABD&#8217;li Wallace Grothers tarafından icat edilen: NAYLON (Now You LOusy Nippon)</p>



<p>-1932’de Nobel Ödülü alan, 24 yaşında iken oluşturduğu “matris mekanik”, kendi adıyla bilinen ve belirsizlik ilkesiyle tanınan ünlü bilim insanı: WERNER HEISENBERG&nbsp; (1901-1976)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-47 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="701" height="438" data-id="2741" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-16.jpeg" alt="" class="wp-image-2741" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-16.jpeg 701w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-16-600x375.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-16-150x94.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-16-300x187.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-16-696x435.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-16-672x420.jpeg 672w" sizes="auto, (max-width: 701px) 100vw, 701px" /></figure>
</figure>



<p>-İlk radyo teleskoplarının kullanımı:1932</p>



<p>-Vecihi Bey tarafından “Kalamış”ta kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sivil havayolu şirketi: HÜRKUŞ HAVAYOLLARI (1932)</p>



<p>-1933 yılında elektronik mikroskobu yapan bilim insanları: MAX KROLL- ERNST RUSKA</p>



<p>-1933 yılında kendi adıyla bilinen dalga denklemini ortaya koyarak fizikte büyük ilerlemelere yol açtığı için Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülen bilim insanı: ERWIN SCHRODINGER</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-48 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="570" height="530" data-id="2742" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-17.jpeg" alt="" class="wp-image-2742" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-17.jpeg 570w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-17-150x139.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-17-300x279.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-17-452x420.jpeg 452w" sizes="auto, (max-width: 570px) 100vw, 570px" /></figure>
</figure>



<p>-1935 yılında manyetik teybi geliştiren ülke: ALMANYA</p>



<p>-Radar&#8217;ın geliştirildiği yıl: 1935</p>



<p>-Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kadın doğum uzmanı olmakla birlikte İstanbul Boğazını yüzerek geçen ilk kadın: PAKİZE İZZET TARZİ (1935)</p>



<p>-Türkkuşu’nun ilk müdürü ve ilk paraşütçüsü: ABDURRAHMAN TÜRKKUŞ (1935)</p>



<p>-İlk TV yayını: İNGİLTERE (1936)</p>



<p>-DNA molekülünün yapısını çözen bilim insanları: FRANCIS CRICK- JAMES DEWEY</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-49 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="553" height="554" data-id="2743" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-18.jpeg" alt="" class="wp-image-2743" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-18.jpeg 553w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-18-300x301.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-18-150x150.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-18-419x420.jpeg 419w" sizes="auto, (max-width: 553px) 100vw, 553px" /></figure>
</figure>



<p>-Tüm Türkiye’de gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ülkemizdeki deprem bölgelerini belirleyen Türk yerbilimci: İHSAN KETİN (1914-1995)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-50 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="730" height="420" data-id="2744" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-19.jpeg" alt="" class="wp-image-2744" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-19.jpeg 730w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-19-600x345.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-19-150x86.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-19-300x173.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-19-696x400.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></figure>
</figure>



<p>-TÜBİTAK’ın kuruluşunda önemli rol oynayan ve matematikte “Hasse-Arf Kuramı”nı geliştiren ünlü Türk matematikçisi: CAHİT ARF</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-51 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2745" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-20.jpeg" alt="" class="wp-image-2745" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-20.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-20-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-20-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-20-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-20-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>-Çekirdek Bölünmesi&nbsp; (Füzyon) ortaya çıktığı yıl: 1938</p>



<p>-İlk helikopter icadı: RUS MÜHENDİS IGOR SIKORSKY</p>



<p>-1940 yılında &#8220;Elmayı delip geçen kurşunu&#8221; fotoğraflayarak tarihe ilk yüksek hızlı fotoğrafı çeken olarak geçen insan: PROF. HAROLD EDGERTON</p>



<p>-Mesleki ve teknik eğitim amacıyla Türkiye’ye gelen uzmanlar: JOHN DEWEY- KÜHNE- OMAR BUYSE- FREY</p>



<p>-1942&#8217;de Chicago Üniversitesi&#8217;nin spor sahasında kurmuş olduğu küçük bir reaktörde zincirleme çekirdek reaksiyonlarının denetimini başarmış olan bilim insanı: ENRICOFERMI</p>



<p>-İlk nükleer reaktör yılı: ABD (1942)</p>



<p>-İlk atom bombası: ABD (1945)</p>



<p>-Soğuk Savaş Dönemi’nde ABD’nin SSCB’ye karşı stratejik üstünlüğünü sağlaması için “hava üstünlüğü” teorisini ortaya atan kuramcı: SPYKMAN</p>



<p>-İlk elektronik bilgisayar: ENİAC</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-52 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="480" data-id="2746" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21.jpeg" alt="" class="wp-image-2746" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21.jpeg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21-600x450.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21-300x225.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21-560x420.jpeg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-21-265x198.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p>-1946 yılında “ENIAC” adlı ilk bilgisayarı yapan bilim insanları: JOHN MAUCHY-PRESPER ECKERT</p>



<p>-İlk trafik ışıkları kullanımı: NEW YORK (1952)</p>



<p>-İzafiyet teorimi alanında çalışmalar yapmış, Florida Üniversitesi’nde görev yapan teorik fizikçi: BEHRAM KURŞUNOĞLU- (<a href="http://20.yy">20.yy</a>)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-53 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" data-id="2747" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-1-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2747" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-1-1.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-1-1-150x84.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>
</figure>



<p>-Sigaranın akciğer kanserine yol açtığı bilgisinin yılı: 1951</p>



<p>-SSCB, insansız ilk uydusunu Ay’a gönderdiği yıl: LUNA-2 (1952)</p>



<p>-Fiziğin kurucularından Nobel Ödüllü “Werner Heisenberg” ile birlikte çalışma fırsatı bulmuş olan ünlü Türk bilim insanı: FİKRET KORTEL</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-54 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="443" data-id="2748" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22.jpeg" alt="" class="wp-image-2748" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22.jpeg 650w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22-600x409.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22-150x102.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22-300x204.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22-218x150.jpeg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22-648x443.jpeg 648w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-22-616x420.jpeg 616w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /></figure>
</figure>



<p>-İlk balistik füze yapımı: REDSTONE (1953)</p>



<p>-İlk hidrojen bombası kullanımı: SSCB (1953)</p>



<p>-Fizik dedektörlerini fizik dışında kullanmak için ürettiği fikirlerle tanınan ve özellikle tıbbi fizik alanında Ar-Ge’ye önem vermesi ile bilinen ünlü Türk bilim insanı: MUZAFFER ATAÇ Not: Muzaffer Ataç, CERN ve PERMİLAB laboratuarlarında görev aldı.</p>



<p>-Türk katıhal fizikçilerinin efsanesi olarak bilinen, hem deneysel hem de kuramsal yönden atomların elektron saçılmasını açıklayan ünlü bilim insanı: HÜSEYİN CAVİD ERGİNSOY Not: “Erginsoy Formülü” olarak bilinen çalışması vardı.</p>



<p>-Dinamik Gruplar Kuramı, Hadronlar, Leptonlar ve H-atomu için O (4,2) Modeli üzerine çalışmaları ile bilim dünyasında büyük şöhret kazanmış olan ünlü Türk bilim insanı: ASIM BARUT</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-55 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="191" height="264" data-id="2749" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-23.jpeg" alt="" class="wp-image-2749" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-23.jpeg 191w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-23-150x207.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 191px) 100vw, 191px" /></figure>
</figure>



<p>-Türkiye’de parçacık fiziği ve nükleer fizik alanlarında önemli bir bilgi birikiminin oluşmasına katkı sağlayan ünlü bilim insanı: OSMAN BESİM TANYEL</p>



<p>-Dünyada ilk renkli televizyon yayını: 1953</p>



<p>-Türkiye’de ilk plazma fiziği çalışmalarını başlatan ve Türk fizikçisi olarak fizik alanında ilk doktora çalışmasını gerçekleştiren bilim insanı: FAHİR YENİÇAY</p>



<p>-”NUTİLUS” adlı denizaltınınindirilmesi: ABD(1954)</p>



<p>-”Çocuk Felci Aşısı”nın geliştirilmesi: 1954</p>



<p>-İlk bilgisayar dili: FORTRAN</p>



<p>-İlk kıtalararası balistik füze denemesinin gerçekleşmesi: SSCB (1957)</p>



<p>-4 Ekim 1957’de dünyanın ilk yapay uydusu olan Sputnik-1’i yörüngeye oturtmayı başaran devlet: RUSYA (SSCB)</p>



<p>-Sputnik-II uzay aracı sayesinde uzaya giden ilk canlı: LAİKA</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-56 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2750" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-24.jpeg" alt="" class="wp-image-2750" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-24.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-24-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-24-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-24-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-24-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>-İlk kalp pili icadı: 1958</p>



<p>-İlk fotokopi makinesi: XEROX-1959</p>



<p>-Bilgisayar Çağının öncüsü olan silikon çipinin icadı: 1959</p>



<p>-Lazer&#8217;in icadı: 1960</p>



<p>#İlk doğum kontrol hapı piyasaya hangi yıl sürülmüştür?<br>1960</p>



<p>-İlk kalp nakli: CHRISTIAN BERNARD (1965)</p>



<p>-İlk haberleşme uydusu: TELSTAR- 1 (1962)</p>



<p>-İlk sınai robotu icat yılı: 1962</p>



<p>-İlk kadın kozmonot: VALENTİNE TERSHKOVA (1963)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-57 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="444" height="691" data-id="2751" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-25.jpeg" alt="" class="wp-image-2751" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-25.jpeg 444w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-25-386x600.jpeg 386w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-25-150x233.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-25-300x467.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-25-270x420.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 444px) 100vw, 444px" /></figure>
</figure>



<p>-Dik havalanabilen ilk uçağı icat eden: HAWKER HARRIER (1965)</p>



<p>-“Çok Elektron Kuramı” ile bilim dünyasında ün kazanan ve “Türk Einstein” olarak kabul edilen ünlü bilim insanı: OKTAY SİNANOĞLU</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-58 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2752" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-26.jpeg" alt="" class="wp-image-2752" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-26.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-26-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-26-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-26-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-26-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>-Ay etrafında ilk pilotlu uçuşların&nbsp; gerçekleştiği yıl: 1968</p>



<p>-20 Temmuz 1969 günü Apollo-11 uzay aracı Ay’ın hangi düzlüğüne inmeyi başardı: SESSİZLİK DENİZİ</p>



<p>-Mikro işlemci&#8217;nin keşfi: 1971</p>



<p>-İlk video kaset ve disk üretimi: 1972</p>



<p>-İlk tıbbi görüntüleme cihazı “MR”ın icadı: 1973</p>



<p>-Mini bilgisayar üretimi:1973</p>



<p>-”Hafıza Kartı” üretilmi: 1974</p>



<p>-1974 yılında başlayan ilk &#8220;bar code&#8221; uygulamasını başlatan ülke: ABD</p>



<p>-Hepatit-B kesti: 1975</p>



<p>-1976’da Güneşi başlangıçta bir “Nebula” olduğu tezini savunan bilim adamı: LAPLACE</p>



<p>-Princeton Üniversitesi’nde 1951-1952 yıllarında “İnönü-Wigner Grup Büzülmesi” adıyla gerçekleştirdiği çalışması ile dünya çapında şöhrete ulaşan ünlü Türk fizikçisi: ERDAL İNÖNÜ</p>



<p>-Nötron bombası üretimi:1977</p>



<p>-İlk tüp bebek uygulamasının gerçekleştirildiği ülke: İNGİLTERE (1978)</p>



<p>-Fizik alanında ilk Nobel ödülünü alan Pakistanlı Müslüman: ABDÜSSELAM&nbsp; (1979)</p>



<p>-Deneysel fiziğin Türkiye’deki öncüsü olarak kabul edilen Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi (ÇNAEM) müdürlüğü de yapmış ünlü bilim insanı: SAİT AKPINAR</p>



<p>-Matematik, fizik ve yüksek enerji üzerine çalışmalar yapmış olan; 1968’de “TÜBİTAK Bilim Ödülü”, 1977’de “Oppenheimer ödülü”, 1979’da “Einstein Madalyası” alan ünlü Türk kurumsal fizikçisi: FEZA GÜRSEY (1921-1992)</p>



<p>-TÜBİTAK tarafından 2002 yılında Türkiye’de kimya biliminin gelişmesine katkıları nedeniyle ödül verilen ünlü bilim insanı: ALİ RIZA BERKEM</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-59 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="200" height="267" data-id="2753" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-27.jpeg" alt="" class="wp-image-2753" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-27.jpeg 200w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-27-150x200.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" /></figure>
</figure>



<p>-Deneysel yüksek enerji fiziği alanında dünyada en çok tanınan Türk fizikçilerinden olan ve Türkiye’de enerji sorunuyla yoğun olarak ilgilenmiş olan ünlü bilim insanı: ENGİN ARIK</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-60 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="554" height="554" data-id="2754" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-28.jpeg" alt="" class="wp-image-2754" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-28.jpeg 554w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-28-300x300.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-28-150x150.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-28-420x420.jpeg 420w" sizes="auto, (max-width: 554px) 100vw, 554px" /></figure>
</figure>



<p>-1993 yılında Ant Dağları’nda yapılan arkeolojik kazılarda bulunan fosil: DİNOZOR FOSİLİ</p>



<p>-İlk klonlanan hayvan: DOLLY</p>



<p>-Türk doktoru, akademisyen, biyokimyager ve moleküler biyolog olup yapmış olduğu çalışmalarla 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü&#8217;nü kazanan Türk bilim insanı: Aziz SANCAR</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-61 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="137" height="144" data-id="2755" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-29.jpeg" alt="" class="wp-image-2755"/></figure>
</figure>



<p></p>



<p>KAYNAKÇA<br>Aykut KAZANCIGİL- Hüsrev HATEMİ, Bilim Tarihi ve Kültür Yazıları, İşaret Yayınları.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilimin Önceleri, Bilim ve Gelecek Kitaplığı.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilim Tarihi, Remzi Kitabevi.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilim Felsefesi, Remzi Kitabevi.</p>



<p>Cevdet COŞKUN, Bilim Tarihine Bakış, Atatürk Üniversitesi, Fizik Bölümü.</p>



<p>Colin A. RONAN,&nbsp; Bilim Tarihi, Tübitak Yayınları.</p>



<p>George SARTON, Bilim Tarihinde Yöntem, Doruk Yayınları.&nbsp;</p>



<p>İsmail DABANLI, Bilim Kökenleri, İstanbul Teknik Üniversitesi, 2012.</p>



<p>KİNGSFİSHER, Tarih Ansiklopedisi- Cilt: 1-2, Milliyet Yayınları.</p>



<p>Mine KALCA, Tarihteki Ünlü Mucitler ve Buluşları, Karma Yayınları.</p>



<p>Ortaçağ İslam Dünyasında Bilim ve Teknik Makaleleri, Lotus Yayınları.</p>



<p>Toby E. HUFF, Modern Bilimin Doğuşu ve Yükselişi, Epos Yayınları.</p>



<p>Türk Fizik Derneği (Turkish Physical Society) Kataloğu- 2017-2018</p>



<p>Veysel ŞAHİN, Tarih Alanı Üzerine: Notlar-I, Onur Matbaa ve Basımevi.</p>



<p>Yasemin OKUR- Akın SEVER- Ertan AYDIN- Hakan KIZILTAN- Mehmet AKSOY- Mehmet ÖZTÜRK, Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi, MEB, Devlet Kitapları.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/modern-dunyada-ve-turkiyede-bilimsel-calismalar-m-s-18-yuzyildan-gunumuze/">MODERN DÜNYA&#8217;DA ve TÜRKİYE&#8217;DE BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (M.S. 18. Yüzyıl&#8217;dan Günümüze)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/modern-dunyada-ve-turkiyede-bilimsel-calismalar-m-s-18-yuzyildan-gunumuze/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZAFER: İSTİKLAL HARBİMİZ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/zafer-istiklal-harbimiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/zafer-istiklal-harbimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Aug 2023 20:58:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2719</guid>

					<description><![CDATA[<p>30 Ağustos, milli mücadelenin kanla, sabırla, gözyaşıyla ve inançla yazıldığı eşsiz zaferin ta kendisidir. Esaretin kaderini bozan, varlığı ile medeniyet sahasını şereflendirmiş Türk milletinin gaflet uykusundan uyanışının destanıdır. Samsun&#8217;dan ilk adımla başlayıp Havza&#8217;ya varan, İstiklal ruhuyla Amasya&#8217;da milletin istiklalini milletin azminde duyan, Erzurum&#8217;dan Sivas&#8217;a tam bağımsız bölünmez vatanı savunan, Mebusan&#8217;dan Büyük Millet Meclisi&#8217;ne uzanan, Misak-ı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zafer-istiklal-harbimiz/">ZAFER: İSTİKLAL HARBİMİZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>30 Ağustos, milli mücadelenin kanla, sabırla, gözyaşıyla ve inançla yazıldığı eşsiz zaferin ta kendisidir. Esaretin kaderini bozan, varlığı ile medeniyet sahasını şereflendirmiş Türk milletinin gaflet uykusundan uyanışının destanıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-62 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="450" height="319" data-id="2720" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2720" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-3.jpeg 450w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-3-150x106.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-3-300x213.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-3-100x70.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure>
</figure>



<p>Samsun&#8217;dan ilk adımla başlayıp Havza&#8217;ya varan, İstiklal ruhuyla Amasya&#8217;da milletin istiklalini milletin azminde duyan, Erzurum&#8217;dan Sivas&#8217;a tam bağımsız bölünmez vatanı savunan, Mebusan&#8217;dan Büyük Millet Meclisi&#8217;ne uzanan, Misak-ı Milli ülküsünü ya istiklal ya ölüm ile yaşatan, Antep, Maraş, Urfa, İzmir ve Dörtyol&#8217;dan bütün vatan sathına uzanan, Kuvay-ı Milliyeyle doğup Düzenli Orduyla şahlanan Türk ulusunun varoluş mücadelesidir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-63 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="480" data-id="2721" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2721" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2.jpeg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2-600x450.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2-150x113.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2-300x225.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2-560x420.jpeg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2-160x120.jpeg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-2-265x198.jpeg 265w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p>Türk milleti için dayanışma nedir denildiğinde bunun somut örneklerinden olan Tekalif-i milliye&#8217;yi, Emperyalist güçler ve onların desteklediği işgalcilere karşı evladı ile omuz omuza mücadele veren Mehmetçikleri, İnönü&#8217;yü, Dumlupınar&#8217;ı, Fikirtepe&#8217;yi, Duatepe&#8217;yi, Kocatepe&#8217;yi ve nicesini unutmadık.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-64 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="766" height="400" data-id="2722" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2722" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-2.jpeg 766w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-2-600x313.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-2-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-2-300x157.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-2-696x363.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 766px) 100vw, 766px" /></figure>
</figure>



<p>30 Ağustos Zaferi&#8217;nin önemi nedir? Türk Tarihi&#8217;nin en önemli dönüm noktası olmasıdır. Bu zaferle bağımsız Türk ulusunun ve Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin güçlenmesidir. Bunun yanı sıra emsali zor bulunan bağımsızlık mücadelesinin fitilini ateşleyerek Avrupa, Asya ve Afrika&#8217;da yaşayan tüm mazlum milletlere esin kaynağı olmasıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-65 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="2723" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-3.jpeg" alt="" class="wp-image-2723" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-3.jpeg 739w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-3-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-3-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-3-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-3-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>Başkumandan Gazi Mustafa Kemal ve aziz şehitlerimizin gelecek nesillerimiz için bizlere emanet ettiği vatanımızı koruyan, yaşama ve yaşatma inancına sahip Türk milletinin Zafer bayramı kutlu olsun.</p>



<p>Tarihçi-Yazar<br>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zafer-istiklal-harbimiz/">ZAFER: İSTİKLAL HARBİMİZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/zafer-istiklal-harbimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RÖNESANS’TAN AYDINLANMA ÇAĞI’NA KADAR BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (M.S. 15. Yüzyıl- M.S. 18. Yüzyıl)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ronesanstan-aydinlanma-cagina-kadar-bilimsel-calismalar-m-s-15-yuzyil-m-s-18-yuzyil/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ronesanstan-aydinlanma-cagina-kadar-bilimsel-calismalar-m-s-15-yuzyil-m-s-18-yuzyil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Aug 2023 15:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma Çağı]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo]]></category>
		<category><![CDATA[Kepler]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2692</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.” (GIORDANO BRUNO) -Coğrafi Keşifler sürecinde tamamladığı seyahat ile Dünyanın yuvarlak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ronesanstan-aydinlanma-cagina-kadar-bilimsel-calismalar-m-s-15-yuzyil-m-s-18-yuzyil/">RÖNESANS’TAN AYDINLANMA ÇAĞI’NA KADAR BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (M.S. 15. Yüzyıl- M.S. 18. Yüzyıl)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.” (GIORDANO BRUNO)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-66 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="684" height="449" data-id="2693" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8.jpeg" alt="" class="wp-image-2693" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8.jpeg 684w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-600x394.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-150x98.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-300x197.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-8-640x420.jpeg 640w" sizes="auto, (max-width: 684px) 100vw, 684px" /></figure>
</figure>



<p>-Coğrafi Keşifler sürecinde tamamladığı seyahat ile Dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlayan kişi: DEL KANO</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-67 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="635" height="428" data-id="2694" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-4.jpeg" alt="" class="wp-image-2694" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-4.jpeg 635w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-4-600x404.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-4-150x101.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-4-300x202.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-4-623x420.jpeg 623w" sizes="auto, (max-width: 635px) 100vw, 635px" /></figure>
</figure>



<p>-Buluş, bilgi stoklama ve ansiklopedi oluşturma açısından gösterişli dönem: RÖNESANS</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-68 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="452" height="678" data-id="2695" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5.jpeg" alt="" class="wp-image-2695" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5.jpeg 452w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-400x600.jpeg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-150x225.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-300x450.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-5-280x420.jpeg 280w" sizes="auto, (max-width: 452px) 100vw, 452px" /></figure>
</figure>



<p>-Kontak lens üzerine ilk çalışmayı yapan bilim insanı: LEONARDO DA VINCI</p>



<p>-Günümüzde popüler mühendisliğin babası olarak kabul edilen bilim insanı: LEONARDO DA VINCI</p>



<p>-İlk bisiklet modeli 1493&#8217;te çizen bilim insanı: LEONARDO DA VINCI</p>



<p>-Kalbi en ayrıntılı şekilde çizen ressam ve bilim insanı: LEONARDO DA VINCI</p>



<p>-Deneysel olarak en çok helikopter ve paraşüt türünden araçlar ile çeşitli silah modelleri tasarlayan ünlü Rönesans bilgini: LEONARDO DA VINCI</p>



<p>-“Mona Lisa” ve “Son Yemek” tabloları ile tanınan ünlü Rönesans sanatçısı ve bilim insanı: LEONARDO DA VINCI</p>



<p>-Simya, astroloji ve büyü türünden uygulamaları aldatmaca olduğunu açıkça söyleyerek doğayı neden-sonuç ilişkisi içinde düzenli, nesnel gerçeklik olarak açıklayan bilim insanı: LEONARDO DA VINCI</p>



<p>-15.ve 16.Yüzyıllarda İtalya’da ortaya çıkan, bilim ve teknikteki ilerlemelerin önünü açarak insanın değerinin artmasını sağlayan önemli gelişme: RÖNESANS </p>



<p>-16. yüzyılda Galenus’un eserlerini inceleyen ve insanın anatomik yapısı konusunda Galenus’un hatasını bulan ünlü tıp insanı: VESALIUS(1514-1563)</p>



<p>-Vesalius’un anatomi konusundaki çalışmalarına yer verdiği eserinin adı: “FABRICA” ADLI ESER</p>



<p>-Skolastisizm’i olgusal dünyaya kapalı, kısır bir görüş sayan; bilimin ancak, gözlem veya deneye dayanan indüktif (birbirini tamamlayan veya tümevarımsal) yöntemle ilerleyebileceğini savunan düşünür: FRANCIS BACON(1561-1626)</p>



<p>-Kraliçe Elizabeth tarafından “Sarayın Minik Lordu” olarak nitelendirilen bilim insanı: FRANCİS BACON(1561-1626)</p>



<p>-Kan dolaşımı çalışmalarıyla bilim tarihine geçen, tıptaki ön yargıları kıran ve yaşadığı dönemde büyücülük, resmi yasağa karşı çıkan bilim insanı: WİLLAM HARVEY(1578-1657)</p>



<p>-Öldüğü dönemde çağdaşları tarafından “Gerçeği Soluyan” insan olarak nitelendirilen modern kimyanın kurucususu: ROBERT BOYLE(1627-1691)</p>



<p>-1644 yılında Galilei’nin öğrencisi olan, su yerine sudan 14 kat daha ağır olan civayı kullanarak ilk cıvalı barometreyi yapan bilim insanı: EVANGELISTA TORRICELLI</p>



<p>-1603 yılında yayınlanan “Mıknatıs Üzerine” adlı eserin yazarı: WİLLİAM GİLBERT(1540-1603)</p>



<p>-17. Yüzyılda ilk teleskopu yapan İtalyan bilim insanı: GİAMBATTİSTA</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-69 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="474" height="329" data-id="2696" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6.jpeg" alt="" class="wp-image-2696" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6.jpeg 474w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-150x104.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-300x208.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-218x150.jpeg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-100x70.jpeg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-6-200x140.jpeg 200w" sizes="auto, (max-width: 474px) 100vw, 474px" /></figure>
</figure>



<p>-Evrensel çekim yasasını keşfeden, mekaniğin özünü oluşturan çalışmalar ve ışık üzerine deneyler yapmış olan bilim insanı: ISAAC NEWTON(1642-1727)</p>



<p>-Bilim dünyasının en büyük yapıtı sayılan “Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri” adlı eserin yazarı olan ünlü bilim insanı: ISAAC NEWTON(1642-1727)</p>



<p>-Gezegenlerin hareketlerini dinamik olarak inceleyen bilim insanı: ISAAC NEWTON(1642-1727)</p>



<p>-İngiliz bilim adamı olan, öldükten sonra da özel notları arasında simya, astroloji ve gizli bilimler hakkında yazılmış binlerce sayfa notları bulunan ünlü bilim insanı: ISAAC NEWTON(1642-1727)</p>



<p>-Isaac Newton&#8217;un &#8220;Principia Mathematica&#8221; adlı kitabının yayınlanması ve Modern Fiziğin doğuşunun yılı: 1687</p>



<p>-1704 yılında Newton&#8217;un yayınladığı kitap: OPTİK ADLI ESERİ</p>



<p>-“Dalga-tanecik” üzerine çalışmalar yaparak “dalga kuramının” öncüsü olarak nitelendirilen bilim insanı: CHRISTIAN HUYGENS(1629-1695)</p>



<p>-Artı ve eski diye adlandırılan (+) ve (–) sembollerini 1489 yılında yayımladığı “Pratik Matematik“ adlı eserinde ilk kez kullanan matematikçi: JEAN VIDMAN</p>



<p>-Elektriğin ölçülebileceği görüşünü ortaya atan bilim insanları: CHARLES A.COULOMB-CAVENDISH</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-70 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="620" height="350" data-id="2697" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7.jpeg" alt="" class="wp-image-2697" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7.jpeg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-600x339.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-150x85.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-7-300x169.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure>
</figure>



<p>-Dünyanın Güneşin etrafında döndüğü iddiasını savunan, Katolik kilisesi tarafından teorisi şiddetle reddedilmiş olmasına rağmen 1992 yılında Papa II. Jean Paul tarafından haklı olduğu ilan edilen bilim insanı: GALILEO GALILE Not: 1633 yılında Galile engizisyon mahkemesine çıkartılıp yargılanır ve hapsedilir. Galile küflü zindanlarda çok çeker. Karanlık ve gıdasızlık yüzünden gözlerini kaybeder. Farelere yem olacağını hissedince papazların önünde diz çöküp yalvarır ve düşüncelerinden vazgeçtiğini söyler. O her ne kadar &#8220;çok pişmanım&#8221; diye ağlasa da dostlarına&nbsp;&#8220;eppur simuove&#8221; (ama dünya yine de dönüyor)&nbsp;diye fısıldamadan yapamaz.</p>



<p>-“Doğa boşluktan tiksinir” genel ilkesine karşı ilk kuşkuyu gösteren bilim insanı: GALİLEO GALILE</p>



<p>-Bruno’nun “Engizisyon Mahkemesi” tarafından yakılmasından 30 yıl sonra Engizisyon Mahkemesi’ne; “geçmişteki tüm yanlış ve aykırı düşüncelerimden dolayı huzurunda kendimi lanetler, bir daha öyle saçmalıklara düşmeyeceğine kutsal öğretiye aykırı hiçbir fikir taşımayacağıma yemin ederim.” diyerek düşüncesinden vazgeçen ve ev hepsine mahkum edilen bilim insanı: GALILEO GALILE </p>



<p>-17.yüzyıl’da teleskopu astronomik açıdan geliştiren ilk kişi: GALILEO GALILEI-Teleskopu ile gökyüzünü gözlemlemesinin 400. Yılı olması sebebiyle ile 2009 yılının “Dünya Astronomi Yılı” olmasına neden olan bilim insanı: GALILEO GALILEI</p>



<p>-İtalya’da Yunanca, Latince ve İbranice eserlerini inceleyen kurumlar: EFLATUN- NAPOLİ- YENİ ROMA AKADEMİSİ Not: Eflatun- Napoli- Yeni Roma Akademisi, Rönesans Dönemi’nin etkin eğitim kurumudur.</p>



<p>-Çarpma işlemi yapabilen makineyi geliştiren bilim insanı: LEIBNIZ(1646-1716)</p>



<p>-Avrupa’nın ilk modern gözlemevini Danimarka’da kurmuş olan bilim insanı: TYCO BRAHE(1546-1601)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-71 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="192" height="263" data-id="2698" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10.jpeg" alt="" class="wp-image-2698" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10.jpeg 192w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-10-150x205.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" /></figure>
</figure>



<p>-1571-1630 yılları arasında yaşamış ve “Kepler Yasası”nı oluşturan ünlü astronomi bilimi insanı: KEPLER -“Astronominin Prensi” unvanını kazanan ünlü bilim insanı: KEPLER </p>



<p>-“Hükümet Üzerine İki Deneme” adlı eseri yazan, güçler ayrılığı ilkesini benimseyen ve liberal bireyselciliğin babası olarak tanınan batılı aydın: JOHN LOCKE(1632-1704)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-72 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="201" height="251" data-id="2699" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9.jpeg" alt="" class="wp-image-2699" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9.jpeg 201w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/images-9-150x187.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 201px) 100vw, 201px" /></figure>
</figure>



<p>-Modern bilimsel düşünce anlayışına giden yolu açmış olduğundan kendisine “Yeniçağ’ın Öncüsü” unvanı verilen bilim insanı: NICOLAUS COPERNICUS (Kopernik)</p>



<p>-“Gök Kürelerin Hareketleri” adlı çalışmayı yazan  bilim insanı: NICOLAUS COPERNICUS (Kopernik)</p>



<p>-700 yıl önce Güneş merkezli sistem hipotezini ilk ortaya koyan bilim insanı: NICOLAUS COPERNICUS (Kopernik)</p>



<p>-Ptolemy teorisi olan “gökyüzü yıldızların çakılı olduğu dönen bir küredir.” anlayışına karşı çıkarak astronomide devrim niteliğinde gelişmelere imza atan bilim insanı: NICOLAUS COPERNICUS (Kopernik)</p>



<p>-Bologna, Padua ve Ferrara gibi döneminin seçkin üniversitelerinde astronomi, matematik, hukuk ve tıp dallarında 6 yıl süren öğretim görmüş olan Polonyalı Rönesans gökbilimcisi: NICOLAUS COPERNICUS (Kopernik)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-73 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="168" data-id="2700" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2700" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-1.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-1-150x84.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>
</figure>



<p>-Hesap makinesini icat eden ve iki dik açının, bir üçgenin iç açılarının toplamına eşit olduğunu savunan bilim insanı: BLAISE PASCAL </p>



<p>-Babasının vergi hesaplarında kullanması için 1622’de toplama makinesini icat eden bilim insanı: BLAISE PASCAL</p>



<p>-İngiltere’de kent dışı evler ve değirmenlerde kullanılmak üzere yer altından su çekmekte kullanılan buhar makinesini yapan bilim insanı: THOMAS SAVERY(1650-1715)</p>



<p>-Yıldırımın elektrikten başka bir şey olmadığını ve atmosfer elektriğinin depo edebileceğini ortaya koyan kişi: BENJAMIN FRANKLIN (1706-1790)</p>



<p>-Fiziğin elektrik dalları olan elektrostatik ve manyetizma alanında ilk defa çalışmış olan bilim insanı: WILLIAM GILBERT(1546-1603)</p>



<p>-Eski gelenek ve otoriterlere ilk yüz çeviren İsviçreli hekim olan “Theophrast Von Hohenheim” olarak da bilinen bilim insanı: PARACELSUS(1493-1541)</p>



<p></p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>Aykut KAZANCIGİL- Hüsrev HATEMİ, Bilim Tarihi ve Kültür Yazıları, İşaret Yayınları.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilimin Önceleri, Bilim ve Gelecek Kitaplığı.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilim Tarihi, Remzi Kitabevi.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilim Felsefesi, Remzi Kitabevi.</p>



<p>Cevdet COŞKUN, Bilim Tarihine Bakış, Atatürk Üniversitesi, Fizik Bölümü.</p>



<p>Colin A. RONAN,  Bilim Tarihi, Tübitak Yayınları.</p>



<p>George SARTON, Bilim Tarihinde Yöntem, Doruk Yayınları.  </p>



<p>İsmail DABANLI, Bilim Kökenleri, İstanbul Teknik Üniversitesi, 2012.</p>



<p>KİNGSFİSHER, Tarih Ansiklopedisi- Cilt: 1-2, Milliyet Yayınları.</p>



<p>Mine KALCA, Tarihteki Ünlü Mucitler ve Buluşları, Karma Yayınları.</p>



<p>Ortaçağ İslam Dünyasında Bilim ve Teknik Makaleleri, Lotus Yayınları.</p>



<p>Toby E. HUFF, Modern Bilimin Doğuşu ve Yükselişi, Epos Yayınları.</p>



<p>Türk Fizik Derneği (Turkish Physical Society) Kataloğu- 2017-2018</p>



<p>Veysel ŞAHİN, Tarih Alanı Üzerine: Notlar-I, Onur Matbaa ve Basımevi.</p>



<p>Yasemin OKUR- Akın SEVER- Ertan AYDIN- Hakan KIZILTAN- Mehmet AKSOY- Mehmet ÖZTÜRK, Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi, MEB, Devlet Kitapları.</p>



<p>Eser: Bilim Tarihinden Esintiler </p>



<p>Yazarı: Veysel ŞAHİN </p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ronesanstan-aydinlanma-cagina-kadar-bilimsel-calismalar-m-s-15-yuzyil-m-s-18-yuzyil/">RÖNESANS’TAN AYDINLANMA ÇAĞI’NA KADAR BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (M.S. 15. Yüzyıl- M.S. 18. Yüzyıl)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ronesanstan-aydinlanma-cagina-kadar-bilimsel-calismalar-m-s-15-yuzyil-m-s-18-yuzyil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BEKTAŞİ ve MELAMİ DERVİŞİ AHMET EDİP HARABİ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bir-bektasi-ve-melami-dervisi-ahmet-edip-harabi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bir-bektasi-ve-melami-dervisi-ahmet-edip-harabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 10:37:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Edip Harabi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdet-i Vücut]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asıl adı Ahmet Edip&#8217;tir. &#8216;Harabi&#8217; adı ise daha sonradan şiirlerinde kullandığı mahlastan dolayı verilmiştir. Ahmet Edip Harabi, 1853 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. 1917 yılında Birinci dünya savaşının sıkıntılı yıllarında hastalıklar geçirmesi sonucunda İstanbul Fatih’te vefat etmiştir. Fakat mezarının nerede olduğu hakkında bilgi bulunmamaktadır. Annesinin adının Hatice olduğu bilgisi divanında yer almaktadır. Ahmet Edip Harabi&#8217;nin, 1315/1891’de Davutpaşa’da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-bektasi-ve-melami-dervisi-ahmet-edip-harabi/">BİR BEKTAŞİ ve MELAMİ DERVİŞİ AHMET EDİP HARABİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Asıl adı Ahmet Edip&#8217;tir. &#8216;Harabi&#8217; adı ise daha sonradan şiirlerinde kullandığı mahlastan dolayı verilmiştir. Ahmet Edip Harabi, 1853 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. 1917 yılında Birinci dünya savaşının sıkıntılı yıllarında hastalıklar geçirmesi sonucunda İstanbul Fatih’te vefat etmiştir. Fakat mezarının nerede olduğu hakkında bilgi bulunmamaktadır. Annesinin adının Hatice olduğu bilgisi divanında yer almaktadır.</p>



<p><br>Ahmet Edip Harabi&#8217;nin, 1315/1891’de Davutpaşa’da İsmail Feridun adında bir oğlu dünyaya gelmiştir. Divanda böyle bir bilgiye rastlamamakla birlikte öğrencisi Bektaşi filozof Rıza Tevfik, Harabi’yi ziyaret ettiğinde onun altı yaşında Hüseyin isminde bir oğlunun olduğunu belirtmektedir. Kızı Zeynep Samiye Hanım 1305/1887&#8217;de Sisam Adası Tifani Limanı’nda doğmuş; Fatıma Belkıs Hanım 11 Ağustos 1308/1890’da Şehremini Saray Meydanı Mahallesi’nde doğmuş ve 1315/1897’de çocuk yaşta hayata gözlerini yummuştur.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-74 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="192" height="263" data-id="2685" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir.jpeg" alt="" class="wp-image-2685" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir.jpeg 192w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/indir-150x205.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" /></figure>
</figure>



<p>Ahmet Edip Harabi meslek olarak; Çanakkale ve Preveze’de memurluk, Bahriye’de uzun yıllar Bahriye Birlik katipliği yapmış; ömrünün büyük bir bölümünü İstanbul ve Rumeli&#8217;de geçirmiştir. Ahmet Edip Harabi, 17 yaş gibi erken yaşlarında Merdiven Köyü Bektaşi tekkesinde &#8216;Muhammed Ali Hilmi Dedebaba&#8217;dan nasip alıp tarikate girmiştir. Ahmet Edip&#8217;e, &#8216;Harabi&#8217; ismini de hocası Muhammed Ali Hilmi Dedebaba tarafından verildiği tahmin edilmektedir.  Ahmet Edip Harabi, bu durumu dizilerinde şöyle anlatır:&#8221;Berzahtan kurtuldum çıktım aradan. On yedi yaşında doğdum anadan. Muhammed Hilmi Dede Babadan. Çok şükür hamdolsun geldim imkâna.&#8221;Ahmet Edip Harabi,  bütün Bektaşiler gibi yeniden doğuşa ermiş ve hayatına yeni bir yön vermiştir. Bu doğuş 17 yaşında olmuştur: Ahmet Edip, &#8216;Harabi&#8217; ismini şu dizelerle açıklar:</p>



<p>&#8220;Namım Edip idi, harap oldum. </p>



<p>Erenlerin ayak turabı oldum. </p>



<p>Hakkın bir mukaddes kitabı oldum. </p>



<p>Aşk olsun okuyan ehli irfana. </p>



<p>Bu yeniden doğuş ona yeni düşünceler yeni inançlar getirir ve ona şu mısraları yazdırır:</p>



<p>&#8220;Allah idi muradım. </p>



<p>Gece gündüz onu aradım. </p>



<p>Derlerdi hiç bulunmaz. </p>



<p>Çünkü o lamekândır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-75 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="2684" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-2684" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-2048x2048.jpg 2048w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-1392x1392.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-1920x1920.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/08/InCollage_20230330_204907112-840x840.jpg 840w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Miraca nail oldum. </p>



<p>Bir haylice zamandır.</p>



<p>Hariç değildir Allah. </p>



<p>Me’vasidir(vasiyeti altındadır) o dergâh.</p>



<p>Ahmet Edip Harabi, artık medrese ve mescit softalığından tamamen kurtulmuş, kendisine yeni bir kıble bulmuştur. Âdem ona göre her şey ve her şeyin yaratıcısı olan tanrı âdemdedir. Ve gerçek Kıble âdemdir. &#8220;Veçhi(yüzü) Harabiye gel eyle dikkat. Hakkın cemalini eylersin rüyet(görmek).</p>



<p>Bazı kaynaklarda herhangi bir kimseden icâzetnâme almadan babalık yapmaya kalkıştığı için İstanbul Bektaşîleri arasında pek sevilmediği, hatta Bektaşî tekkelerine kabul edilmediği ileri sürülse de O, Bektaşi dünyasının yetiştirdiği engin ufka sahip büyük şairlerdendir. Ahmet Edip Harabi gördüğü eğitimden dolayı, dilini çok iyi kullanan bir Bektaşi dervişidir. </p>



<p>Ahmet Edip Harabi, hayatının sonuna kadar Bektaşilik/Melamilik yolunda  kalmış, tasavvuf ve tasavvuf üstadları olan Yunus Emre, Hacı Bekteşi Veli, Nesimi, Kaygusuz Abdal ve Pirsultan Abdal&#8217;ın eserleri ile yakından ilgilenmiş, zamanla şiir ve nefesleri ile Bektaşi edebiyatının öne çıkan temsilcilerinden biri haline gelmiştir. Yunus&#8217;un sevgi ve birlik duygusuna, Nesimi&#8217;nin sertliğine, Kaygusuz&#8217;un hicivine ve ince alaycılığına, Pir Sultan’ın cesaretine bu dünyadaki deyişlerinde rastlamak pek mümkündür.</p>



<p>Ahmet Edip Harabi, iyi eğitim almış olmasının yanında inanç dünyasında da kendini geliştirmiş, etkili üslubu ile çok fazla yazılı eserler vermesinden dolayı Alevi- Bektaşi kültür ve edebiyatının üzerine yapılmış neredeyse her çalışmada Ahmet Edip Harabi’ye ait bir nefes örneğine rastlamamız mümkün hale gelmiştir.</p>



<p>Ahmet Edip, &#8220;Harabi&#8221; mahlasının yanı sıra kimi zaman &#8220;Naciye Bacı&#8221; mahlasıyla da şiirler yazmıştır. Kadınların toplum içinde aşağılanmasının höşgörülmemesini &#8216;Zehra&#8217; adlı bir kadının ağzından yazdığı şiirde dile getirerek kadına  yönelik duyarlılık gösteren bir şair duruşu da sergilemiştir. </p>



<p>Ahmet Edip Harabi&#8217;nin kendi elyazısı ile meydana getirdiği divanı 570 sayfadır. Şiirlerini aruzla ve hece vezni ile yazılmıştır. Harabi,  bu iki vezni de şiirlerinde  etkili kullandığı bilinmektedir. Ahmet Edip Harabi, şiirlerinde özellikle ilah-i aşka, Bektaşiliğin kozmonoloji anlayışına ile kavrayışına,  Vahdet-i Vücud ve tasavvufun ileri aşamasına dair konulara yer vermiştir. </p>



<p>Ahmet Edib Harabi, eserlerinde; ayet ve hadislere, ya aynen, ya telmihen, ya da Türkçesi ile çok yer vermiştir. Dini inanca ilişkin analizler içeren birçok şiirin yanında dinin dışındaki konuları da içeren şiirler kaleme almıştır. </p>



<p>Ahmet Edip Harabi, tasavvuf konularında olduğu kadar hiciv alanında da usta ve tecrübeli bir şairdir. Şiirlerinde kullandığı dil sade bir dildir, yergisi kadar sevgisini de açıkca ifade etmekten çekinmemiştir. Onun şiirleri;  nefes, koşma, kalenderî, mersiye ve gazellerden oluşan kendi eliyle yazdığı önemli divan çalışmaları Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Fakat ilk seksen sayfası fareler tarafından kemilerek tahrip edilmiştir. Bir kopyası daha önce alındığı için eseri gününüze kadar ulaşabilmiştir.</p>



<p>Ahmet Edip Harabi, devrin büyük düşünce adamlarindan olan Nâmık Kemal’in bazı şiirlerini yermiş  ayrıca Servet-i Fünûncular’ı alaya alan bazı manzumeler de yazmıştır. Ahmet Edip Harabi, ilk şiirlerini Saadet Gazatesi ve Yeni Mecmua Dergilerinde yayınlamıştır. Yayınlanmış veya yayınlanmamış şiirleri Bektaşiler arasında çabucak yayılmış, bestelenmiş, sazla ve sözle ülkenin her tarafında söylenir hale gelmiştir. İzmirli Hüseyin Hüsnü Erdikut&#8217;u yazdığına göre Rıza Tevfiğin de mürşidi olmuştur. </p>



<p>Ahmet Edip Harabi, hakkında ilk defa geniş bilgi veren ve onun şiirlerinden önemli birkaç numune yayınlayan Saadettin Nüzhet Ergün olmuştur. Aynı zamanda Sadettin Nüzhet Ergun ondaki Melâmîlik etkisi üzerinde durur. 1930 yılında devlet matbaasında basılıp Maarif Vekaletince yayınlanan Bektaşi Şiirleri adındaki kitabın 79-115 sayfaları Ahmet Edip Harabi&#8217;ye ayrılmıştır. </p>



<p>Ahmet Edip Harabi, Bektaşi olmadan önceki halini şöyle anlatır: &#8220;Abdestimi alır, taştan duvara karşı bir kalkar bir yatardım. Savmi salatı bırakmazdım. Cennetle huri, gilman sevdası vardı gönülde. Beş vakte beş katardım, çok namaz kılardım, camileri gezerdim. Allaha vasıl olmak böyle olur sanırdım.&#8221; Ahmet Edip Harabi&#8217;nin öğrencisi olan, aynı zamanda Türk edebiyatında filozof olarak tanınan Bektaşi Rıza Tevfik Bölükbaşı; Ahmet Edip Harabî hakkında aşağıdaki ifadelerde bulunmuştur: “Asrî bir terbiye görmemiş olmakla beraber, söz söylemek ve düşünebilmek kabiliyeti ile doğmuş ve kendi mesleğinde herkesten çok şiir söylemiş Tekke şairlerinden biri; lâubalî Bektaşî diliyle çok sade ve çok güzel şiirler de söyleyen; ‘Yaratıcı muhayyilesi herkesten üstün ve parlak, ifade tarzlarında orijinal şekiller icat etme kabiliyeti var olan; birçoklarından da farklı ‘şahsî bir mevhibeye sahip bulunan önemli şairlerden birisidir.</p>



<p>”Ahmet Edip Harabi&#8217;nin Bektaşi ve Melami dervişi olduğunu, Vahdet-i vucud ile tanrının kendisinde mekan bulduğunu, ledün yani gizli ilimlerin sırrına erdiğini, ilahi aşk ile dolduğunu, tanrıda yok olup yeniden doğduğunu, tüm kutsalların, edilecek duaların, yapılacak secdelerin insandaki gönülde yer alan Allah&#8217;a ait olduğunu, yaratılış ve varoluş gerçekliğini açıkça ifade ettiği en dikkat çekici eserlerinden biri de &#8216;Mecma&#8217;ül Bahreyn&#8217; adlı şiiridir.</p>



<p>&#8220;Mecma-ül Bahreyne vardığım zaman. </p>



<p>Hızrı bulup candan gulamı oldum.</p>



<p>Ledün ilmin bana eyledi İhsan. </p>



<p>Sırrı Sırrullahın tamamı oldum.</p>



<p>(Harabi, Bektaşilik/Melamilik yoluna girdikten sonra bu yolda hem zahiri hem de batıni ilimlere eriştiğini, denizlerin birleştiği yere vardığını ve eriştiği yolda Hızır&#8217;a candan hizmetkar olduğunu ve gizli ilimleri öğrendiğini ve Allah&#8217;ın sırlarının kendinde belirdiğini söyler.)</p>



<p>Hayat abın cana gıda eyledim. </p>



<p>Vadi-i Eymen&#8217;de dua eyledim.</p>



<p>Geldim ehl-i aşka sala eyledim.</p>



<p>Salatı irfanın tamamı oldum.</p>



<p>(Hayat kaynağı olan suyun (Hızır ve İlyas peygamberlerin  içerek ölümsüzlüğe eriştiği suyun) canı beslediğini, Vadi-i Eymen&#8217;de (Mûsâ peygamberin Tur dağında Cenâb-ı Hakk’ın tecellîsine mazhar olduğu yer) Cenâb-ı Hakk’a dua ederek hakkla olup haktan geldiğini ve gerçek aşkı yücelttiğini, Edilen duaların tamamı yani manası olduğunu söyler.)</p>



<p>Can kulağı ile beni dinleyin. </p>



<p>Ey Arifler ehli Hakka söyleyin.</p>



<p>Birleşerek beni tavaf eyleyin. </p>



<p>Çünkü lâ mekanın mekanı oldum.</p>



<p>(Can kulağı ile kendisinin dinlenilmesini, İşiten bilginlerin gerçeği söylemesini ve birleşerek kendisinin etrafında dönülmesini,  Çünkü hiçbir mekana sığmayana mekanın kendisinin olduğunu söyler.)</p>



<p>Her bir tarikattan istifa ettim.</p>



<p>Tarık-ı Hüda&#8217;ya iltica ettim.</p>



<p>Ey HARABİ Hakka iktida ettim. </p>



<p>Şükür Bektaşiyyül Melami oldum.</p>



<p>(Her bir yoldan ayrıldığını,  Allah&#8217;ın yoluna sığındığını, Ey Harabi gerçeğe uyduğunu, şükür Bektaşiyim, Melami olduğunu söyler.)Ahmet Edip Harabi, Bektaşiliğin 19. ve 20. Yüzyıllarında yaşamış  en büyük temsilcisi ve yol erkanına bıraktığı şiirleri, cönkleri, nefesleri, deyişleri ve en nihayeti ile divanı ile dillerde yaşayan şairdir. Ahmet Edip Harabi&#8217;nin deyişleri ve nefesleri sadece Türkiye’de değil; ülke sınırları dışında Arnavutça ve Rumca olarakta söylenmiştir. Özellikle Bulgaristan‘daki dergahlarda (Deli Orman Bektaşilerince), kendisinden övgü ile bahsedilmektedir.</p>



<p></p>



<p>KAYNAKÇA: </p>



<p>&#8211; Abdülbaki Gölpınarlı, Alevî &#8211; Bektâşî Nefesleri, İstanbul 1963</p>



<p>-Ahmet Yaşar Ocak,Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda Marjinal Sûfilik Kalenderiler, XIV- XVII. Yüzyıllar, Timaş Yayınları, 5. Baskı, İstanbul, 2020</p>



<p>-Deniz Düzgün, Edip Harabi Divanı (İnceleme- Metin),  Alevilik Araştırmaları Dergisi Yayınları, Cilt-1</p>



<p>-Dursun Gümüşoğlu, Harabi Divanı- Ahmed Edib Yaşamı ve Tüm Şiirleri, CAN (ADİL ALİ ATALAY) Yayınları, 3. Baskı, 2008 </p>



<p>-Edip Harabi, Ayyıldız Yayınları, Ankara, 2003</p>



<p>-Fikret Yürükoğlu, Edib Harabî: Hayatı ve Eserleri (mezuniyet tezi, 1945), İÜ Ed.Fak. Genel Ktp., nr. 1129.</p>



<p>&#8211; Hüseyin Hüsnü Erdikut-  Edib Harâbî’nin Divanı- İzmir, 1950</p>



<p>-Rauf Yekta, Bektaşî Nefesleri, İstanbul 1933</p>



<p>-Rıza Tevfik Bölükbaşı, “Edib Harabî Erenler”, Yeni Sabah, nr. 2216, 21 Temmuz İstanbul 1944</p>



<p>-Rıza Tevfik Bölükbaşı, Yeni Sabah Gazetesi, 21.07.1944</p>



<p>-Saadettin Nüzhet Ergun, Maarif Kütüphanesi Bektaşi-Kızılbaş-Alevî Şairleri ve Nefesleri 2 basım ve 3. cilt.</p>



<p>-Saadettin Nüzhet Ergun, Bektaşî Şairleri, Maarif Vekâleti Yayınları, İstanbul 1930</p>



<p>-Saadettin Nüzhet Ergün, “Edip Harabi”, Millî Mecmua, C. 10, 1926</p>



<p>&#8211; Sefer Aytekin’in derlediği Harâbî, Hayatı ve Deyişleri- Ankara 1959</p>



<p>-Zeynel Öztürk, Batıni Edebiyatının Dört Aykırı Şairi: Ömer Hayyam, Edip Harabi, Rıza Tevfik, Neyzen Tevfik Kolaylı, Alter Yayıncılık, İstanbul, 2014</p>



<p>-Vahit Lütfi Salcı, “Edib Harabi”, YT, nr. 78, 1938-İslam Ansiklopedisi, &#8220;Edip Harabî”, TDEA, II. Cilt-Ahmet Yesevi Üniversitesi, Türk İsimler Sözlüğü:/</p>



<p>-https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/harabi-ahmed-edib-Kureyşan Ocağına Mensup Bir Evliya DERVİŞ BABA: /</p>



<p>-https://dervisbabaturbesi.wixsite.com/dervis-baba-turbesi/edip-harabi-kimdir-sozleri-vahdetname</p>



<p>-Yolpedia Ansiklopedisi:/-https://yolpedia.eu/edip-harabi/</p>



<p style="max-width:229px">Resim: Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-bektasi-ve-melami-dervisi-ahmet-edip-harabi/">BİR BEKTAŞİ ve MELAMİ DERVİŞİ AHMET EDİP HARABİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bir-bektasi-ve-melami-dervisi-ahmet-edip-harabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSLÂM&#8217;IN İLK DÖNEMLERİNDEN OSMANLI’YA KADAR BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (610-1302)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/islamin-ilk-donemlerinden-osmanliya-kadar-bilimsel-calismalar-610-1302/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/islamin-ilk-donemlerinden-osmanliya-kadar-bilimsel-calismalar-610-1302/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Jul 2023 05:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendini bilimlerle donat ve düzelt, bilimden başka şeylerin hepsini bırak. Bilimde her şey vardır, her şey bilimdedir. İnsanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve tanrısal bilgelik de kandilin yağı gibidir, bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana diri denilir, o zaman sen dirisin, yanmaz ve karanlık kalırsa o zaman sen de ölürsün. (İBN-İ SİNA) [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/islamin-ilk-donemlerinden-osmanliya-kadar-bilimsel-calismalar-610-1302/">İSLÂM&#8217;IN İLK DÖNEMLERİNDEN OSMANLI’YA KADAR BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (610-1302)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kendini bilimlerle donat ve düzelt, bilimden başka şeylerin hepsini bırak. Bilimde her şey vardır, her şey bilimdedir. İnsanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve tanrısal bilgelik de kandilin yağı gibidir, bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana diri denilir, o zaman sen dirisin, yanmaz ve karanlık kalırsa o zaman sen de ölürsün. (İBN-İ SİNA)</p>



<p></p>



<p>“Hiç bilenlerle bilmeyenler hiçbir olur mu&#8221; (Kur’an-ı Kerim- Zümer/9)</p>



<div class="wp-block-cover"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="962" height="647" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2679" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit.jpg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit.jpg 962w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit-600x404.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit-768x517.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit-150x101.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit-300x202.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit-696x468.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/Screenshot_2023-07-29-08-34-45-744_cn.wps_.moffice_eng-edit-624x420.jpg 624w" sizes="auto, (max-width: 962px) 100vw, 962px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>



<p>Medreselerde okutulan bilim (Müspet) dersleri:<br>TIP-CERRAH-HEYET-TABİİYAT<br>RİYAZİYE (Matematik)<br>HESAP-HENDESE (Geometri)<br>MÜSELLESAT (Üçgen)<br>NÜCUM (Astronomi)</p>



<p>İslam dünyasına eserlerinin çevirisi yapılan bilim insanları:<br>Tıp&#8217;ta- HİPPOKRATES/GALENOS<br>Astronomi ve Optik&#8217;te- BATLAMYUS<br>Matematik&#8217;te-EUKLİDES<br>Mekanik&#8217;te &#8211; ARCHİMEDES<br>Fizik ve Biyoloji&#8217;de-ARİSTOTELES<br>Felsefe&#8217;de- ARİSTOTELES/PLATON</p>



<p>İslam tarihinde astronomi ile uğraşan ilk bilim insanı: FEZARİ</p>



<p>Emeviler, İslam dünyasının ilk hastanesini kurduğu şehir: ŞAM</p>



<p>Yerçekimi ve terazilerle ilgili açıklamalarda bulunan İslam bilgini: HAZİNİ (6.ve 7.yy)</p>



<p>8.yy’larda tarım alanında kendini kabul ettirmiş İslam bilgini: İBN-İ AVVAM</p>



<p>İslam dünyasında usturlapla ile ilgili ilk eser veren bilgin: MAŞALLAH (8.ve 9.yy)</p>



<p>Gübreden amonyak elde eden ve Zooloji biliminin öncülerinden olan bilim insanı: CAHİZ (8. ve 9.yy)</p>



<p>Med-cezir (gel-git) olayını ilk keşfeden bilgin: EBU MAŞER (8.ve 9.yy)</p>



<p>12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir: İBN-İ FAZIL (8.ve 9.yy)</p>



<p>Eliptik meyli ilk tespit eden bilgin: FERGANİ (9.yy)</p>



<p>Göz doktorlarına öncülük yapan 9.yy’da yaşamış İslam bilgini: HUNEYN BİN İSHAK (9.yy)</p>



<p>Wright kardeşlerden 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmaya gerçekleştiren İslam bilgini: İBN-İ FİRNAS (9.yy)</p>



<p>9.yüzyılda yaşamış ünlü botanikçi ve astronomi uzmanı olan İslam bilim insanı: DİNAVERİ (9.yy)</p>



<p>İslam felsefesinde Aristocu geleneği izleyen, “Messai Okulu”nun ilk temsilcisi olan ve ana amacı felsefi ve dinsel bilgiyi tek bir sistem içinde birleştirmek isteyen filozof: EL- KİNDİ (9.yy)</p>



<p>İlk Müslüman müzikolog: EL-KİNDİ</p>



<p>İslam tarihinde ilk önemli araştırma ve eğitim kurumu: BEYT’ÜL- HİKME</p>



<p>Bağdat&#8217;ta açılan Beytü&#8217;l-Hikme ve onun kütüphanesine müdürlük yapmış olan bilim insanları: FADL İBN-İ NEVBAHT/ HARİZM</p>



<p>Matematik alanında “O” rakamını bulan ve Batı’da “Algebra” adıyla tanınan filozof matematikçi: MAHMUT HAREZMİ</p>



<p>Harezmi, Batlamyus’un “Coğrafya” adlı yapıtını Arapçaya tercüme ettiği ad: KİTAB-U SURET’UL- ARD</p>



<p>9.Yüzyılda yaşamış, &#8220;Harezmi&#8221; adıyla tanınan, aritmetik ve cebir alanında çalışmalar yapmış olan büyük matematikçinin adı: MUHAMMED İBN MUSA</p>



<p>Sistem Mühendisliği’nin öncüsü olan bilim insanı: AHMED BİN MUSA (10.yy)</p>



<p>Dünya’nın çevresini ölçen üç kardeşten biri olan bilgin: HASAN BİN MUSA</p>



<p>1000 sene önce depremlerin oluşumunu açıklayan ve yel değirmenlerinin Müslümanların icadı olduğundan bahseden bilgin: MESUDİ (10.yy)</p>



<p>Son 10 yılını 30 ciltlik “Murucu’z-Zehep ve Ma’adin’ul-Cevher” (Altın Çayırlar ve Gümüş Madenler) adlı yapıtını hazırlamak maksadıyla Suriye ve Mısır’da geçiren bilgin: MESUDİ (10.yy)</p>



<p>Ortaçağın fizik ve matematik alanındaki en önemli bilginlerinden biri olarak kabul edilen ve optik kuramının öncülerinden biri olarak tanınan ünlü Arap matematikçi, astronom ve fizikçisi: İBNÜ’L-HEYSEM (Alhazen) (965-1039)</p>



<p>M.S. 2. Yy’da Ptolemaios döneminden sonra optik alanında ilk önemli katkıyı gerçekleştiren, Batıda “Ptolemaeus Secundus” (İkinci Ptolemaios) olarak nitelendirilen ve görüşleriyle Roger Bacon (1220-1292) ve Johannes Kepler’i (1571-1630) etkileyen İslam filozofu: İBNÜ’L-HEYSEM (Alhazen) (965-1039)</p>



<p>10.yy’da minyatürlü coğrafya kitabını yazan bilgin: İSTAHRİ</p>



<p>Trigonometriye tanjat, kotanjat, sekant ve kosekantı kazandıran bilgin: EBU’L VEFA (10.yy)</p>



<p>9.ve 10.yy’larda yaşamış kimyager, doktor ve ünlü klinikçi: RAZİ (9. ve 10.yy)</p>



<p>10.yy’da yaşamış ve değeri yüksek coğrafya kitabını yazan bilgin: İBN-İ HAVKAL (10.yy)</p>



<p>Trigonometrinin mucidi olan; Sinüs ve Kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin: BATTANİ (9. ve 10.yy)</p>



<p>Apollonios, Archimedes, Eukleides ve Batlamyus gibi Yunan bilginlerinin en önemli yapıtlarından bazılarını Arapçaya çeviren ünlü İslam bilgini: SABİT İBN KURRA (10.yy)</p>



<p>Dünya çapını doğru hesaplayan, diferansiyel hesabını keşfeden İslam bilgini: SABİT BİN KURRA (10.yy)</p>



<p>Bin sene önce ilk kanser ameliyatını yapan, kılcal damar sistemini ortaya atan ve Hipokrat’ın doğum olayı görüşünü yıkan bilim insanı: ALİ BİN ABBAS (10.yy)</p>



<p>Avrupa’ya matematiği öğreten bilgin: EBU’L KAMİL ŞUCA (10.yy)</p>



<p>İlk çağdaş ameliyatı yapan; böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını söyleyen ve ilk böbrek ameliyatını yapan bilim insanı: ZEHRAVİ (10.ve 11.yy)</p>



<p>52 kitaptan meydana gelen İslam ansiklopedisinin adı: İHVANÜ’S- SAFA (10.yy)</p>



<p>İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren bilim insanı: ALİ BİN İSA (11.yy)</p>



<p>Batıya tedavi metotlarını öğreten İslam alimi: ALİ BİN RIDVAN (11.yy)</p>



<p>11.yy’da yaşamış İslam Dünyasının ünlü matematikçilerinden biri: KERHİ (11.yy)</p>



<p>Matematik alanında “başkan” olarak nitelendirilen bilgin: MACRİTİ (11.yy)</p>



<p>11.yy’da yaşamış ünlü Müslüman astronomi bilgini: ZERKALİ (11.yy)</p>



<p>İlk katarak ameliyatını kendine has biçiminde yapan bilim insanı: AMMAR (11.yy)</p>



<p>Galileo’dan önce sarkacı bulan İslam bilgini: İBN-İ YUNUS (11.yy)</p>



<p>11.yy’da yaşamış ve cüzzam hastalarını tedavi eden İslam bilgini: İBN-İ CESSAR (11.yy)</p>



<p>Uzun yıllar Avrupa’da ders olarak okutulan tıp kitabını yazan Endülüslü bilgin: İBN-İ ZUHR (11.ve 12.yy)</p>



<p>Torna tezgahı yapan bilgin: İBN-İ KARAKA (12.yy)</p>



<p>Bugünkü Dünya haritasına benzeyen haritayı çizen bilgin: İDRİSİ (12.yy)</p>



<p>“Müzhet’ül- Müştak fi ihtirak’ıl-Afak” (Yerkürenin Genel ve Sistematik Coğrafyası) adlı coğrafya eserinin yazarı: İDRİSİ<br>Not: Ortaçağ İslam dünyasında yazılmış en kapsamlı çalışmalardan biridir.</p>



<p>“El-Cami’il-sıfat-ı Eştatin-Nebat” (Çeşitli Bitki Yüzlerinin Gruplandırılması) adlı botanik eserin yazarı: İDRİSİ (12.yy)</p>



<p>Küçük kan dolaşımını bulan bilgin: İBN-İ NEFİS (13.yy)</p>



<p>Bilgisayarın babası olarak bilinen Charles Babbage’den önce sibernetik ve elektronik çalışmalarda bulunmuş olan bilim insanı: EL-CEZERİ (12.ve 13.yy)</p>



<p>Artuklu döneminde yaşamış; sibernetiğin ilk kurucusu olan, su saatleri, kendiliğinden kesilip akan fıskiyeleri, müzik aletleri, tulumbaları ve şifreli kilitleri yapan ünlü bilim insanı: EL-CEZERİ (12.ve 13.yy)</p>



<p>Çubuklu güneş saat sistemini bulan ilk bilim insanı: CABİR BİN HAYYAM (12. yy)</p>



<p>“Bilimin ilerleyebilmesi için, bilim adamının özgürce düşünebilmesinin şart” olduğunu savunan, eksen eğikliğini hesaplayan ve coğrafya alanındaki yazılarını “El Kanun El-Mesudi” adlı eserlerinde toplamış olan ünlü bilim insanı: BİRUNİ (Beyruni)<br>Not: Biruni, astronomi ağırlıklı bu eserini dönemin hükümdarı Gazneli Mesud’a sunmuştur.</p>



<p>“El-Asar’il-Bakiye” adlı eserinde Asyalı devletler ve astronomi hakkında bilgiler veren ünlü bilim insanı: BİRUNİ (Beyruni)</p>



<p>Bin yıl önce Orta Asya’da yaşamış, ölümünün bininci yılında UNESCO tarafından dergi kapağı yapılan bilgin: BİRUNİ (Beyruni)</p>



<p>Dünya’nın döndüğünden; Ümit Burnu, Amerika Kıtası ve Japonya’nın varlığından bahseden, çağının en büyük bilgini: BİRUNİ (Beyruni)</p>



<p>Rasathane kurmuş olan, Jeodizi ilminin kurucusu ve Dünya çapını hesaplamış olan ünlü İslam filozofu: BİRUNİ (Beyruni)</p>



<p>UNESCO tarafından “Evrensel Deha” olarak nitelendirilen bilgin: BİRUNİ (Beyruni)</p>



<p>Kopernik’e yol açan İslam bilgini: BİTRUCİ (13. yy)</p>



<p>13.yy’larda yaşamış ve tıp tarihinde eşsiz eserler vermiş olan İslam bilgini: EBU USEYBİA (13. yy)</p>



<p>13.yy’larda yaşamış ünlü Müslüman astronomi bilgini: NECMEDDİN MISRİ (13.yy)</p>



<p>13.ve 14.yy’da yaşamış tarih ve coğrafya alanlarında uzman İslam bilgini: EBU’L FİDA (13.ve 14.yy)</p>



<p>12.ve 13.yy’larda yaşamış botanikçi ve eczacı olan İslam bilgini: İBN-İ BAYTAR (12.ve 13.yy)</p>



<p>13.yy’larda yaşamış fizik ve hukuk alanlarında çalışmalar yapmış İslam bilgini: ŞİHABEDDİN KARAFİ (13.yy)</p>



<p>Veba’nın bulaşıcı hastalık olduğunu açıklayan İslam bilgini: İBN-İ HATİP (14.yy)</p>



<p>14.yy’da yaşamış ünlü astronomi İslam bilgini: ŞEMSETTİN HALİLİ (14.yy)</p>



<p>14.yy’da yaşamış İbn-i Heysem ayarında olan İslam bilgini: KEMALEDDİN FARİSİ (14.yy)</p>



<p>Avrupalılardan 400 yıl önce ilk zooloji ansiklopedisini yazan bilim insanı: DEMİRİ (14.ve 15.yy)</p>



<p>Ondalık kesir sistemini bulan, astronomi ve matematik bilgini olan bilim insanı: GİYASEDDİN CEMŞİD (15.yy)</p>



<p>“Tuhfetü’l Ada” (Değerli Sayılar) adlı eseri olan; üçgen, dörtgen, daireye diğer geometrik şekillerin yüzölçümünü bulmak için metotlar geliştiren bilgin: MAĞRİBİ (16.yy)</p>



<p>Ünlü denizci ve coğrafyacı Vasco da Gama’ya yardım ederek Hindistan’a ulaşmasına katkı sağlayan bilim insanı: İBN-İ MACİT</p>



<p>Türk-İslam dünyasında pozitif bilimler başlatan İslam filozofu: FARABİ (AL-PHARABİUS)</p>



<p>Aristo’dan sonra “Muallim-i Sani” (İkinci Öğretmen) unvanı ile tanınan, farklı uzmanlık alanları ile 160 kitap yazan ve eserinin çoğu Latinceye çevrilen ünlü bilim insanı: FARABİ (AL-PHARABİUS)</p>



<p>İlk İslam Ansiklopedisi olan “Et- Talim’üs Sani” (İkinci Öğretici) ve İhsan’ul-Ulem” (Faydalı İlimler) adlı eserlerinin yazarı: FARABİ (AL-PHARABİUS)</p>



<p>Türk filozof ve siyaset bilimcilerinden olan Farabi’nin (874-950) fizik konusunda dikkatleri üzerine çeken en önemli çalışması: BOŞLUK ÜZERİNE ADLI ESER</p>



<p>Bir şeyin özünü bilmek o şeyin var olup olmadığını bilmekten bağımsızdır.” diyerek Aristoteles’in metafizik anlayışına farklı yorum getirmiş olan filozof: İBN-İ SİNA</p>



<p>Farabi&#8217;nin süreç içerikli yaratılış anlayışından, yaratılışı Allah&#8217;ın iradesine bağlı olarak açıklayan İslam bilgini: İBN-İ SİNA</p>



<p>Asıl ününü tıp ve felsefeden almış olan, Hipokrat’tan sonra tıbbın ikinci babası olarak sayılan “Avicenna” adıyla tanınan bilim insanı: İBN-İ SİNA</p>



<p>Ortaçağ filozofu olan, “Thomas Aquinas” tarafından Şarih (Yorumcu) unvanı verilen, “Tehafutu’t-Tehafut” (Tutarsızlığın Tutarsızlığı) ve “Makela Fil-Mizac” (Mizaç Türleri) adlı eserlerini yazan bilim insanı: İBN-İ RÜŞD (AVERROS)</p>



<p>Aklın inançtan önce geldiğini savunan, gerçeği akıl yoluyla kavramaya çalışmış olan ve Batı’da “Avirreos” adıyla tanınan ünlü İslam filozofu: İBN-İ RÜŞD (AVERROS)</p>



<p>“Nureddin Cibril” tarafından Kırşehir’de yaptırılan ve Anadolu’daki ilk gözlemevi olma özelliğini taşıyan medrese: CACA BEY</p>



<p>İran saray gecelerini anlatan, Türk üçgenini bulan ve rubaileri ile tanınmış ünlü bilim insanı: ÖMER HAYYAM</p>



<p>Celali Takvimini (Takvim-i Melikşah’ı) düzenleyen ünlü bilim insanı: ÖMER HAYYAM</p>



<p>Modern historiyografinin, sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden kabul edilen 14. yüzyıl düşünürü, devlet adamı ve tarihçisi: İBN-İ HALDUN&nbsp; (14.yy)</p>



<p>Anadolu’da ve Dünya’da ilk tıp okulu olma özelliği olan Anadolu Selçuklu eseri: GEVHER NESİBE ŞİFAHANESİ</p>



<p>Ünlü Türk bilim insanı olan “Kadızade-i Rumi”ye hocalık yapmış bilim insanları: ULUĞ BEY- FETHULLAH ŞİRVANİ</p>



<p>Zic (Yıldızlar Cetveli) adlı çalışmayı yapan, Timur Devleti döneminde yaşamış, hem hükümdar hem de bilim insanı olarak yaşamış kişi: ULUĞ BEY</p>



<p>Günümüzde Ay’da bulunan kraterlerden birisine adı verilen ünlü Türk bilim insanı: ULUĞ BEY</p>



<p>İslam dünyasında ibadet vakitlerinin belirlenmesi, takvimlerin hazırlanması gibi günlük gereksinimleri ilgilendiren işlemler ve tablolara verilen ad: ZİC (Yıldızlar Cetveli)</p>



<p>Uluğ Bey Rasathanesi’nde öğrenim görmüş olan ve “Muhtasar-ı Fi’l-Hisab” (Cebir ve Denklem Hesabı Üzerine Özel Kitap) adlı eserini yazan ünlü Türk bilim insanı: KADIZADE-İ RUMİ</p>



<p>Büyük Selçuklu Devleti’nde açılan, dünyanın ilk üniversitesi olarak da ifade edilebilen eğitim kurumu: NİZAMİYE MEDRESESİ</p>



<p>“El-Muvafekat” (Razı Olma) adlı eserinde yeryüzünü bir top gibi yuvarlak kabul etmiş olan İslam alimi: EBU HANİFE</p>



<p>“Eğer bir zerreyi (atomu) kesersen, ortasında bir güneş ve güneş etrafında durmadan dönen gezegenler bulursun” diyerek atomu işaret eden alim: MEVLANA CELALEDDİN RUMİ</p>



<p>18.yy’da Verem mikrobunu bulan bilgin: KAMBUR VESİM (18.y.y)</p>



<p>Timur Devletinde yaşamış bilim ve ilim insanları:<br>MATEMATİK VE ASTRONOMİ: Giyaseddin Kaşi- Ali Kuşçu- Kadızade-i Rumi – İbn-i Türk Celi<br>EDEBİYAT: Farablı İsmail Cevheri<br>COĞRAFYA: El- İdrisi- İbn-i Fadlan<br>TARİH: Taberi<br>FELSEFE: Muizi- Abdürrezzak’üt-Türki</p>



<p>İslam dünyasının ilk tercümanlarından olan ve Zerdüştçülük&#8217;ten İslam&#8217;a geçmiş olan ünlü: İBN-İ MUKAFFA</p>



<p>Hindistan&#8217;da yaşamış ünlü gökbilimcilerden Brahmagupta&#8217;nın ünlü çalışması olmakla birlikte İslam dünyasına Hintçeden Arapçaya çevrilmiş olan eser: SİDDHANTA</p>



<p>Kanun adlı sazı ilk icat eden bilim insanı: FARABİ</p>



<p>Eğitim üzerine teorik ve pratik anlayışlar ortaya koyan iki Türk filozofu:<br>FARABİ: Teorik Bilgiler.<br>İBN-İ SİNA: Bireyin kişiliğini bütün olarak görür.</p>



<p></p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>Aykut KAZANCIGİL- Hüsrev HATEMİ, Bilim Tarihi ve Kültür Yazıları, İşaret Yayınları.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilimin Önceleri, Bilim ve Gelecek Kitaplığı.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilim Tarihi, Remzi Kitabevi.</p>



<p>Cemal YILDIRIM, Bilim Felsefesi, Remzi Kitabevi.</p>



<p>Cevdet COŞKUN, Bilim Tarihine Bakış, Atatürk Üniversitesi, Fizik Bölümü.</p>



<p>Colin A. RONAN,  Bilim Tarihi, Tübitak Yayınları.</p>



<p>George SARTON, Bilim Tarihinde Yöntem, Doruk Yayınları.  </p>



<p>İsmail DABANLI, Bilim Kökenleri, İstanbul Teknik Üniversitesi, 2012.</p>



<p>KİNGSFİSHER, Tarih Ansiklopedisi- Cilt: 1-2, Milliyet Yayınları.</p>



<p>Mine KALCA, Tarihteki Ünlü Mucitler ve Buluşları, Karma Yayınları.</p>



<p>Ortaçağ İslam Dünyasında Bilim ve Teknik Makaleleri, Lotus Yayınları.#</p>



<p>Toby E. HUFF, Modern Bilimin Doğuşu ve Yükselişi, Epos Yayınları.</p>



<p>Türk Fizik Derneği (Turkish Physical Society) Kataloğu- 2017-2018</p>



<p>Veysel ŞAHİN, Tarih Alanı Üzerine: Notlar- I, Onur Matbaa ve Basımevi.</p>



<p>Yasemin OKUR- Akın SEVER- Ertan AYDIN- Hakan KIZILTAN- Mehmet AKSOY- Mehmet ÖZTÜRK, Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi, MEB, Devlet Kitapları.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/islamin-ilk-donemlerinden-osmanliya-kadar-bilimsel-calismalar-610-1302/">İSLÂM&#8217;IN İLK DÖNEMLERİNDEN OSMANLI’YA KADAR BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (610-1302)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/islamin-ilk-donemlerinden-osmanliya-kadar-bilimsel-calismalar-610-1302/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanzimat Döneminde Öğretmen Yetiştirme Çabalarına ve Politikalarına Genel Bakış</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tanzimat-doneminde-ogretmen-yetistirme-cabalarina-ve-politikalarina-genel-bakis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tanzimat-doneminde-ogretmen-yetistirme-cabalarina-ve-politikalarina-genel-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 15:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugünkü anlamda, yani meslek dersleri okutularak öğretmen yetiştirmenin tarihi Tanzimat’la başlar. Tanzimat döneminde açılan eğitim- öğretim kurumları için gerekli eğitmen kadroların yetiştirilmesi için gerekli iyi yetişmiş öğretmen kadrosu önemliydi. İlk defa Dar&#8217;ül-muallim adıyla 10 Rebiyülahır 1264 (16 Mart 1848) tarihinde İstanbul Fatih’te açılmıştır. 1848’de il Dar&#8217;ül-muallim Türkiye’de eğitim bilimlerinin, etkili öğretim yöntemlerinin öğretilmesi ve bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tanzimat-doneminde-ogretmen-yetistirme-cabalarina-ve-politikalarina-genel-bakis/">Tanzimat Döneminde Öğretmen Yetiştirme Çabalarına ve Politikalarına Genel Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugünkü anlamda, yani meslek dersleri okutularak öğretmen yetiştirmenin tarihi Tanzimat’la başlar. Tanzimat döneminde açılan eğitim- öğretim kurumları için gerekli eğitmen kadroların yetiştirilmesi için gerekli iyi yetişmiş öğretmen kadrosu önemliydi. İlk defa Dar&#8217;ül-muallim adıyla 10 Rebiyülahır 1264 (16 Mart 1848) tarihinde İstanbul Fatih’te açılmıştır. 1848’de il Dar&#8217;ül-muallim Türkiye’de eğitim bilimlerinin, etkili öğretim yöntemlerinin öğretilmesi ve bu doğrultuda öğretmenler yetiştirmek için açılmıştır. 1851 tarihli Nizamnamesinde yer alan ilk dersin “Ders Verme ve Öğretme Yöntemi” olması önemli bir anekdottur. Darü’l-muallime 1850’ye kadar yönetici olarak ilk etapta Müderris Denizlili Yahya Efendi olmuştur. 1850’de Ahmet Cevdet Efendi yönetici olarak atanmıştır. Darü’l-mualim Nizamnamesi ile daha iyi öğretmen yetiştirmek için öğretmen adaylarını yetiştirme sayısını 30’dan 20’ye düşürmüştür.</p>



<p>Darü’l-muallim Nizamnamesine göre:<br>* Nizamname ile Öğrenciler sınavla alınmaya başlanılmıştır.<br>*Nizamnameye göre, Okulun süresi 3 yıldır.<br>*Okula girebilmek için adayların Arapça anlayıp Türkçeye çevirebilecek bilgiye sahip olması zorunludur.<br>*Adayların, kötü hal ve harekette bulunmaması gerekmektedir.<br>*Program şöyledir: Ders Verme ve Öğretim Yöntemi, Farsça, Aritmetik, Geometri, Alan Ölçümü, Astronomi, Coğrafya’dır.<br>*Adayların derslerini verebilmeleri için dolgun burs verilecektir.<br>*Öğrencilerin “cerre” çıkma uygulaması kaldırılacaktır.<br>*Öğretim ve sınav ciddi bir şekilde yapılacak ve 3 yıldan daha erken bitirme yolu açılacaktır.<br>*Atamalarında mezun oldukları not sıralamasına göre değerlendirilecektir.<br>*Boşalan Rüşdiye’de öğretmenlik hakkı doğan adayların orda çalışma hakkından feragat etmeleri durumunda kendilerine bir daha öğretmenlik yapma hakkı verilmeyecektir.</p>



<p>Bu nizamname yaklaşık 8-9 yıl yürürlükte kalabilmiştir. “İptidai mektebi” denilen İlkokullara öğretmen yetiştirmek için 1868’de İstanbul’da bir Darü’l-muallim-i Sıbyan açılmıştır. Bu okullar Taşra’da 1875’ten sonra açılabilmiştir. 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi, öğretmen okulları için ayrıntılı hükümler getirmiştir. Öğretmen yetiştirmek için açılan okullar kısaca şu şekildedir diyebiliriz: Darü’l-muallimin-i Sıbyan, Darü’l-muallimin-i ve Rüşdi ve İdadiye şubesidir.</p>



<p>1870’de Kız ilkokulları ve kız Rüşdiyelerine kadın öğretmen yetiştirmek için bir Darü’l-muallimat açılmıştır. Bu açılan Darü’l-muallimat ileride kurulacak &#8220;İnas Darü’l-fünun&#8221;un öğrenci kaynağını oluşturacaktır. 1889- 1890 tarihlerinde ve Münif Paşa’nın emriyle Darü’l-muallimin-i Aliye açılmış ve burada Fen ilmine ağırlık verilmiştir. Tanzimat sonrasında açılan Öğretmen okulları medreselerin etkisinde kalmıştır. İlk Darü’l Muallimin-i Sıbyan müdürü yeni bir alfabe girişiminde bulunan Ahmet Cevdet Efendi(1871)’dir. Fakat öğrenci velileri tarafından okul 1 yıl öğretime ara vermek zorunda kalmıştır. </p>



<p>1848’de Darü’l-muallimin “Cerre Çıkma” geleneği kaldırılmıştır. Nedeni ise Ahmet Cevdet Efendi’ye göre Cerre çıkan kişilerin dilenci olmadığı eğitmen olduklarını savunmasıdır. Bu da öğretmenlik mesleğinin önemini ortaya koymuştur. Bu dönemde Darü’l-muallimin’de yetişen öğretmen adaylarının Sadrazam’a verdikleri dilekçe çok dikkate değerdir. Öğretmen adayları bu dilekçe ile dışarıdan atamalara karşı çıktıklarını belirtmişlerdir&#8230;</p>



<p></p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>



<p>Tarihte 4 Devir 4 Konu </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tanzimat-doneminde-ogretmen-yetistirme-cabalarina-ve-politikalarina-genel-bakis/">Tanzimat Döneminde Öğretmen Yetiştirme Çabalarına ve Politikalarına Genel Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tanzimat-doneminde-ogretmen-yetistirme-cabalarina-ve-politikalarina-genel-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞÜPHE SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/suphe-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/suphe-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 07:16:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2663</guid>

					<description><![CDATA[<p>O ki güvenden yoksun, yalnızlaştıran bir duygu. Ne mi? Şüphe… Şüphe; kuşku, işkillenme olarak da bilinir. İnsanın yaşam kalitesini düşüren, bazen yerli, bazen yersiz duygular karmaşasıdır. Herhangi bir durumdan hafif şüpheye düşmenin ne gibi bir zararı olabilir ki diyebilirsiniz. Haklısınız. Bu gayet insani bir durumdur. Sevmek gibi nefret etmekte insana ait bir duyguysa; güvenin yanında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/suphe-sorunsali/">ŞÜPHE SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<pre class="wp-block-code"><code>Öyle bir şey düşünün ki tıpkı düşünce gibi bulaşınca geçmesin?</code></pre>



<p>O ki güvenden yoksun, yalnızlaştıran bir duygu. Ne mi? Şüphe… Şüphe; kuşku, işkillenme olarak da bilinir. İnsanın yaşam kalitesini düşüren, bazen yerli, bazen yersiz duygular karmaşasıdır.</p>



<p>Herhangi bir durumdan hafif şüpheye düşmenin ne gibi bir zararı olabilir ki diyebilirsiniz. Haklısınız. Bu gayet insani bir durumdur. Sevmek gibi nefret etmekte insana ait bir duyguysa; güvenin yanında şüphe de öyle bir duygudur.</p>



<p>Doğa dahi tüm zıtlıklarıyla bizi karşılarken, bizler mükemmel olmayı bekleyemeyiz herhalde. İşte tam da bu noktada başlıyor zıtlıklarımızın sınırları. Sınırların aşıldığı noktada ise sorunsallarımız başlıyor.</p>



<p>Doğada gece veya gündüz vardır. Ay&#8217;ın aydınlık veya karanlık yüzü deriz. Tam ortası sadece gri renkte bir tanımlama olarak görebiliriz. Şüphede öyle bir şeydir aslında.</p>



<p>Güvenle güvensizlik arasına sıkışmış ama hiçbirine ait olamamış garip bir ruh halidir. Emin olunamayan bir duyguda güvensizliğe yakın olan bir şüphe ne kadar tehlikeliyse, tersi olan güvene yakın olan şüphe de bir o kadar tehlikelidir. Zira iş hissiyata kalmışsa kalbimizin bizi yanıltması da bir o kadar mümkündür.</p>



<p>Kim ne derse desin şüphe zihnimizin mahremine girip orayı istediği yönde kullanan bir virüs gibidir. Ve zihne bulaşan bu hastalığı saplandığı noktadan çekip koparmak pek de mümkün değildir. Beraberinde önyargıyı, ötekileştirmeyi, yalnızlık duygusunu, ansızın mutluluğu bozan kederi ve buna benzer karmaşık tüm kasvetli duyguları getirerek ruhumuzun dinginliğini bozan bir hissiyattır.</p>



<p>Peki şüphe iyi yönde olamaz mı diyebilirsiniz? Tabi ki olabilir. Böyle bir durumu irdelemiyoruz zira. Bu şüphe hali bizi güzel düşünme haline iteceğinden bir sorunsal arz etmiyor zaten. Sorun şu; ortada doğruluğu kesin olmayan bir şey yüzünden olumsuz şeyleri bir senaryo seklinde fotoğraflayarak, deyim yerindeyse; öküz altında buzağı aramakta.</p>



<p>Yaşamın kendi zaman akışında hepimiz farkında olarak veya olmayarak zihnen ve bedenen yoruluyoruz. Demem o ki yaşamın getirdiği zorunlu yorgunluklarımız varken bir de biz kendi zihnimizi anlamsız şüphelerle yormayalım. Güzel düşünüp yaşamın güzelliklerini kucaklayalım. Bırakalım hayatımızdaki tüm grilikler bir renkten ibaret olsun. Biz, bize düşen beyazı kucaklayalım.</p>



<p>Zihnimizin hep olumlu düşüncelerle dolu olduğu, şüpheden uzak güven dolu bugünlere ve tüm yarınlara…</p>



<p></p>



<p>Yazan: Güler ŞAHİN </p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="452" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2664" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-1.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-1.jpeg 678w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-1-600x400.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-1-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-1-300x200.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-1-630x420.jpeg 630w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>



<p></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/suphe-sorunsali/">ŞÜPHE SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/suphe-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞÖHRET OLMA SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sohret-olma-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sohret-olma-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 06:59:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şöhret, herkes tarafından bilinme ve tanınma serüvenin adıdır.&#160;Kendimizin dışında bir başkası tarafından ilgi ve alaka görmek bizleri çoğu zaman mutlu eden davranışlardır. Tanınmak, bilinmek, değer ve kabul görmek ruhumuzu okşayan önemli davranışlardır. Bu davranış biçimleri, bir noktada yaptığımız eylemlerin de pekiştireçleridir. Her bireyin kendini toplumda var etme yöntemi ve rengi aynı olmayabilir. Bunun nedeni ise [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sohret-olma-sorunsali/">ŞÖHRET OLMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şöhret, herkes tarafından bilinme ve tanınma serüvenin adıdır.<br>&nbsp;<br>Kendimizin dışında bir başkası tarafından ilgi ve alaka görmek bizleri çoğu zaman mutlu eden davranışlardır. Tanınmak, bilinmek, değer ve kabul görmek ruhumuzu okşayan önemli davranışlardır. Bu davranış biçimleri, bir noktada yaptığımız eylemlerin de pekiştireçleridir.</p>



<p>Her bireyin kendini toplumda var etme yöntemi ve rengi aynı olmayabilir. Bunun nedeni ise her bireyin yaşanmışlığının ve yeteneklerinin farklı olmasındandır. Bazısı zihinsel becerileri ile bazısı kinestetik yetenekleri ile, bazısı duygusal zekaları ile kendilerini başarılı bir şekilde ifade ederek var eder.</p>



<p>Kendini ifade edemeyen veya ifade etme yollarında ciddi sorunlar yaşayan bireyler de; içine kapanıklık, asosyallik ve özgüven eksikliği gibi ciddi sorunlar görülebilmektedir.</p>



<p>Kabul görme, toplumda var olabilme, kendini ifade edebilme davranış tutumları kuşkusuz insanı pozitif yönde etkileyen unsurlardır. Fakat toplumun sürekli onayına ihtiyaç duymak, onların alkışlarıyla yaşamaya çalışmak, yazılı ve görsel medyada yer alabilmek gibi kaygılar bireydeki sorunun; bizim de sorunsallığımızın ana konusunu oluşturmaktadır.</p>



<p>İnsan neden şöhret olmak ister ki? Günümüz popüler dünyasının bizlere bıraktığı en büyük kötü mirası; kolay yoldan tanınma ve şöhreti yakalama isteğidir. Büyük dünyamızı, küçük eğlencelere tercih ettiren kapitalist sistem, bizleri birbirimize kullandırmakta ve tüketmektedir.</p>



<p>İnsanların çok azı ünlüdür. Büyük çoğunluğu ise normal yaşantılara sahip insanlardır. Azınlığın çoğunluğa galip getirilmeye çalışıldığı, şöhret çılgınlığının yaşandığı, şöhret kavramının içinin boşaltıldığı, maneviyatın adına da rahmetlerin okutulduğu dönemlerdeyiz. Bu karmaşanın içerisinde var olmak isteyen nice insan çıkışı şöhret kapılarında arar oldu. Kimi zaman bu kimselerin şansı yaver gitti, şöhreti yakaladı; kimi zamanda şöhrete ulaşamadan kendilerini tükettiler.</p>



<p>Şöhret sorunsalı, psikolojik zemini olan bir sorunsallık halidir. Dört duvar arasına sıkıştırdığımız, sanal alemlere hapsettiğimiz, çevrenin ve hayatın doğallığından kopardığımız nice gençlerimiz, kendilerini yanlış yollardan ifade etmeye kalkıyor. Kendini tanımlamak istiyor. Kendisini tanıtmak istiyor. Ben de buradayım, beni de görün demek istiyor. Ama bizler çoğu zaman kendini göstermek isteyen gençlerimizi göremiyoruz. Onlara destek olmuyoruz. Onları en acımasız şekilde aşağılıyor, eleştiriyoruz. Yetmiyormuş gibi bir de onları rencide ediyoruz. Sonuç, maneviyatını yitirmiş bir yığın gençlik ve kayıp nesil!</p>



<p>Yıldızlar gibi parıldamak isteyen gençlerimizi kazanabilmemiz ya da yıldızlar gibi kayıp giden nesillerimizi kurtarabilmemiz için ne mi yapmalıyız?</p>



<p>Kendini tanıyan, kendini seven bireyler yetiştirmeliyiz. İnsancıl temelli eğitim planları ve programlarını geliştirmeliyiz. Küçük yaşlardan başlayarak her bireye başarı duygusunu hissettirmeliyiz. Sevgi ve saygıyı toplumun tüm katmanlarına aşılayabilmeliyiz. Her bireyde olumlu kimlik gelişimine hep birlikte katkılar sunabilmeliyiz. Güvenilir insan olmayı başardıkça bize bakan gözler artar. Can oldukça biz, cananlar sarar yaşamımızı. Kabul ve onayın yolu güvenilir olmaktan ve canlara dokunmaktan geçer.</p>



<p>Kaderiniz ellerinizde, elleriniz vicdanınızda olsun…</p>



<p></p>



<div class="wp-block-cover"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="270" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2660" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1.jpeg 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-1-300x169.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sohret-olma-sorunsali/">ŞÖHRET OLMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sohret-olma-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENTLİ OLAMAMA SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kentli-olamama-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kentli-olamama-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2023 08:07:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kentli Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kent (City), diğer adıyla şehir olarak bilinen tüzel ve yönetimsel yerleşim yerlerine verilen isim diyebiliriz. Kent, örgütlü insan kitlelerinin, düzen ve kanun eğilimli ilişkilerin yürütüldüğü üst düzey yerleşim yeridir. Kent, bir endüstridir. Üretimin kollektif bir şekilde gerçekleştirildiği yaşam alanıdır. Bilimin, sanatın, edebiyatın ve tüm kültürel faaliyetlerin etkinliğini içine alan yaşayan hareketliliğin adıdır. Kentin birey ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kentli-olamama-sorunsali/">KENTLİ OLAMAMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kent (City), diğer adıyla şehir olarak bilinen tüzel ve yönetimsel yerleşim yerlerine verilen isim diyebiliriz. Kent, örgütlü insan kitlelerinin, düzen ve kanun eğilimli ilişkilerin yürütüldüğü üst düzey yerleşim yeridir.</p>



<p>Kent, bir endüstridir. Üretimin kollektif bir şekilde gerçekleştirildiği yaşam alanıdır. Bilimin, sanatın, edebiyatın ve tüm kültürel faaliyetlerin etkinliğini içine alan yaşayan hareketliliğin adıdır.</p>



<p>Kentin birey ve topluma olumlu katkıları olduğu gibi bazı olumsuz etkileri de vardır. Sorunsallık açısından baktığımızda kentin birçok olumsuzluğu vardır. Trafik sorunu, çevre kirliliği, kitle psiko-hareketliliği, canlı bir dinamizm, kural ve düzene olan sıkı bağlılık gibi örneklerini sıralayabiliriz.</p>



<p>Kentli olmak ve bir kentli gibi yaşayabilmek, ciddi bir zihni entelektüellik gerektirir. Kendine kolayca çevre bulabilen insanoğlu, kentte kendinden olmayanı ötekileştirmeden kabul eder. Kent yaşamında uygar yaşam inşa edilir. Okuma-yazma oranının yüksek olduğu bireylerden kurulu bir yerleşim alanında kişilerin aralarında kurduğu ilişki iklimi kentin dokusunu şekillendiren önemli unsurlardandır.</p>



<p>Herkes kentte yaşar, fakat herkes kentli midir sorarım sizlere? Kent sorunsalı açısından bakıldığında kentlerde yaşayan bizler ne kadar kentliyiz?</p>



<p>                            ***</p>



<p>Kentte yaşarız kaçımız kentliyiz?</p>



<p>Millet köylü kurnazı, bizler enayiyiz.</p>



<p>Kolay yoldan yükünü tutturmada,</p>



<p>Hem hayıflanır hem de seviniriz.</p>



<p>Kentli olmak görgü ister, benciliz! </p>



<p>Başkalarının hakkına riayet etmeyiz.</p>



<p> Rüşvet verip, adam kayırmada,</p>



<p>Hem söylenir hem de severiz.</p>



<p> Kentli kanun bilir, bizler düzensiz.</p>



<p>Düzen bileni kendimize benzetiriz.</p>



<p>İhmalkar davranıp, kesilen cezada,</p>



<p>Hem küfredip hem de haklı geçiniriz.</p>



<p>Kentli sanat bilir, bizler düşte köylüyüz.</p>



<p>Yaşarken ait olduğumuz gurubun kölesiyiz.</p>



<p>Cemaat vari davranıp, hesap sormada,</p>



<p>Hem hümanist hem demokrat geçiniriz.</p>



<p></p>



<p>                           ***</p>



<p>Kent yaşamında; can güvenliği, ihtiyaçların kolayca karşılanması, kültürel etkileşimin insana kattığı değer, iş bulma ve üretim süreçlerinde yer alma kolaylığı, yeni nesillerin dikey nüfus hareketliliği sürecinde hizmet alma fırsatı vardır.</p>



<p>Kültürlerimiz kadar zengin, medeniyet kokan mazisindeki varlık kadar engin, her milletten rengin yaşar sende, yaşar ey Anadolu&#8217;m ve kentim, yaşarım, yaşamalıyım seninle…</p>



<p></p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="570" height="538" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2655" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images.jpeg 570w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-150x142.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-300x283.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/07/images-445x420.jpeg 445w" sizes="auto, (max-width: 570px) 100vw, 570px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kentli-olamama-sorunsali/">KENTLİ OLAMAMA SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kentli-olamama-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NE DERLER SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ne-derler-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ne-derler-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jun 2023 14:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Dedikodu]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Lâmekani]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Derler]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2650</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkalarının dediklerini önemsemek kıymetli bir duruştur. Fakat başkalarının ne dediğini sorgulayarak doğru davranışı sergilemek daha kıymetli bir duruştur. Ne derler diye ona göre yaşamak ise kendisi olamadan yaşayan, bağımlı insanların duruşudur. Sorunsallık açısından ne derler sorunsalı; birey olamamış, ait olduğu klanın dışındaki dünyayı yaşayamamış veya yaşamakla ilgili basmakalıp önyargıların esaretinde boğulmuş kişilerin davranışlarından doğan sorunsallıktır. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ne-derler-sorunsali/">NE DERLER SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Başkalarının dediklerini önemsemek kıymetli bir duruştur. Fakat başkalarının ne dediğini sorgulayarak doğru davranışı sergilemek daha kıymetli bir duruştur. Ne derler diye ona göre yaşamak ise kendisi olamadan yaşayan, bağımlı insanların duruşudur.</p>



<p>Sorunsallık açısından ne derler sorunsalı; birey olamamış, ait olduğu klanın dışındaki dünyayı yaşayamamış veya yaşamakla ilgili basmakalıp önyargıların esaretinde boğulmuş kişilerin davranışlarından doğan sorunsallıktır.</p>



<p>Ne derler, acep beni kınarlar mı? gibi düşüncelere sahip insanların ruh halleri, içinde sorunsallıklar barındıran davranış biçimleridir. Ne derler düşüncesini önemseyenlerin, söyleyeceği sözü ve kendine güveni olmayan bireylerin en çok korktukları şeyler; başkaları tarafından kınanmak ve başkaları için eleştiri konusu olmaktır. Bu korkuya sahip bireylerin sosyalleştiği grubun dışına çıkma endişesi de bir başka korkunun doğmasına neden olmaktadır.</p>



<p>Hayatımızda ne derlerin doğmasına neden olan birçok faktör vardır. Bunların bazıları; bireyin cehaleti, bireyin eğitimsizliği, sosyal çevrenin seviyesi ve baskın kimliklerin dünya algısı olarak sıralayabiliriz. Mahalle baskısı, töreler, gelenekler, cemaat adetleri ve cemiyet tutumları gibi bazı olumsuz uygulamaları içerisinde barındıran statik davranış türevselleri; bireyselliği ve bireyi olumsuz etkileyen yapılar içerebilmektedir.</p>



<p>Kişi doğru ise başkalarının ne dediği pek de önemli olmasa gerek!</p>



<p>Yaşadığım çevre bana ne der bakış açısı; bir nebze bireyi dizginleyen, disipline eden, yanlışlar yapmaktan alıkoyan bazı yararlı etkileri olabilir.</p>



<p>Kendini bilen, kendini tanıyan ve kendi olabilmeyi başarabilmiş olan bizler yaşarken birçok şeyi deneyimleriz. Yeni tecrübeler kazanır, algı dünyamızı genişletip kendimizi geliştiririz. Farklılıkları tanırız. Tanıdıkça da kalıplaşmış önyargılarımızı aşabiliriz. Kendimizi tekrarlayan davranışların dışına çıkarız. Kendi potansiyellerimizin farkına varırız. Kendimize özgüvenimiz gelir; hayatımızı ve değerlerimizi yeniden inşa ederiz.</p>



<p>Ne derler sorunsalını çökertebilmek için; yaşamsal, bilimsel ve insancıl bir eğitime ihtiyacımız var. Yaşamımızda edindiğimiz tecrübeyle birlikte keşfetme, araştırma, sorgulama, kendini tanıma, analiz etme/sentezleme, planlama ve değerlendirme gibi bizleri iyi ve güzele taşıyacak zihinsel tutumlara ihtiyacımız var.</p>



<p>Doğru düşündüğünden ve davrandığından emin olan insanların diğerleri üzerindeki yok sayma, iletişimden kaçınma, ötekileştirme sorunsalı da vardır. İletişim, etkileşim ile farkındalık yaratma çabaları önemidir.</p>



<p>Kendini tanıyan, özgüveni yüksek bireylerin yetiştirildiği, her bireyin kendi kendisini yönetebildiği, menfaatleri için insanlar üzerinden güçlerini pekiştiren kişilerin tükendiği, akıl dışı geleneklerin terk edildiği, mahalle baskılarının son bulduğu yaşanılası yarınlara…</p>



<p>Hayatınız sizin iradenizde, özgürlüğünüz daim olsun&#8230;</p>



<p></p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="679" height="452" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2651" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-1.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-1.jpeg 679w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-1-600x399.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-1-150x100.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-1-300x200.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-1-631x420.jpeg 631w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ne-derler-sorunsali/">NE DERLER SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ne-derler-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VEFASIZLIK SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/vefasizlik-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/vefasizlik-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2023 08:11:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Vefasızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2646</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vefasızlık örneği sergileyenlere toplumca yakıştırdığımız bazı söz ve sözcükler vardır. Bunlardan bazıları; nankör, koyunda beslenilen yılan, can evinden vuran ve vefasız gibi sözcüklerdir. Vefasızlık içerisinde aldatmayı, ihaneti ve ihtirası barındıran üst düzey davranış sorunsalıdır.Hayatımızda bizi en çok yoran, bize en çok ağır gelen, kuşkucu olmamıza neden olan, kendimizi sorgulattıran, içimize bir taş gibi oturan, bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/vefasizlik-sorunsali/">VEFASIZLIK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<pre class="wp-block-code"><code>Vefa, en içli tarafından sevgide devamlılık demektir. Vefasızlık ise, muhabbetle beslenilen bazen de büyütülen kişilerden gelen beklenmedik davranışlardır.</code></pre>



<p>Vefasızlık örneği sergileyenlere toplumca yakıştırdığımız bazı söz ve sözcükler vardır. Bunlardan bazıları; nankör, koyunda beslenilen yılan, can evinden vuran ve vefasız gibi sözcüklerdir.</p>



<p>Vefasızlık içerisinde aldatmayı, ihaneti ve ihtirası barındıran üst düzey davranış sorunsalıdır.<br>Hayatımızda bizi en çok yoran, bize en çok ağır gelen, kuşkucu olmamıza neden olan, kendimizi sorgulattıran, içimize bir taş gibi oturan, bir türlü kabullenemediğimiz, kendimizi affedemediğimiz ve kendimizi aldatılmış hissettiren duygunun adı değil midir vefasızlık?</p>



<p>Vefasızlık, affedilmesi zor olan ve insanda güven duygusunu sarsan ağırlığı hiçbir ölçüm aracı ile tespit edilemeyen bir duygudur!</p>



<p>Vefasızlığı bize en iyi anlatan atasözlerimiz vardır. Bunlardan biri de; &#8220;Besle kargayı oysun gözünü&#8221; sözüdür.</p>



<p>Vefasızlığı en iyi anlatan öykülerimizden biri de Pir Sultan Abdal&#8217;ın başından geçenidir. &#8220;…Pir Sultan, asılmadan önce Hızır Paşa buyruğuna yenisini ekler.<br>Hızır Paşa:<br>“Herkes Pir Sultan’ı taşlayacaktır. Taşlamayanlar ölümle cezalandırılacaklardır.”der.</p>



<p>Pir Sultan’ın asılmasını izlemeye gelenler ellerine taşlar alıp atmaya başlarlar ona. Ama hiçbir taş değmez Pir Sultan’a. Pir Sultan’ın musahibi(yol arkadaşı) Ali Baba’da bu buyruğa uymak zorunda kalır. O pirine taş atabilir mi hiç? Bir gül alır eline ve gizlice Pir Sultan’a fırlatır. Pir sultan, Ali Baba’nın kendisine gül attığını görür ve çok üzülür. İdam sehpasında şu sözleri söyler: &#8220;Dostun attığı gülden yaralanmışım.&#8221; Vefa öyle bir değerdir ki son nefeste dahi karşıdan beklenilen hassas bir duygudur.</p>



<p>Vefa duygusu küçük yaşlarda çocuklarımıza kazandırılması gereken bir duygu ve davranış biçimidir. Ailelerimizde, eğitim kurumlarımızda ve yaşadığımız toplumda vefa duygusunu geliştirmeliyiz. Bizler vefa duygusunu önemseyip çocuklarımızda geliştirirken, vefasızlığın da ne kadar kötü bir şey olduğunu çocuklarımıza en iyi şekilde anlatılmalıyız.</p>



<p>Sevgilerin çoğaltıldığı, vefanın korunabildiği, dostlukların baki kaldığı, ahd-i vefanın kutsallarımızdan biri olduğu, nankörlüğün son bulduğu, Bozatlı Hızır&#8217;ların neslinin tükendiği, insanlığın öldürülmediği, sevgi ve yüreklerin tükenmediği, yalın yaşanılası yarınlara…</p>



<p>Sevgi yüreğinizde, vicdanınız daim sizinle olsun…</p>



<p></p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="499" height="615" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2647" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2.jpeg 499w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-487x600.jpeg 487w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-150x185.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-300x370.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-324x400.jpeg 324w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/images-2-341x420.jpeg 341w" sizes="auto, (max-width: 499px) 100vw, 499px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/vefasizlik-sorunsali/">VEFASIZLIK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/vefasizlik-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STRES SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/stres-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/stres-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jun 2023 06:06:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stresi, gündelik yaşantıda karşılaşılan sorunlar sonrası bireyde görülen &#8220;gerginlik&#8221; ya da durumların etkisi ile kendisini &#8220;baskı&#8221; altında hissetme olarak tanımlayabiliriz. Bizler, toplumda stresin farklı türleriyle birlikte yaşamaktayız. Bunları iş stresi, sınav stresi, geçim stresi, yetişme/yetiştirme stresi, var olma stresi gibi sıralayabiliriz. Modern dünya ve kent yaşamındaki hareketlilik, teknolojik gelişmeler ve yeni dünya düzenin etkileri ile [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/stres-sorunsali/">STRES SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Stresi, gündelik yaşantıda karşılaşılan sorunlar sonrası bireyde görülen &#8220;gerginlik&#8221; ya da durumların etkisi ile kendisini &#8220;baskı&#8221; altında hissetme olarak tanımlayabiliriz. Bizler, toplumda stresin farklı türleriyle birlikte yaşamaktayız. Bunları iş stresi, sınav stresi, geçim stresi, yetişme/yetiştirme stresi, var olma stresi gibi sıralayabiliriz.</p>



<p>Modern dünya ve kent yaşamındaki hareketlilik, teknolojik gelişmeler ve yeni dünya düzenin etkileri ile bizler stresi yoğun bir şekilde hayatımızın her alanında hissetmekteyiz. Stres, birçok hastalığımızın da asli kaynağıdır.</p>



<p>Stres, yaşam kalitemizi düşüren ve sağlık sorunları yaşamamıza neden olan hayati sorunsallarımızdandır. Stres, en uç noktada psikolojik sorunlara yol açar ve bununla da kalmayarak yaşamımızı da mahveder.</p>



<p>Stresin bizlerde yarattığı yan etkiler; gerginlik, doğru karar verememe, agresiflik, tahammülsüzlük, yanlış alışkanlıklar ve tutumlar olarak sıralayabiliriz. Toplumsal gerginlikler, işlenilen suçlar ve daha nicesi; bireyde meydana gelen çözülmelerin yani stresin de işin içinde olduğu ruhsal krizler hayatımızı etkileyen sorunlardır.</p>



<p>Gündelik hayatımızda karşılaştığımız ve tanık olduğumuz birçok olay ve olayların birden fazla sonuçları vardır. Sonuçları iyi yönde olanları bizi pozitif yönde etkilerken olumsuz olanları ise bizi negatif yönde etkiler.</p>



<p>Eğer bizler olaylara büyük anlam yüklüyorsak olayların üzerimizdeki etkisi de bir hayli büyük oluyor. İşte olaylara yüklediğimiz anlamlar kadar yaşadığımız gerginlik/baskı yani stres de o kadar büyük olur. Beklenti derecesine bağlı olarak bizlerde görülen başaramama ve kaybetme duygusu kaygı düzeyimizi arttırır. Kaygı düzeyimiz arttıkça da stres kat sayımız tavan yapar.</p>



<p>Stresin derecesini sadece bizler belirlemeyiz. Çünkü bizlerin yaşamında aile ve çevremizin de etkisi büyüktür. Bundan dolayı bizlerin beklentisine bir de ailemizin ve çevremizin beklentileri de eklenince bizler kendimizi yoğun baskı ve gerginlik hali içerisinde buluruz.</p>



<p>Tüm canlılar istemediği iki seçenekten birini tercihe zorlandığı her durumda stres yaşanır. İlgi, yetenek ve becerilerine uygun olmayan beklentiler stres kaynağıdır. Sonuç odaklı düşünen ve negatif enerji yüklü herkes strese girer. Kaygı ve stresi yönetme becerileri kazanabiliriz.</p>



<p>Bizler kendi sınırlarımızı, yeteneklerimizi ve ne yapabileceklerimizi tanıdığımız oranda hedeflerimize ve beklentilerimize ulaşabiliriz. Bu durum kaygımızın ve aynı oranda da stres düzeyimizin düşük olmasına neden olur. Bunun sonucunda strese bağlı rahatsızlıklarımızı kendimizden uzaklaştırmış oluruz. Stresi hayatımızdan uzaklaştırmak istiyorsak; gerçekçi hedefler, doğru kılavuz ve doğru yaşantıyı tercih etmeliyiz.</p>



<p>Kendimizi stresten arındırdığımız, başkaları tarafından anlaşılabildiğimiz, kendimizi rahatlıkla ifade edebildiğimiz yaşanılası yarınlara…</p>



<p>Huzur evimiz, kaygı ve baskı hepimizden uzak olsun.</p>



<p></p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar</p>



<p>Veysel ŞAHİN (Lâmekani)</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="382" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2641" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_090327-1.jpg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_090327-1.jpg 576w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_090327-1-150x99.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/IMG_20230616_090327-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 576px) 100vw, 576px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/stres-sorunsali/">STRES SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/stres-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HOŞGÖRÜSÜZLÜK SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hosgorusuzluk-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hosgorusuzluk-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 03:02:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2632</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;İnsana yakışır insanlıkla kalmak. Her cana aynı nazardan bakmak.&#8221; (Lamekani) Hoşgörüyü, bir varlığı veya durumu olduğu gibi kabullenme, değiştirmeden saygı dilini geliştirebilme ve koşulsuz kabul olarak ifade edebiliriz. Doğa bile tüm güzelliklerini koşulsuz sunarken insana, insanoğlu neden kıyar güzelliğini tüm canlıya sunan doğaya? Hoşgörüyü ve hoşgörülü olmayı her bir birey ilk önce ailesinden öğrenir. Yaşadığı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hosgorusuzluk-sorunsali/">HOŞGÖRÜSÜZLÜK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;İnsana yakışır insanlıkla kalmak. Her cana aynı nazardan bakmak.&#8221; (Lamekani)</p>



<p>Hoşgörüyü, bir varlığı veya durumu olduğu gibi kabullenme, değiştirmeden saygı dilini geliştirebilme ve koşulsuz kabul olarak ifade edebiliriz.</p>



<p>Doğa bile tüm güzelliklerini koşulsuz sunarken insana, insanoğlu neden kıyar güzelliğini tüm canlıya sunan doğaya?</p>



<pre class="wp-block-code"><code>Hoşgörüsüzlük sorunsalımızın temelini oluşturan sorunun ana kaynağı sevgisizlik, koşulsuz kabulsüzlük ve saygısızlıktır. Çevremizde karşılaştığımız veya gördüğümüz hoşgörüden yoksun nice insanların ortak yönü farkındalıkları, farklılıkları ve öteki olanı kabullenmemiş olmalarıdır.</code></pre>



<p>Hoşgörüyü ve hoşgörülü olmayı her bir birey ilk önce ailesinden öğrenir. Yaşadığı sosyal çevrenin etkisiyle de geliştirir, büyütür ve algı dünyasını renklendirir.</p>



<p>Küçük yaşlarda başlamıyor muyuz bizler hayata! Ve hayatın her alanında aramıyoruz nezaketi, hoşgörüyü ve görgüyü en kalitesinden.</p>



<p>Bakkal, market ve fatura kuyruklarında, alış-veriş yerlerinde, kamusal alanlarda, kaldırımı paylaşırken başkalarıyla bizler aramıyor muyuz en insanisinden nezaketi ve empatiyi!</p>



<p>Vicdan aynasında özünü bulmuş nice gönül insanları yaşadı bu yaşadığımız dünyada. Koşulsuz sevgileriyle gönüllerimizi, öğretileriyle de hayatımıza renk veren; cinsiyet, renk, etnik ve coğrafya ayırımı belasına düşmeden herkesi kardeş gören bu gönül insanları değil mi!<br></p>



<p>Hoşgörü, son zamanlarda ne yazık ki tükettiğimiz değerlerden biri haline geldi. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış durumda.</p>



<p>Çekememezliğin diz boyu olduğu, dedikoduların arttığı, nice adamların yendiği, intiharların çoğaldığı, yuvaların pek çabuk dağıldığı, saygısızlığın yol alıp yürüdüğü, insani değerlerin çarçur edildiği, psikolojik rahatsızlıkların gün geçtikçe arttığı, dili-dini-mezhebi-rengi-cinsiyeti-mahallesi-ait olduğu grupları farklı olduğu için insanların aşağılandığı zor zamanlardayız.</p>



<p>Polyannacılığa kaçmadan şiddete taraf olmadan kabul görmeliyiz bu hayatta.</p>



<p>Sevgide israfın yapıldığı, nezaketin bir kadın isminden çok fazlası olduğunun hatırlandığı, duyguların metalaşmadığı samimi, hisli ve hoşgörülü yaşanılası güzel yarınlara koşulsuz sevgiyle kalasınız.</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine: Aforizmalar/ Veysel ŞAHİN</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="635" height="878" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2633" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521.jpg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521.jpg 635w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521-434x600.jpg 434w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521-150x207.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521-300x415.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521-600x830.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521-304x420.jpg 304w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/06/FB_IMG_1686625101521-608x840.jpg 608w" sizes="auto, (max-width: 635px) 100vw, 635px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hosgorusuzluk-sorunsali/">HOŞGÖRÜSÜZLÜK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hosgorusuzluk-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK HALKININ DİRİLİŞİ: 19 MAYIS</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/turk-halkinin-dirilisi-19-mayis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/turk-halkinin-dirilisi-19-mayis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 May 2023 03:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun&#039;a Çıkış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk halkının tarihinde koca olaylar, hayati dönüm noktaları ve destanlaşan öyküleri vardır.&#160; Bunların en başında yok olmaya yüz tutmuş Türk halkının varoluş mücadelesi ve yeni Türkiye devletinin bedeller ödenerek kuruluş öyküsü yer almaktadır. 19 Mayıs 1919’da Türk milleti için çıktığı yolu kendi doğum günü olarak tayin eden Mustafa Kemal ve onunla kahramanlaşan ecdadın destanıdır. Büyük [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/turk-halkinin-dirilisi-19-mayis/">TÜRK HALKININ DİRİLİŞİ: 19 MAYIS</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk halkının tarihinde koca olaylar, hayati dönüm noktaları ve destanlaşan öyküleri vardır.&nbsp; Bunların en başında yok olmaya yüz tutmuş Türk halkının varoluş mücadelesi ve yeni Türkiye devletinin bedeller ödenerek kuruluş öyküsü yer almaktadır.</p>



<p>19 Mayıs 1919’da Türk milleti için çıktığı yolu kendi doğum günü olarak tayin eden Mustafa Kemal ve onunla kahramanlaşan ecdadın destanıdır. Büyük Nutku’nda Gazi Mustafa Kemal 19 Mayıs’ın önemini Türk tarihi açısından bir milletin uyanışı olarak nitelendirmiş ve Nutku’n açılışını 19 Mayıs 1919 ile başlatmıştır.</p>



<p>19 Mayıs 1919 tarihini değerli kılan şey nedir?&nbsp; Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanan Mondros Ateşkes ile vatan toprağı düşman tarafından işgale uğramış, Türk halkı esir ve bitap düşmüştü. Tam da umutlar bitiyor derken Türk ulusunun direniş sembolü olan Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun&#8217;a çıkmış ve Türk halkının umudu haline gelmiştir. İşte 19 Mayıs 1919 Türk halkının diriliş tarihinin yazıldığı,&nbsp; büyük önder Mustafa Kemal ile&nbsp; onurlu ve vatanı için ölmeye hazır Türk halkının Milli Mücadeleyi başlattığı tarihin kendisidir. Kısacası Mustafa Kemal’in Türk halkıyla yeniden doğduğu tarihtir.<br>Milli Mücadelenin başarıya ulaşmasından sonra “19 Mayıs” Türkiye halkının yeniden doğuşu olarak kutlanmış ve kutlanmaya devam etmiştir. 19 Mayıs, “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilk olarak 24 Mayıs 1935&#8217;te &#8220;Atatürk Günü&#8221; adı altında kutlanmıştır. Kutlanmasında ve Spor Bayramı olarak da adlandırılmasında Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray spor kulüplerinin binlerce sporcusuyla katılmasının büyük katkısı olmuştur.</p>



<p>Milli Mücadelenin 104. yılını andığımız bugünlerde bütün vatandaşlarımızın 19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutlar, nice bayramları birlik ve beraberlikle kutlamayı temenni ederiz.&nbsp;</p>



<p>Tarihçi- Yazar&nbsp;<br>Veysel ŞAHİN</p>



<div class="wp-block-cover"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="616" height="497" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2622" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/images-2-1.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/images-2-1.jpeg 616w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/images-2-1-600x484.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/images-2-1-150x121.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/images-2-1-300x242.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/images-2-1-521x420.jpeg 521w" sizes="auto, (max-width: 616px) 100vw, 616px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/turk-halkinin-dirilisi-19-mayis/">TÜRK HALKININ DİRİLİŞİ: 19 MAYIS</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/turk-halkinin-dirilisi-19-mayis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HUKUK SORUNSALI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hukuk-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hukuk-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 May 2023 08:53:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsallık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk, adaletin şah damarı, toplumun bekası, birlikte yaşama ülküsünün güvencesi, hakikatin teminatı, düzenin meşru zemini, asayişin yasal hali gibi sözcüklerle tanımlayabiliriz. Hukuk sorunsalının temelinde “kanunların ruhu” ve “hukukun üstünlüğü” ilkesinin yaşamsallığı yatmaktadır. Kanunların sürekli değiştiriliyor olması ya da kanun maddelerinin sürekli çoğaltılıyor olması ile hukuk devleti olunamayacağını kural koyucularının bilmesi gerekir. Kişiye göre değişebilen, çıkar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hukuk-sorunsali/">HUKUK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hukuk, adaletin şah damarı, toplumun bekası, birlikte yaşama ülküsünün güvencesi, hakikatin teminatı, düzenin meşru zemini, asayişin yasal hali gibi sözcüklerle tanımlayabiliriz.</p>



<p>Hukuk sorunsalının temelinde “kanunların ruhu” ve “hukukun üstünlüğü” ilkesinin yaşamsallığı yatmaktadır. Kanunların sürekli değiştiriliyor olması ya da kanun maddelerinin sürekli çoğaltılıyor olması ile hukuk devleti olunamayacağını kural koyucularının bilmesi gerekir. Kişiye göre değişebilen, çıkar gruplarına hizmet eden hukukun halk nezdinde inandırıcılığını yitirmesi muhtemeldir.</p>



<p>Suç oranın az olduğu, asayiş ve düzenin sağlanabildiği toplumlarda iki şeyin birbiriyle ilintili ve paralel bir şekilde uyumlu ilerleyebildiği görülmektedir. Biri eğitim ötekisi ise adalettir. İnsan hakları ihlallerinin yaşandığı ülkelerde ciddi eğitim sorunsalları da bulunmaktadır.</p>



<p>Kanunlar, yaptırım güçlerini bağımsızlıklarından alırlar. Yürütmenin ve diğer erklerin çekim gücüne tutulmuş yargı elbet bir gün çözülmeye, çürümeye, iltimasa ve rüşvetin kucağına düşecektir. Bu sorunsalın çözümü ise yargının şeffaf bir şekilde diğer erklerden ayrılması ve bağımsızlaşmasına bağlıdır.</p>



<p>Yargı temsilcileri ve dağıtıcıları olan hakimler, savcılar ve avukatların; vicdana, evrensel ahlaka ve hipoteksiz akla her daim ihtiyaçları olacaktır. Çünkü bu unsurlar hem kendi varlıklarının teminatı için hem de adaletin ezelden beri muhtaç olduğu kudretli iradenin yaşatılması için elzemdir.</p>



<p>Adalet mülkün temelidir. Adaletin temeli ise vicdandır. Vicdan, evrensel ahlak prensiplerine sahip, kaliteli eğitim ile yetiştirilmiş, sevginin hakim olduğu ailelerde kazanılır.</p>



<p>İnsanların temel haklarından mahrum bırakılmadığı, adil yargılamaların olduğu, kanunların çiğnenmediği, yargının bağımsız olduğu, kişi hukukundan çok vatandaşlar hukukunun olduğu, adil yargılamaların olduğu, rüşvetin-yolsuzluğun-iltimasın yaşanmadığı, vatandaşların hak ve hukuklarının korunabildiği, laik-sosyal-demokratik devlet ilkelerinin kanunlarla sürdürülebildiği yaşanılası bir yurtta ve dünyada hep birlikte yaşamaya…</p>



<p>Vicdanınızla kalın…</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="847" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2615" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123.jpg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123-510x600.jpg 510w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123-150x176.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123-300x353.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123-600x706.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123-696x819.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123-357x420.jpg 357w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/05/IMG_20221028_073950_123-714x840.jpg 714w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hukuk-sorunsali/">HUKUK SORUNSALI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hukuk-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FARKLI GÖRÜNME</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/farkli-gorunme/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/farkli-gorunme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Apr 2023 06:14:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Farklı Görünme]]></category>
		<category><![CDATA[Öteki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşadığımız yerkürede biz insanoğlunun karşılaştığı ciddi sorunlarından biri de &#8220;farklı görünme&#8221; isteği veya farklı görünmek için ortaya konan mesai israfıdır. İnsanın hep kendinden kaçışı, üstünü örtünmeye çalıştığı geçmişinin olması farklı görünme sorunsalının kaynağıdır. Toplumsal ve bireysel dayatmaya isyan edenler, yaşadığı toplumun normlarına uyum güçlüğü çekenler, göçler sonucu kaynaşamayanlar, baskın kültürel değerleri içselleştiremeyenler, bencilliğe sapanlar ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/farkli-gorunme/">FARKLI GÖRÜNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaşadığımız yerkürede biz insanoğlunun karşılaştığı ciddi sorunlarından biri de &#8220;farklı görünme&#8221; isteği veya farklı görünmek için ortaya konan mesai israfıdır. İnsanın hep kendinden kaçışı, üstünü örtünmeye çalıştığı geçmişinin olması farklı görünme sorunsalının kaynağıdır.</p>



<p>Toplumsal ve bireysel dayatmaya isyan edenler, yaşadığı toplumun normlarına uyum güçlüğü çekenler, göçler sonucu kaynaşamayanlar, baskın kültürel değerleri içselleştiremeyenler, bencilliğe sapanlar ve çıkarları için yaşadığı toplumun bireylerine benzemek zorunda kalanlar önemli sorunlarımızdandır.</p>



<p>Çevremizde ve yaşam alanlarımızın genelinde &#8220;Olduğu gibi görünen ve göründüğü gibi olan&#8221; bireylerin sayısında ciddi bir azalma görülmektedir. Bunun temel nedeni insanlarımızın büyük çoğunluğunun hayatından mutlu olamamasıdır. Bununla birlikte kendisiyle ve yaşadığı çevreyle barışık olamamasından kaynaklanmaktadır.</p>



<p>Önemsenmemiş, sevgiden mahrum bırakılmış, metaların bağrına itilmiş, kökleri unutturulmuş, okumaktan soğutulmuş, kavram çelişkisi yumağına düşmüş, sanattan koparılmış ve ar damarı kopmuş bireylerden oluşan bir toplum haline maalesef geldik. Eleştiriyi küfür, farklılıklarımızı eksiklik, dostu düşman olarak gören başkalaşım geçirmiş bir ruh haline büründük ve kendimizden kaçarak içte ve dışta bölündük durduk.</p>



<p>Kaçar olduk iyilikten, duramaz olduk yan yana, sevinçte ve kıvançta görülemedik hep birlikte, düşen canlarımızı basamadık bağrımıza.</p>



<p>Bir canımız var, bir tane de mavi bilyemiz. Sahip çıkmalıyız kendimize ve değerlerimize. Tanımalıyız kendimizi, utanmamalıyız kusurlarımızı görmede…</p>



<h1 class="wp-block-heading">Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar</h1>



<h1 class="wp-block-heading">VeyselŞahin</h1>



<div class="wp-block-cover"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="716" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2611" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1682748454546.jpg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1682748454546.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1682748454546-600x597.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1682748454546-150x149.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1682748454546-300x298.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1682748454546-696x692.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1682748454546-422x420.jpg 422w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/farkli-gorunme/">FARKLI GÖRÜNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/farkli-gorunme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YERYÜZÜNÜN YAŞAM ÖLÇEĞİ VE GEZEGEN ADLARININ TARİHSEL KÖKENLERİ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yeryuzunun-yasam-olcegi-ve-gezegen-adlarinin-tarihsel-kokenleri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yeryuzunun-yasam-olcegi-ve-gezegen-adlarinin-tarihsel-kokenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 07:57:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Ölçeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2594</guid>

					<description><![CDATA[<p>-15.0 MİLYAR YIL ÖNCE BÜYÜK PATLAMANIN GERÇEKLEŞMESİ.-12.5 MİLYAR YIL ÖNCE SAMANYOLU’NUN OLUŞMASI.-4.55 MİLYAR YIL ÖNCE GÜNEŞ ÇEKİRDEĞİNİN OLUŞMASI.-4.5 MİLYAR YIL ÖNCE GEZEGENLERİN OLUŞMASI. GEZEGENLERMERKÜREn küçük gezegendir. Merkür, yörüngesinde Dünya&#8217;dan 1.6 kat fazla hızla ilerler ve gökyüzümüzden de hızlı geçer. Merkür&#8217;ün en kurnaz ve en hızlı tanrı olduğuna inanılırdı. Bu ismin bu özelliğinden dolayı verildiği düşünülüyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yeryuzunun-yasam-olcegi-ve-gezegen-adlarinin-tarihsel-kokenleri/">YERYÜZÜNÜN YAŞAM ÖLÇEĞİ VE GEZEGEN ADLARININ TARİHSEL KÖKENLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>-15.0 MİLYAR YIL ÖNCE BÜYÜK PATLAMANIN GERÇEKLEŞMESİ.<br>-12.5 MİLYAR YIL ÖNCE SAMANYOLU’NUN OLUŞMASI.<br>-4.55 MİLYAR YIL ÖNCE GÜNEŞ ÇEKİRDEĞİNİN OLUŞMASI.<br>-4.5 MİLYAR YIL ÖNCE GEZEGENLERİN OLUŞMASI.</p>



<p><em><strong>GEZEGENLER</strong></em><br>MERKÜR<br>En küçük gezegendir. Merkür, yörüngesinde Dünya&#8217;dan 1.6 kat fazla hızla ilerler ve gökyüzümüzden de hızlı geçer. Merkür&#8217;ün en kurnaz ve en hızlı tanrı olduğuna inanılırdı. Bu ismin bu özelliğinden dolayı verildiği düşünülüyor. Yunan mitolojisindeki karşılığı Hermes&#8217;tir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="279" height="181" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image.png" alt="" class="wp-image-2595" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image.png 279w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-150x97.png 150w" sizes="auto, (max-width: 279px) 100vw, 279px" /></figure>



<p>VENÜS<br>Yörüngesi dünya yörüngesine en yakın olan gezegendir. Gökyüzünde bir mücevher gibi parladığı için bu ismin verildiği düşünülüyor. Yunan&nbsp;mitolojisindeki dengi Afrodit&#8217;tir.&nbsp;Efsaneye göre, denizin köpüklü dalgalarından doğmuştur. Kronos, kral babası Uranus&#8217;u devirirken, bir orakla babasının cinsel organını keser. Kesilen organ denize düşer ve oluşan köpüklerden Afrodit doğar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="276" height="183" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-1.png" alt="" class="wp-image-2596" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-1.png 276w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-1-150x99.png 150w" sizes="auto, (max-width: 276px) 100vw, 276px" /></figure>



<p>SATÜRN<br>“Halkalı Gezegen” olarak tabir edilen gezegendir. Mitolojide Satürn, Jüpiter&#8217;in babasıdır. Diğer tanrılar (krallar) gibi gökyüzünde değil yeryüzünde yaşar. Zamanı kontrol eder, disiplin ve ahlak kurallarını belirler, tarım ve hasat konusunda semboldür. İnsanlara tarımsal faaliyetleri öğretir. İlahi kurallar yerine kendi iradesini ve yasalarını uygulamaya çalışanları şiddetli şekilde cezalandıran bir motiftir.&nbsp;Yunan mitolojisindeki karşılığı Kronos&#8217;tur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="312" height="162" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2597" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-1.jpeg 312w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-1-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-1-300x156.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 312px) 100vw, 312px" /></figure>



<p>MARS<br>“Kızıl Gezegen” olarak tabir edilen gezegendir. Mars&#8217;ın rengi kızıl olduğu ve kanı andırdığı için bu isim verilmiştir. Yunan mitolojisindeki karşılığı Ares&#8217;tir.&nbsp;Başlarda bereket&nbsp;ve&nbsp;bitki&nbsp;tanrısı ve çiftlik hayvanlarının, ekin alanlarının koruyucusuyken daha sonraları savaşla özdeşleştirilmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="196" height="257" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-2.png" alt="" class="wp-image-2598" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-2.png 196w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-2-150x197.png 150w" sizes="auto, (max-width: 196px) 100vw, 196px" /></figure>



<p>JÜPİTER<br>Güneşin Yörüngesinde olan en büyük gezegendir. Jüpiter, Güneş Sistemi&#8217;nin en büyük gezegeni olduğu için en güçlü tanrının ismi verilmiştir.&nbsp;Saturn ile Ops&#8217;un en genç çocuğudur. Bir tanrı olan&nbsp;Atlas&#8217;a evreni taşıma görevini o vermiştir. Ayrıca Romalıların büyük bir sevgiyle taptıkları yüce tanrılarından biridir.&nbsp;Yunan mitolojisindeki karşılığı Zeus&#8217;tur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="194" height="260" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/indir-1.jpeg" alt="" class="wp-image-2600" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/indir-1.jpeg 194w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/indir-1-150x201.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 194px) 100vw, 194px" /></figure>



<p>URANÜS<br>Sisli, mavimsi ve üçüncü büyük gezegen hangisidir. Uranüs, bilinen en eski üstün tanrılardandır ve Cennetin Tanrısı olarak bilinir.&nbsp;Yunan tanrılarının atasıdır. Kozmik bir güce sahiptir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="235" height="215" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-3.png" alt="" class="wp-image-2599" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-3.png 235w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-3-150x137.png 150w" sizes="auto, (max-width: 235px) 100vw, 235px" /></figure>



<p>NEPTÜN<br>Dördüncü büyük gezegendir. Gezegenin renkleri, suyun renklerine benzer olduğu için bu ismi almıştır.&nbsp;Babası&nbsp;Satürn, annesi Ops (bolluğu simgeleyen tanrıça) olan Neptün,&nbsp;Jüpiter&nbsp;ve&nbsp;Plüton&#8217;un kardeşidir.&nbsp;Yunan mitolojisindeki karşılığı Poseidon&#8217;dur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="244" height="207" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-4.png" alt="" class="wp-image-2601" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-4.png 244w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-4-150x127.png 150w" sizes="auto, (max-width: 244px) 100vw, 244px" /></figure>



<p>PLÜTON<br>“Cüce Gezegen” olarak tabir edilen gezegendir.&nbsp; Yunan mitolojisindeki karşılığı Hades&#8217;tir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="260" height="194" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-2.jpeg" alt="" class="wp-image-2603" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-2.jpeg 260w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-2-150x112.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-2-80x60.jpeg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-2-160x120.jpeg 160w" sizes="auto, (max-width: 260px) 100vw, 260px" /></figure>



<p>DÜNYA<br>Yunan mitolojisinde “Gaia” olarak tabir edilen gezegendir. Dünya, adını Roma ya da Yunan mitolojisinden almayan tek gezegendir. İngilizcedeki &#8220;Dünya&#8221; anlamına gelen &#8220;Earth&#8221; sözcüğünün tam olarak nereden geldiği bilinmemektedir; ancak kökenlerinin Eski İngilizce ve Germence’ye dayandığı düşünülmektedir. Earth, İngilizcede aynı zamanda toprak anlamına da gelmektedir. Fakat Roma Mitolojisinde toprak tanrısı Tellus&#8217;tur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="303" height="166" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-6.png" alt="" class="wp-image-2604" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-6.png 303w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-6-150x82.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/image-6-300x164.png 300w" sizes="auto, (max-width: 303px) 100vw, 303px" /></figure>



<p>Tarihçi- Yazar </p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="366" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2605" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-3.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-3.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-3-150x92.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-3-300x183.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>



<p>Bilim Tarihinden Esintiler </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yeryuzunun-yasam-olcegi-ve-gezegen-adlarinin-tarihsel-kokenleri/">YERYÜZÜNÜN YAŞAM ÖLÇEĞİ VE GEZEGEN ADLARININ TARİHSEL KÖKENLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yeryuzunun-yasam-olcegi-ve-gezegen-adlarinin-tarihsel-kokenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖLÜ AŞI</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/olu-asi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/olu-asi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Apr 2023 19:10:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ölü Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Adetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Töresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kökleri İslamiyet öncesine dayanan bir Türk töresine bağlı adettir. Ölen kişinin taksiratlarının (kusurları- günahları) affı olsun diye düşünülmüştür. Sevdiklerini kaybeden kişilerin yakınlarına duydukları özlem, sevdiklerinin aynı zamanda öte alemde iyilikle ve güzellikle olmasını istemenin dışavurumudur. Yemek, canlıların yaşamsal varlığının devamı için elzem durumdur. Tarihten bu yana da önemini korumaktadır. Farklı coğrafyaların kültürel anlayışları içerisinde &#8216;yemek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-asi/">ÖLÜ AŞI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kökleri İslamiyet öncesine dayanan bir Türk töresine bağlı adettir. Ölen kişinin taksiratlarının (kusurları- günahları) affı olsun diye düşünülmüştür. Sevdiklerini kaybeden kişilerin yakınlarına duydukları özlem, sevdiklerinin aynı zamanda öte alemde iyilikle ve güzellikle olmasını istemenin dışavurumudur.</p>



<p>Yemek, canlıların yaşamsal varlığının devamı için elzem durumdur. Tarihten bu yana da önemini korumaktadır. Farklı coğrafyaların kültürel anlayışları içerisinde &#8216;yemek yeme&#8217; veya &#8216;yemek yedirme&#8217; durumu bir etkinliğe, şölene ve kutlamaya dönüşebilmektedir.</p>



<p>Tarihsel süreç içerisinde; Avcı-Toplayacı klanların av etkinliklerinden, tarım devrimi ile birlikte Çatalhöyük&#8217;teki ev ocaklarında pişirilen hamurlu yiyeceklere, Orta Asya steplerinde halkına ziyafet veren hükümdarlardan, son akşam yemeğini havarileriyle yiyen Hz. İsa&#8217;ya, aile bireylerini bir araya getiren anlayışlardan günümüze kadar &#8216;yemek yeme&#8217; eşsiz sosyal etkinliktir.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>                            ***</code></pre>



<p>Ölü aşı etkinliğine bir başka yorum, Antik Girit (Minos) uygarlığında yer almaktadır. Ölüleri için açtırılan kuyulara, ölülerini kuyu içine bıraktıktan sonra aralıklarla kuyuya yiyecek bırakmaları adeti de ölünün temel yaşamsal faaliyetlerine bedenen olmasa da ruhsal açıdan devam ettiği düşüncesidir.</p>



<p>Coğrafyalar farklılaşsa da &#8216;yemek yeme&#8217; veya &#8216;yemek yedirme&#8217; durumu teknik olarak devam edegelmiştir. Kurban kesme ritüeli farklı etkinliklerin içerisinde yer alsa da ölünün ardından kesilen kurbanın eti ölüye ulaşmasa da kurbanın ruhlarının ölüye fayda sağlayacağı inancı geçmişten günümüze farklı inançlar içerisinde yer bulmuştur.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>                             ***</code></pre>



<p>Ölü aşı adetinin Anadolu&#8217;daki kökleri yerel inançlarla renklenmiş, tek tanrılı (semavi-kitabi) dinler içerisinde değer ve yer bulmuş olsa da şamanist ritüellerin yaygın olduğu inançlara sahip toplulukların adetlerine yaslanmaktadır.</p>



<p>Türklerin kültürel yapısında yer alan ölü aşı adeti, inançsal açıdan bakıldığında İslamiyet öncesinden itibaren Türklerde ahiret inancının olduğunun göstergesidir.</p>



<p>Türk toplumu tarafından kabul gören Ölü aşı adeti, şamanizm inanç geleneklerinden süregelen Türk kültürel dokusunu yansıtan örneklerdendir. &#8220;Aş yedirmeyenin aşı olmaz&#8221; diye deyimlerimiz de mevcuttur.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>                            ***</code></pre>



<p>Ölünün 7&#8217;si, ölünün 40&#8217;ı, ölünün vefatının seney-i devriyesi yemeklidir, dualıdır, tuzludur, tarım mahsullüdür, lokumludur, lokmalıdır ve tütsülüdür… İslamiyet inancı içerisinde yer almayan kökleri önceki inançlara dayanan geleneklerle sürdürülen anlayışlardır…</p>



<p>Tarihçi-Yazar<br>Veysel ŞAHİN</p>



<div class="wp-block-cover"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="783" height="391" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2589" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images.jpeg 783w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-600x300.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-768x384.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-150x75.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-300x150.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-696x348.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 783px) 100vw, 783px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size" style="margin-top:187px"></p>
</div></div>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex"></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-asi/">ÖLÜ AŞI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/olu-asi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ROMULUS ve ROMUS: Roma Devleti&#8217;nin Kuruluşu&#8217;na Bir Bakış</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/romulus-ve-romus-roma-devletinin-kurulusuna-bir-bakis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/romulus-ve-romus-roma-devletinin-kurulusuna-bir-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 07:20:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Lupar]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Devleti&#039;nin Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[ROMULUS]]></category>
		<category><![CDATA[ROMUS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2584</guid>

					<description><![CDATA[<p>…Roma bir dişi kurt sayesinde kurulmuştur. Roma paralarında ya da heykellerinde sık sık bu ulusal simgeye, Romulus ve Romus’u emziren vahşi hayvanın garip görüntüsüne rastlanır. Ancak antik çağdan itibaren tarihçiler bu miti açıklamaya çalışmakla kalmamış gerisinde çok daha bayağı bir gerçeğin saklı olduğunu keşfetmişlerdir. Terk edilmiş çocuklar, iyi yürekli bir kurdun sütü sayesinde değil, para [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/romulus-ve-romus-roma-devletinin-kurulusuna-bir-bakis/">ROMULUS ve ROMUS: Roma Devleti&#8217;nin Kuruluşu&#8217;na Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>…Roma bir dişi kurt sayesinde kurulmuştur. Roma paralarında ya da heykellerinde sık sık bu ulusal simgeye, Romulus ve Romus’u emziren vahşi hayvanın garip görüntüsüne rastlanır. Ancak antik çağdan itibaren tarihçiler bu miti açıklamaya çalışmakla kalmamış gerisinde çok daha bayağı bir gerçeğin saklı olduğunu keşfetmişlerdir.</p>



<p>Terk edilmiş çocuklar, iyi yürekli bir kurdun sütü sayesinde değil, para karşılığında çobanlarla birlikte olan “Lupa” (dişi kurt) adında bir kadının yardımları sayesinde kurtulmuşlardır. Lupa, eskilere göre hayvanın yırtıcılığını, kokusunu ve utanmazlığını fahişelerin özellikleriyle birleştiren bir takım addır. Latince&#8217;deki &#8220;Lupanar&#8221;(genelev) sözcüğü de &#8220;Lupa&#8221; sözcüğünden türetilmiştir…</p>



<p>1.Devir: İlkçağ</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Konu: Roma&#8217;da Cinsellik</li>
</ol>



<p>Tarihte 4 Devir 4 Konu<br>Veysel ŞAHİN</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="197" height="256" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2585" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/indir.png" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/indir.png 197w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/indir-150x195.png 150w" sizes="auto, (max-width: 197px) 100vw, 197px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/romulus-ve-romus-roma-devletinin-kurulusuna-bir-bakis/">ROMULUS ve ROMUS: Roma Devleti&#8217;nin Kuruluşu&#8217;na Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/romulus-ve-romus-roma-devletinin-kurulusuna-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SALGINLAR BİZLERE BİRŞEYLER ANLATIYOR OLMALI!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/salginlar-bizlere-birseyler-anlatiyor-olmali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/salginlar-bizlere-birseyler-anlatiyor-olmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 06:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Covid 19]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[veba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz insanlar, doğa ananın kucağında büyüyen, onun her türlü imkanlarından faydalanan nankör evlatlarıyız. Ne oldu da bizler bu kadar nankör ve bu kadar bencil varlıklar haline geldik? Tarım Devrimi&#8221;nden hemen sonra doğayı kontrol altına aldığımız andan itibaren başladı bizlerin doğa ana ile inatlaşma serüvenimiz. Öncesinde azla yetinen avcılar-toplayıcılardık. Şimdilerde ise yokoluşumuzun fermanını yazan tahtsız ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/salginlar-bizlere-birseyler-anlatiyor-olmali/">SALGINLAR BİZLERE BİRŞEYLER ANLATIYOR OLMALI!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Biz insanlar, doğa ananın kucağında büyüyen, onun her türlü imkanlarından faydalanan nankör evlatlarıyız. Ne oldu da bizler bu kadar nankör ve bu kadar bencil varlıklar haline geldik?</p>



<p>Tarım Devrimi&#8221;nden hemen sonra doğayı kontrol altına aldığımız andan itibaren başladı bizlerin doğa ana ile inatlaşma serüvenimiz. Öncesinde azla yetinen avcılar-toplayıcılardık. Şimdilerde ise yokoluşumuzun fermanını yazan tahtsız ve taçsız monarklar olduk.</p>



<p>Tarım Devrimi ile başlayan biz insanların özel mülkiyet ve kölecilik kavramları, bizleri emek hırsızlığına ve paylaşım düşmanlığına sürükledi. Daha fazlasını elde etmek için türümüzü ve nicesinden türleri katlettik hiç durmadan. Tabiki de bunun bir bedeli olmalıydı. Biz insanlar ektiğimiz günlerden beri ettiklerimizin bedelini ödüyoruz. Nasıl mı?</p>



<p>Bizlerin, yaptıklarımızla övündüğümüz gri binalar ve her kaçak-göçek yapılarda &#8220;Doğa&#8221; deprem olayını göstererek bizlere afetler yaşatarak.</p>



<p>Bazen de ağaç keserek, eğilimli dere kenarlarlarına yaptığımız yaşam alanlarında Sel veya Heyelan olaylarını yaşatarak.</p>



<p>Bazen de Çığ ve Tsunami olaylarını yaşayarak, doğanın bizlerden ne kadar büyük olduğunu hatırlatarak.</p>



<p>Bazende kurduğumuz Nükleer Santrallerde yaşadığımız Çernobil ve Fukuşima Facialarıyla can alarak.</p>



<p>Bazende doğanın biz insanlara bedduası olan salgın hastalıklarla bizlerden intikamını alarak…</p>



<pre class="wp-block-code"><code>                                    ***</code></pre>



<p>Tarih boyunca yaşanmış olaylardan yani tarihten ders almadığımız muhakkak ki birisini daha bitiremeden yenisini yaşar halde buluyoruz kendimizi. Bizler, durumun ciddiyetini de ancak dert kapımızı çaldığında anlayabiliyoruz.</p>



<p>Yeni derdimiz zuhur etti. Adı da Covid-19 yani &#8220;Korona Virüsü&#8221; salgını/pandemisi. Dertlerimiz hiç yokmuş gibi bir de küresel bir salgın derdi de hayatımıza eklendi.</p>



<p>Bu küresel salgın öyle bir dert ki şakaya gelmez. İnsanda ne ruh sağlığı bırakır ne de beden sağlığı. İlla da birini alır gider. Uzmanları dinlemeli gereken nelerse yapılmalıdır !!!</p>



<p>İşin ciddiyetinin anlaşılması açısından bizler tarihte neler yaşadık kısaca bir bakalım;</p>



<p>Tarihteki genel adı &#8220;Kara Ölüm&#8221; olarak bilinen salgın, Atina, Antoninus, Kıbrıs, Justinianus gibi değişik isimlerle tarihte kendini gösterdi.</p>



<p>Tarihte en fazla can kaybının yaşandığı salgının adı &#8220;Veba&#8221;dır. 1347-1351 yılları arasında Sicilya&#8217;da başlayıp o zamanki Avrupa nüfusunun yarısını yani 75 ile 100 milyon arasında insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1545- 1548 yılları arasında Meksika&#8217;da ortaya çıkan salgın &#8220;Kanamalı Ateş&#8221; 5 ile 15 milyon arasında insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1647-1652 yılları arasında İspanya&#8217;da ortaya çıkan salgın &#8220;İspanyol Vebası&#8221; 76 bin insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1848 yılında ortaya çıkan salgın &#8220;Tifüs&#8221; 20 bin insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1889-1890 yılları arasında Rusya&#8217;da ortaya çıkan salgın &#8220;Rus Gribi&#8221; 1 milyon insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1899-1923 yılları arasında Asya ve Avrupa&#8217;da ortaya çıkan &#8220;Kolera&#8221; 15 milyon insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1918-1920 yılları arasında İspanya&#8217;da ortaya çıkan &#8220;İspanyol Gribi&#8221; sadece18 ay içerisinde 50 ile 100 milyon arasında insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1957- 1958 yılları arasında Asya&#8217;da ortaya çıkan salgın &#8220;Asya Gribi&#8221; 2 milyon insanın ölümüne neden oldu.</p>



<p>1968-1969 yılları arasında Hong-Kong&#8217;ta ortaya çıkan salgın &#8220;Hong-Kong Gribi&#8221; 1 milyon insanın ölümüne neden oldu.</p>



<ol class="wp-block-list" start="20">
<li>Yüzyılın sonları ile 21. Yüzyılın başlarında ise HIV (AIDS), SARS, EBOLA ve Domuz Gribi Salgınları derken günümüzün belası olan salgın &#8220;Covid-19&#8221; ile tanıştık. Bu salgın bugün tüm dünyada hayatı felç etmiş durumda.</li>
</ol>



<p>Türkiye’de resmi rakamlara göre Kovid-19 olgu sayısı 17.042.722, iyileşen hasta sayısı 16.788.849. 101.492 kişinin ise yaşamını yitirdiği açıklandı.<br>                                        ***<br>&#8220;Doğa Ana&#8221;nın bizlere kendi ellerimizle yaşattığı bunca olaydan hiç mi birşey anlamıyoruz !!!<br>Kendimizi, yakınlarımızı, insanları ve yaşamayı seviyorsak bilinçli olmamız gerekiyor. Bilimsel akılla, cahilin cesaretine düşmeden hareket etmeliyiz… Sağlıcakla kalınız.</p>



<div class="wp-block-cover"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="677" height="453" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2579" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1681450139200.jpg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1681450139200.jpg 677w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1681450139200-600x401.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1681450139200-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1681450139200-300x201.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1681450139200-628x420.jpg 628w" sizes="auto, (max-width: 677px) 100vw, 677px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size" style="max-width:248px"></p>
</div></div>



<p>Tarihçi-Yazar<br>Veysel ŞAHİN</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/salginlar-bizlere-birseyler-anlatiyor-olmali/">SALGINLAR BİZLERE BİRŞEYLER ANLATIYOR OLMALI!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/salginlar-bizlere-birseyler-anlatiyor-olmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ESKİ TÜRKLERDE KÜLTÜR ve ŞEHİR KÜLTÜRÜ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/eski-turklerde-kultur-ve-sehir-kulturu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/eski-turklerde-kultur-ve-sehir-kulturu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 13:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Türk Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türklerde Şehircilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yerleşik Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski Türklerin sosyal ve kültürel öğeleri hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Arkeolojik kazıların ve epigrafik malzemeye bağlı olarak Türkler hakkında bilgi verdiğimizden sınırlı bir bilgi olmaktadır. Yerleşim yerinde yapılan kazılarda Türklerin kültürü hakkında çok fazla bir değişimin olmaması kültürlerini kaybetmediklerindendir. Şehirleşmesiyle birlikte değişmesi düşünülen birçok öğenin devam ettiği görülmektedir. Ölülerin hatıralarını ve zaferlerini anmak için kitabe dikilmiş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-turklerde-kultur-ve-sehir-kulturu/">ESKİ TÜRKLERDE KÜLTÜR ve ŞEHİR KÜLTÜRÜ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eski Türklerin sosyal ve kültürel öğeleri hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Arkeolojik kazıların ve epigrafik malzemeye bağlı olarak Türkler hakkında bilgi verdiğimizden sınırlı bir bilgi olmaktadır. Yerleşim yerinde yapılan kazılarda Türklerin kültürü hakkında çok fazla bir değişimin olmaması kültürlerini kaybetmediklerindendir. Şehirleşmesiyle birlikte değişmesi düşünülen birçok öğenin devam ettiği görülmektedir. Ölülerin hatıralarını ve zaferlerini anmak için kitabe dikilmiş ve sanatsal yapılar inşa edilmesi şehirleşmeyle görülen bir yenilik değildi.</p>



<p>Surlar içindeki kışlıklarda, otağların yanında, sıvalı ağaçtan evler de bulunuyordu. Kırgız Türkleri milattan önceki son asırda, Çin tarzında köşk yapmışlardı. Türkçe “ordu” denen hükümdar veya ordu başı ile askere mahsus kale ile tapınaklar ve ölen Alp’ın ruhunun tezahür edeceği bir “ev-bark” olarak düşünülen mezar külliyeleri, astrolojik ve kozmopratik unsurlara göre kültürel, dinsel, siyasal, sosyal yapılarını inşa ederdi.</p>



<p>Bundan yola çıkarak Türk kültür tarihi içerisinde şehir kültürü olsun, göçebe kültür olsun birçok medeniyetten etkilenilmiştir. Türkler şehirleşmeyle birlikte çok yeni bir safhaya geçmemişlerdir. Eski unsurlarını barındırarak yenilerini üzerine inşa etmişlerdir. Şehirlerde de kurgan mezarları, balballara, mezar kazıları sonucunda çıkan aşırı zaman olgusuna; yöneticilerin idari yapısının ve toplum üzerindeki etkisinin devamlılığı gibi önemli örnekler şehirleşme kültüründe farklı bir unsurmuş gibi göze çarpmasını beklemek yanlış olacaktır. Farklılık kendini yerleşik yaşamın getirileriyle ölçülebilirdi. Yerleşik yaşamla birlikte toprağın tarıma açılması, daha önce başkalarından temin edilen bazı ürün ihtiyaçlarını bu defasında kendisi tarafından oluşturulması; bununla geçen süreç içerisinde bir takım unsurların oluşması gibi farklılıklar dikkate değer özelliklerdir. Eski kent kültürü içerisinde bozkır kültürünün de önemli bir yeri vardı. Kent yaşamı içerisinde oluştuğunu bilmekteyiz. Şehir kültürü içerisinde din, müzik, mimari, sosyal ve siyasal yaşam önemli bir özellikti.</p>



<p>Priskos’a dayanarak büyük müzikli ziyaretlerden bahsedilmekteydi. Çin kaynaklarından 28 çeşit Hun halk türküsünden bahsedilmekteydi. Telli, nefesli, vurmalı sazlar; askeri mızıka, bandolar ve davullar olmak üzere çeşitli enstrümantaller kullanmışlardır. Türklerin önemli müzik aletlerinin başında kopuz gelmekteydi. Folklorik yapısında müzik çok mühim yere sahipti. Destanlar, kahramanlık menkıbeleri, aşk türküleri, acı-tatlı hatıralar gibi ürünlerin ortaya çıkmasında önemliydi. Türklerdeki sosyal olaylar bu tarzda çok güzel işlenirdi. Bunlar geleneksel âletlerle işlenirdi.</p>



<p>Günümüzde şehir kültüründe olsun, göçebe kültüründe olsun Türkler acılarını, sevinçlerini, olağanüstü olayları, kahramanlıklarını geleneksel olarak halk işlemiştir. Türklerin şehirleşmesiyle birlikte kültürü içerisinde mimari olgusunda oldukça gelişme meydana gelmiştir.</p>



<p>Uygurlarda özellikle dini mahiyet almıştı. Mani dini, bunun yanında Türklerin inandıkları Budizm ve Hinduizm inançlarının mimari üslup da Türk motifiyle işlenilmiş özellikte şehir kültürü içerisinde barındırıyorlardı.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>Uygur kültürü, edebiyatta ve sanattaki ifadeleri şu şekildeydi; Orta Asya’daki kozmopolit kültür ve milletler arası dinler ile Türk kültürü arasında Göktürk devrinde başlayan imtizaç Uygurlarca itham edilerek, yerleşik Türk medeniyetini olgunluğa ulaştırmıştır. Şehir hayatı düzenliydi. Uygur beylerinin ve hatunlarının senet ile kurdukları “buyan” (hayrat manasında manastırlar) kurumlarında öğrenim imkanı, hastane ve yolcular ile yoksullar için barınak vardı.  Uygur medeniyetinin parlaklığı her yöne ışık saçmıştır. Bir taraftan Doğu Asya milletleri; Kıtaylar ve Moğollar, diğer yandan Türk varisleri olacak milletler olacaktır. </code></pre>



<p>Doğu Türkistan’daki devlet ise bilhassa Burkan ve Mani dinine bağlı büyük medeniyet oluşturmuşlardı.</p>



<p>Uygur şehirlerinin abideleri, tapınaklar, harabeler, tapınaklar, kaleler ve sarayları Beş-Balık’ta hala ayakta durmaktadır.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>Türk sanatını ve edebiyatını oluşturan eserler; Heykeller, duvar resimleri, sayısız bir kısmı resimli yazmalardır. Eski Türkçe surlar içerisindeki şehirlere, bir rivayete göre balçıktan gelmiş olan “balık” adı veriliyordu. İpek Yolu ticareti ise ticari (Balık’ların yanında) kentlerin yanında dağ tepelerinde, Türk ordusu kaleleri yükseliyordu. Bu da gösteriyor ki Türklerin şehir kültürü içerisinde ticaret önemli bir yere sahiptir.  Arkeolojik kazılardan çıkarılan eserlerden yola çıkarak şehir kültürünün içerisinde ticaretin ve tarımın büyük bir öneme sahip olduğudur. </code></pre>



<p>Orta Asya’daki Türk şehirlerinin büyük bir özelliği de kozmopolit şehir olmaları da göze çarpmaktadır. Önemli kanıtı ise ne Türk kültürüne yeni bir öğe getiren dinlendir. Göktürk sülalesine ait mezarlıkların yanında bir hükümdar heykelinin yanında, Budist tespihi tutmakta ve Taspar’a ait sanılmaktadır. Kültür içerisinde Kumtara duvar resimlerine de rastlanılmaktaydı. Şehir kültürü içerisinde Türklerin kozmonolojisini görmekteyiz. Mimari ve birçok yapıda bu üslubu arkeolojik kazılar sonucunda görmekteyiz. Türk şehir kültürü üzerinde Türk idari yapısı bariz etkilemiştir. Kültürün meydana gelmesi için yalnız maddi imkan ve ekonomik faktörlerde yeterli değildir. İnsan unsuru da bunda etkili olur. Aynı şartlar içinde yaşayan çeşitli toplulukların kültüründe görülen farklar insan gruplarının sosyal telakki ve psikolojilerindeki ayrılıktan ileri gelir.</p>



<p>İdari yapıyı kısaca değerlendirmek gerekirse ikili teşkilat olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Eski Türk devletlerinde teşkilat oldukça ayrıntılı şekilde bildiğimiz kuruluş, gördüğümüz gibi orduydu. Fakat çok geniş sahalara yayılmış Türk ve yabancı kültürleri idare edebilmek için devletin şüphesiz başka kuruluşları vardı. Mesela hayli yüksek sayıda sorumlu kişi vazifelere göre, yukarıda ikili teşkilat bölümünde sıraladığınız bir sürü unvanlar olarak mühim idari makamlar işgal ediyorlardı. Aralarında çoğunun başarı ile görev yaptıkları Türk devleti mekanizmasının muntazam işleyişinden anlaşılan bu makam sahipleri, herhalde yönetim prensiplerini ve uygulama yollarını öğreten belli bir eğitim sisteminden getirilmekteydi. Yine idare ile ilgili olarak kitabelerde belirtildiği üzere, bütün Türk siyasi kuruluşlarında uygulamaya konulan halkı beslemek ve giydirmek işinin ölçüsünde yürütülmesi, büyük bir dağıtım şebekesinin varlığını gösteriyor ve muazzam sosyal faaliyetin hususî surette yetiştirilmiş kimselerin kontrolünde cereyan etmesi zaruri kılıyordu.</p>



<p>Türkler, şehir hayatı safhasında idari, mimari, siyasi ve sosyal birçok unsurunda değişiklikler meydana gelmiştir. Şehir kültürü birçok medeniyete değişik özellikleri de beraberinde getirdiği gibi Türklerde aynı türden değişikler getirmiştir. Hiçbir zaman bir yaşam tarzı birden değiştirilmemiştir.</p>



<p>Eski Türklerin yaşadığı döneme ait eserler, yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Bunlar; El değirmeni, sütün yağını ayıran yayık, kesici ve delici ev aletleri, kuyumculuğa ait izler, dikiş aletleri, el malzemeleri, marangozluğa ait buluntular, kümes hayvancılığına ve gezici çadırlarına da rastlanılmıştır.</p>



<p></p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>1.ANADOL, Cemal; ABBASOVA, Fazile; ABBASALI, Nazile, Türk Kültür Medeniyeti, Bilge Karınca Yayınları, İstanbul: 2002</p>



<p>2.DUYGU, Süleyman, Türk Tarihi, Ankara: 1974</p>



<p>3.ESİN, Emel, Türk Kültür Tarihi, Ötüken Yayınları, Ankara: 1997</p>



<p>4.KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınları, İstanbul: 2000</p>



<p>5.K.Y.R.T.T. (KemalistYönetimin Resmî Tarih Tezi), Türklerin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, İstanbul: 1991</p>



<p>6.L.LİGETTİ, Bilinmeyen İç Asya, Çev.: S. Karatay, A.D.T.S. Yayınları, Ankara: 1981</p>



<ol class="wp-block-list" start="7">
<li>ÖĞEL, Bahaeddin, Türk Kültür Tarihi, T.T.K Yayınları, Ankara: 1984</li>
</ol>



<p>8.ÖĞEL, Bahaeddin,Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişim Çağları, T.D.A. Vakfı Yayınları, İstanbul: 2001</p>



<p>9.SÜMER, Faruk, Eski Türklerde Şehircilik, T.T.K. Yayınları, Ankara: 1994</p>



<p>10.YAŞARHAŞ, Cevihi Enver, İslamiyet Öncesi Türk Tarihi ve Medeniyeti, BalkanlarMatbaaevi, Erzurum: 2000</p>



<p>11.YAKUT, Esra, Türklerde Hukuk “Makale”</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="739" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2573" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1.png" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1.png 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1-585x600.png 585w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1-150x154.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1-300x308.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1-600x616.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1-696x714.png 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1-409x420.png 409w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/Screenshot_2022-08-19-20-44-49-1-356x364.png 356w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-turklerde-kultur-ve-sehir-kulturu/">ESKİ TÜRKLERDE KÜLTÜR ve ŞEHİR KÜLTÜRÜ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/eski-turklerde-kultur-ve-sehir-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARKAİK AVCILAR: Yeni Nesil Sorunsalı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/arkaik-avcilar-yeni-nesil-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/arkaik-avcilar-yeni-nesil-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 07:23:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ARKAİK AVCILAR]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2562</guid>

					<description><![CDATA[<p>ARKAİK AVCILAR: Yeni Nesil Sorunsalı Avcı ve toplayıcı (tüketici-hazırcı) eğitim zihniyetinden arınmadıkça tarımsal (üretici) kazanımlara kavuşmamız bir hayli zor görünüyor. İnsan ürettiği kadar insan, tükettiği kadar da hayvandır aslında. Yaşadığımız çağın eğitim algısı maalesef bu görüşümü destekleyecek şekilde bir hayli eğilip, bükülüp evriltildi. Üreten nesiller yerine daha çok tüketen bireyler var edildi. Yeni nesilleri yani [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/arkaik-avcilar-yeni-nesil-sorunsali/">ARKAİK AVCILAR: Yeni Nesil Sorunsalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ARKAİK AVCILAR: Yeni Nesil Sorunsalı</p>



<p>Avcı ve toplayıcı (tüketici-hazırcı) eğitim zihniyetinden arınmadıkça tarımsal (üretici) kazanımlara kavuşmamız bir hayli zor görünüyor. İnsan ürettiği kadar insan, tükettiği kadar da hayvandır aslında. Yaşadığımız çağın eğitim algısı maalesef bu görüşümü destekleyecek şekilde bir hayli eğilip, bükülüp evriltildi. Üreten nesiller yerine daha çok tüketen bireyler var edildi.</p>



<p>Yeni nesilleri yani zamane nesilleri, tipik arkaik dönemin avcılarına benzetiyorum. Nasıl mı zamane avcıları olan yeni nesil (neo-generation), ebeveynleri birer av olarak görmekte ve ebeveynlerinden kopardıkları her bir şeyi de afiyetle tüketmektedirler. Bireye hak edilmeden takdim edilen her bir ödül bireyin başarısını desteklemekten çok kötülüğün temeline atılan birer harç olmaktan öteye geçemeyeceğini düşünüyorum.</p>



<p>Peki ebeveynler bu durumda ne yapmalı? Sorunu aşmak için aile-toplum ve okullar nasıl bu sorunun üstesinden gelebilir?</p>



<p>Sorularını soralım kendimize! Tarım (üretici) toplumu olma dileklerimle…</p>



<p>Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar<br>Veysel ŞAHİN</p>



<div class="wp-block-cover is-light"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="1080" height="1080" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2563" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476.jpg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476.jpg 1080w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/FB_IMG_1680852072476-840x840.jpg 840w" sizes="auto, (max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/arkaik-avcilar-yeni-nesil-sorunsali/">ARKAİK AVCILAR: Yeni Nesil Sorunsalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/arkaik-avcilar-yeni-nesil-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şekil Değiştiren Reaksiyonel Antibiyotikler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sekil-degistiren-reaksiyonel-antibiyotikler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sekil-degistiren-reaksiyonel-antibiyotikler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 07:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bullvalene]]></category>
		<category><![CDATA[bulvalen]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[klik kimya]]></category>
		<category><![CDATA[larva]]></category>
		<category><![CDATA[molekül]]></category>
		<category><![CDATA[mrsa]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vankomisin]]></category>
		<category><![CDATA[vre]]></category>
		<category><![CDATA[vrsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotiklere gösterilen direncin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından halk sağlığını en çok tehdit eden, en önemli gelişmelerden biridir. Her yıl, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri&#8216;nde yaklaşık 3 milyon insan ilaca dirençli bakteri ve mantarlarla enfekte oluyor ve bu da yaklaşık 35.000 insanın ölümüyle sonuçlanıyor. Antibiyotikler enfeksiyonların tedavisinde çok önemli olmakla birlikte, antibiyotiğin aşırı kullanımı, dirençli bakteri suşlarının gelişmesine yol [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sekil-degistiren-reaksiyonel-antibiyotikler/">Şekil Değiştiren Reaksiyonel Antibiyotikler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Antibiyotiklere gösterilen direncin, <strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong> tarafından halk sağlığını en çok tehdit eden, en önemli gelişmelerden biridir. Her yıl, yalnızca <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>&#8216;nde yaklaşık 3 milyon insan ilaca <strong>dirençli bakteri</strong> ve <strong>mantarlarla</strong> enfekte oluyor ve bu da yaklaşık 35.000 insanın ölümüyle sonuçlanıyor. <strong>Antibiyotikler</strong> enfeksiyonların tedavisinde çok önemli olmakla birlikte, antibiyotiğin aşırı kullanımı, dirençli bakteri suşlarının gelişmesine yol açmıştır. Bu dirençli enfeksiyonlar <strong>tedavi</strong> için önemli bir zorluk oluşturmaktadır.</p>



<p><strong>Cold Spring Harbor Laboratuvarı</strong>&#8216;ndan (<strong>CSHL</strong>) <strong>Profesör John E. Moses</strong> , ilaca dirençli <strong>süper böceklerle</strong> savaşmak için yeni bir silah geliştirdi &#8211; atomlarını yeniden düzenleyerek şekil ve reaksiyon değiştirme yeteneğine sahip yenilikçi bir <strong>antibiyotik</strong>.</p>



<p>Moses, askeri eğitim tatbikatlarında tankları gözlemlerken <strong>şekil değiştiren antibiyotikler </strong>fikrini ortaya attı. Tanklar, dönen taretler ve çevik hareketlerle olası tehditlere hızla yanıt verebiliyordu.</p>



<p>Birkaç yıl sonra Moses, <strong>bulvalen</strong> adlı bir <strong>molekül</strong> ile tanıştı. Bulvalen, akıcı bir moleküldür, yani atomları pozisyonları değiştirebilir. Bu, ona bir milyondan fazla olası konfigürasyonla değişen bir şekil verir &#8211; tam olarak Moses&#8217;ın aradığı akışkanlık.</p>


<div class="wp-block-image">
<div><a href="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1.webp" class="td-modal-image"><figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="777" height="248" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1.webp" alt="Yeni antibiyotiğin kimyasal yapısı Moses tarafından tasarlandı ve laboratuvarı tarafından sentetik olarak birleştirildi. Avustralya, Newcastle Üniversitesi'nde Moses'ın işbirlikçisi Dr. Thomas Fallon, şekil değiştiren bulvalen çekirdeğini sağladı. Moses, bir yorumcunun çalışmayı &quot;Muhtemelen karşılaştığım en 'havalı' ve en karmaşık doğal ürün türevi makalesi&quot; olarak adlandırdığını söylüyor. Kaynak: Moses Laboratuvarı/Cold Spring Harbor Laboratuvarı" class="wp-image-2556" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1.webp 777w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1-600x192.webp 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1-768x245.webp 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1-150x48.webp 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1-300x96.webp 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/antibiyotik1-696x222.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 777px) 100vw, 777px" /></figure></a></div>
</div>


<p><strong>MRSA</strong>, <strong>VRSA</strong> ve <strong>VRE</strong> dahil olmak üzere birçok bakteri, c<strong>ilt</strong> enfeksiyonlarından menenjite kadar her şeyi tedavi etmek için kullanılan <strong>vankomisin</strong> adı verilen güçlü bir antibiyotiğe karşı direnç geliştirmiştir. Moses, ilacın bakterilerle savaşma performansını bulvalen ile birleştirerek iyileştirebileceğini düşündü.</p>



<p>Nobel ödüllü hızlı, yüksek verimli kimyasal reaksiyonlar sınıfı olan ve molekülleri güvenilir bir şekilde bir araya getiren &#8220;tıklama&#8221; kimyasına yöneldi. Bu da, reaksiyonları geniş ölçekli kullanım için daha verimli hale getirdi.</p>



<p>Bu devrim niteliğindeki gelişmeyi iki kez Nobel ödüllü K. Barry Sharpless altında inceleyen Moses, &#8220;Klik kimya harika, Size kesinlik ve karmaşık şeyler yapmak için sahip olduğunuz en iyi şansı veriyor.&#8221; diyor</p>



<p>Bu tekniği kullanarak, Moses ve meslektaşları iki vankomisin &#8220;<strong>savaş başlığı</strong>&#8221; ve dalgalanan bir bulvalen merkezi ile yeni bir antibiyotik yarattılar.</p>



<p>Moses, yeni ilacı <strong>Dr. Tatiana Soares da-Costa</strong> (<strong>Adelaide Üniversitesi</strong>) ile işbirliği içinde test etti. Araştırmacılar ilacı, antibiyotikleri test etmek için yaygın olarak kullanılan VRE ile <strong>enfekte</strong> olmuş balmumu güvesi <strong>larvalarına</strong> verdi. Şekil değiştiren antibiyotiği, ölümcül enfeksiyonu temizlemede vankomisin&#8217;den önemli ölçüde daha etkili buldular. Ek olarak, bakteri yeni antibiyotiğe karşı direnç geliştirmedi.</p>



<p>Moses, araştırmacıların çok sayıda yeni ilaç oluşturmak için şekil değiştiren antibiyotiklerle tıklama kimyasını kullanabileceğini açıklıyor. &#8220;Enfeksiyona karşı bu tür silahlar, türümüzün hayatta kalması ve <strong>evrimi</strong> için bile bir <strong>anahtar</strong> olabilir.&#8221;</p>



<p>&#8220;Yaşam ve ölüm arasındaki farkı ifade eden moleküller icat edebilirsek, bu şimdiye kadarki en büyük başarı olur&#8221; diyor.</p>



<p>Kaynak: &#8220;Çok ilaca dirençli gram pozitif bakterilere karşı etkili antibiyotikler olarak şekil değiştiren bulvalene bağlı vankomisin dimerleri&#8221;, yazan Alessandra Ottonello, Jessica A. Wyllie, Oussama Yahiaoui, Shoujun Sun, Rebecca A. Koelln, Joshua A. Homer, Robert M. Johnson , Ewan Murray, Paul Williams, Jani R. Bolla, Carol V. Robinson, Thomas Fallon, Tatiana P. Soares da Costa ve John E. Moses, </p>



<p>3 Nisan 2023, <strong><em>Proceedings of the National Academy of Sciences</em>.</strong></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sekil-degistiren-reaksiyonel-antibiyotikler/">Şekil Değiştiren Reaksiyonel Antibiyotikler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sekil-degistiren-reaksiyonel-antibiyotikler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roma&#8217;da Aile Ve Kadının Konumu</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/romada-aile-ve-kadinin-konumu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/romada-aile-ve-kadinin-konumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 13:08:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Roma&#039;da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihte Cinsel Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Iuvenalis, M.Ö 5. Yüzyıla dek Roma’nın kadınlarını &#8220;çoğunluğu lekesiz bir iffet içinde yaşamış&#8221; olduklarını ifade eder. M.Ö I. Yüzyıl sonuna dek bir kocanın zina halinde yakaladığı karısını anında öldürmeye yasal olarak hakkı bulunmaktaydı. Kimi durumlarda kadın, zina sırasında yakalanmış olmasa bile ölüme mahkum edilebilirdi. Asgari düzeyin üstünde şarap İçmesi ahlaki ve cinsel hafiflik işareti olarak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/romada-aile-ve-kadinin-konumu/">Roma&#8217;da Aile Ve Kadının Konumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Iuvenalis, M.Ö 5. Yüzyıla dek Roma’nın kadınlarını &#8220;çoğunluğu lekesiz bir iffet içinde yaşamış&#8221; olduklarını ifade eder.</p>



<p>M.Ö I. Yüzyıl sonuna dek bir kocanın zina halinde yakaladığı karısını anında öldürmeye yasal olarak hakkı bulunmaktaydı. Kimi durumlarda kadın, zina sırasında yakalanmış olmasa bile ölüme mahkum edilebilirdi. Asgari düzeyin üstünde şarap İçmesi ahlaki ve cinsel hafiflik işareti olarak görülür ve kocası bu yüzden onu boşayabilirdi. Sapıkça, tiksinti verici davranışlar ve kısırlık da boşanma nedenleri arasındaydı.</p>



<p>Antik dünyanın diğer yerlerinde de olduğu gibi; eşler ve çocuklar erkeklerin mallarıydı ama bir fark vardı. Roma’da çocuk doğurma ve ev işleri kadının görevlerinin yalnızca bir kısmı olarak görülürdü. Ailenin işlerinde de aktif bir rol üstlenmesi beklenirdi. Bu, bazı açılardan Neolitik Çağdaki durumun bir devamı, belki de Roma’nın, kadının katkısının ekonomik açıdan büyük önem taşıdığı dağınık aile odaklı bir toplumdan, kadına yalnızca ev içi görevler tanıyacak daha aşamalı olarak ulaşılan ve iş bölümüne daha bağımlı uygarlık durumuna hızlı geçişin bir sonucuydu. Pek çok kadın için bu kadarı yeterliydi. Roma çağında pek çok kadının entelektüel ve duygusal bağımlılığın sağladığı konfor karşılığında özgürlüklerinden isteyerek feragat ettiklerinden kuşkulanmak için bir neden yoktu. Dokusu ne kadar sert olursa olsun aile kazasının yasalarında yapılmasını sağladıkları görünüşte zararsız ve kanuni değişikler sonunda geniş çaplı sonuçlar yaratacak genel bir zevk düşkünlüğü yarattı.</p>



<p><br>Çok eski zamanlarda evlilik, bir kadın satın alma işiydi. Bununla birlikte bir erkek, kadının babasının rıza olmadan bir kadın iktisap ederde onunla bir yıl yaşarsa bu birleşme, usus (alışkanlık) ile yasalaşıyordu; ancak kadının yuvasından üç gece dışarıda başka bir yerde kaldığı doğrulanabildiği zaman, babası onu geri alabilirdi.</p>



<p>Geleneksel olarak üç evlilik türü bulunmaktaydı. Bunlardan ilki olan “Confameatio” kabaca günümüzün Katolik kilisesi evliliğini eşdeğerdi. Tören yönü ve feshedilmesi zordu. İkinci evlilik turu olan “Ceomptio” gelin satın alma geleneğinin bir kalıntısıydı. Günümüzün belediye nikahından benziyor ve gösterişli ziynetlere harcayarak parası olmayanlara cazip geliyordu. Her iki türde gelin, (eğer varsa) mülkleri ve drahomasıyla birlikte, babasının malı olmaktan doğruca kocasının malı olmaya geçiyordu. Hukuki tanımla inmanum, ile eline. Bundan sonra tamamen kocasının ailesine ait oluyor ve evlilikte bir suç işlediğinde kocasının aile meclisine hesap vermesi gerekiyordu. Üçüncü evlilik türü, ancak bir yıllık sürekli ilişkiden sonra yasal bağlayıcılık kazanan alışkanlıktı. İlk zamanlarda bu tür, herhalde pek de saygı görmüyordu. Daima bir şeye dönüşme durumunda kabul edilebilir. Görülen dönüşümsel(dönüşmemesi) durumundaysa hoşnutsuzluk yaratan bir tür deneme evliliği, deneme yıl sona erene dek Romalı es babasının ailesinin bir üyesi olarak kalırdı. Kocasının ailesine tamamen ve hukuki olarak ancak bundan sonra girerdi. Alışkanlık evliliği Romalı için “sürekli ilişki” tam da bu anlama geliyordu. Kadının gayrı resmi kocasının evine arka arkaya üç gün üç gece gelmemesi durumunda deneme süresinin en baştan başlatılması gerekirdi. Kadın dikkatli bir zamanlama ve birazda yaratıcılıkla hukuki açıdan kendisine karşı herhalde daha anlayışlı olacak babası yerine kocasına bağlı kalmaya başlayacağı anı sonsuza dek erteleyebilirdi. On üç ya da en dört yaşında nerdeyse hocam tanımadığı bir erkekle evlenen gelin için bu sistem elbette gayet çekiciydi. Kocası suç üstü halinde yakalaması durumunda karısını anında katledebiliyordu, ama daha küçük suçlar söz konusu olduğunda kadın kocasının aile meclisinin vermeye hakkı olduğu daha sert cezalar yerine kendi babasının bir söylev bekleyebilirdi.</p>



<p>Gelinin babasının himayesi altında kalmadı zamanla gelenekselleşti. Yasal yararlar bunun için yeterli nedendi. Zamanla başka nedenler de ortaya çıktı. Bir erkeğin evli bir kızı yasal olarak kendi elinde olsa da, pek ender olarak gözlerinin önündeydi. Ve çoğu babanın denetimi herhalde pek de sert değildi; hatta kız Roma döneminde ileri bir yaş sayıları 25 yaşına ulaştıktan sonra bu denetim formaliteden ibaret hale geliyordu.</p>



<p>M.Ö 3. Yüzyıl sonuna gelindiğinde kadın elde olmaktan çok, elden çıkmıştı. Ya da erkek çağdaşları böyle yakınıyorlardı. Bunun doğrulayacak ya da çürütecek yazılı kadın kaynakları bulunmamakta, ama Romalı kadın önceki çağların Soylu ve terbiyeli evli kadını dehşete sürükleyecek eylemleri düşünmenin ötesinde bu eylemlere girişmeye hazır oldukları aşamaya ulaştı.</p>



<p>M.Ö 215 yılında Hanibal’a karşı verilen savaşın kritik bir döneminde kadınların yalnızca yarım ons altın bulundurmalarına Roma sokaklarından arabayla geçmelerinin ve boyalı giysiler giymelerinin yasaklanmasına hükmeden (Tribunus C. Oppius adıyla anılan) “Oppia Yasası” kabul edilmişti. “Oppia Yasası” da dikkat çekici tüketimi yasa koyucuların elindeki teknoloji kuma girişimiydi. Ve kadınları hedef almasının nedeni de yalnızca kadınların savurgan oldukları yönündeki ebedi erkek inanışı değil, erkeklerin savurganlıklarının farklı ve çok çeşitli biçimler de tezahür etmesiydi.</p>



<p>Erkekler paralarını şaraba ve yağa, kehribara ve cama, ketene, papirüse, heykellere, çömleklere ve baharatlara harcıyorlardı. Bunlar ancak satış noktasında denetleyecek mallardı. Bu nedenle amacı olasılıkla ekonomik yarar kadar psikolojik etkide olan yasadan olumsuz etkilenen kadınlar oldu. Roma’da 215 krizini atlattı ve 14 yıl sonra savaş sona erdi. Ama oppia yasasının feshedilmesi yönünde harekete geçilmesi daha 6 yıl alarak M.Ö 195’i bulacaktı. Muhafazakarlar feshe karşıdalar ve tartışmalar günlerce sürer. Hareket başarısızlığa uğrayacak gibi görünüyor. Ve kadınlar giderek çileden çıkıyorlardı. Evli kadını artık ne hatır evde tutabiliyordu ne namus ne de kocasının buyruğu. Roma’nın tüm sokaklarını ve foruma giden tüm yolları kuşattı… Kadın kalabalıkları her gün daha da büyür; taşradan da kadınlar kente akıyorlardı. Kadınların yasanın feshedilmesine şiddetle karşı çıkan iki tribunus’un bürolarına da saldırmalarıyla işler çığırından çıkar.</p>



<p>Kadın söyleyecek bir şeyi varsa bunu mahremiyet içerisinde kocasına söylemeliydi. Bu durumda bile siyasi bir konuda fikir sahibi olmak bile ona düşmezdi. Cato, bu konuda daha fazla zorlanmalarına izin vermemeliydi. Erkeklerle tamamen eşit hale getirirseniz, onlara katlanabileceğinizi sanmıyorsunuz. Saçma! Zengin kadınların yasanın feshedilmesini istemelerinin temel nedeni; kendilerinden aşağı durumdakilerin alamayacağı altınlarla ve mor kumaşlarla caka satmak istemeleriydi.</p>



<p>Valerius, “Erkekleri hayatta olduğu sürece kadın bağımlılığından kaçma yolu aramaz”. Cato, kadınları aşağılıyor olsa da “oppia yasası” feshedildi. Haklı çıkan Cato olacaktı. 2 yüzyıl sonra tarihçi Valerius Maximus’un belirttiğine göre, yasayı fesheden erkeklerin, kadınların yeni moda konusundaki soymak bilmez tutkularının yaratacağı savurganlık ya da bir kez yasaları ayaklar altına almayı başardıktan sonra arsızlıklarının ulaşacağı aşırılıklar konusunda hiçbir fikirleri yoktu. Lüks sur boyaları, kolyeler, broşlar, yüzükler, ağır altın bilezikler, Hindistan’dan gelme pamuklar, taçlar, Asya’nın uzak ülkelerinden getirilmiş ve arazili mülklerden daha yüksek değerde olan süslü küpeler, Çin’den gelme tam anlamıyla ağırlığınca altın değerinde olan en iyi cins ipekten yapılma kaftan elbiseler, önemli olan bunlardı.</p>



<p>Üst sınıftan kadınlar antik dünyada görülen bir özgürlüğe sahip olacak konumdaydılar, ama bu özgürlüğün onlara bir yararı yoktu. Pek çok şeyi yapmalarına izin veriliyordu. Roma’nın siyasi ve imparatorluk politikalarını etkilemeyi denediklerinde bu kordonu aşamıyorlardı. Bu nedenle de kendilerini para harcayarak (kocaları değil, aşkları için) güzelleşerek, dine sarılarak ya da boşanma davası açarak tatmin ediyorlardı.</p>



<p>İyi eğitim görmüş aristokrat kadınların örneğin Pompeius’un karısı Cornelia’yla ilgili olarak Plutarkhos şöyle demiştir. “Gençliğinden ve güzelliğinden başka bu genç kadın daha pek çok çekici niteliğe sahipti. Edebiyat, lir çalma ve geometri konusunda epey bilgisi vardır ve felsefe derslerinin düzenli, zeki dinleyicilerinden biriydi.”</p>



<p>Roma dünyasında aile, evlilik, kadın, hukuk ile ilgili konular sosyal yapıda önemliydi. Grek dünyasında olduğu gibi Roma’da da çocuk düşürmek suçtu. Roma’da evlilik sadakati konusunda titiz davranmıyorlardı. Erkekle kadın uyuşmuyorlarsa ya da birbirlerini tatmin edemiyorlarsa yapacakları şey eş değiştirtmekti.</p>



<p>KAYNAKÇA<br>DUBY, Georges, Batı’da Aşk ve Cinsellik, Çev., Ayşen GÜR, İletişim Yayınları, İstanbul: 1992<br>FREEMAN, Charles, Mısır, Yunan ve Roma, Antik Akdeniz Uygarlığı, Çev., Kemal ANGI, Dost Yayınları, Ankara: 2003<br>FROD, Clellan; RUSSELL, Bernand, Cinsel İlişkilerin Tarihsel Evrimi, Yeryüzü Yayınevi, Ankara<br>LEWİSHON, Richard, Cinsi Adetler Tarihi, Çev., Ender GÜROL, Varlık Yayınevi, İstanbul: 1966<br>MORALİ, Andrê, Cinsel İlişkiler Tarihi, Çev., Samih TİRYAKİOĞLU, Varlık Yayınevi, İstanbul: 1974<br>MORALİ, Andrê, Cinsel İlişkiler Sosyolojisi, Çev., Samih TİRYAKİOĞLU, Varlık Yayınevi, İstanbul: 1973<br>ÖZGÜVEN, İbrahim Ethem, Cinsellik ve Cinsel Yaşam, Adrem Yayınları, Ankara<br>WELLS, Jess, Fahişeliğin Tarihi, Çev., Nesrin ARMAN, Pencere Yayınları, 2. Baskı, İstanbul; 19971997<br>SALLES, Catherine, Roma Fahişeleri, Çev., Ayşen GÜR, İletişim Yayınları, İstanbul<br>LALOU, Angelik E., Arzu, Aşk ve Delilik, Bizanslıların Gözüyle Cinsel İlişkiler, Cogito-BİZANS, Sayı: 17, 1999</p>



<div class="wp-block-cover"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="725" height="423" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2546" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1.jpeg" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1.jpeg 725w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-600x350.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-150x88.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-300x175.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-696x406.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-720x420.jpeg 720w" sizes="auto, (max-width: 725px) 100vw, 725px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size">ROMA’DA AİLE VE KADININ KONUMU</p>
</div></div>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="587" height="587" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/CollageMaker_20200706_222135557.jpg" alt="" class="wp-image-2547" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/CollageMaker_20200706_222135557.jpg 587w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/CollageMaker_20200706_222135557-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/CollageMaker_20200706_222135557-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/CollageMaker_20200706_222135557-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 587px) 100vw, 587px" /></figure>


<figure class="wp-block-post-featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="725" height="423" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1.jpeg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" style="object-fit:cover;" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1.jpeg 725w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-600x350.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-150x88.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-300x175.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-696x406.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/04/images-1-720x420.jpeg 720w" sizes="auto, (max-width: 725px) 100vw, 725px" /></figure><p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/romada-aile-ve-kadinin-konumu/">Roma&#8217;da Aile Ve Kadının Konumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/romada-aile-ve-kadinin-konumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişim Sorunsalı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/degisim-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/degisim-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:14:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Aforizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sorunlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendini değiştiremiyorsan, başkalarının değişmesini nasıl bekleyebilirsin? Değişim, herhangi bir durumun akan giden zaman içersinde başkalaşım geçirmesi, mevcut durumda farklılıkların görülmesi veya önceki duruma göre nitelik ve nicelikte meydana gelen görünür farklılıklar olarak da nitelendirebiliriz. Değişim, doğal bir süreçle gerçekleşiyor ise hayatın rengini yansıtır. Değişim, yapay(suni) ise kısa süreli bir durumda yaşanan farklılığı yansıtır. İklimsel değişim, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/degisim-sorunsali/">Değişim Sorunsalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kendini değiştiremiyorsan, başkalarının değişmesini nasıl bekleyebilirsin?</p>



<p>Değişim, herhangi bir durumun akan giden zaman içersinde başkalaşım geçirmesi, mevcut durumda farklılıkların görülmesi veya önceki duruma göre nitelik ve nicelikte meydana gelen görünür farklılıklar olarak da nitelendirebiliriz.</p>



<p>Değişim, doğal bir süreçle gerçekleşiyor ise hayatın rengini yansıtır. Değişim, yapay(suni) ise kısa süreli bir durumda yaşanan farklılığı yansıtır. İklimsel değişim, yaprakların sararması ve karların erimesi doğal bir sürecin kendisidir. Bu gibi durumlar insanoğlundan bağımsız gerçekleşen süreçlerdir. Bataklıkların kurutularak tarıma veya yerleşime açılması gibi gelişmeleri ise insanoğluna bağlı olarak gerçekleşen süreçlerdendir.</p>



<p>Değişim, mevcut durumunuzu iyiye ve ileriye doğru götürüyorsa &#8220;gelişim&#8221;dir. Kötüye ve geriye doğru götürüyorsa “gerileme&#8221;dir. Bu mevcut tespit hayatımızın her alanı için geçerlidir.</p>



<p>Değişim, süreklilik arz eden bir eylem halidir. Hayatın içinde her şey bir etkileşim, devinimin ve değişimin içersindedir.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>Herakleitos'un dediği gibi: "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir."</code></pre>



<p>Değişime direnmek eşyanın tabiatına aykırıdır. Hal böyle iken değişim kaçınılmaz, sorunsal olan bu değişimin yönün hangi yönde olacağıdır. Değişim, ileri yönde &#8220;gelişim&#8221; mi, yoksa geri yönde &#8220;gerileme&#8221; mi? İş bu evrede kişinin kendi tercihini hangi yöne yapacağıdır?</p>



<p>Değişime ayak uyduramayan insanların en büyük kaçışı, ortamlarda eskilere yaslanması ve eskilerden bir türlü kurtulamama direncini sergilemesidir. Yeniyi aşağılamak, küçümsemek ve dövmek bir de bunlar yetmezmiş gibi tepkisel tutumlara sahiptirler.</p>



<p>Bizler toplumsal gelişimi sağlamak istiyorsak; eğitimden sağlığa, sosyal yaşamdan siyasal alanlara kadar birçok kurum ve kuruluşlarda çağın koşullarına göre yeniden yapılandırmayı sağlamalıyız.</p>



<p>Toplumsal olarak gelişmiş uygarlıklardan olmak istiyorsak; bizler bilim-teknik alanlarında yaşanan son gelişmeleri takip etmeliyiz. Bununla da yetinmeyerek uygarlık sahasında yaşanan yeni gelişmelere bizler de bir şeyler katabilmeliyiz.</p>



<p>Koşullara ayak uyduran, dönüşümü sağlayabilecek kadroyu ve insan gücünü var edebilmemiz için eğitim politikalarında ve kurumlarında yeniden yapılandırmacı eğitim modelini tercih etmeliyiz.</p>



<p>Değişim, yeniyi ön görüyorsa, yeninin yanında eskinin varlığını sürdürmeye devam etmesi çatışmalara ve yozlaşmaya yol açabilir. Bu duruma tarihten verilecek örnek; Osmanlı Devleti&#8217;nin demokratikleşme sürecindeki &#8220;Tanzimat Dönemi&#8221;nde yaşanan gelişmelerdir. Bu dönemde de eski ile yeni kurumlar bir arada olduğu için çatışmalar yaşanmış ve bu nedenlerden dolayı yenilikler Osmanlı ülkesine kalıcı çözüm getirememişti.</p>



<p>Çözüm bizde! Zihniyetimizin dehlizlerinde.<br>Çözüm sizde! Ön yargılarınızın gerisinde.</p>



<p>#Değişebilmeliyiz! Kendimizi tanıyarak, aslımızı inkar etmeden.</p>



<h6 class="wp-block-heading">Değişebilmeliyiz! Gerçeği saptırmadan, yaşananları abartmadan.</h6>



<h6 class="wp-block-heading">Değişebilmeliyiz! Minnet etmeden, birbirimizi yemeden.</h6>



<h6 class="wp-block-heading">Değişebilmeliyiz! Doğa gibi içten, direnmeden kendiliğinden.</h6>



<h6 class="wp-block-heading">Değişebilmeliyiz! İleriye giderek, geriye gitmeden…</h6>



<p>Sevginin büyüyerek değiştiği, kötülüğün iyiye doğru şekil alarak dönüşebildiği, iyiye ve güzele, değişen ve gelişen bir dünyanın yaşanılası yarınlarına umut ile…</p>



<p>Değişimin renginde aşk ile kalın.</p>



<p>Veysel ŞAHİN (LAMEKANİ)</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="720" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/img_1_1667190748306.webp" alt="" class="wp-image-2512" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/img_1_1667190748306.webp 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/img_1_1667190748306-600x600.webp 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/img_1_1667190748306-300x300.webp 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/img_1_1667190748306-150x150.webp 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/img_1_1667190748306-696x696.webp 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/img_1_1667190748306-420x420.webp 420w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /><figcaption class="wp-element-caption">Güncel Sorunlarımız Üzerine Aforizmalar- Veysel ŞAHİN </figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading"></h2>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/degisim-sorunsali/">Değişim Sorunsalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/degisim-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasal Açıdan Küreselleşen Dünya&#8217;da Tarih Eğitiminin Önemi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/siyasal-acidan-kuresellesen-dunyada-tarih-egitiminin-onemi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/siyasal-acidan-kuresellesen-dunyada-tarih-egitiminin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 04:43:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Küreselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyasi açıdan küreselleşme denilince ilk akla küreselleşmenin merkezinde bulunan siyasal güçler akla gelmektedir. Küreselleşmeyi tarihsel süreç içerisinde değerlendirdiğimizde büyük yarar olduğu düşünülmektedir. Küreselleşme, Emperyalizmin 20. ve 21. Yüzyıldaki çağdaş ismi “ Yeni Dünya Düzeni olarak karşımıza çıktığı görülmektedir (YAĞCI, 2004). Küreselleşmeyi siyasal açıdan ele alıp değerlendirmemiz için yapacağımız ilk iş Emperyalizmi yakından inceleyip tanımaktır. Emperyalizm, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/siyasal-acidan-kuresellesen-dunyada-tarih-egitiminin-onemi/">Siyasal Açıdan Küreselleşen Dünya&#8217;da Tarih Eğitiminin Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Siyasi açıdan küreselleşme denilince ilk akla küreselleşmenin merkezinde bulunan siyasal güçler akla gelmektedir. Küreselleşmeyi tarihsel süreç içerisinde değerlendirdiğimizde büyük yarar olduğu düşünülmektedir. Küreselleşme, Emperyalizmin 20. ve 21. Yüzyıldaki çağdaş ismi “ Yeni Dünya Düzeni olarak karşımıza çıktığı görülmektedir (YAĞCI, 2004).</p>



<p>Küreselleşmeyi siyasal açıdan ele alıp değerlendirmemiz için yapacağımız ilk iş Emperyalizmi yakından inceleyip tanımaktır. Emperyalizm, “İmperium” kelimesinden gelmektedir. İmperium’un da kelime anlamı Latince’de: hükmetmek; Empire, imparatorluk; Emperor, İmparator demektir. Bu bilgiden hareketle emperyalizm imparatorlukla yönetilen devletlerin temel yöntemidir. Bu yöntemde karşımıza sömürgeci ve sömüren bir yapı içerisinde kendini gösterdiği görülmektedir. Tarihin ilk dönemlerinde kurulmuş olan Asur, Babil, Helen ve Roma gibi devletlerin birer imparatorluk olduğu düşünüldüğünde bu devletlerinde birer emperyalist emeller içersinde varlıklarını sürdürdüğünü söyleyebiliriz.</p>



<p>Tarihin ilk dönemlerinde kendini var etmiş olan emperyalizm tarihin süreci içerisinde en amansız bir şekilde devam ede gelmiştir. Özellikle “Coğrafi Keşifler” ve “Sanayi Devrimi” sonrası hız kazanmış ve dünyada egemen bir anlayış olmuştur. Yönetim şekli imparatorluk olan ve paranın “capital” etkin güç unsuru olduğu yönetimlerde emperyalizm varlığını perçinleştirmiştir.</p>



<p>Dünyamız da yaygın bir şekilde küreselleşen ve kültürel olarak sınırların ortadan kalktığı bir yapı sürdürülmeye çalışılmaktadır (HAROOTUNRAN, 2006). Bu açıdan olaya bakıldığında bugünkü dünyamızı biçimlendiren küreselleşmenin temeli bu tarihsel süreç içerisinde anlam bulmaktadır.<br>Küreselleşmeyi anlamak tarihi bilmekten geçmektedir. Tarih bilmekte, tarih eğitimiyle mümkün olmaktadır. Buda tarih eğitiminin önemi bize göstermektedir.</p>



<ol class="wp-block-list" start="21">
<li>Yüzyılda etkin biçimlendirici unsur olan Küreselleşme ve bunun siyasi kanadı dünyayı politikaları doğrultusunda biçimlendirmektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan “Soğuk Savaş” iki kutuplu bir dünyayı meydana getirilmiştir. Bu iki kutuplu dünyanın doğu bloğunu Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, batı bloğunu “Amerika Birleşik Devletleri” oluşturmaktaydı. Doğu bloğu sosyalist bir rejim ile kendini gösterirken; batı bloğu kapitalist denilen paranın egemen olduğu bir sistemle kendini göstermiştir. Bu durum 1991 yılında Gorbaçov dönemi ile son bulmuştur. “Soğuk Savaş” dönemi bitmiş; dünyada tek kutuplu yani paranın egemen olduğu kapitalist sistem egemen olmuştur. Bu kapitalist sistemin önderi olarak ta “Amerika Birleşik Devletleri”ni görmekteyiz. Tek kutuplu kapitalist düzende karşısında etkin bir güç kalmayan “Amerika Birleşik Devletleri” siyasi emelleri doğrultusunda dünyadaki siyasal yapıyı biçimlendirmektedir. Siyasi emellerine ulaşabilmek için “Amerika Birleşik Devletleri” kendisine alternatif siyasete ve karşı duruşlara son verdiğini net bir şekilde görmekteyiz. Bugün hala yaptırımda bulunduğu Irak bütün tazeliği ile örnek olarak karşımızda durmaktadır. “Amerika Birleşik Devletleri” siyasi etkinliğini güçlendirmek içinde işgal ettiği ve sömürüden geri durmadığı bölgedeki ülkelerin tarihsel varlığını hiçe saymaktadır. “Amerika Birleşik Devletleri” kendisine karşı duran devletlerin yapı unsurlarıyla en amansız şekilde oynamaktadır; yani etnik milliyetçilik politikalarıyla karşı duruş gücünü kırma yoluna gitmiştir. Etnik milliyetçilik politikalarıyla yarattığı uydu devletçikler siyasi emelleri için önemli fonksiyona sahip duruma gelmiştir. Bu yaratılan devletçikler bir nevi “Amerika Birleşik Devletleri”nin işgalleri için birer üs görevi görmektedir. Tarihsel süreç içerisinde “Amerika Birleşik Devletleri”nin yapmış olduğu bu yıkımlara örnekler sayısız bir şekilde yer almaktadır. 1898’de Meksika’yı işgal etmiştir. Amerikan birliğinin kuruluşu yıllarında Meksika’nın Teksas, Arizona, New Meksiko, Kaliforniya, Nevada, Utah, Wyoming kentleri işgal etmiştir. 1903’te Kolombiya- Panama bölgesinde kanal için işgal edip kendisine üs görevi görecek şekilde Panama devletini kurdurmuştur. 1915’te Haiti’yi işgal edip Dominik devletini kurdurdu. 1947’de Çin egemenliğinde olan Taivan devletini kurdurdu. 1950- 1954 yılları arasında Kore’yi ikiye bölünmesine neden oldu. 1963’te Endonezya’yı parçalayıp Malezya’yı kurdurdu. 1980- 1986 Yılları arasında Afrika’da iç karışıklıkların yaşanmasına ön ayak oldu. 1990’dan sonra Yugoslavya’yı parçaladı: Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna Hersek gibi devletlerin ortaya çıkmasına neden oldu (YAĞCI, 2004, 150-154). “Amerika Birleşik Devletleri” sayısız kez farklı bölgelerdeki hükümetlere darbe girişimde bulunmuş ve kendine bağımlı hükümetler meydana getirmiştir. “Amerika Birleşik Devletleri”nin meydana getirdiği yıkımların hadi hesabı yoktur. Bu yıkımları gerçekleştirirken de Demokrasi sloganıyla dünya kamuoyunun gözünü boyamaktadır. Meydana gelen bu yıkımlar küreselleşmenin siyasal sonuçlarını oluşturmaktadır. Bu gün günümüzde “Amerika Birleşik Devletleri”, teknolojik üstünlüklerini ve diğer argümanlarını kullanarak dünya kamuoyunda eylemlerine haklı kılıflar biçmektedir. Küreselleşmenin siyasal anlamda yıkıcı etkisini en aza indirmenin yolu tarihi bir eğitimden ve tarihsel gerçeklikten geçmektedir. Bu da apaçık bir şekilde tarihin önemini bir kat daha artırmaktadır. Kürselleşmenin merkezinde bu gün Amerika Birleşik Devletleri’ni görmekteyiz. Çünkü dünyada egemen olan uluslar arası sermayeyi elinde bulunduran şirketlere ve sermayelere sahip olmasıdır (FABVRE, 1995). Her şeyin en güzeli, en iyisi kültürel ve toplumsal anlama en doğrunun kendisinde olduğu fikrini küresel bağlamda ve siyasal anlamda dünya kamuoyuna kabul ettirme yolunda hızlı bir şekilde ilerlemektedir.</li>
</ol>



<p>Tarihçilere bu konuda büyük görevler düşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bilinmeyen tarihini doğru şekilde tanımak ve yazmak tarihçilerin ve yazın ve düşün adamlarının işidir. Yeni yetişen nesiller bu gerçeklikten haberdar edilmelidirler. 21. yüzyılda yetişen gençler küreleşmeyi gerçek manada bilmemektedirler. Bu açıdan bakıldığında tarih eğitimine büyük anlam ve misyon yüklenilmesi gerekmektedir.</p>



<ol class="wp-block-list" start="21">
<li>Yüzyılda teknoloji alanında, bilişsel ve bilişim alanında önemli aşamalar kat edilmiştir. Günümüzde çeşitli yayın kuruluşları; dergiler, makaleler, kitaplar yayınlanmaktadır; bunun yanında çeşitli tartışma oturumları düzenlemektedirler. Bilinçlenme anlamında yararlı görülecek çalışmalar vardır. Fakat bunun yanında politik ve siyasi emeller doğrultusunda yazılan ve söylenen çeşitli eserler ve düşünceler de mevcuttur. Tarih de aynı şekilde politik ve siyasi emeller doğrultusunda farklı ve yanlı anlatılmakta bu da tarih öğrenimi açısından sakıncalar oluşturmaktadır. Popülist açıdan ele alınan tarihi çalışmalar gerçekten ve amacından ulaştığı da görülmektedir. Amerikan tarzı yaşam şekli ve siyasi yaşamı özendirilmekte ve tek gerçek gibi dayatılmaktadır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili yazılan tarihi birçok yazı popülist açıdan ele alındığından Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere küreselleşmenin merkezinde bulunan siyasal güçler siyasal eylemlerinde haklı gösterilmeye çalışılmıştır. Tarihin misyonuna ve tarihin öğrenimine tezat teşkil eden bir anlayıştır. Tarih bizim zamanımızı ilgilendirir ve bizim bu durumun bilincinde olmamız gerekir. Genel anlamda siyasal açıdan değerlendirdiğimiz bu bölümden hareketle tarih eğitiminin önemi ciddi bir biçimde kendini göstermektedir. Tarih öğretiminde ders kitapları günümüzde çok önemli yere sahiptir onun içindir ki; Tarih eğitimine, ilköğretim, lise ve üniversitelerde önem verilmelidir (HÖPKEN, 2003; KÖYMEN, 2002). Bu başlık altında, küreselleşmenin siyasal boyutunu açmaya ve incelemeye çalışıldı. Siyasal boyutu incelenirken tarih eğitiminin ve tarih öneminin ne denli önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamaya çalışıldı.</li>
</ol>



<div class="wp-block-cover is-light" style="min-height:469px;aspect-ratio:unset;"><span aria-hidden="true" class="wp-block-cover__background has-background-dim"></span><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="1280" class="wp-block-cover__image-background wp-image-2506" alt="" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41.png" data-object-fit="cover" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41.png 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-338x600.png 338w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-576x1024.png 576w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-150x267.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-300x533.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-600x1067.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-696x1237.png 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-236x420.png 236w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/Screenshot_2019-10-10-17-52-41-473x840.png 473w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /><div class="wp-block-cover__inner-container is-layout-flow wp-block-cover-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"></p>
</div></div>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-1024x941.jpg" alt="" class="wp-image-2507" width="391" height="359" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-1024x941.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-600x551.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-768x705.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-150x138.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-300x276.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-696x639.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-1068x981.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-457x420.jpg 457w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804-915x840.jpg 915w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230329_073804.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /></figure>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/siyasal-acidan-kuresellesen-dunyada-tarih-egitiminin-onemi/">Siyasal Açıdan Küreselleşen Dünya&#8217;da Tarih Eğitiminin Önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/siyasal-acidan-kuresellesen-dunyada-tarih-egitiminin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaygusuz Abdal&#8217;ın Tanrı Düşüncesi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kaygusuz-abdalin-tanri-dusuncesi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kaygusuz-abdalin-tanri-dusuncesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 00:01:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaygusuz Abdal, yolundan gittiği Abdal Musa’nın görüşleri benimsemiştir. İnsan Tanrı özdeşliğine inanmış bir mutasavvuftur. İnsan ile Tanrı arasına dinin koyduğu uçurumu ortadan kaldırmıştır. Onun alaycı, yerici dilinde katı şeriat yanlılarının inandıkları Tanrının yeri yoktur. Cennet ve cehennem, hesap günü, suç gibi şeriatla birlikte ifade edilen Kavramlar karşısında sarsıcı, ürkütücü bir alaycılıkla davranır, ne cehennemden korkan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaygusuz-abdalin-tanri-dusuncesi/">Kaygusuz Abdal&#8217;ın Tanrı Düşüncesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Kaygusuz Abdal, yolundan gittiği Abdal Musa’nın görüşleri benimsemiştir. İnsan Tanrı özdeşliğine inanmış bir mutasavvuftur. İnsan ile Tanrı arasına dinin koyduğu uçurumu ortadan kaldırmıştır. Onun alaycı, yerici dilinde katı şeriat yanlılarının inandıkları Tanrının yeri yoktur. Cennet ve cehennem, hesap günü, suç gibi şeriatla birlikte ifade edilen Kavramlar karşısında sarsıcı, ürkütücü bir alaycılıkla davranır, ne cehennemden korkan ne de tanrıdan korkan bir Tasavvuf ehlidir.</p>



<p><br>Kaygusuz Abdal’ın mesnevi niteliği taşıyan Gevhernamesi onun Vahdet-i vücud yönünü vurgular. Burada anlayışını gevher simgesiyle dile getirir. Minbernameside ise kendini özünü (nefsini) bilmenin Tanrı’yı bilmekle eşdeğer olduğu vurgulamıştır. Kaygusuz, eserlerinde dostu bazen tanrının yerini alabilecek şekilde resmetmiştir. Kaygusuz eserlerinde “Tanrı” kavramı,”Allah, Tanrı, Çalap, Hüda, Kirdar, Mevla, Hak, Halik, Yaradan” kelimeleriyle isimlendirilmiştir. Kaygusuz Abdal’ın Tanrı inancı, Madde-Tanrı birliği düşüncesine dayanır.</p>



<p>Kaygusuz Abdal’ı eserlerinde Vahdet-i vücudcu sufi doktirinini yansıtır. Bu eserde Vahdet-i vücut anlayışının yönü olan hulul inancını yansıttığını görmekteyiz. Eserde Kalenderilik ve Melamelik etkileri de en açık şekilde görülmüştür. Kaygusuz, tanrıyı gönülde bulur. Kaygusuz’a göre; Tanrı, evren de Adem cisminde var olmuş, ademi kendisine don edinmiş ve ademin gönlü içinden söylemiştir. Kaygusuz; Budalaname ve Sarayname de gönlü, Vahdet-i-vücud görüşü içinde ele alır. Tanrı bu gönülde makam tuttuğunu söyler.</p>



<p><br>Eserlerinde Tanrıyı korkunç kılığa sokanların şeriat yanlıları olduğunu ileri sürmektedir. Bu söyleminden Kaygusuz Abdal’ın İslam dini yeterince bilmiyor anlamı çıkarılmamalıdır. Kaygusuz Tanrı’yı sevecen, güler yüzlü bir tanrı tasavvur etmiştir. Kaygusuz Tanrı yeren bir yönü de vardır. Bu yerdiği tanrı ona göre tutucu bağnaz şeriatçı tutumunun tanrı düşüncesini yermektedir. Kaygusuz’a göre özünü bilen tanrısını da bilir… </p>



<p>Kaygusuz Abdal ve Risale-i Sûfiyye</p>



<p>Veysel ŞAHİN</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="709" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1678482719847-3.jpg" alt="" class="wp-image-2497" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1678482719847-3.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1678482719847-3-600x591.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1678482719847-3-150x148.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1678482719847-3-300x295.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1678482719847-3-696x685.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1678482719847-3-427x420.jpg 427w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kaygusuz Abdal&#8217;ın Tanrı Düşüncesi</figcaption></figure>


<div class="taxonomy-category wp-block-post-terms"><a href="https://www.kesfediyoruz.com/category/tarih-sanat/" rel="tag">Tarih &#8211; Sanat</a></div><p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaygusuz-abdalin-tanri-dusuncesi/">Kaygusuz Abdal&#8217;ın Tanrı Düşüncesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kaygusuz-abdalin-tanri-dusuncesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıl İnanç Sorunsalı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/batil-inanc-sorunsali/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/batil-inanc-sorunsali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veysel ŞAHİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Mar 2023 18:41:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl inanç]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıl, yaşadığımız toplumun büyük grupları tarafından kabul gören ve varlığına inanılan değer yargılarıdır. Batıl en yalın tanımıyla akla ve bilimsel verilere dayanmayan ya da gerçeklikle örtüşmeyen yargılar topluluğudur. Toplum tarafından batıl inanışlar olarak da bilinen yargılar, gerçeklerin zaman içerisinde saptırılması veya gerçeğinin dışına çıkartılmasıdır. Kavram kargaşalıklarının, değer çatışmalarının ve yozlaşmanın yaşanmasında batıl sorunsalı büyük yer [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/batil-inanc-sorunsali/">Batıl İnanç Sorunsalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Batıl, yaşadığımız toplumun büyük grupları tarafından kabul gören ve varlığına inanılan değer yargılarıdır. Batıl en yalın tanımıyla akla ve bilimsel verilere dayanmayan ya da gerçeklikle örtüşmeyen yargılar topluluğudur.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1550651246759.jpg" alt="" class="wp-image-2425" width="184" height="230" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1550651246759.jpg 655w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1550651246759-480x600.jpg 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1550651246759-150x188.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1550651246759-300x375.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1550651246759-600x750.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2023/03/FB_IMG_1550651246759-336x420.jpg 336w" sizes="auto, (max-width: 184px) 100vw, 184px" /></figure>
</div>


<p>Toplum tarafından batıl inanışlar olarak da bilinen yargılar, gerçeklerin zaman içerisinde saptırılması veya gerçeğinin dışına çıkartılmasıdır.</p>



<p>Kavram kargaşalıklarının, değer çatışmalarının ve yozlaşmanın yaşanmasında batıl sorunsalı büyük yer tutmaktadır.</p>



<p>Bizler, batıl inanışlarını her ne koşulda olursa olsun hafife almamalıyız. Çünkü uyulması halinde sonuçları bizleri büyük yanlışlıklara sürekler. Bunun yanında batıl adetleri, toplumları büyük bir hipnozlukla uyutup etkisi altına alır ve sonrasında toplumları içinden çıkılmaz bir bataklığa sürükleyebilmektedir.</p>



<p>Batıl, cehaletin büyümesine ve yaygınlaşmasına neden olmakla kalmayıp bir de doğru ile yanlışın taraf değiştirmesine neden olabilmektedir.</p>



<p>Hayatımızın her alanında karşılaştığımız bazı batıl inanışlar var ki gerçeğini geri de bırakarak toplumun değerleri içerisinde kemikleşmiş ve kabul görmüş duruma gelmiştir.</p>



<p>Batıl; sapkın adetlerin, davranışların ve geleneklerin bir bakıma toplamı veya vücut bulmuş hali de diyebiliriz.</p>



<p>Tarihte batıla örnek verecek olursam Arap coğrafyasında bir zamanlar kızlarını diri diri kuma gömme adetlerinin uygulanmış olması sapkınlık (batıl) değilse de nedir?</p>



<p>17. Yüzyıl Avrupa’sında Galileo&#8217;nun engizisyon mahkemesinde &#8220;dünya dönüyor&#8221; dediği için yargılanması gaflete(batıla) düşmüş ruhbanların şaşkınlığı değilse nedir sorarım size?</p>



<p>Batıl adetleri, insanoğlunun gelişmesini engelleyen sapkınlık ritüellerinin toplamıdır. Batıl, ancak hakikatler (gerçekler) karşısında eğilir. Gerçeğe de bizler ancak bilimle, akılla ve mantıkla ulaşılabiliriz. Okuyarak, sorgulayarak kendimizi ve çevremizi tanımlayabiliriz.</p>



<p>Hayatımızı etkisi altına almış olan batıl yargılarından, entelektüel bilincin geliştirilmesi, kültürlenme boyutunun artırılması ve sorgulama yöntemlerinin işletilmesiyle kurtulabiliriz.</p>



<p>Fikri hür, vicdanı hür bireylerin gelişmesini engelleyen, zihinlerin birer prangaları olan batıl itikatlarımızdan (uğraşlarımızdan) kurtulalım, hep birlikte mantığımızın egemen olduğu yaşanılabilir bir dünya inşa edelim.</p>



<p>Veysel Şahin</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/batil-inanc-sorunsali/">Batıl İnanç Sorunsalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/batil-inanc-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1.600 Yıllık Kadeh Romalıların Nanoteknolojinin Öncüleri Olduğunu Gösteriyor!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/1-600-yillik-kadeh-romalilarin-nanoteknolojinin-onculeri-oldugunu-gosteriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/1-600-yillik-kadeh-romalilarin-nanoteknolojinin-onculeri-oldugunu-gosteriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2020 13:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[elektronlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadeh]]></category>
		<category><![CDATA[lycurgus kupası]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[romalılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2247</guid>

					<description><![CDATA[<p>British Museum&#8217;daki 1.600 yıllık bir Roma kadehinin renkli sırrı, insan hastalıklarını teşhis etmeye veya güvenlik kontrol noktalarında biyolojik tehlikeleri saptamaya yardımcı olabilecek aşırı duyarlı yeni bir teknolojinin anahtarıdır. Trakya Kralı Lycurgus&#8217;u içeren bir sahne taşıdığı için Lycurgus Kupası olarak bilinen cam kadeh, önden yandığında yeşim yeşili, arkadan yakıldığında kan kırmızısı görünüyor müze kupayı aldıktan sonra [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/1-600-yillik-kadeh-romalilarin-nanoteknolojinin-onculeri-oldugunu-gosteriyor/">1.600 Yıllık Kadeh Romalıların Nanoteknolojinin Öncüleri Olduğunu Gösteriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/12/stgfh.png" alt="" class="wp-image-2371" width="337" height="219"/></figure></div>



<p>British Museum&#8217;daki 1.600 yıllık bir Roma kadehinin renkli sırrı, insan hastalıklarını teşhis etmeye veya güvenlik kontrol noktalarında <strong>biyolojik </strong>tehlikeleri saptamaya yardımcı olabilecek aşırı duyarlı yeni bir teknolojinin anahtarıdır.</p>



<p>Trakya Kralı Lycurgus&#8217;u içeren bir sahne taşıdığı için <strong>Lycurgus Kupası</strong> olarak bilinen cam <strong>kadeh</strong>, önden yandığında <strong>yeşim yeşili</strong>, arkadan yakıldığında <strong>kan kırmızısı</strong> görünüyor müze kupayı aldıktan sonra bilim adamlarını on yıllarca şaşırtan bir özellik. Gizem, İngiltere&#8217;deki araştırmacıların kırık parçaları <strong>mikroskop </strong>altında inceledikleri ve Romalı <strong>zanaatkârların nanoteknolojinin </strong>öncüleri olduğunu keşfettikleri 1990 yılına kadar çözülemedi: Camı <strong>gümüş </strong>ve <strong>altın </strong>parçacıklarıyla <strong>emprenye </strong>ettiler ve <strong>küçülttüler</strong>. 50 nanometre çapında, bir sofra tuzu tanesinin binde birinden daha küçük. Londra Üniversitesi Koleji&#8217;nden arkeolog Ian Freestone, değerli metallerin tam karışımı Romalıların ne yaptıklarını bildiklerini gösteriyor &#8220;<strong>inanılmaz </strong>bir başarı&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Antik </strong>nanoteknoloji şöyle çalışır: Işıkla vurulduğunda, metal beneklere ait <strong>elektronlar</strong>, gözlemcinin konumuna bağlı olarak rengi değiştiren şekillerde titreşir. Urbana Champaign&#8217;deki Illinois Üniversitesi&#8217;nde bir mühendis olan Gang Logan Liu ve meslektaşları, bu etkinin henüz <strong>keşfedilmemiş </strong>bir <strong>potansiyel </strong>sunduğunu fark ettiler. Liu, &#8220;Romalılar güzel sanatlar için nanopartiküllerin nasıl yapılacağını ve kullanılacağını biliyordu&#8221; diyor. &#8220;Bilimsel uygulamaları olup olmadığını görmek istedik.&#8221;</p>



<p>Liu, bardağı çeşitli sıvılar doldurduğunda, camdaki titreşen elektronların etkileşimini ve dolayısıyla <strong>rengi </strong>değiştireceklerinden şüpheleniyordu. Bugünün evde yapılan <strong>hamilelik testleri</strong>, beyaz çizgiyi pembeye çevirmek için ayrı bir nano tabanlı fenomenden yararlanmaktadır.</p>



<p>Araştırmacılar, değerli eserin içine sıvı koyamadıkları için, bunun yerine milyarlarca küçük kuyuya bir posta pulu büyüklüğündeki plastik bir plakaya yazdırdılar ve kuyulara altın veya gümüş nanoparçacıklar <strong>püskürttüler</strong>, esasen milyarlarca ultra parçacıklı bir dizi oluşturdular. Minyatür Lycurgus Bardakları kuyulara su, yağ, şeker çözeltileri ve tuz çözeltileri döküldüğünde, <strong>ayırt edilmesi</strong> kolay bir dizi renk <strong>gösterdiler </strong>örneğin su için açık yeşil ve yağ için kırmızı. <strong>Prototip</strong>, benzer teknikler kullanan mevcut ticari <strong>sensörlere </strong>göre çözelti içindeki değiştirilmiş tuz seviyelerine 100 kat daha duyarlıydı. Bir gün tükürük veya idrar örneklerindeki <strong>patojenleri </strong>tespit etmek veya uçaklara tehlikeli sıvılar taşımaya çalışan teröristleri engellemek için el cihazlarına girebilir.</p>



<p>Muhtemelen sadece özel günler için çekilen MS dördüncü yüzyıla ait <strong>orijinal </strong>Lycurgus Kupası, muhtemelen Yunan şarap tanrısı <strong>Dionysos&#8217;a </strong>karşı işlenen kötü eylemler nedeniyle Kral Lycurgus&#8217;un bir <strong>üzüm bağına hapsolduğunu </strong>tasvir ediyor. Mucitler bu eski teknolojiden yeni bir tespit aracı geliştirmeyi başarırlarsa, tuzağa düşürme sırası Lycurgus&#8217;a ait olacak.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/1-600-yillik-kadeh-romalilarin-nanoteknolojinin-onculeri-oldugunu-gosteriyor/">1.600 Yıllık Kadeh Romalıların Nanoteknolojinin Öncüleri Olduğunu Gösteriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/1-600-yillik-kadeh-romalilarin-nanoteknolojinin-onculeri-oldugunu-gosteriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaplumbağa Soyundan Bunostegos Akokanensis Bir İnek Büyüklüğünde</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kaplumbaga-soyundan-bunostegos-akokanensis-bir-inek-buyuklugunde/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kaplumbaga-soyundan-bunostegos-akokanensis-bir-inek-buyuklugunde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2020 12:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[bunostegos akokanensis]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağalar]]></category>
		<category><![CDATA[sürüngenler]]></category>
		<category><![CDATA[vejeteryan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni kazılan fosiller, yaklaşık 260 milyon yıl önce Pangaea&#8217;da dolaşan inek büyüklüğünde, bitki yiyen Bunostegos akokanensis hakkında daha fazla bilgi bulundu. Yanda görülen Bir sanatçının, yaklaşık 266-252 milyon yıl önce Pangaea çöllerinde yaşayan bitki yiyen bir sürüngen olan Bunostegos&#8217;u tasviri. Eğer bir şekilde, 255 milyon yıl geriye, sihirli bir şekilde, süper kıta Pangaea&#8217;nın merkezinde bulunan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaplumbaga-soyundan-bunostegos-akokanensis-bir-inek-buyuklugunde/">Kaplumbağa Soyundan Bunostegos Akokanensis Bir İnek Büyüklüğünde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><a href="http://blogs.smithsonianmag.com/science/files/2013/06/reptile.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://blogs.smithsonianmag.com/science/files/2013/06/reptile.jpg" alt="" class="wp-image-20320" width="306" height="229" title="sürüngen"/></a></figure></div>



<p>Yeni kazılan fosiller, yaklaşık 260 milyon yıl önce <strong>Pangaea&#8217;da </strong>dolaşan inek büyüklüğünde, bitki yiyen <strong>Bunostegos akokanensis</strong> hakkında daha fazla bilgi bulundu. Yanda görülen Bir sanatçının, yaklaşık 266-252 milyon yıl önce Pangaea çöllerinde yaşayan bitki yiyen bir sürüngen olan Bunostegos&#8217;u tasviri.</p>



<p>Eğer bir şekilde, <strong>255 </strong>milyon yıl geriye, sihirli bir şekilde, <strong>süper kıta </strong>Pangaea&#8217;nın merkezinde bulunan engin çölün&nbsp;ortasına nakledildiyseniz&nbsp;,&nbsp;Bunostegos akokanensis&nbsp;adlı inek büyüklüğünde bir <strong>sürüngenle&nbsp;</strong>karşılaşabilirsiniz. Ama korkmanıza gerek yok!</p>



<p>Korkunç derecede engebeli yüzüne rağmen, yaratık onaylanmış bir <strong>vejeteryandı</strong>.</p>



<p>Nijer&#8217;de ve Afrika&#8217;nın başka yerlerinde devam eden <strong>kazılar</strong>, paleontologların bu <strong>antik çölü</strong> dolaşan <strong>soyu tükenmiş</strong> hayvanlar hakkında daha fazla bilgi edinmelerine olanak tanıyor ve yeni <strong>keşfedilen </strong>birkaç&nbsp;Bunostegos&nbsp;&nbsp;<strong>kafatası fosili</strong>, bu kuşkusuz sıra dışı görünen yaratığa ilk bakışlardan birini sağlıyor.&nbsp;Bu sürüngen,&nbsp;gerçekten cinsinin adını&nbsp;taşıyor:&nbsp;Bunostegos,&nbsp;kelimenin tam anlamıyla <strong>yumrulu kafatası </strong>çatısı olarak tercüme ediliyor.<a href="http://blogs.smithsonianmag.com/science/files/2013/06/fossil.jpg"></a></p>



<p>Washington Üniversitesi&#8217;nden&nbsp;Linda Tsuji&nbsp;liderliğindeki fosillerin ayrıntılı analizi, araştırmacıların sürüngenin canlı gibi görüneceği şeyin bir görüntüsünü <strong>üretmelerine </strong>izin verdi.&nbsp;En iyi tahmin olarak, yaratığın yüzü, bir zürafanın kafasındaki çıkıntılara benzer şekilde, deri kaplı soğanlı çıkıntılarla noktalıydı.&nbsp;<strong>Yaratık </strong>&#8220;İnek büyüklüğünde, bitki yiyen bir sürüngen, yumrulu bir kafatası ve sırtında kemikli bir zırh var.&#8221;</p>



<p>Sürüngen, 298 ila 252 milyon yıl önce süren Permiyen döneminde yaşayan nispeten büyük otçullardan oluşan&nbsp;<strong>Pareiasaur </strong>grubuna&nbsp;aittir.&nbsp;Diğer birçok Pareisaurs da, neredeyse&nbsp;Bunostegos&#8217;unki&nbsp;kadar büyük olmasa da, başlarında topuzlar vardı<em>.&nbsp;</em>Sonuç olarak, araştırmacılar önceden&nbsp;<strong>evrimsel </strong>olarak konuşan Bunostegos&#8217;un özellikle gelişmiş bir Pareiasaur&nbsp;olduğunu&nbsp;varsaymışlardı tüm evrimsel tarihi boyunca daha geniş bir grubun parçası olmuş ve daha sonra daha da gelişmiştir.</p>



<p>Bununla birlikte, bu yeni analiz,&nbsp;Bunostegos&#8217;un, daha yaşlı sürüngenlerde bulunan ancak diğer Pareisaur&#8217;larda bulunmayan, <strong>dişlerinin şekli</strong> ve <strong>sayısı </strong>gibi bir dizi görece <strong>ilkel özelliğini </strong>koruduğunu da&nbsp;gösterdi.&nbsp;</p>



<p>Sonuç olarak, araştırmacılar&nbsp;Bunostegos&#8217;un&nbsp;aslında grubundaki diğer canlılardan çok daha erken ayrıldığı ve başındaki <strong>kemikli yumruları bağımsız </strong>olarak <strong>geliştirdiği&nbsp;</strong>sonucuna vardılar.</p>



<p>Bu tür bir analiz, araştırmacıların&nbsp;Bunostegos&#8217;un&nbsp;yaşadığı&nbsp;<strong>çevre </strong>hakkında daha geniş sonuçlar&nbsp;çıkarmalarına&nbsp;da yardımcı olur. Eğer&nbsp;Bunostegos&nbsp;uzun bir <strong>bağımsız evrim dönemi </strong>geçirmiş olsaydı, türlerin üyelerinin birbirleriyle yakın bir şekilde karışmasını ve çiftleşmesini önleyen bir manzara özelliği olması gerekirdi.</p>



<p>Araştırmacılar, bu özelliğin Pangaea&#8217;nın merkezinde uzun süredir tahmin edilen devasa bir <strong>çöl </strong>olduğunu söylüyor.&nbsp;Jeolojik kanıtlar, şu anda <strong>Orta </strong>ve <strong>Kuzey Afrika</strong>&#8216;da bulunan bölgenin 266-252 milyon yıl önce geç <strong>Permiyen döneminde </strong>aşırı derecede <strong>kuru </strong>olduğu ve burada bulunan diğer <strong>fosillerin </strong>uzun vadeli <strong>izolasyonu </strong>düşündüren <strong>türleşme </strong>modelleri gösterdiği fikrini desteklemektedir.</p>



<p>Yine de bu dönemden kısa bir süre sonra,&nbsp;Bunostegos bir bütün olarak çoğu Pareisaur&#8217;la ve tüm cinslerin%&nbsp;<strong>83</strong>&#8216;üyle&nbsp;birlikte&nbsp;hala tam olarak anlayamadığımız nedenlerden dolayı&nbsp;<strong>kitlesel </strong>bir yok olma olayında&nbsp;kayboldu.&nbsp;Yine de bazı bilim adamları,&nbsp;<strong>günümüz kaplumbağalarının </strong>Pareisaur&#8217;ların doğrudan <strong>torunları&nbsp;</strong>olduğuna inanıyor bu&nbsp;nedenle, bu sürüngen grubunun <strong>anatomisi </strong>ve evrimsel tarihi hakkında daha fazla bilgi edinmek, şu anda gezegenimizdeki yaşam çeşitliliğini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.</p>



<p>Tsuji açıklamasında, &#8220;Bu <strong>keşfedilmemiş </strong>alanlarda araştırmaya devam etmek önemlidir&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Kuzey Nijer gibi yerlerden fosillerin incelenmesi, Permiyen dönemindeki <strong>ekosistemin </strong>daha <strong>kapsamlı </strong>bir resmini çiziyor.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaplumbaga-soyundan-bunostegos-akokanensis-bir-inek-buyuklugunde/">Kaplumbağa Soyundan Bunostegos Akokanensis Bir İnek Büyüklüğünde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kaplumbaga-soyundan-bunostegos-akokanensis-bir-inek-buyuklugunde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Neandertal Fosilinde Şimdiye Kadarki En Eski Kemik Tümörünün Kanıtı Bulundu</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bir-neandertal-fosilinde-simdiye-kadarki-en-eski-kemik-tumorunun-kaniti-bulundu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bir-neandertal-fosilinde-simdiye-kadarki-en-eski-kemik-tumorunun-kaniti-bulundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2020 12:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[fibröz displazi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[neandertal]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<category><![CDATA[yamyamlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlangıçta Hırvatistan&#8217;da bulunan 120.000 yıllık bir kaburga kemiği, tümörlerin her zaman kirliliğe maruz kalmadan kaynaklanmadığını gösteriyor. Yaklaşık 120.000 yıl önce, şimdi Kuzey Hırvatistan&#8217;ın tepelerinde, yetişkin bir Neandertal son nefesini aldı. Bu Neandertal hakkında pek bir şey bilmiyoruz cinsiyeti, yaşı, hatta neden öldüğü ama yeni araştırmalar iskeletinde oldukça ilginç bir şey ortaya çıkardı. Özellikle, sol üst kaburgada. Pennsylvania [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-neandertal-fosilinde-simdiye-kadarki-en-eski-kemik-tumorunun-kaniti-bulundu/">Bir Neandertal Fosilinde Şimdiye Kadarki En Eski Kemik Tümörünün Kanıtı Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Başlangıçta Hırvatistan&#8217;da bulunan 120.000 yıllık bir <strong>kaburga </strong>kemiği, <strong>tümörlerin </strong>her zaman kirliliğe <strong>maruz kalmadan </strong>kaynaklanmadığını gösteriyor. Yaklaşık 120.000 yıl önce, şimdi Kuzey Hırvatistan&#8217;ın tepelerinde, yetişkin bir <strong>Neandertal </strong>son nefesini aldı. Bu Neandertal hakkında pek bir şey bilmiyoruz <strong>cinsiyeti</strong>, <strong>yaşı</strong>, hatta <strong>neden öldüğü </strong>ama yeni <strong>araştırmalar </strong>iskeletinde oldukça ilginç bir şey ortaya çıkardı. Özellikle, sol üst kaburgada.</p>



<p>Pennsylvania Üniversitesi ve Hırvatistan Ulusal Tarih Müzesi&#8217;nden bir araştırma ekibinin kısa süre önce <strong>keşfettiği </strong>gibi, bu Neandertalde <strong>fibröz displazi </strong>adı verilen bir hastalığa işaret eden bir <strong>tümör </strong>vardı normal kemiğin yerini fibröz, <strong>süngerimsi </strong>bir doku aldığı bir durum. İnsan fosil kayıtlarında her türden tümör oldukça <strong>nadirdir </strong>ve daha önce keşfedilen <strong>en eski kemik </strong>tümörleri sadece <strong>1.000-4.000</strong> yaşındaydı.</p>



<p>Ekibin <strong>analiz </strong>ettiği kaburga kemiği, 1800&#8217;lerin sonlarında, tümü 120.000 ila 130.000 arasında ölen birkaç düzine bireye ait 876 Neandertal <strong>fosil </strong>parçası içerdiği tespit edilen bir <strong>Hırvat </strong>kaya sığınağı olan <strong>Krapina </strong>adlı bir bölgeden çıkarıldı. Yıllar önce. Bilim adamları, fosillerin neden bu kadar parçalanmış olduklarını açıklamak için bir dizi <strong>teori </strong>öne sürdüler: Bazıları kırık ve yanmış kalıntıların <strong>yamyamlığın </strong>kanıtı olduğunu iddia ederken, diğerleri Neandertallerin <strong>etobur </strong>hayvanlar tarafından öldürüldüğünü ve yendiğini düşünüyor.</p>



<p>Bu kemik yığınında bulunan kaburga kırılmış ve diğer kalıntılarla kesin olarak <strong>eşleştirilemez</strong>, ancak araştırmacılar, bölgede yakınlarda bulunan bir sağ kaburga ile eşleştiğine inanıyorlar.<strong> X-ışını </strong>ve <strong>BT taramasını</strong> içeren ilk ayrıntılı kemiğin analizi, fibröz displazinin bir tümör özelliği tarafından geride bırakılan merkezde yer alan oldukça büyük bir <strong>lezyon </strong>gösterdi. Araştırmacılar, boşluğun basitçe bir kırıktan kaynaklanma olasılığını dışladılar çünkü kaburga üzerinde başka bir yerde travma kanıtı bulunmuyor <strong>lezyon </strong>kemiğin önüne doğru çıkıntı yapıyor, bu nedenle bir kırılmadan kaynaklanıyorsa travma olacaktır. </p>



<p>Bazı durumlarda fibröz displazi hiçbir <strong>belirti vermezken </strong>diğerlerinde tümörlerin ürettiği <strong>şişlik deformiteye </strong>neden olabilir. Ancak tam iskelet olmadan, hastalığın birey üzerindeki genel etkisinin ne olduğunu ve bir sonuç olarak mı yoksa tamamen <strong>ilgisiz </strong>nedenlerden mi öldüğünü bilmenin hiçbir yolu yoktur.</p>



<p>Her iki durumda da, bu <strong>keşif </strong>basit bir nedenden ötürü değerlidir: Genel olarak, tümörler, <strong>hominid </strong>fosil kayıtlarında son derece nadirdir. Kemik dışında herhangi bir dokuda meydana geldiklerinde, korunmaları pek olası değildir ve ayrıca orta yaşta ve ileride gelişme eğilimindedirler. Eski atalarımız veya kuzenlerimiz tipik olarak <strong>otuzlu </strong>yaşlarından sonra yaşamadıkları için, muhtemelen birkaç <strong>kanser </strong>veya <strong>iyi huylu tümör</strong> vakası geliştirdiler.</p>



<p>Ancak bu bulgu, Neandertallerin bu tür bir tümör geliştirdiğini gösteriyor ve bu da bize altta yatan hastalık hakkında bir şeyler söylüyor. Hem <strong>kanserli </strong>hem de iyi huylu birçok tümör türünün sıklığının genel olarak çevredeki <strong>kirleticilerle </strong>ilişkili olduğu düşünülmektedir. Ancak araştırmacıların belirttiği gibi, bu Neandertallerin içinde yaşadıkları ortam esasen bozulmamıştı yani, en azından bazı durumlarda, kemik tümörlerinin gelişiminin çevre kirliliğiyle hiçbir ilgisi yok.</p>



<p>Bu keşif, bilim adamlarının fosil kayıtları aracılığıyla hastalıkların <strong>kadim </strong>tarihini öğrendikleri daha büyük ve ortaya çıkan bir eğilimin parçası. Geçen yıl, insansı dişlerden ve kafataslarından elde edilen <strong>DNA&#8217;nın analizi</strong>, modern insanları <strong>enfekte </strong>eden virüslerin çoğunun <strong>Neandertallerde </strong>ve diğer <strong>hominidlerde </strong>de yaşadığını gösterdi ve Şubat ayında, eski insan dişlerinden elde edilen DNA , bilim insanlarının <strong>oral bakterilerin </strong>evrimini anlamalarına yardımcı oldu.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-neandertal-fosilinde-simdiye-kadarki-en-eski-kemik-tumorunun-kaniti-bulundu/">Bir Neandertal Fosilinde Şimdiye Kadarki En Eski Kemik Tümörünün Kanıtı Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bir-neandertal-fosilinde-simdiye-kadarki-en-eski-kemik-tumorunun-kaniti-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aklınız ve duyularınız yemek zihin içinde gerçek bir ziyafettir.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/akliniz-ve-duyulariniz-yemek-zihin-icinde-gercek-bir-ziyafettir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/akliniz-ve-duyulariniz-yemek-zihin-icinde-gercek-bir-ziyafettir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2020 11:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[aşçılık]]></category>
		<category><![CDATA[duyular]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2253</guid>

					<description><![CDATA[<p>En son ne zaman karmaşık bir kimyasal deney yaptınız? Çoğumuz için cevap muhtemelen bir mutfakta en son ne zaman geçirdiğinizdir. Aşçılık, bir tutam yanma fiziği ve bir parça malzeme bilimi ile birlikte uygulamalı organik kimyaya dönüşür. Ancak, aşçıların her öğün zamanını gerçekleştiren kimya mühendisliğinin başarıları ister ateşin üstünde bir billikanda ister süslü bir restoranda sous vide olsun genellikle akıldan çok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/akliniz-ve-duyulariniz-yemek-zihin-icinde-gercek-bir-ziyafettir/">Aklınız ve duyularınız yemek zihin içinde gerçek bir ziyafettir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="532" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-1024x532.jpg" alt="" class="wp-image-2354" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-1024x532.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-600x312.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-768x399.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-150x78.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-300x156.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-696x362.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-1068x555.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds-808x420.jpg 808w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/feds.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p>En son ne zaman karmaşık bir <strong>kimyasal </strong>deney yaptınız? Çoğumuz için cevap muhtemelen bir <strong>mutfakta </strong>en son ne zaman geçirdiğinizdir. <strong>Aşçılık</strong>, bir tutam <strong>yanma fiziği</strong> ve bir parça <strong>malzeme bilimi </strong>ile birlikte uygulamalı <strong>organik kimyaya </strong>dönüşür. Ancak, aşçıların her <strong>öğün </strong>zamanını gerçekleştiren kimya mühendisliğinin başarıları ister ateşin üstünde bir <strong>billikanda </strong>ister süslü bir restoranda <strong>sous vide</strong> olsun genellikle akıldan çok <strong>duyularla </strong>takdir edilir.</p>



<p>Bu, <strong>endüstriyel </strong>gıda bilimcilerinin her zaman yaptığı işlere <strong>kültürel </strong>bir öneri getiren <strong>moleküler gastronominin</strong> ortaya çıkışından bu yana değişiyor yine de birçok <strong>gurme</strong>, yiyeceklerinin yüksek mühendislikten ziyade <strong>doğal olarak</strong> gelmesini tercih etse de .</p>



<p>Yemekte bir sonraki büyük şey, duyular arası yemek olacak: <strong>rengi</strong>, <strong>aydınlatması </strong>ve <strong>sofra takımı </strong>gibi faktörleri değiştirerek yemek yiyenlerin yiyeceklerin nasıl <strong>koktuğuna </strong>ve <strong>tadına </strong>ilişkin <strong>algılarını </strong>değiştirmek. Bunu, <strong>restoran </strong>yönetmenleri tarafından uzun süredir uygulanan <strong>yemek sunumu sanatını </strong>daha <strong>nörobilimsel </strong>bir temele oturtmak gibi düşünebilirsiniz, tıpkı moleküler gastronominin yemek pişirmenin <strong>kimyasal </strong>temelinden kopması gibi. Yakalanırsa, duyular için bir <strong>ziyafetin zihin </strong>için de gerçekten bir ziyafet olduğunu yakında öğrenebiliriz.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/akliniz-ve-duyulariniz-yemek-zihin-icinde-gercek-bir-ziyafettir/">Aklınız ve duyularınız yemek zihin içinde gerçek bir ziyafettir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/akliniz-ve-duyulariniz-yemek-zihin-icinde-gercek-bir-ziyafettir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artan empati kötü bir şey olabilir mi? Williams sendromu</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi-williams-sendromu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi-williams-sendromu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2020 11:28:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[genom]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[williamssendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok Fazla Seven Çocuk, nadir görülen bir genetik durum olan Williams sendromlu bir çocuğun hikayesiyle insan olmaya yeni bir ışık tutuyor. Otizmin aldığı dikkati DİKKATE ALARAK, bazılarının bunun tersi olarak adlandırdığı Williams sendromu durumunu nadiren duymamız şaşırtıcı. İnsanların aşırı sevecen, konuşkan ve girişken olmasına neden olan bu genetik bozukluk, otizmden daha seyrek görülmekte ve yaklaşık 10.000 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi-williams-sendromu/">Artan empati kötü bir şey olabilir mi? Williams sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rtg.jpg" alt="" class="wp-image-2349" width="299" height="299" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rtg.jpg 225w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rtg-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 299px) 100vw, 299px" /></figure></div>



<p>Çok <strong>Fazla Seven</strong> Çocuk, nadir görülen bir <strong>genetik </strong>durum olan <strong>Williams sendromlu </strong>bir çocuğun hikayesiyle<strong> insan olmaya</strong> yeni bir ışık tutuyor.</p>



<p><strong>Otizmin </strong>aldığı dikkati <strong>DİKKATE ALARAK</strong>, bazılarının bunun tersi olarak adlandırdığı Williams sendromu durumunu <strong>nadiren </strong>duymamız şaşırtıcı.</p>



<p>İnsanların <strong>aşırı sevecen</strong>, <strong>konuşkan </strong>ve <strong>girişken </strong>olmasına neden olan bu <strong>genetik bozukluk</strong>, otizmden daha <strong>seyrek </strong>görülmekte ve <strong>yaklaşık 10.000</strong> kişiden 1&#8217;ini etkilemektedir. Yine de, tıpkı otizm gibi, araştırmacılar onu, insanlık durumunun bazı önemli yönlerini <strong>şekillendiren</strong>, doğanın karmaşık <strong>etkileşimine </strong>açılan benzersiz bir pencere olarak görüyorlar.</p>



<p>In Too Much sevilen çocuk, onu yeni <strong>en iyi arkadaşı</strong> olarak karşılayan Eli D&#8217;Angelo, Williams ile Amerikalı bir çocuk, buluşuyor. Otobüs şoförlerine, garsonlara ve yabancılara sarılır, onları sevdiğini söyler.</p>



<p>Yazar Jennifer Latson, Eli&#8217;nin annesinin <strong>endişelerinin</strong>, herkesi arkadaşı olarak gören bir çocuğa yabancı <strong>tehlikeyi </strong>öğretmekten, <strong>başını belaya sokmasını </strong>nasıl <strong>engelleyeceğine </strong>kadar nasıl değiştiğini izliyor. Eli gibi çocuklar geniş <strong>gülümsemeleri </strong>ve <strong>karakteristik </strong>elfin yüzleriyle çok şeyden kurtulabilirler, ancak bir öğretmeni uyarıyor, &#8220;<strong>zekâlarının </strong>bir son kullanma tarihi vardır&#8221;.</p>



<p>Eli&#8217;nin hikayesiyle düzgün bir şekilde iç içe geçmiş bilim adamlarının büyülenmelerinin sebebi, On yıldan uzun bir süre önce insan <strong>genomunu </strong>sıraladık, ancak birçok özellik, özellikle <strong>kişiliği </strong>içerenler, küçük katkı etkilerine sahip birden çok <strong>gen </strong>tarafından <strong>yönetiliyor </strong>ve karmaşık <strong>etkileşimler </strong>labirenti anlaşılması zor. Ancak Williams, genetikçilere değerli bir giriş noktası sağlayan yaklaşık <strong>26 genin</strong> <strong>kaybından </strong>kaynaklanıyor.</p>



<p>Örneğin, üzerinde çalışmak, yüksek <strong>kan şekeri</strong> ve <strong>hipertansiyon </strong>için genlerin <strong>izole </strong>edilmesine yardımcı oldu. Bir başka eksik gen olan <strong>GTF2I</strong>, sözde &#8220;<strong>aşk hormonu</strong>&#8221; olan <strong>oksitosin </strong>seviyelerinin yükselmesine yol açıyor gibi görünüyor. <strong>Williams&#8217;lı </strong>insanların bu kadar sevecen olmasının nedeni bu olduğu sonucuna varmak cazip gelebilir.</p>



<p>Küçük bir <strong>sıkıntı</strong>, Latson&#8217;un insan <strong>davranışına </strong>yönelik bu <strong>indirgemeci </strong>bakış açısının doğasında bulunan sorunları keşfetmeden ara sıra <strong>sinirbilimin </strong>üzerinden geçmesidir. Çoğumuz <strong>oksitosinimizin kölesi </strong>olduğumuzu düşünmüyoruz. Ve Latson, hormonun otizm için <strong>umut </strong>verici bir <strong>tedavi </strong>olduğunu ima ediyor, aslında denemeler <strong>karışık sonuçlar </strong>verdi ve otizmin <strong>plasebo </strong>olduğu ortaya çıkan uzun bir <strong>tıbbi </strong>tedavi geçmişi var.</p>



<p>&#8220;Sosyal açıdan ayrılmış <strong>Japonya&#8217;da</strong>, artan <strong>empati </strong>bir <strong>engel </strong>olarak <strong>görülüyor</strong>; gösterici <strong>Yunanistan&#8217;da </strong>öyle <strong>değil</strong>.&#8221;</p>



<p>Elbette, <strong>otizmi </strong>olan bazı insanlar &#8220;<strong>tedavi edilmek</strong>&#8221; istemiyorlar, çünkü onlar <strong>engelli </strong>olmadıklarını söylüyorlar, sadece farklı. Latson, Williams ile olan bu bağlantıyı <strong>ustaca </strong>araştırıyor. D&#8217;Angelo&#8217;nun annesi, Eli&#8217;nin <strong>uyum sağlamasına</strong> yardımcı olmak için çok çalışıyor ve sarılmayı azaltıyor. Bir Williams uzmanı doğru / yanlış miktarda sarılma olup olmadığını sorduğunda şaşırır.</p>



<p>Soru, farklı kültürel tavırlarla vurgulanmaktadır. Örneğin, sosyal olarak ayrılmış Japonya&#8217;da, artan empati açık bir engel olarak görülüyor. Ancak alenen gösterici Yunanistan&#8217;da <strong>ebeveynler </strong>bu davranışı <strong>patolojik </strong>olarak görmüyorlar.</p>



<p>Latson, bir doktorun ebeveynlere Williams&#8217;lı insanların diğerlerini nasıl gördüğünü anlattığında da ortaya çıkıyor. Onlar için, Williams&#8217;a sahip olmamanın &#8220;<strong>semptomları</strong>&#8221; günde sadece birkaç kez &#8220;<strong>Seni seviyorum</strong>&#8221; demeyi içerir. Benzer şekilde, otistik insanlar <strong>nörotipik </strong>olmanın çok fazla <strong>göz teması</strong>, <strong>sarılma </strong>ve <strong>konuşmayı </strong>içerdiğini söyleyebilir tıpkı nörotipiklerin Williams&#8217;lı çocukları görmesi gibi.</p>



<p>Büyüleyici yolculuk, D&#8217;Angelo&#8217;nun annesinin Eli&#8217;nin <strong>farklılıklarını kabul etmeyi öğrendiğini</strong> ve o <strong>olgunlaştıkça </strong>bu farklılıkların <strong>azaldığını </strong>gösterir. Keşke hikayelerinin nasıl geliştiğini bulabilseydik.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi-williams-sendromu/">Artan empati kötü bir şey olabilir mi? Williams sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi-williams-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milyar dolarlık barajlar su kıtlığı yapıyor, çözmüyor!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/milyar-dolarlik-barajlar-su-kitligi-yapiyor-cozmuyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/milyar-dolarlik-barajlar-su-kitligi-yapiyor-cozmuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2020 12:25:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[akarsu]]></category>
		<category><![CDATA[barajlar]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[fosil yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[santraller]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barajların nehirlerden su toplaması ve su kıtlığını azaltmak için yeniden dağıtması gerekiyor, değil mi? Çok hızlı değil. Çoğu durumda, özellikle aşağı nehirde yaşayan insanlar için aslında su kıtlığı yarattıkları ortaya çıktı. Hollanda Amsterdam&#8217;daki Vrije Üniversitesi&#8217;nden Ted Veldkamp, küresel nüfusun neredeyse dörtte birinin nehirlere insan müdahalesi yoluyla su mevcudiyetinde önemli düşüşler yaşadığını söylüyor. Bu müdahaleler öncelikle sulama için veya şehirler [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/milyar-dolarlik-barajlar-su-kitligi-yapiyor-cozmuyor/">Milyar dolarlık barajlar su kıtlığı yapıyor, çözmüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/edf.jpg" alt="" class="wp-image-2339" width="348" height="232" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/edf.jpg 740w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/edf-600x401.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/edf-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/edf-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/edf-696x465.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/edf-629x420.jpg 629w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></figure></div>



<p><strong>Barajların </strong>nehirlerden su toplaması ve <strong>su kıtlığını azaltmak</strong> için yeniden dağıtması gerekiyor, değil mi? Çok hızlı değil. Çoğu durumda, özellikle aşağı nehirde yaşayan insanlar için aslında su kıtlığı <strong>yarattıkları </strong>ortaya çıktı.</p>



<p>Hollanda Amsterdam&#8217;daki Vrije Üniversitesi&#8217;nden Ted Veldkamp, <strong>küresel nüfusun</strong> neredeyse dörtte birinin <strong>nehirlere </strong>insan müdahalesi yoluyla <strong>su </strong>mevcudiyetinde önemli <strong>düşüşler </strong>yaşadığını söylüyor. Bu müdahaleler öncelikle <strong>sulama </strong>için veya şehirler veya <strong>hidroelektrik üretmek </strong>için su alan barajları içerir.</p>



<p>Barajların <strong>topluluklar </strong>üzerindeki etkisini araştırmak için Veldkamp ve meslektaşları, dünyayı 50 kilometrelik karelere bölen ayrıntılı bir <strong>modelleme </strong>çalışması oluşturdu. Bunu 1971 ve 2010 arasındaki su kıtlığını değerlendirmek için kullandılar, böylece baraj müdahalelerindeki <strong>hidrolojik kazananları </strong>ve <strong>kaybedenleri belirleyebildiler</strong>.</p>



<p>Ekip, zaman içinde su kıtlığı çeken <strong>sıcak </strong>noktalarda ciddi bir değişiklik buldu; nehir <strong>akışlarının </strong>yakalanmasından çoğunlukla yukarı nehirdeki insanlar yararlandı, ancak aşağı <strong>havzada </strong>olanlar <strong>yüksek </strong>ve <strong>kuru </strong>kaldı.</p>



<p>Dünya, son yıllarda barajlara tahmini <strong>2 trilyon dolar</strong> harcadı. Ancak Veldkamp&#8217;ın şaşırtıcı sonucu, bu faaliyetin küresel nüfusun yüzde 23&#8217;üne daha az su bıraktığı, buna karşılık sadece yüzde <strong>20&#8217;lik kazanmış</strong> olduğu.</p>



<p>Veldkamp, ​​&#8221;Su kıtlığı birçok bölgede hızla artıyor&#8221; diyor. Bir Yeni yapılan bir çalışmada 4 milyar en az bir ay, bir yıl boyunca böyle <strong>kıt bölgelerde </strong>yaşayan insan sayısını koydu. Birçoğu <strong>iklim değişikliğini </strong>suçluyor, ancak bu yeni çalışmada sadece <strong>küçük </strong>bir <strong>unsur </strong>olarak ortaya çıkıyor.</p>



<p>Yukarı havza barajının su kıtlığına yol açtığı büyük nehirler arasında kurak kuzey Çin&#8217;deki <strong>Sarı </strong>Nehir; Hindistan&#8217;daki yukarı havza faaliyetinin aşağı havza <strong>Bangladeş&#8217;teki geçim kaynaklarına </strong>zarar verdiği Ganj; <strong>Türk barajlarının</strong> Irak&#8217;ta kuraklığa neden olduğu Fırat nehri; ve ABD <strong>soyutlamalarının </strong>Meksika&#8217;ya çok az su bıraktığı <strong>Colorado </strong>Nehri.</p>



<p>Pek çok baraj inşaatçısını temsil eden İngiltere merkezli Uluslararası Hidroelektrik Birliği&#8217;nin CEO&#8217;su Richard Taylor, <strong>bulguları </strong>yalanladı.</p>



<p>&#8220;Bir rezervuar inşa etmenin ana faktörü, <strong>doğal </strong>akıştaki <strong>düzensizliği yumuşatmak</strong>, selleri absorbe etmek ve kuraklık dönemlerinde minimum akışı garantilemek için temiz su depolamaktır&#8221; diyor. &#8220;Bu temel hizmetler, yalnızca satış sonrası faydalardır.&#8221;</p>



<p>Yine de çalışma, barajların en kötü etkilerinin su kaynakları üzerinde en yüksek <strong>baskının </strong>olduğu aylarda gerçekleştiğini gösteriyor. Veldkamp, ​​barajların su kıtlığı olaylarının <strong>ortalama süresini </strong>de <strong>artırdığını </strong>söylüyor.</p>



<p>Pek çok ülke, barajları, hem kıtlığı azaltmak için suyu <strong>yönlendirerek </strong>hem de <strong>fosil yakıt yakan elektrik santrallerinin</strong> yerini alacak <strong>düşük karbonlu </strong>hidroelektrik üreterek iklim değişikliğiyle <strong>mücadelede </strong>önemli bir yol olarak görüyor. Taylor, &#8220;Dünyanın birçok yerinde su depolaması, insan geçim kaynaklarının <strong>yaşayabilirliği </strong>için temel olacaktır&#8221; diyor.</p>



<p>Ancak Veldkamp&#8217;ın bulguları, niyeti ne olursa olsun, barajların arkasında daha fazla su toplamanın genellikle<strong> kıtlığı artırdığını</strong> gösteriyor. Daha fazla baraj inşa etmek &#8220;belirli bir grup insan için yarının iklim değişikliği etkilerini azaltırken diğerlerini bugün <strong>baskı altına sokabilir</strong>&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/milyar-dolarlik-barajlar-su-kitligi-yapiyor-cozmuyor/">Milyar dolarlık barajlar su kıtlığı yapıyor, çözmüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/milyar-dolarlik-barajlar-su-kitligi-yapiyor-cozmuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital çağda kaybolmak istiyorsanız yapılması ve yapılmaması gerekenler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dijital-cagda-kaybolmak-istiyorsaniz-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dijital-cagda-kaybolmak-istiyorsaniz-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2020 12:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2259</guid>

					<description><![CDATA[<p>İster dijital kimliğinizi göz ardı etmek isteyin, ister bir şeyden veya birinden temiz bir kaçış yapmayı düşünüyorsanız, uzman insan bulucu Frank Ahearn bazı basit yapılması ve yapılmaması gerekenleri anlatıyor. Twitter, Facebook ve diğer tüm harika uygulamaların ücretsiz olmadığını unutmayın. Özel bilgilerinizle ödeme yapıyorsunuz. Yapma! Tehlikeli! Güvenli, şifreli bir bağlantı oluşturan bir Sanal Özel Ağ kullanın. Ücretsiz bir sanal özel ağ (VPN) kullanmayın: [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dijital-cagda-kaybolmak-istiyorsaniz-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler/">Dijital çağda kaybolmak istiyorsanız yapılması ve yapılmaması gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/dsdsc.jpg" alt="" class="wp-image-2329" width="372" height="164" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/dsdsc.jpg 339w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/dsdsc-150x66.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/dsdsc-300x132.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 372px) 100vw, 372px" /></figure></div>



<p>İster <strong>dijital kimliğinizi </strong>göz ardı etmek isteyin, ister bir şeyden veya birinden temiz bir kaçış yapmayı düşünüyorsanız, uzman insan bulucu Frank Ahearn bazı basit <strong>yapılması </strong>ve <strong>yapılmaması gerekenleri </strong>anlatıyor.</p>



<p>Twitter, Facebook ve diğer tüm harika uygulamaların ücretsiz olmadığını unutmayın. <strong>Özel bilgilerinizle</strong> ödeme yapıyorsunuz. Yapma! Tehlikeli!</p>



<p>Güvenli, şifreli bir bağlantı oluşturan bir <strong>Sanal Özel Ağ</strong> kullanın. Ücretsiz bir sanal özel ağ (<strong>VPN</strong>) kullanmayın: <strong>gerçek gizliliğin</strong> bir <strong>bedeli </strong>vardır.</p>



<p>Sosyal medyada <strong>kendinizi şımartmaya</strong> direnemiyorsanız sahte bir dijital kimlik oluşturun. Bilgilerinizi koruyacaktır .</p>



<p>Kullandıkça öde <strong>kredi kartlarını</strong> kullanın ve normal kredi veya banka kartlarınızı kullanmayın. Daha da iyisi, çok daha sağduyulu olduğu için <strong>nakit </strong>kullanın.</p>



<p>&#8220;Sağduyulu aletlerinizi&#8221; kaydolmanız gereken şeyleri kendiniz satın almayın, çünkü yüzünüz kasa üzerindeki kamera tarafından yakalanacaktır. Bunu sizin için <strong>güvendiğiniz </strong>bir kişiye yaptırın.</p>



<p>Ortadan kaybolma planınızı araştırmak için ev, iş veya <strong>mobil</strong>&#8211;<strong>dizüstü </strong>bilgisayar internet bağlantısı kullanmayın. Nakit parayla ayrı bir cihaz satın alın ve halka açık bir alandaki <strong>Wi-Fi</strong>&#8216;yi kullanın.</p>



<p>Tüm eylemlerin izlenebileceği ve izlenebileceği bir<strong> internet kafe</strong> kullanmayın.</p>



<p>Sahte kimlik almayın: Siz ve 10 kişi <strong>aynı isim </strong>ve <strong>belgelerle </strong>dolaşıyor olabilirsiniz.</p>



<p>İnsanları izinizden uzak tutmak için <strong>dezenformasyonu </strong>kullanın. Bu, <strong>sahte </strong>aramalar yapmayı ve tanımadığınız kişilere sahte e-postalar göndermeyi, <strong>çevrimiçi </strong>olarak sipariş vermeyi ve asla ziyaret etmeyi düşünmediğiniz bir <strong>otele </strong>teslim edilmesini veya farklı bir şehirde çevrimiçi bir otel odası <strong>rezervasyonu </strong>yapmayı ve gelmemeyi içerebilir.</p>



<p><strong>Pasaport</strong>, ön ödemeli banka kartları, ön ödemeli telefon <strong>SIM&#8217;leri </strong>ve gitmeyi planladığınız yerlerin bir haritasının bulunduğu bir &#8220;<strong>git çantanız</strong>&#8220;la hazır olun. Ne zaman ortadan <strong>kaybolman </strong>gerektiğini asla bilemezsin.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dijital-cagda-kaybolmak-istiyorsaniz-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler/">Dijital çağda kaybolmak istiyorsanız yapılması ve yapılmaması gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dijital-cagda-kaybolmak-istiyorsaniz-yapilmasi-ve-yapilmamasi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Örümcekler, çiçeklerin güzel görünmesini sağlayarak akşam yemeğine arı çekiyor! Bunlar hep taktik</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/orumcekler-ciceklerin-guzel-gorunmesini-saglayarak-aksam-yemegine-ari-cekiyor-bunlar-hep-taktik/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/orumcekler-ciceklerin-guzel-gorunmesini-saglayarak-aksam-yemegine-ari-cekiyor-bunlar-hep-taktik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 22:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[av]]></category>
		<category><![CDATA[avcı]]></category>
		<category><![CDATA[çiçekler]]></category>
		<category><![CDATA[örümcekler]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[tuzak]]></category>
		<category><![CDATA[vahşi avcılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pusu avcıları normalde sürpriz unsuruna güvenir ve saldırı anına kadar gizli kalmayı tercih eder. Ancak bazı örümcekler daha gösterişli bir strateji izler. UV ışığını yansıtırlar, bu da oturdukları çiçekleri arılara çekici kılar yengeç örümceklerinde birçok kez gelişen ve ağlarda yakalamak yerine avlarını pusuya düşüren tuhaf bir strateji. Brezilya&#8217;daki Federal Goiás Üniversitesi&#8217;nden&#160;Felipe Gawryszewski&#160;ve ekibi Avustralya, Avrupa ve Malezya&#8217;daki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orumcekler-ciceklerin-guzel-gorunmesini-saglayarak-aksam-yemegine-ari-cekiyor-bunlar-hep-taktik/">Örümcekler, çiçeklerin güzel görünmesini sağlayarak akşam yemeğine arı çekiyor! Bunlar hep taktik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-1024x667.jpg" alt="" class="wp-image-2319" width="317" height="206" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-1024x667.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-600x391.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-768x500.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-1536x1000.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-150x98.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-300x195.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-696x453.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-1392x906.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-1068x695.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-1920x1250.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-645x420.jpg 645w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR-1291x840.jpg 1291w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FFR.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 317px) 100vw, 317px" /></figure></div>



<p><strong>Pusu avcıları</strong> normalde sürpriz unsuruna güvenir ve saldırı anına kadar <strong>gizli </strong>kalmayı tercih eder. Ancak bazı <strong>örümcekler </strong>daha <strong>gösterişli </strong>bir <strong>strateji </strong>izler. <strong>UV</strong> ışığını yansıtırlar, bu da oturdukları çiçekleri arılara çekici kılar yengeç örümceklerinde birçok kez gelişen ve ağlarda yakalamak yerine avlarını <strong>pusuya düşüren </strong>tuhaf bir strateji.</p>



<p><a href="http://eselab.weebly.com/felipe-m-gawryszewski.html"></a>Brezilya&#8217;daki Federal Goiás Üniversitesi&#8217;nden&nbsp;Felipe Gawryszewski&nbsp;ve ekibi Avustralya, Avrupa ve Malezya&#8217;daki 68 <strong>yengeç örümceği </strong>türünden bireyler topladı.&nbsp;Türlerin tümü, otur, bekle ve atla stratejisi kullanarak böcekleri <strong>avladı</strong>, ancak bazıları bunu ağaç kabuğu ve yapraklar gibi sıkıcı yüzeylerde yaparken, diğerleri çiçekler üzerinde avladı.</p>



<p>Ekip, tüm bu türlerin <strong>genetik </strong>bilgilerini kullanarak, çiçeğe dayalı avlanma stratejisinin birçok kez <strong>geliştiğini </strong>gösteren bir &#8220;<strong>aile ağacı</strong>&#8221; oluşturdu. Dahası, çiçekte yaşayan yengeç örümcekleri çiçek olmayanlara göre daha fazla UV ışığı yansıtıyordu.</p>



<p>UV ışınlarını yansıtan örümcekler üstlerine konduğunda arılar çiçekleri <strong>ziyaret </strong>etme olasılıkları daha yüksek olduğundan, bu etkili bir avlanma stratejisi gibi görünüyor.</p>



<p>Arıların neden <strong>tuzağa</strong> düşürüldüğü net değil, ancak bir olasılık örümcekleri &#8220;çiçek rehberleri&#8221; ile karıştırmalarıdır çiçekler üzerindeki <strong>tozlayıcıları </strong>iniş <strong>platformuna </strong>yönlendiren doğal parlak noktalardır.</p>



<p>Gawryszewski, bir başka olasılık da arıların belirli <strong>renk desenlerini</strong> tercih etmelerinin ve örümceklerin bundan <strong>yararlanmasının </strong>olduğunu söylüyor.</p>



<p>Ancak bu stratejinin bir dezavantajı olabileceğini de not ediyor. UV yansıtıcı bir örümcek olarak, &#8220;potansiyel olarak daha fazla <strong>av </strong>çekersiniz, ancak daha fazla <strong>avcı </strong>da çekebilirsiniz.&#8221;</p>



<p>Bilim adamları daha önce yengeç örümceklerindeki UV yansımasının çiçek temelli bir avlanma stratejisinin <strong>evrimine </strong>bağlı olduğundan şüphelenmişti. Fransa&#8217;daki Tours Üniversitesi&#8217;nden Jerome Casas, bunun genetik <strong>bilgiyi </strong>kullanan kanıtlarla destekleyen <strong>ilk </strong>çalışma olduğunu söylüyor .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orumcekler-ciceklerin-guzel-gorunmesini-saglayarak-aksam-yemegine-ari-cekiyor-bunlar-hep-taktik/">Örümcekler, çiçeklerin güzel görünmesini sağlayarak akşam yemeğine arı çekiyor! Bunlar hep taktik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/orumcekler-ciceklerin-guzel-gorunmesini-saglayarak-aksam-yemegine-ari-cekiyor-bunlar-hep-taktik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekvador&#8217;da &#8216;soyu tükenmiş&#8217; kurbağayı bulan çocuk, türlerin canlanmasına yardımcı oldu</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ekvadorda-soyu-tukenmis-kurbagayi-bulan-cocuk-turlerin-canlanmasina-yardimci-oldu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ekvadorda-soyu-tukenmis-kurbagayi-bulan-cocuk-turlerin-canlanmasina-yardimci-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 12:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[amfibi]]></category>
		<category><![CDATA[ekvador]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kurbağa]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul çağındaki bir çocuk, en az 30 yıldır soyu tükenmiş olduğu düşünülen Ekvadorlu bir kurbağayı yeniden keşfetti. Hayvan şimdi esaret altında başarıyla yetiştirildi. Renkli Jambato alacalı kurbağa ( Atelopus ignescens ) bir zamanlar Ekvador&#8217;da o kadar yaygındı ki, insanların evlerinde ortaya çıktı, çocukların oynadığı bir şeydi ve geleneksel tıpta bir bileşen olarak kullanıldı. Sonra, muhtemelen iklim değişikliği ve mantar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ekvadorda-soyu-tukenmis-kurbagayi-bulan-cocuk-turlerin-canlanmasina-yardimci-oldu/">Ekvador&#8217;da &#8216;soyu tükenmiş&#8217; kurbağayı bulan çocuk, türlerin canlanmasına yardımcı oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft"><img decoding="async" src="https://images.newscientist.com/wp-content/uploads/2017/07/07174447/baja-%C2%A9-luis-a.-coloma_atelopus_ignescens_1.jpg?width=300" alt="Atelopus, yeniden keşfedilen kurbağa görmezden gelir"/></figure></div>



<p>Okul çağındaki bir çocuk, en az 30 yıldır <strong>soyu tükenmiş </strong>olduğu düşünülen <strong>Ekvadorlu </strong>bir <strong>kurbağayı </strong>yeniden <strong>keşfetti</strong>. Hayvan şimdi <strong>esaret </strong>altında başarıyla yetiştirildi.</p>



<p><strong>Renkli Jambato </strong>alacalı kurbağa ( Atelopus ignescens ) bir zamanlar Ekvador&#8217;da o kadar yaygındı ki, insanların evlerinde ortaya çıktı, çocukların oynadığı bir şeydi ve geleneksel tıpta bir <strong>bileşen </strong>olarak kullanıldı. Sonra, muhtemelen<strong> iklim değişikliği ve mantar hastalığının birleşimiyle aniden yok oldu</strong>.</p>



<p>Jambatu Amfibileri Araştırma ve Koruma Merkezi&#8217;nden Luis Coloma, &#8220;Ekvador toplumunda o kadar uzun süredir var olan bir varlıktı ki, onun <strong>yok olacağını</strong> asla <strong>düşünemezdik</strong>,&#8221; diyor .</p>



<p>Merkez 2016 yılında, <strong>kayıp </strong>kurbağayı bulabilen, başarı beklemeyen, ancak <strong>amfibi </strong>koruma konusunda farkındalık yaratmayı ümit eden herkese <strong>1000 $ nakit para ödülü</strong> verdi.</p>



<p>Her şeye rağmen, genç bir <strong>çocuk </strong>ve <strong>ailesi </strong>küçük bir Jambato alacalı kolonisi buldu ve bu, türün hayatta kalmasını ve çocuğun eğitimi için <strong>fon </strong>sağladı.</p>



<p>Araştırmacılar daha sonra, vahşi doğadan kurtarılan 43 kişiyi laboratuvarda <strong>üremeye zorlamak </strong>gibi büyük bir görevle karşı karşıya kaldılar.</p>



<p>Coloma, &#8220;Birkaç ay boyunca kurbağalar çiftleşti ama asla yumurta bırakmadılar&#8221; diye hatırlıyor. Bu yüzden onları<strong> dış mekan</strong> muhafazasına taşımaya karar verdik. &#8220;Nihayet yumurtaları keşfettiğimizde, Thomas Edison&#8217;un ilk kez bir elektrik ampulünün yandığını gördüğünü hissetmiş gibi hissettik. Olağanüstü oldu&#8221;diyor.</p>



<p>Ortaya çıkan <strong>kurbağa yavruları</strong> güçlüydü ve iyi beslendiler. Southern Illinois Üniversitesi&#8217;nden Alessandro Catenazzi, neslinin <strong>tükendiği </strong>düşünülen kurbağaların yeniden keşfedilmesinin son birkaç yıldır <strong>cesaret </strong>verici bir eğilim olduğunu söylüyor. Ancak, &#8220;nüfus her zaman azdır ve bu da doğal olarak <strong>hayatta kalmasını </strong>riske atar&#8221; diyor.</p>



<p>Özenli ve pahalı bir iş olmasına rağmen, <strong>laboratuvar yetiştiriciliğinin </strong>yok oluşa karşı &#8220;<strong>son çare</strong>&#8221; olabileceğini söylüyor.</p>



<p>İngiltere&#8217;deki Manchester Üniversitesi&#8217;nden Andrew Gray, <strong>tutsak </strong>yetiştirmenin, savunmasız <strong>amfibilerin </strong>bir sonraki hastalık dalgası veya doğal ortamlarındaki en küçük değişiklik tarafından <strong>yok edilmesini</strong> önlemek için kritik olduğunu söylüyor. &#8220;Bu kurbağalar her an ortadan kaybolabilir, bu yüzden bilim adamları üremelerine yardımcı olmayı başarırsa, bu gelecek için bir <strong>güvenlik ağıdır</strong>.&#8221;</p>



<p>Gray, ekibin bu kurbağaları yetiştirme <strong>başarısının </strong>önemli olduğunu ve tüm dünyada nesli tükenmekte olan kurbağa türleri üzerindeki benzer <strong>çalışmaları destekleyeceğini </strong>söylüyor. Gray, &#8220;Coloma farklı türden kurbağa yavrularını test ediyor&#8221; diyor. &#8220;Sonuçlarından ders alarak, artık nesli tükenme riski altında olan tutsak iribaşlarımızı büyük bir başarıyla besleyebiliyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ekvadorda-soyu-tukenmis-kurbagayi-bulan-cocuk-turlerin-canlanmasina-yardimci-oldu/">Ekvador&#8217;da &#8216;soyu tükenmiş&#8217; kurbağayı bulan çocuk, türlerin canlanmasına yardımcı oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ekvadorda-soyu-tukenmis-kurbagayi-bulan-cocuk-turlerin-canlanmasina-yardimci-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayılar, kötü kokulu ayak izleri aracılığıyla iletişim kuruyor gerçek bir ayıysanız yeni bir tanışma yöntemi.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ayilar-kotu-kokulu-ayak-izleri-araciligiyla-iletisim-kuruyor-gercek-bir-ayiysaniz-yeni-bir-tanisma-yontemi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ayilar-kotu-kokulu-ayak-izleri-araciligiyla-iletisim-kuruyor-gercek-bir-ayiysaniz-yeni-bir-tanisma-yontemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Dec 2020 12:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[ayılar]]></category>
		<category><![CDATA[dans]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[menzil]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dans eden ayılar için, dönüş yapmak tamamen kalıcı bir izlenim bırakmakla ilgilidir. Yabani kahverengi ayıların çok büyük örtüşen menzilleri vardır ve yalnızdırlar, bu nedenle güvenilir bir uzun mesafe mesajlaşma servisiyle yapabilirler. Çözümleri: Başkalarının koklaması için ayak izlerini koku ile işaretlemek. Kimyasal sinyalizasyon sayesinde memeliler kimlik, cinsiyet, sosyal statü ve üreme durumu gibi konularda bilgilendirilebilir. Polonya, Krakow&#8217;daki Doğa Koruma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayilar-kotu-kokulu-ayak-izleri-araciligiyla-iletisim-kuruyor-gercek-bir-ayiysaniz-yeni-bir-tanisma-yontemi/">Ayılar, kötü kokulu ayak izleri aracılığıyla iletişim kuruyor gerçek bir ayıysanız yeni bir tanışma yöntemi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfgtf.jpg" alt="" class="wp-image-2306" width="311" height="369" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfgtf.jpg 667w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfgtf-507x600.jpg 507w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfgtf-150x178.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfgtf-300x355.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfgtf-600x711.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfgtf-355x420.jpg 355w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" /></figure></div>



<p><strong>Dans </strong>eden <strong>ayılar </strong>için, dönüş yapmak tamamen kalıcı bir izlenim bırakmakla ilgilidir. <strong>Yabani kahverengi </strong>ayıların çok büyük örtüşen <strong>menzilleri </strong>vardır ve yalnızdırlar, bu nedenle güvenilir bir uzun mesafe mesajlaşma servisiyle yapabilirler.</p>



<p>Çözümleri: Başkalarının <strong>koklaması </strong>için ayak izlerini <strong>koku ile işaretlemek</strong>. Kimyasal <strong>sinyalizasyon </strong>sayesinde memeliler <strong>kimlik</strong>, <strong>cinsiyet</strong>, <strong>sosyal statü</strong> ve <strong>üreme </strong>durumu gibi konularda bilgilendirilebilir.</p>



<p>Polonya, Krakow&#8217;daki Doğa Koruma Enstitüsü&#8217;nden Agnieszka Sergiel, &#8220;Bu, hala tam olarak anlaşılamayan bilgi alışverişi için çok önemli bir yol gibi görünüyor&#8221; diyor.</p>



<p>Ekibi ilk önce biri <strong>tutsak </strong>ve biri <strong>vahşi </strong>olmak üzere iki kahverengi ayıdan alınan deri <strong>örneklerini inceleyerek</strong>, özel bezler kullanarak pençelerinde <strong>kimyasal sinyaller salgılayabildiklerini </strong>buldu.</p>



<p>Daha sonra 2014 ve 2016 yılları arasında Polonya&#8217;nın kuzeyindeki Karpatlar&#8217;da altı <strong>yaban ayısı</strong> üzerinde çalıştılar ve patilerinden koku örnekleri topladılar ve <strong>analiz </strong>ettiler.</p>



<p>Son olarak, üç yıl boyunca kamera tuzakları kullanarak ve &#8220;<strong>dans</strong>&#8221; ve <strong>koklama davranışlarını analiz </strong>ederek İspanya&#8217;nın Cantabrian dağlarında yaban ayılarını <strong>filme </strong>aldılar.</p>



<p>Ayıların ayaklarındaki <strong>salgı bezlerinden </strong>onları yere döndürdüklerinde kokularını saldıklarını keşfettiler. Koku, muhtemelen diğer ayılar için <strong>yapışkan </strong>notlar görevi gören, <strong>cinsiyet </strong>gibi bilgileri ileten ve bir <strong>eş </strong>arıyorlarsa kullanışlı olabilecek en az 20 farklı bileşik içerir.</p>



<p>İlave altı bileşik yetişkin erkeklere özeldir ve bir tipin, <strong>cembrenoid&#8217;in</strong>, diğer bazı hayvanlarda bir <strong>tanıma feromonu </strong>görevi gördüğü zaten bilinmektedir.</p>



<p>En az 15 yaban ayısını filme aldılar ve bunların 81 örneğinin <strong>pençelerini </strong>kullanarak <strong>yeri koklayarak işaretlediğini</strong> buldular.</p>



<p>Erkekler, mevcut <strong>parçaları defalarca izledikleri </strong>için özellikle bükülmeyi severdi. Davranış normal yürüyüşten farklıydı ve ayılar dikkatlice ayak izlerine adım attı ve pençelerini büktü.</p>



<p>Ayılar, aynı işaretli yolları yıllarca kullanabilir.&nbsp;Bu tür tekrarlanan kullanımdan sonra kalan delikler açıkça görülebilir ve sık sık koklanır.</p>



<p>&#8220;Yanından geçerken bunu bırakan başka birinin <strong>koku işaretli notunu </strong>okuyabileceğinizi hayal edin,&#8221; diyor. &#8220;Bu, o kişinin kim olduğu, neye benzediği ve bu kişiyi beğenip beğenmediğiniz hakkında size <strong>bilgi </strong>verebilir.&#8221;</p>



<p>Ayı iseniz, bu size diğer ayılarla <strong>tanışmaya </strong>ve onlardan <strong>kaçınmaya </strong>çalışıp çalışmama konusunda <strong>fikir </strong>verebilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayilar-kotu-kokulu-ayak-izleri-araciligiyla-iletisim-kuruyor-gercek-bir-ayiysaniz-yeni-bir-tanisma-yontemi/">Ayılar, kötü kokulu ayak izleri aracılığıyla iletişim kuruyor gerçek bir ayıysanız yeni bir tanışma yöntemi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ayilar-kotu-kokulu-ayak-izleri-araciligiyla-iletisim-kuruyor-gercek-bir-ayiysaniz-yeni-bir-tanisma-yontemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çoğu memelinin dışkılaması yaklaşık 12 saniye sürer. Mühim bir konu bu millet nereyee!!!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cogu-memelinin-diskilamasi-yaklasik-12-saniye-surer-muhim-bir-konu-bu-millet-nereyee/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cogu-memelinin-diskilamasi-yaklasik-12-saniye-surer-muhim-bir-konu-bu-millet-nereyee/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Dec 2020 12:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dışkı]]></category>
		<category><![CDATA[memeliiler]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[mukus]]></category>
		<category><![CDATA[rektal]]></category>
		<category><![CDATA[rektum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkes kaka yapar ve bu tüm memelilerle aynı miktarda zaman alır. Dışkılamanın hidrodinamiği üzerine yapılan yeni bir çalışma, bizimki gibi dışkısı olan tüm memelilerin, hayvan ne kadar büyük veya küçük olursa olsun, kendilerini rahatlatmaları için ortalama 12 saniye sürdüğünü ortaya koydu. Bir araştırma, fil, panda, yaban domuzu ve köpeklerin arka uçlarından çıkan yumuşak maddenin rektumdan tuvalet süresini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cogu-memelinin-diskilamasi-yaklasik-12-saniye-surer-muhim-bir-konu-bu-millet-nereyee/">Çoğu memelinin dışkılaması yaklaşık 12 saniye sürer. Mühim bir konu bu millet nereyee!!!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rcvhb.jpg" alt="" class="wp-image-2302" width="279" height="177" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rcvhb.jpg 237w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rcvhb-150x95.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 279px) 100vw, 279px" /></figure></div>



<p>Herkes <strong>kaka </strong>yapar ve bu tüm <strong>memelilerle </strong>aynı miktarda zaman alır. Dışkılamanın <strong>hidrodinamiği </strong>üzerine yapılan yeni bir çalışma, bizimki gibi dışkısı olan tüm memelilerin, hayvan ne kadar büyük veya küçük olursa olsun, kendilerini rahatlatmaları için ortalama <strong>12 saniye</strong> sürdüğünü ortaya koydu.</p>



<p>Bir araştırma, fil, panda, yaban domuzu ve köpeklerin arka uçlarından çıkan yumuşak maddenin <strong>rektumdan </strong>tuvalet süresini minimumda tutan bir <strong>mukus </strong>tabakası üzerinde kaydığını ortaya koyuyor.</p>



<p>&#8220;Vücut atıklarının kokusu, hayvanlar için tehlikeli olan <strong>yırtıcıları cezbeder</strong>. Atlanta&#8217;daki Georgia Institute of Technology&#8217;de makine mühendisi olan Patricia Yang, işlerini daha uzun süre yapmaya devam ederlerse, kendilerini <strong>ifşa </strong>ediyorlar ve keşfedilme <strong>riskiyle </strong>karşı karşıya kalıyorlar&#8221; diyor .</p>



<p>Yang ve meslektaşları, yerel bir hayvanat bahçesinde filleri, pandaları ve yaban domuzlarını ve bir ekip üyesinin bir parkta köpeğini <strong>dışkıladıkları </strong>sırada filme aldılar. Bütün bu hayvanlar bizim yaptığımız gibi <strong>silindirik </strong>dışkı üretirler ve bu memeliler arasında en yaygın olanıdır. Hayvanların vücut kütleleri 4 ila 4,000 kilogram arasında değişse de, <strong>dışkılama süresi sabit</strong> kaldı.</p>



<p>Hayvanlar arasındaki bu tutarlılık birkaç şeye bağlı. İlk olarak, dışkı parçalarının uzunluğu, hayvanların her birinde <strong>rektum çapının </strong>5 katı kadardı.</p>



<p>Yang ayrıca normal ve düşük seviyeli basınçlı hayvanların bağırsak hareketini itmek için uyguladıklarının sabit olduğunu ve bir canlının <strong>vücut kütlesiyle </strong>ilgisi olmadığını buldu. Bu, ister insan ister fare olsun, normal dışkı üzerinde kullanılan basıncın aynı olduğu anlamına gelir. Bu, memelilerin <strong>mesanelerini </strong>boşaltmak için aynı miktarda zaman harcadıklarına dair önceki bulgusuna benzer.</p>



<p>Bu bulmacanın son parçası, <strong>tahliye </strong>süresinde büyük rol oynayan <strong>kolondaki </strong>mukus tabakasıdır. Silindirik dışkısı olan canlılar, diş macunu tüpü gibi bir ağızlıktan maddeyi sıkıştırmazlar. &#8220;Daha çok bir <strong>kanaldan </strong>geçen bir fiş gibi&#8221;. Yang, daha büyük hayvanların daha hızlı tahliyeyi kolaylaştıran daha fazla <strong>rektal </strong>mukusa sahip olduğunu söylüyor.</p>



<p><strong>Kabızlık</strong>, bu mukus dışkı tarafından <strong>emildiğinde </strong>meydana gelir. Yang, bu kaygan tabaka olmadan hiçbir baskı uygulamayan bir insanın bağırsaklarını boşaltması için <strong>500 gün</strong> alacağını söylüyor. &#8220;Maksimum basınç uygularsanız <strong>6 saate</strong> kısalır, ancak yine de bir doktora görünmeniz gerektiğine inanıyorum&#8221; diyor.</p>



<p>Tüm hayvanlar ortalama <strong>iki parça</strong> dışkı üretir. Daha büyük hayvanların daha uzun <strong>dışkıları </strong>ve daha uzun bir <strong>rektumları </strong>vardır, ancak daha kalın sümükleri vardır, bu da dışkının daha hızlanmasını sağlar böylece aynı sürede daha uzun bir mesafe kat ederler.</p>



<p>Yang&#8217;ın ekibi ayrıca 23 farklı tür arasında ortalama dışkılama süresini ölçmek için hayvanların <strong>Youtube </strong>videolarını kullandı. &#8220;İnternette şaşırtıcı miktarda kaka videosu var. Çoğunlukla turistlerin çektiği ve yüklediği hayvanat bahçelerinden.</p>



<p>34 türden dışkı örnekleri topladılar ve diyetin dışkı maddesinin yoğunluğunu etkilediğini buldular. Sudan daha hafif olan süzgeçler, pandalar ve filler ve kangurular gibi diğer otçullar tarafından <strong>üretilir</strong>. </p>



<p><strong>Platinler</strong>, ayılar, kaplanlar ve aslanlar gibi büyük etoburlar tarafından üretilir. Kürk ve kemik dahil olmak üzere daha ağır, <strong>sindirilemeyen malzemeleri </strong>yerler.</p>



<p>Yang, uygulanan kuvvet altında sıvıların akış şeklini ölçen bir cihaz olan bir <strong>reometre </strong>kullanarak, dışkının kayma incelmesi olduğunu, bu da daha hızlı <strong>deforme </strong>olurlarsa daha düşük dirence sahip oldukları anlamına geldiğini buldu. Bu yüzden köpek kakası üzerine bastığınızda kaygan hissediyor.</p>



<p>Atlanta Hayvanat Bahçesi&#8217;ndeki hayvanlara dayanarak, ortalama olarak hayvanların <strong>vücut kütlelerinin </strong>yaklaşık yüzde <strong>8</strong>&#8216;ini yiyecekle <strong>aldıklarını </strong>ve vücut kütlesinin yüzde <strong>1</strong>&#8216;ini dışkıda dışarı <strong>çıkardıklarını </strong>buldular.</p>



<p>Gözlemleri, sindirim sistemindeki çeşitli <strong>problemler </strong>için dışkılama sürelerini tahmin edebilen <strong>matematiksel </strong>bir <strong>modele </strong>beslendi. &#8220;12 saniyeden uzun sürerse, gidip bu konuda birini görmen gerektiğini söyleyebilirim&#8221; diyor. Tabi bu esnada elinizde dergi gazete veya telefon yoksa <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cogu-memelinin-diskilamasi-yaklasik-12-saniye-surer-muhim-bir-konu-bu-millet-nereyee/">Çoğu memelinin dışkılaması yaklaşık 12 saniye sürer. Mühim bir konu bu millet nereyee!!!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cogu-memelinin-diskilamasi-yaklasik-12-saniye-surer-muhim-bir-konu-bu-millet-nereyee/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sentetik genler işe yarayan tuhaf yeni proteinler oluşturabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sentetik-genler-ise-yarayan-tuhaf-yeni-proteinler-olusturabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sentetik-genler-ise-yarayan-tuhaf-yeni-proteinler-olusturabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2020 12:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[amino asit]]></category>
		<category><![CDATA[atomlar]]></category>
		<category><![CDATA[bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[organizma]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2269</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiçbir özel tasarım göz önünde bulundurulmadan sıfırdan yaratılan yeni proteinler, bazen doğal bir protein görevi görebilir. Keşif, ısmarlama organizmalar oluşturmaya çalışan sentetik biyologların araç setini genişletebilir. Evrendeki atomlardan daha fazla olası protein vardır ve yine de evrim bunların yalnızca küçük bir kısmını test etmiştir. Proteinlerin geniş, denenmemiş alanının biyolojik kullanımları olabilecek bazılarını içerip içermediğini kimse bilmiyor. Şimdiye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sentetik-genler-ise-yarayan-tuhaf-yeni-proteinler-olusturabilir/">Sentetik genler işe yarayan tuhaf yeni proteinler oluşturabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/fdv.jpg" alt="" class="wp-image-2297" width="365" height="365" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/fdv.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/fdv-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/fdv-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/fdv-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" /></figure></div>



<p>Hiçbir <strong>özel tasarım </strong>göz önünde bulundurulmadan sıfırdan yaratılan yeni <strong>proteinler</strong>, bazen doğal bir protein görevi görebilir. <strong>Keşif</strong>, ısmarlama <strong>organizmalar </strong>oluşturmaya çalışan <strong>sentetik </strong>biyologların araç setini genişletebilir.</p>



<p>Evrendeki <strong>atomlardan </strong>daha fazla olası protein vardır ve yine de evrim bunların yalnızca küçük bir kısmını test etmiştir. Proteinlerin geniş, denenmemiş alanının <strong>biyolojik </strong>kullanımları olabilecek bazılarını içerip içermediğini kimse bilmiyor.</p>



<p>Şimdiye kadar, yeni proteinleri bir araya getiren çoğu araştırmacı, her bir <strong>amino asit </strong>yapı bloğunu titizlikle seçti, böylece ortaya çıkan protein, <strong>etkileşime </strong>girmesi amaçlanan moleküllere tam olarak uyan önceden planlanmış bir şekle tam olarak katlanıyor.</p>



<p><a href="http://www.princeton.edu/~hecht/"></a>Princeton Üniversitesi&#8217;nde kimyager olan Michael Hecht, çok daha gevşek bir <strong>yaklaşım </strong>denemeye karar verdi. Proteinler katlanır çünkü bazı amino asitler suyla kolayca <strong>birleşir</strong>, diğerleri ise proteinin içine <strong>sıkışır</strong>.</p>



<p>Hecht, katlanmış proteinler için ortak bir şekil seçti, dört parmağın birbirine sıkıca bastırıldığını anımsatan <strong>dört sarmallı demet </strong>olarak adlandırıldı ve proteinde hangi konumların <strong>su seven amino asitlere </strong>sahip olması gerektiğini ve almak için sudan kaçınan kısımları hesapladı.</p>



<p>Sonra bu pozisyonları doldurmak için bu iki kategoriden <strong>rastgele </strong>amino asitler seçti. İşlemi defalarca tekrarladı ve sonunda yaklaşık <strong>bir milyon farklı </strong>yarı rastgele <strong>protein tasarladı</strong>.</p>



<p>Daha sonra Hecht, bu proteinlerin her birini kodlayan <strong>DNA </strong>molekülleri oluşturdu ve bu <strong>genetik </strong>materyali bakterilere yerleştirdi.</p>



<p>Bu proteinlerden herhangi birinin <strong>biyolojik işlevlere </strong>sahip olup olmadığını test etmek için Hecht, her birini tek bir <strong>geni </strong>(ve dolayısıyla kodladığı proteini) eksik olan E. coli bakterisine sağladı. Hecht&#8217;in test ettiği eksik genler, <strong>biyokimyasal reaksiyonları katalize </strong>eden <strong>enzimleri kodlayan </strong>genlerdi.</p>



<p>Yeni proteinler bakterileri &#8220;kurtarır&#8221; ve hayatta kalmalarına yardımcı olur mu? Çoğu zaman olmadı.</p>



<p>Ancak Hecht&#8217;in üzerinde çalıştığı 80 gen <strong>delesyonundan </strong>dördü için, yarı rastgele yeni proteinlerin en az biri ve bir durumda yüzlerce eksik <strong>işlevi </strong>geri getirdi.</p>



<p>Daha yakından baktığında bir sürprizle karşılaştı. Kurtarma proteinlerinden hiçbiri, eksik enzimi <strong>reaksiyonunu </strong>katalize ederek değiştirmedi. Bunun yerine Mesa, Arizona&#8217;daki Astrobiyoloji Bilim Konferansı&#8217;na verdiği <strong>demeçte</strong>, <strong>bakterilerdeki </strong>diğer ilgili enzimleri, eksik olanı <strong>devralabilmeleri </strong>için düzenlediler.</p>



<p>Bir takip deneyinde Hecht, amino asidi soğutmak için gereken <strong>kimyasal </strong>bir <strong>reaksiyonu </strong>katalize eden bir <strong>enzim </strong>görevi gören en az bir yeni protein buldu.</p>



<p>Hecht, bu doğrudan <strong>katalizin</strong>, normalde bir enzimden ziyade <strong>yapısal </strong>bir protein olan dört sarmallı demet dışındaki temel şekillere sahip proteinlerde daha da yaygın olması gerektiğini öne sürüyor. Sentetik <strong>biyologlar</strong>, araç takımları çok çeşitli <strong>yeni proteinler</strong> bulmak için Hecht&#8217;in yaklaşımını kullanabilmelidir. </p>



<p>Örneğin, Hecht, yeni proteinlerin günümüzün <strong>antikor </strong>bazlı ilaçlarına benzer işlevler sağlayabileceğini, ancak istenmeyen bir araya gelme eğilimi göstermediğini söylüyor. Diğer proteinler <strong>toksinlere </strong>bağlanabilir veya onları parçalayabilir.</p>



<p>Ancak bu sözü yerine getirmek muhtemelen biraz <strong>uzaktır</strong>. Georgia Institute of Technology&#8217;de kimyager olan Nicholas Hud , Hecht&#8217;in şu ana kadar yeni proteinlerinin işlevini tahmin edemediğini belirtiyor, bu da yararlı bir şey bulmak için büyük miktarda <strong>deneme yanılma</strong> gerektiğinin gerekli olduğunu söylüyor. Hud, &#8220;Enzimlerin de <strong>novo tasarımı </strong>hâlâ ulaşamayacağımız bir yerde,&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sentetik-genler-ise-yarayan-tuhaf-yeni-proteinler-olusturabilir/">Sentetik genler işe yarayan tuhaf yeni proteinler oluşturabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sentetik-genler-ise-yarayan-tuhaf-yeni-proteinler-olusturabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzellik göreceli hayvanlarda da üstelik kimi seçeceğini kadın belirliyor&#8230;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/guzellik-goreceli-hayvanlarda-da-ustelik-kimi-sececegini-kadin-belirliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/guzellik-goreceli-hayvanlarda-da-ustelik-kimi-sececegini-kadin-belirliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2020 12:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ataerkil]]></category>
		<category><![CDATA[cazibe]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[potansiyel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok erkek hayvan, bir eşin ilgisini çekmek için göz kamaştırıcı görüntüler sergiler. Ancak yeni bir kitap Darwin&#8217;i yanlış anlamış olabileceğimizi söylüyor ve bu tamamen keyfi estetikle ilgili. Darwin, güzel olduğunu düşündüğümüz yapıların doğada nasıl var olabileceğinden endişe ederek, &#8220;Tavus kuşunun kuyruğundaki bir tüyün görülmesi beni hasta ediyor&#8221; diye yazdı.&#160;Bugünkü görüş, tavus kuşunun çarpıcı hareketleri, muhteşem cennet [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guzellik-goreceli-hayvanlarda-da-ustelik-kimi-sececegini-kadin-belirliyor/">Güzellik göreceli hayvanlarda da üstelik kimi seçeceğini kadın belirliyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff.jpg" alt="" class="wp-image-2290" width="409" height="307" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff-560x420.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff-265x198.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/eff-530x396.jpg 530w" sizes="auto, (max-width: 409px) 100vw, 409px" /></figure></div>



<p>Birçok erkek hayvan, bir eşin <strong>ilgisini çekmek </strong>için <strong>göz kamaştırıcı </strong>görüntüler sergiler. Ancak yeni bir kitap <strong>Darwin&#8217;i </strong>yanlış anlamış olabileceğimizi söylüyor ve bu tamamen keyfi <strong>estetikle ilgili</strong>.</p>



<p>Darwin, güzel olduğunu düşündüğümüz yapıların doğada nasıl var olabileceğinden endişe ederek, &#8220;Tavus kuşunun kuyruğundaki bir tüyün görülmesi beni hasta ediyor&#8221; diye yazdı.&nbsp;Bugünkü görüş, tavus kuşunun çarpıcı hareketleri, muhteşem cennet kuşları tüyleri, çardak kuşlarının aşk yuvaları, geyik boynuzları, lepisteslerin üzerindeki yüzgeçler ve mandalina kayabalığı ile ilgili hemen her şeyin <strong>erkek kalitesinin göstergesi</strong> olduğu yönündedir.</p>



<p>Bu türlerde <strong>dişiler</strong>, parazitlere karşı direnci gösteren (şekiller bozuktur, bir erkek immünolojik olarak meraklı değilse renkler düzleşir) veya yiyecek arama becerisine (boynuzlar çok fazla kalsiyuma, bolca zamana ihtiyaç duyar) sahip erkekleri <strong>seçerler</strong>.</p>



<p>Ancak diğer durumlarda, <strong>evrimsel </strong>engel ilkesi geçerlidir ve devasa veya parlak renkli bir <strong>çekiciliğe </strong>sahipken hayatta kalmanın zor olduğu gerçeği <strong>görsel</strong> nedeni haline gelir.&nbsp;Ve bu süreç zaman zaman biraz çılgına döndüğünde ve daha büyük ya da daha atılgan, daha iyi ile eşanlamlı hale geldiğinde, o zaman kadın <strong>fiksasyon </strong>nesnesi, fizyoloji ya da yırtıcılık sınırları koymak için adım atana kadar <strong>kaçak seçime </strong>yönelir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FDD.jpg" alt="" class="wp-image-2291" width="291" height="222" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FDD.jpg 257w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FDD-150x114.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/FDD-80x60.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 291px) 100vw, 291px" /></figure></div>



<p>Bu açıklamaları birleştiren şey, hepsinin genel olarak Darwin&#8217;e <strong>The Descent of Man</strong> ve <strong>Selection in Relation to Sex </strong>kitabına atfedilmiş olmalarıdır. Biyologlar, Darwin&#8217;in <strong>Türlerin Kökeni Üzerine&#8217;deki</strong> <strong>adaptasyonist </strong>durmasını burada başlattığını söylüyorlar. Darwin, hayvan dünyasının <strong>görsel coşkusunun</strong> arkasındaki itici güç olarak kadın seçimini önerdi.</p>



<p>Ve sonra Richard Prum size bundan <strong>daha fazlası</strong> olduğunu söylemeye geliyor.&nbsp;Prum, Yale Üniversitesi&#8217;nde bir <strong>ornitoloji </strong>profesörü ve göz kamaştırıcı erkekleri Orta ve Güney Amerika ormanlarının alt katlarındaki dallarda <strong>eş-çekici jimnastik</strong> yapan bir grup serçe büyüklüğünde kuş olan <strong>manakinlerin</strong> dünyasından bir otoriteyi gösterdi.&nbsp;Erkeklerin neredeyse çökene kadar devam etmelerini izledikleri yıllar, seçimlerin çoğunun kadın <strong>güzellik sevgisinden </strong>başka hiçbir şeye bağlı olmadığına, işleri ilerleten tek gücün <strong>kadın takdiri </strong>olduğuna ikna etti.&nbsp;Bunun <strong>işlevsellikle </strong>hiçbir ilgisi olmadığını söylüyor: &#8220;<strong>Keyfi </strong>ve <strong>yararsız </strong>güzelliği geliştirme <strong>potansiyeli</strong>&#8221; ile saf <strong>estetik evrimdir</strong>.</p>



<p>Prum&#8217;un anlattığı gibi, bu fikir akademik çevrelerde en büyük ilgiyi bulamadı.&nbsp;Ama açıklığa kavuştururken yalnız değil.&nbsp;Bir kez daha Darwin oraya ilk&nbsp;ulaşmış&nbsp;gibi görünüyor,&nbsp;Descent&#8217;te&nbsp;&#8220;en <strong>rafine </strong>güzellik <strong>cinsel bir cazibe</strong> olabilir, başka bir <strong>amaç </strong>için kullanılamaz&#8221;&nbsp;yazıyor.&nbsp;Sorun şu ki, hepimiz Darwin&#8217;i bildiğimizi düşünüyoruz.&nbsp;Aslında, pek azımız orijinaline geri dönüyor, bunun yerine başkalarının söylediklerini <strong>doğal </strong>kabul ediyoruz.&nbsp;Bu durumda, dileklerin yerine getirilmesiyle biraz doğrulama yaratmış gibi görünüyor: Prum&#8217;a göre Darwin&#8217;in <strong>cinsel </strong>seçilim hakkındaki görüşleri &#8220;aklandı, yeniden şekillendirildi ve <strong>ideolojik saflık </strong>için temizlendi&#8221;.</p>



<p>&#8220;Kadınların güzellik sevgisinin <strong>işlevsellikle </strong>hiçbir ilgisi yoktur:<strong> saf estetik evrimdir</strong>&#8220;</p>



<p>Açıkçası, Prum, iyi bir şirkette olsa bile, en hafif deyimiyle, bir <strong>trendi </strong>yakalıyor.&nbsp;Ancak kariyeri çok çeşitli ve dolu, bu yüzden bu büyüleyici kitabı okurken dinozor tüylerinin modelini öğreniyoruz, insanın kadın <strong>orgazmının evrimsel temelini</strong>, akademik <strong>ataerkilliğin tiranlığını </strong>ve bir ördeğin penisinin tirbuşon büyüklüğünü düşünüyoruz.&nbsp;Bunu, bilimin onayladığı fikirleri nasıl seçtiğine dair <strong>derinlemesine </strong>çalışmayla birleştirmek ve saha çalışması hakkında iyi bir yazı yazmak, <strong>zengin</strong>, <strong>etkileyici </strong>bir metinle sonuçlanır.</p>



<p>Prum&#8217;un tüm <strong>analojileri </strong>veya karşı örnekleri benim için işe yaramadı ve hakim görüşe yönelik saldırılar genellikle sert görünüyordu.&nbsp;Bununla birlikte, kitap, tıpkı seçime bağlı olmayan ve işlevle katlanmayan saf güzellik fikrinin incelenmeyi ve değerlendirilmeyi hak etmesi gibi, okunmayı hak ediyor.&nbsp;Sonunda <strong>varlığının nedenini </strong>kabul etmeyebilirsiniz, ancak Prum&#8217;un sizi onu <strong>entelektüel </strong>bir ortak olarak kabul etmeye <strong>ikna </strong>etmek için yaptığı <strong>dans </strong>güzeldir ve kendi şartlarında <strong>takdir edilmeyi hak</strong> <strong>eder</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guzellik-goreceli-hayvanlarda-da-ustelik-kimi-sececegini-kadin-belirliyor/">Güzellik göreceli hayvanlarda da üstelik kimi seçeceğini kadın belirliyor&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/guzellik-goreceli-hayvanlarda-da-ustelik-kimi-sececegini-kadin-belirliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağaç dikmek, on yıllık sera gazını temizleyebilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/agac-dikmek-on-yillik-sera-gazini-temizleyebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/agac-dikmek-on-yillik-sera-gazini-temizleyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2020 12:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[ormanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sera gazı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yoğun bir ağaç dikme programı ısınma eğilimini önemli ölçüde azaltabilir. İklim müzakerecileri, Paris&#8217;te yapılan iklim ısınmasına neden olan sera gazlarının önlenmesine yönelik taahhütlerin nasıl uygulanacağını tartışmak için Almanya&#8217;nın Bonn kentinde bir araya geliyor. WMO, bu yılın ilk dokuz ayının sanayi öncesi seviyelerden 1,1 ° C daha sıcak olduğunu söyledi. Bu, dünyanın Paris&#8217;te kararlaştırılan 1,5 ° C sınırına giden yolun üçte [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/agac-dikmek-on-yillik-sera-gazini-temizleyebilir/">Ağaç dikmek, on yıllık sera gazını temizleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/drfgt.jpg" alt="" class="wp-image-2279" width="357" height="200" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/drfgt.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/drfgt-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" /></figure></div>



<p>Yoğun bir <strong>ağaç dikme</strong> programı ısınma <strong>eğilimini </strong>önemli ölçüde azaltabilir. <strong>İklim </strong>müzakerecileri, <strong>Paris&#8217;te </strong>yapılan iklim ısınmasına neden olan <strong>sera gazlarının</strong> önlenmesine yönelik taahhütlerin nasıl uygulanacağını tartışmak için Almanya&#8217;nın Bonn kentinde bir araya geliyor. <strong>WMO</strong>, bu yılın ilk dokuz ayının sanayi öncesi seviyelerden 1,1 ° C daha sıcak olduğunu söyledi. Bu, dünyanın Paris&#8217;te kararlaştırılan 1,5 ° C sınırına giden yolun üçte ikisinden fazlası olduğu anlamına gelir.</p>



<p>Bunun <strong>gerçek </strong>hayatlar üzerinde gerçek etkileri oluyor. WMO&#8217;nun bildirdiğine göre, Hong Kong ve Şanghay, Kaliforniya ve Güney İspanya bu yıl benzeri görülmemiş <strong>yüksek sıcaklıklar </strong>yaşadı. </p>



<p>WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas Bonn&#8217;da yaptığı açıklamada, Mayıs ayında Pakistan ve İran arasındaki sınırın yakınında sıcaklıkların şaşırtıcı bir şekilde <strong>54 </strong>° C&#8217;ye ulaştığını söyledi. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30&#8217;u şu anda yılda birkaç gün yaşamı tehdit eden <strong>sıcak hava dalgası</strong> koşullarından <strong>muzdarip </strong>oldukları yerlerde yaşıyor.</p>



<p>Mart ayındaki en yüksek kış mevsiminde , Kuzey Kutbu&#8217;nda bu yıl şimdiye kadar kaydedilenden daha az <strong>deniz buzu </strong>görüldü bu, yaz minimumundaki daha da büyük düşüşlere denk geliyor. Ancak en azından yoğun kar yağışı <strong>Grönland </strong>buz tabakasına büyük bir hacim kattı. Daha kötü haber ise, denizler hızlı yükseliyor yılda 3,5 milimetre.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Ağaçlar bizi kurtarmaya yardım edebilir</h4>



<p>Birleşik Krallık&#8217;taki University College London&#8217;dan Chris Rapley, iyi haberlerin bile kötü göründüğünü söyledi. &#8220;İnsan karbon emisyonlarının son üç yılda dengelenmesi cesaret verici olsa da, <strong>Atmosferik CO2 </strong>konsantrasyonlarında rekor bir artışa tanık olduğu gerçeği kaygı verici.&#8221;</p>



<p>Bonn konferansı öncesinde, iklim bilimcileri, sözde <strong>negatif </strong>emisyonlar yaratarak ve emisyonlarımızı <strong>azaltarak </strong>havadan <strong>karbondioksiti </strong>gidermenin gerekli olduğunu bir kez daha söylediler.</p>



<p>Falmouth, Massachusetts&#8217;teki Woods Hole Araştırma Merkezi, <strong>ormanları yeniden dikmenin</strong> büyük bir rol oynayabileceğini duyurdu. </p>



<p><strong>100 milyar ton karbon</strong> yaklaşık <strong>on yıllık fosil yakıt emisyonuna eşdeğer</strong> ormanlarda <strong>depolanabilir</strong>. Bunu yapmak için, ormansızlaşmayı sona erdirmemiz ve parça parça ağaç kesme ile bozulan 500 milyon hektarlık ormanın yeniden büyümesini <strong>teşvik etmemiz</strong> gerekiyor.</p>



<p>Böyle bir <strong>çaba</strong>, doğanın karbon deposuna bir defaya mahsus bir <strong>katkı </strong>olacaktır. Ağaçlar olgunlaştıktan sonra daha fazla karbondioksit <strong>emmeyi </strong>bırakacaklardı. Yüzyılın ortasına kadar emisyonları yine de sıfıra indirmemiz gerekiyor. Yine de, Woods Hole direktörü Philip Duffy&#8217;ye göre, plan &#8220;dünyanın ısınmayı 1,5 ° C ile <strong>sınırlandırmanın </strong>en az dörtte birini elde etmesine <strong>yardımcı </strong>olabilir&#8221; .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/agac-dikmek-on-yillik-sera-gazini-temizleyebilir/">Ağaç dikmek, on yıllık sera gazını temizleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/agac-dikmek-on-yillik-sera-gazini-temizleyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Angkor Wat Varlığını Bir Mühendislik Felaketine Borçlu Olabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/angkor-wat-varligini-bir-muhendislik-felaketine-borclu-olabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/angkor-wat-varligini-bir-muhendislik-felaketine-borclu-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2020 12:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[angkor wat]]></category>
		<category><![CDATA[hazine]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[mayalar]]></category>
		<category><![CDATA[mısırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tenikler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2048</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmparatorluk, MS 10. yüzyılın başlarında Güneydoğu Asya anakarasının çoğunu kontrol etti, ancak karmaşık bir kraliyet ailesi evlilikleri ağıyla birleşen belirsiz ardışık kurallar bir krize yol açtı. Önceki bir kralın torunu olan IV. Jayavarman, geleneksel iktidar yeri olan Angkor&#8217;daki liderlerin yönetimine itiraz etti. 920&#8217;lerde, yaklaşık 75 mil kuzeydoğudaki Koh Ker&#8217;de yeni bir başkent kurdu. Koh Ker, Jayavarman IV&#8217;ün oğlu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/angkor-wat-varligini-bir-muhendislik-felaketine-borclu-olabilir/">Angkor Wat Varlığını Bir Mühendislik Felaketine Borçlu Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/snkles.jpg" alt="" class="wp-image-2236" width="396" height="227" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/snkles.jpg 296w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/snkles-150x86.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 396px) 100vw, 396px" /></figure></div>



<p><strong>İmparatorluk</strong>, MS 10. yüzyılın başlarında Güneydoğu Asya <strong>anakarasının </strong>çoğunu kontrol etti, ancak karmaşık bir kraliyet ailesi evlilikleri ağıyla birleşen belirsiz ardışık <strong>kurallar </strong>bir <strong>krize </strong>yol açtı. Önceki bir kralın torunu olan IV. Jayavarman, <strong>geleneksel iktidar </strong>yeri olan <strong>Angkor&#8217;daki </strong>liderlerin <strong>yönetimine itiraz etti</strong>. 920&#8217;lerde, yaklaşık 75 mil kuzeydoğudaki Koh Ker&#8217;de yeni bir <strong>başkent </strong>kurdu. Koh Ker, Jayavarman IV&#8217;ün oğlu ve halefinin öldürüldüğü 944 yılına kadar <strong>gelişti </strong>ve bir sonraki Khmer kralı başkenti Angkor&#8217;a geri taşıdı.</p>



<p>Mānoa&#8217;daki Hawai&#8217;i Üniversitesi Güneydoğu Asya Çalışmaları Merkezi direktörü Miriam Stark , &#8220;Angkorian tarihinde, hükümdarlık için ciddi bir <strong>rekabetin </strong>var gibi göründüğü çok <strong>ilginç </strong>bir <strong>dönem</strong>&#8221; diyor.</p>



<p>Yeni başkentteki bu kargaşa ve Angkor&#8217;a geri dönülmeden, Güneydoğu Asya&#8217;nın <strong>büyük hazineleri </strong>şaşırtıcı Angkor Wat ve ormanda yenen Ta Prohm gibi sonraki yüzyıllarda asla inşa edilemeyebilirdi. Koh Ker bölgesinde büyük <strong>ölçekli </strong>tarım için kritik olan bir <strong>su rezervuarı</strong>, başkentin Angkor&#8217;a geri döndüğü sırada <strong>çöktü</strong>.<a rel="noreferrer noopener" href="https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1002/gea.21757" target="_blank"></a></p>



<p><strong>Eski Mısırlılar </strong>veya <strong>Mayalar </strong>gibi geniş çapta çalışılmış toplumlarla karşılaştırıldığında, Khmer İmparatorluğu hakkında nispeten az şey biliniyor. MS 9. yüzyılın başından imparatorluğun 14. yüzyılda başlayan <strong>kademeli düşüşüne </strong>kadar süren imparatorluğun kraliyet soyuyla ilgili bilginlerin öğrendikleri, çoğunlukla <strong>tapınak </strong>yapıları üzerindeki yazıtlardan geliyor. Son yıllarda, Klassen gibi arkeologlar bu güçlü krallık hakkında daha fazla şey öğrenmek için yeni <strong>teknikler </strong>ve <strong>teknolojiler </strong>kullanmaya başladılar.</p>



<p>Klassen ve meslektaşları, 2012 yılında hem Koh Ker hem de Angkor&#8217;da LiDAR (ışık tespiti ve menzil) anketlerini tamamlayarak, büyük bir Khmer rezervuarının yakınındaki bir şutun nehre doğru aşırı su boşaltımına izin vereceği bir alan da dahil olmak üzere yer üstü kalıntılarını <strong>haritalandırdı</strong>. Arkeologlar daha önce bir set tespit etmişler ve bir noktada kırıldığını görmüşlerdi. 2015 yılında daha sonra 2016 yılında döndü bu oluk alanının bir kısmını kazılan ile suyun çıkışını sınırlamak için <strong>inşa </strong>blokları aşınmış olduklarını gösterdi.</p>



<p>Klassen, &#8220;Kanala giden aşırı su akışları vardı ve oluk bunu kaldıracak kadar büyük değildi ve her şey kırıldı&#8221; diyor. Araştırmacılar, tüm bunların tek bir olayda gerçekleştiğine ve bunun da bir <strong>dolusavağı </strong>ortadan kaldıracağına ve aşağı <strong>havza </strong>taşmasına neden olacağına inanıyorlar. Klassen, böyle bir su akışının <strong>mansap </strong>tarafındaki tarım arazisine zarar vermiş olabileceğini tahmin ediyor.</p>



<p>Ekip kesin tarih konusunda emin olmasa da, <strong>su sisteminin</strong> muhtemelen <strong>IV</strong>. <strong>Jayavarman </strong>döneminde <strong>inşa </strong>edildiğini söylüyor. Kanıtlar, sistemin <strong>rezervuar </strong>doldurulduktan sonraki ilk veya ikinci <strong>yağmur mevsimi</strong> sırasında çökmüş olabileceğini gösteriyor. Klassen, &#8220;Bu, siyasi kontrolün Angkor&#8217;a geri döndüğü zamanlardı&#8221; diyor.</p>



<p>Ekibi, çöküşün hareketten önce olup olmadığını söyleyemez bu, Koh Ker&#8217;in bir <strong>başkent </strong>olarak çökmesine katkıda bulunduğunu öne sürüyor ya da daha sonra, Khmer <strong>güç oyuncuları </strong>şehirden ayrıldıktan sonra <strong>dikkat eksikliği</strong> ya da <strong>bakım eksikliğinden </strong>kaynaklanmış olabilir.</p>



<p><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.acls.org/research/fellow.aspx?cid=EC9B591B-DC6D-E911-80E7-000C296A63B0" target="_blank"></a>Kuzey Illinois Üniversitesi&#8217;nde doktora sonrası arkeoloji araştırmacısı Piphal Heng, <strong>tasarlanmış su sistemlerinin</strong> Angkorian yöneticilerin <strong>pirinç tarımı</strong> yoluyla <strong>güç biriktirmesine</strong> ve komşu eyaletlerdeki <strong>etkisini genişletmesine </strong>izin vereceğini söylüyor. Heng, Jayavarman IV&#8217;ün yönetiminin Angkor&#8217;daki paralel yöneticilerle rekabet edip etmediği veya işbirliği yapıp yapmadığının hala belirsiz olduğunu söylüyor. Ancak, Koh Ker&#8217;deyken imparatorluğun çoğunun kontrolüne sahip olduğu anlaşılıyor. Klassen, Koh Ker&#8217;deki su yönetimi özelliğinin o zamanlar Khmer İmparatorluğu&#8217;nun en büyüğü olacağını söylüyor ve Heng, bu sistemin yeni başkentin <strong>güç üssünü</strong> nasıl hızlı bir şekilde kuracağını gösterdiğini söylüyor.</p>



<p>Klassen&#8217;in çalışmaları için &#8220;Bu çalışmanın gösterdiği şey, Koh Ker&#8217;deki insanların bu <strong>hassas dengeyi </strong>çözemedikleri&#8221; diyor. &#8220;Buna karşılık, Angkor&#8217;daki insanlar, birkaç yüzyıl boyunca orada gelişen bir şehri sürdürmek için gereken manzara ve mühendisliği daha iyi idare edebiliyor gibiydi.&#8221;</p>



<p>Koh Ker&#8217;in hızlı <strong>yükselişi </strong>ve <strong>düşüşü</strong>, <strong>dünyanın en popüler</strong> <strong>turistik </strong>yerlerinden biri olan <strong>Angkor Wat&#8217;ın</strong> yaratılmasıyla sonuçlanan bir dizi olaydan oluşur.</p>



<p>Rajendravarman II, Jayavarman IV&#8217;ün oğlu Harshavarman II&#8217;nin 944&#8217;te ölümünden sonra başkenti Angkor&#8217;a geri taşıdığında, imparatorluğu genişletmeye ve Angkor bölgesinde <strong>tapınaklar </strong>inşa etmeye başladı. Khmer İmparatorluğu sonraki birkaç yüzyıl boyunca büyüdü ve birbirini izleyen her <strong>kral </strong>daha fazla tapınak inşa etti. Angkor Wat, 12. yüzyılda inşa edildi. Daha sonra, en büyük krallardan biri olan VII. Jayavarman&#8217;ın hükümdarlığı sırasında Khmer halkı <strong>Bayon</strong>, <strong>Ta Prohm</strong> ve <strong>bölgedeki </strong>diğer tapınakları inşa etti. Ayrıca <strong>musonları </strong>kontrol etmek ve gücü birleştirmek için giderek karmaşıklaşan su yönetim sistemleri kurdular.</p>



<p>Ancak imparatorluğun 1400&#8217;lerde düşüşü, Koh Ker&#8217;in ölümüyle önceden haber verilmiş olabilir. Koh Ker çalışmasındaki bilim adamlarının da dahil olduğu bir ekip tarafından yapılan araştırmaya göre, 1300&#8217;lerin sonlarında yaşanan uzun süreli <strong>kuraklık </strong>dönemini, şehrin <strong>su altyapısını alt üst etmiş</strong> olabilecek taşkınlar izledi .</p>



<p>&#8220;Angkor&#8217;daki su altyapı sistemi <strong>muazzam</strong>, <strong>birbirine bağlı </strong>ve çok <strong>karmaşıktı </strong>nihayetinde aşırı iklimlerdeki artışa yanıt olarak bir <strong>dizi ardışık başarısızlıkla mahvoldu</strong>,&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/angkor-wat-varligini-bir-muhendislik-felaketine-borclu-olabilir/">Angkor Wat Varlığını Bir Mühendislik Felaketine Borçlu Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/angkor-wat-varligini-bir-muhendislik-felaketine-borclu-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Bir Dünyada Şeker Ustaları!!!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yeni-bir-dunyada-seker-ustalari/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yeni-bir-dunyada-seker-ustalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2020 12:28:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[jamaika]]></category>
		<category><![CDATA[mahsul]]></category>
		<category><![CDATA[rafine]]></category>
		<category><![CDATA[şeker kamışı]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[tüccarlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni dünya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jamaika&#8217;daki ilk Avrupa yerleşimi olan Sevilla la Nueva, Karayip şeker ticaretinin başlangıcının acı tatlı hikayesine ev sahipliği yapmaktadır. 15. yüzyılın sonlarında Yeni Dünya&#8216;nın keşfine kadar Avrupalılar şekere aç kaldı. Meta o kadar değerliydi ki, bir ortaçağ kenti, yılda yalnızca bir çay kaşığı tatlı granül tüketebilirdi. Ve Avrupa&#8217;nın erken Rönesans mahkemelerinde bile, zenginler ve güçlüler, rafine tatlandırıcıyı lezzetli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yeni-bir-dunyada-seker-ustalari/">Yeni Bir Dünyada Şeker Ustaları!!!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu.jpg" alt="" class="wp-image-2230" width="434" height="320" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu-600x443.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu-150x111.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu-300x221.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu-696x513.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu-569x420.jpg 569w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdutfyu-80x60.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 434px) 100vw, 434px" /></figure></div>



<p><strong>Jamaika&#8217;daki </strong>ilk <strong>Avrupa </strong>yerleşimi olan <strong>Sevilla la Nueva</strong>, <strong>Karayip şeker ticaretinin </strong>başlangıcının acı tatlı hikayesine ev sahipliği yapmaktadır. 15. yüzyılın sonlarında <strong>Yeni Dünya</strong>&#8216;nın keşfine kadar Avrupalılar şekere aç kaldı. <strong>Meta </strong>o kadar değerliydi ki, bir <strong>ortaçağ </strong>kenti, yılda yalnızca bir çay kaşığı tatlı <strong>granül </strong>tüketebilirdi. Ve Avrupa&#8217;nın erken <strong>Rönesans </strong>mahkemelerinde bile, <strong>zenginler </strong>ve <strong>güçlüler</strong>, <strong>rafine </strong>tatlandırıcıyı lezzetli bir <strong>savurganlık </strong>olarak görüyorlardı. Kastilya Kraliçesi Isabella kızları için bir Noel hediyesi istediğinde, şekerle dolu küçük bir kutu seçti.</p>



<p>Metanın kıymeti, elbette, bu dönemdeki görece kıtlığından geldi. <strong>Tatlandırıcının </strong>tek kaynağı olan<strong> şeker kamışı</strong>, yalnızca sıcaklıkların <strong>80 Fahrenheit </strong>derecenin üzerinde kaldığı ve <strong>yağmurun </strong>sürekli düştüğü veya çiftçilerin bol miktarda sulama yaptığı <strong>sıcak </strong>ve <strong>nemli </strong>bölgelerde gerçekten gelişti. Bu, Avrupa&#8217;nın çoğunu dışladı. Dahası, şeker değirmeni sahipleri, kamışı şeker külahlarına dönüştürmek için <strong>kaynayan fıçıları </strong>beslemek için büyük miktarlarda <strong>oduna </strong>ihtiyaç duyuyordu. 16. yüzyılın başlarında, İtalya&#8217;dan İspanya&#8217;ya kadar güney <strong>Akdeniz </strong>boyunca şeker ustaları yeterince ucuz kereste bulmakta zorlandılar.</p>



<p>Bu yüzden Avrupalı ​​<strong>tüccarlar </strong>ve <strong>bankacılar</strong>, Karayipler&#8217;i keşfeden <strong>İspanyol denizcilerden </strong>aldıkları raporlardan memnun kaldılar. Jamaika, şeker kamışı için mükemmel <strong>yetiştirme </strong>koşullarına sahipti ve 1513&#8217;te, adanın en eski Avrupa yerleşimi olan Sevilla la Nueva&#8217;daki İspanyol çiftçiler, yeşil saplarla dolu tarlalara yöneldi. Ancak çok yakın zamana kadar <strong>tarihçiler </strong>ve arkeologlar, bu ilk şeker baronlarının hikayesini büyük ölçüde gözden kaçırdılar. Vancouver&#8217;daki Simon Fraser Üniversitesi&#8217;nde arkeolog olan Robyn Woodward liderliğindeki Kanadalı ve Jamaikalı bir araştırma ekibi, Sevilla la Nueva&#8217;nın yeni doğan şeker <strong>endüstrisini </strong>inceledi ve <strong>değirmenini </strong>kazdı. Woodward, &#8220;<strong>Yeni Dünya&#8217;daki </strong>bilinen en eski şeker fabrikası&#8221; diyor.</p>



<p>Woodward, ilk kez 1981&#8217;de Kristof Kolomb&#8217;un ve dördüncü seferinin izlerini ararken bölgeyi gezdi: denizci, Jamaika&#8217;nın kuzey kıyısındaki <strong>St. Ann&#8217;s Körfezi&#8217;nde</strong> iki gemisini karaya çıkardıktan sonra, hemen bölgede yaklaşık bir yıl geçirmişti. Columbus, Doğu Atlantik&#8217;in Madeira Adası şeker endüstrisi hakkında ayrıntılı bilgiye sahipti zengin bir Madeira şeker yetiştiricisinin kızıyla evlenmişti ve Jamaika&#8217;nın <strong>mahsul </strong>yetiştirme konusundaki zengin <strong>potansiyelini </strong>açıkça fark etti. Ayrıca, potansiyel bir zorunlu işçi havuzu olan adada en az 60.000 yerli <strong>Taino çiftçisi </strong>ve <strong>balıkçı </strong>yaşıyordu. Ancak Columbus bu bilgiden yararlanamadan öldü. Bunun yerine, 1509&#8217;da Jamaika&#8217;nın kuzey kıyılarına yaklaşık 80 İspanyol <strong>sömürgeciyi </strong>gönderen oğlu Diego&#8217;ydu. Orada koloniciler Taino&#8217;yu boyun eğdirdiler, şeker kamışı ve mısır ektiler.</p>



<p>Hayatta kalan kayıtlara göre, Sevilla la Nueva sakinleri, ikinci valileri Francesco de Garay&#8217;ın 1515&#8217;te gelmesine kadar şeker <strong>öğütmeye </strong>başlamadılar. Bahamalar&#8217;da eski bir <strong>köle tüccarı</strong> olan Garay, servetini Karayip altın tarlalarında kazanmıştı. Bu servetin bir kısmını Sevilla la Nueva&#8217;da Avrupa pazarları için yılda 150 ton şeker üretme kapasitesine sahip bir değirmen inşa etmeye adadı. 1523&#8217;te Meksika&#8217;ya gittiği sırada ikinci bir <strong>değirmen </strong>inşa etme sürecindeydi.</p>



<p>Woodward&#8217;ın ekibi, <strong>çökeltileri perdahlayarak</strong>, Garay&#8217;ın büyük, suyla çalışan şeker değirmeninin kalıntılarını, şeker kamışı suyu tutmak için <strong>tuğla kaplı bir tank </strong>ve işçilerin kamışı kesmek için kullandıkları bir <strong>balta </strong>ve bir <strong>taş blokla</strong> birlikte ortaya çıkardı. Garay, tüm ağır ekipmanları, daha kalıcı <strong>tuğla </strong>veya <strong>taş </strong>binaların aksine <strong>basit</strong>, <strong>kenarı açık </strong>sazdan barakalarda barındırmayı seçti. &#8220;Bunların hepsi çok uygun&#8221; diyor. Garay şantiyede bunu başaramasaydı, pahalı ekipmanı başka bir yere taşıyabilirdi.</p>



<p><strong>Belgeler</strong>, Garay&#8217;ın <strong>11 köleleştirilmiş Afrikalıyı </strong>Sevilla la Nueva&#8217;ya getirdiğini öne sürüyor, ancak <strong>ekskavatörler sanayi bölgesinde </strong>bunların varlığına dair hiçbir <strong>iz </strong>bulamadı. Bunun yerine Garay, büyük ölçüde zoraki Taino işçilerine bel bağladı. </p>



<p>Woodward ve meslektaşları, değirmenin yakınında toprağı kirleten Taino<strong> taş bıçak</strong> parçalarını buldular, bu da Taino&#8217;nun sert <strong>baston saplarını </strong>kesip <strong>işlediğini </strong>ve <strong>ağır el işçiliği</strong> yaptığını öne sürdü. Buna ek olarak, <strong>İspanyol sömürgeciler </strong>Taino kadınlarını taş ızgaralarda <strong>manyok </strong>ekmeği gibi <strong>geleneksel </strong>yerel yiyecekler hazırlamaya zorladı.</p>



<p>Ancak Garay ve sömürgeciler Taino köylüleriyle yakın bir şekilde çalışıp <strong>yerel yemeklerde </strong>yemek yerken, İspanyolların kamuya açık görünmesine kararlı bir şekilde devam ettiler. Örneğin, sanayi bölgesinde yerel Taino <strong>çanak çömleklerinden</strong> ziyade kaliteli ithal <strong>Majolica kaselerinden </strong>yemek yemeye dikkat ettiler.</p>



<p>Kazılar ayrıca ilk İspanyol <strong>girişimcilerin </strong>büyük <strong>hırsları </strong>hakkında çok şey ortaya koyuyor. Sevilla la Nueva&#8217;nın sanayi bölgesinde, arkeologlar, Amerika&#8217;da şimdiye kadar keşfedilmiş en büyük <strong>Rönesans heykel koleksiyonu</strong> olan, <strong>baş melekleri, grifonları </strong>ve <strong>iblisleri </strong>içeren yaklaşık 1.000 <strong>oyulmuş kireç taşı bloğuyla </strong>dolu büyük bir <strong>heykeltıraş atölyesini</strong> ortaya çıkardılar. Bunlar, <strong>yerleşimcilerin inşa </strong>etmeyi planladıkları muhteşem bir <strong>taş manastırın sunağıydı.</strong> Simon Fraser Üniversitesi&#8217;nde tarih arkeologlarından David Burley, Sevilla la Nueva, &#8220;uzun bir ölçüye göre en iyi korunmuş erken dönem İspanyol <strong>sömürge </strong>yerleşim <strong>yerlerinden </strong>biridir&#8221; diyor.</p>



<p>Ancak kasaba hiçbir zaman kurucularının büyük <strong>beklentilerini </strong>karşılamadı. <strong>Kolonistleri </strong>yeterince büyük kar elde edemediler ve çoğu <strong>1534</strong>&#8216;te bölgeyi terk ederek adanın güney kıyılarına yerleşti. Üstelik Jamaika&#8217;da kurdukları şeker endüstrisi <strong>insan hayatına trajik </strong>bir zarar verdi. Avrupa <strong>mikropları </strong>ve <strong>sömürü </strong>Jamaika&#8217;nın Taino&#8217;sunu sadece bir yüzyılda neredeyse yok etti. Bu büyük zorla çalıştırılan iş gücü olmadan, Jamaika&#8217;nın şeker ekonomisi İngilizler 1655&#8217;te adayı ele geçirene ve on binlerce köle Afrikalıyı <strong>ithal </strong>eden tam ölçekli bir <strong>plantasyon </strong>sistemi kurana kadar durdu. 18. yüzyılın sonuna gelindiğinde, Afrikalı-Amerikalı kölelerin sayısı Jamaika&#8217;daki Avrupalıları ona bir oranında geride bıraktı.</p>



<p>Woodward, kısa geçmişine rağmen, Sevilla la Nueva&#8217;daki İspanyol <strong>kolonisinin </strong>bize şeker endüstrisinin Yeni Dünya&#8217;daki doğuşu hakkında çok şey anlattığını söylüyor; bu, nihayetinde Amerika&#8217;da <strong>muazzam uzun vadeli bir etkiye sahip</strong> olan <strong>küresel </strong>bir ticaret. Şeker kamışının <strong>yetiştirilmesi </strong>ve <strong>öğütülmesinin</strong>, &#8220;<strong>Yeni Dünya&#8217;ya</strong> on milyon <strong>Afrikalıyı </strong>getirmenin <strong>birincil </strong>nedeni olduğunu&#8221; belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yeni-bir-dunyada-seker-ustalari/">Yeni Bir Dünyada Şeker Ustaları!!!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yeni-bir-dunyada-seker-ustalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz Han&#8217;ın Hazineleri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cengiz-hanin-hazineleri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cengiz-hanin-hazineleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2020 12:58:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cengizhan]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[göçebe]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[moğol]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkeologlar, Orta Asya&#8217;daki Cengiz Han&#8216;ın başkentinin kalıntılarının altında yakın ve uzak kültürlerden eserler keşfetti. Büyük Han Sarayı&#8217;ndaki tüm harikalar arasında, gümüş çeşme en çok ziyaret eden keşişi büyüledi. Moğol&#8217;u gezen bir Fransisken rahibi olan William of Rubruck 1254&#8217;te Khara Khorum, &#8220;büyük bir gümüş ağaç şeklini aldı ve köklerinde dört aslan gümüş var, her biri içinden bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cengiz-hanin-hazineleri/">Cengiz Han&#8217;ın Hazineleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/nfjkmo.jpg" alt="" class="wp-image-2220" width="373" height="210" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/nfjkmo.jpg 299w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/nfjkmo-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 373px) 100vw, 373px" /></figure></div>



<p><strong>Arkeologlar</strong>, Orta Asya&#8217;daki <strong>Cengiz Han</strong>&#8216;ın başkentinin kalıntılarının altında yakın ve uzak <strong>kültürlerden </strong>eserler keşfetti. Büyük Han Sarayı&#8217;ndaki tüm harikalar arasında, <strong>gümüş çeşme</strong> en çok ziyaret eden keşişi büyüledi. <strong>Moğol&#8217;u </strong>gezen bir <strong>Fransisken </strong>rahibi olan William of Rubruck 1254&#8217;te Khara Khorum, &#8220;büyük bir gümüş ağaç şeklini aldı ve köklerinde dört aslan gümüş var, her biri içinden bir kanal geçiriyor ve hepsi beyaz kısrak sütü püskürüyor&#8221; başkent. Ağacın tepesindeki gümüş bir <strong>melek trompet çaldığında</strong>, pipodan daha fazla içecek fışkırdı: şarap, berrak kısrak sütü, ballı içecek, pirinç likörü olabilir.</p>



<p><strong>Hanlar </strong>sadece birkaç on yılda uzun bir yol kat etti. Şiddetli atlılarının geri kalanı gibi, süvarileri Orta Asya&#8217;nın çoğunu fethetmek için bozkırdan geçen Cengiz Han da <strong>göçebe </strong>olarak doğdu. 1206&#8217;da Cengiz iktidara geldiğinde, <strong>Moğol </strong>kabileleri hayvanlarıyla otlaklarda <strong>göç </strong>ederken hareket ettikleri çadırlarda yaşadılar. <strong>İmparatorluk </strong>genişlemeye devam ederken, <strong>Hanlar </strong>kalıcı bir idari merkez ihtiyacını anladılar. Columbia Üniversitesi&#8217;nde <strong>Asya </strong>tarihi dersi veren Morris Rossabi, &#8220;Saldırıya son vermeleri ve hükmetmeye başlamaları gerekiyordu&#8221; diyor. Böylece 1235&#8217;te Cengiz&#8217;in oğlu <strong>Ogodei</strong>, Orhun Nehri yakınında, geniş ovalar üzerinde bir <strong>şehir </strong>inşa etmeye başladı.</p>



<p>Kalıntılar şimdi kum ve çalılık bitki örtüsünün altında yatıyor, ancak son zamanlarda <strong>Khara Khorum&#8217;a </strong>yeniden ilgi var. Haziran ayında çıkan yeni bir bilim kitabı olan &#8220;Cengiz Han ve Moğol İmparatorluğu&#8221;, son yıllarda arkeologların yaptıkları ve Moğolların <strong>akıncılardan </strong>yöneticilere geçerken şehirdeki hayatın nasıl olduğuna ışık tutan önemli <strong>bulguları </strong>detaylandırıyor. <strong>Teksas&#8217;taki </strong>Houston Doğa Bilimleri Müzesi&#8217;nde 7 Eylül 2009&#8217;a kadar ve ardından 10 Ekim 2009&#8217;dan itibaren üç ay boyunca Denver Doğa ve Bilim Müzesi&#8217;nde gezici sergi, bu eserlerin bazılarını ilk kez Amerika&#8217;da sergileyecek.</p>



<p>Şimdi, sitede çalışan arkeologlar, efsanevi gümüş çeşmenin evi olan <strong>Büyük Han Sarayı</strong>&#8216;nı bulmuş olabileceklerine inanıyorlar.</p>



<p>Rossabi, Khara Khorum adının &#8220;<strong>siyah çadır</strong>&#8221; anlamına geldiğini söylüyor. Uzun çamur duvarlarla çevrili Moğol başkenti, boş ovalardan yükseldi.</p>



<p>Ulusal Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nden arkeolog ve yeni kitabın editörlerinden William W. Fitzhugh, &#8220;<strong>Kahire </strong>değildi, ama insanlar onu <strong>Avrupa </strong>şehirleriyle karşılaştırdı&#8221; diyor.</p>



<p>Pek çok milletten insanlar dar sokaklarda yürüdü: Çinliler, Müslümanlar, hatta yalnız bir Fransız çeşmeyi tasarlayan kuyumcu Guillaume Boucher. Bu yabancıların çoğu istemsizce Khara Khorum&#8217;da, fethedilen şehirlerden gelen askerlerle yaşıyordu. Şehir düzeni çeşitliliklerini yansıtıyordu: camiler, &#8220;<strong>idol tapınakları</strong>&#8221; ve hatta bir <strong>Nasturi Hıristiyan </strong>kilisesi vardı. Arkeologlar, muhtemelen binaların çatılarını süsleyen <strong>Çin </strong>tarzı <strong>fayanslar ve taret süslemeleri </strong>buldular.</p>



<p>Khara Khorum aynı zamanda bir <strong>ticaret </strong>merkeziydi ve orada çok uzaktaki mallar bulundu: gümüş Müslüman sikkeleri, Çin çanak çömlek parçaları. Lessem, Teksas gösterisinin muhtemelen Mısır&#8217;dan Khara Khorum&#8217;a gelmiş olan bir <strong>obsidiyen </strong>maskesi içerdiğini söylüyor.</p>



<p>Moğolların kendilerine ait güçlü <strong>sanatsal </strong>gelenekleri yoktu, ancak güzel <strong>nesneleri </strong>seviyorlardı ve onları çalıştırmak için çoğu kez mağlup <strong>zanaatkârları </strong>esirgiyorlardı. Arkeologlar, <strong>cam işleme</strong> ve <strong>kemik oyma</strong> atölyelerinin kanıtlarını ortaya çıkardılar. Bölgeyi kazmak için yıllarını harcayan Alman arkeolog Ernst Pohl, &#8220;Ustaların mahallelerinin ve ateş yerlerinin <strong>kalıntılarını</strong> demir ve metal eserleri bulduk&#8221; diyor. Ekibi, şehirde yapılmış olduğu anlaşılan şeytanlarla çevrili bir <strong>anka kuşuyla</strong> süslenmiş <strong>altın </strong>bir <strong>bileklik </strong>keşfetti.</p>



<p>Moğollar, fethettikleri şehirlerden <strong>ilham </strong>aldıkları gibi, özümsedikleri <strong>Çin ve Arap</strong> <strong>medeniyetlerinden </strong>de etkilenmişlerdir.</p>



<p>Yale Üniversitesi arkeologlarından Bill Honeychurch, &#8220;Göçebeler dogmatik değiller&#8221; diyor. &#8220;<strong>Katıldığınız </strong>insanlardan bir şeyler <strong>öğrenebileceğiniz </strong>fikrine sahiplerdi.&#8221; Bu parçalardan <strong>Moğollar </strong>kendilerine ait bir <strong>kültür </strong>oluşturdular. &#8220;Sadece benimsemediler, <strong>sentezlediler</strong> sonuç benzersiz ve farklı bir şey oldu.&#8221;</p>



<p>Anlaşıldığı üzere <strong>Khara Khorum</strong>, bir şehir için <strong>ideal </strong>olmaktan çok uzaktı. Rossabi, &#8220;Yeterli <strong>yiyecek </strong>veya <strong>kaynak </strong>yoktu&#8221; diyor. İmparatorluk ile birlikte büyüyen bir <strong>nüfusu </strong>beslemek için her gün beş yüz araba malzeme getiriliyordu; bu, on üçüncü yüzyılın ortalarında <strong>Macaristan&#8217;dan Pasifik </strong>kıyılarına kadar uzanacaktı. Cengiz&#8217;in torunu Kublai Khan, sonunda başkenti Pekin&#8217;e taşıdı ve Shangdu&#8217;da bir yazlık saray inşa etti Samuel Coleridge&#8217;in Kubla Khan şiirinin görkemli zevk kubbesinde anlatılıyor.</p>



<p>Rossabi, &#8220;Moğolistan&#8217;dan 75 milyonluk bir nüfusu yönetemezsiniz&#8221; diyor. &#8220;Kublai, tebaasını kazanmak için hanedanlığının yabancılığını küçümseyerek Çinlilere kendini sevdirmeye çalışıyordu.&#8221; Khara Khorum, Hanlar <strong>periyodik </strong>olarak bozkırda şehre dönmelerine rağmen solmaya başladı. On dördüncü yüzyılda Moğollar Çin&#8217;den <strong>kovulduktan </strong>sonra kenti kısaca yeniden merkezi yaptılar; <strong>1388</strong>&#8216;de Çinliler onu yok etti. Site çeşitli Moğol <strong>klanları </strong>için önemli olmaya devam etti ve <strong>1586</strong>&#8216;da Abtaj Han orada büyük bir <strong>Budist manastırı</strong> inşa etti.</p>



<p>Arkeologlar artık Büyük Han Sarayı&#8217;nın, çoğu <strong>1930</strong>&#8216;larda <strong>Moğolistan&#8217;ın Komünist </strong>liderliği tarafından <strong>tahrip </strong>edilen bu kompleksin kalıntılarının altında olduğunu düşünüyor. <strong>Gümüş çeşmesi </strong>asla geri kazanılamayabilir, ancak tarihçilere göre Moğolların kentinin gerçek büyüsü, <strong>varolmasıdır</strong>.</p>



<p>Rossabi, &#8220;<strong>Kalıcı </strong>bir <strong>yapı </strong>kurma fikrini tasarlamaları veya kabul etmeleri oldukça şaşırtıcı,&#8221; diyor. Hanlar &#8220;idari bir başkente sahip olma yolunda <strong>ilerlemeselerdi</strong>, <strong>imparatorluk </strong>bu kadar kolay <strong>başarılı </strong>olamazdı.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cengiz-hanin-hazineleri/">Cengiz Han&#8217;ın Hazineleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cengiz-hanin-hazineleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük İnsan Göçüne İşaret Eden Fosiller ve Tarihi Eserler Yaşlarını Gösteriyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-insan-gocune-isaret-eden-fosiller-ve-tarihi-eserler-yaslarini-gosteriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-insan-gocune-isaret-eden-fosiller-ve-tarihi-eserler-yaslarini-gosteriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2020 12:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izotop]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[kemikler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında arkeolojik buluntular, araştırmacıların insan evrimi ve göç hikayesini doldurmalarına yardımcı oldu. Bu araştırmada önemli bir bilgi parçası fosillerin ve eserlerin çağıdır. Bilim adamları yaşlarını nasıl belirler? &#8220;Büyük İnsan Göçü&#8221; nde tartışılan nesneleri tarihlendirmek için kullanılan yöntemlerden birkaçı hakkında ayrıntı verildi: Oregon&#8217;daki bir mağarada arkeologlar kemikler, bitki kalıntıları ve fosilleşmiş dışkı olan koprolitler buldular. Koprolitlerde kalan DNA, insan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-insan-gocune-isaret-eden-fosiller-ve-tarihi-eserler-yaslarini-gosteriyor/">Büyük İnsan Göçüne İşaret Eden Fosiller ve Tarihi Eserler Yaşlarını Gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdgh.jpg" alt="" class="wp-image-2205" width="366" height="256" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdgh.jpg 250w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdgh-150x105.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdgh-100x70.jpg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rdgh-200x140.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 366px) 100vw, 366px" /></figure></div>



<p><strong>Dünya </strong>çapında <strong>arkeolojik </strong>buluntular, araştırmacıların <strong>insan evrimi</strong> ve <strong>göç hikayesini</strong> doldurmalarına yardımcı oldu. Bu araştırmada önemli bir bilgi parçası <strong>fosillerin </strong>ve <strong>eserlerin çağıdır</strong>. Bilim adamları yaşlarını nasıl belirler? &#8220;Büyük İnsan Göçü&#8221; nde tartışılan nesneleri <strong>tarihlendirmek </strong>için kullanılan yöntemlerden birkaçı hakkında ayrıntı verildi:</p>



<p><strong>Oregon&#8217;daki </strong>bir mağarada arkeologlar <strong>kemikler</strong>, <strong>bitki kalıntıları</strong> ve <strong>fosilleşmiş dışkı </strong>olan <strong>koprolitler </strong>buldular. Koprolitlerde kalan <strong>DNA</strong>, insan kökenlerini belirtmiş, ancak yaşlarını belirtmemiştir. Bunun için bilim adamları eski dışkıda bulunan <strong>karbona </strong>baktılar.</p>



<p>Tanım gereği, belirli bir <strong>elementin </strong>her <strong>atomunun çekirdeğinde </strong>belirli sayıda <strong>proton </strong>vardır. Örneğin karbon <strong>elementinin </strong>altı protonu vardır. Ancak çekirdekteki <strong>nötron </strong>sayısı değişebilir. <strong>İzotoplar </strong>adı verilen bir elementin bu farklı biçimleri, doğası gereği kararlı veya kararsızdır. İkincisi <strong>radyoaktif </strong>izotoplar olarak adlandırılır ve zamanla bozulur, parçacıklar (nötronlar veya protonlar) ve enerji (<strong>radyasyon</strong>) verir ve bu nedenle başka bir izotop veya elemente dönüşürler. Bunu izotopun &#8220;<strong>yarı ömrü</strong>&#8221; denen sabit bir hızda yaparlar.</p>



<p>Çoğu karbon, kararlı karbon 12 (altı proton, altı nötron) veya karbon13 formlarında gelir, ancak çok küçük bir miktarı (yaklaşık% <strong>0.0000000001</strong>) radyoaktif karbon 14 (altı proton, sekiz nötron) olarak mevcuttur. <strong>Canlı bitkiler</strong> ve <strong>hayvanlar</strong>, diğer karbon <strong>izotopları </strong>ile birlikte karbon 14&#8217;ü alırlar, ancak <strong>öldüklerinde </strong>ve <strong>metabolik </strong>fonksiyonları <strong>durduğunda</strong>, <strong>karbon emmeyi </strong>durdururlar. Zamanla, karbon 14, nitrojen 14&#8217;e bozunur; yarısı bunu yaklaşık 5,730 yıl sonra yapacaktır (bu izotopun yarı ömrüdür). Yaklaşık 60.000 yıl sonra karbon 14&#8217;ün tamamı gitmiş olur.</p>



<p><strong>Oregon&#8217;da </strong>bulunan odun kömürü, <strong>odun</strong>, <strong>kemik</strong>, <strong>polen </strong>veya <strong>koprolitler </strong>gibi bir zamanlar canlı bir nesnenin parçası olan her şey, bilim adamlarının ne kadar karbon 14 kaldığını <strong>ölçtüğü </strong>bir laboratuvara gönderilebilir. Atmosferde ne kadar olacağını bildikleri için ve bu nedenle, birisinin yaşarken ne kadar emdiğini bildikleri için, <strong>ölümden </strong>veya <strong>birikimden </strong>bu yana ne kadar zaman geçtiğini hesaplayabilirler. <strong>Amerika&#8217;daki </strong>en <strong>eski insan</strong> kalıntılarından bazılarında <strong>koprolitlerin </strong>ortalaması yaklaşık <strong>14.300</strong> yaşındaydı.</p>



<p>1997&#8217;de <strong>Etiyopya&#8217;da </strong>kazı yapan bir grup bilim insanı, <strong>taş aletler</strong>, suaygırları da dahil olmak üzere birkaç hayvan türünün fosil kalıntıları ve üç <strong>insansı kafatası</strong> buldu. Onlar kaç yaşındaydılar? Organik kalıntılar karbon 14 tarihlendirmesi için çok eski olduğundan ekip başka bir <strong>yönteme </strong>yöneldi.</p>



<p><strong>Radyokarbon </strong>tarihleme, bazı arkeolojik buluntular için iyi çalışıyor, ancak sınırlamaları var: yalnızca yaklaşık <strong>60.000</strong> yıldan daha eski <strong>organik materyalleri </strong>tarihlemek için kullanılabilir. Bununla birlikte, organik olmayan materyalleri (kayalar gibi) ve daha eski materyalleri (milyarlarca yıl öncesine kadar) tarihlendirmek için kullanılabilecek başka <strong>radyoaktif izotoplar</strong> da vardır.</p>



<p>Bu <strong>radyoizotoplardan </strong>biri, volkanik kayalarda bulunan potasyum-40&#8217;tır. <strong>Volkanik </strong>kaya soğuduktan sonra, potasyum-40&#8217;ı 1.25 milyar yıllık yarı ömürle argon-40&#8217;a bozulur. Potasyum-40&#8217;ın argon-40&#8217;a <strong>oranını ölçmek</strong> ve bir kayanın <strong>yaşını tahmin etmek</strong> mümkündür, ancak bu yöntem kesin değildir. Bununla birlikte, bilim adamları 1960&#8217;larda bir <strong>kaya örneğini nötronlarla</strong> ışınlayabileceklerini ve böylece potasyum-40&#8217;ı normalde doğada bulunmayan ve ölçülmesi daha kolay bir <strong>izotop </strong>olan argon-39&#8217;a <strong>dönüştürebileceklerini </strong>keşfettiler. Daha karmaşık olsa da, bu süreç daha kesin tarihler verir. Örneğin, Berkeley&#8217;deki California Üniversitesi&#8217;ndeki bilim adamları, <strong>Vesuvius yanardağının </strong>79 AD patlamasından olaydan sonraki yedi yıl içinde örnekleri tarihlendirebildiler.</p>



<p>Herto&#8217;da bulunan <strong>insansı kafatasları </strong>ve diğer eserler doğrudan <strong>tarihlendirilemediği </strong>için <strong>organik</strong> <strong>materyal </strong>uzun zamandır <strong>fosilleşmişti </strong>bunun yerine <strong>analizlerini </strong>fosillerin yakınındaki <strong>kumtaşına </strong>gömülü volkanik kaya üzerinde gerçekleştirdiler. Kaya yaklaşık 154.000 ila 160.000 yaşındaydı ve kafataslarını henüz bulunamayan en eski <strong>Homo sapiens</strong> kalıntıları buldu.</p>



<p>Güney Afrika&#8217;da bir deniz kenarındaki <strong>mağarada </strong>yapılan kazıda insan yapımı olduğu açıkça görülen iki nesne ortaya çıktı: çapraz <strong>desenle kazınmış </strong>koyu sarı <strong>taş parçaları</strong>. Ne taşların ne de gömüldükleri kayaların <strong>kökenleri </strong>volkanik değildi, bu yüzden araştırmacılar yaşlarını belirlemek için başka bir yöntem seçtiler: <strong>termolüminesans</strong>.</p>



<p><strong>Argon-argon</strong> tarihlemesinde olduğu gibi, <strong>termolüminesans </strong>saati de bir kayanın yüksek bir sıcaklığa en son ısıtıldığı zamanla başlar. Aşırı ısı, kayanın içindeki <strong>kuvars </strong>ve <strong>feldispat </strong>gibi belirli <strong>kristallerde </strong>depolanan <strong>elektronları </strong>ortadan kaldırır. Zamanla kristaller, çevrede bulunan az miktarda radyoaktif atom tarafından üretilen elektronları yakalar. Bilim adamları, kayayı yeniden ısıtarak, ışık olarak verilen ve &#8220;termolüminesans&#8221; adı verilen <strong>depolanan enerjiyi </strong>serbest bırakabilirler. Işığın yoğunluğu, kayanın en son ısıtılmasından bu yana ne kadar zaman geçtiğini gösterir.</p>



<p>Herto kafatasları gibi, <strong>Blombos Mağarası&#8217;nda </strong>oyulmuş aşı boyası taşlarının yaşları doğrudan belirlenememiştir. Bununla birlikte, aynı <strong>kaya tabakasında</strong>, <strong>okçularla </strong>aynı yaşta olan ve termolüminesans tarihlemesi için <strong>ideal </strong>olan <strong>yanmış taş parçaları </strong>vardı. Yanmış taşın yaklaşık<strong> 77.000 </strong>yaşında olduğu ortaya çıktı ve bu da <strong>okçuları keşfedilecek en eski soyut tasarım</strong> parçalarından biri haline getirdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-insan-gocune-isaret-eden-fosiller-ve-tarihi-eserler-yaslarini-gosteriyor/">Büyük İnsan Göçüne İşaret Eden Fosiller ve Tarihi Eserler Yaşlarını Gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-insan-gocune-isaret-eden-fosiller-ve-tarihi-eserler-yaslarini-gosteriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2030 Yılında Laboratuvarda Büyümüş Bebekler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/2030-yilinda-laboratuvarda-buyumus-bebekler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/2030-yilinda-laboratuvarda-buyumus-bebekler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Nov 2020 12:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ektogenez]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[fetüs]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvar]]></category>
		<category><![CDATA[organizma]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2128</guid>

					<description><![CDATA[<p>1930 tarihli bir kitap, kadınların doğumun tehlikelerinden kurtulmasının cinsiyet eşitliğine yönelik çok önemli bir ilk adım olacağını savundu. 1930&#8217;da Birkenhead&#8217;in İlk Kontu Frederick Edwin Smith, savaş (dünya &#8220;tek bir ekonomik birim&#8221; olduğunda daha az kısır olacaktır), tarımın durumu hakkında tahminler içeren MS 2030&#8217;da Dünya adlı bir kitap yazdı. Yavaş yavaş yok olacak ve bilimin etkileri Einstein fiziği &#8220;tüm erkeklerin zihinlerine içgüdüsel bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/2030-yilinda-laboratuvarda-buyumus-bebekler/">2030 Yılında Laboratuvarda Büyümüş Bebekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rtdhgf.jpg" alt="" class="wp-image-2191" width="451" height="252" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rtdhgf.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rtdhgf-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rtdhgf-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 451px) 100vw, 451px" /></figure></div>



<p>1930 tarihli bir kitap, kadınların doğumun tehlikelerinden kurtulmasının <strong>cinsiyet eşitliğine</strong> yönelik çok önemli bir ilk adım olacağını savundu. 1930&#8217;da Birkenhead&#8217;in İlk Kontu Frederick Edwin Smith, savaş (dünya &#8220;tek bir ekonomik birim&#8221; olduğunda daha az kısır olacaktır), tarımın durumu hakkında tahminler içeren <strong>MS 2030&#8217;da Dünya</strong> adlı bir kitap yazdı<em>.</em> Yavaş yavaş yok olacak ve bilimin etkileri Einstein fiziği &#8220;tüm erkeklerin <strong>zihinlerine içgüdüsel </strong>bir arka plan sağlayacaktır.&#8221;</p>



<p>Kitapta göze çarpan bölüm, 2030 yılındaki kadınlarla ilgili olan ve <strong>ektogenez </strong>hakkında tahminler içeren bölümde; bedenin dışında, muhtemelen bir <strong>laboratuar </strong>ortamında <strong>hayat yaratmak</strong>. Yazar, bunun kadınlara ve erkeklere aynı iş için eşit ücret ödenmesinin ilk adımı olacağını ve kadınların &#8220;hayatın her alanında başarılarını büyük ölçüde genişletmelerine&#8221; olanak tanıyan <strong>cesur yeni bir dünyanın</strong> habercisi olacağını iddia ediyor.</p>



<p>2030&#8217;da kadının <strong>doğumun tehlikelerinden </strong>kurtulma ihtimali neredeyse genel bir kavrayış meselesi haline gelecektir. Canlıların iki <strong>cinsiyete doğal </strong>olarak ayrılmasından bu yana yaşanan en ciddi <strong>biyolojik </strong>ayrılma olan bu <strong>evrim</strong>, kadının <strong>toplumdaki </strong>tüm <strong>statüsünü </strong>hayati bir şekilde dönüştürecektir. Mevcut önemi ve sınırlılıkları açıkça anlaşılmadıkça, <strong>gelecekteki gelişimleri </strong>anlaşılmaz.</p>



<p><strong>Bilim</strong>, laboratuvarda çeşitli <strong>hayvan türlerinin</strong> <strong>mikroplarından canlı yavrular üretme </strong>olasılığını önceden gösteriyor. Şimdiye kadar hiçbir canlı hayvan doğumdan önce doğmamıştı; ancak çeşitli türlerin <strong>fetüsü</strong>, <strong>maternal organizmadan </strong>çıkarıldı ve <strong>biyolojik </strong>laboratuvarlarda ustaca <strong>manipülasyonla </strong>daha da geliştirildi. Bilim adamlarının bir gün böyle yollarla yaşayan bir insan bebeği <strong>üretmeyi </strong>başaracakları kesindir. </p>



<p><strong>Ektogenez </strong>olarak bilinen bu <strong>sürece</strong>, şu anda <strong>kontrasepsiyone </strong>saldıran herkesin manevi torunları şiddetle ve öfkeyle karşı çıkacaktır. Ektogenezin ilk <strong>uygulayıcıları </strong>muhtemelen ululuk tacını alacaklardır. Günümüzde bazı dini gruplar, <strong>üreme </strong>eyleminin <strong>kutsal evlilikte </strong>bir araya gelen <strong>ebeveynlerin </strong>sevgisinden kopuk olduğu gerekçesiyle <strong>tüp bebek tedavisine karşı </strong>çıkıyorlar. Frederick Edwin Smith bu tür endişeleri önceden görmüştü.</p>



<p>Kadın üzerindeki <strong>ekonomik </strong>etkisi ektogenezin getireceği en önemli sonuç olsa da, bildiğimiz şekliyle evlilik ve aile hayatına olan etkilerini de dikkate almalıyız. Birincisi, ektogenez <strong>fiziksel sevgiyi</strong> türlerin <strong>üremesinden </strong>tamamen ayıracaktır. Yaygın <strong>doğum kontrolü uygulaması</strong>, bir ölçüde, nüfusun belirli <strong>sınıflarını </strong>bu fikre alıştırmıştır. Tam olarak gerçekleştirilmesi birçok nesli işgal edecek ve şiddetli bir <strong>toplumsal düzenleme </strong>yaratacaktır.</p>



<p>Romantik aşkı <strong>üreme denkleminden </strong>ayırma fikri, 1930&#8217;ların başındaki popüler medyada ortaya çıktı. Ira S. Wilde&#8217;ın 1933&#8217;te yazdığı bir <strong>kitap</strong>, 2033&#8217;e kadar <strong>hükümetlerin kiminle evlenebileceğine </strong>karar vereceğini öngörüyordu. 1930 yapımı <strong>Just Imagine </strong>filmi, insanların bebeklerini bir <strong>otomattan </strong>aldıklarını bile <strong>tuhaf </strong>bir şekilde gösteriyor. Ve tabii ki Aldous Huxley&#8217;in klasik distopik romanı <strong>Cesur Yeni Dünya</strong> (1932), çocukların laboratuarlarda ve kondisyonlama merkezlerinde yetiştirildiği ve &#8220;anne&#8221; kelimesinin bir <strong>müstehcenlik </strong>haline geldiği bir geleceği tasvir etti.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/2030-yilinda-laboratuvarda-buyumus-bebekler/">2030 Yılında Laboratuvarda Büyümüş Bebekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/2030-yilinda-laboratuvarda-buyumus-bebekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Moby-Dick gerçek ve korkutucu bir hikaye</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/moby-dick-gercek-ve-korkutucu-bir-hikaye/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/moby-dick-gercek-ve-korkutucu-bir-hikaye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 14:25:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ada]]></category>
		<category><![CDATA[batan gemi]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[herman melville]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[moby-dick]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temmuz 1852&#8216;de 32 yaşındaki Herman Melville adlı romancı, yeni romanı Moby-Dick için büyük umutlar besledi; The Whale, kitabın karışık eleştirilerine ve düşük satışlara rağmen. O ay, romanının efsanevi kahramanı Kaptan Ahab&#8217;ın ve gemisi Pequod&#8217;un ana limanı olan Massachusetts adasına ilk ziyareti için Nantucket&#8217;a bir vapur aldı. Bir turist gibi, Melville yerel ileri gelenlerle tanıştı, dışarıda yemek yedi ve daha önce sadece hayalini kurduğu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/moby-dick-gercek-ve-korkutucu-bir-hikaye/">Moby-Dick gerçek ve korkutucu bir hikaye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-2180" width="388" height="218" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/silk.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 388px) 100vw, 388px" /></figure></div>



<p>Temmuz <strong>1852</strong>&#8216;de 32 yaşındaki Herman Melville adlı <strong>romancı</strong>, yeni romanı <strong>Moby-Dick</strong> için büyük umutlar besledi; <strong>The Whale</strong>, kitabın <strong>karışık eleştirilerine </strong>ve <strong>düşük satışlara </strong>rağmen. O ay, romanının <strong>efsanevi kahramanı Kaptan Ahab&#8217;ın</strong> ve gemisi Pequod&#8217;un ana limanı olan <strong>Massachusetts </strong>adasına ilk ziyareti için <strong>Nantucket&#8217;a </strong>bir vapur aldı. Bir turist gibi, <strong>Melville </strong>yerel ileri gelenlerle tanıştı, dışarıda yemek yedi ve daha önce sadece hayalini kurduğu köyün <strong>manzaralarını </strong>gördü.</p>



<p>Ve <strong>Nantucket&#8217;taki </strong>son gününde,&nbsp;Melville&#8217;in romanına ilham veren 1820 olayında bir <strong>ispermeçet </strong>balinası tarafından saldırıya uğrayan ve <strong>batan gemi&nbsp;Essex&#8217;in&nbsp;</strong>kaptanlığını yapan 60 yaşındaki parçalanmış adamla tanıştı.&nbsp;<strong>Kaptan George Pollard </strong>Jr.,&nbsp;Essex&nbsp;battığında sadece 29 yaşındaydı&nbsp;ve hayatta kaldı ve ikinci bir balina <strong>avcılığı </strong>gemisi olan&nbsp;Two Brothers&#8217;ın&nbsp;kaptanlığını yapmak için Nantucket&#8217;e döndü.&nbsp;Ancak iki yıl sonra bu gemi bir <strong>mercan resifinde</strong> kaza yaptığında, kaptan denizde şanssız olarak işaretlendi ve hiçbir gemi sahibi ona bir daha gemiye güvenmeyecekti.&nbsp;<strong>Pollard</strong>, köyün gece bekçisi olarak kalan yıllarını karada geçirdi.</p>



<p>Melville,&nbsp;Moby-Dick&#8217;te&nbsp;Pollard hakkında&nbsp;ve gemisini batıran balinayla ilgili olarak yazmıştı.&nbsp;Melville ziyareti sırasında, ikisinin yalnızca &#8220;birkaç söz aldıklarını&#8221; yazdı.&nbsp;Ancak Melville, Pollard&#8217;ın denizdeki çilesinin&nbsp;Essex&#8217;in&nbsp;batmasıyla sona ermediğini biliyordu&nbsp;ve kaptanın kesinlikle yanında taşıdığı korkunç <strong>anıları </strong>uyandıracak değildi.&nbsp;&#8220;Adalılar için o bir hiçkimseydi,&#8221; diye yazdı.</p>



<p>Pollard,&nbsp;Essex&nbsp;çilesinden&nbsp;kurtulduktan kısa bir süre sonra kaptan arkadaşlarına&nbsp;ve George Bennet adlı bir misyonere&nbsp;tüm hikayeyi anlatmıştı.&nbsp;Bennet için bu hikaye itiraf gibiydi.&nbsp;Kuşkusuz, <strong>acımasızdı</strong>: <strong>Denizde 92 gün</strong> ve uykusuz geceler, sızan bir teknede yiyecek yoktu, hayatta kalan ekibi affetmeyen güneşin, nihai yamyamlığın ve Pollard&#8217;ın ilk kuzeni Owen Coffin de dahil olmak üzere iki gencin üzücü <strong>kaderinin </strong>altında deliriyor.&nbsp;Pollard misyonere, &#8220;Ama sana daha fazlasını söyleyemem hatırladığımda kafam yanıyor,&nbsp;ne dediğimi pek bilmiyorum.&#8221; dedi.</p>



<p>Essex&nbsp;için sorun, Melville&#8217;in bildiği gibi, 14 Ağustos 1819&#8217;da, iki buçuk yıl sürmesi beklenen bir <strong>balina avı yolculuğunda </strong>Nantucket&#8217;tan ayrıldıktan sadece iki gün sonra başladı.&nbsp;87 fit uzunluğundaki gemiye, üstteki yelkenini yok eden ve neredeyse batan bir <strong>fırtına </strong>çarptı.&nbsp;Yine de Pollard, beş hafta sonra<strong> Cape Horn</strong>&#8216;a vararak devam etti.&nbsp;Ancak 20 kişilik mürettebat, Güney Amerika açıklarındaki suların neredeyse avlanmak için elverişsiz olduğunu fark etti ve bu nedenle, Güney Pasifik&#8217;teki, herhangi bir kıyıdan çok uzaktaki balina avlama alanlarına <strong>yelken açmaya </strong>karar verdiler.</p>



<p>Essex&nbsp;stoklarını&nbsp;yenilemek&nbsp;için <strong>Galapagos&#8217;taki Charles Adası&#8217;na </strong>demir attı ve burada mürettebat 100 kiloluk <strong>kaplumbağa </strong>topladı. Şaka yapmak isteyen mürettebattan biri kuru mevsimde hızla yayılan bir ateş yaktı.&nbsp;Pollard&#8217;ın adamları alevlerin içinden geçerek zar zor kaçtılar ve yelken açtıktan bir gün sonra hala <strong>yanan adadan </strong>çıkan dumanı görebiliyorlardı.&nbsp;Pollard öfkeliydi ve yangını kim çıkarırsa ona karşı intikam yemini etti.&nbsp;Yıllar sonra Charles Adası hala karartılmış bir çorak araziydi ve yangının hem <strong>Floreana Kaplumbağası </strong>hem de <strong>Floreana Mockingbird&#8217;ün </strong>neslinin <strong>tükenmesine </strong>neden olduğuna inanılıyordu.<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:OwenChase.jpg"></a></p>



<p>1820 Kasım&#8217;ına gelindiğinde, aylarca başarılı bir yolculuktan sonra ve en yakın karadan bin mil uzakta,&nbsp;Essex&#8217;ten&nbsp;balinalar, mürettebatın &#8220;<strong>Nantucket </strong>atlı kızak gezileri&#8221; dediği şekilde onları ufka doğru sürükleyen balinaları <strong>zıpkınladılar</strong>.&nbsp;23 yaşındaki ilk arkadaşı <strong>Owen Chase,</strong>&nbsp;Pollard balina avcılığına giderken onarım yapmak&nbsp;için&nbsp;Essex&#8217;te&nbsp;kalmıştı.&nbsp;Uzunluğu 85 fit olan çok büyük bir balinanın uzakta sessizce yattığını, başı gemiye dönük olan Chase olduğunu fark etti.&nbsp;Sonra, iki ya da üç ağızdan sonra, dev&nbsp;Essex&#8217;e&nbsp;yöneldi, &#8220;bizim için büyük bir hızla aşağıya iniyor,&#8221; diyordu. Chase yaklaşık üç deniz mili.&nbsp;Balina, &#8220;o kadar dehşet verici ve muazzam, neredeyse hepimizi yüzümüze fırlatacakmış gibi&#8221; <strong>gemiye çarptı</strong>.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/srdf.jpg" alt="" class="wp-image-2181" width="356" height="238" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/srdf.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/srdf-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/srdf-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 356px) 100vw, 356px" /></figure></div>



<p><strong>Balina </strong>geminin altından geçti ve suda çarpmaya başladı. Chase, &#8220;Sanki <strong>öfkeyle </strong>dikkati dağılmış gibi <strong>çenelerini </strong>birbirine vurduğunu açıkça görebiliyordum,&#8221; diye hatırladı. Sonra balina kayboldu. Mürettebat gemideki deliği kapatmaya çalışıyordu ve bir adam &#8220;İşte burada yine bize çarpıyor&#8221; diye bağırınca pompaları çalıştırıyordu. Chase balinayı gördü, başı sudan çıkmış, büyük bir hızla aşağıya iniyor bu sefer altı mil hızla, diye düşündü. Bu sefer direk başın altından <strong>pruvaya </strong>çarptı ve sonsuza dek ortadan kayboldu.</p>



<p><strong>Su</strong>, gemiye o kadar hızlı akıyordu ki, mürettebatın yapabileceği tek şey,&nbsp;Essex&nbsp;yanlarına&nbsp;dönmeden önce tekneleri alçaltmak ve onları seyir aletleri, ekmek, su ve malzemelerle doldurmaya çalışmaktı&nbsp;. Pollard gemisinin <strong>tehlikede </strong>olduğunu uzaktan gördü, sonra&nbsp;Essex&#8217;i&nbsp;harabeye çevirdi.&nbsp;Şaşkınlıkla, &#8220;Tanrım, Bay Chase, sorun nedir?&#8221; Diye sordu. &#8220;Bir balina tarafından yakıldık,&#8221; diye cevapladı.</p>



<p>Başka bir tekne geri döndü ve adamlar sessizce oturdular, kaptanları hâlâ soluk almakta zorlanıyor ve dili tutulmuştu.&nbsp;Chase bazılarının &#8220;içler acısı durumlarının boyutu hakkında hiçbir fikrinin olmadığını&#8221; gözlemledi.</p>



<p>Adamlar,&nbsp;yavaş yavaş battığı&nbsp;için mahkum&nbsp;Essex&#8217;i&nbsp;terk etmeye isteksizdi&nbsp;ve Pollard bir plan yapmaya çalıştı.&nbsp;Toplamda üç tekne ve 20 adam vardı.&nbsp;En yakın kara parçasının <strong>Marquesas Adaları </strong>ve <strong>Society Adaları </strong>olduğunu hesapladılar ve Pollard onlar için yola çıkmak istedi ancak denizcilik tarihindeki en <strong>ironik </strong>kararlardan birinde, Chase ve mürettebat onu bu adaların yamyamlarla dolu olduğuna ikna ettiler ve mürettebatın en iyi hayatta kalma şansının <strong>güneye yelken açmak</strong> olduğunu.&nbsp;Karaya olan mesafe çok daha büyük olurdu, ancak ticaret rüzgarlarını yakalayabilir veya başka bir balina avcısı tarafından tespit edilebilirler.&nbsp;Sadece Pollard, adalardan uzaklaşmanın sonuçlarını anlıyor gibiydi.&nbsp;(Nathaniel Philbrick&#8217;e göre&nbsp;<strong>Denizin Kalbinde</strong>: Balina Gemisi Essex Trajedisi adlı kitabında,&nbsp;Yamyamlık söylentileri sürmesine rağmen, tüccarlar adaları olaysız ziyaret ediyorlardı.)</p>



<p>Böylece&nbsp;Essex&#8217;i&nbsp;20 metrelik teknelerinde bıraktılar.&nbsp;Susuz kalmaya başladılar.&nbsp;Güneş tahrip ediyordu.&nbsp;Pollard&#8217;ın teknesine bir katil balina saldırdı.&nbsp;İki hafta sonra karayı <strong>Henderson Adası&#8217;nı </strong>gördüler, ama çoraktı.&nbsp;Bir hafta sonra adamların erzakları tükenmeye başladı.&nbsp;Yine de, üçü bir tekneye geri dönmek yerine karada şanslarını kullanmayı tercih etmeye karar verdi.&nbsp;Kimse onları suçlayamaz.&nbsp;Ve ayrıca, teknelerdeki adamların erzaklarını da uzatırdı.<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:Moby_Dick_p510_illustration.jpg"></a></p>



<p>Aralık ortasında, <strong>denizde geçen haftaların </strong>ardından, tekneler su almaya başladı, geceleri daha fazla balina onları tehdit etti.&nbsp;Chase&#8217;in teknesinde bir adam çıldırdı, ayağa kalktı ve bir akşam yemeği peçetesi ve su istedi, ardından ertesi sabah ölmeden önce korkunç kasılmaları oldu.&nbsp;Chase, &#8220;İnsanlık bundan sonra gelenlerin korkunç <strong>resitalinde </strong>ürpermeli&#8221; diye yazdı.&nbsp;Mürettebat &#8220;<strong>uzuvlarını </strong>vücudundan <strong>ayırdı </strong>ve tüm eti kemiklerinden kesti;&nbsp;Daha sonra <strong>cesedi </strong>açtık, <strong>kalbi çıkardık </strong>ve tekrar kapattık elimizden geldiğince düzgün bir şekilde dikip denize verdik. &#8221;&nbsp;Sonra adamın organlarını yassı bir taş üzerinde kavurup <strong>yediler</strong>.</p>



<p>Önümüzdeki hafta, üç denizci daha öldü ve vücutları pişirilip yenildi.&nbsp;Bir tekne kayboldu ve ardından Chase ve Pollard&#8217;ın tekneleri birbirlerini gözden <strong>kaybetti</strong>.&nbsp;İnsan etinin tayınları uzun sürmedi ve <strong>hayatta kalanlar </strong>ne kadar çok yerse, o kadar <strong>aç </strong>hissediyorlardı.&nbsp;Her iki teknede de adamlar konuşamayacak kadar zayıfladı.&nbsp;Pollard&#8217;ın teknesindeki dört adam, daha fazla yemek olmazsa öleceklerini düşündü.&nbsp;6 Şubat 1821&#8217;de&nbsp;Essex&#8217;e&nbsp;veda ettikten dokuz hafta sonra&nbsp;bir genç olan Charles Ramsdell, daha sonra kimin yeneceğini belirlemek için<strong> kura çekmeyi</strong> önerdi.17. yüzyılın ilk yarısına kadar uzanan deniz geleneğiydi.&nbsp;Pollard&#8217;ın teknesindeki adamlar, Ramsdell&#8217;in önerisini kabul etti ve kura, kaptanın ilk kuzeni olan genç <strong>Owen Coffin&#8217;</strong>e düştü.</p>



<p>Pollard, çocuğun annesine ona göz kulak olacağına söz vermişti.&nbsp;&#8220;Oğlum, oğlum!&#8221;&nbsp;diye kaptan bağırdı, &#8220;Sana dokunan ilk adamı vururum.&#8221;&nbsp;Pollard oğlanın yerine geçmeyi bile teklif etti, ama Coffin bunlardan hiçbirini kabul etmedi. Ramsdell, arkadaşını vurması gerektiğini söyledi.&nbsp;Uzun süre durakladı. Coffin başını teknenin silahına dayadı ve Ramsdell tetiği çekti. Pollard, uzaklaştırıldı ve ondan hiçbir şey kalmadı.</p>



<p>18 Şubat&#8217;ta, <strong>denizde 89 günün</strong> ardından, Chase&#8217;in teknesindeki son üç adam, uzakta bir yelken gördü. Çılgınca bir kovalamacanın ardından İngiliz gemisi <strong>Indian&#8217;ı </strong>yakalamayı başardılar ve kurtarıldılar.</p>



<p>Üç yüz mil ötede, Pollard&#8217;ın teknesi yalnızca <strong>kaptanını </strong>ve <strong>Charles Ramsdell</strong>&#8216;i taşıdı. Sadece, en son mahvolmuş mürettebatın kemikleri vardı ve onları kemik iliğini yiyebilmek için teknenin dibinde kırdılar. Günler geçtikçe iki adam, teknenin zeminine dağılmış kemiklere takıntılıydı.</p>



<p>Chase ve adamlarının kurtarılmasından neredeyse bir hafta sonra, Amerikan gemisi <strong>Dauphin&#8217;deki </strong>bir mürettebat Pollard&#8217;ın teknesini gördü. Zavallı ve kafası karışmış Pollard ve Ramsdell, kurtarılmalarına sevinmediler, sadece teknelerinin dibine döndü ve ceplerine kemiklerini doldurdular. Dauphin&#8217;de güvenli bir şekilde, <strong>iki hezeyan adam </strong>&#8220;ayrılmaktan nefret ettikleri ölü karışık <strong>arkadaşlarının kemiklerini emerken</strong>&#8221; görüldü.</p>



<p>Essex&#8217;ten<strong> sağ kurtulan beş kişi</strong>, Nantucket için yelken açmadan önce <strong>iyileştikleri Valparaiso&#8217;da </strong>yeniden bir araya geldi. Philbrick&#8217;in yazdığı gibi, Pollard akşam yemeğine birkaç kaptanla katılacak kadar iyileşmişti ve onlara Essex enkazının tüm hikayesini ve denizde geçirdiği üç ayın üzücü halini anlattı. Mevcut kaptanlardan biri odasına geri döndü ve Pollard&#8217;ın hesabına &#8220;şimdiye kadar gelen en üzücü anlatı&#8221; diye seslenerek her şeyi yazdı.</p>



<p>Yıllar sonra üçüncü tekne <strong>Ducie Adası&#8217;nda </strong>keşfedildi; gemide üç iskelet vardı. Mucizevi bir şekilde, Henderson Adası&#8217;nda kalmayı seçen üç adam, bir Avustralya gemisi onları kurtarana kadar, çoğu kabuklu deniz ürünleri ve kuş yumurtaları ile yaklaşık dört ay hayatta kaldı.</p>



<p>Nantucket&#8217;a vardıklarında, Essex&#8217;in hayatta kalan mürettebatı büyük ölçüde yargılamadan karşılandı. En zor koşullarda <strong>yamyamlık</strong>, <strong>gerekçeli </strong>olarak düşünüldü, <strong>bir deniz geleneğiydi</strong>. Benzer olaylarda, hayatta kalanlar ölülerin etini yemeyi reddettiler, ancak bunu balık yemi olarak kullandılar. Ancak Philbrick, Essex adamlarının büyük ölçüde yüzeyde deniz yaşamından yoksun sularda bulunduğunu not ediyor.</p>



<p>Ancak Kaptan Pollard, kuzenini yemiş olduğu için bu kadar kolay <strong>affedilmiyordu</strong>. Bir bilim adamı daha sonra bu eylemden &#8220;<strong>gastronomik ensest</strong>&#8221; olarak bahsetti. Owen Coffin&#8217;in annesi, kaptanın huzurunda olmaya dayanamadı. Pollard, denizdeki günleri bittikten sonra hayatının geri kalanını Nantucket&#8217;ta geçirdi. Yılda bir, Essex&#8217;in enkazının yıldönümünde, kendisini odasına kilitlediği ve kayıp mürettebatının onuruna <strong>oruç tuttuğu </strong>söylenirdi.</p>



<p>1852&#8217;de Melville ve Moby-Dick, belirsizliğe doğru kaymaya başladılar. Yazarın umutlarına rağmen kitabı hayatı boyunca birkaç bin kopya sattı ve birkaç başarısız roman denemesinden sonra Melville, münzevi bir hayata yerleşti ve New York&#8217;ta gümrük müfettişi olarak 19 yıl geçirdi. İçti ve iki oğlunun ölümüne şahit oldu. <strong>Depresyonda</strong>, romanları şiir için terk etti.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/moby-dick-gercek-ve-korkutucu-bir-hikaye/">Moby-Dick gerçek ve korkutucu bir hikaye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/moby-dick-gercek-ve-korkutucu-bir-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun süredir kayıp olan kıta, Hint Okyanusu&#8217;nun derinliklerinde sular altında bulundu</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-suredir-kayip-olan-kita-hint-okyanusunun-derinliklerinde-sular-altinda-bulundu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-suredir-kayip-olan-kita-hint-okyanusunun-derinliklerinde-sular-altinda-bulundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 10:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[hint okyanusu]]></category>
		<category><![CDATA[jeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[kıta]]></category>
		<category><![CDATA[kristal]]></category>
		<category><![CDATA[mauritia]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik ada]]></category>
		<category><![CDATA[yerçekimi]]></category>
		<category><![CDATA[zirkon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir zamanlar Hindistan ile Madagaskar arasında sıkışmış olan eski bir kıta şimdi Hint Okyanusu&#8217;nun dibine dağılmış durumda. Kıtanın varlığına dair ilk ipuçları, Hint Okyanusu&#8217;nun bazı bölümlerinin diğerlerinden daha güçlü yerçekimi alanlarına sahip olduğu ve daha kalın kabukları gösterdiği zaman geldi. Bir teori, kara parçalarının battığı ve okyanus kabuğuna yapıştığı yönündeydi. Mauritius, yerçekimi kuvvetinin güçlü olduğu bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzun-suredir-kayip-olan-kita-hint-okyanusunun-derinliklerinde-sular-altinda-bulundu/">Uzun süredir kayıp olan kıta, Hint Okyanusu&#8217;nun derinliklerinde sular altında bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/srxfcg4.jpg" alt="" class="wp-image-2164" width="367" height="278" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/srxfcg4-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/srxfcg4-160x120.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 367px) 100vw, 367px" /></figure></div>



<p>Bir zamanlar <strong>Hindistan </strong>ile <strong>Madagaskar </strong>arasında sıkışmış olan eski bir <strong>kıta </strong>şimdi Hint Okyanusu&#8217;nun dibine dağılmış durumda.</p>



<p>Kıtanın varlığına dair ilk ipuçları, Hint Okyanusu&#8217;nun bazı bölümlerinin diğerlerinden daha <strong>güçlü yerçekimi</strong> alanlarına sahip olduğu ve daha <strong>kalın kabukları </strong>gösterdiği zaman geldi. Bir teori, kara parçalarının battığı ve okyanus kabuğuna yapıştığı yönündeydi.</p>



<p>Mauritius, <strong>yerçekimi kuvvetinin </strong>güçlü olduğu bir yerdi. 2013 yılında, Güney Afrika&#8217;daki Witwatersrand Üniversitesi&#8217;nden Lewis Ashwal ve meslektaşları, volkanik adanın eski, <strong>batık bir kıta </strong>üzerinde oturduğunu öne sürdü .</p>



<p>Mauritius sadece<strong> 8 milyon yaşında</strong> olmasına rağmen, adanın plajlarındaki bazı <strong>zirkon kristalleri </strong>neredeyse 2 milyar yaşında. <strong>Volkanik patlamalar</strong>, zirkonu antik kayadan fırlatmış olabilir .</p>



<p>Ashwal ve ekibi, Mauritius&#8217;ta <strong>3 milyar yıllık</strong> zirkon kristalleri buldu. Ayrıntılı <strong>analizlerle</strong>, <strong>Mauritia </strong>adını verdikleri kayıp kıtanın <strong>jeolojik tarihini </strong>yeniden inşa ettiler.</p>



<p>Yaklaşık 85 milyon yıl öncesine kadar Mauritius, Hindistan ile Madagaskar arasında, bugün olduğundan çok daha yakın olan küçük bir kıtaydı Madagaskar&#8217;ın yaklaşık dörtte biri büyüklüğündeydi. Sonra Hindistan ve Madagaskar birbirinden ayrılmaya başladı ve Mauritia <strong>gerilmeye </strong>ve <strong>dağılmaya </strong>başladı.</p>



<p>Avustralya&#8217;daki New South Wales Üniversitesi&#8217;nden Martin Van Kranendonk , &#8220;Tıpkı oyun hamuru gibi: kıtalar gerildiğinde incelir ve parçalanır&#8221; diyor. &#8220;Okyanusun altına batan bu ince parçalar.&#8221;</p>



<p>Cargados Carajos, Laccadive ve Chagos adaları da dahil olmak üzere Hint Okyanusu&#8217;ndaki diğer<strong> volkanik adaların </strong>da Mauritia&#8217;nın parçaları üzerinde oturduğuna dair kanıtlar var. Avustralya&#8217;daki Adelaide Üniversitesi&#8217;nden Alan Collins, diğer eski kıtaların giderek daha fazla kalıntısının ortaya çıkarıldığını söylüyor.</p>



<p>Son zamanlarda Batı Avustralya açıklarında ve İzlanda&#8217;nın altında birkaç parça bulunduğunu söylüyor. &#8220;Ancak şimdi, derin okyanusların daha fazlasını <strong>keşfettikçe</strong>, o yerdeki tüm bu a<strong>ntik kıtaları</strong> buluyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzun-suredir-kayip-olan-kita-hint-okyanusunun-derinliklerinde-sular-altinda-bulundu/">Uzun süredir kayıp olan kıta, Hint Okyanusu&#8217;nun derinliklerinde sular altında bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-suredir-kayip-olan-kita-hint-okyanusunun-derinliklerinde-sular-altinda-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknolojiyi yok eden bir güneş patlaması 100 yıl içinde Dünya&#8217;yı vurabilir!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyi-yok-eden-bir-gunes-patlamasi-100-yil-icinde-dunyayi-vurabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyi-yok-eden-bir-gunes-patlamasi-100-yil-icinde-dunyayi-vurabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 10:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[asteroitler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik]]></category>
		<category><![CDATA[patlama]]></category>
		<category><![CDATA[uydular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2134</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş önümüzdeki 100 yıldaki en büyük tehditlerimizden biri olabilir. 150 yıl önce Dünya&#8217;yı vuran gibi muazzam bir güneş patlaması bugün bize çarptıysa, elektrik şebekelerimizi, uydu iletişimimizi ve interneti devre dışı bırakabilir. Yeni bir çalışma, böyle bir olayın önümüzdeki yüzyılda gerçekleşebileceğini ortaya koyuyor. Harvard Üniversitesi&#8217;nden Avi Loeb, &#8220;Güneş genellikle bir arkadaş ve hayatın kaynağı olarak düşünülür, ancak tam tersi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyi-yok-eden-bir-gunes-patlamasi-100-yil-icinde-dunyayi-vurabilir/">Teknolojiyi yok eden bir güneş patlaması 100 yıl içinde Dünya&#8217;yı vurabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/RBEAD.jpg" alt="" class="wp-image-2158" width="444" height="244"/></figure></div>



<p><strong>Güneş </strong>önümüzdeki 100 yıldaki en büyük <strong>tehditlerimizden </strong>biri olabilir. 150 yıl önce Dünya&#8217;yı vuran gibi <strong>muazzam </strong>bir güneş <strong>patlaması </strong>bugün bize çarptıysa, elektrik şebekelerimizi, uydu iletişimimizi ve interneti devre dışı bırakabilir. Yeni bir çalışma, böyle bir olayın önümüzdeki yüzyılda <strong>gerçekleşebileceğini </strong>ortaya koyuyor.</p>



<p>Harvard Üniversitesi&#8217;nden Avi Loeb, &#8220;Güneş genellikle bir arkadaş ve <strong>hayatın kaynağı</strong> olarak düşünülür, ancak tam tersi de olabilir&#8221; diyor. &#8220;Sadece <strong>koşullara </strong>bağlı.&#8221;</p>



<p>Yine Harvard&#8217;da bulunan Loeb ve Manasvi Lingam , güneş &#8220;<strong>süper parıltılarının</strong>&#8221; ne kadar muhtemel olduğunu ve bizi nasıl etkileyebileceğini görmek için diğer güneş benzeri <strong>yıldızlarla </strong>ilgili verileri inceledi.</p>



<p>En uç süper parlamaların yaklaşık 20 milyon yılda bir güneşimiz gibi bir yıldızda meydana gelme <strong>olasılığının yüksek </strong>olduğunu buldular. Bu <strong>enerjik ultraviyole radyasyon </strong>patlamalarının ve yüksek enerjili yüklü parçacıkların en kötüsü <strong>ozon </strong>tabakamızı yok edebilir, <strong>DNA mutasyonlarına </strong>neden olabilir ve <strong>ekosistemleri bozabilir</strong>.</p>



<p>Ancak daha kısa vadede araştırmacılar, güneşimizde meydana gelebileceğini bildiğimiz bir türden daha <strong>az yoğun süper parlamaların </strong>yine de sorunlara neden olabileceğini söylüyorlar. 1859&#8217;da, <strong>güçlü bir güneş fırtınası</strong>, türünün ilk kaydedilen olayında Dünya&#8217;ya muazzam parıltılar gönderdi. Batı dünyasındaki <strong>telgraf sistemleri </strong>başarısız oldu ve bazı <strong>operatörlerin </strong>kablolara zorlanan büyük miktardaki <strong>elektrik akımından </strong>şok aldığını bildirdi.</p>



<p>Loeb, &#8220;O zamanlar çok fazla teknoloji yoktu, bu yüzden <strong>hasar </strong>çok önemli değildi, ancak modern dünyada meydana gelirse, zarar <strong>trilyonlarca dolar </strong>olabilir&#8221; diyor. Bugün böyle bir alevlenme tüm güç şebekelerini, tüm bilgisayarları, nükleer reaktörlerdeki tüm soğutma sistemlerini kapatabilir. Pek çok şey <strong>kötü </strong>gidebilir. &#8220;</p>



<p>Loeb, 1859 kadar güçlü bir olayın <strong>güç şebekelerine</strong>, <strong>uydulara </strong>ve <strong>iletişimlere </strong>yaklaşık 10 trilyon dolar zarar verebileceğini söylüyor. Biraz daha güçlü bir parlama, <strong>ozon tabakasına</strong> bile zarar verebilir.</p>



<p>Loeb, önceki çalışmalar böyle bir olayın önümüzdeki on yıl içinde yüzde 12 olasılıkla <strong>gerçekleşmesi muhtemel </strong>göründüğünü, ancak hiç kimsenin bu kadar <strong>endişeli </strong>görünmediğini söylüyor. <strong>Asteroid </strong>etkileri, hayati tehlike oluşturan uzay olayları söz konusu olduğunda tüm <strong>dikkatleri </strong>üzerine çekiyor, ancak Loeb ve Lingam, <strong>süper işaret fişeklerinin</strong> de aynı derecede <strong>ölümcül </strong>ve aynı derecede muhtemel olduğunu <strong>keşfetti</strong>.</p>



<p>Yale Üniversitesi&#8217;nden Greg Laughlin , &#8220;Geceleri süper parlak güneş ışınları hakkında endişelenerek uyuyamıyorum, ancak bu, birinin bu konuda <strong>endişelenmemesi </strong>gerektiği anlamına gelmez&#8221; diyor .</p>



<p>Geçen ay, Loeb ve Lingam Dünya&#8217;yı hem büyük hem de küçük süper parıltılardan korumak için bir <strong>potansiyel yol </strong>buldu: Güneş ile aramızda <strong>manyetik </strong>bir <strong>kalkan </strong>görevi görecek ve parıltıların parçacıklarını uzaklaştırabilecek devasa bir <strong>iletken tel </strong>döngüsü.</p>



<p>Ne yazık ki, böyle bir <strong>kalkanın </strong>uzaya fırlatılması 100 milyar dolardan fazlaya mal olacak. Laughlin, &#8220;Uzayda bir tel döngü oluşturmak için kaynakları ciddi şekilde <strong>yönlendirmenin </strong>para harcamanın en iyi yolu olmayacağını düşünüyorum&#8221; diyor. &#8220;Ancak süper güneş ışınlarının nasıl çalıştığı hakkında daha fazla düşünmek ve güneşimizin benzerlerine nasıl uyduğu hakkında bir fikir edinmek çok <strong>değerli </strong>bir <strong>çaba </strong>olacaktır.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyi-yok-eden-bir-gunes-patlamasi-100-yil-icinde-dunyayi-vurabilir/">Teknolojiyi yok eden bir güneş patlaması 100 yıl içinde Dünya&#8217;yı vurabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyi-yok-eden-bir-gunes-patlamasi-100-yil-icinde-dunyayi-vurabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orman yangınları yüzünden hayvanların üçte biri yok oluyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/orman-yanginlari-yuzunden-hayvanlarin-ucte-biri-yok-oluyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/orman-yanginlari-yuzunden-hayvanlarin-ucte-biri-yok-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2020 10:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik çeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[entegre]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[omurgalılar]]></category>
		<category><![CDATA[ormanlar]]></category>
		<category><![CDATA[tür]]></category>
		<category><![CDATA[yangınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyadaki herhangi bir ormana ışınlanabileceğinizi hayal edin. Karaya indiğinizde, ormanın kenarına yarım kilometre yakınlıkta olma şansınız yüzde 50&#8217;dir. Gezegenimizin ormanlarının ne kadar kötü dilimlenmiş ve doğranmış olduğu budur. Yeni bir araştırma, hayvanların yüzde 85&#8216;inin bu parçalanmış ormanlarda yaşamaktan etkilendiğini gösteriyor. Bulgular, koruma uzmanlarının bu türleri en iyi nasıl koruyacaklarını anlamalarına yardımcı olacak. Ormanların parçalanmasının biyolojik çeşitliliği ve ekosistemleri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orman-yanginlari-yuzunden-hayvanlarin-ucte-biri-yok-oluyor/">Orman yangınları yüzünden hayvanların üçte biri yok oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ryfg.jpg" alt="" class="wp-image-2145" width="408" height="225" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ryfg-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ryfg-696x385.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" /></figure></div>



<p>Dünyadaki herhangi bir ormana <strong>ışınlanabileceğinizi </strong>hayal edin. Karaya indiğinizde, ormanın kenarına yarım kilometre yakınlıkta olma şansınız yüzde 50&#8217;dir. Gezegenimizin ormanlarının ne kadar kötü dilimlenmiş ve doğranmış olduğu budur.</p>



<p>Yeni bir araştırma, <strong>hayvanların </strong>yüzde <strong>85</strong>&#8216;inin bu parçalanmış ormanlarda yaşamaktan etkilendiğini gösteriyor. Bulgular, koruma uzmanlarının bu türleri en iyi nasıl koruyacaklarını anlamalarına yardımcı olacak.</p>



<p>Ormanların parçalanmasının <strong>biyolojik çeşitliliği </strong>ve <strong>ekosistemleri </strong>etkilediği biliniyor olsa da, şimdiye kadar incelenen etkiler yereldir ve belirli türlere özgüdür. Bu da <strong>kaotik </strong>bir tablo ortaya çıkarmaktadır. İngiltere&#8217;deki Newcastle Üniversitesi&#8217;nden Marion Pfeifer ve meslektaşları, verileri anlamlandırmak için yeni bir yöntem geliştirdiler.</p>



<p>Bölgeleri sadece orman ve orman dışı olarak <strong>ayırmak </strong>yerine, ormanları çevreleyen arazideki değişiklikleri de hesaba kattılar. Mevcut <strong>nüfus verilerini </strong>kullanarak Amerika, Asya ve Afrika&#8217;daki 22 <strong>tropikal </strong>bölgede amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler dahil 1673 <strong>omurgalı </strong>türünün bolluğunu <strong>haritalandırdılar</strong>. Bunlar arasında Sunda pangolin ve Baird&#8217;in tapiri gibi <strong>tehdit altındaki </strong>birçok <strong>tür </strong>vardı .</p>



<p>Orman kenarlarında bolluğu değişen türlerin yüzde 46&#8217;sı, son birkaç on yılda daha fazla hale geldi, yüzde 39&#8217;u ise daha az halde. Bu, bazı türler için iyi bir haber olabilir, ancak orman kıyısındaki <strong>yaşam</strong>, <strong>davranışlarını </strong>değiştirebilir.</p>



<p>Bununla birlikte, ormanın derinliklerinde yaşamayı tercih eden diğerleri, yalnızca en yüksek bolluklarına orman kenarlarından 200 ila 400 metreden daha fazla ulaştı. Bu türler büyük, sürekli ormanlara bağımlı görünmektedir. <strong>Ormanlar parçalanmaya</strong> devam ederse, bu türler sürülebilir.</p>



<p>Avustralya Queensland&#8217;deki James Cook Üniversitesi&#8217;nden William Laurance , &#8220;Bu son derece önemli bir çalışma, çünkü yaklaşık 2000 <strong>omurgalı </strong>türü için bu kadar büyük miktarda veriyi <strong>entegre </strong>ediyor&#8221; diyor . &#8220;Bazı yönlerden, en kötü korkularımızı doğrular.&#8221;</p>



<p>Laurance, <strong>tropikal </strong>gelişmekte olan ülkelerdeki ormanların özellikle oradaki yol yapımının hızlı temposundan etkileneceğini vurguluyor. Yayınlanan bir makalede, kendisi ve meslektaşları, 2050 yılına kadar inşa edilmesi planlanan 25 milyon kilometre asfalt yolun yaklaşık yüzde <strong>90</strong>&#8216;ının bu <strong>bölgelerde </strong>olacağını tahmin ediyor.</p>



<p>Laurance, &#8220;Yollar genellikle Pandora&#8217;nın orman türleri için <strong>çevre sorunları</strong> kutusunu açar&#8221; diyor. Sorunlar arasında parçalanma, avlanma, ağaç kesimi, ormansızlaşma ve yasadışı madencilik yer alıyor. <strong>Amazon&#8217;da</strong>, tüm <em>ormansızlaşmanın </em>yüzde 95&#8217;i yasal veya yasa dışı bir yolun <strong>5,5 </strong>kilometre yakınında gerçekleşiyor.</p>



<p>Bu yolların birçoğu kötü inşa edilecek, bu nedenle <strong>şiddetli yağışlarda </strong>yıkanacak veya delikler açılacak. Kalkınma üzerinde olumlu bir etkiye sahip olmaktan ziyade, onları sürdürmek bu ülkeler için mali bir yük olabilir .</p>



<p>Yollar ve genel olarak orman parçalanması da bizi etkileyebilir <strong>dramatik </strong>bir şekilde. İngiltere&#8217;deki Lancaster Üniversitesi&#8217;nden Jos Barlow, &#8220;Tropikal orman kenarları orman yangınlarına çok daha <strong>duyarlıdır</strong>&#8221; diyor. 2015 yılında yapılan bir araştırma, yoğun ormanlarda 82 yılda bir <strong>yangınların </strong>11 yılda bir patlak veren yollar veya açıklıklar gibi orman kenarlarında daha sık meydana geldiğini ortaya koymuştur. Barlow&#8217;a göre, <strong>ormanların parçalanmasının </strong>önlenmesi, <strong>orman yangınlarının </strong>görülme sıklığının azaltılmasında <strong>hayati </strong>bir <strong>adım </strong>olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orman-yanginlari-yuzunden-hayvanlarin-ucte-biri-yok-oluyor/">Orman yangınları yüzünden hayvanların üçte biri yok oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/orman-yanginlari-yuzunden-hayvanlarin-ucte-biri-yok-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözde Boş Ölü Deniz Parşömeni Parçalarında Bulunan Metin</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sozde-bos-olu-deniz-parsomeni-parcalarinda-bulunan-metin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sozde-bos-olu-deniz-parsomeni-parcalarinda-bulunan-metin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2020 16:52:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[aramice]]></category>
		<category><![CDATA[eski yazıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[ibranice]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[ölü deniz]]></category>
		<category><![CDATA[parşömen]]></category>
		<category><![CDATA[Qumran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çıplak gözle görülemeyen yazıları araştırmacılar, yeni fotoğraflarda eski yazıların satırlarını ortaya çıkardı. Uzun süredir boş olduğu düşünülen Ölü Deniz Parşömenlerinin dört parçasında İbranice ve Aramice yazılmış gizli metin parçaları ortaya çıktı. Parşömen parçaları arkeologlar tarafından kazılmış ve 1950&#8217;lerde bir İngiliz araştırmacıya bağışlanmış ve diğer sözde Ölü Deniz Parşömeni parçalarının sahte olduğu kanıtlandığı bir zamanda gerçekliğini pekiştirmiştir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sozde-bos-olu-deniz-parsomeni-parcalarinda-bulunan-metin/">Sözde Boş Ölü Deniz Parşömeni Parçalarında Bulunan Metin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/yuh.jpg" alt="" class="wp-image-2119" width="397" height="223" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/yuh.jpg 299w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/yuh-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 397px) 100vw, 397px" /></figure></div>



<p>Çıplak gözle görülemeyen yazıları araştırmacılar, yeni fotoğraflarda <strong>eski yazıların satırlarını </strong>ortaya çıkardı. Uzun süredir boş olduğu düşünülen <strong>Ölü Deniz Parşömenlerinin </strong>dört parçasında <strong>İbranice </strong>ve <strong>Aramice </strong>yazılmış gizli metin parçaları ortaya çıktı. Parşömen parçaları arkeologlar tarafından kazılmış ve 1950&#8217;lerde bir İngiliz araştırmacıya bağışlanmış ve diğer sözde Ölü Deniz Parşömeni parçalarının <strong>sahte </strong>olduğu kanıtlandığı bir zamanda <strong>gerçekliğini </strong>pekiştirmiştir.<br><br>Yaklaşık 2000 yıl önce bir Yahudi mezhebinin üyeleri tarafından saklanan Ölü Deniz Parşömenleri, İbranice <strong>İncil&#8217;in </strong>bilinen en eski parçalarını içeriyor. 1940&#8217;larda ve 1950&#8217;lerde <strong>Bedevi kabile </strong>üyeleri ve arkeologlar, Batı Şeria&#8217;da Ölü Deniz&#8217;e bakan, Kudüs&#8217;ün yaklaşık 12 mil doğusundaki <strong>Qumran&#8217;ın </strong>kurak mağaralarında bu metinleri yeniden keşfettiler.<br><br>Birkaç yıl önce, bir grup araştırmacı, dünyanın dört bir yanındaki müzelere ve koleksiyonlara dağıtılan <strong>Qumran Mağaralarında </strong>bulunan eserleri incelemek için yola çıktı. Malta Üniversitesi&#8217;nde İbranice ve eski Yahudilik konusunda kıdemli bir öğretim görevlisi olan Dennis Mizzi, &#8220;Araştırmanın ilk günlerinde, 50&#8217;li ve 60&#8217;lı yıllarda, <strong>ekskavatörler </strong>bazen hediye olarak birçok eseri, genellikle seramikleri, işbirliği yapan müzelere bağışladılar&#8221; diyor .<br><br>Mizzi ve meslektaşları, mağaralardaki bazı kanıtların, bu nesneler orijinal bağlamlarından ayrıldıkça yol boyunca kaybolmuş veya gözden kaçmış olabileceğinden şüphelendiler. Bir Kumran <strong>kavanozunun </strong>iç kapağında daha önce <strong>yarasa gübresi</strong> olduğu düşünülen çürümüş <strong>papirüs </strong>buldular. Tekstil ürünlerini takip ettiler <a rel="noreferrer noopener" href="https://dqcaas.com/2019/11/03/qumran-cave-1q-textiles-found-in-leiden/" target="_blank"></a>bir sigara kutusunda saklanan parşömenleri sarmak için kullanılır. Ama asla kayıp metinleri aramaya niyetlenmediler.<br><br>Bununla birlikte, araştırmacılar, Ürdün hükümetinin 1950&#8217;lerde Birleşik Krallık Leeds Üniversitesi&#8217;nde bir <strong>deri </strong>ve <strong>parşömen </strong>uzmanına verdiği sözde boş Ölü Deniz Parşömeni parçaları koleksiyonunu yeniden ziyaret ettiler. Bu parçalar &#8220;yazılmamış&#8221; göründüğü için, metin arayan İncil alimleri için değersiz oldukları düşünülüyordu, ancak Leeds araştırmacısının parşömenleri tarihe kadar yapmak istediği testler için mükemmeldi. Parçalar tahrip edici <strong>analizler </strong>için gönderildiğinde, mevcut parçalardan  birkaç mm&#8217;den büyük olmayan çok ince <strong>numuneler </strong>kesiyorlar. Başka bir deyişle, bu tür analizler için parçaların tamamını göndermediler diye ekliyor Mizzi.</p>



<p>Bu koleksiyon 1997&#8217;de Manchester Üniversitesi&#8217;ne bağışlandı ve o zamandan beri John Rylands Kütüphanesinde depoda kaldı.</p>



<p>Londra&#8217;daki King&#8217;s College&#8217;dan araştırmacı Joan Taylor, bu koleksiyondaki sözüm ona <strong>boş bir parçayı</strong> inceledikten sonra, topallayan bir İbranice harf L&#8217;nin zayıf izlerini gördüğünü düşündü.&nbsp;Bu ipucunun ardından, 1 santimetreden büyük görünen 51 boş parça fotoğraflanmaya sunuldu.&nbsp;Kütüphane ekibi, bazıları çıplak gözle görülemeyenler de dahil olmak üzere <strong>elektromanyetik spektrumun </strong>farklı dalga boylarını yakalayan bir teknik olan <strong>multispektral </strong>görüntülemeyi kullandı.&nbsp;Taylor, Mizzi ve Lugano İlahiyat Fakültesi&#8217;nden üçüncü işbirlikçileri Marcello Fidanzio, sonuçları aldıklarında ve dört parçada belirgin metin satırları gördüklerinde şaşırdılar.<br><br>Taylor yaptığı&nbsp;açıklamada, &#8220;Her parçada sadece birkaç tane var, ancak bir kanepenin altında bulduğunuz bir yapbozun eksik parçaları gibiler&#8221; dedi. Mizzi, &#8220;Şabat gibi bazı kelimeler kolayca tanınabilir,&#8221; diyor.&nbsp;Mizzi, bu kelimenin dört satırlık bir metinden oluşan bir bölümde yer aldığını ve Hezekiel&#8217;in İncil kitabıyla ilgili olabileceğini söylüyor.&nbsp;Bununla birlikte, o ve meslektaşları parçaları yorumlamaya yeni başlıyorlar ve anlamları üzerine yorum yapmak için henüz çok erken olduğunu söylüyor.&nbsp;&#8220;Parçalarda görünen harfleri bulmaya hala çalışıyoruz&#8221; diyor.&nbsp;Ekip, mürekkebin bileşimi ve parşömen üretimi de dahil olmak üzere eserlerin <strong>fiziksel yönlerini aydınlatmak </strong>için daha fazla test yapmak istiyor.<br><br>Ölü Deniz Parşömenlerinden yeni, <strong>otantik </strong>metin parçalarının yüzeye çıkması nadirdir.&nbsp;Neyse ki, bu parçaların iyi belgelenmiş bir geçmişi var.&nbsp;Araştırmacılar, Ölü Deniz Parşömenlerinin çoğunun ve yaklaşık <strong>500 metinden </strong>binlerce parçanın bulunduğu Qumran&#8217;daki 4. Mağara&#8217;da <strong>kazıldıklarını </strong>biliyorlar.<br><br>Bunu, geçmiş yirmi yılda <strong>antika pazarında </strong>dolaşıma giren, kaynağı bilinmeyen 70 yeni parşömen parçasıyla karşılaştırın.&nbsp;Bu metinlerin birçoğu İncil alimleri tarafından yorumlanıp akademik dergilerde ve kitaplarda yer almasına rağmen, bazı araştırmacılar belirsiz&nbsp;<strong>kökenleri&nbsp;</strong>nedeniyle metinlerin gerçekliği hakkında şüphe uyandırmaya devam etti.<br><br>Yeni çalışmaya dahil olmayan Iowa Üniversitesi&#8217;nde klasikler ve dini araştırmalar profesörü olan Robert Cargill, İncil Müzesi tarafından toplanan parçaları Rylands Kütüphanesi&#8217;ndeki &#8220;düzgün kazılmış, daha az <strong>sansasyonel</strong>&#8221; parçalarla karşılaştırdı, &#8220;<strong>gerçek hazineler</strong> olduğu ortaya çıktı.&#8221;<br><br>Cargill, &#8220;İncil Müzesi&#8217;nde bildirilen tekrarlanan skandalların aksine, John Rylands Kütüphanesi koleksiyonundaki bu <strong>keşif</strong>, arkeolojide yeni <strong>teknolojik </strong>yaklaşımların kullanımıyla ilgili güven verici bir <strong>başarı öyküsüdür</strong>,&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sozde-bos-olu-deniz-parsomeni-parcalarinda-bulunan-metin/">Sözde Boş Ölü Deniz Parşömeni Parçalarında Bulunan Metin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sozde-bos-olu-deniz-parsomeni-parcalarinda-bulunan-metin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmişin Hikayeleri Her Zamankinden Daha Hızlı Ortaya Çıkıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gecmisin-hikayeleri-her-zamankinden-daha-hizli-ortaya-cikiyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gecmisin-hikayeleri-her-zamankinden-daha-hizli-ortaya-cikiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2020 14:17:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[genom]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son araştırmalar, insanların kökenlerini ortaya çıkarmaya, eski insanların ne yediğini belirlemeye ve tarihi yerleri gökyüzünden izlemeye yardımcı oluyor. 1924&#8217;te Güney Afrika&#8217;da bulunan 3 yaşındaki bir çocuğun kafatası, insanların insanlığın kökeni hakkındaki düşüncelerini sonsuza dek değiştirdi. Taung Çocuğu, proto-insanlarda veya eski bir grupla ilk karşılaşma homininlerini denilen australopithesinlerin, insan evriminin çalışmada bir dönüm noktası oldu. O zamanlar çok az [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gecmisin-hikayeleri-her-zamankinden-daha-hizli-ortaya-cikiyor/">Geçmişin Hikayeleri Her Zamankinden Daha Hızlı Ortaya Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/d6fty.jpg" alt="" class="wp-image-2106" width="319" height="247" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/d6fty.jpg 255w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/d6fty-150x116.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" /></figure></div>



<p>Son araştırmalar, insanların <strong>kökenlerini </strong>ortaya çıkarmaya, eski insanların ne yediğini <strong>belirlemeye </strong>ve tarihi <strong>yerleri gökyüzünden izlemeye </strong>yardımcı oluyor. 1924&#8217;te Güney Afrika&#8217;da bulunan 3 yaşındaki bir çocuğun <strong>kafatası</strong>, insanların insanlığın kökeni hakkındaki düşüncelerini sonsuza dek değiştirdi. Taung Çocuğu, proto-insanlarda veya eski bir grupla ilk karşılaşma <strong>homininlerini </strong>denilen <strong>australopithesinlerin</strong>, insan <strong>evriminin </strong>çalışmada bir dönüm noktası oldu.</p>



<p>O zamanlar çok az insan bugün bilim adamlarının evrim hakkında bildiklerini tahmin edebilirdi ve şimdi&nbsp;keşif hızı her zamankinden daha <strong>hızlı</strong>.&nbsp;21. yüzyılın başından beri bile, insan kökenleri ders kitapları defalarca <strong>yeniden </strong>yazılmıştır.&nbsp;Sadece 20 yıl önce, bilim adamlarının yirmi yıl sonra insanlığın derin geçmişiyle ilgili bildiklerini kimse <strong>hayal bile edemezdi</strong>, bırakın bir toprak yığınından, bir diş plağı sıyrığından veya uzaydaki uydulardan ne kadar bilgi çıkarılabileceğini bir kenara bırakın.</p>



<p>Afrika&#8217;da,&nbsp;<strong>DNA</strong>&#8216;mızdaki&nbsp;farklılıklara dayanarak&nbsp;insanların muhtemelen diğer Büyük Maymunlardan ayrıldığını&nbsp;bildiğimiz 5 ila 7 milyon yıl öncesine tarihlenen&nbsp;en eski <strong>hominin </strong>için birkaç <strong>fosil </strong>adayı var. </p>



<p>1990&#8217;larda keşfedilmesine rağmen&nbsp;, 2009&#8217;da&nbsp;&#8220;<strong>Ardi</strong>&#8221;&nbsp;lakaplı 4,4 milyon yıllık iskeletin yayınlanması,&nbsp;bilim adamlarının homininlerin nasıl yürümeye başladığına dair <strong>görüşlerini </strong>değiştirdi. </p>



<p>Kendi türümüzle ilgili <strong>bakış açıları </strong>da değişti. Arkeologlar daha önce <strong>Homo sapiens</strong>&#8216;in Afrika&#8217;da yaklaşık <strong>200.000 </strong>yıl önce <strong>evrimleştiğini </strong>düşünüyorlardı, ancak hikaye daha karmaşık hale geldi. <strong>Fas&#8217;ta </strong>bulunan fosiller, eski DNA kanıtlarıyla tutarlı olarak bu tarihi <strong>300.000</strong> yıl öncesine itti. Bu, türümüzün tek bir yerde ortaya çıktığına dair şüpheler uyandırıyor. Bu yüzyıl aynı zamanda <strong>Avrupa </strong>ve <strong>Asya&#8217;dan </strong>beklenmedik keşifleri de beraberinde getirdi. Sadece bu yıl, araştırmacılar Filipinler&#8217;den yeni bir tür bildirdi.</p>



<p><strong>Antropologlar</strong>, Homo sapiens atalarımızın diğer insan türleriyle önceden düşünüldüğünden çok daha fazla temas kurduklarının farkına varıyorlar. Bugün insan evrimi, <strong>Darwin&#8217;in </strong>ağacından çok, çamurlu, örgülü bir akıntıya benziyor. Yeni antik <strong>DNA </strong>bilimi, birçok yeni <strong>keşfi </strong>mümkün kıldı .</p>



<p>Bilim adamları 2010 yılında ilk antik insan <strong>genomunu </strong>tam olarak sıraladıklarından bu yana, binlerce kişiden elde edilen veriler, türümüzün kökenleri ve erken tarihi hakkında yeni <strong>içgörüler </strong>ortaya çıkardı. Şaşırtıcı bir keşif, soylarımızın <strong>800.000</strong> yıl öncesine kadar bölünmesine rağmen, modern insanlar ve Neandertallerin son Buz Devri&#8217;nde birkaç kez çiftleşmişlerdir. Bu yüzden bugün birçok insan bir Neandertal DNA&#8217;sına sahip.</p>



<p>Antik DNA, araştırmacıların bizimle ve Neandertallerle <strong>melezleşen </strong>gizemli <strong>Denisovalıları </strong>ilk kez nasıl tanımladığıdır. Ve çoğu çalışma hala <strong>kemikler </strong>ve <strong>dişler </strong>üzerinde yürütülürken, mağara kiri ve 6.000 yıllık sakız gibi diğer kaynaklardan antik DNA elde etmek artık mümkün. <a rel="noreferrer noopener" href="https://www.nature.com/articles/d41586-018-06004-0" target="_blank"></a><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.nature.com/news/ancient-human-genomes-plucked-from-cave-dirt-1.21910" target="_blank"></a><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.sciencemag.org/news/2019/12/nearly-6000-year-old-chewing-gum-reveals-life-ancient-girl" target="_blank"></a><strong>Uygulamalar </strong>insanların çok ötesine geçiyor. <strong>Paleogenomics </strong>hakkında şaşırtıcı keşifler elde edilir bitkilerden ve hayvanlardan <strong>antik tohumlar</strong> ve iskeletlerin gizlenmiş <strong>moleküller </strong>bulabiliriz.</p>



<p>Geçmişte yapılan çalışmalarda devrim yaratan tek molekül <strong>DNA </strong>değil. <strong>Paleoproteomics</strong>, çalışma antik proteinler, olabilir bir fosil türlerini belirlemek ve son zamanlarda bağlantılı 9 metrelik uzun boylu, 1300 kiloluk tükenmiş maymun bugünün orangutanlar için yaklaşık <strong>2 milyon yıl önce yaşadı</strong>.</p>



<p>Diştaşı bilgilendirici diş plağı 6000 yıl önce süt içme bitkilerin çeşitliliği, bazı muhtemel tıbbi Neandertal diyetler, bilim insanlarının eski hastalıkları ve insan bağırsağı <strong>mikrobiyomunun </strong>zaman içinde nasıl değiştiğini anlamalarına yardımcı olabilir. Araştırmacılar kültürel <strong>ipuçları </strong>bile buldular bir ortaçağ rahibesinin eşyalarına hapsolmuş parlak mavi lapis lazuli, tarihçileri aydınlatılmış el yazmalarını kimin yazdığını yeniden düşünmeye yöneltti.</p>



<p>Çanak çömleklerde hapsolmuş lipit kalıntıları, Sahra&#8217;daki süt tüketiminin kökenini ortaya çıkardı ve <strong>Bronz </strong>ve <strong>Demir Çağı Avrupa&#8217;sında </strong>bulunan garip şekilli kapların eski biberonlar olduğunu gösterdi .</p>



<p><strong>Biyomoleküller</strong>, araştırmacıların <strong>mikroskobik </strong>ayrıntılara yakınlaştırmalarına yardımcı olurken, diğer yaklaşımlar da uzaklaştırmalarına izin veriyor. Arkeologlar 1930&#8217;lardan beri hava fotoğrafçılığını kullanıyorlar, ancak yaygın olarak bulunan uydu görüntüleri artık araştırmacıların yeni siteleri keşfetmesine ve risk altındaki mevcut alanları izlemesine olanak sağlıyor. Alanların üzerinden uçan dronlar, nasıl ve neden yapıldığını <strong>araştırmaya </strong>ve <strong>yağmalama </strong>ile <strong>mücadele </strong>etmeye <strong>yardımcı </strong>olur .</p>



<p>Başlangıçta uzay uygulamaları için geliştirilen bilim adamları, şimdi 3B yüzeyleri haritalamak ve buradaki Dünya üzerindeki manzaraları görselleştirmek için mesafeyi ölçmek için lazerler kullanan bir uzaktan algılama tekniği olan <strong>LIDAR&#8217;ı </strong>kullanıyor.  Sonuç olarak, antik kentler Meksika , Kamboçya ve Güney Afrika gibi yerlerde yoğun bitki örtüsünden ortaya çıkıyor .</p>



<p>Yere Nüfuz Eden <strong>Radar </strong>gibi yeraltına yüzeyden bakabilen teknolojiler de alanda devrim yaratıyor örneğin, Stonehenge&#8217;de daha önce bilinmeyen yapıları ortaya çıkarıyor. Arkeologlar giderek daha fazla çukur kazmadan işlerini yapabiliyorlar .</p>



<p>Arkeolog ekipleri, büyük ölçekli süreçleri anlamak için büyük veri kümelerini yeni yollarla birleştiriyor. 2019&#8217;da 250&#8217;den fazla arkeolog, insanların binlerce yıldır <strong>gezegeni </strong>değiştirdiğini göstermek için bulgularını bir araya getirdi, örneğin Çin&#8217;deki 2.000 yıllık bir sulama sistemiyle. Bu, gezegendeki insan etkileriyle tanımlanan mevcut dönem olan <strong>Antroposen&#8217;in </strong>ancak 20. yüzyılda başladığı fikrine meydan okuyan diğer çalışmaları yansıtıyor.<a rel="noreferrer noopener" href="https://www.theguardian.com/environment/2016/aug/29/declare-anthropocene-epoch-experts-urge-geological-congress-human-impact-earth" target="_blank"></a></p>



<p>Arkeologlar ve bilim uzmanları arasındaki yeni ortaklıklar her zaman gerilimsiz olmasa da, geçmişi incelemenin tarlalara ulaşmak anlamına geldiği konusunda artan bir fikir birliği var. Yeni yöntemler, insanlığın paylaşılan tarihine derinlemesine bir <strong>bakış açısı</strong> sağladığından, bu kavrayışların bugün ve gelecekte ilgili ve yararlı olmasını sağlamak bir zorluktur. Gençlerin önderliğindeki iklim grevleri ve krizdeki bir <strong>gezegenin farkındalığının </strong>arttığı bir yılda, geçmişe bakmak ters etki yaratabilir.</p>



<p>Yine de bunu yaparken, arkeologlar iklim değişikliği için deneysel destek sağlıyor ve eski insanların zorlu ortamlarla nasıl başa çıktığını ortaya koyuyor. Bugün arkeologlar, daha az hasarlı, daha adil bir gezegen <strong>vizyonuna </strong>doğru <strong>yöntemlerine</strong>, <strong>verilerine </strong>ve <strong>bakış açılarına </strong>katkıda bulunuyorlar. Önümüzdeki yüzyılın arkeolojik keşifler açısından tam olarak ne getireceğini tahmin etmek zor olsa da, &#8220;kullanılabilir geçmişler&#8221; üzerine yeni bir <strong>odaklanma </strong>olumlu bir yöne işaret ediyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gecmisin-hikayeleri-her-zamankinden-daha-hizli-ortaya-cikiyor/">Geçmişin Hikayeleri Her Zamankinden Daha Hızlı Ortaya Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gecmisin-hikayeleri-her-zamankinden-daha-hizli-ortaya-cikiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uxmal&#8217;daki Maya Harabeleri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabeleri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabeleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2020 13:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[harabeler]]></category>
		<category><![CDATA[mayalar]]></category>
		<category><![CDATA[puuc]]></category>
		<category><![CDATA[sihirbaz pramidi]]></category>
		<category><![CDATA[uxmal]]></category>
		<category><![CDATA[yucatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş, Yucatan ormanının üzerinde batarken, solan ışığı, tıpkı bir binyıldan fazla süredir olduğu gibi, Sihirbaz Piramidi&#8216;nin batı merdivenine düşer. Hispanik öncesi zamanlarda, Maya dini bayramlarında, bir rahip veya hükümdar bu merdivenleri çıkarak kutsal bir tapınağa giden kapıdan geçebilir. Meksika&#8217;da en çok ziyaret edilen ikinci arkeoloji parkı olan Uxmal, Yucatan&#8217;ın düz çayırlarındaki alçak tepeler olan Puuc bölgesinde bir güç [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabeleri/">Uxmal&#8217;daki Maya Harabeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-2096" width="431" height="288" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-1024x683.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-1068x712.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh-630x420.jpg 630w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ftgh.jpg 1110w" sizes="auto, (max-width: 431px) 100vw, 431px" /></figure></div>



<p>Güneş, <strong>Yucatan </strong>ormanının üzerinde batarken, solan ışığı, tıpkı bir binyıldan fazla süredir olduğu gibi, <strong>Sihirbaz Piramidi</strong>&#8216;nin batı merdivenine düşer. <strong>Hispanik </strong>öncesi zamanlarda, <strong>Maya </strong>dini bayramlarında, bir <strong>rahip </strong>veya <strong>hükümdar </strong>bu merdivenleri çıkarak kutsal bir tapınağa giden kapıdan geçebilir.</p>



<p><strong>Meksika&#8217;da </strong>en çok ziyaret edilen ikinci arkeoloji parkı olan Uxmal, Yucatan&#8217;ın düz çayırlarındaki alçak tepeler olan <strong>Puuc </strong>bölgesinde bir güç merkeziydi. <strong>Harabeleri</strong>, mimariye gömülü süslü oymalar, frizler ve heykeller içeriyor, ancak 10. yüzyılda bir noktada, bu gelişen şehirdeki inşaat durdu ve <strong>İspanyollar </strong>gelmeden önce Maya gitti.</p>



<p>&#8220;Uxmal&#8217;da Rahibe Dörtgeni ve Vali Evi, Kaplumbağalar Evi ve Sihirbaz Piramidi&#8217;nin sonraki üst tapınakları gibi son binaların tümü, sanırım bir tür üstün bitmiş <strong>taş işçiliğini</strong> sergiliyor. Antik Maya dünyasında bulunan en güzel mimari heykellerden biri olduğunu söyleyebilirsiniz, özellikle de kesme taştan yapılmış heykeller, &#8220;diyor Kowalski.</p>



<p>Uxmal&#8217;ın nihai terk edilme tarihleri ​​bilinmemektedir ve tartışmalıdır, ancak Maya muhtemelen 9. yüzyılda başlayan güney şehirlerinden daha uzun süre orada kalmıştır. Kowalski, <strong>MS 950</strong>&#8216;de Uxmal&#8217;ın artık bölgede aktif bir siyasi başkent olmadığını düşünüyor, ancak bazı bilim adamları, merkezi bir hükümetin 10. yüzyılda veya daha sonra devam ettiğini söylüyor. <strong>Uxmal</strong>, bir bin yıldan daha uzun bir süre önce orada yaşamın nasıl olduğuna dair yeni <strong>ipuçları </strong>sunmaya ve şaşırtmaya devam ediyor.</p>



<p>MÖ 1000&#8217;den beri, Maya dillerinin <strong>varyantlarını </strong>veya <strong>lehçelerini </strong>konuşan insanlar Meksika, Guatemala, Belize ve Honduras&#8217;ın bazı bölgelerinde yaşıyorlar. Maya, kendine özgü bir <strong>hiyeroglif </strong>yazı sistemi yarattı. <strong>Astronomiye </strong>uyum sağlayarak, döngülere dayalı bir <strong>takvim sisteminin </strong>geliştirilmesinde ay, güneş ve gezegenlerin hareketlerini kullandılar. Bu , <strong>21 Aralık 2012</strong>&#8216;de sona eren ünlü <strong>Uzun Sayım döngüsünü </strong>de içeriyordu ve dünyanın o gün sona ereceğine dair modern söylentilere yol açtı. Olmadı.</p>



<p>Maya&#8217;nın Uxmal&#8217;a ilk ne zaman yerleştiğini kimse bilmiyor. Bir efsane, Sihirbaz Piramidi&#8217;ni bir gecede inşa eden bir büyücü cüceden bahseder, ancak ilk tapınaktan elde edilen sert <strong>kanıtlar</strong>, inşaatın MS 6. yüzyılda başladığını ve daha sonra şehri genişletmeye devam ettiğini gösteriyor. Şehir, Puuc&#8217;un Mayaları için <strong>yaşam merkezi</strong> olacaktı.</p>



<p>Maya, elverişli çevre koşulları nedeniyle yüzyıllar boyunca Uxmal&#8217;da büyüdü. Şehir, altın çağında, kuzey Yucatan&#8217;ın geri kalanından daha fazla <strong>yağış </strong>alıyor ve daha <strong>zengin toprağa </strong>sahipti. <strong>Tarımda </strong>zenginleşti ve buradaki insanların binaları için hammadde yetiştirmesine izin verdi.</p>



<p><strong>Mayalar Hala Burada</strong></p>



<p>Su ile çalışan Uxmal&#8217;ın yükselişi, ancak su eksikliği düşüşüne neden oldu. Musluktan su organları ile Uxmal bölgenin halkı tarafından yapılan kuyu <strong>Aguadas </strong>ve bu kuyular altındaki çan şekilli çukurları artan kuyu sularını kuru mevsimlerde hazırlanmak taze yağmur sularını toplamak için <strong>buktes</strong>, denilen su topladıkları yerler vardı<em>. </em>Ayrıca <strong>chultunes </strong>adı verilen şişe şeklinde <strong>depolama tankları </strong>yaptılar. yağmurdan <strong>2 </strong>ila <strong>5 milyon metreküp </strong>su depolamalarına olanak tanıyor. Kowalski, su kuyularının kapasitesiyle Uxmal&#8217;ın en yüksek noktasında 15.000 ila 18.000 nüfusa sahip olabileceğini tahmin ediyor, ancak diğer kaynaklar bunu 25.000 kadar yüksek bir insan olarak belirtiyor; Huchim 35.000&#8217;e kadar bile diyor. <strong>Kabah, Sayil</strong> ve <strong>Labna </strong>gibi kalıntıları keşfedilen daha küçük Maya bölgeleri, zirvede Uxmal&#8217;ın kontrolü altındaydı.</p>



<p>Bununla birlikte, çoğu tarihçi, <strong>kuraklığın </strong>nihayetinde Maya&#8217;yı Uxmal ve diğer Puuc merkezlerini sonsuza dek terk etmeye sevk ettiği konusunda hemfikir. <strong>Yağmur kıtlığı</strong>, Uxmal halkının içme suyu tedarikini zorlaştıracak ve fasulye, mısır ve kabak gibi mahsullerin yetiştirilmesini zorlaştıracaktı. <strong>Ormansızlaşma </strong>da bir rol oynamış olabilir. Huchim, Maya&#8217;nın ekin tarlaları yapmak ve <strong>inşaat malzemeleri </strong>için <strong>kireç </strong>üretmek için ağaçları kestiğini ve ayrıca <strong>toprağı </strong>inşaatta kullanılmak üzere değiştirdiklerini söylüyor. Maya uygarlığının çöküşü uzun süredir devam eden bir gizem olsa da, <strong>iklim değişiklikleri </strong>ve <strong>çevrelerinin dönüşümü </strong>gibi faktörler, düşüşün önemli itici güçleri gibi görünüyor.</p>



<p>Öyle olsa bile, Uxmal&#8217;ın ruhu Huçim&#8217;de derinlere uzanır. Büyükbabası Nicolas, Uxmal bölgesini temiz tutmak ve arkeologların 1940&#8217;tan 1970&#8217;e kadar anıtları <strong>restore </strong>etmelerine yardımcı olmaktan sorumluydu. Babası bu bölgede büyüdü ve aynı zamanda resmi <strong>koruyucusu </strong>oldu. Huçim, çocukken 1969&#8217;dan 1970&#8217;e kadar her sabah Sihirbaz Piramidi&#8217;nin restorasyonunu izledi. Huçim, 1992&#8217;den beri <strong>arkeolojik siteyi </strong>incelemek, sürdürmek ve işletmekten sorumludur. Gilbert Kasırgası 1997&#8217;de yapısal olarak zarar gördükten sonra piramidi kurtardı.</p>



<p>Uxmal şu ​​anda <strong>COVID</strong>&#8211;<strong>19 </strong>nedeniyle turistlere ve araştırmacılara kapalı olsa da, Huchim hala orada ve nöbet tutuyor.</p>



<p>Uxmal&#8217;ın &#8220;atalarından kalma&#8221; flora ve faunasının yeniden canlanmasını yaşayan birkaç kişiden biri olmaya değer veriyor. Kuşların şarkı söylediği &#8220;harika bir konser&#8221; duyar ve düzinelerce iguanadan oluşan grupların toplandığını görür. Babasının bir zamanlar yaygın olduğunu söylediği hindi ve geyikler artık siteyi dolduruyor ve akşam karınca yiyen bir karıncayiyenin sesini duyabiliyor.Mayalar ölmezler, bitmezler. <strong>Hayattayız</strong>. Dahası, büyük bir nüfusumuz var diyor Huchim.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabeleri/">Uxmal&#8217;daki Maya Harabeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabeleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2019&#8217;da Ortaya Çıkan Büyüleyici Bulgular</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/2019da-ortaya-cikan-buyuleyici-bulgular/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/2019da-ortaya-cikan-buyuleyici-bulgular/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2020 21:35:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[beatles]]></category>
		<category><![CDATA[celt]]></category>
		<category><![CDATA[kafatası]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[miğfer]]></category>
		<category><![CDATA[pompeii]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok az konu, kitleleri korkunç, beklenmedik ve tartışmasız hayret verici gibi durumlarla bir araya getirmeyi başarır. Neyse ki, 2019 tüm bu nitelikleri bolca sundu: Yılın önemli keşifleri disiplinler, zaman, coğrafi konumlar ve kültürleri kapsıyordu. Bazıları ilk olarak yıllar önce ortaya çıkarıldı, ancak şimdi belgelendi; diğerleri daha yakın zamanda tespit edildi.  Uzun zamandır kayıp olan bir Rönesans şaheserinden insan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/2019da-ortaya-cikan-buyuleyici-bulgular/">2019&#8217;da Ortaya Çıkan Büyüleyici Bulgular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://thumbs-prod.si-cdn.com/H5HLsRCEdii_OekDq3nG7iRYH9A=/800x600/filters:no_upscale()/https://public-media.si-cdn.com/filer/60/4b/604be510-28da-417b-aeea-5aecf2df8157/sorceress_charms.jpg" alt="Sorce Kiti 1" width="428" height="310"/></figure></div>



<p>Çok az konu, kitleleri korkunç, beklenmedik ve tartışmasız hayret verici gibi durumlarla bir araya getirmeyi başarır. Neyse ki, <strong>2019 </strong>tüm bu nitelikleri bolca sundu: Yılın önemli <strong>keşifleri </strong>disiplinler, zaman, coğrafi konumlar ve kültürleri kapsıyordu. Bazıları ilk olarak yıllar önce ortaya çıkarıldı, ancak şimdi belgelendi; diğerleri daha yakın zamanda tespit edildi.</p>



<p> Uzun zamandır kayıp olan bir <strong>Rönesans </strong>şaheserinden insan kemiğinden yapılmış tüyler ürpertici <strong>aksesuarlara</strong>, mükemmel şekilde korunmuş bir kurt kafasına ve kötülüğü önlemek için tasarlanmış tılsımlara kadar bunlar, insanlar arasında popülerliklerine göre sıralanan 2019&#8217;un en <strong>büyüleyici </strong>buluntularıydı.</p>



<p><strong>-British Columbia Ormanlarında Gizli Bir Japon Yerleşimi Bulundu</strong></p>



<p>20. yüzyılın ilk yarısında, bir grup <strong>Japon Kanadalı</strong>, <strong>Britanya Kolombiyası&#8217;nın North Shore </strong>dağlarının tenha bir yerleşim bölgesine yerleşerek, sıra sıra evler, bahçeler, bir su deposu, bir türbe ve bir hamamla övünen küçük ama gelişen bir topluluk yarattı. Burada, arkeolog Robert Muckle, göçmenler ve Kanada doğumlu çocukları, 2. Dünya Savaşı öncesi Vancouver&#8217;ın yaygın <strong>ırkçılığından </strong>sığınmak istediklerini söylüyor; diğer sınırlamaların yanı sıra, Japon bireylerin oy kullanması, kamu hizmetine girmesi ve uygulama yasası yapması yasaklandı.</p>



<p>North Shore yerleşiminin ilk sakinleri muhtemelen yakındaki bir arazi parçasında çalıştırılan ağaç kesicilerdi. Bölgedeki ormancılık büyük ölçüde 1924 yılına kadar hasat edilmiş olsa da, Muckle zulüm gören Japonların <strong>sıkı sıkıya bağlı topluluklar</strong>ında kalmayı seçtiğinden şüpheleniyor.</p>



<p><strong>II.Dünya Savaşı</strong>, köylülerin <strong>pastoral </strong>varoluşunu aniden durma noktasına getirdi. Muckle, 1920 sonrası yerleşime ilişkin doğrudan kanıt bulamamış olsa da, sitede kalan çok sayıda eser olduğunu söyledi kurtarılmış 1000&#8217;den fazla ürünün listesi pirinç kaseleri, düğmeler, seramikler, çaydanlıklar, cep saatleri sake şişeleri yerleşim yerinin aceleyle terk edildiğini, muhtemelen 1942 civarında, sakinlerinin &#8220;<strong>hapsedildiği </strong>veya <strong>yol kamplarına gönderildiği</strong>&#8221; zaman olduğunu gösteriyor.</p>



<p><strong>-Miğfer Takan Çocuklar</strong></p>



<p>MÖ 100 civarında Ekvador&#8217;un <strong>Guangala </strong>kültürünün üyeleri, ülkenin orta kıyısında bulunan bir ritüel kompleksi olan Salango&#8217;da bir çift <strong>bebeği </strong>gömdü. Biri öldüğünde yaklaşık 18 aylıkken, diğeri 6 ila 9 aylıktı. Her ikisi de kesinlikle alışılmadık bir başlıkla gömüldü: daha büyük çocukların <strong>kafataslarından yapılmış </strong>&#8220;<strong>miğferler</strong>&#8220;.</p>



<p>Arkeologlar, <strong>yaşlı </strong>bireylerin <strong>kafataslarının </strong>bebeklerin başlarının üzerine yerleştirildiğinde hala <strong>etle </strong>kaplı olduğundan şüpheleniyorlar. Küçük bebeğin korkunç aksesuarı, 2 ila 12 yaşları arasındaki birinin kafatasından yapılmıştır. 18 aylık kask ise 4 ila 12 yaşındaki bir çocuktan yapılmış; ekip ayrıca bebeğin başı ile ikinci kafatası arasında küçük bir <strong>kabuk </strong>ve <strong>parmak kemiği </strong>buldu.</p>



<p>Araştırmacılar, <strong>kemik miğferlerinin</strong> kesin amacından emin olmasalar da, birkaç olası açıklama öne sürüyorlar: Bir teori, fazladan kafataslarının, bebeklerin öbür dünyaya girdiklerinde &#8220;<strong>toplum öncesi ve vahşi</strong>&#8221; ruhları için koruma sağladığını öne sürerken, bir diğeri miğferlerin bebeklerin atalarına hem yaşamda hem de ölümde saygı için giyildiğini öne sürüyor. En makul hipotez, bir &#8221; <strong>doğal veya sosyal felaketi</strong> &#8221; miğferlerin &#8220;atalara ekstra koruma veya ekstra bağlantılar&#8221; sunma olası amacıyla ilişkilendiriyor.</p>



<p><strong>-Pompeii&#8217;nin Küllerinde Bir Sahire Seti Bulundu</strong></p>



<p>Son yıllarda, Pompeii yenilenmesi arkeolojik kazılar eserler gerçek bir hazine vermiştir: diğerleri arasında, bir kanlı gladyatör fresk, hala-palan kalıntılar bir at ve bir yazıt. Buluntular 2012 yılında Avrupa Birliği&#8217;nin mali desteğiyle başlatılan Büyük Pompeii Projesi olarak adlandırılan 140 milyon dolarlık bir <strong>koruma </strong>ve <strong>restorasyon </strong>girişiminden kaynaklanıyor.</p>



<p>Bu buluntular arasında, yaklaşık 100 çeşitli ıvır zıvırla dolu bir <strong>büyücü seti</strong> belki de en ilgi çekici olanıdır. Oyulmuş bokböceği böcekleri, minik bebekler ve kafatasları, kristaller, tılsımlar, aynalar ve mücevherler içeren derme çatma alet kiti, servet edinmek, şanslı işler dilemek, doğurganlık ve baştan çıkarmayla ilgili <strong>ritüelleri </strong>gerçekleştirmek için kullanılmış olabilir.</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>-Beatles&#8217;ın Tavan Arasında Bulunan Son Canlı Performanslarından Birinin Kayıp Görüntüleri</strong></li></ul>



<p>16 Haziran 1966&#8217;da <strong>Beatles</strong>, BBC televizyon programı &#8220;Top of the Pops&#8221; un bir bölümünde bir şarkı seslendirdi. İngiliz yayın ağı şovu kaydedemedi veya başka bir şekilde <strong>belgeleyemedi</strong>, hayranların sonsuza dek kaybolduğuna inanmasına neden oldu, ancak neyse ki, evden izleyen bir müzik aşığı olan David Chandler, kişisel kurmalı kamerasıyla <strong>Fab Four</strong>&#8216;un görünümünü yakalamaya karar verdi. Daha sonra görüntüleri 50 yıldan fazla bir süre tavan arasında sakladı. Kaleidoscope&#8217;tan Chris Perry, &#8220;Beatles hayranıysanız, bu kutsal kâse&#8221; dedi. Medya saldırısından ilham alan Chandler, Kaleidoscope&#8217;a 92 saniyelik kendi klibini gönderdi .</p>



<p>Perry tarafından &#8220;<strong>olağanüstü</strong>&#8221; olarak nitelendirilen uzun kayıt, bu yılın başlarında bir koleksiyoncu tarafından bulunan 11 saniyelik kayıt gibi sessiz. Ancak Kaleidoscope, görüntüleri yeniden <strong>düzenleyerek </strong>senkronize etti ve videonun <strong>kalitesini artırdı </strong>ve sonunda Beatles hayranlarına uzun süredir kayıp olan performansı görme şansı verdi.</p>



<p><strong>-Chichen Itza&#8217;da Bulunan El Değmemiş Maya Eserleriyle Dolu Mağara</strong></p>



<p>Meksika&#8217;nın Yucatan Yarımadası&#8217;nda bulunan ünlü <strong>Maya harabeleri </strong>olan Chichén Itzá&#8217;da bir mağara sisteminin keşfedildiğini ilk kez bildirdikten elli yıl sonra arkeologlar sonunda mağaranın derinliklerine indi. Associated Press için, yerel halk bir arkeoloğa ilk buldukları hakkında bilgi vermişti, ancak mağaranın muhtemelen içinde bulunan eserleri korumak için mühürlenmesini emretti ve yakında unutulmuş bir <strong>rapor </strong>yayınladı. Çok odalı ağa erişmek için, araştırmacıların mideleri üzerinde dar geçitlerden sürünmeleri gerekiyordu. Yine de, bu zorlu deneyimin sonunda ortaya çıkan hazinelerin önemi, gezmeye değerdi: Ekip, içeride 155 <strong>seramik </strong>tütsü brülörü, kil kutuları, vazolar, tabaklar ve eski bireylerin yağmuru kazanarak yağmuru çekmeyi umarak bıraktıkları adaklar buldu. Orta Meksika&#8217;nın <strong>yağmur tanrısı Tlaloc&#8217;un </strong>lütfu.</p>



<p><strong>-Demir Çağı Kelt Kadını Delikli Bir Ağaç Gövdesine Gömüldü</strong></p>



<p>Yaklaşık 2.200 yıl önce, bir Demir Çağı Kelt kadını oyulmuş bir <strong>ağaç gövdesinden </strong>yapılmış alışılmadık bir <strong>tabutun </strong>içine yatırıldı. Koyun yününden bir <strong>elbise</strong>, koyun derisi bir <strong>palto </strong>ve bir <strong>şal </strong>ile zengin bir şekilde giyinen, kabaca 40 yaşındaki kadın muhtemelen seçkin bir <strong>Celt&#8217;ti</strong>: Araştırmacıların kalıntıları üzerine yaptığı <strong>analizlere </strong>dayanarak, nadiren fiziksel emek uyguladı, diyet yapmak yerine nişastalı ve şekerli yiyecekler tercih etmiş.</p>



<p>Arkeologlar, Zürih Kentsel Gelişim Ofisi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre popüler algının aksine, Kelt klanları sadece Britanya Adaları&#8217;nda değil, Avrupa&#8217;da da yaşadılar, mezarı İsviçre kentindeki bir okul kompleksini yenilerken buldular. Kehribar ve cam kolye, bronz bilezikler ve kolyelerle süslenmiş bronz kemer zinciri gibi <strong>aksesuarlarla gömülen </strong>kadının, kalıntıları 1903 yılında aynı bölgede ortaya çıkarılan bir <strong>erkek savaşçıya </strong>bağlanmış olabilir. Her ikisi de gömüldü. Açıklamaya göre, MÖ 200 civarında, birbirlerini tanımayı &#8220;oldukça mümkün&#8221; kılıyordu.</p>



<p><strong>-Arkeologlar 1.700 Yılı Roma Yumurtası Vakasını Çözüyor</strong></p>



<p>Orta İngiltere&#8217;deki su dolu bir çukurdan çıkarılan <strong>1.700 </strong>yıllık bir çift <strong>tavuk yumurtası</strong>, kazı sırasında kırıldığında keskin, kükürtlü bir aroma yaydı. Ancak aynı boşluktan çıkarılan üçüncü bir yumurta bozulmadan kaldı, çürük yumurta kokusu kırılgan bir kabuk tarafından güvenli bir şekilde maskelenir.</p>



<p>Araştırmacılar tarafından Britanya&#8217;da şimdiye kadar bulunan tek tam <strong>Roma yumurtası</strong> olarak selamlanan korunmuş yumurta, hareketli bir Roma yolu üzerinde bulunan eski bir yerleşim yeri olan <strong>Berryfields&#8217;teki </strong>bir hendekte ortaya çıkarıldı. Arkeologlar, çukurun ikinci ve üçüncü yüzyıllarda bira yapmak için kullanıldığını, ardından üçüncü yüzyılın sonlarına doğru iyilik isteyen geçici bir dile dönüştürüldüğünü düşünüyor. Bir ekmek sepeti, deri ayakkabılar ve çeşitli ahşap kaplar ve aletlerin yanında bulunan yumurtalar, <strong>tanrıların lütfunu kazanma </strong>umuduyla kuyuya atılan bir <strong>yiyecek sunumu </strong>olabilirdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/2019da-ortaya-cikan-buyuleyici-bulgular/">2019&#8217;da Ortaya Çıkan Büyüleyici Bulgular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/2019da-ortaya-cikan-buyuleyici-bulgular/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batık Akdeniz Köylerinde Keşfedilen Bilinen En Eski Deniz Duvarı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/batik-akdeniz-koylerinde-kesfedilen-bilinen-en-eski-deniz-duvari/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/batik-akdeniz-koylerinde-kesfedilen-bilinen-en-eski-deniz-duvari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2020 20:36:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[deniz seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[denizduvarı]]></category>
		<category><![CDATA[fırtınalar]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[seller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkeologlar, 7.000 yıllık yapının deniz seviyesi yükseldikçe yerleşim yerlerini korumayı amaçladığına inanıyor. Kıyıda hayat ödüllerle dolu. Kıyı sakinleri, karanın ve denizin ekolojik kaynaklarını kullanabilirler. Hem kereste hem de deniz yosunu hasadı yapabilirler. Tahıl yetiştirebilir ve kabuklu deniz ürünleri toplayabilirler. Ancak bu faydalar risklerle birlikte gelir. Sahil, sürekli uyarlamalar gerektiren zorlu ve sürekli değişen bir ortamdır. Günümüzde bu tür çabaları, titreyen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/batik-akdeniz-koylerinde-kesfedilen-bilinen-en-eski-deniz-duvari/">Batık Akdeniz Köylerinde Keşfedilen Bilinen En Eski Deniz Duvarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/uijk.jpg" alt="" class="wp-image-2035" width="418" height="278" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/uijk.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/uijk-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 418px) 100vw, 418px" /></figure></div>



<p>Arkeologlar, 7.000 yıllık yapının <strong>deniz seviyesi </strong>yükseldikçe <strong>yerleşim </strong>yerlerini korumayı amaçladığına inanıyor. Kıyıda hayat ödüllerle dolu. Kıyı sakinleri, karanın ve denizin <strong>ekolojik </strong>kaynaklarını kullanabilirler. Hem <strong>kereste </strong>hem de <strong>deniz yosunu</strong> hasadı yapabilirler. <strong>Tahıl </strong>yetiştirebilir ve <strong>kabuklu deniz ürünleri</strong> toplayabilirler.</p>



<p>Ancak bu <strong>faydalar risklerle </strong>birlikte gelir. Sahil, sürekli uyarlamalar gerektiren zorlu ve sürekli değişen bir ortamdır. Günümüzde bu tür çabaları, <strong>titreyen dalgalara </strong>ve <strong>yükselen suya</strong> karşı korumak için tasarlanmış özenle yönetilen <strong>yapay kum tepeleri</strong> ve <strong>setlerde </strong>görebiliyoruz. Ve yeni bir <strong>keşif</strong>, tarih öncesinde bile sahil severlerin bukoruyucu yerleri inşa ettiğini gösteriyor.</p>



<p><strong>Kuzey İsrail</strong> kıyılarında arkeologlar, 100 metreden (330 fit) daha uzun uzanan <strong>7.000</strong> yıllık bir duvar buldular. Araştırmacılar, yapıyı bir <strong>Taş Devri</strong> köyü için bir deniz duvarı olarak yorumladılar ve bu da onu şimdiye kadar tespit edilmiş <strong>en eski kıyı savunma yapısı </strong>haline getirdi.</p>



<p>Çalışmaya dahil olmayan Danimarka&#8217;daki Sealand Arkeoloji&#8217;den arkeolog Anders Fischer, &#8220;Bu koruma kalitesi ve tarihinin kıyı bölgeleri <strong>dünya çapında</strong> çok <strong>nadir </strong>görülüyor&#8221; diyor. Fischer, 2009 ve 2013 yılları arasında Avrupa, Türkiye ve İsrail&#8217;de erken tarih öncesi arkeoloji ile ilgili mevcut tüm <strong>verileri su altında değerlendiren</strong> <strong>AB </strong>tarafından <strong>finanse </strong>edilen bir grubun başkanıydı. Bildiği kadarıyla, &#8220;mevcut deniz seviyesinin altında herhangi bir yerde bilinen bu boyutta Taş Devri duvar benzeri özellikler yoktur&#8221; diyor.</p>



<p>Duvar, kuzey İsrail&#8217;in <strong>Carmel </strong>sahilinin hemen dışında keşfedildi; burada, kıyıdan 660 fit (200 metre) kadar uzakta, <strong>sığlarda </strong>yüksek yoğunlukta batık <strong>Neolitik köyler </strong>(en az 15 kadar) bulunuyor. Arkeologların on yıllardır bildiği bu alanlar genellikle koruyucu bir <strong>kum tabakasıyla </strong>kaplıdır, ancak <strong>fırtınalar </strong>ve<strong> şiddetli denizler </strong>zaman zaman yeni özellikleri açığa çıkarabilir.</p>



<p>İsrail&#8217;deki Hayfa Üniversitesi&#8217;nde deniz arkeoloğu olan baş yazar Ehud Galili, 2012 ve 2015&#8217;teki kış fırtınalarının <strong>uzun </strong>ve <strong>düz </strong>bir yapıyı ortaya çıkardığını söylüyor. Her seferinde, duvarın bazı kısımları, değişen deniz tabanı kumu ile tekrar kaplanmadan önce birkaç gün boyunca <strong>açığa </strong>çıkarıldı. Bu kısa pencerelerde, <strong>şnorkel </strong>ve <strong>tüplü teçhizat</strong> takan arkeologlar, yüzeyin yaklaşık 10 fit altında olan özelliği <strong>belgeleyebildiler</strong>. Uzun duvar, bazıları 3 fit (1 metre) genişliğinde ve bir metrik tondan (1.000 kg) daha ağır olabilen büyük kayalardan oluşuyordu. </p>



<p><strong>Bariyer</strong>, Tel Hreiz olarak bilinen bir su altı köyünün <strong>batı </strong>ucundaydı. Kasabadaki <strong>eserler </strong>ve <strong>evlerin kalıntıları</strong>, muhtemelen zeytinyağı yapmak gibi balıkçılık ve tarım faaliyetlerine güvenen birkaç yüz insanı destekleyebileceğini gösteriyor. Kasaba yaklaşık 7.000 yıl önce inşa edildiğinde, araştırmaya göre muhtemelen deniz seviyesinden yaklaşık 7 ila 10 fit yüksekti. Ancak ilk sakinler, hızla değişen bir manzaraya yerleştiklerini bilmiyor olabilirler.</p>



<p>Son buzul çağı sona erdiğinde, tüm dünyada eriyen <strong>buzullar </strong>deniz seviyesinin yükselmesine neden oldu. Ve Neolitik çağda, Akdeniz&#8217;deki su 100 yılda yaklaşık <strong>27 inç</strong> (70 cm) yükseldi ve bu, bugün <strong>küresel deniz seviyesinden </strong>daha hızlı yükseliyor. </p>



<p>Araştırmacılar, tek başına ortalama deniz seviyesindeki yükselmenin kasabayı sular altında bırakmamış olabileceğini, ancak yükselen suyun muhtemelen daha az <strong>nesil </strong>boyunca daha sık olarak şehre zarar veren kış fırtınalarına neden olduğunu söylüyor. Galili, &#8220;Her 20 veya 30 yılda bir olduysa, sorun değil, ancak her 10, 5 ve sonra 2 yılda bir olmaya başladıysa, insanlar <strong>harekete geçmeleri gerektiğini </strong>anladılar&#8221; diyor.</p>



<p>Bu çevresel gerçeklik nedeniyle, araştırmacılar, diğer olası yorumları eleyerek uzun duvarın bir deniz duvarı olması gerektiği sonucuna vardılar. Galili, duvarın <strong>Neolitik </strong>kıyıya çok yakın olduğunu ve örneğin bir tarım terasının parçası olamayacağını ve işgalcilere karşı <strong>savunmak </strong>için güçlendirilmiş bir duvar olsaydı, köyün iç kesimlere bakan tarafını çevrelemesinin beklendiğini söylüyor.</p>



<p>Fischer, <strong>sörf </strong>bölgesinde kıyıya bu kadar yakın çalışmanın zorluklarına rağmen araştırmacıların bölgeyi araştırmaya devam etmelerini umduğunu söylüyor. &#8220;Bu kadar alışılmadık ve küresel olarak ilginç bir yorum olduğu için, özelliği gözlemlemeye devam etmek, sürekli yeni bilgiler edinmeye çalışmak ve <strong>alternatif </strong>yorumları test etmek önemlidir&#8221; diyor.</p>



<p>Galili ve meslektaşları, <strong>Neolitik çağda </strong>bölgede <strong>suyu yönlendirmek</strong> için bu kadar büyük bir <strong>duvarın </strong>duyulmamış olduğunu yazıyor. Bugünkü Batı Şeria&#8217;da yaklaşık 60 mil içeride bulunan Jericho&#8217;da bulunan 10.000 yıllık bir duvar <strong>selden </strong>korunmak için yapılmış olabilir. Güneydoğu Ürdün&#8217;ün kara ile çevrili Jafr Havzasında başka Neolitik baraj sistemleri bulundu. Ancak kıyıda bir sel savunma duvarının bulunması bir <strong>ilktir</strong>.</p>



<p>Tel Hreiz&#8217;in araştırmacıların inandığı gibi bir deniz duvarı olsaydı, işe yarar mıydı? Kasabanın sakinleri bu yapıyı yapmak için çok zaman ve enerji harcadılar. Bu kayaların her birini hareket ettirmek, birden fazla <strong>insan gücü</strong> gerektirecekti. Ancak Galili, bir noktada <strong>uyum </strong>sağlamanın çabaya değmediğini söylüyor. Harabelerden alınan <strong>radyokarbon </strong>tarihleri, Tel Hreiz&#8217;in insanlar bölgeyi terk etmeden önce yalnızca 100 ila 250 yıl yaşadığını gösteriyor. </p>



<p>Sonunda, Tel Hreiz ve diğer kıyı yerleşimleri tamamen sular altında kaldı ve dünyanın dört bir yanındaki arkeologlar artık kıyıların yakınında çalışmak için çok sayıda sualtı tarih öncesi siteye sahipler, ancak bu yerler ortaya çıktıklarında hızlı erozyon riski taşıyor. Galili, Tel Hreiz halkının karşılaştığı sorun ile <strong>iklim değişikliğinin</strong> bir sonucu olarak bugün karşılaştığımız çevre sorunları arasında <strong>paralellikler </strong>görüyor.</p>



<p>&#8220;Gelecekteki deniz seviyesi yükselmesi tahmini doğruysa, gelecek nesiller de aynı ikilemle başa çıkacaktır&#8221; diyor. 2100 itibariyle, dünyadaki deniz seviyesinin 2000 seviyesinin üzerine ortalama en az <strong>bir fit </strong>veya <strong>0,3 </strong>metre yükselmesi muhtemeldir. Venedik, Miami ve Cakarta gibi şehirler, kıyı uyarlamalarımızı <strong>Tel Hreiz&#8217;in duvarı</strong> kadar anlamsız hale getiren <strong>şiddetli sellere </strong>maruz kaldıkça , ikilemi hayal etmek için gelecek nesillere bakmamıza bile gerek kalmayabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/batik-akdeniz-koylerinde-kesfedilen-bilinen-en-eski-deniz-duvari/">Batık Akdeniz Köylerinde Keşfedilen Bilinen En Eski Deniz Duvarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/batik-akdeniz-koylerinde-kesfedilen-bilinen-en-eski-deniz-duvari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kötü insanlar ortak bir özellik üçlüsünü paylaşıyor!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-kotu-insanlarin-ortak-bir-ozellik-uclusunu-paylastigini-kesfetti/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-kotu-insanlarin-ortak-bir-ozellik-uclusunu-paylastigini-kesfetti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2020 18:57:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[makyavelizm]]></category>
		<category><![CDATA[narsisizm]]></category>
		<category><![CDATA[özümseme]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikopatlık, egoizm, sadizm ve narsisizm, insanlığın karanlık tarafının bir parçası olarak kabul edilen özellikler arasındadır ve yeni araştırmalar, bu özellikleri sergileyen insanların hepsinin ortak bir özelliği paylaştığını ortaya çıkarmıştır. Narsisizm ya da kin gibi özellikler psikopatik eğilimler kadar aşırı görünmese de, bilim adamları bu özellikleri sergileyen insanlar arasında davranışsal bir bağlantı buldular ve bu, düşündüğünüz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-kotu-insanlarin-ortak-bir-ozellik-uclusunu-paylastigini-kesfetti/">Kötü insanlar ortak bir özellik üçlüsünü paylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy.jpg" alt="" class="wp-image-2021" width="-1042" height="-938" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy.jpg 837w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy-600x541.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy-768x692.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy-150x135.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy-300x270.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy-696x627.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/tfy-466x420.jpg 466w" sizes="(max-width: 837px) 100vw, 837px" /></figure></div>



<p>Psikopatlık, egoizm, sadizm ve narsisizm, insanlığın <strong>karanlık </strong>tarafının bir <strong>parçası </strong>olarak kabul edilen özellikler arasındadır ve yeni araştırmalar, bu özellikleri sergileyen insanların hepsinin <strong>ortak bir özelliği</strong> paylaştığını ortaya çıkarmıştır. <strong>Narsisizm </strong>ya da <strong>kin </strong>gibi özellikler <strong>psikopatik eğilimler </strong>kadar aşırı görünmese de, bilim adamları bu özellikleri sergileyen insanlar arasında <strong>davranışsal </strong>bir bağlantı buldular ve bu, düşündüğünüz kadar <strong>nadir değil</strong>.</p>



<p>Kopenhag Üniversitesi&#8217;nin araştırması, bu &#8220;kişiliklerin karanlık özünde&#8221; sınıflandırılan kişilerin kendi çıkarlarını başkalarının önüne koyma eğiliminde olduklarını ortaya koydu. Araştırmacıların gözlemlediği diğer bir ortak özellik, başkalarının <strong>acı çekmesine </strong>neden olmaktan <strong>zevk alma</strong> yeteneğiydi.</p>



<p>Bu eğilimlerin en baskın olanı, psikopatiyi <strong>empati eksikliği</strong>, narsisizmi <strong>aşırı öz-özümseme </strong>ve <strong>Makyavelizmi </strong>amaçların araçları haklı çıkardığı <strong>inancı </strong>içeren &#8220;<strong>karanlık üçlü</strong>&#8221; olarak bilinir. <strong>Egoizm </strong>veya <strong>sadizm </strong>gibi bazı özellikler, <strong>karanlık üçlüdekilerden </strong>daha kabul edilebilir görünebilir, ancak çalışma hepsinin &#8220;<strong>D-faktörü</strong>&#8221; olarak adlandırılan ortak bir temel eğilimden kaynaklandığını iddia ediyor. Bu, bu özelliklerden birini sergilerseniz, diğerlerinden bazılarını da sergileme olasılığınızın daha yüksek olduğu anlamına gelir.</p>



<p>Araştırma, D faktörünü şu şekilde tanımlıyor: &#8220;Birinin bireysel <strong>faydasını maksimize </strong>etme genel eğilimi başkaları için <strong>uyuşmazlığı </strong>görmezden gelmek, kabul etmek veya kötü niyetle kışkırtmak gerekçelendirme işlevi gören inançlar eşliğinde. Basitçe ifade etmek gerekirse, bu insanlar başkalarına <strong>zarar </strong>verse bile kendilerini ilk sıraya koyma eğilimindedirler ve çoğu zaman <strong>suçluluk </strong>veya <strong>utanç </strong>duygularını ortadan kaldıran buna eşlik eden bir <strong>gerekçeye </strong>sahiptirler.</p>



<p>Bir kişinin <strong>D faktörünü</strong> ne ölçüde sergilediğini belirlemek, psikolog Charles Spearman tarafından yaklaşık 100 yıl önce bir kişinin <strong>zeka düzeyini</strong> test ederken uygulanan benzer bir <strong>yöntem </strong>kullanılarak yapılabilir. Spearman, belirli bir zeka testinde yüksek puan alan kişilerin, &#8220;genel bir zeka faktörü&#8221; nedeniyle diğerlerinde <strong>başarılı </strong>olma olasılığının <strong>yüksek </strong>olduğunu buldu.</p>



<p>Kopenhag Üniversitesi Psikoloji Profesörü Ingo Zettler, &#8220;Aynı şekilde, <strong>insan kişiliğinin </strong>karanlık yönlerinin de ortak bir paydası var, bu da zekaya benzer şekilde hepsinin aynı <strong>eğilimsel </strong>eğilimin ifadesi olduğu söylenebilir,&#8221; dedi. &#8220;Örneğin, belirli bir kişide D faktörü kendini çoğunlukla narsisizm, psikopati veya diğer karanlık <strong>özelliklerden biri</strong> veya bunların bir <strong>kombinasyonu </strong>şeklinde gösterebilir.&#8221;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/azsdxfgvhb.jpg" alt="" class="wp-image-2022" width="283" height="158" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/azsdxfgvhb.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/azsdxfgvhb-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" /></figure></div>



<p>&#8220;Ancak çeşitli karanlık kişilik özelliklerinin ortak paydasını <strong>haritalandırarak</strong>, kişinin yüksek bir D-faktörüne sahip olduğu kolayca belirlenebilir.&#8221; D-faktörü ne kadar yüksekse, bir kişinin başkalarını <strong>aşağılama </strong>gibi belirli bir karanlık davranış gösterme olasılığı o kadar artar ve bu, <strong>yalan söyleme, aldatma</strong> veya <strong>hırsızlık </strong>gibi diğer kötü niyetli faaliyetlerde bulunma olasılığının daha yüksek olmasına yol açar.</p>



<p>Yine de karanlık kişilik özellikleri arasında <strong>temel </strong>farklılıklar olduğunu belirtmekte fayda var, bu yüzden her zaman aynı davranışla sonuçlanmıyorlar. Ancak yüzeyde çok farklı görünseler de, çoğunun düşündüğünden daha fazla ortak noktaları var. <strong>Zettler</strong>, bir kişinin D faktörünü anlamanın, bir kişinin zararlı davranışlarda bulunma olasılığını değerlendirirken yararlı olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-kotu-insanlarin-ortak-bir-ozellik-uclusunu-paylastigini-kesfetti/">Kötü insanlar ortak bir özellik üçlüsünü paylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-kotu-insanlarin-ortak-bir-ozellik-uclusunu-paylastigini-kesfetti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pocahontas? Amonute? Matoaka? Kızılderili Prenses Gerçek Hikayesi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/pocahontas-amonute-matoaka-kizilderili-prenses-gercek-hikayesi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/pocahontas-amonute-matoaka-kizilderili-prenses-gercek-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2020 20:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[disney]]></category>
		<category><![CDATA[kızılderililer]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[maceraperest]]></category>
		<category><![CDATA[pocahontas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=2002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihçi Camilla Townsend, Amerikan Kızılderili prensesi hakkında yeni bir belgesel ilk gösterimi olarak gerçeği kurgudan ayırıyor. Pocahontas bir ev adı olabilir, ancak kısa ama güçlü hayatının gerçek hikayesi, 17. yüzyıldan beri devam eden mitlere gömüldü. Öncelikle, Pocahontas gerçek adı bile değildi. 1596&#8216;da doğdu, gerçek adı Amonute&#8217;du ve ayrıca daha özel bir adı olan Matoaka&#8217;ya sahipti. Pocahontas onun takma adıydı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/pocahontas-amonute-matoaka-kizilderili-prenses-gercek-hikayesi/">Pocahontas? Amonute? Matoaka? Kızılderili Prenses Gerçek Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/images.jpg" alt="" class="wp-image-2014" width="282" height="376" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/images.jpg 194w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/images-150x200.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 282px) 100vw, 282px" /></figure></div>



<p>Tarihçi Camilla Townsend, <strong>Amerikan Kızılderili prensesi </strong>hakkında yeni bir belgesel ilk gösterimi olarak gerçeği kurgudan ayırıyor. <strong>Pocahontas </strong>bir <strong>ev </strong>adı olabilir, ancak kısa ama güçlü hayatının gerçek hikayesi, 17. yüzyıldan beri devam eden mitlere gömüldü.</p>



<p>Öncelikle, Pocahontas gerçek adı bile değildi. <strong>1596</strong>&#8216;da doğdu, gerçek adı <strong>Amonute&#8217;du </strong>ve ayrıca daha <strong>özel </strong>bir adı olan <strong>Matoaka&#8217;ya </strong>sahipti. Pocahontas onun <strong>takma </strong>adıydı ve kime sorduğuna bağlı olarak &#8220;<strong>oyuncu</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>kötü huylu çocuk</strong>&#8221; anlamına geliyor.</p>



<p>Pocahontas, ilk <strong>İngiliz </strong>yerleşimcilerin <strong>Virginia</strong>, <strong>Jamestown </strong>olarak iddia edecekleri bölgede ve çevresinde <strong>Algonquian </strong>konuşan 30&#8217;dan fazla kabilenin zorlu hükümdarı <strong>Powhatan&#8217;ın </strong>en sevdiği kızıydı. Yıllar sonra kimse gerçeklere itiraz edemedikten sonra John Smith, güçlü bir yerli liderin güzel kızı olan İngiliz <strong>maceraperest </strong>onu babası tarafından <strong>idam </strong>edilmekten nasıl kurtardığını yazdı.</p>



<p>Pocahontas&#8217;ın kendi halkına sırtını dönerek İngilizlerle <strong>ittifak </strong>kurarak iki kültür arasında <strong>ortak </strong>bir zemin bulduğu bu anlatı yüzyıllardır devam ediyor. Ama gerçekte, Pocahontas&#8217;ın hayatı, Smith&#8217;in veya ana akım kültürün anlattığından çok farklıydı. Hatta Smith, gerçekte bir <strong>ritüel </strong>töreni yanlış yorumlamış veya hatta popüler bir İskoç baladından <strong>masalı </strong>kaldırmış olabileceği için, 11 ya da 12 yaşındaki Pocahontas&#8217;ın tüccar askerini ve kaşifini kurtarıp kurtarmadığı bile <strong>tartışmalı</strong>.</p>



<p>Şimdi, ölümünden <strong>400 </strong>yıl sonra, gerçek Pocahontas&#8217;ın hikayesi nihayet doğru bir şekilde keşfediliyor. Smithsonian Channel&#8217;ın 27 Mart&#8217;ta gösterime giren yeni belgeseli Pocahontas: <strong>Efsanenin </strong>Ötesi&#8217;nde, Pocahontas&#8217;ın torunları olan Virginia&#8217;nın Pamunkey kabilesinden yazarlar, tarihçiler, küratörler ve temsilciler, büyüyen eğri büğrü, at arabası atan Pocahontas&#8217;ın bir resmini yapmak için uzman tanıklığı sunuyor <strong>Avrupa </strong>gücü karşısında kendi başına çevirmen, büyükelçi ve lider olarak hizmet veren zeki ve cesur bir genç kadın olmaya kadar.</p>



<p>Güvenilir Pocahontas and the Powhatan Dilemma&#8217;nın <strong>yazarı </strong>ve Rutgers Üniversitesi&#8217;nde tarih profesörü olan Camilla Townsend, Pocahontas&#8217;ın neden bu kadar uzun süredir <strong>çarpıtıldığını </strong>ve neden <strong>gerçek </strong>olduğunu anlatıyor. mirası bugün anlamak çok önemlidir.</p>



<p>Uzun yıllar <strong>Kızılderili </strong>tarihi profesörüydü. İspanyol-Amerika ve İngiliz-Amerika’daki sömürgeciler ve Kızılderililer arasındaki erken ilişkileri, geldiklerinde karşılaştıran bir <strong>proje </strong>üzerinde çalışıyordu. Yıllar boyunca onun hakkında yazılmış gerçekten yüzlerce kitap var. Ama <strong>araştırmaya </strong>çalıştığında, çoğunun saçmalıkla dolu olduğunu fark etti. Birçoğu tarihçi olmayan insanlar tarafından yazılmıştı. Diğerleri tarihçiydi, ama onlar başka konularda uzmanlaşmış kişilerdi ve başka insanların çalışmalarında bir şey birkaç kez tekrarlanmışsa bunun doğru olması gerektiğini kabul ediyorlardı. Hikayesini <strong>yanlış anlayan </strong>sadece <strong>Disney </strong>değil. Bu, ilişkilerini bir <strong>aşk </strong>hikayesi olarak pazarlayan John Smith&#8217;e kadar uzanıyor. <strong>Sınıfsal </strong>ve <strong>kültürel </strong>faktörler bu mitin devam etmesine izin verdi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-2015" width="350" height="228" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-1024x668.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-600x391.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-768x501.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-1536x1002.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-150x98.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-300x196.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-696x454.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-1392x908.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-1068x697.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-644x420.jpg 644w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2-1288x840.jpg 1288w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/Pocahontas_1910-2.jpg 1749w" sizes="auto, (max-width: 350px) 100vw, 350px" /></figure></div>



<p>Pocahontas&#8217;ın John Smith&#8217;e sırılsıklam aşık olduğu bu hikaye birçok <strong>nesil </strong>boyunca devam etti. Söylediğiniz gibi, <strong>Kolonyal </strong>dönemde bundan kendisi bahsetti. Sonra öldü, ancak <strong>1800</strong>&#8216;lerin başlarında gerçekten milliyetçi hikayeler ararken <strong>devrimden </strong>sonra yeniden doğdu. O zamandan beri, o ya da bu şekilde, Disney filmine ve hatta bugüne kadar <strong>yaşadı</strong>.</p>



<p>Bu kadar popüler olmasının nedeni <strong>Yerli </strong>Amerikalılar arasında değil, <strong>baskın kültürden </strong>insanlar arasında bizim için çok gurur verici olması. Buradaki fikir, bunun &#8216;iyi bir Kızılderili&#8217; olmasıdır. <strong>Beyaz </strong>adama hayranlık duyuyor, <strong>Hristiyanlığa </strong>hayranlık duyuyor, <strong>kültüre </strong>hayranlık duyuyor, bu insanlarla <strong>barışmak </strong>istiyor, kendi halkından ziyade bu insanlarla <strong>yaşamaya</strong>, kendi halkından biri yerine onunla evlenmeye <strong>gönüllü</strong>. </p>



<p>Tüm bu <strong>fikir</strong>, beyaz Amerikan kültüründeki insanları tarihimiz hakkında <strong>iyi hissettiriyor</strong>. Kızılderililere yanlış bir şey yapmadığımızı, ama gerçekten onlara yardım ettiğimizi ve &#8216;iyi&#8217; olanlar bunu takdir etti.</p>



<p>Genel olarak, yakın zamana kadar Pocahontas, Yerli Amerikalılar arasında <strong>popüler </strong>bir <strong>figür </strong>değildi. Yerli Amerikalılar yıllardır Pocahontas&#8217;ı sevmeyi seven <strong>hevesli </strong>beyaz insanlardan ve Pocahontas&#8217;ı sevdikleri için sırtlarını okşamaktan o kadar bıktılar ki, aslında gerçekten sevdikleri şey <strong>beyaz kültüre tapan</strong> bir <strong>Kızılderilinin hikayesiydi</strong>. Bundan bıktılar ve inanmadılar. Onlara <strong>gerçekçi görünmüyordu</strong>.</p>



<p>Yerli Amerikalılar da onun hakkında konuşmamız, onun hakkında daha fazla şey öğrenmemiz ve onun hakkında daha çok şey okumamız gerektiğini fark etmeye başladığına göre, onun <strong>gerçek </strong>hayatı hakkında çok daha fazla şey biliyoruz, çünkü aslında <strong>ruhunu satmıyordu </strong>ve yapmadı. Beyaz kültürü kendi halkının kültüründen daha çok seviyor. Halkına yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapan <strong>cesur bir kızdı</strong>. Bir kez anlaşılır bir şekilde onun hikayesiyle daha çok ilgilenmeye başladıklarını anlamaya başlarlar.</p>



<p>Büyük ölçüde, çok göz korkutucu zorluklara rağmen <strong>olağanüstü </strong>güçlü bir ders. Pocahontas&#8217;ın halkı, muhtemelen John Smith ve daha sonra gelen <strong>sömürgecilerin </strong>temsil ettiği <strong>Rönesans Avrupa&#8217;sı</strong>nın gücünü mağlup edemedi ve hatta elinden alamazdı. </p>



<p>Sadece silahlar açısından değil, nakliye, kitap basımı ve pusula yapımı açısından daha güçlü <strong>teknolojiye</strong> sahiptiler. Avrupa&#8217;nın Yeni Dünya&#8217;ya gelip <strong>fethetmesini </strong>mümkün kılan ve yokluğu Amerikan Yerlilerinin Eski Dünya&#8217;ya geçip fethetmesini imkansız kılan her şey. Bu yüzden Kızılderililer olağanüstü derecede <strong>ürkütücü koşullarla </strong>karşı karşıyaydı. Yine de bunun karşısında, Pocahontas ve okuduğumuz ve incelediğimiz diğer pek çok kişi, kullandıkları stratejide son derece <strong>cesaret </strong>ve <strong>zekâ</strong>, hatta bazen de <strong>parlaklık </strong>gösterdi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-1024x996.jpg" alt="" class="wp-image-2016" width="306" height="298" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-1024x996.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-600x583.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-768x747.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-1536x1493.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-150x146.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-300x292.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-696x677.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-1392x1353.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-1068x1038.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-432x420.jpg 432w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg-864x840.jpg 864w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/rfg.jpg 1657w" sizes="auto, (max-width: 306px) 100vw, 306px" /></figure></div>



<p>Gerçekten yansıyan belgeler, John Smith&#8217;ten kalan <strong>notlardı</strong>. Buraya geldikten birkaç ay sonra <strong>Yerli Amerikalılar</strong> tarafından <strong>kaçırıldı</strong>. Sonunda onu sorguladıktan sonra <strong>serbest </strong>bıraktılar. Ancak Yerli Amerikalılar arasında bir tutukluyken, Powhatan&#8217;ın kızı Pocahontas ile biraz zaman geçirdiğini ve birbirlerine <strong>dillerinin </strong>bazı <strong>temel yönlerini</strong> öğrettiklerini biliyoruz. Bunu biliyoruz çünkü hayatta kalan notlarında &#8220;Pocahontas&#8217;a söyle bana üç sepet getirsin&#8221; gibi cümleler var. Veya &#8220;Pocahontas&#8217;ta birçok beyaz boncuk var.&#8221; Bu adam ve bu küçük kız birbirlerine dillerini öğretmeye çalışıyorlardı. Bir durumda <strong>İngilizce</strong>, başka bir durumda bir <strong>Algonquian </strong>dili. Kelimenin tam anlamıyla <strong>1607 </strong>sonbaharında, nehir kenarında bir yerde otururken, bu <strong>gerçek cümleleri </strong>söylediler. Onları Algonquian&#8217;da tekrarlayacak ve bunu yazacaktı. Bu detay ikisini de hayata geçirdi.</p>



<p>TV ve diğer popüler <strong>kültür çalışmaları</strong>, 80&#8217;lerin başı ile 90&#8217;ların başı arasındaki o on yılda, gerçek deniz değişiminin, olaylara sadece değil, diğer insanların bakış açısından bakmamız gerektiği yönündeki Amerikan beklentileri açısından gerçekleştiğini gösteriyor baskın kültür. Öyleyse, 90&#8217;ların ortalarında ve sonlarında yaşananları söyleyelim. Sonra daha fazla yıl geçmesi gerekti. Örneğin, bir Pocahontas <strong>kitabı </strong>2001&#8217;te çıktı. Başka bir tarihçi, onun hakkında, 2004&#8217;de daha az ayrıntıyla hemen hemen aynı şeyi söyleyen ciddi bir bölüm yazdı. Dolayısıyla, <strong>çokkültürlülük fikirleri </strong>dünyamızda ortada <strong>egemenlik </strong>kazandı. 90&#8217;lar, ancak insanlar bunu <strong>sindirip </strong>kağıtlara, makalelere ve kitaplara koymadan önce beş ila on yıl daha geçmişti.</p>



<p>Onun hakkında öğrenecek daha çok şey var, daha fazla insan yerli halkların hem <strong>fetih </strong>sırasında hem de sonraki yıllarda gerçekte neler yaşadığını anlarsa, <strong>modern siyasete yardımcı </strong>olur. Bu, gerçek tarihsel <strong>deneyimlerinin </strong>bir <strong>yansımasından </strong>çok, çok uzaktır. Hem yerli hem de yaygın kültür herkese yardımcı olur.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/pocahontas-amonute-matoaka-kizilderili-prenses-gercek-hikayesi/">Pocahontas? Amonute? Matoaka? Kızılderili Prenses Gerçek Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/pocahontas-amonute-matoaka-kizilderili-prenses-gercek-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göbekli Tepe: Dünyanın İlk Tapınağı mı?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gobekli-tepe-dunyanin-ilk-tapinagi-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gobekli-tepe-dunyanin-ilk-tapinagi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2020 19:19:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[stonehenge]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[turkey]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1982</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stonehenge&#8217;e 6.000 yıl öncülük eden Türkiye&#8217;nin büyüleyici Göbekli Tepe&#8217;si, uygarlığın yükselişine dair geleneksel görüşün altını çiziyor. Türkiye&#8217;nin güneydoğusundaki antik şehir Urfa&#8217;ya altı mil uzaklıkta Klaus Schmidt, zamanımızın en şaşırtıcı arkeolojik keşiflerinden birini yaptı: Henüz metal aletler geliştirmemiş tarih öncesi insanlar tarafından hazırlanmış ve düzenlenmiş yaklaşık 11.000 yıllık devasa oyulmuş taşlar çanak çömlek bulundu. Megalitler, Stonehenge&#8217;den yaklaşık [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gobekli-tepe-dunyanin-ilk-tapinagi-mi/">Göbekli Tepe: Dünyanın İlk Tapınağı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ufhgu.jpg" alt="" class="wp-image-2000" width="391" height="260" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ufhgu.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/ufhgu-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /></figure></div>



<p>Stonehenge&#8217;e 6.000 yıl öncülük eden <strong>Türkiye&#8217;nin </strong>büyüleyici <strong>Göbekli Tepe&#8217;si</strong>, uygarlığın yükselişine dair <strong>geleneksel </strong>görüşün altını çiziyor. Türkiye&#8217;nin güneydoğusundaki <strong>antik </strong>şehir <strong>Urfa&#8217;ya </strong>altı mil uzaklıkta <strong>Klaus Schmidt</strong>, zamanımızın en şaşırtıcı arkeolojik keşiflerinden birini yaptı: Henüz metal aletler geliştirmemiş tarih öncesi insanlar tarafından hazırlanmış ve düzenlenmiş yaklaşık <strong>11.000</strong> yıllık devasa oyulmuş taşlar çanak çömlek bulundu. <strong>Megalitler</strong>, Stonehenge&#8217;den yaklaşık 6.000 yıl öncesine dayanıyor. Buraya Göbekli Tepe deniyor ve burada on yıldan fazla süredir çalışan Alman arkeolog Schmidt, buranın <strong>dünyanın </strong>en <strong>eski tapınağı </strong>olduğuna inanıyor. Schmidt, biri <strong>65 fit genişliğinde </strong>olan büyük <strong>taş </strong>halkaları işaret ediyor. &#8220;Burası insan yapımı ilk kutsal yer&#8221; diyor.</p>



<p>Vadinin <strong>1000 </strong>fit yukarısındaki bu tünekten <strong>ufka </strong>kadar neredeyse her yönü görebilirsiniz. Tarih öncesi insanlar ceylan sürülerine ve diğer vahşi hayvanlara bakarlardı; <strong>göç </strong>eden kazları ve ördekleri çeken nazikçe akan <strong>nehirler</strong>; meyve ve kabuklu yemiş <strong>ağaçları</strong>; ve yabani arpa ve emmer ve einkorn gibi yabani buğday çeşitlerinin dalgalanan <strong>tarlaları</strong>. Alman Arkeoloji Enstitüsü üyesi Schmidt, &#8220;Bu bölge bir <strong>cennet </strong>gibiydi&#8221; diyor. Gerçekten de Göbekli Tepe, <strong>Basra Körfezi</strong>&#8216;nden günümüz Lübnan, İsrail, Ürdün ve Mısır&#8217;a kadar <strong>ılıman </strong>bir <strong>iklim </strong>ve ekilebilir arazinin olduğu Bereketli Hilal&#8217;in kuzey ucunda yer alır ve Afrika ve Levant&#8217;tan <strong>avcı-toplayıcıları</strong> çekerdi. Ve kısmen Schmidt, insanların Göbekli Tepe&#8217;nin zirvesinde kalıcı olarak <strong>ikamet </strong>ettiklerine dair hiçbir kanıt bulamadığı için, buranın benzeri görülmemiş ölçekte bir <strong>ibadet </strong>yeri olduğuna inanıyor. İnsanlığın ilk &#8220;tepedeki katedrali&#8221;.</p>



<p>Güneş gökyüzünde daha yüksekte iken Schmidt, kalıntıların arasından tepeden ustaca aşağı iner. Hızlı ateş eden Almanca&#8217;da, yere nüfuz eden <strong>radar </strong>ve <strong>jeomanyetik </strong>araştırmaları kullanarak tüm zirveyi <strong>haritalandırdığını </strong>ve 22 dönümlük alanda en az 16 başka <strong>megalit </strong>halkasının <strong>gömülü </strong>kaldığı yeri gösterdiğini açıklıyor. Bir dönümlük <strong>kazı</strong>, <strong>sitenin </strong>yüzde 5&#8217;inden azını kapsıyor.</p>



<p>Göbekli Tepe ilk kez <strong>1960</strong>&#8216;larda <strong>Chicago Üniversitesi</strong> ve <strong>İstanbul Üniversitesi</strong> antropologları tarafından incelendi ve reddedildi. Bölgenin kapsamlı bir incelemesinin bir parçası olarak, tepeyi ziyaret ettiler, kırık kireçtaşı levhaları gördüler ve höyüğün terk edilmiş bir <strong>ortaçağ mezarlığından </strong>başka bir şey olmadığını varsaydılar. 1994 yılında Schmidt, bölgedeki tarih öncesi sitelere ilişkin kendi araştırması üzerinde çalışıyordu. Chicago Üniversitesi araştırmacılarının raporundaki taşlarla kaplı tepeden kısa bir söz okuduktan sonra, oraya kendisi gitmeye karar verdi. İlk gördüğü andan itibaren, buranın <strong>olağanüstü </strong>olduğunu anladı.</p>



<p>Yakındaki yalın platolardan farklı olarak, Göbekli Tepe&#8217;nin çevredeki manzaranın 50 fit üzerinde yükselen hafifçe <strong>yuvarlatılmış </strong>bir tepesi vardır. Schmidt&#8217;e göre şekil göze çarpıyordu. &#8220;Sadece <strong>insan </strong>böyle bir şey yaratabilirdi&#8221; diyor. &#8220;Bunun devasa bir <strong>Taş Devri bölgesi </strong>olduğu hemen anlaşıldı.&#8221; Daha önceki araştırmacıların mezar taşlarıyla karıştırdığı <strong>kırık kireçtaşı </strong>parçaları birdenbire farklı bir anlam kazandı.</p>



<p>Schmidt bir yıl sonra beş meslektaşıyla geri döndü ve ilk <strong>megalitleri </strong>ortaya çıkardılar, birkaçı yüzeye o kadar yakın gömüldü ki sabanlarla yaralandı. <strong>Arkeologlar </strong>daha derine indikçe, daireler halinde düzenlenmiş <strong>sütunları </strong>ortaya çıkardılar. Bununla birlikte, Schmidt&#8217;in ekibi, bir yerleşimin belirleyici işaretlerinden hiçbirini bulamadı: hiçbir pişirme ocağı, ev ya da çöp çukuru ve yaklaşık aynı yaştaki yakın bölgeleri kirleten kil doğurganlık heykelciklerinden hiçbiri. Arkeologlar, <strong>taş çekiçler</strong> ve <strong>bıçaklar </strong>da dahil olmak üzere <strong>alet kullanımına </strong>dair <strong>kanıtlar buldular</strong>. Ve bu <strong>eserler</strong>, daha önce yaklaşık MÖ 9000&#8217;e tarihlenen yakındaki sitelerden diğerlerine çok benzediğinden, Schmidt ve meslektaşları Göbekli Tepe&#8217;nin <strong>taş yapılarının</strong> aynı yaşta olduğunu tahmin ediyorlar. Şantiyede Schmidt tarafından gerçekleştirilen sınırlı <strong>karbon </strong>tarihlemesi bu değerlendirmeyi doğrulamaktadır.</p>



<p>Schmidt&#8217;in bakış açısı, Göbekli Tepe&#8217;nin eğimli, kayalık zemini bir taş <strong>yontucunun </strong>hayalidir. <strong>Metal keskiler </strong>veya <strong>çekiçler </strong>olmasa bile, <strong>çakmaktaşı </strong>aletler kullanan tarih öncesi <strong>masonlar</strong>, daha yumuşak kireçtaşı çıkıntılarını parçalayarak onları birkaç yüz metre zirveye taşımadan ve dik olarak kaldırmadan önce onları yerinde sütunlar halinde <strong>şekillendirebilirdi</strong>. Daha sonra Schmidt, <strong>taş yüzükler</strong> bittikten sonra eski inşaatçıların üzerlerini kirle kapladığını söylüyor. Sonunda, yakınına veya eskisinin üzerine başka bir yüzük yerleştirdiler. Yüzyıllar boyunca bu <strong>katmanlar </strong>tepeyi oluşturdu.</p>



<p>Schmidt, bir düzineden fazla Alman arkeolog, 50 yerel işçi ve hevesli öğrenci akışından oluşan bir ekibi yönetiyor. Genellikle ilkbaharda iki ay ve sonbaharda iki ay boyunca <strong>kazı </strong>yapılıyor. Yaz sıcaklıkları 50 dereceye ulaşıyor, kazmak için çok sıcak; kışın bölge yağmurla boğuluyor. 1995 yılında yarım milyon nüfuslu Urfa&#8217;da <strong>avlulu </strong>geleneksel bir Osmanlı evi satın aldı bir operasyon <strong>üssü </strong>olarak.</p>



<p>Belçikalı bir adam uzun bir masanın ucunda bir <strong>kemik </strong>yığınının önünde oturuyor. Münih&#8217;teki Ludwig Maximilian Üniversitesi&#8217;nden bir <strong>arkeozoolog </strong>olan Joris Peters, <strong>hayvan kalıntılarının </strong>analizi konusunda uzmanlaşmıştır. 1998&#8217;den beri Göbekli Tepe&#8217;den 100.000&#8217;den fazla kemik parçasını inceledi. Peters, üzerlerinde sık sık kesik izleri ve parçalanmış kenarlar buldu bu, geldikleri hayvanların kesilip <strong>pişirildiğine </strong>dair işaretler. Evdeki bir depoya dizilmiş düzinelerce plastik kasada saklanan kemikler, Göbekli Tepe&#8217;yi yaratanların nasıl yaşadığına dair en iyi <strong>ipucu</strong>. Peters, toplamın yüzde 60&#8217;ından fazlasını oluşturan on binlerce ceylan kemiği ve ayrıca yaban domuzu, koyun ve kızıl geyik gibi diğer <strong>vahşi hayvanları </strong>tanımladı. Ayrıca akbabalar, turnalar da dahil olmak üzere bir düzine farklı <strong>kuş türünün </strong>kemiklerini buldu. Peters, &#8220;İlk yıl, hepsi vahşi olan 15.000 parça hayvan kemiğinden geçtik. Bir <strong>avcı-toplayıcı</strong> alanıyla uğraştığımız oldukça açıktı&#8221; diyor. Vahşi av hayvanlarının bol miktarda kalıntıları, burada yaşayan insanların henüz hayvanları <strong>evcilleştirmediklerini </strong>veya <strong>çiftçilik </strong>yapmadıklarını gösteriyor.</p>



<p>Ancak Peters ve Schmidt, Göbekli Tepe&#8217;nin inşaatçılarının, <strong>tarım </strong>için hammaddelerin bulunduğu bir ortam sayesinde yaşama biçimlerinde büyük bir değişikliğin eşiğindeydiler. Schmidt, &#8220;Yabani koyunları, evcilleştirilebilecek yabani tahılları ve bunu yapma potansiyeline sahip insanları vardı&#8221; diyor. Aslında, bölgedeki diğer sitelerdeki araştırmalar Göbekli Tepe&#8217;nin inşasından sonraki 1000 yıl içinde yerleşimcilerin koyun, sığır ve domuzları koruduğunu gösterdi. Ve sadece 20 mil uzaklıktaki tarih öncesi bir köyde, genetikçiler dünyanın en eski <strong>evcilleştirilmiş buğday türlerinin </strong>kanıtlarını buldular; <strong>radyokarbon </strong>tarihlemesi, tarımın orada yaklaşık 10.500 yıl önce veya Göbekli Tepe&#8217;nin yapımından sadece beş yüzyıl sonra geliştiğini gösteriyor.</p>



<p>Schmidt ve diğerlerine göre, bu yeni bulgular yeni bir <strong>medeniyet teorisi </strong>öneriyor. Akademisyenler uzun zamandır, insanların <strong>yerleşik </strong>topluluklarda <strong>çiftçilik </strong>yapmayı ve <strong>yaşamayı </strong>öğrendikten sonra <strong>tapınaklar </strong>inşa etmek ve <strong>karmaşık sosyal </strong>yapıları desteklemek için zaman, <strong>organizasyon </strong>ve <strong>kaynaklara </strong>sahip olduklarına inanıyorlardı. Ancak Schmidt, bunun tam tersi olduğunu savunuyor: monolitleri inşa etmeye yönelik kapsamlı, eşgüdümlü çaba, karmaşık <strong>toplumların gelişmesi </strong>için tam anlamıyla zemin hazırladı.</p>



<p>Taş yüzükleri <strong>inşa </strong>etmek ve <strong>gömmek </strong>için bir araya geldikleri bu ilk insanlar için ne kadar önemliydi? Bizi Göbekli Tepe&#8217;nin inşaatçılarından ayıran uçurum neredeyse hayal edilemez. Sembollerin ne anlama gelebileceğini açıklayacak hiçbir <strong>kaynak </strong>yok. Schmidt de aynı fikirde. &#8220;Burada <strong>yazmanın icadından </strong>6.000 yıl önceyiz&#8221; diyor.</p>



<p>Yine de, arkeologların kendi <strong>teorileri </strong>var belki de insanın karşı konulamaz olanı açıklama dürtüsünün kanıtı. Araştırmacılar, insanların orada yaşadığına dair şaşırtıcı <strong>kanıt eksikliği</strong>, bunun bir yerleşim yeri olarak veya örneğin klan liderlerinin toplandığı bir yer olarak kullanılmasına karşı olduğunu söylüyor. Hodder, Göbekli Tepe&#8217;nin sütun oymalarına geyikler ve sığırlar gibi yenilebilir avların değil, aslanlar, örümcekler, yılanlar ve akrepler gibi <strong>tehditkar yaratıkların </strong>hakimiyetinde olmasına hayran kaldı. &#8220;Kötü görünümlü hayvanların korkunç, <strong>fantastik dünyası</strong>,&#8221; diye düşünüyor. Daha sonraki kültürler daha çok çiftçilik ve doğurganlıkla ilgilenirken, belki de bu avcıların yaşadıkları yerden oldukça uzakta olan bu kompleksi inşa ederek korkularının üstesinden gelmeye çalışıyorlardı.</p>



<p>Fransa&#8217;daki Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi&#8217;nde arkeolog olan Danielle Stordeur, akbaba <strong>oymalarının </strong>önemini vurguluyor. Bazı kültürler uzun zamandır yüksek <strong>uçan leş kuşlarının </strong>ölülerin etini <strong>cennete taşıdığına </strong>inanıyor. Stordeur, Suriye&#8217;de sadece 80 km uzaklıktaki Göbekli Tepe ile aynı döneme ait sitelerde benzer semboller buldu. &#8220;Gerçekten aynı kültür olduğunu görebilirsiniz&#8221; diyor. &#8220;En önemli sembollerin tümü aynıdır.&#8221;</p>



<p>Schmidt, sırrın ayaklarının altında olduğundan emindir. Yıllar içinde ekibi, <strong>kompleksi </strong>dolduran kir tabakalarında insan kemiği parçaları buldu. Derin <strong>test çukurları</strong>, halkaların tabanlarının sertleştirilmiş kireçtaşından yapıldığını göstermiştir. Schmidt, katların altında yapıların gerçek amacını bulacağına inanıyor: bir avcılar topluluğu için son bir <strong>dinlenme yeri</strong>.</p>



<p>Schmidt, belki de bölgenin bir mezarlık alanı ya da bir ölüm kültünün merkezi olduğunu söylüyor; ölüler, <strong>ölümden sonraki </strong>yaşamın <strong>stilize </strong>tanrıları ve ruhları arasında yamaçta serilmiş. Öyleyse Göbekli Tepe&#8217;nin konumu <strong>tesadüf değil</strong>. Güneş yarı gömülü sütunların üzerine uzun gölgeler bırakırken Schmidt, &#8220;Buradan ölüler ideal manzaraya bakıyor&#8221; diyor. &#8220;Bir avcının rüyasına bakıyorlar.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gobekli-tepe-dunyanin-ilk-tapinagi-mi/">Göbekli Tepe: Dünyanın İlk Tapınağı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gobekli-tepe-dunyanin-ilk-tapinagi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Selfie Aynalardaydı Kendini Seven İnsanlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ilk-selfie-aynalardaydi-kendini-seven-insanlar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ilk-selfie-aynalardaydi-kendini-seven-insanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2020 20:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[aynalar]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mirror]]></category>
		<category><![CDATA[özçekim]]></category>
		<category><![CDATA[selfie]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalmedya]]></category>
		<category><![CDATA[taşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün sosyal medya saplantısının kökleri, yansıtıcı materyalin yüzyıllar önceki gelişimine dayanmaktadır. Barry ve Marlene Bogle, Ontario&#8217;nun güneyinde bir çiftlik işletiyor ve her yaz yaklaşık 1,6 milyon omuz yüksekliğinde ayçiçeği üretiyorlar. Bu muhteşem bir manzara, bu yüzden 2018&#8217;de Bogles, çiftliği ziyaret etmek ve çiçekler arasında fotoğraf çekmek için yetişkin başına 7,50 $ ücret alan bir yan işletme [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ilk-selfie-aynalardaydi-kendini-seven-insanlar/">İlk Selfie Aynalardaydı Kendini Seven İnsanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/wsxdcfv.jpg" alt="" class="wp-image-1978" width="261" height="358" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/wsxdcfv.jpg 192w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/wsxdcfv-150x205.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 261px) 100vw, 261px" /></figure></div>



<p>Günümüzün <strong>sosyal medya</strong> saplantısının kökleri, <strong>yansıtıcı materyalin </strong>yüzyıllar önceki gelişimine dayanmaktadır. Barry ve Marlene Bogle, <strong>Ontario&#8217;nun</strong> güneyinde bir çiftlik işletiyor ve her yaz yaklaşık 1,6 milyon omuz yüksekliğinde <strong>ayçiçeği </strong>üretiyorlar. Bu muhteşem bir manzara, bu yüzden 2018&#8217;de Bogles, çiftliği <strong>ziyaret </strong>etmek ve çiçekler arasında <strong>fotoğraf </strong>çekmek için yetişkin başına 7,50 $ ücret alan bir <strong>yan işletme </strong>açmaya karar verdi. Genç kadınlar ayçiçeği içinde selfieler ve poz vermek için grup halinde geliyorlar.</p>



<p>Kısa süre sonra her gün binlerce ziyaretçi mükemmel selfieyi ararken ekinleri ayaklar altına alıyordu. Arabaları yakındaki yolları tıkayarak kazalara neden oldu; bir arabanın kapısı söküldü. Kısa süre sonra, bu gülümseyen ziyaretçilerin çoğunun çiçekleri görmeye değil, <strong>kendilerini </strong>görmeye geldikleri Bogles&#8217;lara açıklık kazandı.</p>



<p>Çiftlikte çalışan Bogles&#8217;ın oğlu Brad, &#8220;Bunu sadece bir zombi kıyameti olarak tanımlayabilirim&#8221; dedi. Bogles, selfie çekme işini sadece sekiz gün sonra iptal etti. İki yıl sonra, <strong>umut </strong>dolu resim arayanlar, çiçekleri mahvetmeden önce geri çevrilmeleri için hala ziyarete geliyorlar.</p>



<p>Bu günlerde, özçekimler genellikle <strong>kötü </strong>bir üne kavuşuyor. Bogle&#8217;ların kaderini düşündüğünüzde, nedenini anlamak zor değil: Uzmanlar, onları herkesin sürekli olarak kamera için hazırladığı ve çevrelerindeki <strong>dünyayı görmezden gelirken </strong>kendilerine odaklandığı bir kültür olan bir <strong>öz saygı</strong> yarattıkları için suçluyorlar. </p>



<p>Bazı akademik araştırmalar bu belirsiz görüşü desteklemektedir; Ekim 2019&#8217;da yayınlanan bir çalışmada, en yüksek selfie çekme düzeylerinin &#8220;<strong>görkemli narsisizm</strong>&#8221; ile ilişkili olduğu bulundu. Şişirilmiş bir <strong>benlik duygusu</strong>. Son zamanlarda, <strong>Instagram </strong>süperstarları, aralarında Kylie Jenner ve Emily Rataj-kowski&#8217;nin de bulunduğu &#8220;<strong>çoklu özçekimler</strong>&#8221; paylaşmaya başladılar ve neredeyse aynı pozda birkaç fotoğraf paylaştılar. Gazeteci Phoebe Luckhurst, &#8220;çoklu selfie en yüksek düzeyde birinci dünya sorununu ifade ediyor: esasen, <strong>marjinal </strong>olarak farklı, eşit derecede boş fotoğraflarınızdan hangisini göndereceğinize karar veremezsiniz, bu yüzden hepsini postalayacaksınız,&#8221; diye yazdı. Öte yandan savunucular, özçekimlerin kim olduğumuzu <strong>keşfetmenin </strong>mükemmel <strong>sağlıklı </strong>bir yolu olduğunu savunuyorlar.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/anana.jpg" alt="" class="wp-image-1979" width="255" height="328" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/anana.jpg 198w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/anana-150x193.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 255px) 100vw, 255px" /></figure></div>



<p>Yine de, özçekimin bu tür <strong>tutkuları </strong>uyandırması şaşırtıcı olmamalı. Benzer <strong>kaygılar </strong>ve <strong>coşkular</strong>, yüzlerce yıl önce, kendi kendini incelemenin orijinal aracının <strong>modern </strong>biçiminde ortaya çıkmasıyla ortaya çıktı: ayna.</p>



<p><strong>Arkeolojik </strong>kayıtlara bakılırsa, uzun zamandır düşüncelerimize hayran kaldık. Cilalı <strong>obsidiyenden </strong>yapılan en eski insan yapımı <strong>aynalardan </strong>bazıları, Türkiye&#8217;de MÖ 6200&#8217;lere aittir. Mısırlılar daha sonra <strong>cilalı bakırdan aynalar </strong>ve <strong>Çinli mucitler yansıtıcı yeşimden </strong>yaptılar. Aynalar bazen <strong>manevi </strong>bir dünyaya açılan bir kapı olarak kabul edilen <strong>dini törenlere</strong> dahil edildi.</p>



<p>Ama o zamanlar bile, ne kadar muhteşem olduğumuzu <strong>değerlendirmek </strong>için büyük ölçüde aynalar kullanılıyordu. Mısır <strong>resimleri </strong>ve <strong>oymaları</strong>, <strong>üst sınıfların</strong> saçlarını taradığını ve aynaların önüne kalın kırmızı, yeşil, sarı ve siyah <strong>kozmetikler </strong>sürdüğünü gösteriyor. Daha sonra <strong>Yunanlılar </strong>ve <strong>Romalılar </strong>küçük cam aynalar <strong>geliştirdiler </strong>eleştiri ve hazırlık yetenekleri daha da kesinleşti. Erkekler saçlarını kıvırmaya başladı ve kellikten endişelendiler. Yazar Mark Pendergrast, Romalılar &#8220;seks partisi yaparken kendilerine bakmak için&#8221; aynaları bile kullanırlardı diyor. Tüm bu seks ve hazırlıklarla birlikte aynalar, özellikle kadınlarda erken dönemden itibaren <strong>kibir </strong>ve kendine <strong>takıntıyla </strong>ilişkilendirildi. Avrupa&#8217;da ortaçağ döneminde, <strong>ahlaksızlık </strong>resimleri, arkalarında <strong>iblislerin </strong>iskeletleri gizlenirken, <strong>el aynalarına</strong> bakan kadınları içeriyordu. Orta çağlar boyunca, aynalar için teknoloji çok kaba idi: Üfleme camdan yapılmışlar, genellikle küçük ve dışbükeydiler. </p>



<p>Rönesans&#8217;ta İtalyanlar daha <strong>düz cam</strong> yapmak için teknikler geliştirmeye başladılar ve 1507&#8217;de şaşırtıcı derecede net aynalar üretmek için camın arkasını <strong>cıva </strong>ve <strong>kalayla </strong>kaplamanın bir <strong>kombinasyonunu </strong>buldular. Bu yeni <strong>teknoloji </strong>büyüleyiciydi, ancak o kadar pahalıydı ki <strong>soylular </strong>bazen sadece bir <strong>mülk </strong>satın alabilmek için mülk sattılar. 19. yüzyılın başlarındaki <strong>filozof </strong>Henri de Saint-Simon&#8217;un bir hesabında bir kontesin söylediği gibi, &#8220;Bana <strong>buğdaydan </strong>başka bir şey getirmeyen <strong>sefil </strong>bir <strong>toprağım </strong>vardı&#8221;, &#8220;ben de sattım ve bu güzel aynayı aldım.&#8221; 16. ve 17. yüzyıllarda, ayna yapımı o kadar maliyetliydi ki, Fransa&#8217;nın GSYİH&#8217;sinin yarısı kadar yatırım gerektiriyordu.</p>



<p>Moda daha da keskin bir <strong>saplantı </strong>haline geldi. Oyun yazarı ve romancı Louis-Sébastien Mercier&#8217;in <strong>1780</strong>&#8216;lerde belirttiği gibi, varlıklı genç erkekler, pantolonlarının derilerine sıkı olup olmadığını görmek için aynı anda dört aynaya bakarlardı bu, zamanından önce bir tür &#8220;<strong>çoklu selfie</strong>&#8220;. 1715&#8217;te denemeci Richard Steele, kalabalıkların Londra&#8217;daki bir ayna dükkanına akın ettiğini gözlemledi, burada insanlar kesinlikle memnun kalacaklar, çünkü en çok neyi sevdiklerini görme konusunda kaçınılmaz Fırsatlara sahip olacaklar… Yani kendi sevgili <strong>kendilerini</strong>. &#8221; Zengin Avrupalılar, birbirlerine nasıl göründüklerine giderek daha fazla takıntılı hale geldi ve <strong>varlıklı </strong>kişiler aynada gülümsemelerini ve <strong>fiziksel pozlarını </strong>uygulamak için <strong>saatler </strong>harcardı.</p>



<p>Amerikalı <strong>Püritenler </strong>de dahil olmak üzere birçok dindar <strong>Hıristiyan </strong>bu öz saygıyı kokladı. <strong>Brooklyn&#8217;li</strong>, aynalarla çalışan <strong>sanatçı </strong>Josiah McElheny, Amerika&#8217;nın ilk yıllarında, &#8220;Amerikan toplumunda aynalar çok şüpheli bir nesne sınıfı olarak görülüyordu biraz utanç verici bir tür <strong>lüks</strong>&#8221; diyordu. Bazı ülkeler büyük aynalardan <strong>vergi </strong>aldı. Amerika&#8217;nın ayna vergileri o kadar yüksekti ki, bir mobilya üreticisi <strong>iflas </strong>etmeden tam boyutlu bir yansıma yaratmak isterse, onu birkaç küçük aynadan bir araya getirmek zorunda kaldı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/4ri.jpg" alt="" class="wp-image-1980" width="304" height="171" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/4ri.jpg 665w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/4ri-600x337.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/4ri-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/4ri-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></figure></div>



<p>19. yüzyılın son on yıllarına kadar, <strong>endüstriyel </strong>dünya sonunda büyük aynaları ucuza yapamadı. Üretim patladı ve aynalar hızla zenginler için <strong>savurganlıklardan </strong>yükselen bir orta sınıf arasında uygun fiyatlı <strong>günlük </strong>cihazlara geçti. 1897&#8217;de Sears Roebuck, on <strong>inç </strong>karelik aynaların her biri sadece 50 sente (bugünün parasıyla yaklaşık 15 dolar) reklamını yaptı ve şunu ilan etti: &#8220;Odada kullanışlı olan çok sayıda küçük aynalar olmadan hiçbir ev tamamlanmaz.&#8221;</p>



<p>Aniden, alçakgönüllü insanlar görünüşlerini bir asilzadenin takıntılılığıyla inceleyebilirlerdi. Hareket halindeyken bile yapabilirlerdi: 20. yüzyılın başlarında kitlesel olarak pazarlanan bir sıcak <strong>meta</strong>, <strong>kompakt </strong>aynaydı; bazıları <strong>elektrikli fanlar </strong>gibi eklentilerle kandırıldı.</p>



<p>Kükreyen Yirmili yıllarda, kozmetik işi hızlandı, yenilik açlığı ve işgücüne giren genç, bekar kadınların nasıl ortaya çıktıklarına yeni özen gösteren bir sel baskını ile hızlandı. Kadınlar, kozmetik ürünlerini <strong>gösterişli </strong>bir şekilde uygulamak için geldiler, <strong>kompaktlarını </strong>yemek masasında veya bir halk otobüsünde bir süsle açıyorlardı. &#8220;Herkesin önünde karşılaştığımız her aynanın önünde yanaklarımızı allar ve burnumuzu pudralarsak, bunda bir ahlaksızlık olamaz!&#8221;</p>



<p><strong>1920</strong>&#8216;lerde kozmetik öncüsü olan <strong>Max Factor</strong>, kadınları aynalarına uzun uzun bakmaya, doğal görünümlerinin gerçekte ne olduğunu daha iyi anlamaya ve böylece onu nasıl geliştireceklerine çağırdı. Factor, &#8220;<strong>Doğanın </strong>işi genellikle <strong>eksiktir</strong>&#8221; dedi.</p>



<p>McElheny, aynaların kitlesel kullanımının Batı kültürünün <strong>psikolojik </strong>düşünceye doğru kaymasıyla bağlantılı olduğunu savunuyor hayati bir yaşam görevinin duygularımıza ve gizli motivasyonlarımıza bakmak olduğu fikri. McElheny, &#8220;19. yüzyılın sonlarında, 20. yüzyılın başlarında, ayna kavramı nedeniyle, kendinizi incelemeden kendinizi güncel bir insan ya da &#8216;<strong>modern</strong>&#8216; bir insan olarak adlandıramazsınız&#8221; diyor.</p>



<p>Bir anlamda, tüm bu özçekimlere sahip <strong>akıllı telefonlarımız </strong>artık aynalarımız ve aynaların kışkırttığı aynı bilinçli kaygılara ilham veriyor. Yine de bir <strong>özçekim</strong>, aynaya bakmaktan farklıdır: Ayna çoğunlukla özeldir, ancak bir özçekim için her poz verdiğimizde, &#8220;tanıtım potansiyelinin farkındayız&#8221; diyor yazar Alicia Eler .</p>



<p>Tıpkı <strong>kompakt aynaların </strong>20. yüzyılın başlarında yaptığı gibi, sosyal medyadaki özçekimler, telefonunuzda kendi portrelerinizi çekmek için özel ışıklardan, görünümünüzü havaya uçuran fotoğraf <strong>filtreleme </strong>yazılımlarına kadar kendi kendini sunma teknolojilerinde bir patlama yarattı. Makyaj sanatçısı Eldridge, &#8220;İnanılmaz derecede profesyonelce uygulanmış bir makyaj ve mükemmel bir cilde sahipmişsiniz gibi görünüyorsunuz&#8221; diyor. Yine de filtreler kapatıldığında, günümüz telefonlarının yüksek çözünürlüklü doğası, her küçük kusuru gösteren bir aynadan daha acımasızca <strong>dürüst </strong>olabilir. Eldridge, bu gelişmiş kişisel incelemenin duygusal olarak katlanmanın zor olabileceğinden endişeleniyor. &#8220;Bu biraz çılgınca, ilginç, psikolojik olarak neredeyse çarpık oldukça <strong>zarar verici</strong>, muhtemelen genç bir kadın ya da erkek olma zamanı,&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Psikologlar</strong>, diğer eleştirmenlere göre <strong>özçekimler </strong>konusunda genellikle daha az kaygılıdır. <strong>Manhattan&#8217;daki </strong>Çocuk Zihin Enstitüsü&#8217;nde gençlik öncesi ve gençlerle çalışan klinik psikolog Alexandra Hamlet, önceden var olan psikolojik sorunları olan gençlerin sürekli <strong>kendini sunmanın </strong>baskısı altında acı çekebileceğini söylüyor. Ancak genel olarak <strong>akıl sağlığı</strong> iyi olanlar için, bol miktarda selfie çekmek <strong>doğal gelişimin bir parçası</strong> olabilir.</p>



<p>Hamlet, &#8220;Çocuklar, gençler farklı <strong>kişilikler </strong>deniyor,&#8221; diyor, &#8220;dışarı çıkıp uyuşturucu denemekten biraz daha sağlıklı olabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ilk-selfie-aynalardaydi-kendini-seven-insanlar/">İlk Selfie Aynalardaydı Kendini Seven İnsanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ilk-selfie-aynalardaydi-kendini-seven-insanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asil Hayvanlar Atlar Çağlar Boyu Yanımızdaydılar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/asil-hayvanlar-atlar-caglar-boyu-yanimizdaydilar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/asil-hayvanlar-atlar-caglar-boyu-yanimizdaydilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2020 18:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[atlar]]></category>
		<category><![CDATA[avrasya]]></category>
		<category><![CDATA[bozkır]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[moğol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir habere göre, antik Avrasya&#8217;da yetenekli biniciliğin yükselişinin oynadığı kilit rolü inceleyen iki yeni çalışma. 6.000 yıl boyunca Avrasya&#8217;da yaşamış 214 kişinin kalıntılarından alınan antik DNA araştırması, sonunda Xiongnu İmparatorluğu da dahil olmak üzere birçok göçebe imparatorluğa yol açan büyük göçleri izliyor (MÖ 209 &#8211; MS 98 ). Xiongnu, Moğol bozkırlarında yan yana yaşayan üç farklı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asil-hayvanlar-atlar-caglar-boyu-yanimizdaydilar/">Asil Hayvanlar Atlar Çağlar Boyu Yanımızdaydılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/yhj.jpg" alt="" class="wp-image-1952" width="417" height="231" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/yhj.jpg 566w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/yhj-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/11/yhj-300x166.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 417px) 100vw, 417px" /></figure></div>



<p>Bir habere göre, antik <strong>Avrasya&#8217;da </strong>yetenekli biniciliğin yükselişinin oynadığı <strong>kilit rolü</strong> inceleyen iki yeni çalışma. 6.000 yıl boyunca Avrasya&#8217;da yaşamış 214 kişinin kalıntılarından alınan <strong>antik DNA </strong>araştırması, sonunda <strong>Xiongnu İmparatorluğu</strong> da dahil olmak üzere birçok göçebe imparatorluğa yol açan büyük göçleri izliyor (MÖ 209 &#8211; MS 98 ).</p>



<p>Xiongnu, <strong>Moğol </strong>bozkırlarında yan yana yaşayan üç <strong>farklı </strong>insan popülasyonundan bir araya geldi ve çobanların kurduğu bozkırda tarihsel olarak belgelenmiş ilk <strong>imparatorluktu</strong>. Seul Ulusal Üniversitesi&#8217;nden <strong>arkeogenetikçi </strong>Choongwon Jeong, &#8220;Xiongnu halkındaki tüm Avrasya genetik <strong>profilini </strong>görebilirsiniz&#8221; dedi. </p>



<p>Ekibin sonuçları, atta <strong>ustalaşmanın Orta Asya</strong>&#8216;nın <strong>otlaklarında </strong>uzun mesafeli <strong>seyahatleri </strong>mümkün kıldığını ve göçebelerin Han Hanedanı <strong>Çin&#8217;i </strong>tehdit etmesine izin veren askeri <strong>tekniklerdeki </strong>gelişmelere ve nüfus çeşitliliğinin artmasına neden olduğunu gösteriyor. Xiongnu seçkinlerinin mezarlarında bulunan <strong>Roma </strong>camı, <strong>İran tekstili</strong> ve <strong>Yunan gümüşü</strong> gibi nesneler, Xiongnu&#8217;nun at üzerindeki ustalığının geniş çaplı <strong>ticaret </strong>bağlantılarını desteklediğini gösteriyor. </p>



<p><strong>Avrasya </strong>arkeolojisi hakkında daha fazla bilgi edinmek için ikinci çalışma, Batı Çin&#8217;in <strong>Tian Shan</strong> dağlarında MÖ 350 civarında (Xiongnu İmparatorluğu&#8217;nun ortaya çıkmasından yaklaşık 150 yıl önce) gömülen at <strong>iskeletlerinin</strong>, binicinin ağırlığından kaynaklanan <strong>omurga hasarı </strong>ve <strong>kemiklerindeki </strong>değişiklikler dahil olmak üzere, binicilikten kaynaklanan kemik <strong>anormallikleri </strong>sergilediğini keşfetti. </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asil-hayvanlar-atlar-caglar-boyu-yanimizdaydilar/">Asil Hayvanlar Atlar Çağlar Boyu Yanımızdaydılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/asil-hayvanlar-atlar-caglar-boyu-yanimizdaydilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şempanzeler kaplumbağaları ağaç gövdelerinde parçaladıktan sonra yiyorlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sempanzeler-kaplumbagalari-agac-govdelerinde-parcaladiktan-sonra-yiyorlar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sempanzeler-kaplumbagalari-agac-govdelerinde-parcaladiktan-sonra-yiyorlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 20:31:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağalar]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[şempanze]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1541</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaplumbağa eti sözde o kadar lezzetli ki, insanları bazı türleri yemeye yöneltti. Anlaşılan şempanzeler de bundan zevk alıyor, çünkü bu maymunlardan oluşan bir grup, içindeki eti yemek için kaplumbağa kabuklarını nasıl açacaklarını bulmuş. Söz konusu şempanzeler batı Afrika&#8217;da Gabon&#8217;daki Loango Ulusal Parkı&#8217;nda yaşıyor. Sadece son üç yılda insanlara alıştılar, bu yüzden davranışları hakkında çok az şey biliniyor . Almanya Leipzig&#8217;deki Max Planck [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sempanzeler-kaplumbagalari-agac-govdelerinde-parcaladiktan-sonra-yiyorlar/">Şempanzeler kaplumbağaları ağaç gövdelerinde parçaladıktan sonra yiyorlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tjlo.jpg" alt="" class="wp-image-1897" width="400" height="206" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tjlo.jpg 660w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tjlo-600x309.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tjlo-150x77.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tjlo-300x155.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure></div>



<p><strong>Kaplumbağa </strong>eti sözde o kadar lezzetli ki, insanları bazı türleri yemeye yöneltti. Anlaşılan <strong>şempanzeler </strong>de bundan zevk alıyor, çünkü bu maymunlardan oluşan bir grup, içindeki eti yemek için kaplumbağa <strong>kabuklarını </strong>nasıl açacaklarını bulmuş.</p>



<p>Söz konusu şempanzeler batı Afrika&#8217;da Gabon&#8217;daki Loango Ulusal Parkı&#8217;nda yaşıyor. Sadece son üç yılda insanlara alıştılar, bu yüzden <strong>davranışları </strong>hakkında çok az şey biliniyor .</p>



<p>Almanya Leipzig&#8217;deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü&#8217;nden Tobias Deschner ve meslektaşları, dört tanesi hariç tümü başarılı olan, <strong>menteşe sırtlı kaplumbağa</strong> yemeye çalışan <strong>38 şempanze vakasını </strong>gözlemledi.</p>



<p>Bir şempanze bir kaplumbağa bulduğunda, onu aldı ve sırtındaki sert kabuktan daha yumuşak olan alt tarafını ağaç gövdesi gibi sert bir yüzeye <strong>vurmaya </strong>başladı. Kaplumbağa kırıldığında, şempanze onu yemek için bir ağaca tırmandı.</p>



<p>Bir keresinde, grubun <strong>alfa erkeği </strong>yarım kaplumbağa yedi, sonra geri kalanını bir ağacın çatalına sıkıştırdı ve yakındaki bir yuvada gece boyunca uyudu. Ertesi gün geri döndü ve gerisini yedi.</p>



<p>Şempanzeler, kaplumbağaları yalnızca diğer <strong>yiyeceklerin </strong>bol olduğu Mayıs&#8217;tan Ekim&#8217;e kadar olan <strong>kuru mevsimde </strong>yediler. Deschner, kaplumbağaları bulmak daha kolay olabilir diyor. &#8220;Kuru mevsimde yapraklar gerçekten kurudur ve bir kaplumbağanın sadece etrafta dolaşarak bu kadar gürültü çıkarması şaşırtıcı&#8221; diyor.</p>



<p>Diğer şempanze grupları, termitler için &#8220;balık tutmak&#8221; ve çalı bebekleri mızraklamak için çubuk kullanmak ve su içmek için sünger olarak <strong>yosunu </strong>kullanmak gibi başka <strong>araçlar </strong>geliştirdiler .</p>



<p>Bazıları onlarca yıldır çalışılan diğer gruplardaki şempanzelerin neden kaplumbağa yemediği açık değildir. Sürüngenler Afrika&#8217;da yaygındır, bu nedenle sorun <strong>mevcudiyet </strong>değildir.</p>



<p>Loango şempanzeleri, kaplumbağalar için uyarlayabilecekleri sert kabuklu yemişleri zaten kırma pratiğine sahipler. Deschner, &#8220;Bunun sadece <strong>kültürel </strong>bir davranış olduğunu düşünüyorum&#8221; diyor. &#8220;Bir noktada bir kişi bunu yapmanın bir yolunu bulur ve sonra diğerleri bu davranışı <strong>kopyalar </strong>ve sonra grup içinde <strong>yayılır</strong>, çünkü aksi takdirde bulunamayacak olan ete <strong>erişmelerine </strong>izin verir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sempanzeler-kaplumbagalari-agac-govdelerinde-parcaladiktan-sonra-yiyorlar/">Şempanzeler kaplumbağaları ağaç gövdelerinde parçaladıktan sonra yiyorlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sempanzeler-kaplumbagalari-agac-govdelerinde-parcaladiktan-sonra-yiyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asteroitler, Dünya&#8217;da şimdiye kadar bulunan en eski kayaları oluşturmuş olabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/asteroitler-dunyada-simdiye-kadar-bulunan-en-eski-kayalari-olusturmus-olabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/asteroitler-dunyada-simdiye-kadar-bulunan-en-eski-kayalari-olusturmus-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 20:20:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[asteroitler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[element]]></category>
		<category><![CDATA[göktaşı]]></category>
		<category><![CDATA[kayaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kayalar]]></category>
		<category><![CDATA[krater]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada şimdiye kadar bulunan en eski kayalar, dört milyar yıl önce gerçekleşen bir asteroit bombardımanında doğmuş olabilir. En çok bulunan kayalar Acasta Nehrinde herhangi bir hayat ortaya çıkmadan onlarca yıl önce Kanada&#8217;da, bu antik granit veya felsik kayalar, yaklaşık 600 milyon yıl Dünya&#8217;nın oluşturulduktan sonra bulundu. Daha sonra oluşan kayalara kıyasla farklı bir element karışımı içerirler ve bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asteroitler-dunyada-simdiye-kadar-bulunan-en-eski-kayalari-olusturmus-olabilir/">Asteroitler, Dünya&#8217;da şimdiye kadar bulunan en eski kayaları oluşturmuş olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ijk.jpg" alt="" class="wp-image-1891" width="352" height="197" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ijk.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ijk-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 352px) 100vw, 352px" /></figure></div>



<p><strong>Dünyada</strong> şimdiye kadar bulunan en eski kayalar, <strong>dört </strong>milyar yıl önce gerçekleşen bir <strong>asteroit bombardımanında </strong>doğmuş olabilir.</p>



<p>En çok bulunan kayalar Acasta Nehrinde herhangi bir <strong>hayat </strong>ortaya çıkmadan onlarca yıl önce Kanada&#8217;da, bu <strong>antik granit </strong>veya <strong>felsik</strong> <strong>kayalar</strong>, yaklaşık 600 milyon yıl Dünya&#8217;nın oluşturulduktan sonra bulundu. Daha sonra oluşan kayalara kıyasla farklı bir <strong>element </strong>karışımı içerirler ve bu da farklı bir <strong>jeolojik süreç </strong>tarafından yaratılmış olabileceklerini düşündürür.</p>



<p>Avustralya, Curtin Üniversitesi&#8217;nden Tim Johnson ve meslektaşları, bu kayaların oluşmuş olabileceği <strong>potansiyel </strong>koşulları simüle etti. Çok düşük basınç altında <strong>800 </strong>ila <strong>900</strong>° C arasındaki bir sıcaklıkta Dünya yüzeyinin kısmen <strong>erimesinin </strong>onların yaratılmasına katkıda bulunmuş olabileceği sonucuna vardılar.</p>



<p>Johnson, genç Dünya&#8217;nın bu kadar yüksek sıcaklıklara yardımsız ulaşmasının imkansız olacağını söylüyor. Bunun yerine, Dünya üzerindeki yoğun <strong>asteroitlerin </strong>çarptığı ve aynı zamanda ayı büyük ölçüde <strong>krater </strong>haline getiren bir dönem olan <strong>geç ağır</strong> <strong>bombardımanın </strong>sorumlu olabileceğini söylüyor.</p>



<p>Johnson, &#8220;Dünya&#8217;nın <strong>doğumundan </strong>sonra 600-700 milyon yıl boyunca bombalandığını biliyoruz&#8221; diyor. &#8220;Dört milyar yıldan daha eski olan ve anında bildiğimiz tek <strong>felsik kayaçlar </strong>oldukları gerçeği, olası bir neden olarak etkileri hakkında düşündürdü.&#8221;</p>



<p>Johnson, bu kadar büyük ölçekli <strong>göktaşı yağmurları </strong>ile Acasta Nehri&#8217;nde bulunan kayaların o zamanlar yaygın olabileceğini söylüyor. Bununla birlikte, daha sonraki <strong>plaka tektoniği </strong>bunların çoğunu yutmuş olacaktı yani bu kayalar, Dünya tarihinin erken dönemlerinde meydana gelen dünya dışı etkilerden hayatta kalan tek kişi olabilirdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asteroitler-dunyada-simdiye-kadar-bulunan-en-eski-kayalari-olusturmus-olabilir/">Asteroitler, Dünya&#8217;da şimdiye kadar bulunan en eski kayaları oluşturmuş olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/asteroitler-dunyada-simdiye-kadar-bulunan-en-eski-kayalari-olusturmus-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gezegeni yalnızca yenilenebilir enerjilerle güçlendirebiliriz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gezegeni-yalnizca-yenilenebilir-enerjilerle-guclendirebiliriz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gezegeni-yalnizca-yenilenebilir-enerjilerle-guclendirebiliriz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 20:01:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fosil yakıtları yüzde 100 yenilenebilir hale getirmek için kullanmak, ulaşılabilecek bir hayal rüzgar ve güneş yokken bile her şeyi uğultulu tutan yeni teknoloji sayesinde. Kaçak iklim değişikliğini durdurma şansını bırakmak için, yüzyılın ortasına kadar karbon emisyonlarını sıfıra yakın bir seviyeye indirmemiz gerekiyor. Bu, kirli fosil yakıtlardan hızlı bir şekilde kurtulmak anlamına gelir. Çok az bilim adamı buna [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gezegeni-yalnizca-yenilenebilir-enerjilerle-guclendirebiliriz/">Gezegeni yalnızca yenilenebilir enerjilerle güçlendirebiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewdsxz.jpg" alt="" class="wp-image-1886" width="-310" height="-174" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewdsxz.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewdsxz-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewdsxz-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewdsxz-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewdsxz-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewdsxz-746x420.jpg 746w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure></div>



<p><strong>Fosil </strong>yakıtları yüzde 100 yenilenebilir hale getirmek için kullanmak, ulaşılabilecek bir hayal <strong>rüzgar </strong>ve <strong>güneş </strong>yokken bile her şeyi uğultulu tutan yeni teknoloji sayesinde.</p>



<p><strong>Kaçak iklim değişikliğini</strong> durdurma şansını bırakmak için, yüzyılın ortasına kadar <strong>karbon emisyonlarını </strong>sıfıra yakın bir seviyeye indirmemiz gerekiyor. Bu, kirli fosil <strong>yakıtlardan </strong>hızlı bir şekilde kurtulmak anlamına gelir. Çok az bilim adamı buna katılmayabilir, ancak nasıl yapılacağı konusunda çok az fikir birliği var. <strong>Nükleer füzyon gücü</strong> pahalıdır ve tartışmalı bir konudur. Güneşe <strong>güç </strong>veren türden reaksiyonları doğrudan kullanan nükleer füzyon, uzak bir rüya olmaya devam ediyor. Bu arada, yenilenebilir enerji tüm güç taleplerimizi karşılayamayacak kadar güvenilmezdir.</p>



<p>Temiz <strong>enerji </strong>teknolojileri son on yılda büyük bir hızla arttı. Daha yakın zamanlarda, enerji uzmanları arasında &#8220;yüzde 100 <strong>yenilenebilir enerjinin</strong>&#8221; artık elimizde olup olmadığı ve eğer öyleyse, oraya nasıl ulaşacağımız konusunda ateşli bir tartışma çıktı. Berkeley&#8217;deki California Üniversitesi&#8217;nde enerji araştırmacısı Dan Kammen, &#8220;Bunu gerçekten alt üst edebiliriz&#8221; diyor. &#8220;Sırf geçişi yapabilmemiz, yapacağımız anlamına gelmez.&#8221; Ancak gitmemiz gereken yol ve karşılaştığımız engeller giderek daha net hale geliyor.</p>



<p>Yenilenebilir <strong>devrimi </strong>serbest düşüşü fiyatlara son yıllarda artan bir hız kazandı. Ve temizlik ucuz hale geldikçe kurulum da artıyor. Dünya geçen yıl 98 <strong>gigawatt </strong>(GW) güneş enerjisi diğer tüm enerji kaynaklarından daha fazla. Bunun yarısından fazlası, 53 GW, uzun süredir dünyanın en büyük <strong>kirli kömür</strong> tüketicisi olan <strong>Çin&#8217;deydi</strong>.</p>



<p>Dünyanın en büyük beşinci ekonomisi olan Kaliforniya&#8217;da, <strong>yenilenebilir </strong>enerjiler halihazırda elektriğin üçte birinden fazlasını sağlıyor ve 2030&#8217;dan çok önce yüzde <strong>50</strong>&#8216;yi geçecek. Almanya en az yüzde <strong>80</strong>&#8216;i almayı hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gezegeni-yalnizca-yenilenebilir-enerjilerle-guclendirebiliriz/">Gezegeni yalnızca yenilenebilir enerjilerle güçlendirebiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gezegeni-yalnizca-yenilenebilir-enerjilerle-guclendirebiliriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemiklerimizde yeni bir kan damarı türü keşfedildi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kemiklerimizde-yeni-bir-kan-damari-turu-kesfedildi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kemiklerimizde-yeni-bir-kan-damari-turu-kesfedildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2020 19:43:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[damarlar]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kemikler]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[transkortikal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anatomi kitaplarını yeniden yazma zamanı: kemiklerimizde yeni bir tür kan damarı keşfedildi. Daha önce bilinmeyen bu damarlar kemik yüzeyinden iç boşluklarına geçer ve osteoporoz gibi kemik hastalıklarına ve bağışıklık sistemini ilgilendiren durumlara ışık tutabilir. Almanya&#8217;daki Duisburg-Essen Üniversitesi&#8217;nden Matthias Gunzer, &#8220;İnsan anatomisi hakkında hala öğrenilecek şeyler olması tamamen çılgınca daha önce bilmediğimiz yeni bir yerde kan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kemiklerimizde-yeni-bir-kan-damari-turu-kesfedildi/">Kemiklerimizde yeni bir kan damarı türü keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv.jpg" alt="" class="wp-image-1881" width="375" height="229" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv.jpg 900w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv-600x367.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv-768x469.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv-150x92.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv-300x183.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv-696x425.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/trcgv-687x420.jpg 687w" sizes="auto, (max-width: 375px) 100vw, 375px" /></figure></div>



<p><strong>Anatomi </strong>kitaplarını yeniden yazma zamanı: kemiklerimizde <strong>yeni </strong>bir tür <strong>kan damarı keşfedildi.</strong></p>



<p>Daha önce bilinmeyen bu damarlar <strong>kemik </strong>yüzeyinden iç boşluklarına geçer ve <strong>osteoporoz </strong>gibi kemik <strong>hastalıklarına </strong>ve <strong>bağışıklık </strong>sistemini ilgilendiren durumlara ışık tutabilir.</p>



<p>Almanya&#8217;daki Duisburg-Essen Üniversitesi&#8217;nden Matthias Gunzer, &#8220;İnsan anatomisi hakkında hala öğrenilecek şeyler olması tamamen çılgınca daha önce bilmediğimiz yeni bir yerde kan damarlarını keşfettik&#8221; diyor.</p>



<p>İnsan anatomisi genellikle büyük keşiflerin devam eden bir alanı olarak görülmez, ancak bugün bile bazen yeni <strong>dokular </strong>veya <strong>organlar </strong>gün ışığına çıkar .</p>



<p>Gunzer&#8217;in ekibi, farenin kemiğini <strong>şeffaf </strong>hale getirmek için kimyasallar kullandı. Daha sonra kemik gövdesini geçen küçük kırmızı <strong>kan damarlarını</strong> görebildiler.</p>



<p>Hayvanın alt bacak kemiğinde bir kibrit çöpü büyüklüğünde bu <strong>kılcal </strong>damarlardan yaklaşık bin tane gördüler ve bunlara <strong>transkortikal </strong>damarlar adını verdiler. Önceden, sadece birkaç kan damarının kemiğe uçlarından veya yarı yolda girdiğini biliyorduk. Yeni bulunan kılcal damarlar kemiğin tamamını kaplayarak kan kaynağının çoğunu oluşturur.</p>



<p>Ekip onları küçük insan <strong>uyluk </strong>kemiği parçalarında da gördüğü için insanlar da benzer <strong>transkortikal </strong>damarlara sahip. İnsan kemiklerini besleyen başka tür kan damarları da vardır, bu nedenle transkortikal damarlar toplam dolaşımlarının daha azını oluşturabilir ancak henüz kimse onları bütün bir insan kemiğinde saymadı.</p>



<p>Gunzer, kemiklerin içindeki <strong>ilik</strong>, <strong>bağışıklık </strong>hücrelerinin yapıldığı yerdir ve farelerde transkortikal damarlar, bağışıklık hücrelerinin çıkması için önemli bir yol haline gelmiştir aynı şey insanlar için de geçerli olabilir.</p>



<p>Geçen yıl başka bir grup, farelerin <strong>beyin </strong>dokusu ve <strong>kafatasını </strong>oluşturan plakaların içindeki kemik iliği arasında benzer kılcal damarlara sahip olduğunu buldu. Farelere <strong>felç </strong>veya <strong>menenjit </strong>yaptırıldığında, kafataslarından gelen bağışıklık hücreleri beyne ulaşmak için bu yolu kullandı ve muhtemelen hasara tepki verdi. Ancak insanların kafatasında da bu kan damarlarının olup olmadığı bilinmiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kemiklerimizde-yeni-bir-kan-damari-turu-kesfedildi/">Kemiklerimizde yeni bir kan damarı türü keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kemiklerimizde-yeni-bir-kan-damari-turu-kesfedildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Penguen ve fok gübresi kilometrelerce uzaktaki organizmaları besliyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/penguen-ve-fok-gubresi-kilometrelerce-uzaktaki-organizmalari-besliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/penguen-ve-fok-gubresi-kilometrelerce-uzaktaki-organizmalari-besliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 20:12:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[buzullar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[fok balığı]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[penguen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Penguen ve fok kakası, kilometrelerce uzaktaki bitkilere yardım edebilir. Dışkıdan gelen azot, Antarktika&#8217;daki hayvan kolonilerinden 200 kat daha büyük alanlara yayılır ve bitkileri ve diğer hayvanları besler. Antarktika penguenleri ve deniz fokları, besin maddelerinin okyanustan karaya taşınmasında önemli bir rol oynarlar. Küçük deniz hayvanları ile beslenirler ve emilmeyen besinler dışkı olarak atılır. Amsterdam&#8217;daki Vrije Universiteit&#8217;teki Stef Bokhorst ve meslektaşları, penguen ve fok gübrelerinin Antarktika kara [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/penguen-ve-fok-gubresi-kilometrelerce-uzaktaki-organizmalari-besliyor/">Penguen ve fok gübresi kilometrelerce uzaktaki organizmaları besliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ers.jpg" alt="" class="wp-image-1874" width="355" height="236" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ers.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ers-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 355px) 100vw, 355px" /></figure></div>



<p><strong>Penguen</strong> ve <strong>fok </strong>kakası, kilometrelerce uzaktaki <strong>bitkilere </strong>yardım edebilir. Dışkıdan gelen <strong>azot</strong>, Antarktika&#8217;daki hayvan kolonilerinden 200 kat daha büyük alanlara yayılır ve bitkileri ve diğer hayvanları <strong>besler</strong>.</p>



<p>Antarktika penguenleri ve deniz fokları, besin maddelerinin <strong>okyanustan </strong>karaya taşınmasında önemli bir rol oynarlar. Küçük deniz hayvanları ile beslenirler ve <strong>emilmeyen </strong>besinler <strong>dışkı </strong>olarak atılır. Amsterdam&#8217;daki Vrije Universiteit&#8217;teki Stef Bokhorst ve meslektaşları, penguen ve fok gübrelerinin Antarktika <strong>kara ekosistemini </strong>nasıl etkileyebileceğini öğrenmek istedi.</p>



<p>Böylece ekip, Antarktika Yarımadası&#8217;ndaki <strong>67 </strong>farklı bölgeden Antarktika&#8217;nın birincil <strong>bitki örtüsü </strong>olan <strong>yosun ve liken</strong> topladı. Ayrıca bitki örtüsüyle beslenen <strong>küçük canlıların </strong>yanı sıra <strong>küçük böcekleri </strong>yiyen yırtıcı <strong>akarları </strong>da içeren su ayılarını ve ilkbahar kuyruklarını da örneklediler.</p>



<p>Analizleri, <strong>penguen </strong>ve <strong>mühür kolonilerine </strong>sahip bölgelerde büyüyen tüm organizmalarda, herhangi bir memeli kolonisi olmayan bölgelerde büyüyenlere kıyasla, <strong>nitrojen-15</strong> adı verilen yüksek bir <strong>nitrojen izotopunun </strong>yüksek seviyede olduğunu gösterdi. Bokhorst, nitrojen-15 seviyelerinin o kadar yüksekti ki penguen ve fok gübresi dışında başka hiçbir kaynaktan olamaz.</p>



<p>Penguenler ve foklar, <strong>protein </strong>açısından zengin beslenmeleri nedeniyle büyük miktarlarda nitrojen-15 salgılarlar. Nitrojen dışkılarından <strong>buharlaşır </strong>ve <strong>okyanus rüzgarıyla</strong> iç kısımlara doğru üflenir.</p>



<p>Bu etki, en fazla 6,6 kilometrekarelik bir alana ve bir penguen veya fok kolonisinin boyutunun <strong>240 </strong>katına kadar uzayabilir. Azot <strong>toprağı </strong>zenginleştirir ve karşılığında yosun, liken ve diğer hayvanların bolluğunu artırır, çünkü <strong>organizmalar </strong>için önemli bir <strong>besin maddesidir.</strong></p>



<p>Bokhorst, sonuç olarak, <strong>deniz </strong>memelileri kolonilerinin etkisi altındaki bölgelerde, ekip Antarktika&#8217;daki yosun topluluklarında iklimin daha ılıman olduğu Avrupa çayırlarından 10 kat daha fazla ilkbahar kuyruğu gözlemlediğini söylüyor.</p>



<p>Bokhorst, &#8220;Hayvan dışkısından elde edilen azotun <strong>biyolojik çeşitlilik</strong> üzerinde çok büyük bir etkisi var&#8221; diyor. Sonuç olarak, deniz buzu kaybı ve aşırı <strong>avlanma </strong>gibi faktörlerden kaynaklanan penguen ve fok kolonisindeki değişikliklerin <strong>yerel ekosistemi</strong> önemli ölçüde <strong>etkileyebileceğini </strong>söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/penguen-ve-fok-gubresi-kilometrelerce-uzaktaki-organizmalari-besliyor/">Penguen ve fok gübresi kilometrelerce uzaktaki organizmaları besliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/penguen-ve-fok-gubresi-kilometrelerce-uzaktaki-organizmalari-besliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nanopartikülleri gözlerine enjekte ederek &#8216;gece görüşü&#8217; verilen fareler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/nanopartikulleri-gozlerine-enjekte-ederek-gece-gorusu-verilen-fareler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/nanopartikulleri-gozlerine-enjekte-ederek-gece-gorusu-verilen-fareler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 17:46:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[fareler]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kızılötesi]]></category>
		<category><![CDATA[retina]]></category>
		<category><![CDATA[spektrum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiç karanlıkta görmek istedin mi? Farelere basit bir enjeksiyonla 10 haftaya kadar kızılötesi &#8220;gece görüşü&#8221; verilebileceğini ve ihmal edilebilir yan etkilere sahip olduğunu gösteren bir çalışmanın ışığında bir adım daha yakın olabiliriz . Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi&#8217;nden kıdemli yazar Tian Xue yaptığı açıklamada, bunun insan &#8220;süper vizyonunun&#8221; temeli olmasının yanı sıra kırmızı renk körlüğünü düzeltebileceğini söyledi. Nanoteknoloji, ışığı elektrik sinyallerine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/nanopartikulleri-gozlerine-enjekte-ederek-gece-gorusu-verilen-fareler/">Nanopartikülleri gözlerine enjekte ederek &#8216;gece görüşü&#8217; verilen fareler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lpls.jpg" alt="" class="wp-image-1865" width="395" height="207" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lpls.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lpls-150x79.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lpls-300x158.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 395px) 100vw, 395px" /></figure></div>



<p>Hiç <strong>karanlıkta</strong> görmek istedin mi? Farelere basit bir <strong>enjeksiyonla </strong>10 haftaya kadar <strong>kızılötesi </strong>&#8220;<strong>gece görüşü</strong>&#8221; verilebileceğini ve ihmal edilebilir yan etkilere sahip olduğunu gösteren bir çalışmanın ışığında bir adım daha yakın olabiliriz .</p>



<p>Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi&#8217;nden kıdemli yazar Tian Xue yaptığı açıklamada, bunun insan &#8220;<strong>süper vizyonunun</strong>&#8221; temeli olmasının yanı sıra kırmızı renk körlüğünü düzeltebileceğini söyledi. <strong>Nanoteknoloji</strong>, ışığı <strong>elektrik </strong>sinyallerine dönüştüren gözdeki <strong>retina </strong>hücrelerine bağlanarak çalışır.</p>



<p>İnsanlar gibi fareler, görünür <strong>spektrumun kırmızı </strong>ucunda olan 700 nanometreden daha uzun bir dalga boyuna sahip ışığı algılayamazlar. Ancak nanopartiküller, daha uzun kızılötesi <strong>dalga </strong>boylarına sahip ışığı emer ve retina hücrelerinin algılayabileceği daha kısa dalga ışığına dönüştürür. Bu dönüştürülmüş ışık 535 nanometre dalga boyunda zirve yapar, bu nedenle fareler kızılötesi ışığı <strong>yeşil </strong>olarak görür.</p>



<p>Bu kızılötesi algının sınırlarını araştırmak için Xue ve meslektaşları <strong>fareler </strong>üzerinde bir dizi test yaptı. Gözlerine kızılötesi ışık verildi. Nanopartikül enjeksiyonu verilen farelerin göz bebekleri büzülürken, <strong>inert </strong>bir kontrol <strong>solüsyonu </strong>enjekte edilenler etkilenmedi. Nanopartiküllerle farelerde kızılötesi ışığa yanıt olarak <strong>retina </strong>ve <strong>görsel korteks </strong>de aktive oldu.</p>



<p>Kullanıcının nesnelerden veya hayvanlardan yayılan ısıyı görmesini sağlayan mevcut kızılötesi teknolojisi, genellikle büyük piller ve görünür ışıktan kaynaklanan <strong>parazit </strong>nedeniyle engellenmektedir.</p>



<p>Ancak <strong>su labirenti </strong>testleri, tedavi edilen farelerin kızılötesi desenlerini gün ışığına maruz kalırken de <strong>ayırt </strong>edebildiğini gösterdi.</p>



<p>Aslında fareler, belirli bir kızılötesi modelin suda batık bir <strong>platforma </strong>yol açtığını, model görünür ışık aralığında görüntülendiğinde aynı kuralı kullandığını öğretti. Araştırmacılar, bu farelerin kızılötesi ve görünür ışığı benzer şekilde algıladıklarını gösteriyor.</p>



<p>Bazı fareler enjeksiyondan sonra bulutlu <strong>korne </strong>geliştirdi, ancak bu iki hafta içinde ortadan kayboldu ve kontrol grubundakilere benzer oranlarda meydana geldi. Ekip, deneyden iki ay sonra farelerin gözlerinde başka hiçbir <strong>hasar </strong>kanıtı bulamadı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/nanopartikulleri-gozlerine-enjekte-ederek-gece-gorusu-verilen-fareler/">Nanopartikülleri gözlerine enjekte ederek &#8216;gece görüşü&#8217; verilen fareler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/nanopartikulleri-gozlerine-enjekte-ederek-gece-gorusu-verilen-fareler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın tüm karbonu yüzde 99&#8217;u yeraltında</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-tum-karbonu-yuzde-99u-yeraltinda/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-tum-karbonu-yuzde-99u-yeraltinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2020 17:32:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[asteroitler]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elmaslar]]></category>
		<category><![CDATA[izotop]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[manto]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1566</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 yıllık bir araştırma projesine göre Dünya, 1,85 milyar ton karbon içeriyor. Hepsi tek bir küre halinde birleştirilseydi, birçok asteroidden daha büyük olurdu. Yeni tahmin, 2009 yılında kurulan devasa bir uluslararası araştırma programı olan Derin Karbon Gözlemevi&#8217;nden (DCO) geliyor. Ana hedefi, karbon döngüsünün ölçeğini tahmin etmekti, &#8220;karbonun volkanik patlamalar ve kırıklarda nereden atmosfere giriyor, biyosfere süzülüyor ve çökelti ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-tum-karbonu-yuzde-99u-yeraltinda/">Dünyanın tüm karbonu yüzde 99&#8217;u yeraltında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rtgh.jpg" alt="" class="wp-image-1862" width="345" height="345" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rtgh.jpg 405w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rtgh-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rtgh-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 345px) 100vw, 345px" /></figure></div>



<p>10 yıllık bir araştırma projesine göre Dünya, <strong>1,85 </strong>milyar ton <strong>karbon </strong>içeriyor. Hepsi tek bir küre halinde birleştirilseydi, birçok <strong>asteroidden </strong>daha büyük olurdu.</p>



<p>Yeni tahmin, 2009 yılında kurulan devasa bir uluslararası araştırma programı olan Derin Karbon Gözlemevi&#8217;nden (<strong>DCO</strong>) geliyor. Ana hedefi, karbon döngüsünün ölçeğini tahmin etmekti, &#8220;karbonun <strong>volkanik patlamalar </strong>ve kırıklarda nereden atmosfere giriyor, biyosfere süzülüyor ve çökelti ve kaya olarak gömülüyor.&#8221;</p>



<p>Bu, <strong>yanardağlardan </strong>karbondioksit gazının salınımını ölçmekten <strong>mantonun </strong>derinliklerinden <strong>elmasları </strong>(katı bir karbon biçimi) incelemeye kadar her şeyi içeriyordu. Gözlemevi, karbon döngüsünün zamanla nasıl değiştiğini anlamak için farklı zamanlarda döşenmiş kayalardaki karbon <strong>izotoplarına </strong>da baktı.</p>



<p><strong>Gezegendeki </strong>karbon hareketleri iyi anlaşılırken, dünyanın her bir parçasındaki toplam miktarları tahmin etmek muazzam bir işti. Suarez, &#8220;DCO&#8217;nun son 10 yılda yaptığı tüm çalışmalar, bu karbonun depolandığı yerin gerçek rakamlarını belgelemeye çalışıyor&#8221; diyor.</p>



<p>Suarez, &#8220;Karbonun çoğunluğu <strong>örtüde </strong>ve <strong>çekirdekte </strong>çok derindir&#8221; diyor. Aksine, havadaki, karadaki ve okyanustaki karbon miktarı yalnızca 43,5 trilyon tondur toplamın yüzde 1&#8217;inden az.</p>



<p>Dünyada karmaşık hayvan yaşamının var olduğu dönem olan son 500 milyon yıl boyunca, karbon döngüsü zamanın yüzde 99&#8217;undan fazlası için <strong>dengede </strong>olmuştur. Suarez, &#8220;Çıkan şey tekrar içeri giriyor&#8221; diyor.</p>



<p>Bununla birlikte, örneğin havaya daha fazla karbon salan büyük volkanik <strong>patlamalar </strong>nedeniyle, döngünün yaklaşık bir milyon yıl boyunca dengesiz hale geldiği <strong>dört dönem</strong> bilinmektedir. Suarez, &#8220;Bu olaylar <strong>kitlesel </strong>yok oluş olaylarıyla bağlantılı&#8221; diyor. Örneğin, 252 milyon yıl önce <strong>Permiyen </strong>sonundaki yok oluş, türlerin yüzde 80 ila 90&#8217;ını öldürdü ve neredeyse kesin olarak volkanik patlamalardan kaynaklandı.</p>



<p>Şimdi fosil yakıtları yakarak ve dünyanın geniş alanlarını <strong>ormansızlaştırarak </strong>karbon döngüsünü istikrarsızlaştırıyoruz. Suarez, &#8220;Denge biraz bozuluyor&#8221; diyor. Dahası, Permiyen sonu da dahil olmak üzere önceki olayların herhangi birinden daha hızlı bir şekilde havaya karbon ekliyor gibi görünüyoruz, diyor.</p>



<p>Suarez, &#8220;Bugün yakılan karbonun oluşmasının kaç milyon yıl sürdüğünü düşündüğünüzde oldukça kapsamlı&#8221; diyor. Milyonlarca yılda <strong>kömür damarları </strong>oluştu, ancak &#8220;bunların çoğu son <strong>200 </strong>yılda <strong>yakıldı</strong>&#8220;.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-tum-karbonu-yuzde-99u-yeraltinda/">Dünyanın tüm karbonu yüzde 99&#8217;u yeraltında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-tum-karbonu-yuzde-99u-yeraltinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mantarlar tarafından yok edilen yaklaşık 100 kurbağa, kara kurbağası ve semender türü</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/mantarlar-tarafindan-yok-edilen-yaklasik-100-kurbaga-kara-kurbagasi-ve-semender-turu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/mantarlar-tarafindan-yok-edilen-yaklasik-100-kurbaga-kara-kurbagasi-ve-semender-turu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 20:31:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[amfibi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kurbağa]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[semender]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[vahşi yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaban hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Henüz etkisinin haritasını çıkarmak için yapılmış en kapsamlı uygulamaya göre, 90 amfibi türünün neslinin tükenmesi, ölümcül bir mantar hastalığına bağlanabilir. Toplamda, chytridiomycosis, hastalığın ilk ortaya çıktığı 1980&#8217;lerden bu yana 500&#8217;den fazla kurbağa , kara kurbağası ve semender türünün veya tüm amfibi türlerinin yaklaşık yüzde 7&#8217;sinin azalmasına neden oldu. Hastalığın, yarasa öldüren beyaz burun sendromu gibi diğer vahşi yaşam hastalıklarından daha büyük bir büyüklük sırasına [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mantarlar-tarafindan-yok-edilen-yaklasik-100-kurbaga-kara-kurbagasi-ve-semender-turu/">Mantarlar tarafından yok edilen yaklaşık 100 kurbağa, kara kurbağası ve semender türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fghj.jpg" alt="" class="wp-image-1854" width="372" height="248" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fghj.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fghj-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 372px) 100vw, 372px" /></figure></div>



<p>Henüz etkisinin haritasını çıkarmak için yapılmış en kapsamlı uygulamaya göre, 90 <strong>amfibi</strong> türünün neslinin <strong>tükenmesi</strong>, ölümcül bir <strong>mantar hastalığına </strong>bağlanabilir.</p>



<p>Toplamda, <strong>chytridiomycosis</strong>, hastalığın ilk ortaya çıktığı 1980&#8217;lerden bu yana 500&#8217;den fazla kurbağa , kara kurbağası ve semender türünün veya tüm amfibi türlerinin yaklaşık yüzde 7&#8217;sinin <strong>azalmasına </strong>neden oldu.</p>



<p>Hastalığın, yarasa öldüren <strong>beyaz burun sendromu </strong>gibi diğer <strong>vahşi yaşam </strong>hastalıklarından daha büyük bir büyüklük sırasına göre, herhangi bir <strong>patojen </strong>tarafından en büyük biyolojik çeşitlilik kaybına neden olduğu anlamına gelir.</p>



<p>Hastalığın yayılması konusunda daha önce çalışmalar yapılmış ve kurbağalar ve diğer türler <strong>üzerindeki etkisini </strong>ölçmek için bölgesel çabalar sarf edilmiştir. Ancak yeni çalışmanın arkasındaki ekip, etkilerini <strong>küresel </strong>olarak bir araya getirmek için şimdiye kadarki en iyi çaba olduğunu söylüyor.</p>



<p>Chytridiomycosis, Batrachochytrium dendrobatidis ve Batrachochytrium salamandrivorans adlı iki <strong>chytrid mantarından </strong>kaynaklanır. Mantarların 1980&#8217;lerde <strong>Asya&#8217;da </strong>ortaya çıktığına ve neden oldukları hastalığın hızla yayıldığına inanılıyor. .</p>



<p>Düşen türlerin çoğu için, hastalık anahtar faktördü. Diğerleri için, <strong>habitat </strong>kaybı ve <strong>iklim değişikliği </strong>gibi baskılarla birlikte katkıda bulunan bir faktördü. Düşüş yaşayan türlerin sadece yüzde 12&#8217;si <strong>iyileşme </strong>belirtileri gösterdi.</p>



<p>Küçük <strong>umut </strong>belirtileri var. Hastalığın vurduğu yeni türlerin sayısı azaldı. Bazı kurbağalar hastalığa karşı <strong>direnç </strong>geliştiriyor gibi görünmektedir ve bazı durumlarda <strong>mantar önleyici</strong> tedavilerin işe yaradığı gösterilmiştir.</p>



<p>Garner, nihayetinde daha iyi <strong>biyogüvenlik </strong>ve <strong>yaban hayatı </strong>ticaretinde bir azalma gerektiğini söylüyor. &#8220;Onu <strong>vahşi doğada </strong>tedavi etmek için etkili bir stratejimiz yok.&#8221;</p>



<p>Hastalık, özellikle habitat kaybına bağlı olarak son yıllarda felaketle sonuçlanan düşüşlere maruz kalan kurbağalar ve semenderler için tek tehdit olmaktan çok uzak. Başka bir baskı olan <strong>iklim </strong>değişikliği  de onları hastalıklara karşı <strong>savunmasız </strong>hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mantarlar-tarafindan-yok-edilen-yaklasik-100-kurbaga-kara-kurbagasi-ve-semender-turu/">Mantarlar tarafından yok edilen yaklaşık 100 kurbağa, kara kurbağası ve semender türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/mantarlar-tarafindan-yok-edilen-yaklasik-100-kurbaga-kara-kurbagasi-ve-semender-turu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her şey yarasalar için yine de yemesek mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/her-sey-yarasalar-icin-yine-de-yemesek-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/her-sey-yarasalar-icin-yine-de-yemesek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 19:23:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ışıklar]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yarasa]]></category>
		<category><![CDATA[yırtıcılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırsal kiliselerin kuleleri, tavan araları ve çan kuleleri çeşitli yarasalar için ideal tüneme noktalarıdır. Ancak hayvanların karanlığa ihtiyaçları vardır, böylece av gezilerine çıktıklarında yırtıcılardan kaçınabilirler. İsveç&#8217;teki Lund Üniversitesi&#8217;nden Jens Rydell, bu yüzden uzak kırsal kiliselerde bile projektör aydınlatmasının artan popülaritesinin hayatta kalmalarını tehdit ettiğini söylüyor. Geçen yaz benzersiz bir çalışmada, 1980&#8217;lerde kahverengi uzun kulaklı yarasa popülasyonları için araştırdığı güneybatı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-sey-yarasalar-icin-yine-de-yemesek-mi/">Her şey yarasalar için yine de yemesek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rg.jpg" alt="" class="wp-image-1847" width="-180" height="-127" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rg.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rg-150x107.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rg-300x214.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rg-590x420.jpg 590w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rg-100x70.jpg 100w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p><strong>Kırsal </strong>kiliselerin kuleleri, <strong>tavan </strong>araları ve <strong>çan </strong>kuleleri çeşitli yarasalar için ideal tüneme noktalarıdır. Ancak hayvanların karanlığa ihtiyaçları vardır, böylece av gezilerine çıktıklarında <strong>yırtıcılardan </strong>kaçınabilirler. İsveç&#8217;teki Lund Üniversitesi&#8217;nden Jens Rydell, bu yüzden uzak kırsal kiliselerde bile <strong>projektör </strong>aydınlatmasının artan popülaritesinin hayatta kalmalarını tehdit ettiğini söylüyor.</p>



<p>Geçen yaz benzersiz bir çalışmada, 1980&#8217;lerde kahverengi <strong>uzun kulaklı yarasa </strong>popülasyonları için araştırdığı güneybatı İsveç&#8217;te 61 kırsal kiliseyi yeniden ziyaret etti. O zamanlar kiliselerin hiçbiri ışıklandırılmamıştı; ama şimdi çoğu, dört tarafın hepsinde <strong>aydınlanıyordu</strong>.</p>



<p>Bulguları keskindi. 1980&#8217;lerden beri <strong>ışıksız </strong>kalan 14 kilisenin hepsinde yarasalar vardı. Ama şimdi kısmen yananların yarısı yarasalarını kaybetmişti. Ve Rydell, gecenin büyük bir bölümünde tamamen aydınlatılmış tek bir kilisede teyit edilmiş <strong>kolonilerin </strong>bulunmadığını belirtti.</p>



<p>Tipik bir örnek, Göteborg&#8217;un 60 kilometre doğusundaki <strong>Varnum&#8217;daki </strong>küçük bir ahşap kiliseydi. Rydell, &#8220;1983&#8217;te kulede yarasalar vardı, ancak 2016&#8217;da iz yok&#8221; diyor. Bu arada, “her yönden birer tane olmak üzere dört adet güçlü projektör kuruldu”.</p>



<p>Çalışma sadece uzun kulaklı yarasaları kapsıyordu, ancak Rydell, fare kulaklı ve at nalı yarasalar gibi diğer yavaş uçan <strong>türlerin </strong>muhtemelen aynı modeli göstereceğini söylüyor.</p>



<p>Varnum&#8217;un yakınında yarasalar için <strong>ideal yüksek </strong>dar bir kuleye sahip olan Brunn kilisesi var. Burada, Rydell, yarasaların 1990&#8217;larda üç “<strong>keskin </strong>ve <strong>agresif </strong>projektör” yerleştirilmesinden kurtulduklarını, çünkü kulenin dördüncü tarafı karanlık kaldığını söylüyor.</p>



<p>“Akşamları çatı katından çıkan 68 yarasa saydık. Her biri kilisenin doğu ucundaki dar ve karanlık bir koridordan, neredeyse kilise duvarına ulaşan büyük bir <strong>meşe </strong>ağacının yanına çıktı ”diyor. O karanlık kaçış yolu olmasaydı, &#8220;alaca baykuşlara ve kerkenezlere karşı muhtemelen çok az şansları olacaktı&#8221;.</p>



<p>Asgari şartın, kilisenin bir tarafını, tercihen çevredeki <strong>koruyucu </strong>ağaç kanopilerine en yakın olan kısmı aydınlatmadan bırakmak olduğu sonucuna varır.</p>



<p>Napoli Üniversitesi&#8217;nden Danilo Russo , &#8220;Yapay aydınlatma neredeyse tüm yarasa türleri için bir <strong>tehdittir</strong>&#8221; dedi .</p>



<p>Böyle bir projektör aydınlatması, Avrupa koruma yasasına aykırı görünmektedir. Habitat Direktifi tüm yarasa türlerini korur ve onları rahatsız etmeyi <strong>suç </strong>haline getirir. Yine de yasalara uyan İsveç&#8217;te bile, ışıkların neden olduğu rahatsızlık büyük ölçüde göz ardı ediliyor gibi görünüyor. Kötülük değil, diyor Rydell, sadece <strong>cehalet</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-sey-yarasalar-icin-yine-de-yemesek-mi/">Her şey yarasalar için yine de yemesek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/her-sey-yarasalar-icin-yine-de-yemesek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süper derin elmaslar, erken Dünya&#8217;nın bozulmamış bir parçasının izlerini içerir.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/super-derin-elmaslar-erken-dunyanin-bozulmamis-bir-parcasinin-izlerini-icerir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/super-derin-elmaslar-erken-dunyanin-bozulmamis-bir-parcasinin-izlerini-icerir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 18:45:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[diamond]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elmaslar]]></category>
		<category><![CDATA[helyum]]></category>
		<category><![CDATA[jeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[mineraller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brezilya&#8217;da inanılmaz derecede derin yeraltında oluşan eşsiz bir elmas parçası bulundu. Dahası, yeraltında bozulmadan kalan orijinal Dünya kaya parçasının varlığına işaret eden kanıtlar içerirler. 4 milyar yıldan fazla jeolojik faaliyetle çalkalandıktan sonra, Dünya&#8217;nın erken dönem yapılarından herhangi birinin bugün hala var olabileceğine inanmak zor. Ancak Brezilya&#8217;nın Juína bölgesinde ortaya çıkarılan birkaç elmas, böyle bir kaya rezervuarının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/super-derin-elmaslar-erken-dunyanin-bozulmamis-bir-parcasinin-izlerini-icerir/">Süper derin elmaslar, erken Dünya&#8217;nın bozulmamış bir parçasının izlerini içerir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tghn.jpg" alt="" class="wp-image-1844" width="429" height="224" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tghn.jpg 700w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tghn-600x314.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tghn-150x78.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tghn-300x157.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tghn-696x364.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 429px) 100vw, 429px" /></figure></div>



<p>Brezilya&#8217;da inanılmaz derecede <strong>derin</strong> <strong>yeraltında </strong>oluşan eşsiz bir <strong>elmas parçası</strong> bulundu. Dahası, yeraltında <strong>bozulmadan </strong>kalan orijinal <strong>Dünya kaya parçasının</strong> varlığına işaret eden kanıtlar içerirler.</p>



<p>4 milyar yıldan fazla <strong>jeolojik </strong>faaliyetle çalkalandıktan sonra, Dünya&#8217;nın erken dönem yapılarından herhangi birinin bugün hala var olabileceğine inanmak zor.</p>



<p>Ancak Brezilya&#8217;nın Juína bölgesinde ortaya çıkarılan birkaç <strong>elmas</strong>, böyle bir kaya <strong>rezervuarının </strong>hala yüzeyin derinliklerinde korunduğunu gösteren <strong>kimyasal </strong>imzalar içeriyor.</p>



<p> Avustralya Ulusal Üniversitesi&#8217;nde Suzette Timmerman ve meslektaşları tarafından analiz edilen elmaslar,  Dünya&#8217;nın ilk kayalarına dahil edilen <strong>helyum</strong>&#8211;<strong>3 </strong>adı verilen eski bir helyum <strong>izotopunun </strong>yüksek seviyelerini içeriyor.</p>



<p>Timmerman, bu, kendilerinin 500 milyon yıldan daha az olduğu düşünülen elmasların, Dünya&#8217;nın <strong>orijinal </strong>kayasının bir kalıntısının içinde veya üzerinde oluştuğunu gösteriyor. Oluştukça, bu <strong>ilkel </strong>kayadan yavaşça yukarı doğru yayılan <strong>antik </strong>helyum-3&#8217;ün bir kısmını <strong>kapsüllediler</strong>, diyor.</p>



<p>Elmaslar ayrıca, <strong>ultra </strong>yüksek basınçlarda oluşan <strong>breyit </strong>adı verilen bir <strong>mineral </strong>içerir, bu da yaklaşık 410 ila 660 kilometre <strong>yeraltında </strong>ortaya çıktıklarını düşündürür. Bu, <strong>ilkel </strong>kayanın en az 410 km&#8217;den daha <strong>derin </strong>olması gerektiği anlamına geliyor, diyor Timmerman.</p>



<p>Normalde elmaslar yeraltında 230 km&#8217;den daha <strong>az yer</strong> kaplar. Timmerman, bu, bu &#8220;<strong>süper derin</strong>&#8221; elmasları erken Dünya&#8217;yı incelemek için benzersiz zaman kapsülleri haline getiriyor.</p>



<p>Ekibinin analizine göre elmaslar, yaklaşık <strong>93 </strong>milyon yıl önce <strong>sıcak kaya</strong> ve <strong>volkanik patlamalarla </strong>taşınıyordu ve sonunda yüzeydeki Juína madenlerinde sona eriyor.</p>



<p>Araştırmacılar şimdi bu elmaslarda hapsolmuş helyum-3&#8217;ü <strong>besleyen </strong>korunmuş ilkel kayanın yerini ve boyutunu bulmayı umuyorlar. Timmerman, &#8220;Umarım o zaman nasıl oluştuğunu ve hayatta kaldığını daha iyi anlayabiliriz&#8221; diyor.</p>



<p>En iyi tahmini, ilkel kayanın Dünya&#8217;nın <strong>çekirdeğine </strong>yakın çok yoğun bir yapı olduğudur, bu da neden tüm bu süre boyunca <strong>bozulmadan kalmayı başardığını </strong>açıklayabilir.</p>



<p>Şimdiye kadar yeraltında olduğu için kayaya <strong>doğrudan erişim </strong>mümkün olmayacak, ancak <strong>süper derin </strong>elmaslarla ilgili daha fazla çalışma, onu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir, diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/super-derin-elmaslar-erken-dunyanin-bozulmamis-bir-parcasinin-izlerini-icerir/">Süper derin elmaslar, erken Dünya&#8217;nın bozulmamış bir parçasının izlerini içerir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/super-derin-elmaslar-erken-dunyanin-bozulmamis-bir-parcasinin-izlerini-icerir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkekleri soyadlarına göre çağırmak onlara haksız bir kariyer artışı sağlar. Peki sizce sayın Kara?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/erkekleri-soyadlarina-gore-cagirmak-onlara-haksiz-bir-kariyer-artisi-saglar-peki-sizce-sayin-kara/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/erkekleri-soyadlarina-gore-cagirmak-onlara-haksiz-bir-kariyer-artisi-saglar-peki-sizce-sayin-kara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 18:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kıyas]]></category>
		<category><![CDATA[seçkin]]></category>
		<category><![CDATA[soyad]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Darwin. Einstein. Marie Curie. Profesyoneller hakkında konuştuğumuzda, çeşitli çalışmalardan elde edilen yeni bulgulara göre, erkeklere soyadlarıyla atıfta bulunma eğilimindeyiz, ancak kadınlara değil. Görünüşe göre birisine soyadıyla atıfta bulunduğumuzda, bu aynı zamanda insanların ona ilişkin algılarını da artırıyor. Bu gizli önyargı, birçok meslekte cinsiyet eşitsizliğinin arkasındaki bir faktör olabilir . Cornell Üniversitesi&#8217;nden psikolog Stav Atir, erkek politikacıların kadın meslektaşlarından daha çok soyadlarıyla anıldığını fark ettikten sonra [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/erkekleri-soyadlarina-gore-cagirmak-onlara-haksiz-bir-kariyer-artisi-saglar-peki-sizce-sayin-kara/">Erkekleri soyadlarına göre çağırmak onlara haksız bir kariyer artışı sağlar. Peki sizce sayın Kara?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/erfc.jpg" alt="" class="wp-image-1841" width="331" height="243" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/erfc.jpg 262w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/erfc-150x110.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/erfc-80x60.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" /></figure></div>



<p>Darwin. Einstein. Marie Curie. Profesyoneller hakkında konuştuğumuzda, çeşitli çalışmalardan elde edilen yeni <strong>bulgulara</strong> göre, erkeklere <strong>soyadlarıyla </strong>atıfta bulunma <strong>eğilimindeyiz</strong>, ancak kadınlara değil. Görünüşe göre birisine soyadıyla atıfta bulunduğumuzda, bu aynı zamanda insanların ona ilişkin <strong>algılarını </strong>da artırıyor. Bu gizli önyargı, birçok meslekte <strong>cinsiyet eşitsizliğinin </strong>arkasındaki bir <strong>faktör </strong>olabilir .</p>



<p>Cornell Üniversitesi&#8217;nden psikolog Stav Atir, erkek <strong>politikacıların </strong>kadın <strong>meslektaşlarından </strong>daha çok soyadlarıyla anıldığını fark ettikten sonra araştırmayı yapmaya karar verdi. &#8220;Bu modelin gerçekten var olup olmadığını öğrenmek istedim ve eğer öyleyse, herhangi bir sonucu var mı?&#8221; Diyor.</p>



<p>Meslektaşı Melissa Ferguson ile birlikte, Atir, profesörlerinin yaklaşık <strong>5.000 </strong>çevrimiçi öğrenci incelemesini ve 300&#8217;den fazla ABD siyasi radyo programı bölümünün <strong>transkriptlerini </strong>analiz ederek işe başladı.</p>



<p>Başka bir deneyde, 184 gönüllüye <strong>kurgusal </strong>kimyager Dolores Berson ve Douglas Berson&#8217;ın çalışmaları hakkında aynı madde işaretleri verildi ve bilgileri <strong>tam cümlelerle </strong>yeniden yazmaları istendi.</p>



<p>Bu ve diğer birkaç benzer çalışmada ikili, ortalama olarak hem erkeklerin hem de kadınların soyadlarına göre erkeklerden kadınlardan iki kat daha <strong>fazla bahsettiğini </strong>buldu. Berson deneyinde, bunu yapma olasılıkları dört kat daha fazlaydı.</p>



<p>Bu soyadı önyargısının <strong>gerçek dünyada </strong>önemli sonuçları olabilir. Sonraki deneylerde, Atir ve Ferguson bilim adamlarının tam adından ziyade soyadıyla anılan bilim adamlarının daha <strong>ünlü </strong>ve <strong>seçkin </strong>olduğuna karar verildiğini buldu.</p>



<p>Geçmiş araştırmalardan şöhretin daha fazla tanınmaya yol açabileceğini biliyoruz, <strong>Matthew Etkisi</strong> olarak bilinen bir şey. Örneğin, bir çalışma eleştirmenlerin ünlü bir araştırmacının makalesini kimin yazdığını bildiklerinde, yazarın adının gizli tutulduğu zamana <strong>kıyasla </strong>kabul etme olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösterdi .</p>



<p>Bu fikir, Atir&#8217;in son deneyine yansımıştır. 500&#8217;den fazla katılımcıdan, tam adı veya soyadı ile anılan bilim adamlarına 500.000 $ <strong>Ulusal Bilim Vakfı</strong> ödülü verilip verilmeyeceğini değerlendirmeleri istendi. İkincisinin ödül için önerilme olasılığı yüzde 14 daha yüksekti.</p>



<p>Atir, aksine <strong>sezgisel </strong>olarak, tanınmalarına yardımcı olmak için kadınlara tam adlarıyla atıfta bulunabileceğimizi düşünüyor. Atir, bugün bile birçok meslek için varsayılan <strong>cinsiyetin </strong>erkek olduğu varsayılıyor, diyor. Bir soyadı duyduğunuzda, bunun erkek olduğunu düşünüyorsunuz. Dolayısıyla kadınların tam isimleri, katkılarını ve katılımlarını vurgulamak için kullanılır ancak bu <strong>eşitlikçi motivasyon </strong>geri tepebilir. Atir, “Çalışmalarımız, kadınların daha <strong>az saygın </strong>olarak görülmesinin istenmeyen bir sonucu olduğunu gösteriyor” diyor.</p>



<p>Soyadı önyargısı doğrulanırsa, işyerinde büyük <strong>cinsiyet </strong>farklılıklarına yol açan görünüşte küçük <strong>önyargıların </strong>uzun bir listesine katılacaktır .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/erkekleri-soyadlarina-gore-cagirmak-onlara-haksiz-bir-kariyer-artisi-saglar-peki-sizce-sayin-kara/">Erkekleri soyadlarına göre çağırmak onlara haksız bir kariyer artışı sağlar. Peki sizce sayın Kara?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/erkekleri-soyadlarina-gore-cagirmak-onlara-haksiz-bir-kariyer-artisi-saglar-peki-sizce-sayin-kara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanat tarihini şekillendiren dokuz ilginç renk</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sanat-tarihini-sekillendiren-dokuz-ilginc-renk/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sanat-tarihini-sekillendiren-dokuz-ilginc-renk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 17:50:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[boyalar]]></category>
		<category><![CDATA[eserler]]></category>
		<category><![CDATA[mineraller]]></category>
		<category><![CDATA[pigment]]></category>
		<category><![CDATA[renkler]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[usta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narayan Khandekar, &#8220;renk her zaman oradaydı&#8221; diyor. &#8220;İnsanlar olarak nasıl olduğumuz için çok önemli.&#8221; İnsanlığın sanatsal mizacında şafak sökerken kayalarda, kabuklarda ve mağara duvarlarında, topraksı toprak minerallerinden kırmızılar, kahverengiler portakallar ve odun kömüründen siyah ortaya çıktı . Daha sonra bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen pigmentler ve boyalar geldi ve bu güne kadar devam eden sanatta, giysilerde ve diğer eşyalarda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sanat-tarihini-sekillendiren-dokuz-ilginc-renk/">Sanat tarihini şekillendiren dokuz ilginç renk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/hkol.jpg" alt="" class="wp-image-1836" width="345" height="230" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/hkol.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/hkol-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 345px) 100vw, 345px" /></figure></div>



<p>Narayan Khandekar, &#8220;renk her zaman oradaydı&#8221; diyor. &#8220;İnsanlar olarak nasıl olduğumuz için çok önemli.&#8221; İnsanlığın sanatsal <strong>mizacında </strong>şafak sökerken kayalarda, kabuklarda ve mağara duvarlarında, topraksı toprak <strong>minerallerinden kırmızılar</strong>, kahverengiler portakallar ve odun kömüründen <strong>siyah </strong>ortaya çıktı .</p>



<p>Daha sonra bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen <strong>pigmentler </strong>ve <strong>boyalar </strong>geldi ve bu güne kadar devam eden sanatta, giysilerde ve diğer eşyalarda renge sahip olma ve bunlarda <strong>ustalaşma </strong>aşkı geldi.</p>



<p>Bu uzun vadeli ilişki <strong>Forbes Pigment Koleksiyonu</strong> tarafından belgelenmiştir. Khandekar&#8217;ın <strong>küratörlüğünü </strong>yaptığı kitap, esas olarak Harvard Üniversitesi&#8217;nin Fogg Sanat Müzesi&#8217;nde bulunan yaklaşık <strong>3000 pigment </strong>içeriyor. İlgili veri tabanıyla birlikte 5000 yıllık <strong>insanlık </strong>tarihini kapsayan eşsiz bir <strong>referans eserdir</strong>.</p>



<p>Koleksiyon, kısmen Eski <strong>Ustaların </strong>ucuz <strong>taklitlerini </strong>tespit etme girişimi olarak oluşturuldu, ancak bugün esas olarak bu resimlerin yaratılışını inceleyen <strong>sanat tarihçileri</strong> tarafından kullanılıyor. Uzmanlar, bir resmin nasıl yapıldığını ve zamanın tahribatının <strong>orijinal </strong>hali nasıl değiştirmiş olabileceğini anlamak için kütüphanedeki referans <strong>spektrumlarıyla </strong>pigmentlerin bileşimini ve bağlayıcı ortamları karşılaştırabilirler. Khandekar, &#8220;500 yıl öncesinden bir sanatçıyla konuşmak kadar yakın&#8221; diyor.</p>



<p>Ancak bir sanat eserini veya başka bir eseri <strong>renklendirmek </strong>için kullanılmadan önce bile birçok pigment uzun bir yol kat etti. Her biri bir <strong>ışık </strong>ve <strong>gölge </strong>hikayesi anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sanat-tarihini-sekillendiren-dokuz-ilginc-renk/">Sanat tarihini şekillendiren dokuz ilginç renk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sanat-tarihini-sekillendiren-dokuz-ilginc-renk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adınız, başkalarının kişiliğiniz hakkında ne düşündüğünü nasıl şekillendiriyor?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/adiniz-baskalarinin-kisiliginiz-hakkinda-ne-dusundugunu-nasil-sekillendiriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/adiniz-baskalarinin-kisiliginiz-hakkinda-ne-dusundugunu-nasil-sekillendiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 17:29:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[isim]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[önyargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni araştırmalar, adınızın diğer insanların yaşınızı, kişiliğinizi ve işinizde ne kadar iyi olduğunuzu nasıl algıladığını şekillendirdiğini gösteriyor ve bulgular bazı klasik psikoloji deneylerinin yanlış olduğu anlamına gelebilir. New York&#8217;taki Syracuse Üniversitesi&#8217;nden Leonard Newman ve meslektaşları, 500 üniversite öğrencisinden son yetmiş yılda 400 popüler erkek ve kadın ismi derecelendirmelerini istedi. Sorular şu biçimde çerçevelendi: “Samantha ile tanışmak üzere olduğunuzu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/adiniz-baskalarinin-kisiliginiz-hakkinda-ne-dusundugunu-nasil-sekillendiriyor/">Adınız, başkalarının kişiliğiniz hakkında ne düşündüğünü nasıl şekillendiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtfh.jpg" alt="" class="wp-image-1832" width="371" height="282" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtfh.jpg 250w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtfh-150x114.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtfh-80x60.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 371px) 100vw, 371px" /></figure></div>



<p>Yeni araştırmalar, <strong>adınızın </strong>diğer <strong>insanların yaşınızı</strong>, <strong>kişiliğinizi </strong>ve <strong>işinizde </strong>ne kadar iyi olduğunuzu nasıl <strong>algıladığını </strong>şekillendirdiğini gösteriyor ve bulgular bazı <strong>klasik psikoloji </strong>deneylerinin yanlış olduğu anlamına gelebilir.</p>



<p><a href="http://thecollege.syr.edu/people/faculty/pages/psy/newman-leonard.html"></a>New York&#8217;taki Syracuse Üniversitesi&#8217;nden Leonard Newman ve meslektaşları, 500 üniversite öğrencisinden son yetmiş yılda 400 popüler erkek ve kadın ismi <strong>derecelendirmelerini </strong>istedi. Sorular şu biçimde çerçevelendi: “Samantha ile tanışmak üzere olduğunuzu hayal edin. Adını gördüğünüzde ne kadar <strong>yetkin, sıcak, yaşlı</strong> olduğunu düşünüyorsunuz? &#8220;</p>



<p>Sıcaklık ve yeterlilik söz konusu olduğunda, net bir <strong>cinsiyet </strong>etkisi vardı. Hannah, Melody ve Mia gibi, düşük yeterlilik ve yüksek sıcaklıkla ilişkili isimler kadın olma eğilimindeydi. Tersine, Howard, Lawrence ve Reginald gibi, yüksek yeterlilik ve düşük sıcaklıkla ilişkilendirilen isimler erkek olma eğilimindeydi. Newman, &#8220;Sonuçlar cinsiyet <strong>stereotiplerini </strong>yansıtıyor&#8221; diyor.</p>



<p>Yetmiş yıl boyunca, bazı isimler özellikle yaşla ilişkilendirildi örneğin, Betty ve Bruce sürekli olarak Brittney ve Brad&#8217;den daha yaşlı olarak algılanıyordu. &#8220;Bunu aşmanın tek yolu, David veya Michael gibi asla modası geçmeyen bir isim seçmektir.&#8221;</p>



<p>Newman, bulguların genellikle <strong>varsayımsal </strong>senaryoların bir parçası olarak kurgusal karakterleri çağıran psikolojik deneyler için çıkarımları olduğunu söylüyor. Bu karakterlerin isimleri sonuçları çarpıtabilir, diyor.</p>



<p>Örneğin, <strong>1960</strong>&#8216;larda yapılan ünlü bir <strong>deney</strong>, insanlardan &#8220;<strong>John</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>Joan</strong>&#8221; olarak etiketlenen aynı <strong>makaleleri </strong>derecelendirmelerini istedi. Joan&#8217;ın makalesi, cinsiyetçiliğin kanıtı olarak öne sürülen daha düşük seviyede işaretlenme eğilimindeydi. Ancak Joan <strong>eski nesil</strong> bir isim olduğu için, insanların <strong>cinsiyetinden </strong>ziyade <strong>algılanan yaşından </strong>dolayı aslında ona karşı <strong>önyargılı </strong>olması muhtemel, diyor Newman.</p>



<p>Newman, kesin olarak öğrenmek için, araştırmacıların bu deneyi, son çalışmada benzer derecelendirmeler alan Jessica ve Jason gibi <strong>karşılaştırılabilir </strong>erkek ve kadın isimleri kullanarak tekrarlayabileceklerini söylüyor. Jessica&#8217;nın özdeş makalesi ortalamanın altında kalsaydı, bu <strong>cinsiyetçiliğin </strong>daha ikna edici bir kanıtı olurdu, diyor.</p>



<p>En son araştırma, isim <strong>önyargılarının </strong>daha önceki kanıtlarına dayanıyor. Daha önce yapılan bir çalışmada, örneğin öğrencinin adı o sırada popüler olsaydı, öğretmenlerin makaleleri daha uygun şekilde derecelendirdiğini buldu.</p>



<p>Birleşik Krallık&#8217;ta bir bilim festivaline katılan insanlarla yakın zamanda yapılan bir anket, Elizabeth, Caroline, James ve Richard gibi kraliyet isimleri olan kişilerin daha <strong>başarılı </strong>olarak algılandığını ortaya çıkardı. Ayrıca, en çekici olarak algılanan isimlerin, Sophie gibi yumuşak tınlayan kadın isimleri veya Jack gibi kısa, keskin erkek isimleri olma eğiliminde olduğunu buldu.</p>



<p>Ünlü bir ABD araştırması, aynı iş başvurusunun, Emily gibi &#8220;beyaz&#8221; bir adla, Lakisha gibi &#8220;siyah&#8221; bir adla <strong>etiketlendiğinde </strong>daha başarılı olduğunu buldu. Bir başkası Ajax, Atholl, Magestic ve Tangerine gibi alışılmadık isimlerin işe alım kararları sırasında daha <strong>az olumlu</strong> görüldüğünü buldu.</p>



<p><strong>Cinsiyet</strong>, <strong>yaş </strong>ve <strong>ırkın </strong>hepsinin isim <strong>önyargısını </strong>etkiliyor gibi görünmesi iç karartıcı. Newman, popüler olmayan veya alışılmadık bir adın mutlaka <strong>kaderinizin mühürlendiği </strong>anlamına gelmediğini söylüyor. &#8220;Yıllar önce, ailem Chicago&#8217;da beni ziyarete geldi ve koşan yerel bir politikacı için işaretler gösterdim&#8221; diyor. “Onlara &#8216;çok çekici, çok ileri gidecek&#8217; dedim ve bana güldüler ve &#8216;Amerikan siyasetinde Barack Hussein Obama gibi bir isimle çok ileri gideceğini sanmıyorum&#8217; dediler. Açıkçası, <strong>yanılıyorlardı </strong>ve <strong>isimlerden </strong>çok daha <strong>önemli şeyler var.</strong>&#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/adiniz-baskalarinin-kisiliginiz-hakkinda-ne-dusundugunu-nasil-sekillendiriyor/">Adınız, başkalarının kişiliğiniz hakkında ne düşündüğünü nasıl şekillendiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/adiniz-baskalarinin-kisiliginiz-hakkinda-ne-dusundugunu-nasil-sekillendiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlar Karayiplerin dev kara tembel hayvanlarını yok etti</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gelen-insan-karayiplerin-dev-kara-tembel-hayvanlarini-yok-etti/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gelen-insan-karayiplerin-dev-kara-tembel-hayvanlarini-yok-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 14:58:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[buzul çağı]]></category>
		<category><![CDATA[dev kara tembel hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[karayipler]]></category>
		<category><![CDATA[koloni]]></category>
		<category><![CDATA[kronoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mamutlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaban hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dev kara tembel hayvanını kim öldürdü? Ya da mamut ve kılıç dişli kedi? İnsanlar mıydı yoksa son buzul çağının sonu gibi doğal bir olay mıydı? Soru sonsuza kadar tartışılıyor. Ama cevap, en azından Karayipler&#8217;de, şimdi kesin görünüyor: insanlardı. İnsanların ve doğal iklim değişikliklerinin yaban hayatı üzerindeki etkilerini ayırt etmek zordur. Sorun şu ki, iklim değişiklikleri insanların nerede ve nasıl yaşadığını etkiliyor. Kuzey Amerika&#8217;nın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gelen-insan-karayiplerin-dev-kara-tembel-hayvanlarini-yok-etti/">İnsanlar Karayiplerin dev kara tembel hayvanlarını yok etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj.jpg" alt="" class="wp-image-1823" width="421" height="237" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tgvhj-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 421px) 100vw, 421px" /></figure></div>



<p><strong>Dev kara tembel hayvanını</strong> kim öldürdü? Ya da mamut ve kılıç dişli kedi? <strong>İnsanlar </strong>mıydı yoksa son <strong>buzul çağının</strong> sonu gibi doğal bir olay mıydı? Soru sonsuza kadar tartışılıyor. Ama cevap, en azından <strong>Karayipler&#8217;de</strong>, şimdi kesin görünüyor: insanlardı.</p>



<p>İnsanların ve doğal <strong>iklim </strong>değişikliklerinin <strong>yaban hayatı</strong> üzerindeki etkilerini ayırt etmek zordur. Sorun şu ki, iklim değişiklikleri insanların nerede ve nasıl yaşadığını etkiliyor.</p>



<p>Kuzey Amerika&#8217;nın çoğunda, insanlar son buzul çağının sonlarına doğru geldi ve kısa sürede <strong>büyük memelilerden </strong>oluşan bir hayvan grubu <strong>ortadan kayboldu</strong>. Kayıplar arasında korkunç kurtlar, kısa yüzlü ayılar, Amerikan aslanı ve kara tembel hayvanları vardı. Suçu atfetmek neredeyse imkansızdır.</p>



<p>Ancak Karayip adalarının farklı olduğunu söylüyor Maryland, Baltimore&#8217;daki Johns Hopkins Üniversitesi&#8217;nden Siobhán Cooke. Buz devri 12.000 yıl önce sona erdi, ancak <strong>arkeolojik </strong>kanıtlar, insanların adaların çoğuna yalnızca 5000 yıl önce ulaştığını gösteriyor.</p>



<p>Cooke ve meslektaşları, neslinin tükenmesi ve insan işgalinin <strong>kronolojisinin </strong>ayrıntılı bir analizini yaptı. Verileri, dev kara tembel hayvanlarının yanı sıra bölgenin esrarengiz maymunlarını, dev kemirgenleri ve daha fazlasını kesen insanların geldiğini gösteriyor.</p>



<p>Los Angeles Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nden eş yazar Alexis Mychajliw , &#8220;İnsanların <strong>gelişi </strong>ve <strong>iklim değişiklikleri </strong>birçok kıtada benzer zamanlarda meydana geliyor&#8221; diyor . &#8220;Ancak, dünyadaki adalar genellikle daha sonra <strong>kolonileştirildi</strong>.&#8221; <strong>Araştırma</strong>, geldiklerinde insanların yaygın ekolojik etkilerini gösteriyor. Karayipler&#8217;de büyük memelilerin neredeyse tamamı, insanlar gelip avlanmaya ve tarıma başladıktan sonra ortadan kayboldu.</p>



<p>Fosil kayıtlarındaki 130 Karayip memelisinden sadece 73&#8217;ü bugün hayatta kalmaktadır. Ancak büyük memelilerin katledilmesi, bu adalardaki vahşi yaşam için tek felaket değildi. Sadece 500 yıl önce, <strong>Avrupalılar </strong>ortaya çıktığında ikinci bir kitlesel yok oluş oldu.</p>



<p>Bu sefer, <strong>yenen </strong>küçük memelilerdi. Cooke, endemik kemirgenlerin, fareye benzeyen böcekçillerin ve birçok yarasa türünün hiç şansı olmadığını söylüyor. Yeni gelenler, kediler, sıçanlar, köpekler, inekler ve firavun fareleri gibi açgözlü Eski Dünya memelilerinin yüklerini kaybetmesine izin veriyor.</p>



<p>New York&#8217;taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nden tembel hayvan uzmanı Ross MacPhee, &#8220;Tarih öncesi yok oluşların söz konusu olduğu yerlerde nadiren tüten bir <strong>silah </strong>vardır, ancak yazarlar Batı Hindistan&#8217;daki kayıpların çoğunun <strong>insanların gelişiyle </strong>ilişkilendirilebileceğini gösteriyor.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gelen-insan-karayiplerin-dev-kara-tembel-hayvanlarini-yok-etti/">İnsanlar Karayiplerin dev kara tembel hayvanlarını yok etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gelen-insan-karayiplerin-dev-kara-tembel-hayvanlarini-yok-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Michelangelo&#8217;nun kullanamadığı enfes mermer</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/michelangelonun-kullanamadigi-enfes-mermer/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/michelangelonun-kullanamadigi-enfes-mermer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 14:38:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[kristal]]></category>
		<category><![CDATA[mermer]]></category>
		<category><![CDATA[michelangelo]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[taşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1631</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalya&#8217;nın Apuan Alpleri&#8217;nde, Altissimo Dağı&#8217;ndaki Cervaiole bir mermer ocağıdır. İşçiler, yaklaşık 10.000 kilogram ağırlığındaki mermer bloklar kaldırıldığında düşebilecek gevşek kayaları kaldırırlar. Deniz seviyesinden bir kilometreden fazla yüksekte olmasına rağmen buradaki mermer, 500 yıl önce Altissimo&#8217;nun yamaçlarında yürüyüş yapan Rönesans heykeltıraşı Michelangelo tarafından keşfedildi. Orada bulduğu mermerin &#8220;şekeri anımsatan kristalin &#8221; Davut heykelini oymak için kullandığı Carrara mermerinden daha [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/michelangelonun-kullanamadigi-enfes-mermer/">Michelangelo&#8217;nun kullanamadığı enfes mermer</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb.jpg" alt="" class="wp-image-1819" width="423" height="277" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb-600x392.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb-768x502.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb-150x98.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb-300x196.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb-696x455.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb-642x420.jpg 642w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dcfvb-741x486.jpg 741w" sizes="auto, (max-width: 423px) 100vw, 423px" /></figure></div>



<p>İtalya&#8217;nın Apuan Alpleri&#8217;nde, Altissimo Dağı&#8217;ndaki <strong>Cervaiole </strong>bir <strong>mermer ocağıdır</strong>. İşçiler, yaklaşık 10.000 kilogram ağırlığındaki mermer bloklar kaldırıldığında düşebilecek gevşek kayaları kaldırırlar.</p>



<p>Deniz seviyesinden bir kilometreden fazla yüksekte olmasına rağmen buradaki mermer, 500 yıl önce Altissimo&#8217;nun yamaçlarında yürüyüş yapan <strong>Rönesans heykeltıraşı Michelangelo </strong>tarafından <strong>keşfedildi</strong>. Orada bulduğu mermerin &#8220;<strong>şekeri </strong>anımsatan <strong>kristalin </strong>&#8221; <strong>Davut </strong>heykelini oymak için kullandığı <strong>Carrara </strong>mermerinden daha iyi olabileceğine inanıyordu .</p>



<p>Michelangelo, Floransa&#8217;daki San Lorenzo katedralinin tasarımlarında <strong>Cervaiole </strong>mermerini kullanmayı planladı, bu yüzden onu dağın aşağısına <strong>taşımaya </strong>çalıştı. Ancak bir taş ocağı ve bir bağlantı yolu kurmaya çalışırken üç yıllık zorluktan sonra, Papa X. Leo planları iptal etti.</p>



<p>Üç yüzyıl sonra, <strong>Henraux </strong>şirketi, bugün hala aktif olan <strong>Altissimo </strong>taş ocaklarını kurdu. Auguste Rodin, Henry Moore ve Joan MirÓ&#8217;nun hepsi Altissimo mermerinden <strong>heykeller </strong>yaptı Vatikan&#8217;daki Aziz Petrus Bazilikası ve Abu Dabi&#8217;deki Şeyh Zayed Ulu Camii&#8217;ni döşemek için kullanıldı. Ancak Michelangelo uğraş verdiği bu taşı kullanamadı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/michelangelonun-kullanamadigi-enfes-mermer/">Michelangelo&#8217;nun kullanamadığı enfes mermer</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/michelangelonun-kullanamadigi-enfes-mermer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kumdan kaleler yaptık yine</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kumdan-kaleler-yaptik-yine/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kumdan-kaleler-yaptik-yine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 14:19:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kum]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 10&#8216;u kumla kaplı olmasına rağmen, çoğu bizim için faydasızdır. Doğru türe ulaşmak, korkunç çevresel bozulmaya neden oluyor. Tıpkı plastiğe olan talebinizin okyanus kirliliğine az miktarda katkıda bulunması ulaşım ve elektrik kullanımınızın karbondioksitin atmosfere sızmasına izin vermesi gibi, betona olan ihtiyacınız da kum madenciliğinin yıkıcılığını artırmaya yardımcı olur. Antroposen&#8217;de yaşamanın gerçeği budur: bireysel etkiler küçük [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kumdan-kaleler-yaptik-yine/">Kumdan kaleler yaptık yine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/azd.png" alt="" class="wp-image-1814" width="604" height="329" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/azd.png 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/azd-150x82.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/azd-300x163.png 300w" sizes="auto, (max-width: 604px) 100vw, 604px" /></figure></div>



<p><strong>Dünya yüzeyinin </strong>yaklaşık yüzde <strong>10</strong>&#8216;u kumla kaplı olmasına rağmen, çoğu bizim için <strong>faydasızdır</strong>. Doğru <strong>türe </strong>ulaşmak, korkunç <strong>çevresel bozulmaya </strong>neden oluyor.</p>



<p>Tıpkı <strong>plastiğe </strong>olan talebinizin <strong>okyanus kirliliğine </strong>az miktarda <strong>katkıda </strong>bulunması <strong>ulaşım ve elektrik</strong> kullanımınızın <strong>karbondioksitin </strong>atmosfere sızmasına izin vermesi gibi, betona olan ihtiyacınız da kum madenciliğinin yıkıcılığını artırmaya yardımcı olur. <strong>Antroposen&#8217;de </strong>yaşamanın gerçeği budur: bireysel etkiler küçük olabilir, ancak <strong>kolektif </strong>ayak izimiz o kadar büyük ki Dünya&#8217;nın <strong>jeolojisini</strong>, <strong>atmosferini </strong>ve <strong>iklimini </strong>etkiliyoruz.</p>



<p>Kuşkusuz, betonu kesmek, uçuşlarınızı dengelemekten veya plastik torba tüketiminizi azaltmaktan daha zordur. Ancak bu, kumun yukarıdan aşağı hareket için faydalı bir toplanma çığlığı olmasını sağlar. <strong>Yıkıcılığımızın</strong>, görünüşte sınırsız bir şeyden kaçtığımız gerçeğinden daha <strong>güçlü </strong>bir sembolü yoktur.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kumdan-kaleler-yaptik-yine/">Kumdan kaleler yaptık yine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kumdan-kaleler-yaptik-yine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eroin kullanıcılarının beyinleri narkolepsi için yeni bir tedaviye işaret ediyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/eroin-kullanicilarinin-beyinleri-narkolepsi-icin-yeni-bir-tedaviye-isaret-ediyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/eroin-kullanicilarinin-beyinleri-narkolepsi-icin-yeni-bir-tedaviye-isaret-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 13:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[eroin]]></category>
		<category><![CDATA[morfin]]></category>
		<category><![CDATA[narkolepsi]]></category>
		<category><![CDATA[opioidin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1623</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eroin kullanıcılarının anormal derecede yüksek miktarlarda &#8220;uyanıklığı&#8221; teşvik eden bir beyin kimyasalı ürettikleri bulunmuştur. Bulgu, insanların kontrolsüz bir şekilde uykuya daldığı bir durum olan narkolepsi için yeni tedavilere yol açabilir. Önceki araştırmalar, insanların normalde beyinlerinde hipokretin adı verilen bir kimyasal üreten yaklaşık 70.000 hücreye sahip olduğunu göstermiştir. Ancak narkoleptiklerde bu hücrelerin yüzde 90&#8217;ı bu maddeyi üretmeyi bırakıyor . Şimdi, bir ekip tesadüfen eroin bağımlısı insanların [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eroin-kullanicilarinin-beyinleri-narkolepsi-icin-yeni-bir-tedaviye-isaret-ediyor/">Eroin kullanıcılarının beyinleri narkolepsi için yeni bir tedaviye işaret ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-1024x355.jpg" alt="" class="wp-image-1811" width="866" height="300" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-1024x355.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-600x208.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-768x266.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-150x52.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-300x104.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-696x241.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb-1068x370.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ycvghb.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 866px) 100vw, 866px" /></figure></div>



<p><strong>Eroin </strong>kullanıcılarının anormal derecede yüksek miktarlarda &#8220;<strong>uyanıklığı</strong>&#8221; teşvik eden bir <strong>beyin kimyasalı ürettikleri</strong> bulunmuştur. <strong>Bulgu</strong>, insanların kontrolsüz bir şekilde uykuya daldığı bir durum olan <strong>narkolepsi </strong>için yeni tedavilere yol açabilir.</p>



<p>Önceki araştırmalar, insanların normalde beyinlerinde <strong>hipokretin </strong>adı verilen bir kimyasal üreten yaklaşık 70.000 <strong>hücreye </strong>sahip olduğunu göstermiştir. Ancak narkoleptiklerde bu hücrelerin yüzde 90&#8217;ı bu maddeyi üretmeyi bırakıyor . Şimdi, bir ekip tesadüfen eroin <strong>bağımlısı </strong>insanların bundan çok büyük miktarlarda üretebildiklerini <strong>keşfetti</strong>.</p>



<p>Beş eroin kullanıcısının beyinlerinin <strong>otopsi analizi</strong>, her insanın normalde beyinlerden ortalama yüzde 54 daha fazla hipokretin üreten hücrelere <strong>sahip </strong>olduğunu ortaya koydu.</p>



<p>Ekibi keşfi yapan Los Angeles&#8217;taki California Üniversitesi&#8217;nden Jerome Siegel, bulg, hipokretinin bir bağımlı kişinin eroin kullanımını <strong>motive </strong>ettiğini gösteriyor .</p>



<p>Siegel, hipokretinin her iki durumu da <strong>tedavi </strong>etmenin anahtarı olabileceğini söylüyor. Eroin kullanıcıları çok fazla, narkoleptikler ise çok az kazanıyor, bu nedenle her ikisi de seviyeleri <strong>normale </strong>döndüren tedavilerden yararlanabilir.</p>



<p>Siegel, <strong>genetik </strong>olarak narkolepsiye sahip farelere en az iki hafta boyunca eroine benzer <strong>morfin </strong>verdiğinde, ilaç hipokretin düzeylerini normale döndürdü ve durumlarını hafifletti.</p>



<p>Siegel ve meslektaşları şu anda narkolepsiyi tedavi etmeye uygunluk açısından <strong>kodein </strong>gibi daha hafif <strong>afyonları </strong>tarıyorlar. Pek çok <strong>opioidin </strong>bağımlılık yapıcı olduğu ve <strong>ABD&#8217;de </strong>aşırı <strong>doz ölümlerinde </strong>artışa yol açtığı düşünüldüğünde, olası herhangi bir narkolepsi tedavisi <strong>ideal </strong>olarak <strong>bağımlılık </strong>yapmayan bir ilaca dayanacaktır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eroin-kullanicilarinin-beyinleri-narkolepsi-icin-yeni-bir-tedaviye-isaret-ediyor/">Eroin kullanıcılarının beyinleri narkolepsi için yeni bir tedaviye işaret ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/eroin-kullanicilarinin-beyinleri-narkolepsi-icin-yeni-bir-tedaviye-isaret-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya yatırımları petrol ve gaz rezervlerinin üzerine</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yatirimlari-petrol-ve-gaz-rezervlerinin-uzerine/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yatirimlari-petrol-ve-gaz-rezervlerinin-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 13:20:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[rezerv]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1636</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliği inkarcılığı her zaman güçlü bir kişisel çıkar kokusu taşımıştır. Yüksek kârlı fosil yakıt şirketlerinin statükoyu değiştirmek için çok az teşviki var. Birine sahip olmak, para basma lisansına olabildiğince yakındır. Ancak üç aylık bilançonun ötesinde, değişimin önünde daha da büyük bir mali engel var. Dünya ekonomisi, petrol ve gaz rezervlerinin gelecekteki keşfi ve sömürüsüne büyük ölçüde, neredeyse [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yatirimlari-petrol-ve-gaz-rezervlerinin-uzerine/">Dünya yatırımları petrol ve gaz rezervlerinin üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lfvbn.jpg" alt="" class="wp-image-1806" width="415" height="267" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lfvbn.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lfvbn-600x387.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lfvbn-150x97.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lfvbn-300x193.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lfvbn-696x449.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/lfvbn-652x420.jpg 652w" sizes="auto, (max-width: 415px) 100vw, 415px" /></figure></div>



<p><strong>İklim </strong>değişikliği inkarcılığı her zaman güçlü bir kişisel çıkar kokusu taşımıştır. Yüksek <strong>kârlı </strong>fosil yakıt şirketlerinin statükoyu değiştirmek için çok az teşviki var. Birine sahip olmak, para basma lisansına olabildiğince yakındır.</p>



<p>Ancak üç aylık bilançonun ötesinde, değişimin önünde daha da büyük bir <strong>mali engel </strong>var. Dünya <strong>ekonomisi</strong>, <strong>petrol </strong>ve <strong>gaz </strong>rezervlerinin gelecekteki <strong>keşfi </strong>ve <strong>sömürüsüne </strong>büyük ölçüde, neredeyse intihar edecek şekilde yatırım yapmaktadır.</p>



<p>Fosil yakıtlara karşı <strong>radikal </strong>eylem gerekli olursa, bu yatırımlar birdenbire kötüye gidecektir. Yerdeki petrol ve gaz <strong>rezervleri </strong>değersiz, mahsur kalan varlıklar haline gelecek; gelecekteki <strong>keşifleri </strong>destekleyen bahisler çöpe atılacaktır.</p>



<p>Bununla birlikte, bu yatırımlar yalnızca uzaktaki <strong>finansal elitlere </strong>ait değildir. Bireysel emekli maaşı, tasarruf hesabı veya başka bir finansal ürünü olan herkes muhtemelen bu tür varlıklara yatırım yapacaktır. Başka bir deyişle, çoğumuzun bilimi inkar etmek veya elimizden geldiğince oyalamak için bir nedeni var.</p>



<p>Çıkış yolu, <strong>karbon balonunu </strong>patlayana kadar görmezden gelmek yerine yavaş yavaş söndürmektir. Kişisel bir bakış açısından, bu neye yatırım yaptığınızı bulmak ve fosil <strong>yakıtlardan </strong>çıkmayı düşünmek anlamına gelir. Biraz geri dönüşüm gibi düşünün: bir angarya, ancak sorumlu bir vatandaş olarak görevinizin bir parçası.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yatirimlari-petrol-ve-gaz-rezervlerinin-uzerine/">Dünya yatırımları petrol ve gaz rezervlerinin üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yatirimlari-petrol-ve-gaz-rezervlerinin-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neandertallerle 219.000 Yıl Önce Çiftleşmiş Olabiliriz İnsanoğlu Neler Yapıyor :)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/neandertallerle-219-000-yil-once-ciftlesmis-olabiliriz-insanoglu-neler-yapiyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/neandertallerle-219-000-yil-once-ciftlesmis-olabiliriz-insanoglu-neler-yapiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 11:56:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kemikler]]></category>
		<category><![CDATA[melez]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[mutasyon]]></category>
		<category><![CDATA[neandertal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu, seks bağımlısı bir gizem. Modern insanlar 60.000 yıl öncesine kadar Avrupa&#8217;ya ulaşmadıysa, Almanya&#8217;daki 124.000 yıl önceki bir Neandertal fosilinde onlardan DNA nasıl ortaya çıktı? Cevap, 219.000 yıldan daha uzun bir süre önce, erken dönem insan göçünün olduğu gibi görünüyor. Fosilleşmiş kemiklerden elde edilen DNA&#8217;nın parça parça kanıtlarından daha yeni ortaya çıkarmaya başladığımız bir şey. Hikaye, bildiğimiz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/neandertallerle-219-000-yil-once-ciftlesmis-olabiliriz-insanoglu-neler-yapiyor/">Neandertallerle 219.000 Yıl Önce Çiftleşmiş Olabiliriz İnsanoğlu Neler Yapıyor :)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/JRSGFC.jpg" alt="" class="wp-image-1802" width="374" height="248" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/JRSGFC.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/JRSGFC-600x398.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/JRSGFC-150x99.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/JRSGFC-300x199.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/JRSGFC-696x461.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/JRSGFC-634x420.jpg 634w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /></figure></div>



<p>Bu, <strong>seks</strong> <strong>bağımlısı </strong>bir gizem. Modern insanlar 60.000 yıl öncesine kadar Avrupa&#8217;ya ulaşmadıysa, Almanya&#8217;daki 124.000 yıl önceki bir <strong>Neandertal </strong>fosilinde onlardan <strong>DNA </strong>nasıl ortaya çıktı?</p>



<p>Cevap, 219.000 yıldan daha uzun bir süre önce, erken dönem insan göçünün olduğu gibi görünüyor. Fosilleşmiş <strong>kemiklerden </strong>elde edilen DNA&#8217;nın parça parça kanıtlarından daha yeni ortaya çıkarmaya başladığımız bir şey.</p>



<p>Hikaye, bildiğimiz kadarıyla, <strong>modern </strong>insanların atalarının 550.000 ila 765.000 yıl önce <strong>Neandertallerden </strong>ve <strong>Denisovanlardan </strong>ayrıldığıydı. Neandertaller ve Denisovalılar Avrasya&#8217;da yaşarken, modern insanlar yaklaşık 60.000 yıl öncesine kadar Afrika&#8217;da kaldı. Sonra Avrupa&#8217;ya da girdiler.</p>



<p>Neandertaller ile modern insanların ataları <strong>arasında </strong>yaklaşık <strong>50.000 </strong>yıl önce <strong>üreme </strong>olduğuna dair çok sayıda <strong>kanıt </strong>var. Almanya, Leipzig&#8217;deki Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü&#8217;nden Cosimo Posth , &#8220;Neandertallerin bize <strong>genler </strong>verdiğini herkes biliyor&#8221; diyor .</p>



<p>Güneybatı Almanya&#8217;da bulunan bir Neandertal uyluk kemiğinden alınan <strong>mitokondriyal </strong>DNA analizi, daha önce <strong>melezleşmenin </strong>var olduğuna dair kanıtlara katkıda bulunuyor. Hücrelerimizdeki <strong>enerji üreten mitokondrilerde </strong>bulunan DNA, <strong>hücre çekirdeklerimizdekinden </strong>farklıdır ve sadece <strong>dişi soyundan </strong>geçmektedir.</p>



<p>Şaşırtıcı bir şekilde, Neandertal kemiklerindeki mtDNA, Denisovanlarınkinden çok modern insanlarınkine <strong>benziyor</strong>.</p>



<p>Posth ve meslektaşları, bu <strong>femurdaki </strong>ve diğer Neandertallerdeki mtDNA arasındaki farkları inceledi ve kemiğin 124.000 yaşında olduğunu hesaplamak için <strong>mutasyon </strong>oranlarını kullandı. Yaklaşım ayrıca, bu Neandertal&#8217;in bilinen diğer tüm Neandertallerden 316.000 ila 219.000 yıl önce ayrıldığını da gösteriyor. Yine de erken insan mtDNA&#8217;sının <strong>temel unsurlarını</strong> içerir.</p>



<p>Bu, modern insan atalarının 219.000 yıl önce Neandertallerle <strong>melezlenmiş </strong>olması gerektiği ve dolayısıyla Afrika&#8217;dan Avrupa&#8217;ya düşündüğümüzden çok daha erken <strong>göç </strong>etmiş olabileceği anlamına geliyor.</p>



<p>New York <strong>Genom </strong>Merkezi&#8217;nden ekip üyesi Fernando Racimo, &#8220;<strong>Modern </strong>ve <strong>arkaik </strong>insanların evrimsel tarihinin 10 yıl önce düşündüğümüzden çok daha fazla <strong>ağsı </strong>olduğunu giderek daha fazla fark ediyoruz&#8221; diyor. &#8220;Bu ve önceki <strong>bulgular</strong>, sık iç içe geçme olaylarının yaşandığı modellere destek veriyor.&#8221;</p>



<p>Ekip, daha önceki bir göç olayının Afrika ve Batı Avrasya arasındaki <strong>arkeolojik </strong>benzerliklerin kanıtlarıyla da uyumlu olduğunu söylüyor. Posth, &#8220;Kıtalar arasındaki olası <strong>bağlantıya </strong>dair çok sayıda kanıt çizgisini analiz etmek ve yalnızca genleri değil <strong>kültürel </strong>bilgiyi de yayan <strong>potansiyel </strong>temas olup olmadığını görmek ilginç olurdu&#8221; diyor.</p>



<p>Sonuçlar ayrıca Neandertallerin bizim sandığımızdan çok daha büyük bir <strong>genetik çeşitliliğe </strong>ve daha büyük bir <strong>nüfusa </strong>sahip olduğunu gösteriyor. Cambridge Üniversitesi&#8217;nden Toomas Kivisild, bu çalışma Neandertallerin tür olarak kim olduğuna dair genetik perspektiften bakışımızı genişletiyor diyor. </p>



<p>&#8220;<strong>Mitokondriyal </strong>DNA&#8217;sı dizilenmiş bir düzineden fazla Neandertal örneğine dayanan önceki çalışma, Neandertalleri çok düşük etkili <strong>popülasyon </strong>büyüklüğüne ve genetik çeşitliliğe sahip bir <strong>tür </strong>olarak tasvir etti” diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/neandertallerle-219-000-yil-once-ciftlesmis-olabiliriz-insanoglu-neler-yapiyor/">Neandertallerle 219.000 Yıl Önce Çiftleşmiş Olabiliriz İnsanoğlu Neler Yapıyor :)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/neandertallerle-219-000-yil-once-ciftlesmis-olabiliriz-insanoglu-neler-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakimiyet ve kaynak kavramları bebek çağında başlıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hakimiyet-ve-kaynak-kavramlari-bebek-caginda-basliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hakimiyet-ve-kaynak-kavramlari-bebek-caginda-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 14:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[farklılık]]></category>
		<category><![CDATA[hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebekler bile zorbaların hayatta daha farklı olmasını bekliyor gibi görünüyor. İlk defa, bebeklerin sosyal olarak baskın olan insanlara farklı davranılmasını beklediklerine dair kanıtlar var. Bebekler 6 aylıkken diğer insanların karakterlerini yargılamaya başlarlar ve 10 aylık olduklarında bebekler daha büyük şeylerin daha küçük olanlara hükmeteceğini tahmin eder. Şimdi bir deney, 17 aylık bebeklerin baskın insanların daha fazla oyuncağa ve diğer kaynaklara [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hakimiyet-ve-kaynak-kavramlari-bebek-caginda-basliyor/">Hakimiyet ve kaynak kavramları bebek çağında başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxc.jpg" alt="" class="wp-image-1796" width="417" height="242" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxc.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxc-600x348.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxc-150x87.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxc-300x174.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 417px) 100vw, 417px" /></figure></div>



<p>Bebekler bile zorbaların hayatta daha farklı olmasını bekliyor gibi görünüyor. İlk defa, bebeklerin <strong>sosyal </strong>olarak <strong>baskın </strong>olan insanlara <strong>farklı </strong>davranılmasını beklediklerine dair kanıtlar var.</p>



<p>Bebekler 6 aylıkken diğer <strong>insanların karakterlerini yargılamaya </strong>başlarlar ve 10 aylık olduklarında bebekler daha büyük şeylerin daha küçük olanlara hükmeteceğini tahmin eder. Şimdi bir deney, 17 aylık bebeklerin baskın insanların daha fazla <strong>oyuncağa </strong>ve diğer <strong>kaynaklara </strong>sahip olmasını beklediğini buldu.</p>



<p>Önceki araştırmalar, herhangi bir <strong>sosyal farklılığın </strong>olmadığı durumlarda, bebeklerin nesnelerin insanlar arasında eşit olarak paylaşılmasını beklediklerini bulmuştur. Bu, iki kişi arasında paylaşılan Lego parçalarının videolarını oynatarak ve bir yürümeye başlayan çocuğun adil bir <strong>prosedürün varyasyonlarına </strong>ne kadar süreyle baktığını görerek keşfedildi bu bir sürpriz işareti. Kraker veya süt paylaşmayı içeren diğer çalışmalar da benzer <strong>bulgulara </strong>sahipti.</p>



<p>Şimdi bir ekip, 17 aylık çocukların, bir kişinin sahip olması gerekenlere ilişkin beklentilerini ayarlamak için <strong>sosyal </strong>ipuçlarını takip ettiklerini keşfetti. Kaliforniya&#8217;daki Stanford Üniversitesi&#8217;nden ekip üyesi Hyo Gweon , &#8220;Gözlemledikleri şeye kimin daha güçlü ya da <strong>yetkin </strong>ayarlandığını ve bunu daha fazla tahmin yapmak için kullandığını söylüyor .</p>



<p>Ekip, <strong>ebeveynlerinin </strong>kucağında oturmalarını ve insan benzeri kuklaların videolarını izlemelerini içeren <strong>beş farklı deneyde </strong>80 bebeği inceledi. Bir video setinde kuklalar, mor bir sandalyeye ve kahverengi bir tabureye herhangi bir çatışma olmaksızın mutlu bir şekilde oturdular. İkinci sette kuklalar, mor sandalyeye kimin oturacağı konusunda kavga etti ve itici kukla kazandı.</p>



<p>Daha sonra lego parçaları kuklalara verildi. Kuklalar kendi kendilerine davrandıklarında, küçük çocuklar, kuklalara eşit sayıda parça verileceğini tahmin ediyor gibiydi. Bir kuklaya daha fazla verildiğinde bebekler ortalama 6 saniye daha ekrana bakarak <strong>şaşırttı</strong>.</p>



<p>Ancak kuklalar kavga ederken, daha itici, baskın kuklaya daha fazla Lego verilmediğinde küçük çocuklar şaşırdılar. Bu senaryoyu ortalama 13 saniye izleyerek, ancak Lego eşit paylaşıldığında 8 saniye daha uzun süre izleyerek, <strong>adil </strong>payından fazlasını alacağını ummuş görünüyorlar.</p>



<p>Seattle, Washington Üniversitesi&#8217;nden ekip üyesi Jessica Sommerville , &#8220;<strong>Hakimiyet </strong>ve <strong>kaynak </strong>kavramlarının bu kadar erken hizalanıp kurulduğu gerçeği, daha büyük toplumsal sorunlar için sonuçlar doğurabilir&#8221; diyor. &#8220;Bu, insanların neden eşitlikçi kaynak dağıtımlarını desteklediğini açıklamaya yardımcı olabilir, ancak yine de bazı insanların <strong>haksız </strong>olsalar bile daha fazla kaynağa sahip olduğu <strong>statükoyu </strong>değiştirmek için <strong>mücadele </strong>ediyoruz.&#8221;</p>



<p>Test edilen tüm bebekler ABD&#8217;dendi. Almanya, Köln Üniversitesi&#8217;nden Laura Van Berkel, daha <strong>eşitlikçi </strong>ülkelerden küçük çocukların da <strong>aynı </strong>şekilde davranıp davranmayacağını merak ediyor .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hakimiyet-ve-kaynak-kavramlari-bebek-caginda-basliyor/">Hakimiyet ve kaynak kavramları bebek çağında başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hakimiyet-ve-kaynak-kavramlari-bebek-caginda-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarhoş kerevitler, yalnızlığın alkol toleransını artırdığını gösteriyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sarhos-kerevitler-yalnizligin-alkol-toleransini-artirdigini-gosteriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sarhos-kerevitler-yalnizligin-alkol-toleransini-artirdigini-gosteriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 12:46:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[canlı]]></category>
		<category><![CDATA[elektrotlar]]></category>
		<category><![CDATA[kerevit]]></category>
		<category><![CDATA[nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[reaksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal statü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kerevitler, az miktarda alkol içeren suya konulduğunda, önceki hafta tek başına tutulanların, kendi türleriyle yaşayanlardan daha uzun süre alkol maruziyet belirtileri göstermesi kuyruk kıvrılması gibi oluşumları gözlemlediler. Araştırmacılar daha sonra nöronlara kuyruk dönüşü davranışını yönlendiren küçük elektrotlar yerleştirdiler. Alkole maruz kalan kerevitlerde, kuyruk dönüşünü tetiklemek için gereken elektrik sinyalinin yoğunluğunun daha düşük olduğunu ve arkadaşlık eden hayvanlarda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sarhos-kerevitler-yalnizligin-alkol-toleransini-artirdigini-gosteriyor/">Sarhoş kerevitler, yalnızlığın alkol toleransını artırdığını gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/efws.jpg" alt="" class="wp-image-1791" width="423" height="230"/></figure></div>



<p><strong>Kerevitler</strong>, az miktarda alkol içeren suya konulduğunda, önceki hafta tek başına tutulanların, kendi türleriyle yaşayanlardan daha uzun süre alkol maruziyet belirtileri göstermesi kuyruk kıvrılması gibi oluşumları gözlemlediler.</p>



<p>Araştırmacılar daha sonra <strong>nöronlara </strong>kuyruk dönüşü davranışını yönlendiren küçük <strong>elektrotlar </strong>yerleştirdiler. <strong>Alkole </strong>maruz kalan kerevitlerde, kuyruk dönüşünü tetiklemek için gereken <strong>elektrik sinyalinin </strong>yoğunluğunun daha düşük olduğunu ve arkadaşlık eden hayvanlarda <strong>izole </strong>edilmiş olanlara göre daha hızlı düştüğünü buldular .</p>



<p>College Park&#8217;taki Maryland Üniversitesi&#8217;nden sinirbilimci Jens Herberholz, &#8220;Bu, alkole <strong>reaksiyonlarında </strong>sosyal olarak tetiklenen bir değişikliği açıkça gösteriyor&#8221; diyor.</p>



<p>Ekibi kereviti incelemeyi seçti çünkü <strong>sosyal statülerinin </strong>davranışlarını etkilediği uzun zamandır biliniyordu ve ayrıca hayvanları alkole maruz bırakmanın bariz etkileri olduğu için. İlk başta, <strong>agresif </strong>bir <strong>pozla </strong>tamamen uzatılmış bacaklar üzerinde dik dururlar, sonra kuyruk sallamaya başlarlar ve sonunda kendilerini düzeltemeyecek şekilde sırtlarında dururlar.</p>



<p>Öyleyse bu yanıt neden <strong>yalnız </strong>olmaktan veya <strong>birlikte </strong>olmaktan etkileniyor? Görünüşe göre <strong>sosyal çevre, serotonin</strong> gibi nörotransmitterlere yanıt veren sinir hücrelerindeki <strong>reseptörleri </strong>etkiliyor ve bu da alkolün sinirleri nasıl etkilediğini değiştiriyor.</p>



<p>Herberholz, bir sonraki adımın, hayvanlar izole edildiğinde <strong>hücresel </strong>ve <strong>moleküler </strong>düzeyde neyin değiştiğini bulmak olduğunu söylüyor. Kerevit, arkadaşları ile birlikte veya kendi başlarına olduğunda bu nörondaki reseptörler değişir mi? Ne tür reseptörler değişir? &#8220;</p>



<p>İnsanlarda da benzer bir mekanizmanın işe yarayabileceğini düşünüyor: sosyal olarak <strong>izole </strong>edilmiş insanlar, aynı düzeyde sarhoşluk elde etmek için daha fazla alkol almak zorunda kalabilir.</p>



<p>Denver&#8217;daki Colorado Üniversitesi&#8217;nden davranış genetikçisi Boris Tabakoff, sosyal izolasyon ile bir hayvanın alkole tepkisi arasında bir bağlantı olduğunu söylüyor. Ancak bu çalışma, değişen yanıtı belirli <strong>nöronlardaki değişikliklere </strong>bağlayarak daha da ileri gidiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sarhos-kerevitler-yalnizligin-alkol-toleransini-artirdigini-gosteriyor/">Sarhoş kerevitler, yalnızlığın alkol toleransını artırdığını gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sarhos-kerevitler-yalnizligin-alkol-toleransini-artirdigini-gosteriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antarktika gizem mikropları bize virüslerin nereden geldiğini söyleyebilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/antarktika-gizem-mikroplari-bize-viruslerin-nereden-geldigini-soyleyebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/antarktika-gizem-mikroplari-bize-viruslerin-nereden-geldigini-soyleyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 12:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[konakçılar]]></category>
		<category><![CDATA[miroorganizma]]></category>
		<category><![CDATA[parazitler]]></category>
		<category><![CDATA[Virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1645</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tuhaf bir Antarktika mikropu, evrimdeki en büyük gizemlerden biri olan virüslerin kökeni için bir ipucu verebilir. Mikroorganizma, kendi etrafında bir kapsül oluşturabilen bir DNA parçasına ev sahipliği yapar.&#160;Virüslerin ilk olarak nasıl ortaya çıktığının gizemini çözmeye yardımcı olabilir. Virüsler&#160;diğer yaşam formlarına benzemez.&#160;Muhtemelen hayatta değiller.&#160;Diğer tüm canlılar hücrelerden yapılmıştır: diğer temel yaşam molekülleri ile dolu yumuşak torbalar.&#160;Hücreler, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/antarktika-gizem-mikroplari-bize-viruslerin-nereden-geldigini-soyleyebilir/">Antarktika gizem mikropları bize virüslerin nereden geldiğini söyleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gww.jpg" alt="" class="wp-image-1785" width="381" height="211" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gww.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gww-600x333.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gww-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gww-300x167.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gww-696x385.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" /></figure></div>



<p>Tuhaf bir <strong>Antarktika</strong> mikropu, evrimdeki en büyük gizemlerden biri olan <strong>virüslerin </strong>kökeni için bir ipucu verebilir.</p>



<p><strong>Mikroorganizma</strong>, kendi etrafında bir <strong>kapsül </strong>oluşturabilen bir <strong>DNA </strong>parçasına ev sahipliği yapar.&nbsp;Virüslerin ilk olarak nasıl ortaya çıktığının gizemini çözmeye yardımcı olabilir.</p>



<p>Virüsler&nbsp;diğer <strong>yaşam formlarına </strong>benzemez.&nbsp;Muhtemelen hayatta değiller.&nbsp;Diğer tüm <strong>canlılar hücrelerden </strong>yapılmıştır: diğer temel yaşam molekülleri ile dolu <strong>yumuşak </strong>torbalar.&nbsp;Hücreler, bağımsız olarak beslenebilen ve çoğalabilen karmaşık makinelerdir.</p>



<p>Virüsler&nbsp;çok daha basittir.&nbsp;Tipik bir virüs, <strong>kapsid </strong>adı verilen bir kabuk içine yerleştirilmiş küçük bir genetik materyal parçasıdır.&nbsp;Bir virüs kendi başına çok az şey yapabilir.&nbsp;Ama&nbsp;canlı bir hücreye girerse, kendi <strong>kopyalarını </strong>yapmaya başlar.&nbsp;Virüsler genellikle <strong>konakçılarına </strong>zarar verir: örneğin, insan bağışıklık yetmezliği virüsü (<strong>HIV</strong>) bir kişiyi enfekte ettiğinde AIDS&#8217;e neden olabilir.</p>



<p>Biyologlar, virüslerin nereden geldiği konusunda onlarca yıldır kafa karıştırıyorlar.&nbsp;Daha eski, daha basit bir yaşam biçimi mi yoksa sadece hücreler <strong>evrimleştikten </strong>sonra ortaya çıkan <strong>parazitler </strong>mi?</p>



<p><a href="https://www.researchgate.net/profile/Ricardo_Cavicchioli"></a>Avustralya&#8217;daki Yeni Güney Galler Üniversitesi&#8217;nden&nbsp;Ricardo Cavicchioli&nbsp;ve meslektaşları, Antarktika kıyılarındaki Rauer Adaları göllerinde soruya biraz ışık tutabilecek bir <strong>mikroorganizma </strong>buldular.</p>



<p>Halorubrum lacusprofundi&nbsp;R1S1&nbsp;adını&nbsp;<em>verdikleri</em>&nbsp;organizma&nbsp;bir <strong>archaean&#8217;dır</strong>: bir bakteri gibi görünen, ancak aslında yaşamın ayrı bir alanına ait olan bir tür tek hücreli organizma.</p>



<p>Grup, virüslerin Antarktika <strong>ekosistemlerinde </strong>genellikle önemli bir rol oynadığını biliyordu, bu nedenle ekip üyesi&nbsp;Susanne Erdmann, organizmanın hücrelerinin içindeki virüsleri araştırdı.&nbsp;Beklenmedik bir şey buldu: bir <strong>plazmid</strong>.</p>



<p>Plazmitler, canlı hücrelerde bulunan, genellikle <strong>dairesel </strong>olan küçük DNA parçalarıdır.&nbsp;Hücrenin ana <strong>genomunun </strong>bir parçası değildirler ve kendilerini bağımsız olarak <strong>kopyalayabilirler</strong>.&nbsp;Çoğu zaman, bir plazmid, hücre için bir şekilde yararlı olan bir geni taşır: örneğin, <strong>antibiyotik direnç </strong>genleri bazen plazmitlerde bulunur.</p>



<p>Ekibin &#8220;<strong>pR1SE</strong>&#8221; olarak adlandırdığı Erdmann&#8217;ın bulduğu plazmid olağandışıdır.&nbsp;Taşıdığı genler, onu koruyucu bir tabaka içinde çevreleyen <strong>veziküller </strong>(esasen lipidlerden oluşan kabarcıklar) yapmasına izin verir.&nbsp;Koruyucu baloncuğunun içine yerleştirilmiş olan pR1SE, yeni <strong>ana bilgisayarlar </strong>bulmak için ana hücresinden ayrılabilir.</p>



<p>Diğer bir deyişle, pR1SE bir <strong>virüs </strong>gibi görünür ve davranır.&nbsp;Ancak sadece plazmitlerde bulunan genleri taşır ve herhangi bir anlatıcı virüs geninden yoksundur.&nbsp;Bir virüsün niteliklerine sahip bir plazmiddir.&nbsp;Cavicchioli, &#8220;Plazmitler ve virüsler arasında gerçekten önemli bir <strong>ayrım </strong>kalmadı&#8221; diyor.</p>



<p>Virüslerin, <strong>konukçularından </strong>yumuşak bir kesecik yerine sert bir kapsid kabuğu oluşturmalarına izin veren genleri alarak pR1SE gibi plazmidlerden evrimleşmiş olabileceğini öne sürüyor. Bu, virüslerin kökenine ilişkin mevcut kanıtlarla aynı çizgide.</p>



<p>Önde gelen üç fikir vardı: ya virüsler hücrelerden önce ortaya çıktı ya da bazı hücreler daha basit biçimler geliştirip virüs haline geldi ya da genler hücrelerden &#8220;<strong>kaçtı</strong>&#8221; ve virüs oldu.&nbsp;Bu üçüncü&nbsp;<strong>kaçış hipotezi&nbsp;</strong>son yıllarda destek topladı: Mart 2017&#8217;de yapılan bir çalışma,&nbsp;birçok kapsid proteininin hücrelerde bulunan proteinlere kadar izlenebileceğini&nbsp;öne sürdü&nbsp;.</p>



<p>Paris&#8217;teki Pasteur Enstitüsü&#8217;nden&nbsp;Patrick Forterre,&nbsp;kanıtların bu tür kaçışların yaşam tarihinin erken dönemlerinde başladığına işaret ettiğini söylüyor.&nbsp;&#8220;Geleneksel olarak kaçış hipotezi, virüslerin yeni olduğu fikriyle ilişkilendirilmiştir&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;Artık kaçış hipotezi daha geniş bir bağlamda incelenmelidir.&#8221;&nbsp;<strong>İlk virüsler, Dünya&#8217;daki ilk hücrelerin bazılarından kaçmış olabilir.</strong></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/antarktika-gizem-mikroplari-bize-viruslerin-nereden-geldigini-soyleyebilir/">Antarktika gizem mikropları bize virüslerin nereden geldiğini söyleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/antarktika-gizem-mikroplari-bize-viruslerin-nereden-geldigini-soyleyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kimsin? İnsanlığın kökeni hikayesi nasıl yeniden yazılıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kimsin-insanligin-kokeni-hikayesi-nasil-yeniden-yaziliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kimsin-insanligin-kokeni-hikayesi-nasil-yeniden-yaziliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 11:56:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[homo sapiens]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[köken]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[soy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz 15 yıl, kim olduğumuz ve nereden geldiğimiz hakkındaki her varsayımı sorguladı. Evrimimizin düşündüğümüzden daha şaşırtıcı olduğu ortaya çıktı. Kim olduğunu sanıyorsun? Uzun bir Homo sapiens soyundan gelen modern bir insan mı? 60.000 yıl önce Afrika&#8217;da insanlığın beşiğinden çıkan büyük macera arayanların uzak bir akrabası mı? İnsan beyninin milyonlarca yıldır giderek büyüdüğüne ve kulaklarınızın arasındaki olağanüstü makineyle sonuçlandığına inanıyor musunuz? Bir daha [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kimsin-insanligin-kokeni-hikayesi-nasil-yeniden-yaziliyor/">Kimsin? İnsanlığın kökeni hikayesi nasıl yeniden yazılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dsxz.jpeg" alt="" class="wp-image-1782" width="428" height="169"/></figure></div>



<p>Geçtiğimiz 15 yıl, kim olduğumuz ve nereden geldiğimiz hakkındaki her varsayımı sorguladı. <strong>Evrimimizin </strong>düşündüğümüzden daha <strong>şaşırtıcı </strong>olduğu ortaya çıktı.</p>



<p>Kim olduğunu sanıyorsun? Uzun bir <strong>Homo sapiens</strong> soyundan gelen <strong>modern </strong>bir insan mı? 60.000 yıl önce Afrika&#8217;da insanlığın beşiğinden çıkan büyük macera arayanların uzak bir akrabası mı? İnsan beyninin milyonlarca yıldır giderek büyüdüğüne ve kulaklarınızın arasındaki <strong>olağanüstü </strong>makineyle sonuçlandığına inanıyor musunuz?</p>



<p>Bir daha düşünün, çünkü son 15 yılda, <strong>hikayemizin </strong>hemen hemen her parçası, atalarımızın kim olduğu ve nereden geldiğimize dair her varsayım sorgulanmaya başlandı. Yeni içgörüler, dünyada ne kadar uzun <strong>süredir yürüdüğümüze </strong>ve hatta gerçekte kim olduğumuza dair bazı rahatsız edici sonuçlara sahip.</p>



<p>Bir zamanlar, insan hikayesi nispeten basit görünüyordu. Yaklaşık 5,5 ila 6,5 ​​milyon yıl önce, doğu Afrika ormanlarında bir yerde, şempanze benzeri bir <strong>maymunla </strong>başladı. Onun <strong>soyundan </strong>gelenlerden bazıları sonunda modern şempanze ve <strong>bonobolara </strong>dönüşecekti. Diğerleri <strong>savana </strong>için ormandan ayrıldı. İki ayak üzerinde yürümeyi <strong>öğrendiler </strong>ve bunu yaparak kendi <strong>hominin soyumuzu başlattılar</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kimsin-insanligin-kokeni-hikayesi-nasil-yeniden-yaziliyor/">Kimsin? İnsanlığın kökeni hikayesi nasıl yeniden yazılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kimsin-insanligin-kokeni-hikayesi-nasil-yeniden-yaziliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yassı solucanlar, başları kesildikten sonra bile hala &#8216;görebilir&#8217;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yassi-solucanlar-baslari-kesildikten-sonra-bile-hala-gorebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yassi-solucanlar-baslari-kesildikten-sonra-bile-hala-gorebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 11:28:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[solucanlar]]></category>
		<category><![CDATA[spektrum]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[yenilenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayıp vücut parçalarını yenilemedeki inanılmaz yetenekleriyle bilinen, ışıktan hoşlanmayan planar yassı kurtlar, başları kesildikten sonra bile ışıktan uzak dururlar. Bu, gözleri içermeyen ışığa tepki vermenin ikinci bir yolunu geliştirdiklerini gösteriyor. Genellikle doğrudan ışıktan korunan karanlık, sulu ortamlarda yaşayan planaryalı yassı kurtların bizim gibi karmaşık gözleri yoktur.&#160;Ancak birçoğunun kafasında&#160;ışığın yoğunluğunu algılayabilen&#160;iki merceksiz, ilkel &#8220;göz lekesi&#8221; vardır. Hindistan, Bangalore&#8217;daki Kök Hücre Biyolojisi ve Rejeneratif [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yassi-solucanlar-baslari-kesildikten-sonra-bile-hala-gorebilir/">Yassı solucanlar, başları kesildikten sonra bile hala &#8216;görebilir&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="332" height="152" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewfa.jpg" alt="" class="wp-image-1778" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewfa.jpg 332w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewfa-150x69.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ewfa-300x137.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" /></figure></div>



<p>Kayıp vücut parçalarını <strong>yenilemedeki </strong>inanılmaz <strong>yetenekleriyle </strong>bilinen, ışıktan hoşlanmayan <strong>planar yassı kurtlar</strong>, başları kesildikten sonra bile ışıktan uzak dururlar. Bu, gözleri içermeyen ışığa tepki vermenin ikinci bir yolunu geliştirdiklerini gösteriyor.</p>



<p>Genellikle doğrudan ışıktan korunan <strong>karanlık</strong>, <strong>sulu </strong>ortamlarda yaşayan planaryalı yassı kurtların bizim gibi <strong>karmaşık gözleri yoktur</strong>.&nbsp;Ancak birçoğunun kafasında&nbsp;ışığın yoğunluğunu algılayabilen&nbsp;iki <strong>merceksiz</strong>, <strong>ilkel </strong>&#8220;<strong>göz lekesi</strong>&#8221; vardır.</p>



<p><a href="https://www.instem.res.in/faculty/akash"></a>Hindistan, Bangalore&#8217;daki Kök Hücre Biyolojisi ve Rejeneratif Tıp Enstitüsü&#8217;nden&nbsp;Akash Gulyani&nbsp;ve meslektaşları, yassı solucan görüşü hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorlardı.&nbsp;<strong>Schmidtea&nbsp;mediterranea</strong>&nbsp;türünü&nbsp;incelediler&nbsp;ve göz&nbsp;lekelerinin&nbsp;hayvanları görünür <strong>ışıktan uzaklaşmaya </strong>teşvik ettiğini doğruladılar.</p>



<p>Beklenmedik bir şekilde,&nbsp;S. mediterranea&#8217;nın&nbsp;aslında bir çeşit renkli görüşe sahip&nbsp;olduğu ortaya çıktı.&nbsp;Göz lekeleri dalga boyuna özgü <strong>fotoreseptörlerden </strong>yoksun olsa da Gulyani&#8217;nin ekibi, hayvanın kırmızı ışıktan çok maviden uzaklaşma olasılığının daha yüksek olduğunu buldu.</p>



<p>Araştırmacılar, solucanların <strong>ışığın rengini </strong>görmek yerine, iki göz lekesi tarafından <strong>emilen ışık </strong>miktarını karşılaştırarak farklı renkler arasında <strong>ayrım </strong>yaptıklarını düşünüyorlar: örneğin, solucanın mavi ışık yerine kırmızı ışık tercihini geçersiz kılabilirler. Bunu <strong>yoğunluğu </strong>belirliyor.</p>



<p>Ancak yassı solucan <strong>vizyonunda </strong>bundan çok daha fazlası var.&nbsp;Gülyani ve meslektaşları daha sonra planar yassı solucanlarının başsız olduklarında ışığa nasıl tepki verdiklerini keşfetmek için başlarının kesilmesinden sağ çıkabilecekleri ve başlarını yeniden büyütebilecekleri gerçeğinden yararlandılar.</p>



<p>Solucanların hala ışığa <strong>tepki </strong>verdiği ortaya çıktı, ancak <strong>spektrumun </strong>görünen kısmından ziyade morötesi olarak.&nbsp;Araştırmacılara göre bu, solucanların ışığa yanıt vermek için tamamen bağımsız iki yol geliştirdiğini gösteriyor biri <strong>göz lekeleri ve beyin </strong>aracılığıyla, diğeri ise gözleri içermeyen vücut çapında bir <strong>refleks</strong>, tam da ihtiyaç duyulan mekanizma tanımlanacak.</p>



<p>Ekip, yassı solucanların başlarını yenilemeleri için geçen bir haftalık süre boyunca, beyinlerinin ve göz lekelerinin ne kadar hızlı <strong>yeniden canlandığını </strong>ve görünür ışığa yeniden <strong>tepki </strong>vermeye başladıklarını izledi.</p>



<p>Dört gün sonra göz lekeleri yeniden <strong>büyümüştü</strong>, ancak solucanlar UV&#8217;ye görünür ışığa göre daha güçlü tepki vermeye devam ettiler.&nbsp;Ancak yedi gün sonra, görünür ışıktan uzaklaşmaya yönelik daha güçlü tercihlerini yeniden kazandılar bu da gözlerinin ve beyinlerinin kontrolü ele aldığını gösteriyor.&nbsp;12. güne kadar, bu kadar ışığa duyarlılıkları, görünür spektrumun daha mavi ucundaki ışığa daha güçlü tepki verecek noktaya yükselmedi.</p>



<p>Gulyani&#8217;nin ekibi, UV ışığına verilen &#8220;<strong>içgüdü</strong>&#8221; tepkisinin eski bir mekanizma olabileceğini, göz lekesi ve görünür ışığa beyin kontrollü yanıtın daha sonraki bir <strong>evrimsel kazanım </strong>olabileceğini düşünüyor.&nbsp;Bu nedenle araştırmacılar, deneylerinin evrimi hızlı bir şekilde &#8220;tekrar edip edemeyeceğini&#8221; merak ediyorlar ve yassı solucanların, ultraviyole ışığa, düşüncesiz bir refleks olarak tepki vermekten, beyin kontrollü bir yoldan görünür ışığa tepki vermeye nasıl geçtiğini gösteriyor.</p>



<p>Gulyani, &#8220;Baş kesme rejenerasyon deneylerinin en azından kronolojik olarak evrimde meydana gelenleri <strong>kopyalıyor </strong>gibi görünmesi büyüleyici bir <strong>tesadüf</strong>,&#8221; diyor.&nbsp;Gelecekteki deneylerde keşfetmeye değer bir fikir.</p>



<p><a href="https://www.mpi-cbg.de/research-groups/current-groups/jochen-rink/group-leader/"></a>Almanya, Dresden&#8217;deki Max Planck Moleküler Hücre Biyolojisi ve Genetik Enstitüsü&#8217;nden&nbsp;Jochen Rink, ekibin deneyinin güzelce tasarlandığını ve planaryanları kullanmasında <strong>yaratıcı </strong>olduğunu düşünüyor.&nbsp;&#8220;Doğada başka nerede bir kafayı kesip vücudun geri kalanının ışığı görüp göremediğini sorabilirsin?&#8221;&nbsp;diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yassi-solucanlar-baslari-kesildikten-sonra-bile-hala-gorebilir/">Yassı solucanlar, başları kesildikten sonra bile hala &#8216;görebilir&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yassi-solucanlar-baslari-kesildikten-sonra-bile-hala-gorebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Viking orduları bulundukları çağa göre kendilerini fazlasıyla geliştirmiş</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/viking-ordulari-bulunduklari-caga-gore-kendilerini-fazlasiyla-gelistirmis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/viking-ordulari-bulunduklari-caga-gore-kendilerini-fazlasiyla-gelistirmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 10:47:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[haithabu]]></category>
		<category><![CDATA[norveç morinası]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[vikingler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Norveç morinası, Vikinglerin yaratıcılığı sayesinde, Almanya&#8217;ya aslında düşündüğümüzden yüzlerce yıl önce gelmiş olabilir. Öyle görünüyor ki, 1200 yıl önce, Arktik&#8217;ten uzun yolculukta balıkları taze tutmak için nasıl dondurulup kurutulacağını çözmüşlerdi. Norveç, Oslo Üniversitesi&#8217;nden Bastiaan Star ve meslektaşları, kuzeybatı Avrupa&#8217;nın beş yerinde bulunan 15 antik morina örneğinden DNA&#8217;yı analiz ettiler en güneydeki örnekler, şu anda kuzey Almanya&#8217;da bulunan bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/viking-ordulari-bulunduklari-caga-gore-kendilerini-fazlasiyla-gelistirmis/">Viking orduları bulundukları çağa göre kendilerini fazlasıyla geliştirmiş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/asz.jpg" alt="" class="wp-image-1769" width="392" height="220" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/asz.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/asz-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/asz-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/asz-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/asz-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/asz-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" /></figure></div>



<p><strong>Norveç morinası</strong>, <strong>Vikinglerin </strong>yaratıcılığı sayesinde, <strong>Almanya&#8217;ya </strong>aslında düşündüğümüzden <strong>yüzlerce yıl </strong>önce gelmiş olabilir. Öyle görünüyor ki, 1200 yıl önce, <strong>Arktik&#8217;ten </strong>uzun yolculukta balıkları taze tutmak için nasıl dondurulup kurutulacağını çözmüşlerdi.</p>



<p><a href="http://www.mn.uio.no/cees/english/people/researcher-postdoc/bastiaas/"></a>Norveç, Oslo Üniversitesi&#8217;nden Bastiaan Star ve meslektaşları, kuzeybatı Avrupa&#8217;nın beş yerinde bulunan 15 <strong>antik morina </strong>örneğinden <strong>DNA&#8217;yı </strong>analiz ettiler en <strong>güneydeki </strong>örnekler, şu anda kuzey Almanya&#8217;da bulunan bir <strong>Viking çağı </strong>köyü olan <strong>Haithabu&#8217;dan </strong>geliyor.</p>



<p>Star ve meslektaşları, antik DNA&#8217;yı yaklaşık <strong>170 </strong>modern morina dokusundan alınan <strong>genetik materyalle karşılaştırarak</strong>, Haithabu&#8217;dan dört morina örneğinin Norveç kıyılarının en kuzey ucuna yakın kuzeydoğu Kuzey Kutbu&#8217;ndan geldiğini doğruladılar.</p>



<p>Tek açıklama, Viking gemilerinin en az bir ay sürecek 2000 kilometrelik bir <strong>deniz yolculuğu</strong> olan <strong>morinayı </strong>taşıdığıdır. O zamanlar bile, <strong>denizcilikteki </strong>hünerleri ile tanınan Vikingler, bozulabilir bir kaynak olan balıkta <strong>coğrafi </strong>olarak kapsamlı bir <strong>ticaret </strong>geliştirmişlerdi.</p>



<p>Keşifin diğer önemli anlamı, Vikinglerin balıkları nasıl <strong>dondurup kurutacaklarını </strong>bulmalarıdır. Arktik morina <strong>popülasyonları</strong>, kışın <strong>yumurtlamak </strong>için yalnızca Norveç kıyılarına yaklaşır ve Viking zamanlarında bu onları yakalamalarını kolaylaştırırdı. Kış soğuğu, balıkların doğal olarak dondurularak kurutulmasını kolaylaştırırdı. Vikingler, balıkları açık havada <strong>tahta raflara asmış </strong>olabilirler, böylece temiz deniz rüzgarları ve dondurucu sıcaklıklar gerisini hallederdi.</p>



<p>Star, “Uygun şekilde işlenen kurutulmuş morina <strong>beş yıldan fazla dayanabilir</strong>” diyor. Yeni çalışma, 1690&#8217;larda Norveç balıklarını korumak için ilk <strong>belgelenmiş tuz </strong>kullanımından yüzyıllar önce, Vikinglerin morina balığını uzak pazarlarda satacak kadar taze tutmayı zaten bildiğini gösteriyor.</p>



<p>Çalışmada Star ile işbirliği yapan Cambridge Üniversitesi&#8217;nden James Barrett , &#8220;Kurutulmuş morina balığının erken ticareti, eğer kemiklerin temsil ettiği şey buysa, sadece <strong>prestijli </strong>mallarda değil, toplu mallarda da <strong>değişimin </strong>ortaya çıktığını gösteriyor&#8221; diyor. &#8220;Bu, insan grupları arasındaki ve insanlar ile çıkardıkları doğal kaynaklar arasındaki ilişkide potansiyel olarak dönüştürücü bir gelişmedir.&#8221;</p>



<p>Daha önce Viking gemilerinde <strong>istiflenerek </strong>Norveçli farelerin nasıl geniş çapta yayıldığını gösteren, New York, Ithaca&#8217;daki Cornell Üniversitesi&#8217;nden Jeremy Searle,  çalışmanın &#8220;Viking <strong>etki alanı </strong>hakkındaki anlayışımızın <strong>zenginliğine </strong>katkıda bulunduğunu&#8221; söylüyo.<a href="https://www.newscientist.com/article/dn14848-viking-mice-conquered-much-of-british-isles/"></a></p>



<p>Daha önce İngiltere&#8217;deki araştırmacılar, bir zamanlar bir Viking şehri olan <strong>York&#8217;ta </strong>11. yüzyılın başlarından itibaren morina omurlarını tespit ettiler. York Arkeoloji Vakfı&#8217;ndan Sarah Maltby, &#8220;Norveç&#8217;ten gelen uzun yolculukta onu korumak için balığın her zaman <strong>havada kurutulduğunu </strong>düşündük&#8221; diyor. &#8220;Bu dönemde <strong>Viking ustalığının </strong>sonu yok gibi görünüyor.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/viking-ordulari-bulunduklari-caga-gore-kendilerini-fazlasiyla-gelistirmis/">Viking orduları bulundukları çağa göre kendilerini fazlasıyla geliştirmiş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/viking-ordulari-bulunduklari-caga-gore-kendilerini-fazlasiyla-gelistirmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çin&#8217;in iki çocuk politikası, 18 ayda 5 milyon ekstra bebekle bağlantılı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cinin-iki-cocuk-politikasi-18-ayda-5-milyon-ekstra-bebekle-baglantili/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cinin-iki-cocuk-politikasi-18-ayda-5-milyon-ekstra-bebekle-baglantili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 10:35:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[demografik]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm çiftlerin iki çocuk sahibi olmasına izin veren bir Çin hükümeti politikası, yürürlüğe girdikten sonraki ilk 18 ayda 5,4 milyon daha doğuma yol açtı. Çin&#8217;in Ekim 2015&#8217;te açıklanan evrensel iki çocuk politikası, ülkenin durgun nüfus artışını hızlandırmak için tasarlandı . Halihazırda en az bir çocuğu olan üreme çağındaki 90 milyon kadını hedef aldı bu kadınların yüzde 60&#8217;ı 35 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cinin-iki-cocuk-politikasi-18-ayda-5-milyon-ekstra-bebekle-baglantili/">Çin&#8217;in iki çocuk politikası, 18 ayda 5 milyon ekstra bebekle bağlantılı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ea.jpg" alt="" class="wp-image-1763" width="326" height="334" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ea.jpg 290w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ea-150x154.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 326px) 100vw, 326px" /></figure></div>



<p>Tüm çiftlerin <strong>iki çocuk</strong> sahibi olmasına izin veren bir <strong>Çin </strong>hükümeti politikası, yürürlüğe girdikten sonraki ilk 18 ayda 5,4 milyon daha doğuma yol açtı. Çin&#8217;in Ekim 2015&#8217;te açıklanan evrensel iki çocuk <strong>politikası</strong>, ülkenin durgun <strong>nüfus artışını</strong> hızlandırmak için tasarlandı .</p>



<p>Halihazırda en az bir çocuğu olan <strong>üreme </strong>çağındaki 90 milyon kadını hedef aldı bu kadınların yüzde 60&#8217;ı 35 yaşından büyüktü. Harvard Üniversitesi&#8217;nden Susan Hellerstein ve meslektaşları, Ocak 2014 ile Aralık 2017 arasında iki ulusal veri tabanından alınan verilere baktı ve toplamda 67,8 milyon doğum buldu. Veritabanları, Çin&#8217;in 31 anakara eyaletinden 28&#8217;ini kapsıyordu.</p>



<p>Politikanın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk 18 ay olan Temmuz 2016&#8217;dan Aralık 2017&#8217;ye kadar doğum oranlarını ölçtüler. Ekip, bunları Ekim 2015 duyurusundan dokuz ay sonra, Haziran 2016 sonuna kadar <strong>temel doğum </strong>oranlarıyla karşılaştırdı.</p>



<p>18 aylık dönemde, halihazırda bir veya daha fazla çocuğu olan kadınlar 5,4 milyon <strong>ek doğum </strong>yaptı. Tek çocuk politikasından bu yana ilk kez, daha önce doğum yapmış kadınların sayısı, ilk kez annelerin doğumlarını <strong>aşarak </strong>doğumların yüzde <strong>55,5</strong>&#8216;ini oluşturdu.</p>



<p>Araştırmacılar ayrıca 35 yaş ve üstü annelerin doğumlarında yüzde 59&#8217;luk bir <strong>artış </strong>olduğunu bildirdi. Hellerstein, &#8220;Erken doğum oranları genellikle yaşlı kadınlarda daha yüksek&#8221; diyor, ancak ekip erken doğumlarda bir artış bulamadı.</p>



<p>Doğumlardaki ulusal artışa rağmen, toplam doğumlar muhtemelen hükümetin yıllık 20 milyon <strong>hedefinin altında kaldı</strong>. &#8220;Politik gevşetme tek başına <strong>demografik </strong>eğilimleri tersine çevirmeye yardımcı olacak doğumların sayısıyla mı sonuçlandı? Hellerstein, bu ilk verilerden öyle görünmüyor ”diyor.</p>



<p>Çin&#8217;in tek çocuk politikası, 1979&#8217;da yeni çocuklara <strong>para cezası</strong> ile getirildi. Politika doğum oranlarında bir azalmaya yol açtı, ancak kırsal bölgelerdeki <strong>çiftçiler </strong>ve <strong>etnik azınlıklar </strong>için <strong>istisnalar </strong>yapıldı.</p>



<p>Doğum oranları 1999&#8217;da kadın başına 1.49 doğuma düştü. <strong>Yaşlanan nüfus </strong>ve <strong>azalan işgücüne </strong>ilişkin endişelerden hareketle, Kasım 2013&#8217;ten itibaren seçici bir iki çocuk politikası uygulamaya konuldu: ebeveyn çiftlere ikinci bir çocuk sahibi olma izni verildi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cinin-iki-cocuk-politikasi-18-ayda-5-milyon-ekstra-bebekle-baglantili/">Çin&#8217;in iki çocuk politikası, 18 ayda 5 milyon ekstra bebekle bağlantılı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cinin-iki-cocuk-politikasi-18-ayda-5-milyon-ekstra-bebekle-baglantili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeş rekabeti: Doğum sırası kişiliğinizi ve sağlığınızı nasıl etkiler?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kardes-rekabeti-dogum-sirasi-kisiliginizi-ve-sagliginizi-nasil-etkiler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kardes-rekabeti-dogum-sirasi-kisiliginizi-ve-sagliginizi-nasil-etkiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 10:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[kanbağı]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[sıralama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1661</guid>

					<description><![CDATA[<p>En büyük kız kardeşim tipik bir ilk doğan: sorumlu, vicdanlı, oynarken öğretmen, Noel oyunlarımızın yönetmeni. Ortanca kız kardeşim havalı kalabalığa takılı, her zaman birçok arkadaşı vardı, biraz vahşi bir çocuktu. Dikkat arayan, şımarık en küçük çocuğun tüm klişelerine meydan okuyorum ve tatlı, komik, iyi huylu bir insanı özetliyorum. Yüzyıllar boyunca, psikologlar, filozoflar ve hemen hemen bir ailesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kardes-rekabeti-dogum-sirasi-kisiliginizi-ve-sagliginizi-nasil-etkiler/">Kardeş rekabeti: Doğum sırası kişiliğinizi ve sağlığınızı nasıl etkiler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa.jpg" alt="" class="wp-image-1759" width="403" height="228" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa.jpg 870w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa-600x339.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa-768x433.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa-150x85.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa-696x393.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/edsa-744x420.jpg 744w" sizes="auto, (max-width: 403px) 100vw, 403px" /></figure></div>



<p>En büyük kız kardeşim <strong>tipik </strong>bir <strong>ilk doğan</strong>: sorumlu, vicdanlı, oynarken öğretmen, Noel oyunlarımızın yönetmeni. Ortanca kız kardeşim havalı kalabalığa takılı, her zaman birçok arkadaşı vardı, biraz vahşi bir çocuktu. Dikkat arayan, şımarık en küçük çocuğun tüm <strong>klişelerine </strong>meydan okuyorum ve tatlı, komik, iyi huylu bir insanı özetliyorum.</p>



<p>Yüzyıllar boyunca, psikologlar, filozoflar ve hemen hemen bir ailesi olan herkes, <strong>doğum sırasının kişiliği şekillendirdiğini </strong>savundu. Şöyle bir şey oluyor: ilk doğan çocuklar güvenilir ve çalışkandır. Ortadaki çocuklar asi ama arkadaş canlısıdır. Son doğan bebekler daha dışa dönük ve odaklıdır. Sadece çocuklar yıllarından daha akıllı, mükemmeliyetçi ve şımarıktır.</p>



<p>Neredeyse öfke çığlıklarını duyabiliyorum. Bu, kendiniz hakkında bildiklerinizle örtüşmüyorsa veya aslında çoğu insan böyle, yalnız değilsiniz. Popüler olmalarına rağmen, bu klişeleri destekleyecek neredeyse hiçbir <strong>somut </strong>kanıt yoktur.</p>



<p>Bu, denememek için değil. Psikologlar uzun zamandır doğum sırasının bizi nasıl şekillendirdiği konusunda <strong>içgörüler </strong>aradılar, ancak son araştırmalar, çalışmaların neredeyse anlamsız olacak kadar <strong>kusurlu </strong>olduğunu gösterdi. Şimdi, yine de, şimdiye kadarki en büyük doğum sırası analizi, rekoru düzeltmeyi hedefliyor.</p>



<p>Bu arada, dikkatimizi doğum sırasına çevirmek için acil bir neden var: <strong>fiziksel </strong>ve <strong>zihinsel sağlığı </strong>nasıl <strong>etkileyebileceğini </strong>anlamaya başlıyoruz en azından vücudumuzdaki bazı hücreler bizimkinden ziyade büyük kardeşlerimizin <strong>DNA&#8217;sını </strong>barındırdığı için. <strong>Stereotiplerden </strong>bağımsız olarak, doğum düzeninin <strong>derin etkileri </strong>vardır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kardes-rekabeti-dogum-sirasi-kisiliginizi-ve-sagliginizi-nasil-etkiler/">Kardeş rekabeti: Doğum sırası kişiliğinizi ve sağlığınızı nasıl etkiler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kardes-rekabeti-dogum-sirasi-kisiliginizi-ve-sagliginizi-nasil-etkiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4000 yıl önce Stonehenge&#8217;de müziğin sesi nasıl olurdu duyun!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/4000-yil-once-stonehengede-muzigin-sesi-nasil-olurdu-duyun/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/4000-yil-once-stonehengede-muzigin-sesi-nasil-olurdu-duyun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 19:35:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[akustik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[stonehenge]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[yankı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stonehenge, 4000 yıldan daha uzun bir süre önce inşa edildiğinde törenler ve ritüeller için nihai mekandı.&#160;Ama sesleri neye benziyordu?&#160;Şimdi, taşların orijinal konumlarında olduğu, sitenin 1:12 ölçekli bir modeli, anıtın şaşırtıcı akustik özelliklerini ortaya koyuyor. İngiltere, Salford Üniversitesi&#8217;nden Trevor Cox, uzun zamandır&#160;akustik arkeoloji ile&#160;ilgileniyor antik yerlerin sesi nasıl olurdu.&#160;Stonehenge&#8217;in taşlarının çoğu düştü ya da kaldırıldı, bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/4000-yil-once-stonehengede-muzigin-sesi-nasil-olurdu-duyun/">4000 yıl önce Stonehenge&#8217;de müziğin sesi nasıl olurdu duyun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/exfcg.jpg" alt="" class="wp-image-1755" width="408" height="263" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/exfcg.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/exfcg-600x387.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/exfcg-150x97.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/exfcg-300x194.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" /></figure></div>



<p><strong>Stonehenge</strong>, 4000 yıldan daha uzun bir süre önce inşa edildiğinde <strong>törenler </strong>ve <strong>ritüeller </strong>için nihai mekandı.&nbsp;Ama sesleri neye benziyordu?&nbsp;Şimdi, taşların <strong>orijinal </strong>konumlarında olduğu, sitenin 1:12 ölçekli bir modeli, anıtın şaşırtıcı <strong>akustik </strong>özelliklerini ortaya koyuyor.</p>



<p>İngiltere, Salford Üniversitesi&#8217;nden Trevor Cox, uzun zamandır&nbsp;akustik <strong>arkeoloji </strong>ile&nbsp;ilgileniyor <strong>antik </strong>yerlerin sesi nasıl olurdu.&nbsp;Stonehenge&#8217;in <strong>taşlarının </strong>çoğu <strong>düştü </strong>ya da kaldırıldı, bu yüzden Cox ve meslektaşları <strong>MÖ 2200</strong>&#8216;de <strong>bölgenin orijinal </strong>157 taşında <strong>sesin </strong>nasıl <strong>taşınacağını </strong>bulmaya karar verdiler.</p>



<p>Bunu yapmak için, yeni konser salonlarının akustiğini&nbsp;tahmin etmek için kullanılan, sitenin <strong>mini </strong>bir <strong>modelini </strong>oluşturmayı içeren&nbsp;bir <strong>teknik </strong>kullandılar.&nbsp;Ekip, antik anıtın taşlarının hassas <strong>lazer </strong>taramalarını kullanarak, Stonehenge&#8217;in <strong>3D baskısını </strong>ve <strong>küçültülmüş </strong>bir <strong>versiyonunu kalıpladı</strong>.&nbsp;Mini modelde, gerçek taşların en uzun olanı sadece 60 santimetredir.&nbsp;<strong>Yankılanmayı </strong>test etmek için, seslerin frekanslarının 12 katı yükseklikte <strong>ultrason </strong>aralığında patlatılması gerekiyordu.</p>



<p>Peki Stonehenge&#8217;in sesi nasıldı? Cox, taşlar arasında büyük boşluklar olmasına ve çatının olmamasına rağmen, &#8220;bir odada olma hissi var&#8221; diyor. Sesin <strong>göklerde kaybolacağını </strong>düşünürdünüz, ancak yatay olarak sesin ileri geri sıçramaya devam etmesine yetecek kadar taş vardır, böylece bu yankılanmayı elde edersiniz. Hepsinin ortadan <strong>kaybolacağını </strong>düşünüyorsun ama yok. &#8220;Testler, yankılanmanın <strong>0,6 </strong>saniye sürdüğünü gösterdi. Cox, &#8220;Bu, sesi daha <strong>güçlü </strong>hale getiriyor&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Beton </strong>veya <strong>tuğla </strong>binalarda bulunan günümüz insanına bu yankılanmalar o kadar da sıra dışı görünmeyebilir, diyor.&nbsp;&#8220;Ama tarih öncesi atalarımıza göre bu çok dikkate değerdi. &#8220;Buna rağmen, anıtın akustiği için tasarlanmış olması pek olası değil.&nbsp;&#8220;Ama insanlar <strong>akustiği </strong>kullanır mıydı?&nbsp;Ya da elbette yaparlardı.&nbsp;Ama asla emin olamayacağız &#8220;diyor Cox.</p>



<p>Ekip daha sonra anıtın farklı zamanlarda var olan çeşitli taş <strong>konfigürasyonlarının </strong>akustiğini test etmeyi planlıyor.&nbsp;Cox,&nbsp;&#8220;O boşlukta olmanın nasıl bir şey olduğunu <strong>hissetmeniz </strong>oldukça <strong>büyülü</strong>&#8220;.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/4000-yil-once-stonehengede-muzigin-sesi-nasil-olurdu-duyun/">4000 yıl önce Stonehenge&#8217;de müziğin sesi nasıl olurdu duyun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/4000-yil-once-stonehengede-muzigin-sesi-nasil-olurdu-duyun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezalandırıcı tanrılara inanç, büyük toplumların işbirliği yapmasına nasıl yardımcı olmuş olabilir?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cezalandirici-tanrilara-inanc-buyuk-toplumlarin-isbirligi-yapmasina-nasil-yardimci-olmus-olabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cezalandirici-tanrilara-inanc-buyuk-toplumlarin-isbirligi-yapmasina-nasil-yardimci-olmus-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 19:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dinler]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[işbirlkçi]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cezalandırıcı tanrılara inanç, uzaktaki popülasyonları uyumlu bir grupta birleştirerek insanların daha geniş toplumlarda işbirliği yapmasına yardımcı olmuş olabilir. İnsanların büyük ölçeklerde nasıl işbirliği yapmaya başladığı uzun süredir devam eden bir sorudur. Harvard Üniversitesi&#8217;nden Martin Lang ve meslektaşları, dinlerin nasıl bir rol oynamış olabileceğini görmek için Budizm, Hıristiyanlık, Hinduizm, animizm veya atalara ibadet eden Asya, Afrika ve Güney Amerika&#8217;dan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cezalandirici-tanrilara-inanc-buyuk-toplumlarin-isbirligi-yapmasina-nasil-yardimci-olmus-olabilir/">Cezalandırıcı tanrılara inanç, büyük toplumların işbirliği yapmasına nasıl yardımcı olmuş olabilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/zdxfg.jpg" alt="" class="wp-image-1751" width="416" height="230" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/zdxfg.jpg 670w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/zdxfg-600x332.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/zdxfg-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/zdxfg-300x166.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 416px) 100vw, 416px" /></figure></div>



<p><strong>Cezalandırıcı tanrılara inanç</strong>, uzaktaki <strong>popülasyonları </strong>uyumlu bir grupta birleştirerek insanların daha geniş toplumlarda işbirliği yapmasına yardımcı olmuş olabilir.</p>



<p>İnsanların büyük ölçeklerde nasıl <strong>işbirliği </strong>yapmaya başladığı uzun süredir devam eden bir sorudur. Harvard Üniversitesi&#8217;nden Martin Lang ve meslektaşları, dinlerin nasıl bir <strong>rol oynamış</strong> olabileceğini görmek için Budizm, Hıristiyanlık, Hinduizm, animizm veya atalara ibadet eden Asya, Afrika ve Güney Amerika&#8217;dan 2228 kişiyi işe aldı. Hem bu <strong>gruplar içinde </strong>hem de <strong>arasında Tanrı&#8217;nın doğası </strong>hakkında geniş bir inanç yelpazesi vardır.</p>



<p>Katılımcılar, kendilerine iki kupaya ayırmaları için jeton verildiği bir oyun oynamak zorunda kaldılar. Fincanlar, her seçim yapmaları istendiğinde farklı şekilde <strong>etiketlendi</strong>. Bu etiketler arasında kendileri, katılımcının kendi dini grubundan bir yerel, aynı grubun uzakta yaşayan başka bir üyesi ve <strong>farklı </strong>bir dinden bir üye vardı .</p>



<p>İki fincandan birine madeni para koyması istendiğinde, herkes kendilerine veya aynı dine <strong>mensup </strong>yerel üyelere diğerlerinden daha fazla madeni para verme <strong>eğilimindeydi</strong>. Ancak bu seçimler, her bir katılımcının tanrılarının ne kadar cezalandırıcı olduğuna inandıklarına ne kadar yüksek puan verdiğine bağlı olarak <strong>farklılık </strong>gösteriyordu.</p>



<p>Örneğin, benzer inançlara sahip uzaktaki bir kişiye madeni para vermek arasında bir seçimde, cezalandırıcı tanrıların yaşamları üzerinde çok az güce sahip olduğuna inanan insanlar büyük olasılıkla parayı kendileri için alırken, cezalandırıcı tanrılara şiddetle inananlar daha fazla <strong>gücün </strong>onu vermesi daha muhtemeldi.</p>



<p>Lang, insanların bu oyunları nasıl oynadıklarının <strong>gerçek dünyada </strong>nasıl davrandıklarıyla bağlantılı olduğunu söylüyor.</p>



<p>Bu, cezalandırıcı bir tanrıya inancın, insanları kaynakları geniş bir toplumda paylaşmaya daha istekli hale getirebileceği anlamına gelebilir. Connecticut Üniversitesi&#8217;nden Peter Turchin, &#8220;<strong>Din</strong>, onlara karşı bizlere karşı bir <strong>duygu yarattı </strong>ve <strong>toplumlar </strong>imparatorluklara dönüşürken, bu imparatorlukları <strong>bir arada</strong> tutmada çok önemli bir <strong>faktör </strong>olmalı&#8221; diyor.</p>



<p>Deneyler cezalandırıcı tanrıların insan işbirliğini etkileyebileceğini gösterse de tam tersi de işe yarayabilir. Turchin, tarihsel toplumlar üzerine yaptığı araştırmanın, cezalandırıcı tanrılara olan inancın <strong>büyük ölçekli </strong>toplumların ortaya çıkışından sonra ortaya çıkma eğiliminde olduğunu gösterdiğini söylüyor.</p>



<p>Günümüzde cezalandırıcı tanrılar, yüksek düzeyde <strong>işbirliğine </strong>dayalı toplumlarda hiçbir rol oynamıyor, diyor. &#8220;Bunun nedeni, çok ikna edici <strong>bürokratik kontrol </strong>veya komşuların <strong>sosyal kontrolü </strong>gibi diğer sosyal teknolojilerin de aynı rolü oynamasıdır.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cezalandirici-tanrilara-inanc-buyuk-toplumlarin-isbirligi-yapmasina-nasil-yardimci-olmus-olabilir/">Cezalandırıcı tanrılara inanç, büyük toplumların işbirliği yapmasına nasıl yardımcı olmuş olabilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cezalandirici-tanrilara-inanc-buyuk-toplumlarin-isbirligi-yapmasina-nasil-yardimci-olmus-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fare beyinleri uyurken korkunç anıları yeniden canlandırıyor!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/fare-beyinleri-uyurken-korkunc-anilari-yeniden-canlandiriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/fare-beyinleri-uyurken-korkunc-anilari-yeniden-canlandiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 18:35:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[kabus]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kabusların kaynağına ilk bakışımızı yaptık mı? Sıçanlara uyanıkken korku verildiğinde, beyinlerinin korku merkezi bir sonraki uykuya geçtiklerinde yeniden harekete geçer. New York Üniversitesi&#8217;nden György Buzsáki, bu korkutucu deneyimler yaşayan insanların daha sonra neden kabus gördüklerini açıklayabilir. Sıçanlar, deneyimledikleri dünyanın zihinsel haritalarını beyindeki iki kavisli yapı olan hipokamplarında saklar. Örneğin, fareler bir labirent etrafında koşarken farklı yerler hipokampi içinde birbiri ardına ateşlenen farklı nöron grupları tarafından işlenir . [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/fare-beyinleri-uyurken-korkunc-anilari-yeniden-canlandiriyor/">Fare beyinleri uyurken korkunç anıları yeniden canlandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/y.jpg" alt="" class="wp-image-1747" width="390" height="234" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/y.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/y-600x360.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/y-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/y-300x180.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/y-696x418.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/y-700x420.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 390px) 100vw, 390px" /></figure></div>



<p><strong>Kabusların </strong>kaynağına ilk bakışımızı yaptık mı? Sıçanlara uyanıkken <strong>korku </strong>verildiğinde, beyinlerinin korku merkezi bir sonraki uykuya geçtiklerinde yeniden <strong>harekete </strong>geçer. New York Üniversitesi&#8217;nden György Buzsáki, bu korkutucu deneyimler yaşayan insanların daha sonra neden kabus gördüklerini açıklayabilir.</p>



<p>Sıçanlar, <strong>deneyimledikleri </strong>dünyanın <strong>zihinsel </strong>haritalarını beyindeki iki <strong>kavisli </strong>yapı olan <strong>hipokamplarında </strong>saklar. Örneğin, fareler bir <strong>labirent </strong>etrafında koşarken farklı yerler <strong>hipokampi </strong>içinde birbiri ardına ateşlenen farklı <strong>nöron </strong>grupları tarafından işlenir .</p>



<p>Daha sonra, böyle bir ortamı keşfettikten sonra, bu ateşleme <strong>sekanslarının</strong>, sanki gittikleri <strong>rotaları hayal </strong>ediyormuş gibi hayvanlar uyurken tekrar ettiği görüldü. Bu işlemin, anıların daha uzun süreli <strong>depolama </strong>için birleştirilmesine izin verdiği düşünülüyor ve son zamanlarda insanlarda ilk kez <strong>tespit edildi </strong>.</p>



<p>Buzsáki&#8217;nin ekibi, bu tür bir hafıza tekrarının sadece <strong>mekansal </strong>bilgiyi değil, aynı zamanda hayvanın o sırada nasıl <strong>hissettiğini </strong>de içerip içermeyeceğini merak etti. Bunu, bir rota boyunca belirli bir noktada bir fareye <strong>tatsız </strong>ama <strong>zararsız </strong>bir deneyim bilgisayar <strong>klavyesi </strong>temizleyicisinin yüzüne hava üfleyerek vererek test ettiler.</p>



<p><strong>Beklendiği </strong>gibi, fareler o yerden <strong>korkmayı öğrendi</strong>. Buzsáki&#8217;nin meslektaşı Gabrielle Girardeau, &#8220;Hava üflemesinin olduğu yerden önce yavaşlıyorlar, sonra ondan çok hızlı uzaklaşıyorlar&#8221; diyor. &#8220;Bir insanın yüzüne yaparsan, onlar da hoşuna gitmez.&#8221;</p>



<p>Ekip, hayvanların <strong>hipokampisine </strong>bakmanın yanı sıra, korktuğumuzda <strong>aktif </strong>hale gelen beyindeki bir çift yakın <strong>yapı </strong>olan amigdalarında da aktivite kaydetti.</p>



<p>Elbette, fareler uyurken <strong>rotayla </strong>ilgili hatıralarını tekrar ettiklerinde, amigdaları, <strong>korkutucu </strong>noktayı <strong>zihinsel </strong>olarak yeniden ziyaret ettikleri anda daha <strong>aktif </strong>hale geldi. University College London&#8217;dan Dan Bendor , &#8220;Bu duygusal sistemi ortaya çıkaran ilk <strong>tekrar</strong> çalışması&#8221; diyor . &#8220;Bu gerçekten önemli çünkü anılarımız sadece bilgi değil tüm <strong>duygusal bağlamı </strong>hatırlıyoruz.&#8221;</p>



<p>Buzsáki, farelerin bu duyguların tekrarını bir <strong>rüya </strong>olarak deneyimleyip deneyimlemediğinin <strong>belirsiz </strong>olduğunu söylüyor. Onlara soramayız. Ancak aynı şey insanlarda da devam ederse, kabuslara yol açabileceğini düşünüyor. &#8220;<strong>Travmanın </strong>kötü rüyalara yol açtığı oldukça iyi <strong>belgelenmiştir</strong>&#8221; diyor. &#8220;İnsanlar uyumaktan korkuyor.&#8221;</p>



<p>Ancak University College London&#8217;dan James Bisby , bunun çok büyük bir <strong>sıçrama </strong>olduğunu düşünüyor. Daha çok bir hafıza <strong>güçlendirme süreci </strong>gibi görünüyor. <strong>Bellek</strong>, <strong>stabilize </strong>olduğu için geri alınması daha olasıdır. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/fare-beyinleri-uyurken-korkunc-anilari-yeniden-canlandiriyor/">Fare beyinleri uyurken korkunç anıları yeniden canlandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/fare-beyinleri-uyurken-korkunc-anilari-yeniden-canlandiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Din insanlık için iyi mi yoksa kötü mü?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/din-insanlik-icin-iyi-mi-yoksa-kotu-mu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/din-insanlik-icin-iyi-mi-yoksa-kotu-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 18:20:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bütünsel]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[rasyonel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1666</guid>

					<description><![CDATA[<p>10.000 yıllık tarihin bilimsel bir incelemesi nihayet dinin insan uygarlığındaki rolünün arkasındaki beklenmedik gerçeği ortaya çıkarıyor. Din bize cebir ve İspanyol Engizisyonu, Bach&#8217;ın cantatas ve pogromlarını verdi.&#160;Dinin insanlığı daha yükseğe kaldırıp yükseltmediği veya en temel içgüdülerimizi ortaya çıkarması konusundaki tartışma eski ve bazı açılardan güven verici bir şekilde çözülmez.&#160;Her iki tarafta da pek çok örnek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/din-insanlik-icin-iyi-mi-yoksa-kotu-mu/">Din insanlık için iyi mi yoksa kötü mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dvh.jpg" alt="" class="wp-image-1741" width="339" height="340" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dvh.jpg 456w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dvh-300x301.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dvh-150x151.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dvh-418x420.jpg 418w" sizes="auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px" /></figure></div>



<p>10.000 yıllık tarihin <strong>bilimsel </strong>bir incelemesi nihayet <strong>dinin </strong>insan <strong>uygarlığındaki </strong>rolünün arkasındaki <strong>beklenmedik gerçeği </strong>ortaya çıkarıyor.</p>



<p>Din bize <strong>cebir </strong>ve<strong> İspanyol Engizisyonu</strong>, Bach&#8217;ın cantatas ve pogromlarını verdi.&nbsp;Dinin insanlığı daha yükseğe kaldırıp yükseltmediği veya en temel <strong>içgüdülerimizi </strong>ortaya çıkarması konusundaki <strong>tartışma </strong>eski ve bazı açılardan güven verici bir şekilde <strong>çözülmez</strong>.&nbsp;Her iki tarafta da pek çok örnek var.&nbsp;Son söz en <strong>bilgili </strong>olana gider ta ki daha bilgili biri gelene kadar.</p>



<p>Sonsuz muammanın son turu, ABD&#8217;de görünüşte dinsel olarak ilham veren 11 Eylül saldırıları tarafından tetiklendi ve ardından &#8220;yeni ateistler&#8221; öne çıktı.&nbsp;Evrimsel <strong>biyolog </strong>Richard Dawkins ve sinirbilimci Sam Harris gibileri, kanıtları izleyen <strong>rasyonel </strong>varlıkların kaçınılmaz olarak dinin zararlı olduğu sonucuna varması gerektiğini savunuyorlar.&nbsp;Onlar da, delillerini özenle toplamakla suçlanıyorlar.</p>



<p>Böylesine çok yönlü bir kültürel fenomen hakkında <strong>ahlaki </strong>bir <strong>yargıya </strong>varmanın imkansız olduğu sonucuna varabilirsiniz.&nbsp;Bununla birlikte, son yıllarda <strong>bilimsel </strong>bir neşter kullanarak soruyu incelemek için girişimlerde bulunulmuştur.&nbsp;Araştırmacılar, <strong>insanlığın ahlaki felsefeler</strong>, <strong>dünya dinleri</strong>, her şeyi gören <strong>tanrılar </strong>ve <strong>ritüeller </strong>gibi şeyler tarafından nasıl şekillendirildiğini çözmeye çalıştılar.&nbsp;Çalışmalar ilgi çekici bilgiler sunuyor, ancak her biri tüm hikayenin yalnızca bir parçasını sunuyor ve bazen rakip fikirler üretiyorlar.&nbsp;İhtiyaç duyulan şey, onları <strong>değerlendirmenin </strong>ve insan toplumlarının <strong>evriminde </strong>dinin oynadığı rolün daha <strong>bütünsel </strong>bir resmini oluşturmanın bir yoludur.</p>



<p>Ama önce, &#8220;<strong>iyi</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>kötü</strong>&#8221; ile neyi kastediyoruz?&nbsp;Muhteşem <strong>sanata </strong>ilham vermiş, ancak milyonları esir almışsa <strong>din </strong>iyi kabul edilmeli mi?&nbsp;<strong>Eşitliği </strong>sağlasa kötü değerlendirilir miydi?</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/din-insanlik-icin-iyi-mi-yoksa-kotu-mu/">Din insanlık için iyi mi yoksa kötü mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/din-insanlik-icin-iyi-mi-yoksa-kotu-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırılıkla mücadele etmek için düşmanı bilmemiz gerekir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/asirilikla-mucadele-etmek-icin-dusmani-bilmemiz-gerekir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/asirilikla-mucadele-etmek-icin-dusmani-bilmemiz-gerekir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 17:49:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılık]]></category>
		<category><![CDATA[dinselbağnazlık]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[radikalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[yönelimbozukuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1670</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anlamadan aşırılığa karşı koyamayız ve bu, gerekçelerinden şüphelenmek yerine onu araştıranlara destek olmak anlamına gelir. New York, Paris, Londra, Ancak aşırılık yanlılarının tehdidi altında olan sadece Batılı başkentler değil: militanlar Orta Doğu&#8217;dan Afrika&#8217;ya, Asya&#8217;dan Charlottesville, Virginia&#8217;ya yürüyüşte. Terörist şiddeti bizi korkutuyor ve şaşkına çeviriyor amaçta amacı bu zaten. Yönelim bozukluğumuzda, radikalleşmenin karmaşık bilmecesine basit cevaplara ulaşıyoruz: dinsel bağnazlık, beyin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asirilikla-mucadele-etmek-icin-dusmani-bilmemiz-gerekir/">Aşırılıkla mücadele etmek için düşmanı bilmemiz gerekir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cfgv.jpg" alt="" class="wp-image-1738" width="-213" height="-87" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cfgv.jpg 705w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cfgv-600x247.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cfgv-150x62.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cfgv-300x123.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cfgv-696x286.jpg 696w" sizes="(max-width: 705px) 100vw, 705px" /></figure></div>



<p>Anlamadan aşırılığa karşı koyamayız ve bu, <strong>gerekçelerinden şüphelenmek </strong>yerine onu araştıranlara destek olmak anlamına gelir<a rel="noreferrer noopener" href="http://api.addthis.com/oexchange/0.8/forward/facebook/offer?pubid=ns.html&amp;url=https://www.newscientist.com/article/mg23531393-300-know-thy-enemy/&amp;title=To%20tackle%20extremism%2C%20we%20need%20to%20know%20the%20enemy&amp;description=We%20can%E2%80%99t%20counter%20extremism%20without%20understanding%20it%20%E2%80%93%20and%20that%20means%20supporting%20those%20researching%20it%2C%20not%20suspecting%20their%20motives" target="_blank"></a><a rel="noreferrer noopener" href="http://api.addthis.com/oexchange/0.8/forward/twitter/offer?pubid=ns.html&amp;url=https://www.newscientist.com/article/mg23531393-300-know-thy-enemy/&amp;title=To%20tackle%20extremism%2C%20we%20need%20to%20know%20the%20enemy&amp;description=We%20can%E2%80%99t%20counter%20extremism%20without%20understanding%20it%20%E2%80%93%20and%20that%20means%20supporting%20those%20researching%20it%2C%20not%20suspecting%20their%20motives" target="_blank"></a><a rel="noreferrer noopener" href="http://api.addthis.com/oexchange/0.8/forward/whatsapp/offer?pubid=ns.html&amp;url=https://www.newscientist.com/article/mg23531393-300-know-thy-enemy/&amp;title=To%20tackle%20extremism%2C%20we%20need%20to%20know%20the%20enemy&amp;description=We%20can%E2%80%99t%20counter%20extremism%20without%20understanding%20it%20%E2%80%93%20and%20that%20means%20supporting%20those%20researching%20it%2C%20not%20suspecting%20their%20motives" target="_blank"></a><a rel="noreferrer noopener" href="http://api.addthis.com/oexchange/0.8/forward/linkedin/offer?pubid=ns.html&amp;url=https://www.newscientist.com/article/mg23531393-300-know-thy-enemy/&amp;title=To%20tackle%20extremism%2C%20we%20need%20to%20know%20the%20enemy&amp;description=We%20can%E2%80%99t%20counter%20extremism%20without%20understanding%20it%20%E2%80%93%20and%20that%20means%20supporting%20those%20researching%20it%2C%20not%20suspecting%20their%20motives" target="_blank"></a><a rel="noreferrer noopener" href="http://api.addthis.com/oexchange/0.8/forward/reddit/offer?pubid=ns.html&amp;url=https://www.newscientist.com/article/mg23531393-300-know-thy-enemy/&amp;title=To%20tackle%20extremism%2C%20we%20need%20to%20know%20the%20enemy&amp;description=We%20can%E2%80%99t%20counter%20extremism%20without%20understanding%20it%20%E2%80%93%20and%20that%20means%20supporting%20those%20researching%20it%2C%20not%20suspecting%20their%20motives" target="_blank"></a><a rel="noreferrer noopener" href="http://api.addthis.com/oexchange/0.8/forward/email/offer?pubid=ns.html&amp;url=https://www.newscientist.com/article/mg23531393-300-know-thy-enemy/&amp;title=To%20tackle%20extremism%2C%20we%20need%20to%20know%20the%20enemy&amp;description=We%20can%E2%80%99t%20counter%20extremism%20without%20understanding%20it%20%E2%80%93%20and%20that%20means%20supporting%20those%20researching%20it%2C%20not%20suspecting%20their%20motives" target="_blank"></a>. New York, Paris, Londra, Ancak aşırılık yanlılarının tehdidi altında olan sadece <strong>Batılı </strong>başkentler değil: militanlar Orta Doğu&#8217;dan Afrika&#8217;ya, Asya&#8217;dan Charlottesville, Virginia&#8217;ya yürüyüşte.</p>



<p>Terörist şiddeti bizi <strong>korkutuyor </strong>ve şaşkına çeviriyor amaçta amacı bu zaten. <strong>Yönelim bozukluğumuzda</strong>, <strong>radikalleşmenin </strong>karmaşık bilmecesine <strong>basit </strong>cevaplara ulaşıyoruz: <strong>dinsel bağnazlık</strong>, <strong>beyin yıkama ideolojisi</strong> ya da sadece <strong>kötülük </strong>doğaları. Böylesine basit cevaplar basit tepkilere yol açar: <strong>ateşli retorik </strong>ve şiddetli <strong>misilleme</strong>. Ve bunlar, tehdidi etkisiz hale getirmek yerine daha da kötüleştirebilir.</p>



<p>Bu <strong>dinamiği </strong>değiştirmemiz çok önemli. Aşırılık, tamamen anlamsız görünse bile, <strong>kavranmanın </strong>ötesinde değildir. Ancak koltuk teorisi bunu kesmeyecek. Aşırılığın nedenleri ve etkilerinin kanıta dayalı modellerini oluşturarak biraz <strong>titizlik </strong>aşılamalıyız. Ve bu veri almak anlamına gelir.</p>



<p>Araştırmacıların <strong>vaka </strong>çalışmaları oluşturması ve belgelendirmesi, radikalleşmiş kişilerle kısıtlamasız görüşmeler yapması ve kendi topluluklarında aşırılığı nasıl <strong>uzak tutacaklarını </strong>araştıranlardan doğrudan öğrenmeleri gerekir. Pek çoğu bu tür işleri yapmaya yetkili değil. Bu kadar donanımlı olanların çoğu sahaya girecek kadar cesur değil. Ve yapanlar kendilerini izole bulabilirler.</p>



<p>Finansman kurumları, ev sahibi ülkenin hükümetinin saha araştırmasını imzalamasını isteyebilir. Bu tür bir izni, özellikle <strong>düşman </strong>devletlerden veya <strong>çatışma </strong>bölgelerinden almak zor olabilir. <strong>Etik kurullar </strong>ve <strong>yasal korumalar</strong>, araştırmacıların yakalanan savaşçılar ile <strong>özgürce </strong>röportaj yapmasını zorlaştırabilir. Ve tüm bunlara ek olarak, akademisyenler, zor işlerinin, önceden var olan gündemleri olan kişiler tarafından nezaketsizce birlikte seçildiğini veya yanlış temsil edildiğini görebilir. Aşırıcılığı incelemenin onu <strong>mazur görmek</strong> veya <strong>yatıştırmak </strong>anlamına gelmediğini hatırlamak önemlidir.</p>



<p>Sert sloganların hâkim olduğu <strong>aşırıcılıkla mücadele</strong> konusundaki <strong>kamusal tartışma</strong>, incelikli görüşlerin duyulmasını zorlaştırabilir. Ancak araştırmacıların alay edebileceği <strong>nüanslar </strong>en <strong>güçlü silahımızı</strong> kanıtlayabilir. Onlara uygun desteği vermemizin zamanı geldi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asirilikla-mucadele-etmek-icin-dusmani-bilmemiz-gerekir/">Aşırılıkla mücadele etmek için düşmanı bilmemiz gerekir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/asirilikla-mucadele-etmek-icin-dusmani-bilmemiz-gerekir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağı egzersizi yaşlılıkta hafıza kaybına karşı koruyabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cocukluk-cagi-egzersizi-yaslilikta-hafiza-kaybina-karsi-koruyabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cocukluk-cagi-egzersizi-yaslilikta-hafiza-kaybina-karsi-koruyabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 17:36:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fizikselaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında egzersiz birçok yıl sonra hafıza kaybına karşı koruyor mu? Yaşamın erken dönemlerinde egzersiz yapmanın, en azından farelerede beyin için ömür boyu faydaları olduğu görülüyor. Kanada Toronto Üniversitesi&#8217;nden Martin Wojtowicz, &#8220;Bu bir hayvan çalışması, ancak genç yaştaki fiziksel aktivitenin sadece gelişim için değil, yaşlanma sırasında tüm yaşam boyu bilişsel gelişim yörüngesi için çok önemli olduğunu gösteriyor&#8221; diyor. &#8220;İnsanlarda, Alzheimer [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cocukluk-cagi-egzersizi-yaslilikta-hafiza-kaybina-karsi-koruyabilir/">Çocukluk çağı egzersizi yaşlılıkta hafıza kaybına karşı koruyabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rcv.jpg" alt="" class="wp-image-1735" width="356" height="235" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rcv.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rcv-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 356px) 100vw, 356px" /></figure></div>



<p>Çocukluk çağında <strong>egzersiz </strong>birçok yıl sonra <strong>hafıza </strong>kaybına karşı koruyor mu? Yaşamın erken dönemlerinde egzersiz yapmanın, en azından farelerede beyin için ömür boyu faydaları olduğu görülüyor.</p>



<p>Kanada Toronto Üniversitesi&#8217;nden Martin Wojtowicz, &#8220;Bu bir hayvan çalışması, ancak genç yaştaki <strong>fiziksel aktivitenin </strong>sadece gelişim için değil, yaşlanma sırasında tüm <strong>yaşam boyu bilişsel gelişim</strong> yörüngesi için çok <strong>önemli </strong>olduğunu gösteriyor&#8221; diyor. &#8220;İnsanlarda, <strong>Alzheimer </strong>semptomlarını <strong>telafi </strong>edebilir ve muhtemelen onları önleyecek kadar geciktirebilir.&#8221;</p>



<p>Wojtowicz&#8217;in ekibi 80 genç erkek fareyi iki eşit gruba ayırdı ve altı haftalık bir süre boyunca bir grubun kafeslerine koşan tekerlekler yerleştirdi. Yaklaşık dört ay sonra fareler orta yaşa ulaştığında ekip, tüm farelere elektrik şokunu belirli bir kutuda olmakla ilişkilendirmeyi öğretti. Kutuya yerleştirildiklerinde korkudan dondular.</p>



<p>İki hafta sonra, ekip fareleri <strong>üç senaryoda</strong> test etti: aynı odada tam olarak aynı kutu, farklı şekilde düzenlenmiş ve aydınlatılmış oda ile aynı kutu ve farklı bir odada tamamen farklı bir kutu.</p>



<p>Gençken çalışan tekerleğe erişimi olmayan sıçanlar şimdi bu durumların her birinde aynı oranda dondu ve hangisinin tehlikeli olduğunu hatırlayamadıklarını düşündürdü.&nbsp;Ancak gençliğinde koşabilenler, her iki değiştirilmiş kutu ortamında da yüzde 40 ila 50 daha az dondu.</p>



<p>Boston&#8217;daki Northeastern Üniversitesi&#8217;nden Arthur Kramer, &#8220;Sonuçlar, <strong>gençken </strong>fiziksel aktivite miktarının, en azından kemirgenler için, beyin ve bilişsel sağlık için daha iyi <strong>anılar </strong>şeklinde etkileri olduğunu gösteriyor,&#8221; diyor, insanlarda egzersizin yeni beyin hücrelerinin <strong>büyümesini </strong>uyardığını keşfetti .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cocukluk-cagi-egzersizi-yaslilikta-hafiza-kaybina-karsi-koruyabilir/">Çocukluk çağı egzersizi yaşlılıkta hafıza kaybına karşı koruyabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cocukluk-cagi-egzersizi-yaslilikta-hafiza-kaybina-karsi-koruyabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yan etkiler binlerce kişiyi öldürür ancak bunlarla ilgili verilerimiz yetersiz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yan-etkiler-binlerce-kisiyi-oldurur-ancak-bunlarla-ilgili-verilerimiz-yetersiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yan-etkiler-binlerce-kisiyi-oldurur-ancak-bunlarla-ilgili-verilerimiz-yetersiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 15:41:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasallar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yanetki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yan etkiler ciddi bir sorundur. ABD&#8217;de her yıl 40.000 kadar insan uyuşturucu yan etkilerinden ölüyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, bu sorunu çözmek için reçeteli ilaçları alırken olumsuz olaylarla karşılaşan kişilerden veri toplar, ancak bu veri tabanının analizinin, hatalarla dolu olduğunu keşfetmiştir. Gıda ve İlaç İdaresi Advers Olay Raporlama Sistemi (FAERS) İngiltere&#8217;nin benzer bir şekilde çalışır Sarı Kart Programı raporu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yan-etkiler-binlerce-kisiyi-oldurur-ancak-bunlarla-ilgili-verilerimiz-yetersiz/">Yan etkiler binlerce kişiyi öldürür ancak bunlarla ilgili verilerimiz yetersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tyui.jpg" alt="" class="wp-image-1732" width="317" height="326" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tyui.jpg 290w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tyui-150x154.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 317px) 100vw, 317px" /></figure></div>



<p>Yan etkiler <strong>ciddi</strong> bir sorundur. ABD&#8217;de her yıl <strong>40.000 </strong>kadar insan <strong>uyuşturucu </strong>yan etkilerinden ölüyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, bu sorunu çözmek için <strong>reçeteli </strong>ilaçları alırken olumsuz olaylarla karşılaşan kişilerden <strong>veri </strong>toplar, ancak bu veri tabanının analizinin, hatalarla dolu olduğunu keşfetmiştir.</p>



<p>Gıda ve İlaç İdaresi Advers Olay Raporlama Sistemi (<strong>FAERS</strong>) İngiltere&#8217;nin benzer bir şekilde çalışır <strong>Sarı Kart Programı</strong> raporu veritabanı sürekli olarak güncellendiğinden, genellikle <strong>ilaç yan etkilerini</strong> anlamaya ve azaltmaya çalışan araştırmacılar tarafından kullanılır.</p>



<p>Ancak bir ekip bu tür bir çalışma için veritabanını kullanmaya çalıştığında, verileri kullanmak için çok kusurlu buldular. Bu , Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco&#8217;dan Brian Shoichet ve Novartis Biyomedikal <strong>Araştırma </strong>Enstitüleri&#8217;ndeki meslektaşlarını daha yakından incelemeye sevk etti.</p>



<p>FAERS&#8217;daki verileri analiz ederek çok çeşitli problemler buldular. Pek çok rapor birden fazla kez gönderildi ve sıklıkla <strong>tedavi </strong>edilen hastalık yanlış bir şekilde ilacın bir yan etkisi olarak listelendi örneğin <strong>diyabet</strong>, diyabet ilaçlarının bir <strong>yan etkisi</strong> olarak adlandırılıyordu.</p>



<p>Bir ilacın birkaç ismi olabilir bir <strong>kimyasal </strong>isim ve marka isimleri veri tabanı bunu açıklamaz. Ekip, belirli bir ilacın olası yan etkilerinin tam bir resmini elde etmek için, eş anlamlılarının her birini veritabanı sorgularına dahil etmeleri gerektiğini <strong>keşfetti</strong>. Bazı durumlarda bu, yüzlerce ismin dahil edilmesi anlamına geliyordu. Shoichet, bu sorunların muhtemelen uyuşturucu araştırması üzerinde büyük bir etkisi olduğunu düşündüğünü söylüyor.</p>



<p>Kaliforniya&#8217;daki Oracle Health Sciences <strong>teknoloji </strong>firmasında bir araştırmacı olan Rave Harpaz , &#8220;Bu sorunlardan bazıları dikkatli veri temizliği ve diğerleri analiz yoluyla ele alınmalıdır&#8221; diyor. Veritabanını büyük miktarda veriye karşı <strong>kesinlik </strong>arasındaki bir değiş tokuş olarak tanımlıyor.</p>



<p>&#8220;Prensipte bu bir <strong>altın madeni</strong>,&#8221; dedi Shoichet, meslektaşları ile birlikte FAERS gibi sistemlerin daha yararlı olabileceği, ilaç isimlerini otomatik olarak <strong>içeriklerine </strong>bağlamak ve <strong>dozaj </strong>gibi bilgileri talep etmek gibi birkaç yol önerdi.</p>



<p>Birleşik Krallık&#8217;ta bir doktor olan Savannah Irving, araştırma açısından FAERS gibi veri tabanlarının paha biçilmez olduğunu söylüyor. Örneğin, Chicago Tribune tarafından başlatılan yeni bir proje, potansiyel olarak <strong>ölümcül </strong>bir ilaç etkileşimini keşfetmek için FAERS verilerini kullandı. Ancak doktorlar bunun gibi veri tabanlarına tek başına güvenemezler. &#8220;O hasta için yeni olan yeni bir ilaca başlıyorsunuz,&#8221; diyor, yani zaten bilinene bakılmaksızın her bir kişi yan etkiler açısından izlenmelidir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yan-etkiler-binlerce-kisiyi-oldurur-ancak-bunlarla-ilgili-verilerimiz-yetersiz/">Yan etkiler binlerce kişiyi öldürür ancak bunlarla ilgili verilerimiz yetersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yan-etkiler-binlerce-kisiyi-oldurur-ancak-bunlarla-ilgili-verilerimiz-yetersiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hormonlar vücudunuzu ve zihninizi nasıl etkiler?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hormonlar-vucudunuzu-ve-zihninizi-nasil-etkiler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hormonlar-vucudunuzu-ve-zihninizi-nasil-etkiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 20:50:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[biyokimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[hormonlar]]></category>
		<category><![CDATA[oksitosin]]></category>
		<category><![CDATA[testosteron]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Testosteron erkekleri kelleştirir mi? Aşk hormonu var mı? Hamilelik hormonları beyninizi pelteye çevirir mi? Kendi davranışlarımızdan sorumlu olduğumuzu düşüncelerimizin bilinçli kontrolümüz altında olduğunu ve eylemlerimizin çoğunlukla makul olduğunu düşünmeyi seviyoruz. Ancak davranışlarımız aynı zamanda eski bir zihin kontrol sisteminin etkisinde: hormonlar. Bu protein habercileri en iyi düzenleyiciler olarak temel görevleri ile bilinir örneğin insülin ve kan şekerini düşünün ama [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hormonlar-vucudunuzu-ve-zihninizi-nasil-etkiler/">Hormonlar vücudunuzu ve zihninizi nasıl etkiler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Testosteron </strong>erkekleri kelleştirir mi? <strong>Aşk </strong>hormonu var mı? <strong>Hamilelik </strong>hormonları beyninizi pelteye çevirir mi?</p>



<p>Kendi <strong>davranışlarımızdan </strong>sorumlu olduğumuzu düşüncelerimizin <strong>bilinçli </strong>kontrolümüz altında olduğunu ve eylemlerimizin çoğunlukla makul olduğunu düşünmeyi seviyoruz. Ancak davranışlarımız aynı zamanda eski bir <strong>zihin kontrol</strong> <strong>sisteminin </strong>etkisinde: hormonlar. Bu <strong>protein </strong>habercileri en iyi düzenleyiciler olarak temel görevleri ile bilinir örneğin <strong>insülin </strong>ve <strong>kan </strong>şekerini düşünün ama aynı zamanda beyni bize etrafımızdaki dünya ve içindeki insanlar hakkında bilgi veren kimyasal bilgilerle yıkarlar.</p>



<p>Belirli bir <strong>hormondaki </strong>artış, tamamen farklı bir insan gibi hissetmemize ve hareket etmemize neden olabilir mi? Ve eğer öyleyse, kontrolden çıktığımız anlarımızı bir tür <strong>biyokimyasal </strong>sinyalle suçlamakta haklı mıyız? Burada, hormonların kafanızı nasıl karıştırdığına ve gerçeği <strong>kurgudan </strong>nasıl ayırdığına dair bazı büyük <strong>fikirlere </strong>bakıyoruz.</p>



<p>Tüm hormonlar arasında <strong>oksitosin </strong>şüphesiz en iyi <strong>PR&#8217;ye </strong>sahiptir. Yaygın olarak aşk hormonu ve sarılma kimyasalı olarak bilinen bu hormon, insanlığa iyi niyet yaymakla ünlüdür. Hatta <strong>otizm</strong>, <strong>anksiyete</strong>, <strong>depresyon </strong>ve <strong>kronik ağrı </strong>için <strong>potansiyel </strong>bir tedavi olarak lanse edildi .</p>



<p>Doğum, emzirme ve orgazm sırasında salınan <strong>oksitosin</strong>, kendimiz de dahil olmak üzere birçok <strong>hayvanda anne </strong>ve <strong>eşe bağlanma </strong>davranışına neden olur. 2005 yılında, araştırmacılar bir oksitosin burun spreyi verilen kişilerin çevrelerindeki diğer insanlara güvenme olasılıklarının daha yüksek olduğunu bulduklarında, bu sistemi <strong>hackleme </strong>olasılığı ilk kez ortaya çıktı. Daha sonraki çalışmalar, oksitosin koklamanın cömertliği, <strong>işbirliğini </strong>ve <strong>empatiyi </strong>artırdığını bulmuştur. Artık spreyler çevrimiçi olarak satılıyor, cinsel yaşamınızı iyileştirme, endişeyi azaltma ve güven duygusu yaratma sözü veriyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hormonlar-vucudunuzu-ve-zihninizi-nasil-etkiler/">Hormonlar vücudunuzu ve zihninizi nasıl etkiler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hormonlar-vucudunuzu-ve-zihninizi-nasil-etkiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük çeneleri ve metal bir boynuzuyla cehennemden gelen vampir karıncayla tanışın</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-ceneleri-ve-metal-bir-boynuzuyla-cehennemden-gelen-vampir-karincayla-tanisin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-ceneleri-ve-metal-bir-boynuzuyla-cehennemden-gelen-vampir-karincayla-tanisin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 20:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[cehennemkarıncası]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[kanat]]></category>
		<category><![CDATA[ölümcül]]></category>
		<category><![CDATA[şeytani]]></category>
		<category><![CDATA[vampir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni keşfedilen tarih öncesi &#8220;cehennem karıncası&#8221; türünün, metalle güçlendirilmiş ölümcül bir besleme cihazı da dahil olmak üzere şeytani ismine kadar yaşayan bir anatomisi vardı. Cehennem karıncaları, Kretase Dönemi&#8217;nden soyu tükenmiş bir soydur. Normal ağız parçaları yerine, yukarı bakan kanatları vardı. Hiçbir canlı türünün böyle bir yüz anatomisi yoktur. Bununla birlikte, cehennem karıncalarının ağızlarının etrafındaki tüyler, tetiklendiklerinde ağızlarının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-ceneleri-ve-metal-bir-boynuzuyla-cehennemden-gelen-vampir-karincayla-tanisin/">Büyük çeneleri ve metal bir boynuzuyla cehennemden gelen vampir karıncayla tanışın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/65srxc.jpg" alt="" class="wp-image-1724" width="343" height="232" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/65srxc.jpg 612w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/65srxc-600x407.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/65srxc-150x102.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/65srxc-300x203.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 343px) 100vw, 343px" /></figure></div>



<p>Yeni keşfedilen <strong>tarih</strong> öncesi &#8220;<strong>cehennem karıncası</strong>&#8221; türünün, metalle güçlendirilmiş <strong>ölümcül </strong>bir besleme cihazı da dahil olmak üzere <strong>şeytani </strong>ismine kadar yaşayan bir <strong>anatomisi </strong>vardı. Cehennem karıncaları, <strong>Kretase </strong>Dönemi&#8217;nden soyu tükenmiş bir soydur. Normal ağız parçaları yerine, yukarı bakan <strong>kanatları </strong>vardı.</p>



<p>Hiçbir canlı türünün böyle bir <strong>yüz anatomisi</strong> yoktur. Bununla birlikte, cehennem karıncalarının ağızlarının etrafındaki <strong>tüyler</strong>, <strong>tetiklendiklerinde </strong>ağızlarının kapanmasına neden olan modern çeneli karıncaların tüylerini andırır. Bu, cehennem karıncalarının ağız kısımlarının da benzer şekilde çalıştığına dair <strong>spekülasyonlara </strong>yol açtı. Bazılarının diş benzeri çeneleri üzerinde çıkıntı yapan <strong>boynuz </strong>benzeri uzantıları da vardı.</p>



<p>Başka bir böcek yakaladığında tetik tüyleri, bıçak benzeri çeneleri avı yukarı çevirir ve dış katmanını delip boynuzunu dayar. Barden, &#8220;Çenelerin <strong>avını kapatıp </strong>yakalaması için yapılmış bu tür bir durdurma plakasına sahipsiniz&#8221; diyor. Hepsi bu değil. CT taramaları, L. vladi&#8217;nin boynuzunun <strong>metal </strong>ile güçlendirildiğini ortaya çıkardı .</p>



<p>Fransa&#8217;daki Rennes 1 Üniversitesi&#8217;nden Vincent Perrichot , &#8220;Muhtemelen metal, kornanın hasar görmemesine yardımcı oluyor&#8221; diyor. 2016 yılında , &#8220;<strong>tek boynuzlu at karıncası</strong>&#8221; adını verdiği başka bir boynuzlu <strong>cehennem </strong>karıncasının açıklamasını yayınladı .</p>



<p>Barden, boynuzun çenelerden tekrarlanan <strong>darbelere </strong>dayanmak zorunda olması gerektiğinden, &#8221; uzantıyı güçlendirmek mantıklı&#8221; diyor. Bazı modern böcekler , çenelerini <strong>çinko </strong>ve <strong>demir </strong>gibi metallerle güçlendirerek <strong>aşınmayı </strong>ve <strong>yıpranmayı </strong>benzer şekilde azaltır.</p>



<p>L. vladi, metal takviyeli bir tek boynuzlu at olmasının yanı sıra bir <strong>vampir </strong>de olabilir. Çeneleri yukarı doğru hareket ettiğinde bir &#8220;<strong>oluk</strong>&#8221; oluşturdular. Barden, &#8220;Bu, <strong>hemolimf </strong>böcek kanını ağız kısımlarından aşağı doğru <strong>akıtmak </strong>için geliştirilmiş bir şey olabilir&#8221; diyor.</p>



<p>Karıncanın yanında, Barden&#8217;in ekibi korunmuş bir böcek <strong>kurtçuk </strong>buldu tam da vampirik bir <strong>yaşam tarzını </strong>destekleyebilecek &#8220;yumuşacık, hemolimf yüklü böcek&#8221;. Belki de menüde sıradaydı.</p>



<p>Ancak metalle güçlendirilmiş boynuz, karıncaların çenelerinin <strong>yetişkin </strong>böceklerin daha sert tırnak etlerine de nüfuz etmek için yeterli <strong>güçle hareket </strong>ettiğini gösteriyor.</p>



<p>Barden, &#8220;Tuzağa düşürülmüş <strong>av </strong>nesnesi ile bir örnek bulana kadar, ki bu muhtemelen an meselesidir, <strong>spekülasyon </strong>yapmaya başladık&#8221; diyor. Bununla birlikte, örneğini bulduğu Myanmar <strong>kehribar </strong>yatakları o kadar <strong>zengindir </strong>ki, daha ayrıntılı gözlemlerin ortaya çıkması muhtemeldir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-ceneleri-ve-metal-bir-boynuzuyla-cehennemden-gelen-vampir-karincayla-tanisin/">Büyük çeneleri ve metal bir boynuzuyla cehennemden gelen vampir karıncayla tanışın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-ceneleri-ve-metal-bir-boynuzuyla-cehennemden-gelen-vampir-karincayla-tanisin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüm teknoloji kardeşlerine not: Biyoloji değil, cinsiyetçilik kadınları engelliyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tum-teknoloji-kardeslerine-not-biyoloji-degil-cinsiyetcilik-kadinlari-engelliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tum-teknoloji-kardeslerine-not-biyoloji-degil-cinsiyetcilik-kadinlari-engelliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 20:12:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapısal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lara Williams , bir Google mühendisinin çeşitlilik programları hakkında düşündüğü ne olursa olsun, kadınların teknoloji şirketlerinde biyolojik olarak önceden belirlenmiş oyuncular olmadığını söylüyor. Teknoloji sektöründe cinsiyetçilik uzun süredir devam eden bir sorun. Tarafından yazılmış iç yazışmada olarak gelen bir sektörün son tezahürü olan Abdülmecid maçoluk ve kadınlar fena halde yetersiz temsil edilmektedir. Damore, kadınların erkeklerden özünde farklı olduğu, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tum-teknoloji-kardeslerine-not-biyoloji-degil-cinsiyetcilik-kadinlari-engelliyor/">Tüm teknoloji kardeşlerine not: Biyoloji değil, cinsiyetçilik kadınları engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rxcgvb.jpg" alt="" class="wp-image-1719" width="381" height="247" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rxcgvb.jpg 510w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rxcgvb-150x97.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/rxcgvb-300x194.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" /></figure></div>



<p><strong>Lara Williams</strong> , bir <strong>Google </strong>mühendisinin çeşitlilik programları hakkında düşündüğü ne olursa olsun, kadınların <strong>teknoloji </strong>şirketlerinde <strong>biyolojik </strong>olarak önceden belirlenmiş oyuncular olmadığını söylüyor.</p>



<p>Teknoloji sektöründe <strong>cinsiyetçilik </strong>uzun süredir devam eden bir sorun. Tarafından yazılmış iç yazışmada olarak gelen bir sektörün son <strong>tezahürü </strong>olan Abdülmecid <strong>maçoluk </strong>ve kadınlar fena halde <strong>yetersiz </strong>temsil edilmektedir.</p>



<p>Damore, kadınların erkeklerden <strong>özünde farklı </strong>olduğu, genel olarak aynı <strong>kariyer </strong>ve sektörlerde çalışma olasılığının daha düşük ve yetenekli olduğu <strong>görüşünü desteklediğini </strong>söylediği araştırmanın ana hatlarını çiziyor. &#8220;Kadınlar, ortalama olarak, daha fazlasına <strong>sahiptir</strong>, kadınlara doğuştan gelen çeşitli nitelikler, insanlara bir şeylere ilgi duyma, sosyal ve sanatsal çalışmayı tercih etme, <strong>nevrotiklik</strong> <strong>kaygı</strong>, <strong>girişkenlik </strong>olarak ifade edilen <strong>dışadönüklük </strong>onları öncü kılar.</p>



<p>&#8220;<strong>Felsefi olarak</strong>,&#8221; diye düşünür, &#8220;Sırf hem erkek hem de kadınların <strong>eşit </strong>kesimlerine hitap etmesini sağlamak için teknolojinin keyfi sosyal mühendisliğini yapmamız gerektiğini düşünmüyorum.&#8221;</p>



<p>Angela Saini&#8217;nin The Guardian&#8217;da <strong>işaret </strong>ettiği gibi, Damore&#8217;un <strong>argümanını desteklemek </strong>için kullandığı <strong>bilimlerin </strong>bir kısmı geçerlidir; ancak , kadın ve erkek beyinlerindeki <strong>anatomik </strong>farklılık <strong>teorilerine </strong>göz atan bir <strong>sinirbilimsel </strong>düşünce okulu olduğu ölçüde. Aynı şekilde, bu fikri reddeden bir düşünce okulu var. Saini, &#8220;Olası <strong>her görüşü</strong> desteklemek için yayınlanmış bilimsel makaleler var&#8221; diyor. &#8220;Bilim <strong>yavaş </strong>bir <strong>süreçtir</strong>, büyüyen bir gerçekler dizisi değil.&#8221;</p>



<p>Ancak gerçek bir gerçek, biyolojik determinizmin cinsiyetçiliği haklı çıkarmak için bir tarihe sahip olduğudur ve birkaç nedenden dolayı sorunludur. Damore&#8217;un <strong>manifestosu</strong>, kadınları <strong>kalıtsal </strong>özelliklerin bir ürünü olarak <strong>tasvir </strong>ediyor; kadınlığı <strong>sosyal </strong>ve <strong>kültürel </strong>etkisi olmayan, açıkça <strong>anatomik </strong>bir kavram olarak anlamak. Fransız <strong>entelektüel </strong>ve <strong>feminist </strong>Simone de Beauvoir&#8217;ın ünlü sözünü dikkate alması gerekiyor, &#8220;insan <strong>doğmaz</strong>, daha çok <strong>kadın olur</strong>&#8220;.</p>



<p>Feminist kimlik <strong>siyaseti</strong>, geniş anlamda, kadın kimliğinin ve <strong>kuralcı </strong>kadınlık tarzlarının şekillendirilme ve inşa edilme biçimleriyle ilgilenir. Damore&#8217;un iddiaları, cinsiyet kimliğinin <strong>kültürel </strong>bir boşlukta gerçekleştiğini varsayar.</p>



<p>Damore, &#8220;Kadınları neden üst düzey <strong>liderlik pozisyonlarında </strong>görmediğimizi soruyoruz, ancak bu işlerde neden bu kadar çok erkek gördüğümüzü asla sormuyoruz&#8221; diyor. &#8220;Bu pozisyonlar genellikle, <strong>dengeli </strong>ve <strong>tatmin </strong>edici bir yaşam istiyorsanız, buna değmeyebilecek <strong>uzun</strong>, <strong>stresli </strong>saatler gerektirir.&#8221;</p>



<p>Ama kesinlikle soruyoruz. Erkekler, stresli saatlere kadınlardan daha fazla <strong>biyolojik </strong>bir yatkınlığa sahip değildir; aynı şekilde, ev işçiliği ve çocuk yetiştirme görevlerinin çoğunu <strong>üstlenmek </strong>için gereken bir ortaklığın <strong>yarısı </strong>sizseniz, &#8220;<strong>dengeli </strong>ve <strong>tatmin </strong>edici bir <strong>yaşam</strong>&#8221; farklı beklentilerle gelir. Eşitsizliği yaratan <strong>yapısal </strong>farklılıklar, <strong>cinsel organlar</strong> ve <strong>genetikten </strong>daha inceliklidir.</p>



<p>Damore, Google&#8217;ın marjinal adaylar için <strong>mentorluk </strong>ve sınıflar gibi çeşitlilik <strong>stratejilerini </strong>zararlı olarak özetliyor ve aslında bunların &#8220;<strong>ırk </strong>ve <strong>cinsiyet </strong>gerginliğini artırdığını&#8221; söylüyor. Bu tür stratejiler, yalnızca bir ayrıcalık ve yetki duygusuna sahip olanlar için, fayda sağladıkları bir <strong>statükonun </strong>gasp edilmesiyle <strong>tehdit </strong>edilenler için gerilimi artırır.</p>



<p>Onun ele almadığı şey, agresif bir şekilde erkeksi bir &#8220;<strong>kardeş kültürü</strong>&#8221; yaygın olarak tartışılan ve bu uzun çalışma saatlerini kadınlar için daha az lezzetli kılan yaygınlığıdır. Bir 2016 anket teknoloji rollerde kadın çalışanların yüzde 60 istenmeyen cinsel gelişmeler bildirdi ve yüzde 87 erkek meslektaşları gelen yorumları <strong>Aşağılayıcı </strong>rapor bulundu.</p>



<p>Ancak Damore, Google&#8217;ın şu anda yüzde 69 erkek çalışan çoğunluğuna sahip olduğundan hiç <strong>şüphe </strong>yok ve bu nedenle korktuğu zarar verici <strong>cinsiyet eşitliği </strong>kültürü hala çok <strong>uzak</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tum-teknoloji-kardeslerine-not-biyoloji-degil-cinsiyetcilik-kadinlari-engelliyor/">Tüm teknoloji kardeşlerine not: Biyoloji değil, cinsiyetçilik kadınları engelliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tum-teknoloji-kardeslerine-not-biyoloji-degil-cinsiyetcilik-kadinlari-engelliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medya genç hayatları bitiriyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-medya-genc-hayatlari-bitiriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-medya-genc-hayatlari-bitiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 19:56:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekdünya]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalmedya]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1680</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki yeni kitap, çevrimiçi ortamda mükemmel kimlikler inşa etmeleri için gençler üzerindeki baskıyı ve dijital teknolojilerin nasıl bir lütuf veya lanet olabileceğini araştırıyor. Facebook&#8217;tan Mark Zuckerberg, sosyal medyada yaptığı anketlerle öncü. Bir sonraki ufku neredeyse efsanevi: tekno-telepati. Moğul, doğrudan akıldan zihne temasın &#8220;nihai iletişim teknolojisi&#8221; olduğunu söylüyor . Zuckerberg&#8217;in iPhone&#8217;dan psy-phone&#8217;a geçme arzusu, türden çok derece değişikliği gibi görünüyor.&#160;Yine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-medya-genc-hayatlari-bitiriyor/">Sosyal medya genç hayatları bitiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/89guik.jpg" alt="" class="wp-image-1716" width="364" height="204" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/89guik.jpg 602w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/89guik-600x337.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/89guik-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/89guik-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" /></figure></div>



<p>İki yeni kitap, <strong>çevrimiçi </strong>ortamda mükemmel <strong>kimlikler </strong>inşa etmeleri için gençler üzerindeki baskıyı ve dijital teknolojilerin nasıl bir <strong>lütuf </strong>veya <strong>lanet </strong>olabileceğini araştırıyor. Facebook&#8217;tan Mark Zuckerberg, sosyal medyada yaptığı anketlerle öncü. Bir sonraki ufku neredeyse efsanevi: <strong>tekno-telepati</strong>. Moğul, doğrudan akıldan zihne temasın &#8220;nihai iletişim teknolojisi&#8221; olduğunu söylüyor .</p>



<p>Zuckerberg&#8217;in iPhone&#8217;dan psy-phone&#8217;a geçme arzusu, türden çok <strong>derece </strong>değişikliği gibi görünüyor.&nbsp;Yine de Ray Kurzweil&#8217;in bir zamanlar &#8220;<strong>manevi makineler çağı</strong>&#8221; dediği şey, bazen, özellikle ergenlik çağında bildiğimiz kaçınılmaz dalgalanmalar ve dalgalanmalarla (şimdiye kadar) tomurcuklanan gençlerin terli, etli, duygusal gerçekliği ile uğraşmak zorunda kalıyor.</p>



<p>Bu iki büyüleyici <strong>etnografya </strong>bakıldığında, dijital olarak doğallaştırılmış Z Kuşağının çocukları bile zihinlerin <strong>doğrudan </strong>ve <strong>saf </strong>bir şekilde karışmasına pek hazır değil.&nbsp;Her gün yapılacak selfie çekme, cinsel mesajlaşma, siber zorbalık veya &#8220;Yik Yakking&#8221; varken olmaz.</p>



<p>Bu yıl Nisan ayında kapanan tartışmalı Twitter tarzı bir uygulama olan Yik Yak, Donna Freitas&#8217;ın&nbsp;The Happiness Effect&#8217;i&nbsp;kötü niyetli alt başlığıyla sunuyor.&nbsp;Freitas, 13 ABD kolejindeki lisans ve mezunlarla yapılan yüzlerce röportaj aracılığıyla, sosyal medya aracılığıyla <strong>duygusal yaşamlarının </strong>çoğunu kaplayan gergin <strong>kimlik </strong>inşası rejimini ortaya koyuyor. Sosyal medya aracılığıyla sinir bozucu kimlik inşası, öğrencilerin duygusal yaşamlarının çoğunu işgal ediyor.</p>



<p>Zaman çizelgelerinin potansiyel bir özgeçmiş olduğunun farkında olmaları veya &#8220;<strong>beğenilerinin</strong>&#8221; kampüsteki sosyal statünün bir göstergesi olması nedeniyle, her zaman en iyi ve en olumlu benliklerini sergileme baskısı altındadırlar.&nbsp;Ortaokul öğrencisi Brandy, “Artık hayatınızın ne kadar harika olduğunu göstermek için 10 yıllık lise toplantınızı beklemenize gerek yok” diyor.</p>



<p>Anonimleştirilmiş Yik Yak uygulaması, Freitas&#8217;ın bazı kampüslerinde karşılıklı taciz selini yayınladı.&nbsp;Halkın mutluluğunu sergileme zorunluluğunun altından, Bastırılmışlar intikamla geri döndü.&nbsp;&#8220;Yik Yak, kötü bir pembe dizi gibiydi&#8221; dedi biri.&nbsp;Bir başkası, &#8220;kampüsümde var olan <strong>ırkçılık</strong> ve <strong>homofobi </strong>beni bunalttığı için&#8221; hizmeti terk etti.</p>



<p>Şimdiye kadar çok tatlı, çok tanıdık.&nbsp;Çevrimiçi iletişimin coşkusu, tanınabilir <strong>gerçek dünya</strong> ve gerçek <strong>vücut</strong> <strong>kaygıları </strong>ve alçakgönüllülükleri tarafından hafifletilir.</p>



<p>Freitas, araştırma için madencilik yaparken bile, bu çılgın çocuklar için açıkça iyi bir papaz ve danışman.&nbsp;Ancak anaç gibi görünen üslubu, Facebook&#8217;un kuruluş koşulunun, Harvard Üniversitesi öğrencilerinin <strong>statü </strong>kaygılarıyla uğraşmaktan kazanç sağlayan bir kampüs <strong>sosyal ağı</strong> olduğunu hatırlatıyor.</p>



<p>Zuckerberg&#8217;in ağının arkasındaki boğucu yönetimciliğin, nöroteknoloji geleceğinin bir aşamasında yakın zihinsel yaşamınıza girmeye çalıştığı fikri, düpedüz isyan değilse de neo-Luddizmi davet edecek bir şey gibi geliyor.</p>



<p>Jacqueline Ryan Vickery&#8217;nin&nbsp;Yanlış Şeyler Hakkında Endişeli&nbsp;adlı kitabında, Meksika sınırına yakın bir işçi sınıfı okulunun içinde ve çevresinde “Freeway High” takma adıyla dolaşan tuhaf, eksantrik ve yetenekli genç dijital kullanıcılar yer alıyor.&nbsp;Ancak anlattığı hikaye, sosyo-ekonomik sıkıntıların ortasında, eğitimin, olanaklar ve ilerleme yaratabilecek bir sığınak olamamasıdır.&nbsp;Ve okul başarısızlığının bir göstergesi, dijital teknolojiyi &#8220;<strong>fırsat odaklı</strong>&#8221; bir bakış açısından değil &#8220;<strong>zarar odaklı</strong>&#8221; bir bakış açısıyla kullanıp kullanmadığına bağlıdır.</p>



<p>Kitabın ilginç bir gerilimi var.&nbsp;Yazarın öğretmenlik ilgi alanları belirgindir bir öğrencinin tüm &#8220;öğrenme anlarını&#8221; nerede ve ne zaman olursa olsun tek bir eğitim çerçevesine getirebileceğini hayal eden &#8220;<strong>bağlantılı bir öğrenme modelini</strong>&#8221; teşvik eder.</p>



<p>&#8220;Sınıfta teknoloji kullanımı üzerindeki önemsiz ve beyhude kısıtlamalar bir yenilgi ve yabancılaşma tonu oluşturuyor&#8221;</p>



<p>Yine de Freeway Lisesi öğrencileriyle konuşurken ortaya çıkan hikayeleri, herhangi bir <strong>kapsayıcı </strong>öğretim sistemine <strong>dahil </strong>etmek oldukça zordur.&nbsp;Freitas&#8217;ın kitabının <strong>kompulsif </strong>iletişimcilerinin tam tersine, iki hassas genç Latin liseli film yapımcısı, genellikle materyallerini YouTube&#8217;da yayınlamamayı seçtiler çünkü kaliteden emin olmadıkları ve kariyerlerine zarar verebileceğinden endişelendikleri için.</p>



<p>Freeway High,&nbsp;Ölü Ozanlar Derneği&nbsp;türünde&nbsp;<strong>klasik </strong>bir öğretmen kurtarıcıya sahiptir öğrenciler için akşam Sinematik Sanat Projeleri ve Dijital Medya Kulüplerini yürüten Bay Lopez.&nbsp;Ancak, Vickery&#8217;nin harika ve ikna edici ayrıntılarla çizelgeleri çizdiği gibi, okulun sosyal medyaya ilişkin hakim &#8220;zarar odaklı&#8221; görüşü boğuluyor ve bu çocukların hayatlarına zaten giren dijital yaratıcılığı <strong>dışlıyor</strong>.&nbsp;Sınıfta teknoloji kullanımı ve çocukların kendi coşkularından getirebilecekleri dijital malzeme türleri üzerindeki önemsiz ve beyhude kısıtlamalar, Freeway Lisesi çocuklarının bazıları arasında bir <strong>yenilgi </strong>ve yabancılaşma tonu oluşturuyor.</p>



<p>Yazarın belirgin bir favori öğrencisi, <strong>yıkıcı</strong>, <strong>mahrum </strong>ama <strong>şiirsel </strong>bir kız olan Selena adında, onunla epey vakit geçirdiği. Ancak daha sonra, Selena&#8217;nın üniversite hazırlıklarının ortasında okulu bıraktığını ve şimdi onunla hiçbir <strong>bağlantısı olmadığını </strong>duyar. Kitap, ebeveyn geçmişlerinin <strong>kaotik </strong>olduğu ve bakım, işe gidip gelme ve yaşayacak bir yer bulma taleplerinin dijital olarak hırslı gençliği fazlasıyla ağır bir şekilde yüklediği <strong>dışlama </strong>ve <strong>mücadele </strong>masallarıyla doludur.</p>



<p>Her iki çalışmada da ve her bir kullanıcı grubunun <strong>sosyal konumu</strong> ne olursa olsun, bu gençler ellerinde ve zihinlerinde yeni bir tür <strong>somut </strong>sosyal <strong>makineye </strong>sahip olduklarını açıkça biliyorlar: cihazlardan, ağlardan ve dijital bilgilerden oluşan bir makine bilgi ve bilinçlerini bir araya getirerek bir <strong>iz </strong>bırakabilirler.</p>



<p>Sorumlu pedagoglar olarak, Vickery ve Freitas kurumsallaştırılır. Ve Mark Zuckerberg ile herhangi bir Silikon Vadisi vizyoner kralı gibi sadece <strong>trans </strong>insan <strong>hırsına </strong>göz atmak değil, <strong>kâr odaklı </strong>ilgiyi takip etmelisiniz.</p>



<p>İlgili eğitimciler ile kurumsal yıkıcı arasında bir yerde, Generation Z, henüz ilk günlerinde bir dijital devrimden kendi yeni toplumunu oluşturuyor. Sokaklar kendi yararlarına sahip olacak. Ve <strong>genç</strong>, özlem duyan <strong>bedenler </strong>de göz ardı edilmeyecek.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-medya-genc-hayatlari-bitiriyor/">Sosyal medya genç hayatları bitiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-medya-genc-hayatlari-bitiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp atışınızı dinlemek, başkalarının zihinlerini okumanıza yardımcı olur mu?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kalp-atisinizi-dinlemek-baskalarinin-zihinlerini-okumaniza-yardimci-olur-mu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kalp-atisinizi-dinlemek-baskalarinin-zihinlerini-okumaniza-yardimci-olur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 11:32:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gerçekten kalbini dinlemelisin. Kalp atışlarının daha fazla farkında olan insanlar, etraflarındaki insanların duygularını algılamada daha iyidir. Dahası, bu yeteneği geliştirmek otizmli ve şizofreni hastalarının bazılarına yardımcı olabilir. Kalbinizin göğüs kemiğinize hafifçe çarptığını hissedebiliyor musunuz? Ya da belki aç, susuz veya acı çekiyorsunuz? Eğer öyleyse, içsel durumunuzu algılıyorsunuz iç algı adı verilen bir süreç. Duygu yaratmak için öncelikle vücudumuzun iç işleyişini yorumlamamız gerektiği düşünülüyor . Öyleyse kuduz bir köpek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kalp-atisinizi-dinlemek-baskalarinin-zihinlerini-okumaniza-yardimci-olur-mu/">Kalp atışınızı dinlemek, başkalarının zihinlerini okumanıza yardımcı olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/kl.jpeg" alt="" class="wp-image-1711" width="389" height="218" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/kl.jpeg 700w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/kl-600x337.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/kl-150x84.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/kl-300x168.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/kl-696x391.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 389px) 100vw, 389px" /></figure></div>



<p>Gerçekten <strong>kalbini </strong>dinlemelisin. Kalp atışlarının daha fazla <strong>farkında </strong>olan insanlar, etraflarındaki insanların duygularını <strong>algılamada </strong>daha iyidir. Dahası, bu yeteneği <strong>geliştirmek otizmli </strong>ve <strong>şizofreni </strong>hastalarının bazılarına yardımcı olabilir.</p>



<p>Kalbinizin göğüs kemiğinize hafifçe çarptığını <strong>hissedebiliyor </strong>musunuz? Ya da belki aç, susuz veya acı çekiyorsunuz? Eğer öyleyse, içsel durumunuzu <strong>algılıyorsunuz </strong>iç algı adı verilen bir süreç. Duygu yaratmak için öncelikle vücudumuzun iç <strong>işleyişini yorumlamamız </strong>gerektiği düşünülüyor .</p>



<p>Öyleyse kuduz bir köpek görürsek, sadece kalp atış hızımızda bir artış olduğunu fark ettiğimizde veya terli bir avuç içi algıladığımızda <strong>korku </strong>duyarız. Zayıf iç algı yeteneklerine sahip olma durumları olan bazı insanlar, duygularını yorumlamakta da sorun yaşarlar.</p>



<p>Ancak araştırmacılar, diğer insanların ne düşündüğünü anlamak ve hatta<strong> zihin teorisi </strong>olarak bilinen üçüncü bir kişinin ne düşündüğünü tahmin etmek için iç algının önemli olduğunu iddia ettiler. Buradaki fikir, eğer kendi duygularımızı ayırt etmekte sorun yaşarsak, başkalarının duygularını ve buna karşılık gelen <strong>zihinsel durumlarını </strong>yorumlamakta da zorlanabileceğimizdir.</p>



<p>Araştırmak için, şu anda Oxford Üniversitesi&#8217;nde olan Geoff Bird ve ekibi, 72 gönüllünün kalp atışlarını saymasını istedi, ancak nabzını parmaklarını kullanmadan, bu bir<strong> iç algı</strong> ölçüsü. Katılımcılar daha sonra çeşitli <strong>sosyal etkileşimlerin</strong> videolarını izlediler. Her klipten sonra, <strong>karakterlerin zihinsel </strong>durumlarını anlama yeteneklerini test eden çoktan seçmeli sorular soruldu.</p>



<p>Örneğin, bir sahnede Tom adında bir adamın, ikinci bir utangaç adam olan Barry ile açıkça ilgilenen Gemma adında bir kızla flört etmeye çalıştığını gösteriyordu.</p>



<p>Bazı sorular, katılımcıların belirli bir karakterin duygularını anlamasını gerektirdi örneğin, &#8220;Gemma rahatsız mı hissediyor?&#8221; Kendi kalp atışlarını sayma konusunda daha iyi olan katılımcılar bu tür sorularda daha iyi <strong>performans </strong>gösterdi. Bird, &#8220;Daha <strong>empatik</strong> davrandılar&#8221; diyor.</p>



<p>Ancak &#8220;Barry, Gemma&#8217;nın Tom&#8217;un niyetinin ne olduğunu düşünüyor?&#8221; Gibi herhangi bir duygu içermeyen <strong>zihin teorisi </strong>sorularının <strong>içsel </strong>yetenekleri ile doğruluğu arasında bir bağlantı yoktu. Bu, kendi bedenimizden gelen <strong>sinyalleri</strong> yorumlama yeteneğimizin yalnızca duygu bir faktör olduğunda başkalarının düşüncelerini anlamamıza yardımcı olduğunu gösterir.</p>



<p>Bird, <strong>interoseptif zorlukların</strong>, otizm ve şizofreni gibi rahatsızlıkları olan bazı kişilerin yaşadığı bir dizi semptomda muhtemelen rol oynadığını söylüyor. Örneğin, otizmi olan bazı insanlar yüksek sesler ve parlak ışıklar rahatsız edici bulurlar. Bunlar iç algıyla bağlantılıdır, kalplerimizin daha <strong>hızlı </strong>atmasını sağlar ve <strong>uyarılma </strong>seviyemizi yükseltir.</p>



<p>Bird, &#8220;Şimdilik tamamen <strong>teorik</strong>&#8221; diyor, &#8220;ancak yüksek seslerden ve parlak ışıklardan kaynaklanan iç sinyalleri ağrı ile ilgili diğerlerinden ayırt etmekte iyi değilseniz, diyelim ki bu <strong>zararsız</strong> <strong>sinyaller acı </strong>olarak yorumlanabilir. &#8220;</p>



<p>Bird, “İç algınızı eğitmenin aynı zamanda empatinizi geliştirip geliştirmediği henüz gösterilmedi, ancak bu denemek istediğimiz bir <strong>deney</strong>,” diye ekliyor. Bunu yapmanın bir yolu, insanların <strong>kalpleriyle </strong>zamanla atan ve zamanla daha sessizleşen bir tonu dinlemelerini sağlamaktır. Aynaya bakmanın iç algıyı <strong>iyileştirebileceğine </strong>dair bazı kanıtlar da var .</p>



<p>Kendi duygularımızı ve diğer insanların duygularını ayırt etme yeteneğimiz üzerinde böyle bir eğitimin nasıl bir etkisi olabileceğini henüz bilmiyoruz. &#8220;Daha iyi içsel <strong>farkındalık </strong>eğitimi, insanların kendi duygularını başkalarınınkilerden ayırmalarını daha zor hale getirebilir mi?&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kalp-atisinizi-dinlemek-baskalarinin-zihinlerini-okumaniza-yardimci-olur-mu/">Kalp atışınızı dinlemek, başkalarının zihinlerini okumanıza yardımcı olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kalp-atisinizi-dinlemek-baskalarinin-zihinlerini-okumaniza-yardimci-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik uyku yoksunluğundan sonra beyin kendini yemeye başlar!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kronik-uyku-yoksunlugundan-sonra-beyin-kendini-yemeye-baslar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kronik-uyku-yoksunlugundan-sonra-beyin-kendini-yemeye-baslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 11:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bunama]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Farelerde uyku kaybı, beynin bağışıklık hücrelerini aşırı hızlanmaya gönderir. Bu kısa vadede yardımcı olabilir, ancak uzun vadede bunama riskini artırabilir. Yıpranmış hücreleri ve kalıntıları yok eden ve sindiren beyin hücreleri, kronik olarak uykusuz kalan farelerde aşırı hızlanır. Kısa vadede, bu yararlı olabilir potansiyel olarak zararlı kalıntıları temizlemek ve aşınmış devreyi yeniden inşa etmek sağlıklı beyin bağlantılarını [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kronik-uyku-yoksunlugundan-sonra-beyin-kendini-yemeye-baslar/">Kronik uyku yoksunluğundan sonra beyin kendini yemeye başlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxjcvb.jpeg" alt="" class="wp-image-1707" width="401" height="209" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxjcvb.jpeg 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxjcvb-150x78.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxjcvb-300x157.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 401px) 100vw, 401px" /></figure></div>



<p>Farelerde <strong>uyku kaybı</strong>, beynin bağışıklık hücrelerini aşırı hızlanmaya gönderir. Bu kısa vadede yardımcı olabilir, ancak uzun vadede <strong>bunama </strong>riskini artırabilir. Yıpranmış hücreleri ve kalıntıları yok eden ve sindiren <strong>beyin hücreleri</strong>, <strong>kronik </strong>olarak uykusuz kalan farelerde aşırı hızlanır.</p>



<p>Kısa vadede, bu yararlı olabilir <strong>potansiyel </strong>olarak <strong>zararlı </strong>kalıntıları temizlemek ve aşınmış devreyi yeniden inşa etmek sağlıklı beyin bağlantılarını koruyabilir. İtalya&#8217;daki Marche Polytechnic Üniversitesi&#8217;nden Michele Bellesi, ancak uzun vadede zarar verebileceğini ve kronik uyku eksikliğinin insanları neden <strong>Alzheimer </strong>hastalığı ve diğer <strong>nörolojik bozukluklara </strong>maruz bıraktığını açıklayabileceğini söylüyor .</p>



<p>Bellesi, farelerde uyku yoksunluğunun etkilerini inceledikten sonra bu sonuca ulaştı. Ekibi, istedikleri kadar uyumasına izin verilen veya sekiz saat daha uyanık tutulan farelerin beyinlerini <strong>karşılaştırdı</strong>. Başka bir fare grubu, kronik uyku kaybının etkilerini taklit ederek arka arkaya beş gün boyunca uyanık tutuldu.</p>



<p>Ekip özellikle beynin <strong>temizlik </strong>sistemini oluşturan <strong>glial hücrelere </strong>baktı. Daha önceki araştırmalar, bu hücrelerin aktivitesini düzenleyen bir <strong>genin</strong>, bir uyku yoksunluğu döneminden sonra daha <strong>aktif </strong>olduğunu bulmuştu.</p>



<p><strong>Astrosit </strong>adı verilen bir tür gliyal hücre, kablolarını yeniden şekillendirmek için beyindeki gereksiz <strong>sinapsları </strong>eritir. <strong>Mikroglial </strong>hücre adı verilen başka bir tür, beyni hasarlı hücreler ve döküntüler için dolaşır .</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/idvb.jpg" alt="" class="wp-image-1708" width="-76" height="-107" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/idvb.jpg 449w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/idvb-421x600.jpg 421w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/idvb-150x214.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/idvb-300x428.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/idvb-295x420.jpg 295w" sizes="(max-width: 449px) 100vw, 449px" /></figure></div>



<p>Bellisi&#8217;nin ekibi, rahatsız edilmemiş bir uykudan sonra, iyi dinlenmiş farelerin beyinlerindeki sinapsların yaklaşık yüzde 6&#8217;sında astrositlerin aktif göründüğünü buldu. Ancak astrositler, uykudan yoksun farelerde daha aktif görünüyordu sekiz saatlik uyku kaybedenler, sinapslarının yaklaşık yüzde 8&#8217;inde astrosit aktivitesi gösterirken, hücreler kronik uyku sinapslarının yüzde 13,5&#8217;inde aktifti.</p>



<p>Bu, uyku kaybının astrositleri beynin daha fazla bağlantılarını ve kalıntılarını parçalamaya başlamasını tetikleyebileceğini gösteriyor. Bellesi, &#8220;Sinaps bölümlerinin <strong>uyku kaybı </strong>nedeniyle astrositler tarafından tam anlamıyla <strong>yenildiğini </strong>ilk kez gösteriyoruz” diyor.</p>



<p>Tek bildiğimiz bu iyi bir şey olabilir. Yeniden yapılanmanın çoğu, daha <strong>olgun </strong>ve daha <strong>yoğun </strong>kullanılan en büyük sinapslardan oluşuyordu. Bellesi, &#8220;Eski mobilya <strong>parçaları </strong>gibiler ve bu nedenle muhtemelen daha fazla <strong>dikkat </strong>ve <strong>temizliğe </strong>ihtiyaçları var&#8221; diyor. Ancak ekip ayrıca mikroglial hücrelerin kronik uyku yoksunluğundan sonra daha aktif olduğunu buldu.</p>



<p>Bellesi, bu daha <strong>endişe </strong>verici bir bulgu diyor; aşırı mikroglial aktivite, bir dizi beyin <strong>bozukluğuyla </strong>ilişkilendirilmiştir. &#8220;Alzheimer ve diğer <strong>nörodejenerasyon </strong>formlarında sürekli mikroglial aktivasyonun gözlemlendiğini zaten biliyoruz&#8221; diyor. Neden bulgu açıklayabilir uykusuzluğun böyle demansların geliştirmek için insanlar daha savunmasız hale görünüyor diyor.</p>



<p>Daha fazla uykunun beyni <strong>koruyup koruyamayacağı </strong>veya uykusuz birkaç gecenin etkilerinden kurtarıp kurtaramayacağı henüz net değil. Araştırmacılar, uyku yoksunluğunun etkilerinin ne kadar sürdüğünü araştırmayı planlıyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kronik-uyku-yoksunlugundan-sonra-beyin-kendini-yemeye-baslar/">Kronik uyku yoksunluğundan sonra beyin kendini yemeye başlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kronik-uyku-yoksunlugundan-sonra-beyin-kendini-yemeye-baslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu ile söyleyin: Emojilerin karmaşık dünyası</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/duygu-ile-soyleyin-emojilerin-karmasik-dunyasi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/duygu-ile-soyleyin-emojilerin-karmasik-dunyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2020 23:03:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[emoji]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emojiler ifadeler değildir. Gülen yüz veya ağlayan yüz gibi ifadeler tipografik işaretlerden oluşur. Ancak emojiler görseldir. ABD merkezli Unicode Consortium tüm bilgisayar tabanlı metinler için standart uluslararası kodlamasının 10 sürümünü yayınladığında, aralarından seçim yapabileceğiniz yaklaşık 1900 resim vardır. Ama neden onları kullanalım ve bunlar ne anlama geliyor? Bilişsel bir dilbilimci olan Vyvyan Evans için emoji çalışmak, iletişimin doğasından dilin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/duygu-ile-soyleyin-emojilerin-karmasik-dunyasi/">Duygu ile söyleyin: Emojilerin karmaşık dünyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uexc.jpg" alt="" class="wp-image-1704" width="376" height="213" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uexc.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uexc-150x85.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uexc-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 376px) 100vw, 376px" /></figure></div>



<p><strong>Emojiler </strong>ifadeler değildir. Gülen yüz veya ağlayan yüz gibi ifadeler <strong>tipografik </strong>işaretlerden oluşur. Ancak emojiler görseldir. ABD merkezli Unicode Consortium tüm bilgisayar tabanlı metinler için standart uluslararası kodlamasının 10 sürümünü yayınladığında, aralarından seçim yapabileceğiniz yaklaşık <strong>1900 </strong>resim vardır.</p>



<p>Ama neden onları kullanalım ve bunlar ne anlama geliyor? <strong>Bilişsel </strong>bir dilbilimci olan Vyvyan Evans için emoji çalışmak, <strong>iletişimin </strong>doğasından dilin <strong>evrimsel </strong>kökenlerine ve anlamın insan zihninde nasıl ortaya çıktığına kadar her şeyi keşfetmeyi gerektirir. <strong>İlgi </strong>çekici yeni kitabı <em>The Emoji Code&#8217;da</em> yazdığı gibi, bir heves olmaktan çok uzak, emojiler &#8220;iletişimin temel unsurlarını; ve bu da insan olmanın ne anlama geldiğine ışık tutuyor.&#8221;</p>



<p>Emojiler ayrıca internet <strong>argosunun </strong>metinsel biçimlerinin yerini hızla alıyor. <strong>Fotoğraf </strong>paylaşım platformu Instagram&#8217;ı çekin. Evans, burada, gülen yüzlerin &#8220;<strong>lol</strong>&#8221; gibi benzer anlamlara sahip kısaltmaları dürttüğünü söylüyor. Ve <strong>dile özgü </strong>olabilen birçok kısaltmanın aksine, emojiler dünya çapında Instagram kullanıcıları tarafından anında tanınır.</p>



<p><strong>Küresel </strong>erişime rağmen, çoğu cihaz tarafından tanınması garantili emoji setini kontrol eden <strong>konsorsiyum</strong>, Apple ve Google gibi devlerin <strong>hakimiyetindedir</strong>. Herkes bir <strong>ifade </strong>icat edebilir, ancak yeni bir emoji çok <strong>aşamalı </strong>incelemelerde hayatta kalmalıdır. Sonuçlardan biri Batı etkisidir: Yiyecekler, hamburger ve patates kızartması <strong>glifleriyle </strong>özellikle ABD damak tadına göre çarpıtılmıştır.</p>



<p>Sonra patlıcan emojisi var. Evans, neden standart sete dahil edildiğini söylemiyor, ancak bir penise benzerliği onu hızla <strong>cinsel </strong>imalar için bir yol haline getirdi. <strong>Emojipedia</strong>, &#8220;en çok &#8216;popo&#8217; emojisi olarak kullanılan&#8221; şeftali ile eşleştirildiğini söylüyor.</p>



<p>Apple, şeftaliyi yeniden tasarladığı için 2016&#8217;da ateş altına girdi. Ancak ciddi bir nokta var: Belirli emojilerin anlamının büyümesi ve değişmesi, <strong>doğal </strong>dillerin <strong>evrimleşmesine </strong>benzer. Emojiler tek bir konsorsiyum tarafından kontrol edilebilir, ancak birkaç milyar kullanıcının elinde canlandılar.</p>



<p>&#8220;Herkes bir ifade icat edebilir, ancak yeni bir emoji çok aşamalı incelemelerde hayatta kalmalıdır&#8221;</p>



<p>Bununla birlikte, emojiler bir <strong>dil oluşturmaz</strong>. Evans, başlangıç ​​olarak, dilbilgisi olmadığını söylüyor, bu yüzden onları daha karmaşık anlam birimleriyle birleştiremeyiz. Ancak metin tabanlı mesajlara <strong>nüans </strong>sağlamak için mükemmeldirler. Anlamı sadece kelimelerle değil, <strong>jestler </strong>ve <strong>yüz ifadeleriyle </strong>aktarıyoruz. Emoji, <strong>çevrimiçi </strong>yürüttüğümüz kişisel ilişkilerimizde gezinmemize yardımcı olan kısmi bir çözümdür.</p>



<p>Evans, emojilerin <strong>küresel </strong>kullanımının okuryazarlık için geriye doğru bir adım olduğunu iddia edenlere karşı acımasız. &#8220;Bu görüş, yanlış bilgilendirilmiş kültürel <strong>elitizmden </strong>başka bir şey değil, emoji&#8217;nin bizi daha zayıf <strong>iletişimciler </strong>yapacağını iddia etmek, konuşmada yüz ifadeleri kullanmanın fikirlerinizi anlamayı daha zor hale getirdiğini söylemek gibidir. Fikir anlamsız.&#8221;</p>



<p>Ancak bu, emojilerin her zaman yorumlanmasının kolay olduğu anlamına gelmez. Birçoğu <strong>içsel </strong>anlamlar kazanmıştır. Emojilerin nasıl göründüğü de cihazlar arasında <strong>farklılık </strong>gösterir ve bu da ciddi sonuçlar doğurabilir. Birkaç kişi, tehdit edici olduğuna karar verilen emojilerle mesaj gönderdikleri için tutuklandı. Bir ABD davasında, 17 yaşındaki Osiris Aristy, bir polis memuru emojisinin yanına silah emojilerinin yerleştirildiği bir Facebook gönderisi için anti-terörizm <strong>yasaları </strong>uyarınca suçlandı. Büyük bir jüri konuyu daha ileri götürmeyi reddetti.</p>



<p>Apple şeftalinin izini sürmüş olabilir, ancak tabancasını yeniden tasarladı: emoji artık bir su tabancasına benziyor. Emojiler bir dil olmayabilir ama <strong>anlam </strong>aktarabilirler. Evans&#8217;ın yazdığı gibi, &#8220;size karşı bir mahkemede kullanılabilir ve kullanılacaktır&#8221;.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/duygu-ile-soyleyin-emojilerin-karmasik-dunyasi/">Duygu ile söyleyin: Emojilerin karmaşık dünyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/duygu-ile-soyleyin-emojilerin-karmasik-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artan empati kötü bir şey olabilir mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2020 22:45:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşkhormonu]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[williamssendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok Fazla Seven Çocuk, nadir görülen bir genetik durum olan Williams sendromlu bir çocuğun hikayesiyle insan olmaya yeni bir ışık tutuyor. Otizmin aldığı ilgiyi dikkate alarak, bazılarının tersi olarak adlandırdığı Williams sendromu durumunu nadiren duymamız şaşırtıcı. İnsanların aşırı şefkatli, konuşkan ve girişken olmasına neden olan bu genetik bozukluk, otizmden daha seyrek görülmekte ve yaklaşık 10.000 kişiden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi/">Artan empati kötü bir şey olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="370" height="240" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/qaesrdt.jpg" alt="" class="wp-image-1700" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/qaesrdt.jpg 370w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/qaesrdt-150x97.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/qaesrdt-300x195.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" /></figure></div>



<p>Çok Fazla Seven Çocuk, nadir görülen bir <strong>genetik </strong>durum olan <strong>Williams sendromlu </strong>bir çocuğun hikayesiyle insan olmaya yeni bir ışık tutuyor. <strong>Otizmin </strong>aldığı ilgiyi dikkate alarak, bazılarının tersi olarak adlandırdığı Williams sendromu durumunu nadiren duymamız şaşırtıcı.</p>



<p>İnsanların aşırı <strong>şefkatli</strong>, <strong>konuşkan </strong>ve <strong>girişken </strong>olmasına neden olan bu genetik bozukluk, otizmden daha seyrek görülmekte ve yaklaşık 10.000 kişiden 1&#8217;ini etkilemektedir. Yine de tıpkı otizm gibi, araştırmacılar onu insanlık durumunun bazı önemli yönlerini şekillendiren, <strong>doğanın karmaşık </strong>etkileşimine açılan benzersiz bir <strong>pencere </strong>olarak görüyorlar.</p>



<p>Herkesi onun yeni en iyi arkadaşı olarak karşılayan Eli D&#8217;Angelo Williams ile Amerikalı bir çocuk buluşuyor. Otobüs şoförlerine, garsonlara ve yabancılara sarılır, onları sevdiğini söyleyen bir çocuk.</p>



<p>Yazar Jennifer Latson, Eli&#8217;nin annesinin endişelerinin, herkesi arkadaşı olarak gören bir çocuğa yabancı tehlikeyi öğretmekten baş belası olmasını nasıl engelleyeceğine kadar nasıl değiştiğini izliyor. Eli gibi çocuklar, geniş <strong>gülümsemeleri </strong>ve <strong>karakteristik </strong>elf yüzleriyle çok şeyden kurtulabilirler, ancak bir öğretmeni uyararak, &#8220;zekâlarının bir son kullanma tarihi vardır&#8221;.</p>



<p>Eli&#8217;nin hikâyesiyle düzgün bir şekilde iç içe geçmiş bilim adamlarının büyülenmesinin nedeni. On yıldan uzun bir süre önce insan <strong>genomunu </strong>sıraladık, ancak birçok özellik, özellikle <strong>kişiliği </strong>içerenler, küçük katkı etkilerine sahip birden çok gen tarafından yönetiliyor ve karmaşık etkileşimler labirentinin anlaşılması zor. Ancak Williams, genetikçilere değerli bir giriş noktası sağlayan yaklaşık 26 genin kaybından kaynaklanıyor.</p>



<p>Örneğin üzerinde çalışmak yüksek kan şekeri ve hipertansiyon için genlerin izole edilmesine yardımcı oldu. Bir başka eksik gen olan GTF2I , sözde &#8220;<strong>aşk hormonu</strong>&#8221; olan <strong>oksitosin </strong>seviyelerinin yükselmesine yol açıyor gibi görünüyor. Williams&#8217;lı insanların bu yüzden bu kadar sevecen olduğu sonucuna varmak cazip gelebilir.</p>



<p>Küçük bir sıkıntı, Latson&#8217;un insan davranışına yönelik bu <strong>indirgemeci </strong>bakış açısının doğasında bulunan sorunları keşfetmeden ara sıra <strong>sinirbilimin </strong>üzerinden geçmesidir. Çoğumuz oksitosinimizin kölesi olduğumuzu düşünmüyoruz. Ve Latson, hormonun otizm için umut verici bir tedavi olduğunu ima ediyor, aslında denemeler karışık sonuçlar verdi ve otizmin <strong>plasebo </strong>olduğu ortaya çıkan uzun bir tıbbi tedavi geçmişi var.</p>



<p>Elbette, otizmi olan bazı insanlar &#8220;<strong>tedavi edilmek</strong>&#8221; istemiyorlar, çünkü onlar <strong>engelli </strong>olmadıklarını söylüyorlar, sadece <strong>farklı</strong>. Latson, Williams ile olan bu bağlantıyı ustaca araştırıyor. D&#8217;Angelo&#8217;nun annesi, Eli&#8217;nin uyum sağlamasına yardımcı olmak için çok çalışıyor ve <strong>sarılmayı </strong>azaltıyor.</p>



<p>Soru, farklı kültürel tavırlarla vurgulanmaktadır. Örneğin, sosyal açıdan ayrılmış Japonya&#8217;da, artan empati açık bir <strong>engel </strong>olarak görülüyor. Ancak alenen gösterici Yunanistan&#8217;da ebeveynler bu davranışı <strong>patolojik </strong>olarak görmüyor.</p>



<p>Latson, bir doktoru anne babalara Williams&#8217;lı insanların diğerlerini nasıl gördüğünü anlattığında da ortaya çıkarıyor. Onlar için, Williams&#8217;a sahip olmamanın &#8220;<strong>semptomları</strong>&#8221; günde sadece birkaç kez &#8220;Seni seviyorum&#8221; demeyi içerir. Benzer şekilde, otistik insanlar <strong>nörotipik </strong>olmanın çok fazla göz teması, sarılma ve konuşmayı içerdiğini söyleyebilir tıpkı nörotipiklerin Williams&#8217;lı çocukları görmesi gibi.</p>



<p>Büyüleyici yolculuk, D&#8217;Angelo&#8217;nun annesinin Eli&#8217;nin farklılıklarını <strong>kabul </strong>etmeyi <strong>öğrendiğini </strong>ve o <strong>olgunlaştıkça </strong>bu farklılıkların azaldığını gösterir. Keşke hikayelerinin nasıl <strong>geliştiğini</strong> bulabilseydim.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi/">Artan empati kötü bir şey olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/artan-empati-kotu-bir-sey-olabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliği İnsan Yapımı!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/iklim-degisikligi-insan-yapimi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/iklim-degisikligi-insan-yapimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2020 21:59:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğal süreçlerin büyük bir rol oynadığını düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. Bir kamuoyu araştırmasına göre, Birleşik Krallık&#8217;ta, Almanya&#8217;da Fransa&#8217;da ve Norveç&#8217;te insanların yarısından biraz azı, iklim değişikliğinin temelde veya tamamen insan faaliyetlerinden kaynaklandığını düşünüyor. Bu arada geçen yüzyıldaki ısınmanın yüzde 100&#8217;den fazlasının insan eylemlerinden kaynaklandığıdır. Nasıl yüzde 100&#8217;den fazla olabilir? Çünkü biz olmasaydık, volkanik emisyonlar ve yörünge değişiklikleri gibi doğal [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/iklim-degisikligi-insan-yapimi/">İklim Değişikliği İnsan Yapımı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ituyg.jpg" alt="" class="wp-image-1695" width="392" height="220" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ituyg.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ituyg-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ituyg-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ituyg-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ituyg-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ituyg-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" /></figure></div>



<p><strong>Doğal </strong>süreçlerin büyük bir rol oynadığını düşünüyorsanız, <strong>yalnız </strong>değilsiniz. Bir kamuoyu araştırmasına göre, Birleşik Krallık&#8217;ta, Almanya&#8217;da Fransa&#8217;da ve Norveç&#8217;te insanların yarısından biraz azı, <strong>iklim </strong>değişikliğinin temelde veya tamamen <strong>insan faaliyetlerinden </strong>kaynaklandığını düşünüyor.</p>



<p>Bu arada geçen yüzyıldaki ısınmanın yüzde 100&#8217;den fazlasının insan eylemlerinden kaynaklandığıdır. Nasıl yüzde 100&#8217;den fazla olabilir? Çünkü biz olmasaydık, <strong>volkanik emisyonlar </strong>ve <strong>yörünge değişiklikleri </strong>gibi doğal faktörler sayesinde <strong>gezegen </strong>muhtemelen çok az soğuyacaktı.</p>



<p>Daha da az insan, <strong>bilim </strong>adamlarının ezici çoğunluğunun <strong>iklim </strong>değişikliğinin gerçekleştiğini ve büyük ölçüde insanlardan kaynaklandığını kabul ettiğini anlıyor. Dört ülkedeki insanların yalnızca üçte biri, bilim adamlarının yüzde 80&#8217;inden fazlasının buna katıldığını düşünüyor.</p>



<p>Haziran 2016&#8217;da dört ülkenin her birinde 1000 kişinin katıldığı <strong>anket</strong>, neden yalnızca azınlığın bu tür temel gerçekleri bildiğine bakmıyordu, ancak <strong>fosil yakıt </strong>çıkarları tarafından <strong>finanse </strong>edilen uzun süredir devam eden <strong>yanlış bilgilendirme kampanyası </strong>açıkça bir rol oynadı.</p>



<p>İyi haber şu ki, dört ülkedeki insanların yüzde 80&#8217;inden fazlası iklimin değişmekte olduğu konusunda hemfikir ve yüzde 60&#8217;ı zaten <strong>etkilerini hissettiğimizi </strong>düşünüyor. Daha da iyisi, çoğu iklim değişikliğini daha fazla <strong>sınırlamak </strong>için eylemi de destekliyor. <strong>Güneş</strong>, <strong>rüzgar </strong>ve <strong>hidroelektrik </strong>için yaygın bir destek var ve yüzde 69 veya daha fazlası yenilenebilir enerjinin <strong>sübvanse </strong>edilmesi gerektiğini kabul ediyor.</p>



<p>Çoğu insan, <strong>kamu </strong>parasının iklim değişikliğine hazırlanmak ve gelişmekte olan ülkelerin başa çıkmasına yardımcı olmak için kullanılması gerektiğini düşünüyor. Ve üçte ikisi <strong>Paris </strong>iklim anlaşmasını destekliyor .</p>



<p>Ancak nükleer, özellikle yüzde 40 veya daha fazlasının şiddetle karşı çıktığı <strong>Almanya </strong>ve <strong>Norveç&#8217;te </strong>popüler bir seçenek değil. Bu arada bazı bilim adamları, nükleer <strong>enerjinin emisyonları </strong>azaltmamıza yardımcı olması için gerekli olduğunu düşünüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/iklim-degisikligi-insan-yapimi/">İklim Değişikliği İnsan Yapımı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/iklim-degisikligi-insan-yapimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir bulutun içinden düşen birkaç soğuk damla sağanak yaratabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bir-bulutun-icinden-dusen-birkac-soguk-damla-saganak-yaratabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bir-bulutun-icinden-dusen-birkac-soguk-damla-saganak-yaratabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 21:08:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[helyum]]></category>
		<category><![CDATA[kükürt]]></category>
		<category><![CDATA[nitrojen]]></category>
		<category><![CDATA[sülfür]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Laboratuar yapımı bir bulut, ilk olarak onlarca yıl önce tanık olunan gizemli bir yağmur yaratan fenomene ışık tuttu. Atmosferik bilim adamları, tek bir soğuk damlacığın veya buz parçasının ani yağmur veya kar yağışını tetikleyebileceği mekanizmayı tam olarak anlamadılar. 1940&#8217;larda bilim adamlarının bir uçaktan kuru buz parçalarını kümülüs bulutlarının arasından düşürdüğü bir deneyde olduğu gibi. Şimdi, Almanya&#8217;daki Max Planck Dinamikler ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-bulutun-icinden-dusen-birkac-soguk-damla-saganak-yaratabilir/">Bir bulutun içinden düşen birkaç soğuk damla sağanak yaratabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1619" width="368" height="368" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc-840x840.jpg 840w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/cvlc.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 368px) 100vw, 368px" /></figure></div>



<p>Laboratuar yapımı bir bulut, ilk olarak onlarca yıl önce tanık olunan gizemli bir yağmur yaratan <strong>fenomene ışık tuttu. </strong></p>



<p><strong>Atmosferik </strong>bilim adamları, tek bir soğuk damlacığın veya buz parçasının ani <strong>yağmur </strong>veya <strong>kar </strong>yağışını tetikleyebileceği mekanizmayı tam olarak anlamadılar. 1940&#8217;larda bilim adamlarının bir uçaktan <strong>kuru buz</strong> parçalarını <strong>kümülüs </strong>bulutlarının arasından düşürdüğü bir deneyde olduğu gibi.</p>



<p>Şimdi, Almanya&#8217;daki Max Planck Dinamikler ve Öz-Örgütlenme Enstitüsü&#8217;nden Prasanth Prabhakaran ve meslektaşları, fenomeni simüle etmek için bir kutuda <strong>yapay </strong>bir <strong>bulut </strong>kullandılar ve düşen bir soğuk su damlasının küçük damlacıkların büyümesini <strong>tetikleyebileceğini </strong>keşfettiler.</p>



<p>Gerçek bulutlarda su damlaları genellikle <strong>aerosol </strong>parçacıklarına yapışarak büyür. Ancak Prabhakaran ve meslektaşları, yüksek basınçtaki sıvı damlacıklarının herhangi bir aerosole ihtiyaç duymadan kendi kendilerine büyüyebileceği yapay bulutlar yarattı ve bu da bulutun <strong>modellenmesini </strong>zorlaştırırdı.</p>



<p>Deneyi daha da basitleştirmek için, araştırmacılar iki kimyasal <strong>stand-in</strong> kullandılar. <strong>Helyum nitrojen </strong>ve diğer gazların bir kısmını alırken, <strong>sülfür heksaflorür </strong>atmosferik suyun rolünü oynadı çünkü hem sıvı hem de buhar olabilir ve sudan daha düşük sıcaklık ve basınçlarda damlacıklar oluşturur. <strong>Bulut</strong>, ısıtmalı tabanı ve 4<strong>°</strong> C daha soğuk olan üst kısmı olan <strong>özel bir kutuda </strong>oluşturuldu .</p>



<p>Bir miktar <strong>kükürt heksaflorür </strong>kutunun dibinde bir <strong>havuz </strong>oluştururken, bir kısmı yukarıdaki helyum gazına buharlaştı. Kükürt heksaflorür damlaları kutunun tavanında yoğunlaştı ve gaz bulutunun içinden aşağıya düştü.</p>



<p>Kutunun soğutulmuş üst kısmında damlalar oluştuğu için çevreleyen gazdan daha soğuktu. Bir damla düştüğünde etrafındaki alanı soğuttu. Bu, tıpkı soğuk bir teneke daha sıcak havayla temas ettiğinde yoğuşmanın oluşması gibi, birçok &#8220;<strong>mikro damlacık</strong>&#8221; ın oluşmasına neden oldu.</p>



<p>Prabhakaran ve meslektaşları, bu mekanizmanın bazı ani yağmur fırtınalarını açıklamaya yardımcı olabileceğini söylüyor. Atmosferik koşullara bağlı olarak, gerçek bulutlarda bu şekilde üretilen mikro damlacıklar, bir yağmur damlası olarak düşecek kadar büyük olana kadar <strong>birleşebilir </strong>veya bir yukarı doğru sürüklenip ardından kendi mikro damlacıkları oluşturabilir.</p>



<p>Ancak bulutlar <strong>çalkantılı </strong>hava <strong>akışlarına </strong>ve değişken sıcaklıklara sahip olduğundan ve farklı boyutlarda parçacıklar içerdikleri için bu modelin ne kadar gerçekçi olduğunu söylemek zor.</p>



<p>İsrail’deki Kudüs İbrani Üniversitesi’nden Daniel Rosenfeld &#8220;Bu çalışmanın <strong>gerçek </strong>dünyadaki bulutlarla pek <strong>ilgisi olmadığını </strong>görüyorum&#8221; diyor. Yapay bulut çok küçük olduğu için, orada gerçekleşen süreçler Dünya atmosferindeki gerçek bulutların boyutuna kadar <strong>ölçeklenmeyebilir </strong>, diyor.</p>



<p><a href="https://www.research.manchester.ac.uk/portal/Jonathan.Crosier.html"></a>İngiltere, Manchester Üniversitesi&#8217;nden Jonathan Crosier, gerçek bulutlarda meydana gelen buysa, bunun nadir bir fenomen olabileceğini söylüyor.</p>



<p>“Bir buluttaki damlacıkların yüzde <strong>99,9</strong>&#8216;unun nasıl oluştuğunu anlamak açısından bunun önemli bir süreç olduğuna ikna olmadım” diyor. &#8220;Ancak, gerçekten bilmek için, çok çeşitli senaryolarda ayrıntılı <strong>simülasyonlara </strong>ihtiyaç var.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-bulutun-icinden-dusen-birkac-soguk-damla-saganak-yaratabilir/">Bir bulutun içinden düşen birkaç soğuk damla sağanak yaratabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bir-bulutun-icinden-dusen-birkac-soguk-damla-saganak-yaratabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süzülen bir dinozorun midesinde bilinmeyen kertenkele türleri bulundu</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/suzulen-bir-dinozorun-midesinde-bilinmeyen-kertenkele-turleri-bulundu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/suzulen-bir-dinozorun-midesinde-bilinmeyen-kertenkele-turleri-bulundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 20:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[av]]></category>
		<category><![CDATA[dinozor]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[kertenkele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşık 100 milyon yıl önce yaşamış bir tür tüylü dinozor olan bir mikroraptorun midesinde neredeyse tamamlanmış bir kertenkele fosili bulundu. Mikroraptor ölmeden ve fosilleşmeden kısa bir süre önce kertenkele tamamen yutulmuş olmalıdır. Birçok canlı kuş ve sürüngenin avını yutması gibi, önce başını yuttu. Kertenkelenin yeni bir tür olduğu ortaya çıktı ve Pekin&#8217;deki Omurgalı Paleontoloji ve Paleoantropoloji Enstitüsü&#8217;nden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/suzulen-bir-dinozorun-midesinde-bilinmeyen-kertenkele-turleri-bulundu/">Süzülen bir dinozorun midesinde bilinmeyen kertenkele türleri bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sdf.jpg" alt="" class="wp-image-1615" width="416" height="280" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sdf.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sdf-600x404.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sdf-150x101.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sdf-300x202.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sdf-696x469.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sdf-624x420.jpg 624w" sizes="auto, (max-width: 416px) 100vw, 416px" /></figure></div>



<p>Yaklaşık 100 milyon yıl önce <strong>yaşamış </strong>bir tür <strong>tüylü </strong>dinozor olan bir <strong>mikroraptorun </strong>midesinde neredeyse tamamlanmış bir <strong>kertenkele </strong>fosili bulundu.</p>



<p><strong>Mikroraptor </strong>ölmeden ve fosilleşmeden kısa bir süre önce kertenkele tamamen <strong>yutulmuş </strong>olmalıdır. Birçok<strong> canlı kuş </strong>ve sürüngenin <strong>avını yutması </strong>gibi, önce başını yuttu.</p>



<p>Kertenkelenin yeni bir tür olduğu ortaya çıktı ve Pekin&#8217;deki Omurgalı Paleontoloji ve Paleoantropoloji Enstitüsü&#8217;nden Jingmai O&#8217;Connor ve meslektaşları tarafından <strong>Indrasaurus wangi </strong>olarak adlandırıldı. İsim, tanrı <strong>Indra&#8217;nın </strong>büyük bir savaş sırasında bir <strong>ejderha </strong>tarafından yutulduğu bir <strong>Vedik </strong>efsaneye <strong>atıfta </strong>bulunuyor.</p>



<p>O&#8217;Connor, ilk olarak yirmi yıl önce keşfedilen mikroraptorların <strong>dişlerinden </strong>ayrı olarak kuş gibi göründüğünü, ancak kollarının yanı sıra bacaklarında da tüyleri olduğunu <strong>kayma </strong>ve hatta <strong>uçma </strong>kabiliyetine sahip olduklarını söylüyor. &#8220;Bu, kuşlardan ayrı <strong>bağımsız </strong>bir uçuş kaynağıdır&#8221; diyor.</p>



<p>Birçok araştırmacı, ağaçlara <strong>tırmanıcı </strong>olduklarını düşünse de O&#8217;Connor aynı fikirde değil. &#8220;Bence mikroraptor bir ağaca tırmanıcı değildi, daha çok <strong>yerde yaşıyordu </strong>ama bu tartışmalı&#8221; diyor. &#8220;Yaşadıkları <strong>Jehol </strong>ormanlık bir <strong>göl ortamıydı</strong>.&#8221;</p>



<p>Bu, tanımlanabilir mide içeriğine sahip bulunan dördüncü mikroraptor fosilidir , bu nedenle memeliler, kuşlar, balıklar ve kertenkelelerle beslendiklerini biliyoruz. Diğer çalışmalar, bu hayvanların en azından bazılarının <strong>siyah tüylere</strong> sahip olduğunu göstermiştir .</p>



<p>Mikroraptor ve kertenkele , kuzeydoğu Çin&#8217;den ortaya çıkan <strong>fosil hazinesinin </strong>en sonuncusu. Burada 130 ila 120 milyon arasında bir dizi <strong>volkanik patlama </strong>birçok hayvanı <strong>öldürdü</strong>. Bazıları göllerin dibinde <strong>küllere gömülmüş </strong>ve <strong>zarif </strong>bir şekilde korunmuştur.</p>



<p>Bölgedeki diğer fosil hazineleri arasında, kırılgan kanatları hala açıkça görülebilen fosilleşmiş <strong>sopa böcekleri</strong> yer alıyor .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/suzulen-bir-dinozorun-midesinde-bilinmeyen-kertenkele-turleri-bulundu/">Süzülen bir dinozorun midesinde bilinmeyen kertenkele türleri bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/suzulen-bir-dinozorun-midesinde-bilinmeyen-kertenkele-turleri-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya yüzeyinde şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yer 2370°C idi.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yuzeyinde-simdiye-kadar-kaydedilen-en-sicak-yer-2370c-idi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yuzeyinde-simdiye-kadar-kaydedilen-en-sicak-yer-2370c-idi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 20:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[asteroitler]]></category>
		<category><![CDATA[atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[kraterin]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[termometre]]></category>
		<category><![CDATA[zirkon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya yüzeyinde şimdiye kadar kaydedilmiş en yüksek sıcaklıktır. Şu anda Kanada olan bölgede yaklaşık 40 milyon yıl önce bir uzay taşı yere çarptığında, çarpma kayaları kısa bir süre için 2370°C&#8217;ye kadar ısıttı. Bu, güneş yüzeyindeki sıcaklığın yarısı. Kabarcıklı ısı, beklenmedik bir kaynak tarafından ortaya çıktı: değerli taşlar. Uzay enkazları Dünya&#8217;ya çarptığında, çarpışma, çarpışma bölgesinde cehennem gibi sıcaklıklar yaratır. Gezegenimiz gençken [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yuzeyinde-simdiye-kadar-kaydedilen-en-sicak-yer-2370c-idi/">Dünya yüzeyinde şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yer 2370°C idi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/xcj.jpeg" alt="" class="wp-image-1612" width="416" height="230" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/xcj.jpeg 650w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/xcj-600x332.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/xcj-150x83.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/xcj-300x166.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/xcj-648x360.jpeg 648w" sizes="auto, (max-width: 416px) 100vw, 416px" /></figure></div>



<p>Dünya yüzeyinde şimdiye kadar <strong>kaydedilmiş en yüksek sıcaklıktır</strong>. Şu anda Kanada olan bölgede yaklaşık 40 milyon yıl önce bir <strong>uzay taşı</strong> yere çarptığında, çarpma kayaları kısa bir süre için <strong>2370°C&#8217;ye </strong>kadar ısıttı. Bu, güneş yüzeyindeki sıcaklığın yarısı. Kabarcıklı ısı, beklenmedik bir kaynak tarafından ortaya çıktı: <strong>değerli taşlar.</strong></p>



<p>Uzay enkazları Dünya&#8217;ya çarptığında, çarpışma, çarpışma bölgesinde cehennem gibi <strong>sıcaklıklar </strong>yaratır. Gezegenimiz gençken bu tür etkiler <strong>atmosferini </strong>ve <strong>kabuğunu </strong>değiştirdi ve <strong>yaşanabilirliğini </strong>etkiledi.</p>



<p>Ancak bu eski <strong>göktaşlarının </strong>ürettiği ısıyı anlamak zor. Sadece milyonlarca yıl önce Dünya&#8217;ya çarpmakla kalmadılar, hem meteorlar hem de yüzeydeki kayalar genellikle ortaya çıkan <strong>şok dalgalarında buharlaştı</strong>.</p>



<p>Bu üzücü, çünkü bu tür kayalar sıcaklık ipuçlarını taşıyor. Maksimum sıcaklıkları tahmin edebiliriz tahminen <strong>2000</strong>° C&#8217;nin üzerinde. Bununla birlikte, kaya kaydındaki<strong> fiziksel kanıt eksikliği</strong>, en uç tahminleri test etmenin mümkün olmadığı anlamına geliyordu.</p>



<p>&#8220;<strong>Kayaları buharlaştırabilen </strong>bir olayda ne tür kayıtlar hayatta kalabilir?&#8221; Berkeley&#8217;deki California Üniversitesi&#8217;nden Benjamin Black&#8217;e soruyor .</p>



<p>Şimdi 28 kilometre genişliğindeki Kanada&#8217;nın Labrador kentindeki Mistastin Gölü kraterinde geride bırakılan <strong>ipuçları</strong>, çarpma bölgesinin ne kadar <strong>sıcak </strong>olduğunu ortaya koyuyor.</p>



<p><a href="https://staffportal.curtin.edu.au/staff/profile/view/N.Timms"></a>Avustralya, Perth&#8217;teki Curtin Üniversitesi&#8217;nden Nicholas Timms ve ekibi, <strong>kraterin </strong>bir zamanlar ortak mineral <strong>zirkonu </strong>mücevher benzeri kübik zirkonyaya dönüştürmek için yeterince sıcak olduğunu keşfetti. Zirkon bir <strong>termometre </strong>görevi görür, çünkü bu dönüşüm için gerekli minimum sıcaklık 2370 ° C&#8217;dir.</p>



<p>Timms&#8217;in ekibi, zirkonun tarihini yaklaşık <strong>38 </strong>milyon yıl önce <strong>etki noktasına </strong>kadar izledi. &#8220;Bu yeni sonuçlar, <strong>asteroitlerin </strong>çarpmasından sonra aşırı koşulların ne kadar olabileceğinin altını çiziyor&#8221;</p>



<p>Timms, &#8220;Daha önce hiç kimse zirkonyayı çarpma erimelerinin sıcaklıklarının <strong>kaydedicisi </strong>olarak kullanmayı düşünmemişti&#8221; diyor. &#8220;Gerçek kayaların bu kadar <strong>ısınabileceğine </strong>dair ilk kez bir göstergeye sahibiz.&#8221;</p>



<p>Black, &#8220;Bu yeni sonuçlar, asteroitlerin bir <strong>gezegene </strong>çarpmasından saniyeler veya dakikalar sonra aşırı koşulların ne kadar olabileceğinin altını çiziyor&#8221; diyor. Bu etkiler sırasında sıcaklıkların <strong>üst sınırlarını</strong> anlamak,<strong> 4 milyar</strong> yıl önce, yeni oluşan gezegen uzaydan defalarca bombalandığında, Dünya yüzeyindeki koşullara ilişkin resmimizi iyileştirebilir .</p>



<p>Black, daha sık ve daha büyük bombardımanlardan kaynaklanan aşırı ısınmanın, Dünya&#8217;nın kabuğunu <strong>pişirip </strong>atmosferde <strong>hidrojen, karbon</strong> ve <strong>kükürt </strong>tutabileceğini söylüyor. Tüm bu <strong>elementler </strong>yaşam için gerekli kabul edilir: Örneğin, hidrojen ve oksijen olmadan <strong>su </strong>olamaz. Ancak çok fazla şey gezegenin <strong>iklimini ve kimyasını</strong> etkileyerek onu daha az yaşanabilir hale getirebilirdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yuzeyinde-simdiye-kadar-kaydedilen-en-sicak-yer-2370c-idi/">Dünya yüzeyinde şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yer 2370°C idi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-yuzeyinde-simdiye-kadar-kaydedilen-en-sicak-yer-2370c-idi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekstrem bitkiler Yeni Zelanda&#8217;nın sıcak volkanik topraklarında 72° C&#8217;de büyür</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ekstrem-bitkiler-yeni-zelandanin-sicak-volkanik-topraklarinda-72-cde-buyur/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ekstrem-bitkiler-yeni-zelandanin-sicak-volkanik-topraklarinda-72-cde-buyur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 20:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[gayzerler]]></category>
		<category><![CDATA[jeotermal]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazıları Sıcak Sever. Yeni Zelanda&#8217;da toprak sıcaklıklarının 98,5 ° C&#8217;ye ulaşabildiği oldukça aktif bir volkanik bölgede büyüyen bitkiler üzerinde yapılan bir araştırma, aşırı koşullarda hayatta kalabilen birkaç bitki türü ortaya çıkardı. Yerin aşağıda erimiş kaya tarafından ısıtıldığı alanlar olan jeotermal sahalar, kaplıcaları ve gayzerleriyle bilinir. Ama aynı zamanda farklı bitki örtüsü içerirler. Yeni Zelanda&#8217;daki Landcare Research&#8217;ten Mark Smale ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ekstrem-bitkiler-yeni-zelandanin-sicak-volkanik-topraklarinda-72-cde-buyur/">Ekstrem bitkiler Yeni Zelanda&#8217;nın sıcak volkanik topraklarında 72° C&#8217;de büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxl.jpg" alt="" class="wp-image-1609" width="317" height="197" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxl.jpg 284w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/sxl-150x93.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 317px) 100vw, 317px" /></figure></div>



<p>Bazıları Sıcak Sever. Yeni Zelanda&#8217;da toprak sıcaklıklarının <strong>98,5 </strong>° C&#8217;ye ulaşabildiği oldukça <strong>aktif </strong>bir <strong>volkanik bölgede </strong>büyüyen bitkiler üzerinde yapılan bir araştırma, aşırı koşullarda hayatta kalabilen birkaç <strong>bitki türü</strong> ortaya çıkardı.</p>



<p>Yerin aşağıda <strong>erimiş kaya </strong>tarafından ısıtıldığı alanlar olan <strong>jeotermal sahalar</strong>, <strong>kaplıcaları </strong>ve <strong>gayzerleriyle </strong>bilinir. Ama aynı zamanda farklı bitki örtüsü içerirler.</p>



<p><a href="http://www.landcareresearch.co.nz/about/people/staff-details?id=c21hbGVt"></a>Yeni Zelanda&#8217;daki Landcare Research&#8217;ten Mark Smale ve ekibi, Yeni Zelanda&#8217;nın Kuzey Adası&#8217;ndaki Taupo Volkanik Bölgesi&#8217;ndeki bu alanlardan <strong>15 </strong>tanesini araştırdı. Örneğin <strong>pH </strong>seviyesini ve <strong>metal </strong>içeriğini belirlemek için bitki örtüsünü örneklediler, toprak sıcaklıklarını <strong>ölçtüler </strong>ve toprak örneklerini <strong>analiz </strong>ettiler.</p>



<p>Jeotermal toprak genellikle aşırı pH seviyelerine ve alışılmadık derecede yüksek ve bazen <strong>toksik alüminyum </strong>gibi, bitki büyümesini etkilediği düşünülen metal seviyelerine sahiptir. Çevredeki ormanların aksine, <strong>jeotermal </strong>bölgelerdeki en uzun bitkilerin <strong>çalılar </strong>olduğunu buldular.</p>



<p><strong>Sığ köklere </strong>sahip bitkiler, örneğin <strong>yosunlar </strong>ve <strong>ciğerotları</strong>, aşırı derecede sıcak toprağa sahip bölgelerde hayatta kalan tek canlılardı ve bunların sıcaklıkları yüzeyin <strong>10 </strong>santimetre altında ölçüldü.</p>



<p>Smale ve meslektaşları, çeşitli <strong>iklimlerde </strong>gelişen bir <strong>yosun</strong>, <strong>cüce kuğu boynu </strong>yosununun (Campylopus pyriformis), inceledikleri alanlarda ısıya en dayanıklı bitki olduğunu keşfettiler. Sıcaklığın <strong>72° C</strong>&#8216;ye ulaştığı toprakta bulundu.</p>



<p>Smale, &#8220;Yalnızca bir türü destekliyor&#8221; diyor. &#8220;<strong>Termofilik alglerin </strong>dışında, hiçbir bitki yaklaşık 80°C&#8217;nin üzerindeki sıcaklıklarda hayatta kalamaz.&#8221;</p>



<p>Bu tür yerlerdeki toprak sıcaklıkları derinleştikçe yükseldiğinden, bu ısıya dayanıklı türler bile sıcak toprağın en üstteki birkaç santimetresiyle sınırlıdır. Kısa köklere veya aşağıya değil <strong>yanal </strong>olarak yayılan köklere sahip olarak <strong>adapte </strong>olmuşlardır.</p>



<p>Bir bitkinin köklerini yüksek sıcaklıklara maruz bırakmak, hücrelerdeki <strong>metabolik aktiviteyi </strong>artırabilir ve büyümeyi azaltabilir, bu nedenle bazı <strong>jeotermal </strong>otlar , kök solunum hızlarını ayarlayarak adapte olmuşlardır .</p>



<p>Alanlarda nerede toprak 68 ° C&#8217;de birkaç derece serin, SMALE ekibi jeotermal Kanuka, Yeni Zelanda ve staghorn clubmoss, bir çalı <strong>endemik </strong>bulundu Lycopodiella cernua , <strong>tropik iklimlerde </strong>yaygındır. Genel olarak, birkaç <strong>çiçekli </strong>bitki vardı. Bitki büyümesini sınırlayan ana faktörün toprak sıcaklığı olduğu bulunmuştur.</p>



<p>Reykjavik&#8217;teki İzlanda Doğa Tarihi Enstitüsü&#8217;nden Ásrún Elmarsdóttir, bu <strong>ekolojik </strong>olarak benzersiz alanların <strong>korunması </strong>gerektiğini düşünüyor. Tesisler <strong>jeotermal enerji projeleri</strong> ve onları çiğneyen <strong>turistler </strong>tarafından tehdit ediliyor . &#8220;Bitki örtüsü genellikle savunmasızdır&#8221; diyor.</p>



<p>Ancak iklim değişikliği bir <strong>endişe </strong>kaynağı değil. Taupo Volkanik Bölgesi&#8217;nin bazı kısımları <strong>soğuk kışlar ve sık donlar</strong> yaşasa da, jeotermal alanlardaki aşırı koşullar bitki büyümesi üzerinde iklime göre daha büyük etkiye sahiptir. Smale, &#8220;İklim değişikliğine karşı bağışık olan birkaç bölgeden bazıları&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ekstrem-bitkiler-yeni-zelandanin-sicak-volkanik-topraklarinda-72-cde-buyur/">Ekstrem bitkiler Yeni Zelanda&#8217;nın sıcak volkanik topraklarında 72° C&#8217;de büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ekstrem-bitkiler-yeni-zelandanin-sicak-volkanik-topraklarinda-72-cde-buyur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100 milyon yıl önce kehribara yakalanan kuş, şimdiye kadarki en iyi bulunan kuş</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/100-milyon-yil-once-kehribara-yakalanan-kus-simdiye-kadarki-en-iyi-bulunan-kus/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/100-milyon-yil-once-kehribara-yakalanan-kus-simdiye-kadarki-en-iyi-bulunan-kus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 19:38:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[bilye]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[gaga]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[kehribar]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Myanmar&#8217;da bulunan 100 milyon yıllık bir kehribar parçası, bir yavru kuşun başı, boynu, kanadı, kuyruğu ve ayaklarını içerir. Bir kozalaklı ağaçtan sızan özsu havuzuna düştüğü zaman sadece birkaç günlüktü. Bulguyu anlatan ekibin bir üyesi olan Kanada&#8217;daki Regina Kraliyet Saskatchewan Müzesi&#8217;nden Ryan McKellar, &#8220;Şimdiye kadar sahip olduğumuz en eksiksiz ve ayrıntılı görünüm,&#8221; diyor. &#8220;Bir şeyi bu kadar eksiksiz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/100-milyon-yil-once-kehribara-yakalanan-kus-simdiye-kadarki-en-iyi-bulunan-kus/">100 milyon yıl önce kehribara yakalanan kuş, şimdiye kadarki en iyi bulunan kuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft"><img decoding="async" src="https://images.newscientist.com/wp-content/uploads/2017/06/07174436/science.jpg?width=300" alt="Yeni Bilim Adamı Varsayılan Resmi"/></figure></div>



<p><strong>Myanmar&#8217;da </strong>bulunan <strong>100 </strong>milyon yıllık bir <strong>kehribar </strong>parçası, bir <strong>yavru kuşun </strong>başı, boynu, kanadı, kuyruğu ve ayaklarını içerir. Bir <strong>kozalaklı </strong>ağaçtan sızan özsu havuzuna düştüğü zaman sadece <strong>birkaç günlüktü</strong>.</p>



<p>Bulguyu anlatan ekibin bir üyesi olan Kanada&#8217;daki Regina Kraliyet Saskatchewan Müzesi&#8217;nden Ryan McKellar, &#8220;Şimdiye kadar sahip olduğumuz en <strong>eksiksiz </strong>ve <strong>ayrıntılı </strong>görünüm,&#8221; diyor. &#8220;Bir şeyi bu kadar eksiksiz görmek harika. Bu sadece çarpıcı. &#8220;</p>



<p>McKellar, kuşun gerçek <strong>derisi </strong>ve <strong>eti </strong>kehribar içinde <strong>korunmuş </strong>gibi görünse de, temelde hayvanın çok ayrıntılı bir izlenimi olduğunu söylüyor. Benzer buluntular üzerine yapılan araştırmalar, etin <strong>karbona dönüştüğünü </strong>gösteriyor ve kullanılabilir <strong>DNA </strong>yok.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft"><img decoding="async" src="https://images.newscientist.com/wp-content/uploads/2017/06/07170029/15-11-30_143108_mb_r8_s4.jpg?width=300" alt="Yeni Bilim Adamı Varsayılan Resmi"/></figure></div>



<p>McKellar, kehribarın bazı <strong>tüy </strong>renklerini koruduğunu ancak bu durumda çok da heyecan verici olmadığını kabul ediyor McKellar. &#8220;Küçük kahverengi işçiydiler.&#8221;</p>



<p>Talihsiz yavru, <strong>modern kuşların atalarıyla </strong>birlikte yaşayan ve <strong>66 </strong>milyon yıl önce <strong>dinozorlarla </strong>birlikte ölünceye kadar daha çeşitli ve başarılı görünen, &#8216;<strong>zıt kuşlar</strong>&#8216; olarak bilinen bir grup kuşa aitti .</p>



<p>Önceki fosil buluntuları ve kehribar içinde korunmuş birkaç kanat, karşıt kuşların kendi başlarına <strong>savaşmaya </strong>hazır uçuş tüyleriyle <strong>yumurtadan </strong>çıktıklarını gösteriyor .</p>



<p>Yeni buluntu bu kanıta ekliyor, çünkü yumurtadan çıkan yavru tam bir <strong>uçuş tüyüne </strong>sahipti ve kuyruk tüyleri büyüyordu ama tuhaf bir şekilde, bugünün yavruları gibi kuş tüyü kaplamak yerine <strong>vücut tüylerinden </strong>yoksundu.</p>



<p>McKellar, muhtemelen yerde yumurtadan çıktıklarını ve ağaçlara tırmandıklarını söylüyor, bu da onları özellikle <strong>özde </strong>sıkışıp kalmalarına neden oluyor.</p>



<p>Görünüşe göre, karşıt kuşlar muhtemelen modern kuşlara benziyorlardı, ancak omuzlarında modern kuşların bir <strong>bilye </strong>ve <strong>yuva </strong>eklemine sahip olduğu bir <strong>soket </strong>ve <strong>bilyeli eklem </strong>vardı. Ayrıca kanatlarında <strong>pençeleri </strong>ve gagalarından ziyade <strong>çeneleri </strong>ve <strong>dişleri </strong>vardı ama yavruların yaşadığı dönemde, modern kuşların ataları da gagaları geliştirmemişti.</p>



<p>Kuşu içeren kehribar, birkaç yıl önce <strong>Çin&#8217;deki </strong>bir müzede toplandı. Neye sahip olduğunu anladığında, müze, bulguyu tanımlayan ekibi yöneten Pekin&#8217;deki Çin Yerbilimleri Üniversitesi&#8217;nden Lida Xing ile temasa geçti.</p>



<p>Modern kuşların ataları hayatta kalırken diğer kuşların neden öldüğü <strong>net değil</strong>, ancak <strong>ebeveyn </strong>bakımının olmayışının bir rolü olmuş olabilir. Modern kuşların çoğu ebeveyn bakımına <strong>ihtiyaç </strong>duyar Avustralya&#8217;nın <strong>çalı hindisi </strong>birkaç istisnadan biridir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/100-milyon-yil-once-kehribara-yakalanan-kus-simdiye-kadarki-en-iyi-bulunan-kus/">100 milyon yıl önce kehribara yakalanan kuş, şimdiye kadarki en iyi bulunan kuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/100-milyon-yil-once-kehribara-yakalanan-kus-simdiye-kadarki-en-iyi-bulunan-kus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın mantosunda tüm okyanuslarda olduğu kadar su var</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-mantosunda-tum-okyanuslarda-oldugu-kadar-su-var/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-mantosunda-tum-okyanuslarda-oldugu-kadar-su-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 18:36:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[jeofizik]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[kristal]]></category>
		<category><![CDATA[manto]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tampon]]></category>
		<category><![CDATA[volkanik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1580</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derin Dünya, okyanuslarımızla yaklaşık aynı miktarda su tutar. Bu, üst kısmı alt mantodan ayıran, 410 ila 660 kilometre altımızdaki küresel bir tampon katman olan manto geçiş bölgesindeki tipik kayalar üzerinde yapılan deneylerin sonucu. Almanya&#8217;daki Bayreuth Üniversitesi&#8217;nden Hongzhan Fei, &#8220;Tahminimiz doğruysa, bu, Dünya&#8217;nın derinliklerinde büyük miktarda su olduğu anlamına gelir&#8221; diyor. &#8220;Dünyanın derinliklerindeki toplam su miktarı neredeyse tüm dünyadaki okyanus [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-mantosunda-tum-okyanuslarda-oldugu-kadar-su-var/">Dünyanın mantosunda tüm okyanuslarda olduğu kadar su var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ddfgh.jpg" alt="" class="wp-image-1601" width="401" height="267" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ddfgh.jpg 530w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ddfgh-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ddfgh-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 401px) 100vw, 401px" /></figure></div>



<p><strong>Derin Dünya</strong>, okyanuslarımızla yaklaşık aynı miktarda su tutar. Bu, üst kısmı alt <strong>mantodan </strong>ayıran, 410 ila 660 kilometre altımızdaki küresel bir <strong>tampon </strong>katman olan manto geçiş bölgesindeki tipik kayalar üzerinde yapılan deneylerin sonucu.</p>



<p>Almanya&#8217;daki Bayreuth Üniversitesi&#8217;nden Hongzhan Fei, &#8220;Tahminimiz doğruysa, bu, Dünya&#8217;nın <strong>derinliklerinde </strong>büyük miktarda su olduğu anlamına gelir&#8221; diyor. &#8220;Dünyanın derinliklerindeki toplam su miktarı neredeyse tüm <strong>dünyadaki okyanus suyunun</strong> <strong>kütlesiyle </strong>aynı.&#8221;</p>



<p>Sonuçlar, içimizde beklenenden çok daha fazla su bulunduğuna, çoğunlukla <strong>mineral kristallerinde </strong>sıvı sudan ziyade <strong>iyon </strong>olarak hapsolduğuna dair artan kanıtlara katkıda bulunuyor.</p>



<p>En az bir ekip daha önce mantodan kaynaklanan <strong>volkanik </strong>enkazda su bakımından zengin <strong>kaya </strong>parçaları keşfetti. Başka bir grup, bu <strong>derinliklerdeki </strong>suyun ilk gezegene <strong>kuyrukluyıldızlar </strong>ve <strong>asteroitler </strong>tarafından <strong>taşınmak </strong>yerine burada <strong>Dünya&#8217;da </strong>oluştuğunu öne süren <strong>deneyler </strong>yaptı .</p>



<p>Steven Jacobsen , &#8220;Mantonun bu derin bölgesindeki kayaların içine <strong>hapsolmuş </strong>muazzam miktarda su, bizi oraya nasıl geldiği veya belki de mantonun <strong>katılaşmasından </strong>bu yana nasıl her zaman orada olabileceği konusunda kesinlikle daha fazla düşünmeye zorlayacaktır&#8221; diyor. &#8220;Bu, Dünya dışı gezegenlere de uzanan Dünya&#8217;nın <strong>evrimi </strong>hakkında önemli bir soru.&#8221;</p>



<p>Fei ve meslektaşlarının şimdi yaptığı şey, manto <strong>geçiş bölgesi </strong>boyunca yüksek su içeriğini, tipik olarak bu katmanda bulunanları ve aşağıdakileri modellemek için kullanılan <strong>sentetik </strong>kayalar üzerinde yapılan <strong>laboratuar </strong>deneyleri yoluyla çıkarmaktır.</p>



<p>Şimdiden gerçek dünyadaki <strong>jeofizik </strong>ve <strong>sismik </strong>ölçümler, manto geçiş bölgesinin <strong>viskozitesinin</strong>, yukarıdaki üst mantonunkinden daha düşük olduğunu ve alt mantonun <strong>2900 </strong>kilometre kadar derin, Dünya&#8217;nın <strong>çekirdeğine </strong>kadar uzandığını ortaya çıkardı.</p>



<p>Fei ve meslektaşları deneyleri sayesinde, ölçülen viskozite değerlerinin, manto geçiş bölgesine hakim olan <strong>ringwoodit </strong>kayası suya <strong>doygun </strong>olduğu zamanki değerlerle <strong>eşleştiğini </strong>gösterdiler.</p>



<p>Fei, &#8220;Bu, manto geçiş bölgesinde jeofiziksel olarak gözlemlenen <strong>viskoziteye </strong>iyi uyuyor&#8221; diyor. &#8220;Bu nedenle manto geçiş bölgesinin <strong>ıslak </strong>olması gerektiği sonucuna vardık.&#8221;</p>



<p>Fei, üst ve alt mantoların <strong>kuru </strong>olduğunun iyi kabul edildiğini, ancak aralarındaki geçiş bölgesinin de kuru olup olmadığının tartışıldığını söylüyor. Araştırmacılar, laboratuvar deneyleri için geçiş bölgesinden <strong>ringwooditin </strong>yanı sıra alt mantoda hakim olan <strong>bridgmanitin sentetik </strong>versiyonlarını yaptılar.</p>



<p><strong>Dislokasyon </strong>hareketliliği adı verilen bir <strong>fenomeni </strong>ölçerek bir <strong>kristal </strong>yapıdaki bir <strong>hat kırılmasının </strong>veya <strong>kusurun </strong>hareket edebilme kolaylığı viskoziteyi çıkarabilirler. Kusurların hareket etmesi ne kadar kolay olursa, kristalin <strong>deforme </strong>olması ve <strong>akması</strong>, viskoziteyi düşürmesi ve kayayı daha &#8220;<strong>akıcı</strong>&#8221; hale getirmesi o kadar kolay olur.</p>



<p>Araştırmacıların bulduğu şey, ringwoodite su eklemenin viskozitesini azalttığı ve kayanın ağırlığının yüzde <strong>1 </strong>ila <strong>2</strong>&#8216;sini su oluşturduğunda, viskozite değerlerinin <strong>gerçek </strong>dünya ölçümlerinden tam olarak eşleştiğiydi. Fei, &#8220;Su içeriği ile yerinden çıkma hareketliliği arasındaki ilişkiyi belirledik, ardından bunu geçiş bölgesindeki su <strong>içeriğini </strong>tahmin etmek için kullandık&#8221; diyor.</p>



<p>Alberta Üniversitesi&#8217;nden Graham Pearson , &#8220;Bu çok zor ve çok iyi gerçekleştirilen deneyler, <strong>jeofizik </strong>ve <strong>doğal </strong>çalışmalar yoluyla laboratuvar ve saha gözlemlerinden ortaya çıkan ve manto geçiş bölgesinin büyük olasılıkla önemli miktarda su barındıracağını gösteren büyüyen bir tablonun parçası&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-mantosunda-tum-okyanuslarda-oldugu-kadar-su-var/">Dünyanın mantosunda tüm okyanuslarda olduğu kadar su var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-mantosunda-tum-okyanuslarda-oldugu-kadar-su-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortaçağda Diş Plağı Bulunan Kadın Yazıcı Mıydı? Nerden Nereye bağladılar.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ortacagda-dis-plagi-bulunan-kadin-yazici-miydi-nerden-nereye-bagladilar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ortacagda-dis-plagi-bulunan-kadin-yazici-miydi-nerden-nereye-bagladilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 18:23:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[diş plağı]]></category>
		<category><![CDATA[ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[pigment]]></category>
		<category><![CDATA[rahibe]]></category>
		<category><![CDATA[yazıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ortaçağ kadınının dişlerinde bulunan değerli pigment lapis lazuli&#8217;nin küçük parçacıkları, onun yüksek kaliteli resimli el yazmaları üreten bir yazıcı olduğunu düşündürüyor. Keşif, kadın yazarların Orta Çağ&#8217;da düşünülenden çok daha fazla kitap kopyaladıklarına dair kanıtlara katkıda bulunuyor. İsviçre&#8217;deki Zürih Üniversitesi&#8217;nden arkeolog Christina Warinner, &#8220;Alçakgönüllülük nedeniyle kadınlar eserlerini imzalamama eğilimindeydiler&#8221; diyor. &#8220;Kitap üretiminin yalnızca erkekler tarafından yapıldığına dair [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ortacagda-dis-plagi-bulunan-kadin-yazici-miydi-nerden-nereye-bagladilar/">Ortaçağda Diş Plağı Bulunan Kadın Yazıcı Mıydı? Nerden Nereye bağladılar.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv.jpg" alt="" class="wp-image-1597" width="420" height="280" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ffkv-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></figure></div>



<p>Bir ortaçağ kadınının dişlerinde bulunan değerli <strong>pigment lapis lazuli&#8217;nin </strong>küçük parçacıkları, onun yüksek kaliteli resimli el yazmaları üreten bir yazıcı olduğunu düşündürüyor. <strong>Keşif</strong>, kadın yazarların Orta Çağ&#8217;da düşünülenden çok daha fazla kitap <strong>kopyaladıklarına </strong>dair kanıtlara katkıda bulunuyor.</p>



<p>İsviçre&#8217;deki Zürih Üniversitesi&#8217;nden arkeolog Christina Warinner, &#8220;<strong>Alçakgönüllülük </strong>nedeniyle kadınlar eserlerini imzalamama eğilimindeydiler&#8221; diyor. &#8220;Kitap üretiminin yalnızca erkekler tarafından yapıldığına dair birçok tarihçi tarafından paylaşılan yaygın bir <strong>önyargı </strong>var.&#8221;</p>



<p><strong>Bulgu</strong>, Warinner&#8217;ın ekibi antik iskeletlerin dişlerindeki <strong>mineralize plağa </strong>bakarak oral <strong>mikrobiyomları </strong>incelemeye başladığında tesadüfen ortaya çıktı. İskeletlerden biri, Almanya&#8217;da Dalheim yakınlarındaki bir dini <strong>cemaatle </strong>ilişkili bir <strong>ortaçağ </strong>mezarlığından geldi. Onlarca yıl önce inşaat çalışmaları sırasında kazıldı.</p>



<p>Bu iskeletin mavi plakası vardı, ancak neden <strong>fizikçiler</strong>, <strong>tarihçiler </strong>ve <strong>arkeologlar </strong>tarafından uzun bir araştırma gerektirdiğini bulmak. Sonunda <strong>mikro</strong>&#8211;<strong>Raman spektroskopisi </strong>adı verilen bir <strong>analitik </strong>teknik, plaktaki canlı mavi parçacıkların lapis lazuli olduğunu ortaya çıkardı.</p>



<p>Warinner, &#8220;Bizim için çok büyük bir sürprizdi, çünkü lapis lazuli çok nadir ve pahalıydı&#8221; diyor. &#8220;Ve <strong>genetik </strong>testler onun bir <strong>kadın </strong>olduğunu belirledi, beklediğimiz gibi değildi.&#8221;</p>



<p>Dört olası açıklama vardır. &#8220;<strong>Adanmışlık salınımı</strong>&#8221; var ışıklı dua kitaplarında figürleri öpme uygulaması. Ancak adanmışlık salınımı <strong>MS 1300</strong>&#8216;e kadar popüler hale gelmedi ve iskelet <strong>1000 </strong>ile <strong>1160 </strong>arasında tarihleniyor.</p>



<p>İkinci olarak, <strong>toz </strong>haline getirilmiş lapis lazuli eski zamanlarda bazen ilaç olarak kullanılıyordu. Ancak kadının yaşadığı dönemde Almanya&#8217;da buna dair bir <strong>kanıt yok</strong>.</p>



<p>Üçüncüsü, kadın başkalarının kullanması için lapis lazuli taşlarından <strong>pigment </strong>yapmış olabilir. Ancak taşları basitçe öğütmek donuk gri bir pigment üretir. Parlak mavi lacivert pigmenti elde etmek için Avrupa&#8217;da yüzyıllar sonrasına kadar bilinmeyen karmaşık bir <strong>arıtma yöntemi </strong>gerekiyor.</p>



<p>Bu yüzden ekip en olası açıklamanın kadının lapis lazuli pigmentini kullanacak kadar önemli ve değerli <strong>kitaplar üreten </strong>son derece yetenekli bir <strong>yazıcı </strong>olması olduğunu düşünüyor. Pigment muhtemelen güzel bir noktaya değinmek için <strong>fırçasını </strong>yaladığında ağzına girmiştir.</p>



<p>Columbus&#8217;taki Ohio Eyalet Üniversitesi&#8217;nden ekip üyesi Alison Beach, daha önce çok sayıda <strong>rahibenin </strong>yazıcı olduğunu göstermek için çeşitli <strong>dedektif </strong>yöntemleri kullandı. Örneğin, bir kadın bir yazar tarafından bir <strong>kitap imzalandığında</strong>, diğer eserlerini ortaya çıkarmak için <strong>el yazısı tanımayı</strong> kullandı.</p>



<p>Baskının <strong>icadından </strong>önce, bir kitabın tek bir kopyasını <strong>üretmek </strong>aylar süren bir çalışma gerektiriyordu.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ortacagda-dis-plagi-bulunan-kadin-yazici-miydi-nerden-nereye-bagladilar/">Ortaçağda Diş Plağı Bulunan Kadın Yazıcı Mıydı? Nerden Nereye bağladılar.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ortacagda-dis-plagi-bulunan-kadin-yazici-miydi-nerden-nereye-bagladilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük beyinli insanların da farklı beyin yapısı vardır</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-beyinli-insanlarin-da-farkli-beyin-yapisi-vardir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-beyinli-insanlarin-da-farkli-beyin-yapisi-vardir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 17:54:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[boyut]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[işlev]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha büyük bir beynin faydası nedir? Daha büyük insan beyninde, bilgiyi bir araya getirmeye dahil olan bölgelerin aşırı genişlediği ortaya çıktı ancak bunun beyin işlevi üzerinde ne gibi bir etkisi olabileceğini henüz bilmiyoruz. Maryland&#8217;deki ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü&#8217;nden Armin Raznahan ve meslektaşları bunu, yaklaşık 3.000 kişinin beyin görüntülerini karşılaştırarak keşfettiler. Korteks boyunca 80.000 noktayı karşılaştırdılar beyinlerimizin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-beyinli-insanlarin-da-farkli-beyin-yapisi-vardir/">Büyük beyinli insanların da farklı beyin yapısı vardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtrxcv.jpg" alt="" class="wp-image-1593" width="379" height="315" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtrxcv.jpg 535w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtrxcv-150x125.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtrxcv-300x250.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/dtrxcv-505x420.jpg 505w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" /></figure></div>



<p>Daha <strong>büyük </strong>bir <strong>beynin </strong>faydası nedir? Daha büyük insan beyninde, <strong>bilgiyi </strong>bir araya getirmeye dahil olan bölgelerin aşırı <strong>genişlediği </strong>ortaya çıktı ancak bunun beyin <strong>işlevi </strong>üzerinde ne gibi bir etkisi olabileceğini henüz bilmiyoruz.</p>



<p>Maryland&#8217;deki ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü&#8217;nden Armin Raznahan ve meslektaşları bunu, yaklaşık <strong>3.000 </strong>kişinin beyin görüntülerini <strong>karşılaştırarak keşfettiler</strong>. <strong>Korteks </strong>boyunca <strong>80.000 </strong>noktayı karşılaştırdılar beyinlerimizin büyük bölümü düşünme gibi daha yüksek <strong>işlevlerle </strong>ilgili.</p>



<p>Bunları <strong>analiz </strong>ederek, genel olarak daha büyük beyin boyutuna sahip insanlarda bazı belirli alanların diğerlerinden daha fazla genişlediğini buldular. Bu bölgeler, beynin <strong>dört </strong>bir yanından gelen bilgilerin <strong>bütünleştirilmesinde </strong>rol oynuyor gibi görünüyor.</p>



<p>Bu genişletilmiş bölgeler, <strong>evrimimiz </strong>boyunca nispeten daha büyük olan bölgelerdir ve erken yaşamlarımızda büyümeye devam ederek <strong>yetişkin </strong>beyinlerinde çocuk beyinlerindekinden nispeten daha büyük hale gelirler.</p>



<p>Bunun herhangi bir <strong>fayda </strong>sağlayıp sağlamadığı açık değil. Raznahan, geçmiş araştırmalar, daha büyük beyinleri olan kişilerin daha yüksek bir <strong>IQ&#8217;ya </strong>sahip olma eğiliminde olduklarını, ancak ilişkinin ince olduğunu buldu beyin büyüklüğü, IQ&#8217;daki varyasyonun yalnızca yaklaşık yüzde 5&#8217;ini oluşturuyor.</p>



<p>Sadece belirli bölgelerin daha büyük beyinlerde nispeten daha büyük olması gerekebilir. Raznahan, &#8220;İşlerin iyi işlemesi için, daha büyük bir beyni <strong>temelde </strong>küçük bir beyne göre farklı bir şekilde <strong>düzenlemeniz </strong>gerekir&#8221; diyor.</p>



<p>Ekip ayrıca bazı beyin bölgelerinin daha büyük beyinli bireylerde <strong>duygu</strong>, <strong>hareket </strong>ve <strong>vizyonu işlemeye </strong>dahil olanlarda beklenenden daha küçük olduğunu buldu.</p>



<p>Raznahan&#8217;ın ekibi, <strong>semptomları </strong>açıklayabilecek veya <strong>tedaviye </strong>rehberlik etmeye yardımcı olabilecek <strong>farklılıkları </strong>belirleyip belirleyemeyeceklerini görmek için <strong>psikiyatrik </strong>veya beyin bozuklukları olan ve olmayan kişilerde beyin bölgelerini karşılaştırmayı planlıyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-beyinli-insanlarin-da-farkli-beyin-yapisi-vardir/">Büyük beyinli insanların da farklı beyin yapısı vardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-beyinli-insanlarin-da-farkli-beyin-yapisi-vardir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski Çin kraliyet ailesinin mezarında gömülü bulunan gizemli gibbon</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/eski-cin-kraliyet-ailesinin-mezarinda-gomulu-bulunan-gizemli-gibbon/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/eski-cin-kraliyet-ailesinin-mezarinda-gomulu-bulunan-gizemli-gibbon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 15:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[evcil hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[gibbon]]></category>
		<category><![CDATA[kalıntılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşık 2200 yıl önce, Çin tarihinin en güçlü kadınlarından biri mezarında toprağa verildi. Leydi Xia, mezarını koruyan pişmiş toprak ordusuyla ünlü Çin&#8217;in ilk imparatoru Qin Shihuang&#8217;ın büyükannesiydi. Leydi Xia&#8217;nın ölüm sırasında onu koruyan oldukça özel bir şeyi olduğu ortaya çıktı: muhtemelen onun evcil hayvanı olan önceden bilinmeyen bir gibbon türü. Lady Xia&#8217;nın Çin&#8217;in ikinci en büyüğü olan günümüz Shaanxi&#8217;deki mezarı 2004 yılında kazıldı. İçeride bir maymunun [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-cin-kraliyet-ailesinin-mezarinda-gomulu-bulunan-gizemli-gibbon/">Eski Çin kraliyet ailesinin mezarında gömülü bulunan gizemli gibbon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-1024x504.jpg" alt="" class="wp-image-1589" width="403" height="198" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-1024x504.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-600x296.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-768x378.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-150x74.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-300x148.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-696x343.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-1068x526.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-853x420.jpg 853w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-324x160.jpg 324w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-648x320.jpg 648w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-533x261.jpg 533w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs-1066x522.jpg 1066w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tewdfs.jpg 1356w" sizes="auto, (max-width: 403px) 100vw, 403px" /></figure></div>



<p>Yaklaşık <strong>2200</strong> yıl önce, Çin<strong> </strong>tarihinin en güçlü kadınlarından biri mezarında toprağa verildi.</p>



<p><strong>Leydi Xia</strong>, mezarını koruyan pişmiş toprak ordusuyla ünlü Çin&#8217;in ilk imparatoru Qin Shihuang&#8217;ın büyükannesiydi. Leydi Xia&#8217;nın ölüm sırasında onu koruyan oldukça özel bir şeyi olduğu ortaya çıktı: muhtemelen onun <strong>evcil </strong>hayvanı olan önceden bilinmeyen bir <strong>gibbon </strong>türü.<a href="https://www.newscientist.com/article/dn4430-chemists-stop-flaky-fate-of-terracotta-warriors/"></a></p>



<p>Lady Xia&#8217;nın Çin&#8217;in ikinci en büyüğü olan günümüz <strong>Shaanxi&#8217;deki </strong>mezarı 2004 yılında kazıldı. İçeride bir <strong>maymunun </strong>yüz kemiği ve alt çenesi bulundu. Şimdi, kemiklerin analizi onun tamamen yeni bir tür olduğunu ortaya çıkardı.</p>



<p>Londra&#8217;daki Zooloji Enstitüsü&#8217;nden Sam Turvey ve yeni maymunu tespit eden ekibin başkanı , &#8220;Gibbonların, en azından MÖ 1046&#8217;dan MÖ 256&#8217;ya kadar Zhou Hanedanlığı&#8217;ndan beri Çin&#8217;de yüksek <strong>statülü evcil </strong>hayvanlar olarak tutulduğu biliniyor&#8221; diyor.</p>



<p>Yüz kemiği, iki büyük köpek, burun boşluğu ve göz çukurunun bir kısmı ve alnı içeren üst dişleri içeriyordu.&nbsp;Eşlik eden mandibula dişleri de içeriyordu.</p>



<p><strong>Kafatası </strong>kemiğindeki ve dişlerdeki ayırt edici işaretler için, günümüzün yüzlerce gibonunun veri kümelerinden karşılık gelen işaretlerle karşılaştırılacak yeterli <strong>ayrıntı </strong>kaldı. Karşılaştırmalar <strong>Junzi&#8217;nin </strong>hayatta kalan bilinen dört gibbon ailesinden ayrı olarak hem yeni bir tür hem de yeni bir cins veya aile olduğunu ortaya çıkardı .</p>



<p>Turvey&#8217;in ekibi, yeni gibbonun yerel olarak <strong>evrimleştiğini </strong>düşünüyor çünkü mezar, diğerleri arasında bir leopar, bir kara ayı ve bir turna da dahil olmak üzere Orta Çin&#8217;in Shaanxi bölgesine <strong>özgü </strong>diğer hayvanların kalıntılarını da içeriyor.Çin mezarında soyu tükenmiş gibbon bulundu. </p>



<p>Bölgede en az 300 yıldır hiçbir <strong>kibrit </strong>görülmedi. Çin&#8217;deki en yakın gibbon popülasyonları, en az 1200 kilometre güneybatıda, geçilmez <strong>nehirlerle </strong>ayrılmış durumda.</p>



<p>Turvey , &#8220;<strong>Junzi imperialis&#8217;in</strong> keşfedilip tanımlanmasına kadar, maymunların ve diğer primatların çoğunun geçmişteki insan baskılarına göreceli olarak dirençli olduğu ve maymunların düşüşünün <strong>modern zaman fenomeni</strong> olduğu düşünülüyordu &#8221; diyor.</p>



<p>&#8220;Yakın geçmiş dönemden önce maymunların ve diğer primatların geçmişte insan kaynaklı çok sayıda yok oluşunun da olabileceğini şimdi anlıyoruz&#8221; diyor.</p>



<p>Kent Üniversitesi&#8217;nden Susan Cheyne, &#8220;Bu bir uyarı, etkilediğimiz ve son <strong>200 </strong>yıldan çok önce türlerin kaybına neden olduğumuz başka bir kanıt&#8221; diyor.</p>



<p>Dünyadaki mevcut 20 gibonun <strong>tamamı </strong>artık <strong>tehlike altında</strong>. Bunlar , şu anda sadece 26 kişiye düşen Çinli Hainan gibbonunu içeriyor .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-cin-kraliyet-ailesinin-mezarinda-gomulu-bulunan-gizemli-gibbon/">Eski Çin kraliyet ailesinin mezarında gömülü bulunan gizemli gibbon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/eski-cin-kraliyet-ailesinin-mezarinda-gomulu-bulunan-gizemli-gibbon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trendleri ve kolay cevapları takip etmek, iyi bir yaşamın yolu değildir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/trendleri-ve-kolay-cevaplari-takip-etmek-iyi-bir-yasamin-yolu-degildir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/trendleri-ve-kolay-cevaplari-takip-etmek-iyi-bir-yasamin-yolu-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 15:11:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[canlı]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kirlilik]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1532</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vegan giysiler, biyoyakıt ve odun sobaları etik, çevresel tercihler olarak sunuldu, ancak bunların arkasındaki kanıt çok daha belirsiz. Günün acil çevre sorunları söz konusu olduğunda, hepimiz üzerimize düşeni yapmamız gerektiğinin farkındayız. Veganlığın yükselişi, yaşam tarzımızın sadece kendi sağlığımızı değil, aynı zamanda çevremizdeki dünyayı nasıl etkilediğini giderek daha fazla düşündüğümüzü gösteriyor. Ne yazık ki, en son çoğunluğa [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/trendleri-ve-kolay-cevaplari-takip-etmek-iyi-bir-yasamin-yolu-degildir/">Trendleri ve kolay cevapları takip etmek, iyi bir yaşamın yolu değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gdv.jpg" alt="" class="wp-image-1583" width="433" height="245" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gdv.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gdv-150x85.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/gdv-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 433px) 100vw, 433px" /></figure></div>



<p><strong>Vegan </strong>giysiler, <strong>biyoyakıt </strong>ve odun sobaları <strong>etik</strong>, <strong>çevresel </strong>tercihler olarak sunuldu, ancak bunların arkasındaki kanıt çok daha <strong>belirsiz</strong>.</p>



<p>Günün acil <strong>çevre sorunları </strong>söz konusu olduğunda, hepimiz üzerimize düşeni yapmamız gerektiğinin farkındayız. Veganlığın yükselişi, <strong>yaşam tarzımızın </strong>sadece kendi sağlığımızı değil, aynı zamanda çevremizdeki dünyayı nasıl etkilediğini giderek daha fazla düşündüğümüzü gösteriyor.</p>



<p>Ne yazık ki, en son çoğunluğa atlamak her zaman <strong>gezegeni kurtarmanın </strong>yolu değildir. Bir araştırma, <strong>et </strong>ve <strong>süt ürünlerini diyetinizden </strong>çıkarmanın <strong>çevresel </strong>ayak izinizi azaltmanın en iyi yollarından biri olduğunu bir kez daha göstermiş olsa da , aynı şey <strong>gardırobunuz </strong>için geçerli değil.</p>



<p>Avustralya&#8217;nın son Moda Haftası&#8217;nda sergilenen vegan dostu <strong>kürk </strong>ve <strong>deri </strong>alternatiflerinin <strong>deniz canlılarına </strong>zarar verebileceği ortaya çıktı, çünkü bunlar diğer yaygın <strong>ekolojik </strong>kötülüklerden yapılmıştır: plastik. Kanıt henüz net değil, ancak bazı hayvansal kumaşlar genel olarak en <strong>az zararlı seçim </strong>olabilir. <strong>Etik </strong>yaşam tarzı seçimleri yapmaya çalıştığımızda, böylesi sezgisel olmayan sonuçlar tekrar tekrar ortaya çıkıyor.</p>



<p><strong>Otomobillerimize </strong>dönersek, <strong>petrole </strong>daha yeşil bir alternatif olarak görülen <strong>biyoyakıt</strong>, ormansızlaşmaya ve artan <strong>karbon emisyonlarına </strong>yol açar. Ayrıca, evlerimizi ısıtmak için gaz yerine odun yakmak daha fazla <strong>hava kirliliğine</strong> neden olur.</p>



<p>Doğru kanıt olmadan <strong>trendleri</strong> takip etme acelesi, <strong>zerdeçal latte </strong>ve diğer baharat temelli her şeyi iyileştirenlerin yükselişinde de benzer şekilde belirgindir. Bunlardan bazılarının kışkırtıcı araştırma yığınlarına rağmen, bulgular genellikle aldatmacaya bir şey getirmiyor.</p>



<p>Yani ne yapmalıyız? <strong>Kanıt </strong>aramak en <strong>moda </strong>seçim olmayabilir, ancak uzun vadede yapmaya <strong>değer </strong>tek şey budur.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/trendleri-ve-kolay-cevaplari-takip-etmek-iyi-bir-yasamin-yolu-degildir/">Trendleri ve kolay cevapları takip etmek, iyi bir yaşamın yolu değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/trendleri-ve-kolay-cevaplari-takip-etmek-iyi-bir-yasamin-yolu-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evrimin kendisini durdurma gücüne sahibiz bunu kullanmalı mıyız?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/evrimin-kendisini-durdurma-gucune-sahibiz-bunu-kullanmali-miyiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/evrimin-kendisini-durdurma-gucune-sahibiz-bunu-kullanmali-miyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 10:41:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1490</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstenmeyen mutasyonlar gıda güvenliğini ve tıbbı baltalamaktadır. Böylesi bir evrimi kontrol etmek artık mümkün ve caziptir, ancak istenmeyen sonuçlar olacaktır. Evrim ne tür bir güçtür? Onu kötü niyetli, yardımsever veya her ikisi olarak da görebilirsiniz, ancak büyük ihtimalle onu anıtsal olarak da düşüneceksiniz uzun vadeli ve büyük ölçekli. Milyarlarca yıldan fazla bir süredir evrim, zürafanın boynundan, hayatın nasıl [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/evrimin-kendisini-durdurma-gucune-sahibiz-bunu-kullanmali-miyiz/">Evrimin kendisini durdurma gücüne sahibiz bunu kullanmalı mıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn.jpg" alt="" class="wp-image-1529" width="333" height="288" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn-600x519.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn-150x130.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn-300x260.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn-696x602.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn-485x420.jpg 485w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/foiuhn-534x462.jpg 534w" sizes="auto, (max-width: 333px) 100vw, 333px" /></figure></div>



<p>İstenmeyen <strong>mutasyonlar </strong>gıda <strong>güvenliğini </strong>ve <strong>tıbbı </strong>baltalamaktadır. Böylesi bir evrimi kontrol etmek artık <strong>mümkün </strong>ve <strong>caziptir</strong>, ancak <strong>istenmeyen sonuçlar </strong>olacaktır.</p>



<p>Evrim ne tür bir <strong>güçtür</strong>? Onu <strong>kötü niyetli</strong>, <strong>yardımsever </strong>veya her ikisi olarak da görebilirsiniz, ancak büyük ihtimalle onu <strong>anıtsal </strong>olarak da düşüneceksiniz <strong>uzun vadeli</strong> ve <strong>büyük ölçekli</strong>. Milyarlarca yıldan fazla bir süredir evrim, zürafanın boynundan, hayatın nasıl evrildiğini düşünecek kadar zeki bir maymuna kadar <strong>dünyadaki yaşamı yarattı</strong>. Yine de evrim hızlı ve öfkeli de olabilir. Tam şu anda burada gerçekleşiyor ve <strong>medeniyetin geleceğini </strong>tehdit ediyor.</p>



<p><strong>Hızlı evrim</strong>, kontrol altında olduğunu düşündüğümüz, hamamböcekleri ve tahtakuruları da içeren zararlıların yeniden <strong>dirilişini </strong>açıklıyor. Gıda güvenliğini baltalıyor. Ve modern tıbbı tehlikeye atıyor. Bu, <strong>medeniyetin doğuşundan </strong>beri oluyor, ancak dünyayı daha hızlı değiştirdikçe, evrimle silahlanma yarışımız tırmanıyor. Uzun zamandır bir adım önde olmanın yollarını aradık. Şimdi, çok önemli bir noktaya ulaştık evrimi izinde <strong>durdurmak </strong>için araçlar <strong>geliştiriyoruz</strong>.</p>



<p>Yeni araç setinin merkezinde <strong>gen düzenleme </strong>teknolojisi var. Laboratuvarda <strong>antibiyotik </strong>direncini tersine çevirmek için <strong>CRISPR </strong>adı verilen bir <strong>teknik </strong>zaten <strong>kullanıldı </strong>ve bu yaklaşımı <strong>hastanelerde denemek </strong>için <strong>planlar </strong>var. CRISPR ayrıca istenmeyen <strong>mutasyonları </strong>da durdurabilir. Bu tür &#8220;<strong>evrim karşıtı</strong>&#8221; süper silahlar, gıda imalatında büyük harmanlı <strong>fermentörlerde </strong>kullanılan mikropların güçlerini <strong>kaybetmelerini </strong>önlemek için rol bulabilir. Hatta istenmeyen özellikler geliştiren<strong> yabani bitkileri</strong> ve hayvanları bile önleyebilirler.</p>



<p>Evrimin <strong>kontrolünü </strong>ele geçirmek cazip gelebilir, ancak kesinlikle istenmeyen sonuçlar olacaktır. Kesin olarak bildiğimiz bir şey varsa, o da evrimin her zaman bir yolunu bulduğudur. Burada büyük bir fırsat var ama <strong>riskler </strong>de var. Nasıl ilerlemek istediğimize karar vermek için bu <strong>teknoloji </strong>hakkında konuşmamız gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/evrimin-kendisini-durdurma-gucune-sahibiz-bunu-kullanmali-miyiz/">Evrimin kendisini durdurma gücüne sahibiz bunu kullanmalı mıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/evrimin-kendisini-durdurma-gucune-sahibiz-bunu-kullanmali-miyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muzlu ekmek ve soğan birası: Maya damak tadımızı nasıl yanıltabilir?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/muzlu-ekmek-ve-sogan-birasi-maya-damak-tadimizi-nasil-yaniltabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/muzlu-ekmek-ve-sogan-birasi-maya-damak-tadimizi-nasil-yaniltabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 10:31:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[arpa]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[maya]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyal]]></category>
		<category><![CDATA[organizma]]></category>
		<category><![CDATA[şarap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bira, ekmek ve şarap üreticisi, maya bizim en büyük mikrobiyal dostumuzdur diyor. Şimdi onunla tuhaf yeni tatlar tasarlanıyor. Çoğu insan, tıpkı şerbetçiotu ve arpada bir biranın tadı gibi, bir şarabın burnunun tamamen üzümlerle ilgili olduğunu varsayar. Öyle değil. Bu içeceklerin tadı çoğu çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük bir organizmadan gelir. Kesin konuşmak gerekirse, şeker seven bir mantardan sadece şarap, bira ve sake üretmek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/muzlu-ekmek-ve-sogan-birasi-maya-damak-tadimizi-nasil-yaniltabilir/">Muzlu ekmek ve soğan birası: Maya damak tadımızı nasıl yanıltabilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/EESCV.png" alt="" class="wp-image-1525" width="398" height="239" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/EESCV.png 572w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/EESCV-150x90.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/EESCV-300x180.png 300w" sizes="auto, (max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure></div>



<p><strong>Bira</strong>, <strong>ekmek </strong>ve <strong>şarap </strong>üreticisi, maya bizim en büyük <strong>mikrobiyal </strong>dostumuzdur diyor. Şimdi onunla <strong>tuhaf </strong>yeni tatlar <strong>tasarlanıyor</strong>.</p>



<p>Çoğu insan, tıpkı <strong>şerbetçiotu </strong>ve <strong>arpada </strong>bir <strong>biranın </strong>tadı gibi, bir <strong>şarabın </strong>burnunun tamamen <strong>üzümlerle </strong>ilgili olduğunu <strong>varsayar</strong>. Öyle değil. Bu içeceklerin tadı çoğu çıplak gözle <strong>görülemeyecek </strong>kadar küçük bir <strong>organizmadan </strong>gelir. Kesin konuşmak gerekirse, şeker seven bir <strong>mantardan </strong>sadece şarap, bira ve <strong>sake </strong>üretmek için değil, aynı zamanda <strong>ekmek</strong>, en diş kesici <strong>peynirlerimizden </strong>bazılarını ve daha fazlasını <strong>üretmek </strong>için de kullanırız.</p>



<p>Bin yıldır farkında olmadan bu<strong> tek hücreli organizmayı</strong> evcilleştiriyor ve yetiştiriyoruz. Sonuçta ortaya çıkan sadık hizmetkarlar ordusu, tartışmalı bir şekilde herhangi bir köpekten daha fazla insanlığın en iyi arkadaşı olduğunu iddia edebilir.</p>



<p><strong>Mayadan </strong>bahsediyoruz veya daha doğrusu <strong>Saccharomyces cerevisiae </strong>veya <strong>bira </strong>üreticisi veya fırıncı mayası. Ancak mayanın <strong>fermentatif </strong>özellikleri iyi bilinmesine rağmen, tada ne kadar katkıda bulunduğunu ancak şimdi kavramaya başladık. </p>



<p>Araştırmacılar, sırlarını açığa çıkardıkça, <strong>sarhoşların </strong>ve <strong>gurmelerin </strong>tat tomurcuklarını gıdıklamak için yeni ve bazen gerçekten tuhaf yollar buluyorlar. <strong>Muzlu milkshake </strong>gibi bira mı? Gerçekten <strong>çatlak </strong>bir çıtır çıtır <strong>ekmek</strong>? <strong>Maya </strong>ile her şey mümkün. </p>



<p>Belçika&#8217;daki Flaman Biyoteknoloji Enstitüsü&#8217;nden (VIB) bir moleküler biyolog olan Jan Steensels, &#8220;Lezzet açısından, <strong>zihninizin </strong>sizi <strong>götürebileceği </strong>kadar <strong>ileri </strong>gidebilirsiniz&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/muzlu-ekmek-ve-sogan-birasi-maya-damak-tadimizi-nasil-yaniltabilir/">Muzlu ekmek ve soğan birası: Maya damak tadımızı nasıl yanıltabilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/muzlu-ekmek-ve-sogan-birasi-maya-damak-tadimizi-nasil-yaniltabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölü bebeğini taşıyan orka yalnız değil birçok hayvan üzülüyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/olu-bebegini-tasiyan-orka-yalniz-degil-bircok-hayvan-uzuluyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/olu-bebegini-tasiyan-orka-yalniz-degil-bircok-hayvan-uzuluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 10:18:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ceset]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son birkaç hafta içinde, pek çok insan, görünüşe göre yas tutan, bebeğinin cesediyle yüzerek iki hafta geçiren bir dişi orkanın hikayesinden derinden etkilendi.&#160;Hikaye, son yıllarda giderek daha açık hale gelen bir şeyin dramatik bir örneğidir: birçok hayvan ölüleri için yas tutar. Orca&#8217;ya Tahlequah denir ve Kuzeydoğu Pasifik Okyanusu&#8217;nda dolaşan J olarak bilinen bir kapsüle aittir.&#160;Washington [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-bebegini-tasiyan-orka-yalniz-degil-bircok-hayvan-uzuluyor/">Ölü bebeğini taşıyan orka yalnız değil birçok hayvan üzülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ssxcv.jpg" alt="" class="wp-image-1520" width="385" height="231" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ssxcv.jpg 350w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ssxcv-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/ssxcv-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 385px) 100vw, 385px" /></figure></div>



<p>Son birkaç hafta içinde, pek çok insan, görünüşe göre <strong>yas tutan</strong>, bebeğinin <strong>cesediyle</strong> yüzerek iki hafta geçiren bir dişi <strong>orkanın </strong>hikayesinden derinden etkilendi.&nbsp;Hikaye, son yıllarda giderek daha açık hale gelen bir şeyin <strong>dramatik </strong>bir örneğidir: birçok hayvan ölüleri için <strong>yas </strong>tutar.</p>



<p>Orca&#8217;ya <strong>Tahlequah </strong>denir ve Kuzeydoğu Pasifik Okyanusu&#8217;nda dolaşan J olarak bilinen bir kapsüle aittir.&nbsp;Washington Friday Harbor&#8217;daki Balina Araştırma Merkezi&#8217;ne göre, bebeği 24 Temmuz&#8217;da <strong>doğduktan </strong>kısa bir süre sonra <strong>öldü&nbsp;</strong>.</p>



<p>Tahlequah, cesedi&nbsp;en az <strong>17 </strong>gün&nbsp;taşımaya devam etti ve&nbsp;bu süre zarfında 1600 kilometre yol kat etti.&nbsp;11 Ağustos Cumartesi günü, Merkez artık cesedi taşımadığını bildirdi.&nbsp;Bunun yerine, bir somon okulunun peşinde koşan diğer <strong>kapsül üyelerine katıldı </strong>ve &#8220;dikkat çekici derecede <strong>hareketli</strong>&#8221; görünüyordu.</p>



<p>Bazı hayvan türleri arasında, bu tür yas tutma <strong>davranışlarının </strong>oldukça <strong>yaygın </strong>olduğu görülmektedir.</p>



<p>Keder, birbirine sıkı sıkıya bağlı gruplarda yaşayan oldukça <strong>sosyal </strong>hayvanlarda en yaygın olarak görülüyor.&nbsp;Bu mantıklı: sosyal hayvanlar arkadaşlarına ve ailelerine <strong>değer </strong>verecek ve buna bağlı olarak öldüklerinde bir kayıp hissedeceklerdi.&nbsp;Bunun aksine, yalnız yaşayan ve yavrularına bakmayan hayvanların yas tutacak <strong>kimsesi olmazdı</strong>.</p>



<p>Orkalar buna uyuyor: bir tür yunus oldukları için oldukça <strong>zekiler </strong>ve <strong>gruplar halinde yaşıyorlar</strong>.&nbsp;Nitekim olmuştur&nbsp;önceki örneklerini&nbsp;orca anneler ölü bebeklerin organları taşıyan görüldü.&nbsp;Aynı durum, orkaların ait olduğu ve diğer yunusları ve balinaları da içeren diğer birçok <strong>deniz memelisi</strong> için de geçerlidir.&nbsp;Şişe burunlu yunusların, sanki <strong>nefes </strong>almalarına yardımcı olmaya çalışıyormuş gibi, arkadaşlarının cesetlerini suyun üzerine <strong>kaldırdığı </strong>görülmüştür.</p>



<p>Ayrıca <strong>Afrika fillerinin </strong>yas tuttuğuna dair artan kanıtlar var. Belki de daha şaşırtıcı bir şekilde, <strong>pekari </strong>adı verilen domuz benzeri hayvanların da&nbsp;ölü bir grup üyesi için yas&nbsp;tuttuğu görülmüştür&nbsp;.&nbsp;2017&#8217;de yapılan bir araştırma, sayılarından biri öldükten sonra bir pekari sürüsünü izledi ve vücudunu genellikle tek başına veya çiftler halinde tekrar tekrar <strong>ziyaret ettiklerini </strong>buldu.</p>



<p>Hayvanların kederine ilişkin en kapsamlı kanıtlardan bazıları, <strong>maymunlar </strong>ve maymunlar gibi <strong>primatlardan </strong>geliyor: yaşayan en yakın akrabalarımız.</p>



<p>Dikkate değer bir olayda, <strong>kalkık burunlu </strong>dişi bir maymun bir ağaçtan düşerek kafasını bir kayaya çarptı.&nbsp;Grubun <strong>alfa erkeği </strong>olan ortağı,&nbsp;onunla oturdu ve nazikçe ona dokundu.&nbsp;Öldükten sonra, ayrılmadan önce onu <strong>canlandırmaya </strong>çalışıyormuş gibi <strong>elini </strong>nazikçe <strong>çekerek </strong>beş dakika daha geçirdi.&nbsp;Davranışı, <strong>ölümün sonunu anladığını </strong>gösteriyor.</p>



<p>Şempanzelerin ölü bebeklerin <strong>cesetlerini </strong>genellikle haftalarca taşıdıkları görülmüştür.&nbsp;Bir keresinde, <strong>Pansy </strong>adında tutsak bir şempanze öldü, ardından topluluk üyeleri önce cesedini <strong>temizlediler </strong>ve ardından <strong>bulunduğu yerden uzak durdular.&nbsp;</strong>Bu davranış&nbsp;bir <strong>cenaze törenine </strong>benziyor&nbsp;.</p>



<p>Keder, primatlar arasında evrensel görünmüyor, ancak bunun yaşadıkları çevrelerle bir ilgisi olabilir.&nbsp;Sıcak ve yağışlı bölgelerde cesetler çok çabuk <strong>çürür </strong>ve <strong>tatsızlaşır</strong>, hayvanları onları terk etmeye zorlar.&nbsp;Buna karşılık, <strong>gelada </strong>adı verilen maymunlar çürümenin yavaş olduğu soğuk yerlerde yaşar ve&nbsp;<strong>48 </strong>güne kadar&nbsp;ceset taşıdıkları gözlemlenmiştir&nbsp;.</p>



<p>Bazı durumlarda, maymunlar ölü bebeklerin cesetlerini taşımayı bıraktılar&nbsp;ve bunun yerine onları yediler.&nbsp;Bu tür <strong>yamyamlık şempanzelerde </strong>orta derecede yaygın gibi görünse de <strong>bonobolarda</strong>, <strong>gorillerde </strong>ve <strong>orangutanlarda </strong>nadirdir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-bebegini-tasiyan-orka-yalniz-degil-bircok-hayvan-uzuluyor/">Ölü bebeğini taşıyan orka yalnız değil birçok hayvan üzülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/olu-bebegini-tasiyan-orka-yalniz-degil-bircok-hayvan-uzuluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kök hücre tekniği, önemli bir kısırlığı tersine çevirebilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kok-hucre-teknigi-onemli-bir-kisirligi-tersine-cevirebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kok-hucre-teknigi-onemli-bir-kisirligi-tersine-cevirebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 10:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kromozom]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deri hücrelerini sperm haline getirmek, bir gün bazı kısır erkeklerin bebek sahibi olmasına yardımcı olabilir. Fareler üzerinde yapılan araştırmalar, çok fazla cinsiyet kromozomu ile doğan hayvanlardan verimli sperm elde etmenin bir yolunu buldu. Çoğu erkeğin bir X ve bir Y olmak üzere iki cinsiyet kromozomu vardır, ancak bazılarında üç tane vardır, bu da verimli sperm üretmeyi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kok-hucre-teknigi-onemli-bir-kisirligi-tersine-cevirebilir/">Kök hücre tekniği, önemli bir kısırlığı tersine çevirebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/wzsxc.jpg" alt="" class="wp-image-1515" width="348" height="195" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/wzsxc.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/wzsxc-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></figure></div>



<p><strong>Deri hücrelerini sperm haline getirmek</strong>, bir gün bazı kısır erkeklerin bebek sahibi olmasına yardımcı olabilir. Fareler üzerinde yapılan araştırmalar, çok fazla <strong>cinsiyet kromozomu </strong>ile doğan hayvanlardan verimli sperm elde etmenin bir yolunu buldu.</p>



<p>Çoğu erkeğin bir <strong>X </strong>ve bir <strong>Y </strong>olmak üzere iki <strong>cinsiyet </strong>kromozomu vardır, ancak bazılarında üç tane vardır, bu da verimli sperm üretmeyi zorlaştırır. Her 500 erkekten 1&#8217;i, <strong>fazladan </strong>bir X kromozomuna sahip olmanın neden olduğu <strong>Klinefelter sendromuyla </strong>doğarken, yaklaşık 1000 kişiden 1&#8217;inde <strong>Çift </strong>Y sendromu vardır.</p>



<p><a href="https://www.crick.ac.uk/research/a-z-researchers/researchers-t-u/james-turner/"></a>Londra&#8217;daki Francis Crick Enstitüsü&#8217;nden James Turner ve ekibi, bu ekstra <strong>kromozomların </strong>neden olduğu <strong>kısırlığın </strong>üstesinden gelmenin bir yolunu buldu. İlk olarak, her biri fazladan bir X veya Y kromozomuna sahip fareler yetiştirdiler. Daha sonra, hayvanların <strong>deri hücrelerini </strong>yeniden <strong>programlamaya </strong>çalıştılar ve onları başka hücre türlerini oluşturabilen <strong>uyarılmış pluripotent </strong>kök hücrelere (iPS) dönüştürdüler.</p>



<p>Bu, cilt hücrelerinin yaklaşık üçte birinin fazladan kromozomlarını fırlatması için yeterliydi. Bu hücreler daha sonra sperm hücrelerini oluşturmaya ikna edildiğinde ve yumurtaları <strong>döllemek </strong>için kullanıldığında, ortaya çıkan gebeliklerin yüzde 50 ila 60&#8217;ı <strong>canlı </strong>doğumlara yol açtı.</p>



<p>Bu, benzer bir tekniğin <strong>Klinefelter </strong>veya <strong>Double Y </strong>ile ilişkili kısırlığı olan erkeklerin <strong>gebe </strong>kalmasını <strong>sağlayabileceğini </strong>düşündürmektedir. Ancak önemli bir <strong>pürüz </strong>var.</p>



<p>Henüz kök hücrelerin tam olarak <strong>sperm </strong>haline nasıl dönüştürüleceğini bilmiyoruz, bu nedenle ekip, hücreleri gelişimin son aşamaları için fare <strong>testislerine enjekte </strong>ederek bu sorunu çözdü. Bu verimli spermlere yol açarken, aynı zamanda farelerin yüzde 29 ila 50&#8217;sinde <strong>tümör </strong>oluşmasına neden oldu.</p>



<p>Turner, &#8220;Bu işi yapmak için gerçekten ihtiyacımız olan şey, <strong>iPS </strong>hücrelerinden spermlere geçebilmektir,&#8221; diyor.</p>



<p>New York&#8217;taki Weill Cornell Tıp Koleji&#8217;nden Zev Rosenwaks , &#8221; Tümünün <strong>in vitro </strong>olarak yapılması gerekiyor, bu nedenle yumurtaları döllemek için yalnızca <strong>normal sperm </strong>hücreleri kullanılacak,&#8221; diyor . &#8220;Tüm iPS hücre teknolojisindeki tehlike <strong>kanserdir</strong>.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kok-hucre-teknigi-onemli-bir-kisirligi-tersine-cevirebilir/">Kök hücre tekniği, önemli bir kısırlığı tersine çevirebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kok-hucre-teknigi-onemli-bir-kisirligi-tersine-cevirebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar aile makyajı ne olursa olsun huzurlu ve mutlu ortamda büyümelidir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cocuklar-aile-makyaji-ne-olursa-olsun-huzurlu-ve-mutlu-ortamda-buyumelidir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cocuklar-aile-makyaji-ne-olursa-olsun-huzurlu-ve-mutlu-ortamda-buyumelidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 09:42:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[heteroseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1483</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bekar ebeveynler, heteroseksüel eşler veya aynı cinsiyetten çiftler tarafından yetiştirilen çocukların hepsi eşit derecede sağlıklı ve mutludur. Yasanın topluma yetişmesi gerekiyor. Belli bir yaştaki insanlar, çekirdek ailenin anne, baba ve biyolojik çocukları geniş aile, büyükanne ve büyükbabalardan, ebeveynlerden, çocuklardan, teyzelerden, amcalardan ve kuzenlerden oluşan sıkı bir yerel ağa karşı erdemlerini tartışan okul sosyolojisi derslerini hatırlayabilirsiniz. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cocuklar-aile-makyaji-ne-olursa-olsun-huzurlu-ve-mutlu-ortamda-buyumelidir/">Çocuklar aile makyajı ne olursa olsun huzurlu ve mutlu ortamda büyümelidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/vsvxcv.jpg" alt="" class="wp-image-1512" width="438" height="223" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/vsvxcv.jpg 749w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/vsvxcv-600x306.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/vsvxcv-150x77.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/vsvxcv-300x153.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/vsvxcv-696x355.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></figure></div>



<p><strong>Bekar ebeveynler</strong>, <strong>heteroseksüel </strong>eşler veya aynı <strong>cinsiyetten </strong>çiftler tarafından yetiştirilen çocukların hepsi eşit derecede <strong>sağlıklı </strong>ve <strong>mutludur</strong>. Yasanın topluma yetişmesi gerekiyor.</p>



<p>Belli bir yaştaki insanlar, çekirdek ailenin anne, baba ve biyolojik çocukları geniş aile, büyükanne ve büyükbabalardan, ebeveynlerden, çocuklardan, teyzelerden, amcalardan ve kuzenlerden oluşan sıkı bir<strong> yerel ağa</strong> karşı <strong>erdemlerini </strong>tartışan okul sosyolojisi derslerini hatırlayabilirsiniz.</p>



<p>Bu tartışma günümüzde nadiren duyulmaktadır. <strong>Optimal </strong>aile yapısı hakkındaki tartışma ve endişe <strong>değişti</strong>. Birleşik Krallık ve ABD&#8217;deki çocukların yarısından fazlası, geniş ailenin büyük bir yeniden canlanması nedeniyle değil, şu anda çekirdek bir ailenin dışında yetiştiriliyor. <strong>Üreme teknolojilerindeki </strong>yükseliş, yumurta ve sperm bağışı ve <strong>müsamahakar </strong>sosyal tavırlar sayesinde, daha önce aile kurmamış olan çiftler veya bekar insanlarda artık yapabilir. </p>



<p>Günümüz aileleri her zamankinden daha çeşitlidir. Bunun ilişkilerimiz ve çocuklarımız için ne anlama geldiğini <strong>keşfediyoruz</strong>.</p>



<p>Bazı insanlar için, <strong>normdan </strong>herhangi bir <strong>sapma </strong>kabul edilemez özellikle de <strong>aynı cinsiyetten </strong>ilişkiler içeriyorsa. Avustralya&#8217;nın <strong>eşcinsel </strong>evlilikle ilgili ulusal anketine giderken, Melbourne&#8217;da aynı cinsiyetten ebeveynler tarafından yetiştirilen çocukların yüzde 92&#8217;sinin <strong>istismara </strong>uğradığını, yüzde 51&#8217;inin <strong>depresyon </strong>ve yüzde 72&#8217;nin <strong>obez </strong>olduğunu iddia eden <strong>şok </strong>edici posterler ortaya çıktı.</p>



<p>Gündemlerini ilerletmek için her zaman <strong>sahte </strong>haberleri yaymaya hazır insanlar olacaktır. Ancak bağnazlığın ortasında, geçerli bir noktaya sahipler: Çocukların <strong>refahı </strong>her zaman anne baba adaylarının <strong>arzularını </strong>gölgede bırakmalıdır.</p>



<p>Öyleyse kanıtlar ne diyor? Posterdeki <strong>istatistikler</strong>, <strong>çürütülmüş </strong>olsa da gerçek çalışmalardan geliyor. Bilimsel fikir birliği tam tersidir. Her türden geleneksel olmayan ailelerde yetişen çocukların <strong>duygusal </strong>ve <strong>psikolojik </strong>sağlığı üzerine uzun süredir devam eden araştırmalardan neredeyse oybirliğiyle alınan sonuç, çocuk refahı ile ilgili düzenli endişelerin ötesinde endişelenecek bir şey olmadığıdır. Hatta bazı araştırmalar, IVF kullanan ailelerde, sadece onları başlatmak için yapılan duygusal yatırım nedeniyle refahın daha yüksek olduğunu göstermektedir.</p>



<p>&#8220;<strong>Birleşik Krallık </strong>ve <strong>ABD&#8217;deki </strong>çocukların yarısından fazlası geleneksel bir ailenin dışında yetiştiriliyor&#8221;</p>



<p><strong>Kimlik </strong>ve <strong>ilişki </strong>etrafında başka sorunlar da var. Çocuğum hangi özellikleri <strong>miras </strong>alacak? <strong>Genetik </strong>olarak akraba olmadığımızı bilirsek <strong>ilişkimiz </strong>nasıl gelişecek? Çocuğumun benimle genetik olarak akraba olmaması önemli mi? Burada araştırma biraz daha az net, ancak ortaya çıkan mesaj aynı: Bu şekilde dünyaya getirilen çocuklar için <strong>ekstra </strong>bir risk yok.</p>



<p>Bu <strong>bulgular </strong>mevzuata girmeye başlıyor. Örneğin Birleşik Krallık&#8217;ta, aynı cinsiyetten ebeveynler artık yardımcı üreme yoluyla doğan çocukların ortak <strong>ebeveynleri </strong>olabilir. Ancak ilerleme yavaş. Fransa&#8217;da IVF, <strong>2013 </strong>yılına kadar yalnızca evli çiftler için yasaldı. Ve sonra, eşcinsel evlilik başlatıldığında, kurallar yalnızca evli <strong>heteroseksüel </strong>çiftleri belirtecek şekilde yeniden yazıldı.</p>



<p>30 yıl içinde, <strong>alternatif </strong>aile yapıları konusundaki tartışma, <strong>çekirdek </strong>ve <strong>geniş aileler </strong>konusundaki tartışmalar kadar <strong>ilginç </strong>görünecek. Bu arada, &#8220;<strong>çocukları düşün</strong>&#8221; <strong>argümanını statükoyu teşvik </strong>etmek için kullanan kişiler, onlar hakkında düşündüğümüzü ve çocukların gayet iyi durumda olduğunu kabul etmelidir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cocuklar-aile-makyaji-ne-olursa-olsun-huzurlu-ve-mutlu-ortamda-buyumelidir/">Çocuklar aile makyajı ne olursa olsun huzurlu ve mutlu ortamda büyümelidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cocuklar-aile-makyaji-ne-olursa-olsun-huzurlu-ve-mutlu-ortamda-buyumelidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En güvenilir mirketler kusursuz üne sahip olanlardır&#8230;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/en-guvenilir-mirketler-kusursuz-une-sahip-olanlardir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/en-guvenilir-mirketler-kusursuz-une-sahip-olanlardir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 09:01:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[avcı]]></category>
		<category><![CDATA[avlanma]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[gözcü]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[mirketler]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[rütbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirket nöbetçi görevi söz konusu olduğunda deneyim yaşı veya rütbeyi yener. Diğer grup üyeleri yiyecek ararken nöbet tutan bireyler, sosyal statüleriyle değil itibar yoluyla güven kazanır. Nöbetçilere dayanan diğer yiyecek arama türleri genellikle baskın veya yaşlı bireylerin uyarılarına dikkat eder. Mirketler böcekler ve diğer avlar için yem aradıklarında kafalarını kuma gömerler, bu nedenle güvenilir bir gözcüye sahip [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/en-guvenilir-mirketler-kusursuz-une-sahip-olanlardir/">En güvenilir mirketler kusursuz üne sahip olanlardır&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck.jpg" alt="" class="wp-image-1508" width="390" height="520" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck.jpg 675w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck-450x600.jpg 450w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck-150x200.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck-300x400.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck-600x800.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck-315x420.jpg 315w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/fnvmck-630x840.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 390px) 100vw, 390px" /></figure></div>



<p>Mirket <strong>nöbetçi görevi </strong>söz konusu olduğunda <strong>deneyim </strong>yaşı veya <strong>rütbeyi </strong>yener. Diğer grup üyeleri yiyecek ararken nöbet tutan bireyler, sosyal <strong>statüleriyle </strong>değil <strong>itibar </strong>yoluyla güven kazanır. Nöbetçilere dayanan diğer yiyecek arama türleri <strong>genellikle</strong> <strong>baskın </strong>veya <strong>yaşlı </strong>bireylerin uyarılarına dikkat eder.</p>



<p>Mirketler böcekler ve diğer avlar için yem aradıklarında <strong>kafalarını kuma </strong>gömerler, bu nedenle <strong>güvenilir </strong>bir <strong>gözcüye </strong>sahip olmak, yırtıcı yılanlar, şahinler, kartallar ve çakallar için kendilerinin <strong>uyanık </strong>olmaları gerekmediği anlamına gelir. İyi gözcüler, yakındaki bir <strong>avcı </strong>saldırmaya hazır göründüğünde alarm çağrısı yaparak hayat kurtarır. Benzer şekilde, güvenilir &#8220;her şeyi açık&#8221; çağrılar, meslektaşların <strong>güvenle </strong>aramaya devam etmelerine olanak tanır.</p>



<p>Zürih Üniversitesi&#8217;nden Ramona Rauber, mirketlerin bir nöbetçiye güvenmesini sağlayan şeyin ne olduğunu bulmak için, 2016 ve 2017&#8217;de Güney Afrika&#8217;nın <strong>Kalahari çölünde </strong>dokuz grup mirket üzerinde çalıştı. Grupların büyüklükleri üç ila 23 hayvan arasında değişiyordu.</p>



<p>Her yaştan ve hakimiyetten gelen mirketler gözcü görevi görür. Ancak, her grubu üç ay boyunca gözlemledikten sonra, Rauber gözcüleri &#8220;<strong>nadir</strong>&#8220;, &#8220;<strong>sıradan</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>süper</strong>&#8221; olarak sıraladı. Süper muhafızlar, diğer bireylerden en az yüzde 50 daha sık nöbet tutanlardı.</p>



<p>Rauber, olabildiğince çok nöbetçiden &#8220;<strong>tamamen açık</strong>&#8221; çağrılar kaydetti, ardından bunları beş dakikalık periyotlar boyunca, tek başına geçici olarak yiyecek arayan mirketlere, yani akran etkisinden uzak bir şekilde seslendirdi. “Kendimi her bir testten 1 ila 2 metre uzakta konumlandırırken bacağıma küçük bir hoparlör bağladım” diyor.</p>



<p>544 kayıttan yürütmenin her biri sırasında, her bir hayvanın kaset çalışırken avcıları kontrol etmek için ne kadar zaman başını kaldırdığını izledi. Rauber, toplayıcıların &#8220;<strong>süper-muhafızların</strong>&#8221; kayıtlarını dinlerken en az yukarı baktıklarını fark ederek, bu kişilere en çok güvendiklerini öne sürdü.</p>



<p>Yiyecek arayan diğer grup halinde yaşayan hayvanlar da yakındaki tehlikelere karşı uyarıda bulunmak için gözcülere güveniyor. Ancak bu türlerde <strong>cüce firavun fareleri </strong>ve alacalı <strong>yedikardeş kuşları </strong>da dahil olmak üzere güvenilir nöbetçi olduklarına inanılan yaşlı veya yüksek rütbeli bireylerdir. Bunun aksine, &#8220;süper koruma&#8221; mirketler illa ki yaşlı veya yüksek rütbeli değildi.</p>



<p>Mirketler, <strong>sosyal zekaları </strong>ile ünlüdür : Bu onların, baskın bir grup üyesine körü körüne güvenmek yerine, herhangi bir bireyin etkili bir gözcü olma <strong>potansiyeline </strong>sahip olduğunu öğrenmelerini sağlayan şey olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/en-guvenilir-mirketler-kusursuz-une-sahip-olanlardir/">En güvenilir mirketler kusursuz üne sahip olanlardır&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/en-guvenilir-mirketler-kusursuz-une-sahip-olanlardir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korunmasız seks vajinadaki mikrobiyomu bozabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/korunmasiz-seks-vajinadaki-mikrobiyomu-bozabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/korunmasiz-seks-vajinadaki-mikrobiyomu-bozabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 23:16:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kondom]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplar]]></category>
		<category><![CDATA[prezervatif]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkek bir partnerle seks yapmak vajinadaki bakteri dengesini bozabilir ve bu da kadınları enfeksiyon riskine sokabilir. Sağlıklı vajinaların bakteri topluluklarına tek bir bakteri türü hakim olma eğilimindedir. Diğer bakteri düzeyleri daha yüksek olan kadınların idrar yolu enfeksiyonlarına yakalanma ve hatta erken doğum yapma olasılığı daha yüksektir. Şimdiye kadar, bakterilerin bu sorunların bir nedeni mi yoksa bir sonucu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/korunmasiz-seks-vajinadaki-mikrobiyomu-bozabilir/">Korunmasız seks vajinadaki mikrobiyomu bozabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uuugn.jpg" alt="" class="wp-image-1504" width="382" height="222" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uuugn.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uuugn-600x348.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uuugn-150x87.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/uuugn-300x174.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 382px) 100vw, 382px" /></figure></div>



<p>Erkek bir <strong>partnerle </strong>seks yapmak <strong>vajinadaki bakteri </strong>dengesini bozabilir ve bu da kadınları <strong>enfeksiyon riskine </strong>sokabilir.</p>



<p>Sağlıklı vajinaların bakteri topluluklarına <strong>tek </strong>bir <strong>bakteri türü hakim </strong>olma eğilimindedir. Diğer bakteri düzeyleri daha yüksek olan kadınların <strong>idrar </strong>yolu <strong>enfeksiyonlarına </strong>yakalanma ve hatta <strong>erken doğum </strong>yapma olasılığı daha yüksektir. Şimdiye kadar, bakterilerin bu sorunların bir <strong>nedeni </strong>mi yoksa bir <strong>sonucu </strong>mu olduğu belirsizdi.</p>



<p><strong>Cinsel aktivitelerin </strong>vajinal mikrobiyomu ve <strong>potansiyel </strong>olarak kadın sağlığını şekillendirip şekillendiremeyeceğini öğrenmek  için Avustralya&#8217;daki Melbourne Cinsel Sağlık Merkezi&#8217;nden Lenka Vodstrcil ve meslektaşları, 52 gönüllünün vajinasında <strong>yaşayan </strong>bakterileri izledi.</p>



<p>Her kadından bir yıl boyunca her <strong>üç ayda </strong>bir vajinasını temizlemesi ve herhangi bir cinsel aktivitenin <strong>kaydını </strong>tutması istendi. Kadınların hepsi genç öğrencilerdi ve 19&#8217;u çalışmanın başında henüz <strong>nüfuz </strong>edici seks yaşamamıştı. &#8220;Çok çeşitli bir gruptu.&#8221;</p>



<p>Gönüllülerden ayrıca o yıl boyunca yaşadıkları <strong>seks türünü</strong> ve <strong>prezervatif </strong>kullanıp kullanmadıklarını <strong>kaydetmeleri </strong>istendi. Vodstrcil&#8217;in ekibi, bu kaydı her bir çubukta toplanan bakteri türleriyle <strong>karşılaştırdı</strong>.</p>



<p>Ekip, korumasız <strong>penis-vajinal</strong> seks yapan kadınların, <strong>Gardnerella vaginalis</strong> ve <strong>Lactobacillus </strong>türlerinin hakim olduğu bir vajinal mikrobiyoma sahip olma olasılığının çok daha yüksek olduğunu buldu . Çalışma sırasında ilk kez penis-vajinal seks yapmaya başlayanlar, bu iki <strong>suşun </strong>hakim olduğu bir vajinal <strong>mikrobiyoma </strong>sahip olma eğilimindeydiler.</p>



<p>Vodstrcil, bu, <strong>klamidya </strong>gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkların yanı sıra <strong>patojenik </strong>olmayan bakterilerin de cinsel yolla bulaştığını gösteriyor.</p>



<p>Bu, vajinal sağlık için muhtemelen kötü bir işarettir, çünkü her iki tür de bakteriyel <strong>vajinozla </strong>bağlantılıdır, <strong>anormal akıntıya </strong>ve kötü <strong>kokuya </strong>neden olan, yeterince anlaşılmamış bir durumdur.</p>



<p>İngiltere&#8217;deki Liverpool Üniversitesi&#8217;nden Janneke van de Wijgert, cinsiyetin vajinal mikrobiyomu değiştirmesinin çok muhtemel olduğunu söylüyor ancak bu tür çalışmaların <strong>güvenilmez </strong>olabileceği konusunda uyarıyor, çünkü insanlar genellikle seks hakkında <strong>yalan </strong>söylüyor. Kendi araştırması da korunmasız seks ve <strong>dengesiz </strong>vajinal bakteriler arasında bir bağlantı buldu ve bu, bir <strong>STI kapma </strong>veya <strong>pelvik inflamatuar </strong>hastalık geliştirme riskinin artmasıyla bağlantılı.</p>



<p>Ancak penis-vajinal seks vajina için her zaman <strong>kötü </strong>değildir. Van de Wijgert, bir kadının vajinal mikrobiyomunun muhtemelen <strong>uzun vadeli </strong>bir partnerin penisinde bulunan bakterilere uyum sağladığını düşünüyor. “Risk, vajinaya mikrobiyal bir saldırı olan yeni bir partnerle seks yapmakta yatıyor” diyor. Vajina, bakterilere karşı bir <strong>bağışıklık </strong>tepkisi oluşturarak iltihaplanmaya neden olur.</p>



<p><a href="https://www.uidaho.edu/sci/biology/people/faculty/lforney"></a>Idaho Üniversitesi&#8217;nden Larry Forney de aynı fikirde. &#8220;Mililitre vajinal salgı başına yaklaşık 100 milyon bakteri ve mililitre <strong>ejakülat </strong>başına 10 milyon bakteri var&#8221; diyor. Sisteme bakteri her eklendiğinde, denge noktasından uzaklaşmasını bekleyebilirsiniz, diyor.</p>



<p>Araştırmacılar, sağlıklı bir vajinal bakteri topluluğunu geri yükleyebilecek probiyotikler geliştirmeye çalışıyorlar. Bu arada vajinanın mikrobiyomunu korumanın yolları var. Van de Wijgert, hormonal kontraseptiflerin sağlıklı bir bakteri topluluğunu teşvik ettiğini söylüyor ve prezervatif kullanmanın <strong>vajinayı sadece cinsel yolla bulaşan hastalıklardan değil, diğer bakterilerden de koruyacağını söylüyor.</strong></p>



<p>Van de Wijgert, erkek partnerlerin penis hijyeni rejimini sürdürerek yardımcı olabileceğini ekliyor.&nbsp;Sünnet derisinin altındaki alan bakteri cenneti ve bunu temiz tutmak, cinsel ilişki sırasında bakterilerin yayılmasını en aza indirebilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/korunmasiz-seks-vajinadaki-mikrobiyomu-bozabilir/">Korunmasız seks vajinadaki mikrobiyomu bozabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/korunmasiz-seks-vajinadaki-mikrobiyomu-bozabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı bitkiler: Beyin olmadan öğrenebilir, uyum sağlayabilir ve hatırlayabilirler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/akilli-bitkiler-beyin-olmadan-ogrenebilir-uyum-saglayabilir-ve-hatirlayabilirler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/akilli-bitkiler-beyin-olmadan-ogrenebilir-uyum-saglayabilir-ve-hatirlayabilirler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 22:58:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1495</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacı Monica Gagliano, bitkilerin daha yüksek duyarlılığa sahip olmadığını düşünüyorsak yanlış ağaca havlıyoruz diyor, bizim yaptığımız gibi göstermiyorlar. MONICA GAGLIANO, 2008 yılında bir aydınlanma yaşarken Avustralya&#8217;nın Büyük Set Resifi&#8217;nde dalış yapıyordu. Daha sonra doku örnekleri toplamak için resif balıkları üzerinde onları öldürmesini gerektiren ekolojik deneyler yapıyordu. Balık haftalardır ellerine girip çıkıyordu. Ama o gün saklanıyor gibiydiler neredeyse biliyormuş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/akilli-bitkiler-beyin-olmadan-ogrenebilir-uyum-saglayabilir-ve-hatirlayabilirler/">Akıllı bitkiler: Beyin olmadan öğrenebilir, uyum sağlayabilir ve hatırlayabilirler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb.jpg" alt="" class="wp-image-1498" width="722" height="433" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb.jpg 860w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb-600x360.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb-768x461.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb-300x180.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb-696x418.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/scvb-700x420.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 722px) 100vw, 722px" /></figure></div>



<p>Araştırmacı Monica Gagliano, <strong>bitkilerin </strong>daha yüksek <strong>duyarlılığa </strong>sahip olmadığını düşünüyorsak yanlış ağaca havlıyoruz diyor, bizim yaptığımız gibi <strong>göstermiyorlar</strong>.</p>



<p>MONICA GAGLIANO, 2008 yılında bir <strong>aydınlanma </strong>yaşarken Avustralya&#8217;nın Büyük <strong>Set Resifi&#8217;nde </strong>dalış yapıyordu. Daha sonra <strong>doku </strong>örnekleri toplamak için resif balıkları üzerinde onları <strong>öldürmesini </strong>gerektiren <strong>ekolojik </strong>deneyler yapıyordu. Balık haftalardır ellerine girip çıkıyordu. Ama o gün saklanıyor gibiydiler neredeyse biliyormuş gibi.</p>



<p>Bu, Gagliano&#8217;nun yalnızca <strong>bilimsel </strong>amaçlarla başka bir hayvanı <strong>öldürmemeye </strong>değil, aynı zamanda araştırma zamanını diğer yaşam formlarının duyarlılığına adamaya karar verdiği andı. Bu onu bitkilere götürdü. Davranışlarını incelemek için herhangi bir model olmadığı için, mevcut bilgilerini uyguladı. Bu yıl Sydney Üniversitesi&#8217;nde göreve başlayacak olan Gagliano, “Onlara benim hayvanlarımmış gibi baktım” diyor. Yaklaşım, bitkilerin şaşırtıcı bir <strong>yetenek yelpazesine</strong> sahip olduğunu ortaya çıkardı ve Gagliano daha fazlasını keşfedeceğine inanıyor.</p>



<p>İnsanlar genellikle bitkilerin pek bir şey yapmadığını düşünür. Onları takdir etmememizin ana nedeni, farklı bir hızda <strong>çalışmalarıdır</strong>. Bu sadece daha yavaş bir hız değil. Bazı bitkilerin, <strong>tohumlarını ateşlemesi </strong>bizden çok daha hızlıdır. Bitkiler ayrıca çevrede farklı bir <strong>manevra yöntemine </strong>sahiptir. Hayvanlar A&#8217;dan B&#8217;ye <strong>hareket eder</strong>, ancak bitkiler A&#8217;dan B&#8217;ye <strong>büyür</strong>. <strong>Yanlış </strong>yerde <strong>büyümekten kaçınmak </strong>için mümkün olduğunca <strong>önceden tespit </strong>etmeleri gerekir, bu nedenle çok <strong>ince </strong>ayarlanmış <strong>duyuları </strong>olur.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/akilli-bitkiler-beyin-olmadan-ogrenebilir-uyum-saglayabilir-ve-hatirlayabilirler/">Akıllı bitkiler: Beyin olmadan öğrenebilir, uyum sağlayabilir ve hatırlayabilirler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/akilli-bitkiler-beyin-olmadan-ogrenebilir-uyum-saglayabilir-ve-hatirlayabilirler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay kuyruksuz sperm</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yapay-kuyruksuz-sperm/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yapay-kuyruksuz-sperm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 21:45:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[döllenme]]></category>
		<category><![CDATA[embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[mayoz]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzemezler. Ancak neredeyse olgun spermi andıran yapay fare hücreleri, şimdiye kadarki en iyi test tüpü sperm hücreleridir ve 2014&#8217;teki zor altın standardı karşılamaktadır. Hücreler, tanıdık kuyruklu spermi oluşturmak için olgunlaşan yuvarlak hücreler olan spermatidlere benzer. Çin&#8217;deki Nanjing Tıp Üniversitesi&#8217;nden Jiahao Sha ve ekibi, embriyonik kök hücrelerden üretilen, IVF&#8217;nin bazı formlarında kullanılan bir yöntem kullanılarak enjekte edildiğinde bu hücrelerin fare yumurtalarını dölleyebildiğini ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yapay-kuyruksuz-sperm/">Yapay kuyruksuz sperm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tfvbn.jpg" alt="" class="wp-image-1476" width="344" height="344" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tfvbn.jpg 630w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tfvbn-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tfvbn-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tfvbn-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/10/tfvbn-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /></figure></div>



<p><strong>Yüzemezler</strong>. Ancak neredeyse olgun <strong>spermi </strong>andıran yapay fare hücreleri, şimdiye kadarki en iyi <strong>test tüpü</strong> sperm hücreleridir ve 2014&#8217;teki zor altın standardı karşılamaktadır.</p>



<p><strong>Hücreler</strong>, tanıdık kuyruklu spermi oluşturmak için olgunlaşan <strong>yuvarlak </strong>hücreler olan <strong>spermatidlere </strong>benzer. Çin&#8217;deki Nanjing Tıp Üniversitesi&#8217;nden Jiahao Sha ve ekibi, <strong>embriyonik </strong>kök hücrelerden üretilen, IVF&#8217;nin bazı formlarında kullanılan bir yöntem kullanılarak <strong>enjekte </strong>edildiğinde bu hücrelerin fare yumurtalarını <strong>dölleyebildiğini </strong>ve kendi kendilerine <strong>büyüyen </strong>yavrular üretmeye devam ettiklerini gösterdi.</p>



<p>Bu yapay <strong>spermatitler</strong>, 2014 yılında üç <strong>doğurganlık </strong>ve <strong>üreme </strong>araştırmacısı tarafından tanımlanan bir dizi <strong>kriteri karşılayan </strong>ilk <strong>in vitro</strong> seks hücreleridir. Kılavuz dünya çapında, ısınan bir çaba olan sperm benzeri hücreleri yapay olarak üretme yarışına <strong>titizlik </strong>katmayı amaçlamaktadır.</p>



<p>Diğer birçok çabanın aksine, Sha&#8217;nın hücreleri, <strong>genetik </strong>olarak doğru cinsiyet hücrelerini yapmak için çok önemli olan <strong>mayotik </strong>hücre bölünmelerini başarıyla geçirir. Şimdiye kadar araştırmacılar, hücreleri babanın <strong>kromozomlarının </strong>yalnızca yarısını bırakan önemli ancak karmaşık bir bölünme sürecinden geçirdiklerini kanıtlamak için mücadele ettiler. Sha, &#8220;Başarılı mayoz için tüm gereksinimleri izlemek ve incelemek ilk işimizin olduğunu düşünüyoruz&#8221;</p>



<p>Daha önceki aşamadaki &#8220;<strong>germ hücrelerinden</strong>&#8221; <strong>suni </strong>sperm üretmek için birçok girişimde bulunulmuştur, ancak bu yöntemlerin pek çok erkeğe yardımcı olma olasılığı düşüktür. Başlamak için germ hücrelerinin olmaması, erkek <strong>kısırlığının </strong>ana nedenidir, bu nedenle ideal olarak, yapay sperm tekniklerinin başka bir tür hücreden başlaması gerekir.</p>



<p>O zamandan beri bir dizi ekip, bazı <strong>kök hücre</strong> türlerinden germ hücreleri ürettiklerine dair kanıt yayınladı, ancak bu çalışmaların çoğu, bu germ hücrelerinin <strong>verimli </strong>yavrular oluşturmaya devam edebileceğini veya seks hücresinin tüm önemli aşamalarının olduğunu gösteremedi. Bölünme gerçekleşti ve Schimenti ve meslektaşlarını altın <strong>standart </strong>kriterlerini oluşturmaya yönlendirdi.</p>



<p>Dundee Üniversitesi&#8217;nden Chris Barratt ,&#8221;Daha sonra <strong>tekrar </strong>etmesi zor olan bir dizi çalışma yayınlandı, bu nedenle bu son çalışma, <strong>uluslararası </strong>kabul görmüş standartları karşıladığı için <strong>dönüm noktası</strong> niteliğinde bir çalışma.&#8221;</p>



<p>Ancak Sha&#8217;nın takımı henüz yarışı kazanmadı. Spermatidlerini fare <strong>embriyolarından </strong>alınan kök hücrelerden oluşturdular. </p>



<p>Embriyonik kök hücreler, laboratuar fareleri çalışmalarında kolayca bulunabilseler de, kısır yetişkin erkeklerden <strong>alınamazlar</strong>, yani bu özel teknik bir <strong>doğurganlık </strong>tedavisi olarak kullanılamaz.</p>



<p>Sheffield Üniversitesi&#8217;nden Allan Pacey , &#8220;Soru, kısır bir erkekten alabileceğiniz hücrelerden başlayarak aynı spermatid benzeri hücreleri <strong>üretip üretemeyeceğinizdir</strong>.&#8221; diyor.</p>



<p>Ve diğer takımlar sha&#8217;nın peşinde. Japonya&#8217;da Mitinori Saitou ve Kyoto Üniversitesi&#8217;ndeki meslektaşları,<strong> yetişkin dokusundan</strong> yapılabilen bir tür kök hücre olan <strong>indüklenmiş pluripotent </strong>kök hücrelerden fare germ hücreleri üretmeyi başardılar ve şimdi <strong>insan hücreleriyle </strong>çalışıyorlar.</p>



<p>Bu arada, Fransa&#8217;daki bir şirket, kök hücreler değil germ hücreleriyle başlamalarına rağmen , laboratuvarda insan sperm hücrelerini ilk üreten şirket olduğunu <strong>iddia </strong>etti ve henüz <strong>verilerini yayınlamadı</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yapay-kuyruksuz-sperm/">Yapay kuyruksuz sperm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yapay-kuyruksuz-sperm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olumlu bir zihin gerçekten nasıl daha sağlıklı bir vücut yaratabilir?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/olumlu-bir-zihin-gercekten-nasil-daha-saglikli-bir-vucut-yaratabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/olumlu-bir-zihin-gercekten-nasil-daha-saglikli-bir-vucut-yaratabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 13:33:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[enerjik]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Olumlu bir zihniyet sadece zihinsel değildir sizi daha zinde, daha zayıf, daha enerjik ve daha az stresli hale getiren fiziksel değişiklikleri tetikleyebilir. Daha uzun yaşamana bile yardımcı olacak. Bizim zihinlerimiz gerçekliği olduğu gibi sadece gözlemleyen pasif gözlemciler değildir; aslında zihnimiz gerçeği değiştirir. Yarın deneyimlediğimiz gerçeklik, kısmen bugün sahip olduğumuz zihniyetin ürünüdür. &#8221; Yani ne Alia Crum küresel Movers ve Shakers [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olumlu-bir-zihin-gercekten-nasil-daha-saglikli-bir-vucut-yaratabilir/">Olumlu bir zihin gerçekten nasıl daha sağlıklı bir vücut yaratabilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nujkm.jpg" alt="" class="wp-image-1464" width="292" height="195" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nujkm.jpg 760w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nujkm-600x399.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nujkm-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nujkm-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nujkm-696x463.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nujkm-631x420.jpg 631w" sizes="auto, (max-width: 292px) 100vw, 292px" /></figure></div>



<p>Olumlu bir <strong>zihniyet </strong>sadece zihinsel değildir sizi daha <strong>zinde</strong>, daha <strong>zayıf</strong>, daha <strong>enerjik </strong>ve daha az <strong>stresli </strong>hale getiren <strong>fiziksel </strong>değişiklikleri tetikleyebilir. Daha uzun <strong>yaşamana </strong>bile yardımcı olacak.</p>



<p>Bizim zihinlerimiz gerçekliği olduğu gibi sadece gözlemleyen <strong>pasif gözlemciler </strong>değildir; aslında zihnimiz <strong>gerçeği </strong>değiştirir. Yarın deneyimlediğimiz gerçeklik, kısmen bugün sahip olduğumuz zihniyetin <strong>ürünüdür</strong>. &#8221; Yani ne Alia Crum küresel Movers ve Shakers anlattı İsviçre&#8217;nin Davos kentinde düzenlenen bu yılki Dünya Ekonomik Forumu&#8217;nda. Kulağa New Age saçmalığı gibi gelebilir, ancak California&#8217;daki Stanford Üniversitesi&#8217;ndeki Zihin ve Beden laboratuvarının başında olan Crum, zihnin <strong>sağlığımız </strong>ve <strong>refahımız </strong>üzerindeki gizemli etkisini gösteren somut kanıtlarla iddialarını destekleyebilir.</p>



<p>Crum&#8217;un öncü araştırması, çocuk <strong>jimnastikçi </strong>ve kolej <strong>buz hokeyi</strong> oyuncusu olarak kendi deneyimlerinden ilham aldı. &#8220;Bir günden diğerine aynı fiziksel varlık olabilirsiniz&#8221; diyor, &#8220;ancak zihniyetinizin <strong>performans </strong>ve <strong>fizyolojik </strong>yetenekler üzerinde <strong>dramatik </strong>bir etkisi olabilir.&#8221; Sık sık nedenini merak ediyordu. Daha sonra, bir psikoloji öğrencisi olarak, <strong>plasebo etkisini </strong>okudu ve bir anı yaşadı: Beklentilerimiz bir ilacın <strong>etkililiğini </strong>etkileyebiliyorsa, belki başka durumlarda da benzer bir şey olabilir.</p>



<p>Bu fikrin peşinden koşan Crum ve diğerleri, zihniyetinizin <strong>kilonuz </strong>ve <strong>zindeliğinizden uykusuzluk </strong>ve <strong>stresin </strong>fiziksel bedeline kadar her şeyi <strong>etkilediğini </strong>keşfettiler ne kadar yaşlansanız bile. Sonuç olarak, iki kişi aynı genlere ve yaşam tarzlarına sahip olabilir, ancak yalnızca farklı düşünceleri sayesinde biri diğerinden daha sağlıklı olabilir.</p>



<p><strong>Plasebolar</strong>, çoğu klinik ilaç denemesinde kullanılan <strong>inert </strong>haplardır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olumlu-bir-zihin-gercekten-nasil-daha-saglikli-bir-vucut-yaratabilir/">Olumlu bir zihin gerçekten nasıl daha sağlıklı bir vücut yaratabilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/olumlu-bir-zihin-gercekten-nasil-daha-saglikli-bir-vucut-yaratabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğum kontrol haklarını kısıtlamayın</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dogum-kontrol-haklarini-kisitlamayin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dogum-kontrol-haklarini-kisitlamayin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 13:24:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile planlamasını, doğurgan olduklarında vücut ısısını kullanarak egzersiz yapmak için kullanan bir uygulamaya emanet eden kişilerin, sahip oldukları her şeyi hak ettiklerini düşünmek caziptir. Son zamanlarda Avrupa Birliği ve ABD&#8217;de bir doğum kontrol yöntemi olarak onaylanan Natural Cycles uygulaması, özellikle geçen yıl İsveç&#8217;te birkaç kürtajla bağlantılı olduktan sonra tartışmalı hale geldi. Kadınlar, doğurgan günlerde uygulamanın uyarılarına [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dogum-kontrol-haklarini-kisitlamayin/">Doğum kontrol haklarını kısıtlamayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/56tyghu.jpg" alt="" class="wp-image-1461" width="321" height="208" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/56tyghu.jpg 510w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/56tyghu-150x97.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/56tyghu-300x194.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 321px) 100vw, 321px" /></figure></div>



<p><strong>Aile planlamasını</strong>, doğurgan olduklarında <strong>vücut ısısını</strong> kullanarak <strong>egzersiz </strong>yapmak için kullanan bir <strong>uygulamaya </strong>emanet eden kişilerin, sahip oldukları her şeyi <strong>hak ettiklerini </strong>düşünmek caziptir. Son zamanlarda Avrupa Birliği ve ABD&#8217;de bir <strong>doğum kontrol </strong>yöntemi olarak onaylanan <strong>Natural Cycles </strong>uygulaması, özellikle geçen yıl İsveç&#8217;te birkaç kürtajla bağlantılı olduktan sonra tartışmalı hale geldi.</p>



<p>Kadınlar, doğurgan günlerde uygulamanın <strong>uyarılarına </strong>kulak asmayabilir veya uygulamanın kendisi bazen <strong>yanlış </strong>yönlendirebilir. Ancak tüm <strong>kontraseptif </strong>yöntemler başarısız olur: haplar unutulur, <strong>enjeksiyonlar </strong>atlanır ve <strong>prezervatifler </strong>atlanır. Çoğu kontraseptif yöntemin ortalama etkinliği genellikle “mükemmel kullanım” etkinliğinden önemli ölçüde daha düşüktür.</p>



<p>Açık olan şey, Natural Cycles&#8217;ın en azından bazı kadınlar için oldukça iyi çalıştığıdır. <strong>Hormonal kontrasepsiyon</strong> hala birçokları için en iyi seçenek olabilir, ancak <strong>yan etkileri</strong> olan veya vücutlarını <strong>kimyasal </strong>olarak değiştirmekten <strong>çekinenler alternatif </strong>arama hakkına sahiptir. Kürtaj ayrı bir konudur <strong>özgür seçim </strong>için gerçek bir ilerleme üzerine ahlaki bir panik yaratmak için kullanılmamalıdır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dogum-kontrol-haklarini-kisitlamayin/">Doğum kontrol haklarını kısıtlamayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dogum-kontrol-haklarini-kisitlamayin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun Bir Ömür İçin Dengeli Beslenme</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-bir-omur-icin-dengeli-beslenme/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-bir-omur-icin-dengeli-beslenme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 11:08:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşük karbonhidratlı diyetler, diyet yapanların bitki bazlı alternatifler için bifteği terk etmeleri dışında, uzun ömürlülüğün azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. ABD&#8217;deki 15.400 kişiden elde edilen verilerin analizi, ölüm oranı ile karbonhidrat alımı arasında bir ilişki buldu. Çalışma, en uzun yaşayan insanların enerji alımlarının yaklaşık yüzde 50 ila 55&#8217;ini karbonhidratlardan alan kişiler olduğunu buldu. 50 yaşında, bu tür insanlar 33 yıl [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzun-bir-omur-icin-dengeli-beslenme/">Uzun Bir Ömür İçin Dengeli Beslenme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnko.jpg" alt="" class="wp-image-1453" width="394" height="222" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnko.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnko-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnko-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnko-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnko-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnko-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 394px) 100vw, 394px" /></figure></div>



<p>Düşük <strong>karbonhidratlı diyetler</strong>, diyet yapanların <strong>bitki </strong>bazlı <strong>alternatifler </strong>için bifteği terk etmeleri dışında, uzun ömürlülüğün azalmasıyla ilişkilendirilmiştir.</p>



<p>ABD&#8217;deki 15.400 kişiden elde edilen verilerin analizi, <strong>ölüm oranı </strong>ile <strong>karbonhidrat alımı</strong> arasında bir ilişki buldu. Çalışma, en uzun yaşayan insanların <strong>enerji </strong>alımlarının yaklaşık yüzde 50 ila 55&#8217;ini <strong>karbonhidratlardan </strong>alan kişiler olduğunu buldu. 50 yaşında, bu tür insanlar 33 yıl daha <strong>yaşamayı </strong>bekleyebilirler.</p>



<p>Bu, enerjisinin yüzde 70 veya daha fazlasını karbonhidratlardan alan insanlardan bir yıl, kalorilerinin yüzde 30&#8217;undan daha azını karbonhidratlardan alanlardan dört yıl daha uzun.</p>



<p>Boston&#8217;daki Brigham ve Kadın Hastanesi&#8217;nden Sara Seidelmann ve meslektaşları, insanların <strong>düşük karbonhidratlı </strong>diyetlerle yedikleri <strong>yağ </strong>ve <strong>protein </strong>türlerinin ömür süresinin kısalmasına katkıda bulunup bulunmayacağını merak ettiler.</p>



<p>Verilere bakıldığında, insanların karbonhidratları kuzu, sığır eti ve tavuk gibi etlerle değiştirdiklerinde Avrupa ve ABD&#8217;deki düşük karbonhidratlı diyet yapanlar için tipik olan ölüm oranlarının arttığını buldular .</p>



<p>Ancak bunun yerine <strong>baklagiller</strong>, <strong>sebzeler </strong>ve <strong>kabuklu yemişler </strong>gibi bitki bazlı protein ve yağ kaynaklarını <strong>tüketenler </strong>için bunun tersi geçerliydi. Seidelmann, &#8220;Bitki bazlı yağları ve proteinleri karbonhidratlarla ne kadar çok değiştirirseniz risk o kadar düşer&#8221; diyor.</p>



<p>Ekip, düşük karbonhidratlı, yüksek etli beslenmenin ölüm oranının artmasının, <strong>meyve ve sebzelerin</strong> daha az tüketilmesinden ve hayvansal <strong>protein ve yağların</strong> vücudun <strong>iltihaplanma </strong>ve <strong>oksidatif stres </strong>sistemleri üzerindeki zararlı etkilerine bağlı olduğunu düşünüyor.</p>



<p>Seidelmann, &#8220;Kilo vermenin bir yolu veya bir <strong>yeme düzeni </strong>olarak çok düşük karbonhidratlı bir diyet seçecekseniz, karbonhidratı daha bitki bazlı yiyeceklerle değiştirmeye dikkat etmeniz çok önemlidir&#8221; diyor Seidelmann.</p>



<p>Çok fazla karbonhidrat tüketenlere gelince, beyaz pirinç ve ekmek gibi büyük miktarlarda rafine karbonhidrat yemeyle ilişkili metabolik problemler nedeniyle <strong>ölüm oranları</strong> daha <strong>yüksek </strong>olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzun-bir-omur-icin-dengeli-beslenme/">Uzun Bir Ömür İçin Dengeli Beslenme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-bir-omur-icin-dengeli-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sperm Savaşları</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/parlayan-sperm-baba-olmak-icin-kavgada-kafa-kafaya-gidiyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/parlayan-sperm-baba-olmak-icin-kavgada-kafa-kafaya-gidiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 23:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[sperm savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu meyve sineği üreme kanalının içinde bir savaş yaşanıyor bir sperm savaşı. New York&#8217;taki Syracuse Üniversitesi&#8217;nden John Belote ve meslektaşları, seks sonrası sperm rekabetinin sırlarını çözmeye başlamak için bu inanılmaz fotoğrafı çekti. Karışık türlerin dişileri burada resimde görülen sinek ve bizimki de dahil olmak üzere diğerleri gibi genellikle birden fazla erkekle çiftleşir. Sonuç olarak, farklı erkeklerin boşalması üreme yolunda karışır [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/parlayan-sperm-baba-olmak-icin-kavgada-kafa-kafaya-gidiyor/">Sperm Savaşları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1446" width="220" height="330" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-683x1024.jpg 683w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-400x600.jpg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-768x1152.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-150x225.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-300x450.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-600x900.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-696x1044.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-280x420.jpg 280w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv-560x840.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/osdifv.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 220px) 100vw, 220px" /></figure></div>



<p>Bu meyve sineği <strong>üreme kanalının </strong>içinde bir savaş yaşanıyor bir <strong>sperm savaşı</strong>. New York&#8217;taki Syracuse Üniversitesi&#8217;nden John Belote ve meslektaşları, <strong>seks sonrası sperm rekabetinin</strong> sırlarını çözmeye başlamak için bu inanılmaz fotoğrafı çekti.</p>



<p><strong>Karışık </strong>türlerin dişileri burada resimde görülen sinek ve bizimki de dahil olmak üzere diğerleri gibi genellikle <strong>birden fazla</strong> erkekle <strong>çiftleşir</strong>. Sonuç olarak, farklı erkeklerin <strong>boşalması </strong>üreme yolunda <strong>karışır </strong>ve sperm hücreleri dişiyi döllemek için <strong>rekabet </strong>eder. Ama bunu onlara yalnız bırakmıyor. <strong>Kadın seçimi</strong> olarak bilinen şeyi uygulayabilir ve bazı spermlere diğerlerine göre <strong>avantaj </strong>sağlayabilir.</p>



<p>Hayvanların eş bulmak için rekabet ettiği <strong>fikri </strong>yaygındır, ancak artık seks sonrası rekabeti ve bunun evrim üzerindeki etkisini anlamaya başlıyoruz.</p>



<p>Anlaşılır bir şekilde, kadın bedeni içindeki rekabeti <strong>gözlemlemek </strong>zordur ve hatta farklı erkeklerden gelen spermleri tanımak bile <strong>aldatıcıdır</strong>. Araştırmacılar, karanlıkta spermi <strong>parlatarak</strong>, sperm savaşını izlemek için kendilerine ön sıralarda bir koltuk verdiler ve aynı zamanda şifreli kadın seçimini eylemde görme şansı buldular örneğin, üreme yolundan sperm çıkaran dişi gibi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/parlayan-sperm-baba-olmak-icin-kavgada-kafa-kafaya-gidiyor/">Sperm Savaşları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/parlayan-sperm-baba-olmak-icin-kavgada-kafa-kafaya-gidiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiftleşme çok eğlenceliydi, evrim bunu tekrar tekrar keşfetti</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ciftlesme-cok-eglenceliydi-evrim-bunu-tekrar-tekrar-kesfetti/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ciftlesme-cok-eglenceliydi-evrim-bunu-tekrar-tekrar-kesfetti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 22:57:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çiftleşme]]></category>
		<category><![CDATA[döllenme]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuru bir dönemden geçiyorsanız, çiftleşmeden milyonlarca yıl geçmiş gibi görünen tüm hayvanlar alemiyle karşılaştırıldığında hiçbir şey yok. Müzelerdeki kutulara gizlenmiş 380 milyon yıllık fosillerin yeni bir analizi, cinsiyet ve cinsel organların kökenleri üzerine ders kitaplarını yeniden yazıyor. Cinsel organların kemikli olarak başladığını, yana doğru kullanıldığını ve sonra on milyonlarca yıl boyunca çiftleşmenin modası geçtiğini gösteriyor. Avustralya, Adelaide&#8217;deki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ciftlesme-cok-eglenceliydi-evrim-bunu-tekrar-tekrar-kesfetti/">Çiftleşme çok eğlenceliydi, evrim bunu tekrar tekrar keşfetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="348" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/azcx.jpg" alt="" class="wp-image-1443" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/azcx.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/azcx-150x174.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure></div>



<p>Kuru bir dönemden geçiyorsanız, çiftleşmeden milyonlarca yıl geçmiş gibi görünen tüm <strong>hayvanlar alemiyle </strong>karşılaştırıldığında hiçbir şey yok. Müzelerdeki kutulara gizlenmiş <strong>380 </strong>milyon yıllık fosillerin yeni bir analizi, cinsiyet ve cinsel organların kökenleri üzerine ders kitaplarını yeniden yazıyor. Cinsel organların kemikli olarak başladığını, yana doğru kullanıldığını ve sonra on <strong>milyonlarca yıl boyunca çiftleşmenin modası geçtiğini gösteriyor.</strong></p>



<p><a href="http://www.flinders.edu.au/people/john.long"></a>Avustralya, Adelaide&#8217;deki Flinders Üniversitesi&#8217;nden John Long ve meslektaşları, <strong>Microbrachius dicki</strong> adlı en eski çeneli omurgalılardan birinin <strong>gnathostomes </strong>olarak bilinen bir gruptan <strong>iç döllenme</strong> yoluyla çoğaldığına dair <strong>fosil kanıtları </strong>buldular. Bu, tüm gnathostomların da yaptığını gösteriyor.</p>



<p>Bulgular, omurgalıların <strong>spermi </strong>içten verimli bir şekilde verme yeteneğini <strong>birçok kez kaybettiğini</strong> ve <strong>yeniden </strong>kazandığını gösteriyor. Çiftleşme çok eğlenceliydi, <strong>evrim </strong>bunu tekrar tekrar <strong>keşfetti</strong>.</p>



<p>Ayrıca ilk çeneli omurgalıların çiftleştiğini de gösteriyor. Long , Microbrachius&#8217;un yakın soyundan gelenlerin, <strong>dış döllenme </strong>kullandıklarını gösteren açık kanıtlarla birlikte bulunduğunu söylüyor. Dolayısıyla hem iç hem de dış döllenmenin evrimi tekrar tekrar gerçekleşmiş olmalıdır.</p>



<p>Çalışmaya dahil olmayan Connecticut, Hartford&#8217;daki Trinity Koleji&#8217;nden Daniel Blackburn, &#8220;Yaklaşık 50.000 mevcut omurgalı türü arasında, iç döllenmenin dış döllenmeye geri döndüğüne dair hiçbir kanıtımız yok&#8221; diyor. &#8220;Soy, erkeklerin dişinin <strong>üreme </strong>sistemine <strong>sperm </strong>sokması için bir yol geliştirdiğinde, bu <strong>döllenme </strong>şeklini <strong>koruma </strong>eğilimindedirler.&#8221;</p>



<p>Long&#8217;un çalışması bu eksik kanıtı sağladığına göre, görünüşe göre hayır, diyor Blackburn. &#8220;Bu yoruma göre, canlı çeneli balıkların iki <strong>ana </strong>soyunun evriminden önce iç döllenmenin kaybedilmiş olması gerekir.&#8221; Onlardan kıkırdaklı balıklar günümüz köpekbalıkları, kaykaylar ve vatozlar ve kemikli balıklar ve onların soyundan gelenler biz dahil.</p>



<p>Long, kemikli balıkların ve köpekbalıklarının evrimleştiği zamanlarda <strong>iç döllenmenin</strong> kaybolduğunu söylüyor. Ve iç döllenme yaklaşık 20 ila 40 milyon yıl sonra yeniden <strong>evrilene </strong>kadar kimse bunu yapmıyordu. Ve bu gerçekleştiğinde, hayvanlar birbirine <strong>kenetlenmenin </strong>farklı bir yolunu benimsedi.</p>



<p>Long, yeteneğin nasıl <strong>kaybedilip</strong> sonra geri gelebileceğine dair <strong>genetik </strong>ipuçları olduğunu söylüyor. &#8220;HOXD13 geni, memelilerde ve köpek balıklarında da uzuvlar ve genital organlar geliştirebilir. Erken balıklar muhtemelen bu şeyleri geliştirme yeteneğinden kaynaklandı ve sonra kayboldular. Ancak bu gen omurgalıların vücut planına yerleştirildiğinde daha sonra geri gelebilir. &#8220;</p>



<p>Bilinen en eski çeneli balıkların fosil örneklerini incelerken , M. dicki , Long ve meslektaşları, hem erkek hem de dişi cinsel organlarının gözden kaçtığını buldular. Erkekte, balığın her iki yanına yayılan ve <strong>spermi </strong>gönderebilecek bir oluk bulunan kemikli yapılar buldular. Dişide, erkeği yerinde tutan <strong>Velcro </strong>gibi davranan <strong>dikenli plakalar</strong> vardı.</p>



<p>Long, balığın iç döllenmeye gittiğini gösteren gerçek <strong>perçinleyici</strong>, cinsel organlarının, dişilerin <strong>embriyolarla </strong>tamamlanmış olarak bulundukları sonraki balıklarınkilerle neredeyse aynı olması olduğunu söylüyor. &#8220;Bunların ne olabileceğine dair başka bir yorum yok&#8221; diyor. Yeni keşif, bunun en eskilerin bir özelliği olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Hatta bunu nasıl yaptıklarını bile ortaya çıkarır. Long, <strong>genital </strong>yapıların kemikli, hareketsiz ve balıkların kenarlarında olduğuna işaret ederek, &#8220;Temelde <strong>misyoner pozisyonunda</strong> bunu yapamazlardı&#8221; diyor. Ayrıca, balığın neden dikenli kolları olduğunu da açıklıyor: muhtemelen ellerini tutmak, cinsel organları yan yana yaptıkları gibi yerine <strong>kilitlemeye yardımcı </strong>olmak için kullanılıyorlardı. Long, &#8220;Bu küçük eklemli kolların bu tuhaf balıklarda ne için kullanıldığını 100 yılı aşkın süredir merak ettik&#8221; diyor. &#8220;İlk çiftleşme eylemi yana doğru, kare <strong>dans </strong>tarzında yapıldı.&#8221;</p>



<p><strong>Üreme anatomisini</strong> kendisi inceleyen Blackburn, cinsel organların nasıl kullanıldığının <strong>analizini </strong>ikna edici bulduğunu söylüyor. &#8220;Bir <strong>fosil soyunda</strong> iç döllenme kaybına dair kanıt bulmak çok <strong>şaşırtıcı</strong>&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ciftlesme-cok-eglenceliydi-evrim-bunu-tekrar-tekrar-kesfetti/">Çiftleşme çok eğlenceliydi, evrim bunu tekrar tekrar keşfetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ciftlesme-cok-eglenceliydi-evrim-bunu-tekrar-tekrar-kesfetti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece egzersizleri: Hepimizin uykumuzda yaptığımız yoğun egzersiz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gece-egzersizleri-hepimizin-uykumuzda-yaptigimiz-yogun-egzersiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gece-egzersizleri-hepimizin-uykumuzda-yaptigimiz-yogun-egzersiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 22:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[stres bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyurgezer]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asla bir kütük gibi uyumazsın. Bunun yerine, rüya gören beyinlerimiz uyanma hareketlerimizi prova ederken hepimiz seğiririz, konuşuruz ve hatta dolaşırız. Montreal Üniversitesi&#8217;nde uyurgezerlik okuyan Zadra, birisinin neden uykusunda böyle şeyler yaptığını merak ediyor. Ve cevabın hepimiz için önemli olduğunu ortaya çıkarıyor. Gözlerinizi kapattığınızda ve uzaklaştığınızda, vücudunuzun temelde kapandığını ve ardından düşlerin kafanızda oynadığını düşünebilirsiniz. Normalde rüya uykusu sırasında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gece-egzersizleri-hepimizin-uykumuzda-yaptigimiz-yogun-egzersiz/">Gece egzersizleri: Hepimizin uykumuzda yaptığımız yoğun egzersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qeasz.jpg" alt="" class="wp-image-1436" width="446" height="236" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qeasz.jpg 630w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qeasz-600x317.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qeasz-150x79.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qeasz-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 446px) 100vw, 446px" /></figure></div>



<p>Asla bir <strong>kütük </strong>gibi uyumazsın. Bunun yerine, rüya gören beyinlerimiz <strong>uyanma </strong>hareketlerimizi prova ederken hepimiz <strong>seğiririz</strong>, <strong>konuşuruz </strong>ve <strong>hatta dolaşırız</strong>.</p>



<p>Montreal Üniversitesi&#8217;nde <strong>uyurgezerlik </strong>okuyan Zadra, birisinin neden uykusunda böyle şeyler yaptığını merak ediyor. Ve cevabın hepimiz için önemli olduğunu ortaya çıkarıyor.</p>



<p>Gözlerinizi kapattığınızda ve uzaklaştığınızda, <strong>vücudunuzun </strong>temelde <strong>kapandığını </strong>ve ardından <strong>düşlerin </strong>kafanızda <strong>oynadığını </strong>düşünebilirsiniz. Normalde rüya uykusu sırasında ortaya çıkan <strong>kas hareketinin engellenmesi </strong>veya<strong> kas atonisi</strong> nedeniyle çoğumuz rüyalarımızı <strong>canlandırmayız </strong>veya tek taraflı <strong>konuşmayız</strong>. İnsanların sadece yüzde <strong>1</strong>&#8216;i <strong>düzenli </strong>olarak uyurgezer. Ama <strong>dörtte üçümüz </strong>uykumuzda konuşacak ve üçte biri bir noktada uyurgezer olacak. Ve hepimiz ara sıra pozisyon değiştiririz veya mırıldanırız. Şimdi, yaptığımız görünüşte ince seğirme ve mırıltıların bile aslında şaşırtıcı derecede <strong>önemli </strong>bir etkiye sahip olduğunu öğreniyoruz.</p>



<p>Zadra ve diğerleri tarafından yapılan çalışmalar, bedenlerimizin uyku sırasında olanlarda insanların genel olarak düşündüğünden çok daha aktif bir rol oynadığını ortaya koyuyor sadece uyurgezerler ya da aletleri duvara fırlatan insanlar için değil. Bulguları, rüya gören zihinlerimizdeki veya uyuyan bedenlerimizdeki hareketlerin, uyanık hayatlarımızda nasıl hareket ettiğimizi ve konuştuğumuzu şekillendiren çok daha temel bir amaca hizmet ettiğini gösteriyor.</p>



<p>Uyurgezerliğin nedenleri altında <strong>nörolojik </strong>rahatsızlıklar olabileceği belirtiliyor. Ayrıca hastaların <strong>stresli </strong>olduğu dönemlerde artış gösterdiği tespit edilmiş. Dolayısıyla<strong> stres, aşırı yorgunluk</strong> gibi sorunların uyurgezerliği tetiklediği, gece gezintilerini artırdığı söylenebilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gece-egzersizleri-hepimizin-uykumuzda-yaptigimiz-yogun-egzersiz/">Gece egzersizleri: Hepimizin uykumuzda yaptığımız yoğun egzersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gece-egzersizleri-hepimizin-uykumuzda-yaptigimiz-yogun-egzersiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç Bakımı Uzun Yıllardır Var Aslında Kellikse Hiç Olmadı?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sac-bakimi-uzun-yillardir-var-aslinda-kellikse-hic-olmadi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sac-bakimi-uzun-yillardir-var-aslinda-kellikse-hic-olmadi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 21:51:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kellik]]></category>
		<category><![CDATA[kıllar]]></category>
		<category><![CDATA[saçlar]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1425</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diğer hayvanlardan daha az kıllı görünebiliriz, ama öyle değiliz ve bu yazı kilitlerimizin neden bu kadar tuhaf olduğunu ortaya koyuyor. Diyelim ki bir şempanze ile karşılaştırıldığında, belirgin bir şekilde kel görünüyorsunuz. Ama aslında tüm vücudunuz (avuç içleriniz ve ayak tabanlarınız hariç) kıllarla kaplıdır. Şempanze ve diğer primatlarda olduğu gibi yaklaşık 5 milyon foliküle sahip olduğunuz söylendi. Ancak benzerlikler burada bitiyor. İnsan saçı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sac-bakimi-uzun-yillardir-var-aslinda-kellikse-hic-olmadi/">Saç Bakımı Uzun Yıllardır Var Aslında Kellikse Hiç Olmadı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iedfuj.jpg" alt="" class="wp-image-1428" width="316" height="312" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iedfuj.jpg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iedfuj-150x148.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iedfuj-300x296.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iedfuj-426x420.jpg 426w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" /></figure></div>



<p>Diğer hayvanlardan daha <strong>az kıllı </strong>görünebiliriz, ama öyle değiliz ve bu yazı kilitlerimizin neden bu kadar tuhaf olduğunu ortaya koyuyor.</p>



<p>Diyelim ki bir şempanze ile <strong>karşılaştırıldığında</strong>, belirgin bir şekilde <strong>kel </strong>görünüyorsunuz. Ama aslında tüm vücudunuz (<strong>avuç </strong>içleriniz ve <strong>ayak </strong>tabanlarınız hariç) kıllarla kaplıdır. Şempanze ve diğer primatlarda olduğu gibi yaklaşık 5 milyon <strong>foliküle </strong>sahip olduğunuz söylendi.</p>



<p>Ancak benzerlikler burada <strong>bitiyor</strong>. İnsan <strong>saçı </strong>kesinlikle garip. Vücut kıllarımızın çoğu, bazı yerlerde kaba ve kıvırcık olmasına rağmen, neredeyse görünmeyecek kadar <strong>ince </strong>ve <strong>kısadır</strong>. <strong>Baş </strong>kıllarımız neredeyse benzersiz bir şekilde <strong>uzun </strong>ve gösterişlidir. Uzun yıllar boyunca sürekli uzayan saçlara sahip olan ve aynı zamanda kel olmanın onur kırıcılığını da çeken tek hayvan biziz. Saçlarımızla olan ilişkimizin karışık olmasına şaşmamalı.</p>



<p>İnsan saçı iki temel türe sahiptir: kafa derisinde, kaşlarda ve kirpiklerde büyüyen <strong>terminal </strong>kıllar ve her yerde bulunan <strong>vellus </strong>kılları. Bunun ötesinde, saç tipleri arasındaki temel fark, <strong>folikülün </strong>buharı bitmeden önce ne kadar uzadıklarıdır. Uzunluklarını ve kalınlıklarını belirleyen şey budur.</p>



<p>Saç kökleri <strong>büyüme </strong>ve <strong>uyku </strong>hali <strong>döngülerinden </strong>geçer. Büyüme evresinde saç, sürekli olarak günde yaklaşık <strong>0,4 </strong>milimetre uzar ve bu süreçte kalınlaşır. Ancak bir noktada saç üreten hücreler <strong>ölür </strong>ve büyüme <strong>durur</strong>. Saç <em>dökülür </em>ve folikül, yeni saç üreten hücreleri <strong>filizlendirmeden </strong>ve yeni bir büyüme aşamasına girmeden önce yaklaşık <strong>altı ay </strong>boyunca uykuda kalır.</p>



<p>Büyüme aşamasının uzunluğu <strong>hormonlar </strong>tarafından kontrol edilir.  <strong>Bacak </strong>kılları yaklaşık <strong>iki ay</strong> uzar, bu yüzden <strong>kısa </strong>ve <strong>incedirler</strong>. Koltuk altı kılları <strong>6 aya</strong> kadar çıkar, ancak <strong>kafa kılları</strong> <strong>altı yıl</strong> veya daha uzun süre durmadan uzar. Bu, saçların <strong>teorik </strong>olarak neredeyse <strong>bir metre</strong> uzunluğa ulaşabileceği anlamına gelir.</p>



<p>Evrimin bize neden bu kadar <strong>eşsiz </strong>bir saç tipi <strong>kombinasyonu </strong>verdiğine dair çok sayıda fikir var. Bunlardan en önemlisi, iki ayaklı atalarımız ormandan çıkıp <strong>savanların </strong>kavurucu sıcağına taşındığında, büyük <strong>beyinlerini </strong>güneşten korurken vücutlarını <strong>serin </strong>tutmaları gerektiğidir. Vücut kılları çekildi, gereksiz bir <strong>yalıtım </strong>tabakası kaldırıldı ve ayrıca <strong>terleme </strong>ile cildin soğuması sağlandı. Saç dökülmesinin, <strong>kürkün </strong>geceleri sıcak tutmanın önemini azaltan giysiler, ateş ve mağaralarda yaşama gibi teknolojik yeniliklerle de desteklendiği tahmin ediliyor. Bu arada baş kılları, atalarımızın beyinlerini öğle <strong>güneşinden </strong>koruyarak ve aynı zamanda <strong>soğukta </strong>ısıyı koruyarak daha <strong>kalın ve gür</strong> hale geldi.</p>



<p><strong>Genetik kanıtlar</strong>, yaklaşık <strong>1.7 </strong>milyon yıl önce <strong>tüysüz </strong>olduğumuzu gösteriyor. Bu süre zarfında atamız <strong>Homo erectus</strong>, <strong>termoregülasyon </strong>hipotezini destekleyen fırın savanasında yaşıyordu.</p>



<p>Ancak tek olasılık bu değil. Kürk, <strong>parazitler </strong>için başlıca <strong>yaşam alanı </strong>olduğundan, başkalarını <strong>tanımlama </strong>ve <strong>iletişimi kolaylaştırma </strong>veya <strong>hastalığa direnme </strong>yeteneğimizi geliştirmek için de vücut kıllarımızı kaybetmiş olabiliriz. Charles Darwin&#8217;in tercih ettiği açıklama olan <strong>cinsel </strong>seçilim de var. Sebep ne olursa olsun, atalarımızın en az tüylü olanı en çekici olarak kabul edildi ve bu nedenle daha fazla <strong>yavru üretti</strong>. Tüysüz cilt, sağlığın reklamını yapmak ve dolayısıyla <strong>eşleri cezbetmek</strong> için bir ilan tahtası olabilirdi &#8220;Bakın ne kadar <strong>lekesiz </strong>ve <strong>parazitsizim</strong>&#8221; şeklinde cinsel bir konuşma.</p>



<p>Cinsel seçilim de saçımızı açıklayabilir. Çoğu insan <strong>güçlü ve sağlıklı</strong> saçları çekici bulur. Gerçekten de, tam da saçımızın çok fazla bakıma ihtiyacı olduğu için, <strong>sosyal ve cinsel</strong> <strong>statünün </strong>reklamını yapmak için mükemmel bir <strong>istifleme </strong>yapar. Bakım yapmak zaman alıcıdır ve bu yüzden bakımlı saçlara sahip olmak <strong>becerikli </strong>olduğunuzu ve iyi sosyal bağlantılarınız olduğunu gösterir. Bu doğruysa, kafa kılının ana işlevi <strong>maksimum etki </strong>için kesilip şekillendirilmektir. Bu, dağınık, dağınık kilitlerin neden sosyal paryanın işareti olduğunu açıklayabilir.</p>



<p>En eski heykelciklerden bazılarının saçları şekillendirilmiştir. Bir insanın bilinen en eski üç boyutlu temsili olan 25.000 yıllık fildişi Venüs of Brassempouy, <strong>zarif omuz uzunluğunda</strong> saçlara sahiptir. Ve saç ürünleri de yeni bir şey değil. İrlanda&#8217;nın County Meath kentinde bir bataklıkta keşfedilen <strong>2300 </strong>yaşındaki Clonycavan Adam, <strong>bitki yağları ve çam reçinesinden</strong> yapılmış <strong>saç jölesi </strong>kullanıyordu.</p>



<p>Saç, grup kimliğini belirtmek için de kullanılmış olabilir. Çağlar boyunca ve kültürler arasında, saç stillerini <strong>üyelik </strong>işareti olarak kullandık: Roundheads, Rastafarians ve rockabillies&#8217;i düşünün.</p>



<p>Kafandaki saçlar için bu kadar yeter. Kasık kılı muhtemelen daha sıra dışıdır. Primatların çoğunun cinsel organlarının etrafında vücutlarının geri kalanından daha ince tüyleri vardır, ancak yetişkin insanlar bunun tam tersidir.</p>



<p>Kabul edilen bir açıklama yok. Bir olasılık, daha kalın saçların <strong>apokrin </strong>(koku) bezlerimizin olduğu bölgelerle çakışması nedeniyle, <strong>cinsel olgunluğa </strong>işaret eden kokuları yoğunlaştırmaya hizmet edebilir.</p>



<p>Her ne için <strong>evrimleştiyse</strong>, birçok insan artık kasık bölgelerindeki saçları, başlarındaki tüyler kadar tımarlamaya tabi tutarken, vücutlarının geri kalanından da acımasızca çıkarıyor.</p>



<p>30 yaşına gelindiğinde, erkeklerin dörtte biri kel kalmaya başladı ve 45 yaşında yarısı kel kalmaya başladı. Erkek tipi kellik öngörülebilir bir yörüngeye sahiptir: saç şakaklarda, ardından başın tepesinde kaybolmaya başlar, ardından tüm pate&#8217;i tüysüz bırakan genel bir geri çekilme aşamasına geçilir.</p>



<p>Kellik saç olmaması değildir; <strong>yanlış saç türüne sahip olmakla ilgilidir</strong>. Kel kafalarda da diğerleri kadar çok sayıda folikül vardır yaklaşık <strong>100.000 </strong>ancak foliküller <strong>düzgün çalışmayı bıraktığında</strong> yalnızca renksiz ve ince tüyler üretiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sac-bakimi-uzun-yillardir-var-aslinda-kellikse-hic-olmadi/">Saç Bakımı Uzun Yıllardır Var Aslında Kellikse Hiç Olmadı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sac-bakimi-uzun-yillardir-var-aslinda-kellikse-hic-olmadi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile İçi Şiddet Evrimsel Değildir!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/aile-ici-siddet-evrimsel-degildir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/aile-ici-siddet-evrimsel-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 21:07:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ev içi şiddet neden tüm dünyada bu kadar korkunç derecede yaygın? Bugün yapılan bir araştırmaya göre, partnerine şiddet uygulayan erkeklerin doğum kontrolü olmayan toplumlarda daha fazla çocuğu var. Bazı evrimsel psikologlar, aile içi şiddetin erkeklere fayda sağladığı için gelişen bir davranış olduğunu uzun zamandır tartışıyorlar. Ancak iddia genellikle şiddetin sebebinin kadınların sadık olmasını sağlamak olduğu yönündedir. Yeni çalışma, anahtar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/aile-ici-siddet-evrimsel-degildir/">Aile İçi Şiddet Evrimsel Değildir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcv-1.jpg" alt="" class="wp-image-1423" width="432" height="432" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcv-1.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcv-1-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcv-1-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcv-1-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 432px) 100vw, 432px" /></figure></div>



<p>Ev içi <strong>şiddet </strong>neden tüm <strong>dünyada </strong>bu kadar korkunç derecede <strong>yaygın</strong>? Bugün yapılan bir araştırmaya göre, partnerine şiddet uygulayan erkeklerin <strong>doğum kontrolü </strong>olmayan toplumlarda daha fazla <strong>çocuğu </strong>var.</p>



<p>Bazı <strong>evrimsel psikologlar</strong>, aile içi şiddetin <strong>erkeklere </strong>fayda sağladığı için gelişen bir <strong>davranış </strong>olduğunu uzun zamandır tartışıyorlar. Ancak iddia genellikle şiddetin sebebinin kadınların <strong>sadık </strong>olmasını sağlamak olduğu yönündedir. Yeni çalışma, anahtar faktörün <strong>çocuk sayısı</strong> olduğunu öne sürüyor.</p>



<p>Araştırmacılar, <strong>kontrasepsiyona </strong>erişimi olmayan, endüstri öncesi bir kültüre sahip olan Bolivya&#8217;nın Tsimane halkını inceledi. Şaşırtıcı bir şekilde, kadınların yüzde <strong>85</strong>&#8216;i şiddet olayları bildirdi.</p>



<p>Ekip, eşlerinin kendilerine şiddet uyguladığı bir yılda kadınların <strong>doğum </strong>yapma <strong>olasılıklarının </strong>daha <strong>yüksek </strong>olduğunu buldu.  Ekip bunun nedenlerini araştırmasa da, erkeklerin, partnerlerini onlarla <strong>seks </strong>yapmaya, yani onlara <strong>tecavüz </strong>etmeye zorlamak için <strong>şiddet </strong>ya da şiddet tehdidini <strong>kullanmak </strong>üzere evrimleştikleri ima ediliyor.</p>



<p>Kaliforniya Eyalet Üniversitesi&#8217;nden Elizabeth Pillsworth, bulunan bir perspektif parçasında, &#8221; Yakın partner şiddeti, erkek zindeliğini artırmak için <strong>evrimsel </strong>bir strateji olarak devam edebilir &#8221; diye yazıyor.</p>



<p>Bu, birçok nedenden ötürü her iki cinsiyetin de <strong>iğrenç </strong>bulacağı bir fikirdir. Bir korku, bazı <strong>istismarcı </strong>erkeklerin böyle bir araştırmayı yanlış bir şekilde savunma olarak değerlendirmeleridir &#8220;evrim bana bunu yaptırdı&#8221;. Endişelenmek için bir neden var: 2009&#8217;da İtalya&#8217;da bir yargıç, şiddet eğilimleriyle bağlantılı gen varyantları olduğunu öğrendikten sonra <strong>cinayetten </strong>hüküm giymiş bir adamın cezasını kesti .</p>



<p>Daha da kötüsü, birkaç adam böyle davranmaları gerektiği sonucuna varabilir. En güçlü olanın hayatta kalması fikrinin <strong>ırkçılığı </strong>ve <strong>soykırımı meşrulaştırmak </strong>için nasıl <strong>kötüye </strong>kullanıldığına bir bakın .</p>



<p>Bununla birlikte, partnerlerini <strong>taciz </strong>eden erkeklerin daha fazla çocuğu olduğu <strong>argümanı</strong>, bazı <strong>feministlerin </strong>uzun süredir yaptığı, kadına yönelik şiddetin tamamen kontrolle ilgili olduğu argümanına oldukça benziyor. Tek başına herhangi bir <strong>hipotezi </strong>reddetmek için bir neden değildir.</p>



<p>Hipotez mantıksız değil. Gelen hayvanlar, dişilere şiddet üreme başarısını artırabilir ve insan kültürlerinde içi şiddetin yaygınlığı bunun için bazı köklü bir neden olabilir düşündürmektedir.</p>



<p>Yine de <strong>makul </strong>olmak bir şeyi doğru yapmaz. Tsimane&#8217;nin bu çalışması sadece <strong>105 </strong>kadını içeriyordu ve <strong>güvenilmez </strong>olduğu bilinen bir raporlama yöntemi olan geçmiş olayları soran <strong>röportajlara </strong>dayanıyordu.</p>



<p>&#8220;Çalışmamıza dayanarak, evrimin yakın partner şiddetini destekleyeceğini söylemek yanlış olur&#8221; diyor.</p>



<p>Bunu daha ikna edici bir şekilde göstermek için, bir araştırma, istismara uğramış kadınların çocuklarının kendilerinin de daha fazla çocuk sahibi olmaya devam ettiğini göstermelidir. Ayrıca, erkekleri genel olarak şiddetten ziyade aile içi şiddete yatkın kılan <strong>gen</strong> <strong>varyantları </strong>olduğunu ve Stieglitz&#8217;in var olduğunu düşünmediğini göstermek gerekir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/aile-ici-siddet-evrimsel-degildir/">Aile İçi Şiddet Evrimsel Değildir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/aile-ici-siddet-evrimsel-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevrimiçi flört, toplumun ırksal ayrımlarını yıkıyor olabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cevrimici-flort-toplumun-irksal-ayrimlarini-yikiyor-olabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cevrimici-flort-toplumun-irksal-ayrimlarini-yikiyor-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 20:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[ayrım]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[heteroseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1412</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar genellikle kendileri gibi olan insanlarla evlenirler sosyal arka plan, dünya görüşü ve ırk açısından benzer kişileri seçerler. Ancak çevrimiçi buluşma bunu değiştiriyor olabilir, bizi mevcut sosyal çevrelerimizden ayırıyor. Birleşik Krallık&#8217;taki Essex Üniversitesinden Josué Ortega ve Avusturya Viyana Üniversitesi&#8217;nden Philipp Hergovich ekonomistleri, bunun daha entegre toplumlara bile yol açabileceğini öne sürüyorlar. 1990&#8217;larda ilk tanışma siteleri ortaya çıkmadan önce çoğu insan, mevcut [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cevrimici-flort-toplumun-irksal-ayrimlarini-yikiyor-olabilir/">Çevrimiçi flört, toplumun ırksal ayrımlarını yıkıyor olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/stygh-1.jpg" alt="" class="wp-image-1415" width="369" height="195" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/stygh-1.jpg 650w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/stygh-1-600x318.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/stygh-1-150x79.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/stygh-1-300x159.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/stygh-1-648x344.jpg 648w" sizes="auto, (max-width: 369px) 100vw, 369px" /></figure></div>



<p>İnsanlar genellikle <strong>kendileri gibi </strong>olan insanlarla evlenirler sosyal arka plan, dünya görüşü ve ırk açısından benzer kişileri seçerler. Ancak <strong>çevrimiçi </strong>buluşma bunu değiştiriyor olabilir, bizi mevcut <strong>sosyal çevrelerimizden </strong>ayırıyor. Birleşik Krallık&#8217;taki Essex Üniversitesinden Josué Ortega ve Avusturya Viyana Üniversitesi&#8217;nden Philipp Hergovich <strong>ekonomistleri</strong>, bunun daha <strong>entegre </strong>toplumlara bile yol açabileceğini öne sürüyorlar.</p>



<p>1990&#8217;larda ilk <strong>tanışma siteleri </strong>ortaya çıkmadan önce çoğu insan, mevcut <strong>arkadaş </strong>veya <strong>meslektaş </strong>ağları aracılığıyla buluşurdu. Ancak Match.com gibi tanışma sitelerinin ve Tinder gibi <strong>uygulamaların yükselişi</strong>, bir çokları için <strong>çevrimiçi buluşmayı norm </strong>haline getirdi. <strong>Heteroseksüel </strong>partnerlerin tanışmasının en yaygın ikinci yolu ve <strong>eşcinsel </strong>partnerler için en yaygın olanıdır. Artık <strong>evliliklerin </strong>üçte birinden fazlası <strong>çevrimiçi </strong>olarak tanışan insanları içeriyor.</p>



<p>Ortega ve Hergovich, <strong>farklı ırklardan </strong>insanlar arasında çok az sayıda çevrimiçi eşleşme varsa, <strong>sosyal entegrasyonun</strong> hızla gerçekleşmesi gerektiğini iddia ediyor. Ortega, &#8220;Birkaç <strong>bağlantı</strong>, <strong>çeşitlilik panoramasını </strong>gerçekten değiştirebilir&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Hipotezlerini</strong>, <strong>karşı cinsten</strong> bir partner arayan erkek ve kadın &#8220;ajanlar&#8221; ın <strong>simüle </strong>edilmiş bir <strong>sosyal ağıyla test </strong>ettiler. Başlangıçta, her ajan kendi ırkının ajanlarıyla oldukça <strong>bağlantılıydı </strong>ve diğer ırklardan ajanlarla ancak çok <strong>zayıf </strong>bir şekilde bağlantılıydı büyük ölçüde <strong>ayrımcılığa </strong>sahip <strong>toplumlardaki gerçek dünya</strong> ilişkilerini taklit ediyordu.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1.jpg" alt="" class="wp-image-1416" width="333" height="187" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1.jpg 832w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/skmm-1-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 333px) 100vw, 333px" /></figure></div>



<p>Ancak yabancıların bir <strong>flört </strong>sitesinde kurdukları rastgele bağlantıları koparmaya başladıklarında, <strong>modelleri </strong>ırklararası evliliklerin sayısında bir <strong>artış </strong>öngördü.</p>



<p>Gerçek dünyada olan bu mu? ABD&#8217;de ırklararası evliliklerin sayısı son birkaç on yılda kesinlikle arttı. Araştırmacılar ayrıca, bu tür evliliklerin oranının, 90&#8217;lı yılların ortalarında çevrimiçi buluşmanın popüler hale geldiği dönemde arttığını da not ediyorlar. 2014&#8217;te, Tinder&#8217;in gelişinden kısa süre sonra tekrar sıçradı.</p>



<p><strong>Nedensellik </strong>kurmak zordur, çünkü oyunda başka birçok faktör vardır. Örneğin, giderek artan sayıda ABD eyaleti, Afrikalı Amerikalılara başka ırklardan öğrencilerle tanışmış olabilecekleri üniversiteye <strong>burs </strong>vermeye başladı. </p>



<p>ABD siyah toplulukları sayı ve konum bakımından nispeten <strong>istikrarlı </strong>kaldı. Yine de son yirmi yılda ABD&#8217;de siyahların ırklararası evlilik yapma olasılığının üç katına çıktığını söylüyor Ortega. &#8220;Çevrimiçi buluşma, çevrelerimizden çıkmak için harika bir yoldur yalnızca ırk değil, aynı zamanda <strong>ideolojiler </strong>de.&#8221;</p>



<p>Bu etkiler için çevrimiçi buluşmaya teşekkür edebileceğimize <strong>herkes ikna </strong>olmadı. Kaliforniya&#8217;daki Stanford Üniversitesi&#8217;nden Michael Rosenfeld, araştırmanın, aynı ırktan çiftlerin, ırklararası çiftler kadar çevrimiçi buluşma olasılıklarının olduğunu gösterdiğini söylüyor. &#8220;Çevrimiçi randevu yapan çoğu insan, aynı ırktan partnerler için güçlü bir tercihe sahiptir&#8221; diyor. &#8220;Çevrimiçi buluşma, ırklararası birlikteliği <strong>artırmıyor </strong>gibi <strong>görünüyor</strong>.&#8221; Sadece bir düşünce.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cevrimici-flort-toplumun-irksal-ayrimlarini-yikiyor-olabilir/">Çevrimiçi flört, toplumun ırksal ayrımlarını yıkıyor olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cevrimici-flort-toplumun-irksal-ayrimlarini-yikiyor-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takıntılarınız normal mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/takintilariniz-normal-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/takintilariniz-normal-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 20:25:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[odak]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[takıntılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1408</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beden zevkleri genellikle düşüncelerimizde istemeden ortaya çıkar. &#8220;Erkeklerin her 7 saniyede bir seks hakkında düşündükleri&#8221; söylentisinin nereden geldiğini kimse bilmiyor, ancak neredeyse kesinlikle doğru değil. 2012&#8217;de, Columbus&#8217;daki Ohio Eyalet Üniversitesi&#8217;nden Terri Fisher, üç öğrenci grubunu tıklayıcılarla silahlandırdı ve onlardan ne zaman seks, yemek veya uyku hakkında düşündükleri zaman tıklamalarını istedi. Sonuç: erkekler günde 19 kez seks hakkında düşünürken, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/takintilariniz-normal-mi/">Takıntılarınız normal mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxcv.jpg" alt="" class="wp-image-1409" width="430" height="242" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxcv.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxcv-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxcv-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxcv-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxcv-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxcv-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 430px) 100vw, 430px" /></figure></div>



<p><strong>Beden zevkleri</strong> genellikle düşüncelerimizde istemeden ortaya çıkar.</p>



<p>&#8220;Erkeklerin her 7 saniyede bir seks hakkında düşündükleri&#8221; söylentisinin nereden geldiğini kimse bilmiyor, ancak neredeyse kesinlikle <strong>doğru değil</strong>. 2012&#8217;de, Columbus&#8217;daki Ohio Eyalet Üniversitesi&#8217;nden Terri Fisher, üç öğrenci grubunu tıklayıcılarla silahlandırdı ve onlardan ne zaman <strong>seks</strong>, <strong>yemek </strong>veya <strong>uyku </strong>hakkında düşündükleri zaman <strong>tıklamalarını </strong>istedi.</p>



<p>Sonuç: erkekler günde <strong>19 </strong>kez seks hakkında düşünürken, kadınlar yaklaşık <strong>10 </strong>kez düşündü. Yiyecek düşünceleri erkekler için <strong>18</strong>, kadınlar için <strong>14</strong>, uyku erkekler için <strong>10</strong>, kadınlar için <strong>9 </strong>kez tıklandı.</p>



<p>Öyleyse, bu sayılar hesaplarınızla uyuşuyorsa, kendinizi normal kabul edin. Şu anda Köln Üniversitesi&#8217;nde olan Wilhelm Hofmann&#8217;ın bir başka araştırmasına göre , yemek, uyku, seks, alkol, sosyalleşme ve alışveriş gibi zevkli şeyler ortak <strong>spontane </strong>düşüncelerimize <strong>hâkim </strong>oluyor.<a href="http://hofmann.socialpsychology.org/publications"></a></p>



<p>Daha <strong>karanlık </strong>konular daha <strong>sorunludur</strong>. Doğrudan ölümle karşı karşıya gelmedikçe bir kamyonla yakın bir karşılaşma ya da şüpheli bir yumruk çoğumuz neredeyse hiç düşünmeyiz. 1980&#8217;lerde geliştirilen &#8220;terör yönetimi teorisi&#8221;, <strong>ölümün kaçınılmazlığı </strong>korkusunun <strong>acil </strong>ve <strong>zevkli </strong>kaygılara olan <strong>saplantımızı </strong>açıkladığını öne sürüyor.</p>



<p>Herkes, <strong>varoluşsal </strong>kaygının insan deneyiminin büyük bir kısmının altında yattığına inanmıyor. Ancak terör yönetimi teorisini birlikte geliştiren psikolog Sheldon Solomon , insanların yaklaşık yüzde 15&#8217;inin &#8220;<strong>ölüm kaygısı</strong>&#8221; olduğunu, neredeyse kesin olarak &#8220;<strong>optimal olmayan bir durum</strong>&#8221; olan hastalıklı bir takıntıya sahip olduğunu biliyoruz. Takıntılarımız her zaman normal olmaya biliyor. Kendi iç dünyamız kurduklarımız yaşanan kötü veya iyi olaylar takıntılarımızın önüne geçemememize neden olabiliyor. </p>



<p>Yapılan işlerde öncelik iyi olanı düşünmek olmalı bazı şeyleri kalbimizde bitiremesekte beynimizde bitirmeliyiz. O zaman daha sağlıklı iletişim kurup kendimizi daha iyi ifade edip kötü olandan uzaklaşabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/takintilariniz-normal-mi/">Takıntılarınız normal mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/takintilariniz-normal-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayıtlar, Kanada&#8217;da cinsiyete dayalı kürtajın gerçekleştiğini ortaya koyuyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kayitlar-kanadada-cinsiyete-dayali-kurtajin-gerceklestigini-ortaya-koyuyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kayitlar-kanadada-cinsiyete-dayali-kurtajin-gerceklestigini-ortaya-koyuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 20:09:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[fetüs]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[yasal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürtajın ebeveynlerin bir erkek çocuk sahibi olmasına yardımcı olmak için kullanıldığına dair en açık kanıt. Bir araştırma, Kanada&#8217;ya gelen Hindistan doğumlu bazı göçmenlerin, halihazırda iki kızları olmuşsa, dişi fetüsleri seçici olarak iptal ettiklerini buldu. Ancak araştırmacılar, görülme sıklığı düşük olduğu için harekete geçmenin gerekli olmayabileceğini ve göçmenler yerleştikçe uygulamanın kendiliğinden kaybolacağını söylüyor. Geleneksel Hint toplumu, diğerleri gibi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kayitlar-kanadada-cinsiyete-dayali-kurtajin-gerceklestigini-ortaya-koyuyor/">Kayıtlar, Kanada&#8217;da cinsiyete dayalı kürtajın gerçekleştiğini ortaya koyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sc.png" alt="" class="wp-image-1405" width="445" height="228" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sc.png 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sc-600x308.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sc-150x77.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sc-300x154.png 300w" sizes="auto, (max-width: 445px) 100vw, 445px" /></figure></div>



<p><strong>Kürtajın </strong>ebeveynlerin bir erkek çocuk sahibi olmasına yardımcı olmak için kullanıldığına dair en açık kanıt. Bir araştırma, Kanada&#8217;ya gelen <strong>Hindistan </strong>doğumlu bazı göçmenlerin, halihazırda iki kızları olmuşsa, dişi <strong>fetüsleri </strong>seçici olarak iptal ettiklerini buldu. Ancak araştırmacılar, görülme sıklığı düşük olduğu için harekete geçmenin gerekli olmayabileceğini ve göçmenler yerleştikçe uygulamanın <strong>kendiliğinden </strong>kaybolacağını söylüyor.</p>



<p>Geleneksel Hint toplumu, diğerleri gibi <strong>erkek </strong>çocuklardan yana, erkek çocuklarının <strong>yaşlılıkta anne babalarına bakmaları </strong>beklendiği için tercih ediliyor ve kızların evlilikte <strong>çeyiz </strong>için <strong>ödeme </strong>yapmaları gerektiği için istenmiyor. Sağlık çalışanları uzun zamandır bu tür ülkelerden gelen bazı göçmenlerin cinsiyete dayalı kürtaj yaptıklarından şüpheleniyorlar: anneler, özellikle halihazırda iki veya daha fazla kızı olan ailelerde beklenenden daha fazla erkek çocuk <strong>doğuruyor</strong>. Ancak kürtajla bağlantının kanıtlanması zor olmuştur.</p>



<p>Ontario eyaletinden on yıllık <strong>anonim tıbbi kayıtlarla </strong>bir milyondan fazla doğumu <strong>takip </strong>ettiler ve ebeveynlerin doğum yerini ve çocuğun cinsiyetini not ettiler. Halihazırda iki kızı olan Hindistan doğumlu annelerin üçüncü çocuklarının yüzde <strong>66 </strong>oranında erkek olduğunu keşfettiler. Buna karşılık, Kanada doğumlu annelerin iki kızından sonra erkek çocuk sahibi olma olasılığı daha yüksekti.</p>



<p>Ekip daha sonra bu <strong>bulguları </strong>kürtaj kayıtlarıyla karşılaştırdı. Hindistan doğumlu ve iki kızı olan bir anne bir veya daha fazla kürtaj yapmış olsaydı, üçüncü çocuğunun erkek olma olasılığı neredeyse yüzde <strong>77 </strong>idi. Bu, araştırmacılar ebeveynleri tek tek sorgulamadan emin olamasa da, bu kürtajların en azından bir kısmının cinsiyet seçimi amacıyla olacağını kuvvetle gösteriyor.</p>



<p>Kanada&#8217;da kadınların hamileliğin sonlandırılması için bir <strong>neden sunmaları</strong> gerekmemektedir ve kürtaj konusunda <strong>yasal kısıtlamalar yoktur</strong>. Urguia, &#8220;Nedeni ile ilgili herhangi bir soru sorulmadı&#8221; diyor. Bu <strong>kadın haklarının</strong> bir parçası.</p>



<p>Cinsiyete dayalı kürtaj konusu, <strong>etik </strong>açıdan çetrefilli bir konudur. Bazıları belirli bir cinsiyeti tercihli olarak iptal etmenin yanlış olduğunu söylerken, diğerleri bunu durdurmak için alınacak herhangi bir önlemin bir kadının çeşitli nedenlerle seçme hakkını zayıflatacağından korkuyor .</p>



<p>Bazı ülkeler özellikle Hindistan cinsiyete dayalı kürtajı yasakladı veya anne babaya doğum öncesi <strong>testler </strong>sırasında fetüsün cinsiyetinin söylenmemesini şart koşuyor. ABD Kongresi&#8217;ne bu tür kürtajları yasaklayan bir <strong>yasa tasarısı</strong> sunuldu, ancak bu yıl çok az eylem bekleniyor.</p>



<p>Ancak sert eylem gerekli olmayabilir. Urquia&#8217;nın kayıtları, Ontario&#8217;da her yıl Hindistan doğumlu birkaç düzine kadının cinsiyet seçimli kürtaj kullandığını gösteriyor.</p>



<p>Hindistan&#8217;da erkek tercihi milyonlarca kız çocuğunun <strong>eksikliğine </strong>yol açtığı için katı yasalar gerekliydi. Ancak Kuzey Amerika&#8217;da sorun küçüktür ve göçmen toplulukları daha <strong>entegre </strong>hale geldikçe muhtemelen kendi kendine çözülecektir. Sonraki kuşaklarda bu durumu hiç fark etmeye de biliriz.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kayitlar-kanadada-cinsiyete-dayali-kurtajin-gerceklestigini-ortaya-koyuyor/">Kayıtlar, Kanada&#8217;da cinsiyete dayalı kürtajın gerçekleştiğini ortaya koyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kayitlar-kanadada-cinsiyete-dayali-kurtajin-gerceklestigini-ortaya-koyuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunanistan ilk su altı müzesini açtı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yunanistan-ilk-su-alti-muzesini-acti/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yunanistan-ilk-su-alti-muzesini-acti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 19:26:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[alonissos]]></category>
		<category><![CDATA[amfora]]></category>
		<category><![CDATA[dalgıç]]></category>
		<category><![CDATA[hazine]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sualtı]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alonissos adasındaki dalgıçlar için M.Ö. beşinci yüzyıla ait bir amfora hazinesine sahip bir enkaz açıldı. Dalgıçlar, Ege adası Alonissos açıklarında tarihi öneme sahip gemi enkazını gezebilecekler. Yunanistan, Batı Ege&#8217;deki Alonissos adasının açıklarında, &#8220;gemi enkazlarının Parthenon&#8217;u&#8221; olarak adlandırılan, M.Ö. beşinci yüzyıl amforalarının bir hazinesi olan ilk su altı müzesini açtı. Enkaz alanı 3 Ağustos &#8211; 2 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yunanistan-ilk-su-alti-muzesini-acti/">Yunanistan ilk su altı müzesini açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fg7.jpg" alt="" class="wp-image-1399" width="451" height="253" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fg7.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fg7-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 451px) 100vw, 451px" /></figure></div>



<p><strong>Alonissos </strong>adasındaki dalgıçlar için M.Ö. beşinci yüzyıla ait bir <strong>amfora hazinesine </strong>sahip bir enkaz açıldı. Dalgıçlar, Ege adası Alonissos açıklarında tarihi öneme sahip gemi enkazını gezebilecekler.</p>



<p>Yunanistan, Batı Ege&#8217;deki Alonissos adasının açıklarında, &#8220;gemi enkazlarının <strong>Parthenon&#8217;u</strong>&#8221; olarak adlandırılan, M.Ö. beşinci yüzyıl amforalarının bir hazinesi olan <strong>ilk su altı müzesini </strong>açtı. Enkaz alanı 3 Ağustos &#8211; 2 Ekim tarihleri ​​arasında <strong>sertifikalı amatör </strong>dalgıçların turlarına açık olacak, dalış yapamayanlar ise ana Alonissos kasabasındaki bir bilgi merkezinde sanal gerçeklik turunu takip edebilecek.</p>



<p>Açılış törenine kültür bakanı <strong>Lina Mendoni</strong> ve diğer yetkililer katıldı. Gemi, MÖ <strong>425 </strong>civarında battığında binlerce amfora taşıyordu.</p>



<p>Alonissos belediye meclisi başkanı Maria Agalou, Skai TV&#8217;ye verdiği demeçte, &#8220;Bu enkaz Peristera adacığının kıyılarına yakın 21-28 metre <strong>derinlikte yatıyor </strong>ve 3.000 ila 4.000 amfora içeriyor&#8221; dedi.</p>



<p>İki kulplu vazo hazinesinin türünün en önemlilerinden biri olduğuna inanılıyor çünkü çoğu <strong>sağlam</strong>. 1985&#8217;te bir balıkçı tarafından bulundu.</p>



<p>Büyük ticaret gemisinin MÖ 425 civarında kötü hava koşulları nedeniyle battığına inanılıyor. Ephorate of Underwater Antiquities&#8217;in yöneticisi Pari Kalamara, Yunan yayın kuruluşu ERT&#8217;ye yaptığı açıklamada, Kuzey Yunanistan&#8217;daki Halkidiki ve Skopelos adasından binlerce amfora şarap taşıdığını söyledi.</p>



<p>Amforalar <strong>antik geminin </strong>şeklini ortaya çıkarıyor. Bu büyük bir gemi. Alonissos adasının bulunduğu Tesalya bölgesi valisi Kostas Agorastos, &#8220;İnsanlığa gemi enkazlarının Parthenon&#8217;unu sunuyoruz&#8221; dedi.</p>



<p>Yetkililer, daha fazla <strong>turist </strong>çekecek bir <strong>dalış parkı </strong>oluşturmak amacıyla bölgedeki dört eski gemi enkazını amatör dalgıçlara açmayı planlıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yunanistan-ilk-su-alti-muzesini-acti/">Yunanistan ilk su altı müzesini açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yunanistan-ilk-su-alti-muzesini-acti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzay Yolculuğu Hamileler İçin Değil</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uzay-yolculugu-hamileler-icin-degil/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uzay-yolculugu-hamileler-icin-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 18:46:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[fetüs]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[mikro]]></category>
		<category><![CDATA[organizma]]></category>
		<category><![CDATA[östrojen]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yerçekimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1392</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamile kadınlar ve onların fetüsleri hava yolculuğundan ciddi şekilde etkilenmez ancak aynı şey uzay yolculuğu için geçerli olmayabilir. Mikro yerçekiminde büyüyen zebra balığı embriyolarının kafatası kusurları geliştirdiği gösterilmiştir. Kanada, Halifax&#8217;taki Mount Saint Vincent Üniversitesi&#8217;nde bir gelişim biyoloğu olan Tamara Franz-Odendaal, değişikliklerin henüz organizmanın sağlığı için bir sorun olmayacağını söylüyor. Anormalliklerin, kraniyal kıkırdak ve kemiğe neden olan nöral krest [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzay-yolculugu-hamileler-icin-degil/">Uzay Yolculuğu Hamileler İçin Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/awsd.jpg" alt="" class="wp-image-1395" width="358" height="253" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/awsd.jpg 267w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/awsd-150x106.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/awsd-100x70.jpg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/awsd-200x140.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 358px) 100vw, 358px" /></figure></div>



<p>Hamile kadınlar ve onların <strong>fetüsleri </strong>hava yolculuğundan ciddi şekilde <strong>etkilenmez </strong>ancak aynı şey <strong>uzay yolculuğu</strong> için geçerli olmayabilir. <strong>Mikro </strong>yerçekiminde büyüyen <strong>zebra balığı embriyolarının</strong> kafatası kusurları geliştirdiği gösterilmiştir.</p>



<p>Kanada, Halifax&#8217;taki Mount Saint Vincent Üniversitesi&#8217;nde bir gelişim biyoloğu olan Tamara Franz-Odendaal, değişikliklerin henüz <strong>organizmanın </strong>sağlığı için bir sorun olmayacağını söylüyor. Anormalliklerin, <strong>kraniyal kıkırdak </strong>ve <strong>kemiğe </strong>neden olan <strong>nöral krest </strong>hücrelerindeki değişikliklerden kaynaklandığından şüpheleniyor. Birbirini izleyen nesiller ile bu etkiler artabilir, bu da uzun insan uzay yolculukları için pek de iyiye işaret değil.</p>



<p>Utah Salt Lake City&#8217;deki Society for Integrative Biology konferansında geçen hafta sunulan araştırma, üreme ve uzayın birbirine karışmadığına dair artan <strong>kanıtlara </strong>katkıda bulunuyor.</p>



<p>Uzayın <strong>ağırlıksızlığını </strong>taklit etmek için, Franz-Odendaal&#8217;ın yüksek lisans öğrencisi Sara Edsall, bir <strong>mikro yerçekimi</strong> ortamı yaratmak için içindeki nesneleri döndüren bir <strong>biyoreaktörün </strong>içine <strong>döllenmiş </strong>zebra balığı yumurtaları yerleştirdi. Yumurtaları döllenmeden 10 ila 14 saat sonra, kraniyal nöral krest hücrelerinin gelişimindeki önemli bir aşamaya denk gelmesi için <strong>döndürmeye </strong>başladı ve 12 ila 96 saat sonra onları durdurdu.</p>



<p>Balık yumurtadan çıktıktan sonra, <strong>Edsall </strong>kafatası kıkırdağını yarısına maviye boyadı. Daha sonra bunları, mikro yerçekiminde <strong>embriyo </strong>olarak zaman harcamamış balıklarla karşılaştırdı ve dallanma kemerlerinin solungaçları destekleyen ve insanlarda çene kısımlarına karşılık gelen kıkırdak parçaları <strong>değişmiş </strong>göründüğünü buldu. Bu sorunların yetişkinliğe kadar devam edip etmediğini görmek için Edsall, birkaç ay sonra balık grubunun ikinci yarısında boyamayı tekrarladı. Yetişkin balıklar da <strong>anormaldi</strong>: Örneğin kafatasının tabanındaki kemik bükülmüş.</p>



<p>2002 yılında, şu anda New Jersey , Piscataway&#8217;deki Robert Johnson Tıp Okulu&#8217;nda bulunan Stephen Moorman, mikro yerçekiminde gelişen zebra balığı yumurtalarında anormallikler buldu. Bu kez, döllenmeden 30 saat sonra bir biyoreaktörde döndürüldüler. Moorman, yumurtadan çıkan balığın vestibüler sistemlerinde dengeden sorumlu olan açıklar geliştirdiğini buldu. Balık sadece <strong>iki hafta sonra öldü</strong>.</p>



<p>Uzay görevlerine erişim sınırlıdır, bu nedenle biyoreaktörler, araştırmacıların burada Dünya üzerinde sahte uzay araştırması yapmalarına izin verir.&nbsp;Edsall, 2015 yılında zebra balığı deneyini uzayda gerçekleştirmeyi umuyor.</p>



<p>Bununla birlikte, biyoreaktörlerin kullanımı tartışmasız değildir. Dynamac Corporation&#8217;da <strong>NASA&#8217;ya </strong>yardım eden kıdemli bir bilim adamı olan Kenneth Souza, biyoreaktörlerin uzaydaki koşulları zayıf bir şekilde taklit ettiğini söylüyor ve 1995&#8217;te uzayda yetiştirilen <strong>medaka </strong>balığının hiçbir anormallik göstermediğini söylüyor. Edsall, 1995 çalışmasının onunki ile aynı ayrıntı düzeyine sahip olmadığını ve bu nedenle bir şeyleri gözden kaçırmış olabileceğini söylüyor.</p>



<p>Açıkça görünen şey, uzay yolculuğunun üremeyi etkilediğidir. Kansas City&#8217;deki Kansas Üniversitesi Tıp Merkezi&#8217;nde üreme biyoloğu olan Joseph Tash, geçen yıl NASA&#8217;nın STS-131 görevinde seyahat eden 16 dişi fareyi inceledi. Farelerin <strong>küçülmüş yumurtalıklarına</strong>, ölmekte olan yumurtalık <strong>foliküllerine </strong>ve aşağı <strong>regüle </strong>edilmiş <strong>östrojen genlerine</strong> sahip olduğunu buldu. Üreme sistemleri &#8220;<strong>kapandı</strong>&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzay-yolculugu-hamileler-icin-degil/">Uzay Yolculuğu Hamileler İçin Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uzay-yolculugu-hamileler-icin-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden herkes için işe yarayan sağlıklı beslenme diye bir şey yok</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/neden-herkes-icin-ise-yarayan-saglikli-beslenme-diye-bir-sey-yok/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/neden-herkes-icin-ise-yarayan-saglikli-beslenme-diye-bir-sey-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 22:11:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizim için iyi olan şey kişiden kişiye o kadar değişir ki evrensel olarak sağlıklı beslenme bir kurgudur. Bunun yerine beslenme bilimi, sağlıklı beslenme için yeni bir tarifin hemen arkasından geliyor. Yaklaşık on yıldır, King&#8217;s College London&#8217;dan genetikçi Tim Spector her gün aynı şeyi yedi: esmer ekmek üzerine ton balıklı ve mısırlı sandviç ve ardından bir muz . Mikroskobu kendi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/neden-herkes-icin-ise-yarayan-saglikli-beslenme-diye-bir-sey-yok/">Neden herkes için işe yarayan sağlıklı beslenme diye bir şey yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cvh.jpg" alt="" class="wp-image-1388" width="427" height="285" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cvh.jpg 744w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cvh-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cvh-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cvh-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cvh-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cvh-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 427px) 100vw, 427px" /></figure></div>



<p>Bizim için iyi olan şey kişiden kişiye o kadar <strong>değişir </strong>ki <strong>evrensel </strong>olarak sağlıklı beslenme bir <strong>kurgudur</strong>. Bunun yerine beslenme bilimi, sağlıklı beslenme için yeni bir tarifin hemen arkasından geliyor.</p>



<p>Yaklaşık on yıldır, King&#8217;s College London&#8217;dan genetikçi Tim Spector her gün aynı şeyi yedi: esmer ekmek üzerine ton balıklı ve mısırlı sandviç ve ardından bir muz . Mikroskobu kendi üzerine çevirene ve yiyebileceği en kötü şey olduğunu keşfedene kadar bunun <strong>sağlıklı </strong>bir <strong>seçim </strong>olduğunu <strong>düşündü</strong>. Her ikisi de <strong>diyabet </strong>, <strong>kalp hastalığı</strong> ve <strong>obezite </strong>için <strong>risk faktörleri</strong> olduğu bilinen öğle yemeği sonrası kan dolaşımında büyük şeker ve yağ dalgalanmaları yaşıyordu .<a href="https://www.newscientist.com/article-topic/diabetes/"></a><a href="https://www.newscientist.com/article-topic/heart-disease/"></a><a href="https://www.newscientist.com/article-topic/obesity/"></a></p>



<p>Ancak ton balıklı sandviçlerin Spector için kötü olması, herkes için kötü olduğu anlamına gelmez.&nbsp;Bundan çok uzak: Bazı insanlar için süper sağlıklılar.&nbsp;Aynı şey, dünya çapında uzun süredir kötü haber olarak kabul edilen dondurma ve beyaz ekmek gibi neredeyse tüm yiyecekler için de geçerlidir.</p>



<p>Spector ve diğerleri tarafından yapılan son araştırmalar, <strong>gıdaya verdiğimiz tepkinin </strong>oldukça <strong>kişisel </strong>olduğunu ve sonuç olarak herkes için işe yarayan sağlıklı beslenme diye bir şeyin olmadığını ortaya koydu. Aslında, insanlar yiyeceklere o kadar <strong>kendine özgü </strong>bir şekilde tepki verir ki, herkesin kişiselleştirilmiş bir <strong>beslenme planına </strong>ihtiyacı vardır. Şimdi kendisi ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri de dahil olmak üzere diğerleri, &#8220;<strong>hassas beslenme</strong>&#8221; olarak adlandırılan sağlıklı beslenme devriminde bu tür planları sunmaya çalışıyorlar.</p>



<p>Bulgular ayrıca, onlarca yıldır tek bedene uyan <strong>diyet </strong>tavsiyelerinin <strong>küresel obezite </strong>ve <strong>diyabet salgınını </strong>durduramadığını ve beslenme biliminin neden sürekli olarak en acil sorusuna doğrudan bir cevap veremediğini açıklayabilir : Sağlıklı olan nedir diyet? Diyetin sağlığın önemli bir belirleyicisi olduğu fikri &#8230;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/neden-herkes-icin-ise-yarayan-saglikli-beslenme-diye-bir-sey-yok/">Neden herkes için işe yarayan sağlıklı beslenme diye bir şey yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/neden-herkes-icin-ise-yarayan-saglikli-beslenme-diye-bir-sey-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayın sağlığımız üzerinde gerçekten tuhaf etkileri olabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ayin-sagligimiz-uzerinde-gercekten-tuhaf-etkileri-olabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ayin-sagligimiz-uzerinde-gercekten-tuhaf-etkileri-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 21:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ay etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[billim]]></category>
		<category><![CDATA[biyolog]]></category>
		<category><![CDATA[gelgitler]]></category>
		<category><![CDATA[kozmik]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlığımız üzerindeki herhangi bir ay etkisi, uzun zamandır bilim dışı olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak yeni kanıtlar, ayın uykumuz ve zihinsel sağlığımız üzerindeki ince etkilerini yeniden değerlendirme zamanının gelebileceği anlamına geliyor. Şubat 1954&#8217;te biyolog Frank Brown hiçbir anlam ifade etmeyen bir şey keşfetti. İstiridyelerin zaman tutup tutamayacağını araştırırken, kabuğunu günde yaklaşık iki kez yüksek gelgitte beslemek için açtıklarını [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayin-sagligimiz-uzerinde-gercekten-tuhaf-etkileri-olabilir/">Ayın sağlığımız üzerinde gerçekten tuhaf etkileri olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ff.jpg" alt="" class="wp-image-1380" width="426" height="282" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ff.jpg 609w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ff-600x398.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ff-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ff-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 426px) 100vw, 426px" /></figure></div>



<p>Sağlığımız üzerindeki herhangi bir <strong>ay etkisi</strong>, uzun zamandır <strong>bilim dışı</strong> olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak yeni kanıtlar, ayın <strong>uykumuz </strong>ve <strong>zihinsel sağlığımız</strong> üzerindeki ince etkilerini yeniden değerlendirme zamanının gelebileceği anlamına geliyor.</p>



<p>Şubat 1954&#8217;te <strong>biyolog </strong>Frank Brown hiçbir anlam ifade etmeyen bir şey <strong>keşfetti</strong>. <strong>İstiridyelerin </strong>zaman tutup tutamayacağını araştırırken, kabuğunu günde yaklaşık iki kez yüksek <strong>gelgitte </strong>beslemek için açtıklarını keşfetti. Brown, sadece çevrelerindeki değişikliklere <strong>tepki </strong>vermediklerini, denizden uzaklaşsa bile <strong>ritmi </strong>sürdüreceklerini tahmin ediyordu. Bunu öğrenmek için, New Haven, Connecticut açıklarındaki okyanustan yüzlerce kilometre içerideki Illinois, Evanston&#8217;daki Northwestern Üniversitesi&#8217;ne bir yığın istiridye gönderdi.</p>



<p>Brown, kabuklu deniz hayvanlarını kapalı bir karanlık odada, sıcaklık, basınç, su akımları ve ışık değişimlerinden korunmuş halde tuttu. İlk başta, istiridyeler ritimlerini korudular ve her gün New Haven gelgitleriyle zamanında besleniyorlardı. Sonra garip bir şey oldu beslenme süreleri 3 saat geride kalana kadar <strong>kademeli </strong>olarak değişti. Brown, ayın yerel durumuna uyum sağladıklarını anlayana kadar şaşırmıştı: Evanston, <strong>deniz kenarındaysa</strong>, yüksek gelgit yaşayacağı zamanlarda besleniyorlardı. Hiçbir çevresel ipucu olmamasına rağmen, bu kabuklu deniz ürünleri bir şekilde <strong>ay döngülerini izliyor</strong> gibiydi.</p>



<p>Brown, <strong>istiridyelerin</strong>, <strong>insanların </strong>ve tüm <strong>yaşam formlarının</strong>, metabolizmadan üremeye kadar biyolojik süreçleri koordine etmek için hem ay hem de güneş hareketlerini sürekli olarak algılayarak ince <strong>kozmik </strong>ipuçlarına bağlı olduğuna ikna oldu. Ancak fikirleri akranlarına tuhaf geldi. Brown&#8217;un sonuçları unutuldu ve ay etkileri kavramı <strong>sahte bilim</strong> olarak <strong>reddedildi</strong>. Şimdi, bir dizi alandan artan kanıtlar, haklı olabileceğini gösteriyor. Belki de, daha bariz dünyevi ritimlerimizin altında saklıyız.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayin-sagligimiz-uzerinde-gercekten-tuhaf-etkileri-olabilir/">Ayın sağlığımız üzerinde gerçekten tuhaf etkileri olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ayin-sagligimiz-uzerinde-gercekten-tuhaf-etkileri-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken Yaşta Kalp Krizi! Bunu Engelleyebilirsin</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/erken-yasta-kalp-krizi-bunu-engelleyebilirsin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/erken-yasta-kalp-krizi-bunu-engelleyebilirsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 21:20:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kardiovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1371</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ergenlik döneminde depresyon veya anksiyete, orta yaşta kalp krizi geçirme olasılığının% 20 daha yüksek olmasıyla bağlantılı. İsveç&#8217;teki Örebro Üniversitesi&#8217;nden çalışmanın yazarı Dr. Cecilia Bergh, ebeveynlere bir uyarıda şunları söyledi: &#8220;Tetikte olun ve normal ergenlik endişesinin ötesinde stres, depresyon veya endişe belirtileri arayın: ısrarcı görünüyorsa yardım isteyin. Çocukluk ve ergenlik döneminde sağlıklı bir yaşam tarzı mümkün [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/erken-yasta-kalp-krizi-bunu-engelleyebilirsin/">Erken Yaşta Kalp Krizi! Bunu Engelleyebilirsin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/slxcnj.png" alt="" class="wp-image-1374" width="427" height="224" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/slxcnj.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/slxcnj-150x79.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/slxcnj-300x158.png 300w" sizes="auto, (max-width: 427px) 100vw, 427px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Ergenlik döneminde</strong> <strong>depresyon </strong>veya <strong>anksiyete</strong>, orta yaşta <strong>kalp krizi </strong>geçirme olasılığının% 20 daha yüksek olmasıyla bağlantılı.</p>



<p>İsveç&#8217;teki Örebro Üniversitesi&#8217;nden çalışmanın yazarı Dr. Cecilia Bergh, ebeveynlere bir <strong>uyarıda </strong>şunları söyledi: &#8220;Tetikte olun ve normal ergenlik endişesinin ötesinde <strong>stres</strong>, <strong>depresyon </strong>veya <strong>endişe </strong>belirtileri arayın: ısrarcı görünüyorsa yardım isteyin. Çocukluk ve ergenlik döneminde <strong>sağlıklı </strong>bir <strong>yaşam </strong>tarzı mümkün olduğu kadar <strong>erken teşvik </strong>edilirse, yetişkinliğe kadar devam etmesi ve uzun vadeli sağlığı iyileştirmesi daha olasıdır. &#8220;</p>



<p>Gençlerde zihinsel iyilik halinin azaldığına dair göstergeler var. Bu çalışma, ergenlik döneminde (18 veya 19 yaş) depresyon gibi durumların yetişkinlikte daha yüksek <strong>kardiyovasküler</strong> hastalık riski ile ilişkili olup olmadığını araştırdı. Araştırmacılar ayrıca <strong>stres direncinin </strong>(günlük yaşamda stresle başa çıkma yeteneği) herhangi bir ilişkiyi açıklamaya yardımcı olma olasılığını da incelediler.</p>



<p>Çalışma, geç ergenlikte (zorunlu askerlik hizmetinin değerlendirilmesinin bir parçası olarak) kapsamlı muayenelere tabi tutulan ve daha sonra orta yaşta (58 yaşına kadar) takip edilen 1952-1956 yılları arasında doğan <strong>238.013 </strong>erkeği içeriyordu. 18 veya 19 yaşındaki değerlendirmeler, doktorlar ve psikologlar tarafından yapılan <strong>tıbbi</strong>, <strong>psikiyatrik </strong>ve <strong>fiziksel </strong>muayeneleri içeriyordu.</p>



<p>Stres dayanıklılığı, bir psikologla yapılan bir görüşme ve bir anket ile ölçüldü ve ailevi, tıbbi, sosyal, davranışsal ve kişilik özelliklerine dayandırıldı.</p>



<p>Zorunlu askerlik sırasında toplam 34.503 erkeğe psikotik olmayan bir ruhsal bozukluk (depresyon veya anksiyete gibi) teşhisi kondu. <strong>Kardiyovasküler </strong>hastalık takibi, hastanenin tıbbi kayıtlarından yapıldı.</p>



<p>Çalışma, ergenlik çağındaki bir zihinsel bozukluğun, orta yaşta <strong>miyokard enfarktüsü </strong>(kalp krizi) geçirme riski ile ilişkili olduğunu buldu. Ergenlikte akıl hastalığı olmayan erkeklere kıyasla, miyokard enfarktüsü riski, ergenlik döneminde kan basıncı, vücut kitle indeksi, genel sağlık ve ebeveyn sosyoekonomik gibi diğer özellikler göz önünde bulundurulsa bile, tanı alan erkeklerde% 20 daha yüksekti.</p>



<p><strong>Akıl hastalığı </strong>ile <strong>kalp krizi </strong>arasındaki ilişki kısmen zihinsel hastalığı olan gençlerde daha <strong>zayıf stres </strong>direnci ve daha düşük fiziksel <strong>uyum </strong>ile açıklandı. Dr. Bergh, &#8220;Ergenliğe fiziksel olarak uygun olan erkeklerin, stres direnci düşükse, sonraki yıllarda formda kalma olasılıklarının daha düşük olduğunu zaten biliyorduk&#8221; dedi. &#8220;Önceki araştırmamız, düşük stres direncinin aynı zamanda daha yüksek sigara içme, alkol tüketimi ve diğer uyuşturucu kullanım <strong>riskleriyle </strong>işaret edilen <strong>bağımlılık </strong>davranışına yönelik daha büyük bir eğilimle birleştiğini göstermiştir.&#8221;</p>



<p>Dr. Bergh şunları söyledi: &#8220;Ergenlikte daha iyi zindelik, özellikle insanlar yaşlandıkça formda kalırlarsa, daha sonraki kalp hastalıklarına karşı korunmaya yardımcı olabilir. Fiziksel aktivite ayrıca stresin bazı olumsuz sonuçlarını hafifletebilir. Bu, tüm ergenler için geçerlidir, ancak Daha zayıf olanlar, egzersizi teşvik etmek ve stresle başa çıkmak için stratejiler geliştirmek için ek <strong>destekten </strong>yararlanabilirler. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/erken-yasta-kalp-krizi-bunu-engelleyebilirsin/">Erken Yaşta Kalp Krizi! Bunu Engelleyebilirsin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/erken-yasta-kalp-krizi-bunu-engelleyebilirsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Midede Uçuşan Kelebeklere Dikkat! Aşk Hasta Edebilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/midede-ucusan-kelebeklere-dikkat-ask-hasta-edebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/midede-ucusan-kelebeklere-dikkat-ask-hasta-edebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 20:24:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akut]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk hormonu]]></category>
		<category><![CDATA[inhibe]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[oksitosin]]></category>
		<category><![CDATA[sinirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, aşk hormonu olarak bilinen oksitosinin, stresin şişkinlik, rahatsızlık, mide bulantısı ve ishal gibi sindirimin bozulmasında önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Stres, gastrointestinal fonksiyonları bozar ve mide boşalmasında gecikmeye neden olur. Mide boşalmasındaki bu gecikme şişkinlik, rahatsızlık ve mide bulantısına neden olur ve ishale neden olan kolon geçişini hızlandırır. Bir anti-stres hormonu olan oksitosin, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/midede-ucusan-kelebeklere-dikkat-ask-hasta-edebilir/">Midede Uçuşan Kelebeklere Dikkat! Aşk Hasta Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-1024x567.jpg" alt="" class="wp-image-1368" width="464" height="257" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-1024x567.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-600x332.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-768x425.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-300x166.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-696x385.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg-758x420.jpg 758w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zxdfcg.jpg 1033w" sizes="auto, (max-width: 464px) 100vw, 464px" /></figure></div>



<p id="first">Yeni bir araştırma, <strong>aşk hormonu</strong> olarak bilinen <strong>oksitosinin</strong>, stresin şişkinlik, rahatsızlık, mide bulantısı ve ishal gibi sindirimin <strong>bozulmasında </strong>önemli bir rol oynadığını gösteriyor.</p>



<p>Stres, <strong>gastrointestinal </strong>fonksiyonları bozar ve mide boşalmasında gecikmeye neden olur. Mide boşalmasındaki bu gecikme şişkinlik, rahatsızlık ve mide bulantısına neden olur ve ishale neden olan kolon geçişini hızlandırır.</p>



<p>Bir <strong>anti-stres</strong> hormonu olan oksitosin, beyindeki stresin etkilerine karşı koyan <strong>hipotalamustan </strong>salınır. Uzun bir süre oksitosinin etkilerinin, kana salınması nedeniyle meydana geldiğine inanılıyordu ve beyin içindeki <strong>sinirler </strong>üzerinde <strong>gastrointestinal </strong>fonksiyonları düzenleyen sadece küçük etkilerle karşılaşıldı.</p>



<p>Çalışma, hipotalamustan salınan oksitosinin etki ettiği <strong>nöronları </strong>ve <strong>sinirleri </strong>(nöro devreler) <strong>manipüle </strong>etmek için yeni yollar kullandı ve mide boşalmasının strese tepkisi üzerindeki etkileri ölçtü. Önceki varsayımların aksine, bu oksitosin devrelerinin midenin strese <strong>tepkisinde </strong>önemli bir rol oynadığını gösterdiler.</p>



<p>Bu oksitosin devrelerinin <strong>aktivasyonu</strong>, midenin kas kasılmalarını (<strong>motilitesini</strong>) artırarak normal olarak strese yanıt olarak ortaya çıkan mide boşalmasındaki gecikmeyi tersine çevirirken, bu nöro devrelerin <strong>inhibisyonu </strong>strese adaptasyonu önledi.</p>



<p>Yazarlar, farklı stres türleri için bir sıçan modeli kullandılar akut stres, strese uygun adaptasyon ve strese uygun olmayan adaptasyon. Yazarlar, oksitosin sinirlerini ve nöro devrelerini kontrol eden <strong>nöronları</strong>, midede <strong>aktive </strong>edilmelerine veya <strong>inhibe </strong>edilmelerine ve midede kas aktivitesinin ölçülmesine ve ayrıca mide boşalmasına (yiyeceğin mideden çıkma süresi) izin veren yeni <strong>virüslerle enfekte </strong>etti.</p>



<p>Araştırmacılar, bu <strong>oksitosin </strong>sinir devrelerinin, stres yüklerine mide tepkisinde önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Gerçekte, bunların aktivasyonu, strese <strong>akut </strong>veya <strong>kronik </strong>tepkilerin ardından gözlenen gecikmiş mide boşalmasını tersine çevirdi, böylece hem mide <strong>tonusu </strong>hem de <strong>hareketliliği </strong>arttırdı. Tersine, bu nöro devrelerin inhibisyonu strese adaptasyonu önledi, böylece mide boşalmasını geciktirdi ve mide tonusunu azalttı. </p>



<p>Bu veriler, oksitosinin doğrudan stres tepkisine dahil olan sinir yollarını etkilediğini ve <strong>stresörlere </strong>mide tepkisinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir.</p>



<p>Strese uygun şekilde yanıt verme yeteneği, normal <strong>fizyoloji </strong>işlevleri için önemlidir. Strese verilen uygunsuz tepkiler veya strese uyum sağlayamama, gecikmiş mide boşalması ve hızlandırılmış kolon geçişi dahil olmak üzere birçok gastrointestinal bozukluğun semptomlarını <strong>tetikler </strong>ve <strong>kötüleştirir</strong>.</p>



<p>Strese karşı bozulmuş mide tepkilerinin daha <strong>etkili tedavileri </strong>için hedefleri belirlemek için, öncelikle stresin midenin işlevlerini normal olarak nasıl etkilediğini anlamak önemlidir. Çalışmaları, oksitosinin stres sırasında bu sinirleri ve devreleri kontrol etmede oynadığı rol hakkında yeni bilgiler sağladı ve ilaç geliştirme için yeni hedefler belirleyebilir.</p>



<p>Çalışma hakkında yorum yapan Alberto Travagli şunları söyledi:</p>



<p>&#8220;Kadınlar, anksiyete ve depresyon gibi stres ve stresle ilişkili <strong>patolojilere </strong>karşı daha savunmasızdır ve gastrointestinal bozukluklarda daha yüksek bir <strong>prevalans </strong>bildirmektedir. Önceki çalışmalarımız <strong>vagal </strong>sinir devrelerinin kadınlara kıyasla erkeklerde farklı şekilde organize edildiğini göstermiştir. Şimdi bir seriyi sonlandırıyoruz. Stresli kadınlarda oksitosinin mide fonksiyonlarını modüle ettiği rolü ve mekanizmaları araştıran çalışmaların bu, mide bağırsak bozukluğu olan kadınlara rahatlama sağlamak için hedefe yönelik <strong>tedavilerin geliştirilmesine </strong>yardımcı olacaktır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/midede-ucusan-kelebeklere-dikkat-ask-hasta-edebilir/">Midede Uçuşan Kelebeklere Dikkat! Aşk Hasta Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/midede-ucusan-kelebeklere-dikkat-ask-hasta-edebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Etnik Kökenler İlaçlara Farklı Yanıtlar Vermenize Neden Olabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/etnik-kokenler-ilaclara-farkli-yanitlar-vermenize-neden-olabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/etnik-kokenler-ilaclara-farkli-yanitlar-vermenize-neden-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 20:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[etnik]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[köken]]></category>
		<category><![CDATA[RNA]]></category>
		<category><![CDATA[soy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Philadelphia Çocuk Hastanesi&#8217;nden (CHOP) araştırmacılar, Afrikalı Amerikalılar ve Avrupa kökenli insanlar arasında dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) nedenlerinde, farklı etnik gruplardan hastaların nasıl önemli bir rol oynayabileceğini göstermiştir. Önceki çalışmalar, genomun yapısal varyantlarının DEHB&#8217;de önemli bir rol oynadığını ileri sürmüştür. Bununla birlikte, bu çalışmalar esas olarak belirli proteinleri kodlayan kodlama bölgelerine DNA veya RNA bölgelerine odaklandı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/etnik-kokenler-ilaclara-farkli-yanitlar-vermenize-neden-olabilir/">Etnik Kökenler İlaçlara Farklı Yanıtlar Vermenize Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/m9-1.gif" alt="" class="wp-image-1364" width="427" height="289"/></figure></div>



<p id="first">Philadelphia Çocuk Hastanesi&#8217;nden (CHOP) araştırmacılar, Afrikalı Amerikalılar ve Avrupa kökenli insanlar arasında <strong>dikkat eksikliği</strong> <strong>hiperaktivite</strong> <strong>bozukluğunun </strong>(DEHB) nedenlerinde, <strong>farklı etnik gruplardan</strong> hastaların nasıl önemli bir rol oynayabileceğini göstermiştir.</p>



<p>Önceki çalışmalar, <strong>genomun yapısal varyantlarının </strong>DEHB&#8217;de önemli bir rol oynadığını ileri sürmüştür. Bununla birlikte, bu çalışmalar esas olarak belirli proteinleri kodlayan kodlama bölgelerine <strong>DNA </strong>veya <strong>RNA </strong>bölgelerine odaklandı ayrıca öncelikle <strong>Avrupa kökenli </strong>insanlarda gerçekleştirildi.</p>



<p>Çalışmalara dahil edilen, genomları Avrupa soyundan temelde daha karmaşık olan çok sayıda Afrikalı Amerikalı birey göz önüne alındığında, genomun <strong>kodlayan </strong>ve <strong>kodlamayan </strong>bölgelerini Afrikalı Amerikalılarınkilerle karşılaştırıp karşılaştırmayacağı görmek istendi. Avrupa <strong>soyları</strong>, gelecekteki araştırma çabaları için <strong>odak alanlarını</strong> belirlemeye yardımcı olabilir. &#8220;</p>



<p>CAG ekibi ve işbirlikçileri, DEHB teşhisi konmuş 205 hasta ve 670 DEHB olmayan kontrol dahil olmak üzere 875 katılımcıda tam <strong>genom sekans </strong>verilerini üretti. Afrikalı Amerikalılar 205 DEHB hastasının 116&#8217;sını ve DEHB olmayan kontrollerin 408&#8217;ini temsil ediyordu.</p>



<p>Araştırmacılar, önceki çalışmalarda tanımlanan DEHB ile ilişkili birkaç <strong>yapısal varyantı</strong> ve <strong>hedef genleri</strong> doğrulamanın yanı sıra, DEHB&#8217;li hastalarda 40 <strong>yeni yapısal varyant keşfetti</strong>. <strong>Nöronal </strong>beyin fonksiyonunda yer alan kodlamayan yolların bölgesinde bir dizi yapısal varyant belirlediler ve <strong>spesifik </strong>DEHB <strong>fenotiplerinde </strong>gen <strong>ekspresyonu </strong>da dahil olmak üzere DEHB&#8217;nin gelişimi ile oldukça ilgili.</p>



<p><strong>Afro-Amerikan</strong> ve <strong>Avrupa soyları </strong>arasında tek <strong>nükleotid </strong>varyantlarından etkilenen genlerde çok az örtüşme (yaklaşık% 6) vardı. Bu farklılıklar özellikle kodlamayan yapısal varyantlarda belirgindi. Bu varyantlar, hastaların DEHB için ilaçlara nasıl yanıt verdiğini de etkileyebilir.</p>



<p>Hakonarson, &#8220;Bütün genom dizilimi, DEHB&#8217;nin arkasındaki <strong>moleküler </strong>mekanizmaları incelemek için değerli bir keşif aracı gibi görünüyor&#8221; dedi. &#8220;Ek olarak, genomun kodlamayan bölgelerinin araştırılmasıyla birlikte Afrikalı Amerikalıların dahil edilmesi, hem DEHB&#8217;ye duyarlılığı hem de hastaların <strong>terapötik </strong>müdahaleye nasıl farklı tepki verdiklerini etkileyebilecekleri için daha fazla çalışmayı garanti eden birkaç yapısal varyant belirledi.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/etnik-kokenler-ilaclara-farkli-yanitlar-vermenize-neden-olabilir/">Etnik Kökenler İlaçlara Farklı Yanıtlar Vermenize Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/etnik-kokenler-ilaclara-farkli-yanitlar-vermenize-neden-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kelime Dağarcığınız Duygularınızın Sağlığınızla İlgili Yansımasıdır</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kelime-dagarciginiz-duygularinizin-sagliginizla-ilgili-yansimasidir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kelime-dagarciginiz-duygularinizin-sagliginizla-ilgili-yansimasidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 19:50:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[negatif]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nden bilim insanı tarafından yönetilen bir analize göre, kişinin duygularını tanımlamak için kullandığı sözcükler zihinsel, fiziksel sağlığın ve genel refahın bir göstergesidir. Daha büyük bir olumsuz duygu sözlüğü veya benzer duyguları tanımlamanın farklı yolları daha fazla psikolojik sıkıntı ve daha kötü fiziksel sağlıkla ilişkiliyken, daha geniş bir pozitif duygu sözlüğü daha iyi bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kelime-dagarciginiz-duygularinizin-sagliginizla-ilgili-yansimasidir/">Kelime Dağarcığınız Duygularınızın Sağlığınızla İlgili Yansımasıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nccv.jpg" alt="" class="wp-image-1355" width="395" height="395" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nccv.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nccv-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nccv-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nccv-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 395px) 100vw, 395px" /></figure></div>



<p id="first">Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nden bilim insanı tarafından yönetilen bir analize göre, kişinin duygularını tanımlamak için kullandığı sözcükler <strong>zihinsel</strong>, <strong>fiziksel sağlığın </strong>ve <strong>genel refahın</strong> bir göstergesidir. Daha büyük bir olumsuz duygu sözlüğü veya benzer duyguları tanımlamanın farklı yolları daha fazla <strong>psikolojik </strong>sıkıntı ve daha kötü <strong>fiziksel </strong>sağlıkla ilişkiliyken, daha geniş bir <strong>pozitif duygu sözlüğü</strong> daha iyi bir <strong>iyilik </strong>hali ve fiziksel sağlıkla ilişkilidir.</p>



<p>Pitt Psikiyatri Bölümü&#8217;nde doktora sonrası araştırmacı olan baş yazar Vera Vine, &#8220;Dilimiz, daha rahat olduğumuz duygu durumları konusundaki uzmanlığımızı gösteriyor gibi görünüyor&#8221; dedi. &#8220;Bir duyguyu kaç farklı şekilde adlandırabileceğimiz ile bu duyguyu ne <strong>sıklıkla </strong>ve <strong>olasılıkla deneyimleyeceğimiz </strong>arasında bir <strong>uyum </strong>var gibi görünüyor.&#8221;</p>



<p>Duygu sözcük dağarcığının derinlemesine yaşanmış deneyimlerle nasıl örtüştüğünü incelemek için Vine ve ekibi, <strong>35.000</strong>&#8216;den fazla kişi tarafından yazılan <strong>halka açık blogları </strong>ve 1.567 üniversite öğrencisinin bilinç akışı denemelerini analiz etti. Öğrenciler ayrıca deney sırasında periyodik olarak <strong>ruh hallerini </strong>bildirdiler.</p>



<p>Genel olarak, daha geniş çeşitlilikte olumsuz duygu kelimeleri kullanan kişiler, daha düşük refahla ilişkili <strong>dilsel belirteçler </strong>gösterme eğilimindeydiler <strong>hastalığa </strong>ve <strong>yalnız </strong>olmaya <strong>göndermeler </strong>gibi ve daha fazla <strong>depresyon</strong>, <strong>nevrotiklik </strong>ve daha kötü fiziksel sağlık bildirdiler.</p>



<p>Tersine, çeşitli olumlu duygu sözcükleri kullananlar, boş zaman aktivitelerine, başarılara ve bir grubun parçası olmaya atıfta bulunma gibi <strong>dilsel refah belirteçleri </strong>gösterme eğilimindeydiler ve genel olarak daha yüksek <strong>vicdanlılık</strong>, <strong>dışa dönüklük</strong>, <strong>uyumluluk </strong>oranları, sağlık daha düşük depresyon ve nevrotiklik oranları bildiriler.</p>



<p>Bu bulgular, bir bireyin <strong>kelime dağarcığının</strong> duygusal deneyimlere karşılık gelebileceğini öne sürüyor, ancak duygu sözcük dağarcığının duygusal deneyimler oluşturmada <strong>yararlı </strong>mı yoksa <strong>zararlı </strong>mı olduğu konusunda konuşmuyor.</p>



<p>Vine, &#8220;Şu anda insanların duygusal kelime dağarcığını <strong>genişletme </strong>ve olumsuz duyguları tam olarak nasıl <strong>ifade </strong>edeceğini öğretme konusunda çok fazla heyecan var&#8221; dedi. &#8220;Olumsuz duygulardan bahsederken sık sık &#8216;<strong>evcilleştirmek </strong>için <strong>adlandırın</strong>&#8216; ifadesini duysak da, umarım bu makale klinik uygulama için duygu etiketleme müdahaleleri geliştiren klinik araştırmacılara aşırı etiketlemeyi <strong>teşvik </strong>etmenin <strong>potansiyel </strong>tuzaklarını araştırmaları için ilham verebilir.</p>



<p><strong>Bilinç akışı egzersizi</strong> sırasında, Vine ve meslektaşları <strong>üzüntü </strong>için daha fazla isim kullanan öğrencilerin deney boyunca daha fazla üzüldüğünü keşfetti; <strong>korku </strong>için daha fazla isim kullanan insanlar daha çok endişelendi; ve <strong>öfke </strong>için daha çok isim kullanan insanlar daha da sinirlendi.</p>



<p>Austin&#8217;deki Texas Üniversitesi&#8217;nde psikoloji profesörü olan James W. Pennebaker, &#8220;Daha üzücü yaşam deneyimleri yaşamış insanların, çevrelerindeki dünyaları tanımlamak için daha zengin olumsuz duygu sözcük dağarcığı geliştirmiş olmaları muhtemeldir. Günlük yaşamda, bu aynı insanlar incelikli duyguları daha kolay olumsuz olarak etiketleyebilir ve bu da nihai olarak ruh hallerini etkileyebilir.&#8221; dedi.</p>



<p><strong>Duygu </strong>kelime hesaplamasına yardımcı olmak için bu araştırmacılar tarafından geliştirilen özel bir açık kaynaklı <strong>yazılıma </strong>&#8220;<strong>Vocabulate</strong>&#8221; denir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kelime-dagarciginiz-duygularinizin-sagliginizla-ilgili-yansimasidir/">Kelime Dağarcığınız Duygularınızın Sağlığınızla İlgili Yansımasıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kelime-dagarciginiz-duygularinizin-sagliginizla-ilgili-yansimasidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günün Stresinden Sonra Önceliği Uykuya Vermeli!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gunun-stresinden-sonra-onceligi-uykuya-vermeli/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gunun-stresinden-sonra-onceligi-uykuya-vermeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 19:22:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1346</guid>

					<description><![CDATA[<p>UBC&#8217;nin yeni araştırması, kısa bir uykudan sonra insanların ertesi gün stresli olaylara daha duygusal tepki verdiklerini ve iyi şeylerde o kadar sevinç bulamadıklarını ortaya koyuyor. Sağlık psikoloğu Nancy Sin liderliğindeki çalışma, uykunun günlük yaşamdaki hem stresli hem de olumlu olaylara tepkimizi nasıl etkilediğini inceliyor. Nancy Sin, &#8220;İnsanlar sarılmak veya doğada vakit geçirmek gibi olumlu bir şey [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gunun-stresinden-sonra-onceligi-uykuya-vermeli/">Günün Stresinden Sonra Önceliği Uykuya Vermeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfg.jpg" alt="" class="wp-image-1349" width="-99" height="-49" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfg.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfg-600x300.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfg-150x75.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfg-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure></div>



<p id="first">UBC&#8217;nin yeni araştırması, kısa bir uykudan sonra insanların ertesi gün <strong>stresli </strong>olaylara daha <strong>duygusal </strong>tepki verdiklerini ve iyi şeylerde o kadar <strong>sevinç </strong>bulamadıklarını ortaya koyuyor. <strong>Sağlık psikoloğu </strong>Nancy Sin liderliğindeki çalışma, uykunun günlük yaşamdaki hem stresli hem de olumlu olaylara tepkimizi nasıl <strong>etkilediğini </strong>inceliyor.</p>



<p>Nancy Sin, &#8220;İnsanlar sarılmak veya doğada vakit geçirmek gibi olumlu bir şey yaşadıklarında, genellikle o gün kendilerini daha mutlu hissederler. Ancak, bir kişi normal miktarından daha az uyuduğunda, olumlu olaylarından gelen olumlu duygularda pek bir artışa sahip olmadığını gördük.&#8221; diyor.</p>



<p>İnsanlar ayrıca günlük yaşamlarında tartışmalar, sosyal gerilimler, iş ve aile stresi ve ayrımcılığa uğramak gibi bir dizi stresli olaylar yaşıyorlar. İnsanlar normalden daha az uyuduklarında, bu stresli olaylara daha fazla olumlu duygu kaybıyla karşılık veriyorlar. Bunun sağlık açısından önemli etkileri var: Sin ve diğerleri tarafından yapılan önceki araştırmalar, stres karşısında olumlu duyguları sürdürememenin insanları <strong>iltihaplanma </strong>ve hatta daha <strong>erken ölüm riskinin attığını</strong> gösteriyor.</p>



<p>Sin, yaklaşık <strong>2.000 </strong>kişiden oluşan bir ABD örnekleminden alınan günlük verilerini kullanarak uyku süresini ve insanların ertesi gün olumsuz ve olumlu durumlara nasıl tepki verdiğini analiz etti. Katılımcılar, sekiz gün boyunca günlük telefon görüşmelerinde deneyimlerini ve bir önceki gece geçirdikleri uyku miktarını bildirdiler.</p>



<p>Sin, &#8220;İyi bir gece uykusu için önerilen kılavuz en az <strong>yedi </strong>saattir, ancak üç yetişkinden biri bu standardı karşılamıyor&#8221; diyor. &#8220;Çok sayıda araştırma, yetersiz uykunun zihinsel bozukluklar, kronik sağlık koşulları ve erken ölüm riskini artırdığını göstermiştir. Çalışmam, bu kanıta, uyku süresinde geceden geceye küçük dalgalanmaların bile sonuçları olabileceğini göstererek ekliyor. insanların günlük yaşamlarındaki olaylara nasıl tepki verdiklerini gösteriyor.&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Kronik </strong>sağlık sorunları <strong>kalp </strong>hastalığı, <strong>diyabet </strong>ve <strong>kanser </strong>gibi rahatsızlıklar yaşlandıkça yetişkinler arasında yaygındır. Geçmiş araştırmalar, sağlık koşullarına sahip kişilerin, muhtemelen <strong>fizyolojik </strong>stres sistemlerinin <strong>yıpranması </strong>nedeniyle stresli durumlarla karşı karşıya kaldıklarında daha <strong>reaktif </strong>olduklarını göstermektedir.</p>



<p>Sin, &#8220;Kronik sağlık sorunları olan yetişkinlerin uykudan sağlıklı yetişkinlere göre daha fazla fayda sağlayıp sağlayamayacaklarıyla da ilgileniyorduk&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;Kronik sağlık sorunları olanlar için, kişinin normal uyku süresine kıyasla daha uzun uykunun ertesi gün olumlu deneyimlere daha iyi yanıt vermesine yol açtığını gördük.&#8221;</p>



<p>Sin, <strong>uykuyu </strong>bir <strong>öncelik </strong>haline getirerek, insanların daha iyi bir <strong>yaşam kalitesine </strong>sahip olabileceklerini ve <strong>uzun vadeli </strong>sağlıklarını <strong>koruyabileceklerini </strong>umuyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gunun-stresinden-sonra-onceligi-uykuya-vermeli/">Günün Stresinden Sonra Önceliği Uykuya Vermeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gunun-stresinden-sonra-onceligi-uykuya-vermeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maskeni Tak Sosyal Mesafeyi Koru!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/maskeni-tak-sosyal-mesafeyi-koru/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/maskeni-tak-sosyal-mesafeyi-koru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 18:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<category><![CDATA[n95]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1342</guid>

					<description><![CDATA[<p>California Üniversitesi, Davis&#8217;teki araştırmacılar tarafından yapılan cerrahi ve N95 maskelerin laboratuar testleri, solunum, konuşma ve öksürme sırasında yayılan aerosol haline getirilmiş partikül miktarını azalttığını gösteriyor. Bununla birlikte, ev yapımı kumaş yüz kaplamalarının testleri, kumaşın kendisinin havaya büyük miktarda lif saldığını ve yıkamanın öneminin altını çizdiğini göstermektedir. COVID-19 salgını devam ederken, koronavirüsün yayılmasını azaltmak için temas, izolasyon, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/maskeni-tak-sosyal-mesafeyi-koru/">Maskeni Tak Sosyal Mesafeyi Koru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/csgxzh.jpg" alt="" class="wp-image-1343" width="384" height="234" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/csgxzh.jpg 706w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/csgxzh-600x366.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/csgxzh-150x92.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/csgxzh-300x183.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/csgxzh-696x425.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/csgxzh-688x420.jpg 688w" sizes="auto, (max-width: 384px) 100vw, 384px" /></figure></div>



<p id="first">California Üniversitesi, Davis&#8217;teki araştırmacılar tarafından yapılan <strong>cerrahi </strong>ve <strong>N95 maskelerin </strong>laboratuar testleri, solunum, konuşma ve öksürme sırasında yayılan <strong>aerosol </strong>haline getirilmiş partikül miktarını azalttığını gösteriyor. Bununla birlikte, ev yapımı kumaş yüz kaplamalarının testleri, kumaşın kendisinin havaya büyük miktarda <strong>lif saldığını</strong> ve yıkamanın öneminin altını çizdiğini göstermektedir.</p>



<p><strong>COVID-19</strong> salgını devam ederken, koronavirüsün yayılmasını <strong>azaltmak </strong>için <strong>temas</strong>, <strong>izolasyon</strong>, <strong>el yıkama</strong> ve <strong>sosyal mesafenin</strong> yanı sıra maskelerin ve diğer yüz örtülerinin kullanımı da önemli bir araç olarak ortaya çıktı. CDC ve Dünya Sağlık Örgütü, yüz kaplamalarının kullanımını onaylamaktadır ve Kaliforniya eyaleti de dahil olmak üzere birçok eyalet ve yerel hükümetlerde <strong>maskeler veya yüz kaplamaları</strong> zorunludur.</p>



<p>Yüz örtüleri takmanın amacı, COVID-19 ile <strong>enfekte </strong>olan ancak belirtisiz kişilerin <strong>virüsü </strong>başkalarına <strong>bulaştırmasını</strong> önlemektir. Ancak kanıtlar, yüz kaplamalarının genellikle <strong>havadaki parçacıkların </strong>yayılmasını <strong>azalttığını </strong>gösterse de, mesafeye dikkat edimezse sıkıntıya durum girebilir.</p>



<p>UC Davis Kimya Mühendisliği Bölümü&#8217;nde Profesör William Ristenpart ile çalışan bir yüksek lisans öğrencisi olan Sima Asadi ve New York Mount Sinai&#8217;deki UC Davis ve Icahn Tıp Fakültesi&#8217;ndeki meslektaşları, maske takan gönüllülerden parçacık akışını ölçmek için deneyler düzenledi. Nefes alma, konuşma, öksürme ve sakız çiğniyormuş gibi çenelerini hareket ettirme gibi &#8220;<strong>ekspiratuar aktivitele</strong>r&#8221; gerçekleştirdiler.</p>



<p>Asadi ve Ristenpart daha önce insanların konuşma sırasında nasıl küçük parçacıklar veya aerosoller yaydığını incelemişlerdi. Bu parçacıklar, havada kayda değer bir mesafe boyunca <strong>yüzebilecek </strong>kadar <strong>küçüktür</strong>, ancak grip veya koronavirüs gibi virüsleri <strong>taşıyacak</strong> kadar <strong>büyüktür</strong>. İnsanların bir kısmının ortalamadan çok daha fazla parçacık veren &#8220;<strong>süper emitörler</strong>&#8221; olduğunu bulmuşlardır.</p>



<p>10 gönüllü, <strong>laminer </strong>akış kabinindeki bir huninin önüne oturdu. Huni, yüzlerinin önünden, solunan parçacıkların boyutunu ve sayısını ölçen bir cihaza hava çekiyordu. CDC yönergelerine göre maskesiz, tıbbi sınıf cerrahi maske, iki tür N95 maskesi (havalandırmalı veya deliksiz), ev yapımı kağıt maske veya pamuklu bir tişörtden yapılmış ev yapımı tek veya iki katmanlı kumaş maske takmışlardı.</p>



<p>Testler yalnızca dışa doğru <strong>bulaşmayı </strong>ölçüyordu maskelerin enfekte bir kişinin virüs taşıyabilecek parçacıklar vermesini engelleyip engellemeyeceğini.</p>



<p>Maskesiz konuşmak (bir metni okumak), basit solumadan yaklaşık 10 kat daha fazla parçacık yayıyordu. Zorla öksürük değişken miktarda <strong>partikül </strong>üretti. Çalışmadaki gönüllülerden biri, öksürürken sürekli olarak diğerlerinden yaklaşık <strong>100 </strong>kat daha fazla parçacık üreten bir süper göndericiydi.</p>



<p>Tüm test senaryolarında, <strong>cerrahi </strong>ve <strong>N95 </strong>maskeler, maske takmamaya kıyasla partiküllerin yüzde <strong>90&#8217;ını bloke</strong> etti. Yüz kaplamaları ayrıca süper yayıcıdan gelen havadaki parçacıkları da azalttı.</p>



<p>Ev yapımı pamuklu maskeler aslında maske takmamaktan <strong>daha fazla parçacık üretti</strong>. Bunlar kumaştan salınan küçük <strong>lifler </strong>gibi görünüyordu. Pamuklu maskeler partikülleri ürettikleri için, solunan partikülleri de bloke edip etmediklerini söylemek zor. En azından daha büyük parçacıkların sayısını azaltmış görünüyorlardı.</p>



<p>Ristenpart, sonuçların maskelerin ve yüz kaplamalarının havadaki partiküllerin yayılmasını azaltmada etkili olduğunu ve ayrıca düzenli olarak bez maskelerin yıkanmasının önemini doğruladığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/maskeni-tak-sosyal-mesafeyi-koru/">Maskeni Tak Sosyal Mesafeyi Koru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/maskeni-tak-sosyal-mesafeyi-koru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enerji Depolamak Yerine Enerji Yakan Hücreler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/enerji-depolamak-yerine-enerji-yakan-hucreler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/enerji-depolamak-yerine-enerji-yakan-hucreler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 18:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[glikoz]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezite, bu yıl dünya çapında Covid-19 koronavirüsünden daha fazla insanı öldürecek olan tip 2 diyabet ve ilgili kronik hastalıkların ana nedenidir. Joslin Diyabet Merkezi&#8217;ndeki bilim adamları, bu tehlikeli duruma karşı yeni bir hücre temelli tedavi için bir kavram kanıtı sundular. Joslin&#8217;in Kıdemli Araştırmacısı Yu-Hua Tseng, obezite için potansiyel terapinin, ısı üreten kahverengi yağ hücrelerine benzer hale [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/enerji-depolamak-yerine-enerji-yakan-hucreler/">Enerji Depolamak Yerine Enerji Yakan Hücreler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-1.jpg" alt="" class="wp-image-1339" width="377" height="219" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-1.jpg 294w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-1-150x87.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 377px) 100vw, 377px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Obezite</strong>, bu yıl dünya çapında <strong>Covid-19</strong> koronavirüsünden daha fazla insanı öldürecek olan <strong>tip 2 diyabet</strong> ve ilgili <strong>kronik </strong>hastalıkların ana nedenidir. Joslin Diyabet Merkezi&#8217;ndeki bilim adamları, bu tehlikeli duruma karşı yeni bir hücre temelli tedavi için bir <strong>kavram kanıtı </strong>sundular.</p>



<p>Joslin&#8217;in Kıdemli Araştırmacısı Yu-Hua Tseng, obezite için <strong>potansiyel</strong> terapinin, ısı üreten <strong>kahverengi yağ hücrelerine</strong> benzer hale gelmek için genetik olarak <strong>modifiye </strong>edilmiş insan <strong>beyaz yağ hücreleri</strong> olan HUMBLE (insan kahverengi benzeri) yağ hücrelerini <strong>nakledeceğini </strong>söylüyor.</p>



<p>Tseng, kahverengi yağ hücrelerinin beyaz yağ hücrelerinin yaptığı gibi <strong>enerji depolamak</strong> yerine <strong>enerji yaktığını</strong> söylüyor. Bu süreçte, kahverengi yağ, şeker gibi <strong>metabolik </strong>hastalıklarla bağlantılı kandaki aşırı <strong>glikoz </strong>ve <strong>lipit </strong>seviyelerini düşürebilir.</p>



<p>Bununla birlikte, aşırı kilolu veya <strong>obez </strong>insanlar, <strong>HUMBLE </strong>hücrelerinin üstesinden gelmek için tasarlanmış bir engel olan bu yararlı kahverengi yağdan daha azına sahip olma eğilimindedir.</p>



<p>O ve meslektaşları, hücreleri insan beyaz yağ hücrelerinden bir <strong>progenitör </strong>aşamasında yarattılar (henüz nihai yağ formlarına tam olarak gelişmemişler). Araştırmacılar, beyaz yağ hücresi progenitörlerinin kahverengi yağ benzeri hücrelere dönüşmesini tetikleyen <strong>UCP1 </strong>adlı bir <strong>genin </strong>ifadesini artırmak için<strong> CRISPR-Cas9 genom düzenleme sisteminin</strong> bir varyantını kullandılar.</p>



<p>Bağışıklık sistemi olmayan farelere nakledilen HUMBLE progenitör hücrelerinin, farelerin kendi kahverengi yağ hücrelerine çok benzeyen hücrelere dönüştüğünü görülüyor.</p>



<p>Ekibi, bu hücrelerin nakillerini, yüksek <strong>yağlı </strong>diyet uygulanan farelerdeki orijinal beyaz yağ hücreleriyle karşılaştırdı. HUMBLE nakilleri verilen fareler, <strong>insüline </strong>çok daha fazla duyarlılık ve kandaki glikozu temizleme yeteneği (tip 2 diyabette bozulmuş iki anahtar faktör) gösterdi.</p>



<p>Ek olarak, HUMBLE transplantları alan fareler, <strong>transplante </strong>edilmiş beyaz yağ hücrelerine sahip farelerden daha az kilo aldılar ve kahverengi yağ hücreleri alan hayvanlarla aynı aralıkta kaldılar.</p>



<p>Belki de şaşırtıcı bir şekilde, Joslin bilim adamları, bu faydaların çoğunlukla nakledilen hücrelerden farelerde <strong>endojen </strong>(mevcut) kahverengi yağ hücrelerine gelen sinyallerden kaynaklandığını gösterdi. Tseng, &#8220;Farklı dokulardaki hücreler birbirleriyle <strong>iletişim </strong>kuruyor&#8221; diyor. &#8220;Bu durumda, nakledilen HUMBLE hücrelerimizin, kırmızı kan hücreleri tarafından endojen kahverengi hücrelere taşınan ve bu hücreleri aktive eden <strong>nitrik oksit</strong> adlı bir <strong>molekül salgıladığını</strong> gördük.&#8221;</p>



<p>Tseng, HUMBLE tekniğinin klinik öncesi araştırmalarda kanıtlanmaya devam etmesi halinde, bireysel hastalar için bu tür bir hücre üretmenin sonunda mümkün olabileceğini öne sürüyor. Böyle bir prosedür, bir hastanın beyaz yağ hücrelerinin küçük bir miktarını çıkarır, <strong>progenitör hücreleri izole</strong> eder, UCP1 <strong>ekspresyonunu </strong>artırmak için bu hücreleri değiştirir ve sonra ortaya çıkan HUMBLE hücrelerini hastaya geri verir.</p>



<p>Bununla birlikte, bu bireyselleştirilmiş yaklaşım karmaşık ve pahalı olacağından, Tseng laboratuvarı klinik kullanım için daha pratik olabilecek iki alternatif yol izliyor.</p>



<p>Birinci alternatif, kişiselleştirilmemiş, bunun yerine hücreleri bir hastanın bağışıklık sistemi tarafından reddedilmekten koruyan <strong>biyomateryaller </strong>yoluyla <strong>kapsüllenmiş </strong>hücreler kullanmaktır. (Joslin araştırmacıları ve işbirlikçileri, tip 1 diyabet için hücre nakilleri için bu tür materyalleri uzun süredir inceledi.) Diğer seçenek, vücuttaki beyaz yağ progenitör hücrelerinde UCP1 genini doğrudan eksprese eden gen terapileridir, böylece bu hücreler HUMBLE benzeri özellikler kazanır. .</p>



<p>Tseng, bu araştırmanın Covid-19 <strong>salgınına </strong>rağmen ilerlediğini vurguluyor ve bu da diyabetli kişileri <strong>enfekte </strong>olduklarında ciddi sonuçlara yakalanma riskini çok daha yüksek bir seviyeye getiriyor.</p>



<p>&#8220;Obezite veya tip 2 diyabeti tedavi etmek için hücre temelli veya gen tedavilerini kullanmak eskiden bilim kurguydu&#8221; diyor. &#8220;Artık <strong>CRISPR </strong>gen düzenleme teknolojileri gibi bilimsel gelişmeler, obezite ve diyabet hastalarının <strong>metabolizmasını, vücut ağırlığını</strong>, <strong>yaşam kalitesini ve genel sağlığını </strong>iyileştirmemize yardımcı olacak.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/enerji-depolamak-yerine-enerji-yakan-hucreler/">Enerji Depolamak Yerine Enerji Yakan Hücreler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/enerji-depolamak-yerine-enerji-yakan-hucreler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendi Ölümünüzü Düşünmek</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kendi-olumunuzu-dusunmek/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kendi-olumunuzu-dusunmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 14:29:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı insanların çocukları var. Bazıları hayırsever bağışlar yapıyor. Bazıları anı yazar. Kaçınılmaz ölümümüz üzerine kafa yormak bize koltuktan kalkmamız ve en önemli gördüğümüz şekilde dünyada izimizi bırakmamız için bize ilham vermenin bir yolunu sunar. Şimdi, gezegeni kurtarmak bu listeye eklenebilir. Zaman, kendi ölümlülüğümüz üzerinde durmanın bizi nasıl yeşile çevirdiğine dair felsefe yapar: Gazetede bir ölüm hakkında okumak veya bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kendi-olumunuzu-dusunmek/">Kendi Ölümünüzü Düşünmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sedrftg.jpg" alt="" class="wp-image-1332" width="429" height="205" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sedrftg.jpg 702w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sedrftg-600x287.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sedrftg-150x72.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sedrftg-300x144.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sedrftg-696x333.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 429px) 100vw, 429px" /></figure></div>



<p>Bazı insanların çocukları var. Bazıları hayırsever bağışlar yapıyor. Bazıları anı yazar. Kaçınılmaz ölümümüz üzerine kafa yormak bize koltuktan kalkmamız ve en önemli gördüğümüz şekilde dünyada<strong> izimizi bırakmamız</strong> için bize ilham vermenin bir yolunu sunar. Şimdi, <strong>gezegeni kurtarmak </strong>bu listeye eklenebilir.</p>



<p>Zaman, kendi <strong>ölümlülüğümüz </strong>üzerinde durmanın bizi nasıl yeşile çevirdiğine dair felsefe yapar: Gazetede bir ölüm hakkında okumak veya bir cenazenin önünden geçmek gibi ölümle ilgili anlık sosyal ipuçları, yaşamda bir amaç duygusu kazanma ve yaşayacak bir etki yaratma dürtüsüne katkıda ulunan &#8220;<strong>miras nedenini</strong>&#8221; harekete geçirir. </p>



<p>Ölümden sonra miras sahibi günümüzdeki bireyler tarafından anında tüketilmektense, kaynakların kullanımının önündeki içsel engellerin ötesine kaynakları <strong>gelecek için </strong>bırakacak şekilde bakmamızı sağlar.</p>



<p>Başka bir deyişle <strong>ölüm</strong>, yakın şimdiki zamanla meşguliyetimizi geçersiz kılar ve bakış açımızı dar kişisel çıkarların çok ötesini içerecek şekilde genişletir. Sürdürülebilir kaynak kullanımı daha az <strong>CO2 </strong>yaymak, gelecek nesiller için yağmur ormanlarını korumak, geri dönüşüm çoğu zaman bize değil gelecek nesillere <strong>fayda </strong>sağlayacak kararlar alma konusundaki isteksizliğimiz tarafından engelleniyor. Araştırmacılar, insanların kendi ölümleri ile sunulduğunda gezegen için fedakarlık yapmaya daha istekli olup olmayacaklarını test etmeye karar verdiler.</p>



<p>Bir ABD üniversitesindeki 54 yüksek lisans öğrencisine okumaları için iki makale sundular: Biri, bir <strong>ölümle </strong>sonuçlanan bir uçak fren arızası <strong>kazasını </strong>anlatıyor, diğeri ise bir <strong>Rus matematikçi </strong>hakkında tarafsız bir hikaye. Daha sonra, bireylerin şu anda <strong>yoksul </strong>topluluklara hizmet eden bir kuruluşa bağışta bulunacaklarını belirttikleri para miktarı açısından mevcut hayrı ve hayır kurumlarına <strong>bağışlayacakları </strong>miktar açısından gelecekteki yararını ölçtüler. </p>



<p><strong>Çılgın </strong>kaza hakkındaki makaleyi okuyan katılımcıların, geleceğe yönelik hayır kurumlarına şimdiki zamandan çok daha fazla para vereceklerini buldular. Her bir katılımcının bir <strong>enerji </strong>şirketinin başkan yardımcısı olarak hareket etmesini sağladıkları ikinci bir test gerçekleştirdiler. Varsayımsal şirket yeni, ucuz, verimli bir enerji kaynağı edindiğinde, katılımcılar bugün enerjinin ne kadarını tüketeceklerine ve başka bir alıcıya ne kadar vereceklerine karar vermek zorunda kaldı. İlk deneyde olduğu gibi aynı <strong>ölüm </strong>hazırlığına maruz bırakıldılar. </p>



<p>Araştırmacılar, <strong>ölümlülük </strong>düşüncelerine maruz kalanların enerjilerini gelecekte <strong>fayda </strong>sağlayacak bir organizasyona tahsis etme olasılıklarının daha yüksek olduğunu bir kez daha buldular ve bu <strong>yardımseverliğin</strong>, bireylerin <strong>varsayımsal </strong>gelecekle olan bağlantı duygusuyla önemli ölçüde ilişkili göründüğünü fark ettiler.</p>



<p>Araştırmacılar, gerçek dünyadaki bireyleri çevrecilik yolunu seçmeye teşvik etmenin bir yolu olarak <strong>ölüm tehdidi</strong> bulgularını nasıl kullanabilecekleri konusunda hala kafa karıştırıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kendi-olumunuzu-dusunmek/">Kendi Ölümünüzü Düşünmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kendi-olumunuzu-dusunmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvanlar Dünyayı Nasıl Algılıyor?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hayvanlar-dunyayi-nasil-algiliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hayvanlar-dunyayi-nasil-algiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 13:03:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[böcekler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fotoresöptörler]]></category>
		<category><![CDATA[konihücresi]]></category>
		<category><![CDATA[memeliler]]></category>
		<category><![CDATA[renkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın bir kuş, köpek veya böcek açısından nasıl göründüğünü hiç merak ettiniz mi? Royal Society&#8217;nin Londra&#8217;daki Yaz Sergisi&#8217;nden bilim adamları, hayvanların dünyayı nasıl algıladığını ve buna karşılık hayvanların neden böyle göründüğünü gösterdi. Kuşlar bizden çok daha fazla renk görebilir çünkü gözlerinde bizden ziyade fotoreseptör olarak bilinen dört tür koni hücresi vardır. Kuşlar, tavus kuşunun kuyruğundaki &#8216;göz&#8216; işaretleri gibi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayvanlar-dunyayi-nasil-algiliyor/">Hayvanlar Dünyayı Nasıl Algılıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yghjn.jpg" alt="" class="wp-image-1323" width="412" height="305" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yghjn.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yghjn-150x111.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yghjn-300x223.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yghjn-485x360.jpg 485w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yghjn-566x420.jpg 566w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yghjn-80x60.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 412px) 100vw, 412px" /></figure></div>



<p><strong>Dünyanın </strong>bir kuş, köpek veya böcek açısından nasıl göründüğünü hiç merak ettiniz mi? Royal Society&#8217;nin Londra&#8217;daki Yaz Sergisi&#8217;nden bilim adamları, hayvanların dünyayı nasıl algıladığını ve buna karşılık hayvanların neden böyle göründüğünü gösterdi.</p>



<p>Kuşlar bizden çok daha fazla renk görebilir çünkü gözlerinde bizden ziyade <strong>fotoreseptör </strong>olarak bilinen dört tür <strong>koni hücresi </strong>vardır. Kuşlar, tavus kuşunun kuyruğundaki &#8216;<strong>göz</strong>&#8216; işaretleri gibi bazı tüy desenlerinin kontrastını artıran <strong>UV </strong>ışığını görebilir.</p>



<p>Buna karşılık birçok memelinin yalnızca iki tür <strong>konisi </strong>vardır ve bu <strong>kırmızı- yeşil</strong> renk körlüğü olan insanlara benzer bir renk <strong>algısı </strong>yaratır. Bir köpeğin &#8220;iki renkli&#8221; dünya görüşü, sahibinin bacaklarının bu görüntüsünde gösterilir. Dr Pike, köpekler gibi hayvanlar kokuya o kadar güveniyor ki görüşleri o kadar gelişmiş değil diyor.</p>



<p>Kuşlardan ve böceklerden farklı olarak memeliler, karmaşık iletişim ipuçları yerine çevrelerine <strong>uyum sağlamak</strong> için çoğunlukla <strong>renge </strong>güvenirler. Dr. Pike, bilim insanlarının bir bok böceğine uygulanan bu spektrofotometre gibi aletleri &#8220;rengi objektif olarak ölçme için kullandıklarını u yüzden gördüğümüzü düşündüğümüz şey tarafından yönlendirilmediklerini&#8221; açıklıyor.</p>



<p>Örneğin bok böcekleri, bilim adamlarının gizli bir <strong>iletişim kanalı </strong>olarak kullandıklarını düşündükleri <strong>dairesel polarize ışığı</strong> <strong>görebilen </strong>ve <strong>yansıtan yegane türlerden </strong>biridir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayvanlar-dunyayi-nasil-algiliyor/">Hayvanlar Dünyayı Nasıl Algılıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hayvanlar-dunyayi-nasil-algiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski Geometri Kitabında Bulunan &#8220;Amerika&#8221; yı İçeren İlk Haritalardan Biri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/eski-geometri-kitabinda-bulunan-amerika-yi-iceren-ilk-haritalardan-biri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/eski-geometri-kitabinda-bulunan-amerika-yi-iceren-ilk-haritalardan-biri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 22:57:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[geometri]]></category>
		<category><![CDATA[harita]]></category>
		<category><![CDATA[kıta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu 500 yıllık harita, yeni dünyayı ayrı bir kıta olarak gösteren ilk haritalardan biridir. Münih Üniversitesi Kütüphanesi&#8217;ndeki bir geometri kitabına gizlenen araştırmacılar, yeni dünyanın 500 yıllık bir haritasını ve &#8220;Amerika&#8221; adını ilk gösterenlerden birini buldular. Almanya&#8217;nın Der Spiegel raporları; Araştırmacılar, haritanın 1470-1522 yılları arasında yaşayan ve hazırladığı üç metrekarelik dünya haritasıyla ünlenen Waldseemüller tarafından oluşturulan daha küçük [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-geometri-kitabinda-bulunan-amerika-yi-iceren-ilk-haritalardan-biri/">Eski Geometri Kitabında Bulunan &#8220;Amerika&#8221; yı İçeren İlk Haritalardan Biri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ddfvb.jpg" alt="" class="wp-image-1317" width="433" height="359" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ddfvb.jpg 380w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ddfvb-150x124.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ddfvb-300x249.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 433px) 100vw, 433px" /></figure></div>



<p>Bu <strong>500 </strong>yıllık <strong>harita</strong>, yeni <strong>dünyayı </strong>ayrı bir <strong>kıta </strong>olarak gösteren ilk haritalardan biridir. Münih Üniversitesi Kütüphanesi&#8217;ndeki bir <strong>geometri </strong>kitabına gizlenen araştırmacılar, yeni dünyanın 500 yıllık bir haritasını ve &#8220;<strong>Amerika</strong>&#8221; adını ilk gösterenlerden birini buldular.</p>



<p><strong>Almanya&#8217;nın </strong>Der Spiegel raporları; Araştırmacılar, haritanın <strong>1470-1522</strong> yılları arasında yaşayan ve hazırladığı üç metrekarelik dünya haritasıyla ünlenen <strong>Waldseemüller </strong>tarafından oluşturulan daha küçük bir küresel harita olduğuna inanıyor. Bu çalışmaya genellikle Amerika&#8217;nın &#8220;<strong>doğum belgesi</strong>&#8221; denir.</p>



<p>Waldseemüller tarafından yapılan daha büyük ve biraz daha <strong>eski harita</strong>, yakın zamanda <strong>Kongre Kütüphanesi</strong> tarafından satın alındı. &#8220;Universalis cosmographia secunda Ptholemeiaditionem et Americi Vespucci aliorum que lustrationes&#8221; başlıklı bu harita, İtalyan kaşif Amgerigo Vespucci&#8217;nin onuruna Amerika olarak adlandırılan yeni dünyayı gösteren <strong>ilk harita</strong> oldu.</p>



<p>Der Spiegel&#8217;e göre; Üniversite kütüphanesinde eski kitaplar bölümü başkanı Sven Kuttner, DPA&#8217;ya haritanın bilinen önceki versiyonlardan <strong>farklı </strong>olduğunu söyledi. <strong>Kökenlerinin </strong>tam olarak belirlenmediğini, ancak muhtemelen 1507&#8217;deki ilk baskıdan bir süre sonra yapıldığını söyledi. <strong>Harita özenle oyulmuş ahşap bloklardan basılmıştı</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-geometri-kitabinda-bulunan-amerika-yi-iceren-ilk-haritalardan-biri/">Eski Geometri Kitabında Bulunan &#8220;Amerika&#8221; yı İçeren İlk Haritalardan Biri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/eski-geometri-kitabinda-bulunan-amerika-yi-iceren-ilk-haritalardan-biri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antidepresanlar Bizi Ne Kadar Etkiliyor?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/antidepresanlar-bizi-ne-kadar-etkiliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/antidepresanlar-bizi-ne-kadar-etkiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 21:33:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1302</guid>

					<description><![CDATA[<p>1990&#8216;larda ki gençlik büyüdü ve bugünkü gençler 30 yıl öncekilerden daha ağır ilaçlar kullanıyor. Fakat antidepresan veya dikkat eksikliği hiperaktivite ilaçlarını yıllarca almanın duygusal bedeli nedir? Özellikle de bir kişinin ergenlik döneminin en biçimlendirici aşamalarında? Ulusal sağlık istatistikleri merkezi, 12 ila 19 yaşındaki Amerikalıların %5&#8217;inin antidepresan kullandığını ve aynı yaş grubunun diğer %6&#8217;sının DEHB için ilaç [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/antidepresanlar-bizi-ne-kadar-etkiliyor/">Antidepresanlar Bizi Ne Kadar Etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg.jpg" alt="" class="wp-image-1310" width="-340" height="-188" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg-600x333.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg-768x426.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg-300x167.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg-696x385.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcg-757x420.jpg 757w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure></div>



<p><strong>1990</strong>&#8216;larda ki <strong>gençlik </strong>büyüdü ve bugünkü gençler 30 yıl öncekilerden daha <strong>ağır ilaçlar </strong>kullanıyor. Fakat <strong>antidepresan </strong>veya <strong>dikkat eksikliği</strong> <strong>hiperaktivite </strong>ilaçlarını yıllarca almanın <strong>duygusal </strong>bedeli nedir? Özellikle de bir kişinin ergenlik döneminin en biçimlendirici aşamalarında?</p>



<p><strong>Ulusal sağlık istatistikleri </strong>merkezi, 12 ila 19 yaşındaki Amerikalıların %5&#8217;inin antidepresan kullandığını ve aynı yaş grubunun diğer %6&#8217;sının DEHB için ilaç kullandığını söylüyor. Toplamda yaklaşık 4 milyon genç 18 ila 39 yaş arasındaki yetişkinlerin yaklaşık %6&#8217;sı bir <strong>antidepresan </strong>kullanıyor.</p>



<p>İlaçların çoğunun <strong>uzun vadede </strong>kullanıldığını, antidpresan kullanıcılarının yaklaşık yüzde <strong>62</strong>&#8216;sinin 2 yıldan fazla bir süredir ilaçlara bel bağladığını ve yüzde 14&#8217;ünün 10 yıldan fazla kullandığını ekliyor. Özellikle gençler için bu eğilim, kendi kendini tanımlama konusunda ciddi <strong>endişelere </strong>neden oluyor.</p>



<p>Bu ilaçları alan yetişkinler, genellikle hapların onları depresyonun gerçek <strong>benliklerini gizlemeden </strong>önce oldukları kişilere geri döndürdüğünü bildirmektedir. Ancak kimliği hala <strong>yapım aşamasında </strong>olan ergenler için tablo daha karmaşıktır. &#8220;<strong>Kendileri gibi</strong>&#8221; hissetmenin ne olduğu konusunda güvenilir bir anlayışa sahip olmayan gençlerin, <strong>uyuşturucunun gelişen kişilikleri </strong>üzerindeki etkilerini <strong>ölçmenin </strong>hiçbir yolu yoktur. </p>



<p>Sharpe ayrıca, ilaçların, onları alan insanların yaklaşık yarısında <strong>cinsel </strong>istek ve <strong>performans bozduğuna</strong> dikkat çekiyor. Ancak bunun <strong>gençleri </strong>ve <strong>gelişimlerini </strong>nasıl etkilediği tam olarak anlaşılamamıştır. Son olarak <strong>takıntılı kültürümüz </strong>ergenleri duygularının duygusal kökenini araştırmaktan ziyade problemlerini <strong>biyokimya </strong>ve <strong>fizyolojik dengesizlikler </strong>açısından düşünmeye ve karşılığında <strong>sentezlenmiş maddelerin </strong>yardımı olmadan yaşam sorunlarını yönetmenin yollarını bulmaya teşvik ediyor.</p>



<p>İlaçlar <strong>kültürümüzü </strong>doyururken, en temel duygularımızı hayatımızdaki stresli faktörlerle ilişkilendirme konusunda daha az yetenekli olabiliriz. Önemli olan nokta, kesin olarak bu ilaçların <strong>faydasız </strong>olması değil, sadece <strong>aşırı reçete </strong>edilmeleridir. Uyuşturucular, gerçekten <strong>mücadele </strong>eden birçok gence şüphesiz yardımcı olmaktadır. Ancak son 20 yılda gençlerde <strong>psikiyatrik </strong>ilaç kullanımının yaygınlaşması, ilaçların artık daha <strong>az şiddetli</strong> <strong>vakalarda </strong>reçete edildiği anlamına geliyor.</p>



<p>Aslında, bu ilaçların hızla <strong>yayıldığını</strong>, gençlik çağındaki bir <strong>akıl hastalığı</strong> salgınının kanıtı olarak değil, çocukların ve gençlerin yaşamlarında <strong>riski agresif </strong>bir şekilde yönetmeye yönelik daha geniş bir <strong>sosyal eğilimin parçası</strong> olarak görmek <strong>cazip </strong>geliyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/antidepresanlar-bizi-ne-kadar-etkiliyor/">Antidepresanlar Bizi Ne Kadar Etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/antidepresanlar-bizi-ne-kadar-etkiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şekerin Tadını Bilmemek ?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sekerin-tadini-bilmemek/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sekerin-tadini-bilmemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 20:23:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[glikoz]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1296</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şekersiz bir bebek yetiştirmeli misiniz? Bir anne bu radikal hareket için dava açıyor. Gilt Taste&#8217;den Melinda Wenner Moyer, bebeğini hayatının ilk iki yılında kek, şeker, kurabiye ve hatta tatlandırılmış elma püresinden uzak tutma kampanyasıyla ilgili bir hikayede bu radikal hareketin bilimsel kanıtını ortaya koyuyor. Moyer, şekeri arzulamaya hazır olduğumuzu kabul ediyor, ancak bazı araştırmalar bebeklerin doğmadan önce bile [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sekerin-tadini-bilmemek/">Şekerin Tadını Bilmemek ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qasdf.jpg" alt="" class="wp-image-1299" width="431" height="287" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qasdf.jpg 450w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qasdf-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/qasdf-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 431px) 100vw, 431px" /></figure></div>



<p><strong>Şekersiz </strong>bir bebek yetiştirmeli misiniz? Bir anne bu radikal hareket için <strong>dava </strong>açıyor. Gilt Taste&#8217;den Melinda Wenner Moyer, bebeğini hayatının ilk iki yılında kek, şeker, kurabiye ve hatta tatlandırılmış elma püresinden uzak tutma <strong>kampanyasıyla </strong>ilgili bir hikayede bu <strong>radikal </strong>hareketin <strong>bilimsel </strong>kanıtını ortaya koyuyor.</p>



<p>Moyer, şekeri <strong>arzulamaya </strong>hazır olduğumuzu kabul ediyor, ancak bazı araştırmalar bebeklerin doğmadan önce bile şekerin harika bir <strong>kombinasyon </strong>olmadığını gösterdi. Örneğin, fazla ya da az yiyen kadınların, daha sonra hayatlarının ilerleyen dönemlerinde <strong>obez </strong>olmaya devam eden çocukları yetiştirme olasılığı daha yüksektir. Ve daha fazla şekerle beslenen çocukların da daha tatlı yiyecekleri <strong>tercih ettiğine </strong>dair kanıtlar var.</p>



<p>Moyer&#8217;in şekersiz bebek yetiştirme kararının, hayatının sonraki dönemlerinde tercihlerinde bir <strong>fark yaratacağı </strong>konusunda herkes <strong>hemfikir </strong>değildir, ancak şekerin bir kişinin sağlığı üzerindeki birçok <strong>kötü </strong>etkisine kimse <strong>itiraz </strong>etmez.</p>



<p>&#8220;Her gün bir poşet M&amp;MS&#8217;nin tadını çıkarmakla <strong>60 </strong>yaşımdayken <strong>kalp krizi</strong> geçirmek ya da ikramları atlamak ve sağlıklı kalmak arasında bir seçim yapsaydım, muhtemelen isteksizce <strong>şeker </strong>almayı bırakırdım. Peki ya M%MS&#8217;den <strong>vazgeçmek </strong>büyük bir <strong>fedakarlık </strong>olmasaydı, çünkü zaten şekeri pek umursamadığımı düşünürsek? Bu alternatif evreni hayal etmek bile benim için zor. Nasıl mümkün olabilir? Ama denedim ve umuyorum ki <strong>20 </strong>yıl içinde oğlum bana şekersiz bir hayat hakkındaki herşeyi anlatabilir.&#8221; diyor Moyer.</p>



<p>Moyer&#8217;in de kabul ettiği gibi, deneyin başarılı olup olmadığını ya da <strong>Dean </strong>dondurma kamyonunun peşinde koşan <strong>başka bir</strong> <strong>çocuğu </strong>bulup bulamayacağını yalnızca <strong>zaman </strong>gösterecektir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sekerin-tadini-bilmemek/">Şekerin Tadını Bilmemek ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sekerin-tadini-bilmemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebekleri Leylekler Getirmiyor Belki Ama ABD&#8217;de Posta Yoluyla Göndermeniz Mümkün</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bebekleri-leylekler-getirmiyor-belki-ama-abdde-posta-yoluyla-gondermeniz-mumkun/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bebekleri-leylekler-getirmiyor-belki-ama-abdde-posta-yoluyla-gondermeniz-mumkun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 19:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[cent]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[posta]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1291</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD’de Çocukların Posta İle Gönderildiği İddiası vardı ve buna göre: 1910’lu yıllarda aileler çocuklarını posta yoluyla gönderebiliyordu. Özellikle, çocukların büyük anne ve baba gibi akrabalara gönderimi için bu yol tercih ediliyordu. Aileler, çocuklarının elbiselerine posta pulu ve gönderilecekleri adresi yapıştırmaktaydı. Posta idaresi çocukların gönderimi için 35 cent ücret almaktaydı. Posta yoluyla çocuk sevkiyatına dair haberlerin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bebekleri-leylekler-getirmiyor-belki-ama-abdde-posta-yoluyla-gondermeniz-mumkun/">Bebekleri Leylekler Getirmiyor Belki Ama ABD&#8217;de Posta Yoluyla Göndermeniz Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx.jpg" alt="" class="wp-image-1293" width="362" height="204" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sx-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 362px) 100vw, 362px" /></figure></div>



<p>ABD’de Çocukların Posta İle Gönderildiği İddiası vardı ve buna göre:</p>



<p><strong>1910</strong>’lu yıllarda aileler çocuklarını <strong>posta </strong>yoluyla <strong>gönderebiliyordu</strong>. Özellikle, çocukların büyük anne ve baba gibi akrabalara gönderimi için bu yol tercih ediliyordu. Aileler, çocuklarının elbiselerine <strong>posta pulu </strong>ve gönderilecekleri adresi yapıştırmaktaydı. Posta idaresi çocukların gönderimi için <strong>35 cent</strong> ücret almaktaydı. Posta yoluyla çocuk sevkiyatına dair haberlerin basına yansımasının ardından bu uygulama birkaç yıl sonra <strong>yasaklanmıştı</strong>.<a href="https://www.malumatfurus.org/?attachment_id=5906"></a></p>



<p>&#8220;1913 yılında çocukları posta ile göndermek yasaldı. Kıyafetlerine yapıştırılmış damgalarla çocuklar trenlerle varacakları yerlere <strong>mektup taşıyıcıları</strong> ile birlikte giderlerdi. Bir <strong>gazete</strong>, ebeveynlerin, kızlarını bir aile ziyareti için dedelerine <strong>postayla </strong>göndermelerinin elli üç kuruşa mal olduğunu bildirmişti. Ülke genelinde haberler ve fotoğraflar ortaya çıktıkça, çocukların posta yoluyla gönderilmesini yasa dışı kılan bir <strong>yasanın çıkarılması </strong>uzun sürmedi.&#8221;</p>



<p>Ancak, ABD’de 1910’lu yıllarda ailelerin çocuklarını posta yoluyla başka yerlere göndermesinin mümkün olduğu iddiası tam olarak <strong>doğru değildir</strong>. Çocuklar ve kendilerini taşıdığı iddia edilen fotoğraflar mizahi amaçla çekilen ve gerçeği yansıtmayan görüntülerdir. ABD’de posta yoluyla çocuk gönderimi yapılmasına izin veren bir kural ya da bu yönde düzenli ve sürekli bir uygulama olmamıştır. Ancak, ABD’de posta yoluyla çocuk gönderimi yapıldığına dair nadir de olsa birtakım örnekler bulunmaktadır.<strong> </strong></p>



<p>1913 yılında ABD Posta Ofisi (<strong>U.S.</strong> <strong>Post Office</strong>), normal posta dağıtımına kıyasla daha ağır gönderiler için Parcel Post adında bir uygulama <strong>yürürlüğe koymuştur</strong>. ABD Posta Ofisi’nin gönderi taşımaları ile ilgili daha kısıtlayıcı düzenlemeleri yürürlüğe koyması öncesinde <strong>Parcel Post</strong> hizmetlerinin bebek ve çocuk dahil olmak üzere alışılagelmişin dışında taşımalar yaptığı biliniyor.</p>



<p>Örneğin; New York Times’ın 26 Ocak 1913 tarihli “Baby Boy By Parcel Post.; Rural Carrier Safely Delivered 10 3/4-Pound Infant to Grandmother” başlıklı haberine göre 4,9 kg. ağırlığındaki bir erkek bebek, 15 cent karşılığında ve 50 ABD dolarlık sigorta bedeliyle 1 mil uzaklıktaki büyükannesinin evine Vernon Lytle adlı Parcel Post kuryesi tarafından teslim edilmiştir. New York Times’ın 4 Şubat 1914 tarihli “Live Baby By Parcel Post; Dead Man’s Ashes Sent by Same Accommodating Delivery Service” başlıklı haberi, bir bebeğin aralarında 23 mil bulunan büyükannesinin evinden halasının evine posta yoluyla taşındığını aktarıyor. New York Times’ın 17 Ocak 1913 tarihli “Wants Baby Sent By Mail; Pathetic Inquiry as to Parcel Post Worries Postmaster General” başlıklı haberi ise Georgia eyaletindeki bir bebeği evlat edinmek isteyen ailenin posta şefinden bebeğin Pennsylvania’ya taşınmasına ilişkin özel isteklerde bulunduklarını belirtiyor.</p>



<p>Ancak, bu tip birkaç taşımanın Postacılık Bakanı’nın (<strong>Postmaster General</strong>) kulağına gitmesinin ardından tamamen sonlandırıldığı ifade edilmektedir.</p>



<p>Ayrıca, normal tren bileti satın almak yerine daha ucuz olduğu için çocukların &#8220;<strong>posta</strong>&#8221; notuyla farklı tren vagonlarında taşındığına dair 1-2 vakanın yaşandığı ifade ediliyor.</p>



<p>Posta yoluyla bebek taşıması yapıldığı iddiasına mesnet oluşturacak şekilde paylaşılan yukarıdaki foto ise sanıldığı gibi değil. Paylaşılan bu fotoğrafa ilişkin notta fotoğrafın mizahi amaçla sahnelenmiş bir görüntü olduğu aktarılmaktadır. Yani, &#8220;çocukları taşıyan postacı&#8221; fotoğraflarının <strong>gerçekle ilgisi bulunmamaktadır</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bebekleri-leylekler-getirmiyor-belki-ama-abdde-posta-yoluyla-gondermeniz-mumkun/">Bebekleri Leylekler Getirmiyor Belki Ama ABD&#8217;de Posta Yoluyla Göndermeniz Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bebekleri-leylekler-getirmiyor-belki-ama-abdde-posta-yoluyla-gondermeniz-mumkun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spray-On Kolaylık Sağlıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/spray-on-kolaylik-sagliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/spray-on-kolaylik-sagliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 16:28:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[nesne]]></category>
		<category><![CDATA[sprey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyük nesnelerden bir şeyler inşa etme dövme, yontma, kesme, itme, oyma gibi. İhtiyacınız olmayan şeyleri kesmek yerine tam olarak ihtiyacınız olanı ortaya koymak. İnce metal filmleri basma fikri, buhar biriktirme adı verilen bir işlemle yıllardır elektronik endüstrisinin temel üretim tekniği olmuştur, ancak yeni araştırmalar üzerine püskürtülebilen veya basılabilen malzeme yelpazesini hızla genişletmektedir. Geleneksel teknikler tonlarca enerjiye ve çok özel [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/spray-on-kolaylik-sagliyor/">Spray-On Kolaylık Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcfzsx.jpg" alt="" class="wp-image-1287" width="340" height="354" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcfzsx.jpg 575w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcfzsx-150x157.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcfzsx-300x313.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcfzsx-403x420.jpg 403w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" /></figure></div>



<p>Büyük nesnelerden bir şeyler inşa etme dövme, yontma, kesme, itme, oyma gibi. İhtiyacınız olmayan şeyleri kesmek yerine tam olarak <strong>ihtiyacınız olanı ortaya koymak</strong>.</p>



<p>İnce metal filmleri basma fikri, buhar biriktirme adı verilen bir işlemle yıllardır <strong>elektronik endüstrisinin </strong>temel üretim tekniği olmuştur, ancak yeni araştırmalar üzerine püskürtülebilen veya basılabilen malzeme yelpazesini hızla genişletmektedir. Geleneksel teknikler <strong>tonlarca enerjiye</strong> ve çok özel koşullara ihtiyaç duyar, ancak yeni itme, bu gereksinimleri ve maliyetleri aşağı çekiyor ve bu süreçte bazı şaşırtıcı <strong>yeni malzemeler yaratıyor</strong>.</p>



<p>Örneğin, Stanford araştırmacıları tarafından geliştirilen bu sıvı bir mürekkep <strong>püskürtmeli </strong>yazıcıyla serilebilir ve ardından oldukça iletken bir <strong>jöleye </strong>dönüştürülebilir. Yaratıcıları, bunun &#8220;biyolojik sistemlerin <strong>teknolojik </strong>donanımla iletişim kurmasına izin vermek&#8221; için, yani <strong>siborglar </strong>oluşturmak için yararlı olabileceğini düşünüyor.</p>



<p>Enerjide, Teknoloji Review David Zax raporları yeni bir malzeme tarafından oluşturulan, Yeni Enerji Teknolojileri evler ve ofis binalarında kullanılmak üzere pencerelerine güneş ışınlarının yakalamak için bi teknoloji kullanıyor.</p>



<p>Ve tüm bu yeni bulunan elektriğin pencerelerinizden yuvarlanmasıyla ne yapmalı? Spreyli pillerde saklayın .</p>



<p><strong>İtme</strong>, yüksek teknoloji ürünü oyuncaklara da indirgenmiyor. Bilim adamları kısa süre önce meyvelerin <strong>bozulmasını önlemek </strong>için püskürtmeli organik bir kaplama geliştirdiler ve bazıları nakil <strong>ameliyatı </strong>için tedariki desteklemek için yedek organlar <strong>basmaya </strong>çalışıyor .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/spray-on-kolaylik-sagliyor/">Spray-On Kolaylık Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/spray-on-kolaylik-sagliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazlar Rüzgar Tünelindeki Yüksek İrtifa Sırlarını Ortaya Çıkarıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kazlar-ruzgar-tunelindeki-yuksek-irtifa-sirlarini-ortaya-cikariyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kazlar-ruzgar-tunelindeki-yuksek-irtifa-sirlarini-ortaya-cikariyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 16:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[kazlar]]></category>
		<category><![CDATA[test uçuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek irtifa]]></category>
		<category><![CDATA[zirve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir dahaki sefere Moğolistan veya Tacikistan&#8217;da kısa bir uçuşa çıktığınızda, pencereden dışarı bakın ve hava sahasını paylaşan, çubuk başlı kazlar görüp göremediğinize bakın. Kuşlar, Himalayalar gibi sinir bozucu engelleri ölçeklendirmek zorunda oldukları Orta ve Güney Asya arasındaki göç yollarında 20.000 feet&#8217;e kadar yükseliyor. İngiliz Kolombiya Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, aşırı kazların bu yüksekliklere nasıl ulaştığını anlamak için onları Everest [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kazlar-ruzgar-tunelindeki-yuksek-irtifa-sirlarini-ortaya-cikariyor/">Kazlar Rüzgar Tünelindeki Yüksek İrtifa Sırlarını Ortaya Çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uu.jpg" alt="" class="wp-image-1281" width="686" height="272" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uu.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uu-150x59.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uu-300x119.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 686px) 100vw, 686px" /></figure></div>



<p>Bir dahaki sefere <strong>Moğolistan veya Tacikistan&#8217;da </strong>kısa bir uçuşa çıktığınızda, pencereden dışarı bakın ve hava sahasını paylaşan, çubuk başlı kazlar görüp göremediğinize bakın. Kuşlar, Himalayalar gibi sinir bozucu <strong>engelleri ölçeklendirmek </strong>zorunda oldukları <strong>Orta ve Güney Asya</strong> arasındaki göç yollarında <strong>20.000 feet&#8217;e </strong>kadar yükseliyor. <strong>İngiliz Kolombiya Üniversitesi&#8217;nden</strong> araştırmacılar, aşırı kazların bu yüksekliklere nasıl ulaştığını anlamak için onları <strong>Everest Dağı&#8217;nın zirvesinde</strong> yaşanan sert atmosfer koşullarını simüle eden rüzgar tüneli test uçuşlarına bağladılar.</p>



<p>Bilim Adamları kuşların gizemini çözdü  BBC raporlarına göre: &#8220;<strong>Test Uçuşları</strong>&#8221; sırasında kuşlar, takmak üzere eğitildikleri maskeler takarlar, bu da onlara yüksek irtifayı simüle eden oksijen seviyelerini sağlar. <strong>Maskeler </strong>ayrıca kuşların soluduğu gazı toplayarak uçuş sırasında ne kadar değerli oksijen kullandıklarını ölçer. </p>



<p>Dr. Meir ve meslektaşları, kuşların ne kadar <strong>yükseğe </strong>uçabildiklerini anlamak için, kuşların deniz seviyesinden 6.000 m ve 9.000 m yüksekte alacağı <strong>oksijen </strong>ve <strong>nitrojen </strong>seviyelerini yeniden yarattı. Bu sırasıyla yaklaşık % 10 oksijen ve % 7 nitrojendir.</p>



<p>Rüzgar tüneli sonuçları analiz edilirken, araştırmacılar bu harika ağır çekim videoyu kaz meraklılarının üzerine gelmek için sağladılar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kazlar-ruzgar-tunelindeki-yuksek-irtifa-sirlarini-ortaya-cikariyor/">Kazlar Rüzgar Tünelindeki Yüksek İrtifa Sırlarını Ortaya Çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kazlar-ruzgar-tunelindeki-yuksek-irtifa-sirlarini-ortaya-cikariyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çatallar, Öğle Yemeği, Büyük İçecekler ve Fast Food Çok Uzaklarda Aramayın Yakın Dönemde Hayatımıza Girdiler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/catallar-ogle-yemegi-buyuk-icecekler-ve-fast-food-cok-uzaklarda-aramayin-yakin-donemde-hayatimiza-girdiler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/catallar-ogle-yemegi-buyuk-icecekler-ve-fast-food-cok-uzaklarda-aramayin-yakin-donemde-hayatimiza-girdiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 15:46:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[bıçak]]></category>
		<category><![CDATA[çatal]]></category>
		<category><![CDATA[fast food]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[öğle yemeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çatal kullanımı, öğle yemeğinin varlığı ve maalesef her fast food zincirinde bulunan her yerde bulunan süper boyutlu içeceklerin modern beslenme alışkanlıklarımızın bazılarının var olmadığı bir zamanın var olduğunu kim bilebilirdi . Modern batı yemeklerinde çatallar hafife alınır, ancak nispeten yakın zamanda böyle bir şey yoktu. Kaşık ve balta benzeri bıçaklarla idare ettik. Slate&#8217;den Sara Goldsmith şunları açıklıyor: Çatal [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/catallar-ogle-yemegi-buyuk-icecekler-ve-fast-food-cok-uzaklarda-aramayin-yakin-donemde-hayatimiza-girdiler/">Çatallar, Öğle Yemeği, Büyük İçecekler ve Fast Food Çok Uzaklarda Aramayın Yakın Dönemde Hayatımıza Girdiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjn.jpg" alt="" class="wp-image-1271" width="375" height="211" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjn.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjn-150x85.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjn-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 375px) 100vw, 375px" /></figure></div>



<p><strong>Çatal kullanımı</strong>, öğle yemeğinin varlığı ve maalesef her <strong>fast food</strong> zincirinde bulunan her yerde bulunan süper boyutlu içeceklerin modern beslenme alışkanlıklarımızın bazılarının var olmadığı bir zamanın var olduğunu kim bilebilirdi .</p>



<p>Modern batı yemeklerinde <strong>çatallar </strong>hafife alınır, ancak nispeten yakın zamanda böyle bir şey yoktu. <strong>Kaşık </strong>ve <strong>balta </strong>benzeri bıçaklarla idare ettik. Slate&#8217;den Sara Goldsmith şunları açıklıyor: <strong>Çatal masaya geç gelenlerden biridir.</strong> Çatalın şekli yemek kabından çok daha uzun süredir var.</p>



<p>Antik Yunanistan&#8217;da <strong>ölümlüler </strong>kaynayan kaplardan yiyecek çıkarmak için <strong>çatallı </strong>büyük aletlere sahip. Ancak çatalın Yunan sofrasında insanların kaşık bıçak ucu ve ellerini kullandıkları bir yeri yoktu.</p>



<p>Orta Çağ&#8217;da çatallar, ara sıra yavaş kavrulmuş süt <strong>domuzu </strong>darp etmek için kullanılıyordu, ancak kesinlikle günlük bir nesne değildi. Çoğu, bugün ızgarada bir bifteği çevirmek için kullandığımız şişler gibi iki uçluydu. Çatalın toplumda tutunması yıllar aldı ve o zaman bile büyük bir <strong>isteksizlikle benimsendi</strong>.</p>



<p>Çatal yer kazandığında bile, evrensel olarak kabul edilmedi. Ferdinand Braudel&#8217;in The Structure Of Everyday Life kitabında belirttiği gibi, 18. yy başlarında XIV Louis çocuklarının öğretmenlerinin kullanmaya teşvik ettiği çatallarla yemek yemelerini yasakladı. Ancak yüzyılın ortalarına gelindiğinde çatal kullanımı yeterince normal hale gelmişti ki yanlış bir şekilde çatal kullananlar için <strong>azarlamalar </strong>bile olmuştu.</p>



<p>19. yüzyılın başlarında, Fransızlar fikir değiştirdi. <strong>Burjuvazi </strong>çatalı benimsedi ve popüler hale getirdi. Çatal, 20. yy diğer birçok ev eşyası gibi <strong>günlük </strong>bir elyaf haline geldiğinde stilin hizmetine sunuldu.</p>



<p>1930&#8217;larda daracık İtalyan çatallar 1940&#8217;lardarenkli bakalit çatal ile mimari tasarımlı çatal 1950&#8217;lerde üç dişleri ve 1970&#8217;lerde beş dişleri olan 1980&#8217;lerde neon plastik çatal 1990&#8217;lara postmodern çatal ve 2000&#8217;ler bilim kurgu çatalları ve ilginç çatallar üretildi.</p>



<p>Artık yiyeceği ağzımıza alabildiğimize göre, <strong>yeme rejimlerimizi</strong> modernize etmenin zamanı gelmişti.  1850 civarında, kahvaltı ve akşam yemeği arasında rastgele aralıklarla öğle yemeğinden önce düzenli atıştırmalıklar gerçekleşti. Neredeyse beslenme çantası ikramiyesini vuruyorduk, ama tam olarak değil.</p>



<p>Son olarak yüzyılın başında öğle yemeği aşağı yukarı 12 ile 2 arasında gerçekleşmeye başladı. Sonunda öğle yemeği de sabah ve akşam gibi gerçek bir yemekti. Fast foodunun süper boyutlandırılması, 1955 ile bugün arasında neredeyse katlanarak arttı.</p>



<p>Jones Ana ilerlemeyi şöyle anlatıyor: <strong>MC Donald&#8217;s </strong>yöneticileri 1955&#8217;te <strong>Coca-Cola</strong> <strong>Company </strong>ile karlı iş ortaklığını ilk kez başlatıklarında, küçük düşünüyorlardı. Kelimenin am anlamıyla o zamanlar satın alınabilen içeceğin tek boyutu küçük bir fincandı. Ancak <strong>1994</strong>&#8216;te <strong>Amerika&#8217;nın </strong>klasik burger lokantası altı kat daha büyük bir çeşme içeceği sunuyordu.</p>



<p>Ve bu en kötüsü bile değil. 7-Eleven, Arco ve maalesef Midwestern zinciri Kum &amp; Go gibi bayilikler 85 onstan fazla içecek sundu. Bunu bir <strong>perspektifle </strong>ifade etmek gerekirse, bu normal bir insan <strong>midesinin </strong>kapasitesinin <strong>yaklaşık üç katıdır.</strong></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/catallar-ogle-yemegi-buyuk-icecekler-ve-fast-food-cok-uzaklarda-aramayin-yakin-donemde-hayatimiza-girdiler/">Çatallar, Öğle Yemeği, Büyük İçecekler ve Fast Food Çok Uzaklarda Aramayın Yakın Dönemde Hayatımıza Girdiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/catallar-ogle-yemegi-buyuk-icecekler-ve-fast-food-cok-uzaklarda-aramayin-yakin-donemde-hayatimiza-girdiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aç Bakteriler ve Bitkiler Çöplüğü Güzel Bir Parka Çeviriyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ac-bakteriler-ve-bitkiler-coplugu-guzel-bir-parka-ceviriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ac-bakteriler-ve-bitkiler-coplugu-guzel-bir-parka-ceviriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 14:30:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çöplük]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyal]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı aç bakteri ve bitkilerin yardımıyla Kolombiya&#8217;daki 150 fit yüksekliğindeki çöplük, halka açık bir parka dönüştürülüyor. Mikroplar ve yeşillikler kirlenmiş toprağı etkisiz hale getiriyor, ağır metalleri emiyor ve kimyasallarla ziyafet çekiyor. Wired&#8217;dan Olivia Solon, projenin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlatıyor: Medellin&#8217;deki Kolombiya Ulusal Üniversitesi&#8217;nden bir ekip, kirletici maddeleri gidermek veya nötralize etmek için bakteri veya bitkiler [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ac-bakteriler-ve-bitkiler-coplugu-guzel-bir-parka-ceviriyor/">Aç Bakteriler ve Bitkiler Çöplüğü Güzel Bir Parka Çeviriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sk.jpg" alt="" class="wp-image-1258" width="408" height="230" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sk.jpg 604w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sk-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sk-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sk-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" /></figure></div>



<p>Bazı aç <strong>bakteri </strong>ve <strong>bitkilerin </strong>yardımıyla <strong>Kolombiya&#8217;daki </strong>150 fit yüksekliğindeki <strong>çöplük</strong>, halka açık bir parka dönüştürülüyor. <strong>Mikroplar </strong>ve yeşillikler kirlenmiş toprağı <strong>etkisiz </strong>hale getiriyor, ağır metalleri emiyor ve kimyasallarla ziyafet çekiyor.</p>



<p>Wired&#8217;dan Olivia Solon, projenin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlatıyor: <strong>Medellin&#8217;deki </strong>Kolombiya Ulusal Üniversitesi&#8217;nden bir ekip, <strong>kirletici maddeleri gidermek</strong> veya <strong>nötralize </strong>etmek için bakteri veya bitkiler gibi biyolojik ajanları kullanan biyoremediasyonun bölgeyi temizlemek için kullanılıp kullanmayacağını görmek için bir <strong>deney tasarladı</strong>. </p>



<p>Gomez, toprakta en sorunlu <strong>kirleticilerle </strong>karbonu besleyebilecek herhangi bir mikroorganizma olup olmadığını bulmakla görevlendirildi. Tahminen 10.000 bakteri türü ve tek bir gram toprakta yaşayan aynı sayıda <strong>mantar </strong>olduğu için büyük bir görevdi.</p>



<p>Gomez tüm farklı bakterileri <strong>analiz </strong>etti ve görünmeyen organizmaların etkisi altında farklı kontaminasyonların nasıl bozunduğuna dair testler yaptı. Skor mevcut türlerin bazıları gerçekten de <strong>kontaminasyon </strong>temizleme yeteneğine sahipti ve aslında başından beri kimyasalları çiğniyorlardı.</p>



<p>Kolombiya hükümeti onu sevdi ve yerel <strong>mikrobiyal </strong>toplulukları ve bazı <strong>metal emici</strong> <strong>bitkileri </strong>kullanarak bir restorasyon projesi başlatmaya karar verdi. Süreci hızlandırmak için, çalışkan mikroplar<strong> saf çöp diyetlerini</strong> desteklemek için ekstra besinlerle besleniyor. Topluluk bir park alır ve <strong>mikroplar </strong>öğle yemeği yer.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ac-bakteriler-ve-bitkiler-coplugu-guzel-bir-parka-ceviriyor/">Aç Bakteriler ve Bitkiler Çöplüğü Güzel Bir Parka Çeviriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ac-bakteriler-ve-bitkiler-coplugu-guzel-bir-parka-ceviriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuzey Işıkları Titanik&#8217;in Batmasında Rol Oynadı mı?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kuzey-isiklari-titanikin-batmasinda-rol-oynadi-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kuzey-isiklari-titanikin-batmasinda-rol-oynadi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 14:05:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey ışıkları]]></category>
		<category><![CDATA[pusula]]></category>
		<category><![CDATA[rota]]></category>
		<category><![CDATA[titanic]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1245</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir çalışma, aurora borealis&#8217;i ateşleyen güneş fırtınasının geminin seyir ve radyo ekipmanına müdahale ettiğini gösteriyor. RMS Titanic , Nisan 1912&#8217;de aysız bir gecede battı, ancak gökyüzü tamamen karanlık değildi. Bunun yerine, Kuzey Işıkları tepede yeşil parıldıyordu. Özellikle güçlü bir güneş fırtınasının yüklü parçacıkları Dünya&#8217;nın manyetik alanına çarptığında, atmosferin üstündeki oksijen ve nitrojeni heyecanlandırdığında oluşur, Kuzey Işıkları veya&#160;aurora [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kuzey-isiklari-titanikin-batmasinda-rol-oynadi-mi/">Kuzey Işıkları Titanik&#8217;in Batmasında Rol Oynadı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz.jpg" alt="" class="wp-image-1250" width="421" height="281" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz.jpg 844w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/axnz-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 421px) 100vw, 421px" /></figure></div>



<p>Yeni bir çalışma, aurora borealis&#8217;i ateşleyen <strong>güneş fırtınasının</strong> geminin seyir ve radyo ekipmanına müdahale ettiğini gösteriyor. RMS <strong>Titanic </strong>, Nisan 1912&#8217;de aysız bir gecede <strong>battı</strong>, ancak gökyüzü tamamen karanlık değildi. Bunun yerine, <strong>Kuzey Işıkları </strong>tepede yeşil parıldıyordu.</p>



<p>Özellikle güçlü bir güneş fırtınasının yüklü parçacıkları <strong>Dünya&#8217;nın </strong>manyetik alanına çarptığında, atmosferin üstündeki oksijen ve nitrojeni heyecanlandırdığında oluşur, Kuzey Işıkları veya&nbsp;<strong>aurora borealis</strong>, gökyüzünü dönen renklerin çarpıcı bir görüntüsüyle <strong>aydınlatır</strong>. Bağımsız&nbsp;Titanic&nbsp;araştırmacısı&nbsp;Mila Zinkova, yeni yayınlanan bir makalede,&nbsp;böyle bir müdahalenin&nbsp;lüks geminin zamansız ölümüne katkıda bulunmuş olabileceğini&nbsp;öne sürüyor&nbsp;.</p>



<p>Diğer faktörlerin yanı sıra, güneş fırtınasının yüklü parçacıklarının geminin pusulasını fırlatıp onu&nbsp;felaketten&nbsp;büyük ölçüde sorumlu tutulan buzdağıyla&nbsp;çarpışma rotasına yerleştirmiş olabileceğine dikkat çekiyor. Hakai&nbsp;dergisinden&nbsp;Chris Baraniuk, emekli bir bilgisayar programcısı olan Zinkova, &#8220;Pusula yalnızca bir derece hareket etse bile, şimdiden bir fark yaratabilirdi&#8221;&nbsp;dedi.</p>



<p><a rel="noreferrer noopener" href="https://archive.macleans.ca/article/1959/11/21/i-watched-the-titanic-rescue" target="_blank"></a>Batan&nbsp;Titanik&#8217;ten&nbsp;kurtulan <strong>705 </strong>kişiyi kurtaran&nbsp;RMS&nbsp;Carpathia&#8217;ya&nbsp;atanan bir subay olan&nbsp;James Bisset,&nbsp;14 Nisan&#8217;daki ışık gösterisini <strong>seyir defterinde </strong>anlattı.</p>



<p>NASA&#8217;ya&nbsp;göre, koronal kütle atımları olarak bilinen güneş fırtınaları, uzaya <strong>elektrikli </strong>parçacık dalgası gönderiyor.&nbsp;Dünya dalgaya yakalandığında, yüklü parçacıklar gezegenin manyetik alanı boyunca hareket ederek kırmızı ve yeşil ışık üreten oksijen mavi ve mor ışık üreten nitrojen ile <strong>etkileşime </strong>girerler.</p>



<p>Gezegenin manyetik alanı, Dünya&#8217;yı çoğu güneş fırtınasının etkilerinden korur.&nbsp;Ancak, şiddetli uzay havası hala <strong>pusulalar </strong>gibi manyetik ekipmanların yanı sıra elektrik şebekesi ve uzay trafiğini engelleyebilir, diyor Caroline Delbert. Bugün, bazı insanlar&nbsp;değerli dijital kayıtları&nbsp;elektromanyetik darbelerden korumak için <strong>Faraday </strong>kafeslerinde saklıyor.</p>



<p>Zinkova, bir güneş fırtınasının Titanic&#8217;in pusula iğnesini yanlış yöne çekip gemiyi rotasından saptırmış olabileceğini öne sürüyor. Çalışma ayrıca güneş fırtınasının Titanik&#8217;in radyo yayınlarını etkilediğini ortaya koyuyor.</p>



<p>Daha önce optik illüzyonların çarpışma üzerindeki etkisini inceleyen tarihçi Tim Maltin, Hakai ile konuşan, muhtemelen 14 Nisan 1912&#8217;de bir güneş fırtınasının meydana geldiğini kabul ettiğini söylüyor. Ancak felakette “önemli bir faktör olmadığını düşünüyorum” diye ekliyor.</p>



<p>1912&#8217;de yapılan bir <strong>Kongre soruşturması</strong>, batmayı gemi tasarımı ve mürettebat protokolündeki başarısızlıklara ve amatör radyo meraklılarının profesyonel gemiler tarafından kullanılan radyo dalgalarını karıştırmasına bağladı. Buna cevaben yasama organı, tüm radyo operatörlerinin federal bir lisansa sahip olmasını zorunlu kılan <strong>1912 Radyo Yasasını</strong> kabul etti, gemilerin tehlike sinyalleri için tetikte kalmasını sağladı ve amatörler tarafından kullanılabilecek frekansları sınırlandırdı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kuzey-isiklari-titanikin-batmasinda-rol-oynadi-mi/">Kuzey Işıkları Titanik&#8217;in Batmasında Rol Oynadı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kuzey-isiklari-titanikin-batmasinda-rol-oynadi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prestij Statü ve Değer&#8230; Duvara Bantlanmış Muz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/prestij-statu-ve-deger-duvara-bantlanmis-muz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/prestij-statu-ve-deger-duvara-bantlanmis-muz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2020 11:21:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[banana]]></category>
		<category><![CDATA[bant]]></category>
		<category><![CDATA[david datuna]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[komedyen]]></category>
		<category><![CDATA[maurizio cattelan]]></category>
		<category><![CDATA[prestij]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[statü]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maurizio Cattelan&#8217;ın 2019 sanat eseri, dünyanın önde gelen kültür kurumlarından birinin koleksiyonlarına katılacak. Maurizio Cattelan&#8217;ın, duvara bantlanmış bir muzdan oluşan bir sanat eseri olan tartışmalı Komedyeni, geçen yıl Art Basel Miami Beach&#8217;te 150.000 $ &#8216;a kadar getiri sağladı. Şimdi, saygısız enstalasyon yeni bir eve gidiyor: New York City&#8217;deki Solomon R. Guggenheim Müzesi. Bu yılki&#160;Art Basel Miami Beach&#160;, yaklaşık 4.000 sanatçının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/prestij-statu-ve-deger-duvara-bantlanmis-muz/">Prestij Statü ve Değer&#8230; Duvara Bantlanmış Muz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/wsdfg.jpg" alt="" class="wp-image-1242" width="437" height="291" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/wsdfg.jpg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/wsdfg-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/wsdfg-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 437px) 100vw, 437px" /></figure></div>



<p><strong>Maurizio Cattelan&#8217;ın </strong>2019 sanat eseri, dünyanın önde gelen kültür kurumlarından birinin koleksiyonlarına katılacak. Maurizio Cattelan&#8217;ın, <strong>duvara bantlanmış </strong>bir <strong>muzdan </strong>oluşan bir sanat eseri olan tartışmalı <strong>Komedyeni</strong>, geçen yıl Art Basel Miami Beach&#8217;te <strong>150.000 </strong>$ &#8216;a kadar getiri sağladı. Şimdi, saygısız <strong>enstalasyon </strong>yeni bir eve gidiyor: New York City&#8217;deki Solomon R. Guggenheim Müzesi.</p>



<p>Bu yılki&nbsp;Art Basel Miami Beach&nbsp;, yaklaşık <strong>4.000 </strong>sanatçının eserlerinin bolluğunun yer aldığı çok günlük bir sergi, hem gelişmekte olan sanatçıların hem de endüstri gazilerinin tablolarını, fotoğraflarını, heykellerini, filmlerini ve dijital parçalarını sergiledi.&nbsp;Ancak <strong>etkinliğin yıldızı</strong>, muhtemelen, bir koli bandıyla duvara yapıştırılmış tek bir <strong>muzdu</strong>.</p>



<p>Sivilceli his, pièce de resistance Komedyeni adını veren İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan&#8217;ın <strong>beyin </strong>çocuğuydu. Koli bandı dahil muz başlangıçta <strong>120.000 </strong>dolar, ardından <strong>150.000 </strong>dolar olarak fiyatlandırıldı. Ve sanat dünyasını çılgına çevirdi.<a rel="noreferrer noopener" href="https://news.artnet.com/market/maurizio-cattelan-banana-art-basel-miami-beach-1722516" target="_blank"></a></p>



<p>Ziyaretçiler, çok sayıda sosyal medya <strong>parodisini </strong>ortaya çıkaran muzla fotoğraf çekmek için akın etti . <strong>Üç alıcı</strong>, <strong>orijinallik sertifikası </strong>ve <strong>kurulum talimatları </strong>ile birlikte gelen sanat eseri, daha doğrusu sanat eseri konsepti için toplam <strong>390.000 </strong>$ &#8216;lık toplu ödeme yaptı. Alıcılar kendi <strong>muzlarını </strong>ve <strong>bantlarını </strong>tedarik etmekten <strong>sorumludur</strong>; uygun gördükleri zaman meyvenin yerini alabilirler.</p>



<p>Komedyen öyle bir çılgınlığa maruz kalmıştı ki, Cattelan&#8217;ın temsilcisi Galerie Perrotin , &#8220;birkaç kontrol edilemeyen kalabalık hareketini ve eserin standımıza yerleştirilmesini&#8221; gerekçe göstererek , &#8220;çevremizdeki sanat eserlerinin güvenliğini tehlikeye atan&#8221; en sonunda enstalasyonu kaldırmayı seçti. Ancak, New Yorklu sanatçı David Datuna onu duvardan koparıp yediğinde,        7 Aralık&#8217;ta muz hala <strong>sergileniyordu</strong>. Daha sonra gazetecilere &#8220;Bu bir muz değil, bu bir kavram&#8221; dedi. &#8220;Sanatçı konseptini yeni yedim.&#8221;</p>



<p>Suç duyurusunda bulunmamayı tercih eden Galerie Perrotin, Datuna&#8217;nın atıştırmasını bitirdikten sonra duvara bir muz daha yapıştırdı.</p>



<p>Tüm bu muz draması aptalca görünüyorsa, Cattelan&#8217;ın <strong>enstalasyonunun </strong>saçmalığının son derece farkında. Ancak Datuna, Komedyen&#8217;i kavramsal bir sanat eseri olarak değerlendirmesinde haklıydı, çünkü muzun kendisinden daha önemlisi temsil ettiği şeydi: sanat dünyasının iddiaları üzerine bir <strong>tefekkür </strong>ve <strong>sanat piyasasının çarpıklığı.</strong></p>



<p>Bu saygısız mizahi bakışını <strong>kapitalist </strong>bir pazarda sanatın <strong>doğasına </strong>ve <strong>değerine </strong>uzun zamandır odaklamış olan Cattelan için yeni bir tema değil. Onun daha ünlü parçalarından, biri <strong>Amerika&#8217;da </strong>, bir işlevsel <strong>18 karat altın tuvalet</strong> yaptı. Guggenheim, bir kez daha bu yıl kamuoyunun dikkatini çekti.</p>



<p>Komedyen benzer bir şeyi farklı yollarla başarır; muz ve koli bandı düşük bir ücrete mal oldu, ancak bunları <strong>Art Basel</strong>&#8216;de sergilemek onlara <strong>prestij statü </strong>ve <strong>yüksek </strong>bir <strong>değer </strong>kazandırdı.</p>



<p>&#8220;Muz, bu daha önceki çalışma bağlamında görülmeli,&#8221; diye yazıyor Farago, &#8220;sanat piyasasını duvara <strong>sarkmış </strong>ve <strong>acınası </strong>bir şekilde yerleştiriyor.&#8221;</p>



<p>Yani, kahverengileşen bir muzun 120.000 $ değerinde olup olmadığı kaçınılmaz sorusuna gelince, belki de muz hırsızı <strong>Datuna </strong>bunu en iyi şekilde ifade ediyor.</p>



<p>&#8220;Para hiçbir şey ifade etmiyor,&#8221; dedi. Sadece kağıt üzerindeki rakamlar.<strong> Her şey fikirlerle ilgili.</strong> &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/prestij-statu-ve-deger-duvara-bantlanmis-muz/">Prestij Statü ve Değer&#8230; Duvara Bantlanmış Muz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/prestij-statu-ve-deger-duvara-bantlanmis-muz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ensest Karıncaların İstilası</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ensest-karincalarin-istilasi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ensest-karincalarin-istilasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2020 23:28:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[karıncalar]]></category>
		<category><![CDATA[klon]]></category>
		<category><![CDATA[melez]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Paratrechina longicornis bulunan tropik ve tropik altı boyunca ve birçok ılıman bölgelerinde yaşarlar. Bu dünyanın en kötü istilacı türlerin biridir. Diyelim ki erkek veya kız kardeşinle, her çocuğun akrabalığın zararlı etkilerinden korunacağına dair tam ve kesin bir bilgiyi bilerek seks yapabileceğinizi söyleseler Ensest yapmaya daha istekli olur muydunuz? Longhorn çılgın karınca kesinlikle öyledir. Kraliçeler, kardeşleriyle düzenli ve isteyerek çiftleşir ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ensest-karincalarin-istilasi/">Ensest Karıncaların İstilası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-1233" width="364" height="205" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-1392x783.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/LVHBOJ.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" /></figure></div>



<p><strong>Paratrechina longicornis</strong> bulunan tropik ve tropik altı boyunca ve birçok ılıman bölgelerinde yaşarlar. Bu dünyanın en kötü <strong>istilacı </strong>türlerin biridir.</p>



<p>Diyelim ki erkek veya kız kardeşinle, her çocuğun <strong>akrabalığın </strong>zararlı etkilerinden korunacağına dair tam ve kesin bir bilgiyi bilerek <strong>seks </strong>yapabileceğinizi söyleseler <strong>Ensest </strong>yapmaya daha istekli olur muydunuz?</p>



<p><strong>Longhorn </strong>çılgın karınca kesinlikle öyledir. Kraliçeler, kardeşleriyle düzenli ve isteyerek çiftleşir ve bu süreçte sağlıklı yavrular üretir. Ebeveynler bunu nasıl yönetiyor? Elbette kendilerini <strong>klonlayarak</strong>.</p>



<p><strong>Uzunboynuzlu </strong>çılgın karıncalar, &#8220;çılgın&#8221; isimlerini hızlı ve düzensiz hareketlerinden alırlar. Çok sayıda gıda kaynaklarına akın eden acımasız <strong>oportünistler </strong>. Bu yeteneği, eylemlerini koordine etmek için kullandıkları feromonları ve diğer maddeleri içeren karmaşık bir <strong>kimyasal iletişim sistemine</strong> borçludurlar .<a href="http://dx.doi.org/10.1007/s00049-006-0365-5"></a><a href="http://bio.kuleuven.be/ento/pdfs/morgan_etal_sociobiology_2005_chemical_secretions_paratrechina.pdf"></a></p>



<p>Dünyaya yayıldılar, diğer böcek türlerini geride bıraktılar ve bu süreçte insanları rahatsız ettiler. 1980&#8217;lerin sonunda Arizona&#8217;da inşa edilen Biosphere 2&#8217;nin içerdiği <strong>ekosistem</strong>, uzun boynuzlu çılgın karıncalar tarafından istila edildi .</p>



<p>Son derece etkili işgalcilerdir, kendilerini yeni alanlara kolayca yerleştirirler. Yine de bu tür keşif popülasyonları tipik olarak küçüktür ve hızlı bir şekilde kendi içinde <strong>melezleşmelidir</strong>. Bu kötü bir haber çünkü genetik kusurların yüzeye çıkma şansı var .</p>



<p>Genler, <strong>alel </strong>adı verilen farklı formlarda gelir ve çoğu hayvan her genin iki kopyasına sahiptir. Çoğu durumda, bir hayvan yalnızca bir zararlı alel taşırsa, hiçbir zarar verilmez, çünkü diğer &#8220;iyi&#8221; alel ona tamamen hakim olur. Akraba içi çiftleştirme , yakın akraba bireylerin yavrularının zararlı alelin iki kopyasına sahip olma olasılığı çok daha yüksek olduğundan, bu korumayı ortadan kaldırır .</p>



<p>Zor ve hızlı bir kural olmayabilir, ancak genel olarak <strong>akraba </strong>evliliğinden kaçınılması en iyi yoldur. Charles Darwin&#8217;in çocukları erken ölümler ve <strong>kısırlık </strong>yüzünden, görünüşe göre ailesi ve karısının kendilerinin soyundan geldiği için mahvolmuştu . Eski Mısır&#8217;dan Viktorya Avrupa&#8217;sına kadar insan kraliyet ailesi de aynı soydan <strong>çiftleştirme </strong>uygulamıştır.</p>



<p>Longhorn çılgın karıncaları bu sorunların üstesinden geldiler ve Morgan Pearcy, daha önce İsviçre&#8217;deki Lozan Üniversitesi&#8217;nde ve şimdi de Brüksel, Belçika&#8217;daki Free Üniversitesi&#8217;nde nasıl çalıştığını buldu. 2008 yılının sonlarında, meslektaşları ile Bangkok, Tayland&#8217;dan yedi uzun boynuzlu çılgın karınca yuvası topladı ve onları birkaç <strong>nesil </strong>boyunca izledi.</p>



<p>Bir kraliçe karınca, kızı kraliçe yaptığında, kendi <strong>genetik </strong>benzerini oluşturan bir yumurtayı bırakarak basitçe kendini klonladığını keşfetti. Bununla birlikte, <strong>üreyen </strong>bir erkek olduğunda işler daha da karmaşıklaşır. Bir erkekle çiftleşir muhtemelen <strong>yuvasının </strong>ötesine bakmazsa kardeşi ama yavruları onun genetik <strong>materyallerinden </strong>hiçbirini içermez: bunlar sadece babanın klonlarıdır. Sonuç olarak, iki kardeş aile içi çiftleşmeyle ilgili sorunlardan kaçınırken üreyebilir: yavruları genetik olarak ebeveynleriyle aynıdır.</p>



<p>İşçi yapmak söz konusu olduğunda, kraliçeler kendi genlerini erkeklerinkilerle, genellikle erkek kardeşleriyle karıştırarak normal <strong>cinsel </strong>üremeye geçerler. Sonuç olarak, aleller birbirine karışır, ancak bu işçiler çoğalmadıkları için, aynı soydan çiftleşmeyle ilgili sorunların ortaya çıkma tehlikesi de yoktur.</p>



<p>Laboratuvarda kraliçeler, bu erkekler kardeşleri olmasına rağmen kendi yuvalarından erkeklerle kolayca çiftleşti. Pearcy&#8217;nin laboratuvarında hâlâ <strong>yuvalar </strong>var ve birkaç nesildir karıncaların kardeşleriyle çiftleşmesine rağmen, hiçbir zarar belirtisi yok.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ensest-karincalarin-istilasi/">Ensest Karıncaların İstilası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ensest-karincalarin-istilasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat Ağacında Sizin Yeriniz Nerde? Symbion Pandora Onların Yerini Kimse Bilmiyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agacinda-sizin-yeriniz-nerde-symbion-pandora-onlarin-yerini-kimse-bilmiyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agacinda-sizin-yeriniz-nerde-symbion-pandora-onlarin-yerini-kimse-bilmiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2020 23:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[asalaklar]]></category>
		<category><![CDATA[dişi]]></category>
		<category><![CDATA[döllenme]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[eşeysiz]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[larva]]></category>
		<category><![CDATA[pandora]]></category>
		<category><![CDATA[prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[symbion pandora]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Symbion pandora Doğu Atlantik Okyanusu&#8217;nda&#160;Norveç ıstakozlarının&#160;ağız kısımlarında yaşayan canlılar. Yeni bir tür keşfetmenin çok havalı olduğuna şüphe yok.&#160;Peki yeni bir filum keşfetmeye ne dersiniz? Bir filum, taksonomide geniş bir bölümdür: örneğin, balıklardan insanlara kadar tüm omurgalılar, kordat filumundadır.&#160;1995 yılında,&#160;her ikisi de o zamanlar Danimarka Kopenhag Üniversitesi&#8217;nde bulunan&#160;Peter Funch&#160;ve&#160;Reinhardt Møbjerg Kristensen&#160;,&#160;başka hiçbir şeye benzemeyen&#160;bir hayvan&#160;keşfettiler&#160;ki, yeni [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agacinda-sizin-yeriniz-nerde-symbion-pandora-onlarin-yerini-kimse-bilmiyor/">Hayat Ağacında Sizin Yeriniz Nerde? Symbion Pandora Onların Yerini Kimse Bilmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fkvbjj.gif" alt="" class="wp-image-1229" width="401" height="215"/></figure></div>



<p><strong>Symbion pandora </strong>Doğu Atlantik Okyanusu&#8217;nda&nbsp;<strong>Norveç ıstakozlarının&nbsp;</strong>ağız kısımlarında yaşayan canlılar. Yeni bir tür keşfetmenin çok havalı olduğuna şüphe yok.&nbsp;Peki yeni bir filum keşfetmeye ne dersiniz?</p>



<p>Bir filum, <strong>taksonomide </strong>geniş bir bölümdür: örneğin, balıklardan insanlara kadar tüm omurgalılar, <strong>kordat filumundadır</strong>.&nbsp;1995 yılında,&nbsp;her ikisi de o zamanlar Danimarka Kopenhag Üniversitesi&#8217;nde bulunan&nbsp;Peter Funch&nbsp;ve&nbsp;Reinhardt Møbjerg Kristensen&nbsp;,&nbsp;başka hiçbir şeye benzemeyen&nbsp;bir hayvan&nbsp;<strong>keşfettiler&nbsp;</strong>ki, yeni bir filum&nbsp;<strong>Cycliophora&nbsp;</strong>sadece onun için yaratılmalıydı.</p>



<p>Yeni yaratık olarak adlandırdıkları&nbsp;Symbion pandora,&nbsp;karmaşık bir vücuda ve tuhaf bir yaşam döngüsüne sahip küçük bir hayvandır.&nbsp;Resmi olarak tanımlandıktan 15 yıl sonra hala <strong>biyologları </strong>şaşkına çeviriyor ve sinir sistemi üzerine yapılan son çalışma sorunlara yardımcı olmuyor.</p>



<p>Symbion, yaklaşık yarım milimetre uzunluğunda, bir ucunda küçük tüylerden oluşan bir halka kirpikler soğanlı bir tüp şeklindeki küçük bir hayvandır. Norveç ıstakozlarının tüylü ağız kısımlarında yaşarlar.&nbsp;Yiyecek artıkları parçaları ile beslenirler&nbsp;ve görünmemektedirler&nbsp;konakladıkları ıstakozlara zararsızdırlar.</p>



<p>Kirpikler halkası, yiyecek parçacıklarını bir huniye götürür ve bu da onları <strong>U </strong>şeklinde bir sindirim sistemine iletir.&nbsp;Sindirilemeyen parçalar,&nbsp;kaslı bir <strong>sfinkter </strong>yardımı ile&nbsp;<strong>anüsten </strong>çıkarılır. <strong>Semptomların </strong>bacakları yoktur, ancak kendilerini konakçı ıstakozuna yapışan yapışkan bir diskle biten kısa bir sapla yerinde tutarlar.</p>



<p>Yaşam <strong>döngülerini </strong>düşündüğünüzde işler <strong>karmaşıklaşmaya </strong>başlar.&nbsp;Bir ıstakozun ağız kısımlarında yaşayan beslenen bir hayvanla başlayalım: bu bireyde bir cinsiyet belirlemek zordur üç tür yavru üretebilir: &#8220;<strong>Pandora</strong>&#8221; larvası, &#8220;<strong>Prometheus</strong>&#8221; larva veya <strong>dişi</strong>.</p>



<p>Pandora larvası, basit bir <strong>eşeysiz üreme</strong> vakası olan başka bir beslenen yetişkine dönüşür.&nbsp;Aksine, dişi yetişkinin içinde kalıyor ve bir erkeği bekliyor peki hangi erkek? Cevap <strong>Prometheus </strong>larvasında yatıyor.&nbsp;Bu kendini besleyen başka bir yetişkine bağlar, sonra kendi içinden iki veya üç <strong>erkek üretir</strong>.&nbsp;İçsel olarak diğer aşamalardan daha karmaşık&nbsp;olan&nbsp;bu&nbsp;<strong>cüce erkekler</strong>,&nbsp;dişileri arar ve <strong>döller </strong>ayrıntıları bilinmese de.<a href="http://www.biolbull.org/cgi/content/abstract/217/1/2"></a></p>



<p>Dişi döllendikten sonra, yetişkinin vücudunu <strong>terk </strong>eder&nbsp;ve ıstakozun ağız kısımlarının&nbsp;korunaklı bir bölgesine iner.&nbsp;Artık ihtiyaç duyulmayan vücudu sert bir kiste dönüşüyor.&nbsp;Bunun içinde, döllenmiş bir yumurta başka bir aşamaya dönüşür:&nbsp;<strong>kordoid larva</strong>.</p>



<p>Zamanla bu larva&nbsp;yumurtadan çıkar ve&nbsp;başka bir ıstakozu kolonileştirmek için&nbsp;yüzer.&nbsp;Kendini birine bağladıktan sonra başka bir yetişkine dönüşür ve <strong>döngü </strong>yeniden başlar.</p>



<p>Üzerinde bir hayatları: Symbion diğer iki türü bulunmaktadır görünüyor&nbsp;Amerikalı ıstakoz ve başka&nbsp;ayrı bir tür olan,&nbsp;Avrupa ıstakoz yaşar. Simbion filumunun evrimsel tarihte nasıl ortaya çıktığını veya&nbsp;evrim ağacına / çalılığa / ağa&nbsp;nerede uyduğunu kimse bilmiyor.</p>



<p><strong>Genleri&nbsp;</strong>üzerine yapılan araştırmalar, uzun saplarda kadehlere benzeyen iki deniz hayvanı grubu olan&nbsp;<strong>entoprocts </strong>ve bryozoanlar&nbsp;ile&nbsp;ilişkili&nbsp;olabileceğini göstermektedir.&nbsp;&#8220;Kadehlerin&#8221; tepesinde, simbyonların yaptığı gibi, hayvanların beslendiği kron adı verilen kirpikler bulunur. Tek bir sorun var: Hiç kimse <strong>entoproctların&nbsp;hayat ağacının</strong>&nbsp;neresine&nbsp;ait&nbsp;olduğundan emin&nbsp;değil.</p>



<p>Soruna bakmanın bir başka yolu&nbsp;da sinir sistemlerini&nbsp;diğer hayvanlarınkilerle karşılaştırmaktır.&nbsp;Symbion filumu (entoprocts ile birlikte), Lophotrochozoa adlı daha büyük bir grubun&nbsp;parçasıdır&nbsp;peki&nbsp;bunlardan hangisine onların sinir sistemleri benziyor?</p>



<p>Tuhaf bir şekilde, cevap &#8220;<strong>hiçbiri</strong>&#8221; olabilir.&nbsp;Kristensen ve meslektaşları tarafından yapılan son çalışma, çeşitli simbion larvalarının diğer <strong>lofotrokozoanlardan </strong>oldukça farklı bir sinir sistemine sahip olduğunu gösteriyor.&nbsp;Görünüşe göre anahtar bileşenlerden birkaçını kaçırıyorlar belki de <strong>evrimlerinin </strong>bir noktasında onları kaybettikleri için.</p>



<p>Görünüşe göre simbiyonlar bir süre daha <strong>gizemli auralarını </strong>koruyacaklar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agacinda-sizin-yeriniz-nerde-symbion-pandora-onlarin-yerini-kimse-bilmiyor/">Hayat Ağacında Sizin Yeriniz Nerde? Symbion Pandora Onların Yerini Kimse Bilmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agacinda-sizin-yeriniz-nerde-symbion-pandora-onlarin-yerini-kimse-bilmiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşcinsel Nekrofili !</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/escinsel-nekrofili/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/escinsel-nekrofili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2020 10:49:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[nekrofili]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1216</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güzel görünen bir ceset ve arkadaşlarınız onunla çiftleşmeye çalışıyor. Bu, en azından yakın zamanda Japonya&#8217;da eşcinsel nekrofiliye karıştığı filme alınan kırlangıçlarda olan şeydi. Abiko&#8217;daki Yamashina Ornitoloji Enstitüsü&#8217;nden Naoki Tomita ve Yasuko Iwami, yol kenarında ölü bir kırlangıç gördü. Onlar izlerken, üç erkek kırlangıç defalarca onunla cinsel ilişkiye girdi. 15 dakika sonra, araştırmacılar cesedi topladılar ve daha sonra bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/escinsel-nekrofili/">Eşcinsel Nekrofili !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/xcvb.jpg" alt="" class="wp-image-1217" width="398" height="318" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/xcvb.jpg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/xcvb-150x120.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/xcvb-300x239.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure></div>



<p>Güzel görünen bir ceset ve arkadaşlarınız onunla çiftleşmeye çalışıyor. Bu, en azından yakın zamanda Japonya&#8217;da <strong>eşcinsel</strong> <strong>nekrofiliye </strong>karıştığı filme alınan <strong>kırlangıçlarda </strong>olan şeydi.</p>



<p>Abiko&#8217;daki Yamashina Ornitoloji Enstitüsü&#8217;nden Naoki Tomita ve Yasuko Iwami, yol kenarında ölü bir kırlangıç gördü. Onlar izlerken, üç erkek kırlangıç defalarca onunla cinsel ilişkiye girdi. 15 dakika sonra, araştırmacılar cesedi topladılar ve daha sonra bir erkek olduğunu buldular.</p>



<p>Eşcinsel davranış kuşlarda yaygındır, ancak erkek ve dişi kırlangıçlar aynı göründüğü için muhtemelen <strong>yanlış kimliklerden </strong>kaynaklanmaktadır.</p>



<p><strong>Nekrofiliye </strong>gelince, her türden kuşta en az <strong>30 vaka</strong> bildirilmiştir. Hollanda Rotterdam Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nden Kees Moeliker, ölü kuşun cinsiyeti ancak ceset toplandığında doğrulanabilir diyor. Kuşlarda eşcinsel nekrofilinin ilk tanımını <strong>2003 </strong>yılında Ig Nobel ödüllerinden birini kazandığında meşhur olan bir çalışma olarak yayınlandı.</p>



<p>Yamashina araştırmacıları, tanık oldukları olayın, ölü kuşun <strong>dişi çiftleşme</strong> pozisyonuna benzer bir poz vermesi nedeniyle meydana geldiğini düşünüyor. &#8220;Duruşun erkek cinsel <strong>dürtü uyandıran </strong>önemli bir <strong>tetikleyici </strong>olduğunu düşünüyoruz&#8221; diye yazıyorlar.</p>



<p>Ig Nobel&#8217;ini kazandığından beri hayvanlarda nekrofili konusunda bir <strong>uzman </strong>haline gelen Moeliker, erkeklerin ölü bedenleri tercih etmek yerine duruşa tepki verdiğini kabul ediyor. </p>



<p>Bazen cesetlerle çiftleşme olarak adlandırılan <strong>Davian davranışı,</strong> örümcek akarlarından balinalara kadar birçok hayvan türünde gözlemlenmiştir. Bazılarına <strong>zevk </strong>verse de hayatta kalmak açısından birçok hayvan türünde seks ölümle sonuçlanmıştır. Dişilerin çiftleşme sırasında sıklıkla erkek sürüleri tarafından boğulduğu <strong>Rhinella proboscidea</strong> adlı Amazon kurbağasıdır. Erkekler, ölü dişilerin bedenlerinden yumurtaları sıkıp dölleyerek devam eder.</p>



<p>Hayvanların, birçok biyologun bu tür davranışları bildirme konusundaki isteksizliğine rağmen, bir zamanlar &#8220;<strong>doğal olmayan</strong>&#8221; olarak kabul edilen birçok türde cinsel davranışa girdiği açıktır. Kuşlarda memeli hayvanlarda kaplumbağalarda birçok eşcinsel nekrofili vakası görülmüştür.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/escinsel-nekrofili/">Eşcinsel Nekrofili !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/escinsel-nekrofili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tabi ki Beyin! Büyük Penisli Sivrisinek Balıkları VS Büyük Beyinli Dişi Sivrisinek Balıkları</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tabi-ki-beyin-buyuk-penisli-sivrisinek-baliklari-vs-buyuk-beyinli-disi-sivrisinek-baliklari/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tabi-ki-beyin-buyuk-penisli-sivrisinek-baliklari-vs-buyuk-beyinli-disi-sivrisinek-baliklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 17:53:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[balıklar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<category><![CDATA[yüzgeç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha büyük cinsel organlar, lepistesin bir akrabası olan erkek sivrisinek balıkları için daha fazla çiftleşme başarısı anlamına gelir. Ancak daha uzun erkek organlarının gelişimi, kadınları aşırı istekli eşlerinden kaçmalarına yardımcı olmak için daha büyük beyinler geliştirmeye teşvik eder. Sivrisinek balıkları arasında çiftleşme romantik olmaktan uzaktır. Erkek, partnerleriyle kur yapmak için hiçbir çaba sarf etmiyor, bunun yerine gizlice [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tabi-ki-beyin-buyuk-penisli-sivrisinek-baliklari-vs-buyuk-beyinli-disi-sivrisinek-baliklari/">Tabi ki Beyin! Büyük Penisli Sivrisinek Balıkları VS Büyük Beyinli Dişi Sivrisinek Balıkları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="231" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hfdkx.jpg" alt="" class="wp-image-1213" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hfdkx.jpg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hfdkx-150x87.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hfdkx-300x173.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure></div>



<p>Daha büyük <strong>cinsel organlar</strong>, <strong>lepistesin </strong>bir akrabası olan erkek sivrisinek balıkları için daha fazla çiftleşme başarısı anlamına gelir. Ancak daha uzun erkek organlarının gelişimi, kadınları aşırı <strong>istekli </strong>eşlerinden kaçmalarına yardımcı olmak için daha büyük beyinler <strong>geliştirmeye teşvik eder</strong>.</p>



<p>Sivrisinek balıkları arasında çiftleşme romantik olmaktan uzaktır. Erkek, partnerleriyle <strong>kur </strong>yapmak için hiçbir <strong>çaba </strong>sarf etmiyor, bunun yerine <strong>gizlice </strong>yaklaşıyor ve günde bin defaya kadar <strong>zorla </strong>çiftleşmeye çalışıyor. Dişiye <strong>sperm </strong>vermek için modifiye edilmiş bir <strong>anal yüzgeç</strong> olan <strong>gonopodyum </strong>kullanır.</p>



<p>Bu tür bir çiftleşme sisteminde, erkekler ve dişiler arasındaki <strong>ilişki</strong>, <strong>avcılar </strong>ve <strong>avlar </strong>arasındaki ilişkiye benzeyebilir; genellikle bir taraftaki uyarlamaların diğer taraftaki değişikliklerle yakından eşleştiği evrimsel bir silahlanma yarışını içerir. Örneğin, büyük beyinli avcılar, ikisi birbirini <strong>alt etmeye </strong>çalışırken büyük beyinli avları avlama eğilimindedir.</p>



<p>Séverine Buechel ve İsveç&#8217;teki Stockholm Üniversitesi&#8217;ndeki meslektaşları, erkek ve dişi sivrisinek balıkları arasında benzer bir silahlanma yarışı olup olmadığını merak ettiler. </p>



<p>Dişiler <strong>sinsi </strong>erkeklere karşı <strong>savunmak </strong>için daha büyük beyinler mi geliştiriyorlar ve erkekler buna yanıt olarak daha büyük beyinler mi geliştiriyor?</p>



<p>Ekip, bunu test etmek için, erkekler daha uzun <strong>gonopodiye </strong>sahip olacak şekilde yetiştirildiğinde beyin boyutuna ne olduğuna baktı. Erkek sivrisinek balıkları, zorlamanın baskın çiftleşme <strong>stratejisi </strong>olmadığı ilgili türlere kıyasla daha uzun gonopodiye sahiptir ve daha uzun gonopodili erkekler çiftleşmede daha başarılı olma eğilimindedir.</p>



<p>Araştırmacılar, daha iyi donanımlı erkeklerin yetiştirilmesinin daha büyük beyinli dişilere yol açtığını buldu. Ancak silahlanma yarışı yoktu: erkek beyni aynı anda <strong>büyümedi</strong>.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Cinsel taciz</strong></h4>



<p>Erkeklerin tacizi, kadınlar için pek çok <strong>risk </strong>oluşturmaktadır: örneğin, <strong>yaralanma</strong>, <strong>hastalık bulaşması</strong> ve yavrular için daha düşük <strong>hayatta kalma </strong>oranları. Daha büyük bir beyne sahip olmak, dişilerin daha iyi görmelerine veya çevrelerine daha fazla dikkat etmelerine yardımcı olarak erkekleri fark edip buradan <strong>uzaklaşmalarını </strong>kolaylaştırabilir.</p>



<p>Buechel, çiftleşme <strong>sistemlerinin </strong>beyin <strong>evriminde </strong>gözden kaçan bir faktör olduğunu söylüyor. Bu, dişilerin kiminle ve ne zaman çiftleşecekleri konusunda <strong>seçim yaptıkları </strong>türlerde daha çok incelenmiştir.</p>



<p>Örneğin, daha büyük beyinler , erkek çardak kuşlarının daha karmaşık yuvalar kurarak eş kazanmalarına yardımcı oluyor ve Buechel&#8217;in grubunun yayınlanmamış çalışması, eş seçmenin dişiler için de bilişsel olarak zorlayıcı olabileceğini öne sürüyor.</p>



<p>Buechel, &#8220;Hangi çiftleşme stratejisinin benimsendiğine bağlı olarak, <strong>beyin evrimi</strong> farklı yönlere gitmiş olabilir&#8221; diyor.</p>



<p>Batı Avustralya Üniversitesi&#8217;nden Jonathan Evans , bu ilginç bir fikir, ancak büyük beyinli dişiler için seçimin vahşi doğada olup olmadığını kesin olarak söyleyemeyiz diyor .</p>



<p>Bir sonraki adım, beyni daha büyük olan dişilerin erkeklerin <strong>çiftleşme </strong>girişimlerinden kaçınmakta gerçekten daha iyi olduğunu göstermek olabilir . &#8220;Bu, beyin büyüklüğü için <strong>cinsiyete </strong>özgü bu seçimin gerçekten <strong>cinsel çatışmadan</strong> kaynaklandığına dair basit ama oldukça ikna edici bir kanıt olurdu&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tabi-ki-beyin-buyuk-penisli-sivrisinek-baliklari-vs-buyuk-beyinli-disi-sivrisinek-baliklari/">Tabi ki Beyin! Büyük Penisli Sivrisinek Balıkları VS Büyük Beyinli Dişi Sivrisinek Balıkları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tabi-ki-beyin-buyuk-penisli-sivrisinek-baliklari-vs-buyuk-beyinli-disi-sivrisinek-baliklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayır, koalalar &#8216;işlevsel olarak nesli tükenmiş&#8217; değiller ama başları belada</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hayir-koalalar-islevsel-olarak-nesli-tukenmis-degiller-ama-baslari-belada/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hayir-koalalar-islevsel-olarak-nesli-tukenmis-degiller-ama-baslari-belada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 15:48:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[koala]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmek]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koalaların işlevsel olarak neslinin tükendiği iddiası, Kasım 2019&#8217;da çıkan orman yangınlarının ardından tekrarlandı. Bu sefer de yaşam alanlarının yüzde 80&#8217;inin tahrip olduğu iddia edildi. Ancak ekolojist Diana Fisher, yangınların doğu Avustralya&#8217;daki 100 milyon hektarlık ormanın yalnızca 1 milyon hektarına zarar verdiğini ve koalaların hala işlevsel olarak neslinin tükenmediğini söylüyor. Koalaların &#8220;işlevsel olarak neslinin tükendiğini&#8221; kim söyledi? Hayvanların korunması için lobi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayir-koalalar-islevsel-olarak-nesli-tukenmis-degiller-ama-baslari-belada/">Hayır, koalalar &#8216;işlevsel olarak nesli tükenmiş&#8217; değiller ama başları belada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fegiysz.jpg" alt="" class="wp-image-1209" width="466" height="466" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fegiysz.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fegiysz-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fegiysz-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fegiysz-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 466px) 100vw, 466px" /></figure></div>



<p>Koalaların işlevsel olarak <strong>neslinin tükendiği </strong>iddiası, Kasım 2019&#8217;da çıkan orman yangınlarının ardından tekrarlandı. Bu sefer de yaşam alanlarının yüzde 80&#8217;inin tahrip olduğu iddia edildi. Ancak ekolojist Diana Fisher, yangınların doğu Avustralya&#8217;daki 100 milyon hektarlık ormanın yalnızca 1 milyon hektarına zarar verdiğini ve koalaların hala işlevsel olarak neslinin tükenmediğini söylüyor.</p>



<p>Koalaların &#8220;işlevsel olarak neslinin tükendiğini&#8221; kim söyledi? <strong>Hayvanların korunması</strong> için lobi yapan Avustralya Koala Vakfı, &#8220;Avustralya&#8217;nın tüm çevresinde koalaların işlevsel olarak neslinin tükenebileceğine inandığını&#8221; belirten bir basın açıklaması yaptı. Yayın, bir dizi endişeli <strong>manşeti tetikledi</strong>.</p>



<p>Soyu tükenebilirler mi? Queensland Üniversitesi&#8217;nden keseli hayvanların içinde bulunduğu kötü durumu inceleyen biyolog Christine Adams-Hosking, Avustralya&#8217;da koalaların genel olarak <strong>tükenme </strong>tehlikesinin <strong>olmadığını </strong>söylüyor. &#8220;Ancak devam etmekte olan habitat temizliği oranında, artan yerel nüfus yok oluşlarını göreceğiz&#8221; diyor.</p>



<p><strong>İşlevsel </strong>olarak nesli tükenmiş ne anlama geliyor? Terim birkaç farklı anlamda kullanılmaktadır. Bu, bir türün bir <strong>ekosistemde </strong>bir zamanlar oynadığı rolü artık oynayamayacak bir noktaya kadar düştüğü ve bu ekosistem üzerinde önemli etkileri olduğu anlamına gelebilir. Bazıları bunu daha da dar bir şekilde tanımlar ve bir türün, düşüşü diğer türlerin <strong>yok olmasına yol açtığı</strong> zaman işlevsel olarak neslinin tükendiğini söyler. </p>



<p>Bu terim aynı zamanda hayatta kalan birçok bireyin olduğu, ancak türün uzun vadede, örneğin <strong>genetik çeşitliliğin kaybı</strong> nedeniyle <strong>ölüme mahkum </strong>olduğu düşünülen bir türü tanımlamak için de kullanılır. AKF&#8217;nin kastettiği, işlevsel olarak tükenmişlik duygusu budur. AKF başkanı Deborah Tabart bir blog gönderisinde &#8220;Bu, &#8216;iyileşme noktasının ötesinde&#8217; yi tanımlamak için bilimsel bir terimdir .</p>



<p><br>Adams-Hosking, bazı yerel koala popülasyonlarının gerçekten de işlevsel yok oluşa doğru ilerlediğini söylüyor. &#8220;Ama Avustralya büyük bir ülke, her yerde koalalar var ve bazıları iyi durumda&#8221; diyor. Adams-Hoskins, AKF&#8217;nin sadece <strong>80.000 </strong>koala kaldığı iddiasını da sorguluyor. 2016 yılında, kendisi ve meslektaşları yaklaşık 300.000 olduğunu tahmin etti.</p>



<p><br>Kimse kaç tane kaldığından <strong>emin değil</strong>. Bildiğimiz şey, yaşadıkları ve beslendikleri <strong>okaliptüs </strong>ormanları şehirlere ve çiftliklere yer açmak için kesildikçe koala sayılarının düştüğü. Çoğu yaban hayatı için olduğu gibi, habitat kaybı en büyük tehdittir .</p>



<p><br>Adams-Hosking, bunun şimdiden büyük bir etkisi olduğunu ve bazı popülasyonların yüzde 80 azalmasına neden olduğunu söylüyor. Koalalar, ülkenin batısında son zamanlardaki birçok sıcak hava dalgası sırasında olduğu gibi, 36 ° C&#8217;nin üzerindeki <strong>sıcaklıklarla </strong>her geçen gün baş edemez. Aşırı <strong>kuraklıklar</strong>, beslendikleri okaliptüs ağaçlarına da <strong>zarar </strong>veriyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayir-koalalar-islevsel-olarak-nesli-tukenmis-degiller-ama-baslari-belada/">Hayır, koalalar &#8216;işlevsel olarak nesli tükenmiş&#8217; değiller ama başları belada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hayir-koalalar-islevsel-olarak-nesli-tukenmis-degiller-ama-baslari-belada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evrim Ağacımız !</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/evrim-agacimiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/evrim-agacimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 15:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[HOMO ERECTUS]]></category>
		<category><![CDATA[homo habilis]]></category>
		<category><![CDATA[homo sapiens]]></category>
		<category><![CDATA[ilk insan]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Neandertallerin tarih öncesinin derinliklerinde Kuzey Amerika&#8217;ya ulaşmış olabileceği fikri üzerine Homo naledi adlı bir türün beynini araştırdık ve bir Sibirya mağarasında kir katmanlarında Denisovan DNA&#8217;sının izlerini bulduk aslında herhangi bir fosil kemik içerir. Ama bu eski insanlar kimdi?&#160;Peki ya haberlerde düzenli olarak ortaya çıkan diğer türler?&#160;İşte evrim ağacımızdaki en önemli yedi insan türünü biraz daha iyi anlamanıza yardımcı olacak kılavuz. Homo habilis&#160;(&#8220;kullanışlı&#8221; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/evrim-agacimiz/">Evrim Ağacımız !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ifghmn.jpg" alt="" class="wp-image-1203" width="462" height="256" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ifghmn.jpg 610w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ifghmn-600x331.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ifghmn-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ifghmn-300x166.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 462px) 100vw, 462px" /></figure></div>



<p>Geçtiğimiz haftalarda, <strong>Neandertallerin</strong> tarih öncesinin derinliklerinde Kuzey Amerika&#8217;ya ulaşmış olabileceği fikri üzerine Homo <strong>naledi </strong>adlı bir türün <strong>beynini </strong>araştırdık ve bir Sibirya mağarasında kir katmanlarında <strong>Denisovan </strong>DNA&#8217;sının izlerini bulduk aslında herhangi bir <strong>fosil kemik içerir</strong>.<a href="https://www.newscientist.com/article/2129042-first-americans-may-have-been-neanderthals-130000-years-ago/"></a><a href="http://science.sciencemag.org/content/early/2017/04/26/science.aam9695"></a></p>



<p>Ama bu eski insanlar kimdi?&nbsp;Peki ya haberlerde düzenli olarak ortaya çıkan diğer türler?&nbsp;İşte evrim ağacımızdaki en önemli yedi insan türünü biraz daha iyi anlamanıza yardımcı olacak kılavuz.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Homo habilis&nbsp;(&#8220;kullanışlı&#8221; adam)</strong></h4>



<p><strong>Keşfedildi:</strong>&nbsp;1960, resmi adı 1964&#8217;te verildi.<br><strong>Ne zaman ve nerede</strong>&nbsp;<strong>yaşıyordu&nbsp;?&nbsp;</strong>Afrika&#8217;da 2 milyon yıl önce <strong>evrimleşti</strong>, Afrika&#8217;da yaklaşık 1,5 milyon yıl önce yok oldu.<br><strong>Önem:</strong>&nbsp;20. yüzyılın ortalarında araştırmacılar, insanların Afrika&#8217;da&nbsp;<strong>australopitler </strong>adı verilen eski&nbsp;bir&nbsp;&#8220;<strong>maymun insan</strong>&#8221; grubundan&nbsp;evrimleştiğini kabul etmeye&nbsp;başladılar.&nbsp;1960 yılında, Tanzanya&#8217;daki Olduvai Gorge&#8217;deki bir araştırma ekibi, australopitlerle insanlar arasındaki boşluğa düşmüş gibi görünen bir türün fosil kalıntılarını buldu.&nbsp;Homo habilis&nbsp;adını verdiler&nbsp; onu&nbsp;evrimleşen ilk <strong>gerçek insan</strong> türü&nbsp;olarak tanımladılar&nbsp;.</p>



<p>Bulunan parçalı fosillerden,&nbsp;<strong>Homo habilis&#8217;in&nbsp;</strong>bir australopitten önemli ölçüde daha büyük ve daha sonraki insan türlerine benzeyen bir <strong>beyni </strong>varmış gibi görünüyordu.&nbsp;Dahası, keşiflerine göre,&nbsp;H. habilis de&nbsp;insan gibi davrandı.&nbsp;Görünüşe göre australopithler yapmazken, <strong>taş aletler ürettiğini</strong> öne sürdüler.&nbsp;Bu özellik o kadar önemliydi ki, türler için seçtikleri adı bile açıklıyor &#8211;&nbsp;H. habilis&nbsp;kabaca &#8220;<strong>becerikli adam</strong>&#8221; olarak tercüme ediliyor.</p>



<p>Keşfedilmesinden bu yana geçen on yıllarda,&nbsp;H. habilis&nbsp;tartışmalı bir tür haline geldi.&nbsp;Bazı araştırmacılar&nbsp;, muhtemelen tanımlayıcı bir insan özelliği olan&nbsp;uzun mesafeli yürüyüşe adapte edilmediği&nbsp;göz önüne alındığında, bunun aslında bir australopit olduğunu düşünüyor.&nbsp;Alet yapma <strong>becerileri </strong>de daha az önemli görülüyor, çünkü artık&nbsp;australopitlerin <strong>taş aletler</strong> ürettiği de&nbsp;açık.</p>



<p>Homo habilis&#8217;in&nbsp;bir popülasyonu,&nbsp;tartışmasız en eski insan türü olan&nbsp;<strong>H. erectus&#8217;a&nbsp;</strong>evrilmiş olabilir&nbsp;.</p>



<h4 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Homo&nbsp;erectus&nbsp;(&#8220;dik adam&#8221;)</strong></h4>



<p><strong>Keşfedildi:</strong>&nbsp;1891, resmi olarak 1 yıl sonra seçildi.<br><strong>Ne zaman ve nerede yaşadı?&nbsp;</strong>Muhtemelen yaklaşık 2 milyon yıl önce <strong>Afrika&#8217;da </strong>gelişti, hızla genişledi ve <strong>Avrasya&#8217;ya </strong>yayıldı.&nbsp;Yok olma tarihi tartışılıyor son tahminler&nbsp;<strong>143.000 </strong>yıl önce ortadan <strong>kaybolmuş </strong>olabileceğini&nbsp;gösteriyor&nbsp;.<br><strong>Önem:</strong>&nbsp;Neandertaller gibi <strong>soyu tükenmiş</strong> diğer insanlardan daha az biliniyor olabilir, ancak&nbsp;Homo erectus&nbsp;son derece önemli bir türdü.&nbsp;Homo habilis&#8217;in&nbsp;aksine&nbsp;,&nbsp;Homo erectus&#8217;un<strong>&nbsp;insan gibi</strong> göründüğüne ve davrandığına&nbsp;dair hiçbir <strong>şüphe yoktur</strong>.&nbsp;Uzun bacaklarını&nbsp;Afrika&#8217;dan çıkıp Avrasya&#8217;ya yayılmak için kullandı. Bu, onu uzun mesafelere <strong>göç ettiği bilinen en eski insan türü</strong> yapıyor.</p>



<p><strong>Homo neanderthalensis (Neandertal)</strong></p>



<p><strong>Keşfedildi:</strong>&nbsp;1829, 1865&#8217;e kadar resmi olarak isimlendirilmedi.<br><strong>Ne zaman ve nerede yaşadı?&nbsp;</strong>Yaklaşık 200.000 yıl önce Avrasya&#8217;da ortaya çıktı ve orada yaklaşık 40.000 yıl önce soyu tükendi.<br><strong>Önem:</strong>&nbsp;Neandertaller, nesli <strong>tükenmiş insan türlerinin </strong>en <strong>ünlüsüdür</strong>, muhtemelen yaklaşık <strong>200 yıl önce</strong> bilim adamları tarafından <strong>keşfedilen ilk eski insan türü</strong> olmalarının bir sonucudur Darwin&#8217;in doğal seçilim yoluyla evrim teorisini ortaya atmasından birkaç on yıl önce .</p>



<p>Neandertaller aynı zamanda soyu tükenmiş insan türlerinin en iyi bilinenleridir: Araştırmacılar artık&nbsp;Avrupa&nbsp;,&nbsp;Batı Asya&nbsp;ve&nbsp;Orta Asya&#8217;daki&nbsp;ülkelerde yüzlerce Neandertalden <strong>kemikler </strong>buldular&nbsp;.</p>



<p>Homo neanderthalensis&nbsp;, bazen türümüz&nbsp;<strong>Homo sapiens&#8217;in</strong>&nbsp;&#8220;<strong>kuzeni</strong>&#8221; olarak etiketlenir.&nbsp;Her iki tür de aynı &#8220;<strong>ebeveyn</strong>&#8221; türü paylaşıyor gibi görünüyor bazı araştırmacıların&nbsp;Homo <strong>heidelbergensis&nbsp;</strong>olarak adlandırdığı ve muhtemelen&nbsp;<strong>Homo erectus&#8217;un&nbsp;</strong>soyundan gelen&nbsp;erken bir insan.</p>



<p>Tam olarak,&nbsp;Homo sapiens&#8217;e&nbsp;giden çizginin&nbsp;Neandertallere giden&nbsp;çizgiden ayrıldığı zaman&nbsp;hala tartışılıyor.&nbsp;Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar,&nbsp;bölünmenin bir milyon yıldan daha uzun bir süre önce gerçekleştiğini, bir Avrasya dalının sonunda Neandertallere (ve <strong>Denisovalılara</strong>) dönüşürken bir Afrika dalı&nbsp;Homo sapiens&#8217;e&nbsp;dönüştüğünü gösteriyor&nbsp;.</p>



<p>Neandertaller&nbsp;<strong>sofistike taş ve kemik aletler</strong>&nbsp;yaptılar.&nbsp;Araştırmacılar, Neandertallerin belki de yıldırımın tetiklediği yangınlardan yararlanarak ateşi kontrol edebileceklerini yıllardır biliyorlar.&nbsp;Son kanıtlar,&nbsp;kendi yangınlarını başlatmak için çevrelerindeki <strong>minerallerin </strong>kimyasal özelliklerine ilişkin bilgileri&nbsp;de&nbsp;kullanmış&nbsp;olabileceklerini göstermektedir&nbsp;.&nbsp;Neandertaller de&nbsp;kendi kendilerini <strong>tedavi </strong>ettiler&nbsp;ve&nbsp;<strong>sanat yaptılar</strong>.&nbsp;Bu tür bulgular, Neandertallerin&nbsp;bilişsel olarak halkın inandığından daha gelişmiş olduğunu gösteriyor&nbsp;.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ml-2.jpg" alt="" class="wp-image-1205" width="379" height="273" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ml-2.jpg 426w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ml-2-150x108.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ml-2-300x216.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" /></figure></div>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Denisovalılar</strong></h4>



<p><strong>Keşfedildi:</strong>&nbsp;2010.<br><strong>Ne zaman ve nerede yaşadılar?</strong>&nbsp;Hala belirsiz, muhtemelen Doğu Asya&#8217;da yaklaşık 200.000 yıl ile 50.000 yıl önce arasında.<br><strong>Önem:</strong>&nbsp;Denisovalılar, keşfedilme biçimleri açısından belki de en <strong>önemlileridir</strong>.&nbsp;Diğer tüm soyu <strong>tükenmiş </strong>insanlar, araştırmacıların &#8220;<strong>morfopesi</strong>&#8221; dedikleri şeydir: Onların farklı türler olduklarını biliyoruz çünkü iskeletleri bizimkinden ve diğer soyu tükenmiş insan türlerinin iskeletlerinden <strong>farklı </strong>görünüyor.&nbsp;Denisovalılar farklı&nbsp;İskeletleri, görünüşleri veya nasıl davrandıkları hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.</p>



<p>Aslında,&nbsp;Denisovalılar bir <strong>genetik laboratuarında</strong> &#8220;<strong>keşfedildi</strong>&#8221;&nbsp;.&nbsp;Genetik dizilemedeki gelişmelerle birlikte, araştırmacılar artık yüz binlerce yıllık kemiklerden insan <strong>DNA&#8217;sını </strong>çıkarabilir ve sıralayabilir.&nbsp;2010 yılında araştırmacılar, Sibirya&#8217;daki bir mağarada bulunan 50.000 yıllık insan <strong>dişi ve kemik</strong> parçalarından alınan DNA örneklerini analiz ettiler.</p>



<p></p>



<p>Yaşları ve bulundukları yer göz önüne alındığında, varsayım, DNA&#8217;nın bilinen <strong>Neandertal </strong>dizileriyle eşleşeceği yönündeydi. En son tahminlere göre belki <strong>765.000 </strong>yıl önce Neandertallerle en son bir atayı paylaşan bir insan <strong>popülasyonuna ait değildi</strong>.</p>



<p>Bu nüfus artık <strong>Denisovalılar </strong>olarak biliniyor.&nbsp;Kısmen onlar hakkında çok az şey bildiğimiz için, onlara henüz tam bir bilimsel isim verme konusunda biraz isteksizlik var.&nbsp;Daha fazla fosil bulunursa ve bazı araştırmacılar&nbsp;bu tür fosillerin çoktan keşfedildiğinden&nbsp;şüphelenirse&nbsp;Denisovalılar resmen bir tür veya alt tür &#8220;Homo denisova&#8221;&nbsp;olarak tanınabilir&nbsp;.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Homo&nbsp;floresiensis&nbsp;(&#8220;hobbit&#8221;)</strong></h4>



<p><strong>Keşfedildi:</strong>&nbsp;2003<br><strong>Ne zaman ve nerede yaşadılar?&nbsp;</strong>Endonezya&#8217;nın <strong>Flores </strong>adasında yaklaşık 100.000 ila 50.000 yıl önce yaşadığı biliniyor bu türün atalarından kalma bir formu, adada en az <strong>700.000 </strong>yıl önce mevcut olabilir.<br><strong>Önem:&nbsp;</strong>Homo floresiensis&nbsp;evrimsel bir bilmeceydi ve olmaya da devam ediyor.&nbsp;Garip bir özellik karışımı vardı kısa bir vücut,&nbsp;alışılmadık derecede uzun ayaklar&nbsp;ve&nbsp;şaşırtıcı derecede küçük bir beyin&nbsp;.</p>



<p>Bunlar, yaklaşık 2 milyon yıl önce, insanlar ilk kez <strong>australopitlerden </strong>evrimleştiğinde, Afrika&#8217;da dolaşan erken bir insan türünde yerinde görünmeyen özelliklerdir.&nbsp;Ancak,&nbsp;Homo floresiensis&nbsp;Afrika&#8217;nın binlerce kilometre doğusunda yaşadı, sadece <strong>50.000 </strong>yıl önce yaşıyordu ve&nbsp;<strong>ateşi kontrol&nbsp;etme</strong>&nbsp;ve <strong>yemek pişirme&nbsp;kabiliyeti </strong>açısından gelişmiş bir insan gibi davrandığı görülüyor&nbsp;.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Homo&nbsp;naledi&nbsp;(&#8220;yıldız adam&#8221;)</strong></h4>



<p><strong>Keşfedildi:</strong>&nbsp;2013, resmi adı 2015&#8217;te verildi.<br><strong>Ne zaman ve nerede yaşadılar:</strong>&nbsp;<strong>Güney Afrika</strong>.&nbsp;Türün yaşıyla ilgili resmi olarak yayınlanmış veri yok, ancak&nbsp;resmi olmayan raporlar&nbsp;, türünün&nbsp;300.000 ila 200.000 yıl önce yaşadığını gösteriyor&nbsp;.<br><strong>Önem:</strong>&nbsp;Bilim adamlarının&nbsp;H. floresiensis&#8217;i&nbsp;keşfetmelerinden on yıl sonra&nbsp;, insan soy ağacına eşit derecede dikkate değer başka bir tür eklendi.&nbsp;Homo naledi&#8217;nin&nbsp;tuhaf&nbsp;bir&nbsp;<strong>özellik karışımı&nbsp;</strong>vardı <a href="https://www.newscientist.com/article/mg22730383-700-new-species-extinct-human-found-in-cave-may-rewrite-history/"></a>iskeletinin bazı kısımları yaşayan insanlarınkinden ayırt edilemeyen bazı kısımları ile neredeyse <strong>maymuna benziyordu</strong>.&nbsp;Aynı zamanda bir şempanzeninkinden biraz daha büyük bir beyni vardı, ancak karmaşık, modern insan benzeri davranışlar sergiliyor gibi görünüyor en önemlisi, türün&nbsp;kasıtlı olarak bir kaya odasına atıldığına&nbsp;dair bazı kanıtlar var&nbsp;.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong><em>Homo sapiens</em>&nbsp;(&#8220;bilge adam&#8221; veya &#8220;modern insanlar&#8221;)</strong></h4>



<p><strong>Bilim adamları tarafından isimlendirildi:</strong>&nbsp;1758.<br><strong>Ne zaman ve nerede yaşadılar:</strong>&nbsp;Afrika&#8217;da ilk kez yaklaşık 200.000 yıl önce ortaya çıkan türler&nbsp;, en az 100.000 yıl önce Afrika&#8217;dan&nbsp;çıkmaya başladı&nbsp;ve dünyanın geri kalanına yayıldı.<br><strong>Önem:&nbsp;Modern insan</strong> türümüzün önemi açıktır.&nbsp;Önceki insan türlerinin tüm yaratıcılığına rağmen, hiçbiri türümüzün <strong>teknolojik </strong>ve <strong>sanatsal </strong>karmaşıklığıyla rekabet edememiş gibi görünüyor.</p>



<p>Fiziksel düzeyde, türümüz Neandertaller gibi eski insan türlerinden çok farklı görünmemiş olabilir&nbsp;iki tür bile iç içe geçmişti.&nbsp;Ancak <strong>duygusal </strong>ve <strong>entelektüel </strong>farklılıklar, modern insanları görmek için hayatta kalan diğer tüm eski insan türlerinin neden ilk temastan birkaç bin yıl sonra yok olduğunu açıklamak için uzun bir yol kat edebilir.&nbsp;Yaklaşık 40.000 yıl önce, bizimki <strong>Dünya&#8217;da </strong>hayatta kalan <strong>son insan türüydü</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/evrim-agacimiz/">Evrim Ağacımız !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/evrim-agacimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köpek Balıkları Yalnız da Üreyebilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kopek-baliklari-yalniz-da-ureyebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kopek-baliklari-yalniz-da-ureyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 16:40:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[döllenme]]></category>
		<category><![CDATA[eşeyli]]></category>
		<category><![CDATA[eşeysiz]]></category>
		<category><![CDATA[köpek balığı]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklere kimin ihtiyacı var? Uzun süreli eşinden ayrılan bir dişi köpek balığı, kendi başına bebek sahibi olma yeteneğini geliştirmiştir. Zebra köpekbalığı Leonie (Stegostoma fasciatum), erkek partneriyle 1999 yılında Avustralya&#8217;nın Townsville kentindeki bir akvaryumda tanıştı. 2012&#8216;de başka bir tanka taşınmadan önce birlikte iki düzineden fazla yavruları vardı. O andan itibaren Leonie&#8217;nin hiçbir erkek teması yoktu. Ancak 2016&#8217;nın başlarında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kopek-baliklari-yalniz-da-ureyebilir/">Köpek Balıkları Yalnız da Üreyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ryfjy.jpg" alt="" class="wp-image-1191" width="443" height="249" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ryfjy.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ryfjy-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ryfjy-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ryfjy-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ryfjy-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ryfjy-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 443px) 100vw, 443px" /></figure></div>



<p>Erkeklere kimin ihtiyacı var? Uzun süreli eşinden ayrılan bir <strong>dişi köpek balığı</strong>, kendi başına bebek sahibi olma yeteneğini <strong>geliştirmiştir</strong>.</p>



<p>Zebra köpekbalığı Leonie (Stegostoma fasciatum), erkek partneriyle 1999 yılında Avustralya&#8217;nın <strong>Townsville </strong>kentindeki bir akvaryumda tanıştı. <strong>2012</strong>&#8216;de başka bir tanka taşınmadan önce birlikte iki düzineden fazla <strong>yavruları </strong>vardı.</p>



<p>O andan itibaren Leonie&#8217;nin hiçbir erkek teması yoktu. Ancak 2016&#8217;nın başlarında <strong>üç yavru köpekbalığı</strong> vardı.</p>



<p>Bir olasılık, Leonie&#8217;nin eski sevgilisinden <strong>sperm depolaması </strong>ve onu yumurtalarını <strong>döllemek </strong>için kullanmasıydı. Ancak <strong>genetik </strong>testler, bebeklerin yalnızca annelerinden <strong>DNA </strong>taşıdıklarını göstererek, <strong>eşeysiz </strong>üreme yoluyla gebe kaldıklarını gösterdi.</p>



<p>Bazı <strong>omurgalı </strong>türleri, normalde <strong>cinsel </strong>olarak çoğalmalarına rağmen eşeysiz üreme yeteneğine sahiptir. Bunlar arasında belirli köpek balıkları, hindiler, Komodo ejderhaları ve yılanlar bulunur. Bununla birlikte, çoğu rapor, hiçbir zaman erkek partneri olmayan kadınlarla ilgilidir.</p>



<p>Dudgeon, daha önce cinsel geçmişleri olan kadınlarda <strong>aseksüel </strong>üremeyle ilgili çok az rapor olduğunu söylüyor. Her ikisi de esaret altında olan bir kartal ve bir boa yılanı, eşeyli üremeden eşeysiz üremeye geçtiği belgelenen diğer dişi hayvanlardır.</p>



<p>Sidney&#8217;deki New South Wales Üniversitesi&#8217;nden Russell Bonduriansky, &#8220;Her iki üreme moduna da sahip olan türlerde, eşeysizden eşeyli üremeye geçiş konusunda epeyce gözlem var&#8221; diyor . &#8220;Ancak, diğer yöndeki geçişleri       gözlemlemek çok daha az yaygın.&#8221;</p>



<p>Dudgeon, köpek balıklarında eşeysiz üreme, bir dişinin yumurtası <strong>kutup gövdesi</strong> olarak bilinen bitişik bir hücre tarafından döllendiğinde meydana gelebileceğini söylüyor. Bu aynı zamanda dişinin genetik <strong>materyalini </strong>de içerdiğinden, “aşırı akraba evliliğine” yol açtığını söylüyor. &#8220;Genetik çeşitliliği ve uyarlanabilirliği azalttığı için nesiller boyu hayatta kalmak için bir strateji değil.&#8221;</p>



<p>Yine de, erkeklerin az olduğu zamanlarda gerekli olabilir . Dudgeon, &#8220;Bir <strong>tutma mekanizması</strong> olabilir&#8221; diyor. &#8220;Annemin genleri, çiftleşebilecek erkekler bulunana kadar <strong>dişiden dişiye</strong> aktarılıyor.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kopek-baliklari-yalniz-da-ureyebilir/">Köpek Balıkları Yalnız da Üreyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kopek-baliklari-yalniz-da-ureyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yusufçuklar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yusufcuklar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yusufcuklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 13:34:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çiftleşme]]></category>
		<category><![CDATA[libi]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[sıtma]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<category><![CDATA[yusufçuklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şey kalp ile ilgili. Yusufçuklar ayırt edici şekilde 30 dakikadan fazla çiftleşebilirler ve yaşlandıkça bile libidolarını korurlar. Araştırmacılar yaşlanmanın erkeklerin veya dişilerin çiftleşme başarısını etkilemediğini bulmuşlardır.&#160;Dahası, kısa birkaç haftalık yaşamlarının çoğunda seks yaptıkları görülen böcekler, ölene kadar genç meslektaşlarıyla aynı oranda çiftleşebilirler. Parktaki bir gölette yapılan gözlemler, kadınların neredeyse yüzde 100 oranında eş bulduğunu gösteriyor.&#160;Çiftleşmeden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yusufcuklar/">Yusufçuklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1186" width="360" height="480" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-768x1024.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-450x600.jpg 450w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-150x200.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-300x400.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-600x800.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-696x928.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-315x420.jpg 315w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1-630x840.jpg 630w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tjrem-1.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></figure></div>



<p>Her şey <strong>kalp </strong>ile ilgili. Yusufçuklar ayırt edici şekilde <strong>30 </strong>dakikadan fazla <strong>çiftleşebilirler </strong>ve yaşlandıkça bile <strong>libidolarını </strong>korurlar.</p>



<p>Araştırmacılar yaşlanmanın erkeklerin veya dişilerin <strong>çiftleşme başarısını etkilemediğini </strong>bulmuşlardır.&nbsp;Dahası, kısa birkaç haftalık yaşamlarının çoğunda <strong>seks </strong>yaptıkları görülen böcekler, ölene kadar genç meslektaşlarıyla aynı oranda çiftleşebilirler.</p>



<p>Parktaki bir gölette yapılan gözlemler, kadınların neredeyse yüzde <strong>100 </strong>oranında eş bulduğunu gösteriyor.&nbsp;Çiftleşmeden sonra, yumurtalarını bırakırlar ve eyleme dönmeden önce yenilerini <strong>üretme </strong>girişiminde bulunurlar.&nbsp;Daha yaşlı dişiler, daha genç yusufçuklar kadar sık ​​geri döner.</p>



<p>Yaşlı erkekler de kötü davranmaz.&nbsp;Dişiler için <strong>rekabet </strong>çok şiddetli: erkekler bir eş için savaşır, genellikle yollarına çıkan dişilere zarar verir.&nbsp;Zayıf erkekler genellikle kaybetseler de, yaşları bir faktör değildir.</p>



<p>Bununla birlikte, sürekli çiftleşmenin bedelini ödemesi muhtemeldir. Ekip, yalnızca <strong>en güçlü</strong> yusufçukların hayatta kaldığını ve <strong>çoğalmaya </strong>devam ettiğini tahmin ediyor. Ayrıca dişi yusufçuklar beğenmedikleri taliplerini reddetmek için ölü taklidi yaparlar.</p>



<p>Bulgular, uyku hastalığına neden olan parazit taşıyıcıları olan <strong>sıtma </strong>taşıyan sivrisinekler ve çeçe sinekleri gibi türler hakkında yeni bilgiler vererek diğer böcekler için de geçerli olabilir.&nbsp;<strong>Üremelerinin </strong>daha iyi anlaşılması, bu popülasyonların kontrolüne yardımcı olabilir.</p>



<p>Kızböcekleri hastalık taşımasalar da, bazen <strong>parazitlere </strong>ücretsiz bir yolculuk sağlarlar.&nbsp;Yeni bir tür <strong>parazitoid </strong>yaban arısı, yakın zamanda&nbsp;bir yusufçukların sırtında otostop çekerken yakalandı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yusufcuklar/">Yusufçuklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yusufcuklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Örümceklerle Korunma Yolları Ders Bir!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/orumceklerle-korunma-yollari-ders-bir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/orumceklerle-korunma-yollari-ders-bir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 13:05:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çiftleşme]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[genital]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[örümcekler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı erkek örümcekler cinsel ilişkiden hemen sonra iyi bir nedenden ötürü kalkar ve ayrılırlar çok uzun süre oyalanırlarsa kadın partnerleri tarafından yenilme riski vardır. Hızlı bir çıkış yapma sürecinde birçok kişi cinsel organlarının bir kısmını eşlerinin içinde bırakır. Şimdi yeni bir çalışma, genital organın bir kısmını ayırmanın, erkeğin ölümcül bir saldırıdan kaçmasına yardım etmenin bir yolu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orumceklerle-korunma-yollari-ders-bir/">Örümceklerle Korunma Yolları Ders Bir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/j4re.jpg" alt="" class="wp-image-1176" width="379" height="213" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/j4re.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/j4re-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/j4re-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/j4re-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" /></figure></div>



<p>Bazı erkek örümcekler cinsel ilişkiden hemen sonra iyi bir nedenden ötürü kalkar ve ayrılırlar çok uzun süre oyalanırlarsa kadın partnerleri tarafından <strong>yenilme riski </strong>vardır. Hızlı bir çıkış yapma sürecinde birçok kişi <strong>cinsel organlarının bir kısmını</strong> eşlerinin içinde bırakır.</p>



<p>Şimdi yeni bir çalışma, <strong>genital </strong>organın bir kısmını ayırmanın, erkeğin ölümcül bir saldırıdan kaçmasına yardım etmenin bir yolu olmadığını ortaya koyuyor. Bunun yerine, terk edilmiş cinsel organlar &#8220;<strong>bekaret kemeri</strong>&#8221; görevi görür ve rakiplerden spermin dişiye girişini engeller.</p>



<p>Almanya Bonn Üniversitesi&#8217;nden Gabriele Uhl ve meslektaşları yaban arısı örümceklerinin çiftleşmesini izlediler. Eylem sırasında bir erkek, <strong>pedipalp </strong>olarak bilinen sperm taşıyan iki organdan birini dişinin genital açıklıklarına yerleştirmelidir. Spermi verdikten sonra, pedipalpin ucu dişinin içinde sıkışarak üreme yolunda bir <strong>tıkaç </strong>oluşturur.</p>



<p>Araştırmacılar, pedipalp&#8217;in bir kısmını geride bırakmanın erkeklerin ölümden kaçmasına yardım edip etmediğini bulmak için, bu organdaki ilk cinsel karşılaşmalarda meydana gelen <strong>hasarı</strong>, sonraki karşılaşmalarda yaşanan hasarla <strong>karşılaştırdı</strong>.</p>



<p>Deneyde izlenen deneyimli erkekler daha önce bir kez çiftleşmiş ve sadece tek bir pedipalp sağlam kalmıştı. Bu erkekler, ikinci kez çiftleştikten sonra hayatta kalmaktan evrimsel bir fayda elde edemezler çünkü bu noktada genellikle her iki pedipalpini de kaybetmişlerdir ve bu nedenle artık dişileri <strong>dölleyemezler</strong>.</p>



<p>Uhl&#8217;a göre, pedipalp&#8217;in ayrılması<strong> hayatta kalma</strong> faydası sağlıyorsa, bunun, tecrübeli erkeklerden daha fazla tekrar çiftleşebilen bakire erkeklerde gerçekleşmesini beklemek gerekirdi, ancak bunu yapamadılar. Araştırmacılar, bu iki grup arasında eşit miktarda pedipalp hasarı buldular.</p>



<p>Bu nedenle, pedipalp ucunun ayrılmasının bir erkek örümceğin eşinin saldırısından kaçma şansını önemli ölçüde artıramayacağı sonucuna vardılar.</p>



<p>Uhl&#8217;un ekibi ayrıca, bir dişinin içinde kalan pedipalp ucunun, sonraki karşılaşmalarda ne kadar süre çiftleştiğini etkilediğini buldu. Normalde bakire dişiler yaklaşık <strong>16 saniye</strong> çiftleşir, ancak pedipalp tıkacı olanlar sadece <strong>yarısı </strong>kadar çiftleşir.</p>



<p>Uhl, bu önemli çünkü dişi örümceklerin en uzun süre çiftleştikleri erkeklerin <strong>yavrularını doğurma </strong>olasılıkları daha yüksek.</p>



<p>Pedipalp tıkacının, spermin rakip örümceklerin dişilere girmesini önlemek için bir bekaret kemeri görevi gördüğü sonucuna varır. Uhl&#8217;un grubu, benzer bir &#8220;<strong>tıkama mekanizmasına</strong>&#8221; sahip başka tür yaban arısı örümcekleri de buldu.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/orumceklerle-korunma-yollari-ders-bir/">Örümceklerle Korunma Yolları Ders Bir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/orumceklerle-korunma-yollari-ders-bir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zürafaların boyunları beslenmelerine yardımcı olmak için gelişiyor sanıyorduk her şey seksten!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/zurafalarin-boyunlari-beslenmelerine-yardimci-olmak-icin-gelisiyor-saniyorduk-her-sey-seksten/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/zurafalarin-boyunlari-beslenmelerine-yardimci-olmak-icin-gelisiyor-saniyorduk-her-sey-seksten/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 12:05:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[evrimsel]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[zürafalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşık 15 milyon yıl önce, ceylan benzeri hayvanlar Afrika&#8217;nın kuru otlaklarında dolaşıyordu. Onlarda çok özel bir şey yoktu ama boyunlarının bir kısmı biraz uzundu. Sadece 6 milyon yıl içinde, modern zürafalara benzeyen hayvanlara dönüştüler, ancak modern türler yalnızca yaklaşık 1 milyon yıl önce ortaya çıktı. Yaşayan en uzun kara hayvanı olan bir zürafa, 4,5 ila 5 metre [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zurafalarin-boyunlari-beslenmelerine-yardimci-olmak-icin-gelisiyor-saniyorduk-her-sey-seksten/">Zürafaların boyunları beslenmelerine yardımcı olmak için gelişiyor sanıyorduk her şey seksten!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz.jpg" alt="" class="wp-image-1169" width="313" height="338" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz.jpg 868w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-554x600.jpg 554w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-768x832.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-150x162.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-300x325.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-600x650.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-696x754.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-388x420.jpg 388w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fwencsmz-776x840.jpg 776w" sizes="auto, (max-width: 313px) 100vw, 313px" /></figure></div>



<p>Yaklaşık <strong>15 milyon yıl</strong> önce, ceylan benzeri hayvanlar <strong>Afrika&#8217;nın </strong>kuru otlaklarında dolaşıyordu. Onlarda çok özel bir şey yoktu ama boyunlarının bir kısmı biraz uzundu.</p>



<p>Sadece 6 milyon yıl içinde, modern zürafalara benzeyen hayvanlara <strong>dönüştüler</strong>, ancak modern türler yalnızca yaklaşık 1 milyon yıl önce ortaya çıktı. Yaşayan en uzun kara hayvanı olan bir zürafa, <strong>4,5 ila 5 metre </strong>boyundadır.</p>



<p>Çoğu insan zürafaların uzun boyunlarının <strong>beslenmelerine yardımcı</strong> olmak için <strong>geliştiğini </strong>varsayar. Uzun boynunuz varsa, tartışmaya devam ederseniz, rakiplerinizin ulaşamayacağı uzun ağaçlarda yaprakları yiyebilirsiniz. Ancak başka bir olasılık daha var. Olağanüstü boyunların yemekle çok az ilgisi olabilir ve her şeyin <strong>seksle </strong>ilgisi olabilir.</p>



<p>Yüksek beslenme <strong>teorisini </strong>destekleyen kanıtlar şaşırtıcı derecede zayıftır. Güney Afrika&#8217;daki zürafalar ağaçların tepelerinde yiyecek aramak için çok zaman harcıyorlar, ancak Afrika&#8217;nın başka yerlerinde <strong>yiyecek kıt</strong> olsa bile rahatsız görünmüyorlar .</p>



<p>Uzun boyunların bir bedeli vardır. Bir zürafanın beyni kalbinin yaklaşık <strong>2 </strong>metre yukarısında olduğu için kalbin büyük ve güçlü olması gerekir. Aslında kanın beyne ulaşması için herhangi bir hayvanın en yüksek basıncıyla <strong>pompalanması </strong>gerekir . Bu yüzden zürafaların boyunlarını bu kadar uzun tutmak için büyük bir geri ödemesi olmalı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refdsa.jpg" alt="" class="wp-image-1170" width="278" height="316" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refdsa.jpg 467w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refdsa-150x170.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refdsa-300x340.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refdsa-370x420.jpg 370w" sizes="auto, (max-width: 278px) 100vw, 278px" /></figure></div>



<p>En son <strong>teori </strong>ve <strong>biyologların </strong>bu konudaki fikrini düşünürsek, bunun daha önce ortaya çıkmamış olması şaşırtıcı uzun boyunların cinsel seçilimin sonucu olması: yani erkeklerde dişiler için rekabet etmenin bir yolu olarak <strong>evrimleşmişlerdir </strong>.</p>



<p>Erkek zürafalar dişiler için &#8220;<strong>boyun eğdirerek</strong>&#8221; savaşırlar. Yan yana dururlar ve başlarının arkasını birbirlerinin kaburgalarına ve bacaklarına doğru sallarlar. Buna yardımcı olmak için, kafatasları alışılmadık derecede kalındır ve başlarının üstünde ossicones adı verilen <strong>boynuz </strong>benzeri büyümeler vardır. Kısacası kafaları vurucu koçlardır ve rakiplerinin kemiklerini oldukça kırabilir.</p>



<p>Uzun ve güçlü bir boyuna sahip olmak bu düellolarda bir avantaj olacaktır ve <strong>uzun boyunlu </strong>erkeklerin kazanma <strong>eğiliminde </strong>olduğu ve ayrıca kadınların onları <strong>tercih </strong>ettiği görülmüştür .</p>



<p>&#8220;<strong>Seks için boyun</strong>&#8221; fikri, zürafaların neden boyunlarını bacaklarından çok daha fazla uzattığını da açıklamaya yardımcı oluyor. Zürafalar daha yüksek dallara ulaşmak için evrimleştiyse, bacaklarının boyunları kadar hızlı uzamasını bekleyebilirdik,  ama olmadı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refso-1.jpg" alt="" class="wp-image-1172" width="287" height="251" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refso-1.jpg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refso-1-150x131.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/refso-1-300x262.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 287px) 100vw, 287px" /></figure></div>



<p>Namibya&#8217;da , erkeklerin sürekli olarak aynı vücut kütlesine sahip kadınlardan daha <strong>ağır boyunlara </strong>sahip olduklarını ve yaşamları boyunca <strong>sadece erkeklerin boyunlarının uzamaya devam ettiğini </strong>bulan bir araştırmaya işaret ediyorlar . Erkeklerin kafaları da kadınlardan daha ağırdı; bu, <strong>savaşma yetenekleri</strong> nedeniyle seçilmeleri beklenirdi.</p>



<p>Simmons ve Altwegg, zürafaların boyunlarının ulaşılması zor yiyecekleri yemenin bir yolu olarak büyümeye başladığını, ancak daha sonra çiftleşme amacıyla kullandıklarını öne sürüyorlar. Boyunlar belirli bir uzunluğa ulaştığında, erkekler onları boyun atmak ve çarpmak için kullanabiliyordu bu noktada <strong>cinsel seçilim </strong>devraldı ve boyunlarını şu anki aşırı uzunluklarına götürdü.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zurafalarin-boyunlari-beslenmelerine-yardimci-olmak-icin-gelisiyor-saniyorduk-her-sey-seksten/">Zürafaların boyunları beslenmelerine yardımcı olmak için gelişiyor sanıyorduk her şey seksten!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/zurafalarin-boyunlari-beslenmelerine-yardimci-olmak-icin-gelisiyor-saniyorduk-her-sey-seksten/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Katil sperm şanssız solucanların iç organlarını tahrip ediyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/katil-sperm-sanssiz-solucanlarin-ic-organlarini-tahrip-ediyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/katil-sperm-sanssiz-solucanlarin-ic-organlarini-tahrip-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 11:27:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[cins]]></category>
		<category><![CDATA[solucanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[tür]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Farklı türlerdeki hayvanların seks yapmamaları için güçlü bir teşvik: öldürücü sperm. İki tür nematod kurdu çiftleştiğinde, birinin spermi diğerini kısırlaştırır veya öldürür. Başka bir türe fiziksel zarar veren ilk sperm örneğidir. College Park&#8217;taki Maryland Üniversitesi&#8217;nden Eric Haag ve meslektaşları, iki tür nematod solucanının çiftleşmesini sağlamaya çalıştı. Erkek ve dişilerle cinsel olarak üreyen Caenorhabditis nigoni erkekleri, kendi kendine döllenen hermafrodit olan Caenorhabditis briggsae [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/katil-sperm-sanssiz-solucanlarin-ic-organlarini-tahrip-ediyor/">Katil sperm şanssız solucanların iç organlarını tahrip ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/v-f.jpg" alt="" class="wp-image-1163" width="451" height="248" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/v-f.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/v-f-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/v-f-300x165.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 451px) 100vw, 451px" /></figure></div>



<p>Farklı türlerdeki hayvanların <strong>seks </strong>yapmamaları için güçlü bir <strong>teşvik</strong>: öldürücü sperm. İki tür <strong>nematod </strong>kurdu çiftleştiğinde, birinin spermi diğerini kısırlaştırır veya öldürür. Başka bir türe fiziksel zarar veren ilk sperm örneğidir.</p>



<p>College Park&#8217;taki Maryland Üniversitesi&#8217;nden Eric Haag ve meslektaşları, iki tür nematod solucanının çiftleşmesini sağlamaya çalıştı. Erkek ve dişilerle cinsel olarak üreyen <strong>Caenorhabditis nigoni </strong>erkekleri, kendi kendine döllenen hermafrodit olan <strong>Caenorhabditis briggsae</strong> ile çiftleşmiştir.<a href="http://biology.umd.edu/faculty/ericshaag"></a></p>



<p>Haag, &#8220;Ama işe yaramıyordu&#8221; diyor. C. briggsae solucanlarını incelediğinde , solucanın kafasında bile vücut boşluğunda <em>C. nigoni</em> spermini gördü . Sperm, solucanın rahminden çıkmış, <strong>yumurtalıkları</strong> yok etmiş ve daha sonra vücuda girerek ciddi doku hasarına neden olmuştu.</p>



<p>Haag, &#8220;İki tür <strong>evrimsel </strong>açıdan çok yakındır, ancak çiftleştiklerinde cehennem kopar&#8221; diyor.</p>



<p>Birçok farklı Caenorhabditis solucanını çiftleştirmeyi denedi ve farklı türden bir erkekle çiftleşmenin her zaman zararlı olduğunu, ancak daha çok C. briggsae gibi hermafroditler için zararlı olduğunu buldu. Bunun nedeni, yumurtalara ulaşmak için birbirlerini itip kakan spermlerle uğraşmak zorunda kalmamaları olabilir, oysa düzenli olarak çiftleşen türlerde dişiler, spermle baş edebilmek için güçlendirilmiş üreme yolları geliştirmelidir. Haag, &#8220;Zamanla <strong>hermafroditler</strong>, bunu hala eski yöntemle yapan akrabalarıyla karşılaşmaya karşı çok savunmasız hale geliyor&#8221; diyor.</p>



<p>İngiltere St Andrews Üniversitesi&#8217;nden David Shuker , &#8220;Spermin kendilerinin bu tür bir hasara neden olduğu doğada başka hiçbir örnek bilmiyorum&#8221; diyor .</p>



<p>Keşif, bazı türlerin neden ayrı kaldığını açıklamaya yardımcı olabilir, diyor Haag: Çiftleşirlerse içlerinden biri ölebilir. &#8220;<strong>Kısırlık </strong>veya <strong>ölümle </strong>türler arası çiftleşmeyi cezalandırmak, tür bariyerini korumanın güçlü bir evrimsel yolu olacaktır.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/katil-sperm-sanssiz-solucanlarin-ic-organlarini-tahrip-ediyor/">Katil sperm şanssız solucanların iç organlarını tahrip ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/katil-sperm-sanssiz-solucanlarin-ic-organlarini-tahrip-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ultraviyole Işığın Verebileceği Hasarlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ultraviyole-isigin-verebilecegi-hasarlar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ultraviyole-isigin-verebilecegi-hasarlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 22:36:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[fotoenerji]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik]]></category>
		<category><![CDATA[ultraviyole ışık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ultraviyole ışık, insan genetik bilgilerinin bütünlüğünü tehlikeye atar ve cilt kanserine neden olabilir. İlk kez, Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) araştırmacıları, DNA hasarının radyasyonun görülme noktasından çok uzakta da olabileceğini gösterdi. Yeni mimaride yapay olarak modellenmiş bir DNA dizisi ürettiler ve DNA hasarını 30 DNA yapı bloğu mesafede tespit etmeyi başardılar. KIT Organik Kimya Enstitüsü&#8217;nden Profesör Dr. Hans-Achim [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ultraviyole-isigin-verebilecegi-hasarlar/">Ultraviyole Işığın Verebileceği Hasarlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn.jpg" alt="" class="wp-image-1158" width="-403" height="-268" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn.jpg 900w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/uhn-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Ultraviyole</strong> <strong>ışık</strong>, insan genetik bilgilerinin bütünlüğünü tehlikeye atar ve <strong>cilt kanserine</strong> neden olabilir. İlk kez, Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) araştırmacıları, <strong>DNA </strong>hasarının <strong>radyasyonun </strong>görülme noktasından çok uzakta da olabileceğini gösterdi. Yeni mimaride yapay olarak modellenmiş bir DNA dizisi ürettiler ve DNA hasarını 30 DNA yapı bloğu mesafede tespit etmeyi başardılar.</p>



<p><strong>KIT </strong>Organik Kimya Enstitüsü&#8217;nden Profesör Dr. Hans-Achim Wagenknecht, &#8220;Şimdiye kadar, <strong>ışık enerjisinin</strong> DNA&#8217;da şimdiye kadar aktarılmasının ve orada hasara neden olmasının imkansız olduğunu düşündük,&#8221; diyor. Çalışma için, belirli bir mimarinin <strong>sentetik </strong>olarak üretilmiş, <strong>modifiye </strong>edilmiş bir DNA&#8217;sı kullanıldı. Bu kısa <strong>gen bölümünün </strong>belirli noktalarında, araştırmacılar <strong>fotoenerji enjektörü </strong>olarak bir <strong>ksanton </strong>molekülü yerleştirdiler. LED&#8217;lerin ürettiği <strong>UV </strong>radyasyonunun deneyde hasara neden olacağını belirlemek için bilim adamları, bu ışık enjektöründen belirli mesafelere timin çiftleri yerleştirdi. Timin, dört nükleobazdan biridir ve dolayısıyla DNA&#8217;nın <strong>ana yapı taşlarından </strong>biridir. Işığın neden olduğu en sık DNA hasarı, komşu timinlerin bağlanmasından kaynaklanır: Işık enerjisi nedeniyle, <strong>siklobutan pirimidin dimerlerinin</strong> (CPD) katı bileşiklerini oluştururlar.</p>



<p>Ekip, CPD oluşumunun pozisyonlarını tanımladıktan sonra, <strong>10,5 nanometreye </strong>kadar bir mesafeye karşılık gelen 30 DNA yapı bloğunun üzerinde fotoenerji göçünü kanıtlamayı başardı. Wagenknecht, &#8220;Bu şaşırtıcı derecede uzun menzil, DNA foto hasarının anlaşılması için çok önemlidir&#8221; diyor. CPD hasarı, <strong>cilt kanserinin</strong> moleküler nedeni olarak kabul edilir, çünkü genetik bilgi artık okunamaz veya doğru okunamaz.</p>



<p>Enerjinin ne kadar uzağa göç edebileceği sorusu hala açık. Her şeyden önce bilim adamları, foto hasarın nerede geliştiğini öğrenmek istediler. Bir başka önemli husus, DNA&#8217;ya ışık enjektörleri olarak yapay olarak sokulan ksantonların antibiyotikler gibi birçok yaygın maddede bulunabilmesidir ve alımdan sonra <strong>cildin ışık hassasiyetini artırabilir.</strong></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ultraviyole-isigin-verebilecegi-hasarlar/">Ultraviyole Işığın Verebileceği Hasarlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ultraviyole-isigin-verebilecegi-hasarlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Netflix ya da Nekşflikş</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/netflix-ya-da-neksfliks/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/netflix-ya-da-neksfliks/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 21:39:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[netflıx]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Netflix genellikle tüm rekabeti bozan ve yerel içeriği azaltan Hollywood tarzı bir eğlence devi olarak eleştirilir, ancak bir akademisyen bunun basit bir görüş olduğunu söylüyor. Bir medya çalışmaları uzmanı, dünyanın en büyük internet üzerinden dağıtılan video hizmeti hakkında eğlence için oyun değiştirici olduğunu kanıtlayan çok sayıda yanlış anlama olduğunu söyledi. QUT Dijital Medya Araştırma Merkezi&#8217;nden medya çalışmaları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/netflix-ya-da-neksfliks/">Netflix ya da Nekşflikş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfh-1.png" alt="" class="wp-image-1154" width="844" height="174" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfh-1.png 495w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfh-1-150x31.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dfh-1-300x62.png 300w" sizes="auto, (max-width: 844px) 100vw, 844px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Netflix </strong>genellikle tüm <strong>rekabeti bozan </strong>ve yerel içeriği azaltan <strong>Hollywood </strong>tarzı bir eğlence devi olarak eleştirilir, ancak bir akademisyen bunun <strong>basit </strong>bir <strong>görüş </strong>olduğunu söylüyor. Bir medya çalışmaları uzmanı, dünyanın en büyük internet üzerinden dağıtılan video hizmeti hakkında eğlence için oyun değiştirici olduğunu kanıtlayan çok sayıda yanlış anlama olduğunu söyledi. QUT Dijital Medya Araştırma Merkezi&#8217;nden medya çalışmaları uzmanı Profesör Amanda Lotz, dünyanın en büyük internet üzerinden dağıtılan video hizmeti hakkında birçok yanlış anlaşılma olduğunu söyledi.</p>



<p>Üç yıllık Avustralya Araştırma Konseyi Keşif Projesi&#8217;nin ortasında olan Profesör Lotz, &#8220;Netflix, atlar arasında bir zebra olarak incelenmelidir&#8221; dedi. İnternet üzerinden dağıtılan televizyon: Kültürel, endüstriyel ve politika dinamikleri.</p>



<p>&#8220;Netflix&#8217;in küresel bir <strong>televizyon </strong>hizmetine ne ölçüde dönüştüğünü çok az kişi kabul ediyor. Yalnızca ABD&#8217;de üretilen içeriği dağıtan hizmetlerin aksine, Netflix, Avustralya dahil altı kıtada <strong>27</strong>&#8216;den fazla <strong>ülkede </strong>üretilen ve büyüyen bir dizi kitaplığının geliştirilmesini finanse etti. Netflix&#8217;in şu anda <strong>Singapur</strong>, <strong>Amsterdam </strong>ve <strong>São Paulo&#8217;da </strong>bölge ofisleri var. Geçen yıl Avustralya&#8217;daki merkezini <strong>Sidney&#8217;de </strong>açtı.&#8221;</p>



<p>Profesör Lotz, QUT&#8217;un Seçkin Profesörü Stuart Cunningham ve RMIT Kıdemli Araştırma Görevlisi Dr Ramon Lobato ile birlikte, küresel abonelik talep üzerine <strong>video platformlarının ulusal televizyon</strong> <strong>pazarları </strong>üzerindeki etkisini araştırıyor.</p>



<p>Profesör Lotz, &#8220;Netflix gibi internet üzerinden dağıtılan video hizmetleri, eğlence ortamını ve ücretsiz televizyonun faaliyet gösterdiği rekabet alanını tamamen değiştirdi ve &#8216;<strong>ödemeli TV</strong>&#8216; tanımını tamamen değiştirdi.&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;Ancak Netflix modeli gerçek bir oyun değiştiriciydi. Daha önce, diziler için prodüksiyon ücretlerinin aslan payını ödeyen ve ödeyen BBC, ABC veya NBC gibi kanalların temel işi, bu şovlar bir gün çıksa bile, ülke sınırındaydı, Netflix ile birçok ülkedeki izleyicilere ulaştı.</p>



<p>&#8220;Netflix&#8217;in birden fazla ülkede dizileri devreye alma ve ardından bunları aynı anda <strong>150 </strong>milyon aboneye ulaştırma eğilimi eşi görülmemiş ve hiçbir televizyon kanalının yapamayacağı bir şey.</p>



<p>&#8220;Ve birçok kişi Netflix&#8217;in Amazon Prime Video, Apple TV +, Stan ve Disney + gibileriyle rekabet ettiğine inansa da, bu hizmetlerin hiçbiri çok uluslu üretimi Netflix ile <strong>karşılaştırılabilir </strong>bir ölçekte desteklediğine dair kanıt göstermiyor.</p>



<p>&#8220;Araştırma projemiz, Netflix tarafından (tamamen veya kısmen) ve menşe ülkesi tarafından yaptırılan bir dizi veritabanı derledi. Filmlerin yarısından fazlasının ABD dışında üretildiğini ve Netflix orijinal filmlerinin ilk analizinin benzer bir model gösterdiğini tespit ettik.&#8221;</p>



<p>Ancak Profesör Lotz, Netflix&#8217;in ulusal sağlayıcıların, özellikle de kültürel hikaye anlatımının merkezinde yer alan kamu hizmeti yayıncılarının yerini alacak gerekli içerik derinliğini asla geliştiremeyeceğini söyledi.</p>



<p>&#8220;Netflix&#8217;in bazı özelliklerinin <strong>küresel erişiminden, iş modelinden</strong> veya <strong>dağıtım teknolojisinden</strong> kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak zordur, ancak bunlar sorulması gereken çok önemli sorulardır. Ve bu özellikler, hikayelerin, karakterlerin ve hemen bulunmayan yerlerin kullanılabilirliğine yol açıyor mu? &#8220;Eğer öyleyse, bu seyirciler için kayda değer bir faydadır&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;Ayrıca, bu özelliklerin uluslararası olarak satılması gereken türden hikayeleri yeniden düşünen yazarlar, yapımcılar ve aktörler için mevcut fırsatları nasıl etkilediğini de sormalıyız.&#8221;</p>



<p>&#8220;Devreye alınan bir kanalın ülkesi dışındaki kitlelere hitap etmek giderek daha gerekli hale geliyor. Netflix ulusal sağlayıcıları ortadan kaldırmayacak olsa bile, <strong>rekabet ortamını </strong>yeniden yapılandırıyor.&#8221;</p>



<p>Profesör Lotz, geçtiğimiz aylarda, SVOD işinin farklılıklarını ve Netflix&#8217;in doğrusal, reklam destekli kanallardan farklı program stratejilerine nasıl izin verdiğini inceleyen Netflix 30 Soru-Cevap adlı bir blog dizisi yayınladı.</p>



<p>&#8220;Şirketin komisyonlarında aradığı uzun vadeli ve küresel haklar, serisini yapanların ücret normlarında önemli değişiklikler gerektirdi ve yeni normların daha düşük ücrete ulaşıp ulaşmadığı belirsizliğini koruyor.&#8221;</p>



<p>&#8220;Ulusal yayıncılar, Netflix&#8217;in prestij serisi için destekleyebileceği artan ücretlere ayak uydurmaktan endişe duyuyor ve Netflix&#8217;in aynı yerel içerik kurallarına ve diğer gereksinimlere tabi olmadığı <strong>haksız </strong>bir oyun alanından şikayet ediyor.</p>



<p>&#8220;Ancak iş ve kültür analistleri, Netflix&#8217;i ABD içeriğini yurt dışına itmeyi amaçlayan doğrusal kanallar ve yayın hizmetleriyle aynı kategoriye sokmaya çalışmaktan vazgeçmelidir. Netflix, 23 yıllık varlığı boyunca defalarca gelişti. Belki de bu sürekli değişim onun yanlış algısını körüklüyor. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/netflix-ya-da-neksfliks/">Netflix ya da Nekşflikş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/netflix-ya-da-neksfliks/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyunculuk İyi Ruh Hali İçin</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/oyunculuk-iyi-ruh-hali-icin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/oyunculuk-iyi-ruh-hali-icin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 21:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[oyunculuk]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oyunculukta basit egzersizler, insanları daha eğlenceli hale getirmeye ve sonuç olarak hayatlarından daha memnun hissetmelerine yardımcı olabilir. Araştırmacılar, bir deneye katılanların oynaklıklarını artırmak için bir hafta egzersiz yapmalarını sağladı. Bunun kişiyi uyarılabileceğini, eğitilebileceğini ve bir kişinin ruh halini iyileştirdiğini buldular. Oyunculuk, insanlarda farklı şekilde ifade edilen bir kişilik özelliğidir. MLU&#8217;da bir psikolog olan Profesör René Proyer, &#8220;Özellikle oyuncu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/oyunculuk-iyi-ruh-hali-icin/">Oyunculuk İyi Ruh Hali İçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/vc.jpg" alt="" class="wp-image-1149" width="396" height="260" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/vc.jpg 554w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/vc-150x99.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/vc-300x197.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 396px) 100vw, 396px" /></figure></div>



<p id="first">Oyunculukta basit egzersizler, insanları daha eğlenceli hale getirmeye ve sonuç olarak <strong>hayatlarından</strong> daha <strong>memnun </strong>hissetmelerine yardımcı olabilir. Araştırmacılar, bir deneye katılanların oynaklıklarını artırmak için bir hafta egzersiz yapmalarını sağladı. Bunun kişiyi uyarılabileceğini, eğitilebileceğini ve bir kişinin <strong>ruh halini iyileştirdiğini</strong> buldular.</p>



<p>Oyunculuk, insanlarda farklı şekilde ifade edilen bir kişilik özelliğidir. MLU&#8217;da bir psikolog olan Profesör René Proyer, &#8220;Özellikle oyuncu insanlar can sıkıntısıyla baş etmekte zorlanırlar. Neredeyse her gündelik durumu eğlenceli veya kişisel olarak ilgi çekici bir <strong>deneyime </strong>dönüştürmeyi başarırlar&#8221; diye açıklıyor. Örneğin, kelime oyunlarından ve zihinsel oyunlardan hoşlanırlar, meraklıdırlar veya sadece etrafta oynamayı severler. Proyer&#8217;a göre bu, bu insanların özellikle <strong>aptal veya anlamsız</strong> oldukları anlamına gelmez. Aksine, MLU&#8217;dan araştırmacılar tarafından yapılan daha önceki araştırmalar, yetişkinlerin bu eğilimi birçok durumda olumlu bir şekilde kullanabileceklerini göstermiştir: Ayrıntılara dikkat ederler, yeni bakış açılarını kolayca benimserler ve monoton bir görevi onlar için ilginç hale getirebilirler.</p>



<p>Şimdiye kadar oyunculuğun eğitilip eğitilemeyeceği ve bunun insanlar üzerinde ne gibi etkileri olabileceği belirsizdi. Bu nedenle, Halle&#8217;den psikologlar, İsviçre&#8217;deki Zürih Üniversitesi ve Pennsylvania Eyalet Üniversitesi&#8217;nden (ABD) araştırmacılarla birlikte 533 kişi üzerinde bir çalışma yaptı. Katılımcılar rastgele üç deney grubundan birine veya bir plasebo grubuna ayrıldı. Deney gruplarındaki kişiler yedi günlük üç günlük egzersizden birini tamamladılar. Egzersizler <strong>oyunculuklarını</strong> <strong>artırmayı </strong>amaçlıyordu: Yatmadan önce, ya o günden itibaren özellikle eğlenceli davrandıkları üç durumu yazmaları gerekiyordu ya da alışılmadık bir durumda oyunbaz olma eğilimlerini kullanmaları gerekiyordu, örneğin profesyonel yaşamlarında bu deneyimi yazın. Ya da o gün kendi içlerinde gözlemledikleri oyunbaz davranışları daha geniş bir şekilde düşüneceklerdi. Aksine, plasebo grubu deney üzerinde hiçbir etkisi olmayan bir görev aldı. Proyer&#8217;in grubundan bir araştırmacı olan Kay Brauer, &#8220;Bu <strong>yöntemlerin </strong>tümü, <strong>pozitif </strong>psikolojinin yerleşik müdahalelerine dayanmaktadır&#8221; diyor.</p>



<p>Tüm gruplar müdahaleden bir, iki, dört ve on iki hafta önce ve hemen sonra araştırmacıların çeşitli kişilik özelliklerini ölçtüğü bir anket doldurdu. Brauer, &#8220;Bizim varsayımımız, egzersizlerin insanları bilinçli olarak oyun oynamaya odaklamasına ve daha sık kullanmasına yol açacağı yönündeydi. Bu, olumlu duygularla sonuçlanabilir ve bu da kişinin refahını etkileyebilir&#8221; diyor. Ve gerçekten, görevler <strong>oyunculukta</strong> <strong>artışa </strong>yol açtı. Araştırmacılar ayrıca katılımcıların refahında geçici, orta düzeyde bir iyileşme gözlemlediler. Proyer, &#8220;Çalışmamız, oyunculuğun <strong>tetiklenebileceğini </strong>ve bunun onlar için olumlu etkileri olduğunu gösteren yetişkinler üzerinde yapılan ilk <strong>müdahale </strong>çalışmasıdır&#8221; diyor.</p>



<p>Çalışmanın sonuçları, yeni araştırma soruları ve pratik uygulamalar için bir başlangıç ​​noktası görevi görür. Proyer, &#8220;Bu bilgiyi günlük yaşamda çeşitli yönleri <strong>geliştirmek </strong>için kullanabileceğimize inanıyorum&#8221; diyor. Örneğin, işyerinde <strong>özel </strong>müdahaleler işyerinde daha fazla <strong>eğlenceye </strong>veya daha <strong>yenilikçi </strong>olma potansiyeline yol açabilir. Romantik partnerler, ilişkilerinde memnuniyetlerini artırabilecek benzer egzersizler yapabilirler. &#8220;Bu, her şirketin masa tenisi masalarına veya oyun alanı kaydırağına ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte, çalışanların oyunculuğu bilinçli bir şekilde günlük işlerine <strong>entegre </strong>etmelerine izin vermek ve bir <strong>süpervizör </strong>olarak bu tür davranışlara örnek olmak gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/oyunculuk-iyi-ruh-hali-icin/">Oyunculuk İyi Ruh Hali İçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/oyunculuk-iyi-ruh-hali-icin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsiyet Tacizi! Son Verelim!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cinsiyet-tacizi-son-verelim/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cinsiyet-tacizi-son-verelim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 20:44:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oregon Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırmaya göre, okullarda cinsiyet tacizine katlanan lise öğrencileri, koleje ve yetişkinliğe potansiyel ruh sağlığı zorluklarıyla giriyor. Araştırma, 535 üniversite öğrencisi havuzundaki kadınların yüzde 97&#8217;sinin ve erkeklerin yüzde 96&#8217;sının lise sırasında en az bir kez cinsel tacize maruz kaldığını ortaya koydu. Özellikle tekrar tekrar karşılaşanlar için cinsiyet tacizi deneyimleri, kolejde travmaya bağlı semptomların klinik olarak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cinsiyet-tacizi-son-verelim/">Cinsiyet Tacizi! Son Verelim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcs-2.png" alt="" class="wp-image-1145" width="311" height="501" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcs-2.png 177w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcs-2-150x242.png 150w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" /></figure></div>



<p id="first">Oregon Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırmaya göre, okullarda <strong>cinsiyet tacizine</strong> katlanan lise öğrencileri, koleje ve yetişkinliğe potansiyel <strong>ruh sağlığı</strong> zorluklarıyla giriyor.</p>



<p>Araştırma, 535 üniversite öğrencisi havuzundaki kadınların yüzde 97&#8217;sinin ve erkeklerin yüzde 96&#8217;sının lise sırasında en az bir kez cinsel <strong>tacize maruz kaldığını</strong> ortaya koydu. Özellikle tekrar tekrar karşılaşanlar için cinsiyet tacizi deneyimleri, kolejde travmaya bağlı semptomların klinik olarak anlamlı seviyeleriyle ilişkilendirildi.</p>



<p>Bir UO psikoloji doktora öğrencisi olan baş yazar Monika N. Lind, &#8220;Gençlerin lisede ne kadar çok cinsiyet tacizi ve kurumsal ihanetle karşılaştıklarını, üniversitede o kadar çok zihinsel, fiziksel ve duygusal zorluklarla karşılaştıklarını gördük,&#8221; dedi. &#8220;Bulgularımız cinsiyet tacizinin ve kurumsal ihanetin gençlere <strong>zarar </strong>verebileceğini ve eğitimcilerin ve araştırmacıların bu konulara daha fazla <strong>dikkat </strong>etmesi gerektiğini gösteriyor.&#8221;</p>



<p>Üç üyeli UO ekibinin belirttiği gibi çalışma, MeToo hareketi başladığından bu yana okulların kurumsal ihanetine ilişkin medya raporlarının ötesinde, liselerin toplumsal cinsiyet tacizine tepkilerine ilişkin akademik araştırma başlatmaya hizmet etti.</p>



<p>Cinsel tacizin bir türü olan cinsiyet tacizi, cinsiyetçi sözler, cinsel açıdan kaba veya saldırgan davranışlar ve geleneksel cinsiyet rollerinin uygulanmasıyla <strong>karakterize </strong>edilir.</p>



<p>Çalışmanın ortak yazarı UO psikoloğu Jennifer Freyd tarafından daha önce uydurulan bir etiket olan kurumsal ihanet, okul gibi bir kurumun ona bağımlı <strong>insanları korumadaki başarısızlığıdır</strong>. Bir öğrenci tarafından bildirilen bir cinsiyet tacizi vakasını yanlış ele alan bir lise, kurumsal ihanete bir örnektir.</p>



<p>Katılımcılar 363 kadın, 168 erkek, üçü ikili olmayan ve bir cinsiyet bildirmeyen başlangıçta çalışmanın odak noktasının farkında değildi. Lise deneyimleri hakkında 20 maddelik bir cinsiyet tacizi anketini ve okullarının eylemleri veya eylemsizlikleri hakkında 12 maddelik bir anket doldurdular. Travma semptomları, baş ağrısı, hafıza problemleri, anksiyete atakları, kabuslar, cinsel problemler ve uykusuzluk gibi yaygın travma sonrası semptomları araştıran 40 maddelik bir kontrol listesi ile değerlendirildi.</p>



<p><strong>Cinsiyet</strong>, <strong>ırk, yaş</strong>, cinsiyet tacizi, kurumsal ihanet ve toplumsal cinsiyet tacizi ile kurumsal ihanetin etkileşimini dikkate alan bir analiz, travma ile ilgili semptomları önemli ölçüde öngördü.</p>



<p>&#8220;Cinsiyet tacizi ile travmaya bağlı semptomlar arasındaki ilişkinin kurumsal ihanete bağlı olduğunu gösteren bir etkileşim etkisi bulmayı bekliyorduk, öyle ki yüksek cinsiyet tacizi yaşayan insanlar, deneyimledikleri kurumsal ihanete bağlı olarak farklı semptom seviyelerine sahipler. Bunun yerine, cinsiyet tacizinin ve kurumsal ihanetin travmayla ilişkili semptomlarla bağımsız olarak ilişkili olduğunu gördük.&#8221;</p>



<p>Lind, bu konunun daha fazla araştırılması gerektiğini söyledi. Öğrenci havuzunun yeterince büyük olmaması veya kullanılan önlemlerin yeterince sağlam olmaması mümkün dedi. Diğer bir faktör, çalışmanın kurumsal cesaretin etkilerinden çok kurumsal ihanete odaklanması olabilir.</p>



<p>&#8220;Bu, ruh halini <strong>ölçmek </strong>gibidir ve yalnızca katılımcıların olumsuzdan <strong>nötr </strong>ruh halini rapor etmesine izin vermek gibidir. Ölçeği olumsuzdan olumluya doğru genişletirseniz yakalanabilecek bir dizi değişkenliği kaçırıyorsunuz. Kurumsal cesareti yakalamak için ölçeği genişletmek, anlamlı bir etkileşimi tanımlama olasılığını artırabilir.&#8221;</p>



<p>Lind, araştırmada belirlenen sorunlara okulların nasıl yanıt verebileceğini öğrencileri <strong>dinleyerek </strong>başlamalıdır. Sorunları sormak ve yanıtları dinlemek kurumsal cesarete bir örnektir. Çok <strong>sık yapılmayan</strong> <strong>müdahaleler </strong>başarısız olur.</p>



<p>Lind, &#8220;Okullar, mülakatlar, odak grupları ve öğrencilerle anonim anketler dahil olmak üzere kendi kendine çalışmaya katılmalı ve öğrencilerin raporlarını ve önerilerini ciddiye almalıdır&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Ergenliğe müdahale etmeye çalışırken, gençlerin özerkliğine ve sosyal statüsüne saygı gösterirseniz daha iyi yaparsınız.&#8221;</p>



<p>Cinsel taciz, kurumsal ihanet ve kurumsal cesaret konularında akademik araştırmanın öncüsü Freyd, araştırmacıların, öğrencilerin ergenlik döneminde meydana gelen <strong>fiziksel</strong>, <strong>nörolojik </strong>ve <strong>psikolojik </strong>değişikliklerden erken yetişkinliğe doğru çıktığı liselerde bu tür konulara odaklanmadığını söyledi.</p>



<p>&#8220;Şimdiye kadar, tüm <strong>eğitim </strong>odaklı kurumsal ihanet araştırmaları, fakülte üyelerinin yanı sıra lisans ve lisansüstü düzeydeki üniversite öğrencilerinin deneyimlerini dikkate aldı&#8221; dedi. &#8220;Orduda ve işyerlerinde de bu konularla ilgili çalışmalar var, ancak ergenlikte cinsiyet tacizi veya kurumsal ihanet hakkında pek bir şey bilmiyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cinsiyet-tacizi-son-verelim/">Cinsiyet Tacizi! Son Verelim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cinsiyet-tacizi-son-verelim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya ve Renklere Yüklenen Anlamlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-ve-renklere-yuklenen-anlamlar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-ve-renklere-yuklenen-anlamlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 19:35:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[renkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın her yerindeki insanlar renkleri duygularla ilişkilendirir. Aslında, dünyanın farklı yerlerinden insanlar genellikle aynı renkleri aynı duygularla ilişkilendirir. Bu, uluslararası bir araştırma ekibi tarafından altı kıtadaki 30 ülkeden 4,598 katılımcının katıldığı ayrıntılı bir anketin sonucuydu. Johannes Gutenberg Üniversitesi Mainz (JGU) katılımcı ekibinin üyesi Dr. Daniel Oberfeld-Twistel, &#8220;Bu kapsamda benzer bir çalışma şimdiye kadar gerçekleştirilmedi&#8221; dedi. &#8220;Kapsamlı bir genel bakış [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-ve-renklere-yuklenen-anlamlar/">Dünya ve Renklere Yüklenen Anlamlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/yb.jpg" alt="" class="wp-image-1141" width="454" height="296"/></figure></div>



<p id="first">Dünyanın her yerindeki insanlar <strong>renkleri duygularla</strong> ilişkilendirir. Aslında, dünyanın farklı yerlerinden insanlar genellikle aynı renkleri aynı duygularla ilişkilendirir. Bu, uluslararası bir araştırma ekibi tarafından altı kıtadaki 30 ülkeden 4,598 katılımcının katıldığı ayrıntılı bir anketin sonucuydu. Johannes Gutenberg Üniversitesi Mainz (JGU) katılımcı ekibinin üyesi Dr. Daniel Oberfeld-Twistel, &#8220;Bu kapsamda benzer bir çalışma şimdiye kadar gerçekleştirilmedi&#8221; dedi. &#8220;Kapsamlı bir genel bakış elde etmemize ve renk-duygu ilişkilerinin <strong>dünya çapında</strong> şaşırtıcı derecede benzer olduğunu tespit etmemize olanak sağladı.&#8221;</p>



<p>Bilim adamları, katılımcılardan on iki farklı <strong>renk terimine</strong> 20&#8217;ye kadar duygu atamayı içeren çevrimiçi bir anket doldurmalarının istendiğini bildirdi. Katılımcılardan ayrıca renk terimini duygu ile ilişkilendirme yoğunluğunu belirtmeleri istendi. Araştırmacılar daha sonra veriler için ulusal ortalamaları hesapladı ve bunları dünya ortalamasıyla karşılaştırdı. Oberfeld-Twistel &#8220;Bu önemli bir <strong>küresel fikir birliğini </strong>ortaya çıkardı&#8221; diye özetledi. &#8220;Örneğin, dünya genelinde kırmızı renk hem olumlu bir duygu sevgi hem de olumsuz bir duygu öfke ile güçlü bir şekilde ilişkilendirilen tek renktir. Kahverengi ise küresel olarak en az duyguyu tetikliyor. Bununla birlikte, bilim adamları ayrıca bazı ulusal özelliklere de dikkat çekti. Örneğin, Beyazın rengi, Çin&#8217;deki üzüntü ile diğer ülkelere göre çok daha yakından ilişkilidir ve aynısı Yunanistan&#8217;da mor için de geçerlidir. Oberfeld-Twistel, &#8220;Bunun nedeni, Çin&#8217;de beyaz giysilerin cenazelerde giyilmesi ve Yunan Ortodoks Kilisesi&#8217;nde yas dönemlerinde koyu mor rengin kullanılması olabilir.&#8221; Dedi. Bu tür <strong>kültürel özelliklerin </strong>yanı sıra, iklim de bir rol oynayabilir. Ekibin başka bir çalışmasından elde edilen bulgulara göre <strong>sarı</strong>, daha az güneş ışığı gören ülkelerde sevinç duygusuyla daha yakından ilişkili olma eğilimindeyken, daha fazla maruz kalan alanlarda daha zayıf.</p>



<p>Dr. Daniel Oberfeld-Twistel&#8217;e göre, küresel benzerlik ve farklılıkların nedenlerinin tam olarak ne olduğunu söylemek şu anda zor. &#8220;Bir dizi olası <strong>etki faktörü </strong>vardır: dil, kültür, din, iklim, insani gelişme tarihi, insanın algısal sistemi.&#8221; Renk-duygu ilişkilerinin mekanizmaları hakkındaki pek çok temel soru henüz açıklığa kavuşturulmadı, diye devam etti. Bununla birlikte, veri tabanı büyüdükçe kendini geliştiren bir bilgisayar programı olan Oberfeld-Twistel tarafından geliştirilen bir makine öğrenimi yaklaşımının kullanımını içeren derinlemesine bir analiz kullanarak, bilim adamları, tek tek ülkeler arasındaki farklılıkların daha da büyük olduğunu keşfetmişlerdir. <strong>Coğrafi olarak ayrılırlar</strong> veya içlerinde konuşulan diller arasındaki farklar gibi renklere katılan anlamlar da büyüktür.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-ve-renklere-yuklenen-anlamlar/">Dünya ve Renklere Yüklenen Anlamlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-ve-renklere-yuklenen-anlamlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşa Harcanan Kaynaklar ve Geri Dönüşümleri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bosa-harcanan-kaynaklar-ve-geri-donusumleri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bosa-harcanan-kaynaklar-ve-geri-donusumleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2020 19:07:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[geri dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[makro-ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir Drexel Üniversitesi çalışması, atılmış bileşenlerden oluşturulan yeni bir gıda kategorisinin tüketicinin kabulü için güçlü bir potansiyel buldu. Üç Drexel profesörü, Gıda ve Otelcilik Yönetimi Merkezi&#8217;nde doktora profesörü Jonathan Deutsch, Biyomedikal Mühendisliği Okulu&#8217;nda doçent araştırma profesörü olan Hasan Ayaz ve LeBow Koleji&#8217;nde profesör olan Rajneesh Suri tarafından yürütülen ortak araştırma Üç yüksek lisans öğrencisi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bosa-harcanan-kaynaklar-ve-geri-donusumleri/">Boşa Harcanan Kaynaklar ve Geri Dönüşümleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcds.png" alt="" class="wp-image-1132" width="336" height="315"/></figure></div>



<p id="first">Yeni bir Drexel Üniversitesi çalışması, atılmış bileşenlerden oluşturulan yeni bir gıda kategorisinin tüketicinin kabulü için güçlü bir <strong>potansiyel </strong>buldu.</p>



<p>Üç Drexel profesörü, Gıda ve Otelcilik Yönetimi Merkezi&#8217;nde doktora profesörü Jonathan Deutsch, Biyomedikal Mühendisliği Okulu&#8217;nda doçent araştırma profesörü olan <strong>Hasan Ayaz</strong> ve LeBow Koleji&#8217;nde profesör olan Rajneesh Suri tarafından yürütülen ortak araştırma Üç yüksek lisans öğrencisi Siddharth Bhatt, Jeonggyu Lee ve Ben Fulton ile birlikte; iş dünyası, katma değerli fazla ürünler (VASP) olarak adlandırılan yiyeceklerin umut verici bir çözüm olup olmadığını bulmaya çalıştılar. Tüketicilere uygun şekilde pazarlanırsa gıda güvensizliği ortadan kalkar.</p>



<p>Geçmişte Drexel Gıda Laboratuvarı ile &#8216;<strong>yükseltilmiş</strong>&#8216; ürünler yaratmış olan Deutsch, &#8220;Mümkün olduğunda yiyecekleri çöp olarak değil, yiyecek olarak tutmak için ekonomik, çevresel ve kültürel bir <strong>argüman </strong>var&#8221; dedi. &#8220;Fazla gıdaları katma değerli ürünlere dönüştürmek insanları besleyecek, istihdam, girişimcilik fırsatları yaratacak ve boşa harcanan kaynakların çevresel etkisini azaltacaktır.&#8221;</p>



<p>Amerikan hane halklarının her yıl toplu olarak 80 milyar pound yiyecek attığı tahmin ediliyor. Üretim sürecinde birçok bileşen de atılır ve &#8220;<strong>çirkin</strong>&#8221; olarak kabul edilen mükemmel şekilde yenilebilir ürünler, bakkal vitrinleri haline gelmez. 42 milyondan fazla Amerikalı gıda güvensizliği yaşadığında, bunların hepsi dikkatsiz bir <strong>israf </strong>anlamına geliyor gibi görünüyor.</p>



<p>Ancak asıl soru şuydu: <strong>Tüketiciler</strong>, çöp için ayrılmış malzemelerden yapılan ürünleri kabul edecekler mi? Bir kişi, harcanmış demleme tahıllarından yapılmış bir <strong>granola </strong>barı veya süpermarkete uygun olmayan sebzelerden yapılmış bir çeşniyi gerçekten yer ve parasını öder mi?</p>



<p>Katma değerli ürün fazlasının <strong>makro-ekonomik</strong> faydaları açık görünse de, çöpün yanındaki kalite insanları bu tür ürünleri tüketmeye isteksiz hale getirebilir. Drexel araştırmacıları, bu ürünler için uygun iletişimi bulmaya yardımcı olmak için tüketicilerin karar verme sürecini deşifre etmeye karar verdi.</p>



<p>Araştırmacılar, bir tüketicinin bu yeni gıda kategorisi, katma değerli fazla gıdalar ile ilgili karar verme sürecini anlamaya yönelik ilk girişim olarak bir dizi test gerçekleştirdi. Katma değerli artı ürünler için üç ürün ipucunu incelediler: <strong>ürün açıklaması, etiket ve fayda </strong>(kendine veya başkalarına).</p>



<p>İlk çalışmada, katılımcılara üç yiyecek kategorisi sunuldu:<strong> Konvansiyonel- Organik- Katma değerli yiyecek fazlası</strong></p>



<p>Çalışma katılımcılarına bu açıklamaları kullanarak dört farklı yiyecek sunuldu.</p>



<p>Katılımcılar, katma değerli ürün fazlasının çevreye geleneksel gıdalardan daha <strong>yararlı </strong>olduğunu, ancak organik yiyeceklere kıyasla daha <strong>az yararlı </strong>olduğunu hissettiler. Sonuçlar, katılımcıların katma değerli gıdaları organik ve geleneksel kategorilerden ayrı, benzersiz bir algıya sahip benzersiz bir kategori olarak açıkça tanımladığını gösterdi.</p>



<p>Daha sonra araştırmacılar, marka katma değeri fazla olan ürünler için dokuz ürün etiketini test etti: Yükseltilmiş, geri dönüştürülmüş, ölçeklendirilmiş, yeniden ölçeklendirilmiş, yeniden işlenmiş, geri kazanılmış, yeniden işleme alınmış ve kurtarılmış. En çok tercih edilen etiketin &#8220;<strong>Upcycled</strong>&#8221; olduğu gözlendi, ardından yeniden işlendi.</p>



<p>Son test için araştırmacılar, bir ürünün kendine veya başkalarına olan faydasının duygularını etkileyip etkilemediğine baktılar. Katılımcıların, katma değerli ürünleri tüketmenin başkalarına kendilerinden daha fazla <strong>fayda </strong>sağlayacağını onayladıkları ortaya çıktı.</p>



<p>Bu çalışmanın olumlu bulguları, sürdürülebilirlik savunucuları, gıda pazarlamacıları ve akademisyenler için değerlidir. Bu araştırma tüketicinin katma değerli ürünlere yönelik kabulünü ve potansiyel olarak bir tercihi keşfederek, bir tüketicinin bu yeni gıda kategorisi için değerlendirme sürecini deneysel olarak incelemeye yönelik ilk girişimlerden bazılarına işaret ediyor. En önemlisi, araştırmacılar, <strong>küresel gıda krizini </strong>biraz rahatlatmak için katma değerli fazla ürünlerin tüketicilere yeni bir gıda kategorisi olarak nasıl verimli bir şekilde sunulacağını değerlendirmeye başladılar.</p>



<p>&#8220;Katma değerli fazla gıdalar bir kategori olarak organik gıdalara daha yakın algılanabilir ve bu tür gıdaların topluma fayda sağlayan yeni bir kategori olarak tanıtılması olasılığını teşvik edebilir.&#8221; Sadece bu değil, bu yiyecekleri satmak da kazançlı olabilir. Bu tür ürünleri nasıl ilettiğinize bağlı olarak, organik gıdalara sağlananlar gibi bir fiyat primi de alabilirler.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bosa-harcanan-kaynaklar-ve-geri-donusumleri/">Boşa Harcanan Kaynaklar ve Geri Dönüşümleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bosa-harcanan-kaynaklar-ve-geri-donusumleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Market Veya Mağazalardan Alırken Can Çekiştiğimiz Kişisel Bakım Ürünleri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/market-veya-magazalardan-alirken-can-cekistigimiz-kisisel-bakim-urunleri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/market-veya-magazalardan-alirken-can-cekistigimiz-kisisel-bakim-urunleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 19:47:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ambalaj]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel bakım]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[utanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel bir kişisel bakım ürünü satın almak, özellikle tanıdıklar veya mükemmel yabancılar tarafından gözlemlenirse utanç verici olabilir. Ürünü seçmekten kasaya taşımaya, ödeme hattının tam görüntüsünde tezgaha yerleştirmeye kadar. Yeni araştırma, paketleyicilerin ve perakendecilerin bu tür mağaza içi satın alımları tipik bilinçli müşteriler için nasıl kolaylaştırabileceğini gösteriyor. Mississippi Eyalet Üniversitesi Profesörleri Carol Esmark Jones ve Adam Farmer, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/market-veya-magazalardan-alirken-can-cekistigimiz-kisisel-bakim-urunleri/">Market Veya Mağazalardan Alırken Can Çekiştiğimiz Kişisel Bakım Ürünleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hnewsk.jpg" alt="" class="wp-image-1126" width="367" height="457" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hnewsk.jpg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hnewsk-150x187.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hnewsk-300x374.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hnewsk-337x420.jpg 337w" sizes="auto, (max-width: 367px) 100vw, 367px" /></figure></div>



<p id="first">Özel bir <strong>kişisel bakım ürünü</strong> satın almak, özellikle tanıdıklar veya mükemmel yabancılar tarafından gözlemlenirse utanç verici olabilir. Ürünü seçmekten kasaya taşımaya, ödeme hattının tam görüntüsünde tezgaha yerleştirmeye kadar. Yeni araştırma, <strong>paketleyicilerin </strong>ve <strong>perakendecilerin </strong>bu tür mağaza içi satın alımları tipik bilinçli müşteriler için nasıl kolaylaştırabileceğini gösteriyor.</p>



<p>Mississippi Eyalet Üniversitesi Profesörleri Carol Esmark Jones ve Adam Farmer, doktora öğrencisi Christian Barney ile birlikte beş araştırma yaptılar ve utanç verici ürünlerin <strong>ambalaj </strong>şekillerinin ve renklerinin yanı sıra ürünlerin mağazalarda nereye yerleştirildiğinin, alışveriş yapanların ne kadar olası oldukları konusunda fark yarattığını keşfetti. Ek olarak, kupon gibi promosyonlar, insanları satın almaya teşvik etmedeki utançtan kurtulabilir. &#8220;Anonimliği Takdir Etmek: Utanç Verici Ürünlerin Keşfi ve Karışmanın Gücü&#8221; araştırması.</p>



<p>Özellikle ilgi çekici bir çalışmada, 44 katılımcı <strong>hemoroit </strong>kremi aramak için sanal bir eczanede gezinmek için sanal gerçeklik kulaklıkları taktılar ve gerçekçilik için eklenen ancak hemoroid krem ​​koridoruna yerleştirilmeyen birkaç oyuncuyu geçtiler. Video daha sonra iki farklı şekilde paketlenmiş krem, mavi kutu ve kırmızı tüp içeren bir rafın önünde durdu ve katılımcıdan birini seçmesi istendi. Kırmızı tüp üzerindeki mavi kutuyu 2&#8217;ye 1 faktörle seçtiler.</p>



<p>Bu sonuç, ambalaj rengi ve şekli için sıkı bir şekilde kontrol edilen önceki çalışmaları doğruladı ve genişletti: mavi kırmızıya tercih edildi ve bir kutu bir tüpe tercih edildi. Sonraki çalışmalar, ürünü bir koridorda değil de bir uç kapakta sergilemenin satın almayı engellediğini, ancak indirim <strong>kuponlarının </strong>veya diğer promosyonların <strong>hafifletici </strong>bir etkisi olduğunu gösterdi.</p>



<p>Üreticiler için ambalajın etkileri açıktır: gösterişli olmaktan kaçının, incelikle gidin. Perakendeciler için bu pazarı çevrimiçi perakendecilere devretmek mantıklı değil; bu tür satın alımların çoğu acil <strong>ihtiyaç </strong>içindir. Yazarlar, utanç verici ürünleri mağazanın daha az seyahat edilen bölümlerine yerleştirmeyi veya ürünü gizlemeye yardımcı olan alışveriş torbaları veya sepetleri sağlamayı önermektedir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/market-veya-magazalardan-alirken-can-cekistigimiz-kisisel-bakim-urunleri/">Market Veya Mağazalardan Alırken Can Çekiştiğimiz Kişisel Bakım Ürünleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/market-veya-magazalardan-alirken-can-cekistigimiz-kisisel-bakim-urunleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşbirliği Güven İhanet Karşıt Düşünceler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/isbirligi-guven-ihanet-karsit-dusunceler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/isbirligi-guven-ihanet-karsit-dusunceler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 19:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[işbirlkçi]]></category>
		<category><![CDATA[karşıt görüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1121</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlığa makroskopik bir perspektiften bakıldığında, toplumlar, ülkeler, dinler ve diğer gruplar oluşturmak için işbirliği yapan çok sayıda insan örneği vardır. Yine de iki kişilik temel düzeyde, insanlar kendi aralarında işbirliği yaparlarsa daha iyi bir getiri alacak olsalar bile, mahkumun ikilemi gibi sosyal ikilem oyunlarında olduğu gibi birbirlerine ihanet etme eğilimindedirler. İşbirliği konusu ve insanların birbirlerine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/isbirligi-guven-ihanet-karsit-dusunceler/">İşbirliği Güven İhanet Karşıt Düşünceler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-4.jpg" alt="" class="wp-image-1122" width="394" height="296" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-4.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-4-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-4-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-4-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-4-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-4-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 394px) 100vw, 394px" /></figure></div>



<p id="first">İnsanlığa <strong>makroskopik </strong>bir <strong>perspektiften </strong>bakıldığında, toplumlar, ülkeler, dinler ve diğer gruplar oluşturmak için işbirliği yapan çok sayıda insan örneği vardır.</p>



<p>Yine de iki kişilik <strong>temel düzeyde</strong>, insanlar kendi aralarında işbirliği yaparlarsa daha iyi bir getiri alacak olsalar bile, mahkumun ikilemi gibi sosyal ikilem oyunlarında olduğu gibi birbirlerine <strong>ihanet</strong> etme eğilimindedirler.</p>



<p>İşbirliği konusu ve insanların birbirlerine nasıl ve ne zaman <strong>güvenmeye </strong>başladıkları, bu sorunu sayısal olarak ele alan çeşitli araştırmacılar tarafından incelenmiştir.</p>



<p>İki kişi yerine sonsuz sayıda insan mahkumun ikilemi gibi bir oyun oynadığında ne olduğunu araştırmak için araştırmacılar, iki oyunculu oyunu 1 boyutlu bir etkileşim hattı olan iki dönüşlü bir <strong>ID Ising</strong> modeliyle eşleştirdiler. Harici bir manyetik alan varlığında döner.</p>



<p>Döndürmeler saat yönünde, yukarı veya saat yönünün tersine, yani aşağıya işaret edebilir. Yukarıyı gösteren spinlerin fraksiyonu arasındaki net fark, <strong>manyetizasyon </strong>için analitik sonucu sağlar.</p>



<p>Yazarlardan Colin Benjamin, &#8220;Oyunun mıknatıslanması, genel şemada toplam oyuncu sayısının farklı getirilere nasıl tepki verdiğinin mükemmel bir ölçüsüdür&#8221; dedi. &#8220;Çalışmamızda, oyun <strong>mıknatıslanmasının </strong>ötesine geçiyoruz ve oyun <strong>duyarlılığına </strong>da bakıyoruz.&#8221;</p>



<p>Duyarlılık için analitik bir sonuç, hem klasik hem de kuantum sosyal ikilemler için belirli bir stratejiyi benimseyen oyuncuların <strong>fraksiyonundaki </strong>net değişimi araştırır ve duruma göre değişebilen <strong>işbirlikçi </strong>davranışın gerçek itici güçlerini tespit eder.</p>



<p>Bu araştırmadaki bulgular, <strong>taş-kağıt-makas</strong>, <strong>Cinsiyetler Savaşı </strong>veya <strong>Stag Hunt</strong> gibi çok sayıda diğer sosyal ikilem oyununa analitik çözümlere uygulanabilir. <strong>ID Ising</strong> modeliyle eşleştirme, diğer birçok sosyal ikilemde de işbirliği davranışını anlamaya yardımcı olabilir.</p>



<p>Benjamin, &#8220;Keşfedilecek bir gelecek alanı, son COVID-19 enfeksiyon dinamikleridir&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Evrimsel oyun teorisinin araçlarını kullanarak COVID-19 enfeksiyon dinamiklerini keşfetmek için çok sayıda sayısal çalışma yapıldı. Bununla birlikte, analitik bir model eksik.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/isbirligi-guven-ihanet-karsit-dusunceler/">İşbirliği Güven İhanet Karşıt Düşünceler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/isbirligi-guven-ihanet-karsit-dusunceler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borç Ortak Sorunlarımızdan!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/borc-ortak-sorunlarimizdan/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/borc-ortak-sorunlarimizdan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 19:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[borç]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yoksulların çoğu borç yükü altındayken, onlara finansal olarak yardım etmek tartışmalı çünkü borçlarının genellikle kötü alışkanlıklardan kaynaklandığına inanılıyor. Singapur Ulusal Üniversitesi&#8217;ndeki (NUS) Sosyal Hizmet Araştırma Merkezi (SSR) tarafından yapılan yeni bir araştırma, borç hesaplarının sayısını azaltmanın yoksulların zihinsel yükünü azalttığını böylece psikolojik ve bilişsel performansı iyileştirdiğini gösteriyor. Bu, daha iyi karar vermeyi sağlar. Bu nedenle yoksulluk müdahaleleri, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/borc-ortak-sorunlarimizdan/">Borç Ortak Sorunlarımızdan!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gjn.jpg" alt="" class="wp-image-1119" width="497" height="285" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gjn.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gjn-150x86.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gjn-300x172.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 497px) 100vw, 497px" /></figure></div>



<p id="first">Yoksulların çoğu <strong>borç yükü</strong> altındayken, onlara finansal olarak yardım etmek tartışmalı çünkü borçlarının genellikle <strong>kötü alışkanlıklardan </strong>kaynaklandığına inanılıyor.</p>



<p>Singapur Ulusal Üniversitesi&#8217;ndeki (NUS) Sosyal Hizmet Araştırma Merkezi (SSR) tarafından yapılan yeni bir araştırma, borç hesaplarının sayısını azaltmanın yoksulların <strong>zihinsel yükünü</strong> azalttığını böylece <strong>psikolojik </strong>ve <strong>bilişsel </strong>performansı iyileştirdiğini gösteriyor. Bu, daha iyi karar vermeyi sağlar. Bu nedenle yoksulluk müdahaleleri, yoksulların mali ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra psikolojik ve bilişsel işlevselliği iyileştirecek şekilde <strong>yapılandırılmalıdır</strong>.</p>



<p><strong>Düşük gelirli bireylerin borç yükünü hafifletmek</strong></p>



<p>Dr. Ong, &#8220;Yoksulluğu azaltma politikalarıyla ilgili bir zorluk, yoksulların kişisel <strong>başarısızlıklar </strong>nedeniyle borçlu olduğuna dair <strong>temel </strong>inançtır. Bu görüşe göre, yoksulluk içinde sıkışıp kalanların motivasyon ve yetenek gibi arzulanan niteliklerden yoksun olduklarına inanılıyor. Bununla birlikte, çalışmamız, borç psikolojik işleyişi ve karar verme sürecini bozduğu için, motive olmuş ve yetenekli kişilerin bile yoksulluktan kaçmasının son derece zor olacağını gösteriyor. Bunun yerine, yoksulların ya istisnai niteliklere sahip olması ya da Yoksulluktan kurtulduğumuz için son derece şanslı. Yoksul olmak zordur, düşündüğümüzden daha zordur. &#8220;</p>



<p>Çalışma, Singapur merkezli yardım kuruluşu Methodist Welfare Services tarafından yönetilen Borçtan Kurtulma (GOOD) programından yararlanan kronik olarak borçlu düşük gelirli 196 kişiyi içeriyordu. Bu, kişi başına aylık geliri 1500 S $ &#8216;dan az olan ve en az altı aydır ödenmemiş kronik borçları olan haneler için bir defaya mahsus bir <strong>borç kurtarma programıdır</strong>. Bu tür borçlar arasında ipotek veya kira, kamu hizmetleri, belediye meclisi vergileri, telekom faturaları ve kira satın alma borçları bulunuyordu. Borç ertelenmeden önce, katılımcıların kişi başına düşen ortalama aylık hane geliri 364 S $ idi.</p>



<p>Araştırma ekibi, kaygı ve bilişsel işlevselliğin yanı sıra katılımcıların <strong>finansal </strong>karar vermesini ölçen kapsamlı bir hane halkı finansal anketi tasarladı. Anket, katılımcılar borç ertelemesinden önce ve borç ertelemesinden üç ay sonra gerçekleştirildi.</p>



<p><strong>Borç ertelemesinin olumlu etkileri</strong></p>



<p>Türünün ilk örneği olan çalışma, katılımcıların daha az <strong>kaygı </strong>yaşadıklarını ve bilişsel işleyişi geliştirdiklerini ve borç ertelemesini aldıktan üç ay sonra daha iyi finansal kararlar alabileceklerini buldu. Aynı miktarda borç erteleme alan iki katılımcı arasında, daha fazla borç hesabı elenen katılımcı daha fazla psikolojik ve bilişsel gelişme gösterdi.</p>



<p>Bu bulgular, kronik olarak borçlu olmanın psikolojik işleyişi ve karar vermeyi bozduğunu doğrulamaktadır. Bulgular ayrıca, insanların her bir borcu ayrı bir &#8220;<strong>zihinsel hesap</strong>&#8221; olarak gördüklerini ve birçok borç hesabında &#8220;<strong>kırmızı</strong>&#8221; olmanın psikolojik olarak acı verici olduğunu ima ediyor. Bu nedenle, bu hesaplar hakkında düşünmek zihinsel kaynakları tüketir, kaygıyı artırır ve bilişsel performansı kötüleştirir. Bu psikolojik etki, yoksulların yoksulluktan kurtulmak için doğru kararları vermesini engelleyerek, yoksulluk tuzağına daha da katkıda bulunabilir.</p>



<p>Neden bazı insanlar borçları kolayca hallederken diğerleri onları stresli ve vergi verici buluyor? Bir fark, yoksul olmayanların Borçlarını rahatça ve düşük maliyetle yönetmek için finansal kaynaklar. Faturalarımızı bir kredi kartında konsolide edip otomatik olarak ödemeyi düşünmüyoruz. Beklenmedik bir masrafı veya ara sıra savurganlığı karşılayabilecek kadar birikimimiz olduğunu biliyoruz hayatın iniş ve çıkışlarına karşı fakirlerin yapamayacağı kadar dirençlidir. Bu nedenle, sadece borcu yönetmeyi kolay bulduğumuz için, fakir olsaydık aynı şeyi yapabileceğimizi varsaymamalıyız.</p>



<p><strong>Yoksulluğu hafifletmek için eyleme geçirilebilir kanıtlar</strong></p>



<p>Araştırmacılar, borçları düzene sokan politika müdahalelerinin bilişsel ve psikolojik işleyişi önemli ölçüde iyileştireceğini ve üretken olmayan davranışları azaltacağını öne sürüyorlar. Örneğin, borcun yeniden yapılandırılması veya <strong>konsolide </strong>edilmesi daha sürdürülebilir bir politika olabilir, çünkü basitçe borcu temizlemekten daha az maliyetli ve daha etkilidir. Daha genel olarak, yoksulluğu azaltma müdahaleleri, yoksulların zihinsel yüklerine katkıda bulunan faktörleri hedeflemeli ve azaltmalıdır.</p>



<p>Araştırmacılar şu anda borçların hafifletilmesinin uzun vadeli etkilerini inceliyorlar ve çalışmadan elde edilen bilgileri yoksullara yardımcı olabilecek yenilikçi <strong>çözümler </strong>bulmak için kullanıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/borc-ortak-sorunlarimizdan/">Borç Ortak Sorunlarımızdan!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/borc-ortak-sorunlarimizdan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru Gıda Seçimleri Sağlık Yararına</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dogru-gida-secimleri-saglik-yararina/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dogru-gida-secimleri-saglik-yararina/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 16:44:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Surrey Üniversitesi liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, Birleşik Krallık, Slovenya, Almanya, İspanya ve Hollanda&#8217;daki tüketicilerin, AB tarafından talep edilen gıda maddelerine ilişkin çeşitli sağlık ve beslenme iddiaları arasında ayrım yapıp yapamayacağını araştırdı. 1924/2006 Beslenme ve Sağlık İddiaları Yönetmeliği gibi düzenlemeler, gıdalardan kaynaklanan asılsız ve potansiyel olarak yanıltıcı iddiaları ortadan kaldırmaya ve uygun bir tüketici koruması [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dogru-gida-secimleri-saglik-yararina/">Doğru Gıda Seçimleri Sağlık Yararına</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds.jpg" alt="" class="wp-image-1113" width="381" height="254" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ds-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" /></figure></div>



<p id="first">Surrey Üniversitesi liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, Birleşik Krallık, Slovenya, Almanya, İspanya ve Hollanda&#8217;daki <strong>tüketicilerin</strong>, AB tarafından talep edilen gıda maddelerine ilişkin çeşitli <strong>sağlık </strong>ve <strong>beslenme </strong>iddiaları arasında ayrım yapıp yapamayacağını araştırdı.</p>



<p>1924/2006 Beslenme ve Sağlık İddiaları Yönetmeliği gibi düzenlemeler, gıdalardan kaynaklanan asılsız ve potansiyel olarak yanıltıcı iddiaları ortadan kaldırmaya ve uygun bir <strong>tüketici koruması </strong>düzeyi sağlamaya çalışır. Bu düzenleme, beslenme iddiaları (yani bir gıdanın belirli bir unsur içerdiğini belirten bir iddia) ve sağlıkla ilgili iddialar (yani bir gıdanın tüketilmesinin sağlık yararına işaret eden iddialar) arasında ayrım yapmaktadır.</p>



<p>Bir sağlık talebini desteklemek için gereken kanıt düzeyi, <strong>sağlık yararının </strong>var olduğunu kanıtlaması gerektiğinden daha kapsamlıdır. Bununla birlikte, tüketicilerin bu iki tür talep arasında bir ayrım yapıp yapmadıkları konusunda şüpheler vardır.</p>



<p>Sonuçlar, tüketicilerin beslenme iddiası ile sağlık beyanı arasında, düzenleme uzmanlarının yaptığı gibi bilinçli olarak ayrım yapamayabileceğini göstermektedir. Araştırmacılar, tüketicilerin besinler hakkındaki önceden belirlenmiş inançlarının ve sağlık sonuçlarıyla ilişkilerinin, iddiaları yorumlama ve anlama biçimlerinde temel itici güçler olduğunu keşfettiler. İddiadaki besinler tüketiciye tanıdık ve kişisel olarak ilgili olduğunda, basitçe önceki bilgilerine dayanarak beslenme iddialarını sağlık beyanları olarak &#8216;<strong>yükseltme</strong>&#8216; potansiyeli vardır.</p>



<p>Araştırmacılar, düzenleyicilerin piyasadaki iddiaları anlayabilmeleri ve bunlara uygun şekilde yanıt verebilmeleri için tüketicilerin bilgi ve inançlarının doğru olmasını sağlamak için bilgileri kullanıma sunmayı düşünmeleri gerektiğine inanıyor.</p>



<p>Araştırmayı yöneten Surrey Üniversitesi Gıda, Tüketici Davranışı ve Sağlık Araştırma Merkezi Direktörü Profesör Monique Raats, &#8220;Gıda ürünlerini sağlıkla ilgili iddialarla etiketlemek, insanların daha iyi gıda seçimleri yapmalarına yardımcı olabilir, ancak bulduğumuz şey, iddiaları her zaman varsaydığımız şekilde yorumlamayın. <strong>Politika </strong>geliştirirken tüketici bakış açılarının dikkate alınması önemlidir. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dogru-gida-secimleri-saglik-yararina/">Doğru Gıda Seçimleri Sağlık Yararına</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dogru-gida-secimleri-saglik-yararina/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketimde Doğal Olanı Değil Ucuz Olanı Seçip Normalleştiriyoruz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tuketimde-dogal-olani-degil-ucuz-olani-secip-normallestiriyoruz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tuketimde-dogal-olani-degil-ucuz-olani-secip-normallestiriyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 16:32:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[gereksinim]]></category>
		<category><![CDATA[pahalı]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1107</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilir malzemeler, çevre dostu ve iyi çalışma koşulları altında üretilmiş çoğumuz için ikna edici argümanlar. Ancak tüketiciler gerçekte bu tür etik standartlara uyulup uyulmadığını nasıl değerlendiriyor? Düşündükleri kadar değil: Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) araştırmacıları, müşterilerin bilinçsizce tek bir etik yönü, aynı ürünün olumsuz yönlerine ilişkin daha az yorum yaparak diğer insanlara karşı bahane olarak kullandığını göstermek için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tuketimde-dogal-olani-degil-ucuz-olani-secip-normallestiriyoruz/">Tüketimde Doğal Olanı Değil Ucuz Olanı Seçip Normalleştiriyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-1024x597.jpg" alt="" class="wp-image-1109" width="475" height="277" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-1024x597.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-600x350.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-768x448.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-150x88.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-300x175.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-696x406.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-1068x623.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny-720x420.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gny.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 475px) 100vw, 475px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Sürdürülebilir</strong> malzemeler, <strong>çevre dostu</strong> ve iyi çalışma koşulları altında üretilmiş çoğumuz için ikna edici <strong>argümanlar</strong>. Ancak tüketiciler gerçekte bu tür etik standartlara uyulup uyulmadığını nasıl değerlendiriyor? Düşündükleri kadar değil: Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) araştırmacıları, müşterilerin <strong>bilinçsizce </strong>tek bir etik yönü, aynı ürünün olumsuz yönlerine ilişkin daha az yorum yaparak diğer insanlara karşı bahane olarak kullandığını göstermek için tekstil endüstrisinden bir örnek kullandı.</p>



<p>Etik ve ahlaki anlayışlarına <strong>uyan </strong>ve ne <strong>insanları </strong>ne de <strong>çevreyi </strong>etkileyen ürünlerle ilgilenen tüketicilerin sayısı artıyor. <strong>KIT </strong>Ekonomi Enstitüsü&#8217;nde (ECON) Politik Ekonomi Profesörü olan Nora Szech&#8217;in dediği gibi, bu anlamda şirketler genellikle &#8216;yeşil yıkama için eleştiriliyor: &#8220;Pek çok şirket haklı olarak hareket etmek yerine yalnızca tek bir etik yönleri iyileştirmekle suçlanıyor. entegre bir yol. &#8221; Ancak Szech ve doktora araştırmacısı Jannis Engel tarafından yapılan bir araştırma, birçok tüketicinin aynı şekilde davrandığını ortaya koyuyor. &#8220;Bilinçli alışveriş yapan kişiler, bir açıdan diğer değerleri görmezden gelmek için bunu boş bir çek olarak değerlendiriyorlar.</p>



<p>200 katılımcıyla<strong> üç aşamalı</strong> bir <strong>deney </strong>gerçekleştirildi: <strong>İlk aşamada</strong>, bir bilgisayar, katılımcıların geleneksel pamuktan yapılmış havlular ile saf organik pamuktan yapılmış havlular arasında karar vermeleri gerekip gerekmediğini rastgele belirlediler. <strong>İkinci aşamada</strong>, test görevlileri üretimle ilgili seçimlerini yapacaklardır: Sertifikalı, etik çalışma koşullarında üretilen ürünler lehine karar verdiklerinde para ödenmez. Terzilerin çalışma koşulları geleneksel olduğunda, tam tersine onlara parasal bir ödül verilir. Szech, &#8220;Katılımcılar çeşitli miktarlarda para arasından seçim yapabilirlerdi ve parayı ve geleneksel olarak üretilmiş bir havluyu tercih edip etmeyeceklerine veya ek para alıp almayacaklarına, ancak terziler için asgari etik standartlara uygun olarak üretilmiş bir havlu alıp almayacaklarına karar vermek zorunda kaldılar&#8221; diyor. Sonuç: Katılımcılar, havluları saf organik pamuktan yapılmışsa, güvenli çalışma koşulları için parayı reddetmeye çok daha az meyillidir. Szech, &#8220;Saf organik pamuklu havluları tercih eden test çalışanlarının güvenli çalışma standartları için ödeme yapmaya çok daha az istekli olduklarını gördük,&#8221; diyor. &#8220;Daha iyi malzeme lehine verdikleri karar, artık ikinci bir etik yönü dikkate almamak için bir &#8216;<strong>ahlaki yetki</strong>&#8216; olarak kullanıldı. Üründeki tek, küçük bir iyileştirme, yüksek ahlaki bir benlik anlayışı geliştirmek ve kendini etik açıdan kabul etmek için yeterlidir.</p>



<p><strong>&#8220;Hoşgörü Etkisi&#8221; </strong>Satın Alma İşleminden Sonra Devam Ediyor. Bu davranış somut satın alma durumu veya satın alma zamanı ile sınırlı değildir. Deneyinin <strong>üçüncü aşamasında</strong> Szech, katılımcıların kararlarını daha bencil olmak için bir bahane olarak otuz dakika sonra bile saf organik pamuk lehine kullandıklarını keşfetti. Test çalışanlarına, katılım primlerinin bir kısmını yerel bir mülteci kampından mültecilere bağışlama fırsatı verildi. Szech, &#8220;Saf organik pamuktan yapılmış bir havluya sahip olan deneklerin, geleneksel pamuktan yapılmış bir havluyu tercih edenlere göre daha az bağış yaptığını gördük,&#8221; diyor. &#8220;Bu nedenle, etik açıdan daha iyi materyal, ihtiyacı olan insanlara daha küçük bağışları haklı çıkarmak için kullanıldı.&#8221;</p>



<p>Ancak, oyunculuk yapan kişiler muhtemelen <strong>davranışlarının </strong>farkında değillerdir. Bu nedenle, ilgisiz bir grup kişiden havlu satın alanların nasıl karar vereceklerini değerlendirmeleri istendi. Szech, &#8220;Çalışma, bu kontrol grubunun ahlaki bahanelerin ve hoşgörü etkilerinin etkisini tamamen gözden kaçırdığını ortaya çıkardı&#8221; diyor. Üçüncü şahıslar potansiyel olarak başka bir ahlaki pusulayı takip eder ve deneyin aşamalarını farklı, ilgili durumlar olarak değil. &#8220;Bu nedenle, deneklerin başka bir noktada daha az ahlaki bir davranış için bir bahane olarak saf organik pamuğu kullanmalarını beklemiyorlar.&#8221;</p>



<p>Szech&#8217;e göre sonuçlar <strong>sosyal ve politik tartışmaları</strong> tetikleyebilir. Tüketiciler bilinçsizce müsamaha etkilerine tepki gösterdikçe, şirketler, müşterilere mazeretler sağlamak ve satın alma kararını etkilemek için ahlaki öz lisanslamanın etkilerini kullanabilir. Bu aynı zamanda kendi etik suistimalini maskelemeye de yardımcı olabilir. Szech, &#8220;Politika ve toplum buna göre yanıt verebilmek için bu mekanizmaları bilmelidir&#8221; diye özetliyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tuketimde-dogal-olani-degil-ucuz-olani-secip-normallestiriyoruz/">Tüketimde Doğal Olanı Değil Ucuz Olanı Seçip Normalleştiriyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tuketimde-dogal-olani-degil-ucuz-olani-secip-normallestiriyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulak içi sinir uyarıcı cihaz, insanların yeni bir dil öğrenmesine yardımcı oluyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kulak-ici-sinir-uyarici-cihaz-insanlarin-yeni-bir-dil-ogrenmesine-yardimci-oluyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kulak-ici-sinir-uyarici-cihaz-insanlarin-yeni-bir-dil-ogrenmesine-yardimci-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2020 20:28:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[duyma]]></category>
		<category><![CDATA[elektrotlar]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyne giden büyük bir siniri uyaran kulak içi bir cihaz, insanların yeni bir dilde yabancı sesleri öğrenmelerine yardımcı olabilir. Vagus sinir stimülasyonu epilepsi gibi durumları tedavi etmek için 20 yıldan fazla bir süredir kullanılmaktadır, ancak genellikle boyundaki sinirle doğrudan temas halinde olmaları için elektrotları implante etmek için ameliyatı içerir . San Francisco&#8217;daki California Üniversitesi&#8217;nden Matthew Leonard ve meslektaşları, bir implanta [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kulak-ici-sinir-uyarici-cihaz-insanlarin-yeni-bir-dil-ogrenmesine-yardimci-oluyor/">Kulak içi sinir uyarıcı cihaz, insanların yeni bir dil öğrenmesine yardımcı oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fvb.jpg" alt="" class="wp-image-1100" width="374" height="374" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fvb.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fvb-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /></figure></div>



<p>Beyne giden büyük bir siniri uyaran kulak içi bir <strong>cihaz</strong>, insanların yeni bir <strong>dilde </strong>yabancı sesleri öğrenmelerine yardımcı olabilir.</p>



<p><strong>Vagus </strong>sinir <strong>stimülasyonu </strong>epilepsi gibi durumları tedavi etmek için 20 yıldan fazla bir süredir kullanılmaktadır, ancak genellikle boyundaki sinirle doğrudan temas halinde olmaları için elektrotları <strong>implante </strong>etmek için ameliyatı içerir . San Francisco&#8217;daki California Üniversitesi&#8217;nden Matthew Leonard ve meslektaşları, bir implanta ihtiyaç duymadan kulağa uzanan vagus sinirinin bir kısmını uyarabilen kulaklık benzeri bir <strong>elektrot </strong>geliştirdiler.</p>



<p>Leonard ve ekibi, kulak içi cihazlarını İngilizce konuşan 36 gönüllüde test etti ve aşina olmadıkları bir dil olan <strong>Mandarin Çincesi&#8217;ndeki </strong>sesleri tanımlamalarını gerektiren bir görevi yerine getirirken çeşitli zamanlarda sinirlerini uyardı. Sinir uyarımı algılanamadığı için, gönüllüler bunu ne zaman aldıklarını bilmiyorlardı. Gönüllülerin on ikisi hiç sinir uyarımı almadı.</p>



<p>Araştırmacılar, sinir stimülasyonunu Mandarin konuşma seslerinin sunumuyla <strong>senkronize </strong>ederek öğrenmeyi geliştirebileceklerini keşfettiler. Leonard, &#8220;Çok kısa bir süre içinde çok az miktarda uyarılmanın bize öğrenmede nispeten büyük bir artış sağlaması beni oldukça şaşırttı&#8221; diyor.</p>



<p>Sinir stimülasyonu alan katılımcılar, Mandarin&#8217;deki tonları sınıflandırmada ortalama yüzde <strong>13 </strong>daha iyiydi ve cihazı takan ancak stimülasyon almayanlara göre iki kat daha hızlı en yüksek <strong>performansı </strong>elde ettiler.</p>



<p>Leonard, &#8220;<strong>vagus </strong>sinir stimülasyonunun, bireylerin öğrenme sürecinde doğru şeylere dikkat etmelerine yardımcı olarak öğrenmeyi geliştirebileceğini düşünüyoruz&#8221; diyor. Leonard, yalnızca Mandarin&#8217;den gelen tonlarla test edilmiş olmasına rağmen, prensipte bunun herhangi bir dile uygulanabileceğini söylüyor.</p>



<p>Leonard, &#8220;Dünya birbiriyle daha fazla bağlantılı hale geldikçe, herkesin diğer diller ve kültürler hakkında bilgi edinme fırsatına sahip olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Basit, ucuz ve güvenli olan non-invaziv vagus siniri uyarımı gibi teknoloji, oyun alanını düzleştirmeye yardımcı olabilir.&#8221; diyor.</p>



<p>Leonard, &#8220;Ayrıca bu çalışmayı, yalnızca yerel olmayan konuşma seslerini algılamayı değil, <strong>üretmeyi </strong>öğrenme yeteneğimizi geliştirip geliştiremeyeceğimizi görmek için genişletiyoruz&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kulak-ici-sinir-uyarici-cihaz-insanlarin-yeni-bir-dil-ogrenmesine-yardimci-oluyor/">Kulak içi sinir uyarıcı cihaz, insanların yeni bir dil öğrenmesine yardımcı oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kulak-ici-sinir-uyarici-cihaz-insanlarin-yeni-bir-dil-ogrenmesine-yardimci-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektronik, müzik tarihinde destansı bir yolculuk</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/elektronik-muzik-tarihinde-destansi-bir-yolculuk/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/elektronik-muzik-tarihinde-destansi-bir-yolculuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2020 19:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyadaki dans pistlerinin birçoğu şu anda boşken, Londra&#8217;daki Tasarım Müzesi&#8216;ndeki aynı deneyimlerden bazılarını çağrıştıran en son sergi çok hoş karşılanıyor. Elektronik: Kraftwerk&#8217;ten The Chemical Brothers&#8217;a, tüm görünümleriyle elektronik müzikle yapılan bir yolculuk ve gelecekte her şeyin yoluna gireceğine dair umutlar sunuyor. Sergi bir kulüp gibi hissettiriyor. DJ Laurent Garnier&#8217;in titreşimli çalma listesi, 1970&#8217;lerin New York diskosundan 1980&#8217;lerin asit evi üzerinden 2010&#8217;ların [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/elektronik-muzik-tarihinde-destansi-bir-yolculuk/">Elektronik, müzik tarihinde destansı bir yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg.jpg" alt="" class="wp-image-1095" width="849" height="478" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ggg-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 849px) 100vw, 849px" /></figure></div>



<p>Dünyadaki <strong>dans </strong>pistlerinin birçoğu şu anda boşken, Londra&#8217;daki <strong>Tasarım Müzesi</strong>&#8216;ndeki aynı deneyimlerden bazılarını çağrıştıran en son sergi çok hoş karşılanıyor. <strong>Elektronik</strong>: Kraftwerk&#8217;ten The Chemical Brothers&#8217;a, tüm görünümleriyle elektronik müzikle yapılan bir yolculuk ve gelecekte her şeyin yoluna gireceğine dair umutlar sunuyor.</p>



<p>Sergi bir kulüp gibi hissettiriyor. DJ Laurent Garnier&#8217;in titreşimli çalma listesi, 1970&#8217;lerin New York diskosundan 1980&#8217;lerin asit evi üzerinden 2010&#8217;ların teknolarına akıyor. 1995&#8217;te Almanya&#8217;nın Düsseldorf kentindeki Union Rave&#8217;deki parti katılımcılarının dev bir Andreas Gursky görüntüsü bir duvarda asılı. New York disko sahnesinden el ilanları, biletler ve plak kılıfları ve Hacienda, Cream, Balearica ve London&#8217;s Fabric&#8217;ten posterler <strong>nostalji duygusuna</strong> katkıda bulunuyor .Elektronik: müzik tarihinde bir yolculuk.</p>



<p>Tasarım Müzesi <strong>küratörü </strong>Gemma Curtin, &#8220;İster 1980&#8217;lerin yasadışı övgüleri olsun, ister bugün covid sonrası tekrar gördüklerimiz, aslında dansa ihtiyaç var, bir araya gelme ve bir grup olarak müziği deneyimleme ihtiyacı var&#8221;, diyor.</p>



<p>Elektronik müzik tarihinin elektrik ev ve işyeri dönüşüm ne zaman, 19. yüzyıla kadar geri gider. Curtin, ilk zaman çizelgesinin, yenilikçilerin genellikle kendi stüdyolarında çalıştığını ve elektrik sesleriyle deneyler yaptığını gösterdiğini söylüyor.</p>



<p>Sergilenen en eski nesnelerden biri La Croix Sonore. Tuhaf, haç benzeri bir nesnedir ve daha iyi bilinen theremin&#8217;e benzer bir tondadır, ilk seri üretilen elektronik alet. Oradan sergi, ilk programlanabilir elektronik synthesizer, RCA Mark II ve Roland&#8217;ın davul makinelerinden, vinile, CD&#8217;lere ve şimdi de dönüştürülmüş USB belleklere kadar modern elektronik müziğin şekillenmesine yardımcı olan <strong>ikonik teknolojilerin</strong> bir kısmını kapsıyor. <strong>DJ kültürü</strong>.</p>



<p>Serginin çoğunda bir fütürizm duygusu var ve bu, türün ortak unsurlarından biri olabilir. Tasarım Müzesi direktörü Tim Marlow, &#8220;<strong>Ütopik</strong>, rüya gibi bir hisle her zaman fütüristikti, ancak teknolojik olarak somut, gerçekleştirilebilir ve gerçekleştirilebilirdi&#8221; diyor.</p>



<p>Gösterinin en önemli anı, Smith &amp; Lyall&#8217;dan görsel tasarımcılar Adam Smith ve Marcus Lyall&#8217;ın 2019 Glastonbury Festivali&#8217;ndeki Chemical Brothers performansı için görsel-işitsel gösterilerinin bir bölümünü yeniden oluşturdukları ve daha kişisel, sosyal açıdan ölçeklendirdikleri son odaya geliyor.</p>



<p>Dev video ekranları Got to Keep On&#8217;a giden insan benzeri figürleri tasvir ederken, flaşlar ritimle aynı anda yanıp sönüyor ve karanlık oda <strong>pusla </strong>doluyor. Smith, &#8220;İnsanları harekete geçiren ve müziği ifade eden bir gösteri yapmaya çalışıyoruz&#8221; diyor.</p>



<p>Kısa bir an için, deneyimde kayboldum.&nbsp;Teknoloji ve müzik duyularımı aşırı doldurdu, beni o kulüp odasına, festivale, o dans pistine geri götürdü.</p>



<p>Curtin, &#8220;Gerçekten neyi kaçırdığımızı gösteriyor&#8221; diyor. &#8220;İçgüdüsel bir deneyim yaşayabileceğimiz bir ortamda başkalarıyla bu birleşme duygusu ve bunun başka bir şeyle değiştirilebileceğini sanmıyorum.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/elektronik-muzik-tarihinde-destansi-bir-yolculuk/">Elektronik, müzik tarihinde destansı bir yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/elektronik-muzik-tarihinde-destansi-bir-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölü Bedenler Peki Ölüm Saatleri Ne Zaman?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/olu-bedenler-peki-olum-saatleri-ne-zaman/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/olu-bedenler-peki-olum-saatleri-ne-zaman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2020 18:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[ceset]]></category>
		<category><![CDATA[olayyeri]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[simülasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ceset bulunduğunda, adli bilim adamları , ölümün zamanını ve nedenini bulmak için harekete geçer. Şu anda, birinin ne zaman öldüğünü belirlemek için genellikle basit sıcaklık ölçümlerini kullanıyoruz, ancak yeni bir matematiksel model daha doğru cevaplar sağlayabilir. Hollanda, Amsterdam Üniversitesi&#8217;nden Maurice Aalders ve meslektaşları, bir cesedin bulunduğu olay yerinden toplanan verileri bir 3B bilgisayar simülasyonu oluşturmak için kullanan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-bedenler-peki-olum-saatleri-ne-zaman/">Ölü Bedenler Peki Ölüm Saatleri Ne Zaman?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n.jpg" alt="" class="wp-image-1091" width="348" height="239" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n.jpg 448w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-150x103.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-300x206.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-218x150.jpg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-436x300.jpg 436w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/n-100x70.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></figure></div>



<p>Bir ceset bulunduğunda, <strong>adli bilim adamları</strong> , ölümün zamanını ve nedenini bulmak için harekete geçer. Şu anda, birinin ne zaman öldüğünü belirlemek için genellikle basit sıcaklık ölçümlerini kullanıyoruz, ancak yeni bir matematiksel model daha doğru cevaplar sağlayabilir.</p>



<p>Hollanda, Amsterdam Üniversitesi&#8217;nden Maurice Aalders ve meslektaşları, bir cesedin bulunduğu olay yerinden toplanan verileri bir 3B bilgisayar <strong>simülasyonu </strong>oluşturmak için kullanan yeni yaklaşımı geliştirdiler. Deri ve hava sıcaklıkları, vücut ölçüsü ve pozisyonu ve herhangi bir giysinin ayrıntıları, modele beslenir ve ardından bir küp <strong>matrisine </strong>bölünür.</p>



<p>Model, ısının komşu küpler arasında aktarılacağı hızı, oluştukları malzemelerin <strong>termodinamik özelliklerine</strong> (örneğin giysi veya deri) göre hesaplar. Bu, geçen süreyi hesaplamak için kullanılabilen ölümden bu yana vücut sıcaklığının ne kadar değiştiğine dair bir tahmin sağlar.</p>



<p>Aalders ve ekibi yöntemlerini, <strong>bedenlerini araştırmaya bağışlayan</strong> dört ölen denek üzerinde test etti ve ölümden bu yana geçen süre 5 ila 50 saat arasında değişti. Grup tahminlerini, <strong>rektal </strong>vücut ısısı ölçümlerine dayanan suç mahallerinde ölümü belirlemek için standart ve en yaygın olarak kullanılan yöntem kullanılarak üretilenlerle karşılaştırdı.</p>



<p>Ekip, modelin ölümden bu yana geçen gerçek sürenin 38 dakika içinde olduğunu, standart yöntem ise ölüm sonrası aralık (PMI) için 3 ila 7 saat içinde tahminler verdiğini buldu.</p>



<p>Birleşik Krallık&#8217;taki Huddersfield Üniversitesi&#8217;nden Anna Williams, &#8220;Elde ettikleri sonuçlar, PMI&#8217;nin gerçek PMI&#8217;nin 1 saat içinde olacağını tahmin edebileceklerini gösteriyor ki bu, en yaygın kullanılan <strong>invaziv </strong>sıcaklığa dayalı yöntemlerle üretilen en iyi tahminlerden önemli ölçüde daha iyidir,&#8221; dedi.</p>



<p>İngiltere&#8217;deki Staffordshire Üniversitesi&#8217;nden Graham Williams, yeni yöntemin &#8220;teknoloji kullanımında çığır açtığını&#8221; söylüyor.&nbsp;Daha az doğru okumalar sağlayacak hayvan cesetleri kullanmak yerine, &#8220;Araştırmacıların bu modeli gerçek insan cesetleri kullanarak doğrulayabilmeleri harika,&#8221; diyor.</p>



<p>Aalders, &#8220;Şimdi bir sonraki adım, onu olay mahalline getirmek&#8221; diyor.&nbsp;Yöntemin Hollanda&#8217;daki suç mahallerinde daha fazla test edileceğini, ancak henüz mahkemede kanıt olarak kullanılmayacağını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-bedenler-peki-olum-saatleri-ne-zaman/">Ölü Bedenler Peki Ölüm Saatleri Ne Zaman?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/olu-bedenler-peki-olum-saatleri-ne-zaman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnternet Bağımlılığı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/internet-bagimliligi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/internet-bagimliligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2020 14:42:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akıllı telefonunuza gerçekten bağımlı olabilir misiniz? Daria Kuss, bunun yalnızca az sayıda insan için bir sorun olduğunu gösterdi ve nasıl yardım edeceğini biliyor. 10 yılı aşkın süredir internet ve teknoloji kullanımının psikolojisini araştırıyor. Ayrıca siber psikoloji alanında yüksek lisans dersi veriyor. Bunun dışında, teknolojiden kaynaklanan ruh sağlığı sorunlarının önlenmesi ve tedavisine yönelik yaklaşımların geliştirilmesine yardımcı olmak için Dünya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/internet-bagimliligi/">İnternet Bağımlılığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm.jpg" alt="" class="wp-image-1087" width="391" height="221" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm-600x339.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm-768x434.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm-150x85.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm-300x170.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm-696x393.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nnm-743x420.jpg 743w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /></figure></div>



<p>Akıllı telefonunuza gerçekten <strong>bağımlı </strong>olabilir misiniz? <strong>Daria Kuss</strong>, bunun yalnızca az sayıda insan için bir sorun olduğunu gösterdi ve nasıl yardım edeceğini biliyor.</p>



<p>10 yılı aşkın süredir internet ve teknoloji kullanımının psikolojisini araştırıyor. Ayrıca siber psikoloji alanında yüksek lisans dersi veriyor. Bunun dışında, teknolojiden kaynaklanan ruh sağlığı sorunlarının önlenmesi ve tedavisine yönelik yaklaşımların geliştirilmesine yardımcı olmak için Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlarla birlikte çalışıyor.</p>



<p><br>İnternet hayatımızı çok daha kolay hale getirdi ve ailemizden ve arkadaşlarımızdan uzaklaştığımızda teknoloji bizi birbirine bağlayabilir koronavirüs salgını harika bir örnek. Ancak araştırma, az sayıda savunmasız birey için aşırı internet kullanımının <strong>anksiyete</strong>, <strong>depresyon</strong>, <strong>stres </strong>ve <strong>bağımlılık </strong>dahil olmak üzere çeşitli zararlı zihinsel sağlık sonuçlarına yol açabileceğini gösteriyor .</p>



<p>Bizimde sürekli olarak akıllı telefonlara sahip olmak, ekranlara bakmak için çok zaman harcama olasılığımızı artırdı. Ama neyin çok fazla olduğuna tek bir cevap yok. Bazı insanlar interneti kullanarak her gün saatlerini sorunsuz geçirebilir. &#8220;Çok fazla&#8221;, teknoloji kullanımınızın sağlığınızı, işinizi ve ilişkilerinizi önemli ölçüde etkilediği zamandır .</p>



<p>Bağımlılık, belirli bir <strong>akıl sağlığı sorunudur</strong> ve herkes bu terimi doğru şekilde kullanmaz. İnterneti ve akıllı telefonları aşırı derecede kullanan savunmasız bireylerin sadece küçük bir azınlığı bağımlılık belirtileri geliştiriyor.</p>



<p>Bu terim, bilgisayarlarında çok fazla zaman geçiren insanlara atıfta bulunmak için <strong>yaygın </strong>olarak kullanılır . Bununla birlikte, teknolojinin hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak burada kalmak için olduğunu kabul etmeliyiz. Sırf onu çok kullandığımız için, ona bağımlı olduğumuz anlamına gelmez. Bir alışkanlık ile bağımlılık arasında bir fark vardır; ikincisi önemli olumsuz etkilere neden olur.</p>



<p>Şu anda teknoloji kullanımına ilişkin bir dizi farklı <strong>uluslararası proje </strong>üzerinde çalışıyorum. Avrupa işbirliklerimden biri, internete gerçekten bağımlı olan kişilerin bireysel kullanım ve deneyimlerine dayalı olarak geri çekilme planları geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Geliştirdiğimiz araç, bağımlılık tedavisinde sıklıkla kullanılan davranış değişikliği tekniklerinin arkasındaki bilimi kullanarak kişiselleştirilmiş geri çekilme <strong>stratejileri </strong>sağlar.</p>



<p>“Bir alışkanlık ile bağımlılık arasında fark vardır;&nbsp;ikincisi önemli olumsuz etkilere neden oluyor. &#8220;</p>



<p>Ortalama olarak, telefonlarımızı günde yaklaşık<strong> yüz kez</strong> veya uyanma saati başına ortalama altı kez kontrol ediyoruz. Ve popüler bilgeliğin aksine, ortalama bir oyuncu ergen bir çocuk değil, 30&#8217;lu yaşların ortasındaki bir erkek veya kadındır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/internet-bagimliligi/">İnternet Bağımlılığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/internet-bagimliligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beetlebot Mikro Robot!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/beetlebot-mikro-robot/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/beetlebot-mikro-robot/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2020 14:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[metanol]]></category>
		<category><![CDATA[mikrorobot]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en küçük mikro robotlarından biri, alkolle çalışan kas sistemi sayesinde kendi vücut ağırlığının 2,6 katını taşıyabiliyor. Geleneksel olarak, küçük robotların &#8220;kasları&#8221; harici bir güç kaynağına bağlanmıştır. Alternatif olarak, ağırlıkları ve boyutları sınırlı verimliliğe sahip ve robotların ne kadar küçük olabileceği pillerle çalıştırılıyorlar. Sınıfının en iyisi piller, yaklaşık 38 MJ / kg olan hayvansal yağdan elde ettiğinizin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beetlebot-mikro-robot/">Beetlebot Mikro Robot!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/binm.jpg" alt="" class="wp-image-1083" width="-236" height="-236" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/binm.jpg 710w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/binm-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/binm-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/binm-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/binm-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/binm-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></figure></div>



<p>Dünyanın en küçük <strong>mikro robotlarından </strong>biri, alkolle çalışan kas sistemi sayesinde kendi vücut ağırlığının 2,6 katını taşıyabiliyor.</p>



<p>Geleneksel olarak, küçük robotların &#8220;<strong>kasları</strong>&#8221; harici bir güç kaynağına bağlanmıştır. Alternatif olarak, ağırlıkları ve boyutları sınırlı verimliliğe sahip ve robotların ne kadar küçük olabileceği pillerle çalıştırılıyorlar. Sınıfının en iyisi piller, yaklaşık 38 MJ / kg olan hayvansal yağdan elde ettiğinizin bir kısmı olan kilogram başına yaklaşık 1.8 megajoule enerji yoğunluğuna sahiptir. <strong>Metanol </strong>enerjili kaslar <strong>RoBeetle</strong>, 88 miligramlık Microrobot tarafından kullanılan, 20 MJ / kg enerji seviyelerine kadar ulaşmak için katalitik yanma kullanabilir.</p>



<p>RoBeetle&#8217;i meslektaşlarıyla birlikte tasarlayan Güney Kaliforniya Üniversitesi&#8217;nden Nestor Perez Arancibia, &#8220;Pillerin enerji yoğunluğu çok düşük, bu nedenle yeni güç kaynaklarına ihtiyacımız vardı&#8221; diyor. &#8220;Pillere bel bağlamadığımız için onu çok hafif ve küçük hale getirmeyi başardık.&#8221;</p>



<p>Metanol, önceden programlanmış şekilli kompozit tel kasları çözgü oksijen ile bir enerji salan kimyasal tepkime tetiklendiğinde 95 mg ağırlığındadır bir yakıt tankında depolandı. Kasların bu seğirmesi mikro robotun bir böcek gibi sürünmesine izin veriyor. Kornalarında 230 miligram ağırlığındaki silindirik bir nesneyi taşırken hala hareket edebilir. RoBeetle&#8217;in kendisinin 2,6 katı veya Robeetle ve yakıt deposunun ağırlığının <strong>1,3 </strong>katı.</p>



<p>İspanya Katalonya Biyomühendislik Enstitüsü&#8217;nden Samuel Sánchez, &#8220;akıllı robotik için ilk adım&#8221; olduğunu söylüyor. &#8220;RoBeetle gibi <strong>biyomimetik </strong>sistemleri çoğaltma ve mühendislik fikrini, ancak yüksek güçlü enerji kaynakları olarak kimyasal reaksiyonları kullanma fikrini seviyorum.&#8221; Sanchez, küçük robot fikrinin yeni olmadığına işaret ederken, yakıtın kullanımı ve hareket etmekten daha fazlasını yapma potansiyeli öyle.</p>



<p>50 MJ / kg enerji yoğunluğuna sahip propan dahil olmak üzere diğer yakıt kaynaklarını kullanarak RoBeetle&#8217;in performansını iyileştirmek için araştırmalar devam etmektedir.</p>



<p>RoBeetle için bir sonraki adım? ABD Savunma Bakanlığı’nın araştırma kolu kanatları büyütmek. Perez-Arancibia, &#8220;Böcek ölçeğinde tamamen otonom <strong>ilk uçan robotu</strong> yaratmak istiyoruz&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beetlebot-mikro-robot/">Beetlebot Mikro Robot!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/beetlebot-mikro-robot/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz İzleme Cihazı; Belki de Vücudumuzda ki Yeni Organımız Olacak</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/goz-izleme-cihazi-belki-de-vucudumuzda-ki-yeni-organimiz-olacak/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/goz-izleme-cihazi-belki-de-vucudumuzda-ki-yeni-organimiz-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2020 12:31:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[nabız]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kullanıcının nabzını da ölçen bir göz izleme maskesi, insanların gördükleri şeylere tepkilerini incelemek için kullanılabilir. Massachusetts Amherst Üniversitesi&#8217;nden Trisha Andrew ve meslektaşları, kullanıcının göz hareketlerinin ve nabzının 8 saate kadar sürekli izlenmesini sağlayan iki kumaş bazlı elektrot geliştirdi . Elektrotlar kumaştan yapıldığı için maske de yıkanabilir ve tekrar kullanılabilir. Bu sağlık izleme, özellikle uyku için yararlı olabilir. Andrew, göz hareketindeki değişikliklerin hızlı göz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/goz-izleme-cihazi-belki-de-vucudumuzda-ki-yeni-organimiz-olacak/">Göz İzleme Cihazı; Belki de Vücudumuzda ki Yeni Organımız Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/vgb.jpg" alt="" class="wp-image-1079" width="389" height="259" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/vgb.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/vgb-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 389px) 100vw, 389px" /></figure></div>



<p>Kullanıcının <strong>nabzını </strong>da <strong>ölçen </strong>bir <strong>göz izleme maskesi</strong>, insanların gördükleri şeylere tepkilerini incelemek için kullanılabilir.</p>



<p>Massachusetts Amherst Üniversitesi&#8217;nden Trisha Andrew ve meslektaşları, kullanıcının göz hareketlerinin ve nabzının 8 saate kadar sürekli izlenmesini sağlayan iki kumaş bazlı <strong>elektrot </strong>geliştirdi . Elektrotlar kumaştan yapıldığı için maske de yıkanabilir ve tekrar kullanılabilir.</p>



<p>Bu sağlık izleme, özellikle uyku için yararlı olabilir. Andrew, göz hareketindeki değişikliklerin hızlı göz hareketi (REM) ve REM olmayan uyku gibi uyku aşamasının önemli göstergeleri olduğunu söylüyor.</p>



<p>Andrew ve meslektaşları, <strong>Chesma </strong>adını verdikleri maskelerini ilk çalışmada üç gönüllü üzerinde test ettiler ve şimdi, araştırmacıların yaptığı diğer uyku izleme giysilerinin yanı sıra biraz daha büyük insan gruplarında test edildiği gece uyku çalışmaları için kullanıyorlar. Uyku duruşunu ve nefes almayı izleyebilen akıllı pijamalar da dahil olmak üzere gelişiyor.</p>



<p>Christian Holz , &#8220;Fitness takipçileri kalp atış hızlarını kaydederken, bu kalp atış hızlarını ve göz aktivitesini tek bir giyilebilir cihazda birleştirme potansiyeline sahiptir ve bu, bir kişide aralıklı olarak ortaya çıkabilen <strong>tıbbi </strong>durumlara dair yeni bilgiler verebilir&#8221; diyor.</p>



<p>Maske, insan-bilgisayar etkileşimleri için de faydalı olabilir. Andrew, &#8220;Maskeyi takarken bir ekrana bakıyorsanız, gözünüzün ekranın hangi çeyreğine çekildiğini veya odaklandığını söyleyebilir. Farkındalık ve duygusal durum hakkında içgörü sağlayan nabızla birleştiğinde. Bu, e-reklamverenler için yararlı olabilir ”diyor.</p>



<p>Danimarka Teknik Üniversitesi&#8217;nden John Paulin Hansen, gelecekte, kullanıcının yalnızca bakışlarını kullanarak bir bilgisayarla <strong>iletişim kurmasına </strong>izin verecek şekilde genişletilebilir. &#8220;Bakışla kaydırmak, kapıyı dokunmadan açabilir veya dinlediğiniz müzik parçasını değiştirebilir&#8221; diyor.</p>



<p>Hansen, &#8220;Bu maske, aletleri kontrol etmek için fazladan bir ele ihtiyaç duyan cerrahlar için özellikle uygun olacaktır&#8221; diyor.&nbsp;Ancak potansiyel kullanıcılar arasındaki farklılıkları hesaba katmak için maskeyi daha büyük bir grup insan üzerinde test etmenin önemli olacağını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/goz-izleme-cihazi-belki-de-vucudumuzda-ki-yeni-organimiz-olacak/">Göz İzleme Cihazı; Belki de Vücudumuzda ki Yeni Organımız Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/goz-izleme-cihazi-belki-de-vucudumuzda-ki-yeni-organimiz-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlık Baş Dönmesi Yıllar Sonrasını Etkileyebilir.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/anlik-bas-donmesi-yillar-sonrasini-etkileyebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/anlik-bas-donmesi-yillar-sonrasini-etkileyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 22:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir araştırmaya göre, ayağa kalktıklarında baş dönmesi veya sersemlik hisseden bazı kişilerde yıllar sonra demans gelişme riski artmış olabilir. Ortostatik hipotansiyon adı verilen durum, insanlar ayağa kalktıklarında kan basıncında ani bir düşüş yaşadıklarında ortaya çıkar. Çalışma, bunama ile bağlantıyı yalnızca sistolik kan basıncında düşüş olan kişilerde buldu, sadece diyastolik kan basıncında veya genel kan basıncında düşüş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/anlik-bas-donmesi-yillar-sonrasini-etkileyebilir/">Anlık Baş Dönmesi Yıllar Sonrasını Etkileyebilir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcvh.jpg" alt="" class="wp-image-1075" width="404" height="212" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcvh.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcvh-600x315.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcvh-150x79.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dcvh-300x158.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 404px) 100vw, 404px" /></figure></div>



<p id="first">Bir araştırmaya göre, ayağa kalktıklarında <strong>baş dönmesi</strong> veya <strong>sersemlik </strong>hisseden bazı kişilerde yıllar sonra <strong>demans </strong>gelişme riski artmış olabilir. <strong>Ortostatik hipotansiyon </strong>adı verilen durum, insanlar ayağa kalktıklarında kan basıncında ani bir düşüş yaşadıklarında ortaya çıkar.</p>



<p>Çalışma, bunama ile bağlantıyı yalnızca <strong>sistolik </strong>kan basıncında düşüş olan kişilerde buldu, sadece <strong>diyastolik </strong>kan basıncında veya genel kan basıncında düşüş olan kişilerde değil.</p>



<p>Sistolik, bir kan basıncı okumasındaki ilk veya en üst sayıdır ve sistolik ortostatik hipotansiyon, oturma pozisyonundan ayağa kalktıktan sonra en az <strong>15 mmHg düşüş </strong>olarak tanımlandı.</p>



<p>Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco&#8217;dan çalışma yazarı, Pharm.D., Ph.D., çalışma yazarı Laure Rouch, &#8220;İnsanların oturmaktan ayağa kalktıklarında kan basıncı izlenmelidir&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Bu tansiyon düşüşlerini kontrol etmenin, insanların yaşlandıkça düşünme ve hafıza becerilerini korumaya yardımcı olmak için umut verici bir yol olması mümkündür.&#8221;</p>



<p>Çalışma, ortalama yaşları 73 olan ve kaydolduğunda demansı olmayan 2.131 kişiyi içeriyordu.&nbsp;Tansiyon ölçümleri çalışmanın başında ve ardından bir, üç ve beş yıl sonra alındı.&nbsp;Toplam% 15&#8217;inde ortostatik hipotansiyon,% 9&#8217;unda sistolik ortostatik hipotansiyon ve% 6&#8217;sında diyastolik ortostatik hipotansiyon vardı.</p>



<p>Önümüzdeki 12 yıl boyunca, katılımcılar herhangi birinin <strong>bunama </strong>geliştirip geliştirmediğini görmek için değerlendirildi. Toplam 462 kişi veya% 22&#8217;si hastalığı geliştirdi.</p>



<p>Sistolik ortostatik hipotansiyonu olan kişilerin, durumu olmayanlara göre demans geliştirme olasılığı yaklaşık% 40 daha yüksekti. Sistolik ortostatik hipotansiyonu olan 192 kişiden 50&#8217;si veya% 26&#8217;sı demans geliştirdi. Araştırmacılar, diyabet, sigara ve alkol kullanımı gibi demans riskini etkileyebilecek diğer faktörlere göre ayarlama yaptıklarında, sistolik ortostatik hipotansiyonu olanların demans geliştirme olasılığı% 37 daha <strong>yüksekti</strong>.</p>



<p>Araştırmacılar ayrıca, oturarak ayakta sistolik kan basıncı ölçümleri ziyaretten ziyarete en çok değişen kişilerin, okumaları daha stabil olan insanlardan yıllar sonra demans geliştirmelerinin daha olası olduğunu buldular.</p>



<p>İnsanlar, okumalarının zaman içinde ne kadar değiştiğine göre üç gruba ayrıldı. Sistolik okumalarda en fazla <strong>dalgalanmanın </strong>görüldüğü gruptaki kişilerin toplam% 24&#8217;ü, en az dalgalanmanın olduğu gruptaki kişilerin% 19&#8217;una kıyasla, daha sonra demans geliştirdi. Araştırmacılar demans riskini etkileyen diğer faktörlere göre ayarlama yaptıklarında, en yüksek gruptakilerin en düşük gruptakilere göre demans geliştirme olasılığı% 35 daha yüksekti.</p>



<p>Rouch, çalışmanın gözlemsel olduğunu ve <strong>sebep sonuç </strong>göstermediğini belirtti. Yalnızca kan basıncı ölçümleri ile demans gelişimi arasında bir ilişki olduğunu gösterir. Çalışmanın bir başka kısıtlılığı ise Alzheimer hastalığı ve vasküler demans ayrımı yapılmadan demans tanısının konulmuş olmasıdır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/anlik-bas-donmesi-yillar-sonrasini-etkileyebilir/">Anlık Baş Dönmesi Yıllar Sonrasını Etkileyebilir.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/anlik-bas-donmesi-yillar-sonrasini-etkileyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk! Alzheimer Tedavisinde Etkili Rol Oynuyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ask-alzheimer-tedavisinde-etkili-rol-oynuyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ask-alzheimer-tedavisinde-etkili-rol-oynuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 22:22:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bunama]]></category>
		<category><![CDATA[nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığı, bir kişinin hafızasını ve bilişsel yeteneklerini aşamalı olarak bozar ve genellikle bunamaya neden olur. Bu hastalık için yeni tedaviler bulma çabalarının ortasında, Japonya&#8217;dan bilim adamları tarafından yapılan yeni bir çığır açan çalışma, Alzheimer&#8217;ın bir hayvan modelinde beynin öğrenme ve hafıza merkezinde oksitosinin sevgiye ve iyilik hissine neden olduğunu bildiğimiz hormon amiloid plaklarının neden olduğu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ask-alzheimer-tedavisinde-etkili-rol-oynuyor/">Aşk! Alzheimer Tedavisinde Etkili Rol Oynuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/C-G.png" alt="" class="wp-image-1072" width="405" height="405" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/C-G.png 648w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/C-G-600x601.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/C-G-300x300.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/C-G-150x150.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/C-G-419x420.png 419w" sizes="auto, (max-width: 405px) 100vw, 405px" /></figure></div>



<p id="first">Alzheimer hastalığı, bir kişinin hafızasını ve bilişsel yeteneklerini <strong>aşamalı </strong>olarak bozar ve genellikle <strong>bunamaya </strong>neden olur. Bu hastalık için yeni tedaviler bulma çabalarının ortasında, Japonya&#8217;dan bilim adamları tarafından yapılan yeni bir çığır açan çalışma, Alzheimer&#8217;ın bir hayvan modelinde beynin öğrenme ve hafıza merkezinde <strong>oksitosinin </strong>sevgiye ve iyilik hissine neden olduğunu bildiğimiz hormon <strong>amiloid plaklarının </strong>neden olduğu hasarın bir kısmını etkili bir şekilde tersine çevirebileceğini gösteriyor. </p>



<p>Alzheimer hastalığı, bir kişinin beynindeki sinir hücrelerinin (<strong>nöronların</strong>) ve aralarındaki bağlantıların yavaş yavaş <strong>dejenere </strong>olduğu, ciddi <strong>hafıza kaybına, zihinsel eksikliklere, motor becerilerde ve iletişimde bozulmaya </strong>neden olan ilerleyici bir hastalıktır. Alzheimer&#8217;ın ana nedenlerinden biri, beyindeki nöronların etrafındaki kümelerde amiloid β (Aβ) adlı bir proteinin birikmesidir, bu da onların aktivitesini engeller ve dejenerasyonlarını <strong>tetikler</strong>. Hayvan modellerinde yapılan araştırmalar, <strong>hipokampustaki </strong>beynin ana öğrenme ve hafıza merkezi olan Aβ kümelenmesinin artmasının, oradaki nöronların sinyal iletim potansiyelinde bir düşüşe neden olduğunu bulmuştur. Bu dejenerasyon, nöronların &#8220;sinaptik plastisite&#8221; adı verilen belirli bir özelliğini etkiler. Bu, sinapsların (nöronlar arasındaki sinyal alışverişi bölgesi) zaman içinde sinyal verme aktivitesindeki artış veya azalmaya uyum sağlama yeteneğidir. Sinaptik esneklik, hipokampustaki öğrenme ve bilişsel işlevlerin gelişimi için çok önemlidir. Bu nedenle, Aβ ve onun bilişsel hafıza ve eksikliklere neden olmadaki rolü, <strong>Alzheimer </strong>için <strong>tedavi </strong>bulmayı amaçlayan çoğu araştırmanın <strong>odak noktası</strong> olmuştur.</p>



<p>Şimdi, bu araştırma çabasını ilerleten, Tokyo Bilim Üniversitesi&#8217;nden Profesör Akiyoshi Saitoh liderliğindeki Japonya&#8217;dan bir bilim insanı ekibi, geleneksel olarak <strong>kadın üreme sistemindeki</strong> rolü ve sevgi duygularını uyandırmasıyla bilinen bir hormon olan <strong>oksitosine </strong>baktı. Prof Saitoh, &#8220;Oksitosinin son zamanlarda öğrenme ve hafıza performansını düzenlemede rol oynadığı bulundu.&#8221; Bunu fark eden Prof Saitoh&#8217;un grubu noktaları birleştirmek için yola çıktı.</p>



<p>Prof Saitoh ve ekibi, Aβ&#8217;nın dilimlerdeki nöronların sinyal verme yeteneklerinin azalmasına neden olduğunu veya başka bir deyişle sinaptik plastisitelerini bozduğunu doğrulamak için önce fare hipokampüsünün dilimlerini Aβ ile serpiştirdi.&nbsp;Bununla birlikte, oksitosin ile ilave perfüzyon üzerine, sinyal verme yetenekleri arttı, bu da oksitosinin, Aβ&#8217;nın neden olduğu sinaptik plastisite bozukluğunu tersine çevirebileceğini düşündürdü.</p>



<p>Oksitosinin bunu nasıl başardığını bulmak için bir dizi deney daha yaptılar. Normal bir beyinde oksitosin, beyin hücrelerinin zarlarındaki oksitosin reseptörleri adı verilen özel yapılara bağlanarak etki eder. Bilim adamları, oksitosinin, bu reseptörlere bağlanmadan Aβ β&#8217;nın neden olduğu <strong>sinaptik plastisite </strong>bozukluğunu tersine çevirip çeviremeyeceğini görmek için fare hipokampus dilimlerinde bu reseptörleri yapay olarak &#8220;bloke etti&#8221;. Beklendiği gibi, reseptörler bloke edildiğinde oksitosin, Ap&#8217;nın etkisini tersine çeviremedi, bu da bu reseptörlerin oksitosinin etki etmesi için gerekli olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Oksitosinin, nöronal sinyal potansiyelini güçlendirmede ve <strong>kalsiyum </strong>iyonlarının akışı gibi anıların oluşumunda önemli olan bazı hücresel kimyasal aktiviteleri kolaylaştırdığı bilinmektedir. Önceki çalışmalar, Aβ&#8217;nın bu kimyasal aktivitelerin bazılarını baskıladığından şüphelenmişti. Bilim adamları bu kimyasal aktiviteleri yapay olarak engellediklerinde, <strong>hipokampal </strong>dilimlere oksitosin ilavesinin Aβ&#8217;nın neden olduğu sinaptik plastisiteye verilen zararı tersine çevirmediğini buldular. Ek olarak, oksitosinin hipokampustaki sinaptik plastisite üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını, ancak Aeh&#8217;nın kötü etkilerini bir şekilde tersine çevirebildiğini buldular.</p>



<p>Prof Saitoh, &#8220;Bu, oksitosinin fare hipokampusundaki Aβ&#8217;nın neden olduğu bozuklukları tersine çevirebileceğini gösteren dünyadaki ilk çalışmadır.&#8221; Bu sadece bir ilk adımdır ve oksitosini Alzheimer için bir <strong>ilaca </strong>yeniden konumlandırmak için yeterli bilgi toplanmadan önce hayvan modellerinde ve ardından insanlarda in vivo olarak daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Ancak Prof Saitoh hala <strong>umutlu</strong>. Şu anda <strong>demansı </strong>tedavi etmek için yeterince tatmin edici ilaç yoktur ve yeni etki mekanizmaları ile yeni tedaviler istenmektedir. Çalışmamız, oksitosinin ilişkili hafıza kaybının tedavisi için yeni bir <strong>terapötik </strong>yöntem olabileceği ilginç olasılığını ortaya koymaktadır. </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ask-alzheimer-tedavisinde-etkili-rol-oynuyor/">Aşk! Alzheimer Tedavisinde Etkili Rol Oynuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ask-alzheimer-tedavisinde-etkili-rol-oynuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Motor Becerinin Gelişiminde Mizacın Etkisi Var Mı?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/motor-becerinin-gelisiminde-mizacin-etkisi-var-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/motor-becerinin-gelisiminde-mizacin-etkisi-var-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 21:54:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[lokomotor]]></category>
		<category><![CDATA[mizaç]]></category>
		<category><![CDATA[motor beceri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1066</guid>

					<description><![CDATA[<p>3-7 yaş arası çocuklar arasında yakın zamanda yapılan bir araştırma, çocukların motor becerilerinin organize sporlara katılırsa fayda sağladığını gösterdi. Ek olarak, çalışma mizaç özelliklerinin motor becerilerinin önemi hakkında bilgi sağlamıştır. Daha spesifik olarak, aktivite ve dikkat süresinin kalıcılığı gibi özelliklerin motor becerilerle olumlu bir şekilde ilişkili olduğu bulundu. Erken çocukluk döneminde motor beceriler ve mizaç arasındaki ilişki henüz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/motor-becerinin-gelisiminde-mizacin-etkisi-var-mi/">Motor Becerinin Gelişiminde Mizacın Etkisi Var Mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-1024x684.jpg" alt="" class="wp-image-1068" width="371" height="248" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-1024x684.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-600x401.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-768x513.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-696x465.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-1068x713.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs-629x420.jpg 629w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dvs.jpg 1161w" sizes="auto, (max-width: 371px) 100vw, 371px" /></figure></div>



<p id="first">3-7 yaş arası çocuklar arasında yakın zamanda yapılan bir araştırma, çocukların <strong>motor</strong> <strong>becerilerinin</strong> organize sporlara katılırsa fayda sağladığını gösterdi. Ek olarak, çalışma <strong>mizaç </strong>özelliklerinin motor becerilerinin önemi hakkında bilgi sağlamıştır. Daha <strong>spesifik </strong>olarak, aktivite ve dikkat süresinin kalıcılığı gibi özelliklerin motor becerilerle olumlu bir şekilde ilişkili olduğu bulundu. Erken çocukluk döneminde motor beceriler ve mizaç arasındaki ilişki henüz tam olarak anlaşılmadığından, bu oldukça yeni bir sonuçtu.</p>



<p>Temelde motor beceriler, koşma, tırmanma, fırlatma ve çizim gibi günlük yaşam görevlerinde bulunan <strong>lokomotor</strong>, <strong>top </strong>ve <strong>denge </strong>becerilerini içerir. Yeterli motor beceriler, tipik oyunlara ve farklı yaş ve gelişim aşamaları için oyun türlerine, örneğin etiketleme, koşu ve top oyunlarına katılımı sağlar.</p>



<p>Spor ve Sağlık Bilimleri Fakültesi&#8217;nden bir doktora öğrencisi olan Donna Niemistö, &#8220;Motor beceriler yaşın bir fonksiyonu olarak gelişse de, beceri gelişiminin <strong>bilinçli </strong>olarak <strong>uyarılması </strong>gerekiyor&#8221; diyor. &#8220;Motor beceriler pratik yapmadan gelişmez, bu nedenle becerilerin tekrarlanarak pekiştirilmesi gerekir. Motor beceri gelişimi, çocuk birden çok yönden hareket ettiğinde büyük ölçüde desteklenir. Mevcut bir çalışmada, organize sporlara katılımın yararlı olabileceğine dair daha fazla kanıt bulduk. Temel hareketleri uygulamak ve tekrarlamak için daha fazla fırsat elde etmek. &#8220;</p>



<p>Mizaç ve özellikleri, bir çocuğun çevresine tepki vermenin <strong>biyolojik </strong>yolu gibi, bir çocuğun biyolojik ve bireysel özelliklerine atıfta bulunur. Mizaç, zaman içinde oldukça sabittir. Bugüne kadar, küçük çocukların motor becerileri ve mizaç özellikleriyle ilgili yalnızca bir avuç çalışma yapılmıştır, ancak daha büyük yaş gruplarında daha fazla araştırma zaten mevcuttur.</p>



<p>&#8220;Aktif bir mizaca sahip olma eğiliminde olan çocuklar ve <strong>zorluklarla karşılaştıklarında</strong> <strong>ısrarcı </strong>olan çocuklar, motor görevleri öğrenmede ve prova etmede <strong>motive</strong> ve ısrarcı olabilir. Bu nedenle, bu bulgular beklenen ve mantıklıydı. Aktif mizacı olan bir çocuk daha hızlı tepki verebilir. Sonuç olarak, çocuk, artan tekrarlarla birlikte hareket etmek için daha fazla fırsat elde edecek. Farkına varmadan, çocuk motor görevleri gerçekleştirmek için daha fazla fırsat elde edecektir. &#8220;</p>



<p>Ek olarak, dikkati sürdürme kapasitesi beceri edinimi için eşit derecede önemlidir.</p>



<p>Niemistö, &#8220;Yeni beceriler öğrenmek için, beceri ilk başta zorlayıcı hatta zor olsa bile, kişinin odaklanabilmesi ve odaklanabilmesi gerekir&#8221; diye devam ediyor.</p>



<p>Her iki mizaç özelliği de motor becerilerin gelişimini etkileyebilir.&nbsp;Bu nedenle, çocuklarının motor beceri gelişimini teşvik etmek ve desteklemek istemeleri durumunda, ebeveynlerin yanı sıra ilk eğitimciler ve öğretmenlerin de bu bireysel faktörlerin farkında olmaları önemlidir.</p>



<p>Niemistö, &#8220;Örneğin aktif bir çocuğun daha aktif olması için vurgu yapmaya gerek yok&#8221; diye açıklıyor.&nbsp;&#8220;Bununla birlikte, aktif bir çocukla, bir ebeveyn, çevredeki olası dikkat dağınıklığına rağmen çocuğa odaklanmasını ve dikkatini sürdürmesi için rehberlik edebilir.&#8221;</p>



<p>Motor beceriler, uluslararası alanda iyi bilinen iki ölçümle değerlendirildi. İlk değerlendirme aracı çocuğun lokomotor ve top becerilerini, ikincisi ise denge ve koordinasyon becerilerini ölçmüştür. Seçilen değerlendirme araçları motor gelişimin farklı yönlerini ölçtüğü için, motor becerilerle ilgili ilişkili faktörler arasında <strong>farklılıklar </strong>da bulundu.</p>



<p>Niemistö, &#8220;Duygusal olarak daha düzenlenmiş olarak tanımlanan çocuklarda denge ve koordinasyon becerilerinin gelişimi daha iyiydi&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;Öte yandan, ebeveynleri daha yüksek eğitim düzeyine sahip çocuklarda lokomotor becerileri daha iyiydi ve çocukların yakın çevredeki spor tesislerine serbest erişimi olsaydı, top becerilerinin gelişimi faydalı oldu.&#8221;</p>



<p>Jyväskylä Üniversitesi&#8217;nde 2015-2017 yılları arasında yürütülen <strong>Becerikli Çocuklar</strong> araştırması, Finlandiya&#8217;daki 37 farklı çocuk bakım merkezinden 945 çocuk ve ailelerinin <strong>coğrafi </strong>olarak temsili bir çalışma örneğine sahipti. Çocukların mizaç özellikleri ve organize sporlara katılımları bir ebeveyn anketi kullanılarak değerlendirildi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/motor-becerinin-gelisiminde-mizacin-etkisi-var-mi/">Motor Becerinin Gelişiminde Mizacın Etkisi Var Mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/motor-becerinin-gelisiminde-mizacin-etkisi-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizm&#8230;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/otizm/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/otizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 21:11:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir UC Davis MIND Enstitüsü araştırmasına göre, erken çocukluk döneminde, otizmli kızlar otizmli erkeklere göre otizm semptom şiddetinde daha fazla azalma ve daha az artış gösterme eğilimindedir. Erken çocukluk, öğrenme ve gelişme için kritik yeteneklere sahip önemli bir beyin büyümesi dönemidir. Aynı zamanda, otizmin ilk teşhisi için tipik zaman ve erken müdahale için en iyi zamandır. ABD&#8217;de, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/otizm/">Otizm&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1064" width="390" height="390" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv-840x840.jpg 840w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hhvv.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 390px) 100vw, 390px" /></figure></div>



<p id="first">Bir UC Davis MIND Enstitüsü araştırmasına göre, erken çocukluk döneminde, <strong>otizmli </strong>kızlar otizmli erkeklere göre otizm semptom şiddetinde daha fazla <strong>azalma </strong>ve daha az <strong>artış </strong>gösterme eğilimindedir.</p>



<p>Erken çocukluk, öğrenme ve gelişme için kritik yeteneklere sahip önemli bir beyin büyümesi dönemidir. Aynı zamanda, otizmin ilk teşhisi için tipik zaman ve erken müdahale için en iyi zamandır. ABD&#8217;de, 54 çocuktan yaklaşık 1&#8217;i otizm <strong>spektrum bozukluğu </strong>(ASD) ile tanımlanmıştır ve OSB&#8217;li erkek çocuklarının sayısı kızlardan dört kat fazladır.</p>



<p>Önceki çalışmalar, çocukluk döneminde otizm şiddetindeki değişiklikler açısından tutarsız sonuçlar ortaya koymuştur.&nbsp;Genel anlamda, otizmin teşhiste ciddiyetinin bir ömür boyu süreceğiydi.</p>



<p>MIND Enstitüsü&#8217;ndeki 14. yılında boylamsal bir proje olan Otizm Fenomu Projesi&#8217;nden (APP) ASD&#8217;li 125 çocuğu (89 erkek ve 36 kız) içeriyordu. Çocuklar, çocuklukları boyunca önemli topluluk <strong>temelli </strong>otizm <strong>müdahalesi </strong>aldı.</p>



<p>Çalışma, katılımcıları ciddiyet değişim puanlarına göre Azaltılmış Şiddet Grubu (% 28,8), Kararlı Şiddet Grubu (% 54,4) ve Artan Şiddet Grubu (% 16,8) olarak sınıflandırdı. Önemli bir bulgu, çocukların belirti şiddetinin yaşla birlikte değişebileceğiydi. Aslında çocuklar gelişebilir ve daha iyi olabilir.</p>



<p>Seçkin bir psikiyatri ve davranış bilimleri profesörü olan David Amaral, &#8220;Küçük çocukların yaklaşık% 30&#8217;unun 6 yaşında otizm semptomlarının 3 yaşında olduğundan daha az şiddetli otizm semptomlarına sahip olduğunu bulduk. Bazı durumlarda, çocuklar otizm teşhislerini tamamen kaybetti&#8221; dedi.</p>



<p>Amaral, &#8220;Bazı çocukların daha da kötüye gittiği de doğru,&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Maalesef, kimin daha iyi yapacağını ve kimin daha şiddetli otizm semptomları geliştireceğini ve farklı müdahalelere ihtiyaç duyacağını tahmin etmek şu anda mümkün değil.&#8221;</p>



<p>Optimal sonuç, daha önce OSB teşhisi konmuş bir kişi, otizm semptomlarının kaybı nedeniyle artık otizm tanı kriterlerini karşılamadığında elde edilen bir standarttır.&nbsp;Bu çalışmada, yedi katılımcının (dört kız ve üç erkek) 6 yaşında ASD sınırının altında bir ADOS CSS&#8217;si vardı ve bu potansiyel olarak optimal sonucu gösteriyordu.&nbsp;Azalan semptom şiddeti gösteren çocuklar, kararlı veya artan şiddet gruplarındaki çocuklara kıyasla, birden çok alanda daha iyi uyum becerilerine sahipti.</p>



<p><strong>Başa çıkma stratejisi olarak otizmli ve kamufle eden kızlar</strong></p>



<p>Kızlar ve erkekler otizm semptomlarının <strong>farklı tezahürleriyle </strong>karakterize edilebilir. Kızlar <strong>biliş</strong>, <strong>sosyallik ve pratik iletişim</strong> becerilerinde erkeklerden daha iyi <strong>gelişimsel </strong>sonuçlar gösterebilir.</p>



<p>MIND Enstitüsü&#8217;nde yüksek lisans araştırmacısı ve makalenin ilk yazarı olan Einat Waizbard-Bartov, &#8220;Otizmi olan kızların, erken çocukluk döneminde şiddetinin erkeklerden daha fazla azaldığını ve erkeklerden daha az arttığını gördük,&#8221; dedi.</p>



<p>Waizbard-Bartov&#8217;a göre, bu farkın olası bir açıklaması, kızların semptomlarını kamufle etme veya gizleme yetenekleridir.&nbsp;Otizmin özelliklerini kamufle etmek, kişinin semptomlarını sosyal durumlarda maskelemeyi içerir.&nbsp;Bu başa çıkma stratejisi, yetişkinlik dahil farklı yaş aralıklarındaki OSB&#8217;li erkeklere kıyasla OSB tanısı alan kadınlarda daha yaygın olan sosyal telafi edici bir davranıştır.</p>



<p>Waizbard-Bartov, &#8220;Kızların çoğunun otizm şiddetinin azalmış gibi görünmesi, yaşlandıkça semptomlarını nasıl maskeleyeceklerini öğrenen erkeklere kıyasla artan kız sayısından kaynaklanıyor olabilir.&#8221; Dedi. &#8220;Bu olasılığı ilerideki çalışmalarda keşfedeceğiz.&#8221;</p>



<p>Çalışma ayrıca <strong>IQ&#8217;nun semptom </strong>şiddetindeki değişiklikle önemli bir ilişkisi olduğunu buldu. Daha yüksek IQ&#8217;ya sahip çocukların OSB semptomlarında azalma gösterme olasılığı daha yüksekti.</p>



<p>Waizbard-Bartov, &#8220;IQ, otizmli çocuklar için semptom şiddetinin en güçlü öngörücüsü olarak kabul ediliyor&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;IQ puanları 3 yaştan 6 yaşa kadar yükseldikçe semptom şiddeti seviyeleri azaldı.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar, erken şiddet seviyeleri ile gelecekteki semptom değişikliği arasında bir ilişki tespit edemediler.&nbsp;Şaşırtıcı bir şekilde, 6 yaşında artan semptom şiddeti olan çocuk grubu, 3 yaşında anlamlı derecede daha düşük şiddet seviyeleri gösterdi ve şiddet skorları diğer gruplardan daha az değişkendi.</p>



<p>Çalışma, zaman içindeki semptom değişikliği ile ilgili olarak <strong>IQ, başlangıç ​​şiddeti seviyesi ve alınan müdahalenin türü ve yoğunluğu </strong>arasındaki ilişkiler gibi daha fazla araştırılması gereken birkaç konuyu gündeme getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/otizm/">Otizm&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/otizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FaRk eTMeliSiⴖ DİSLeksİ BİR haStalIK ԀeĞilDiR!!!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/1056-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/1056-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 20:39:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[disleksi]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1056</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir araştırmaya göre, beynin invazif olmayan elektriksel stimülasyonu yoluyla normal ritmik sinir aktivitesi kalıplarının eski haline getirilmesi, ses işleme eksikliklerini hafifletir ve disleksi olan yetişkinlerde okuma doğruluğunu artırır. Disleksi, nüfusun%10&#8216;unu etkileyen ve yazılı materyalle yaşam boyu süren zorluklarla karakterize, sık görülen bir okuma edinme bozukluğudur. Disleksi için birkaç olası neden öne sürülmüşse de, baskın olan fonolojik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/1056-2/">FaRk eTMeliSiⴖ DİSLeksİ BİR haStalIK ԀeĞilDiR!!!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dls.png" alt="" class="wp-image-1057" width="716" height="287" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dls.png 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dls-150x60.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dls-300x120.png 300w" sizes="auto, (max-width: 716px) 100vw, 716px" /></figure></div>



<p id="first">Bir araştırmaya göre, beynin <strong>invazif </strong>olmayan elektriksel <strong>stimülasyonu </strong>yoluyla normal <strong>ritmik sinir aktivitesi </strong>kalıplarının eski haline getirilmesi, ses işleme eksikliklerini hafifletir ve <strong>disleksi </strong>olan yetişkinlerde okuma doğruluğunu artırır.</p>



<p>Disleksi, nüfusun<strong>%10</strong>&#8216;unu etkileyen ve yazılı materyalle yaşam boyu süren zorluklarla <strong>karakterize</strong>, sık görülen bir <strong>okuma edinme bozukluğudur</strong>. Disleksi için birkaç olası neden öne sürülmüşse de, baskın olan <strong>fonolojik </strong>bir eksikliktir, yani <strong>dil seslerini</strong> <strong>işlemede </strong>bir <strong>zorluktur</strong>. Disleksideki fonolojik eksiklik, beynin sol işitme korteksi adı verilen ses işleme bölgesinde ritmik veya tekrarlayan sinirsel aktivite kalıplarındaki değişikliklerle, özellikle &#8220;<strong>düşük gama</strong>&#8221; (30 Hz) salınımlarla ilişkilidir. Ancak bu salınımlar ile sesbirimleri işleme yeteneği arasında nedensel bir ilişki önceki çalışmalarda kurulmamıştı.</p>



<p>Bu soruyu ele almak için araştırmacılar, disleksi olan 15 yetişkinde ve 15 akıcı okuyucuda 20 dakikalık bir süre boyunca <strong>sol işitme</strong> <strong>korteksine transkraniyal alternatif akım stimülasyonu</strong> (tACS) uyguladılar. Bu müdahale, disleksi grubunda, özellikle 30 Hz (ancak 60 Hz değil) stimülasyon kullanıldığında, fonolojik işlemeyi ve okuma doğruluğunu hemen geliştirdi. İlginç bir şekilde, fonolojik işleme üzerindeki faydalı etki en çok okuma becerisi zayıf olan kişilerde belirgindir, oysa çok iyi okuyucularda biraz bozucu bir etki gözlenmiştir.</p>



<p>Yazarlara göre, sonuçlar ilk kez düşük gama salınımlı aktivitesinin fonemik işlemedeki nedensel rolünü gösteriyor. Bulgular, işitsel kortekste salınım işlevini normalleştirmeyi ve disleksi olan bireylerde fonolojik işlemeyi iyileştirmeyi amaçlayan <strong>non-invaziv</strong> <strong>terapötik </strong>müdahalelerin yolunu açabilir.</p>



<p>Marchesotti ekliyor: &#8220;Bizim için sonraki adımlar, çok küçük çocuklarda salınım işlevini normalleştirmenin okuma sisteminin organizasyonu üzerinde uzun süreli bir etkiye sahip olup olmayacağını araştırmak, aynı zamanda salınım aktivitesini düzeltmek için daha da az invaziv yöntemleri keşfetmektir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/1056-2/">FaRk eTMeliSiⴖ DİSLeksİ BİR haStalIK ԀeĞilDiR!!!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/1056-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnternet Dünyanın Vazgeçilmezi Ve Günden Güne Dahada Hızlanıyor!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/internet-dunyanin-vazgecilmezi-ve-gunden-gune-dahada-hizlaniyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/internet-dunyanin-vazgecilmezi-ve-gunden-gune-dahada-hizlaniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 20:28:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Monash, Swinburne ve RMIT üniversitelerinden araştırmacılar, Avustralya&#8217;nın ve dünyanın en hızlı internet veri hızını tek bir optik çipten başarıyla test etti ve kaydetti bir saniyede 1000 yüksek çözünürlüklü filmi indirebilen. Avustralya&#8217;nın önümüzdeki 25 yıllık telekomünikasyon kapasitesini hızlı bir şekilde izleme potansiyeline sahip olmakla kalmayıp, aynı zamanda bu evde yetiştirilen teknolojinin dünya çapında yayılması olasılığına da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/internet-dunyanin-vazgecilmezi-ve-gunden-gune-dahada-hizlaniyor/">İnternet Dünyanın Vazgeçilmezi Ve Günden Güne Dahada Hızlanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-1053" width="690" height="388" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1559241872_1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 690px) 100vw, 690px" /></figure></div>



<p id="first">Monash, Swinburne ve RMIT üniversitelerinden araştırmacılar, Avustralya&#8217;nın ve dünyanın en hızlı <strong>internet </strong>veri hızını tek bir <strong>optik </strong>çipten başarıyla test etti ve kaydetti bir <strong>saniyede 1000 </strong>yüksek <strong>çözünürlüklü </strong>filmi indirebilen.</p>



<p>Avustralya&#8217;nın önümüzdeki 25 yıllık <strong>telekomünikasyon </strong>kapasitesini hızlı bir şekilde izleme <strong>potansiyeline </strong>sahip olmakla kalmayıp, aynı zamanda bu evde yetiştirilen teknolojinin dünya çapında yayılması olasılığına da sahip.</p>



<p>Bu teknoloji, Avustralya&#8217;nın Melbourne kentinde aynı anda <strong>1,8 </strong>milyon hanenin ve en yoğun dönemlerde <strong>dünya çapında </strong>milyarlarca kişinin yüksek hızlı internet <strong>bağlantılarını destekleme </strong>kapasitesine sahiptir.</p>



<p>Bu büyüklükteki gösteriler genellikle bir laboratuvarla sınırlıdır. Ancak, bu çalışma için araştırmacılar, ağı verimli bir şekilde test edebildikleri mevcut iletişim <strong>altyapısını </strong>kullanarak bu hızlara ulaştılar.</p>



<p>Mevcut telekomünikasyon donanımından daha küçük ve daha hafif olan <strong>mikro-tarak</strong> olarak bilinen tek bir ekipman parçasıyla 80 <strong>lazerin </strong>yerini alan yeni bir cihaz kullandılar. NBN tarafından kullanılanı yansıtan mevcut altyapı kullanılarak yerleştirildi ve yük testi yapıldı.</p>



<p>Bir saha denemesinde ilk defa kullanılan bir mikro tarak ve tek bir optik çipten üretilen en yüksek miktarda veriye sahiptir.</p>



<p>&#8220;Şu anda, interneti uzaktan <strong>çalışma</strong>, <strong>sosyalleşme </strong>ve <strong>akış </strong>için kullanan eşi görülmemiş sayıda insan nedeniyle, internet altyapısının iki ila üç yıl içinde nasıl dayanacağına dair bir fikir edindik. Araştırmanın yardımcı baş yazarı ve Monash Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Bill Corcoran, internet bağlantılarımızın kapasitesini <strong>ölçeklendirebilmemiz </strong>gerektiğini söyledi.</p>



<p>&#8220;Araştırmamızın gösterdiği şey, NBN projesi sayesinde halihazırda sahip olduğumuz fiberlerin şimdi ve gelecekte iletişim ağlarının omurgası olma yeteneğidir. Gelecekteki ihtiyaçları karşılamak için ölçeklenebilir bir şey geliştirdik.</p>



<p>&#8220;Ve burada bahsettiğimiz konu sadece <strong>Netflix </strong>değil iletişim ağlarımızı ne için kullandığımızın daha geniş ölçeği. Bu veriler kendi kendine giden <strong>arabalar </strong>gelecekteki <strong>ulaşım </strong>için kullanılabilir,<strong> tıp, eğitim, finans ve e-ticaret</strong> endüstrilerinin yanı sıra torunlarımızla kilometrelerce uzaktan yardım etmemize olanak tanıyor.&#8221;</p>



<p><strong>Optik mikro tarakların</strong> iletişim sistemlerini <strong>optimize </strong>etme üzerindeki etkisini göstermek için araştırmacılar, RMIT Melbourne Şehir Kampüsü ile Monash Üniversitesi Clayton Kampüsü arasına 76,6 km&#8217;lik &#8216;karanlık&#8217; optik fiber yerleştirdiler. Optik fiberler Avustralya&#8217;nın Akademik Araştırma Ağı tarafından sağlandı.</p>



<p>Araştırmacılar, bu liflerin içine, Swinburne Üniversitesi tarafından geniş bir uluslararası işbirliğinin bir parçası olarak katkıda bulunan ve tek bir çipten yüzlerce yüksek kaliteli kızılötesi lazerden oluşan bir gökkuşağı gibi davranan mikro tarağı yerleştirdiler. Her &#8220;<strong>lazer</strong>&#8220;, ayrı bir iletişim kanalı olarak kullanılma kapasitesine sahiptir.</p>



<p>Araştırmacılar, <strong>4THz </strong>bant genişliği boyunca en yüksek internet kullanımını <strong>simüle </strong>ederek her bir kanala maksimum veri gönderebildiler.</p>



<p>Değerli Profesör Mitchell, 44,2 Tbps&#8217;lik optimum veri hızına ulaşmanın mevcut Avustralya altyapısının potansiyelini gösterdiğini söyledi.&nbsp;Projenin gelecekteki amacı, mevcut vericileri saniyede yüzlerce gigabayttan, boyutu, ağırlığı veya maliyeti artırmadan saniyede onlarca terabayta çıkarmaktır.</p>



<p>Değerli Profesör Mitchell, &#8220;Uzun vadede, bu tür bir veri hızının mevcut fiber optik bağlantılarda minimum maliyetle elde edilmesini sağlayabilecek <strong>entegre fotonik </strong>çipler oluşturmayı umuyoruz&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;Başlangıçta, bunlar veri merkezleri arasındaki ultra yüksek hızlı iletişim için cazip olurdu. Bununla birlikte, bu teknolojinin dünya genelindeki şehirlerde genel halk tarafından ticari kullanım için dağıtılabilecek kadar <strong>düşük maliyetli </strong>ve <strong>kompakt </strong>hale geldiğini hayal edebiliriz.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/internet-dunyanin-vazgecilmezi-ve-gunden-gune-dahada-hizlaniyor/">İnternet Dünyanın Vazgeçilmezi Ve Günden Güne Dahada Hızlanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/internet-dunyanin-vazgecilmezi-ve-gunden-gune-dahada-hizlaniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müzik Muhteşem Bir Lütuf İşitme Engelli İnsanlar İçinde!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/muzik-muhtesem-bir-lutuf-isitme-engelli-insanlar-icinde/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/muzik-muhtesem-bir-lutuf-isitme-engelli-insanlar-icinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 17:57:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ritim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Finli araştırmacılar, konuşma dilinin gelişimini desteklemek için müziğin uluslararası kullanımıyla ilgili yönergeler derlediler. Kılavuz, işitme engelli çocukların ebeveynleri, erken çocukluk eğitimi sağlayıcıları, öğretmenler, konuşma terapistleri ve işitme engelli çocukların diğer rehabilitatörleri ile işitme engelli kişilerin kendileri için uygundur. Koklear implant kullanan çocuklar için tasarlanmış bir müzik oyun okulu geliştirirken, Logopedics Üniversitesi Öğretim Üyesi ve konuşma terapisti [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/muzik-muhtesem-bir-lutuf-isitme-engelli-insanlar-icinde/">Müzik Muhteşem Bir Lütuf İşitme Engelli İnsanlar İçinde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-4.jpg" alt="" class="wp-image-1049" width="407" height="407" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-4.jpg 225w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-4-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 407px) 100vw, 407px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Finli</strong> araştırmacılar, konuşma dilinin gelişimini desteklemek için <strong>müziğin uluslararası</strong> kullanımıyla ilgili yönergeler derlediler. Kılavuz, <strong>işitme engelli </strong>çocukların ebeveynleri, erken çocukluk eğitimi sağlayıcıları, öğretmenler, konuşma terapistleri ve işitme engelli çocukların diğer <strong>rehabilitatörleri </strong>ile işitme engelli kişilerin kendileri için <strong>uygundur</strong>.</p>



<p><strong>Koklear implant </strong>kullanan çocuklar için tasarlanmış bir müzik oyun okulu geliştirirken, Logopedics Üniversitesi Öğretim Üyesi ve konuşma terapisti Ritva Torppa, müziğin, özellikle şarkı söylemenin işitme engelli çocukların beynine ve konuşma diline fayda sağladığını fark etti. Müzik oyun okulu olan konuşma-müzik grubunun amacı, konuşma ve konuşma dili <strong>algısını </strong>geliştirmektir.</p>



<p>Torppa ve Eğitim Profesörü Hearing Research dergisinde yayınlanan bir makalede, beyin araştırmacısı Minna Huotilainen kendi bulgularını ve diğer araştırmacıların <strong>bulgularını </strong>bir araya getirerek müzik etkinliklerinin çocukların <strong>ritim </strong>ve perde <strong>varyasyonu </strong>ve konuşma dili gibi aruz algısını geliştirdiğini ortaya koydu. .</p>



<p>Torppa, &#8220;Bu beceriler çocukların hayatını kolaylaştırır&#8221; diye açıklıyor. &#8220;Örneğin, gürültülü ortamlarda konuşmayı dinlemek daha az stresli hale gelirken, diğerleriyle iletişim kurmak ve okulda ve günlük yaşamda bilgiyi <strong>özümsemek </strong>de daha kolay hale geliyor.&#8221;</p>



<p><strong>Eğitimde müzik kullanmak herkese fayda sağlar</strong></p>



<p>Huotilainen <strong>eşitlik ilkesini</strong> vurgular. Erken çocukluk eğitiminde ve temel eğitimde müziğin kullanılması herkese fayda sağlar ve dil bozukluğu olan çocuklar, Fince&#8217;yi ikinci <strong>dil </strong>olarak öğrenenler ve gelişimsel engelli çocuklar için yüksek kaliteli öğrenme hakkını korur.</p>



<p>Huotilainen, &#8220;Öğretimde <strong>müzikal </strong>yöntemlerin kullanılması öğrenmeyi yoğunlaştırıyor ve en son beyin araştırmalarının sonuçlarıyla uyumlu.&#8221;</p>



<p>Ona göre müzik aynı zamanda her çocuğa ve gence kendine <strong>ait </strong>bir ses, kendini <strong>ifade </strong>etme kanalı ve <strong>duyulma </strong>şansı veriyor. Huotilainen, erken çocukluk eğitmenleri ve temel eğitim öğretmenlerinin eğitiminde müzik becerilerinin daha iyi tanınmasını umuyor.</p>



<p>&#8220;Üniversite eğitiminden önce kazanılan müzik becerilerinin giriş sınavı aşamasında kabul edilmesi harika olurdu&#8221; diyor.</p>



<p>İşitme Araştırması&#8217;nda yayınlanan makalede müzik kullanımına ilişkin temel yönergeler yer almaktadır . Yönergeler, işitme engelliliğinin türü ne olursa olsun herkes için uygundur.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/muzik-muhtesem-bir-lutuf-isitme-engelli-insanlar-icinde/">Müzik Muhteşem Bir Lütuf İşitme Engelli İnsanlar İçinde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/muzik-muhtesem-bir-lutuf-isitme-engelli-insanlar-icinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alkol Bağımlıları Erken Dönemde Bırakmakta Fayda Var!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/alkol-bagimlilari-erken-donemde-birakmakta-fayda-var/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/alkol-bagimlilari-erken-donemde-birakmakta-fayda-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 21:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kardiovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir UCL çalışmasına göre, 59 yaş ve üstü içicilerin yarısından fazlası ağır içicilerdi ve bu, önemli ölçüde daha büyük bir bel ölçüsü ve artan inme riskiyle bağlantılı. Ömür boyu aşırı içki içme ile kardiyovasküler hastalıklar dahil bir dizi sağlık göstergesi arasındaki ilişki var. Araştırmacılar, 1985-88&#8217;den beri, çalışma başlangıcında 34-56 yaşları arasındaki İngiliz memurlarından bilgi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alkol-bagimlilari-erken-donemde-birakmakta-fayda-var/">Alkol Bağımlıları Erken Dönemde Bırakmakta Fayda Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg.jpg" alt="" class="wp-image-1045" width="355" height="200" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kjhgg-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 355px) 100vw, 355px" /></figure></div>



<p id="first">Yeni bir UCL çalışmasına göre, 59 yaş ve üstü içicilerin yarısından fazlası ağır içicilerdi ve bu, önemli ölçüde daha büyük bir <strong>bel ölçüsü </strong>ve artan <strong>inme riskiyle </strong>bağlantılı. Ömür boyu aşırı içki içme ile <strong>kardiyovasküler </strong>hastalıklar dahil bir dizi sağlık göstergesi arasındaki ilişki var.</p>



<p>Araştırmacılar, 1985-88&#8217;den beri, çalışma başlangıcında <strong>34-56</strong> yaşları arasındaki İngiliz memurlarından bilgi toplayan Whitehall II kohortunun verilerini kullandılar. Bu çalışmanın son örneklemi, yaşları 59 ile 83 arasında değişen 4.820 yaşlı yetişkinden oluşuyordu. Ortalama (ortalama) yaş 69&#8217;du ve% 75&#8217;i erkekti.</p>



<p>Bir ömür boyu aşırı alkol tüketiminin, 50 yaşından önce yoğun bir şekilde içmeyi bıraksanız bile, daha sonraki yaşamda daha yüksek <strong>kan basıncı</strong>, daha zayıf <strong>karaciğer </strong>fonksiyonu, artmış <strong>inme </strong>riski, daha büyük bel çevresi ve vücut <strong>kitle </strong>indeksi (BMI) ile ilişkili olduğu bulundu. Yaşamın herhangi bir noktasında ağır içiciliği durdurmak genel <strong>sağlık </strong>için <strong>faydalı </strong>olabilir.</p>



<p>&#8220;Önceki çalışmalar, içmenin <strong>kümülatif </strong>etkilerini <strong>maskeleme </strong>potansiyeline sahip tüketimin tek anlık görüntülerine odaklanmıştı. Bu çalışma, alkol tüketiminin yaşam boyu etkisi konusunda <strong>farkındalık </strong>yaratıyor.&#8221;</p>



<p>Doktorlar için standart bir tarama aracı olan Tüketim için Alkol Kullanım Bozukluklarını Tanımlama Testi (<strong>AUDIT</strong>&#8211;<strong>C</strong>) kullanılarak bir ağır içici belirlendi. Tarama aracı sadece üç sorudan oluşur ve ne sıklıkta içtiğinizi, ne kadar içtiğinizi ve ne sıklıkta kanadığınızı (altı veya daha fazla içki) değerlendirir. Bir örnek vermek gerekirse, haftada dört veya daha fazla içki içen bir kişi, AUDIT-C&#8217;de tehlikeli bir içici olarak <strong>pozitif </strong>puan alacaktır.</p>



<p>Katılımcılardan tek bir seferde AUDIT-C&#8217;yi hayatlarının her on yılı için 16-19&#8217;dan 80&#8217;e kadar geriye dönük olarak tamamlamaları istendi. Bu bilgiler, yaşam boyu içme alışkanlıklarını sınıflandırmak için kullanıldı: asla tehlikeli içici, eski erken tehlikeli içici (50 yaşından önce durdurulmuş), eski daha sonra tehlikeli içici (50 yaşında veya daha sonra durdurulmuş), mevcut tehlikeli içici ve tutarlı tehlikeli içici hayatlarının her on yılında.</p>



<p>İçenlerin yarısından fazlası (% 56) hayatlarının bir noktasında <strong>tehlikeli içicilerdi</strong>,% 21&#8217;i şu anda tehlikeli içiciler ve% 5&#8217;i sürekli tehlikeli içicilerdi.</p>



<p>Mevcut ve sürekli ağır içiciler çoğunlukla erkekti (sırasıyla% 80 ve% 82), ağırlıklı olarak beyazdı ve muhtemelen üst düzey işlerde çalışıyorlardı (toplam örnekte% 52 iken% 61).</p>



<p>Daha sonra, mevcut ve tutarlı tehlikeli içiciler, <strong>yaşam tarzı faktörlerine</strong> göre ayarlandıktan sonra, hiçbir zaman tehlikeli içicilere göre önemli ölçüde daha yüksek <strong>sistolik </strong>kan basıncına ve daha zayıf karaciğer fonksiyonuna sahipti. Şu anda tehlikeli içiciler arasında sistolik kan basıncı 2,44 mmHG daha yüksekti ve karaciğer hastalığının bir belirteci olan gama-glutamil transferaz (GGT), hiçbir zaman tehlikeli olmayan içicilerle karşılaştırıldığında 22,64 yükseldi.</p>



<p>Halihazırdaki tehlikeli içiciler, <strong>felç </strong>riski üç kat daha fazlaydı ve daha önceki tehlikeli içiciler, asla tehlikeli içmeyenlere kıyasla <strong>kardiyovasküler </strong>olmayan hastalıklardan yaklaşık iki kat daha yüksek <strong>ölüm </strong>riskine sahipti.</p>



<p>Dr. Ng Fat  &#8220;Bu, yetişkinlerin daha uzun yaşlarda ağır içkiye girdiklerini gösteriyor. Bu nedenle, diğer sağlık yararlarının yanı sıra yetişkinlerin ağır içkiyi geç değil, daha erken azaltması faydalıdır.&#8221;</p>



<p>Çalışmanın kıdemli yazarı Profesör Annie Britton &#8220;Birleşik Krallık&#8217;ta inme ve karaciğer hastalığının yüksek prevalansının giderek artmasına rağmen, ağır içme yaşlı yetişkinler arasında yaygın olmaya devam ediyor.</p>



<p>&#8220;Düzenli kontrollerin bir parçası olarak alkol tüketimi için <strong>erken müdahale ve tarama,</strong> bu demografik gruptaki tehlikeli içiciliği azaltmaya yardımcı olabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alkol-bagimlilari-erken-donemde-birakmakta-fayda-var/">Alkol Bağımlıları Erken Dönemde Bırakmakta Fayda Var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/alkol-bagimlilari-erken-donemde-birakmakta-fayda-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel Adamlar Güzel Kadınlar Olsun Hayatınızda Size &#8220;UĞUR&#8221; Getirsin</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/guzel-adamlar-guzel-kadinlar-olsun-hayatinizda-size-ugur-getirsin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/guzel-adamlar-guzel-kadinlar-olsun-hayatinizda-size-ugur-getirsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 20:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[eş seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[iyimser]]></category>
		<category><![CDATA[uğur]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Michigan Eyalet Üniversitesi araştırması, iyimser olanların birlikte yaşlandıkça Alzheimer hastalığına, demansa ve bilişsel gerilemeye yol açan risk faktörlerini ortadan kaldırarak eşlerinin sağlığına katkıda bulunduğunu ortaya koydu. Psikoloji profesörü yardımcısı ve çalışmanın yazarlarından William Chopik, &#8220;Ortaklarımızla çok zaman geçiriyoruz&#8221; dedi. &#8220;Bizi egzersiz yapmaya, daha sağlıklı yemeye veya ilacımızı almamızı hatırlatabilirler. Partneriniz iyimser ve sağlıklı olduğunda, kendi hayatınızda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guzel-adamlar-guzel-kadinlar-olsun-hayatinizda-size-ugur-getirsin/">Güzel Adamlar Güzel Kadınlar Olsun Hayatınızda Size &#8220;UĞUR&#8221; Getirsin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sfsc.png" alt="" class="wp-image-1041" width="433" height="279" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sfsc.png 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sfsc-600x387.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sfsc-150x97.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/sfsc-300x194.png 300w" sizes="auto, (max-width: 433px) 100vw, 433px" /></figure></div>



<p id="first">Michigan Eyalet Üniversitesi araştırması, <strong>iyimser </strong>olanların birlikte yaşlandıkça <strong>Alzheimer </strong>hastalığına, <strong>demansa </strong>ve <strong>bilişsel gerilemeye </strong>yol açan risk faktörlerini ortadan kaldırarak eşlerinin sağlığına katkıda bulunduğunu ortaya koydu.</p>



<p>Psikoloji profesörü yardımcısı ve çalışmanın yazarlarından William Chopik, &#8220;Ortaklarımızla çok zaman geçiriyoruz&#8221; dedi. &#8220;Bizi egzersiz yapmaya, daha sağlıklı yemeye veya ilacımızı almamızı hatırlatabilirler. Partneriniz iyimser ve sağlıklı olduğunda, kendi hayatınızda benzer sonuçlara dönüşebilir. Aslında daha uzun yaşayarak ve uzaklaşarak daha güzel bir gelecek yaşarsınız.&#8221;</p>



<p>İyimser bir eş, salata yemeyi teşvik edebilir veya daha sağlıklı yaşam tarzları geliştirmek için birlikte çalışabilir.&nbsp;Örneğin, sigarayı bırakırsanız veya egzersize başlarsanız, eşiniz birkaç hafta ve ay içinde davayı takip etmeye yaklaşır.</p>



<p>Chopik, &#8220;Alzheimer hastalığı veya demans gibi şeyleri öngören <strong>risk faktörlerine </strong>baktığınızda, bunların çoğunun sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamak gibi şeyler olduğunu gördük&#8221; dedi. &#8220;Sağlıklı kilo ve fiziksel aktiviteyi sürdürmek büyük belirleyicilerdir. Bazı fizyolojik belirteçler de var. İyimserlerle evli olan insanlar tüm bu ölçümlerde daha iyi puan alma eğiliminde gibi görünüyor.&#8221;</p>



<p>MSU lisansüstü öğrencisi Jeewon Oh ve Harvard TH Chan Halk Sağlığı Okulu Sosyal ve Davranış Bilimleri Bölümü&#8217;nde araştırma bilimcisi olan Eric Kim tarafından ortaklaşa yazılan çalışma, yaklaşık 4.500 <strong>heteroseksüel </strong>çifti izledi. Sağlık ve Emeklilik Araştırması sekiz yıla kadar sürüyor. Araştırmacılar, evdeki daha sağlıklı bir ortam sayesinde iyimser biriyle evli olmak ile bilişsel düşüşün başlamasını önlemek arasında potansiyel bir bağlantı buldular.</p>



<p>Chopik, &#8220;İyimserlerin örnek teşkil ettiği ve ortaklarının da kendi yollarını takip ettiği bir his var&#8221; dedi. &#8220;İnsanların partnerlerinin iyi niteliklerini kıskanmaları veya sizi <strong>kontrol </strong>etmeye çalışan birine kötü <strong>tepkiler </strong>vermeleri üzerine bazı araştırmalar olsa da, iyimser olmanın ilişkinizi olumlu bir şekilde algılamakla ilişkili olduğunu gösteren diğer araştırmalarla <strong>dengeleniyor</strong>.&#8221;</p>



<p>Araştırma ayrıca, çiftlerin <strong>birlikte yaşadıkları </strong>deneyimleri hatırladıklarında, anılardan daha zengin ayrıntıların ortaya çıktığını gösterdi. Chopik&#8217;in açıkladığı son örnek, Google&#8217;ın gözyaşı döken Super Bowl reklamı olan &#8220;<strong>Loretta</strong>&#8220;, yaşlı bir adamın rahmetli karısıyla ilgili ayrıntıları hatırlamasına yardımcı olmak için Google Asistanını kullanıyor.</p>



<p>Chopik, &#8220;Hatırladığı şeyler partneri hakkında olumlu şeylerdi&#8221; dedi. &#8220;Google reklamının arkasında bilim var. Hatırlanan anı türlerinin bir kısmı, ilişkilerinin ve kişiliklerinin <strong>olumlu yönleriydi</strong>.&#8221;</p>



<p>İyimserlik tüm faydalarıyla birlikte reçete edilebilecek bir şey midir?&nbsp;İyimserliğin kalıtsal bir bileşeni olsa da Chopik, bunun eğitilebilir bir kalite olduğuna dair bazı kanıtlar olduğunu söylüyor.</p>



<p>Chopik, &#8220;İnsanların, kendilerini değiştiren şeylerle meşgul oldukları sürece kişiliklerini <strong>değiştirme gücüne </strong>sahip olduklarını gösteren araştırmalar var&#8221; dedi. &#8220;Bir kısmı değişmek istiyor. İyimserlik geliştirmenizi öneren müdahale programları da var.&#8221;</p>



<p>Yönetim kurulu genelinde herkes partnerinden sağlıklı bir iyimserlik dozundan <strong>faydalanır</strong>. Bardağın yarısı boş insanlar için, bir partner yine de susuzluğunu giderebilir. Bardağın yarısı dolu insanlar için mi? Bardakları taşıyor. </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guzel-adamlar-guzel-kadinlar-olsun-hayatinizda-size-ugur-getirsin/">Güzel Adamlar Güzel Kadınlar Olsun Hayatınızda Size &#8220;UĞUR&#8221; Getirsin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/guzel-adamlar-guzel-kadinlar-olsun-hayatinizda-size-ugur-getirsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sizi Yok Eden Her Şeyden Uzak Durun Esrar!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sizi-yok-eden-her-seyden-uzak-durun-esrar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sizi-yok-eden-her-seyden-uzak-durun-esrar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 20:06:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[psikoz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1035</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD eyaleti esrarın tıbbi ve eğlence amaçlı kullanımını yasallaştırdıkça, artan sayıda Amerikalı kadın gebe kalmadan önce ve hamileliğin erken döneminde genellikle sabah bulantılarını, anksiyeteyi ve bel ağrısını tedavi etmek için esrar kullanıyor. Ortaya çıkan kanıtlar, bunun bebeklerinin beyin gelişimi için uzun vadeli sonuçları olabileceğini gösterse de, bunun nasıl gerçekleştiği belirsizliğini koruyor. Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde klinik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sizi-yok-eden-her-seyden-uzak-durun-esrar/">Sizi Yok Eden Her Şeyden Uzak Durun Esrar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iuyt.jpg" alt="" class="wp-image-1037" width="340" height="426" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iuyt.jpg 511w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iuyt-478x600.jpg 478w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iuyt-150x188.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iuyt-300x376.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/iuyt-335x420.jpg 335w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" /></figure></div>



<p id="first">ABD eyaleti esrarın tıbbi ve eğlence amaçlı kullanımını <strong>yasallaştırdıkça</strong>, artan sayıda Amerikalı kadın gebe kalmadan önce ve hamileliğin erken döneminde genellikle sabah <strong>bulantılarını</strong>, <strong>anksiyeteyi </strong>ve <strong>bel ağrısını tedavi etmek için esrar </strong>kullanıyor. Ortaya çıkan kanıtlar, bunun bebeklerinin beyin gelişimi için uzun vadeli sonuçları olabileceğini gösterse de, bunun nasıl gerçekleştiği <strong>belirsizliğini </strong>koruyor.</p>



<p>Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde klinik öncesi bir hayvan modeli kullanan bir çalışma, esrarın <strong>psikoaktif </strong>bileşeni olan THC&#8217;ye doğum öncesi maruz kalmanın beynin <strong>dopamin nöronlarını </strong>(ödül sisteminin ayrılmaz bir bileşeni) <strong>hiperaktif </strong>hale getirdiğini ve THC&#8217;nin davranışsal etkilerine duyarlılığı artırdığını öne sürüyor. Ergenlik döneminin ilerleyen dönemlerinde şizofreni ve diğer <strong>psikoz </strong>türleri gibi <strong>psikiyatrik </strong>bozuklukların artan riskine katkıda bulunabilir .</p>



<p>UMSOM, Cagliari Üniversitesi (İtalya) ve Macaristan Bilimler Akademisi&#8217;nden (Macaristan) araştırmacılardan oluşan ekip, rahimde THC&#8217;ye maruz kalmanın yavrularda THC&#8217;ye karşı pek çok davranışta gözlemlenen etkileri yansıtan duyarlılığı artırdığını buldu. Bu davranışsal etkilere, en azından kısmen, motive edilmiş davranışları düzenleyen <strong>ventral tegmental</strong> alan (VTA) adı verilen bir beyin bölgesindeki dopamin nöronlarının <strong>hiperaktivitesi </strong>neden olmuştur.</p>



<p>Daha da önemlisi, araştırmacılar deneysel hayvanları esrar kullanımı konusunda <strong>şizofreni</strong>, <strong>otizm </strong>ve <strong>bipolar </strong>bozukluk için klinik çalışmalarda araştırılmakta olan FDA onaylı bir ilaç olan <strong>pregnenolon </strong>ile tedavi ederek bu <strong>davranış problemlerini </strong>ve <strong>beyin anormalliklerini </strong>düzeltebildiler.</p>



<p>Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi, Nörobiyoloji ve Psikiyatri Profesörü Joseph Cheer, &#8220;Bu, hamilelik sırasında esrar kullanan annelerden doğan çocuklar için <strong>terapötik </strong>bir yaklaşım öneren heyecan verici bir bulgu&#8221; dedi. &#8220;Aynı zamanda, <strong>pregnenolonun </strong>etkilerini nasıl ortaya koyduğu ve etkinliğini nasıl artırabiliriz gibi ele alınması gereken önemli soruları da gündeme getiriyor? Bu zararlı etkiler yetişkinlikte de devam ediyor mu ve eğer öyleyse, benzer şekilde tedavi edilebilir mi?&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar, doktorlar hamile kadınları <strong>fetüse </strong>olan zararlı etkileri nedeniyle <strong>alkol </strong>ve <strong>kokain </strong>alımına karşı uyarırken, bu yeni bulgulara dayanarak, özellikle hamilelik sırasında esrar kullanmanın potansiyel olumsuz sonuçları hakkında onlara tavsiyede bulunmaları gerektiği sonucuna vardı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sizi-yok-eden-her-seyden-uzak-durun-esrar/">Sizi Yok Eden Her Şeyden Uzak Durun Esrar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sizi-yok-eden-her-seyden-uzak-durun-esrar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikoz Tedavisi İçin Çalışmalar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/psikoz-tedavisi-icin-calismalar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/psikoz-tedavisi-icin-calismalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 19:31:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikoz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir araştırmaya göre psikoz tedavisi, psikotik bozukluğu olan hastalarda belirli bir genetik mutasyona hedeflenebilir. Çalışma, semptomları hafifletmek için tedavilerin teşhisten ziyade belirli bir genotipe göre uyarlanabileceğinin kanıtıdır. Bulgular aynı zamanda bireysel bir yapısal mutasyonu psikozun temelindeki biyolojiye ve tedavi yanıtına bağlamaktadır. Psikiyatrik hastalık riski üzerinde büyük etkileri olan genetik mutasyonlar nadirdir, bazılarının sadece bir veya birkaç ailede [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/psikoz-tedavisi-icin-calismalar/">Psikoz Tedavisi İçin Çalışmalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gyty.jpg" alt="" class="wp-image-1032" width="440" height="231" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gyty.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gyty-600x315.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gyty-768x403.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gyty-150x79.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gyty-300x158.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gyty-696x365.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 440px) 100vw, 440px" /></figure></div>



<p id="first">Bir araştırmaya göre <strong>psikoz tedavisi</strong>, <strong>psikotik </strong>bozukluğu olan hastalarda belirli bir genetik <strong>mutasyona </strong>hedeflenebilir. Çalışma, semptomları hafifletmek için tedavilerin teşhisten ziyade belirli bir <strong>genotipe </strong>göre uyarlanabileceğinin kanıtıdır. Bulgular aynı zamanda bireysel bir <strong>yapısal </strong>mutasyonu psikozun temelindeki biyolojiye ve <strong>tedavi </strong>yanıtına bağlamaktadır.</p>



<p>Psikiyatrik hastalık riski üzerinde büyük etkileri olan genetik mutasyonlar nadirdir, bazılarının sadece bir veya birkaç ailede meydana geldiği bilinmektedir. Harvard&#8217;ın psikiyatri üyesi McLean Hastanesi&#8217;nden Dr. Deborah Mutasyon, çalışmasındaki iki hastanın <strong>GLDC </strong>geninin normal <strong>iki </strong>kopyası yerine <strong>dört </strong>kopyasına sahip olduğu bir kopya numarası varyantıydı (CNV). Yazarlar, bu mutasyonun şizofrenide bozulan düzgün <strong>glutamaterjik </strong>işleyiş için kilit bir faktör olan beyin glisinini azaltabileceğini varsaydılar.</p>



<p>Dr. Levy, &#8220;Zorlayıcı yönü, bu CNV&#8217;nin patofizyolojiye ve yeni çalışmanın gösterdiği gibi tedaviye bağlanabilmesidir&#8221; dedi.</p>



<p>Hastaların standart ilaçlarına glutamat fonksiyonunu, <strong>glisin </strong>veya <strong>D</strong>&#8211;<strong>sikloserin </strong>eski haline getirmek için ajanların eklenmesi, her iki hastada da normal tedavi rejimlerinin ötesinde psikotik semptomları iyileştirdi. Hastaların her biri, <strong>duygu durum</strong> semptomları ve şizofreninin negatif semptomları dahil olmak üzere diğer semptomlarda, artan duygusal katılım ve daha az sosyal geri çekilme dahil olmak üzere bazı azalmalar gördü.</p>



<p>McLean Hastanesi&#8217;nden J. Alexander Bodkin, &#8220;Burada incelenen iki deneğin belirgin biçimde farklı semptom yükleri ve oldukça farklı hastalık seyriyle çok az klinik benzerlik taşıdığını belirtmek önemlidir.&#8221; Bu, tedaviye yanıtın, klinik teşhisten ziyade spesifik bir biyolojik süreci <strong>hedeflemekten </strong>kaynaklandığını göstermektedir.</p>



<p>&#8220;Nadir yapısal varyantlarla ilgili çalışmaların çoğu, istatistiksel <strong>analize </strong>genel yaklaşımı karmaşıklaştıran çok küçük örneklem boyutlarına sahip olacaktır. Bununla birlikte, hedeflenen bir tedavinin etkileri büyük olabileceğinden, olabilecek küçük hasta gruplarını bile inceleme fırsatlarına öncelik vermek önemlidir.</p>



<p>John Krystal, &#8220;Psikiyatri hassas <strong>tıbbın </strong>ilk günlerinde, yani belirli hastaları ihtiyaç duydukları özel tedavilerle eşleştirme çabası. MD, Biyolojik Psikiyatri Editörü. &#8220;Verdikleri maddeler, glisin ve D-sikloserin, sağlıklı insanlarda veya psikotik bozukluğu olan hastalarda gözle görülür <strong>davranışsal </strong>etkiler yaratmaz. Bununla birlikte, bu maddeler bu belirli kişilerde sinirsel iletişimde yer alan eksik bir kofaktörün yerini aldığından, onların uygulama <strong>duygu durum </strong>ve <strong>psikoz </strong>semptomlarını hafifletmiştir. Bu vakalarda olduğu gibi, psikiyatrinin belirli hasta gruplarının ihtiyaçlarını karşılamak için <strong>spesifik </strong>tedavilerin geliştirilebileceği daha fazla örnek geliştirmesini bekliyoruz. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/psikoz-tedavisi-icin-calismalar/">Psikoz Tedavisi İçin Çalışmalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/psikoz-tedavisi-icin-calismalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamp Yapmayı Daha Rahat Hale Getirmek Sene 1917</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kamp-yapmayi-daha-rahat-hale-getirmek-sene-1917/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kamp-yapmayi-daha-rahat-hale-getirmek-sene-1917/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 18:28:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[çadır]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[kamp]]></category>
		<category><![CDATA[karavan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ralph Lauren&#8217;in eski New York tasarımcısı Foster Huntington , &#8220;Ev, onu park ettiğin yerdir&#8220;, Kickstarter kampanyasını, günlerce yoldayken geride bıraktığı hızlı tempolu, yüksek basınçlı hayatını takas ettiğinde başardı. 2013&#8217;te yenilenen bir Volkswagon kampçısı. Şimdi, Instagram&#8217;da vanlife , dönüşüm kamyonetleri, güçlendirilmiş okul otobüsleri ve diğer karavanlardaki maceralarını anlatan profiliyle yaklaşık 6 milyon gönderi topladı. Göz alıcı kampın bir parçası, muhteşem yerlerde, olanaklardan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kamp-yapmayi-daha-rahat-hale-getirmek-sene-1917/">Kamp Yapmayı Daha Rahat Hale Getirmek Sene 1917</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/a1057108aff48c267c46b1a9aef83c68.jpg" alt="" class="wp-image-1028" width="434" height="326" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/a1057108aff48c267c46b1a9aef83c68.jpg 473w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/a1057108aff48c267c46b1a9aef83c68-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/a1057108aff48c267c46b1a9aef83c68-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/a1057108aff48c267c46b1a9aef83c68-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/a1057108aff48c267c46b1a9aef83c68-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/a1057108aff48c267c46b1a9aef83c68-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 434px) 100vw, 434px" /></figure></div>



<p>Ralph Lauren&#8217;in eski New York tasarımcısı Foster Huntington , &#8220;<strong>Ev, onu park ettiğin yerdir</strong>&#8220;, Kickstarter kampanyasını, günlerce yoldayken geride bıraktığı hızlı tempolu, yüksek basınçlı hayatını takas ettiğinde başardı. 2013&#8217;te yenilenen bir Volkswagon kampçısı. Şimdi, Instagram&#8217;da vanlife , dönüşüm kamyonetleri, güçlendirilmiş okul otobüsleri ve diğer karavanlardaki maceralarını anlatan profiliyle yaklaşık 6 milyon gönderi topladı.</p>



<p>Göz alıcı <strong>kampın </strong>bir parçası, muhteşem yerlerde, olanaklardan ödün vermeden, süslü hava akışlarında ve römorklarda kalmaktır. Bu araçlardan bazıları konuma bağlı olarak gecelik 300 dolardan fazla kazanabilir. Bu güçlendirilmiş eğlence araçları, TV, klima, birden fazla kraliçe yatak, daha fazla alan için lüks kaydırmalı eklemeler, mini mutfaklar, elektrik ve çok daha fazlası gibi avantajlara sahiptir.</p>



<p>Ancak küçülme ve harika dış mekanlara kaçmak kesinlikle yeni bir fenomen değil. ABD Patent ve Ticari Marka Ofisi arşivlerine bir göz atıldığında, mucitlerin uzun süredir yanlarında yatak ve mutfak almanın yollarını bulmaya çalıştıklarını gösteriyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Katlanır Kamp Yatağı ve Çadır, 1917</h4>



<p>Açılır karavanın erken bir yinelemesi, ciltli bir romanın omurgasından farklı olmayan menteşeli bir pivot noktasında katlanarak daha çok bir kitap gibi görünüyordu ve açıldı. Fort Collins, Colorado&#8217;dan mucit George Chapman, 1917&#8217;deki patentinde bu mekanizmayı şöyle açıklıyor : &#8220;Geliştirmemin amacı, basit, geniş, katlanır çadır ve önemli yapılı, ancak nispeten hafif olan ve yatakların bir kombinasyonunu sağlamaktır. Çok hızlı kuruluyor veya katlanıyor. &#8221; Yatakların otomatik olarak açılacağını ve açıldığında çadırlı bir çatının yükseleceğini anlatmaya devam ediyor; daha sonra, kapanırken her şey otomatik olarak tersine dönüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kamp-yapmayi-daha-rahat-hale-getirmek-sene-1917/">Kamp Yapmayı Daha Rahat Hale Getirmek Sene 1917</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kamp-yapmayi-daha-rahat-hale-getirmek-sene-1917/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Şeyi Hatırlayan Nadir İnsanlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-hatirlayan-nadir-insanlar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-hatirlayan-nadir-insanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 17:57:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ayrıntı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[hipertimezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hafıza, beyindeki ortak bir çabadır. Dünyadaki en az 33 kişi size 1998&#8217;de kahvaltıda, öğle ve akşam yemeğinde ne yediklerini söyleyebilir. Ya da 1986&#8217;da kiminle konuştuklarını. Herhangi bir tarih seçin ve kendi kişisel tarihlerinin o ince diliminin en yalın ayrıntılarını hatırlayın. Şüphesiz diğerleri bu olağanüstü yeteneğe sahiptir, ancak şimdiye kadar sadece 33 tanesi bilimsel araştırmalarla onaylanmıştır. Muhtemelen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-hatirlayan-nadir-insanlar/">Her Şeyi Hatırlayan Nadir İnsanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/beyin-.jpg" alt="" class="wp-image-1024" width="424" height="424" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/beyin-.jpg 626w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/beyin--600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/beyin--300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/beyin--150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/beyin--420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 424px) 100vw, 424px" /></figure></div>



<p><strong>Hafıza</strong>, beyindeki ortak bir çabadır.</p>



<p>Dünyadaki en az 33 kişi size 1998&#8217;de kahvaltıda, öğle ve akşam yemeğinde ne yediklerini söyleyebilir. Ya da 1986&#8217;da kiminle konuştuklarını. Herhangi bir tarih seçin ve kendi <strong>kişisel tarihlerinin</strong> o ince diliminin en yalın ayrıntılarını hatırlayın.</p>



<p>Şüphesiz diğerleri bu olağanüstü yeteneğe sahiptir, ancak şimdiye kadar sadece 33 tanesi bilimsel araştırmalarla onaylanmıştır. Muhtemelen en ünlüsü, birkaç yıl önce &#8220;<strong>60 Dakika</strong>&#8221; da otobiyografik ayrıntılara dair çarpıcı hatırlamasını sergileyen aktris <strong>Marilu Henner&#8217;</strong>dır .</p>



<p><strong>Hipertimezi </strong>olarak bilinen bu durumu bu kadar büyüleyici kılan, çok seçici olması. Bunlar, Rainman tarzı uzun sayı dizilerini hatırlayan ya da tarihi gerçeklerin derin bir mahzeninden zahmetsizce haber alabilen bilginler değil. Aslında, standart bellek testlerinde genellikle geri kalanımızdan daha iyi performans göstermezler.</p>



<p><strong>Ayrıntılara takılmak</strong></p>



<p>Irvine&#8217;deki California Üniversitesi&#8217;ndeki bilim adamları, üstün otobiyografik hafızaya sahip 11 kişi hakkında bir rapor yayınladılar. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde beyinlerinin farklı olduğunu buldular. Kontrol deneklerine kıyasla orta ve ön beyinleri arasında daha güçlü &#8220;<strong>beyaz madde</strong>&#8221; bağlantıları vardı. Ayrıca, beynin genellikle Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile ilişkilendirilen bölgesi normalden daha büyüktü.</p>



<p>Her şey <strong>beyin yapılarının </strong>nasıl iletişim kurduğuyla mı ilgili? <strong>Genetik </strong>mi? <strong>Moleküler </strong>mi? İpuçlarını takip etmek için, geçmişlerini tam olarak çizilmiş sahnelerde geri getirme konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip görünen en az üç düzine insanı analiz ediyorlar.</p>



<p>Peki ya biz geriye kalanlar?&nbsp;Kişisel anılarımız çok daha düzensiz, bazıları güçlü bir şekilde canlı, en sinir bozucu şekilde karanlık.&nbsp;Ve akıcı.</p>



<p>Doğru, akıcı.&nbsp;Anıların bir kez oluşturulduktan sonra dosyalanmış veriler gibi, sabit ve kalıcı olduğuna inanmak isteriz.&nbsp;Bizce asıl mesele, bozulmamış dosyaları geri almaktır.</p>



<p>Ancak son araştırmalar hafızanın böyle çalışmadığını gösteriyor.&nbsp;Kişisel anılar daha çok, orijinal ayrıntıların, en azından bir dereceye kadar, bugün kim olduğumuz tarafından biçimlendirildiği zihinsel yeniden yapılandırmalar gibidir.</p>



<p>Aslında bir anıyı hatırlamak, beynimizin farklı bölümlerinin ortak bir çabası gibi görünüyor. Bilim adamlarının bunun için bir terimi var yeniden <strong>konsolidasyon</strong>. Ve bir anının yalnızca orijinal olayın bir yansıması olmadığını, aynı zamanda onu her çağırdığınızda bir ürünü olduğunu da keşfettiler. Görünüşe göre anılar sabit değil; dinamikler, mevcut duygularımız ve inançlarımızla yeniden şekilleniyorlar.</p>



<p>Ve bu kötü bir şey değil. Hafızanın amacı, geçmişe olduğu kadar geleceğe de uyum sağlamak ve bakmaktır. &#8220;Size olanları hatırlayabilmenin yalnızca sınırlı bir evrimsel avantajı var, ancak bu bilgiyi daha sonra ne olacağını hesaplamak için kullanabilmenin büyük bir getirisi de var.&#8221;</p>



<p>Hafızanız için iyi veya kötü olan şeylerden birkaçı:</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>İYİ</strong> : Yeşil çay: European Journal of Clinical Nutrition&#8217;da yayınlanan bir araştırma , yeşil çayın beynin işleyen hafıza ile ilişkili kısmını harekete geçirdiği sonucuna varıyor.</li><li><strong>KÖTÜ</strong> : Abur cubur: Brown Üniversitesi&#8217;nde yapılan araştırmalar, bilim insanlarının abur cubur ağırlıklı bir diyetin beyin hücrelerinin insüline doğru şekilde yanıt vermesini durdurabileceği ve bunun da kişinin yeni anılar yaratma yeteneğini engelleyebileceği sonucuna varmalarına yol açtı.</li><li><strong>İYİ</strong> : Sık sık egzersiz: Dartmouth Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırmaya göre egzersiz genellikle hatırlama yeteneğini geliştirir. Çalışmadaki düzenli egzersiz yapan kişiler hafıza testi puanlarını geliştirdi ve bu özellikle testi tekrar girdikleri gün egzersiz yapanlar için geçerliydi.</li><li><strong>KÖTÜ</strong> : Sık yemek yeme: 50 yaşın üzerindeki obez kişilerin önümüzdeki on yıl içinde daha zinde olan meslektaşlarına göre hafıza ve bilişsel becerilerini kaybetme olasılığının daha yüksek olduğu konusunda uyardı.</li><li><strong>İYİ</strong> : Piyano akortu: İngiliz bilim adamlarından oluşan bir ekip , profesyonel piyano akortçularının beyinlerinde hipokampusta hafızayı etkileyen oldukça spesifik değişiklikler keşfetti. Piyanoları akort ederken aynı anda çalınan iki notayı yakından çalmanın ve dinlemenin beyinlerinin daha uyumlu hale gelmesine yardımcı olduğunu öne sürdüler.</li><li><strong>KÖTÜ</strong> : MRI tarayıcılarının yakınında çalışmak: Hollandalı bilim adamları tarafından yapılan araştırmalar, MRI görüntülerini oluşturmak için kullanılan manyetik alanlara sık sık maruz kalan kişilerin daha az işleyen hafıza riski altında olabileceğini öne sürüyor.</li></ul>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-hatirlayan-nadir-insanlar/">Her Şeyi Hatırlayan Nadir İnsanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-hatirlayan-nadir-insanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duymadığınız Değişik Buluşlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/duymadiginiz-degisik-buluslar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/duymadiginiz-degisik-buluslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 17:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[buluş]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1018</guid>

					<description><![CDATA[<p>1)Kuşlar ölmesin: Rüzgar türbinlerindeki sorunlardan biri, her yıl binlerce kuş ve yarasayı öldürmeleridir. Ancak Kaliforniya&#8217;da 89 yaşındaki emekli bir mühendis olan Raymond Green, çözüme götürebilecek bir cihaz yaratma görevini üstlendi &#8220;Rüzgar Enerjisini Yakalamak&#8221; adını verdiği icadı, temelde katil bıçaklar dahil tüm hareketli parçaların içinde bulunduğu büyük bir tamburdur. Bu, onları uçan yaratıklar için çok daha az tehlikeli yapar ve ayrıca [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/duymadiginiz-degisik-buluslar/">Duymadığınız Değişik Buluşlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bulus-nedir-nasil-yapilir.png" alt="" class="wp-image-1020" width="670" height="377" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bulus-nedir-nasil-yapilir.png 450w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bulus-nedir-nasil-yapilir-150x84.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bulus-nedir-nasil-yapilir-300x169.png 300w" sizes="auto, (max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure></div>



<p><strong>1)Kuşlar ölmesin:</strong> Rüzgar türbinlerindeki sorunlardan biri, her yıl binlerce kuş ve yarasayı öldürmeleridir. Ancak Kaliforniya&#8217;da 89 yaşındaki emekli bir <strong>mühendis </strong>olan Raymond Green, çözüme götürebilecek bir cihaz yaratma görevini üstlendi &#8220;Rüzgar Enerjisini Yakalamak&#8221; adını verdiği icadı, temelde katil bıçaklar dahil tüm hareketli parçaların içinde bulunduğu büyük bir <strong>tamburdur</strong>. Bu, onları uçan yaratıklar için çok daha az tehlikeli yapar ve ayrıca Green, şu anda orada olandan daha sessiz çalışacağını söylüyor.</p>



<p><strong>2)Temas sorunu:</strong> Hastaneler, sık sık el yıkamak zorunda olduğunuz bir bakteriyel savaş alanıdır. Ancak araştırmalar, sağlık çalışanlarının ellerini gerektiğinin yarısı kadar sıklıkta yıkadıklarını gösteriyor. Şimdi <strong>Hyginex </strong>adlı bir İsrailli şirket, onları giyenlere fırçalamalarını kablosuz olarak hatırlatan bileklikler üretiyor. Sabunluklardaki sensörler, doktorların ve hemşirelerin hareketlerini takip eder ve bir hastaya ellerini yıkamadan yaklaşırlarsa bileklikleri yanar ve titreşir.</p>



<p><strong>3) Daha az</strong> gidilen <strong>yollar:</strong> Greenway uygulaması, şimdi Münih sürücüler tarafından test edilmekte, nerede ve nasıl trafik akış ve &#8220;trafik optimize edilmiş&#8221; rotalara kullanıcılarının yön veren tahmin etmeye algoritmalar kullanır. Ayrıca alternatif rotaları yakından izler ve kalabalıklaştıklarında önerilerini geriye doğru ölçeklendirir. Greenway&#8217;in yaratıcıları yol tariflerinin ortalama olarak sürücüleri hedeflerine normal rotalarından iki kat daha hızlı ulaştırdığını iddia ediyor. Bu artık kullanılıyor sanki duyduk bunu neyse&#8230;</p>



<p><strong>4) Kask:</strong> Hala New York&#8217;ta Moda Haftası, bu yüzden Hovding bisiklet kaskını tanıtmama izin verin. Bu, görünüşte imkansız gibi görünen, moda ve bisiklet güvenliğini birleştirmeyi başaran iki İsveçli kadının beyin fırtınası. Kaskı aslında bir tasma gibi görünüyor, ancak bir darbe algıladığında, sürücünün kafasının etrafında bir hava yastığı gibi şişiyor.</p>



<p><strong>5) Farklı bir halı:</strong> İngiltere&#8217;deki Manchester Üniversitesi&#8217;ndeki bilim adamları akıllı bir halı geliştirdiler. Doğru, akıllı bir halı. Halının arkası, üzerine basıldığında deforme olan ve bir bilgisayara sinyal gönderen optik fiberler içerir. İlk olarak, yaşlı bir kişi durumunda, birinin düşüp düşmediğini belirleyebilir. Ayrıca, bir pencerenin yakınında tanıdık olmayan ayak seslerini algılarsa, davetsiz misafir uyarısı olarak da kullanılabilir. Mucitleri, bir kişinin yürüyüşünde değişiklikler fark ederse, hareketlilik sorunlarını tahmin edebilen bir fizik tedavi yardımcısı olarak potansiyele sahip olduğunu bile düşünüyor.</p>



<p><strong>6) Şarj eden alet?:</strong> Standart araç bardaklıklarınızı bir şarj istasyonuna dönüştüren ve aynı anda tabletinizin ve akıllı telefonunuzun suyunu doldurmanıza olanak tanıyan bir cihazdır .</p>



<p><strong>7) İçtiğinizi görebiliyor:</strong> İki Yunan bilgisayar bilimcisi, algoritmalar ve termal görüntüleme kullanarak, sarhoş olan insanları toplum içinde tespit etmek için bir yol bulduklarını söylüyor. Kızılötesi bir görüntüyü, çok fazla içtikleri zaman bir kişinin burnundaki kan damarlarına ne olduğu ile ilgili algoritmalarla birleştirdikleri yöntemi, polisin bir sarhoş gibi davrandıklarından daha fazla bilgi belirlemesine olanak tanır.</p>



<p><strong>8) Led ışığı:</strong> Şimdiye kadarki en büyük, en parlak kemer tokasına sahip olabilirsiniz ve karanlıkta bir yürüyüşte size pek yardımcı olmaz. Ancak Walker&#8217;s Path Illuminating Belt , bu tür durumlar için özel olarak üretilmiştir. Belinizi saran ve geniş açılı bir projektör ışığı veya dar odaklı bir spot ışığı olarak işlev görecek şekilde ayarlanabilen eller serbest LED güvenlik ışığıdır.</p>



<p><strong>9) Bisikletlerde büyür?:</strong> Çocuklarınızın kıyafetlerini ve ayakkabılarını büyütmeleri bir şeydir , ancak bisikletleri için fazla büyüdüklerinde tamamen farklı bir fiyat aralığına girersiniz. İspanyol bisiklet tasarımcısı Orbea, bir çocukla birlikte büyüyen ve uygun şekilde Grow bisikleti adı verilen bir bisiklet yaratarak bu zorluğu üstlendi. Orbea, çapraz çubuk, gövde ve koltukların tümü uzatılabilir ve diğer bileşenler de daha uzun süre dayanacak şekilde tasarlandığından, Grow bisikletlerin her iki ila üç yılda bir yerine beş ila yedi yılda bir değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.</p>



<p><strong>10) Tuz öldürür: </strong>Ne kadar pratik yapsak da, çoğumuz sinekleri avlamakta pek iyi değiliz. Ama yakında BugASalt tüm bunları değiştirebilir sinekler vızıldadığında, bu sadece işin silahıdır. Bir sineği devirmeye yetecek kadar tuz atan bir av tüfeği gibi davranan bir oyuncak tabanca. Görmek inanmaktır savaşa devam!</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/duymadiginiz-degisik-buluslar/">Duymadığınız Değişik Buluşlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/duymadiginiz-degisik-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer Mucizesi Yarışı! Bi Çaresi Bulunur Elbet Yarın&#8230; Umut</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/alzheimer-mucizesi-yarisi-zorda-olsa-bi-caresi-bulunur-elbet-yarin-umut/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/alzheimer-mucizesi-yarisi-zorda-olsa-bi-caresi-bulunur-elbet-yarin-umut/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 16:40:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[TIP]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacılar son zamanlarda hafıza kaybıyla ilgili keşifler yaptılar. Ama beyinlerinin kapanmasını önlemenin bir yolunu bulmamıza gerçekten yardımcı olacaklar mı? Pazar gecesi Grammy Ödülleri&#8217;nde başarılı olduysanız, muhtemelen bir zamanlar ülke pop yıldızı Glen Campbell&#8216;ı görmüşsünüzdür.&#160;Ve 1970&#8216;lerde birkaç hit yapan hemen hemen her şarkıcı gibi Campbell&#8217;in bir veda turunun ortasında olduğunu biliyor olabilirsiniz. Ancak bu, Rolling Stones&#8217;un [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alzheimer-mucizesi-yarisi-zorda-olsa-bi-caresi-bulunur-elbet-yarin-umut/">Alzheimer Mucizesi Yarışı! Bi Çaresi Bulunur Elbet Yarın&#8230; Umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71.jpg" alt="" class="wp-image-1014" width="450" height="263" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71.jpg 960w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71-600x350.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71-768x448.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71-150x88.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71-300x175.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71-696x406.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/abuela71-720x420.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure></div>



<p>Araştırmacılar son zamanlarda hafıza kaybıyla ilgili keşifler yaptılar. Ama <strong>beyinlerinin </strong>kapanmasını önlemenin bir yolunu bulmamıza gerçekten yardımcı olacaklar mı? Pazar gecesi Grammy Ödülleri&#8217;nde başarılı olduysanız, muhtemelen bir zamanlar ülke pop yıldızı <strong>Glen Campbell</strong>&#8216;ı görmüşsünüzdür.&nbsp;Ve <strong>1970</strong>&#8216;lerde birkaç hit yapan hemen hemen her şarkıcı gibi Campbell&#8217;in bir veda turunun ortasında olduğunu biliyor olabilirsiniz.</p>



<p>Ancak bu, Rolling Stones&#8217;un &#8220;Hala dans edip dar pantolon giyebilirim&#8221; gösterisi değil.&nbsp;Bu gerçek bir Veda Turu.&nbsp;Çünkü şu anda 75 yaşında olan Campbell, <strong>Alzheimer </strong>hastalığına sahip.&nbsp;Ve sözlerini ya da binlerce kez söylediği şarkıları nasıl çalacağını hatırlaması uzun sürmeyecek.&nbsp;O zaman işler çok daha kötüye gidecek.</p>



<p>Kusursuz bir dünyada, her Alzheimer hastası, tüm <strong>isimler</strong>, <strong>bağlantılar </strong>ve <strong>anılar </strong>kapalı bir beynin içinde kilitlenmeden önce bir hayata son bir kez göz atma <strong>şansı </strong>olan bir veda turu geçirirdi.&nbsp;Ancak çoğu bunu yapmaz ve bunun yerine, acımasız düşüşü yavaşlatmanın hiçbir yolu olmadan, ailesi ve arkadaşları izledikçe dünyadan kopar.&nbsp;Şu anda sadece ABD&#8217;de Alzheimer hastası olan <strong>5 milyondan fazla </strong>insan var ve bu sayının <strong>2050</strong>&#8216;ye kadar üç katına çıkması bekleniyor.</p>



<p>Araştırmacılar, aşağıya doğru olan spirali başlamadan önce durduran <strong>mucize </strong>bir ilaç keşfettiler.&nbsp;Bundan yıllardır bahsediliyor. Ancak geçen hafta Ohio&#8217;daki Case Western Reserve&#8217;deki araştırmacıların&nbsp;kayda değer bir <strong>keşif </strong>yaptıkları&nbsp;raporuyla umutlar yeniden yükseldi.&nbsp;Fareleri, genellikle <strong>cilt kanseri</strong> tedavisi olan <strong>bexarotene </strong>adlı bir ilaçla tedavi ettikten sonra, 72 saat içinde hayvanların bir şeyleri yeniden hatırlamaya başladığını keşfettiler.</p>



<p>Haberler, bunun gerçekten sihirli bir <strong>tedavi </strong>olup olmadığını bilmek isteyen insanlardan doktorlara çılgın bir çağrı başlattı.&nbsp;Alzheimer&#8217;ın insanlar üzerindeki korkunç etkilerini gerçekten tersine çevirebilir mi?</p>



<p>Henüz kimse bilmiyor.&nbsp;Çok az etkisi olabilir veya hiç olmayabilir.&nbsp;Case Western&#8217;deki bilim adamları, bu baharda insanlar üzerinde dört ay sürebilecek küçük bir <strong>deneme </strong>başlatmayı umuyorlar.&nbsp;Ancak bundan sonra bunun nasıl sonuçlanacağını söylemek zor, çünkü Japon ilaç firması <strong>Eisai</strong> tarafından bir kanser ilacı olarak bexarotene üzerindeki patentler bu yıl tükendi ve şimdiye kadar yenisini finanse etmekle ilgilenmedi.</p>



<p>Bu arada, diğer iki büyük ilaç firması, Pfizer, Inc. ve Eli Lilly&nbsp;bu yılın sonlarında&nbsp;kendi Alzheimer ilaçlarıyla ilgili deneylerden elde edilen verilere sahip olacak&nbsp;. Gerçekten <strong>etkili </strong>bir <strong>Alzheimer tedavisi </strong>ile <strong>pazarda </strong>ilk olmanın ne anlama geldiğini hayal edebiliyor musunuz?</p>



<p>Bu ay açıklanan diğer iki keşif, bexarotene çalışması kadar olmasa da, etkili bir tedavi bulmada neredeyse çok önemli olabilir.&nbsp;Harvard ve Columbia&#8217;daki ayrı çalışmalarda&nbsp;doğrulanan birincisi,&nbsp;Alzheimer&#8217;ın sinir hücrelerinin birbirleriyle <strong>iletişim </strong>kurmak için kullandığı yollar boyunca <strong>nörondan nörona </strong>yayıldığını buldu.&nbsp;Ve bu, hastalığı durdurmanın bir yolunun hücreden hücreye bulaşmayı <strong>önlemenin </strong>bir yolunu bulmak olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Diğer önemli bulguda, UCLA bilim adamları&nbsp;geliştirdikleri&nbsp;bir beyin görüntüleme aracının beyindeki&nbsp;<strong>hafızayı </strong>azaltan <strong>plak </strong>birikimlerini etkili bir şekilde izleyebileceğini ve bu da tedavinin <strong>semptomlar </strong>ortaya çıkmadan başlamasına izin verebileceğini belirlediler. İşte hafıza araştırmasıyla ilgili daha yeni haberler:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>UCLA&#8217;daki araştırmacılar&nbsp;, beynin Alzheimer&#8217;den kaynaklanan ilk hasar belirtilerinin genellikle göründüğü kısımda&nbsp;elektriksel uyarı kullanarak&nbsp;hafızayı geliştirebildiklerini keşfettiler&nbsp;.</li><li>Günde 2.000&#8217;den fazla kalori tüketen yaşlı insanlar&nbsp;hafıza kaybı riskini ikiye katlayabilir.&nbsp;Mayo Clinic&#8217;teki bilim adamları, 70&#8217;li ve 80&#8217;li yaşlarında 1.200 erkek ve kadın üzerinde yaptıkları bir araştırmanın ardından bu sonuca vardılar.</li><li>İyi bir gece uykusunun değerine dair daha fazla kanıt, St. Louis&#8217;deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ndeki araştırmacılardan geliyor.&nbsp;&#8220;Bozulmuş uyku&#8221; ile&nbsp;beyinde Alzheimer&#8217;ın bir göstergesi olan&nbsp;amiloid plak oluşumu arasında bir bağlantı&nbsp;olabileceğini belirlediler&nbsp;.</li><li>Londra&#8217;da yakın zamanda yapılan bir araştırma,&nbsp;bilişsel işlevin aslında&nbsp;45 yaşındaki insanlarda&nbsp;azalmaya başlayabileceğini&nbsp;buldu&nbsp;.</li><li>Evet, şimdi Singapur&#8217;da oluşturulmuş ve&nbsp;Alzheimer hastalığını deneyimlemenizi sağlayan&nbsp;bir Facebook uygulaması&nbsp;var.&nbsp;Adı Sort Me Out ve size arkadaşlarınızı ve anılarınızı kaybetmenin nasıl bir his olduğunu hissettirmek için tasarlandı.</li></ul>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alzheimer-mucizesi-yarisi-zorda-olsa-bi-caresi-bulunur-elbet-yarin-umut/">Alzheimer Mucizesi Yarışı! Bi Çaresi Bulunur Elbet Yarın&#8230; Umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/alzheimer-mucizesi-yarisi-zorda-olsa-bi-caresi-bulunur-elbet-yarin-umut/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurşun Geçirmez Yelek Tarihi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kursun-gecirmez-yelek-tarihi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kursun-gecirmez-yelek-tarihi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 16:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[kurşungeçirmez]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=1008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gavrilo Princip&#8217;in mermisi dünyayı değiştirdi. 28 Haziran 1914&#8217;te Arşidük Franz Ferdinand&#8217;ın bir mermi ateşlediğinde ve iç damarı kopardığında, mermiyi Avusturya-Macaristan tahtının varisinin omurgasına yerleştirdiğinde, bu dünya güçleri için olduğu kadar dünya güçleri için de bir dönüm noktası oldu. Takip eden günlerdeki haber raporları, Ferdinand&#8217;ın kendisini suikast girişimlerinden korumak için bir tür hafif iç çamaşırı giydiğini ileri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kursun-gecirmez-yelek-tarihi/">Kurşun Geçirmez Yelek Tarihi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen.jpg" alt="" class="wp-image-1009" width="388" height="348" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen.jpg 770w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen-600x538.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen-768x689.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen-150x135.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen-300x269.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen-696x625.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fathercasimirzeglen-468x420.jpg 468w" sizes="auto, (max-width: 388px) 100vw, 388px" /></figure></div>



<p><strong>Gavrilo Princip&#8217;in </strong>mermisi dünyayı değiştirdi. 28 Haziran 1914&#8217;te Arşidük Franz Ferdinand&#8217;ın bir mermi ateşlediğinde ve iç damarı kopardığında, mermiyi Avusturya-Macaristan tahtının varisinin omurgasına yerleştirdiğinde, bu dünya güçleri için olduğu kadar dünya güçleri için de bir dönüm noktası oldu.</p>



<p>Takip eden günlerdeki haber raporları, Ferdinand&#8217;ın kendisini suikast girişimlerinden korumak için bir tür hafif iç çamaşırı giydiğini ileri sürdü, bazılarının Princip&#8217;in önlemleri bildiğini ve amacını buna göre ayarladığını <strong>speküle </strong>etmesine yol açan bir açıklama. Cihaz sonunda bugün <strong>kurşun geçirmez </strong>yelek olarak bildiğimiz şeye dönüşecekti.</p>



<p>Kurşun geçirmezlik sorunu yıllarca doktorları, tanınmış kişileri, politikacıları ve hatta keşişleri kızdırdı. Princip&#8217;in Ferdinand&#8217;ın kafasına nişan almadan yaklaşık otuz yıl önce <strong>Arizona&#8217;da </strong>yalnız bir doktor böyle bir icat üzerinde çalışıyordu.</p>



<p>Goodfellow, &#8220;İpeğin Mermilere Karşı <strong>Geçilmezliği</strong>&#8221; başlıklı bir makale yayınladı ve yazdığı &#8220;Toplar aynı fıçılardan ve aynı miktarda barutla atıldı&#8230; dört veya altı kat ince ipek. &#8221; Kurşun geçirmez olmayan bir malzeme kullanarak kurşun geçirmez bir yeleğe ilk girişim değildi. Kore&#8217;den pamuk katmanlarından yapılmış bir yelek olan Myeonje baegab&#8217;ın en az yirmi yıl önce mermileri engellediği biliniyordu.</p>



<p>Goodfellow&#8217;un makalesinin 16 Mart 1897&#8217;de Chicago&#8217;da yayınlanmasından on yıl sonra, <strong>Casimir Zeglen </strong>adlı bir Katolik rahip , yarım inç kalınlığında ve fit kare başına yarım pound ağırlığında kendi ipek, keten ve yün yeleğini aldı. Anarşist saldırılardan rahatsız olan belediye başkanı ve diğer yerel yetkililerin önünde bir tabanca nişancısına onu vurdurdu. Chicago&#8217;nun eski belediye başkanı Carter Harrison Senior, dört yıl önce kendi evinde öldürüldü. Yelek işe yaradı. Casimir ayağa kalktı. Bununla birlikte, taklit kediler, desenleri o kadar sıkı dikilmediği için daha az etkili oldu. Yatırımcılar, destekçiler ve üreticiler olmadan Casimir, 1897&#8217;de memleketi Polonya&#8217;ya döndü ve başka bir Polonyalı mucit olan Jan Szczepanik ile bağlantı kurdu.</p>



<p>Goodfellow&#8217;un kendi araştırma ve yazılarının rehberliğinde yaratmayı başardıkları şey, esnek olmayan, kurşun geçirmez bir kumaştı, bugünün para birimine göre ayarlanan olağanüstü miktarda <strong>6.000 </strong>dolara sattıkları bir yelekdi. Önümüzdeki yıllarda, iki Polonyalı <strong>mucit</strong>, modern kurşun geçirmez yeleğin mucitleri olarak haklar için birbirleriyle tartışacaklardı. Yelek, ileri gelenler ve kraliyet ailesi tarafından giyilen bir başarıydı.</p>



<p>Princip&#8217;in tetiği çekip Ferdinand&#8217;ı öldürmesinden yaklaşık 12 yıl önce, Zeglen ve Szczepanik tarafından yapılan kurşun geçirmez yelek, bir suikast girişimi sırasında İspanya Kralı XIII Alfonso&#8217;nun hayatını kurtardı.&nbsp;Ve I.Dünya Savaşı boyunca sanayiciler, Alman ve Avusturya-Macaristan ilerlemelerini zafere götürmeye yardımcı olabileceklerini umarak Polonyalı ikilinin lehine koştular.</p>



<p>En sert zırhın bile en öldürücü silahı durduramadığı bir dönemde sivil, yabancı ve <strong>Dünya Savaşları</strong> yapıldı. Yüzyılın başında, <strong>koruyucu teçhizatın </strong>büyük ölçüde küçültüldüğü ve bir kez daha tam vücut zırhından stratejik olarak yerleştirilmiş <strong>metal </strong>plakalara geri çekildiği gözlemlendi. Savaş alanları birbirinden uzaklaştıkça ve top ateşi yaklaşan ölüm anlamına geldikçe ve savaş daha az kişisel ve daha mesafeli hale geldikçe, erkekler üniformalarının üzerine metal plakalar ve silah ateşine karşı korumak için metal kasklar giydiler. Bu plakalar, genellikle ince bir metal levhanın ve daha sonra basitçe <strong>Kevlar </strong>olarak bilinen sıkı dokunmuş bir <strong>polimerin </strong>varlığından pek etkilenmeyen bir korkuyla atan kalbin üzerine yerleştirildi.</p>



<p>Esnek bir kumaşa sıkıca dokunan hafif ve ultra güçlü plastik polimerler, 1960&#8217;larda keşfedilip uygulanmasından sonra popüler hale geldi. Artık spor ekipmanlarından tenis raketleri, Formula 1 arabaları, tekne yelkenleri kurşun geçirmez yelekler gibi kişisel koruyucu ekipmanlara kadar her şeyde kullanılıyor.</p>



<p>Dünyadaki en güçlü malzemelerden bazılarını oluşturan ve genellikle ateşli silahların veya doğal afetlerin neden olduğu hasarı hafifletmek için kullanılan kimyasal bileşiklerdeki tüm ilerlemelere rağmen, basit polimerlerin ateşe karşı korunmasına ve silahlanmasına giren bilim daha yakın zamanda geri döndü. Arizona köklerine.</p>



<p>İki yıl önce, <strong>Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı&#8217;ndaki</strong> araştırmacılar, soğutma ve sıcaklık düzenleme özelliklerini ve mevcut sentetik <strong>lifleri </strong>güçlendirmeye yönelik kullanımını daha tam olarak keşfetmek için asırlık bir fibere bakacaklarını duyurdular . O elyaf ipekti.</p>



<p>Araştırmacılar, yapay örümcek ipeğinin Kevlar&#8217;dan bile daha <strong>hafif</strong>, daha <strong>güçlü </strong>ve daha<strong> nefes alabilen</strong> bir <strong>vücut zırhı</strong> yapabileceğini öne sürdü.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kursun-gecirmez-yelek-tarihi/">Kurşun Geçirmez Yelek Tarihi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kursun-gecirmez-yelek-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski Ev Eşyaları Hakkında Şaşırtıcı Bilgiler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/eski-ev-esyalari-hakkinda-sasirtici-bilgiler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/eski-ev-esyalari-hakkinda-sasirtici-bilgiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 15:27:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[eşya]]></category>
		<category><![CDATA[temel ihtiyaç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın her yerinde, en mütevazı meskenlerden en cömert köşklere kadar, evlerimiz her zaman dünyadan bir mola yeri olmuştur. Çoğumuz için artık günlük yaşamlarımız karantina altındayken, evlerimiz birdenbire dünyamız haline geldi . Evdeki yaşamımızı katlanılabilir kılan teknolojiyi düşündüğümüzde, dış dünyaya bağlı kalmamızı sağlayan elektronik cihazları akla getiriyoruz. Ancak atalarımız için, peçeteler, çatallar ve şilteler gibi hafife aldığımız nesnelerin çoğunun bir zamanlar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-ev-esyalari-hakkinda-sasirtici-bilgiler/">Eski Ev Eşyaları Hakkında Şaşırtıcı Bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-3.jpg" alt="" class="wp-image-1003" width="318" height="568" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-3.jpg 168w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-3-150x268.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" /></figure></div>



<p>Dünyanın her yerinde, en mütevazı meskenlerden en cömert köşklere kadar, <strong>evlerimiz </strong>her zaman <strong>dünyadan</strong> bir mola yeri olmuştur. Çoğumuz için artık günlük yaşamlarımız karantina altındayken, evlerimiz birdenbire dünyamız haline geldi .</p>



<p>Evdeki yaşamımızı katlanılabilir kılan teknolojiyi düşündüğümüzde, dış dünyaya bağlı kalmamızı sağlayan <strong>elektronik </strong>cihazları akla getiriyoruz. Ancak atalarımız için, peçeteler, çatallar ve şilteler gibi hafife aldığımız nesnelerin çoğunun bir zamanlar konfor ve teknoloji harikası olduğunu bilmek bizi şaşırtabilir sadece birkaç kişi tarafından kullanılabilir. Rahat mobilyalar ve bir düğmeyle açılan ışıklarla dolu sıcaklık kontrollü evlerimiz, geçmişin kralları ve kraliçeleri için anlaşılmaz <strong>lüksler</strong>. Bir zamanlar sadece kraliyet ailesinin ilgi alanı olan şeyler avizeler, rahat koltuklar, yatak yastıkları günlük hayatımızın bir parçası haline geldi ki, hayatta kalmak için <strong>temel ihtiyaçlar</strong> dışında her şeyin bir zamanlar üst kademe dışında herkes için ulaşılamaz olduğunu unutuyoruz.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Bazı evlerde şömineler nesiller boyu yanık kaldı.</strong></h4>



<p>Çağdaş <strong>şömineler </strong>çoğunlukla bir tasarım odak noktası olarak kullanılırken, binlerce yıldır şömine hem ısı hem de ışık için gerekli bir kaynaktı. İster kulübe ister malikane olsun, tüm <strong>ortaçağ </strong>evleri basit bir açık ocağın etrafına inşa edilmişti tıpkı bir evin ortasında bir kamp ateşi inşa etmeye benzer. Avrupa&#8217;daki aileler yemek pişirmek ve yemek yemek, hikayeler anlatmak ve uyumak için şöminenin etrafında toplanırdı. Günlük yaşam için o kadar gerekliydi ki, ocak ateşinin <strong>sönmesine </strong>nadiren izin veriliyordu.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Çatal bir&nbsp;</strong><strong>zamanlar ahlaksız, hijyenik olmayan ve şeytanın bir aracı olarak görülüyordu.</strong></h4>



<p>Aslında &#8220;<strong>çatal</strong>&#8221; kelimesi <strong>dirgen </strong>anlamına gelen Latince furcadan türemiştir. İlk yemek çatalları, Orta Doğu ve Bizans İmparatorluğu&#8217;ndaki yönetici sınıf tarafından kullanıldı. Bizans imparatorları II. Basil ve VIII. Konstantin&#8217;in yeğeni Maria Argyropoulina, 1004 yılında Venedik Doge&#8217;nin oğluyla evlendi. Yanında düğün ziyafetinde kullandığı iki uçlu küçük bir altın çatal kutusu getirdi. Venedikliler şok oldular ve Maria vebadan üç yıl sonra öldüğünde, Aziz Peter Damian bunun Tanrı&#8217;nın cezası olduğunu ilan etti. Ve bununla, Aziz Peter Damian önümüzdeki dört yüz yıl boyunca Avrupa&#8217;da çatal kitabını kapattı.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Çubuk, çataldan yaklaşık 4,500 yıl öncesine dayanıyor.</h4>



<p>En düzenli olarak karşılaştığımız, birçok Japon ve Çin restoranında bulunan ucuz odunlardan yapılmış tek kullanımlık yemek çubukları <strong>waribashi </strong>olabilir. Bunlar modern bir icat değil. Waribashi, 18. yüzyılda ilk Japon restoranlarında kullanıldı. Şinto&#8217;nun, başka birinin ağzında olan bir şeyin, <strong>kişiliğinin bazı yönlerini aldığına </strong>dair bir inancı vardır; bu nedenle, yıkanmış olsalar bile yemek çubuklarını <strong>paylaşmazdınız</strong>.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Anahtarlar her zaman cep boyutunda değildi.</h4>



<p>En büyük lüks, yüksek iplik sayılı çarşaflar veya kristalinizin kalitesi değil, arkanızdan kapalı olan evinizin kapısının kilidini tıkladığınızda gelen güvenlik ve sığınak hissidir. Bununla birlikte, Yunan ve Mısırlıların <strong>masif mermer </strong>ve <strong>bronz kapılarının </strong>ahşap kilitlerini açanların uzunluğu bir fit uzunluğunda ve o kadar ağır olabilir ki, bunlar genellikle omuz üzerinden asılı olarak taşınırdı.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Hayatlarının diğer pek çok alanında abartılı bir şekilde yaşayan Antik Romalılar, konu yatak odalarına gelince şaşırtıcı derecede spartalıydılar.</h4>



<p><strong>Yoksullar</strong>, basit bir ahşap çerçeveye yerleştirilmiş <strong>hasır </strong>bir yatakta uyudu. Yatak ve sadece yatak kübikül adı verilen (odacık kelimesini aldığımız), içeri az ışık alan küçük pencereleri olan küçük bir odada bulunuyordu .</p>



<h4 class="wp-block-heading">İlk proto-peçeteler apomagdalie adı verilen hamur yığınlarıydı .</h4>



<p>Spartalılar eski Yunanistan&#8217;daki askeri güç kentinin sakinleri tarafından kullanılan hamur, küçük parçalar halinde kesildi ve masada yuvarlandı ve yoğruldu, yağlı parmaklar ustaca temizlendi ve ardından yemeğin sonunda köpeklere atıldı. Sonunda, çiğ hamur pişmiş hamur veya ekmek haline geldi. Yunan masasında herhangi bir mutfak eşyası bulunmadığından, ekmek aynı zamanda hem kaşık hem de çatal görevi görüyordu yemekler mutfakta ısırık büyüklüğünde parçalara bölünmüş olacaktı. Ekmek sadece lezzetli değildi, aynı zamanda kullanışlıydı.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Tabaklar bir zamanlar ekmekten yapılmıştı.</h4>



<p>Bir ekmek kasesinden istiridye çorbası çıkardıysanız, ortaçağ hendekini takdir edeceksiniz. Avrupa ve Birleşik Krallık&#8217;ta kullanılan bu &#8220;<strong>tabaklar</strong>&#8220;, dört gün boyunca bekletilen büyük yuvarlak tam buğday ekmeğinden kesildi ve ardından iki üç inçlik yuvarlak dilimlere bölündü. Partiye gelenler nadiren hendekleri yerlerdi; Akşam yemeği bittiğinde, hâlâ tek parça halinde olanlar, muhtaçlara verilir ya da köpeklere atılırdı.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Oyun kağıtları, kağıt yapım teknolojisine sahip tek ülkeden geldi: Çin.</h4>



<p><strong>MS </strong>dokuzuncu yüzyılda geliştirilen bilinen ilk kartlar <strong>domino </strong>boyutundaydı. Çin&#8217;de kart oyunları, zihin için iyi olan bir aktivite olarak popüler hale geldi <strong>meditatif</strong>, ancak zorlayıcı ve aynı zamanda sosyal. MS 969&#8217;da, Liao İmparatoru Muzong, imparatoriçesiyle kart oynayarak 25 günlük bir içki aleminin üstünü kapattığında, en sevdiği eğlencenin, oyun için bir çılgınlığı ateşlemeden önce Hindistan ve İran&#8217;da İpek Yolu&#8217;nu dolaşacağına dair herhangi bir fikri olduğu şüpheli. </p>



<h4 class="wp-block-heading">Eski Mısır&#8217;da yastıklar, doldurulmuş minderlerden çok küçük mobilya parçalarına benziyordu.</h4>



<p>Mükemmel uyku pozisyonunu bulmak için gecenin yarısını yastıklarımızı katlayarak, çevirerek veya kabartarak geçiren bizler için, yumuşaklığın her zaman bir öncelik olmadığını hayal etmek zor. Eski Afrika, Asya ve Okyanusya&#8217;da yaşayan birçok kişi için yastıklar, iyi bir gece uykusu için güvenmeye başladığımız doldurulmuş yastıklardan daha sertti. Bazıları Üçüncü Hanedanlığa (yaklaşık MÖ 2707-2369) kadar uzanan bu erken yastıklar, bir sütunun üzerine oturan kavisli bir parçası olan çocuk büyüklüğünde taburelere benziyor. Bu stantlar, belki de revaçta olan ayrıntılı saç stillerini korumak için başı değil boynu destekledi .</p>



<h4 class="wp-block-heading">Çıplak bir masada yemek yemek bir zamanlar yalnızca bir köylünün yapacağı bir şeydi.</h4>



<p>Orta çağ yemekleri, masa örtülerine karşı gelişigüzel tavrımız karşısında dehşete düşer. Şövalyeler ve leydileri için iyi keten, iyi bir üreme göstergesiydi. Eğer karşılayabilseydiniz, masa biraz fazladan katlanmak için kıvrılmış beyaz bir masa örtüsüyle örtülürdü. Renkli bir kumaşın iştahı bozduğu düşünülüyordu. Yalnızca beyaz kuralının istisnası, üstteki kumaşın renkli şeritler, ekoseler veya çeklerle dokunabileceği kırsal bölgelerdeydi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-ev-esyalari-hakkinda-sasirtici-bilgiler/">Eski Ev Eşyaları Hakkında Şaşırtıcı Bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/eski-ev-esyalari-hakkinda-sasirtici-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pedofili!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/pedofili/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/pedofili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 13:17:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[pedofili]]></category>
		<category><![CDATA[psikopatlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sübyan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=994</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bu, akıl sağlığı alanlarındaki bilim adamlarının ilgisiz kalmadıkları iğrenç bir konudur.&#8221; Pedofili bir ruh sağlığı sorunudur, tedavi edilebilir. Çocukların zihinsel cinsel imgelerinin en baskın olduğu gecelerde, Joseph Parker donmuş suyun şokunun müdahaleci düşüncelerini uzaklaştıracağını umarak soğuk duşlar ve banyolar aldı. Diğer zamanlarda, Sri Lanka Budist keşiş Henepola Gunaratana&#8217;nın bir resmine sabitlenirdi, böylece keşişin &#8220;buruşuk yüzü&#8221; kafasındaki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/pedofili/">Pedofili!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/pedofili-subyancilik-nedir-fotograflar-1-gelgez-700x420-1.jpg" alt="" class="wp-image-995" width="405" height="243" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/pedofili-subyancilik-nedir-fotograflar-1-gelgez-700x420-1.jpg 700w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/pedofili-subyancilik-nedir-fotograflar-1-gelgez-700x420-1-600x360.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/pedofili-subyancilik-nedir-fotograflar-1-gelgez-700x420-1-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/pedofili-subyancilik-nedir-fotograflar-1-gelgez-700x420-1-300x180.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/pedofili-subyancilik-nedir-fotograflar-1-gelgez-700x420-1-696x418.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 405px) 100vw, 405px" /></figure></div>



<p>&#8220;Bu, akıl sağlığı alanlarındaki bilim adamlarının ilgisiz kalmadıkları iğrenç bir konudur.&#8221; Pedofili bir ruh sağlığı sorunudur, tedavi edilebilir.</p>



<p>Çocukların <strong>zihinsel cinsel </strong>imgelerinin en baskın olduğu gecelerde, Joseph Parker donmuş suyun şokunun müdahaleci düşüncelerini uzaklaştıracağını umarak soğuk duşlar ve banyolar aldı. Diğer zamanlarda, Sri Lanka Budist keşiş Henepola Gunaratana&#8217;nın bir resmine sabitlenirdi, böylece keşişin &#8220;buruşuk yüzü&#8221; kafasındaki <strong>rahatsız edici görüntülerin</strong> yerini alabilirdi.</p>



<p>Kimliğini korumak için bir takma ad kullanan <strong>Parker</strong>, 17 yaşından beri çocuklardan etkilendiğini biliyordu, ancak 24 yaşına kadar aşırı cinsel dürtüler yaşamaya başlamadı. Şimdi 26 yaşında. Bu dürtüler en kötüsüydü uykuya daldığı zaman. &#8220;Kendimi uyanıklıktan kurtarmaya çalışır çalışmaz, zihnim cinsel enerji havuzuna gömülürdü ve çocuklara karşı bu korkunç neşe ve mutluluk duygusunu hissederdim&#8221; dedi.</p>



<p><strong>Testosteron </strong>seviyelerini düşürebilecek ilaçlar ve bunun sonucunda cinsel dürtü bazen &#8220;<strong>kimyasal hadım</strong>&#8221; olarak adlandırılan bir süreç hakkında internette yazılar okudu. Bir <strong>psikiyatriste </strong>bu ilaçları istediğinde bunun yerine bir <strong>antipsikotik </strong>olan <strong>Risperidone </strong>verildi. Bunu yaklaşık bir yıl boyunca aldı, ardından bir antidepresan olan Sertralin&#8217;i ekledi, ancak bu ilaçları yalnızca biraz yardımcı buldu. İlk başta istediğini elde etmek için internete döndü.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d.jpg" alt="" class="wp-image-996" width="353" height="521" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d.jpg 651w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d-407x600.jpg 407w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d-150x221.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d-300x442.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d-600x885.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d-285x420.jpg 285w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ELFjEceWkAALQ-d-570x840.jpg 570w" sizes="auto, (max-width: 353px) 100vw, 353px" /></figure></div>



<p><strong>Türkiye&#8217;de </strong>ilaç satan bir web sitesinden testosteronu düşüren <strong>siproteron asetat </strong>ve kadınlık hormonu <strong>östradiol </strong>sipariş etti ve şimdi iki ilacı birlikte alıyor. Satışları işleyen web sitesi yasadışı doğası nedeniyle sık sık kapatılıyor: &#8220;Bildiğim kadarıyla bu onların üçüncü veya dördüncü web sitesi değişikliği&#8221; dedi.</p>



<p>Parker, pedofillerin <strong>cinsel </strong>dürtü azaltıcı ilaçlar almasının bu kadar zor olmamasını diliyor. Ancak birçok pedofil için ve özellikle suç işlememiş pedofiller için ilaç tedavisi bir yana, <strong>konuşma terapisine </strong>erişim bile zor olabilir ve süreç, <strong>yasal </strong>makamlara <strong>rapor </strong>edilme korkusuyla dolu.</p>



<p>Geçtiğimiz birkaç on yılda araştırmacılar, pedofili hakkında yeni anlayışlara ulaştılar. Pedofili, doğuştan gelen bir cinsel tercih gibi görünüyor, bir kişinin seçmediği ve değiştiremediği bir şey. Bir pedofilin çocuklara olan ilgisi tutarlıdır bir aşama değil ve diğer insanların cinsel çekicilik geliştirmesiyle aynı zamanda çocuklara olan ilgilerini geliştirirler.</p>



<p>Araştırmacıların bilgileri gelişirken, yaygın, güncel sağlık hizmetlerine erişim hızlanmadı. Pedofillere tedavi ve ilaç sağlayan bir avuç araştırmacının dışında, bilgili bir <strong>terapist </strong>veya <strong>psikiyatrist </strong>bulmanın önündeki engeller hala yüksek. Bu, toplumda çok sayıda <strong>terapötik </strong>yaklaşımın ya da Parker&#8217;ın yaptığı gibi kendi kendini tedavi eden insanların ortaya çıkmasına neden oldu. Pek çok pedofil, yalnızca bazı eyaletlerde cinsel suçlulara kimyasal hadımın kullanıldığı <strong>ceza adaleti sistemi</strong> bağlamında muameleye yöneliktir .</p>



<p>Yine de daha da önemlisi, araştırmacılar pedofili ile çocuk tacizi arasında bir ayrım olduğunu, çekimin kendisi ile suç arasında bir <strong>fark </strong>olduğunu ortaya koydu. &#8220;Çoğu insan bu kelimeleri duyar ve eşanlamlı olduklarını düşünür. Kanadalı klinik psikolog ve pedofili üzerine çalışan sinirbilimci James Cantor, öyle değil ”dedi.</p>



<p>Çocuk seks <strong>suçlularının </strong>yalnızca yarısı gerçek pedofildir. Diğer yarısı yetişkinleri cinsel olarak tercih ediyor ve çocukları uygun oldukları veya kolayca <strong>manipüle </strong>edilebildikleri için taciz ediyorlar. Öte yandan çocuk pornosu suçluları, yetişkin pornosu alternatiflerinin hazır bulunması nedeniyle neredeyse her zaman pedofillerdir.</p>



<p>Cantor, pedofilaya yönelik herhangi bir modern, önleyici <strong>tedavinin </strong>amacının, insanların cinsel çıkarlarını değiştirmeye çalışmaktan ziyade yönetmelerine yardımcı olmak olduğunu söyledi. Bu, dürtüleri veya tedaviyi kontrol etmek için hormon azaltıcı ilaçların gönüllü kullanımını içerebilir. Pedofili ve cinsel istismar eşanlamlı olmadığından, pedofili tedavisi sadece çocuğun cinsel istismarını önlemekle ilgili değildir, aynı zamanda insanlara genel <strong>zihinsel </strong>sağlıkları ve <strong>refahları </strong>konusunda da yardım etmekle ilgilidir. Kabul etmesi zor olabilecek bir kavram bu. Çocuklara cinsel olarak ilgi duyan kişilerin sağlıklı ve anlamlı bir hayat yaşamayı hak ettiklerini kabul etmeyi içerir.</p>



<p>Suç işleyen <strong>sübyancılar </strong>için çevrimiçi destek grupları daha yeni kamuoyunun gözüne girdi. En tanınmış grup, Erdemli Pedofiller , 2012 yılında pedofillerin mücadelelerini ve gücendirmeme taahhütlerini tartışmaları için güvenli bir yer olarak kuruldu. Parker, Erdemli Pedofiller&#8217;e aittir ve topluluk tarafından <strong>Double22 </strong>olarak bilinir. Başka bir kuruluş olan Cinsel İstismarı Önleme Derneği (ASAP), Erdemli Pedofillerin bazı üyeleri tarafından kuruldu ve şu anda pedofilleri akıl sağlığı uzmanlarına bağlamak için bir platform oluşturma hedeflerini artırıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/pedofili/">Pedofili!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/pedofili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vicdan! George Floyd&#8217;u Öldüren Polisler Adaleti Geciktirmek İstiyor!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/vicdan-george-floydu-olduren-polisler-adaleti-geciktirmek-istiyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/vicdan-george-floydu-olduren-polisler-adaleti-geciktirmek-istiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 11:33:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[george floyd]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=986</guid>

					<description><![CDATA[<p>George Floyd&#8217;un ölümcül tutuklanmasına karışan dört Minneapolis polisi şimdi daha hafif cezalar kazanma umuduyla suçu birbirlerine atıyorlar. Ayrı duruşmaların kendilerine daha hafif cezalarda daha iyi bir şans vereceğini umuyorlar. 44 yaşındaki Derek Chauvin&#8217;i temsil eden avukatlar, Floyd&#8217;u diziyle yaklaşık 8 dakika boynunda ölümcül bir şekilde tutan memur, eski Minneapolis polis memuru Tou Thao 34, Thomas Lane [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/vicdan-george-floydu-olduren-polisler-adaleti-geciktirmek-istiyor/">Vicdan! George Floyd&#8217;u Öldüren Polisler Adaleti Geciktirmek İstiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18.jpg" alt="" class="wp-image-990" width="417" height="235" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18.jpg 999w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/752302187e464016bc8130708592bff3_18-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 417px) 100vw, 417px" /></figure></div>



<p>George Floyd&#8217;un ölümcül tutuklanmasına karışan dört Minneapolis polisi şimdi daha hafif cezalar kazanma umuduyla suçu birbirlerine atıyorlar. Ayrı duruşmaların kendilerine daha hafif cezalarda daha iyi bir <strong>şans </strong>vereceğini umuyorlar.</p>



<p>44 yaşındaki Derek Chauvin&#8217;i temsil eden avukatlar, Floyd&#8217;u diziyle yaklaşık <strong>8 dakika </strong>boynunda <strong>ölümcül </strong>bir şekilde tutan memur, eski Minneapolis polis memuru Tou Thao 34, Thomas Lane 37 ve 26 yaşındaki J. Alexander Kueng, Minnesota Yargıcı Peter Cahill&#8217;den dört adamı <strong>birlikte yargılama</strong> kararını yeniden gözden geçirmesini istedi.</p>



<p>Avukatlar mahkemede, ortak bir yargılamanın, her birinin 25 Mayıs cinayetinde oynadıkları belirli rollerin <strong>dikkate alınmayacağını </strong>savundu, bu da uluslararası <strong>öfke </strong>ve yaklaşık dört ay sonra hala devam eden <strong>protestolara </strong>yol açtı.</p>



<p>Subayların dördü de Floyd&#8217;un ölümündeki rollerini azaltmaya çalıştı ve parmaklarını birbirine işaret etti. Tutuklama sırasında her ikisi de işe sadece bir hafta kalmış olan Kueng ve Lane&#8217;in avukatları, memurların yalnızca Floyd&#8217;un hayatını kurtarmayı başaramadıklarında Chauvin&#8217;in <strong>emirlerini </strong>yerine getirdiklerini söylüyorlar. Thao&#8217;nun avukatı, dördünü birlikte denemenin, Floyd&#8217;un ölümünde oynadığı küçük rol ne olursa olsun, müvekkilinin üstesinden gelmek için zaten neredeyse aşılmaz bir duruşmayı daha da zorlaştıracağını savundu.</p>



<p>Chauvin&#8217;in avukatı, diğer memurların daha <strong>erken tıbbi yardım çağırması </strong>durumunda Floyd&#8217;un ölümünün engellenebileceğini savundu.</p>



<p>Minnesota savcıları, davaları ayırmanın yalnızca &#8220;<strong>adaleti geciktireceğini</strong>&#8221; ve dördünün de ölümcül tutuklamayı gerçekleştirmek için birlikte hareket ettiği gerçeğini en aza indireceğini savunarak polislerin ortak yargılanmasını destekliyorlar.</p>



<p>Eyalet avukatı Neal Katyal, Daily Beast&#8217;e göre , &#8220;Toplum, dört ayrı hüküm günü travmasına maruz bırakılmamalıdır&#8221; dedi .</p>



<p>Floyd&#8217;un aile ve sivil haklar avukatı Benjamin Crump da dahil olmak üzere yüzlerce Minnesotalı, Cuma günkü duruşma sırasında Hennepin İlçesi Aile Adalet Merkezi&#8217;nin önünde ortaya çıktı. Yargıç Cahill, savcılar ve sanığın avukatları, kamuoyunun incelemesinden kaçınmak için duruşmayı Minneapolis&#8217;ten taşıma talebi, duruşma başladığında jürinin nasıl tutuklanacağı, <strong>COVID</strong>&#8211;<strong>19 kısıtlamaları </strong>ve <strong>yönergeleri</strong>, lojistik gibi bir dizi konuyu tartıştı. </p>



<p>Ayrıca, 1 milyon dolarlık kefaletle tutulan <strong>Chauvin </strong>mahkemeye ilk kez çıktı. Önceki tüm mahkeme tarihlerine sanal olarak katıldı.</p>



<p>Chauvin, ikinci derece ve üçüncü derece cinayet ve ikinci derece adam öldürme de dahil olmak üzere bir dizi suçlamayla karşı karşıya. Thao, Kueng ve Lane, ikinci derece cinayet ve ikinci derece adam öldürmeye yardım ve yataklık etmekle suçlanıyor. Duruşma şu anda <strong>Mart 2021</strong>, Floyd&#8217;un ölümünün yıldönümünden sadece iki ay öncesine ertelendi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/vicdan-george-floydu-olduren-polisler-adaleti-geciktirmek-istiyor/">Vicdan! George Floyd&#8217;u Öldüren Polisler Adaleti Geciktirmek İstiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/vicdan-george-floydu-olduren-polisler-adaleti-geciktirmek-istiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalabalığa Konuşurken Ne Kadar Rahatsınız?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kalabaliga-konusurken-ne-kadar-rahatsiniz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kalabaliga-konusurken-ne-kadar-rahatsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 22:28:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmacı]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalabalığın önünde konuşmaktan korkan bireyler, topluluk önünde konuşma kaygısını hafifletmek için yakında yeni bir araca sahip olabilirler: akıllı konuşmacıları. Penn State&#8217;teki bir araştırma ekibi, Amazon Alexa platformunda halka açık bir konuşma öğretmeni geliştirdi. Eğitmen, kullanıcıların, endişeli bireylerin olumsuz düşünme davranışlarını tanımasına ve değiştirmesine yardımcı olan bir psikolojik teknik olan bilişsel yeniden yapılandırma alıştırmasına katılmalarını sağlar. Araştırmacılara göre, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kalabaliga-konusurken-ne-kadar-rahatsiniz/">Kalabalığa Konuşurken Ne Kadar Rahatsınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/konusmakorkusu2222.jpg" alt="" class="wp-image-984" width="433" height="217" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/konusmakorkusu2222.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/konusmakorkusu2222-150x75.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/konusmakorkusu2222-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 433px) 100vw, 433px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Kalabalığın </strong>önünde konuşmaktan korkan bireyler, topluluk önünde konuşma <strong>kaygısını </strong>hafifletmek için yakında yeni bir araca sahip olabilirler: <strong>akıllı konuşmacıları</strong>.</p>



<p>Penn State&#8217;teki bir araştırma ekibi, Amazon Alexa platformunda halka açık bir <strong>konuşma öğretmeni </strong>geliştirdi. Eğitmen, kullanıcıların, endişeli bireylerin olumsuz düşünme davranışlarını tanımasına ve değiştirmesine yardımcı olan bir <strong>psikolojik </strong>teknik olan bilişsel yeniden yapılandırma alıştırmasına katılmalarını sağlar. Araştırmacılara göre, kullanıcılar öğretmeni yakın zamanda yapılan bir çalışmada görevlendirdiklerinde konuşma öncesi kaygıları azaldı.</p>



<p>Bellisario College&#8217;da Medya Efektleri Profesörü James P. Jimirro, &#8220;Bu çalışma, soruları yanıtlayan bir araçtan, yardımcı veya koç olarak hareket eden bir araçtan akıllı hoparlör kullanımımızda önemli bir değişimi temsil ediyor&#8221; dedi.</p>



<p>Bellisario İletişim Koleji&#8217;nde doktora öğrencisi ve makalenin baş yazarı Jinping Wang&#8217;a göre, kullanıcıların <strong>Alexa </strong>ile etkileşimleri sadece konuşma kaygısını hafifletmekle kalmadı, aynı zamanda geri bildirimleri de öğretmenin kişiden kişiye uygun bir alternatif olabileceğini gösteriyor.</p>



<p>Wang, &#8220;Çoğu zaman insan eğitmenleri veya insan terapistleri tarafından yargılanma endişesi vardır&#8221; dedi. &#8220;Alexa gibi bir makineyi <strong>konuşma kaygısı </strong>veya <strong>sosyal kaygısı </strong>olan bireylere bu tür bir eğitim sağlamak için kullanabilirsek, bir insan tarafından <strong>yargılanma </strong>endişelerinden kurtulmalarına yardımcı olabiliriz.&#8221;</p>



<p>Çalışmada, katılımcılara akıllı bir <strong>Amazon Echo </strong>konuşmacısıyla etkileşime geçmeleri için rehberlik edildi ve son derece sosyal bir Alexa ile ya da selam ve ifadelerinde daha az sosyal olan bir Alexa ile etkileşime girmeleri için rastgele atandılar. Daha sonra katılımcılar, 20 kişilik bir izleyici kitlesiyle bir odayı <strong>simüle </strong>eden bir sanal gerçeklik uygulaması aracılığıyla kısa bir konuşma hazırlamak ve sunmak için öğrendiklerini kullanmaları için <strong>teşvik </strong>edildi. Konuşmalarının ardından katılımcılar deneyimleri hakkında bir anket doldurdular.</p>



<p>Araştırmacılar, Alexa&#8217;nın daha kişisel bir konuşma tarzını benimsediği yüksek sosyal koşulun, kullanıcıyla kişiler arası yakınlık duygusu oluşturarak daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağladığını keşfettiler.</p>



<p>Sundar, &#8220;İnsanlar basitçe makineyi antropomorfize etmekle kalmıyor, aynı zamanda konuşma kaygısının azalmasıyla ilişkilendirilen makineye yakınlık duygusu hissederek artan sosyalliğe yanıt veriyor.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılara göre bu yaklaşım, topluluk önünde konuşma konusunda endişeli bireylere evlerinin rahatlığında yardımcı olma potansiyeline sahip. Akıllı konuşmacılar, diğer <strong>kaygı </strong>türlerine sahip bireylere yardımcı olmayı keşfetmek için gelecekteki çalışmalarda benzer şekilde kullanılabilir.</p>



<p>Sundar, &#8220;Alexa, evlerimizde yaşayan şeylerden biridir&#8221; diyor. &#8220;Bu nedenle, hayatımızda biraz samimi bir yer kaplar. Genellikle bir sohbet ortağıdır, öyleyse neden sadece gerçek soruları yanıtlamak yerine başka şeyler için kullanmayalım?&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kalabaliga-konusurken-ne-kadar-rahatsiniz/">Kalabalığa Konuşurken Ne Kadar Rahatsınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kalabaliga-konusurken-ne-kadar-rahatsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Yarasalar ! Bebek Sesi Çıkarıyormuş Alla Alla  Hiç Ana Mı Görmedik :)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/anne-yarasalar-bebek-sesi-cikariyormus-alla-alla-hic-ana-mi-gormedik/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/anne-yarasalar-bebek-sesi-cikariyormus-alla-alla-hic-ana-mi-gormedik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 22:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[kur yapma]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[ses rengi]]></category>
		<category><![CDATA[sesler]]></category>
		<category><![CDATA[yarasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeklerle konuşurken insanlar konuşmalarını yavaşlatır, perdelerini yükseltir ve seslerinin &#8220;rengini&#8221; değiştirir. İnsanların bildiği şekliyle bu &#8220;bebek konuşması&#8221; bebeğin dikkatini artırır ve dil öğrenimini kolaylaştırır. Hayvanlar arasında anneler genellikle yavrulara yönelik seslendirme yaparlar, ancak bu aynı zamanda ses değişikliklerini de ifade eder mi? Smithsonian Tropikal Araştırma Enstitüsü (STRI) araştırmacılarını içeren bir bilim insanı ekibi, yarasalarda bebeklere yönelik iletişimin ses [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/anne-yarasalar-bebek-sesi-cikariyormus-alla-alla-hic-ana-mi-gormedik/">Anne Yarasalar ! Bebek Sesi Çıkarıyormuş Alla Alla  Hiç Ana Mı Görmedik :)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir-1.jpg" alt="" class="wp-image-978" width="393" height="393" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir-1.jpg 225w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir-1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 393px) 100vw, 393px" /></figure></div>



<p id="first">Bebeklerle konuşurken insanlar konuşmalarını yavaşlatır, perdelerini yükseltir ve seslerinin &#8220;<strong>rengini</strong>&#8221; değiştirir. İnsanların bildiği şekliyle bu &#8220;<strong>bebek konuşması</strong>&#8221; bebeğin dikkatini artırır ve dil öğrenimini kolaylaştırır. Hayvanlar arasında anneler genellikle yavrulara yönelik seslendirme yaparlar, ancak bu aynı zamanda ses değişikliklerini de ifade eder mi? Smithsonian Tropikal Araştırma Enstitüsü (STRI) araştırmacılarını içeren bir bilim insanı ekibi, <strong>yarasalarda </strong>bebeklere yönelik iletişimin ses değişikliklerine yol açıp açmadığını araştırdı.</p>



<p>Bölgesel <strong>savunma </strong>ve <strong>kur yapma</strong> için karmaşık şarkıların detaylandırılmasında kullanılan büyük bir vokal repertuarına sahip ortak bir Orta ve Güney Amerika türü olan büyük&nbsp;keseli&nbsp;yarasa&nbsp;<strong>Saccopteryx bilineata</strong>&#8216;ya&nbsp;odaklandılar&nbsp;.&nbsp;Çiftleşmede dişilerin seçimi bu türde çok belirgindir, bu da muhtemelen erkeklerde kur yapma seslerinin karmaşıklığına yol açmıştır.</p>



<p>S. bilineata&nbsp;yavruları&nbsp;yaşamlarının ilk üç ayında&nbsp;&#8220;konuşmalarını&#8221; denemeye başladığında dişi ve erkek yetişkin yarasalar onlara farklı şekilde tepki verir.&nbsp;Araştırma ekibi, <strong>vokal </strong>etkileşimlerinin ses kayıtları aracılığıyla, anne yarasaların yavrularla &#8220;<strong>gevezelik</strong>&#8221; sırasında etkileşime girdiğini keşfetti, bu da ses pratiği sırasında yavrulara olumlu <strong>geribildirim </strong>olarak yorumlanabilir.</p>



<p>İnsan bebek konuşmasına çok benzer şekilde, yetişkin <strong>dişilerin </strong>yavruların <strong>yönlendirdiği </strong>seslendirmeler, diğer yetişkin yarasalara yönelik çağrılardan farklı bir &#8220;<strong>renk</strong>&#8221; ve <strong>perde </strong>sundu.&nbsp;Erkek yarasalar da yavrularla iletişim halindeydiler, ancak bu şekilde sosyal gruplarının &#8220;<strong>ses imzasını</strong>&#8221; iletiyorlardı.</p>



<p>STRI araştırma görevlisi ve makalenin ortak yazarı Mirjam Knörnschild, &#8220;Yavru <strong>izolasyon </strong>çağrıları, aynı sosyal gruptaki erkeklerin seslerine diğer erkeklerinkinden daha fazla benziyor&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Bu sonuçlar, yetişkin erkek seslendirmelerinin yavru çağrılarında grup imzalarının gelişimi için rehberlik edebileceğini gösteriyor.&#8221;</p>



<p>Bilim insanlarının yarasalar arasındaki &#8220;bebek konuşmasına&#8221; benzeyen bir <strong>fenomeni </strong>ilk kez tanımlamaları bu, yarasalarda <strong>ebeveyn</strong>&#8211;<strong>yavru </strong>iletişiminin daha önce düşünülenden daha karmaşık olduğunu ve daha fazla araştırma için yeni yollar açtığını gösteriyor.</p>



<p>Bu sonuçlar, sosyal geri bildirimin sadece insanlarda değil, aynı zamanda&nbsp;Saccopteryx bilineata&nbsp;gibi diğer ses öğrenme türlerinde de&nbsp;önemli olduğunu gösteriyor. Yarasaların, ses öğrenme yeteneği gibi, dilin temel ortak özelliklerini araştırmak için çok umut verici bir takson olduğuna ve bu çalışmanın <strong>biyolinguistik </strong>alanında daha fazla çalışmaya ilham vereceğine inanılıyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/anne-yarasalar-bebek-sesi-cikariyormus-alla-alla-hic-ana-mi-gormedik/">Anne Yarasalar ! Bebek Sesi Çıkarıyormuş Alla Alla  Hiç Ana Mı Görmedik :)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/anne-yarasalar-bebek-sesi-cikariyormus-alla-alla-hic-ana-mi-gormedik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat Ağacı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agaci/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agaci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 21:56:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[baobab]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hayat ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[norlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afrika baobab ağacına ( Adansonia digitata ) hayat ağacı denir. Baobab ağaçları bin yıldan fazla yaşayabilir ve yiyecek, hayvan yemi, tıbbi bileşikler ve hammadde sağlayabilir. Baobab ağaçları inanılmaz derecede önemlidir. Bununla birlikte, artan koruma endişeleri ve şimdiye kadar genetik bilgi eksikliği var. Afrika baobab ağacının 168 kromozomu vardır ileri genetik çalışmalar, koruma ve tarımsal amaçlı iyileştirme için kritik bilgi. Önceki çalışmalar, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agaci/">Hayat Ağacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="360" height="268" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hayat-agaci.jpg" alt="" class="wp-image-971" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hayat-agaci.jpg 360w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hayat-agaci-150x112.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hayat-agaci-300x223.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hayat-agaci-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hayat-agaci-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hayat-agaci-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></figure></div>



<p id="first">Afrika <strong>baobab </strong>ağacına ( Adansonia digitata )<strong> hayat ağacı</strong> denir. Baobab ağaçları <strong>bin yıldan fazla yaşayabilir</strong> ve yiyecek, hayvan yemi, tıbbi bileşikler ve hammadde sağlayabilir. Baobab ağaçları inanılmaz derecede önemlidir. Bununla birlikte, artan koruma endişeleri ve şimdiye kadar genetik bilgi eksikliği var.</p>



<p>Afrika baobab ağacının <strong>168 kromozomu </strong>vardır ileri genetik çalışmalar, koruma ve tarımsal amaçlı iyileştirme için kritik bilgi. Önceki çalışmalar, ağacın 96 ila 166 kromozoma sahip olduğunu tahmin ediyordu.</p>



<p>Araştırmayı USDA Tarımsal Araştırma Servisi araştırma genetikçisi Hamidou Sakhanokho ile birlikte yöneten bir USDA Orman Hizmetleri araştırma genetikçisi olan Colleen Faridi, &#8220;Kromozomları kesin olarak saymayı başardık,&#8221; diyor.</p>



<p>Araştırmacılar, hücrelerdeki bireysel kromozomların <strong>mücevher </strong>gibi parlayan <strong>genetik bileşenlerini </strong>görmek için <strong>floresan problar </strong>kullandılar.</p>



<p>Analiz ayrıca ağacın büyük bir <strong>çekirdekçik </strong>düzenleyici bölgesine (<strong>NOR</strong>) sahip olduğunu ortaya çıkardı. Ana kromozom gövdesine göre, bu bölge diğer bitki türlerinden daha büyük görünür. Hücre döngüsünün belirli aşamalarında NOR&#8217;larda <strong>nükleoller </strong>oluşur. Nükleoller, <strong>ökaryotlarda ribozom </strong>birleşmesi ve <strong>protein sentezi</strong> için gereklidir ve ökaryotları prokaryotlardan ayıran önemli bir özelliktir.</p>



<p>Southern Research Station genetik biriminin ortak yazarı ve proje lideri Dana Nelson, &#8220;Bu genetik bulgular temeldir ve Afrika baobab ağacının genetik korunmasını daha verimli ve etkili hale getirecektir&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;Bu araştırma aynı zamanda silvikültürel uygulamalar için baobab&#8217;ı geliştirmek isteyen ağaç yetiştirme programlarının da öncüsü.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agaci/">Hayat Ağacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hayat-agaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlığa Elbet Alışır Bedenim Sensizlik Benim Canımı Acıtan Ruh Sağlığımı Hiç Hesaba Katmıyorum!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yalnizliga-elbet-alisir-bedenim-sensizlik-benim-canimi-acitan-ruh-sagligimi-hic-hesaba-katmiyorum/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yalnizliga-elbet-alisir-bedenim-sensizlik-benim-canimi-acitan-ruh-sagligimi-hic-hesaba-katmiyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 21:42:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal izolasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yalnızlık, ruh sağlığı için ciddi bir tehdit olarak kabul edilmektedir. Dünyamız dijital platformlar üzerinden giderek daha fazla bağlantı kurarken, toplumumuzdaki gençler giderek artan bir soyutlanma duygusu hissediyor. Pek çok ülkeyi sosyal mesafeyi ve okulları kapatmaya zorlayan COVID&#8211;19 salgını, sosyal izolasyon ve yalnızlığın ruh sağlığı sonuçlarını anlama ihtiyacını artırıyor. Araştırmalar, özellikle çocukluk dönemindeki sosyal izolasyonun, memeli türlerindeki yetişkin beyin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalnizliga-elbet-alisir-bedenim-sensizlik-benim-canimi-acitan-ruh-sagligimi-hic-hesaba-katmiyorum/">Yalnızlığa Elbet Alışır Bedenim Sensizlik Benim Canımı Acıtan Ruh Sağlığımı Hiç Hesaba Katmıyorum!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/art.jpg" alt="" class="wp-image-967" width="431" height="431" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/art.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/art-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/art-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/art-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 431px) 100vw, 431px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Yalnızlık, ruh sağlığı</strong> için ciddi bir tehdit olarak kabul edilmektedir. Dünyamız dijital platformlar üzerinden giderek daha fazla bağlantı kurarken, toplumumuzdaki gençler giderek artan bir <strong>soyutlanma </strong>duygusu hissediyor. Pek çok ülkeyi sosyal mesafeyi ve okulları kapatmaya zorlayan <strong>COVID</strong>&#8211;<strong>19 </strong>salgını, sosyal izolasyon ve yalnızlığın ruh sağlığı sonuçlarını anlama ihtiyacını artırıyor. Araştırmalar, özellikle çocukluk dönemindeki <strong>sosyal izolasyon</strong>un, memeli türlerindeki yetişkin beyin fonksiyonuna ve davranışına zararlı olduğunu gösterse de, altta yatan sinirsel devre mekanizmaları tam olarak anlaşılamamıştır.</p>



<p>Mount Sinai&#8217;deki Icahn Tıp Fakültesi&#8217;nden bir araştırma ekibi, beynin sosyal davranışı düzenleyen önemli bir parçası olan <strong>prefrontal kortekste</strong>, yetişkinlikte normal sosyallik için gerekli olan ve son derece savunmasız olan beyin hücrelerinin belirli alt popülasyonlarını belirledi. Çalışma bulguları, beynin çeşitli bileşenlerine sinyalleri aktaran beyin bölgesi olan <strong>paraventriküler talamusa </strong>yansıyan medial prefrontal korteks nöronları olarak bilinen bu hücrelerin daha önce bilinmeyen rolüne ışık tuttu. Bulgu insanlarda tekrarlanırsa, izolasyona bağlı psikiyatrik bozuklukların tedavisine yol açabilir.</p>



<p>Doktor Hirofumi Morishita, &#8220;Çocukluk döneminde özellikle sosyal izolasyona karşı savunmasız olan prefrontal kortekste bu özel devreyi tanımlamanın yanı sıra, tespit ettiğimiz savunmasız devrenin sosyal davranış eksikliklerinin tedavisi için umut verici bir hedef olduğunu da gösterdik. Yetişkinlikte talamik alana yansıyan spesifik prefrontal devrenin <strong>uyarılmasıyla</strong>, gençlik sosyal izolasyonunun neden olduğu sosyallik <strong>eksikliklerini </strong>kurtarmayı başardık.&#8221;</p>



<p>Ekip özellikle, erkek farelerde sütten kesilmenin hemen ardından iki haftalık sosyal izolasyonun, yetişkinlikte sosyal maruziyet sırasında paraventriküler talamusa yansıyan medial prefrontal korteks nöronlarını <strong>aktive </strong>edememesine yol açtığını buldu. Araştırmacılar, <strong>genç izolasyonun</strong> hem paraventriküler talamusa projekte olan prefrontal nöronların uyarılabilirliğini azalttığını hem de diğer ilgili nöronlardan gelen baskılayıcı girdiyi artırdığını bulmuş ve bu, genç sosyal izolasyonun neden olduğu sosyallik eksikliklerinin altında yatan bir devre mekanizması olduğunu düşündürmüştür. Prefrontal projeksiyonların aktivitesinin paraventriküler talamusa akut restorasyonunun, juvenil sosyal izolasyona uğramış yetişkin farelerde sosyallik eksikliklerini iyileştirmek için yeterli olup olmadığını belirlemek, ekip, prefrontal projeksiyonları paraventriküler talamusa seçici olarak uyarmak için <strong>optogenetik </strong>olarak bilinen bir teknik kullandı. Araştırmacılar ayrıca çalışmalarında <strong>kemogenetik </strong>kullandılar. Optogenetik, araştırmacıların ışık darbeleriyle serbestçe hareket eden hayvanlarda belirli nöronları uyarmalarını sağlarken, kemogenetik hücre popülasyonları üzerinde <strong>invazif </strong>olmayan kimyasal kontrole izin verir. Araştırmacılar, bu tekniklerin her ikisini de kullanarak, farelere ışık darbeleri veya ilaçlar verildiğinde bu farelerde sosyal etkileşimi hızla artırabildiler.</p>



<p>Morishita, &#8220;Uyarılmadan hemen önce sosyal davranış eksikliklerinin varlığını kontrol ettik ve uyarım devam ederken davranışı kontrol ettiğimizde, sosyal davranış eksikliklerinin tersine döndüğünü gördük&#8221; dedi.</p>



<p>Sosyal davranış eksikliklerinin, <strong>otizm </strong>ve <strong>şizofreni </strong>gibi birçok <strong>nörogelişimsel </strong>ve <strong>psikiyatrik </strong>bozukluğun ortak bir boyutu olduğu düşünüldüğünde, bu spesifik prefrontal nöronların belirlenmesi, bir dizi psikiyatrik bozuklukta paylaşılan sosyal davranış eksikliklerinin iyileştirilmesi için <strong>terapötik </strong>hedeflere işaret edecektir. Bu çalışmada tanımlanan devreler potansiyel olarak <strong>transkraniyal manyetik stimülasyon</strong> veya <strong>transkraniyal doğru akım stimülasyonu</strong> gibi teknikler kullanılarak modüle edilebilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yalnizliga-elbet-alisir-bedenim-sensizlik-benim-canimi-acitan-ruh-sagligimi-hic-hesaba-katmiyorum/">Yalnızlığa Elbet Alışır Bedenim Sensizlik Benim Canımı Acıtan Ruh Sağlığımı Hiç Hesaba Katmıyorum!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yalnizliga-elbet-alisir-bedenim-sensizlik-benim-canimi-acitan-ruh-sagligimi-hic-hesaba-katmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürüyen Balıklar Olabilir Mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yuruyen-baliklar-olabilir-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yuruyen-baliklar-olabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 21:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[balıklar]]></category>
		<category><![CDATA[CT taraması]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[yürüme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası bir bilim adamları ekibi, karada yürüme kabiliyetine sahip olduğundan şüphelenilen en az 11 balık türü belirledi. Bulgular, CT taramalarına ve yürüme eyleminde yakalanan tek canlı balık türünü içeren tepe akıntısı ailesinin yeni bir evrim haritasına dayanıyor: Cryptotora thamicola olarak bilinen nadir, kör bir mağara balığı veya mağara melek balığı. Hangi tepe akıntısı türlerinin yürüme kabiliyetine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yuruyen-baliklar-olabilir-mi/">Yürüyen Balıklar Olabilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gs.jpg" alt="" class="wp-image-962" width="422" height="211" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gs.jpg 625w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gs-600x300.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gs-150x75.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/gs-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 422px) 100vw, 422px" /></figure></div>



<p id="first">Uluslararası bir bilim adamları ekibi, karada <strong>yürüme </strong>kabiliyetine sahip olduğundan şüphelenilen en az 11 <strong>balık </strong>türü belirledi.</p>



<p>Bulgular, CT taramalarına ve yürüme eyleminde yakalanan tek canlı balık türünü içeren <strong>tepe akıntısı </strong>ailesinin yeni bir evrim haritasına dayanıyor: <strong>Cryptotora thamicola</strong> olarak bilinen nadir, kör bir mağara balığı veya mağara melek balığı. Hangi tepe akıntısı türlerinin yürüme kabiliyetine sahip olduğunu belirlemek, bilim insanlarının karada yürüyen ilk omurgalıların nasıl olabileceğini bir araya getirmelerine yardımcı olabilir.</p>



<p>Yeni bir çalışmada, Florida Doğa Tarihi Müzesi, New Jersey Teknoloji Enstitüsü, Louisiana Eyalet Üniversitesi ve Tayland&#8217;daki Maejo Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, ilk kez üç <strong>pelvik </strong>şekil kategorisini tanımlayarak, yaklaşık 30 tepe akıntısı balık türünün kemik yapısını analiz etti. . Ekip, bazı çuprabaların dikenlerini pelvik yüzgeçlerine bağlayan kemiğin şekline dayanarak, diğer 10 balık türünün mağara meleği balığının alışılmadık derecede ağır pelvik kemerini paylaştığını buldu.</p>



<p>Florida Müzesi görüntüleme laboratuarının yöneticisi ve çalışmanın ortak yazarlarından biri olan biyolog Zachary Randall, &#8220;Balıkların <strong>omurgaları </strong>ile pelvik yüzgeçleri arasında genellikle herhangi bir <strong>bağlantısı </strong>yoktur&#8221; dedi. &#8220;Ama daha önce, fikir mağara meleği balığının tamamen benzersiz olduğuydu. Bu yazıda gerçekten harika olan şey, sağlam pelvik kemerlerin <strong>hillstream loach </strong>ailesinde düşündüğümüzden daha yaygın olduğunu yüksek ayrıntılarla göstermesiydi.&#8221;</p>



<p>Ancak tüm çuprabalar o kadar yetenekli değildir: Güneydoğu Asya&#8217;da 100&#8217;den fazla tepe akarsu balığı türü bulunmasına rağmen, mağara melek balığı yürüme yetenekleri gözlemlenmiş ve üzerinde çalışılmış tek balıktır.</p>



<p>Randall, mağara meleği balıklarının yürüyüşünün hızlı akan mağara akarsularında hayatta kalmak için önemli bir uyarlama olduğunu söyledi. Kuru mevsimde su seviyeleri dalgalandıkça kayalık dere yataklarını kavrayabilir ve <strong>habitatlar </strong>arasında hatta şelalelerin yukarısında hareket edebilir. Mağara melek balığının artan hareket kabiliyeti, çok az insanla veya hiç kimse olmadan iyi <strong>oksijenlenmiş </strong>nehir bölgelerine erişmesine yardımcı olabilir. Yine de türler hakkında ne yediği de dahil olmak üzere çok az şey biliniyor.</p>



<p>Çalışmanın baş yazarı ve NJIT Ph.D. &#8220;Bu balıklar, diğer balıklarda görülmeyen karada yürümeyi desteklemek için yapısal bir gereksinim üzerinde birleştiler. Bu balıklar arasındaki ilişkiler, hızlı akan nehirlere uyum sağlama yeteneğinin, bir dizi <strong>spesifik </strong>fiziksel özellikten ziyade, <strong>genetik </strong>olarak aktarılan şey olabileceğini öne sürüyor.&#8221; diyor.</p>



<p>Ekip, hillstream loach ailesinin evrimsel geçmişini izlemek için <strong>CT taraması </strong>ve <strong>DNA analizi </strong>kullandı ve tek bir kökenden gelişmek yerine, hillstream loach ailesinde birkaç kez sağlam bir pelvik bölgenin ortaya çıktığını buldu.</p>



<p>Randall, &#8220;Mağara melek balığı ilk kez 1988&#8217;de tanımlanmış olsa da, bu ilk kez hillstream loach aile ağacına dahil edilmiştir&#8221; dedi. &#8220;Taylandlı iş arkadaşlarımızla ve DNA analizini kullanarak, bu balıklardaki pelvik şekillerin zaman içinde nasıl geliştiğini izlemek için yüzlerce <strong>gen </strong>kullanabildik. Şimdi, kaç türün çalışabileceğini incelemek için bir çerçeve ekleyen çok daha doğru bir ağaca sahibiz.&#8221;</p>



<p>&#8220;Sonuç, son derece nadir görülen bir olayın evrimine ilişkin büyük ölçüde geliştirilmiş bir anlayış bir balığın karada yürüyebilme yeteneği.&#8221;</p>



<p>Randall ve ekibi en son olarak kuzeybatı Tayland&#8217;da 2019 yılında yapılan bir mağara gezisinde mağara melek balığını gözlemledi. Randall, tarlada bir mağara melek balığını görmenin nadirliği göz önüne alındığında, ekibin altı tanesinin mağaranın odalarından birinde parıldayan dikitler arasında hızla akan sığ bir derenin yatağına yapıştığını görünce şaşırdığını söyledi. Mağara melek balığının nadir olmasının, müze örneklerinin ve CT verilerinin ailenin evrimini <strong>haritalamak </strong>için anahtar olduğu anlamına geldiğini ekledi.</p>



<p>Randall, &#8220;CT taramasının güzelliği, numunenin bütünlüğünden ödün vermeden farklı yüksek çözünürlüklü verileri yakalayabilmenizdir&#8221; dedi. &#8220;Bunun gibi nadir türler için, tarlada gözlemlemesi zor olan şeyleri, yediklerini bile yakalamanıza izin veriyor.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yuruyen-baliklar-olabilir-mi/">Yürüyen Balıklar Olabilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yuruyen-baliklar-olabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Felci=Karabasan Aşırı Bilimsel Bir Karşılaştırma Oldu Üç Kulhü Bir Elhamla Hallederiz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uyku-felcikarabasan-asiri-bilimsel-bir-karsilastirma-oldu-uc-kulhu-bir-elhamla-hallederiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uyku-felcikarabasan-asiri-bilimsel-bir-karsilastirma-oldu-uc-kulhu-bir-elhamla-hallederiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 20:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[halüsinasyon]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[stres bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[uyku felci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzaylı kaçırma vakaları ve şeytani gece ziyaretleri de dahil olmak üzere bir dizi gizemli deneyimi açıklamak için düşünülen bir durum olan uyku felci, meditasyon-gevşeme tekniği kullanılarak tedavi edilebileceğini öne sürüyor. Uyku felci, uykunun başlangıcında veya uyanmadan hemen önce ortaya çıkan iskelet kaslarının felcini içeren bir durumdur. Geçici olarak hareketsiz hale getirilirken, birey, çevresinin keskin bir şekilde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uyku-felcikarabasan-asiri-bilimsel-bir-karsilastirma-oldu-uc-kulhu-bir-elhamla-hallederiz/">Uyku Felci=Karabasan Aşırı Bilimsel Bir Karşılaştırma Oldu Üç Kulhü Bir Elhamla Hallederiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kapak.jpeg" alt="" class="wp-image-958" width="467" height="234" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kapak.jpeg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kapak-600x300.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kapak-150x75.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kapak-300x150.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></figure></div>



<p id="first">Uzaylı kaçırma vakaları ve şeytani gece ziyaretleri de dahil olmak üzere bir dizi gizemli deneyimi açıklamak için düşünülen bir durum olan <strong>uyku felci</strong>, <strong>meditasyon-gevşeme</strong> tekniği kullanılarak tedavi edilebileceğini öne sürüyor.</p>



<p>Uyku felci, uykunun başlangıcında veya uyanmadan hemen önce ortaya çıkan iskelet kaslarının felcini içeren bir durumdur. Geçici olarak <strong>hareketsiz </strong>hale getirilirken, birey, çevresinin keskin bir şekilde farkındadır. Bu fenomeni tecrübe eden insanlar, genellikle tehlikeli yatak odası davetsiz misafirleri tarafından <strong>terörize </strong>edildiğini, genellikle <strong>hayaletler</strong>, <strong>iblisler </strong>ve hatta <strong>uzaylıların </strong>kaçırılması gibi <strong>doğaüstü </strong>açıklamalara ulaştıklarını bildirirler. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, korkunç bir deneyim olabilir.</p>



<p>Beş kişiden biri, uyku yoksunluğunun tetikleyebileceği uyku felci geçiriyor ve <strong>travma </strong>sonrası <strong>stres bozukluğu</strong> gibi psikiyatrik durumlarda daha sık. Ayrıca, gündüz aşırı uykululuk ve ani <strong>kas kontrolü kaybını</strong> içeren bir uyku bozukluğu olan <strong>narkolepside </strong>de yaygındır.</p>



<p>Durumun bir süredir bilinmesine rağmen, bugüne kadar <strong>ampirik </strong>temelli tedaviler veya bu durum için yayınlanmış klinik deneyler bulunmamaktadır.</p>



<p>Bugün Frontiers in Neurology dergisinde bir araştırma ekibi, hepsi uyku felci geçiren 10 <strong>narkolepsili </strong>hastayı içeren bir meditasyon-gevşeme terapisi pilot çalışmasını bildirdi.</p>



<p>Terapi, hastalara bir bölüm sırasında dört adımı takip etmeyi öğretir:</p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>Saldırının anlamının yeniden değerlendirilmesi</strong> &#8211; deneyimin yaygın, iyi huylu ve geçici olduğunu ve halüsinasyonların rüya görmenin tipik bir yan ürünü olduğunu kendilerine hatırlatmak</li><li><strong>Psikolojik ve duygusal mesafe</strong> &#8211; kendilerine korkmak veya endişelenmek için bir neden olmadığını ve korku ve endişenin olayı daha da kötüleştireceğini hatırlatmak</li><li><strong>İçe odaklanmış dikkat meditasyonu</strong> &#8211; dikkatini duygusal olarak içeren, pozitif bir nesneye odaklamak (sevilen birinin veya olayın anısı, ilahi / dua, Tanrı)</li><li><strong>Kas gevşetme</strong> &#8211; kaslarını gevşetmek, nefeslerini kontrol etmekten kaçınmak ve hiçbir koşulda hareket etmeye çalışmamak</li></ol>



<p>Katılımcılara uyku felci <strong>oluşumunu</strong>, <strong>süresini </strong>ve <strong>duygularını </strong>değerlendirmek için dört hafta boyunca bir günlük tutmaları talimatı verildi. Genel olarak, 10 hasta arasında, vakaların üçte ikisi (% 66), genellikle uykudan uyandıktan sonra (% 51) ve ilk dört hafta içinde derecelendirildiği gibi daha az sıklıkla uykuya daldığında (% 14) <strong>halüsinasyonlar </strong>bildirdi.</p>



<p>Dört haftadan sonra, altı katılımcı <strong>duygudurum anksiyete </strong>anketlerini tamamladı <strong>terapi teknikleri öğretildi</strong> ve bunları haftada iki kez 15 dakika boyunca normal uyanıklık sırasında prova etmeleri talimatı verildi. Tedavi sekiz hafta sürdü.</p>



<p>Çalışmanın ilk dört haftasında, meditasyon-gevşeme grubundaki katılımcılar 11 gün boyunca ortalama 14 kez uyku felci yaşadı.&nbsp;Uyku felci halüsinasyonlarının neden olduğu bildirilen rahatsızlık 7,3&#8217;tür (on puanlık bir ölçekte derecelendirilmiştir ve daha yüksek puanlar daha fazla şiddeti gösterir).</p>



<p>Tedavinin son ayında, uyku felci olan gün sayısı 5,5&#8217;e (% 50 düşüş) ve toplam atak sayısı 6,5&#8217;e (% 54 düşüş) düştü.&nbsp;Ayrıca, 7,3&#8217;ten 4,8&#8217;e düşen derecelendirmelerle halüsinasyonların neden olduğu rahatsızlığın azalmasına yönelik kayda değer bir eğilim vardı.</p>



<p>Dört katılımcıdan oluşan bir kontrol grubu aynı prosedürü izledi, ancak katılımcılar <strong>terapi yerine derin nefes </strong>aldılar tekrar tekrar birden ona kadar sayarken yavaş derin nefesler aldılar.</p>



<p>Kontrol grubunda, uyku felci olan günlerin sayısı (başlangıçta ayda 4.3) ve toplam atak sayıları (başlangıçta ayda 4.5) değişmedi.&nbsp;Halüsinasyonların neden olduğu rahatsızlık da aynı şekilde değişmedi (ilk dört hafta boyunca 4 olarak derecelendirildi).</p>



<p>Dr Jalal, &#8220;Çalışmamız sadece az sayıda hastayı içermesine rağmen, başarısı konusunda ihtiyatlı bir iyimser olabiliriz,&#8221; dedi. &#8220;Meditasyon-gevşeme terapisi, hastaların uyku felci geçirme sayısında dramatik bir düşüşe yol açtı ve bunu yaptıklarında, kötü şöhretli korkutucu halüsinasyonları daha az rahatsız edici bulma eğilimindeydiler.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar bulgularını daha fazla sayıda insanda (<strong>narkolepsiden </strong>etkilenmeyen, genel <strong>popülasyondan </strong>olanlar da dahil) çoğaltabilirlerse, bu, hastalara yardımcı olmak için çevrimiçi olarak veya bir akıllı telefon aracılığıyla verilebilecek nispeten basit bir tedavi sunabilir. </p>



<p>Dr Jalal, &#8220;Uyku felcinin ne kadar korkunç olabileceğini ilk elden biliyorum, bunu birçok kez yaşadım,&#8221; dedi. &#8220;Ancak bazı insanlar için, içlerine aşılayacağı korkusu son derece rahatsız edici olabilir ve rahatlatıcı bir deneyim olması gereken yatağa gitmek dehşetle dolu olabilir. Beni bu müdahaleyi planlamaya <strong>motive </strong>eden şey buydu.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uyku-felcikarabasan-asiri-bilimsel-bir-karsilastirma-oldu-uc-kulhu-bir-elhamla-hallederiz/">Uyku Felci=Karabasan Aşırı Bilimsel Bir Karşılaştırma Oldu Üç Kulhü Bir Elhamla Hallederiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uyku-felcikarabasan-asiri-bilimsel-bir-karsilastirma-oldu-uc-kulhu-bir-elhamla-hallederiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnanç! Neden İhtiyaç Duyarız?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/inanc-neden-ihtiyac-duyariz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/inanc-neden-ihtiyac-duyariz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 19:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[örtük klıp]]></category>
		<category><![CDATA[örüntü]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Georgetown Üniversitesi&#8217;ndeki sinirbilimcilere göre, karmaşık kalıpları bilinçsizce tahmin edebilen bireyler, örtük kalıp öğrenme adı verilen bir yetenek, evrende olayların kalıplarını yaratan bir tanrı olduğuna dair daha güçlü inançlara sahip olacaklar. Dini inancı araştırmak için örtük kalıp öğrenmeyi kullanan ilk araştırmadır. Çalışma, biri ABD&#8217;de diğeri Afganistan&#8217;da olmak üzere iki farklı kültürel ve dini grubu kapsıyordu. Amaç, örtük [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/inanc-neden-ihtiyac-duyariz/">İnanç! Neden İhtiyaç Duyarız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_jcUN4T0fdtY8zqSkHfq3RA.jpeg" alt="" class="wp-image-955" width="408" height="297" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_jcUN4T0fdtY8zqSkHfq3RA.jpeg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_jcUN4T0fdtY8zqSkHfq3RA-600x436.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_jcUN4T0fdtY8zqSkHfq3RA-150x109.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_jcUN4T0fdtY8zqSkHfq3RA-300x218.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_jcUN4T0fdtY8zqSkHfq3RA-578x420.jpeg 578w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_jcUN4T0fdtY8zqSkHfq3RA-324x235.jpeg 324w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" /></figure></div>



<p id="first">Georgetown Üniversitesi&#8217;ndeki <strong>sinirbilimcilere </strong>göre, karmaşık kalıpları <strong>bilinçsizce </strong>tahmin edebilen bireyler, <strong>örtük kalıp öğrenme </strong>adı verilen bir yetenek, <strong>evrende </strong>olayların kalıplarını <strong>yaratan </strong>bir <strong>tanrı </strong>olduğuna dair daha <strong>güçlü inançlara sahip</strong> olacaklar.</p>



<p>Dini inancı araştırmak için örtük kalıp öğrenmeyi kullanan ilk araştırmadır. Çalışma, biri ABD&#8217;de diğeri Afganistan&#8217;da olmak üzere <strong>iki farklı kültürel ve dini grubu </strong>kapsıyordu.</p>



<p>Amaç, örtük kalıp öğrenmenin bir inanç temeli olup olmadığını ve eğer öyleyse, bu bağlantının farklı inançlar ve kültürler arasında geçerli olup olmadığını test etmekti.&nbsp;Araştırmacılar aslında örtük kalıp öğrenmenin çeşitli dinleri anlamak için bir anahtar sunduğunu keşfettiler.</p>



<p>Georgetown&#8217;da Psikoloji ve Disiplinlerarası Program Bölümü&#8217;nde doçent olan araştırmanın kıdemli araştırmacısı Adam Green, &#8220;Düzen oluşturmak için dünyaya müdahale eden bir <strong>tanrı </strong>veya tanrılara <strong>inanç</strong>, küresel dinlerin temel bir unsurudur&#8221; diyor.</p>



<p>&#8220;Bu, Tanrı&#8217;nın var olup olmadığı ile ilgili bir çalışma değil, bu, beyinlerin neden ve nasıl tanrılara <strong>inanmaya başladıklarıyla </strong>ilgili bir çalışma. Bizim <strong>hipotezimiz</strong>, beyinleri çevrelerindeki bilinçaltında kalıpları ayırt etmede iyi olan insanların bu kalıpları kendi ellerine atfetebilmeleridir ve bu daha yüksek bir güç, &#8220;diye ekliyor.</p>



<p>Green, &#8220;Çocukluk ve yetişkinlik arasında yaşananlar gerçekten ilginç bir gözlemdi&#8221; diye açıklıyor. Veriler, çocuklar bilinçsiz bir şekilde çevredeki <strong>örüntüleri </strong>fark ediyorlarsa, inançlarının <strong>dindar </strong>olmayan bir evde olsalar bile büyüdükçe artma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde, bilinçsiz olarak etraflarındaki kalıpları anlamıyorlarsa, dini bir evde bile büyüdükçe inançlarının azalması daha olasıdır.</p>



<p>Çalışmada, <strong>örtük örüntü</strong> öğrenmeyi ölçmek için iyi kurulmuş bir <strong>bilişsel </strong>test kullandı. Katılımcılar, bir bilgisayar ekranında bir dizi nokta belirip kaybolurken izlediler. Her nokta için bir düğmeye bastılar. Noktalar hızlı bir şekilde hareket etti, ancak bazı katılımcılar en güçlü örtük öğrenme yeteneğine sahip olanlar dizide gizli kalıpları <strong>bilinçaltında </strong>öğrenmeye başladı ve hatta o nokta gerçekten görünmeden önce bir sonraki nokta için doğru düğmeye basmaya başladı. Bununla birlikte, en iyi örtük öğrenenler bile noktaların kalıplar oluşturduğunu bilmiyorlardı, bu da öğrenmenin bilinçsiz bir düzeyde gerçekleştiğini gösteriyordu.</p>



<p>Çalışmanın ABD bölümü, Washington, DC&#8217;den <strong>199 </strong>katılımcıdan oluşan ağırlıklı olarak <strong>Hristiyan </strong>bir grubu kaydetti. Çalışmanın Afganistan bölümü Kabil&#8217;deki <strong>149 </strong>Müslüman katılımcıyı kaydetti. Çalışmanın baş yazarı, Green&#8217;in Georgetown&#8217;daki laboratuvarında ve Pennsylvania Üniversitesi&#8217;nde doktora sonrası araştırmacı olan Adam Weinberger idi. Ortak yazarlar Zachery Warren ve Fathali Moghaddam, Kabil&#8217;de veri toplayan yerel Afgan araştırmacılardan oluşan bir ekip yönetti.</p>



<p>Warren, &#8220;Bu çalışmanın benim için ve ayrıca Afgan araştırma ekibi için en <strong>ilginç </strong>yönü, <strong>bilişsel </strong>süreçlerdeki kalıpları ve bu iki kültürde <strong>çoğaltılan inançları </strong>görmekti&#8221; diyor Warren. &#8220;Afganlar ve Amerikalılar, en azından dini inançla ilgili olan ve çevremizdeki dünyayı anlamlandıran belirli bilişsel süreçlerde farklı olmaktan çok benzer olabilirler. Birinin inancına bakılmaksızın, bulgular inancın doğasına dair heyecan verici içgörüler ortaya koyuyor.&#8221;</p>



<p>Green, &#8220;Örtük kalıp öğrenmeye daha yatkın bir beyin, beynin kendisini dünyanın neresinde veya hangi dini bağlamda bulursa bulsun, bir tanrıya <strong>inanmaya </strong>daha meyilli olabilir,&#8221; diye ekliyor, ancak daha fazla araştırmanın gerekli olduğu vurgulanıyor.</p>



<p>Green, &#8220;İyimser bir şekilde,&#8221; diye sonuçlandırıyor, &#8220;bu kanıt, farklı inançlara inananlar arasında temel insan seviyesinde bazı <strong>nöro</strong>&#8211;<strong>bilişsel </strong>ortak zemin sağlayabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/inanc-neden-ihtiyac-duyariz/">İnanç! Neden İhtiyaç Duyarız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/inanc-neden-ihtiyac-duyariz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Kızlar Cennete Kötü Kızlar Her Yere İyi Uyanlar Nereye? Sağlam Uyku Kişiyi İyi ve Sağlıklı Kılıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/iyi-kizlar-cennete-kotu-kizlar-her-yere-iyi-uyanlar-nereye-saglam-uyku-kisiyi-iyi-ve-saglikli-kiliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/iyi-kizlar-cennete-kotu-kizlar-her-yere-iyi-uyanlar-nereye-saglam-uyku-kisiyi-iyi-ve-saglikli-kiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 19:24:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir uyku, dinsel ilişki ve cennet algısı araştırması, ateistlerin ve agnostiklerin Katolikler ve Baptistlerden çok daha iyi uyuyan bireyler olduğunu buldu. İlk sonuçlar, ateistlerin ve agnostiklerin %73&#8217;ünün yedi saat veya daha fazla gece uykusu aldığını bildirdi ve bu, Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi tarafından optimal sağlığı desteklemek için öneriliyor. Buna karşılık, Katoliklerin% 63&#8217;ü ve Baptistlerin yalnızca% [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/iyi-kizlar-cennete-kotu-kizlar-her-yere-iyi-uyanlar-nereye-saglam-uyku-kisiyi-iyi-ve-saglikli-kiliyor/">İyi Kızlar Cennete Kötü Kızlar Her Yere İyi Uyanlar Nereye? Sağlam Uyku Kişiyi İyi ve Sağlıklı Kılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed.png" alt="" class="wp-image-950" width="403" height="403" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed.png 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-300x300.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-150x150.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/unnamed-420x420.png 420w" sizes="auto, (max-width: 403px) 100vw, 403px" /></figure></div>



<p id="first">Yeni bir uyku, <strong>dinsel ilişki ve cennet algısı</strong> araştırması, <strong>ateistlerin </strong>ve <strong>agnostiklerin Katolikler </strong>ve <strong>Baptistlerden </strong>çok daha iyi uyuyan bireyler olduğunu buldu.</p>



<p>İlk sonuçlar, ateistlerin ve agnostiklerin %73&#8217;ünün yedi saat veya daha fazla gece uykusu aldığını bildirdi ve bu, Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi tarafından optimal sağlığı desteklemek için öneriliyor. Buna karşılık, Katoliklerin% 63&#8217;ü ve Baptistlerin yalnızca% 55&#8217;i gecede en az yedi saat uyuduğunu bildirdi. Ateistler ve agnostikler de uykuya dalmakta daha az <strong>zorluk </strong>yaşadıklarını bildirdiler.</p>



<p>Teksas, Waco&#8217;daki Baylor Üniversitesi&#8217;nde bir öğrenci olan baş yazar Kyla Fergason, &#8220;Zihinsel sağlık olması gerektiği gibi kilise ortamlarında giderek daha fazla tartışılıyor, ancak uyku sağlığı tartışılmıyor&#8221; dedi. &#8220;Yine de uyku kaybının kilisenin temel değerleri olarak kabul edilen pek çok insan yeteneğinin altını oyduğunu biliyoruz: sosyal bir topluluğun olumlu bir üyesi olmak, öfke veya yargılamadan çok sevgi ve şefkat ifade etmek ve ahlaki akıl yürütme ve davranışta bütünlük sergilemek. Daha iyi uyumak bazı insanların <strong>imanlarını geliştirmelerine </strong>veya daha iyi Hıristiyan olmalarına yardımcı olabilir mi? Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz, ancak <strong>zihinsel</strong>, <strong>fiziksel </strong>ve <strong>bilişsel sağlığın </strong>genel popülasyonda <strong>uyku sağlığı</strong> ile iç içe olduğunu biliyoruz. &#8220;</p>



<p>Çalışma, dini bağlılık, davranışlar ve algılarla ilgili soruları içeren Baylor Din Araştırması&#8217;ndaki <strong>1.501 </strong>katılımcıdan oluşan nüfus temelli bir örneklemi içeriyordu. Katılımcılar ayrıca uykuya dalma güçlüklerini ve ortalama toplam uyku sürelerini de değerlendirdiler.</p>



<p>Sonuçlar ayrıca, gecede yedi saat veya daha fazla uyuduğunu bildiren katılımcıların cennete gideceklerine inanma olasılıklarının önemli ölçüde daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, bu cennet algıları, geceleri uykuya dalma zorluğuyla ilgisizdi. Yazarlara göre, bu örüntü, daha iyi uykunun daha <strong>iyimser </strong>bir bakış açısına yol açtığını gösteriyor ki bu, bu durumda cennete gitmenin <strong>olumlu beklentileri </strong>olarak <strong>tezahür </strong>ediyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/iyi-kizlar-cennete-kotu-kizlar-her-yere-iyi-uyanlar-nereye-saglam-uyku-kisiyi-iyi-ve-saglikli-kiliyor/">İyi Kızlar Cennete Kötü Kızlar Her Yere İyi Uyanlar Nereye? Sağlam Uyku Kişiyi İyi ve Sağlıklı Kılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/iyi-kizlar-cennete-kotu-kizlar-her-yere-iyi-uyanlar-nereye-saglam-uyku-kisiyi-iyi-ve-saglikli-kiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beden Değiş Tokuşu Benliğimizi Nasıl Etkiler?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/beden-degis-tokusu-benligimizi-nasil-etkiler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/beden-degis-tokusu-benligimizi-nasil-etkiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 19:03:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[beden değiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[takas]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kim olduğumuza dair duygumuzun çocukluk deneyimlerimiz, başkalarıyla olan etkileşimlerimiz gibi şeylerden etkilendiğine inanılıyor ve şimdi araştırmacılar bedenlerimiz diyor. Arkadaş çiftlerinin algısal bir yanılsamayla bedenlerini değiştirdiklerinde, kendi kişilikleri hakkındaki inançlarının, arkadaşlarının kişilikleri hakkındaki inançlarına daha çok benzediğini gösteriyor. Bulgular, psikolojik ve fiziksel benlik algımız arasındaki bu yakın bağın hafıza gibi işlevlerde de yer aldığını gösteriyor: Zihinsel benlik kavramımız [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beden-degis-tokusu-benligimizi-nasil-etkiler/">Beden Değiş Tokuşu Benliğimizi Nasıl Etkiler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd.jpg" alt="" class="wp-image-946" width="422" height="253" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd-600x360.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd-768x461.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd-300x180.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd-696x418.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bnd-700x420.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 422px) 100vw, 422px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>Kim olduğumuza</strong> dair duygumuzun çocukluk deneyimlerimiz, başkalarıyla olan etkileşimlerimiz gibi şeylerden etkilendiğine inanılıyor ve şimdi araştırmacılar bedenlerimiz diyor. Arkadaş çiftlerinin algısal bir yanılsamayla <strong>bedenlerini değiştirdiklerinde</strong>, kendi kişilikleri hakkındaki inançlarının, arkadaşlarının kişilikleri hakkındaki inançlarına daha çok benzediğini gösteriyor. Bulgular, <strong>psikolojik </strong>ve <strong>fiziksel benlik algımız </strong>arasındaki bu yakın bağın hafıza gibi işlevlerde de yer aldığını gösteriyor: <strong>Zihinsel benlik </strong>kavramımız fiziksel benliğimizle <strong>eşleşmediğinde </strong>hafızamız bozulabilir.</p>



<p>İsveç&#8217;teki Karolinska Enstitüsü&#8217;nde araştırmacı  Pawel Tacikowski, &#8220;Çocukken, bir gün başka birinin vücudunda uyanmanın nasıl bir şey olacağını hayal etmeyi severdim&#8221; diyor. &#8220;Muhtemelen birçok çocuğun bu fantezileri vardır ve sanırım bundan hiç kurtulmadım bunu sadece işime dönüştürdüm.&#8221;</p>



<p>Henrik Ehrsson liderliğindeki <strong>Beyin</strong>, <strong>Beden </strong>ve <strong>Benlik </strong>Laboratuvarı ekibi, diğer kişinin vücudunun canlı beslemelerini birinci şahıs <strong>perspektifinden </strong>gösteren gözlüklerle çift arkadaşlara <strong>teçhiz </strong>etti. Yanılsamayı ilerletmek için, her iki katılımcıya da karşılık gelen vücut kısımlarına eş zamanlı dokunuşlar yaptılar, böylece gözlükte gördüklerini de hissedebildiler. Birkaç dakika sonra, illüzyon genellikle işe yaradı; Araştırmacılar, yaptıklarını göstermek için arkadaşının vücudunu bir pervane bıçağıyla tehdit ettiler ve katılımcının sanki tehdit edilen kişi gibi ter döktüğünü buldular. Tacikowski, &#8220;Vücut değiş tokuşu artık bilim kurgu filmleri için ayrılmış bir alan değil,&#8221; diyor.</p>



<p>Katılımcılar yalnızca kısa bir süre için &#8220;başka birinin vücudunda uyanmış&#8221; gibi hissettirildi, ancak bu, kendi algılarını önemli ölçüde değiştirecek kadar uzun sürdü. Vücut değiş tokuşundan önce katılımcılar arkadaşlarını konuşkanlık, neşe, bağımsızlık ve güven gibi özelliklere göre <strong>derecelendirdiler</strong>. Bu taban çizgisine kıyasla, <strong>takas sırasında</strong> kendilerini vücudunda bulundukları arkadaşa daha benzer olarak değerlendirme eğilimindeydiler.</p>



<p>İllüzyon aynı zamanda <strong>hafızayı </strong>da etkiledi. Tacikowski, &#8220;İnsanların kendileriyle ilgili şeyleri hatırlamada daha iyi olduklarına dair sağlam bir bulgu var. Bu nedenle, illüzyon sırasında kişinin kendini temsiline müdahale edersek, bunun genellikle hafıza performanslarını düşürmesi gerektiğini düşündük,&#8221; diyor.</p>



<p>Ve oldu: illüzyondaki katılımcılar genellikle hafıza testlerinde daha kötü performans gösterdi. Daha da önemlisi, arkadaşlarının bedenini kendilerininmiş gibi daha tam olarak benimseyen ve kişilik derecelendirmelerini, arkadaşlarının puanlarına göre önemli ölçüde ayarlayan katılımcılar, vücutlarından kopuk hissettiğini belirtenlere göre testlerde daha iyi performans gösterdi. Araştırmacılar, bunun daha az &#8220;<strong>öz tutarsızlığa</strong>&#8221; sahip olmalarından, yani zihinsel ve fiziksel öz temsillerinin hala hizalı olduğu için olabileceğini söylüyorlar.</p>



<p>Bu bulgular, insanların ruhsal durumları ile bedenleri arasında bir uyumsuzluk hissettiği <strong>depersonalizasyon </strong>bozukluğuna ve depresyon gibi diğer <strong>psikiyatrik bozukluklara </strong>bakarken önemli olabilir. Tacikowski, &#8220;Benlik kavramının gerçekten hızlı bir şekilde değişme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyoruz, bu da bizi potansiyel olarak bazı ilginç pratik sonuçlara götürüyor,&#8221; diyor Tacikowski. &#8220;Depresyondan muzdarip insanlar genellikle kendileri hakkında günlük işleyişlerine zarar verebilecek çok katı ve olumsuz inançlara sahiptir. Bu illüzyonu biraz değiştirirseniz, bu inançları <strong>potansiyel </strong>olarak daha az katı ve daha az olumsuz hale getirebilir.&#8221;</p>



<p>Şimdilik, yine de <strong>benlik</strong> duygusunun <strong>bedensel </strong>ve <strong>psikolojik </strong>seviyelerde nasıl inşa edildiğine dair daha genel bir çerçeve formüle etmek istiyor. &#8220;Şimdi, <strong>zihnim </strong>bu davranışsal etkinin nasıl çalıştığı <strong>beyin mekanizmasının </strong>ne olduğu sorusuyla meşgul&#8221; diyor Tacikowski. &#8220;Daha sonra, bu modeli muhtemelen daha iyi tedaviler geliştirmek için daha <strong>spesifik klinik </strong>uygulamalar için kullanabiliriz.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beden-degis-tokusu-benligimizi-nasil-etkiler/">Beden Değiş Tokuşu Benliğimizi Nasıl Etkiler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/beden-degis-tokusu-benligimizi-nasil-etkiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çin&#8217;de esrar içilmesinin bilinen en eski belirtileri ortaya çıktı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cinde-esrar-icilmesinin-bilinen-en-eski-belirtileri-ortaya-cikti/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cinde-esrar-icilmesinin-bilinen-en-eski-belirtileri-ortaya-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 14:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ain]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[kenevir]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlar]]></category>
		<category><![CDATA[tütsü]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=940</guid>

					<description><![CDATA[<p>2.500 yıllık mezarlıkta bulunan tütsü brülörleri, bitkinin uçmak için kasıtlı olarak kullanıldığını gösteriyor. Pamir dağlarında mangal ve taşlar bulundu. Arkeologlar , batı Çin dağlarındaki eski bir mezarlıkta ortaya çıkarılan yanmış ahşap tütsü brülörlerinin , esrar içildiğine dair şimdiye kadar bulunan en eski açık kanıtları içerdiğini söylüyor. Brülörlerde ve içlerine yerleştirilmiş kömürleşmiş çakıl taşlarında bulunan yüksek etkili kenevir kalıntıları, Pamir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cinde-esrar-icilmesinin-bilinen-en-eski-belirtileri-ortaya-cikti/">Çin&#8217;de esrar içilmesinin bilinen en eski belirtileri ortaya çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/esra-620x400-1.jpg" alt="" class="wp-image-942" width="406" height="262" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/esra-620x400-1.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/esra-620x400-1-600x387.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/esra-620x400-1-150x97.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/esra-620x400-1-300x194.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 406px) 100vw, 406px" /></figure></div>



<p>2.500 yıllık mezarlıkta bulunan <strong>tütsü brülörleri</strong>, bitkinin <strong>uçmak </strong>için kasıtlı olarak kullanıldığını gösteriyor. Pamir dağlarında  mangal ve taşlar bulundu.</p>



<p>Arkeologlar , batı Çin dağlarındaki eski bir <strong>mezarlıkta </strong>ortaya çıkarılan yanmış ahşap tütsü brülörlerinin , <strong>esrar </strong>içildiğine dair şimdiye kadar bulunan en eski açık kanıtları içerdiğini söylüyor.</p>



<p>Brülörlerde ve içlerine yerleştirilmiş kömürleşmiş çakıl taşlarında bulunan yüksek etkili <strong>kenevir </strong>kalıntıları, Pamir dağlarındaki 2.500 yıllık <strong>Jirzankal </strong>mezarlığındaki cenaze törenlerinin oldukça puslu bir olay olabileceğini düşündürüyor.</p>



<p>Bilim adamları, taşların tahta mangallara aktarılmadan önce ateşte ısıtıldığına ve usulüne uygun olarak <strong>psikoaktif </strong>dumanı yükselten kenevirle kaplandığına inanıyor. Eşlik eden müzikle birlikte, baş döndürücü dumanlar mevcutları doğa, ruhlar veya ölülerle bir araya gelmeye teşvik etmiş olabilir.</p>



<p>Araştırmacılar daha önce Orta Asya&#8217;daki antik sitelerde kenevir kalıntıları buldular, ancak en son keşif yüksek seviyelerde aktif bileşik, <strong>THC </strong>içeren bitkilerin <strong>kasıtlı </strong>kullanımına ve <strong>yutulmak </strong>yerine <strong>solunan </strong>esrar olduğuna işaret ediyor.</p>



<p>&#8220;Esrar içiminin kökenleri hakkında uzun süredir devam eden bir tartışma var, eski kullanımın birçok <strong>spekülatif </strong>iddiası var&#8221;. &#8220;Bu çalışma, hem bitkide artan <strong>kimyasal </strong>üretim hem de bitkinin bir ilaç olarak <strong>yakılmasıyla </strong>ilgili en erken kesin kanıtı sağlıyor.&#8221;</p>



<p>Keşif, Çinli arkeologlar <strong>Jirzankal </strong>mezarlığında kazdıkları 10 ahşap mangal üzerinde testler yaptıklarında gerçekleşti. Brülörlerin sahada <strong>ritüel </strong>bir rolü olduğundan şüpheleniyorlardı ve analizlerin bazı cevaplar vereceğini umuyorlardı.</p>



<p>Bilim adamları brülörlerden ve kömürleşmiş taşlardan dört tanesini kazıdılar ve parçaları <strong>gaz kromatografisi</strong> <strong>kütle spektrometresi </strong>adı verilen bir prosedürle analiz ettiler. Hassas teknik, çok küçük miktarlarda kimyasal kalıntıları tespit edebilir.</p>



<p>Pekin&#8217;deki Çin Bilimler Akademisi Üniversitesi&#8217;nden Yimin Yang, &#8220;Heyecanımıza esrarın <strong>biyobelirteçlerini</strong>, özellikle bitkinin psikoaktif özellikleriyle ilgili kimyasalları belirledik&#8221; dedi. <strong>Spesifik </strong>olarak, bilim adamları, <strong>THC oksitlendiğinde </strong>üretilen bir madde olan <strong>kannabinol </strong>buldular. Diğer kenevir parçalama ürünlerinin eksikliği göz önüne alındığında, bilim adamları bitkilerin THC bakımından yüksek olarak seçildiğine inanıyorlar, ancak bunların yetiştirilip yetiştirilmediği veya vahşi doğada bulunup bulunmadığı belirsiz.</p>



<p>Arkeologlar, ahşap brülörlerin ve kararmış taşların yanı sıra ahşap tabak ve kaseler, cam boncuklar, ipek parçaları ve eski cenaze törenlerinde <strong>kurban törenlerinde </strong>sıklıkla kullanılan bir alet olan Çin <strong>arpını </strong>da kazdılar. Sahada gömülü kişilerin iskeletleri ayrıntılı olarak incelenmedi, ancak bazılarının kafataslarında delikler ve kemiklerinde ölümcül kesikler ve kırılmalar var, bu da ölülerin en azından bir kısmının <strong>feda </strong>edilmesi olasılığını artırıyor.</p>



<p>Yang, &#8220;Neredeyse tüm mangallarda esrar biyobelirteçleri var ve bir mangal ciddi şekilde yandı, bu da mangalların cenaze törenleri sırasında muhtemelen doğa veya ruhlar veya ölen insanlarla iletişim kurmak için kullanıldığını gösteriyor&#8221; dedi. .</p>



<p>Jirzankal mezarlığı, siyah ve beyaz taşların paralel uzantıları ile desenlendirilmiş kurak bir arazide deniz seviyesinden 3.000 metreden 9.800 ft daha yüksekte oturuyor. Bazıları çeşitli cesetlerin bulunduğu alandaki bireysel mezarların girişleri, etrafı taş dairelerle çevrili höyüklerle işaretlenmiştir. Bilim adamları, ahşap mangalların daha seçkin mezarlarda bulunduğunu söyledi.</p>



<p>Esrar içmenin kökenleri hakkında çok az şey biliniyor, ancak mezarlıkta kullanılması <strong>Herodot&#8217;un </strong>MÖ 5. yüzyıla ait <strong>yazılı </strong>anlatımıyla <strong>rezonansa </strong>giriyor. Tarihlerinde, MÖ 1. binyılın ortalarında <strong>Hazar </strong>bozkırlarında yaşayan insanların nasıl küçük bir çadırda oturduklarını ve bitkileri bir kapta sıcak taşlar üzerinde nasıl yakacaklarını anlattı. Esrar kullanımına ilişkin diğer kanıtlar, Çin&#8217;in daha kuzeyindeki mezarlık alanlarında ve Rusya&#8217;nın <strong>Altay </strong>dağlarında ortaya çıktı.</p>



<p>Bugün uzak olmasına rağmen, dağlık Pamir bölgesi bir zamanlar <strong>İpek Yolu</strong>&#8216;nun yoğun bir ticaret güzergahı olduğu bilinmekte ve orada kullanımış olabilir. Esrar içimi oralarda veya yakınlarda ortaya çıkmışsa, kenevir içiminin Orta Asya&#8217;dan <strong>dünyaya yayılmasına </strong>yardımcı olmuş olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cinde-esrar-icilmesinin-bilinen-en-eski-belirtileri-ortaya-cikti/">Çin&#8217;de esrar içilmesinin bilinen en eski belirtileri ortaya çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cinde-esrar-icilmesinin-bilinen-en-eski-belirtileri-ortaya-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her El Ele Bulduğumuza Aşık Demesek Mi Modena Aşıkları Erkekmiş!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/her-el-ele-buldugumuza-asik-demesek-mi-modena-asiklari-erkekmis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/her-el-ele-buldugumuza-asik-demesek-mi-modena-asiklari-erkekmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 14:28:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[modena]]></category>
		<category><![CDATA[valdaro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacılar, çiftin birlikte ölen kardeşler, kuzenler veya askerler olabileceğine inanıyor &#8220;Modena Lovers&#8221; ın iskelet kalıntıları. Birçok eski mezarda el ele tutuşan çiftler vardı, ancak her durumda bir erkek ve bir kadın vardı. Araştırmacılar, el ele gömüldükleri için sözde bir çift iskelet olan &#8220;Modena Aşıkları&#8221; nın her ikisinin de erkek olduğunu buldular. MS 4. ve 6. yüzyıllar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-el-ele-buldugumuza-asik-demesek-mi-modena-asiklari-erkekmis/">Her El Ele Bulduğumuza Aşık Demesek Mi Modena Aşıkları Erkekmiş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ask6.jpg" alt="" class="wp-image-937" width="498" height="310" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ask6.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ask6-600x373.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ask6-150x93.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ask6-300x186.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ask6-696x432.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ask6-676x420.jpg 676w" sizes="auto, (max-width: 498px) 100vw, 498px" /><figcaption>Bu arkadaşlar o arkadaşlar değil, bunlar daha önce bulunan Valdaro aşıkları bizimkiler sadece el ele tutuşuyor <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></figcaption></figure></div>



<p>Araştırmacılar, çiftin birlikte ölen kardeşler, kuzenler veya askerler olabileceğine inanıyor</p>



<p>&#8220;<strong>Modena Lovers</strong>&#8221; ın iskelet kalıntıları. Birçok eski mezarda el ele tutuşan çiftler vardı, ancak her durumda bir erkek ve bir kadın vardı.</p>



<p>Araştırmacılar, el ele gömüldükleri için sözde bir çift iskelet olan &#8220;Modena Aşıkları&#8221; nın her ikisinin de erkek olduğunu buldular.</p>



<p>MS 4. ve 6. yüzyıllar arasındaki kemikler, 2009 yılında kuzey İtalya&#8217;daki Modena yakınlarındaki bir mezarlıkta bulundu .</p>



<p>Kalıntıların kötü durumundan dolayı, genetik analiz teknikleri kullanılarak art arda yapılan girişimlere rağmen çiftin <strong>cinsiyetini </strong>belirlemek mümkün olmadı.</p>



<p>Şimdi, Bologna Üniversitesi&#8217;nden diş minesinde bulunan proteini kullanarak yeni bir teknik geliştiren bir grup araştırmacı, iskeletlerin <strong>iki erkeğe</strong> ait olduğunu açıkladı.</p>



<p>El ele gömülen, hatta kucaklaşan iki kişinin <strong>keşfi </strong>yeni bir şey değil. Yaklaşık <strong>6.000 </strong>yıl önce ölen <strong>Valdaro Aşıkları</strong>, İtalya&#8217;nın kuzeyindeki <strong>Mantua </strong>eyaletine gömüldü. Yunanistan, Türkiye, Romanya ve Sibirya&#8217;da başka vakalar da var. Ancak tüm bu durumlarda çiftler erkek ve kadındı.</p>



<p>Bologna Üniversitesi&#8217;nde araştırmacı ve Doğa araştırmasının baş yazarı Federico Lugli, Rai News&#8217;e &#8220;Şu anda bu türden başka bir örnek yok&#8221; dedi . &#8220;Geçmişte çiftlerin el ele tutuştuğu birçok mezar bulundu, ancak her durumda bir erkek ve bir kadın vardı. Modena&#8217;daki cenazede iki kişi arasındaki bağın ne olabileceği bir sır olarak kalır.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar, ikisinin savaşta birlikte ölen kardeşler, kuzenler veya askerler olabileceğine inanıyor. Aynı bölgede keşfedilen diğer kişilerin bazı iskeletleri, muhtemelen şiddetli çatışma zamanlarında ölümle ilgili <strong>travma </strong>belirtileri gösterdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-el-ele-buldugumuza-asik-demesek-mi-modena-asiklari-erkekmis/">Her El Ele Bulduğumuza Aşık Demesek Mi Modena Aşıkları Erkekmiş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/her-el-ele-buldugumuza-asik-demesek-mi-modena-asiklari-erkekmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8.000 Yıllık İnci Dünyanın En Eskisi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/8-000-yillik-inci-dunyanin-en-eskisi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/8-000-yillik-inci-dunyanin-en-eskisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 12:24:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[abu dabi]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[inci]]></category>
		<category><![CDATA[marawah adası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkeologlar, Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin başkenti açıklarındaki adada doğal incinin bulunduğunu söyledi İnci, Marawah Adası&#8217;ndaki bir arkeolojik alandan çıkarıldı. Arkeologlar dünyanın en eskisi olduğunu söylediği 8.000 yıllık bir inci, nesnelerin neolitik çağlardan beri ticaretinin yapıldığının kanıtı olduğunu söyleyen yetkililere göre, Abu Dabi&#8217;de sergilenecek. Doğal inci, Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin başkenti açıklarındaki Marawah Adası&#8216;ndaki kazılarda bulundu ve ülkede bulunan en eski [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/8-000-yillik-inci-dunyanin-en-eskisi/">8.000 Yıllık İnci Dünyanın En Eskisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/6728.jpg" alt="" class="wp-image-932" width="479" height="288" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/6728.jpg 445w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/6728-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/6728-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 479px) 100vw, 479px" /></figure></div>



<p>Arkeologlar, Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin başkenti açıklarındaki adada <strong>doğal incinin</strong> bulunduğunu söyledi</p>



<p>İnci, Marawah Adası&#8217;ndaki bir arkeolojik alandan çıkarıldı.</p>



<p>Arkeologlar dünyanın en eskisi olduğunu söylediği <strong>8.000 </strong>yıllık bir <strong>inci</strong>, nesnelerin neolitik çağlardan beri ticaretinin yapıldığının kanıtı olduğunu söyleyen yetkililere göre, <strong>Abu Dabi&#8217;</strong>de sergilenecek.</p>



<p>Doğal inci, Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin başkenti açıklarındaki <strong>Marawah Adası</strong>&#8216;ndaki kazılarda bulundu ve ülkede bulunan en eski mimariyi ortaya çıkardı.</p>



<p>Abu Dabi&#8217;nin kültür ve turizm bölümü başkanı Mohamed al Muabarak, &#8220;İncinin geldiği katmanlar MÖ 5800-5600&#8217;e <strong>karbon tarihlidir</strong>&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;Abu Dabi&#8217;de dünyanın en eski incisinin keşfi, son ekonomik ve kültürel tarihimizin çoğunun tarih öncesi şafağa kadar uzanan derin köklere sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor.&#8221;</p>



<p>Çok sayıda çökmüş neolitik taş yapıdan oluşan Marawah mevkiindeki kazılarda seramikler, kabuk ve taştan boncuklar ve çakmaktaşı ok uçları da ortaya çıktı.</p>



<p>İnci, 30 Ekim&#8217;de Louvre Abu Dabi&#8217;de açılacak olan 10.000 Yıllık Lüks sergisinde ilk kez gösterilecek .</p>



<p>Emirlik uzmanları, incilerin seramik ve diğer mallar karşılığında Mezopotamya&#8217;dan eski Irak&#8217;tan gelen insanlarla ticaretinin yapıldığına inanıyor. Muhtemelen <strong>mücevher </strong>olarak da <strong>giyildiler</strong>.</p>



<p>Kültür departmanı, &#8220;Bölgeyi gezen Venedikli mücevher tüccarı Gasparo Balbi, 16. yüzyılda Abu Dabi kıyılarındaki adalardan inci kaynağı olarak bahsediyor&#8221; dedi.</p>



<p>İnci endüstrisi BAE ekonomisini <strong>destekliyordu </strong>ancak Japonların gelişi ile 1930&#8217;larda inci ticareti çöktü kültür çatışmalarıyla küresel ekonomileri <strong>sarsıldı</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/8-000-yillik-inci-dunyanin-en-eskisi/">8.000 Yıllık İnci Dünyanın En Eskisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/8-000-yillik-inci-dunyanin-en-eskisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pompeii&#8217;de ortaya çıkan Yunan efsanesini tasvir eden erotik fresk</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/pompeiide-ortaya-cikan-yunan-efsanesini-tasvir-eden-erotik-fresk/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/pompeiide-ortaya-cikan-yunan-efsanesini-tasvir-eden-erotik-fresk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 12:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[castor ve pollux]]></category>
		<category><![CDATA[helen]]></category>
		<category><![CDATA[leda ve kuğu]]></category>
		<category><![CDATA[pompeii]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yıl yapılan kazılarda Leda ve kuğunun iyi korunmuş görüntüsü bulundu Leda ve kuğu freski. Görüntü, Pompeii ve Herculaneum&#8217;daki evlerde oldukça yaygındı ve her ikisi de AD79&#8217;da Vezüv Yanardağı patladığında yıkıldı. Yunan efsanesi Leda ve Kuğu&#8217;dan bir erotik sahneyi betimleyen bir fresk, antik Roma kenti Pompeii&#8217;de ilk kez halka açıldı. Kuğu kılığına girmiş Roma tanrısı Jüpiter [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/pompeiide-ortaya-cikan-yunan-efsanesini-tasvir-eden-erotik-fresk/">Pompeii&#8217;de ortaya çıkan Yunan efsanesini tasvir eden erotik fresk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-615x1024.jpg" alt="" class="wp-image-928" width="348" height="579" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-615x1024.jpg 615w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-361x600.jpg 361w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-150x250.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-300x499.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-600x998.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-696x1158.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-252x420.jpg 252w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144-505x840.jpg 505w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/5ca1cacf45d2a029641b0144.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></figure></div>



<p>Geçen yıl yapılan kazılarda <strong>Leda </strong>ve <strong>kuğunun </strong>iyi korunmuş görüntüsü bulundu</p>



<p>Leda ve kuğu freski. Görüntü, Pompeii ve Herculaneum&#8217;daki evlerde oldukça yaygındı ve her ikisi de AD79&#8217;da Vezüv Yanardağı patladığında yıkıldı.</p>



<p>Yunan efsanesi Leda ve Kuğu&#8217;dan bir erotik sahneyi betimleyen bir fresk, antik Roma kenti Pompeii&#8217;de ilk kez halka açıldı.</p>



<p>Kuğu kılığına girmiş Roma tanrısı Jüpiter tarafından emprenye edilen Leda figürünün iyi korunmuş freski, geçtiğimiz yıl arkeoloji parkında birkaç sürprizle sonuçlanan bir bölge olan Regio V kazılarında bulundu .<strong>Pompeii&#8217;deki </strong>yeni keşifler, bölgedeki rönesansın ortasında geldi.</p>



<p>Leda, Yunan mitolojisinde önemli bir figürdür.&nbsp;Jüpiter&#8217;in Yunan versiyonu Zeus ve ölümlü bir Sparta kralı tarafından babası olan çocukları doğurduğu söyleniyordu.&nbsp;Efsaneye göre, çocukları arasında güzel Truva&#8217;lı Helen ve ikizler Castor ve Pollux vardı.</p>



<p>AB tarafından finanse edilen Büyük Pompeii Projesi kapsamında kazılan arkeolojik parkın kuzeyinde 21,8 hektarlık (54 dönümlük) bir alan olan <strong>Regio </strong>V&#8217;in ne zaman halkın erişimine açık olacağı belirsiz. Geçen yılın başlarında başlayan kazı, 1960&#8217;lardan bu yana sahadaki en yoğun kazı oldu.</p>



<p>Son keşiflerden biri, gladyatörlerle savaşan bir <strong>freskti </strong>. Fresk, muhtemelen gladyatörlerin uğrak yeri olan ve seks işçileriyle yatmaları için daha yüksek bir katta konaklama sağlayan bir meyhanenin merdiven boşluğunun altındaki bir duvarda bulundu.</p>



<p>Bir villada bir araya toplanmış iki kadın ve üç çocuğun iskeletlerinin yanı sıra koşumlu bir at ve eyer kalıntıları da dahil olmak üzere insan kalıntıları da bulundu.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/pompeiide-ortaya-cikan-yunan-efsanesini-tasvir-eden-erotik-fresk/">Pompeii&#8217;de ortaya çıkan Yunan efsanesini tasvir eden erotik fresk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/pompeiide-ortaya-cikan-yunan-efsanesini-tasvir-eden-erotik-fresk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prag yenilemesi, sokakları döşemek için kullanılan Yahudi mezar taşlarını ortaya çıkardı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/prag-yenilemesi-sokaklari-dosemek-icin-kullanilan-yahudi-mezar-taslarini-ortaya-cikardi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/prag-yenilemesi-sokaklari-dosemek-icin-kullanilan-yahudi-mezar-taslarini-ortaya-cikardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2020 10:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[davutun yıldızı]]></category>
		<category><![CDATA[ibranice]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlar]]></category>
		<category><![CDATA[prag]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı Yahudi mezar taşları, Prag&#8217;ın Wenceslas Meydanı&#8217;nda işçiler tarafından kazıldı. Prag&#8217;ın turistik bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmaları sırasında Yahudi mezar taşlarından yapılmış düzinelerce kaldırım taşı bulundu, bu da eski komünist rejimin inşaat malzemeleri için sinagoglara ve mezarlıklara baskın düzenlediği yönündeki spekülasyonları doğruladı. Çek Cumhuriyeti&#8217;nin en dramatik tarihi olaylarından bazılarına sahne olan ve sık sık siyasi protestoların [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/prag-yenilemesi-sokaklari-dosemek-icin-kullanilan-yahudi-mezar-taslarini-ortaya-cikardi/">Prag yenilemesi, sokakları döşemek için kullanılan Yahudi mezar taşlarını ortaya çıkardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333.jpg" alt="" class="wp-image-924" width="420" height="315" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-600x450.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-768x576.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-696x522.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-560x420.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-265x198.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/612664395a40232133447d33247d383334353034393333-530x396.jpg 530w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></figure></div>



<p>Bazı Yahudi mezar taşları, Prag&#8217;ın Wenceslas Meydanı&#8217;nda işçiler tarafından kazıldı.</p>



<p>Prag&#8217;ın turistik bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmaları sırasında Yahudi mezar taşlarından yapılmış düzinelerce kaldırım taşı bulundu, bu da eski komünist rejimin inşaat malzemeleri için sinagoglara ve mezarlıklara baskın düzenlediği yönündeki <strong>spekülasyonları </strong>doğruladı.</p>



<p>Çek Cumhuriyeti&#8217;nin en dramatik tarihi olaylarından bazılarına sahne olan ve sık sık siyasi protestoların yapıldığı şehrin simgesi Wenceslas Meydanı&#8217;ndaki 10,6 milyon sterlinlik bir makyaj projesinin açılış aşamasında geldi.</p>



<p>Prag hahamlığında üst düzey bir yetkili olan haham Chaim Kočí, işçilerin alt kısımlarında <strong>İbranice </strong>harfleri, <strong>Davut&#8217;un yıldızını </strong>ve merhum tarihleri ​​gösteren kaldırım taşlarını ortaya çıkardığına tanık oldu. Diğer taşlar boştu ancak mezarlıklardan da alındıklarını gösteren cilalı yüzeylere sahipti.</p>



<p>Yahudi liderler, eski <strong>Çekoslovakya&#8217;yı soğuk savaş </strong>sırasında kırk yıldan fazla bir süredir yöneten <strong>komünist </strong>yetkililerin, <strong>Wenceslas Meydanı&#8217;nı </strong>çok övünerek yayalaştırmak için Yahudi mezarlıklarından taş işçiliği yaptıklarına dair uzun süredir devam eden şüphelerin kanıtı olarak ortaya çıkardılar.</p>



<p>Amiral gemisi projesi, o zamanki Sovyet lideri Mikhail Gorbaçov&#8217;un 1987&#8217;de yaptığı bir gezinti turu sırasında sergilendi.</p>



<p>Taş işçiliğinin bir kısmının mezarlıktan gelmiş olabileceğine dair şüpheler ilk olarak Prag&#8217;daki Yahudi müzesi müdürü Leo Pavlat tarafından gündeme getirildi ve orijinal plan üzerinde çalışma yapılırken mezar taşı işaretli iki kaldırım taşı bulduğunu hatırladı.&nbsp;Onun yorumları, Prag belediye meclisinin, Yahudi cemaatinin en son yeniden geliştirme başladığında siteyi incelemesine izin vermesini kabul etmesini sağladı.</p>



<p>“Tarihsel kayıt için bir şeyi doğru yapıyoruz.&nbsp;Bunlar belki 100 yıldır ölü olan insanların mezarlarından çıkan taşlar ve şimdi burada yatıyorlar.&nbsp;Hoş değil.&#8221;</p>



<p>Mezar taşları parke taşı oluşturacak şekilde <strong>kırıldığı </strong>için ölülerin isimleri belirlenemiyor. Prag&#8217;ın Habsburg imparatorluğunun bir parçası olduğu <strong>1877</strong>&#8216;de bir kişinin öldüğü görülürken, en son ölümün <strong>1970</strong>&#8216;lerde komünizmin doruğunda olduğu gösteriliyor.</p>



<p>Taşlar farklı mezarlıklardan alınmış gibi görünüyor.</p>



<p>Topluluk liderleri onları, Prag&#8217;ın Žižkov semtindeki eski Yahudi mezarlığında bir anıt oluşturmak için bir araya getirmeyi planlıyorlar. Bu mezarın bir kısmı komünist dönemde halka açık bir park inşa etmek ve ardından büyük bir televizyon kulesi inşa etmek için lekelenmişti .</p>



<p>Sinagogların ve mezarlıkların, genel olarak dini kurumlara ve özelde <strong>Yahudiliğe </strong>karşı resmi olarak onaylanmış düşmanca bir politika altında bakıma muhtaç hale gelmesine izin verildi ve bu da onları <strong>yağmalamaya </strong>açık hale getirdi.</p>



<p>Prag Yahudi cemaatinin başkanı František Bányai, keşfin kendisini komünist rejime kızdırdığını söyledi.</p>



<p>&#8220;Komünist dönemlerde mevcut Çek Cumhuriyeti bölgesinde Nazilere göre daha fazla Yahudi sinagogu yok edildi&#8221; dedi. Dine özel yaklaşımlarından kaynaklanıyordu. Yahudilik karşıtlığı resmi bir politikaydı ve tüm Yahudi komiteleri gizli polisin kontrolü altında denetleniyor ve yönetiliyordu. Yahudi olmak her açıdan olumsuzdu ama Hıristiyan kilisesi için de aynıydı. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/prag-yenilemesi-sokaklari-dosemek-icin-kullanilan-yahudi-mezar-taslarini-ortaya-cikardi/">Prag yenilemesi, sokakları döşemek için kullanılan Yahudi mezar taşlarını ortaya çıkardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/prag-yenilemesi-sokaklari-dosemek-icin-kullanilan-yahudi-mezar-taslarini-ortaya-cikardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzmeyi Bilmeyen Spermler Belkide Kısırlığın Tek Sebebi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yuzmeyi-bilmeyen-spermler-belkide-kisirligin-tek-sebebi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yuzmeyi-bilmeyen-spermler-belkide-kisirligin-tek-sebebi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 22:32:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[orantı]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sperm düşündüğümüzden farklı yüzer. Kuyruklarını bir yılan balığı gibi simetrik olarak dalgalandırmak yerine, genel bir ileri hareket vermek için uzun eksenleri etrafında dönme ile birleşen orantısız bir kıpırdama vardır. İngiltere&#8217;deki Bristol Üniversitesi&#8217;nden Hermes Gadêlha, &#8220;Asimetri rotasyon nedeniyle iptal oluyor&#8221; diyor. &#8220;Tirbuşon hareketiyle yüzdüklerinde su samuru gibiler.&#8221; Hollandalı Anton van Leeuwenhoek tarafından 1677&#8217;de karısıyla seks yaptıktan sonra alınan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yuzmeyi-bilmeyen-spermler-belkide-kisirligin-tek-sebebi/">Yüzmeyi Bilmeyen Spermler Belkide Kısırlığın Tek Sebebi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="400" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ss.jpg" alt="" class="wp-image-920" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ss.jpg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ss-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ss-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure></div>



<p>Sperm düşündüğümüzden farklı yüzer. Kuyruklarını bir yılan balığı gibi simetrik olarak dalgalandırmak yerine, genel bir ileri hareket vermek için uzun eksenleri etrafında dönme ile birleşen <strong>orantısız </strong>bir kıpırdama vardır.</p>



<p>İngiltere&#8217;deki Bristol Üniversitesi&#8217;nden Hermes Gadêlha, &#8220;<strong>Asimetri rotasyon </strong>nedeniyle iptal oluyor&#8221; diyor. &#8220;Tirbuşon hareketiyle yüzdüklerinde su samuru gibiler.&#8221;</p>



<p>Hollandalı Anton van Leeuwenhoek tarafından 1677&#8217;de karısıyla seks yaptıktan sonra alınan kendi spermini gördüğünde, insan spermi mikroskop altında görülen ilk canlı hücrelerdi.&nbsp;Bilim adamı daha sonra onları &#8220;sudaki yılan balığı gibi yılan benzeri bir hareket&#8221; olarak tanımladı.&nbsp;Ve bu görüş şimdiye kadar devam etti.</p>



<p>Gadêlha&#8217;nın ekibi, kuyruğun tüm farklı kısımları netleşmek üzere numuneyi çok hızlı bir şekilde yukarı ve aşağı hareket ettiren bir mikroskopla birlikte saniyede <strong>55.000 </strong>kare hızında bir 3D kamera kaydı kullanarak sperm hareketinin şimdiye kadarki en iyi videosunu yaptı .Sperm yüzme yanılsaması Hacim %90.</p>



<p>Bu, kırbaç benzeri kuyruğun asimetrik olarak <strong>attığını </strong>gösterdi, çünkü sadece bir tarafa doğru kıpırdadı. Tek başına, bu spermi daireler halinde yüzmeye gönderir ancak sperm hareketinin ikinci yönü, uzun <strong>eksenleri etrafında </strong>dönmeleri, ileriye doğru hareket etmelerini sağlar.</p>



<p>Gadêlha, &#8220;Yalnızca tek ayakla yüzebileceğinizi hayal edin daireler çizerek yüzersiniz diyor.&#8221; &#8220;Ama yüzerken bir taraftan diğerine döndürürseniz, vuruşunuzun asimetrisini dengelersiniz.&#8221;</p>



<p>Kuyruğunu hareket ettiren bir spermin içindeki <strong>moleküler </strong>makine asimetrik olduğundan ve bunun varsayılan simetrik kuyruk hareketini nasıl üretebileceği bilinmediğinden, bulgu bir bulmacayı çözdü.</p>



<p> Gadêlha, spermin nasıl hareket ettiğinin daha iyi bir resminin, iyi yüzemeyen spermin neden olduğu erkek kısırlığını anlamamıza yardımcı olabileceğini  söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yuzmeyi-bilmeyen-spermler-belkide-kisirligin-tek-sebebi/">Yüzmeyi Bilmeyen Spermler Belkide Kısırlığın Tek Sebebi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yuzmeyi-bilmeyen-spermler-belkide-kisirligin-tek-sebebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üremek İçin Bir Erkeğe İhtiyacın Yok Deseler?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uremek-icin-bir-erkege-ihtiyacin-yok-deseler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uremek-icin-bir-erkege-ihtiyacin-yok-deseler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 21:57:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[döllenme]]></category>
		<category><![CDATA[eşeysiz]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=915</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsiyet, organizmaların genlerini karıştırıp birleştirerek birden fazla ebeveynden miras alınan özelliklere sahip yavrular üreten süreçtir. Bu sadece bir zevk kaynağı değildir . Seks, doğal dünyada görülen en muhteşem olaylardan bazılarının temelini oluşturur ve evrimsel tarihin akışını şekillendirmeye yardımcı olmuştur. Aynı zamanda bilimsel bir gizemdir. Cinsel olarak üreyen türler normalde erkek ve dişi olarak adlandırılan iki türe veya cinsiyete ayrılır. Her biri gamet adı verilen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uremek-icin-bir-erkege-ihtiyacin-yok-deseler/">Üremek İçin Bir Erkeğe İhtiyacın Yok Deseler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dnz.jpg" alt="" class="wp-image-916" width="447" height="208" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dnz.jpg 538w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dnz-150x70.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dnz-300x139.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dnz-534x250.jpg 534w" sizes="auto, (max-width: 447px) 100vw, 447px" /></figure></div>



<p><strong>Cinsiyet</strong>, organizmaların genlerini karıştırıp birleştirerek birden fazla ebeveynden miras alınan özelliklere sahip <strong>yavrular </strong>üreten süreçtir. Bu sadece bir zevk kaynağı değildir . <strong>Seks</strong>, doğal dünyada görülen en muhteşem olaylardan bazılarının temelini oluşturur ve evrimsel tarihin akışını şekillendirmeye yardımcı olmuştur. Aynı zamanda bilimsel bir gizemdir.</p>



<p>Cinsel olarak <strong>üreyen </strong>türler normalde erkek ve dişi olarak adlandırılan<strong> iki türe</strong> veya cinsiyete ayrılır. Her biri <strong>gamet </strong>adı verilen özel bir <strong>hücre </strong>üretir. İnsanlarda erkek gametlere <strong>sperm</strong>, dişi gametlere <strong>yumurta </strong>denir. Bebek yapmak için spermin bir yumurtayla kaynaşması &#8220;<strong>döllemesi</strong>&#8221; gerekir. Bu yeni hücre daha sonra tekrar tekrar <strong>bölünür</strong> bir <strong>embriyoya </strong>ve nihayetinde bir bebeğe dönüşür.</p>



<p>Gametlerle ilgili benzersiz olan şey, taşıdıkları <strong>DNA&#8217;dır</strong>. Vücudumuzdaki hücrelerin çoğu, her genin iki kopyasını içerir, ancak sperm ve yumurtanın yalnızca <strong>bir kopyası </strong>vardır. Yeni embriyo ancak bir araya geldiklerinde ihtiyaç duyduğu iki kopyaya sahip olur. Her iki ebeveynden gelen genlerin bu şekilde <strong>birleştirilmesi</strong>, yeni yavruların ve dolayısıyla türün her üyesinin benzersiz bir <strong>gen setine </strong>sahip olmasını sağlar.</p>



<p>Yüzey seviyesinde, seks her yerde görünüyor. Çoğu hayvan ve bitki cinsel olarak <strong>çoğalır </strong>ve bir eş bulma onunla kur yapma süreci olağanüstü olabilir. Cennet kuşlarının güzel tüylerini geliştirmelerinin nedeni budur, erkek geyiklerin neden büyük boynuzları çıkardığı ve egemenlik için savaştığı, bazı deniz salyangozlarının neden birbirlerini kafalarından bıçakladığı ve erkek ördeklerin neden bu kadar tuhaf penisleri olduğu. Çiftleşme son derece tehlikeli de olabilir : Erkek peygamberdevesi dişi peygamberdevesi onları öldürüp yediğinden çoğu zaman hayatlarından kaçamazlar.</p>



<p>Ancak seksin görünürdeki her yerde bulunması bir yanılsamadır belki de buna <strong>eğilimliyizdir</strong>, çünkü çoğumuz onunla daha çok ilgileniyoruz. Çiftleşen erkek ve dişiler yavru yapmanın bir yoludur, ancak tek yol bu değildir.</p>



<p>Öncelikle, bazı organizmaların <strong>ikiden fazla cinsiyeti</strong> vardır. Tek hücreli organizma Tetrahymena thermophila , &#8220;çiftleşme türleri&#8221; olarak bilinen yedi taneye sahiptir ve tek kural, bireylerin çiftleşme tiplerinin dışında çiftleşmek zorunda olmalarıdır .</p>



<p>İnsanlarda bile kadın erkek ayrımı göründüğü kadar sert ve hızlı değildir. Önemli sayıda insan <strong>interseks </strong>, yani her iki sınıflandırmaya da tam olarak uymuyorlar.</p>



<p>Cinsiyeti cinsiyetle karıştırmamak da önemlidir. Cinsiyet, genler ve <strong>anatomi </strong>gibi fiziksel özelliklerle ilgili <strong>biyolojik </strong>bir terimdir, oysa cinsiyet <strong>sosyolojik </strong>ve <strong>psikolojik </strong>bir kavramdır. İkisi arasında çok fazla örtüşme olsa da, hiçbir şekilde mükemmel bir eşleşme değildir.</p>



<p>Canlı organizmaların büyük çoğunluğu <strong>tek hücrelidir </strong>ve onunla uğraşmazlar. Bakteriler basitçe <strong>ikiye bölünerek</strong> bir çift özdeş &#8221; <strong>klon </strong>&#8221; hücre üretirler. Dahası, bazı dişi hayvanlar bir erkeğin yardımı olmadan yavru yapabilir: bu <strong>partenogenez </strong>veya <strong>bakire </strong>doğum olarak bilinir .</p>



<p>Görünüşe bakılırsa, kendinizi klonlayarak çoğaltmak kazanmalı çünkü hem daha hızlı hem de daha kolay. Cinsiyetin neden devam ettiği hala tartışılıyor .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uremek-icin-bir-erkege-ihtiyacin-yok-deseler/">Üremek İçin Bir Erkeğe İhtiyacın Yok Deseler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uremek-icin-bir-erkege-ihtiyacin-yok-deseler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bazı ağaçlar cinsiyet değiştirebilir ve dişi olduklarında ölme olasılıkları daha yüksektir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bazi-agaclar-cinsiyet-degistirebilir-ve-disi-olduklarinda-olme-olasiliklari-daha-yuksektir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bazi-agaclar-cinsiyet-degistirebilir-ve-disi-olduklarinda-olme-olasiliklari-daha-yuksektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 21:18:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[akçaağaç]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=911</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dişi olmak, ağaçlar için bile zor olabilir. Cinsiyeti mevsimden mevsime değiştirebilen çizgili akçaağaçların yaşam döngüsü üzerine yapılan bir araştırma, sağlıklı ağaçların erkek olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ve çoğu ağacın dişi çiçeklenme durumunda öldüğünü ortaya çıkardı. Princeton Üniversitesi&#8217;nden Jennifer Blake Mahmud, &#8220;Cinsiyet değiştirdiklerinden şüpheleniyorduk, bitkiler arasında nispeten nadir görülen bir durum&#8221;. 2014 ve 2017 yılları arasında New Jersey [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bazi-agaclar-cinsiyet-degistirebilir-ve-disi-olduklarinda-olme-olasiliklari-daha-yuksektir/">Bazı ağaçlar cinsiyet değiştirebilir ve dişi olduklarında ölme olasılıkları daha yüksektir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955.jpg" alt="" class="wp-image-912" width="387" height="259" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955-600x401.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955-768x514.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955-300x201.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955-696x465.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/akcaagac-3955-628x420.jpg 628w" sizes="auto, (max-width: 387px) 100vw, 387px" /></figure></div>



<p><strong>Dişi </strong>olmak, ağaçlar için bile <strong>zor </strong>olabilir. Cinsiyeti <strong>mevsimden mevsime </strong>değiştirebilen çizgili <strong>akçaağaçların </strong>yaşam döngüsü üzerine yapılan bir araştırma, sağlıklı ağaçların erkek olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ve çoğu ağacın dişi <strong>çiçeklenme </strong>durumunda <strong>öldüğünü </strong>ortaya çıkardı.</p>



<p>Princeton Üniversitesi&#8217;nden Jennifer Blake Mahmud, &#8220;Cinsiyet değiştirdiklerinden şüpheleniyorduk, bitkiler arasında nispeten nadir görülen bir durum&#8221;. 2014 ve 2017 yılları arasında New Jersey eyalet ormanlarında ve park arazilerinde <strong>çizgili akçaağaçların yaşam döngülerini </strong>izledi .</p>



<p>Her baharda <strong>457 </strong>çizgili akçaağaç ziyaret etti, çaplarını, yapraklarının ve dallarının durumunu  ölçtü ve dişi veya erkek çiçekleri olup olmadığını kaydetti.</p>



<p>4 yıllık dönemde ağaçların yüzde 54&#8217;ünün cinsiyet değiştirdiğini ve bunların dörtte birinin en az iki kez cinsiyet değiştirdiğini buldu.</p>



<p>Topladığı verilere dayanan bir model, önceki <strong>teorilerin </strong>aksine, sağlıklı ağaçların erkek olma olasılığının daha yüksek olduğunu ve bir ağacın büyüklüğünün cinsiyetini etkilemediğini gösterdi.</p>



<p>Birkaç yıl dişi olarak kalan ağaçların büyüme oranının kötüleştiğini ve ölü ağaçların yüzde 75&#8217;inin ölmeden hemen önce dişi çiçekler <strong>ürettiğini </strong>buldu.</p>



<p>&#8220;Olağanüstü.&nbsp;Ölü bir ağaç gördüğümde ve veri sayfama baktığımda, bir önceki yıl neredeyse her zaman dişiydi ”diyor.</p>



<p>Neden böyle olduğu belli değil. Blake Mahmud , dişilerin tohum ürettikleri için daha fazla besine ihtiyaç duyuyor olabileceğini  ve bu da ağaçların ölmesini kolaylaştırdığını söylüyor.</p>



<p>Ama aynı zamanda bir ağaç ölürken, yavru yaratmak ve <strong>genleri </strong>bir sonraki nesle aktarmak için son bir çaba olarak <strong>dişiye </strong>geçebilir.</p>



<p>&#8220;Bu popülasyonların genel olarak dişi ağaçlardan çok daha fazla erkek ağacı var, bu yüzden sadece şans eseri, bir dişi gelecek neslin ebeveyni olma şansı bir erkekten daha yüksek&#8221; diyor. &#8220;Her halükarda öleceksen, o zaman gitmenin yolu <strong>kadın </strong>olmaktır. Bu daha <strong>evrimsel </strong>bir anlam ifade eder. &#8220;</p>



<p>Kadın olmak zor zanaat her zaman her yerde her durumda ölüyorsun dünyanın değişmeyen kuralı gibi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bazi-agaclar-cinsiyet-degistirebilir-ve-disi-olduklarinda-olme-olasiliklari-daha-yuksektir/">Bazı ağaçlar cinsiyet değiştirebilir ve dişi olduklarında ölme olasılıkları daha yüksektir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bazi-agaclar-cinsiyet-degistirebilir-ve-disi-olduklarinda-olme-olasiliklari-daha-yuksektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seks; Bağımlılık İhtiyaç Yeniden Başlama Veya Sadece Mutluluk</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/seks-bagimlilik-ihtiyac-yeniden-baslama-veya-sadece-mutluluk/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/seks-bagimlilik-ihtiyac-yeniden-baslama-veya-sadece-mutluluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 19:56:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[fantazi]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=904</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pornografiye bağımlı hissetmek nasıl bir duygu? Porno karşıtı kampanyacılar, bir halk sağlığı krizi, iktidarsızlıktan muzdarip bir erkek salgını, partnerlerine karşı soğukluk ve daha kötüsü konusunda giderek daha fazla uyarı yapıyor. Porno bağımlılığına dair kanıtları inceledik  ve bunun en çok küçük bir sorun olduğunu gördük , ancak hayatlarını mahvettiğini söyleyenler çoğunlukla erkekler var. Nedenini öğrenmek için, insanların genellikle üç aylık seks ve mastürbasyondan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/seks-bagimlilik-ihtiyac-yeniden-baslama-veya-sadece-mutluluk/">Seks; Bağımlılık İhtiyaç Yeniden Başlama Veya Sadece Mutluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee.jpg" alt="" class="wp-image-905" width="480" height="270" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee.jpg 880w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/eee-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure></div>



<p>Pornografiye bağımlı hissetmek nasıl bir duygu? Porno karşıtı kampanyacılar, bir halk <strong>sağlığı</strong> krizi, iktidarsızlıktan muzdarip bir erkek salgını, partnerlerine karşı <strong>soğukluk </strong>ve daha kötüsü konusunda giderek daha fazla uyarı yapıyor. <strong>Porno </strong>bağımlılığına dair kanıtları inceledik  ve bunun en çok küçük bir sorun olduğunu gördük , ancak hayatlarını mahvettiğini söyleyenler çoğunlukla <strong>erkekler </strong>var.</p>



<p>Nedenini öğrenmek için, insanların genellikle üç aylık seks ve mastürbasyondan uzak durarak, &#8220;<strong>yeniden başlatma</strong>&#8221; olarak bilinen porno kullanmayı bırakmasına yardımcı olan bir web sitesi olan <strong>NoFap&#8217;ın </strong>kurucusu Alexander Rhodes ile konuştuk .</p>



<p>Rhodes, günde 4 kez porno alışkanlığından mutsuz olduğunda 21 yaşındaydı. Sadece porno hakkında <strong>fantazi </strong>kurarak seks sırasında dik kalabilirdi. &#8220;Düşük bir noktadaydım ve neden bu kadar köle hissettiğime cevap arıyordum.&#8221;</p>



<p>Bıraktıktan sonra, &#8220;gece gündüz gibiydi cinsel ilişki açısından gerçekten hayat değiştiriyor. Orgazm için bu tek taraflı yarıştan ziyade, keyifli bir deneyim yaşayıp yaşamadıklarını önemsemeye başlıyorsunuz.&#8221; Ayrıca <strong>enerjisini </strong>ve <strong>motivasyonunu geliştirdiğini </strong>hissetti.</p>



<p>Rhodes, bir <strong>Reddit </strong>grubunu, şu anda 26 yaşında olan ve tam zamanlı olarak çalıştığı ticari bir web sitesine dönüştürdü. Site, bırakmanın faydalarını abarttığı için eleştirildi ön sayfasında insanlara süper güçler vaat ediyor. Ancak Rhodes, insanların potansiyeli artık &#8220;pornoya <strong>bağımlılıkları </strong>yüzünden bastırılmadığında&#8221; böyle hissettirdiğini söylüyor. Birçok eski kullanıcı daha iyi uyku, daha temiz bir cilt ve daha fazla güven gibi etkileyici faydalar bildiriyor, ancak bunların bir kısmı <strong>plasebo </strong>etkisi olabilir.</p>



<p>NoFap, sosyal medya sitelerinde aylık bir milyondan fazla kullanıcı olduğunu iddia ediyor, ancak Rhodes kesin rakamlar vermiyor. &#8220;Bana kaç erkeğin &#8216;Sana gerçekten teşekkür etmek istiyorum&#8217; dediğini bilemezsin. Şaşırtıcı derecede çok sayıda kadın, aynı yan etkilerle de mücadele ettiklerini söylüyor.&#8221;</p>



<p>Rhodes, pornografi içermesi dışında mastürbasyonla sorunu olmadığını söylüyor.&nbsp;&#8220;İnsanların cinsel organlarını nasıl kullanacakları konusunda eğitimli kararlar almasını istiyoruz.&#8221;</p>



<p>Her zaman çevrimiçi bir kariyer istiyordu.&nbsp;Üniversiteden sonra Google&#8217;da kısa bir süre kaldı, bu yüzden &#8220;rüyayı yaşıyor&#8221;.&nbsp;Belki bu benim ilk hayalim değil, ama yakın.&nbsp;Pornoyla öngördüğümden biraz daha fazlası var. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/seks-bagimlilik-ihtiyac-yeniden-baslama-veya-sadece-mutluluk/">Seks; Bağımlılık İhtiyaç Yeniden Başlama Veya Sadece Mutluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/seks-bagimlilik-ihtiyac-yeniden-baslama-veya-sadece-mutluluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarının çocukları nasıl bebek yapacak: Mükemmel insanlar mı başa gelecek</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yarinin-cocuklari-nasil-bebek-yapacak-mukemmel-insanlar-mi-basa-gelecek/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yarinin-cocuklari-nasil-bebek-yapacak-mukemmel-insanlar-mi-basa-gelecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 19:26:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[klon]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konu bebek yapmak olduğunda seks için her şey biter mi? Doğurganlık teknolojisinin yükselişi bunu gösteriyor , Cinsiyetin Sonu ve İnsan Üremesinin Geleceği! Konu çocukta olsa etkileşim hiç bitmeyecek. Öyleyse, bu efsaneyi baştan ortadan kaldıralım: seks; tüm zevkli, yaratıcı ve düpedüz tuhaf biçimleriyle muhtemelen devam edecek. Bununla birlikte, önümüzdeki 20 ila 40 yıl içinde bir noktada, en azından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yarinin-cocuklari-nasil-bebek-yapacak-mukemmel-insanlar-mi-basa-gelecek/">Yarının çocukları nasıl bebek yapacak: Mükemmel insanlar mı başa gelecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_dmr0G-Ir2rSWcg_1EnlUEg.jpeg" alt="" class="wp-image-901" width="466" height="233" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_dmr0G-Ir2rSWcg_1EnlUEg.jpeg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_dmr0G-Ir2rSWcg_1EnlUEg-600x300.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_dmr0G-Ir2rSWcg_1EnlUEg-768x384.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_dmr0G-Ir2rSWcg_1EnlUEg-150x75.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_dmr0G-Ir2rSWcg_1EnlUEg-300x150.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/1_dmr0G-Ir2rSWcg_1EnlUEg-696x348.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 466px) 100vw, 466px" /></figure></div>



<p>Konu <strong>bebek </strong>yapmak olduğunda seks için her şey biter mi? <strong>Doğurganlık </strong>teknolojisinin yükselişi bunu gösteriyor , Cinsiyetin Sonu ve İnsan Üremesinin Geleceği!</p>



<p>Konu çocukta olsa etkileşim hiç bitmeyecek. Öyleyse, bu efsaneyi baştan ortadan kaldıralım: <strong>seks</strong>; tüm zevkli, yaratıcı ve düpedüz tuhaf biçimleriyle muhtemelen devam edecek.</p>



<p>Bununla birlikte, önümüzdeki 20 ila 40 yıl içinde bir noktada, en azından zengin ülkelerde, artık insanların bebek yapmak için en yaygın yolu olmayabilir. Bunun yerine, kliniklerde muhtemelen deri hücrelerinden üretilen yumurta ve sperm kullanılarak daha fazla çocuk tasarlanacak . <strong>Embriyoların </strong>DNA&#8217;sı hastalıklar, görünüşler, davranışlar ve özellikler açısından taranacak, ardından anne rahmine bir veya iki tanesi <strong>implante </strong>edilecektir.</p>



<p>Ancak Greely, bunu ilk kabul eden kişidir ve kitabı, böyle bir dünyanın sonuçları hakkında bir tartışma değil, nasıl ve neden geleceğinin bir açıklaması değildir. Kısmen, bunun nedeni gerekli <strong>teknolojilerin </strong>zaten <strong>mevcut </strong>olmasıdır. Doğurganlık klinikleri, IVF geçiren çiftlere , belirli kalıtsal hastalıklardan arınmış embriyoları seçmek için <strong>preimplantasyon genetik tanı </strong>(PGD) seçeneği sunar. Bu, çok erken embriyolardan bir hücre almayı, kalıtsal mutasyonlar için DNA&#8217;yı taramayı ve ardından hangisinin implante edileceğine karar vermeyi içerir.</p>



<p>Öyle olsa bile, bir kadının vücudundan olgun <strong>yumurtalar </strong>alma süreci tatsız ve <strong>risklidir</strong>, bu da IVF&#8217;yi insanların seçiminden çok tahammül ettiği bir şey haline getirir. Farelerde elde edilen, yeniden programlanmış deri hücrelerinden yumurta ve sperm üretilebilirse bu durum değişecektir. Hatta bir gün erkek deri hücrelerinden yumurta ve dişi hücrelerden sperm üretmek bile mümkün olabilir ve bu da tüm çiftlerin kendi biyolojik bebekleri olmasını sağlar. Greely&#8217;nin dediği gibi &#8220;Easy-PGD&#8221;, herhangi bir çiftin ucuz ve kolay bir şekilde çocuk sahibi olmasını sağlayabilir.</p>



<p>&#8220;Biyolojik bir çocuk için dürtü, evlat edinmenin daha yaygın olmamasının önemli bir nedenidir&#8221;</p>



<p>İşte bunun nasıl ortaya çıkacağını düşünüyor. İnsanlar zaten kısırlık nedeniyle IVF yoluyla çocuk sahibi olmak için on binlerce dolar ödemeye razılar. Kendi çocuklarına sahip olmak isteyen <strong>eşcinsel </strong>çiftleri ekleyin ve bu, yalnızca ABD&#8217;de yılda 250.000 kişiye kadar <strong>potansiyel </strong>bir pazar. Bu, daha <strong>Easy-PGD</strong> kullanabilecek doğurgan <strong>heteroseksüel </strong>çiftleri düşünmeden önce bile doğurganlık endüstrisini sağlıklı bebekler üretmenin daha iyi yollarını bulmaya sevk edecek kadar büyük.</p>



<p>Greely, kalıtsal mutasyonlar nedeniyle erken kanser veya bunama gelişen milyonlarca insandan bahsetmeye gerek kalmadan, genetik bir hastalıkla doğan bebeklerin kabaca yüzde 2&#8217;si temelinde tekniğin kamu tarafından finanse edilmesi için bir vaka olabileceğini söylüyor.&nbsp;Daha sağlıklı bir nüfus, bakımı daha ucuz bir nüfus olacaktır.</p>



<p>Ama sağlıklı, doğurgan çiftler gerçekten seks yerine Easy PGD&#8217;yi seçer mi? Greely, bazı bebeklerin hala <strong>eski moda </strong>şekilde tasarlanacağını kabul ediyor, ancak planlanan gebeliklerin yaklaşık yüzde <strong>63</strong>&#8216;ü arasında Easy-PGD&#8217;ye doğru önemli bir kayma olabileceğini savunuyor.</p>



<p>Biyolojik bir çocuk için dürtü, evlat edinmenin daha yaygın olmamasının önemli bir nedenidir. O çocuğun sağlıklı olma şansını büyük ölçüde artırabilseydiniz kolayca ve düşük maliyetle çoğu kişi onu kucaklayacaktır. Bu kapı açıldığında, onu daha da genişletme ve diğer özellikleri seçme isteği karşı konulamaz hale gelebilir.</p>



<p>Dahası, teknolojilerin güvenli ve doğru olduğu kanıtlanırsa, onaylanmanın önünde birkaç yasal engel olacaktır. Bir ülke bunu dünya çapında bir <strong>moratoryum </strong>olmaksızın yasaklasa bile (Easy-PGD&#8217;nin kendi çocuklarına sahip olamayan gruplara sağladığı faydalar göz önüne alındığında), üreme turizmi, insanların yurtdışına seyahat etmesiyle sonuçlanacaktır.</p>



<p>Örneğin, zeka gibi özelliklerin karmaşıklığı, tüm genom diziliminin bir bireyin doğumdan önceki sınav puanlarını tahmin etme olasılığını düşük hale getirir. Easy-PGD kullanılarak tasarlanan çocuklar, ebeveyn <strong>gen havuzları </strong>ile sınırlandırılacaktır ( CRISPR gibi araçlar yeni genler getirmedikçe ) ve ebeveynler, belki de bugün olduğu kadar olmasa da, çocukları tarafından şaşırmaya devam edeceklerdir.</p>



<p>Ama etik mi? Greely az karar verir ve okuyuculara söz konusu meselelerde ustalıkla rehberlik ederek kendi kararlarını vermelerine izin verir. Hücrelerinden hem yumurta hem de sperm üreten ve bunları bebek yapmak için birleştiren &#8220;tek ebeveynler&#8221; hakkında ne hissederdik? Artık kalıtsal hastalıklar veya engellerle yaşayanların asla doğmamış olabileceği, bu tür gruplara karşı ayrımcılığın potansiyel olarak arttığı veya genetik <strong>homojenliğimizin </strong>bizi değişen koşullara karşı savunmasız bırakabileceği bir toplum istiyor muyuz? İrlanda&#8217;daki Büyük Kıtlığı bir düşünün, kısmen mahsulün neredeyse tamamının silindiğini gören bir veya iki yüksek verimli patates türüne güvenmenin neden olduğu.</p>



<p>Benim çocuklarım 5 ve 3 yaşında.&nbsp;Greely&#8217;nin zamanlaması doğruysa, torunlarım bu şekilde tasarlanabilir ve sonuç olarak tamamen farklı bir toplumda yaşayabilir.&nbsp;Bunun istediğimiz bir gelecek olup olmadığını düşünmemiz gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yarinin-cocuklari-nasil-bebek-yapacak-mukemmel-insanlar-mi-basa-gelecek/">Yarının çocukları nasıl bebek yapacak: Mükemmel insanlar mı başa gelecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yarinin-cocuklari-nasil-bebek-yapacak-mukemmel-insanlar-mi-basa-gelecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayrı Dünyaların Hayvanları&#8230; Sen Maymunsun ya Bi Kendine mi Gelsen Ne Demek Geyik Seviyorum:)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ayri-dunyalarin-hayvanlari-sen-maymunsun-ya-bi-kendine-mi-gelsen-ne-demek-geyik-seviyorum/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ayri-dunyalarin-hayvanlari-sen-maymunsun-ya-bi-kendine-mi-gelsen-ne-demek-geyik-seviyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 18:58:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkek bir Japon makak maymunu, rodeo tarzında sırtlarına atlayarak, iki Sika geyiğiyle çiftleşmeye çalışırken yakalandı. Kaplıcalarda banyo yaptıkları videolarla ünlü olan makak maymunlarını izleyen araştırmacılar tarafından Kasım 2015&#8217;te çekilen görüntüler, her iki çiftleşme girişiminin de başarısız olduğunu, tek genital temasın geyiklerin sırtıyla olduğunu gösteriyor. Maymunun ilk girişimi geyiklerden hiçbir direnişle karşılaşmadı. Ama ikinci bir geyikle denediğinde, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayri-dunyalarin-hayvanlari-sen-maymunsun-ya-bi-kendine-mi-gelsen-ne-demek-geyik-seviyorum/">Ayrı Dünyaların Hayvanları&#8230; Sen Maymunsun ya Bi Kendine mi Gelsen Ne Demek Geyik Seviyorum:)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/figure-1b3.jpg" alt="" class="wp-image-896" width="440" height="329" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/figure-1b3-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/figure-1b3-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/figure-1b3-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 440px) 100vw, 440px" /></figure></div>



<p>Erkek bir Japon <strong>makak </strong>maymunu, rodeo tarzında sırtlarına atlayarak, iki <strong>Sika </strong>geyiğiyle çiftleşmeye çalışırken yakalandı.</p>



<p>Kaplıcalarda banyo yaptıkları videolarla ünlü olan makak maymunlarını izleyen araştırmacılar tarafından Kasım 2015&#8217;te çekilen görüntüler, her iki çiftleşme girişiminin de başarısız olduğunu, tek <strong>genital </strong>temasın geyiklerin sırtıyla olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Maymunun ilk girişimi geyiklerden hiçbir direnişle karşılaşmadı. Ama ikinci bir geyikle denediğinde, elinden gelenin en iyisini yaptı. Daha sonra, geyikleri rakip maymunlara karşı &#8220;<strong>korumaya</strong>&#8221; çalıştı.</p>



<p>Bu tür gözlemler nadirdir, ancak duyulmamış değildir.</p>



<p>1990&#8217;larda, orman bekçileri öksüz fillerin gergedanlarla çiftleşmeye çalıştıklarını bildirdi ve 2008&#8217;de kurbağa ile çiftleşmeye çalışan bir şempanzenin görüntüleri çekildi . 2014 yılında, su samurularının karabataklarla çiftleşmeye çalıştığına dair raporlar vardı. Ayrıca 2014 yılında, bir kısmını sonradan yediği kral penguenleriyle çiftleşmeye çalışan bir Antarktika kürklü fok gözlemlendi . Neee!</p>



<p>Bu son örnekte, Japonya&#8217;nın güneyindeki Yakushima Adası&#8217;ndaki fail, genç bir erkek makaktı daha büyük bir grubun daha çevresel üyelerinden biri. Bu, muhtemelen bir eş olmadığı için <strong>hayal kırıklığına</strong> uğradığı anlamına geliyor.</p>



<p>Olaylar maymunların çiftleşme mevsimine denk geldi ve Fransa&#8217;daki Strasbourg Üniversitesi&#8217;nden Marie Pelé liderliğindeki araştırmacılar, <strong>hormonal dalgalanmanın</strong> davranışa neden olduğunu düşünüyor.</p>



<p>Pelé ve meslektaşları, maymunların ve geyiklerin yaşam alanlarının örtüştüğünü ve maymunların ağaçlardaki yiyecekleri salladıklarında, ganimeti yakaladığında ve bazen maymunların dışkısını tükettiğinde geyiklerin genellikle fayda sağladığını söylüyor.</p>



<p>Geyik, maymunların periyodik olarak sırtlarına binme girişimlerine de tahammül ediyor gibi görünüyor, bu da çiftleşme girişimlerini açıklayabilir. &#8220;Japon makakları ile bazen bindikleri geyikler arasındaki bilinen oyun davranışının bir tezahürü olabilir&#8221; diyor.</p>



<p>Ekip üyesi Sueur Cédric , &#8220;Yakın akraba olmayan türler arasındaki cinsel etkileşimin gözlemlenmesi çok nadirdir&#8221; diyor . Bunun nedenlerini belirlemek zordur, ancak ne olursa olsun, bu gözlem bu tür alışılmadık davranışların evrimini anlamamıza yardımcı olabilir.</p>



<p>&#8220;Yakushima&#8217;daki bu Japon makak erkek gruplarını gözlemlemeye devam etmek ilginç olurdu çünkü bu türün kültürel davranışlar ve sosyal öğrenme sergilediği biliniyor&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;Dişilere erişememenin bir sonucu olarak, bu periferik erkekler cinsel hayal kırıklıklarını azaltmak için Sika geyiği ile sosyal olarak cinsel etkileşime girmeyi öğrenebilirler.&#8221;</p>



<p>Bu davranışın maymunların hayatta kalma ve üreme olasılıkları üzerindeki etkisi olabilir. &#8220;Sonraki yıllarda makak dişilerine erişebiliyorlarsa, uzun vadede formları etkilenmemeli, sadece kısa vadede enerji, gamet ve zaman kaybı nedeniyle etkilenmemelidir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayri-dunyalarin-hayvanlari-sen-maymunsun-ya-bi-kendine-mi-gelsen-ne-demek-geyik-seviyorum/">Ayrı Dünyaların Hayvanları&#8230; Sen Maymunsun ya Bi Kendine mi Gelsen Ne Demek Geyik Seviyorum:)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ayri-dunyalarin-hayvanlari-sen-maymunsun-ya-bi-kendine-mi-gelsen-ne-demek-geyik-seviyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşük Yapan Kadınların Utanç Ve Suçluluk Duyduğu Bir Dünya Tamamen Yanlış!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dusuk-yapan-kadinlarin-utanc-ve-sucluluk-duydugu-bir-dunya-tamamen-yanlis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dusuk-yapan-kadinlarin-utanc-ve-sucluluk-duydugu-bir-dunya-tamamen-yanlis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 15:23:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni araştırmalar, düşük yapmanın insan evriminde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor ve bazı durumlarda optimal doğurganlıkla bile ilişkilendirilebilir. Evde yaptığım Gebelik testimin pozitif sonucunu gördüğümde, aklım öne geçti. Çocuğumu ilk kez kucağıma almanın nasıl bir his olacağını, onlara ne diyeceğimizi hayal ettim. Okuyacağımız uyku zamanı hikayelerini düşündüm, sahilde aile kamp tatillerini hayal ettim. Sadece haftalar sonra [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dusuk-yapan-kadinlarin-utanc-ve-sucluluk-duydugu-bir-dunya-tamamen-yanlis/">Düşük Yapan Kadınların Utanç Ve Suçluluk Duyduğu Bir Dünya Tamamen Yanlış!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/dsk-1024x574.png" alt="" class="wp-image-889" width="391" height="211"/></figure></div>



<p>Yeni araştırmalar, düşük yapmanın insan <strong>evriminde kritik </strong>bir rol oynadığını ortaya koyuyor ve bazı durumlarda <strong>optimal </strong>doğurganlıkla bile ilişkilendirilebilir.</p>



<p>Evde yaptığım <strong>Gebelik testimin </strong>pozitif sonucunu gördüğümde, aklım öne geçti. Çocuğumu ilk kez kucağıma almanın nasıl bir his olacağını, onlara ne diyeceğimizi hayal ettim. Okuyacağımız uyku zamanı hikayelerini düşündüm, sahilde aile kamp tatillerini hayal ettim.</p>



<p>Sadece haftalar sonra bir arkadaşımın düğününde dans ederken keskin bir ağrının <strong>hamileliğin sona erdiğini</strong> işaret edeceğini hiç hayal etmemiştim.</p>



<p>Düşük yapan birçok kadın gibi ben de <strong>kaybı tetikleyecek </strong>bir şey yaptığım için endişelendim. Çok mu egzersiz yaptım? Çok az mı uyudum? Dünya çapında yapılan araştırmalar, birçok kadının hamileliğini kaybettikten sonra <strong>utanç ve suçluluk</strong> duyduğunu gösteriyor. Bir ABD araştırması , düşük yapan kadınların yüzde 40&#8217;ının yanlış yaptıkları bir şeyden kaynaklandığına inandığını ortaya koydu. COVID-19&#8217;un düşük yapma riskini artırdığına dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, <strong>pandemi </strong>yalnızca bu endişeleri şiddetlendiriyor. Toplum probleme katkıda bulunabilir. Bazı ülkelerde, suçlama kültürü o kadar yaygındır ki, hamileliği kaybetmek bir kadını <strong>hapse </strong>atabilir .</p>



<p>En son araştırmaya baktığımda, sadece kadınların düşüklerinden bir şekilde <strong>sorumlu </strong>olduklarına ya da onları bir şeylerin yanlış olduğu için deneyimlediklerine dair fikirlere meydan okumakla kalmadım, aynı zamanda şaşırtıcı bir şekilde bunların genellikle optimal anne sağlığı ile ilişkili olduklarını öne sürdüm. Doğurganlık tıbbındaki gelişmelerle, sonunda düşükte ne olduğunu anlamaya başlıyoruz. Bu ilerleme, hamilelikler işe yaramadığında teselli sunabilir ve hamile kalmak için mücadele eden kadınlara yardımcı olabilir. Düşük yapmanın evrimimizdeki rolüne bile <strong>ışık </strong>tutabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dusuk-yapan-kadinlarin-utanc-ve-sucluluk-duydugu-bir-dunya-tamamen-yanlis/">Düşük Yapan Kadınların Utanç Ve Suçluluk Duyduğu Bir Dünya Tamamen Yanlış!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dusuk-yapan-kadinlarin-utanc-ve-sucluluk-duydugu-bir-dunya-tamamen-yanlis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs: Bulunan Aşılar İşe Yarayacak Mı? Deneniyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-bulunan-asilar-ise-yarayacak-mi-deneniyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-bulunan-asilar-ise-yarayacak-mi-deneniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 15:08:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Corona]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs Aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir]]></category>
		<category><![CDATA[Virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=884</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD&#8217;de Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen bir koronavirüs aşısının denemesi başladı. İngiltere ve Brezilya&#8217;da halihazırda devam eden benzer denemelerle, aşının yıl sonundan önce işe yarayıp yaramadığını öğrenebileceğimize dair umutlar artıyor. Oxford ekibi ve ilaç firması AstraZeneca arasındaki bir işbirliği olan bu aşı, önde gelenlerden biri. Dünya çapında, sekiz diğer koronavirüs aşısı büyük ölçekli denemelere başladı ve 24&#8217;ü güvenliği değerlendirmek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-bulunan-asilar-ise-yarayacak-mi-deneniyor/">Koronavirüs: Bulunan Aşılar İşe Yarayacak Mı? Deneniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cin-koronavirus-asisini-bulduk-692325-5.jpg" alt="" class="wp-image-885" width="466" height="259" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cin-koronavirus-asisini-bulduk-692325-5.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cin-koronavirus-asisini-bulduk-692325-5-600x333.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cin-koronavirus-asisini-bulduk-692325-5-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cin-koronavirus-asisini-bulduk-692325-5-300x166.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 466px) 100vw, 466px" /></figure></div>



<p>ABD&#8217;de Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen bir <strong>koronavirüs </strong>aşısının denemesi başladı. İngiltere ve Brezilya&#8217;da halihazırda devam eden benzer denemelerle, aşının yıl sonundan önce işe yarayıp yaramadığını öğrenebileceğimize dair umutlar artıyor.</p>



<p>Oxford ekibi ve ilaç firması <strong>AstraZeneca </strong>arasındaki bir işbirliği olan bu aşı, önde gelenlerden biri. Dünya çapında, sekiz diğer koronavirüs aşısı büyük ölçekli denemelere başladı ve 24&#8217;ü güvenliği değerlendirmek için daha küçük denemeler başlattı.</p>



<p>31 Ağustos&#8217;ta ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, 30.000 gönüllünün ilkine ya <strong>AZD1222 </strong>olarak bilinen Oxford aşısı ya da tuzlu sudan oluşan bir <strong>plasebo </strong>aldığını duyurdu.</p>



<p>Üç gönüllüden biri plasebo alacak, ancak deneme çift kördür, yani ne araştırmacılar ne de gönüllüler hangisinin uygulandığını bilmiyor. Deneme ABD genelinde 80 tesiste yürütülüyor.</p>



<p>Birleşik Krallık&#8217;ta yaklaşık 10.000 gönüllüye ya AZD1222 ya da bir plasebo verildi.</p>



<p>Bu çalışmalardaki gönüllülerin belirli bir kısmı covid-19 için <strong>pozitif test </strong>yaptığında, araştırmacıların veriyi körleştirmelerine ve <strong>aşı </strong>yapılanlarda daha az vaka hatta hiç vaka olup olmadığını görmelerine izin verilecek.</p>



<p>Günlük koronavirüs vakalarının sayısı kilitlenme sonrası düşük kalırken, sayılar yavaşça arttığı için Birleşik Krallık&#8217;ta bu noktaya gelmek biraz zaman alabilir.</p>



<p>Brezilya ve ABD&#8217;deki denemeler, bu ülkelerde kişi başına daha fazla doğrulanmış vaka olduğundan daha erken sonuç verebilir.</p>



<p>Büyük denemelerin sonuçları geldiğinde, düzenleyiciler herhangi bir aşıyı onaylayıp onaylamama konusunu değerlendirecekler. Oxford aşı grubunun yöneticisi Andrew Pollard, geçen hafta BBC&#8217;ye yaptığı açıklamada, ekibin sonuçları bu yıl <strong>düzenleyicilerin </strong>önüne koyabileceğini söyledi.</p>



<p>Geçen hafta, <strong>İngiltere hükümeti </strong>yasayı Ekim ayından itibaren herhangi bir aşıya geçici onay vermesine izin verecek şekilde değiştirmeyi düşündüğünü duyurdu.</p>



<p>Bazıları, yoğun siyasi baskının, aşıların yeterince güvenli ve etkili olduklarından emin olmadan erken onaylanmasına yol açabileceğinden endişe duyuyor.</p>



<p>Hükümetler, başarılı olmaları halinde, geliştirilmekte olan çeşitli aşılardan yüz milyonlarca doz satın almak için anlaşmalar imzaladılar ve denemeler ilerledikçe, <strong>üretim kapasitesi de artıyor.</strong></p>



<p>Örneğin 1 Eylül&#8217;de, <strong>biyoteknoloji </strong>şirketi Oxford Biomedica, AstraZeneca ile daha önce kararlaştırılan Oxford aşısının 10 katını üretmek için bir anlaşmayı genişlettiğini duyurdu. Oxford Biomedica sözcüsü, &#8220;Tamamen çalışır durumda olduktan sonra on milyonlarca doz üretiyor olacağız&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-bulunan-asilar-ise-yarayacak-mi-deneniyor/">Koronavirüs: Bulunan Aşılar İşe Yarayacak Mı? Deneniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-bulunan-asilar-ise-yarayacak-mi-deneniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Guynecology: Erkek Üreme</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/guynecology-erkek-ureme/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/guynecology-erkek-ureme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 14:03:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[guynecology]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Guynecology: Erkek üreme sağlığının eksik bilimi Bilim söz konusu olduğunda erkek bedenleri uzun zamandır norm olarak görülüyor. İyi ve kötü sağlığın neye benzediğini ve hastalığın nasıl tedavi edileceğini yani üreme söz konusu olduğunda anlamak için üzerinde çalışılanlar erkekler ve erkek hayvanlardır . Tarihsel olarak, bebek yapmak kadın bedenlerinin tanımlayıcı işlevi olarak görülmüştür. Öyle ki, sağlıklarının diğer yönleri ihmal edilmiştir. Örneğin, kalp damar hastalıkları kadınlarda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guynecology-erkek-ureme/">Guynecology: Erkek Üreme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-879" width="436" height="245" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/erkkkkkkk.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 436px) 100vw, 436px" /></figure></div>



<p><strong>Guynecology</strong>: Erkek üreme sağlığının eksik bilimi</p>



<p>Bilim söz konusu olduğunda erkek bedenleri uzun zamandır <strong>norm </strong>olarak görülüyor. İyi ve kötü sağlığın neye benzediğini ve hastalığın nasıl tedavi edileceğini yani üreme söz konusu olduğunda anlamak için üzerinde çalışılanlar erkekler ve erkek hayvanlardır .</p>



<p>Tarihsel olarak, bebek yapmak kadın bedenlerinin tanımlayıcı işlevi olarak görülmüştür. Öyle ki, sağlıklarının diğer yönleri ihmal edilmiştir. Örneğin, kalp damar hastalıkları kadınlarda önde gelen ölüm nedeni olmasına rağmen, yanlış teşhis konma olasılığı yüzde <strong>59 </strong>daha yüksek olan kadınlarda kalp krizi daha az <strong>teşhis </strong>edilir .</p>



<p>Bu arada, erkek üreme sağlığı araştırmaları geride kaldı. Örneğin, <strong>doğurganlığa</strong>, <strong>düşük </strong>yapma <strong>riskine </strong>ve bazı akıl sağlığı sorunları geliştiren bir çocuğun uzun vadeli riskine olan katkılarını anlama girişimleri, ancak son zamanlarda zemin kazanmıştır. Sperm fonksiyonunda ve gelecekteki çocukların refahında sağlığın rolü şimdi bile netleştikçe, bir kadının bebek yapmadaki rolü hakkında bilgi hala kıt ve cinsiyete dayalı kavramlar, diye yazılıyor.</p>



<p>&#8220;<strong>Agresif</strong>&#8221; sperm ve &#8220;<strong>pasif</strong>&#8221; yumurtaların bir araya gelmesi konusundaki asırlık düşünceyi ele alalım. Gebe kalmanın büyük ölçüde sperm hücresinin rolü olduğu fikri hala çok popüler, ancak bu doğru değil. Artık <strong>yumurtaların </strong>döllenmeye hazır olduklarında <strong>spermlere </strong>kimyasallar bıraktığını biliyoruz ve son araştırmalar, bunların bazı spermleri diğerlerine göre seçmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor .</p>



<p>Üremede erkeğin rolü söz konusu olduğunda, odak noktası babalıktan çok <strong>seks </strong>olup, <strong>cinsel </strong>yolla bulaşan <strong>enfeksiyonlar </strong>ve <strong>erektil disfonksiyon </strong>gibi durumlar üzerinde yoğunlaşmaktadır . Almeling, kadınların üreme sağlığı uzun zamandır refahlarının anahtarı olarak görülürken, &#8220;kadınların cinsel organları kadınlar için olduğu gibi, erkeklerin cinsel organları hiçbir zaman sağlıklarının ve psikolojilerinin çekirdeği olarak görülmedi&#8221; diyor.</p>



<p>&#8220;Cinsiyeti nasıl anladığımızdaki değişiklikler, üreme ve doğurganlığın incelenme biçimini değiştirebilir&#8221;</p>



<p>Kitabı önemli bir konuyu ele alıyor, ancak bazı kuru bölümler var. En iyisi, son araştırmalarıyla ilgili haberine geçmek. En önemli bulgulardan biri, yaşam tarzı seçimlerinin sperm ve dolayısıyla çocukların sağlığını nasıl önemli ölçüde etkilediğidir. Erkeklerin de bir &#8220;<strong>biyolojik saati</strong>&#8221; vardır ve yaşları, beslenme alışkanlıkları ve sigara içme alışkanlıkları, düşük ve düşük doğum ağırlığı riskleri gibi konularla ilişkilendirilmiştir.</p>



<p>Bu faktörlerin kalıcı &#8220;<strong>epigenetik</strong>&#8221; etkileri var gibi görünmekte , <strong>genomda </strong>yeni genetik hastalık risklerinin çocuklara aktarılabileceği anlamına gelen değişiklikler vermektedir. Alan hala genç ama belli babalık etkileri ile şizofreni riski arasında bir bağlantı var gibi görünüyor.</p>



<p>Yine de, gebe kalmaya çalışan kadınlar için diyet tavsiyeleri bol olsa da, erkekler yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda daha az bilinçli olabilir, diye uyarıyor Almeling.&nbsp;ABD federal organları ve sağlık kurumları tarafından bu müstakbel ebeveynlere sunulan babalık etkileri hakkında çok az bilgi olduğunu veya hiç bilgi olmadığını belirtiyor.</p>



<p>Almeling, kitabını bilim adamları, sağlık hizmeti sağlayıcıları ve politika yapıcılar için önerilerle tamamlıyor.&nbsp;Sorunun bir kısmının cinsiyeti ikili olarak görmek olduğunu, kadın ve erkekleri birbirine zıt olarak görmek olduğunu ve toplumsal cinsiyet anlayışımızdaki değişimlerin üreme ve doğurganlığın incelenip tedavi edilme şeklini değiştirebileceğini düşünüyor.</p>



<p>Erkeklerin üreme sağlığının daha iyi anlaşılması aynı zamanda &#8220;cinsiyet politikasını şaşırtıcı şekillerde yeniden şekillendirebilir&#8221; ve kadınların üreme konusundaki cinsiyetli beklentilerini değiştirebilir, diye yazıyor. Almeling, bu tür değişikliklerin, çocuklu kadınların ancak erkeklerin değil işlerine daha az bağlı olduğu varsayımının neden olduğu cinsiyete dayalı ücret uçurumunu ve eşitsizlikleri azaltmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor.<a href="https://www.newscientist.com/article/dn25555-be-a-player-hate-the-game-beating-sex-discrimination/"></a></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guynecology-erkek-ureme/">Guynecology: Erkek Üreme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/guynecology-erkek-ureme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs! Sarılmayı Özlediğimiz İnsanlar Var</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-sarilmayi-ozledigimiz-insanlar-var/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-sarilmayi-ozledigimiz-insanlar-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 12:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mesafe]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[sarılma]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sarılmanın, sağlığımız için koronavirüs risklerine rağmen yapmaya değer kılan faydaları vardır işte virüse yakalanma şansınızı nasıl azaltabileceğiniz aşağıda açıklanmıştır. Salgın sizi kucaklamak için can attıysa, yalnız değilsiniz. ABD&#8217;deki insanların yaklaşık yüzde 60&#8217;ı, kapatmanın ilk ayında dokunmadan yoksun hissettiğini bildirdi, ankete katılanların sadece beşte biri yalnız yaşamasına rağmen yeni bir araştırmaya işaret ediyor. Florida&#8217;daki Miami Üniversitesi&#8217;nden Tiffany [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-sarilmayi-ozledigimiz-insanlar-var/">Koronavirüs! Sarılmayı Özlediğimiz İnsanlar Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn.jpg" alt="" class="wp-image-875" width="474" height="267" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn.jpg 865w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/korn-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 474px) 100vw, 474px" /></figure></div>



<p><strong>Sarılmanın</strong>, sağlığımız için koronavirüs risklerine rağmen yapmaya değer kılan faydaları vardır işte virüse yakalanma şansınızı nasıl <strong>azaltabileceğiniz </strong>aşağıda açıklanmıştır.</p>



<p>Salgın sizi kucaklamak için can attıysa, yalnız değilsiniz. ABD&#8217;deki insanların yaklaşık yüzde 60&#8217;ı, kapatmanın ilk ayında dokunmadan <strong>yoksun </strong>hissettiğini bildirdi, ankete katılanların sadece beşte biri yalnız yaşamasına rağmen yeni bir araştırmaya işaret ediyor.</p>



<p>Florida&#8217;daki Miami Üniversitesi&#8217;nden Tiffany Field ve meslektaşları 260 yetişkinle anket yaptı ve dokunma yoksunluğunu bildirenlerin <strong>anksiyete, depresyon, yorgunluk, uyku sorunları</strong> ve <strong>travma sonrası stresi</strong> ölçen ölçeklerde daha yüksek puan aldığını buldu.</p>



<p><strong>Dokunma yoksunluğu</strong>, yalnız yaşayan insanlarda daha yaygındı, ancak aile veya arkadaşlarla yaşayanları da etkiledi. Field, &#8220;İnsanların yalnızca yüzde <strong>33</strong>&#8216;ü partnerlerine çok fazla <strong>dokunduklarını </strong>söyledi ve yüzde 37 kadarı onlara hiç dokunmadıklarını söyledi&#8221; diyor .</p>



<p>1000&#8217;den fazla Amerikalı yetişkinin katıldığı ayrı bir çalışma, kilitli bir ortamda sık sık kucaklaşan, öpüşen veya arkadaşlarıyla ve ailesiyle buluşanların depresyon belirtilerini bildirme olasılığının yüzde 26 ve yalnızlık bildirme olasılığının yüzde 28 daha düşük olduğunu buldu. Düzenli görüntülü sohbetler aynı faydaları göstermedi.</p>



<p>Indiana&#8217;dan Molly Rosenberg, &#8220;Kalp atış hızının <strong>düşmesi</strong>, daha yüksek <strong>oksitosin </strong>seviyeleri ve daha düşük <strong>kortizol </strong>seviyeleri gibi yakın temastan geldiğini bildiğimiz faydalarla uyumlu olan dokunma içeren temas türlerinden daha güçlü <strong>zihinsel </strong>sağlık faydaları gördük&#8221; diyor Indiana&#8217;dan Molly Rosenberg.</p>



<p>Bu faydalar göz önüne alındığında , hızlı bir kucaklaşma söz konusu değil mi? Rosenberg, koronavirüsün yayılmasını önlemek için hane halkı olmayan kişilerle <strong>temasın sınırlandırılmasının </strong>önemini vurguluyor ve çoğu hükümet insanlara diğerlerinden en az 1 metre <strong>mesafeyi korumalarını </strong>tavsiye etmeye devam ediyor.</p>



<p>Ancak yakınlık tek faktör değildir. Linsey Marr, &#8220;Sarılmanın çoğu sadece kısa bir karşılaşma olduğu için ve burada kısa zaman gerçekten çok önemli bence riskleri benim için kabul edilebilir bir seviyeye indirmenin yolları var, özellikle sarılmanın faydaları düşünüldüğünde,&#8221; diyor.</p>



<p>Yüz yüze temastan kaçınmak anahtardır.&nbsp;Marr, yüzün örtülmesini, yüzleri zıt yönlere işaret etmesini ve diğer kişinin yüzüne veya giysisine yüzünüzle temas etmemesini önerir.&nbsp;&#8220;Bu kendiliğinden bir eylem değil: plan yapmalısın ve rıza almalısın&#8221; diyor.</p>



<p>&#8220;Sarılmaların çoğu yalnızca kısa bir karşılaşmadır ve riskleri azaltmanın yolları vardır&#8221;</p>



<p>İngiltere Glasgow Üniversitesi&#8217;nden Margaret Hosie, &#8220;Sarılmadan önce ve sonra ellerinizi yıkamak ve belki de nefes vermemeniz akıllıca olur&#8221; diyor.</p>



<p>Uzmanlar, sarılmanın risksiz olmadığını ve rutin olmaması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca yüksek risk gruplarında olanlar veya herhangi bir hastalık belirtisi gösterenler tarafından da kaçınılmalıdır. Yine de, &#8220;Virüs ve bulaşma modelleri hakkında şu anda bilinenlere dayanarak, hepimizin kendi risk değerlendirmesini yapabilmemiz ve ardından buna göre hareket etmemiz gereken bir salgın aşamasındayız.&#8221;</p>



<p>Yine de sarılmayı erteleyelim maskemizi takıp mesafeyi koruyalım zorlu bir dönem sağlıkla kalın.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-sarilmayi-ozledigimiz-insanlar-var/">Koronavirüs! Sarılmayı Özlediğimiz İnsanlar Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/koronavirus-sarilmayi-ozledigimiz-insanlar-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hindistan Dünyanın En Kalabalık Ülkesi Olma Yolunda</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hindistan-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-olma-yolunda/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hindistan-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-olma-yolunda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 12:05:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hindistan&#8217;da 2017 ve 2030 yılları arasında cinsiyete dayalı kürtaj gibi uygulamalar olmadan beklenenden 6,8 milyon daha az kadın doğum kaydedilebilir. Hindistan&#8217;ın doğumdaki cinsiyet oranı erkeklerin kızlara oranı 1970&#8216;lerden bu yana, büyük ölçüde&#160;erkek fetüsleri erkek çocuk sahibi&#160;olma hedefiyle&#160;aldırmayı seçen&#160;ailelerin&#160;sayısındaki&#160;artıştan kaynaklanıyor&#160;. Suudi Arabistan&#8217;ın Thuwal kentindeki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi&#8217;nden Fengqing Chao ve meslektaşları, bu eğilim [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hindistan-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-olma-yolunda/">Hindistan Dünyanın En Kalabalık Ülkesi Olma Yolunda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="563" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs.jpg" alt="" class="wp-image-871" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/nfs-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure></div>



<p>Hindistan&#8217;da 2017 ve 2030 yılları arasında <strong>cinsiyete dayalı kürtaj </strong>gibi uygulamalar olmadan beklenenden 6,8 milyon daha az kadın doğum kaydedilebilir.</p>



<p>Hindistan&#8217;ın doğumdaki cinsiyet oranı erkeklerin kızlara oranı <strong>1970</strong>&#8216;lerden bu yana, büyük ölçüde&nbsp;erkek <strong>fetüsleri </strong>erkek çocuk sahibi&nbsp;olma hedefiyle&nbsp;<strong>aldırmayı </strong>seçen&nbsp;ailelerin&nbsp;sayısındaki&nbsp;<strong>artıştan </strong>kaynaklanıyor&nbsp;.</p>



<p>Suudi Arabistan&#8217;ın Thuwal kentindeki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi&#8217;nden Fengqing Chao ve meslektaşları, bu eğilim devam ederse Hindistan nüfusu üzerindeki etkisinin ne olabileceğini araştırmak istedi.</p>



<p>Chao ve ekibi, ülke <strong>nüfusunun </strong>yüzde 98&#8217;inden fazlasını kapsayan 29 Hindistan eyaleti ve bölgesinde doğumdaki cinsiyet oranını modelledi.&nbsp;İnsanların erkek veya kız çocuk sahibi olma tercihlerine ilişkin ulusal anket verilerine olduğu kadar doğum verilerine de baktılar.</p>



<p>Model,&nbsp;cinsiyet seçici kürtaj&nbsp;gibi uygulamalar olmadan beklenebileceklere kıyasla Hindistan&#8217;da 2017 ile 2030 arasında 6,8 milyon kayıp kadın doğum olacağını öngördü.&nbsp;Tahmin, en son doğum verilerinin ardından geçen yıl olduğu için 2017 ile başladı.</p>



<p>Hindistan&#8217;ın önümüzdeki 10 yıl içinde kaybolan kadın doğumlarının küresel cinsiyet oranı üzerinde önemli bir etkisi olabilir, çünkü BM Hindistan&#8217;ın Çin&#8217;i geçerek bu dönemde <strong>dünyanın en kalabalık ülkesi</strong> haline geleceğini tahmin ediyor.</p>



<p>Araştırmacılar, kadın doğumlarındaki en yüksek açığın kuzeydeki Uttar Pradesh eyaletinde meydana geleceğini öngören modelleriyle Hindistan&#8217;ın kuzeyinde erkek çocuk sahibi olma tercihinin en güçlü olduğunu buldular.</p>



<p>Chao&nbsp;, doğumda cinsiyet oranında tahmin edilen en güçlü önyargılara sahip bölgelerin belirlenmesi, örneğin&nbsp;önlemeyi amaçlayan&nbsp;politikaların veya&nbsp;kampanyaların&nbsp;daha kesin hedeflenmesini sağlayarak, <strong>dişi </strong>fetüslerin gelecekteki kürtajını en aza <strong>indirmeye </strong>yardımcı olabilir&nbsp;.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hindistan-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-olma-yolunda/">Hindistan Dünyanın En Kalabalık Ülkesi Olma Yolunda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hindistan-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-olma-yolunda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyninize Yerleştirilecek Bilgisayarlarla Hastalıklarınız Tedavi Edilecek? Kabul Eder Miydiniz?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/beyninize-yerlestirilecek-bilgisayarlarla-hastaliklariniz-tedavi-edilecek-kabul-eder-miydiniz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/beyninize-yerlestirilecek-bilgisayarlarla-hastaliklariniz-tedavi-edilecek-kabul-eder-miydiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 11:32:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[elektrotlar]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[TIP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elon Musk, şirketi Neuralink&#8217;in beyin bilgisayar arayüzünü ilk kez gösterdi. 28 Ağustos&#8217;ta yaptığı bir duyuruda Neuralink, cihazının prototiplerini açıkladı. Cihaz, bir tarafından son derece ince teller gelen bir madeni parayı andırıyor. Beynin yüzeyine birkaç milimetre gömülü tellerle kafatasına implante edilmek üzere tasarlanmıştır.  Bu teller daha sonra nöronların ne zaman ateşlendiğini algılayabilir veya nöronları ateşlemek için kendi elektrik sinyallerini yayabilir. Musk, elektrotlara yanıt veren nöronların [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beyninize-yerlestirilecek-bilgisayarlarla-hastaliklariniz-tedavi-edilecek-kabul-eder-miydiniz/">Beyninize Yerleştirilecek Bilgisayarlarla Hastalıklarınız Tedavi Edilecek? Kabul Eder Miydiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/elll.jpg" alt="" class="wp-image-867" width="503" height="332" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/elll.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/elll-600x397.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/elll-150x99.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/elll-300x198.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 503px) 100vw, 503px" /></figure></div>



<p id="block-fbf368f5-3cc9-46d0-9518-8aedf36ad47a">Elon Musk, şirketi <strong>Neuralink&#8217;in </strong>beyin bilgisayar arayüzünü ilk kez gösterdi. 28 Ağustos&#8217;ta yaptığı bir duyuruda Neuralink, cihazının <strong>prototiplerini </strong>açıkladı.</p>



<p id="block-a516aa9c-87ff-4a4b-9030-cba400e9771a">Cihaz, bir tarafından son derece ince teller gelen bir madeni parayı andırıyor. Beynin yüzeyine birkaç milimetre gömülü tellerle kafatasına implante edilmek üzere tasarlanmıştır. </p>



<p id="block-a516aa9c-87ff-4a4b-9030-cba400e9771a">Bu teller daha sonra <strong>nöronların </strong>ne zaman ateşlendiğini algılayabilir veya nöronları ateşlemek için kendi elektrik sinyallerini yayabilir. Musk, <strong>elektrotlara </strong>yanıt veren nöronların videosunu gösterdi.</p>



<p id="block-26e3f16d-a8b1-43ba-83cc-be502dcf1b30">Musk, nihayetinde bu küçük cihazların hem nöron sinyallerini okuyup hem de yazarak beyinden ve omurgadan kaynaklanan tıbbi sorunlara yardımcı olabileceği ve hatta insanların uzak bir gelecekte bilgisayarları beyinlerine <strong>entegre </strong>etmesine izin verebileceğini söyledi.</p>



<p id="block-59e71a1e-44bd-4948-bb34-fc394166ce7b"><strong>Neuralink</strong>, <strong>Joyce</strong>, <strong>Gertrude</strong>, ve bu nöronların izlenmesi için yapılan 3 <strong>implant </strong>vardı: ekip cihazını göstermek için üç domuz dışarı yürüdü. Musk, burnunu yiyeceğe veya yere dokunduğunda ortaya çıkan bir samana saplanırken Gertrude&#8217;un Neuralink cihazından canlı sinyalleri gösteren bir ekran gösterdi.</p>



<p id="block-ee9b3e5b-84f1-4a11-8bdc-3a8f6fd27dd4"><strong>Dorothy </strong>adı verilen üçüncü domuza bir implant yerleştirilmiş ve sonra çıkarılmıştı. Musk, &#8220;Dorothy&#8217;nin gösterdiği şey, Neuralink&#8217;i takıp çıkarabileceğiniz ve sağlıklı, mutlu ve normal bir domuzdan ayırt edilemez olabileceğinizdir,&#8221; dedi. Bunun insan kullanıcılar için önemli olacağını, çünkü implantlarını <strong>çıkarmak </strong>veya <strong>yükseltmek </strong>isteyebileceklerini söyledi.</p>



<p id="block-1ac9716b-4337-424f-a024-51663a5cad01">New York&#8217;taki Feinstein Tıbbi Araştırma Enstitüleri&#8217;nden Timir Datta-Chaudhuri, &#8220;Çıkardıkları zorlu kısım, hayvanın mutlu görünmesi, ortalıkta dolaşması ve normal davranması ve verilerin kablosuz olarak aktarılmasıdır&#8221; diyor. &#8220;Benzer diğer çalışmalarda insanlar genellikle hayvanı, beyninden gelen <strong>tellerle anestezi </strong>altında bir <strong>ameliyat </strong>masasına yerleştirir.&#8221;</p>



<p id="block-7273b91b-7fb4-4465-a971-18b1231a2d08">Datta-Chaudhuri, bu etkileyici olsa da cihazların güvenli olduğunu kanıtlamak için yeterli olmadığını söylüyor.&nbsp;Musk, implantasyonun beyinde nispeten az kanama ile yapılabileceğini söyledi.&nbsp;&#8220;Bir şeyi bir telle saplarsanız kesinlikle kanayacağını düşünüyorsunuz, ama aslında çok küçük ölçekte değil,&#8221; dedi.</p>



<p id="block-7aeac092-86c7-4b8f-8bfc-243923deac47">Duyuru sırasında, Neuralink ekibinin üyeleri, göz yaralanması olan kişiler için vizyonu eski haline getirmekten ve ağrıyı sınırlandırmaktan, anıları ve telepatiyi kaydetmeye kadar, cihaz için uzun vadeli umutlarını dile getirdi .</p>



<p id="block-a8cc7d51-e286-4f1d-a8bb-586a884d4de4">Datta-Chaudhuri, bu hedeflerden bazılarının diğerlerinden daha gerçekçi olduğunu söylüyor. Örneğin Musk, felçli kişilerin hareketini <strong>eski haline </strong>getirmek için <strong>omurga </strong>yaralanmalarını atlatmaktan bahsetti ve bunun, şirketin insanlar üzerindeki ilk klinik denemelerinin yakında başlayacağını söyledi. Neuralink&#8217;e benzer cihazlar bunu başardı , bu nedenle Neuralink&#8217;in de aynısını yapmasını beklemek tuhaf değil.</p>



<p id="block-b9dc8978-f032-4074-831e-6d48179846a4">Öte yandan, Datta-Chaudhuri, bir hatırayı veya düşünceyi okumak gibi bir başarı, gelişmiş teknolojiyle henüz sahip olmadığımız beynin ayrıntılı bir şekilde anlaşılmasını gerektireceğini söylüyor.</p>



<p id="block-b9dc8978-f032-4074-831e-6d48179846a4">&#8220;Hala öğrenmeleri gereken çok şey olduğunu hissediyorum ve bu onlar için zorlu bir mücadele olacak&#8221; diyor. &#8220;Ancak bu kartopu, yalnızca markanın avantajı ve ona Elon Musk&#8217;un bağlı olması, o sosyal spot ışığı nedeniyle yuvarlanıp daha büyük bir şeye dönüşebilir.&#8221;</p>



<p id="block-b03b6092-7850-48b5-b6aa-1c00d9f7521a">Musk, nihayetinde bu küçük cihazların hem nöron sinyallerini okuyup hem de yazarak beyinden ve omurgadan kaynaklanan tıbbi sorunlara yardımcı olabileceği ve hatta insanların uzak bir gelecekte bilgisayarları beyinlerine entegre etmesine izin verebileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beyninize-yerlestirilecek-bilgisayarlarla-hastaliklariniz-tedavi-edilecek-kabul-eder-miydiniz/">Beyninize Yerleştirilecek Bilgisayarlarla Hastalıklarınız Tedavi Edilecek? Kabul Eder Miydiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/beyninize-yerlestirilecek-bilgisayarlarla-hastaliklariniz-tedavi-edilecek-kabul-eder-miydiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hemi-PMO Görsel Bozukluk</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hemi-pmo-gorsel-bozukluk/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hemi-pmo-gorsel-bozukluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 10:27:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[çarpık]]></category>
		<category><![CDATA[görsel]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hemi pmo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=856</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yüze her baktığınızda, yüzün bir tarafının, Salvador Dalí&#8216;nin bir tablosuna benzeyen, eriyormuş gibi çarpık göründüğünü hayal edin. Bunlar, hemi prosopometamophosia (hemi-PMO) olarak bilinen ve yüzlere bakmayı rahatsız edici hale getiren nadir bir durumu olan insanlardır. Hemi-PMO&#8217;lu bazı insanlar, yüze nasıl bakılırsa bakılsın, bir kişinin yüzünün aynı yarısında bozulmalar görüyor. Sonuçlar, görsel sistemimizin algıladığımız tüm yüzleri aynı işlemi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hemi-pmo-gorsel-bozukluk/">Hemi-PMO Görsel Bozukluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hemi.jpg" alt="" class="wp-image-859" width="432" height="288" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hemi.jpg 370w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hemi-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/hemi-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 432px) 100vw, 432px" /></figure></div>



<p id="first">Bir yüze her baktığınızda, yüzün bir tarafının, <strong>Salvador Dalí</strong>&#8216;nin bir tablosuna benzeyen, eriyormuş gibi <strong>çarpık </strong>göründüğünü hayal edin. Bunlar, hemi <strong>prosopometamophosia </strong>(hemi-PMO) olarak bilinen ve yüzlere bakmayı rahatsız edici hale getiren nadir bir durumu olan insanlardır. Hemi-PMO&#8217;lu bazı insanlar, yüze nasıl bakılırsa bakılsın, bir kişinin yüzünün aynı yarısında bozulmalar görüyor. Sonuçlar, görsel sistemimizin algıladığımız tüm yüzleri aynı işlemi kullanarak standartlaştırdığını, böylece daha önce gördüğümüz yüzlere kıyasla daha iyi olduklarını gösteriyor.</p>



<p>&#8220;Bir yüzü her gördüğümüzde, beyin o yüzün temsilini ayarlar, böylece boyutu, bakış açısı ve yönü, tıpkı Facebook ve Google tarafından kullanılanlar gibi bilgisayar <strong>yüz tanıma sistemleri </strong>gibi bellekte depolanan yüzlerle eşleşir,&#8221; diye açıklıyor yazar Brad Duchaine, &#8220;Algılanan yüzü hafızada depolanan yüzlerle hizalayarak, yüzün daha önce gördüğümüz bir yüz olup olmadığını belirlememiz bizim için çok daha kolay&#8221; diye ekliyor.</p>



<p>Hemi-PMO, <strong>beyin hasarından</strong> sonra ortaya çıkabilen nadir bir hastalıktır. Bu duruma sahip bir kişi bir yüze baktığında, yüzün bir tarafındaki yüz hatları bozuk görünür. Hemi-PMO&#8217;nun varlığı, yüzün iki yarısının ayrı ayrı işlendiğini göstermektedir. Durum genellikle zamanla kaybolur ve bu da çalışmayı zorlaştırır. Sonuç olarak, durum veya insan yüzü <strong>işlemenin </strong>normal olarak nasıl çalıştığına dair neleri ortaya çıkardığı hakkında çok az şey bilinmektedir.</p>



<p>Mevcut çalışma, semptomları yıllarca devam eden hemi-PMO&#8217;lu altmışlı yaşlarının başında sağ elini kullanan bir adama odaklandı. Bu rahatsızlığa sahip pek çok kişi gibi, çarpıklıkları beyninin <strong>sol yarıküresi </strong>ve <strong>sağ yarıküresindeki</strong> görsel alanları birbirine bağlayan <strong>splenium </strong>adı verilen bir <strong>lif </strong>demetindeki hasardan kaynaklanıyordu. Beş yıl önce AD ​​televizyon izlerken, insanların yüzlerinin doğru yarısının erimiş gibi göründüğünü fark etti. Yine de yüzlerinin sol tarafları normal görünüyordu. Aynaya kendi yüzüne baktı ve yansımasının sağ tarafının da bozuk olduğunu fark etti. Aksine, AD vücudun diğer kısımlarında veya nesnelerinde herhangi bir bozulma görmediğini söyledi.</p>



<p>Çalışma iki deney içeriyordu.&nbsp;İlkinde, AD insan yüzleri ve nesneler, evler ve arabalar gibi yüz olmayan görüntülerle sunuldu ve çarpıklıkları rapor etmesi istendi.&nbsp;20 yüzün 17&#8217;sinde çarpıklıklar gördü.&nbsp;Bozukluklar her zaman yüzün sağ tarafındaydı ve yüz hatları genellikle sarkık görünüyordu.&nbsp;Örneğin, bir yüzünde AD, sağ gözün sol gözden çok daha büyük göründüğünü, sağ kaşın, burnun sağ tarafının ve dudakların sağ tarafının doğal olmayan bir şekilde sarktığını bildirdi.&nbsp;Bozulmaya neden olmayan yüz fotoğraflarından ikisi, yüzün sağ tarafının görünmediği doğru profil görünümlerini gösterdi.&nbsp;Günlük deneyimleriyle tutarlı olarak AD, yüz olmayan görüntülerin hiçbirinde bozulma görmedi.</p>



<p>Çalışmanın ikinci bölümünde AD, çeşitli şekillerde sunulan 15 farklı yüzde gördüğü çarpıklıkları bildirdi: sol ve sağ <strong>görsel alanda</strong>, farklı derinlemesine <strong>rotasyonlarda </strong>ve dört resim düzlemi rotasyonunda 0 derece veya dik, 90 derece, 180 derece veya baş aşağı ve 270 derece. Yüzlerin nasıl sunulduğuna bakılmaksızın, AD çarpıklıkların aynı yüz özelliklerini etkilediğini bildirmeye devam etti. Örneğin, bir yüz baş aşağı sunulsa bile AD, artık uyaranın sol tarafında <strong>distorsiyon </strong>görünmesine rağmen, yüz özelliklerinin yüzün sağ tarafında bozuk olduğunu görmüştür. AD&#8217;nin bozulmasının konumunun tutarlılığı, bakış açısı veya yönelimden bağımsız olarak yüzlerin, bilgisayar yüz tanıma sistemlerinin yaptığına benzer şekilde aynı şablona hizalanır. AD&#8217;nin durumunda, splenium lezyonu nedeniyle bir beyin yarıküresinden diğerine geçerken bu süreçten çıkan çıktı bozulur.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hemi-pmo-gorsel-bozukluk/">Hemi-PMO Görsel Bozukluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hemi-pmo-gorsel-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aç Kalmayalım Derken Böcekte Yenmez Ama be! Protein Kaynağı Sarı Yemek Kurdu!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ac-kalmayalim-derken-bocekte-yenmez-ama-be-protein-kaynagi-sari-yemek-kurdu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ac-kalmayalim-derken-bocekte-yenmez-ama-be-protein-kaynagi-sari-yemek-kurdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 20:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kurtçuk]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=852</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel gıda taleplerinin endişe verici bir oranda artmasıyla, IUPUI bilim adamları tarafından yürütülen bir araştırma, daha önce gözden kaçan bir böceğin alternatif protein kaynağı olarak umut vaat ettiğini gösteren yeni kanıtlar buldu: sarı yemek kurdu. Araştırma, biyoloji doçenti ve IUPUI Fen Fakültesi Adli ve Araştırma Bilimleri programında direktör olan Christine Picard liderliğindeki yemek kurdu türü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ac-kalmayalim-derken-bocekte-yenmez-ama-be-protein-kaynagi-sari-yemek-kurdu/">Aç Kalmayalım Derken Böcekte Yenmez Ama be! Protein Kaynağı Sarı Yemek Kurdu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="468" height="328" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kurtcuk-moda.jpg" alt="" class="wp-image-853" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kurtcuk-moda.jpg 468w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kurtcuk-moda-150x105.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kurtcuk-moda-300x210.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kurtcuk-moda-100x70.jpg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kurtcuk-moda-200x140.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 468px) 100vw, 468px" /></figure></div>



<p id="first">Küresel gıda taleplerinin endişe verici bir oranda artmasıyla, IUPUI bilim adamları tarafından yürütülen bir araştırma, daha önce gözden kaçan bir <strong>böceğin </strong>alternatif <strong>protein kaynağı </strong>olarak umut vaat ettiğini gösteren yeni kanıtlar buldu: sarı yemek kurdu.</p>



<p>Araştırma, biyoloji doçenti ve IUPUI Fen Fakültesi Adli ve Araştırma Bilimleri programında direktör olan Christine Picard liderliğindeki yemek kurdu türü Tenebrio molitor&#8217;un genomunun yeni bir analizine dayanıyor.</p>



<p>Laboratuvarı küresel gıda talebini karşılamak için böcek kullanımına odaklanan Picard, &#8220;İnsan nüfusu artmaya devam ediyor ve protein üretimi üzerindeki stres, iklim değişikliği dikkate alınmadan sürdürülemez bir oranda artıyor&#8221; dedi.</p>



<p>Tarihsel olarak bir zararlı olan sarı un kurdunun çok çeşitli tarım uygulamalarında fayda sağlayabileceğini buldu. <strong>Balıklar </strong>dahil <strong>hayvanlar </strong>için <strong>alternatif </strong>bir protein kaynağı olarak kullanılabileceği gibi atıkları da <strong>organik gübre</strong> olarak idealdir.</p>



<p>Picard ve ekibi, 10X Chromium bağlantılı okuma teknolojisini kullanarak sarı yemek kurdu genomunu sıraladı. Sonuçlar, şimdi DNA&#8217;dan yararlanmak ve sarı un kurdunu seri üretim ve tüketim için <strong>optimize </strong>etmek isteyenlere yardımcı olacaktır. Bu yeni teknoloji, güvenilir bir <strong>genom dizisi üretmek </strong>için en iyi iki sıralama yöntemini birleştirir.</p>



<p>Picard, &#8220;Böcek genomları zorlayıcıdır ve ne kadar uzun <strong>DNA </strong>dizisi oluşturabilirseniz, o kadar iyi genomu birleştirebilirsiniz,&#8221; dedi. Picard, yemek kurtunun çok çeşitli kullanımlara sahip olacağını da ekledi.</p>



<p>Picard, &#8220;Böcekler olan yemek kurtları, birçok organizmanın doğal beslenmesinin bir parçasıdır&#8221; dedi. Örneğin, balıklar solucanlardan hoşlanır. Ayrıca evcil hayvan yemi endüstrisinde alternatif bir protein kaynağı olarak gerçekten yararlı olabilirler, tavuklar böcekler gibi ve belki bir gün insanlar da, çünkü alternatif bir protein kaynağıdır. &#8220;</p>



<p>Picard daha sonra, araştırmacıların, bu böceklerin ticarileştirilmesi yararlı bilgilerden yararlanmak için sarı un kurtlarının bazı biyolojik süreçlerini neyin yönettiğine bakmayı planladıklarını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ac-kalmayalim-derken-bocekte-yenmez-ama-be-protein-kaynagi-sari-yemek-kurdu/">Aç Kalmayalım Derken Böcekte Yenmez Ama be! Protein Kaynağı Sarı Yemek Kurdu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ac-kalmayalim-derken-bocekte-yenmez-ama-be-protein-kaynagi-sari-yemek-kurdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiller Doğal Ve Genetik</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ciller-dogal-ve-genetik/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ciller-dogal-ve-genetik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 20:15:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[çil]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[güneş lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=848</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burun ve yanaklara dökülen kollarına veya omuzlarına serpilen çillerin dağılması bence çok güzel ve eşsiz. Çiller cilde biraz ekstra bir şey ekler. Bazı çilli kadınlar onları kucaklıyor ve gösteriş yapıyor. Diğerleri onları gizler. Bu gerçekten kişisel bir seçim. Kendi çilleriniz varsa veya onlara hayranlık duyuyorsanız, kesinlikle ilginç, çarpıcı ve biraz karmaşık bir fiziksel özelliktir. Çiller, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ciller-dogal-ve-genetik/">Çiller Doğal Ve Genetik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cll.png" alt="" class="wp-image-849" width="444" height="632" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cll.png 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cll-422x600.png 422w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cll-150x213.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cll-300x427.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/cll-295x420.png 295w" sizes="auto, (max-width: 444px) 100vw, 444px" /></figure></div>



<p><strong>Burun </strong>ve <strong>yanaklara </strong>dökülen  <strong>kollarına </strong>veya <strong>omuzlarına </strong>serpilen çillerin dağılması bence çok güzel ve eşsiz. Çiller cilde biraz ekstra bir şey ekler. Bazı çilli kadınlar onları kucaklıyor ve gösteriş yapıyor. Diğerleri onları gizler. Bu gerçekten kişisel bir seçim. Kendi çilleriniz varsa veya onlara hayranlık duyuyorsanız, kesinlikle ilginç, çarpıcı ve biraz karmaşık bir fiziksel özelliktir. Çiller, <strong>yaş </strong>veya <strong>güneş lekelerinden </strong>farklıdır.</p>



<p>Bu konuyu araştırırken, tartışmalarda çillerin, yaşlılık veya güneş lekelerinin sıklıkla yer değiştirdiğini gördük. Bazen çiller, tek tek benlerle bile karşılaştırılırdı. Ancak çiller ve güneş lekeleri arasında büyük <strong>fark </strong>vardır. Kozmetik ve medikal dermatoloji pratiği yapan Dr. Kally Papantoniou, &#8220;Çocuklukta ciltte görülen tür olan gerçek çiller, <strong>melanositlerdeki </strong>artan <strong>melanin </strong>seviyelerinden kaynaklanır&#8221; dedi. Daha sonra, <strong>Yaşlılık lekeleri</strong> veya <strong>lentigo</strong>, daha sonraki yaşamda ortaya çıkan ve UVA / B hasarından kaynaklanan ciltte artan miktarda <strong>melanosit </strong>nedeniyle ortaya çıkan koyu lekelerdir.&#8221;</p>



<p>Açık tenli kişilerde çiller daha yaygındır. Çilli kişiler arasında saç veya göz rengi gibi başka ortak fiziksel özellikler var mı? Pekala, Dr. Papantoniou&#8217;ya göre, &#8220;Çiller oluşacak ve daha açık tenli kişilerde daha olasıdır ve daha açık renkli saçlara sahip olanlarda da çil geliştirme olasılığı daha yüksek olacaktır. Ancak çiller yalnızca soluk tenli ve açık saçlı olanlara mahsus değildir çiller daha koyu tenli kişilerde de görülebilir bu daha <strong>az yaygındır</strong>.&#8221;</p>



<p>Çiller genetiktir ve rastgele değildir. Çiller aslında aileseldir! Dr. Papantoniou, &#8220;çillerin genetik bir yatkınlığa sahip olabileceğini ve sıklıkla aile öyküsü ile birlikte görüldüğünü&#8221; doğruladı.</p>



<p>Bir make up artist olan Lennon, makyaj yaparken müşterilerinin çillerini örtmeyi tercih etmiyor, tabii ki kesinlikle istedikleri bu değilse. Çilleri göstermek istemenin iki yönlü bir nedeni vardır. &#8220;Çilleri örtmeye çalışmak neredeyse her zaman aşikar ve doğal görünmüyor. Tek başlarına bırakıldıklarında en iyi görünüyorlar ve parlıyorlar.&#8221; diyor. Doğal noktaları sergilemeyi seviyor çünkü &#8220;çiller gerçekten güzeldir ve yüzünüze boyut katabilir!&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ciller-dogal-ve-genetik/">Çiller Doğal Ve Genetik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ciller-dogal-ve-genetik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunların Hepsi Aşk Yada Birazı Belki Bir Kısmı Neden Öpüşüyoruz?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bunlarin-hepsi-ask-yada-birazi-belki-bir-kismi-neden-opusuyoruz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bunlarin-hepsi-ask-yada-birazi-belki-bir-kismi-neden-opusuyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 19:46:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[ilk öpücük]]></category>
		<category><![CDATA[romantizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=843</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk öpücüğünüze geri dönün . O büyük gün her zaman zihninizde pekişecek, ancak olayı çevreleyen tüm yutturmaca muhtemelen öpüşmenin kendisinden daha iyiydi. Havai fişekleri deneyimleyen şanslı kişilerden biri olabilirsiniz ya da belki de bu dönüm noktasına ulaşmak için neden heyecanlandığınızı sorgulamanıza neden olan garip, özensiz bir tükürük alışverişine girmişsinizdir. İlk öpücüğünüz arzu edilenden daha az [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bunlarin-hepsi-ask-yada-birazi-belki-bir-kismi-neden-opusuyoruz/">Bunların Hepsi Aşk Yada Birazı Belki Bir Kısmı Neden Öpüşüyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/op.jpeg" alt="" class="wp-image-845" width="420" height="420" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/op.jpeg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/op-300x300.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/op-150x150.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></figure></div>



<p><strong>İlk öpücüğünüze </strong>geri dönün . O büyük gün her zaman zihninizde pekişecek, ancak olayı çevreleyen tüm yutturmaca muhtemelen öpüşmenin kendisinden daha iyiydi. <strong>Havai fişekleri </strong>deneyimleyen şanslı kişilerden biri olabilirsiniz ya da belki de bu dönüm noktasına ulaşmak için neden heyecanlandığınızı sorgulamanıza neden olan garip, özensiz bir tükürük alışverişine girmişsinizdir. </p>



<p>İlk öpücüğünüz arzu edilenden daha az olsa bile, sonsuza dek öpüşmekten vazgeçmezdiniz. Aksine, diğer insanlarla daha fazla ilk öpücük deneyimlemeye devam edersiniz bazıları daha iyi, bazıları daha kötü. Yine de, muhtemelen neden sizin ve genel olarak insanların bu öpüşme işine karıştığını sorgulamayı asla bırakmadınız. Şefkat göstermek için burnunu çeken kediler ve heyecanla yalayan köpeklerin aksine, insanlar neden ağızdan ağza temasa başvurdu? Sonuçta , davranışa giren tek türden biriyiz.</p>



<p><strong>Öpücük besleme teorisi</strong><br>Karşılaştırma Davranışı: Hayvanları İnceleyen Adam&#8217;a göre öpüşmenin uzun zamandır &#8220;batı dünyasının kültürel olarak evrimleşmiş bir modeli&#8221; olduğu düşünülüyordu . Ancak 1915&#8217;te iki araştırmacı, yetişkin şempanzelerin birbirleriyle öpüştüğünü gözlemledi. Öpücük besleme ya da aynı zamanda önceden yumuşatma, yiyeceği çiğneme ve sonra başka birinin ağzına geçirme eylemidir. Kulağa tuhaf gelse de, bu sadece hayvanların yaptığı bir şey değil. İnsanlar çoğunlukla dünyanın başka yerlerinde bebeklerini de öpüyorlar.</p>



<p>Görünüşe göre, yumuşatma ve yumuşatmaya benzer &#8220;hareket kalıpları&#8221; gerektiriyor. Bu nedenle, öpüşmenin çok iyi öpücük beslemesinden kaynaklanabileceği teorisi oluşturuldu. &#8220;Daha geniş bir bağlamda,&#8221;Karşılaştırma Davranışı&#8221; bu, annelik davranışının genellikle sevgiyi ifade etmek veya bağlar oluşturmak için kullanılan kalıplara göre ritüelleştirildiği daha genel kurala uyar.&#8221; Öpücüklerle beslemenin &#8220;beslenme&#8221; kısmını bıraktığımızı anlamak için bir dakikanızı ayırabilir miyiz?</p>



<p><strong>İlk öpücük</strong><br>Öpüşme en azından şimdi bildiğimiz öpüşme oldukça yenidir. Araştırmacılar, insanların  yaklaşık 3.500 yıl önce günümüz öpücüğü gibi bir şey yaptıklarına dair kanıt buldular. Yayına göre, Hindu Vedik Sanskrit metinleri öpüşmenin biçimini &#8220;birbirlerinin ruhunu solumak&#8221; olarak tanımlıyordu. Ruhunu solumak kulağa hoş geliyor.</p>



<p>Yaklaşık 500 yıl sonra, Sanskrit destanı Mahabharata&#8217;da ağızdan ağıza bir davranış da anlatıldı. Aslında, &#8220;öpücük&#8221; kelimesi bile Hindistan&#8217;dan geliyor. Texas A&amp;M Üniversitesi&#8217;nde öpüşme bilimi üzerine çalışan bir antropolog olan Vaughn Bryant, The Wall Street Journal&#8217;a İngilizce &#8220;öpücük&#8221; kelimesinin kökünün Hindistan&#8217;da kullanılan &#8220;kus&#8221; kelimesinden geldiğini açıkladı . İlk öpücük bu Güney Asya ülkesinde çok iyi gerçekleşmiş olabilir.</p>



<p><strong>Romalıların yaptığı gibi öp!</strong> <strong>Fransız değil miydi o?</strong><br>Hindistan&#8217;da öpüşmeye başladıktan sonra araştırmacılar , Büyük İskender ve devasa ordusu sayesinde uygulamanın tüm dünyaya yayılmaya başladığına inanıyorlar . Dünyanın çoğunu fethettiğinden peki, o zamanlar dünya hakkında bilinen bu öpücük epey bir mesafeyi katedebildi.</p>



<p>Psikiyatrist ve filozof Neel Burton, Psychology Today makalesinde, öpüşmenin özellikle Roma&#8217;da yaygınlaştığı düşünülüyor . &#8220;Romalılar eşlerini veya sevgililerini, ailelerini ve arkadaşlarını ve hükümdarlarını öptüler . Eldeki veya yanaktaki ( osculum ) öpücüğü dudaklardaki ( basium ) ve derin veya tutkulu bir öpücükten ( savolium ) ayırt ettiler. &#8221; Roma aynı zamanda düğün günü öpücüğünün de doğum yeridir.</p>



<p>Ancak Roma&#8217;nın düşüşüyle ​​romantik bir jest olarak öpüşmek neredeyse tamamen bitmişti. Öpüşmenin yeniden romantizme dönüştüğü bin yıl sonrasına kadar değildi.  Burton, &#8221; Romeo ve Juliet&#8217;in öpücüğü, ailenin ve toplumun kontrolünden kur yapmayı ortadan kaldırmayı ve romantik aşkı özgürleştirici, kendi kaderini belirleyen ve potansiyel olarak yıkıcı bir güç olarak kutlamayı amaçlayan bu hareketin simgesidir.&#8221; diye açıkladı Burton.</p>



<p><strong>Kokla öpücükler</strong><br>Her öpücük, ağızdan ağıza temas gerektirmez. Örneğin, daha önceki öpüşme biçimleri, muhtemelen dudaklara bastırmaktan çok koklamakla ilgiliydi . 1900&#8217;lerin başlarında  , Hindistan&#8217;ın bazı bölgelerinde hala olağan olduğunu bildiğimiz kadarıyla öpüşmenin aksine koklamak . Koklama öpücükleri günümüzde de hala var.</p>



<p>David Joanasi, kültüründe yaygın olan bir öpücük türünü açıkladı: Kunik. Burun sürtme biçimi olarak basmakalıp  , &#8220;Sevdiğiniz birini burnunu, yanaklarını, alnını müstehcen bir şefkat gösterisiyle koklamak kadar burnu ovuşturmak değil.&#8221; Dedi. Bu sevgi dolu davranış, ailevi ve romantik ilişkilerde yaygındır.</p>



<p><strong>Öğrenilmiş veya içgüdüsel bir davranış mı?</strong><br>Öpüşme konusunda yapılan tüm büyüleyici araştırmalara rağmen, öpüşmenin doğal mı yoksa öğrenilmiş bir davranış mı olduğu hala bilinmemektedir. Ayrıca, çoğu hayvanın öpüşmemesi, davranışın öğrenildiğini gösterebilir. Bununla birlikte, bazı hayvanlar öpüşür ve yapmayanlar bile benzer sevgi belirtileri gösterir. Herkesin doğuştan öpme arzusu olmadığı da doğrudur.</p>



<p><strong>Aşkla mı ilgiliydi?</strong><br>Öpüşme genellikle romantik bir jest olarak görülür, ancak ister inanın ister inanmayın, öpüşmek aşkla ilgili değildir. Bilim adamları, birbirlerinden etkilenen insanların öpüşmeye mecbur olduklarını ve insanların da bilirsiniz, bu kişiyle öpüşmekten biraz daha fazlasını yapmak için bilinçaltı bir dürtü yaşadıklarını bilirler . İngiltere&#8217;deki Oxford Üniversitesi&#8217;nde araştırmacı olan Rafael Wlodarski, Smithsonian Magazine&#8217;e yaptığı açıklamada, çiftleşme ve çekicilik faktörler olsa da, öyle görünüyor ki romantizm ana bileşen değil  .</p>



<p><strong>Aslında seksle ilgili bile değil!</strong><br>Bilim adamları, öpüşmenin tüm amacının seks öncesi cinsel uyarılmayı artırmak olduğu fikrini değerlendirdiler. Daha az bilimsel terimlerle: ön sevişme.</p>



<p>Katılımcılar özellikle kadınlar uzun süreli ilişkilerde öpüşmenin en önemli olduğunu düşünüyorlardı. Aslında, uzun süreli ilişkiler içinde olan katılımcılar, ilişki mutluluğunun en göstergesi olarak seks sıklığını değil, öpme sıklığını değerlendirdiler. Çalışmanın baş yazarı Rafael Wlodarski The New York Times&#8217;a &#8221; İlişkinin daha da bağ kurucu, daha samimi olacağını düşünürdünüz, ancak bu zorunlu değildir&#8221; dedi. &#8220;Belki mutlu bir ilişkiniz vardır ve daha fazla ilişkiye ihtiyacınız yoktur.&#8221; İlişkilerinden memnun olan mutlu çiftler için öpüşmenin bir &#8220;duygu taşıyıcısı&#8221; olarak kaldığını ekledi.</p>



<p><strong>Zengin bir duyusal deneyim</strong><br>Davranışsal veri bilimcisi Rafael Wlodarski Smithsonian Magazine&#8217;e &#8220;Biyolojik beyin olmadan psikolojiye sahip  olamazsınız&#8221;  dedi. Ve neden öpüştüğümüzün birçok psikolojik ve biyolojik nedeni var gibi görünse de , öpüşmenin sadece iyi hissettirdiği basit gerçeğini görmezden gelemeyiz.</p>



<p>Sinirbilimci Eric Haseltine, öpüşmenin birçok beyin dokusunun buna karşılık gelen büyük miktarda beyin dokusunu uyarmasına ve bu doku tarafından uyarılmasına neden olduğunu açıkladı. &#8220;Dillerinizin birbirine değdiği sırada, iki kişiden gerçekten etkileyici miktarlarda beyin dokusu &#8216;bir araya getirilir.'&#8221; Beyin öpüşmeyi kazar. Ayrıca zihniniz Fransız öpüşmesini &#8220;zengin bir duyusal deneyim sağlamanın çok etkili bir yolu&#8221; olarak görüyor. Vayyyy canına. </p>



<p><strong>Testosteron transferi</strong><br> Helen Fisher &#8220;Tükürüğün içinde testosteron olduğuna dair kanıtlar var ve erkeklerin daha açık ağızlı öpüşmeyi sevdiklerine dair kanıtlar da var .&#8221; &#8220;Bu bana, kadınlarda cinsel dürtüyü tetiklemek için bilinçsizce testosteron transfer etmeye çalıştıklarını gösteriyor.&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Öpücükte ne var?</strong><br>Bir öpücük sırasında takas edilen tek şey testosteron değildir. Evrimsel psikolog Gordon G. Gallup, Jr. &#8220;İki kişi öpüştüğünde, kimyasal, dokunsal ve postüral ipuçları içeren zengin ve karmaşık bir bilgi alışverişi olur&#8221; dedi . &#8220;Bu, genetik olarak uyumsuz bireyler arasında üremeyi engelleyen evrimleşmiş mekanizmaları harekete geçirebilir.&#8221;</p>



<p>Bilim adamları , öpüşmenin bir kişinin kendini iyi hissetme hormonu oksitosin düzeylerini değiştirebileceğini ve 15 dakikalık bir makyaj seansının stres hormonu kortizol düzeylerini daha da düşürebileceğini keşfetti. Ancak oyunda hormonlardan daha fazlası var.</p>



<p>Ortalama bir öpücüğün az miktarda su, protein, &#8220;organik bileşikler&#8221;, yağlar ve sodyum klorür içerdiğini ortaya çıkardı. Standart öpücüğünüz ayrıca 10 milyon ila 1 milyar bakteri ve 278 farklı tür içerir. Bu bakteri türlerinin çoğu &#8220;kötü&#8221; olarak kabul edilmese de, herpes simpleks, solunum virüsleri, streptokok boğaz enfeksiyonu ve çok nadir durumlarda diş eti hastalığını geçirmek mümkündür.</p>



<p><strong>Bağlanma!</strong></p>



<p>Öpüşme tabii ki sadece tükürük, hormonlar, yağlar ve proteinler ile ilgili değildir. Bu bağlanma ve bağlanmayla ilgili diğer fiziksel dokunuş biçimleri gibi. 2013&#8217;te yapılan bir araştırma , &#8220;Romantik öpüşmenin aslında en etkili bağ aracılı kur yapma davranışlarından biri olabilir, hem erkekler hem de kadınlar onu &#8216;sevgiyi en çok ifade eden&#8217; fiziksel şefkat türü olarak derecelendirir . Daha önceki bir çalışma , çiftlerin fiziksel şefkat gösterileriyle uğraşırken çatışmalarını çözmede daha kolay zaman geçirdiklerini belirtti. Sarılma veya tutma ve dudaktan öpüşmenin fiziksel şefkatin en etkili biçimleri olduğu bulundu.</p>



<p><strong>Sevişmek evrensel değil</strong><br>Öpüşmeyi ne kadar çok öğrenirseniz , Brezilya&#8217;daki avcı toplayıcı kabile ile o kadar çok hemfikir olabilirsiniz . Ancak, uygulamayı iğrenç bulanlar yalnızca uzak kabilelerdeki insanlar değil. Bir zamanlar dünya nüfusunun yüzde 90&#8217;ının romantik öpüştüğüne inanılıyordu . </p>



<p>Yine de tüm kültürlerde bir öpüşmenin yaygın olduğu bulundu. &#8220;Bu yetişkin bebekler ya da küçük çocuklar öperken bir insan evrensel olarak görünüyor,&#8221; Ama romantik bir partneri öpme düşüncesi? Ew. Jankowiak&#8217;a göre bir araştırmacı, görüştüğü kişilerden bazılarının &#8220;birbirlerinin kaşlarını kemirdiğini&#8221; itiraf ettiklerini, ancak yine de öpme fikrini iğrenç bulduğunu açıkladı. &#8220;Seni seviyorum&#8221; diyemiyor, kaşlarını kemirmek kadar iyi değil tabi ama seviyorum kelimesini de bi deneyin.</p>



<p>En güzel öpücük boynundan olanı kokusunu aldığınız güzel bir adam sonra araya yollar giriyor zaman giriyor sabretmeniz gerekiyor deli gibi bekliyorsunuz tekrar tekrar gelecek öpücüğü iyi ki varız!</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bunlarin-hepsi-ask-yada-birazi-belki-bir-kismi-neden-opusuyoruz/">Bunların Hepsi Aşk Yada Birazı Belki Bir Kısmı Neden Öpüşüyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bunlarin-hepsi-ask-yada-birazi-belki-bir-kismi-neden-opusuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deja Vu! Sizi Bir Yerlerden Tanıyor Gibiyim?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/deja-vu-sizi-bir-yerlerden-taniyor-gibiyim/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/deja-vu-sizi-bir-yerlerden-taniyor-gibiyim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 15:52:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[deja vu]]></category>
		<category><![CDATA[hatırlamak]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen hemen hepimiz deja vu &#8220;zaten görülmüş anlamına gelen Fransızca bir terimé hissini deneyimledik daha önce burada olduğumuzu, bunu daha önce yaptığımızı veya bunu daha önce gördüğümüzü hissettim. Aslında hissin nüfusun kabaca% 60-80&#8217;i tarafından deneyimlendiğini ve yine de bir gizem olarak kaldığını söyleniyor, çünkü çoğunlukla beklenmedik bir şekilde insanların başına geliyor ve bu nedenle bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/deja-vu-sizi-bir-yerlerden-taniyor-gibiyim/">Deja Vu! Sizi Bir Yerlerden Tanıyor Gibiyim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir.jpg" alt="" class="wp-image-840" width="391" height="296" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir.jpg 258w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/indir-160x120.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /></figure></div>



<p>Hemen hemen hepimiz deja vu &#8220;zaten görülmüş anlamına gelen Fransızca bir terimé hissini deneyimledik daha önce burada olduğumuzu, bunu daha önce yaptığımızı veya bunu daha önce gördüğümüzü hissettim. Aslında hissin nüfusun kabaca% 60-80&#8217;i tarafından deneyimlendiğini ve yine de bir gizem olarak kaldığını söyleniyor, çünkü çoğunlukla beklenmedik bir şekilde insanların başına geliyor ve bu nedenle bir laboratuvarda çalışmak çok zor.</p>



<p>Ancak bilim adamlarının teorileri vardır çünkü bilim adamlarının her zaman teorileri vardır. Potansiyel nedenlerini belirleyen birkaç küçük çalışma var.</p>



<p>Kimse kesin olarak fenomene neyin sebep olduğunu veya bunun için tek bir açıklama bile olup olmadığını kesin olarak söylemiyor. Ama deja vu&#8217;ya neyin sebep olduğuna dair oldukça iyi teoriler var. İşte en mantıklı olanlardan bazıları.</p>



<p>BEYNİN BİR KESTİRME YOL ALIYOR= Sinir yollarındaki kestirme yollarla ilgilidir. Eski bir anının bir parçasını anımsatan bir şey deneyimlediğinizde örneğin, uzun zaman önce farklı bir durumda kokladığınız bir şeyi kokladığınızda beyninizin yeni deneyimi uzun süre yerine getirmesi gereken bir şey olarak yorumlaması mümkündür. Normalde yerleştirileceği kısa süreli bellek yuvasından ziyade term bellek. Daha sonra, beyniniz uzun süreli bellekteki bilgiye eriştiğinde, geçmişte olan bir şeyden ziyade geçmişten bir deneyime erişiyormuş gibi hissedebilir. Bu, &#8220;daha önce burada bulundum&#8221; tuhaf hissini yaratmak için yeterli olabilir. Gerçek bir anı olabilir belki de beynin sadece kafası karışıktır.</p>



<p>TEMPORAL LOB EPİLEPSİSİ OLAN KİŞİLER GENELLİKLE NÖBETTEN HEMEN ÖNCE DEJA VU YAŞARLAR= Bu beyin bozukluğuna sahip kişilerin deneyimleri, sağlıklı insanlarda deja vu&#8217;yu anlamamıza yardımcı olabilir çünkü bu aşinalık hissi, temporal lob epilepsisinin ortak bir belirtisidir birçok hasta için yaklaşan bir nöbet uyarısı olarak hareket eder. Beyniniz sadece bir kısmına sahip olduğunuz bir anıyı hatırlıyor da olabilir</p>



<p>Beyniniz deneyimlediğinizi sandığınız şeylerle o anki durumu karşılaştırıyor olabilir belki de aşırı dolu bi beynin var bir şeyleri hatırlamada gecikiyor da olabilirsin belki de sadece yaşlanıyoruzdur, hatırlamak isteyipte unuttuğumuz yada hatırlamamak için her şeyi yaptığımız zamanlar var beyin gerçekten çok karmaşık ve olağanüstü bir sistem bence sadece yaşayalım ve anın tadını çıkaralım.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/deja-vu-sizi-bir-yerlerden-taniyor-gibiyim/">Deja Vu! Sizi Bir Yerlerden Tanıyor Gibiyim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/deja-vu-sizi-bir-yerlerden-taniyor-gibiyim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100 Yıl Önce Normal Olan Şeyler? Şimdi Fazlasıyla Garip!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/100-yil-once-normal-olan-seyler-simdi-fazlasiyla-garip/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/100-yil-once-normal-olan-seyler-simdi-fazlasiyla-garip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 15:17:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[çirkin]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[hostes]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=835</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar sürekli gelişen bir türdür. yüzyıllar öncesinde yanımızda mızrak taşıdık ve Fransız mağaralarının duvarlarında harika sanat eserleri yarattık. Bugün, akıllı telefonlar taşıyoruz ve bir şeyler üzerinde geziyoruz çünkü nereye gittiğimize hiç bakmıyoruz. Evet, insan türü her zaman daha iyi hale geliyor.  Sanayi Devriminden bu yana, işler o kadar kör edici bir hızla değişti ki, bazen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/100-yil-once-normal-olan-seyler-simdi-fazlasiyla-garip/">100 Yıl Önce Normal Olan Şeyler? Şimdi Fazlasıyla Garip!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-875x1024.jpg" alt="" class="wp-image-836" width="547" height="640" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-875x1024.jpg 875w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-513x600.jpg 513w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-768x899.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-150x176.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-300x351.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-600x702.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-696x814.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-359x420.jpg 359w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr-718x840.jpg 718w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/krktrr.jpg 1017w" sizes="auto, (max-width: 547px) 100vw, 547px" /></figure></div>



<p>İnsanlar sürekli gelişen bir türdür. yüzyıllar öncesinde yanımızda mızrak taşıdık ve Fransız mağaralarının duvarlarında harika sanat eserleri yarattık. Bugün, akıllı telefonlar taşıyoruz ve bir şeyler üzerinde geziyoruz çünkü nereye gittiğimize hiç bakmıyoruz. Evet, insan türü her zaman daha iyi hale geliyor. </p>



<p><strong>Sanayi Devriminden </strong>bu yana, işler o kadar kör edici bir hızla değişti ki, bazen dünyanın ne kadar tuhaf olduğunu unutuyoruz. (Çünkü artık hiç tuhaf değil, değil mi?) Bir zamanlar sıradan olan şeyler bugün tuhaf ve hatta tuhaf görünüyor, ancak muhtemelen <strong>100 </strong>yıl önce yaşayan insanların yaptığımız şeylerin oldukça tuhaf olduğunu düşüneceği de doğru. Ne yazık ki, 20. yüzyılın başlarından birine, <strong>Tide Pod </strong>yiyen birinin YouTube videosunu göstermenin hiçbir yolu yok . Ama atalarımızın tuhaf alışkanlıklarında en azından kendi şaşkınlığımızın tadını çıkarabiliriz, çünkü çoğunlukla onlarca yıldır <strong>ölü </strong>olan insanları daha yakından tanımanın onların özel hayatlarına girmenin bir sakıncası yok. </p>



<p>ÇİRKİN YASADIŞI OLDUĞUNDA<br></p>



<p>Bu kıyamet sonrası kurgunun konusu gibi geliyor ama ne yazık ki, aslında kıyamet öncesi bir kurgu. Yüz yıl önce Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin birçok büyük şehrinde <strong>çirkin olmak yasa dışı</strong> idi.</p>



<p> Halkın içinde olamayacak kadar çirkin sayıldıysanız, <strong>1 ila 50</strong> dolar arasında bir para cezası ödemeniz (o günlerde makul bir meblağdı) ya da fakir insanlar için çılgınca bir sığınma yeri olan yoksul evine gitmeniz gerekiyordu.</p>



<p>I.Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra, gaziler kayıp uzuvları ve diğer şekil değiştiren savaş yaralarıyla eve döndüklerinde, engellilere yönelik kamuoyu değişmeye başladı, ancak kitaplarda çirkin kanunlar kaldı ve bunların uygulanması 1950&#8217;lere kadar devam etti. Chicago&#8217;nun çirkin yasası 1974&#8217;e kadar resmi olarak kaldırılmadı.</p>



<p><strong>SİGARA ZARARSIZDIR REKLAMLARINI DOKTORLAR YAPIYORDU! NEE?</strong></p>



<p>Görünüşe göre, Doktor Oz aslında korkunç tıbbi tavsiyeler veren ilk iyi niyetli doktor değildi. 100 yıl önce sadece doktorların sigara içmenin risklerini görmezden gelmesi yaygın değildi, bazen tütün reklamlarında da yer alıyorlardı. Astım paroksizmlerinde geçici rahatlama sağlar. Şimdi bu reklamlar genellikle çok doktor görünümlü yüzler içeriyordu ve &#8221; 20.679 hekim sigaranın harika olduğu konusunda hemfikir ve tanınmış bir bilim adamı sigaranın sizin için bir bardak sudan daha kötü olmadığını yazıyor &#8221; gibi saçma sapan ifadeler içeriyordu . Bununla birlikte, doktorlar ve seçkin bilim adamları genellikle bariz bir şekilde isimsiz kalırlardı.</p>



<p><strong>ERKEK ÇOCUKLARI ELBİSE GİYERDİ? BENCE MANTIKLI AYRICA RAHAT AYRICA BİZİ BİRAZ ANLAYIN CANIM SİZDE <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>



<p>Doğru ya da yanlış, kız bebeklerin pembe, erkek bebeklerin mavi giydiği bir dünyada yaşıyoruz, çünkü gerçekten kızken erkek olarak adlandırılmanın sonuçları ya da gerçekten erkekken kız olarak anılmanın sonuçları çok korkunç. Yüz yıl önce bu çok daha az önemliymiş gibi görünüyor, 20. yüzyılın başlarında insanların şu an olduğumuz şekle göre ne kadar gergin oldukları düşünüldüğünde bu biraz şaşırtıcı. Erkekler için bazen 8 yaşına kadar elbise giymek yaygındı ve hatta moda bile olabilirdi.</p>



<p>Neden, neden insanlar bunu küçük çocuklarına isteyerek yapsın? The Vintage News&#8217;e göre kimse bunun tuhaf olduğunu düşünmedi. Ve pratik bir amaca hizmet etti lazımlık eğitimi aldığınızda, her zaman bir elbise giymeniz daha kolay. Rönesans&#8217;ta bu aslında çok mantıklıydı çünkü erkeklerin pantolon ve pantolonlarındaki bağlantılar gülünç derecede karmaşıktı ve çoğu çocuğun anlayamayacağı kadar karmaşıktı. </p>



<p><strong>OKULA SİLAH GETİRMEK 60 LARDA SERBESTTİ! ŞİMDİ DE ÇOK FARKLI SAYILMAZ </strong></p>



<p>60&#8217;larda genç erkekler ve silahları genç kızlar ve yeme bozuklukları gibi bir araya geldi. New York Post&#8217;a göre , devlet liselerinde genellikle atış kulüpleri ve hatta bazen kampüste silah menzilleri vardı ve uygulamalar dersten sonra yapıldığından, çocuklar hemen hemen her gün silahlarını okula götürebilirler, böylece doğrudan atış poligonuna gidebilirler. Kabul edilmesine rağmen, okula geldiklerinde silahları sınıf öğretmenlerine teslim etmek zorunda kalacaklardı, böylece siyaset bilimi veya herhangi bir şey üzerine bir ders sırasında gerçekten hararet yapmayacaklardı.</p>



<p><strong>HOSTES OLMAK İÇİN ÖNCELİKLE SEKSİ OLMALISINIZ!</strong></p>



<p>1960&#8217;larda bazı erkek yöneticilerin niteliklerinden ziyade görünüşlerine göre sekreterler tuttuğunu söyleseydik, muhtemelen çok şaşırmazdınız. Ama özellikle &#8220;ateşli çalışan&#8221; olayını aşırı seviyelere çıkaran bir tür işveren vardı ve o da havayollarıydı .</p>



<p>Modern uçuş görevlilerinin çoğu hostes olarak adlandırılmaya dayanamaz ve bunun iyi bir nedeni vardır. Vanity Fair&#8217;e göre , &#8220;hostes&#8221; kelimesi, uzun uçuşlarda insanlara katılabilmenin çoğunlukla sadece mini etekle harika görünmek anlamına geldiği bir zamana geri dönüyor. O günlerde, en az 20 yaşında ve 27 yaşından büyük değilseniz zayıf orantılı olmanız artıyla hostes olabilirdiniz evlenmemiş ve çocuksuz olmanızda şart tabi. Yani temel olarak, bu poşet fıstık ve zencefilli gazoz servis etmek için iki temel niteliğinin, sıcak ve hazır olmanız gerektiği anlamına geliyordu .</p>



<p>İş eğitimi, nasıl seksi yürüyeceğiniz, nasıl seksi duracağınız, nasıl makyaj yapacağınız ve saçınızı nasıl şekillendireceğiniz hakkında dersler içeriyordu ve çilli veya bronzlaştıysanız lekesiz seksi bacaklarınız varsa bu iş tam size göreydi. Ve 32 yaşında emekli olmak zorundaydınız, çünkü belli ki yaşlanıyorsunuz.</p>



<p><strong>BANKADAN KREDİ KARTI MI İSTİYORSUNUZ VE BİR KADINSINIZ EVLEN DE GEL GÜLÜM !</strong></p>



<p>Smithsonian&#8217;a göre , bir zamanlar bankaların kredi kartı başvurusunda bulunanlara &#8220;<strong>evli misiniz</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>çocuk sahibi olmayı planlıyor musunuz</strong>&#8221; gibi sorular sorması tamamen kabul edilebilirdi ancak başvuranlar kadınsa. Ve eğer evli değilsen, banka senden kefaret için bir adam getirmeni bekliyordu çünkü herkes kızların matematik yapamayacağını ve etrafta büyük, güçlü erkeklerin olması gerektiğini düşünüyor, böylece her zaman onlara nasıl kullanılacağını hatırlatacak birileri olmasını şart koşuyordu. Komik! Gülünç! Biz kadınlar daima güçlüyüz ve her türlü zorluğun üstesinden geliriz !</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/100-yil-once-normal-olan-seyler-simdi-fazlasiyla-garip/">100 Yıl Önce Normal Olan Şeyler? Şimdi Fazlasıyla Garip!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/100-yil-once-normal-olan-seyler-simdi-fazlasiyla-garip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TR-808 Davul Makinesi Pop Müziğin Sesini Sonsuza Kadar Değiştirdi!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tr-808-davul-makinesi-pop-muzigin-sesini-sonsuza-kadar-degistirdi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tr-808-davul-makinesi-pop-muzigin-sesini-sonsuza-kadar-degistirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 12:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[808]]></category>
		<category><![CDATA[hip-hop]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[roland]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen teknolojinin modası geçtikten sonra daha fazla etkisi olur. Roland TR-808 davul makinesini ismen bilmeseniz bile, neredeyse kesinlikle duymuşsunuzdur. Marvin Gaye&#8217;nin 1982 yapımı “Cinsel Şifa” daki perküsyona aşinaysanız birbirinin üzerine çöken robotik tik ve alkışların ortasında bas ve trampetlerin patlamaları makinenin birinden nasıl bir köprü oluşturabileceğini anlarsınız.ee 40 yıl önce piyasaya çıkan ve “Cinsel İyileşme” nin listelerin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tr-808-davul-makinesi-pop-muzigin-sesini-sonsuza-kadar-degistirdi/">TR-808 Davul Makinesi Pop Müziğin Sesini Sonsuza Kadar Değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero.jpg" alt="" class="wp-image-832" width="447" height="455" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero.jpg 799w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero-589x600.jpg 589w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero-768x782.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero-150x153.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero-300x306.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero-600x611.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero-696x709.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/tadao-kikumoto-hero-412x420.jpg 412w" sizes="auto, (max-width: 447px) 100vw, 447px" /></figure></div>



<p>Bazen teknolojinin <strong>modası geçtikten </strong>sonra daha fazla etkisi olur. <strong>Roland TR-808</strong> davul makinesini ismen bilmeseniz bile, neredeyse kesinlikle duymuşsunuzdur. Marvin Gaye&#8217;nin 1982 yapımı “Cinsel Şifa” daki perküsyona aşinaysanız birbirinin üzerine çöken robotik tik ve alkışların ortasında bas ve trampetlerin patlamaları makinenin birinden nasıl bir köprü oluşturabileceğini anlarsınız.ee 40 yıl önce piyasaya çıkan ve “Cinsel İyileşme” nin listelerin tepesine taşınmasında büyük rol oynayan TR-808&#8217;in büyüsü işte bu. Şarkının Amerikan yayınlarını doldurmasından bir yıldan kısa bir süre sonra, 808 artık üretimde değildi, ancak uzun süre unutulmayacaktı: Remix kültürünün başlangıcında ortaya çıkan 808 ve halefleri, kısa süre sonra makine tarafından üretilen <strong>küratörlüğün</strong> değişmesine yardımcı oldu kendi sanat biçimine dönüşüyor.</p>



<p>1970&#8217;lerin sonlarında kimse bir makineden nasıl <strong>gerçekçi </strong>ses çıkaran davullar çıkarılacağını bilmiyordu, bu yüzden <strong>Japon Roland </strong>firmasında <strong>Tadao Kikumoto</strong> liderliğindeki bir mühendis ekibi, ses üretmek için elektrik akımlarını <strong>manipüle </strong>eden bir süreç olan <strong>analog sentez</strong> kullanmaya başladı. El alkışları, bas notaları ve stüdyo içi davulları taklit eden sesler oluşturmak ve depolamak, akılda kalıcı <strong>perküsyon </strong>desenleri oluşturmak. O zamanın çoğu davul makinesinin aksine <strong>808 </strong>müzisyenlere olağanüstü bir özgürlük tanıdı: Önceden programlanmış ritimler veya orkestrasyonlarla sınırlı değildiniz, bu da sesleri biçimlendirip üst üste dizebileceğiniz anlamına geliyordu daha önce hiç duyulmamıştı. TR-808 birçok yönden başlı başına yaşayan ve nefes alan bir <strong>stüdyodur</strong>.</p>



<p>Roland&#8217;ın 808&#8217;i üretimde tuttuğu iki yıl boyunca, makine unutulmaz anlar yarattı. Etkili Japon <strong>synth-pop</strong> grubu <strong>Yellow Magic</strong> <strong>Orchestra</strong>, Tokyo&#8217;daki coşkulu izleyiciler için 808 ile canlı şovlar yaptı ve yapımcı Arthur Baker, 1980&#8217;lerin başında bir New York stüdyosunda 808 ile deneyler yaptı ve sonunda Planet Rock, Afrika Bambaataa ve Soul Sonic Force&#8217;un 1982&#8217;de <strong>Billboard </strong>listelerinde 48 numaraya ulaşan ve on yılın en etkili kayıtlarından biri ve hip-hop&#8217;un ilk altın çağına ilham verdi.</p>



<p>Ancak 808&#8217;in ilk altın çağları kısa sürdü ve itirazlarla kuşatılmıştı: Makine pahalıydı. Eleştirmenler, dövülebilir <strong>analog </strong>seslerin gerçek davullar gibi çıkmadığından şikayet ettiler  808&#8217;li bir sanatçının bir stüdyo oturumu için bir davulcu tutmayı bırakabileceği kadar davul gibi ses çıkardılar, bu yüzden müzisyenler 808&#8217;in davulcuları işten çıkarabileceğinden korktu. Dahası, 808&#8217;de kullanılan yarı iletkenler zorlaştı ve sonunda stoklanması imkansız hale geldi. Yaklaşık <strong>12.000 </strong>birim satıldıktan sonra Roland üretimi durdurdu ve 808 dönemi ani ve belirsiz bir şekilde sona ermiş gibiydi.</p>



<p>İronik bir şekilde, popülaritesini artıracak olan 808&#8217;in <strong>ticari başarısızlığıydı</strong>: Yerleşik müzisyenler 808&#8217;lerini ikinci el mağazalarında boşaltmaya başladıkça, makine başlangıçtaki <strong>1.200 </strong>$ &#8216;lık etiket fiyatının altına düştü; 1980&#8217;lerin ortalarına gelindiğinde, kullanılmış 808&#8217;ler 100 dolar veya daha düşük fiyata satılıyordu ve 808, genç müzisyenler için daha erişilebilir hale geldi, hip-hop ve elektronik dans müziği kendi <strong>evrimlerinde </strong>önemli sıçramalar yapmaya hazırlanırken. Bugün, 808&#8217;in mirası, <strong>OutKast&#8217;ın </strong>2003 &#8220;The Way You Move&#8221; şarkısında canlanan makinenin gürleyen bası sayesinde, şu anda neredeyse her yerde bulunan Southern rap&#8217;e en çok yerleşti.</p>



<p>808 kısaca gelecek gibi geldi, sonra geleceği yok gibi görünüyordu. Ancak Whitney Houston&#8217;ın 1987 tarihli &#8220;I Wanna Dance With Somebody&#8221; den Drake&#8217;in 2018 &#8220;God&#8217;s Plan&#8221; a kadar yüzlerce hit için ritimler sağladı ve birçoğu 808&#8217;lerle ritimlerini geliştiren türler ve nesiller boyunca <strong>beat </strong>yapımcılarının sevgisini kazandı. 808 temelli eski şarkıları yeniden karıştırmak. Makineyi satın almadan bu klasik 808 hissini yaşamak istiyorsanız, 2016&#8217;da piyasaya sürülen web tabanlı<strong> iO-808</strong> yazılımını kullanın. Birkaç tuşa basarak, dünyayı değiştiren o analog 808 sesleri çağırabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tr-808-davul-makinesi-pop-muzigin-sesini-sonsuza-kadar-degistirdi/">TR-808 Davul Makinesi Pop Müziğin Sesini Sonsuza Kadar Değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tr-808-davul-makinesi-pop-muzigin-sesini-sonsuza-kadar-degistirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiltere&#8217;de planlama revizyonu doğaya zarar veriyor mu?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ingilterede-planlama-revizyonu-dogaya-zarar-veriyor-mu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ingilterede-planlama-revizyonu-dogaya-zarar-veriyor-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2020 22:28:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşil gruplar, herhangi bir iyileştirmenin doğaya verilen zararla gölgede kalacağını söylüyor. Kirpi gibi zaten nesli tükenmekte olan türlerin habitatları tehdit altında olabilir.  Çevreyle ilgili hayır kurumları, İngiltere&#8217;deki planlama kurallarında yapılan radikal değişikliklerin doğaya zarar vereceğini, hava kirliliğini artıracağını ve yerel halkı kentsel vahşi yaşam koridorlarını koruma konusunda söz hakkından mahrum bırakacağını söylüyor. Yeşil kuruluşlar, hükümetin mevcut planlama kısıtlamalarını ortadan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ingilterede-planlama-revizyonu-dogaya-zarar-veriyor-mu/">İngiltere&#8217;de planlama revizyonu doğaya zarar veriyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing.jpg" alt="" class="wp-image-828" width="874" height="583" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ing-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 874px) 100vw, 874px" /></figure></div>



<p>Yeşil gruplar, herhangi bir iyileştirmenin doğaya verilen zararla gölgede kalacağını söylüyor. Kirpi gibi zaten nesli tükenmekte olan türlerin <strong>habitatları </strong>tehdit altında olabilir. </p>



<p>Çevreyle ilgili hayır kurumları, İngiltere&#8217;deki planlama kurallarında yapılan radikal değişikliklerin <strong>doğaya zarar vereceğini</strong>, hava kirliliğini artıracağını ve yerel halkı kentsel vahşi yaşam koridorlarını koruma konusunda söz hakkından mahrum bırakacağını söylüyor.</p>



<p>Yeşil kuruluşlar, hükümetin mevcut planlama kısıtlamalarını ortadan kaldırma ve bir <strong>STK&#8217;nın </strong>söylediği, çevreyi korumasız bırakacak olan kalkınmaya &#8220;yaygın olarak izin veren&#8221; bir yaklaşım benimseme planlarına öfkeyle tepki gösterdi. İngiltere&#8217;de planlama sistemi reformu felaket olabilir.</p>



<p>Wildlife and Countryside Link&#8217;in CEO&#8217;su Richard Benwell, arazinin büyüme, yenilenme ve koruma bölgelerine dönüştürülmesinin doğayı daha az koruma altına alacağını söyledi.</p>



<p>Büyüme ve yenileme etiketli bölgelerde, mevcut sahaya özgü korumaların zayıflatıldığını ve koruma için ayrılan alanlarda çevre için yeni anlamlı koruma önlemlerinin bulunmadığını söyledi.</p>



<p>Benwell, &#8220;Bu tekliflerde bazı olumlular var&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Elbette verileri zenginleştirmek, stratejik yaklaşımları iyileştirmek, her yeni caddede ağaçların sırasını dizmek ve yeni teknolojiden yararlanmak doğru, ancak bu iyileştirmeler, kalkınmaya aşırı basitleştirilmiş, yaygın bir şekilde izin veren bir yaklaşımın doğaya verdiği zararla gölgelenecektir. &#8220;</p>



<p>Diğerleri, sarsılmanın, geliştiricileri, hükümetin <strong>2050&#8217;ye kadar net sıfır karbon emisyonu</strong> hedefine ulaşmasına yardımcı olmak için karbonsuz evler inşa etmeye zorlama fırsatını kaçırdığını söyledi .</p>



<p>CPRE&#8217;de arazi kullanım planlamasının vekili başkanı Paul Milner, değişikliklerin bunu geliştiriciler üzerinde uygulamadığını söyledi.</p>



<p>Yeni gelişimde sokakların ağaçlarla çevrili olması gerektiğini söyleyen önerilere rağmen, planın &#8220;doğa için onu kesmediğini&#8221; söyledi. İngiltere&#8217;deki yerli memelilerin dörtte biri yakın nesli tükenme riski altında.</p>



<p>&#8220;Yeni konut geliştirme kalitesiyle ilgili gerçek sorunları ele almıyorlar&#8221; dedi.&nbsp;“İnsanların dolaşmak için araba kullanmak zorunda kaldıkları yerlerde, yeşil alan üzerine birçok yeni ve önerilen geliştirme inşa ediliyor.&nbsp;Bu, hava kirliliği sorunlarını daha da kötüleştiriyor ve aynı zamanda otopark için daha fazla alan gerektirerek daha değerli habitat kaybına yol açıyor. &#8220;</p>



<p>Değişikliklerin, geliştiricilerin yerel toplulukların yeşil alanları koruma ve onları vahşi yaşam için iyileştirme isteklerini zorlu bir şekilde kullanmalarına izin vereceğini söyledi.</p>



<p>Değişiklikler, çevrecilerin İngiliz vahşi yaşamının <strong>yıkıcı kaybını</strong> durdurmak için savaşırken geldi. Geçen yıl yayınlanan kapsamlı bir analize göre , İngiltere&#8217;nin en önemli türlerinin popülasyonları <strong>1970 </strong>yılından bu yana ortalama % <strong>60 </strong>oranında düştü .</p>



<p>Rapora göre, Birleşik Krallık memelilerinin dörtte biri ve değerlendirilen kuşların neredeyse yarısının neslinin tükenme riski altında olduğu kabul ediliyor.</p>



<p>46 vahşi yaşam hayır kurumunu temsil eden Wildlife Trusts, yeni planlama kurallarının habitatların ve türlerin kaybını yalnızca daha da kötüleştireceğini söyledi.</p>



<p>&#8220;Dünyanın doğası en çok tüketilen ülkelerinden birinde yaşıyoruz. Beyaz kitap, büyüme, yenileme ve koruma için ayrılmış üç arazi kategorisine sahip bir <strong>planlama sistemi</strong> önermektedir, ancak bu basitleştirme, doğanın düzgün küçük kutulara girmediği için vahşi yaşamın azalmaya devam ettiği, bağlantısız bir manzara yaratma risklerini beraberinde getirmektedir.</p>



<p>&#8220;İzole arazi parçalarını korumak, vahşi yaşamın iyileşmesine yardımcı olmak için yeterli değil, doğayı insanların yaşamına sokmamak artık sağlığımız ve refahımız için hayati önem taşıyan bir şey.&#8221;</p>



<p>Yerel halkın söz sahibi olmasının çok önemli olduğunu söyledi.&nbsp;&#8220;Yerel toplulukların sesinin her zamankinden daha yüksek duyulması önemlidir, böylece uygun fiyatlı konutlar vahşi alanlar, temiz hava ve daha sağlıklı çevre ile çevrelenebilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ingilterede-planlama-revizyonu-dogaya-zarar-veriyor-mu/">İngiltere&#8217;de planlama revizyonu doğaya zarar veriyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ingilterede-planlama-revizyonu-dogaya-zarar-veriyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zimbabve 11 filin gizemli ölümünü araştırıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/zimbabve-11-filin-gizemli-olumunu-arastiriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/zimbabve-11-filin-gizemli-olumunu-arastiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2020 22:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[fil dişi]]></category>
		<category><![CDATA[filler]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak avlanma]]></category>
		<category><![CDATA[siyanür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=820</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulusal park yetkilileri, kaçak avlanma ve siyanür zehirlenmesini dışladı. Hwange ulusal parkında, ölü bulunan birçok hayvan var.Zimbabwe&#8217;deki park yetkilileri, siyanür zehirlenmesi ve kaçak avlanma ihtimalini ortadan kaldırdıktan sonra ülkenin batısında bir ormanda 11 filin gizemli ölümünü araştırıyor. Fillerin leşleri Hwange ulusal parkı ile Victoria Şelaleleri arasında bulunan Pandamasue ormanında bulundu.Zimbabwe Ulusal Parklar ve Yaban Hayatı Yönetim Kurumu sözcüsü Tinashe Farawo, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zimbabve-11-filin-gizemli-olumunu-arastiriyor/">Zimbabve 11 filin gizemli ölümünü araştırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fl.jpg" alt="" class="wp-image-821" width="380" height="228" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fl.jpg 505w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fl-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/fl-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /></figure></div>



<p>Ulusal park yetkilileri,<strong> kaçak avlanma</strong> ve <strong>siyanür </strong>zehirlenmesini dışladı. <strong>Hwange </strong>ulusal parkında, ölü bulunan birçok hayvan var.<strong>Zimbabwe&#8217;deki </strong>park yetkilileri, siyanür zehirlenmesi ve kaçak avlanma ihtimalini ortadan kaldırdıktan sonra ülkenin batısında bir ormanda 11 filin <strong>gizemli ölümünü </strong>araştırıyor.</p>



<p>Fillerin leşleri Hwange ulusal parkı ile Victoria Şelaleleri arasında bulunan <strong>Pandamasue </strong>ormanında bulundu.Zimbabwe Ulusal Parklar ve <strong>Yaban Hayatı Yönetim Kurumu</strong> sözcüsü Tinashe Farawo, kan örneklerinin ölümlerinin nedenini belirlemek için bir laboratuvara alındığını söyledi .</p>



<p>Kaçak avlanma olasılığı olan ölü fillerin, <strong>dişleri </strong>hala vücutlarında bulunmuştu. Son yıllarda, Zimbabwe&#8217;deki kaçak avcılar düzinelerce fili zehirledi ve onları yasadışı <strong>fildişi tüccarlarına</strong> satmak için dişlerini aldı.</p>



<p>&#8220;Ölüm nedenini ancak testlerden sonra tespit edebiliriz. Ancak siyanür zehirlenmesi olabilir.&#8221; dedi Farawo. Sadece filler etkilendi. Akbabalar veya diğer hayvanlar etkilenmedi. &#8220;Bu gizemli ölümler, geçen ayki komşu <strong>Botsvana&#8217;da 275</strong>&#8216;ten fazla filin ölümüne benziyor.</p>



<p>Bilim adamları hala Botsvana&#8217;nın <strong>Okavango Deltası </strong>bölgesindeki fillerin ölümlerini araştırıyorlar. Kaçak avlanma, zehirlenme ve şarbon ölüm nedenleri olarak görülmüyor.</p>



<p>Botsvana, 156.000 olarak tahmin edilen dünyanın en büyük fil popülasyonuna ve 85.000 olarak tahmin edilen en büyük ikinci Zimbabve&#8217;ye sahiptir. Geçen yıl Zimbabwe&#8217;de kuraklık nedeniyle yaklaşık 200 fil açlıktan öldü. Onları koruyabilmek adına araştırmalar devam ediyor. Para uğruna insanlığın ölmemesi dileğiyle&#8230; </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/zimbabve-11-filin-gizemli-olumunu-arastiriyor/">Zimbabve 11 filin gizemli ölümünü araştırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/zimbabve-11-filin-gizemli-olumunu-arastiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Kemiğinden Müzik Aleti veya Süs Eşyaları mı? Farklı Bir Hatıra Anlayışı Bronz Çağı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/insan-kemiginden-muzik-aleti-veya-sus-esyalari-mi-farkli-bir-hatira-anlayisi-bronz-cagi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/insan-kemiginden-muzik-aleti-veya-sus-esyalari-mi-farkli-bir-hatira-anlayisi-bronz-cagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2020 19:56:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[anılar]]></category>
		<category><![CDATA[hatıra]]></category>
		<category><![CDATA[kemikler]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemik parçaları süslemeye dönüştürülmüş ve sergilenmiş olabilir. Bronz çağı insan uyluk kemiğinden müzik aleti. Araştırmacılar, bir topluluk üyesini onurlandırmak için saklanmış olabileceklerini söylüyorlar.  Bronz çağı Britanyalılar, kalıntılar üzerinde yapılan yeni araştırmalara göre ölüleri vücutlarının parçalarını saklayarak iyileştirerek ve hatta onları aletlere süs eşyalarına dönüştürerek hatırladılar. Arkeologlar, ölülerle birlikte gömülen kemik parçalarının genellikle onlarca yıl önce ölen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/insan-kemiginden-muzik-aleti-veya-sus-esyalari-mi-farkli-bir-hatira-anlayisi-bronz-cagi/">İnsan Kemiğinden Müzik Aleti veya Süs Eşyaları mı? Farklı Bir Hatıra Anlayışı Bronz Çağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk.jpg" alt="" class="wp-image-817" width="851" height="670" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk-600x472.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk-768x604.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk-150x118.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk-300x236.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk-696x548.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kmmkk-534x420.jpg 534w" sizes="auto, (max-width: 851px) 100vw, 851px" /></figure></div>



<p><strong>Kemik </strong>parçaları <strong>süslemeye </strong>dönüştürülmüş ve <strong>sergilenmiş </strong>olabilir. Bronz çağı insan uyluk kemiğinden <strong>müzik aleti</strong>. Araştırmacılar, bir topluluk üyesini <strong>onurlandırmak </strong>için saklanmış olabileceklerini söylüyorlar. </p>



<p>Bronz çağı <strong>Britanyalılar</strong>, kalıntılar üzerinde yapılan yeni araştırmalara göre ölüleri vücutlarının parçalarını saklayarak iyileştirerek ve hatta onları aletlere süs eşyalarına dönüştürerek <strong>hatırladılar</strong>.</p>



<p>Arkeologlar, ölülerle birlikte gömülen kemik parçalarının genellikle onlarca yıl önce ölen insanlardan olduğunu buldular, bu da kalıntılarının <strong>gelecek </strong>nesiller için, hatıra olarak veya belki de evde sergilemek için saklandığını öne sürüyor.</p>



<p>Bristol Üniversitesi&#8217;ndeki kalıntıları karbonla tarihlendiren Thomas Booth, &#8220;Bu, birkaç nesil boyunca önemli uzunlukta insan kalıntılarının <strong>küratörlüğünü </strong>yapan yerleşik bir bronz çağı geleneğine sahip olduğumuz ilk kanıt,&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;Yaşayanlar ile ölüler arasındaki çizginin bugün olduğundan daha bulanık olduğu daha geniş bir zihniyetin göstergesi&#8221; dedi. “İnsan kalıntılarının yere düştüğü ve onları unuttuğunuz bir zihniyet yoktu. Her zaman <strong>yaşayanların arasında bulunuyorlardı</strong>.&#8221;</p>



<p>Uygulama, modern standartlara göre <strong>ürkütücü </strong>görünse de, Booth, sevilen birinin küllerinden bir kavanozu manto üzerinde tutma geleneğinde arkadaş ve akraba parçalarının tutulmasının yaşadığına işaret ediyor. Bronz çağında, kalıntılar kimden geldiklerine bağlı olarak ailelerde saklanmış veya topluluğun etrafından geçmiş olabilir.</p>



<p>Booth ve meslektaşı Prof Joanna Bruck, İngiltere&#8217;deki bronz çağı bölgelerinden insan, hayvan kemiklerini  odun kömürünü ve ceviz kabuğu parçalarını inceledi. Bazı sitelerde insanlar diğer insanlara ait insan kemiği parçaları veya insan kemiğinden yapılmış <strong>eserlerle gömüldü</strong>.</p>



<p>Kalıntıların karbon tarihlendirmesi, ortalama olarak, &#8220;küratörlü&#8221; insan vücudunun bireyin öldükten yaklaşık <strong>iki nesil sonra</strong> gömüldüğünü gösterdi, ancak tarih aralığı bunların daha yeni veya altı kuşak kadar eski olabileceğini gösteriyor.</p>



<p>Projenin baş araştırmacısı Bruck, insan kemiği parçalarının ölülerle birlikte &#8220;<strong>mezar armağan</strong>ı&#8221; olarak yer almasına rağmen, bunların da evde tutulduklarını, yerlerin altına gömüldüklerini ve teşhir edildiklerini söyledi. İskoçya Sınırları&#8217;ndaki dedektör, bronz çağı yolculuğunu ortaya çıkardı.</p>



<p>Wiltshire&#8217;da Stonehenge yakınlarında gömülü bir adamla birlikte bulunan dikkate değer bir öğenin, oyulmuş ve son derece cilalanmış bir insan uyluk kemiğinden yapılmış bir üflemeli müzik aleti olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda yaşayan birine ait olduğunu gösteriyor. Bu arada, Stockton-on-Tees&#8217;deki Windmill Fields&#8217;de bir kadın, kendisinden 60 ila 170 yıl önce ölen en az üç kişiden <strong>kafatasları ve uzuv</strong> kemikleriyle gömüldü. Yakınlarda törensel bir kemik kutusu gibi görünen, hepsi de kadınla birlikte gömülenlere benzer yaşta.</p>



<p>Bruck, &#8220;Çalışmamız, bronz çağındaki insanların günlük yaşamlarında bile ölülerin kemiklerini tutmaya alıştıklarını gösteriyor&#8221; dedi. &#8220;Önemli <strong>atalara </strong>ait kemikler kalıntı olarak seçildi ve hatta bazıları yaşayanların evlerinde kullanılmış veya sergilenmiş olabilecek eserler haline getirildi.&#8221;</p>



<p>&#8220;İyileştirilmiş kemiklerin radyokarbon tarihlemesi, bronz çağı insanlarının kimlik ve aidiyet duygusunun, uzak ve anonim atalardan çok son birkaç on yılda ölen bilinen akrabalarıyla olan bağlantılarına dayandığını gösteriyor&#8221; diye ekledi.</p>



<p>Daha sonra arkeologlar, kemiklerin ince yapısına bakmak için Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nde <strong>mikro-bilgisayarlı tomografi</strong> ve <strong>mikro-BT</strong> adı verilen bir prosedür kullandılar. Mikro-BT görüntüleri, kemiklerin bir kısmının ayrılmadan önce yakıldığını, diğerlerinin mezardan çıkarıldığını ve daha fazlasının yerde ayrışmalarına izin verilerek etlerinin alındığını gösterdi.</p>



<p>“Araştırmamız, etli bedenlerin elementlere maruz kalması olan dışlamanın aslında bronz çağı boyunca yaygın olduğunu ve çeşitli ritüel uygulamalarında kısmen etli bedenlerin manipülasyonuna ilişkin kanıtların, bronz çağı insanlarının ölüme ve ölülere  oldukça farklı bir tutuma sahip olduğunu gösteriyor. </p>



<p>Booth, düdük, olası muskalar ve süs olarak asıldığını düşündüren delikli bir kafatasının da dahil olduğu çeşitli bronz çağı insan eserlerinin, insanların ölen kişiyi hatırladıkları çok sayıda yoldan bir tat verdiğini söyledi. &#8220;Muhtemelen insan kalıntılarıyla neler yapabileceğinize dair tam bir törensel smorgasbordunuz var ve sadece kullanıldıkları çeşitli yollara dair kısa bakışlar görüyoruz&#8221; dedi. “İnsanlar her zaman bazı içsel güce sahiptir. Bu sayede belkide biraz rahatlık hissettiler. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/insan-kemiginden-muzik-aleti-veya-sus-esyalari-mi-farkli-bir-hatira-anlayisi-bronz-cagi/">İnsan Kemiğinden Müzik Aleti veya Süs Eşyaları mı? Farklı Bir Hatıra Anlayışı Bronz Çağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/insan-kemiginden-muzik-aleti-veya-sus-esyalari-mi-farkli-bir-hatira-anlayisi-bronz-cagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beynimizin Kötü Olduğunu Kanıtlayan Yanılsımalar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/beynimizin-kotu-oldugunu-kanitlayan-yanilsimalar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/beynimizin-kotu-oldugunu-kanitlayan-yanilsimalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2020 19:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[illüzyon]]></category>
		<category><![CDATA[pi fenomeni]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yanılma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beynimiz sabit bir uyarıcı tsunamisini filtreler ve gerçek olarak bildiğimiz şeyi yeniden yaratmak için önemli parçaları bir araya getirir. Ama gerçek olduğunu düşündüğün şey bir yalan! 2015&#8217;te, ülke hatta dünya bir elbisenin rengini öfkeyle tartışmak için bir araya geldi. Mavi ve siyah mı yoksa beyaz ve altın mı? Mavi ve siyah olduğunu söyleyebilirsiniz, ancak internetin yalnızca yarısı aynı fikirde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beynimizin-kotu-oldugunu-kanitlayan-yanilsimalar/">Beynimizin Kötü Olduğunu Kanıtlayan Yanılsımalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bynn.png" alt="" class="wp-image-810" width="446" height="223" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bynn.png 318w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bynn-150x75.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bynn-300x150.png 300w" sizes="auto, (max-width: 446px) 100vw, 446px" /></figure></div>



<p>Beynimiz sabit bir <strong>uyarıcı tsunamisini</strong> <strong>filtreler </strong>ve gerçek olarak bildiğimiz şeyi yeniden yaratmak için önemli parçaları bir araya getirir. Ama gerçek olduğunu düşündüğün şey bir <strong>yalan</strong>!</p>



<p>2015&#8217;te, ülke hatta dünya bir <strong>elbisenin rengini </strong>öfkeyle tartışmak için bir araya geldi. Mavi ve siyah mı yoksa beyaz ve altın mı? Mavi ve siyah olduğunu söyleyebilirsiniz, ancak internetin yalnızca yarısı aynı fikirde olacaktır.</p>



<p>Görünüşe göre, bilim adamları bile insanların neden tamamen farklı iki şey gördükleri konusunda şaşkına dönmüşlerdi. Yine de genel olarak, bu tartışma temel bir gerçeğe biraz ışık tuttu: Beyniniz berbat. Tüm beynimiz berbat. Beyinlerimiz bazı şaşırtıcı becerilere sahip olsa da, düşündüğümüz kadar <strong>yanılmaz değildirler</strong>.</p>



<p>Beynimiz bunları gerçek zamanlı olarak yapıyorlar eğer düşünürseniz gerçekten etkileyici. Ama olay şu: &#8220;<strong>Gerçeklik</strong>&#8221; olarak kabul ettiğimiz şeyin büyük bir kısmı, aslında beynimizin <strong>misafir eşleştirmesinden </strong>ibarettir.</p>



<p>Bunu biliyoruz çünkü araştırmacılar, beynimizi sürekli olarak <strong>kandırıp </strong>gerçekte görmedikleri şeyleri görmeleri için yollar buldular. Bu küçük gerçeklik avcılarına <strong>optik illüzyonlar</strong> deniyor.</p>



<p>İzlediğiniz son filmi veya TV şovunu düşünün. Hikayeden etkilenmiş olsanız da, gerçekleşen olayları gerçekten izlemiyordunuz. <strong>Saf beyninize</strong>, onu bir olayı izlediğini düşündüren hızlı bir dizi <strong>statik </strong>görüntü sunuldu. Bu küçük numara, <strong>pi fenomeni </strong>olarak bilinir  .</p>



<p>Televizyonu bir illüzyon olarak düşünmüyoruz, ama bu sadece yaygın olduğu için. Ancak işin aslı, Hollywood&#8217;un kolayca kandırılan <strong>kafatası lapamızdan </strong>yararlanması.</p>



<p>Hareket eden fotoğraflar; Görüntünün sadece bir kısmına bakmayı deneyin ve hareket etmeyi bırakacağını göreceksiniz. Bu bir &#8220;<strong>çevresel sürüklenme illüzyonu</strong>&#8221; örneğidir. Bu illüzyonun, farklı parlaklıkları işlemek için geçen zamandaki küçük farklılıklardan ışığın belirli bir alandan ne kadar yoğun olduğu kaynaklandığı düşünülmektedir. Zihinsel işlemedeki bu küçük gecikme, beynin gerçekte olmayan hareketi <strong>algılamasını </strong>sağlar.</p>



<p>Dönen Dansçı yanılsaması, bir daire içinde dönen bir dansçının kontrastlı görüntüsünü tasvir ediyor, ama o hangi yöne dönüyor? Bazıları saat yönünde, diğerleri saat yönünün tersine diyor ve birçoğu illüzyonun aslında yön değiştirdiğini bildiriyor. Bunun nedeni, derinlik için uygun bir referans noktası olmadan, beynin <strong>şeklin şekli </strong>ve <strong>dönüşü </strong>ile kandırılmasıdır.</p>



<p>Beynimiz büyük ve karmaşık bir dünyada oldukça başarılı bir şekilde manevra yapmamıza yardımcı olan güzel makineler olsa da, mükemmel olmaktan uzaktır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/beynimizin-kotu-oldugunu-kanitlayan-yanilsimalar/">Beynimizin Kötü Olduğunu Kanıtlayan Yanılsımalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/beynimizin-kotu-oldugunu-kanitlayan-yanilsimalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlık Üçlüsü! Gerçek Kötüler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-uclusu-gercek-kotuler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-uclusu-gercek-kotuler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2020 17:12:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[egoizm]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıküçlü]]></category>
		<category><![CDATA[kişilikbozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[narsisizm]]></category>
		<category><![CDATA[psikopatlık]]></category>
		<category><![CDATA[sadizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikopatlık, egoizm, sadizm ve narsisizm, insanlığın karanlık tarafının bir parçası olarak kabul edilen özellikler arasındadır ve yeni araştırmalar, bu özellikleri sergileyen insanların hepsinin ortak bir özelliği paylaştığını ortaya çıkarmıştır. Narsisizm ya da kin gibi özellikler psikopatik eğilimler kadar aşırı görünmese de, bilim adamları bu özellikleri sergileyen insanlar arasında davranışsal bir bağlantı bulmuşlardır ve bu, düşündüğünüz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-uclusu-gercek-kotuler/">Karanlık Üçlüsü! Gerçek Kötüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bad.jpg" alt="" class="wp-image-806" width="455" height="441" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bad.jpg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bad-150x146.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bad-300x291.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bad-433x420.jpg 433w" sizes="auto, (max-width: 455px) 100vw, 455px" /></figure></div>



<p><strong>Psikopatlık</strong>, <strong>egoizm</strong>, <strong>sadizm </strong>ve <strong>narsisizm</strong>, insanlığın karanlık tarafının bir parçası olarak kabul edilen özellikler arasındadır ve yeni araştırmalar, bu özellikleri sergileyen insanların hepsinin <strong>ortak </strong>bir özelliği paylaştığını ortaya çıkarmıştır.</p>



<p>Narsisizm ya da kin gibi özellikler psikopatik eğilimler kadar aşırı görünmese de, bilim adamları bu özellikleri sergileyen insanlar arasında davranışsal bir bağlantı bulmuşlardır ve bu, düşündüğünüz kadar nadir değildir.</p>



<p>Kopenhag Üniversitesi&#8217;nin araştırması, bu &#8220;kişiliklerin karanlık özünde&#8221; sınıflandırılan kişilerin kendi çıkarlarını başkalarının önüne koyma eğiliminde olduklarını ortaya koydu.</p>



<p>Araştırmacıların gözlemlediği diğer bir ortak özellik, başkalarının acı çekmesine neden olmaktan zevk alma yeteneğiydi.</p>



<p>Bu eğilimlerin en baskın olanı, psikopatiyi (empati eksikliği), narsisizmi (aşırı öz-özümseme) ve Makyavelizmi (amaçların araçları haklı çıkardığı inancı) içeren &#8220;<strong>karanlık üçlü</strong>&#8221; olarak bilinir.</p>



<p>Egoizm veya sadizm gibi bazı özellikler, karanlık üçlüdekilerden daha kabul edilebilir görünebilir, ancak çalışma, hepsinin &#8220;<strong>D</strong>&#8211;<strong>faktörü</strong>&#8221; olarak adlandırılan ortak bir temel eğilimden kaynaklandığını iddia ediyor.</p>



<p>Bu, bu özelliklerden birini sergilerseniz, diğerlerinden bazılarını da sergileme olasılığınızın yüksek olduğu anlamına gelir.</p>



<p>Araştırma, D-faktörünü şu şekilde tanımlıyor: &#8220;Birinin bireysel faydasını maksimize etme genel eğilimi başkaları için uyuşmazlığı görmezden gelmek, kabul etmek veya kötü niyetle kışkırtmak gerekçelendirme görevi gören inançlar eşliğinde.&#8221;</p>



<p>Basitçe ifade etmek gerekirse, bu insanlar başkalarına zarar verse bile kendilerini ilk sıraya koyma eğilimindedirler ve çoğu zaman <strong>suçluluk </strong>veya <strong>utanç </strong>duygularını ortadan kaldıran buna eşlik eden bir gerekçeye sahiptirler.</p>



<p>Bir kişinin D faktörünü ne ölçüde sergilediğini belirlemek, psikolog Charles Spearman tarafından yaklaşık <strong>100 </strong>yıl önce bir kişinin <strong>zeka seviyesini</strong> test ederken uygulanan benzer bir yöntem kullanılarak yapılabilir.</p>



<p>Spearman, belirli bir zeka testinde yüksek puan alan kişilerin, &#8220;genel bir zeka faktörü&#8221; nedeniyle diğerlerinde başarılı olma olasılığının yüksek olduğunu buldu.</p>



<p>Kopenhag Üniversitesi Psikoloji Profesörü Ingo Zettler, &#8220;Aynı şekilde, insan kişiliğinin karanlık yönlerinin de ortak bir paydası var, bu da zekaya benzer şekilde hepsinin aynı eğilimsel eğilimin ifadesi olduğu söylenebilir.&#8221; diyor</p>



<p>&#8220;Örneğin, belirli bir kişide D faktörü kendini çoğunlukla narsisizm, psikopati veya diğer karanlık özelliklerden biri veya bunların bir <strong>kombinasyonu </strong>şeklinde gösterebilir.&#8221;</p>



<p>&#8220;Ancak, çeşitli karanlık kişilik özelliklerinin ortak paydasını haritalandırarak, kişinin yüksek bir D faktörüne sahip olduğu kolayca belirlenebilir.&#8221;</p>



<p>D-faktörü ne kadar yüksekse, bir kişinin başkalarını <strong>aşağılama </strong>gibi belirli bir karanlık davranış gösterme olasılığı o kadar artar ve bu, yalan söyleme, aldatma veya hırsızlık gibi diğer kötü niyetli faaliyetlerde bulunma olasılığının daha yüksek olmasına yol açar.</p>



<p>Yine de karanlık kişilik özellikleri arasında önemli farklılıklar olduğunu belirtmekte fayda var, bu yüzden her zaman aynı davranışla sonuçlanmıyorlar.</p>



<p>Ancak yüzeyde çok farklı görünseler de, çoğunun düşündüğünden daha fazla ortak noktaları var.</p>



<p>Zettler, bir kişinin D faktörünü anlamanın, bir kişinin zararlı davranışlarda bulunma olasılığını değerlendirirken yararlı olabileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-uclusu-gercek-kotuler/">Karanlık Üçlüsü! Gerçek Kötüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-uclusu-gercek-kotuler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varşova Gettosundaki Halk Sağlığı Kampanyası Tifüsün Yayılmasını Nasıl Etkiledi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/varsova-gettosundaki-halk-sagligi-kampanyasi-tifusun-yayilmasini-nasil-etkiledi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/varsova-gettosundaki-halk-sagligi-kampanyasi-tifusun-yayilmasini-nasil-etkiledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2020 16:57:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[getto]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tifüs]]></category>
		<category><![CDATA[varşoova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=801</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varşova Gettosu, Nazi Almanya&#8217;sının Avrupa&#8217;daki Yahudi nüfusunu yok etme kampanyasının korkunç bir parçasıydı. Milyonlarca insan SS tarafından Auschwitz gibi ölüm kamplarında öldürülürken, Polonya&#8217;nın başkentindeki Yahudiler Alman ordusu tarafından esir tutuldu açlık, zorunlu çalıştırma ve hastalığa maruz bırakıldı. Yeni bir çalışma, hastalığın yayılmasıyla mücadele etmek için Getto&#8217;daki Yahudilerin bugün COVID-19&#8217;a karşı mücadelede önerilen sosyal mesafe koyma çabalarından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/varsova-gettosundaki-halk-sagligi-kampanyasi-tifusun-yayilmasini-nasil-etkiledi/">Varşova Gettosundaki Halk Sağlığı Kampanyası Tifüsün Yayılmasını Nasıl Etkiledi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv.jpeg" alt="" class="wp-image-803" width="451" height="274" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv.jpeg 865w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv-600x364.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv-768x466.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv-150x91.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv-300x182.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv-696x422.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/varsv-692x420.jpeg 692w" sizes="auto, (max-width: 451px) 100vw, 451px" /></figure></div>



<p>Varşova Gettosu, Nazi Almanya&#8217;sının Avrupa&#8217;daki <strong>Yahudi </strong>nüfusunu yok etme kampanyasının korkunç bir parçasıydı. Milyonlarca insan SS tarafından Auschwitz gibi ölüm kamplarında öldürülürken, Polonya&#8217;nın başkentindeki Yahudiler Alman ordusu tarafından <strong>esir </strong>tutuldu açlık, zorunlu çalıştırma ve hastalığa maruz bırakıldı.</p>



<p>Yeni bir çalışma, hastalığın yayılmasıyla mücadele etmek için Getto&#8217;daki Yahudilerin bugün COVID-19&#8217;a karşı mücadelede önerilen sosyal mesafe koyma çabalarından farklı olarak <strong>topluluk çevreleme</strong> çabalarını kullanma konusunda başarılı olabileceğini öne sürüyor. Tarihsel kayıt, ölümcül ancak önlenebilir bir <strong>bakteri </strong>hastalığı olan <strong>tifüs salgınının </strong>tutuklu nüfusu tahrip ettiğini, ancak daha sonra vakaların bir şekilde önemli ölçüde düştüğünü gösteriyor.</p>



<p>1940 sonbaharında, işgalci <strong>Almanya </strong>ordusu Polonya&#8217;nın <strong>Varşova </strong>kentini ablukaya alarak şehrin <strong>400.000</strong>&#8216;den fazla Yahudisini 1,3 mil karelik bir alana kapattı. Almanlar, hastalık taşıyan bireyleri izole etme kisvesi altında korumayı mazur gördü ve kanunlaştırdı; Polonyalı Yahudiler, Nazi propaganda afişlerinde <strong>bitler </strong>veya <strong>tifüs vektörleri </strong>olarak tasvir edildi .</p>



<p>Çalışmaya dahil olmayan Holokost tarihçisi Tomasz Frydel, Salgın sorununun, Almanya&#8217;nın getto yaratma kararı da dahil olmak üzere çeşitli kararları nasıl etkilediğini ve soykırıma giden yolu nasıl açtığını anlamak, göz açıcı diyor.</p>



<p>Alman yetkililer, aşırı kalabalıklaşarak, aç bırakarak ve Yahudi sakinlerini temel ihtiyaçlardan mahrum bırakarak gettonun enfeksiyon için bir üreme alanı haline geleceğini bilecek kadar tifüsün yayıldığını fazlasıyla biliyorlardı . Ek gıda kaynakları <strong>Mayıs 1941</strong>&#8216;e kadar engellendi, bu noktada yetkililer tarafından sağlanan yiyecekler kişi başına günde <strong>200 </strong>kaloriyi geçmiyordu. Açlık, ortaya çıkan herhangi bir hastalıkla savaşmayı neredeyse imkansız hale getirdi ve bit vektörleri, yeterli sanitasyon eksikliği ve çok sayıda konakçı nedeniyle kolayca yayıldı.</p>



<p>100.000&#8217;den fazla Yahudi tifüsten etkilendi ve en az 25.000&#8217;i <strong>doğrudan </strong>ondan öldü. Ancak, 1941 kışından hemen önce, gettoda bir salgın patlak verirken, dikkate değer bir şey oldu: vakalar artmaya devam etmeleri gerektiğinde katlanarak düştü.</p>



<p>Araştırmacılar, tahmini <strong>getto </strong>sakinlerinin nüfusunun farklı bireylerin hastalık durumlarını temsil eden <strong>sınıflara ayrıldığı </strong>bir hastalık modeli kullandı: duyarlı, maruz kalan, enfekte veya iyileşmiş. Daha sonra, <strong>önleyici </strong>halk sağlığı önlemleri gibi herhangi bir dış faktörün tutunmasını taklit edecek bir yayılma oranını kullanarak, biti temsil eden bir hastalık vektör faktörü eklediler. Modelin Eylül 1940 ile Temmuz 1942 arasında bildirilen ve rapor edilmeyen vakaların toplam medyan sayısı, olası maksimum 113.000 vaka ile yaklaşık 72.000 idi. Araştırmacılar, koşularını getto kayıtlarındaki çeşitli raporlardan ve tıbbi ve tarihsel kayıtlardan elde edilen gerçek verilerle karşılaştırdıklarında, sayılar <strong>eşleşti</strong>. Modelin güvenilir olduğunu gösterdikten sonra, daha sonra, sabit bir enfeksiyon oranıyla yayılan tifüsün yörüngesini tahmin etmek için kullandılar, bunu önleyici tedbirler alınmadığında bekleyeceklerdi. Çalışma, vakaların, meydana gelenden iki ila üç kat daha yüksek bir salgın olan 190.000&#8217;i aşacağını gösterdi.</p>



<p>Gettoda çalışan Yahudi halk sağlığı yetkilileri arasında, kan türlerinin mirasını birlikte keşfeden epidemiyolog Ludwik Hirszfeld de vardı. Hirszfeld, Polonya eyaletinde dünya savaşları arasında var olan <strong>Ulusal Hijyen Enstitüsü</strong>&#8216;nün kurulmasına yardımcı olmuş ve getto içinde halk sağlığı girişimlerinin kurulmasında önemli bir rol oynamıştı.</p>



<p>Hirszfeld ve diğer Yahudi doktorlar, yetersiz kaynaklarla bile ölümcül hastalıkla mücadele etmek için yüzlerce halka açık konferansa sponsor oldular, sıhhi ve hijyen kursları sundular ve genç tıp öğrencilerini açlık ve salgın hastalıkların birlikte ortaya çıkan etkileri konusunda eğitmek için bir <strong>yeraltı </strong>tıp üniversitesi kurdular. . O zamanlar tifüs için <strong>antibiyotik </strong>bulunmadığından, en iyi tedaviler, dökülmeyi ve temiz kalmayı içeriyordu. Stone, doktorların ve halk sağlığı çalışanlarının insanları bitleri izlemeye, kıyafetleri değiştirmeye ve mümkün olduğunca yıkamaya teşvik ettiğini söylüyor. Bu çabalar getto boyunca yayılırken, gönüllü kuruluşlar Mayıs 1941&#8217;den sonra gelen yetersiz gıda akışından yararlandı ve açlığın bir kısmını kısmen bastırmaya yardımcı olan bir beslenme programı oluşturdu.</p>



<p>Herkes, toplum sağlığı <strong>çabalarının </strong>hastalıktaki düşüşü tam olarak açıklamadığına inanıyor. Samuel Kassow, tarihçi ve yazar arasında Who Bizim Geçmişi yaz olacak mı? Varşova Gettosundaki Gizli Bir Arşivi Yeniden Keşfetmek, mevcut çalışmanın kışkırtıcı olduğunu, ancak Yahudi halk sağlığı çalışanları tarafından teşvik edilen taktiklerin uygulamaya konmasının zor olacağını söylüyor. Yakıt kaynağı olarak kömürün bulunmaması nedeniyle binalarda ısı kalmamış ve borular donmuş, bu da yıkamayı ve temiz kalmayı çok zorlaştırmıştır. &#8220;Örneğin, Almanlar gettoyu A&#8217;dan B&#8217;ye, C&#8217;ye gidecek şekilde yapılandırdığında, kitlelerin birbirine karşı yığılması gereken dar &#8216;tıkanma noktaları&#8217; vardı.&#8221; diyor. &#8220;Tüm yürüyen merdivenler aynı anda başarısız olursa, Grand Central&#8217;daki merdivenleri saat 17: 00&#8217;de hayal edin.&#8221;</p>



<p>Kurtarma ekipleri, <strong>Gestapo&#8217;ya </strong>tifüs bulaşmış kişilerin içeride olduğunu söyleyerek yetkilileri uzak tutabilirler. Bazı Polonyalı doktorlar, hayat kurtarmak için nasıl <strong>pozitif </strong>testler yapılacağını buldular . Sahte tifüs testi yaptıran işçiler bir fabrikaya veya zorunlu çalışma sahasına geldiklerinde, Almanlar onları yorulmaktan kaçma şansı buldukları <strong>karantinaya </strong>gönderdiler.</p>



<p>Varşova gettosu vakası, <strong>politika </strong>ve <strong>hastalık </strong>arasındaki <strong>etkileşimin </strong>ilk veya tek örneği değildir, ancak çalışma halk sağlığı kampanyalarının etkinliği ve özellikle hastalık risk faktörlerini değerlendirmek için yeni yollara duyulan ihtiyaç lehine aydınlatıcı kanıtlar sunmaktadır.</p>



<p>Goldman, &#8220;Dünya çapında bazı mülteci kampları halk sağlığı açısından çok kötü ve oraya girip gerçekte neler olup bittiğini değerlendirme ardından <strong>pandemileri </strong>kontrol etme yeteneği çok zor&#8221; diyor. &#8220;Bu tür bir kağıt, onu insani yardım ve afet müdahalesini öğretmek için kullanabiliriz. Ama aynı zamanda tarih öğretmek, siyaset bilimi öğretmek için de kullanılabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/varsova-gettosundaki-halk-sagligi-kampanyasi-tifusun-yayilmasini-nasil-etkiledi/">Varşova Gettosundaki Halk Sağlığı Kampanyası Tifüsün Yayılmasını Nasıl Etkiledi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/varsova-gettosundaki-halk-sagligi-kampanyasi-tifusun-yayilmasini-nasil-etkiledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astım İnhalatörü; Her Dakika Milyonlara Yardım Eden Bir Tedavi Türü</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/astim-inhalatoru-her-dakika-milyonlara-yardim-eden-bir-tedavi-turu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/astim-inhalatoru-her-dakika-milyonlara-yardim-eden-bir-tedavi-turu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2020 13:23:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nisan 1955&#8217;te 13 yaşındaki Susie Maison babasına, farmakolog George L. Maison&#8217;a astımını tedavi etmenin daha kolay bir yolu olup olmadığını sordu. Acı çeken diğer pek çok insan gibi, o da garip bir sıkmalı ampul nebülizörü kullanıyordu ve ilacının neden bir sprey kutusunda bulunmadığını merak etti, &#8220;saç spreyi yaptıkları gibi&#8221; dedi. O dönemin nebülizörleri, daha önce moda olan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/astim-inhalatoru-her-dakika-milyonlara-yardim-eden-bir-tedavi-turu/">Astım İnhalatörü; Her Dakika Milyonlara Yardım Eden Bir Tedavi Türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-1024x512.jpg" alt="" class="wp-image-798" width="414" height="207" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-1024x512.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-600x300.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-768x384.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-150x75.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-300x150.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-696x348.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-1068x534.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w-840x420.jpg 840w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/w.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 414px) 100vw, 414px" /></figure></div>



<p>Nisan 1955&#8217;te 13 yaşındaki Susie Maison babasına, farmakolog George L. Maison&#8217;a <strong>astımını tedavi </strong>etmenin daha kolay bir yolu olup olmadığını sordu. Acı çeken diğer pek çok insan gibi, o da garip bir sıkmalı <strong>ampul nebülizörü </strong>kullanıyordu ve ilacının neden bir sprey kutusunda bulunmadığını merak etti, &#8220;saç spreyi yaptıkları gibi&#8221; dedi. O dönemin nebülizörleri, daha önce moda olan ilaçlı &#8220;astım sigaralarından&#8221; daha etkili olsalar da, Susie&#8217;nin babası da ilaç şişelerini soğutmanın ve onları hassas cihazlara yüklemenin zahmetli süreci yüzünden hayal kırıklığına uğramıştı.</p>



<p>Maison yeniliğe yabancı değildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Hava Kuvvetleri teğmeni olarak, düşman hatlarının ardında havadan kurtarma için ilk sistemi planladı ve anti yerçekimi kostümü mükemmelleştirdiği için bir <strong>Legion of Merit </strong>ödülü kazandı. Savaştan sonra Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde, hipertansiyonu başarılı bir şekilde tedavi etmek için yaygın olarak dağıtılan ilk reçeteli ilaç olan <strong>Veriloid&#8217;i </strong>geliştirdi.</p>



<p>Şimdi, Los Angeles&#8217;taki Riker Laboratories&#8217;in başkanı olarak Maison, kızının sorusunu araştırmak için ender bir konumdaydı. Riker&#8217;in baş kimyacısı Irving Porush&#8217;u basınçlı bir cihaz olasılığını denemek için görevlendirdi. O sırada Riker, gerçekten de saç spreyi üreten Rexall Drugs&#8217;a aitti. Koridorun sonundaki kozmetik teknisyenlerinden itici gazlar ve aerosollerle ilgili uzmanlığı ödünç alan ve yakın zamanda patentli, hassas miktarlarda <strong>atomize </strong>sıvı verebilen bir ölçüm <strong>valfi </strong>kullanan Porush, ilk ölçülü doz <strong>inhaleri </strong>(MDI) sadece iki ayda yarattı. Mart 1956&#8217;da, Gıda ve İlaç İdaresi, Porush&#8217;un astım için iki yeni aerosol ilacını ve bunları verme cihazını onayladı.</p>



<p>Kindeva Drug Delivery&#8217;de (Riker Labs&#8217;ın soyundan) bir bilim insanı ve terapötik aerosollerin yakın tarihinin yazarlarından biri olan Stephen Stein, &#8220;Bu bir ezber bozucuydu&#8221; diyor .</p>



<p>Bugün, farmasötik inhalerlerin satışları her yıl dünya çapında 36 milyar doları aşıyor ve cihaz tıbbi tarihe girdi ve milyonların hayatını iyileştirdi: Dünya çapında 2.000&#8217;den fazla insan her saniyede bir tane kullanıyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/astim-inhalatoru-her-dakika-milyonlara-yardim-eden-bir-tedavi-turu/">Astım İnhalatörü; Her Dakika Milyonlara Yardım Eden Bir Tedavi Türü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/astim-inhalatoru-her-dakika-milyonlara-yardim-eden-bir-tedavi-turu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüberküloz Dünyayı Çarptığında Okullar Dışarıya Çıktı Eğitimde de Çare Tükenmez!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tuberkuloz-dunyayi-carptiginda-okullar-disariya-cikti-egitimde-de-care-tukenmez/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tuberkuloz-dunyayi-carptiginda-okullar-disariya-cikti-egitimde-de-care-tukenmez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2020 13:11:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[açıkhavaokuu]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tüberküloz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzyıl önce ölümcül bir hastalık yeni bir kavramı ateşledi ve çocukları güvende tutabilmek için açık havada eğitim verildi! 1905&#8216;te, tüberküloz Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ni rahatsız ettiğinde ve Amerikalılar hastalıktan ölümcül bir korku içinde yaşarken, New York City&#8217;deki bir sağlık yetkilisi, Amerikan Tıp Akademisi&#8217;ne başvurarak ülkenin okullarında değişiklik yapılması için yalvardı.&#160;&#8220;Çocuğu okul hayatı boyunca tüberküloz istilasına yatkın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tuberkuloz-dunyayi-carptiginda-okullar-disariya-cikti-egitimde-de-care-tukenmez/">Tüberküloz Dünyayı Çarptığında Okullar Dışarıya Çıktı Eğitimde de Çare Tükenmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school.jpg" alt="" class="wp-image-794" width="903" height="588" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school-600x391.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school-768x500.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school-150x98.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school-300x195.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school-696x453.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/school-645x420.jpg 645w" sizes="auto, (max-width: 903px) 100vw, 903px" /></figure></div>



<p>Yüzyıl önce ölümcül bir hastalık yeni bir kavramı ateşledi ve çocukları güvende tutabilmek için açık havada eğitim verildi!</p>



<p><strong>1905</strong>&#8216;te, tüberküloz <strong>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ni </strong>rahatsız ettiğinde ve Amerikalılar hastalıktan ölümcül bir korku içinde yaşarken, New York City&#8217;deki bir sağlık yetkilisi, Amerikan Tıp Akademisi&#8217;ne başvurarak ülkenin okullarında değişiklik yapılması için yalvardı.&nbsp;&#8220;Çocuğu okul hayatı boyunca tüberküloz istilasına yatkın hale getirebilecek tüm olası nedenleri ortadan kaldırmak için, okul kurullarına, müfettiş öğretmenlere ve okul hekimlerine ellerinden gelen her şeyi yapmaları için çağrıda bulunmalıyız.&#8221;&nbsp;Endişelenen konuşmacı, Amerikan sınıflarındaki pencerelerin yalnızca yarıya kadar açıldığını ve &#8220;iki katı kirli hava dışarı çıkmasına ve iyi havanın içeri girmesine izin vermek&#8221; için hemen <strong>Fransız </strong>tarzı pencerelerle değiştirilmesi gerektiğini belirtti.&nbsp;Her okulun geniş bir oyun alanı ve &#8220;en gelişmiş türde&#8221; sınıf havalandırması olması gerektiğini bildirdi.&nbsp;Okul odaları her gün yıkanacaktı.</p>



<p>Konuşmacı, tüberküloz konusunda Almanya doğumlu bir uzman ve Amerikan Akciğer Derneği haline gelen Ulusal Verem Derneği&#8217;nin kurucusu <strong>S</strong>. <strong>Adolphus Knopf&#8217;du</strong>. Knopf&#8217;a göre, ölümcüllüğünde gripten sonra ikinci bulaşıcı bir hastalık olan tüberkülozun yayılmasını yavaşlatmak, ırksal, ulusal ve hatta askeri düşüşü önlemek için sağlıklı, genç bedenlere yatırım yapmayı gerektiriyordu.&nbsp;1915&#8217;e gelindiğinde Knopf, &#8220;açık hava okullarının ve anaokulunda, okulda ve kolejde mümkün olduğunca fazla açık hava eğitiminin kural olması gerektiğini&#8221; <strong>savundu</strong>.</p>



<p>Günümüzde, ebeveynler okulların kapanmasıyla ve aylarca süren uzaktan eğitim beklentisiyle mücadele ederken, bazıları&nbsp;Covid-19 bulaşma riskinin daha düşük olduğu yerlerde&nbsp;okulun neden&nbsp;dışarıda tutulamayacağını&nbsp;soruyor.&nbsp;20. yüzyılın başlarında, tüberküloz&nbsp;Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yedi kişiden birini öldürdüğünde, açık hava okulları önce Almanya&#8217;da ve ardından tüm dünyada <strong>çoğaldı</strong>.&nbsp;Doktorlar ve halk sağlığı görevlileri, temiz hava ve güneş ışığı olmadığı için aşırı kalabalık şehirlerin ve sıkışık apartmanların doğal ve sağlıksız olmasından ve günün büyük bir bölümünde içeride kalan çocukların tüberkülozun tahribatına karşı özellikle <strong>savunmasız </strong>olmasından endişelendiler.&nbsp;Knopf&#8217;a göre çözüm, okulu çocukların &#8220;temiz havayı sevmeyi öğrenecekleri&#8221; dışarıya&nbsp;taşımaktı.</p>



<p>1 Ağustos 1904&#8217;te, dünyanın ilk açık hava okulu, Berlin yakınlarındaki müreffeh bir kasaba olan Charlottenburg&#8217;da bir çam ormanında “muhtaç ailelerin narin çocukları için” dersler verdi.&nbsp;Waldschule&nbsp;veya orman okulu&nbsp;fikri&nbsp;, Berlin Charité Hastanesinde çocuk doktoru Bernhard Bendix ve yerel okul müfettişi Hermann Neufert&#8217;ten geldi.&nbsp;Adamlar, okulu planlamak ve belediye finansmanını sağlamak için epidemiyolog ve Charlottenburg&#8217;un baş sağlık görevlisi olan Adolf Gottstein ile birlikte çalıştı.&nbsp;Devlet bu fikri memnuniyetle karşıladı.&nbsp;Tüberküloz, Alman toplumunu tehdit etti ve yıkıcı etkileri çocuk sağlığını ulusal bir öncelik haline getirdi.</p>



<p>1904&#8217;te Almanya, her 100.000 kişide şaşırtıcı bir 193,8 tüberküloz ölümü kaydetti.&nbsp;Karşılaştırma yapmak&nbsp;gerekirse, Birleşik Devletler şu anda&nbsp;Covid-19 salgını sırasında her 100.000 kişi için&nbsp;yaklaşık 52 ölüm&nbsp;kaydediyor. Halk sağlığı uzmanlarına göre, <strong>yetersiz havalandırma </strong>ve <strong>kötü hijyen </strong>suçluydu: kalabalık evler, havasız odalar, kirli çarşaflar, işçi sınıfı ailelerde yatak paylaşımı ve içeride çok fazla hareketsiz saat geçirildi.&nbsp;İngiltere Oxford Brookes Üniversitesi&#8217;nde Wellcome Trust tıp tarihi araştırma profesörü Paul Weindling, &#8220;Hem doktorlar hem de halk tüberküloz konusunda çok endişeliydi&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;Farklı sosyal bağlamlarda birçok sosyal mesafe kılavuzu ve kişisel davranışları düzenleme çabaları vardı.&#8221;</p>



<p>Tüberkülozdan çocuk ölümleri nispeten <strong>nadir </strong>görülmüştür, ancak Alman doktor Robert Koch&#8217;un&nbsp;1882&#8217;de tüberkül basilini&nbsp;keşfi&nbsp;, semptom göstermeseler bile çok sayıda enfekte çocuğu ortaya çıkaran bir &#8220;tüberkülin testine&#8221; yol açtı.&nbsp;Bu bulgu, 1903&#8217;te bir başkası tarafından daha da rahatsız edici hale geldi: Çocukluk çağı tüberkülozu enfeksiyonu, yalnızca yetişkinlikte yeniden harekete geçerek hastalığa ve ölüme neden olmak için gizli veya uykuda olabilirdi.&nbsp;1905 yılında Koch Nobel kabul konuşmasında tüberkülozun havadan yayılan bir hastalık olduğunu, doğruladı : &#8220;Hasta öksürdüğünde, boğazını temizlediğinde ve hatta konuştuğunda havaya atılan en küçük mukus damlaları bile basil içerir ve enfeksiyona neden olabilir.&#8221;&nbsp;Koch&#8217;un sözleri bir eylem çağrısı işlevi gördü.&nbsp;Tüberküloz <strong>yenilemezdi </strong>ama yayılması sokaklarda, halka açık yerlerde ve okullarda <strong>sınırlanabilirdi</strong>.</p>



<p>Açık hava okulu çok geçmeden o kadar çok başvuru sahibi oldu ki <strong>250 </strong>öğrenciyi barındıracak şekilde genişletildi.&nbsp;Yerel bir deney olarak başlayan şey, sadece birkaç ayda düzinelerce yabancı ziyaretçiyi çekti ve uluslararası bir sansasyon haline geldi.&nbsp;1908&#8217;de İngiltere, Fransa, Belçika, İsviçre, İspanya ve İtalya&#8217;da açık hava okulları açıldı ve faaliyete geçti.&nbsp;Aynı yıl, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde Providence, Rhode Island&#8217;da ilk açık hava okulu açıldı.&nbsp;Okulun 250 “<strong>narin çocuğunu</strong>” soğuktan korumak için yün eldivenler, şapkalar, galoşlar ve günümüz uyku tulumlarına eşdeğer “oturma tulumları” sağlandı.&nbsp;Strasbourg Üniversitesi&#8217;nde mimarlık tarihçisi&nbsp;Anne-Marie Châtelet&#8217;e&nbsp;göre, 1910 ve 1925 yılları arasında, Alman modeline bağlı kalarak, &#8220;<strong>farklı kültürel bağlamlara dayanan</strong>&#8221; yüzlerce açık hava okulu dünya çapında açıldı&nbsp;.</p>



<p>I.Dünya Savaşı&#8217;nın arifesinde ABD <strong>86 </strong>şehirde yaklaşık 150 açık hava kurumu saydı.&nbsp;Her açık hava okulunun arkasında, doktorları ve sıradan insanları içeren bir tüberküloz karşıtı dernek vardı.&nbsp;Bu gönüllü gruplar Amerikan yaşamında yaygın ama giderek artan bir varlığa sahipti 1905&#8217;te <strong>20 </strong>ve 1920&#8217;de <strong>1.500 </strong>tüberkülozla mücadele dernekleri vardı.&nbsp;Bilim adamları&nbsp;, modern halk sağlığı kampanyalarında kullanılan bir dizi stratejiyi çabalarına bağladılar.</p>



<p>Atlantik&#8217;in her iki yakasındaki sağlık uzmanları şehri, işçiler ve aileleri için koşullar iyileştirilmezse, tüberkülozun ölümcül saldırısına devam edeceği bir <strong>hastalık üreme alanı</strong> olarak gördü. Açık hava <strong>profilaksisi </strong>bir sanatoryumda ödeme yapan müşteriler için mevcuttu, ancak işçilerin veya yoksulların aileleri için geçerli değildi. Bugün, halk sağlığı uzmanları havalandırmanın ve dış havanın önemini vurguladıkça, Covid-19&#8217;a maruz kalma riski en yüksek olan temel çalışanlarla ilgili endişeler geri döndü.</p>



<p>Ve bir asır öncesinin açık hava okulları halk sağlığı ve milliyetçi idealler için işçilerin aileleri için tasarlanırken, şu anda ülke genelinde ortaya çıkan açık hava okulları ve açık hava <strong>öğrenme bölmeleri</strong> farklı bir demografiye hitap ediyor. Oregon Küçük Çocukların Eğitimi Derneği&#8217;nin 2018&#8217;de gözlemlediği &#8220;Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki doğa okulları beyaz, üst sınıf çocuklarla dolu olma eğilimindedir&#8221;. Okulların kapatılması eğitim fırsatlarındaki boşlukları yalnızca hızlandırdığı için değişim pek olası değildir .</p>



<p>Daha fazla beyaz Amerikalı , uzun bir <strong>ırksal </strong>adaletsizlik geçmişini hesaba kattıkça , bu açık hava okullarının, ırk hiyerarşileri ve halk sağlığı ve ulus hakkında sınıflara nüfuz eden fikirleri ile zamanlarının bir ürünü olduğunu kabul etmeye değer. Tıpkı modern salgının sağlık hizmetleri sistemindeki eşitsizlikleri açığa çıkardığı gibi, uygun malzemelerin temin edilmesi, sıcak giysiler giyilmesi ve geniş açık alanların sağlanması gereken kitlesel açık hava eğitimine <strong>geri dönüş </strong>de olabilir.</p>



<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra, yeni <strong>antibiyotikler</strong> tüberkülozun <strong>ölümcüllüğünü </strong>ortadan kaldırdı ve açık hava okulları önemsiz hale geldi. Bugün onların tarihleri, başkalarının da belirttiği gibi, bir zamanlar mümkün olanın bir hatırlatıcısıdır . Ancak bu, Amerikalılar yeni fikirler için yurtdışına bakmaya istekli olduklarında ve ulus kendi sağlığını ve canlılığını ayrılmaz bir şekilde okullarıyla bağlantılı olarak gördüğünde meyve verdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tuberkuloz-dunyayi-carptiginda-okullar-disariya-cikti-egitimde-de-care-tukenmez/">Tüberküloz Dünyayı Çarptığında Okullar Dışarıya Çıktı Eğitimde de Çare Tükenmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tuberkuloz-dunyayi-carptiginda-okullar-disariya-cikti-egitimde-de-care-tukenmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Bilge Bir Filozof, Pandeminin Ortasında Evsiz Olmanın Ne Anlama Geldiğini Açıklıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sokak-bilge-bir-filozof-pandeminin-ortasinda-evsiz-olmanin-ne-anlama-geldigini-acikliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sokak-bilge-bir-filozof-pandeminin-ortasinda-evsiz-olmanin-ne-anlama-geldigini-acikliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2020 12:08:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[barınak]]></category>
		<category><![CDATA[Corona]]></category>
		<category><![CDATA[evsizler]]></category>
		<category><![CDATA[sığınma]]></category>
		<category><![CDATA[sokaklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soyadını yayınlamamayı tercih eden İskender hakkında bazı temel gerçeklerle başlayalım. Alexander Washington DC &#8216;de bir yerli. Aralık 1948 doğumlu, 1966 yılında Batı Lisesinden mezun; ve Mayıs 1981&#8216;den beri evsizlik yaşıyor. Neredeyse tüm evsiz hayatı boyunca Southwest DC&#8217;de çeşitli ısıtma ızgaralarında yaşadı, bu yüzden 1983&#8217;te ilk tanıştığımızda kendisini &#8220;Grate Alexander&#8221; olarak tanıttı. Yıllar önce bana şunu söyledi: “Sonuç olarak, Washington DC&#8217;deki şehirli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sokak-bilge-bir-filozof-pandeminin-ortasinda-evsiz-olmanin-ne-anlama-geldigini-acikliyor/">Sokak Bilge Bir Filozof, Pandeminin Ortasında Evsiz Olmanın Ne Anlama Geldiğini Açıklıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images.jpg" alt="" class="wp-image-790" width="408" height="283" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images.jpg 270w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-150x104.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-218x150.jpg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-100x70.jpg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/images-200x140.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" /></figure></div>



<p>Soyadını yayınlamamayı tercih eden <strong>İskender</strong> hakkında bazı temel gerçeklerle başlayalım. Alexander Washington DC &#8216;de bir yerli. Aralık 1948 doğumlu, 1966 yılında Batı Lisesinden mezun; ve Mayıs <strong>1981</strong>&#8216;den beri evsizlik yaşıyor.<a rel="noreferrer noopener" href="https://historicsites.dcpreservation.org/items/show/70" target="_blank"></a></p>



<p>Neredeyse tüm evsiz hayatı boyunca <strong>Southwest DC&#8217;de </strong>çeşitli <strong>ısıtma ızgaralarında</strong> yaşadı, bu yüzden 1983&#8217;te ilk tanıştığımızda kendisini &#8220;<strong>Grate Alexander</strong>&#8221; olarak tanıttı. Yıllar önce bana şunu söyledi: “Sonuç olarak, Washington DC&#8217;deki şehirli evsizler yapılar yaratmaz. Kısıtlamalar nedeniyle yapamayız. Aksine, kendimizi altyapının boşluklarına dayatıyoruz. &#8220;</p>



<p>Bu son cümle, İskender&#8217;in Washington&#8217;ın en iyi uzmanlarıyla evde olacağını gösteriyor, tabii ki evi yok, yırtık pırtık giysiler giyiyor ve çöp kutularından yiyecek ve içecek arıyor.</p>



<p>İskender&#8217;in yerel evsizler topluluğunun üyeleriyle uzun zamandır tanıştığı göz önüne alındığında, <strong>korona virüs </strong>salgınının kendi hayatını ve benzer durumlarda başkalarının hayatını nasıl <strong>etkilediği </strong>hakkında daha fazla bilgi edinmek için Haziran ayı başlarında onunla röportaj yapılıyor.</p>



<p>İskender, alışılagelmiş tarzıyla, bu fenomene geniş bir bakış açısıyla yaklaşarak, evsizliği yaşayanların üç kategorisini tanımlıyor: &#8220;<strong>Barınaklar</strong>&#8220;, barınaklarda gece uyuyan dini kuruluşlar tarafından yürütülen görevler olan yerler; gündüzleri takılmak için <strong>halka açık yerler</strong> ve Kendini izole edip başkalarıyla nadiren etkileşime girip dış mekan<strong> ısıtma ızgaraları</strong>nda uyuyor.</p>



<p>Barınaklara gidiyor, ancak pandemi nedeniyle ana mekanlarını <strong>kaybetti</strong>. Alexander, &#8220;Gündüz etkinlikleri kısıtlandı değiştirildi ve virüs artık her yere dağılmış durumda&#8221; diyor. Barınakların bütün gün oturabileceği <strong>halk kütüphaneleri</strong> kapalı. Kapalı ortamdaki fastfood yerleri, mesela &#8220;eski güzel <strong>McDonald&#8217;s</strong>&#8220;, burada takılıp sürekli sodanızı doldurabilirsiniz. Orada bir küme vardı, ama şimdi tüm bu yerler boşaltıldı. Bu yüzden şimdi Güneybatı&#8217;da daha önce görmediğimiz insanları görüyoruz&#8221; diyor.</p>



<p>Alexander, yakınlarda bir demiryolu köprüsünün altında yaşayan bir kişi için &#8220;değişiklik var, ancak bozulma yok&#8221; diyor. &#8220;Alt geçidin altında yağmur örtüsü olduğunu ve yeterli battaniyeyle hipotermi minibüsünden her gece iki ücretsiz <strong>battaniye </strong>alabilir en az bir düzine yıldır dışarıda olduğunuz her kış hayatta kalabilirsiniz.&#8221;</p>



<p>Alexander, şehirde güçlü bir <strong>hayırseverlik </strong>duygusu sayesinde hayatta kalabildiğini kabul ediyor.</p>



<p>DC, dünyadaki en zengin ulusun başkentinde bir kişi <strong>hipotermiden </strong>her öldüğünde küresel bir halkla ilişkiler skandalı olacağı için, evsizlerle ilgilenmeyi teşvik ediyor. Böylece artıklarınızı, yiyeceklerinizi ve kıyafetlerinizi alabilirim.&#8221; diyor.</p>



<p>&#8220;Korona Zamandan Önce&#8221; olarak adlandırdığı yerde, her iş günü Wall Street Journal , New York Times ve Washington Post&#8217;un kopyalarını bulabilirdi , bunların hepsi tren yolcularından geride kalanlar, günlük gazeteler geri dönüşüme bırakılıyor oda bundan faydalanıyor. <strong>Bilgilenmek</strong>, kapanma ile ilgili büyük bir zorluk,&#8221; diye yakınıyor.</p>



<p>Ancak İskender için daha da tedirgin edici olan, Smithsonian <strong>müzelerinin </strong>kapanışlarıdır, bunların hepsi bir zamanlar gündüzleri birincil mekânlarıydı bazı zamanlar akşamlarıda.</p>



<p>&#8220;Sosyal bütünlüğümün bir kısmını kaybediyorum,&#8221; diyen Alexander, SRO&#8217;larda yaşarken yaşadığı durum olan &#8220;sürekli bir kibir, boşluk, yararsızlık, melankoli, can sıkıntısı, işe yaramazlık ve tembellik durumuna&#8221; dönebileceğinden korkuyor. 1980&#8217;lerin başında ızgaralara taşınmadan önce tek gecelik otellerde kalıyordu.</p>



<p>İleride ne var? Daha <strong>kötümser </strong>anlarında Alexander, &#8220;o zamanki dünyanın <strong>jeopolitik </strong>koşullarını yeniden şekillendiren <strong>Birinci Dünya Savaşı </strong>gibi, dünyayı değiştiren, deniz değiştiren felaket bir olay&#8221; öngörüyor.</p>



<p>Ancak İskender ayrıca olası bir parlak nokta görüyor: &#8220;Bu virüs doğada bir şeylerin nasıl çalıştığına dair anlayışımızda bilimsel bir tıbbi atılım.&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sokak-bilge-bir-filozof-pandeminin-ortasinda-evsiz-olmanin-ne-anlama-geldigini-acikliyor/">Sokak Bilge Bir Filozof, Pandeminin Ortasında Evsiz Olmanın Ne Anlama Geldiğini Açıklıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sokak-bilge-bir-filozof-pandeminin-ortasinda-evsiz-olmanin-ne-anlama-geldigini-acikliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşböceği Gösterileri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/atesbocegi-gosterileri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/atesbocegi-gosterileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2020 09:47:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ateş böceği]]></category>
		<category><![CDATA[mavi hayaletler]]></category>
		<category><![CDATA[senkron]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=785</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl Great Smoky Mountains Milli Parkı&#8217;nın yemyeşil ormanlarında çiftleşen ateşböcekleri muhteşem bir gösteri sergiliyor. Yaz gökyüzü karardıktan sonra, biyolüminesan böcekler yeşilimsi sarı ışıkla yanıp söner ve sonra çarpıcı bir uyum içinde durur. Normalde, bu ateş böcekleri tutsak bir izleyici kitlesi için performans sergiliyordu: 2019&#8217;da, Milli Park Servisi&#8217;nin tahminlerine göre , gösteriyi yakından izlemek için binlerce turist sadece sekiz gün boyunca parkı ziyaret etti. Erika Owen&#8217;ın 2016&#8217;da Travel [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/atesbocegi-gosterileri/">Ateşböceği Gösterileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ates-bocegi-fotograf.jpg" alt="" class="wp-image-787" width="435" height="316" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ates-bocegi-fotograf.jpg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ates-bocegi-fotograf-150x109.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ates-bocegi-fotograf-300x218.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ates-bocegi-fotograf-324x235.jpg 324w" sizes="auto, (max-width: 435px) 100vw, 435px" /></figure></div>



<p>Her yıl Great Smoky Mountains Milli Parkı&#8217;nın yemyeşil ormanlarında çiftleşen <strong>ateşböcekleri </strong>muhteşem bir gösteri sergiliyor. Yaz gökyüzü karardıktan sonra, <strong>biyolüminesan </strong>böcekler yeşilimsi sarı ışıkla yanıp söner ve sonra çarpıcı bir uyum içinde durur.</p>



<p>Normalde, bu ateş böcekleri tutsak bir izleyici kitlesi için performans sergiliyordu: 2019&#8217;da, Milli Park Servisi&#8217;nin tahminlerine göre , gösteriyi yakından izlemek için binlerce turist sadece sekiz gün boyunca parkı ziyaret etti. Erika Owen&#8217;ın 2016&#8217;da Travel + Leisure için haberine göre, etkinlik son yıllarda o kadar popüler hale geldi ki, park görevlileri gece geçişleri için çevrimiçi bir piyango sistemi kurmak zorunda kaldı ve bu genellikle saniyeler içinde tükendi .<a rel="noreferrer noopener" href="https://www.nps.gov/grsm/learn/news/park-announces-cancellation-of-synchronous-firefly-viewing-event.htm" target="_blank"></a><em><a href="https://www.smithsonianmag.com/travel/if-you-want-see-thousands-fireflies-light-once-head-great-smoky-mountains-180958845/"></a></em></p>



<p>Yine de bu yıl, ışık şovunda kalabalık olmayacak. <strong>COVID</strong>&#8211;<strong>19 </strong>salgını dolayısıyla sosyal mesafe kurallarına uymak için. Bununla birlikte, bir sanal alternatif, hayal kırıklığına uğramış aydınlatma hatası hayranları için bir umut ışığı sağlayabilir: Kâr amacı gütmeyen<strong> Discover Life in America&#8217;nın</strong> (DLIA) izniyle <strong>YouTube&#8217;da </strong>izlenecek ücretsiz bir ateş böceği gösterisi olacak.</p>



<p>Yarım saat süren gösteri 1 Haziran&#8217;da gösterime girdi ve DLIA entomolog Will Kuhn&#8217;dan ateşböcekleri hakkında bir konuşma ve ardından fotoğrafçı ve film yapımcısı Radim Schreiber&#8217;den Büyük Dumanlı Dağlar&#8217;daki böceklerin ışık gösteriminin önceden kaydedilmiş görüntüleri yer alıyor .</p>



<p>Ateşböceklerinin çoğu, karınlarından türlerine özgü desenlerde ışık darbeleri üretir. Scientific American&#8217;dan Marc Branham, diğer işlevlerin yanı sıra , biyolüminesans, aynı türün erkek ve dişi böceklerinin birbirini <strong>tanımasına </strong>yardımcı olan bir çiftleşme <strong>sinyali </strong>olarak hizmet ediyor.</p>



<p>Dünya çapında <strong>2.000</strong>&#8216;den fazla ateşböceği türü olmasına rağmen bu sunum, <strong>mavi hayaletler</strong> veya <strong>Phausis reticulata </strong>ve <strong>Senkron Ateşböcekler</strong>i olarak da bilinen Photinus carolinus gibi Büyük Dumanlı Dağlara özgü türlere odaklanıyor . Milli Park Hizmetine göre &#8220;<strong>senkron</strong>&#8220;, erkeklerin senkronize patlamalarla aydınlanacağı anlamına gelir ; Amerika&#8217;da bu gösterişli zamanlamaya sahip tek ateş böceği türüdür.</p>



<p>Ateşböceği turizmindeki bu keskin düşüşün böcekler için iyi olma ihtimali var. <strong>Brigit Katz&#8217;ın</strong> bu yılın başlarında <strong>Smithsonian </strong>için yazdığı gibi, insanlar yaşam alanlarını azaltarak veya yok ederek, gece gökyüzünü yapay ışıkla kirleterek ve böceklere zarar veren böcek ilaçları kullanarak ateş böceklerini dünya çapında <strong>yok olma</strong> riskiyle karşı karşıya bırakıyor.</p>



<p>Bittel, Büyük Smoky Dağları&#8217;nda yetişkin dişi mavi hayalet ateşböceklerinin <strong>kanatları </strong>olmadığını, bu da turistlerin ayaklarının altında ezilme olasılıklarının daha yüksek olduğu anlamına geliyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/atesbocegi-gosterileri/">Ateşböceği Gösterileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/atesbocegi-gosterileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rakı Masası Muhabbetinin Tadını Vermez Ama Dünyadan 8 Ünlü Kokteyl</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/raki-masasi-muhabbetinin-tadini-vermez-ama-dunyadan-8-unlu-kokteyl/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/raki-masasi-muhabbetinin-tadini-vermez-ama-dunyadan-8-unlu-kokteyl/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 21:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[kokteyl]]></category>
		<category><![CDATA[tarif]]></category>
		<category><![CDATA[venedik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zombi; 1934&#8217;te Hollywood&#8217;daki Don the Beachcomber&#8217;dan Yasağın sona ermesinin ertesi günü Donn Beach, Hollywood&#8217;daki Don the Beachcomber adlı barını açtı. Bu noktada, kimse Karayip romunu içmedi ama yüksek miktarda bulunuyordu. Kokteyl tarihçisi Jeff Berry , &#8220;Donn, o dönemde ABD&#8217;deki barmenler ve bar sahiplerinin aksine, onunla ne yapacağını biliyordu&#8221; diyor. Adalara gitmişti. İyi bir şey olduğunu ve harika kokteyller yapacağını biliyordu. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/raki-masasi-muhabbetinin-tadini-vermez-ama-dunyadan-8-unlu-kokteyl/">Rakı Masası Muhabbetinin Tadını Vermez Ama Dünyadan 8 Ünlü Kokteyl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"><strong>Zombi; 1934&#8217;te Hollywood&#8217;daki Don the Beachcomber&#8217;da</strong>n</h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zombi.png" alt="" class="wp-image-776" width="281" height="421" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zombi.png 480w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zombi-401x600.png 401w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zombi-150x225.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zombi-300x449.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/zombi-280x420.png 280w" sizes="auto, (max-width: 281px) 100vw, 281px" /></figure></div>



<p>Yasağın sona ermesinin ertesi günü Donn Beach, Hollywood&#8217;daki Don the Beachcomber adlı barını açtı. Bu noktada, kimse <strong>Karayip romunu </strong>içmedi ama yüksek miktarda bulunuyordu.</p>



<p><strong>Kokteyl tarihçisi </strong>Jeff Berry , &#8220;Donn, o dönemde ABD&#8217;deki barmenler ve bar sahiplerinin aksine, onunla ne yapacağını biliyordu&#8221; diyor. Adalara gitmişti. İyi bir şey olduğunu ve harika kokteyller yapacağını biliyordu. Bu tamamen yeni <strong>miksoloji </strong>tarzını icat etti  insanlar buna artık tiki içecekleri diyor. Onlar rom rapsodileri dedi.</p>



<p>Beach&#8217;in rom rapsodileri standart rom yumruğu aldı ve üç farklı baharat karışımı veya iki farklı tropikal meyve suyu gibi daha nüanslı tatlar yaratmak için aynı bileşenin birden çok türünü veya stilini katmanlayarak boyut ekledi. 70&#8217;ten fazla içecek icat etti  bunlardan biri de <strong>Zombie </strong>idi ve anında popülerlik kazandı. Zombie, güçlü bir alkollü karışım oluşturmak için üç tür <strong>rom</strong>, birden fazla <strong>meyve </strong>suyu ve üç farklı <strong>şurup </strong>karışımını içerir.</p>



<p>O kadar iyi çalıştı ki, insanlar <strong>taklidini </strong>yapmaya başladı. Üç yıl içinde, Zombie&#8217;nin evi olduklarını veya içkinin adını verdiklerini söyleyen 150&#8217;den fazla taklitçi bar ortaya çıktı. Ama hiçbiri aslında gerçek olanı yapamadı; <strong>Beach </strong>hiçbir zaman tarifini yayınlamadı ve barmenlerin kitaplarındaki talimatlar şifreli yazılmıştı. Berry&#8217;nin kodu kırması ve sonunda orijinal Zombie tarifini yaratması yaklaşık 10 yıl sürdü.</p>



<p><strong><em>Jeff Berry&#8217;nin tarifi:</em></strong> Bir karıştırıcıya 3/4 taze limon suyu, 1/2 falernum, her biri 1 1/2 altın Porto Riko romu veya koyu Jamaika romu, 1 limonlu Lemon Hart Demerara romu koyun. 1 çay kaşığı nar şurubu, 6 damla Pernod, bir tutam Angostura bitter ve 1/2  Don karışımı (2 ölçek greyfurt suyuna 1 ölçek tarçınlı şeker şurubu) 3/4 fincan kırılmış buz ekleyin. 5 saniyeye kadar süre  karıştırın. Uzun bir bardağa dökün, doldurmak için buz küpleri ekleyin ve nane ile süsleyin. Afiyet olsun!</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Ay yürüyüşü;&nbsp;1969&#8217;da Londra&#8217;daki American Bar&#8217;da düzenlendi</strong></h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kokteyl.jpg" alt="" class="wp-image-777" width="447" height="298" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kokteyl.jpg 615w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kokteyl-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kokteyl-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kokteyl-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 447px) 100vw, 447px" /></figure></div>



<p>Joe Gilmore, Savoy Hotel&#8217;in baş barmen American Bar 1955-1976 Londra&#8217;da <strong>,</strong> onur günlerinde mühim gördüğü o kokteylleri oluşturmak için tutkuyla çalışıyordu. Bu yüzden Neil Armstrong 20 Temmuz 1969&#8217;da Ay&#8217;a ilk adımlarını attığında, Gilmore&#8217;un olayı anmak için yeni bir içecek hazırlaması mantıklıydı. Ancak bu sefer Gilmore daha da ileri götürdü. Bir şişeyi kokteylle doldurdu ve NASA&#8217;ya gönderdi <strong>Armstrong </strong>ve <strong>Buzz Aldrin Dünya&#8217;ya </strong>geri döndüklerinde, içtikleri ilk şey buydu .</p>



<p><strong><em>Tarif:</em></strong> Bir çalkalayıcıda, 3 çizgi greyfurt suyu, 2 çizgi gül suyu ve 5/6 Grand Marnier Cordon Rouge karıştırın. Çalkalayıcıyı doldurmak için buz ekleyin. Kuvvetle sallayın ve bir şampanya flütüne süzün. Şampanya ile doldurun. Afiyet olsun! </p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Bellini;&nbsp;1948&#8217;de Venedik&#8217;teki Harry&#8217;s Bar&#8217;da düzenlendi</strong></h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bellini.jpg" alt="" class="wp-image-778" width="427" height="304" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bellini.jpg 612w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bellini-600x427.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bellini-150x107.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bellini-300x214.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bellini-590x420.jpg 590w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/bellini-100x70.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 427px) 100vw, 427px" /></figure></div>



<p>1948&#8217;de <strong>Venedik</strong>, Rönesans ressamı Giovanni Bellini’nin sanat eserlerinden oluşan bir sergiye ev sahipliği yaptı . Yaklaşık 1435&#8217;ten 1516&#8217;ya kadar yaşamış olan Venedikli ressam, en çok çalışmalarında, özellikle de The Agony in the Garden&#8217;da doğal ışığı <strong>tasvir </strong>etmesiyle tanınıyordu. O sırada Giuseppe Cipriani, Sr., Venedik&#8217;in ana dayanak noktası Harry&#8217;s Bar&#8217;ın sahibiydi . Spot, yazar ve ressamlardan yerel seçkinlere ve kraliyet mensuplarına kadar bir toplumun kim olduğunu ağırladı. Bar sahibinin oğlu Arrigo&#8217;ya göre Guiseppe, Giovanni Bellini&#8217;nin adaşı kokteylini ressamın sergisini kutlamak için yarattı. Şeftali suyu ve renginin kullanımının, Bellini&#8217;nin sanat eserlerinde tercih edilen bastırılmış renkleri kullanmasından ilham aldığı iddia edildi.</p>



<p><strong>Giuseppe&#8217;nin oğlu Arrigo Cipriani&#8217;den tarif:</strong> Bardağın üçte birini kalın beyaz şeftali suyuyla doldur. Kadehin geri kalanını İtalyan köpüklü şarabı ile doldurun. Afiyet olsun!</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Negroni;&nbsp;1919&#8217;da Floransa&#8217;daki Cafe Casoni&#8217;de kuruldu</strong></h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-779" width="415" height="277" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-1024x683.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-2048x1365.jpg 2048w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-1392x928.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-1068x712.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-1920x1280.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-630x420.jpg 630w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/negroni-1260x840.jpg 1260w" sizes="auto, (max-width: 415px) 100vw, 415px" /></figure></div>



<p>Negroni <strong>Floransa&#8217;da </strong>icat edilmiş olsa da, kokteylin kendisi kesinlikle bir <strong>Amerikan </strong>yeteneğine sahip. Negroni Kokteyli: Bir İtalyan Efsanesi kitabının yazarı Luca Picchi&#8217;ye göre<em><a rel="noreferrer noopener" href="https://www.amazon.com/Negroni-Cocktail-Italian-Legend-Picchi-ebook/dp/B015P66JGC" target="_blank"></a></em>Kont Camillo Negroni kokteylin yaratıcısı 1888 civarında Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne gitmek üzere İtalya&#8217;dan ayrıldı ve 1899&#8217;a kadar <strong>Wyoming&#8217;de </strong>bir çiftlikte kovboy olarak çalıştı. Bu noktada New York&#8217;a taşındı ve bir eskrim okulu açtı. Negroni günler boyunca okulu yönetti; Akşamları, ticaret hakkında bilgi edinen ve yemek tarifleri toplayan yerel kokteyl barlarına sık sık uğradı. Bu bilgi ve tecrübeyi 1904&#8217;te İtalya&#8217;ya geri götürdü. 1912&#8217;de bir kez daha Floransa&#8217;ya gitti, <strong>Picchi </strong>diyor ki, &#8220;<strong>miksoloji </strong>bilinmeyen bir sanattı.&#8221; Genellikle insanlar çok fazla şarap ve bira içiyordu. İtalyan sosyetesinin tek meşhur karışımı, düzenli olarak kırmızı vermut ve biraz acı <strong>Campari </strong>ve soda ile yapılan basit bir karışımdı. Bu kokteyle Americano deniyordu; içecek Özellikle o dönemde Floransa&#8217;da Amerikalı turistler arasında popüler olan bu isimle sonuçlandı. Amerikan kokteyllerini tercih eden Negroni ise tatmin olmadı. 1919&#8217;da Café Casoni&#8217;deki barmene daha az soda kullanmasını ve İngiliz cin eklemesini önerdi ve Negroni kokteyli doğdu.</p>



<p><strong>Tarif:</strong> 1 ons Campari, 1 ons cin ve 1 ons tatlı vermutu karıştırın. Portakal dilimi ile süsleyin. Afiyet olsun!</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Moskova Katırı;&nbsp;1941&#8217;de Los Angeles&#8217;taki Cock &#8216;n Bull&#8217;da düzenlendi</strong></h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov.jpg" alt="" class="wp-image-780" width="398" height="265" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov-600x399.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov-768x511.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov-696x463.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/moskov-632x420.jpg 632w" sizes="auto, (max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure></div>



<p><strong>Moskova katırının </strong>kökeninin hikayesi nesilden nesile aktarıldı. İçki için özel olarak bakır kupalar satan Dallas, Texas merkezli Moscow Copper Company&#8217;nin şu anki sahibi Mark Milakovich, bunu şirketin asıl kurucusu JJ Resnick&#8217;ten ve babasından duydu<em>.</em> Rusya&#8217;da bir bakır şirketi yönetti ve bir kupa tasarımı oluşturmak için Berezinski&#8217;ye baktı. Moskova katırlarının bugün hala servis edildiği bakır kupaları o yarattı ve bunların 2.000 tanesini babası üretti. Kısa bir süre sonra Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne göç etti, kupalar çekildi ve 1941&#8217;de <strong>Berezinski </strong>onları satmak amacıyla Hollywood&#8217;daki <strong>Cock&#8217;n Bull&#8217;a</strong> girdi. Onun için şanslı bir gündü; barda düşük satışlardan yakınan Smirnoff&#8217;un sahibi John Martin, votkasını satmakta zorlanan ve yeni zencefilli birasını satamayan Cock &#8216;n Bull sahibi Jack Morgan&#8217;dı. Berezinski ve iki adam o gün üç ürünlerini de kullanacak bir içecek yaratmak için birlikte çalıştılar ve Moskova katırı kokteyl sahnesine daldı.</p>



<p>bakır kupa içeceğe farklı bir tat ve eğlence katıyor . Milakovich, &#8220;Birinin bakır kupadan içtiğini gördüğünüz an, bunun ne olduğunu tam olarak biliyorsunuz&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Moskova Bakır Company&#8217;den tarifi</strong> : buz ile bir bakır kupa doldurun. 1 ölçü votka, 2 ölçü zencefil birası ve yarım limon suyunu ekleyin. Karıştırın ve servis yapın. Afiyet olsun!</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Appletini;&nbsp;1996 yılında Lola&#8217;s Los Angeles&#8217;ta kuruldu</strong></h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/appletini.jpg" alt="" class="wp-image-781" width="333" height="281" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/appletini.jpg 244w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/appletini-150x127.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 333px) 100vw, 333px" /></figure></div>



<p>1996&#8217;da Ketel One nispeten bilinmeyen bir votka iken, şirketin bir temsilcisi Los Angeles&#8217;ta <strong>Lola&#8217;s </strong>adlı yeni açılan bir bara girdi. Temsilci Kirk Gaither, sahibi Loren Dunsworth ile konuşarak votkalarıyla bir içki yapılmasını istedi.</p>



<p>Dunsworth, &#8220;Etrafta toz toplayan bir şişe elma likörümüz vardı&#8221; diyor.&nbsp;Barmene, elmalı schnapps ile bir şeyler deneyelim dedim.&nbsp;Damak zevkine hitap eden bir şey aldığımızda, &#8216;Hadi bir dilim büyükanne smith elması alalım, biraz limonla ıslatalım ve üzerine yüzdürüp nasıl gittiğini görelim&#8217; dedim.&nbsp;Ve gitti. &#8220;</p>



<p>Bu ilk içeceğin adı, o zamanlar oradaki barmenlerden biri olan Adam Karsten&#8217;den sonra <strong>Adam&#8217;s Apple Martini</strong> olarak adlandırıldı. Ancak Lola&#8217;nın ekibi bundan kısa bir süre sonra &#8220;<strong>Adem</strong>&#8221; i çıkarıp elma martini veya Appletini olarak bıraktı. Basit içeriklerle birlikte basit isim, içeceğin kalıcı çekiciliğinde rol oynar.</p>



<p>Dunsworth, 2013&#8217;te kapanan bar hakkında şunları söylüyor: “Lola&#8217;daki pek çok şeyin cazibesi, orada yaptığımız şeyin basitliğiydi. Bu içeceğin hiçbir karmaşık yanı yoktu. El yapımı kokteyller çıktığında elma martininin artık işe yaramadığını söyleyen tüm bu özel kokteyllerle gelen tüm muhaliflere başımı salladım. Bitmiş bir anlaşmaydı. Ve işte buradayız.&#8221;</p>



<p><strong>Loren Dunsworth&#8217;un tarifi:</strong> Bir kokteyl çalkalayıcıda 2 Ketel One votka, 2 DeKuyper Apple Pucker ve 8 buz küpü ekleyin. Soğuyana kadar sallayın. Bir martini bardağına süzün ve üstüne bir yeşil elma dilimi koyun. Afiyet olsun!</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Kasırga;&nbsp;New Orleans&#8217;taki Pat O&#8217;Brien&#8217;da 1940&#8217;larda oluşturuldu</strong></h3>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kasirga.jpg" alt="" class="wp-image-782" width="412" height="262" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kasirga.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kasirga-150x95.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kasirga-300x190.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 412px) 100vw, 412px" /></figure></div>



<p><strong>II.Dünya Savaşı&#8217;</strong>nın sona ermesinden kısa bir süre sonra, Amerika Birleşik Devletleri neredeyse romda yüzüyordu. Ülkenin dört bir yanındaki içki fabrikaları savaş sırasında savaş zamanı ihtiyaçları yaratmak için dönmüşlerdi ve viski, viski ve viski yaratmaya döndüklerinde arz anlaşılır bir şekilde kıttı. Ancak rom, <strong>Mississippi&#8217;den Karayipler&#8217;den </strong>sürekli olarak akıyordu ve barlar bir ev içi alkol satın almak istediklerinde, büyük miktarda rom satın almaları için teşvik edildi. Pat O&#8217;Brien’ın Genel müdürü George Oechsner, Jr., rom fazlasını tüketmenin bir yolunu bulmak için o sırada barda çalışan yaratıcı beyinleri bir araya getirdi. Tam yaratıcısı tartışmaya hazır, ancak herkes çarkıfelek suyunun tropikal tatlılığının romun şekerle çalan aromasının mükemmel tamamlayıcısı olduğu konusunda hemfikirdi. <strong>Kasırga </strong>lambası şeklindeki bir bardağa dökmek, Kasırga&#8217;yı kokteyl yıldızlığına götüren ekstra <strong>pizzazz&#8217;ı </strong>ekledi.</p>



<p><strong>Pat O&#8217;Brien&#8217;da pazarlama yapan Jamie Touchton&#8217;dan tarif:</strong> 4 ölçek 80 Proof Amber veya Gold Rom ve 4 ölçek Hurricane Cocktail Mix&#8217;i, çarkıfelek bazlı olan karışımı birleştirin. Portakal dilimi ve vişne ile süslenmiş olarak servis yapın. Afiyet olsun!</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Singapur askısı;&nbsp;1915&#8217;te Raffles Singapore&#8217;da kuruldu</strong></h3>



<p>Raffles Singapurlu barmen Ngiam Tong Boon, 1915&#8217;te <strong>Singapore Sling&#8217;i </strong>icat ettiğinde bu, o zamanlar yerel toplumdaki bir eşitsizliği gidermeyi amaçlıyordu: kadınlar, <strong>görgü kuralları </strong>nedeniyle toplum içinde içki içemiyorlardı. Bunun yerine, Raffles Long Bar&#8217;da yerel halkın geri kalanıyla bir araya geldiklerinde çoğunlukla çay ve meyve suyu içtiler . Ngiam, nar şurubu ve vişne likörü ile kasıtlı olarak pembe renkli bir <strong>cin </strong>bazlı kokteyl yaratarak <strong>konvansiyonu </strong>süpürdü. Sade meyve suyuna benziyordu, bu da kadınların gizlice halka açık yerlerde içebileceği anlamına geliyordu.</p>



<p><strong>Raffles Singapore&#8217;dan Tarif:</strong> 30 ml cin, 15 ml vişne brendi, 120 ml ananas suyu, 15 ml limon suyu, 7,5 ml Cointreau, 7,5 ml Dom Benedictine, 10 ml Grenadine ve bir tutam Angostura bitterini birleştirin. Bir dilim ananas ve kirazla süslenmiş olarak servis yapın. Afiyet olsun!</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/raki-masasi-muhabbetinin-tadini-vermez-ama-dunyadan-8-unlu-kokteyl/">Rakı Masası Muhabbetinin Tadını Vermez Ama Dünyadan 8 Ünlü Kokteyl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/raki-masasi-muhabbetinin-tadini-vermez-ama-dunyadan-8-unlu-kokteyl/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz Kıyısında Fosil Toplamak İster Misiniz? JURASSİC COAST!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/deniz-kiyisinda-fosil-toplamak-ister-misiniz-jurassic-coast/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/deniz-kiyisinda-fosil-toplamak-ister-misiniz-jurassic-coast/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 19:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[jeolojik çağ]]></category>
		<category><![CDATA[jurassıc]]></category>
		<category><![CDATA[tortul]]></category>
		<category><![CDATA[tropikal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=771</guid>

					<description><![CDATA[<p>James Carroll aniden durur, eğilir ve greyfurt büyüklüğünde donuk gri bir taş alır. Pratik bir kolaylıkla, bir kaya çekiçiyle keskin bir şekilde vurur ve taş ikiye bölünerek içine gömülü 190 milyon yıllık bir ammonitin mükemmel spiralini ortaya çıkarır. Yaklaşık 200 milyon yıl önce, bu kıyı şeridi tamamen tropikal bir denizin altındaydı. Bölge o zamanlar Fas&#8217;ın enlemi civarındaydı ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/deniz-kiyisinda-fosil-toplamak-ister-misiniz-jurassic-coast/">Deniz Kıyısında Fosil Toplamak İster Misiniz? JURASSİC COAST!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="860" height="573" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860.jpg" alt="" class="wp-image-772" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860.jpg 860w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/old-harrys-rocks-860-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 860px) 100vw, 860px" /></figure></div>



<p>James Carroll aniden durur, eğilir ve greyfurt büyüklüğünde donuk gri bir taş alır. Pratik bir kolaylıkla, bir kaya çekiçiyle keskin bir şekilde vurur ve taş ikiye bölünerek içine gömülü <strong>190 </strong>milyon yıllık bir <strong>ammonitin </strong>mükemmel <strong>spiralini </strong>ortaya çıkarır.</p>



<p>Yaklaşık 200 milyon yıl önce, bu kıyı şeridi tamamen <strong>tropikal </strong>bir denizin altındaydı. Bölge o zamanlar Fas&#8217;ın enlemi civarındaydı ve ılık suyu, ammonitlerden (koruyucu kıvrımlı deniz yumuşakçaları) 10 metre uzunluğundaki vahşi sürüngenlere kadar her şeyle dolu zengin bir deniz <strong>ekosistemini </strong>destekledi. Zamanla deniz çekildi ve İngiltere&#8217;nin üzerinde oturduğu tektonik plaka kuzeye doğru sürüklendi, ancak eski deniz tabanını oluşturan <strong>tortul </strong>kayalar ve <strong>kil </strong>sağlam kaldı.</p>



<p>Her yeni fırtına veya <strong>gelgitle </strong>birlikte, bu kayalar dik kıyı kayalıklarından uzaklaşarak, bir zamanlar eski denizde yüzen canlıların muhteşem kalıntılarını ortaya çıkarır. Bölge olarak adlandırılan <strong>Jurassic Kıyısı,</strong> <strong>Dorset </strong>ve <strong>Doğu Devon&#8217;</strong>dan 155 kilometre boyunca uzanır. 2001&#8217;den beri bir Dünya Mirası Alanı olmuştur ve dünyadaki en olağanüstü fosil toplama alanlarından biri olarak bilinir ve şaşırtıcı bir <strong>jeolojik çağ </strong>yelpazesine bakışlar sunar.</p>



<p>Dünyanın bazı yerlerinde, tüm fosiller devletin malı olarak kabul ediliyor ve böyle olmadığında bile düzenlemeler amatör <strong>koleksiyoncuların </strong>yer almasını zorlaştırabiliyor. Ancak Jurassic Coast&#8217;ta fosiller bir gün ortaya çıkarılabilir ve dalgaların çarpmasıyla yok edilebilir veya ertesi gün denize sürüklenebilir, yani ne toprak sahipleri ne de bilim adamları bir kısmını bile kurtarmayı umut edemezler. Bu, genel halkın katılımının bilimsel araştırma ve halkın görmesi için maksimum sayıda fosil toplanmasını sağlamanın anahtarı olduğu anlamına gelir. İlerleyen bir koleksiyoncu kodu, ortalama bir insanın fosil toplama yeteneğini resmileştiriyor ve son yıllarda sosyal medya ve dinozor filmleri tarafından daha da körüklenen büyük bir ilgi artışına katkıda bulundu.</p>



<p>Koleksiyoncular <strong>küçük </strong>veya <strong>sıradan </strong>fosilleri evlerine götürmekte özgürdür, ancak yalnızca daha önemli <strong>buluntuları </strong>birinci kategori fosiller olarak adlandırılır bunları bildirdikten sonra saklayabilirler. Bir kategori fosilini satmak isteyen bir koleksiyoncu, onu özel alıcılardan önce müzelere sunmalı ve satışın detaylarını bildirmelidir.</p>



<p>Küresel bir sağlık krizi olmadığında, her yıl yüz binlerce amatör ve profesyonel bölgenin taşlı plajlarını ziyaret ediyor. Dorset Fosil Avcıları Facebook grubunun, bulduklarını paylaşan ve yeni örneklerin belirlenmesine yardımcı olan 2.500&#8217;den fazla adanmış üyesi bulunurken, yakındaki Portsmouth Üniversitesi&#8217;ndeki <strong>paleontoloji </strong>programına kayıt 2000 yılından bu yana dört katına çıktı.</p>



<p>Bu noktaya değinmek için, halka açık bir vitrinde bir kireçtaşı yumruğuna gömülü küçük ama mükemmel şekilde korunmuş bir <strong>Pholidophorus </strong>fosili işaret ediyor. &#8220;Bu balık, beş yaşındaki bir kız tarafından bulundu&#8221; diyor. Bu tür fosiller nadiren bu kadar iyi durumda bulunur ve bu keşif ulusal gazetelerde manşetlere taşındı.</p>



<p>Jurassic Coast&#8217;a artan ziyaretçi sayısı, bazı sağlıklı <strong>rekabete </strong>yol açtı. Çok sayıda koleksiyoncunun sahili taramasıyla, ammonitler ve diğer popüler fosiller hızlı bir şekilde yakalanıyor ve birçok müdavimi böcek ve balık gibi çoğu <strong>bilimde </strong>yeni olduğu ortaya çıkan yeni ve gözden kaçmış fosil türlerini aramaya teşvik ediyor.</p>



<p>Gittikçe daha fazla insan, <strong>fosil koleksiyonculuğu</strong> ile bulduklarını yerel mağazalara, lüks Londra mağazalarına veya özel koleksiyonculara satarak ya da iyi korunmuş bir <strong>iktiyozorun </strong>yüz binlerce kişiye satabileceği müzayedeye çıkararak geçimini sağlamaya çalışıyor.  Carroll ve onun gibi diğerleri için iş unsuru talihsiz bir zorunluluktan başka bir şey değildir. Bir kayayı açmanın ve motive edici bulduğu zamanda 200 milyon yıl öncesini görmenin heyecanı. Yüz milyonlarca yıl sonra, bir mikroskopla bakıp, tarih öncesi bir sineğin kanatlarında milimetrenin sekiz yüzde biri genişliğinde olmayan tüyleri nasıl görebileceğinizi anlatıyor. Ve hepsinden önemlisi, hiçbir fosil birbirinin aynısı olmadığı için, tam da şu anda uçurumlardan nelerin çıkabileceğini hayal ettiriyor.</p>



<p>Orada başka ne bulamadık? Ne arıyoruz? </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/deniz-kiyisinda-fosil-toplamak-ister-misiniz-jurassic-coast/">Deniz Kıyısında Fosil Toplamak İster Misiniz? JURASSİC COAST!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/deniz-kiyisinda-fosil-toplamak-ister-misiniz-jurassic-coast/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Isınan İklim Grönland&#8217;daki Arkeolojik Alanları Tehdit Ediyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/isinan-iklim-gronlanddaki-arkeolojik-alanlari-tehdit-ediyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/isinan-iklim-gronlanddaki-arkeolojik-alanlari-tehdit-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 15:25:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[eskimo]]></category>
		<category><![CDATA[iskandinav]]></category>
		<category><![CDATA[MUMYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıcaklık yükseldikçe ve buzlar eridikçe, İskandinav ve Eskimo eserleri ve insan kalıntıları daha hızlı ayrışıyor. İskandinav mitolojisinde, bir zamanlar bilinen, şimdi kaybolan birçok efsane vardır. Ama İskandinavlar, elbette, hikayelerinden daha fazlasını geride bıraktılar. Ayrıca eşyalarını geride bıraktılar ve Grönland&#8217;ın batı kıyısındaki Anavik gibi yerlerde ölüler bulundu. Ve Vikingler Grönland&#8217;a gelmeden çok önce, yerli Inuit halkı sağlam DNA&#8217;lı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/isinan-iklim-gronlanddaki-arkeolojik-alanlari-tehdit-ediyor/">Isınan İklim Grönland&#8217;daki Arkeolojik Alanları Tehdit Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/grolnd.jpg" alt="" class="wp-image-769" width="411" height="308" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/grolnd.jpg 259w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/grolnd-150x112.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/grolnd-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/grolnd-160x120.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 411px) 100vw, 411px" /></figure></div>



<p>Sıcaklık yükseldikçe ve buzlar eridikçe, <strong>İskandinav </strong>ve <strong>Eskimo </strong>eserleri ve insan kalıntıları daha hızlı ayrışıyor. İskandinav <strong>mitolojisinde</strong>, bir zamanlar bilinen, şimdi kaybolan birçok <strong>efsane </strong>vardır. Ama İskandinavlar, elbette, hikayelerinden daha fazlasını geride bıraktılar. Ayrıca eşyalarını geride bıraktılar ve Grönland&#8217;ın batı kıyısındaki <strong>Anavik </strong>gibi yerlerde ölüler bulundu.</p>



<p>Ve Vikingler Grönland&#8217;a gelmeden çok önce, yerli <strong>Inuit </strong>halkı sağlam <strong>DNA&#8217;lı </strong>saçların yanı sıra <strong>mumyaları </strong>geride bıraktı.</p>



<p>Kuzey Kutbu&#8217;nun başka bir yerinde, <strong>Spitsbergen </strong>adlı buzlu bir adada, 17. ve 18. yüzyıl balina avcılarının <strong>cesetleriyle </strong>dolu mezarların bulunduğu <strong>Ceset Başları</strong> adlı bir yer var. Arkeologlar bölgeyi 1970&#8217;lerde kazdıklarında, diğer pantolon parçalarından birbirine dikilmiş kuş tüyü yastıklar, eldivenler ve pantolonlar buldular.</p>



<p>Kuzey Kutbu&#8217;nun buzu, insanlık tarihinin bu parçalarının <strong>korunmasına </strong>yardımcı oluyor. Ancak organik materyalin parçaları sıcakken çürüyor ve yeni araştırmalar, dünya ısındıkça Anavik ve Corpse Headlands&#8217;dekiler gibi kalmanın arkeologlar onları ortaya çıkaramadan ayrışacağını gösteriyor.</p>



<p>Kopenhag&#8217;daki Danimarka Ulusal Müzesi&#8217;nde coğrafyacı olan Jørgen Hollesen , &#8220;Organik karbonun <strong>mikrobiyal </strong>bozunması gerçekten sıcaklığa bağlı&#8221; dedi .</p>



<p>Isınmanın daha net bir resmini elde etmek için Hollesen ve ekibi, Grönland&#8217;ın batısındaki beş bölgede toprak sıcaklığını ve su içeriğini ölçtükleri meteoroloji istasyonları kurdu. İç bölgelerin kıyı bölgelerine göre genel olarak daha az yağmur aldığını ve ayrıca daha sıcak olma eğiliminde olduklarını keşfettiler. Hollesen, böyle bir kuruluk ve sıcaklığın, <strong>ayrışma </strong>için olgun koşullar yarattığını, çünkü organik maddeyi ayrıştıran <strong>bakterilerin </strong>daha fazla <strong>nefes alması </strong>gerektiğini söyledi.</p>



<p>Ekip daha sonra, farklı <strong>sera gazı emisyon</strong> senaryoları altında, gelecek yüzyılda görmeyi bekleyebilecekleri kadar ayrışma modelini oluşturdu.</p>



<p>Tamamen ayrışması en az bir yüzyıl veya daha uzun süren <strong>Arktik arkeolojik </strong>kalıntıların yerine, önümüzdeki 80 yıl içinde yüzde 70&#8217;inin büyük olasılıkla yok olacağını buldular. Sadece Grönland&#8217;da 6.000&#8217;den fazla kayıtlı arkeolojik alan var. Bu sayı hem <strong>Norse </strong>hem de <strong>Inuit </strong>sitelerini içerir.</p>



<p>Vandrup Martens&#8217;in çalışmaları, önümüzdeki yıllarda hızlı bir şekilde <strong>parçalanma </strong>şansı yüksek olan <strong>Svalbard</strong> üzerinde çalışmaya devam ediyor ve korumak için çalışmaları gereken bu alanlardan hangilerine <strong>öncelik </strong>verme konusunda kendisi gibi arkeologlara yardımcı olacağını umuyor. Bu bir seçme meselesi ya da kalan yerleri kaybetmeyi kabul etme! </p>



<p>Kemik, elbise veya tahta ne tür kalıntıların önce çürüyeceğini söylemek hala mümkün değil. &#8220;Hangilerinin harika olabilecek bir şey içerdiğini bilmiyoruz&#8221; dedi. <strong>Henüz ne bulamadığınızı bilmiyorsunuz.</strong></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/isinan-iklim-gronlanddaki-arkeolojik-alanlari-tehdit-ediyor/">Isınan İklim Grönland&#8217;daki Arkeolojik Alanları Tehdit Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/isinan-iklim-gronlanddaki-arkeolojik-alanlari-tehdit-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SATRANÇ</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/satranc/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/satranc/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 21:07:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<category><![CDATA[satranç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz satrancının kökeni , Sanskritçe adı Gupta İmparatorluğu&#8217;nun ordusunun &#8220;dört kolu&#8221; olan piyade, süvari, savaş arabaları ve savaş fillerine atıfta bulunan antik Hint oyunu Chaturanga&#8217;ya dayanır . İlk olarak MS 6. yüzyılda kaydedildi, ancak muhtemelen bu dönemden önce oynandı. Chaturanga, her biri bir imparatorluk askeri kolu rolünü üstlenen dört oyuncuyu birbirlerine karşı çekti. Donovan&#8217;ın Hepsi Bir Oyununa göre, parçalar modern satrançta görülenlere benzer desenlerde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/satranc/">SATRANÇ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc.jpg" alt="" class="wp-image-763" width="603" height="493" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc.jpg 856w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc-600x491.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc-768x628.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc-150x123.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc-300x245.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc-696x569.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/strnc-514x420.jpg 514w" sizes="auto, (max-width: 603px) 100vw, 603px" /></figure></div>



<p>Günümüz satrancının kökeni , <strong>Sanskritçe</strong> adı Gupta İmparatorluğu&#8217;nun ordusunun &#8220;<strong>dört kolu</strong>&#8221; olan piyade, süvari, savaş arabaları ve savaş fillerine atıfta bulunan antik Hint oyunu <strong>Chaturanga&#8217;ya </strong>dayanır . İlk olarak <strong>MS 6</strong>. yüzyılda kaydedildi, ancak muhtemelen bu dönemden önce oynandı. Chaturanga, her biri bir imparatorluk askeri kolu rolünü üstlenen dört oyuncuyu birbirlerine karşı çekti. Donovan&#8217;ın Hepsi Bir Oyununa göre, parçalar modern satrançta görülenlere benzer desenlerde hareket etti. Örneğin piyade, ileriye doğru yürüdü ve piyonlar gibi çapraz olarak ele geçirilirken, süvariler de şövalyeler gibi L şeklinde hareket etti. Bununla birlikte, bugünün oyununun aksine, Chaturanga, oyuncuların taşların hareketini belirlemek için <strong>sopa atmasıyla </strong>bir şans unsuru içeriyordu.</p>



<p>Altıncı yüzyılın ortalarında, <strong>Hintli tüccarlar</strong> Chaturanga&#8217;nın gözden geçirilmiş iki oyunculu bir versiyonunu <strong>Pers&#8217;in Sasani İmparatorluğu&#8217;na </strong>tanıttı ve burada hızlı bir şekilde <strong>Shatranj&#8217;ın </strong>geliştirilmiş oyununa dönüştürüldü . (Şah ve şah mat ilan etmek, rakibin şahı veya kralı köşeye sıkıştırıldığında Farsça Şah mat demekten kaynaklanır.) Arap orduları yedinci yüzyılın ortalarında Sasani İmparatorluğu&#8217;nu <strong>fethettiğinde</strong>, oyun daha da gelişti.</p>



<p>Satranç, Avrupa&#8217;ya, İspanya ve İber Yarımadası&#8217;ndaki <strong>Arap topraklarından </strong>geldi. 990&#8217;lara tarihlenen bir İsviçre manastırı el yazması, kıtada hızla popülerlik kazanan oyuna bilinen en eski edebi <strong>referansı </strong>içerir. 12. yüzyılın sonunda satranç, Fransa&#8217;dan Almanya&#8217;ya, İskandinavya&#8217;ya ve İskoçya&#8217;ya kadar her yerde temel bir üründü ve hepsi biraz farklı kurallar dizisini izledi.</p>



<p>Per Donovan, &#8220;en radikal değişiklik&#8221;, kraliçenin 15. ve 16. yüzyıllarda satrancın en güçlü oyuncusu olarak ortaya çıkmasıydı. </p>



<p>Geçiş rastgele olmaktan uzaktı. Bunun yerine, güçlendirilmiş <strong>kadın hükümdarların</strong> daha önce duyulmamış <strong>yükselişini</strong> yansıtıyordu . Kastilyalı Isabella I, ordularını Granada&#8217;nın Mağribi işgalcilerine karşı yönetirken, torunu Mary I , İngiltere&#8217;yi kendi başına yöneten ilk kadın oldu. Dönemin diğer önemli kadın kraliyetleri arasında Catherine de Medici, Elizabeth I, Navarre&#8217;li Marguerite ve Marie de Guise yer alıyordu.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/satranc/">SATRANÇ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/satranc/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Afrika&#8217;da Birlikte Yaşayan Üç Tür İlk İnsan Keşfedildi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/guney-afrikada-birlikte-yasayan-uc-tur-ilk-insan-kesfedildi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/guney-afrikada-birlikte-yasayan-uc-tur-ilk-insan-kesfedildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 20:22:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[HOMO ERECTUS]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kökler]]></category>
		<category><![CDATA[tür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhtemelen bilinen en eski Homo Erectus dahil olmak üzere farklı hominid türleri, bölgenin tepelerinde ve mağaralarında bulunuyordu. İnsanlığın soy ağacının köklerini inceleyen bilim adamları, Güney Afrika&#8217;daki bir mağaranın içinde ve çevresinde dolaşmış birkaç dal buldular. İki milyon yıl önce, üç farklı erken insan  Australopithecus , Paranthropus ve bilinen en eski Homo erectus aynı yerde, Drimolen Paleocave Sistemi yakınında aynı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guney-afrikada-birlikte-yasayan-uc-tur-ilk-insan-kesfedildi/">Güney Afrika&#8217;da Birlikte Yaşayan Üç Tür İlk İnsan Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif.jpg" alt="" class="wp-image-759" width="430" height="238" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif.jpg 880w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif-600x332.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif-768x425.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif-300x166.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif-696x385.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/kesif-759x420.jpg 759w" sizes="auto, (max-width: 430px) 100vw, 430px" /></figure></div>



<p>Muhtemelen bilinen en eski <strong>Homo Erectus </strong>dahil olmak üzere farklı <strong>hominid </strong>türleri, bölgenin tepelerinde ve mağaralarında bulunuyordu. <strong>İnsanlığın </strong>soy ağacının <strong>köklerini </strong>inceleyen bilim adamları, Güney Afrika&#8217;daki bir mağaranın içinde ve çevresinde dolaşmış birkaç dal buldular.</p>



<p>İki milyon yıl önce, üç farklı erken insan  <strong>Australopithecus </strong>, <strong>Paranthropus </strong>ve bilinen en eski <strong>Homo erectus</strong> aynı yerde, <strong>Drimolen Paleocave Sistemi</strong> yakınında aynı zamanda yaşamış görünüyorlar. Bu farklı türlerin ne kadar etkileşime girdiği bilinmemektedir. Ancak çağdaş varoluşları, Australopithecus&#8217;un son günlerini ve Homo erectus&#8217;un yaklaşık iki milyon yıllık koşusunun şafağını gören Afrika tarih öncesinin önemli bir <strong>geçiş dönemi </strong>boyunca eski <strong>ilişkilerimizin </strong>oldukça <strong>çeşitli </strong>olduğunu gösteriyor .</p>



<p>Avustralya&#8217;daki La Trobe Üniversitesi&#8217;nden <strong>paleoantropolog </strong>Andy Herries , &#8220;Bir tür ortaya çıktığında diğerinin neslinin tükendiğini ve çok fazla örtüşme olmadığına dair eski fikrin öyle olmadığını biliyoruz&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Üç Tür, Bir Yer</strong></p>



<p><strong>Australopithecus africanus </strong>, bu üçlünün en ilkelidir. Soy, <strong>3,3 </strong>milyon yıl öncesine dayanıyor ve insan özelliklerini uzun, ağaca tırmanma kolları gibi maymun benzeri özelliklerle birleştiriyor. Bu ara özelliklere rağmen, Australopithecus&#8217;un modern insanlarla tam ilişkisi bilinmemektedir. Türün yaklaşık 2 milyon yıl önce <strong>öldüğü </strong>düşünülüyor.</p>



<p><em><a rel="noreferrer noopener" href="http://humanorigins.si.edu/evidence/human-fossils/species/paranthropus-robustus" target="_blank"></a></em>İnsan soy ağacının doğrudan bir <strong>insan atası</strong> olarak kabul edilmeyen bir dalı olan <strong>Paranthropus robustus,</strong> yemişler, tohumlar, kökler ve yumrulardan oluşan bir diyeti toz haline getirebilen büyük, güçlü çeneleri ve dişleri ile bilinir. Paranthropus belki 2 milyon yıl öncesinden yaklaşık <strong>1,2 </strong>milyon yıl öncesine kadar <strong>yaşamıştır</strong>.</p>



<p><strong>Homo erectus</strong> , insan benzeri vücut oranlarına sahip olan ve Afrika dışında ilk ortaya çıkan <strong>modern </strong>insanların ilk atasıydı. Türler şu anda Gürcistan olan ülkede 1,85 milyon yıl önce ortaya çıktı ve bazı <strong>Endonezya </strong>yerleşim bölgelerinde 117.000 yıl öncesine kadar <strong>hayatta kaldı </strong>. Genellikle ilk kez Afrika&#8217;da <strong>evrimleştiklerine </strong>inanılıyor ve Drimolen&#8217;de anlatılan kafatası bulgusu, dünyanın herhangi bir yerinde bilinen en eski oluşumlarını 100.000 yıldan fazla bir süre geriye itecek.</p>



<p><strong>Afrika dışında mı yoksa Afrika içinde mi?</strong></p>



<p>Herries ve meslektaşları Homo erectus&#8217;u buldukları konusunda haklıysa, bulgunun erken tarihleri ​​merak uyandıran bir soruyu gündeme getiriyor : Türler <strong>Güney Afrika</strong>&#8216;ya nasıl geldi?</p>



<p>Bir olasılık, Homo erectus&#8217;un buradan çıkması ve daha sonra Doğu Afrika&#8217;ya ve daha sonra kıtanın dışına yayılmasıdır. Ancak Herries, bilinen en eski kemiklerin keşfinin, Homo erectus&#8217;un bu bölgede başladığı anlamına gelmediğini söylüyor . Belki bölgeye <strong>göç </strong>ettiler.</p>



<p>Potts, atalarımızı ekolojik olarak yerlerine koymak meselesi diyor, <strong>hominin evrimi </strong>konusundaki çalışmalarının çoğunu yönlendiriyor. &#8220;İnsan evriminin açıklamalarına bakarken diğer memelilerde neler olup bittiğini çok düşünüyoruz&#8221; diyor. &#8220;Yaklaşık 2 milyon yıl önceki bu dönem, Doğu Afrika&#8217;daki uzun süreli, çok yüksek iklim değişkenliklerinden biridir. Bence bu, hayvanların farklı ortamları izlemek için ve <strong>hareket </strong>etmesi için doğru koşullar. &#8220;</p>



<p>Göçmen olsaydı , H. erectus diğer antik hominidler tarafından zaten işgal edilmiş olan bir bölgeye taşınacak ve önemli bir süre onlarla aynı manzarayı paylaşacaktı.</p>



<p>Herries, &#8220;Neandertallerle, modern insanlar ve Denisovalılar (bir arada var olan çeşitli türler) hakkında çok konuşuyoruz ve bunu <strong>DNA </strong>ile görebiliyoruz, ancak bu daha önceki şeylerde bu yeteneğe sahip değiliz&#8221; diye ekliyor.</p>



<p><strong>Bir Flört İkilemi</strong></p>



<p>Drimolen Paleocave Sistemi, Afrika&#8217;nın iki büyük insansı <strong>fosil </strong>kaynaklarından biri olan Johannesburg yakınlarındaki <strong>kireçtaşı </strong>mağaralarından oluşan , Güney Afrika&#8217;nın İnsanlığın Beşiği adlı Unesco Dünya Mirası Sit Alanı&#8217;nın bir parçasıdır . Yaklaşık bir asır önce başlayan kazılarda en az <strong>5 farklı tür</strong>ü temsil eden 900&#8217;den fazla <strong>tür bulundu </strong>.</p>



<p>Güney Afrika&#8217;daki en büyük sorun, tüm bu buluntuların tarihlendirilmesi. Kıtanın diğer büyük hominin fosil kaynağı olan Doğu Afrika&#8217;nın yarık vadileri, radyoaktif elementlerin çürümesini ölçerek tarihlendirilebilen ve böylece içindeki fosilleri tarihlendirebilen volkanik <strong>kül katmanlarına</strong> sahiptir. Pek çok Güney Afrika mağarasında, bunun tersine, daha eski, fosil dolgulu bölümler, alt alanlara çöktü. </p>



<p>Jeokronoloji konusunda uzmanlaşmış Herries, <strong>Drimolen </strong>bölgesinin biraz farklı olduğunu söylüyor. Mağaraya su girdiğinde kısa bir süre boyunca çökelmiş, ortada fosillerin bulunduğu büyük bir tortu konisi bırakan küçük bir mağara. Mağara çökeltileri üzerinde yapılan çalışmalar bunun, Dünya&#8217;nın <strong>manyetik alanının ters döndüğü </strong>kısa bir zaman aralığında gerçekleştiğini gösteriyor, bu da buluntuların <strong>tarihlendirilmesinde </strong>büyük bir yardımcı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/guney-afrikada-birlikte-yasayan-uc-tur-ilk-insan-kesfedildi/">Güney Afrika&#8217;da Birlikte Yaşayan Üç Tür İlk İnsan Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/guney-afrikada-birlikte-yasayan-uc-tur-ilk-insan-kesfedildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uxmal&#8217;daki Maya Harabelerinin Anlatacak Daha Çok Hikayesi Var</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabelerinin-anlatacak-daha-cok-hikayesi-var/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabelerinin-anlatacak-daha-cok-hikayesi-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 18:53:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[antikkent]]></category>
		<category><![CDATA[mayalar]]></category>
		<category><![CDATA[piramit]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi eser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yutacan Yarımadası&#8217;ndaki bir eyalet başkentinin kalıntıları, dünyadaki yerlerini sağlamlaştırmaya çalışan bir halkın kanıtıdır. Güneş, Yucatan ormanının üzerinde batarken, solan ışığı, tıpkı bir bin yıldan uzun süredir olduğu gibi, Sihirbaz Piramidi&#8217;nin batı merdivenine düşer. İspanyol öncesi çağlarda, Maya dini bayramlarında, bir rahip veya hükümdar bu merdivenleri çıkarak kutsal bir tapınağa giden kapıdan geçebilir. Aşağıdaki meydandan izleyen halk, bu süslü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabelerinin-anlatacak-daha-cok-hikayesi-var/">Uxmal&#8217;daki Maya Harabelerinin Anlatacak Daha Çok Hikayesi Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa.jpg" alt="" class="wp-image-755" width="470" height="294" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa-600x375.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa-768x480.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa-150x94.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa-300x188.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa-696x435.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/mayaa-672x420.jpg 672w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></figure></div>



<p><strong>Yutacan Yarımadası&#8217;ndaki </strong>bir eyalet başkentinin kalıntıları, dünyadaki yerlerini sağlamlaştırmaya çalışan bir halkın kanıtıdır.  Güneş, Yucatan ormanının üzerinde batarken, solan ışığı, tıpkı bir bin yıldan uzun süredir olduğu gibi, <strong>Sihirbaz Piramidi&#8217;nin </strong>batı merdivenine düşer. <strong>İspanyol </strong>öncesi çağlarda, <strong>Maya </strong>dini bayramlarında, bir rahip veya hükümdar bu merdivenleri çıkarak kutsal bir <strong>tapınağa </strong>giden kapıdan geçebilir. Aşağıdaki meydandan izleyen halk, bu süslü kapıdan <strong>Venüs </strong>gezegeninin bir tezahürü veya güneşin kendisi olarak çıkan bir <strong>lider </strong>görmüş olabilir.</p>



<p>Meksika&#8217;da COVID-19 salgınından önce en çok ziyaret edilen ikinci <strong>arkeoloji parkı </strong>olan Uxmal, Yucatan&#8217;ın normalde düz çayırlarındaki alçak tepeler olan <strong>Puuc </strong>bölgesinde bir güç merkeziydi. Harabeleri, mimariye gömülü süslü oymalar, frizler ve heykeller içeriyor, ancak 10. yüzyılda bir noktada, bu gelişen şehirdeki inşaat durdu ve İspanyollar gelmeden önce <strong>Maya </strong>gitti.</p>



<p>&#8220;Uxmal&#8217;da <strong>Rahibe Dörtgeni</strong> ve <strong>Vali Evi</strong>, <strong>Kaplumbağalar Evi </strong>ve <strong>Sihirbaz Piramidi&#8217;</strong>nin sonraki üst tapınakları gibi son binaların tümü, sanırım bir tür üstün bitmiş taş işçiliği sergiliyor. Antik Maya dünyasında bulunan en güzel mimari <strong>heykellerden </strong>biri olduğunu söyleyebilirsiniz, özellikle de kesme taştan yapılmış heykeller, &#8220;diyor Kowalski.</p>



<p>Uxmal&#8217;ın nihai terk edilme tarihleri ​​bilinmemektedir ve tartışmalıdır, ancak Maya muhtemelen 9. yüzyılda başlayan güney şehirlerinden daha uzun süre orada kalmıştır. Kowalski, MS 950&#8217;de Uxmal&#8217;ın artık bölgede aktif bir siyasi başkent olmadığını düşünüyor, ancak bazı bilim adamları, merkezi bir hükümetin <strong>10. yüzyılda</strong> veya daha sonra devam ettiğini söylüyor.</p>



<p><strong>Puuc&#8217;un Mücevheri</strong></p>



<p>MÖ 1000 yıllarından beri, Maya dillerinin <strong>varyantlarını </strong>veya lehçelerini konuşan insanlar Meksika, Guatemala, Belize ve Honduras&#8217;ın bazı bölgelerinde yaşıyorlar. Maya, kendine özgü bir <strong>hiyeroglif yazı sistemi</strong> yarattı. Astronomiye uyum sağlayarak, döngülere dayalı bir <strong>takvim sistemi</strong>nin geliştirilmesinde ay, güneş ve gezegenlerin hareketlerini kullandılar. (Bu , 21 Aralık 2012&#8217;de sona eren ünlü Uzun Sayım döngüsünü içeriyordu ve dünyanın o gün sona ereceğine dair modern söylentilere yol açtı.  Ama Olmadı 2020&#8217;ye rağmen yaşıyoruz.</p>



<p>Maya&#8217;nın Uxmal&#8217;a ilk ne zaman yerleştiğini kimse bilmiyor. Bir efsane, Sihirbaz Piramidi&#8217;ni bir gecede inşa eden bir <strong>büyücü</strong> <strong>cüceden </strong>bahseder, ancak ilk tapınaktan elde edilen somut kanıtlar, inşaatın <strong>MS 6. yüzyılda</strong> başladığını ve daha sonra şehri genişletmeye devam ettiğini gösteriyor. Şehir, Puuc&#8217;un Mayaları için <strong>yaşam merkezi </strong>olacaktı.</p>



<p>2019 yılında, Uxmal Projesi&#8217;ni birlikte yöneten Huchim ve arkeolog Lourdes Toscano, sarayı destekleyen geniş platformun altındaki alanı <strong>kazmaya </strong>odaklandı. Aralık 2019&#8217;da, ekibinin, binanın üst kısmının altında 82 fit uzunluğunda bir geçidin sınırını çizen, biri yaklaşık 21 fit yüksekliğinde ve diğeri yaklaşık 24 fit olmak üzere iki kemer bulduklarını duyurdular. Sade ve kireçtaşında ince kesiklerle <strong>karakterize </strong>edilen bu <strong>kemerler</strong>, daha büyük saray yapılarını <strong>200 </strong>yıl öncesine kadar <strong>tarihlendirebiliyordu</strong>.</p>



<p>Bulguları, muhtemelen konut veya idari amaçlarla kullanılan sarayın veya her ikisinin de orijinal olarak <strong>üç ayrı bina</strong> olarak inşa edildiğini gösteriyor. Daha sonra Maya bunları bodrum katında birleştirmek için <strong>tonozlu geçitler </strong>inşa etti. Geçit, şimdi bir platformla örtülü üç temeli birleştirdi ve dört tarafında da binanın üst kısmına erişim sağlayan merdivenler vardı. Uxmal seçkinleri bir koruma aracı olarak bodrumdaki üç merdiveni ve ana merdiveni kapatarak işgalcilere daha az <strong>erişim </strong>noktası sağladı. Ekskavatörler aynı zamanda şehrin bu zaman zarfında inşa edilen savunma duvarını da restore ediyor.</p>



<p>Ekibin çalışma hipotezi, 9. yüzyıl sona ererken, bugün <strong>fotojenik </strong>basamak piramidi ile bilinen bir Maya şehri olan Chichen Itzá&#8217;nın artan siyasi baskısının da arttığı yönünde. Her iki bölgedeki bazı binalarda bulunan <strong>ikonografi </strong>ve <strong>mimarideki benzerlik</strong>, dokuzuncu yüzyılın sonlarından 10. yüzyılın başlarına kadar iki krallık arasında en azından kısa bir ittifak olduğunu gösteriyor. Ancak bazı tarihçiler, Uxmal&#8217;ın 10. yüzyılda Chichen Itzá hükümdarları tarafından fethedilmesi nedeniyle büyük saraylar gibi binaların inşasının <strong>durduğuna </strong>inanıyor.</p>



<p>Toscano, yakınlardaki Kabah gibi diğer Maya sitelerinde artık kullanılmayacak olan &#8220;<strong>binalardan ruhu çıkarmayı</strong>&#8221; içeren ritüellerin işaretlerini gösterdiğini belirtiyor. Uxmal&#8217;da Mayalar, ayrılırken heykellerin kafalarını benzer şekilde <strong>kasıtlı </strong>olarak <strong>kesmiş </strong>olabilirler, bu da Lord Chac&#8217;ın Vali Evi&#8217;nde bulunan bir heykeldeki kafasının neden kayıp olduğunu açıklayabilir.</p>



<p><strong>Su </strong>ile çalışan Uxmal&#8217;ın yükselişi, ancak su eksikliği düşüşüne neden oldu. Kuru mevsimlerde hazırlanmak taze yağmur sularını <strong>toplamak </strong>için <strong>buktes</strong> vardı <em>. </em>Ayrıca <strong>chultunes </strong>adı verilen şişe şeklinde <strong>depolama tankları</strong> yaptılar yağmurdan 2 ila 5 milyon metreküp su depolamalarına olanak tanıyor. Kowalski, kısmen bu suda yaşayan hüner sayesinde, Uxmal&#8217;ın en yüksek noktasında 15.000 ila 18.000 nüfusa sahip olabileceğini tahmin ediyor, ancak diğer kaynaklar bunu 25.000 kadar yüksek bir insan olarak belirtiyor; Huchim 35.000&#8217;e kadar bile diyor. <strong>Kabah</strong>, <strong>Sayil </strong>ve <strong>Labna </strong>gibi kalıntıları keşfedilen daha küçük Maya bölgeleri,  <strong>Uxmal&#8217;ın </strong>kontrolü altındaydı.</p>



<p>Bununla birlikte çoğu tarihçi, <strong>kuraklığın </strong>nihayetinde Maya&#8217;yı Uxmal ve diğer Puuc merkezlerini <strong>sonsuza </strong>dek terk etmeye sevk ettiği konusunda hemfikir. <strong>Yağmur kıtlığı</strong>, Uxmal halkının içme suyu kaynağını zorlayacak ve fasulye, mısır ve kabak gibi mahsullerin yetiştirilmesini zorlaştıracaktı. Ormansızlaşma da bir rol oynamış olabilir. Huchim, Maya&#8217;nın ekin tarlaları yapmak ve inşaat malzemeleri için kireç üretmek için ağaçları kestiğini ve ayrıca toprağı inşaatta kullanılmak üzere değiştirdiklerini söylüyor. Maya medeniyetinin <strong>çöküşü </strong>uzun süredir devam eden bir gizem olsa da, iklim değişiklikleri ve çevrelerinin dönüşümü gibi faktörler düşüşün önemli itici <strong>güçleri </strong>gibi görünüyor.</p>



<p>Mayalar ölmezler, bitmezler.&nbsp;Hayattayız.&nbsp;Dahası, büyük bir nüfusumuz var ”diyor Huchim,&#8221; Ben Mayalıyım ama bugün piramit inşa etmiyoruz. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabelerinin-anlatacak-daha-cok-hikayesi-var/">Uxmal&#8217;daki Maya Harabelerinin Anlatacak Daha Çok Hikayesi Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uxmaldaki-maya-harabelerinin-anlatacak-daha-cok-hikayesi-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batan Geminin Malları Bunlar! Sualtı Arkeolojisinin Potansiyeli</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/batan-geminin-mallari-bunlar-sualti-arkeolojisinin-potansiyeli/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/batan-geminin-mallari-bunlar-sualti-arkeolojisinin-potansiyeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 17:01:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[enkaz]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[manzara]]></category>
		<category><![CDATA[sualtı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi eser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deniz tabanına dağılmış taş aletler, kıtada şimdiye kadar bulunan en eski su altı alanını işaret ediyor. Avustralya, 65.000 yıl öncesine uzanan derin bir insanlık tarihine sahiptir, ancak en eski arkeolojik alanlarının çoğu artık su altında. Arkeologlar, Aborijin eserlerinin ve manzaralarının aslında açık denizde korunabileceğine dair cesaret verici bir işaret olarak, türünün ilk örneği olan Avustralya&#8217;nın kıta [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/batan-geminin-mallari-bunlar-sualti-arkeolojisinin-potansiyeli/">Batan Geminin Malları Bunlar! Sualtı Arkeolojisinin Potansiyeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/suatianna-1.jpg" alt="" class="wp-image-750" width="883" height="413"/></figure></div>



<p><strong>Deniz </strong>tabanına dağılmış <strong>taş aletler</strong>, kıtada şimdiye kadar bulunan en eski su altı alanını işaret ediyor. Avustralya, <strong>65.000 </strong>yıl öncesine uzanan derin bir <strong>insanlık tarihine </strong>sahiptir, ancak en eski arkeolojik alanlarının çoğu artık su altında. Arkeologlar, <strong>Aborijin </strong>eserlerinin ve manzaralarının aslında açık denizde korunabileceğine dair cesaret verici bir işaret olarak, türünün ilk örneği olan Avustralya&#8217;nın kıta sahanlığı boyunca batık <strong>7.000 </strong>yıllık bir site keşfettiler.</p>



<p>Yaklaşık <strong>12.000 </strong>yıl önce, son buzul çağının sonunda, buzullar eridiğinde ve deniz seviyesi yükseldiğinde, sular Avustralya&#8217;nın yaşanabilir <strong>topraklarının </strong>üçte birini <strong>sular altında </strong>bıraktı. Adelaide&#8217;deki Flinders Üniversitesi&#8217;nde denizcilik arkeolojisi profesörü olan Jonathan Benjamin, Deep History of Sea Country adlı bir projenin parçası olarak, kuru ve kayalık bir kıyı olan <strong>Murujuga&#8217;nın </strong>(<strong>Dampier Takımadaları </strong>olarak da bilinir) açıklarında <strong>batık </strong>alanları arayan bir ekibi yönetti. </p>



<p>Bu bölge, bir milyondan fazla <strong>kaya</strong> <strong>sanatı </strong>örneği de dahil olmak üzere çok sayıda iç arkeolojik <strong>sit alanına </strong>sahiptir . Yaklaşık 18.000 yıl önce, <strong>Murujuga </strong>kıyı şeridi şu anki kıyıdan 100 mil daha uzanıyordu. Ancak Benjamin ve meslektaşlarının açık deniz bölgesini aramaya başladıklarında yapacak çok az şeyi vardı.<a rel="noreferrer noopener" href="https://www.murujuga.org.au/about/about-murujuga/" target="_blank"></a></p>



<p>Benjamin, &#8220;Keşif olasılığı açısından tamamen soğuk bir alana giriyorduk&#8221; diyor. &#8220;Bu yüzden, teknolojinin her bir parçasını ve birçok zeki insanı soruna atabilir miyiz diye düşündük, bir şeyler bulmalıyız.&#8221;</p>



<p>Ekip ilk başta, eserlerin korunması, doğru koşullara sahip olabilecek yerleri bulmak için Murujuga çevresindeki sığ denizleri tarayacak <strong>LiDAR </strong>monteli <strong>uçaklar </strong>ve sonar donanımlı <strong>tekneler </strong>kullandı. (Örneğin, deniz tabanının çok sayıda değişen kumla kaplı olduğu alanları dışladılar.) Belirlenen hedefleri araştırmak için <strong>tüplü teçhizat </strong>giydiler. İlk birkaç site hiç <strong>bulgu </strong>vermedi. Ardından <strong>Cape Bruguieres </strong>Kanalı geldi.</p>



<p>Flinders Üniversitesi&#8217;nde doktora öğrencisi olan Chelsea Wiseman, meslektaşı John McCarthy&#8217;nin yüzgecini tutup ona volkanik bir <strong>taş aletini</strong> gösterdiğinde turkuaz suda yüzdüğünü hatırlıyor. Wiseman, &#8220;Bana verdiği ilk şey şüphe götürmez bir şekilde <strong>litik </strong>bir eserdi,&#8221; diyor. &#8220;Sonra dört veya beş tane daha bulduk.&#8221;</p>



<p>Ekip nihayetinde Cape Bruguieres Kanalı&#8217;nda yaklaşık sekiz fit su altında gömülü <strong>269 </strong>​​taş eser buldu . Çeşitli aletler kazıma, kesme ve çekiçleme gibi faaliyetler için tasarlanmış gibi görünüyordu ve araştırmacılar, <strong>Spinifex çiminin </strong>ekmek pişirmek için tohumlarını ezmek için kullanılmış olabilecek bir öğütücü taşı buldular . Araştırmacılar, <strong>radyokarbon tarihlendirmesine </strong>ve bu noktanın ne zaman su altında kaldığının bir analizine dayanarak, eserlerin en az 7.000 yaşında olduğunu düşünüyor. Ekip ayrıca, deniz seviyesinin yaklaşık 45 fit altında bir tatlı su kaynağı olan ve en az 8500 yıllık bir taş aletin ortaya çıktığı ikinci bir alan olan<strong> Flying Foam Passage&#8217;ı</strong> da tanımlıyor.</p>



<p>Flemming, bu çalışmanın <strong>tropik kuşakta </strong>5.000 yıldan daha eski herhangi bir deniz sahasının ilk kez bulunduğunu işaret ettiğini söylüyor. Batık tarih öncesi yerlerin çoğunun <strong>tesadüfen </strong>keşfedildiğini söylüyor tekneler, taraklar veya dalgıçlar tarafından daha sonra bu alanları koruma otoritelerine rapor eden Flemming, &#8220;Bu keşif, taş aletlerin tropikal ortamlarda deniz tabanında hayatta kaldığını <strong>kanıtlıyor</strong>&#8221; diyor, ancak bu denizaltı bölgeleri mercan büyümesine, yosunlara, mangrovlara, siklonlara ve diğer tehditlere karşı savunmasız.</p>



<p>Nitekim, deniz arkeolojisi uzun süredir <strong>gemi enkazlarına </strong>odaklanmışken, son on yılda daha ince özelliklere sahip daha eski <strong>batık manzaralara </strong>artan bir ilgi görüldü. Dünyanın dört bir yanındaki batık kıta sahanlığı miktarı, Afrika büyüklüğünde bir alanı oluşturuyor, bu da keşfedilecek çok şey olduğu anlamına geliyor.</p>



<p>Benjamin ve meslektaşları, dünyanın en eski <strong>deniz duvarını</strong> İsrail kıyılarında 7.000 yıllık bir alanda belgelediler . Diğer ekipler, insanların kıtayı ilk kez nasıl doldurduğuna dair uzun süredir devam eden tartışmaları çözebilecek siteleri araştırarak Kuzey Amerika&#8217;nın batı kıyılarını araştırıyor. Evans, geçen hafta Meksika Körfezi&#8217;nde 12.000 yıl önce kurumuş olan 40 milyon dönümlük arazinin su altında kaldığı altı günlük bir keşif gezisinden yeni döndü . O ve meslektaşları, arkeolojik malzeme için analiz etmeyi planladıkları su altı tortusundan 40 çekirdek örnek aldı. Ancak dünyanın batık alanları keşfedilecekse, önce <strong>korunmaları </strong>gerekir.</p>



<p>Benjamin, Murujuga&#8217;dan elde edilen bulguların Avustralya gibi çok fazla açık deniz <strong>enerji gelişimine</strong> sahip olan ancak Yerli arkeolojisiyle <strong>su altı manzaraları</strong> için fazla koruma sağlamayan yerlerdeki deniz mirasına ilişkin kamu politikasını etkileyeceğini umuyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/batan-geminin-mallari-bunlar-sualti-arkeolojisinin-potansiyeli/">Batan Geminin Malları Bunlar! Sualtı Arkeolojisinin Potansiyeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/batan-geminin-mallari-bunlar-sualti-arkeolojisinin-potansiyeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yangınlar Sadece Canlıları Değil Büyük Bir Tarihide Yok Ediyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yanginlar-sadece-canlilari-degil-buyuk-bir-tarihide-yok-ediyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yanginlar-sadece-canlilari-degil-buyuk-bir-tarihide-yok-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2020 22:31:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[agamemnon]]></category>
		<category><![CDATA[miken]]></category>
		<category><![CDATA[truva]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan&#8217;daki Agamemnon mezarı yakınında orman yangını ortaya çıktı. 27 itfaiyeci, dokuz itfaiye aracı, iki uçak ve bir helikopterle destek verildiği söylendi. Yunanistan&#8217;daki bronz çağı kalesi Miken kalıntılarının yakınında bir orman yangını çıktı ve ziyaretçilerin arkeolojik bölgeyi tahliye etmesine yol açtı. Yunanistan&#8217;ın ölümcül orman yangınları süreklilik gösteriyor. Yerel basında çıkan haberlere göre yangın, Truva savaşı dönüşünde öldürülen Miken [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yanginlar-sadece-canlilari-degil-buyuk-bir-tarihide-yok-ediyor/">Yangınlar Sadece Canlıları Değil Büyük Bir Tarihide Yok Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ynnn.jpg" alt="" class="wp-image-742" width="415" height="276" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ynnn.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/ynnn-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 415px) 100vw, 415px" /></figure></div>



<p>Yunanistan&#8217;daki Agamemnon mezarı yakınında orman yangını ortaya çıktı. 27 itfaiyeci, dokuz itfaiye aracı, iki uçak ve bir helikopterle destek verildiği söylendi.</p>



<p>Yunanistan&#8217;daki bronz çağı kalesi <strong>Miken </strong>kalıntılarının yakınında bir orman yangını çıktı ve ziyaretçilerin arkeolojik bölgeyi tahliye etmesine yol açtı. Yunanistan&#8217;ın ölümcül orman yangınları süreklilik gösteriyor.</p>



<p>Yerel basında çıkan haberlere göre yangın, <strong>Truva </strong>savaşı dönüşünde öldürülen Miken kralı <strong>Agamemnon&#8217;un </strong>mezarı yakınında Pazar günü başladı.</p>



<p>İtfaiye teşkilatı, bölgede faaliyet gösteren 27 itfaiyecinin dokuz itfaiye aracı, iki uçak ve bir helikopterle desteklendiğini söyledi. İtfaiye yetkilileri, <strong>rüzgârın </strong>yangını arkeolojik alandan uzaklaştırdığını söyledi.</p>



<p>Alevler harabeleri yalayıp geçti, ancak itfaiye teşkilatı sitenin müzesi için bir <strong>tehlike </strong>olmadığı konusunda ısrar etti.</p>



<p><strong>Thanassis Koliviras </strong>Atina Haber Ajansı&#8217;na verdiği demeçte, güney <strong>Peloponnese </strong>bölgesi itfaiye teşkilatı komutanı, yangının &#8220;arkeolojik sit alanının bir bölümünden geçti ve müzeyi tehdit etmeden bir miktar kuru ot yaktığını&#8221; söyledi.</p>



<p>MÖ 2. binyılda Miken, Akdeniz&#8217;deki en önemli uygarlık merkezlerinden biriydi. Mycenae arkeolojik sit alanındaki <strong>Aslan Kapısı&#8217;nı </strong>da duman kapladı.</p>



<p>Yunanistan, kuvvetli rüzgarlar ve sık sık <strong>30C&#8217;yi </strong>(86F) aşan sıcaklıklarla, kurak yaz mevsiminde <strong>her yıl</strong> orman yangınlarıyla <strong>boğuşuyor</strong>.</p>



<p>İki yıl önce, Yunanistan&#8217;ın en büyük yangın felaketinde Atina yakınlarındaki sahil beldesi <strong>Mati&#8217;de 102 </strong>kişi öldü.</p>



<p>•  Agamemnon, bazı kişilerce söylediği gibi savaş sırasında değil, Truva savaşından dönüşünde öldürüldü. Buda böyle kısa bir bilgi yayalım yalan haber vermeyelim.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yanginlar-sadece-canlilari-degil-buyuk-bir-tarihide-yok-ediyor/">Yangınlar Sadece Canlıları Değil Büyük Bir Tarihide Yok Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yanginlar-sadece-canlilari-degil-buyuk-bir-tarihide-yok-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Para Her Dönemde Güçlü!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/para-her-donemde-guclu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/para-her-donemde-guclu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2020 22:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kazı]]></category>
		<category><![CDATA[sikke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir arkeolojik kazıda gönüllü olan İsrailli gençler, bir bin yıldan fazla bir süredir kilden bir kapta saklanan yüzlerce altın parayı ortaya çıkardılar. İsrail Eski Eserler Dairesi&#8217;nde madeni para uzmanı olan Robert Kool, 425 24 ayar saf altın sikkenin 9. yüzyıl Abbasi halifeliği dönemine dayandığını ve o dönemde önemli miktarda para olacağını söyledi. Örneğin, o günlerde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/para-her-donemde-guclu/">Para Her Dönemde Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa.jpg" alt="" class="wp-image-738" width="761" height="507" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa-768x511.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/09/madenipaa-631x420.jpg 631w" sizes="auto, (max-width: 761px) 100vw, 761px" /></figure></div>



<p>Bir arkeolojik kazıda gönüllü olan İsrailli gençler, bir bin yıldan fazla bir süredir <strong>kilden </strong>bir kapta saklanan yüzlerce <strong>altın parayı </strong>ortaya çıkardılar.</p>



<p>İsrail Eski Eserler Dairesi&#8217;nde madeni para uzmanı olan Robert Kool, <strong>425 24 ayar saf altın sikkenin</strong> 9. yüzyıl <strong>Abbasi </strong>halifeliği dönemine dayandığını ve o dönemde önemli miktarda para olacağını söyledi.</p>



<p>Örneğin, o günlerde Mısır&#8217;ın muazzam varlıklı başkenti <strong>Fustat&#8217;ın </strong>en iyi mahallelerinden birinde, böyle bir meblağla bir kişi lüks bir ev alabilirdi ”dedi.</p>



<p>Hazine, geçtiğimiz hafta <strong>İsrail&#8217;in </strong>merkezinde yeni bir mahallenin <strong>inşa </strong>edilmesinin planlandığı bir kazı alanında bulundu.</p>



<p>Kazı başkanı Liat Nadav-Ziv şunları söyledi: “Bu hazineyi <strong>1100 </strong>yıl önce gömen kişi, onu geri almayı beklemiş olmalı ve hatta gemiyi hareket etmemesi için bir çivi ile emniyete almış olmalı. Bu hazineyi almak için geri dönmesini neyin engellediğini ancak tahmin edebiliriz. &#8220;</p>



<p>Hazinenin saklandığı dönemde bölgede <strong>atölyelerin </strong>bulunduğu düşünülüyor. Sahibinin kimliği bir gizemdir.</p>



<p>Hazineyi bulan gönüllülerden biri olan Oz Cohen, “İnanılmazdı” dedi.&nbsp;“Toprağı kazdım ve toprağı kazdığımda çok ince yapraklara benzeyen bir şey gördüm.&nbsp;Tekrar baktığımda bunların altın sikkeler olduğunu gördüm.&nbsp;Böylesine özel ve kadim bir hazine bulmak gerçekten heyecan vericiydi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/para-her-donemde-guclu/">Para Her Dönemde Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/para-her-donemde-guclu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanal Manzaralar Geleceğin Nasıl Olacağını Görmek İçin&#8230;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sanal-manzaralar-gelecegin-nasil-olacagini-gormek-icin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sanal-manzaralar-gelecegin-nasil-olacagini-gormek-icin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 22:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Staffordshire Üniversitesi&#8217;nden coğrafyacılar, manzaraları değerlendirmenin heyecan verici yeni yollarını geliştirmek için bilgisayar oyunlarının sanal dünyasına adım atıyor.Uygulamalı Coğrafya Profesörü Ruth Swetnam, coğrafi manzaraları analiz etmek ve farklı ülkelerden insanların hangi özelliklerin en çekici bulduğunu belirlemek için yıllarını harcadı. Bu, Galler Hükümeti&#8217;nin tarım-çevre planı Glastir&#8217;in kırsal manzaralar üzerindeki etkisini değerlendirmek için büyük bir proje üzerinde çalışmayı içermektedir. Proje, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sanal-manzaralar-gelecegin-nasil-olacagini-gormek-icin/">Sanal Manzaralar Geleceğin Nasıl Olacağını Görmek İçin&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-670" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-1536x864.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-1392x783.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal-1493x840.jpg 1493w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sanaal.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p id="first">Staffordshire Üniversitesi&#8217;nden <strong>coğrafyacılar</strong>, <strong>manzaraları </strong>değerlendirmenin heyecan verici yeni yollarını geliştirmek için bilgisayar oyunlarının <strong>sanal dünyasına </strong>adım atıyor.Uygulamalı Coğrafya Profesörü Ruth Swetnam, coğrafi manzaraları analiz etmek ve farklı ülkelerden insanların hangi özelliklerin en <strong>çekici </strong>bulduğunu belirlemek için yıllarını harcadı.</p>



<p>Bu, Galler Hükümeti&#8217;nin tarım-çevre planı Glastir&#8217;in <strong>kırsal </strong>manzaralar üzerindeki etkisini değerlendirmek için büyük bir proje üzerinde çalışmayı içermektedir.</p>



<p>Proje, <strong>Galler&#8217;deki 300 </strong>sitenin <strong>dijital </strong>olarak haritalanmasını içeriyordu ve manzaraların görsel kalitesi hakkında halktan geri bildirim aldı. Fotoğraflı bir anket kullanılarak iki binden fazla yanıt toplandı. Ancak, 25 yaş ve altı katılımcılar kendi kendini seçen örneklemde önemli ölçüde <strong>yetersiz </strong>temsil edildi.</p>



<p>Ruth, daha genç kitlelerin ilgisini çekmek için Staffordshire Üniversitesi&#8217;nde Görsel Efektler Kıdemli Öğretim Görevlisi Jan Korenko ile iş birliği yaparak, Galler kırsalından esinlenen sanal manzaraların <strong>dinamik geçişlerini </strong>gösteren bir video serisi oluşturdu.</p>



<p>Ruth şunları söyledi: &#8220;Boşluğu gidermek için, çoğu coğrafyacının rahat olduğu gerçek dünya manzaralarından sanal oyun manzaralarına çıktık.</p>



<p>&#8220;Amaç, tipik manzara manzaralarının gerçekliğini temsil etmekti ve Galler&#8217;de koyun veya ormanlık alan gibi farklı özellikleri kolayca eklememize veya kaldırmamıza olanak tanıyan farklı sitelerin bir karışımını tasarladık.&#8221;</p>



<p>Bu sanal manzaraları içeren ikinci bir anket, önce bilgisayar oyunları tasarım öğrencilerini ve ardından daha geniş kitleleri hedef aldı ve her iki grup da aynı <strong>değerlendirmeyi </strong>yaptı.</p>



<p>Genel olarak ankete katılanların% <strong>70</strong>&#8216;inden fazlası <strong>peyzaj </strong>görselleştirmelerinin kalitesinden oldukça memnun kaldı. Daha önce Galler kırsalını ziyaret etmiş olanların% 64&#8217;ü, <strong>temsil gücü </strong>nedeniyle 10 üzerinden en az 7 puan verdi.</p>



<p>Ruth şunları söyledi: &#8220;Tepki gerçekten <strong>olumluydu</strong>, özellikle sanal manzaraların ne kadar gerçekçi olduğuna dair geri bildirimler. İki grup arasındaki genel derecelendirmelerde önemli bir fark yoktu, bu da oyunlara aşina olmanın halka açık yerlerde benzer manzara görselleştirmelerinin kullanılmasını engellemeyeceğini gösteriyor.&#8221;</p>



<p>&#8220;Belki de coğrafyacılar ve planlamacılar olarak, gençlerimizle rahat bir şekilde gezinebilecekleri bir manzara ortamında etkileşim kurmak için bu sanal dünyaları <strong>keşfetmemiz </strong>gerekiyor. Başarının anahtarı, <strong>görsel efekt uzmanlarının</strong> teknik yeteneklerini coğrafi temelle birleştiren disiplinler arası bir yaklaşımdır.&#8221;</p>



<p>Hızla değişen iklimimizle, gelecekteki manzaralarımızın nasıl işleyeceğini ve bu durum refahımızı ve kültürümüzü etkileyeceği için neye benzediğini anlamak önemlidir. Genç sesler bu tartışmada yakalamak için çok önemlidir çünkü onlar, bu yeni manzara <strong>gelecekleriyle </strong>yaşıyor olacak. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sanal-manzaralar-gelecegin-nasil-olacagini-gormek-icin/">Sanal Manzaralar Geleceğin Nasıl Olacağını Görmek İçin&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sanal-manzaralar-gelecegin-nasil-olacagini-gormek-icin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber Bağımlılık Günümüz Sorunlarından</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/siber-bagimlilik-gunumuz-sorunlarindan/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/siber-bagimlilik-gunumuz-sorunlarindan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 22:08:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir araştırmaya göre, duygusal açıdan hatırlatan ayrıntılara sahip bir hikaye, bazı insanlar için sanal gerçeklik siber bağımlılığını azaltabilir. Waterloo Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, bağlam ve ayrıntılar sağlayan hikayelerin, kullanıcıların sanal gerçeklik deneyimlerine dalmış hissetmelerine yardımcı olabileceğini ve kullanıcının oyun deneyimine bağlı olarak mide bulantısı, yönelim bozukluğu ve göz yorgunluğunu azaltabileceğini buldu. Séamas Weech, &#8220;Video oyunları oynama [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/siber-bagimlilik-gunumuz-sorunlarindan/">Siber Bağımlılık Günümüz Sorunlarından</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="448" height="318" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/asiber.jpg" alt="" class="wp-image-666" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/asiber.jpg 448w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/asiber-150x106.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/asiber-300x213.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/asiber-100x70.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 448px) 100vw, 448px" /></figure></div>



<p id="first">Yeni bir araştırmaya göre, <strong>duygusal </strong>açıdan <strong>hatırlatan </strong>ayrıntılara sahip bir <strong>hikaye</strong>, bazı insanlar için <strong>sanal gerçeklik siber bağımlılığını </strong>azaltabilir.</p>



<p>Waterloo Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, bağlam ve ayrıntılar sağlayan hikayelerin, kullanıcıların sanal gerçeklik deneyimlerine dalmış hissetmelerine yardımcı olabileceğini ve kullanıcının <strong>oyun </strong>deneyimine bağlı olarak <strong>mide bulantıs</strong>ı, <strong>yönelim bozukluğu</strong> ve <strong>göz yorgunluğunu</strong> azaltabileceğini buldu.</p>



<p>Séamas Weech, &#8220;Video oyunları oynama deneyimi çok az olan veya hiç olmayan kişilerin, bu gelişmiş anlatımı aldıklarında siber bağımlılığı <strong>azalttığını</strong>, ancak normal video oyuncularının buna ihtiyaç duymadıklarını, çünkü <strong>semptomları </strong>hissetmeye yatkın olmadıklarını gördük,&#8221; dedi. <strong>Kinesiyoloji </strong>ve Waterloo&#8217;s Games Institute üyesi Séamas Weech &#8220;Bize anlatılan şey, VR simülasyonunun hikayesinin gerçek tasarımının kendisinin bazı insanların VR teknolojisiyle yaşadığı <strong>olumsuz etkiyi </strong>azaltabileceğidir.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar, Üniversiteden 42, daha sonra da Kitchener, Ontario&#8217;daki yeni bir <strong>medya teknolojisi </strong>sergisine 156 katılımcı aldı ve onlara sanal gerçeklik <strong>deneyimi </strong>yaşattı. <strong>Simülasyona </strong>girmeden önce, katılımcılar deneyimlemek üzere oldukları hakkında bir <strong>hikaye </strong>dinlediler, ancak yarısına çıplak kemik ayrıntıları verildi ve diğer yarısına duygusal açıdan hatırlatan ayrıntıları içeren gelişmiş bir anlatım verildi.</p>



<p>Geliştirilmiş hikayeyi duyan tüm katılımcılar, sanal gerçeklikte önemli ölçüde daha fazla &#8220;<strong>mevcudiyet</strong>&#8221; (orada olma hissi) bildirdi, ancak yalnızca oyuncu olmayanlar daha az <strong>siber </strong>bağımlılık yaşadı.</p>



<p>Bir Kinesiyoloji profesörü ve Games Institute üyesi olan Michael Barnett-Cowan, &#8220;Oyun deneyimi az olan insanlar, VR teknolojisi ile aldıkları bilgiler arasındaki çatışmalara karşı son derece duyarlıdır&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Zenginleştirilmiş anlatılar, duyularına çoklu girdilerle sorunlara odaklanmanın azalması nedeniyle varlığı güçlendiriyor ve siber hastalığı azaltıyor gibi görünüyor.&#8221;</p>



<p>Sophie Kenny, &#8220;Gerçekten çarpıcı olan şey, zenginleştirilmiş anlatıların faydalarını 8 ila 60 yaşları arasındaki bir örneklemde görmemizdir. Bu, bizi oyun tasarımı yoluyla sanal gerçeklik deneyimleri geliştirmenin kapsayıcı bir yoluna yaklaştırıyor,&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/siber-bagimlilik-gunumuz-sorunlarindan/">Siber Bağımlılık Günümüz Sorunlarından</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/siber-bagimlilik-gunumuz-sorunlarindan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sperm Seçim Teknolojisi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sperm-secim-teknolojisi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sperm-secim-teknolojisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 21:52:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[döllenme]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hareketli spermler, fiziksel hasara karşı savunmasız oldukları için geleneksel bir hücre ayırıcıyla toplamak zordur. Japonya&#8217;daki Kumamoto ve Kyoto Üniversiteleri arasındaki bir araştırma işbirliği, hücre hasarını azaltmak ve in vitro fertilizasyon (IVF) oranlarını iyileştirmek için mikroakışkan çip teknolojisine sahip bir hücre sıralayıcı kullanan bir teknik geliştirdi. Bu araştırmanın, deney hayvanları ve çiftlik hayvanlarının üretimini iyileştirmek için IVF oranlarını [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sperm-secim-teknolojisi/">Sperm Seçim Teknolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="304" height="166" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/doooom.jpg" alt="" class="wp-image-662" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/doooom.jpg 304w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/doooom-150x82.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/doooom-300x164.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></figure></div>



<p id="first">Hareketli <strong>spermler</strong>, fiziksel hasara karşı <strong>savunmasız </strong>oldukları için geleneksel bir hücre ayırıcıyla toplamak zordur. Japonya&#8217;daki Kumamoto ve Kyoto Üniversiteleri arasındaki bir araştırma işbirliği, <strong>hücre hasarını </strong>azaltmak ve <strong>in vitro</strong> <strong>fertilizasyon </strong>(IVF) oranlarını iyileştirmek için <strong>mikroakışkan çip </strong>teknolojisine sahip bir hücre sıralayıcı kullanan bir teknik geliştirdi. Bu araştırmanın, deney hayvanları ve çiftlik hayvanlarının üretimini iyileştirmek için IVF oranlarını artırması bekleniyor ve insan üreme tıbbında bir <strong>doğurganlık tedavisi </strong>olarak kullanılabilir.</p>



<p>Yüksek IVF oranları elde etmek için iyi hareketliliğe sahip <strong>fertil </strong>sperm seçmek önemlidir. Geleneksel hücre ayırıcılar, belirli hücreleri <strong>türe göre </strong>ayırmak için akış <strong>sitometrisini </strong>kullanır ve spermi seçmek için kullanılabilir. Bununla birlikte, sperm hücreleri fiziksel <strong>hasara </strong>duyarlı olduğundan, onları hareket kabiliyetini etkilemeden ayırmak son derece zordur.</p>



<p>Sperm hücresi hasarını azaltmak için, Profesör Toru Takeo&#8217;nun Kumamoto Üniversitesi&#8217;ndeki araştırma ekibi, hücrelere zararlı etkileri azaltan mikroakışkan çip teknolojisine sahip bir hücre sıralayıcı kullanarak bir <strong>sperm seçim tekniği </strong>geliştirmeye çalıştı. Mikroakışkan cihazlar, birkaç ila birkaç yüz <strong>mikrometre </strong>arasında bir <strong>genişlik </strong>ve <strong>derinliğe </strong>sahip çok <strong>küçük kanal </strong>yapılarına sahiptir ve kimyasal biyoteknoloji araştırmalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>



<p>Araştırmacılar, cihazlarıyla bir kültür ortamından spermin <strong>optimum </strong>ayırma koşullarını araştırırken, <strong>motiliteyi </strong>koruyan fare spermini başarıyla topladı. Ayrıca, bu cihazla toplanan sperm kullanılarak IVF, döllenmiş yumurtalar üretti ve embriyolar, dişi farelere nakledildikten sonra <strong>neonatal </strong>farelere dönüştü.</p>



<p>Bu yeni teknoloji, IVF&#8217;yi iyileştirmek için de kullanılabilir. <strong>Olgunlaşmanın </strong>son aşamasında, yumurtaya girmeden ve döllenmeden önce sperm, yumurtayı <strong>döllemeye </strong>hazır hale getiren <strong>akrozom reaksiyonu </strong>adı verilen morfolojik ve fizyolojik değişikliklere uğrar. Doğurganlığı artırıp artıramayacaklarını test etmek için araştırmacılar, fertil spermlere bağlanan floresan bir madde hazırladılar ve cihazı, onları fertil olmayan spermlerden ayırmak için kullandılar. Karşılaştırmalı IVF deneyleri, fertil spermin fertil olmayan spermlere göre daha yüksek fertilizasyon oranına sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır.</p>



<p>Prof. Takeo, &#8220;Araştırmamızın hayvanlarda IVF&#8217;nin başarı oranını artırmak ve insan üreme tıbbında doğurganlık tedavileri için kullanılmasını bekliyoruz&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Spermdeki cinsiyet kromozomlarını etiketleme teknikleriyle birleştiğinde, deney hayvanlarında ve çiftlik hayvanlarında seçici olarak erkekleri veya dişileri bile yetiştirebiliriz.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sperm-secim-teknolojisi/">Sperm Seçim Teknolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sperm-secim-teknolojisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ten Uyumu Mu? Zıt Kutuplar Birbirini Çeker Mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ten-uyumu-mu-zit-kutuplar-birbirini-ceker-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ten-uyumu-mu-zit-kutuplar-birbirini-ceker-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 21:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[eş seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[üreme]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğu Finlandiya Üniversitesi&#8217;nden yapılan yeni araştırmaya göre, dişi üreme sistemi, insan eş seçiminde son söze sahip. Benzer olmayan insan lökosit antijeni (HLA) bağışıklık genleri taşıyan partnerler arasında gebelik elde etme olasılığının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Buna göre, insanlardan HLA&#8217;ya benzemeyen üreme partnerlerini seçmeleri beklenir. Daha önceki çalışmalar, HLA farklılığı tercihlerinin ya vücut kokuları ya da yüz tercihleri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ten-uyumu-mu-zit-kutuplar-birbirini-ceker-mi/">Ten Uyumu Mu? Zıt Kutuplar Birbirini Çeker Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ten.jpg" alt="" class="wp-image-658" width="450" height="300" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ten.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ten-600x399.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ten-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ten-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ten-631x420.jpg 631w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure></div>



<p id="first">Doğu Finlandiya Üniversitesi&#8217;nden yapılan yeni araştırmaya göre, dişi üreme sistemi, insan <strong>eş seçiminde </strong>son söze sahip.</p>



<p>Benzer olmayan insan <strong>lökosit antijeni </strong>(HLA) bağışıklık <strong>genleri </strong>taşıyan partnerler arasında <strong>gebelik </strong>elde etme olasılığının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Buna göre, insanlardan <strong>HLA&#8217;ya </strong>benzemeyen üreme partnerlerini seçmeleri beklenir. Daha önceki çalışmalar, HLA farklılığı tercihlerinin ya <strong>vücut kokuları </strong>ya da <strong>yüz tercihleri </strong>​​aracılığıyla gerçekleştiğini göstermiştir. Bununla birlikte, HLA temelli çiftleşme tercihlerinin <strong>dişi üreme sisteminde </strong>cinsel ilişkiden sonra ortaya çıkıp çıkmayacağı belirsizdir. Doğu Finlandiya Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmacılar, kadınların üreme yolunun, HLA&#8217;ya benzemeyen erkeklerin <strong>spermlerine </strong>doğru çiftleşme sonrası cinsel seçime (şifreli dişi seçimi) aracılık edebildiğini gösterdi. Bu, genetik olarak uyumlu partnerlere yönelik nihai çiftleşme eğiliminin ancak <strong>gamet </strong>seviyesinde çiftleşmeden sonra gerçekleştiğini gösterir.</p>



<p>Araştırmacılar, <strong>foliküler</strong> <strong>sıvıyla </strong>(biyoaktif sıvıyı çevreleyen oosit) veya birkaç farklı kadından <strong>servikal mukusla </strong>birden fazla erkekten spermi <strong>aktive </strong>ettikleri iki deney gerçekleştirdiler. Daha sonra tüm olası erkek-dişi kombinasyonlarında sperm hareketliliğini ve spermin işlevsel olarak önemli diğer <strong>fizyolojik </strong>değişikliklerini incelediler. Tüm katılımcılar ayrıca İnsan Lökosit Antijeni (HLA) sınıf I ve II alelleri için <strong>genotiplendirildi</strong>.</p>



<p>Her iki çalışmada da sonuçlar, spermin <strong>döllenme </strong>kapasitesinin ve yaşama kabiliyetinin büyük ölçüde erkek-dişi kombinasyonuna bağlı olduğunu gösterdi. Başka bir deyişle, kadınların üreme salgılarının bazı erkeklerin sperm performansı üzerinde diğerlerine göre daha güçlü bir etkisi olmuştur. Her iki veri seti de sperm performansının HLA&#8217;ya benzemeyen erkek-dişi kombinasyonlarında HLA benzeri erkek ve kadınlara göre daha iyi olduğunu gösterdi.</p>



<p>Sonuçlar birlikte, spermin döllenme kapasitesinin üreme partnerlerinin <strong>immünojenetik </strong>uyumluluğuna bağlı olduğunu ve gametlerin füzyonunun oldukça seçici bir süreç olabileceğini göstermektedir.</p>



<p>MSc Annalaura Jokiniemi, &#8220;Bazı ortakların gametleri immünolojik olarak diğerlerinden daha uyumlu olabileceğinden, sonuçlarımız daha doğru infertilite teşhisinin geliştirilmesi için yeni olanaklar da açabilir&#8221; diye ekliyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ten-uyumu-mu-zit-kutuplar-birbirini-ceker-mi/">Ten Uyumu Mu? Zıt Kutuplar Birbirini Çeker Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ten-uyumu-mu-zit-kutuplar-birbirini-ceker-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Cihaz Dil Öğrenmenize Ne Kadar Etki Edebilir?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bir-cihaz-dil-ogrenmenize-ne-kadar-etki-edebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bir-cihaz-dil-ogrenmenize-ne-kadar-etki-edebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 21:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pittsburgh Üniversitesi ve California San Francisco Üniversitesi&#8217;ndeki (UCSF) sinirbilimciler tarafından yapılan yeni araştırma, UCSF&#8217;de geliştirilen ve beyne giden önemli bir siniri fark edilmeden uyaran basit, kulaklığa benzer bir cihazın kullanıcının sesleri öğrenme yeteneğini önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koydu. Yeni bir dil. Bu cihaz, diğer öğrenme türlerini de desteklemek için çok çeşitli uygulamalara sahip olabilir. Mandarin Çincesi, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-cihaz-dil-ogrenmenize-ne-kadar-etki-edebilir/">Bir Cihaz Dil Öğrenmenize Ne Kadar Etki Edebilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill.jpg" alt="" class="wp-image-654" width="533" height="296" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill-600x333.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill-768x426.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill-300x167.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill-696x385.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/dill-757x420.jpg 757w" sizes="auto, (max-width: 533px) 100vw, 533px" /></figure></div>



<p><strong>Pittsburgh </strong>Üniversitesi ve <strong>California San Francisco </strong>Üniversitesi&#8217;ndeki (UCSF) <strong>sinirbilimciler </strong>tarafından yapılan yeni araştırma, UCSF&#8217;de geliştirilen ve <strong>beyne </strong>giden önemli bir siniri fark edilmeden uyaran basit, kulaklığa benzer bir cihazın kullanıcının sesleri öğrenme yeteneğini önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koydu. <strong>Yeni bir dil</strong>. Bu cihaz, diğer öğrenme türlerini de <strong>desteklemek </strong>için çok çeşitli uygulamalara sahip olabilir.</p>



<p><strong>Mandarin Çincesi</strong>, anadili <strong>İngilizce </strong>olan kişiler için öğrenmesi en <strong>zor </strong>dillerden biri olarak kabul edilir, çünkü bu dil dünyadaki diğer bazı diller gibi kelimelerin anlamını değiştirmek için &#8220;<strong>tonlar</strong>&#8221; adı verilen farklı perdede farklı değişiklikler kullanır. Araştırmacılar, ana dili İngilizce olanların, <strong>vagus </strong>sinirinin hassas bir şekilde zamanlanmış, invazif olmayan uyarımını kullanarak Mandarin tonlarını ayırt etme becerilerini önemli ölçüde geliştirdiler en uzun olanı beyni vücudun geri kalanına bağlayan <strong>12 kraniyal </strong>sinirden. Dahası, vagus sinir stimülasyonu, araştırma katılımcılarının bazı Mandarin tonlarını iki kat daha hızlı almalarına izin verdi.</p>



<p>Araştırmacı Fernando Llanos, &#8220;<strong>Non-invaziv periferik</strong> sinir stimülasyonunun dil öğrenmeyi daha kolay hale getirebileceğini göstermek, geniş bir alan yelpazesinde bilişsel performansı iyileştirme kapısını potansiyel olarak açar&#8221; dedi.</p>



<p>Doç.Dr. Matthew Leonard, &#8220;Bu, non-invaziv vagus <strong>sinir stimülasyonunun </strong>sağlıklı insanlarda dil öğrenimi gibi karmaşık bir bilişsel beceriyi geliştirebileceğinin ilk gösterilerinden biridir,&#8221; dedi.</p>



<p>Araştırmacılar, dış kulağa küçük bir <strong>uyarıcının </strong>yerleştirildiği ve sinirin yakındaki <strong>dallarından </strong>birini uyarmak için fark edilmeyen elektrik darbeleri kullanarak vagus sinirini aktive edebildiği, transkutanöz vagus sinir stimülasyonu (tVNS) adı verilen invazif olmayan bir teknik kullandılar.</p>



<p>Araştırmacılar, çalışmaları için, ana dili İngilizce olan 36 yetişkini işe aldı ve onları, dil öğreniminin <strong>nörobiyolojisini </strong>incelemek için Sound Brain Lab&#8217;da geliştirilen bir dizi görevi kullanarak, Mandarin Çincesinin dört tonunu doğal konuşma örneklerinde belirlemeleri için <strong>eğitti</strong>.</p>



<p>İngilizce konuşanların ayırt etmesi genellikle daha kolay olan iki Mandarin tonuyla eşleştirilmiş algılanamaz tVNS alan katılımcılar, bu tonları ayırt etmeyi öğrenmede hızlı gelişmeler gösterdi.&nbsp;Eğitimin sonunda, bu katılımcılar tonları sınıflandırmada ortalama% 13 daha iyiydi ve tVNS cihazını takan ancak hiç stimülasyon almayan kontrol katılımcılarına göre iki kat daha hızlı en yüksek performansa ulaştı.</p>



<p>Chandrasekaran, &#8220;İnsanların yetişkinlikte <strong>yeni </strong>bir <strong>dilin </strong>ses modellerini öğrenemeyeceklerine dair genel bir his var, ancak çalışmalarımız tarihsel olarak bunun herkes için doğru olmadığını gösterdi&#8221; dedi. &#8220;Bu çalışmada, tVNS&#8217;nin bu <strong>bireysel farklılıkları</strong>, gördüğüm diğer tüm müdahalelerden daha fazla azalttığını görüyoruz.&#8221;</p>



<p>Leonard, &#8220;Bu yaklaşım, dil öğrenme yeteneğindeki doğal değişkenliğin oyun alanını dengeliyor olabilir,&#8221; diye ekledi. &#8220;Genel olarak, insanlar dil öğrenmenin ne kadar zor olabileceğine dair <strong>cesaretlerini </strong>yitirmeye meyillidir, ancak birine ilk seanstan sonra% 13 ila% 15 daha iyi sonuçlar verebilirseniz, belki de devam etmek isterler.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar şimdi, tVNS ile daha <strong>uzun eğitim seanslarının</strong>, katılımcıların İngilizce konuşanların ayırt etmesi daha zor olan iki tonu ayırt etmeyi öğrenme yeteneğini etkileyip etkilemeyeceğini test ediyorlar ki bu, mevcut çalışmada önemli ölçüde iyileştirilmedi.</p>



<p>Vagus sinirinin uyarılması, <strong>epilepsiyi tedavi </strong>etmek için on yıllardır kullanılmaktadır ve son zamanlarda depresyondan iltihaplı hastalığa kadar geniş bir yelpazedeki sorunların faydalarına bağlanmıştır, ancak bu faydaların tam olarak nasıl sağlandığı belirsizliğini korumaktadır. Ancak bu bulguların çoğu, göğse <strong>implante </strong>edilen bir <strong>impuls </strong>üretecini içeren invazif stimülasyon formlarını kullanmıştır. Bunun aksine, basit, invazif olmayan vagus sinir stimülasyonunu kullanarak öğrenmede önemli artışlar uyandırma yeteneği, önemli ölçüde daha ucuz ve daha güvenli klinik ve ticari uygulamalara yol açabilir.</p>



<p>Araştırmacılar, tVNS&#8217;nin, sunulan işitsel uyarana geçici olarak dikkati geçici olarak artırmak ve uzun vadeli öğrenmeyi teşvik etmek için beynin geniş alanları boyunca <strong>nörotransmiter sinyalini </strong>geniş ölçüde artırarak <strong>öğrenmeyi artırdığından </strong>şüpheleniyorlar, ancak bu mekanizmayı doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.</p>



<p>Chandrasekaran, &#8220;Tamamen invaziv olmayan ve güvenli bir şekilde sağlam öğrenme etkileri gösteriyoruz, bu da teknolojiyi inme sonrası rehabilitasyon gibi daha geniş bir tüketici ve tıbbi uygulama yelpazesine ölçeklenebilir hale getirme potansiyeline sahip&#8221; dedi. &#8220;Bir sonraki adımımız, altta yatan sinir mekanizmasını <strong>anlamak </strong>ve beyin <strong>esnekliğini </strong>en üst düzeye çıkarabilecek ideal stimülasyon <strong>parametreleri </strong>kümesini oluşturmaktır. TVNS&#8217;yi, beyin hasarı olan bireylerde rehabilitasyonu geliştirebilecek <strong>güçlü </strong>bir araç olarak görüyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bir-cihaz-dil-ogrenmenize-ne-kadar-etki-edebilir/">Bir Cihaz Dil Öğrenmenize Ne Kadar Etki Edebilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bir-cihaz-dil-ogrenmenize-ne-kadar-etki-edebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dağıtmıyorlar Keşfediyorlar Zeki Çocuklar!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dagitmiyorlar-kesfediyorlar-zeki-cocuklar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dagitmiyorlar-kesfediyorlar-zeki-cocuklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 19:47:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[kazanım]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük çocuklar, ödül kazanmaktansa keşfetmeyi tercih ediyor. Araştırmacılar, 4-5 yaş arası çocukların belirli seçimlerin kendilerine ödül kazandırdığı bir oyun oynadıklarında, hem yetişkinlerin hem de çocukların kendilerine en büyük getiriyi hangi seçeneklerin vereceğini çabucak öğrendiklerini buldular. Ancak yetişkinler daha sonra bu bilgiyi ödüllerini en üst düzeye çıkarmak için kullanırken, çocuklar sadece değerlerinin değişip değişmediğini görmek için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dagitmiyorlar-kesfediyorlar-zeki-cocuklar/">Dağıtmıyorlar Keşfediyorlar Zeki Çocuklar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="449" height="512" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/acckk-1.png" alt="" class="wp-image-650" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/acckk-1.png 449w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/acckk-1-150x171.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/acckk-1-300x342.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/acckk-1-368x420.png 368w" sizes="auto, (max-width: 449px) 100vw, 449px" /></figure></div>



<p id="first">Küçük çocuklar, ödül kazanmaktansa keşfetmeyi tercih ediyor. Araştırmacılar, 4-5 yaş arası çocukların belirli seçimlerin kendilerine ödül kazandırdığı bir oyun oynadıklarında, hem yetişkinlerin hem de çocukların kendilerine <strong>en büyük getiriyi </strong>hangi seçeneklerin vereceğini çabucak <strong>öğrendiklerini </strong>buldular.</p>



<p>Ancak yetişkinler daha sonra bu bilgiyi <strong>ödüllerini </strong>en üst düzeye çıkarmak için kullanırken, çocuklar sadece <strong>değerlerinin </strong>değişip değişmediğini görmek için diğer seçenekleri keşfetmeye devam ettiler.Psikoloji profesörü Vladimir Sloutsky, &#8220;<strong>Keşif</strong>, erken çocukluk döneminde büyük bir itici güç gibi görünüyor hatta anlık ödüllerin öneminden daha ağır basmaktadır,&#8221; diyor.</p>



<p>&#8220;Küçük çocukların dünyanın nasıl çalıştığını anlamalarına yardımcı olmak için keşfetmeleri gerektiğine inanıyoruz.&#8221;</p>



<p>Yetişkinlerin düşündüğünün aksine, çocukların yeni keşifler <strong>arayışı </strong>rastgele olmaktan çok uzaktır. Sonuçlar, çocukların hiçbir şeyi <strong>kaçırmadıklarından </strong>emin olmak için keşfe <strong>sistematik </strong>olarak <strong>yaklaştıklarını </strong>gösterdi.</p>



<p>Sloutsky, &#8220;Yetişkinler çocukları keşfetmeyi düşündüklerinde, onları amaçsızca koşturup çekmeceleri ve dolapları açıp rastgele nesneleri toplayanlar olarak düşünebilirler,&#8221; diyor. &#8220;Ama keşiflerinin hiç de rastgele olmadığı ortaya çıktı.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar iki çalışma yaptı. Bu <strong>çalışmada </strong>4 yaşındaki 32 çocuk ve 34 yetişkin yer aldı.Bir bilgisayar ekranında, katılımcılara dört uzaylı yaratık gösterildi. Katılımcılar her bir yaratığa tıkladıklarında, kendilerine belirli sayıda sanal şeker verildi.Bir yaratık açıkça en iyisiydi, 10 şeker verdi, diğerleri ise sırasıyla 1, 2 ve 3 şeker verdi. Bu miktarlar, deney boyunca her canlı için hiç değişmedi.Amaç, 100&#8217;den fazla <strong>denemede </strong>olabildiğince çok şeker kazanmaktı. Çocuklar deney sonunda sanal şekerlerini gerçek çıkartma haline getirebiliyorlardı.</p>



<p>Beklendiği gibi, yetişkinler <strong>hızlı </strong>bir şekilde hangi canlının en çok şeker verdiğini öğrendi ve yüzde <strong>86 </strong>oranında o yaratığı seçti. Ancak çocuklar, zamanın yalnızca yüzde <strong>43</strong>&#8216;ünde en yüksek ödüllü yaratığı seçti. Ve bunun nedeni, çocukların hangi seçimin kendilerine en büyük ödülü vereceğini <strong>anlamamaları değildi</strong>. Çalışmadan sonraki bir <strong>hafıza testinde</strong>, 22 çocuktan 20&#8217;si hangi canlının en çok şeker verdiğini doğru bir şekilde belirledi.</p>



<p>Blanco, &#8220;Çocuklar yetişkinler kadar maksimum ödülü elde ederek motive olmadılar,&#8221; dedi. &#8220;Bunun yerine, çocuklar öncelikle keşfetme yoluyla <strong>kazanılan bilgilerle motive </strong>olmuş görünüyordu.&#8221;</p>



<p>Sloutsky, ilginç olanın çocukların yaratıklara <strong>rastgele tıklamamaları </strong>olduğunu söyledi. En yüksek ödülü alan seçeneğe tıklamadıklarında, her bir seçeneği test etmeden çok uzun süre kalmadıklarından emin olmak için büyük olasılıkla diğer seçimlerden sistematik olarak geçerlerdi.&#8221;Belirli bir seçeneği ne kadar uzun süre kontrol etmezlerse, değerinden o kadar az emin olurlar ve tekrar kontrol etmek isterler,&#8221; dedi.</p>



<p>İkinci bir çalışmada, oyun benzerdi ancak dört seçenekten üçünün değeri görünürdü yalnızca biri gizlendi. Gizlenen seçenek her denemede rastgele belirlendi, bu nedenle neredeyse her seferinde değişti. Ancak dört seçeneğin de değerleri, gizli seçim olsa bile asla değişmedi.</p>



<p>İlk deneyde olduğu gibi, 37 yetişkin neredeyse her denemede en iyi seçeneği seçti, zamanın yüzde 94&#8217;ü.&nbsp;Bu, zamanın yalnızca yüzde 40&#8217;ında en yüksek değeri seçen 4 ve 5 yaşındaki 36 çocuktan çok daha fazlaydı.</p>



<p>Çocuklar, gizli seçeneği yaklaşık yüzde 40 oranında seçtiler ve bunun en yüksek değer olup olmadığı önemli değildi.</p>



<p>Sloutsky, &#8220;Çocukların çoğu gizli seçeneğin belirsizliğinden etkilendi. Bu seçimi keşfetmek istediler,&#8221; dedi.</p>



<p>Bununla birlikte, çocuklarda bazı <strong>bireysel farklılıklar </strong>olduğunu belirtti. Örneğin birkaç çocuk, yetişkinler gibi davrandı ve neredeyse her zaman en yüksek değeri olan seçeneği seçti. İkinci deneyde, birkaç çocuk neredeyse her zaman gizli seçenekten kaçındı.</p>



<p>Bu <strong>varyasyonların </strong>çocuklarda farklı seviyelerde <strong>bilişsel olgunlaşma </strong>ile ilgili olabileceğini söyledi. Ancak görünen o ki, tüm çocuklar sistematik keşfin ana hedeflerinden biri olduğu bir aşamadan geçiyor.</p>



<p>Sloutsky, &#8220;Çocukların etrafta dolaşıp bir şeyleri araştırmayı sevdiklerini bilsek de, artık davranışlarında çok fazla düzen olduğunu öğreniyoruz,&#8221; dedi.</p>



<p>Blanco, &#8220;Bu yaştaki çocukların görünüşte düzensiz davranışları, büyük ölçüde bilgi biriktirme çabasıyla şekilleniyor gibi görünüyor,&#8221; diye ekledi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dagitmiyorlar-kesfediyorlar-zeki-cocuklar/">Dağıtmıyorlar Keşfediyorlar Zeki Çocuklar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dagitmiyorlar-kesfediyorlar-zeki-cocuklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Görmeyince Gönül Katlanmasın Sağlıklı Bir Yaşam İçin Gözler!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/goz-gormeyince-gonul-katlanmasin-saglikli-bir-yasam-icin-gozler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/goz-gormeyince-gonul-katlanmasin-saglikli-bir-yasam-icin-gozler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 18:19:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kardiovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[körlük]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[TIP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir çalışmada araştırmacılar, sağlıklı bir yaşam tarzının göstergesi olan ideal kardiyovasküler sağlığın, özellikle diyabetik retinopati olmak üzere oküler hastalıklar için daha düşük olasılıklarla ilişkili olduğunu buldular. Kardiyovasküler hastalıkları önlemeye yönelik müdahalelerin de oküler hastalıkları önlemede umut vaat edebileceğini öne sürüyor. Küresel olarak yaklaşık 2,2 milyar insan görme bozukluğuna veya körlüğe yol açan oküler hastalıklardan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/goz-gormeyince-gonul-katlanmasin-saglikli-bir-yasam-icin-gozler/">Göz Görmeyince Gönül Katlanmasın Sağlıklı Bir Yaşam İçin Gözler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz.jpg" alt="" class="wp-image-644" width="472" height="354" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz.jpg 552w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz-265x198.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaagoz-530x396.jpg 530w" sizes="auto, (max-width: 472px) 100vw, 472px" /></figure></div>



<p id="first">Yeni bir çalışmada araştırmacılar, <strong>sağlıklı </strong>bir <strong>yaşam </strong>tarzının göstergesi olan <strong>ideal kardiyovasküler </strong>sağlığın, özellikle <strong>diyabetik retinopati </strong>olmak üzere <strong>oküler </strong>hastalıklar için daha düşük olasılıklarla ilişkili olduğunu buldular. Kardiyovasküler hastalıkları <strong>önlemeye </strong>yönelik müdahalelerin de oküler hastalıkları önlemede <strong>umut </strong>vaat edebileceğini öne sürüyor.</p>



<p>Küresel olarak yaklaşık 2,2 milyar insan <strong>görme bozukluğuna </strong>veya <strong>körlüğe </strong>yol açan oküler hastalıklardan <strong>muzdariptir</strong>. Bu vakaların yaklaşık yarısı <strong>önlenebilirdi</strong>. Görme bozukluğu veya körlüğün önde gelen nedenleri yaşa bağlı <strong>makula dejenerasyonu</strong>, <strong>diyabetik retinopati</strong>, <strong>katarakt </strong>ve <strong>glokomdur</strong>.</p>



<p>Araştırmacı Duke Appiah, PhD &#8220;Daha önceki çalışmalarda, göz hastalıkları ile sigara, obezite veya <strong>hipertansiyon </strong>gibi bireysel yaşam tarzı faktörleri arasında ilişkiler <strong>gözlemlendi</strong>&#8221; dedi.&#8221;İdeal kardiyovasküler sağlığın bu ölçümlerinin tek başına işe yaramadığı ve hastalıklara yol açacak şekilde ek etkileşime girebileceği biliniyor. Bununla birlikte, araştırmamızdan önce, ideal kardiyovasküler sağlığın tüm ölçümlerinin <strong>oküler sağlıkla </strong>olan ilişkisini kapsamlı bir şekilde değerlendiren başka hiçbir çalışma yoktu.&#8221;</p>



<p>Çoğu oküler hastalık <strong>erken evrelerde </strong>çok az semptom gösterir ve pek çok kişi, kolayca bulunabilen <strong>tedavilere </strong>rağmen <strong>tıbbi </strong>yardım istemeyebilir. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki tüm ırksal ve etnik gruplardan oluşan ve Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Wilmer Göz Enstitüsü tarafından yürütülen, ülke çapında yeni bir çevrimiçi anket ve ankete katılan 2.044 kişinin yüzde 88&#8217;inin iyi görmeyi genel sağlık için <strong>hayati </strong>olduğunu düşündüğünü gösterdi. <strong>Vizyonlarını </strong>kaybetmeyi başlarına gelebilecek en kötü hastalık olarak değerlendiriyorlar. Endişe verici bir şekilde, yüzde 25&#8217;inin oküler hastalıklar ve risk faktörleri hakkında hiçbir bilgisi yoktu.</p>



<p>Bu araştırma, sağlıklı yaşam tarzı ve davranış alışkanlıklarının izlenmesinin, Amerikan Kalp Derneği&#8217;nin <strong>Life&#8217;s Simple Seven</strong> (<strong>LS7</strong>) olarak bilinen sağlık ölçütü reçetesine bağlılık ile değerlendirildiği üzere, iyi kardiyovasküler sağlığa katkıda bulunabileceğini göstermektedir. LS7 yedi kardiyovasküler hastalık risk faktörünün durumuna dayanmaktadır: sigara içmeme, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, normal kiloyu koruma ve kolesterol, kan basıncı ve kan şekeri seviyelerini kontrol etme.</p>



<p>Bu sağlıklı yaşam tarzlarını birlikte uygulamanın yaşa bağlı makula dejenerasyonu, diyabetik retinopati, katarakt ve glokom için daha düşük olasılıklarla ilişkili olduğu bulundu. <strong>Optimal kardiyovasküler </strong>sağlığı olan bireyler, yetersiz kardiyovasküler sağlığı olan bireylere kıyasla diyabetik retinopati için yüzde <strong>97 </strong>daha <strong>düşük </strong>olasılığa sahipti.</p>



<p>Dr. Appiah, &#8220;Çalışma bulgularımızın <strong>yaşa bağlı </strong>bu hastalıkları önlemek için sağlıklı yaşam tarzlarına uyumu teşvik edeceğini ve aynı zamanda kardiyovasküler ve oküler hastalıkları daha iyi önlemek için <strong>kardiyologlar</strong>, <strong>optometristler </strong>ve <strong>oftalmologlar </strong>arasında artan <strong>işbirliğine </strong>yol açacağını umuyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/goz-gormeyince-gonul-katlanmasin-saglikli-bir-yasam-icin-gozler/">Göz Görmeyince Gönül Katlanmasın Sağlıklı Bir Yaşam İçin Gözler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/goz-gormeyince-gonul-katlanmasin-saglikli-bir-yasam-icin-gozler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktif Ve Bastırılmış Nöronlar Vücuttaki Uykuyu Belirliyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/aktif-ve-bastirilmis-noronlar-vucuttaki-uykuyu-belirliyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/aktif-ve-bastirilmis-noronlar-vucuttaki-uykuyu-belirliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 17:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=639</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlişki kurmak muhtemelen oldukça kolaydır. Bir ders ya da toplantıdasınız, hevesle notlar alıyorsunuz ve konuya giriyorsunuz. Neyin tartışıldığının farkındasınız ve mümkün olduğunca özümsemeye heveslisiniz. Ve sonra, aniden düşünceleriniz uzaklaşır. Söylenenleri duymayı veya gösterilenleri görmeyi bırakırsınız. Uykulu olursunuz, göz kapaklarınız sarkmaya başlar ve zihniniz kapanır. Bu senaryo birçok insana tanıdık gelse de, beynimizin bunu yapmasının ardındaki neden tam olarak anlaşılamamıştır. Bunun başlıca [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/aktif-ve-bastirilmis-noronlar-vucuttaki-uykuyu-belirliyor/">Aktif Ve Bastırılmış Nöronlar Vücuttaki Uykuyu Belirliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/auykkk.jpg" alt="" class="wp-image-640" width="470" height="312" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/auykkk.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/auykkk-600x398.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/auykkk-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/auykkk-300x199.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/auykkk-632x420.jpg 632w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></figure></div>



<p id="first"><strong>İlişki kurmak </strong>muhtemelen oldukça kolaydır. Bir ders ya da toplantıdasınız, hevesle notlar alıyorsunuz ve konuya giriyorsunuz. Neyin <strong>tartışıldığının </strong>farkındasınız ve mümkün olduğunca <strong>özümsemeye </strong>heveslisiniz. Ve sonra, aniden düşünceleriniz uzaklaşır. Söylenenleri duymayı veya gösterilenleri görmeyi bırakırsınız. Uykulu olursunuz, göz kapaklarınız sarkmaya başlar ve <strong>zihniniz kapanır</strong>.</p>



<p>Bu senaryo birçok insana tanıdık gelse de, <strong>beynimizin </strong>bunu yapmasının ardındaki neden tam olarak anlaşılamamıştır. Bunun başlıca nedeni, birçok farklı beyin yapısının dikkat süremizi düzenlemesi ve bunlardan birinin <strong>korteksin </strong>en derin tabakası olan <strong>6</strong>. <strong>tabakada </strong>olmasıdır. Korteks veya <strong>serebral korteks</strong>, insanlarda ve diğer memelilerde <strong>beynin en dıştaki kısmıdır</strong>. İşlevsel olarak uzmanlaşmış ve birbiriyle oldukça bağlantılı <strong>duyusal</strong>, <strong>motor </strong>ve <strong>birleşme </strong>alanlarından oluşur. Soyut düşünme, dış dünyanın içsel bir modeli ve bilinçli algı, beynin bu kısmından doğar.</p>



<p>&#8220;Korteksin 6. katmanının, <strong>davranış durumuyla </strong>ilişkili bir şekilde dış dünyaya nasıl bağlandığımızı düzenlediğini biliyoruz. Bazı durumlarda neden tam olarak farkında olduğumuz ve uykulu olduğumuzda dikkatimizin neden birdenbire gittiği ile ilgili. Bu deney için fareleri kullandılar.</p>



<p><strong>Nöronlar</strong>, bilgiyi vücudun etrafındaki diğer <strong>sinir hücrelerine </strong>ve <strong>kaslara </strong>ileten özel <strong>hücrelerdir</strong>. Beynin içinde ağlar oluştururlar ve <strong>elektrokimyasal </strong>sinyaller aracılığıyla birbirleriyle <strong>iletişim </strong>kurarlar. Önemleri göz önüne alındığında, beyinlerimizin nasıl çalıştığını anlamak için faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi edinmek çok önemlidir.</p>



<p>Her deneyde, fare sabit ancak rahat bir konuma yerleştirildi ve <strong>periyodik </strong>olarak farklı türde görsel uyaranlar gösterildi. Hücresel çözünürlükle beyninin derinliklerinden saatler süren <strong>kayıtlar </strong>alınırken, koşma, oturma, kendini düzenleme ve hatta uyku özgürlüğü vardı. Araştırmacılar, uyanıklığını belirlemek için farenin beynindeki <strong>elektriksel aktiviteyi </strong>(<strong>elektroensefalogramı</strong>) bunun yanı sıra koşu hızını ve <strong>gözbebeği boyutunu </strong>da kaydettiler. Sonuç, fare farklı davranış hallerindeyken farklı duyusal koşullara yanıt olarak yüzlerce bireysel nöronun aktivitesini aynı anda gözlemleyebilme yeteneğiydi.</p>



<p>Araştırmacılar, görsel uyarıma farklı tepki veren üç farklı <strong>nöron popülasyonu </strong>buldular. Nöronların yaklaşık üçte biri görsel uyaranla aktive olan (VSA) nöronlar olarak sınıflandırıldı. Bunlar, görsel uyaran olmadığında etkisizdi, ancak fareye bir uyarı gösterildiğinde aktive edildi. Diğer nöronlar ters tepki gösterdi. Görsel bir uyaran olmadan kendiliğinden aktiflerdi, ancak bir uyaran gösterildiğinde, etkinlik düştü. Bunlar görsel uyaran <strong>bastırılmış </strong>(VSS) <strong>nöronlar </strong>olarak sınıflandırıldı.</p>



<p>Ayrıca sessiz bir nöron popülasyonu da vardı. Bunlar, bu deney sırasında herhangi bir <strong>aktivite göstermeyen </strong>nöronlardı. Ancak, Dr. Augustinaite&#8217;in açıkladığı gibi, hiçbir faaliyet göstermemiş olabilirler çünkü onları harekete geçirmek için doğru türden uyaranlar sunulmamıştı. &#8220;Doğru uyaranlar gösterilseydi, bu sözde sessiz nöronların VSA nöronları gibi davranmaya başlaması ihtimali vardır.&#8221;dedi</p>



<p>VSA ve VSS nöronlarının çoğu, farenin en uyanık olduğu zamanda en aktif durumdaydı ve fareler uykulu hale geldikçe aktiviteleri kademeli olarak <strong>azaldı</strong>. Ancak bu her zaman böyle değildi. Özellikle VSS popülasyonundaki bazı nöronlar, en çok düşük uyanıklık sırasında fare uykulu veya uykudayken aktifti. Ve ilginç bir şekilde, birçok nöron hareket ve durağan durumlar arasında ayrım yapmazken, diğerleri yaptı. Bazı nöronlar sadece hareket sırasında aktifken diğerleri sadece durağan dönemlerde aktifti. Aslında, bu araştırmanın gösterdiği bir şey varsa, o da <strong>sabit olmadığıdır</strong>. Daha ziyade, 6. tabakadaki nöronlar çeşitli ve dinamiktir.</p>



<p>Dr. Augustinaite, &#8220;6. tabakanın olanları bu şekilde düzenlediğini düşünüyoruz&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Bu farklı nöron popülasyonlarının aktivitesi birbirini tamamlıyor.&#8221;</p>



<p>Örneğin, bir görsel bilgi akışı varsa, VSA nöronları korteksin dışından beynin diğer bölümlerine bilgi gönderir. Ancak karanlıksa, bu <strong>subkortikal </strong>alanların yine de <strong>kortekste </strong>neler olduğunu bilmesi gerekir. Yani, VSS nöronları devralır. 6. katman nöronlarının bu aktivitesi, duyu organlarından kortekse bilgi akışını düzenler ve bu nedenle kişinin dikkatini vermesine veya odağını kaybetmesine neden olan <strong>temel faktörlerden </strong>biridir.</p>



<p>Bu devrenin dikkat aralığımıza <strong>dikkat eksikliği</strong>, <strong>otizm </strong>veya <strong>şizofreni </strong>gibi farklı bozukluklara tam olarak nasıl katkıda bulunduğunu belirlemek için 6. tabakada hala yapılması gereken çok fazla araştırma var, ancak Dr.Augustinaite neler olduğunu anlamak istiyorsak zihnimizde o zaman uyanık davranan konularla çalışmalıyız. &#8220;Bu, ilk kez 6. katman bu yöntemle araştırıldı.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/aktif-ve-bastirilmis-noronlar-vucuttaki-uykuyu-belirliyor/">Aktif Ve Bastırılmış Nöronlar Vücuttaki Uykuyu Belirliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/aktif-ve-bastirilmis-noronlar-vucuttaki-uykuyu-belirliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşadığımız Deneyimleri Aynı Ruh Halindeyken Hatırlarız Peki Bebekler?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yasadigimiz-deneyimleri-ayni-ruh-halindeyken-hatirlariz-peki-bebekler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yasadigimiz-deneyimleri-ayni-ruh-halindeyken-hatirlariz-peki-bebekler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2020 16:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[ruh hali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeklerin öğrendiklerini nasıl hatırladıkları ruh hallerine bağlıdır: sakin zamanlarda hissettiklerine öğrendiklerine, aktif olduklarında erişilemez veya bunun tam tersi de olabilir. Ruhr Universität Bochum&#8216;da (RUB) gelişim psikologları tarafından dokuz aylık 96 çocukla yapılan bir çalışmada gösterilmiştir.  Bir dakika mutlu, sonraki dakika üzgün Bebeklerin ruh hali tahmin edilemez. Bir an mutlu bir şekilde oynuyor olabilirler ve bir sonraki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yasadigimiz-deneyimleri-ayni-ruh-halindeyken-hatirlariz-peki-bebekler/">Yaşadığımız Deneyimleri Aynı Ruh Halindeyken Hatırlarız Peki Bebekler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebeee.jpg" alt="" class="wp-image-635" width="335" height="201" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebeee.jpg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebeee-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebeee-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 335px) 100vw, 335px" /></figure></div>



<p id="first">Bebeklerin öğrendiklerini nasıl hatırladıkları <strong>ruh hallerine </strong>bağlıdır: sakin zamanlarda  hissettiklerine <strong>öğrendiklerine</strong>, aktif olduklarında erişilemez veya bunun tam tersi de olabilir. <strong>Ruhr Universität Bochum</strong>&#8216;da (RUB) gelişim psikologları tarafından dokuz aylık 96 çocukla yapılan bir çalışmada gösterilmiştir. </p>



<p><strong>Bir dakika mutlu, sonraki dakika üzgün</strong></p>



<p>Bebeklerin ruh hali tahmin edilemez. Bir an <strong>mutlu </strong>bir şekilde oynuyor olabilirler ve bir sonraki an tamamen teselli edilemezler. RUB Gelişim Psikolojisi araştırma grubu başkanı Profesör <strong>Sabine Seehagen</strong>, &#8220;Şaşırtıcı bir şekilde, ruh halindeki bu değişikliklerin bebeklerde <strong>öğrenmeyi </strong>ve <strong>hafızayı </strong>etkileyip etkilemediği henüz anlaşılmamıştı&#8221; diyor. Yetişkinlerle yapılan araştırmalar, ruh hallerinin düşünmeyi etkilediğini göstermiştir. Belli bir ruh hali içinde <strong>yaşadığımız deneyimleri</strong>, özellikle tekrar aynı ruh halindeyken hatırlarız.</p>



<p>Duruma bağlı <strong>bellek </strong>olarak bilinen bu <strong>fenomenin </strong>bebeklerde de var olup olmadığını öğrenmek için araştırmacılar <strong>dokuz aylık 96 </strong>çocuk üzerinde çalıştı. İlk aşamada bebekler ya ebeveynleriyle birlikte resimli kitaplara bakmak gibi sessiz <strong>aktiviteler </strong>yaptılar ya da etrafta zıplayarak çılgına döndüler; daha sonra, bir el kuklasıyla hareketler yapan bir <strong>deneyciyi </strong>izlediler, böylece bunu nasıl yapacaklarını <strong>öğrendiler</strong>. Sabine Seehagen deneyin ana hatlarını çizdiği gibi, &#8220;Bizi ilgilendiren yön, çocukların gözlemlenen eylemleri çeyrek saat sonra <strong>taklit </strong>edip edemeyecekleriydi&#8221;. Test başlamadan hemen önce bazı bebekler öğrenirken olduğu gibi aynı duruma getirilirken, diğerleri zıt oyunlar oynanarak farklı bir ruh haline getirildi.</p>



<p><strong>Hafıza içeriğine erişim engellendi</strong></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebekkkkk.jpg" alt="" class="wp-image-636" width="359" height="225" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebekkkkk.jpg 628w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebekkkkk-600x375.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebekkkkk-150x94.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bebekkkkk-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 359px) 100vw, 359px" /></figure></div>



<p>Öğrenirken öğrendiklerinden <strong>farklı </strong>bir ruh hali içinde olan bebekler, kukla ile yaptıkları eylemleri taklit edemezlerdi: eğer öğrenirken ve <strong>hatırlarken </strong>aynı ruh halindeyseler <strong>hafıza performansı </strong>iki buçuk kat daha yüksekti. Seehagen, &#8220;Bu, bu çağda iç durumdaki dalgalanmaların bellek içeriğine erişimi <strong>engelleyebileceğini </strong>gösteriyor&#8221; diye belirtiyor.</p>



<p>Araştırmacılar bunun, yetişkinlerin <strong>erken çocukluklarının </strong>hiçbir deneyimini hatırlayamadıkları gerçeğinin bir açıklaması olabileceğini varsayıyorlar. Ve ebeveynler böylece çocuklarının neden bazı şeyleri hatırlayabildiğini ve diğerlerini hatırlayamadığını anlayabilir: Bir çocuğun <strong>sessiz </strong>bir modda öğrendiği bazı şeyler, çocuk üzgün olduğunda artık erişilebilir olmayabilir. Sabine Seehagen, &#8220;Bu çalışmada sadece bir yaş grubuna baktık&#8221; diyor. &#8220;<strong>Ruh hali </strong>ve <strong>hafıza </strong>arasındaki ilişkinin yaşla birlikte nasıl geliştiğini keşfetmek için daha fazla araştırma yapılması gerekecek.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yasadigimiz-deneyimleri-ayni-ruh-halindeyken-hatirlariz-peki-bebekler/">Yaşadığımız Deneyimleri Aynı Ruh Halindeyken Hatırlarız Peki Bebekler?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yasadigimiz-deneyimleri-ayni-ruh-halindeyken-hatirlariz-peki-bebekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanis&#8217;in &#8220;Kayıp Şehri&#8221;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/tanisin-kayip-sehri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/tanisin-kayip-sehri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 19:16:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kayıpşehir]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[nazi]]></category>
		<category><![CDATA[tanis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanis şehri, şimdiye kadar bulunan en büyük arkeolojik kalıntılardan birini vermesine rağmen, Mısır&#8217;ın zengin tarihi yerleri arasında nispeten bilinmemektedir. Bir zamanlar tüm Mısır&#8217;ın başkenti olan Tanis&#8217;in kraliyet mezarları, Tutankhamun&#8217;un hazineleri ile aynı düzeyde eserler ortaya çıkardı. Tanis&#8217;in &#8220;kayıp şehri&#8221; nde bulunan hazineler, Kral Tutankamon&#8217;unkilere rakiptir. Yine de altmış yıldan fazla bir süredir, yöneticilerinin mezarlarından elde edilen zenginlikler büyük ölçüde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tanisin-kayip-sehri/">Tanis&#8217;in &#8220;Kayıp Şehri&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/tanis.jpg" alt="" class="wp-image-627" width="439" height="265" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/tanis.jpg 628w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/tanis-600x361.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/tanis-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/tanis-300x181.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 439px) 100vw, 439px" /></figure></div>



<p><strong>Tanis şehri</strong>, şimdiye kadar bulunan en büyük arkeolojik kalıntılardan birini vermesine rağmen, <strong>Mısır&#8217;ın </strong>zengin tarihi yerleri arasında nispeten bilinmemektedir. Bir zamanlar tüm Mısır&#8217;ın başkenti olan Tanis&#8217;in kraliyet mezarları, <strong>Tutankhamun&#8217;un </strong>hazineleri ile aynı düzeyde eserler ortaya çıkardı.</p>



<p>Tanis&#8217;in &#8220;<strong>kayıp şehri</strong>&#8221; nde bulunan hazineler, Kral Tutankamon&#8217;unkilere rakiptir. Yine de altmış yıldan fazla bir süredir, yöneticilerinin mezarlarından elde edilen zenginlikler büyük ölçüde bilinmemektedir.</p>



<p>Tanis&#8217;i tanıyan birçok kişi, şehri Indiana Jones filmi Raiders of the Lost Ark&#8217;da tasvir edildiği gibi hatırlıyor . Ünlü filmde şehir felaket bir antik kum fırtınasına gömüldü ve <strong>Ahit Sandığı&#8217;</strong>nı arayan Naziler tarafından yeniden keşfedildi.</p>



<p>Gerçekte, Ark asla Tanis&#8217;te saklanmadı, kum fırtınası olmadı ve Naziler, sitenin harabelerinde <strong>Indiana Jones</strong> ile asla savaşmadı. Ama Tanis&#8217;in gerçek hikayesi de beyaz perdeye uygun.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bir Şehir Kayboluyor</strong></h2>



<p>Tanis pek çok isimle biliniyordu. Eski Mısırlılar buraya <strong>Djanet </strong>adını verdiler ve<strong> Eski Ahit</strong>, ve <strong>Zoan </strong>olarak adlandırdı. Bugün adı <strong>Sân el-Hagar.</strong></p>



<p>Kahire&#8217;nin kuzeydoğusundaki <strong>Nil Deltası&#8217;nda </strong>bulunan yer, Mısır&#8217;ın Üçüncü Ara dönemdeki Tanite krallarının hükümdarlığı sırasında 21. ve 22. hanedanların başkentiydi.</p>



<p>Şehrin avantajlı konumu , <strong>İskenderiye&#8217;nin </strong>yükselişinden çok önce zengin bir ticaret merkezi haline gelmesini sağladı . Ancak politik talih ve nehrin suları değişti ve son yüzyıllarda Tanis bölgesi, pek ilgi çekici olmadığı düşünülen bazı tepe benzeri tepelerle dolu, siltli bir ovaya dönüştü.</p>



<p>Antik kentin bölgede bir yere gizlendiği biliniyordu ama nereye saklandığı bilinmiyordu.</p>



<p>Mısır&#8217;ın &#8220;<strong>ara dönemleri</strong>&#8220;, gücün bölündüğü ve bazen Mısır&#8217;ın elinden geçtiği zayıf merkezi hükümetin dönemleriydi. Bu süre zarfında Tanis&#8217;in yöneticileri geleneksel Mısırlı ailelerden değil, <strong>Libyalı </strong>saygın kişilerdi. Bu ayrım, şehrin daha sonraki yıllarda ortadan kalkmasına katkıda bulunmuş olabilir.1939&#8217;da Pierre Montet adlı bir Fransız arkeolog , yaklaşık bir düzine yıllık kazıların ardından Tanis&#8217;i 20. yüzyıla getirdi. Nadir ve muhteşem bir buluntu olan üç sağlam ve bozulmamış mezar odası içeren bir <strong>kraliyet mezarı kompleksi </strong>ortaya çıkardı.</p>



<p>Mezarlarda altın maskeler, gümüş tabutlar ve süslü lahitler gibi göz kamaştırıcı cenaze hazineleri vardı. Diğer değerli eşyalar arasında bilezikler, kolyeler, sofra takımları ve muskalar vardı.Heykeller, vazolar ve kavanozlar da mezarları doldurdu; hepsi de binlerce yıl sonra Tanis&#8217;in hükümdarlarının gücüne ve zenginliğine tanıklık eden bir dizinin parçası.</p>



<p>Tanis&#8217;in büyük ölçüde terk edildiği için bulunduğu için şehir, mezarların yanı sıra birçok arkeolojik hazineye de ev sahipliği yapıyor.&nbsp;Bir Amun Tapınağı ve bir Horus Tapınağı dahil tapınaklar bulundu.&nbsp;Antik kentin kentsel bölgeleri bile kalmıştır ve site, daha fazla buluntu aramak için arkeolojik keşiflere ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.</p>



<p>Tanis keşfi, <strong>II</strong>.<strong>Dünya Savaşı&#8217;nın </strong>neredeyse aynı anda patlak vermesiyle tamamen gölgede kaldı.Bugün bile, Montet&#8217;in keşfettiği hazinelerin hikayesini çok az kişi biliyor. Nesneler Kahire&#8217;nin Mısır Müzesi&#8217;nde yer alsa da, daha ünlü meslektaşlarından çok daha az ziyaretçi çekiyorlar.</p>



<p>İkram, &#8220;İkinci Dünya Savaşı müdahale etmeseydi, Tanis&#8217;in kraliyet cenazeleri de Tutankhamun&#8217;un mezarı olduğu daha iyi bilinmezdi,&#8221; diye belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/tanisin-kayip-sehri/">Tanis&#8217;in &#8220;Kayıp Şehri&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/tanisin-kayip-sehri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Restorasyon? Botoks ? İşte Viral Olan Mistik Kuzu</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/restorasyon-botoks-iste-viral-olan-mistik-kuzu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/restorasyon-botoks-iste-viral-olan-mistik-kuzu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 16:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ghent altarpiece]]></category>
		<category><![CDATA[misti kuzu]]></category>
		<category><![CDATA[restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[van eyck]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Van Eyck kardeşlerin 1432&#8216;de tamamladığı Ghent Altarpiece veya &#8216;Mistik Kuzu&#8217;nun Hayranlığı&#8216; dünya çapında büyük bir sanat eseri ve şimdiye kadar yapılmış en etkili resimlerden biri olarak kabul ediliyor. Ghent Altarpiece İnsansı Kuzusunun yeni görüntüsü. Araştırmacılar, üyelerin restorasyon fiyaskosu olarak adlandırdığı titiz bir koruma çabasını doğruladı. Geçen kış, Ghent Altarpiece üzerinde sekiz yıllık 2.4 milyon dolarlık restorasyon çabasının sonuçları , [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/restorasyon-botoks-iste-viral-olan-mistik-kuzu/">Restorasyon? Botoks ? İşte Viral Olan Mistik Kuzu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece.jpg" alt="" class="wp-image-623" width="407" height="229" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece.jpg 931w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ghent-altarpiece-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 407px) 100vw, 407px" /></figure></div>



<p><strong>Van Eyck </strong>kardeşlerin <strong>1432</strong>&#8216;de tamamladığı <strong>Ghent Altarpiece </strong>veya &#8216;<strong>Mistik Kuzu&#8217;nun Hayranlığı</strong>&#8216; dünya çapında büyük bir sanat eseri ve şimdiye kadar yapılmış en etkili resimlerden biri olarak kabul ediliyor. Ghent Altarpiece İnsansı Kuzusunun yeni görüntüsü. Araştırmacılar, üyelerin restorasyon <strong>fiyaskosu </strong>olarak adlandırdığı titiz bir koruma çabasını doğruladı.</p>



<p>Geçen kış, Ghent Altarpiece üzerinde sekiz yıllık <strong>2.4 milyon </strong>dolarlık restorasyon çabasının sonuçları , <strong>12 panelli </strong>resmin merkezi figürü olan <strong>İsa&#8217;yı </strong>simgeleyen bir kuzu, insansı bir canavar gibi göründüğü için acımasızca alay edildiğinde viral oldu. Memesters, Belçika&#8217;daki konservatörleri Bayan Frizzle gibi okula götürdü ve yeni ortaya çıkan kuzu ile yontulmuş burnunu, dev kulaklarını ve somurtkan ağzını canavar Jesus , Steve Buscemi ve hatta Derek Zoolander ile karşılaştırdı .</p>



<p>Ancak şimdi araştırmacılar, konservatörlerin yaratığı bir zamanlar tatlı olan halinin <strong>steroidal </strong>bir versiyonu olarak yeniden hayal etmekte haklı olduklarını göstermek için <strong>gelişmiş görüntüleme tekniklerini </strong>kullandılar. Antwerp Üniversitesi ve Washington DC&#8217;deki Ulusal Sanat Galerisi uzmanları, birkaç aşırı boyama örneğinin, Flaman kardeşler Jan tarafından 1432&#8217;de boyanmış olan orijinal 12 panelli başyapıtı nasıl değiştirdiğini vurguladılar.</p>



<p>Bilim adamları, kullanılan boya türlerini ve bunların katmanlara yerleştirildikleri sırayı belirlemek için <strong>invaziv </strong>olmayan tekniklerin makroskopik X-ışını floresansı, X-ışını radyografisi ve kızılötesi yansıma <strong>reflektografisi </strong>gibi bir kombinasyonunu kullandılar.</p>



<p>Diğer şeylerin yanı sıra, bir zamanlar kırmızı boyada kullanılan bir kimyasal element olan <strong>cıva</strong>, kuzunun burnunun etrafında daha ayrıntılı burun deliklerini ortaya çıkardı. Ayrıca o bölgedeki boyanın emdiği kızılötesi ışık miktarını ölçerek kafasının şeklini keşfettiler. 2019&#8217;da tamamlanan restorasyon, <strong>1950</strong>&#8216;lerden bu yana <strong>ilk koruma </strong>çalışmasıydı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/restorasyon-botoks-iste-viral-olan-mistik-kuzu/">Restorasyon? Botoks ? İşte Viral Olan Mistik Kuzu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/restorasyon-botoks-iste-viral-olan-mistik-kuzu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayasofya: Asya ve Avrupa Arasındaki Etkileşimin Eşsiz Tanığı!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ayasofya-asya-ve-avrupa-arasindaki-etkilesimin-essiz-tanigi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ayasofya-asya-ve-avrupa-arasindaki-etkilesimin-essiz-tanigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 14:54:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[bizans]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayasofya cami oldu. Müslümanların namazda baktığı yöne konumlandırılan Meryem Ana ve baş melek Cebrail&#8217;i tasvir eden imgeler gizlenecek. Ayasofya&#8217;daki Hristiyan ikonlarını tasvir eden mozaikler, bu ayın başlarında tekrar işler durumda bir camiye dönüştürülecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın sözcüsü , Pazar günü Müslümanların namazda karşı karşıya geldiği kıble yönünde yer alan Meryem Ana ve baş melek Cebrail&#8217;i tasvir eden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayasofya-asya-ve-avrupa-arasindaki-etkilesimin-essiz-tanigi/">Ayasofya: Asya ve Avrupa Arasındaki Etkileşimin Eşsiz Tanığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-619" width="768" height="432" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ayasfya.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure></div>



<p><strong>Ayasofya </strong>cami oldu. Müslümanların namazda baktığı yöne konumlandırılan <strong>Meryem Ana </strong>ve baş melek <strong>Cebrail&#8217;i </strong>tasvir eden imgeler gizlenecek. Ayasofya&#8217;daki Hristiyan ikonlarını tasvir eden <strong>mozaikler</strong>, bu ayın başlarında tekrar işler durumda bir camiye dönüştürülecek.</p>



<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın </strong>sözcüsü , Pazar günü Müslümanların namazda karşı karşıya geldiği kıble yönünde yer alan Meryem Ana ve baş melek Cebrail&#8217;i tasvir eden bazı görüntülerin namaz sırasında kapatılacağını dile getirdi. Binanın turistlere açık olması durumunda görüntüler tekrar ortaya çıkarılacak.</p>



<p>Roma İmparatoru <strong>Jüstinyen </strong>tarafından MS 537 yılında <strong>Rum Ortodoks Kilisesi </strong>olarak yaptırılan mimari harikası, 1453 yılında <strong>Osmanlılar </strong>şehri fethedince camiye, 1930&#8217;ların sonlarında <strong>müzeye </strong>dönüştürüldü. <strong>UNESCO </strong>genel direktörü Audrey Azoulay yaptığı açıklamada Ayasofya&#8217;yı &#8220;bir mimari şaheser ve yüzyıllar boyunca <strong>Avrupa </strong>ile <strong>Asya </strong>arasındaki etkileşimlerin eşsiz bir tanıklığı&#8221; olarak nitelendirdi. Binanın &#8220;mirasının evrensel doğasını yansıttığını&#8221; ve bu da onu diyalog için güçlü bir sembol haline getirdiğini de sözlerine ekledi.</p>



<p>Türk mahkemesi, ünlü Ayasofya&#8217;nın müze <strong>statüsünü </strong>iptal ederek, ışıltılı <strong>Bizans mozaikleri </strong>ve <strong>freskleriyle </strong>tanınan altıncı yüzyıl mimari harikasının camiye dönüştürülmesinin yolunu açtı. <strong>Anadolu Ajansı&#8217;na </strong>&#8220;Ayasofya&#8217;nın ibadete açılması yerli veya yabancı turistlerin burayı ziyaret etmesini engellemiyor&#8221; dedi . Paris&#8217;teki <strong>Notre Dame Katedrali </strong>ve <strong>Roma&#8217;daki Parthenon </strong>gibi diğer popüler tarihi yerler hala <strong>Katolik kiliseleri </strong>olarak aktif olarak kullanılıyor.</p>



<p>Dava, hem <strong>Yunanistan </strong>ile <strong>Türkiye </strong>hem de <strong>Hristiyanlar </strong>ve <strong>Müslümanlar </strong>arasındaki tarihi gerilimleri su yüzüne çıkardı. Bugün alınan karar öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, barış içinde bir arada yaşamanın sembolü olarak görülen binanın bir müze olarak kalması çağrısında bulunmak üzere Yunanistan ve Rusya&#8217;ya katıldı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ayasofya-asya-ve-avrupa-arasindaki-etkilesimin-essiz-tanigi/">Ayasofya: Asya ve Avrupa Arasındaki Etkileşimin Eşsiz Tanığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ayasofya-asya-ve-avrupa-arasindaki-etkilesimin-essiz-tanigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıkıcı Patlama</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yikici-patlama/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yikici-patlama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 14:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[beyrut]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[patlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyrut&#8217;un karşılaştığı zorlukları gerçekten takdir etmek için, önce patlamanın patlak verdiği bağlamı anlamak gerekir. Geçen ağustos ayında New York&#8217;tan Beyrut&#8217;u ziyaret eden Lübnanlı bir ekonomist &#8220;Analizimi yaptım ve Lübnan&#8217;da IV. Evre kanser var&#8221; diyor. 4 Ağustos&#8217;ta meydana gelen yıkıcı patlama Lübnan&#8217;ın başkentinin büyük bir kısmını yok etti, ancak ülke felaketle sonuçlanan yılda çoktan ağır bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yikici-patlama/">Yıkıcı Patlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/nytr.jpg" alt="" class="wp-image-615" width="390" height="181"/></figure></div>



<p><strong>Beyrut&#8217;un </strong>karşılaştığı zorlukları gerçekten takdir etmek için, önce <strong>patlamanın </strong>patlak verdiği bağlamı anlamak gerekir.</p>



<p>Geçen ağustos ayında New York&#8217;tan Beyrut&#8217;u ziyaret eden Lübnanlı bir ekonomist &#8220;Analizimi yaptım ve Lübnan&#8217;da IV. Evre  kanser var&#8221; diyor.</p>



<p><strong>4 Ağustos&#8217;ta </strong>meydana gelen <strong>yıkıcı patlama </strong>Lübnan&#8217;ın başkentinin büyük bir kısmını yok etti, ancak ülke felaketle sonuçlanan yılda çoktan ağır bir şekilde hastalandı. Kültür sektöründekiler, ulusun durumunu ve ilerlemekte karşılaştığı zorlukları gerçekten takdir etmek için, önce patlamanın patlak verdiği bağlamın anlaşılması gerektiğini söylüyor.</p>



<p>Agial Sanat Galerisi ve Saleh Barakat Galerisi&#8217;ni işleten Saleh Barakat, &#8220;<strong>Beyrut</strong>, Lübnan&#8217;dan çok, tüm bölge için merkezi bir yer&#8221; dedi. &#8220;Bugün nesli tükenmekte olan özgür bir kültürü temsil ediyor.&#8221; Galerisi patlamalarda ağır hasar gördü ve çalışanlarından biri olan Firas Dahwish&#8217;i kaybetti. Lojistikçi ve sanat sorumlusu, ölmeden önce üç gün boyunca yoğun bakımdaydı.</p>



<p>Barakat, &#8220;Beyrut&#8217;un hayatta kalması, bu çoğulluğun, çeşitliliğin, hoşgörünün, kültürün ve ifade özgürlüğünün hayatta kalması anlamına geliyor&#8221; diye devam etti. &#8220;Şimdi yardım almazsak, başka bir Gazze, Suriye veya Yemen olma riskini taşıyoruz.&#8221;</p>



<p>Geçtiğimiz sonbaharda, patlamadan on ay önce, Beyrut sokakları burada <strong>Ekim Devrimi </strong>olarak bilinen şey tarafından ele geçirildi  genç erkekler ve kadınlar kapsamlı bir <strong>siyasi değişim </strong>ve ülkenin <strong>mezhepçi </strong>hükümet sistemine son verilmesini talep etti.</p>



<p>Bunlar umut dolu <strong>barışçıl yürüyüşlerdi</strong>. Ama değişim gelmedi. Lübnan daha da hasta oldu. <strong>İşsizlik </strong>ve <strong>enflasyon arttı</strong>. Yaşam standartları düştü.</p>



<p>Patlamalardan bu yana geçen 10 gün içinde Lübnan hükümeti, patlamaya yol açan yolsuzluk ve ihmal nedeniyle artan öfke ortasında istifa etti.&nbsp;Ancak çoğu kişi bunun bile kalıcı bir değişim yaratmak için yeterli olmadığına inanıyor.&nbsp;</p>



<p>Ülkenin <strong>Şii İslamcı </strong>siyasi partisi olan <strong>Hizbullah</strong>, İran&#8217;la bağlantısı (askeri eğitim, silah ve mali destek aldığı) ve Esad ailesinin Baas hükümetine siyasi bağıyla hâlâ iktidarda Suriye&#8217;de. Lübnan&#8217;daki pek çok kişi, Fransa gibi uluslararası bir organ müdahale etmezse, Lübnan&#8217;ın <strong>başarısız </strong>bir <strong>devlet </strong>olmaya <strong>mahkum </strong>olduğuna inanıyor. </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yikici-patlama/">Yıkıcı Patlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yikici-patlama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bipolar Bozukluk</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bipolar-bozukluk/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bipolar-bozukluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 23:44:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[DSM]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yıl önce, Rhode Island Hastanesi ve Brown Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma, daha önce bipolar bozukluk tanısı almış hastaların yarısından daha azının, kapsamlı, psikiyatrik bir tanısal görüşme aracı olan DSM için Yapılandırılmış Klinik Görüşme aracını kullandıktan sonra gerçek bir bipolar bozukluk tanısı aldığını bildirdi. Bu takip çalışmasında, araştırmacılar bu hastaların gerçek tanılarını belirlemişlerdir. Rhode [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bipolar-bozukluk/">Bipolar Bozukluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/bipolardisorderblog.jpg" alt="" class="wp-image-611" width="443" height="266"/></figure></div>



<p id="first">Bir yıl önce, Rhode Island Hastanesi ve Brown Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma, daha önce <strong>bipolar</strong> bozukluk tanısı almış hastaların yarısından daha azının, kapsamlı, psikiyatrik bir tanısal görüşme aracı olan <strong>DSM </strong>için Yapılandırılmış Klinik Görüşme aracını kullandıktan sonra gerçek bir bipolar bozukluk tanısı aldığını bildirdi. Bu takip çalışmasında, araştırmacılar bu hastaların gerçek tanılarını belirlemişlerdir.</p>



<p>Rhode Island Hastanesi ayakta <strong>psikiyatri direktörü</strong>, baş yazar Mark Zimmerman&#8217;ın yönlendirmesi altında, araştırmacıların bulguları, daha önce bir SCID tarafından onaylanmayan bipolar bozukluk tanısı alan hastaların, sınırda kişilik bozukluğu ve dürtü kontrol bozuklukları ile teşhis edildi.</p>



<p>Araştırmaları, daha sonra <strong>SCID </strong>kullanımıyla doğrulanmayan daha önce bipolar bozukluk tanısı aldıklarını bildiren 82 psikiyatri poliklinik hastasının çalışmasını içeriyordu. Bu hastalardaki tanılar, daha önce bipolar bozukluk tanısı almamış 528 hasta ile karşılaştırıldı. Çalışma Mayıs 2001 ile Mart 2005 arasında yapıldı.</p>



<p>Brown Üniversitesi&#8217;nden Warren Alpert Tıp Fakültesi&#8217;nde psikiyatri ve insan davranışı alanında doçent olan Zimmerman, &#8220;Çalışmamızda, aşırı bipolar bozukluk tanısı alan hastaların dörtte biri sınırda kişilik bozukluğu için DSM-IV kriterlerini karşıladı. Bu sonuçlara başka bir açıdan bakıldığında, <strong>DSM</strong>&#8211;<strong>IV </strong>sınırda kişilik bozukluğu tanısı alan hastaların yaklaşık yüzde 40&#8217;ına (52&#8217;nin 20&#8217;si) bipolar bozukluk tanısı aşırı konmuştur. &#8220;</p>



<p>Çalışmanın sonuçları ayrıca, aşırı bipolar bozukluk tanısı alan hastaların daha sık <strong>majör depresif bozukluk</strong>, <strong>antisosyal </strong>kişilik bozukluğu, travma sonrası <strong>stres </strong>bozukluğu <strong>yeme </strong>ve <strong>dürtü </strong>bozuklukları ile teşhis edildiğini göstermektedir.</p>



<p>Zimmerman ve meslektaşları, &#8220;duygu durum dengesizliği olan hastalarda, hekimlerin, sınırda kişilik bozukluğu gibi daha az ilaç yanıt veren bir bozukluktan ziyade, bipolar bozukluk gibi potansiyel olarak ilaca yanıt veren bir bozukluğu teşhis etme eğiliminde olduklarını varsayıyoruz.&#8221;</p>



<p>Bipolar bozukluğun aşırı teşhis edildiği sonucuna varan daha önce yayınladıkları çalışmada, 700 hasta üzerinde çalıştılar. 700 hastadan 145&#8217;i daha önce bipolar bozukluk tanısı aldığını bildirdi; bununla birlikte, 145 hastanın yarısından daha azına (yüzde 43,4) SCID&#8217;ye göre bipolar bozukluk teşhisi konmuştur. Yazarlar, bipolar bozukluğun aşırı teşhisinin ciddi sonuçları olabileceğini, çünkü bipolar bozukluk duygu durum dengeleyicilerle <strong>tedavi </strong>edilirken, <strong>borderline </strong>kişilik bozukluğunun tedavisi için hiçbir ilaç onaylanmadığını belirtiyorlar. Sonuç olarak, aşırı tanı konan bipolar bozukluk hastaları gereksiz yere <strong>böbrek, endokrin, hepatik, immünolojik ve metabolik </strong>işlevlere olası etkiler dahil olmak üzere ciddi ilaç yan etkilerine maruz bırakabilir.</p>



<p>Zimmerman şu sonuca varıyor: &#8220;Sınırda kişilik bozukluğu için belirli psikoterapi biçimlerinin etkinliğini ortaya koyan kanıtlar ortaya çıkmaya devam ettiğinden, borderline kişilik bozukluğu olan hastalarda bipolar bozukluğun aşırı teşhisi, en uygun tedavi biçimlerinin önerilmemesiyle sonuçlanabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bipolar-bozukluk/">Bipolar Bozukluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bipolar-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğneyip Attığınız Sakızlarla Kuşları Kandırabilirsiniz Ama Bilim Adamlarını Asla!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cigneyip-attiginiz-sakizlarla-kuslari-kandirabilirsiniz-ama-bilim-adamlarini-asla/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cigneyip-attiginiz-sakizlarla-kuslari-kandirabilirsiniz-ama-bilim-adamlarini-asla/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 22:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[genom]]></category>
		<category><![CDATA[huş ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[sakız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=603</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kopenhag Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, binlerce yıllık &#8220;sakız&#8221; dan tam bir insan genomu çıkarmayı başardılar.&#160;Araştırmacılara göre, keşfedilmemiş yeni bir antik DNA kaynağı.Lolland&#8217;daki kazılar sırasında arkeologlar, huş ağacından yapılmış 5,700 yıllık bir &#8220;sakız&#8221; türü buldular.&#160; Yeni bir çalışmada, Kopenhag Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar sahadan eksiksiz bir antik insan genomu çıkarmayı başardılar.İlk kez, eski bir insan genomunun tamamı, insan kemikleri dışındaki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cigneyip-attiginiz-sakizlarla-kuslari-kandirabilirsiniz-ama-bilim-adamlarini-asla/">Çiğneyip Attığınız Sakızlarla Kuşları Kandırabilirsiniz Ama Bilim Adamlarını Asla!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/genaana-1-1024x954.jpg" alt="" class="wp-image-607" width="279" height="248"/></figure></div>



<p id="first">Kopenhag Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, binlerce yıllık &#8220;<strong>sakız</strong>&#8221; dan tam bir <strong>insan genomu </strong>çıkarmayı başardılar.&nbsp;Araştırmacılara göre, keşfedilmemiş yeni bir <strong>antik DNA </strong>kaynağı.Lolland&#8217;daki kazılar sırasında <strong>arkeologlar</strong>, <strong>huş ağacından </strong>yapılmış 5,700 yıllık bir &#8220;sakız&#8221; türü buldular.&nbsp;</p>



<p id="first">Yeni bir çalışmada, Kopenhag Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar sahadan eksiksiz bir antik insan genomu çıkarmayı başardılar.İlk kez, eski bir insan genomunun tamamı, insan kemikleri dışındaki herhangi bir şeyden çıkarıldı.&nbsp;Doçent Hannes Schroeder, Kemikten başka herhangi bir şeyden eksiksiz bir antik insan genomu elde etmek şaşırtıcı diyor.</p>



<p>Hannes Schroeder &#8220;Dahası, oral mikroplardan ve birkaç önemli insan patojeninden de <strong>DNA </strong>aldık bu da bunu özellikle insan kalıntısının olmadığı dönemler için çok değerli bir antik DNA kaynağı haline getiriyor &#8221; diye ekliyor.</p>



<p>Eski insan genomuna dayanarak, araştırmacılar huş ağacının bir dişi tarafından <strong>çiğnendiğini </strong>söyleyebilirler.&nbsp;Genetik olarak Avrupa ana karasındaki avcı toplayıcılarla, o sırada Orta İskandinavya&#8217;da yaşayanlardan daha yakından akrabaydı.&nbsp;Ayrıca muhtemelen koyu tenli, koyu saçlı ve mavi gözleri olduğunu da buldular.</p>



<p><strong>Çamurda mühürlenmiş</strong></p>



<p>Huş ağacı zemini, Danimarka&#8217;nın güneyindeki Rødbyhavn&#8217;ın doğusundaki <strong>Syltholm&#8217;daki </strong>arkeolojik kazılar sırasında bulundu.&nbsp;Kazılar, Fehmarn tünelinin inşası ile bağlantılı olarak Lolland Falster Müzesi tarafından yürütülüyor.</p>



<p><strong>Syltholm </strong>tamamen benzersizdir.&nbsp;Doktora çalışması üzerinde çalışan ve aynı zamanda Syltholm&#8217;daki kazılara katılan Globe Enstitüsü&#8217;nden Postdoc Theis Jensen, hemen hemen her şey çamurda mühürlendi, bu da organik kalıntıların korunmasının kesinlikle <strong>olağanüstü </strong>olduğu anlamına geliyor diyor.</p>



<p>Danimarka&#8217;daki en büyük <strong>Taş Devri </strong>bölgesi ve arkeolojik buluntular, bölgeyi işgal eden insanların, tarım ve evcil hayvanların ilk kez güney İskandinavya&#8217;ya tanıtıldığı dönem olan <strong>Neolitik&#8217;e </strong>kadar vahşi kaynakları yoğun şekilde kullandığını gösteriyor.Aynı zamanda ziftte, özellikle fındık ve ördek gibi, bireyin diyetinin bir parçası olabilecek bitki ve hayvan DNA&#8217;sı izlerini de belirlediklerinden, bu DNA sonuçlarına yansıdı.</p>



<p><strong>Bakteriyel evrim</strong></p>



<p>Ek olarak, araştırmacılar, birçok ortak tür ve fırsatçı patojenler de dahil olmak üzere ziftten birkaç oral <strong>mikrobiyotadan </strong>DNA çıkarmayı başardılar.Koruma inanılmaz derecede iyi ve oral <strong>mikrobiyomun </strong>özelliği olan birçok farklı bakteri türünü çıkarmayı başardık.&nbsp;Atalarımız farklı bir çevrede yaşadılar ve farklı bir yaşam tarzları diyetleri vardı ve bu nedenle bunun mikrobiyomlarına nasıl yansıdığını öğrenmek ilginç diyor Hannes Schroeder.</p>



<p>Araştırmacılar ayrıca bulaşıcı <strong>mononükleoz </strong>veya <strong>glandüler </strong>ateşe neden olduğu bilinen <strong>Epstein</strong>&#8211;<strong>Barr </strong>Virüsüne atanabilecek DNA buldular.&nbsp;Hannes Schroeder&#8217;e göre antik &#8220;sakızlar&#8221;, atalarımızın mikrobiyomunun bileşimini ve önemli insan patojenlerinin evrimini araştırmada büyük bir potansiyele sahiptir.</p>



<p><strong>Patojenlerin </strong>zaman içinde nasıl geliştiğini ve yayıldığını ve belirli bir ortamda onları özellikle öldürücü yapan şeyin ne olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir.&nbsp;Aynı zamanda, bir patojenin gelecekte nasıl davranacağını ve nasıl kontrol altına alınabileceğini veya ortadan kaldırılabileceğini tahmin etmeye yardımcı olabilir, &#8216;diyor Hannes Schroeder.</p>



<p>Sakız, çok amaçlı yapıştırıcı veya ilaç olarak mı kullanıldı ?</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Huş ağacı zifti</strong>, huş kabuğunun ısıtılmasıyla üretilen <strong>siyah</strong>&#8211;<strong>kahverengi </strong>bir maddedir.&nbsp;Tarih öncesinde, çok amaçlı bir yapıştırıcı olarak taş aletlerin saplanması için yaygın olarak kullanılmıştır.&nbsp;Huş ağacının bilinen en eski kullanımı <strong>Paleolitik </strong>döneme kadar uzanıyor.</li><li>Huş ağacı zift parçaları genellikle çiğnendiklerini düşündüren diş izleriyle birlikte bulunur.&nbsp;Zift soğuduktan sonra katılaşırken, saplama vb. İçin kullanmadan önce tekrar dövülebilir hale getirmek için <strong>çiğnendiği </strong>önerildi.</li><li></li><li>Huş ağacı zifti için başka kullanımlar da önerilmiştir.&nbsp;Örneğin, bir teori huş ağacının hafif <strong>antiseptik </strong>olduğu için diş ağrısı veya diğer rahatsızlıkları gidermek için kullanılmış olabileceğini öne sürüyor.&nbsp;Diğer teorilere göre insanlar onu bir tür tarih öncesi <strong>diş fırçası </strong>olarak, açlığı bastırmak için ya da sadece bir sakız olarak eğlenmek için kullanmış olabilir.</li></ul>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cigneyip-attiginiz-sakizlarla-kuslari-kandirabilirsiniz-ama-bilim-adamlarini-asla/">Çiğneyip Attığınız Sakızlarla Kuşları Kandırabilirsiniz Ama Bilim Adamlarını Asla!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cigneyip-attiginiz-sakizlarla-kuslari-kandirabilirsiniz-ama-bilim-adamlarini-asla/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hypoxis Rizomları: Sarı Yıldız Çiçeği Bilinen İlk Nişasta</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hypoxis-rizomlari-sari-yildiz-cicegi-bilinen-ilk-nisasta/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hypoxis-rizomlari-sari-yildiz-cicegi-bilinen-ilk-nisasta/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 15:18:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[tahta çubuklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güney Witwatersrand Üniversitesi Wits Evrim Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nden bir bilim adamı olan Profesör Lyn Wadley, &#8220;Kwazulu-Natal eSwatini sınırındaki Lebombo Dağları&#8217;ndaki Sınır Mağarası sakinleri 170 bin yıl önce nişastalı bitkiler pişiriyorlardı&#8221; diyor. Afrika (Wits ESI). &#8220;Bu keşif, benzer bitkileri pişirmekle ilgili önceki raporlardan çok daha eski ve Güney Afrika&#8217;daki erken modern insanların davranışsal uygulamalarına büyüleyici bir fikir veriyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hypoxis-rizomlari-sari-yildiz-cicegi-bilinen-ilk-nisasta/">Hypoxis Rizomları: Sarı Yıldız Çiçeği Bilinen İlk Nişasta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/unnamed.jpg" alt="" class="wp-image-600" width="358" height="238" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/unnamed.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/unnamed-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/unnamed-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 358px) 100vw, 358px" /></figure></div>



<p>Güney Witwatersrand Üniversitesi Wits Evrim Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nden bir bilim adamı olan Profesör Lyn Wadley, &#8220;Kwazulu-Natal eSwatini sınırındaki Lebombo Dağları&#8217;ndaki <strong>Sınır Mağarası </strong>sakinleri <strong>170 </strong>bin yıl önce <strong>nişastalı </strong>bitkiler pişiriyorlardı&#8221; diyor. Afrika (Wits ESI). &#8220;Bu keşif, benzer bitkileri pişirmekle ilgili önceki raporlardan çok daha eski ve Güney Afrika&#8217;daki erken <strong>modern insanların </strong>davranışsal uygulamalarına büyüleyici bir fikir veriyor. Aynı zamanda, yiyecekleri paylaştıklarını ve bitkileri topraktan çıkarmak için <strong>tahta çubuklar </strong>kullandıklarını ima ediyor.&#8221;</p>



<p>Wadley ile <strong>arkeobotanik </strong>çalışmayı tamamlayan Witwatersrand Üniversitesi&#8217;nden bilim adamı Dr. Christine Sievers, &#8220;Böylesine kırılgan bitki kalıntılarının bu kadar uzun süre hayatta kalması olağanüstü bir şey&#8221; diyor. Ekibin 2015&#8217;ten beri kazdığı Lebombo Dağları&#8217;nda ki Sınır Mağarası&#8217;ndaki kazılar sırasında yeraltı gıda bitkileri ortaya çıkarıldı. Kazı sırasında, Wadley ve Elekler küçük, kömürleşmiş silindirleri <strong>rizomlar </strong>olarak tanıdılar. Hepsi aynı türe ait gibi görünüyor ve <strong>55 kömürleşmiş</strong>, bütün rizom genellikle <strong>Sarı Yıldız çiçeği </strong>olarak adlandırılan <strong>Hypoxis </strong>olarak tanımlandı. &#8220;Bugün KwaZulu-Natal&#8217;da yetişen türlerin en muhtemel olanı ince yapraklı <strong>Hypoxis angustifolia&#8217;dır</strong>.</p>



<p>Sınır Mağarası bitki tanımlamaları, rizomların boyutu ve şekli ile taramalı elektron mikroskobu altında incelenen <strong>vasküler </strong>yapı üzerinde yapılmıştır. Modern Hypoxis rizomları ve bunların eski <strong>muadilleri</strong>, benzer hücresel yapılara ve raphides adı verilen mikroskobik <strong>kristal </strong>demetlerinin aynı kapanımlarına sahiptir. Özellikler, kömürleşmiş örneklerde bile hala tanınabilir. Dört yıllık bir süre boyunca Wadley ve Sievers, Lebombo bölgesinden modern rizomlar ve jeofitlerden oluşan bir koleksiyon yaptı. Sievers, &#8220;Modern jeofitlerin botanik özelliklerini ve kömürleşmiş eski örnekleri karşılaştırdık,&#8221; diye açıklıyor.</p>



<p>Hypoxis rizomları, yaklaşık 500 KJ / 100g enerji değeriyle <strong>besleyici </strong>ve <strong>karbonhidrat </strong>açısından zengindir. Yenilebilir çiğ iken rizomlar <strong>liflidir </strong>ve pişene kadar yüksek kırılma dayanıklılığına sahiptir. Köksaplar nişasta bakımından zengindir ve ideal bir temel bitki besini olabilir. Wadley, &#8220;Lif bakımından zengin rizomların pişirilmesi, soyulmalarını ve sindirilmelerini kolaylaştırırdı, böylece daha fazla tüketilebilir ve besinsel faydaları daha fazla olabilir&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Bitkileri yerden çıkarmak için kullanılan ahşap kazma çubukları</strong></p>



<p>Keşif aynı zamanda rizomları zeminden çıkarmak için tahta kazma çubuklarının kullanıldığını da ima ediyor. Bu aletlerden biri Border Mağarası&#8217;nda bulundu ve yaklaşık 40.000 yıl öncesine tarihlendi.</p>



<p><strong>Bitkiler pişirildi ve paylaşıldı</strong></p>



<p>Hypoxis rizomları, çevreleyen tortulardan ziyade çoğunlukla şöminelerden ve kül yığınlarından elde edildi.&nbsp;Wadley, &#8220;Sınır Mağarası sakinleri, mağaranın yakınındaki yamaçtan Hypoxis rizomlarını çıkarır ve onları şöminelerin külleri içinde pişirmek için mağaraya geri götürürdü&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;Tarlada pişirilmek yerine mağaraya geri getirilmeleri, yiyeceklerin ana üssünde paylaşıldığını gösteriyor. Bu, köksapların küller içinde kavrulduklarını ve bu süreçte bazılarının kaybolduğunu gösteriyor. Kanıtlar ise yemek pişirmek ikinci dereceden, yine de zorlayıcı. &#8220;</p>



<p><strong>Sınır Mağarasında Keşifler</strong></p>



<p>Tesis, Raymond Dart&#8217;ın 1934&#8217;te ilk kez orada çalıştığından beri defalarca kazılmıştır. Daha önceki keşifler arasında , 74.000 yıl önce Conus deniz <em>kabuğuna</em> sahip bir bebeğin gömülmesi, çeşitli kemik aletler, eski bir sayma cihazı, devekuşu yumurtası kabuğu boncukları, reçine ve ve bir zamanlar av silahlarında kullanılmış olabilecek zehir.</p>



<p><strong>Sınır Mağarası Miras Alanı</strong></p>



<p>Sınır Mağarası, küçük bir site müzesine sahip bir miras alanıdır. Mağara ve müze halka açıktır, ancak rezervasyon zorunludur Wadley ve meslektaşları, Sınır Mağarası keşfinin, bölgenin Güney Afrika ve dünyanın geri kalanı için yeri doldurulamaz bir kültürel kaynak olarak önemini vurgulayacağını umuyor.</p>



<p><strong>Hakkında Hypoxis angustifolia</strong></p>



<p>Hypoxis angustifolia herdem <em>yeşildir</em> , bu nedenle daha yaygın yaprak döken Hypoxis türlerinin aksine yıl boyunca görünürlüğe sahiptir. Çeşitli modern <strong>habitatlarda </strong>büyür ve bu nedenle geçmişte de bugün olduğu gibi geniş bir dağılıma sahip olması muhtemeldir. Sahra altı Afrika&#8217;da, Güney Sudan&#8217;da, bazı Hint Okyanusu adalarında ve Yemen&#8217;e kadar uzak bölgelerde görülür. Yemen&#8217;deki varlığı, bu Hypoxis bitkisinin önceki <strong>nemli koşullarda </strong>daha da geniş bir dağılım göstermesi anlamına gelebilir. Hypoxis angustifoliarizomlar <strong>kümeler </strong>halinde büyür, bu yüzden çoğu aynı anda hasat edilebilir. Lyn Wadley, &#8220;Köksapın tüm özellikleri, Afrika&#8217;da, hatta Afrika dışında yürüyüş yapan ilk insanlar için güvenilir, tanıdık bir <strong>besin kaynağı sağlayabileceğini </strong>ima ediyor&#8221; dedi. Avcı toplayıcılar son derece hareketli olma eğilimindedir, bu nedenle potansiyel temel bitki besinlerinin geniş dağıtımı gıda güvenliğini sağlayabilirdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hypoxis-rizomlari-sari-yildiz-cicegi-bilinen-ilk-nisasta/">Hypoxis Rizomları: Sarı Yıldız Çiçeği Bilinen İlk Nişasta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hypoxis-rizomlari-sari-yildiz-cicegi-bilinen-ilk-nisasta/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bira Hep Vardı Hep Olacak</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bira-hep-vardi-hep-olacak/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bira-hep-vardi-hep-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 11:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[bira]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[malt]]></category>
		<category><![CDATA[mayalama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkeolojik buluntularda bira veya diğer maltlı gıda maddelerinin varlığını güvenilir bir şekilde tanımlamak için yeni bir yöntem. Tarih öncesi köklere sahip bir içecek, bira eski toplumlarda ritüel, sosyal ve diyet rolleri oynadı. Bununla birlikte, bira gibi tahıl bazlı alkollü içeceklerin arkeolojik kanıtlarını pozitif olarak belirlemek kolay değildir, çünkü biranın varlığını gösteren çoğu açık belirteç dayanıklılık veya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bira-hep-vardi-hep-olacak/">Bira Hep Vardı Hep Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Arkeolojik buluntularda <strong>bira </strong>veya diğer <strong>maltlı </strong>gıda maddelerinin varlığını güvenilir bir şekilde tanımlamak için yeni bir yöntem.</p>



<p>Tarih öncesi köklere sahip bir içecek, bira eski toplumlarda <strong>ritüel</strong>, <strong>sosyal </strong>ve <strong>diyet </strong>rolleri oynadı. Bununla birlikte, bira gibi tahıl bazlı alkollü içeceklerin arkeolojik kanıtlarını pozitif olarak belirlemek kolay değildir, çünkü biranın varlığını gösteren çoğu açık belirteç <strong>dayanıklılık </strong>veya <strong>güvenilirlikten </strong>yoksundur.</p>



<p>Heiss ve meslektaşları, demlenmiş tahıllardaki olası mikro yapısal değişiklikleri keşfetmek için, ticari olarak temin edilebilen maltlı arpanın kömürleşme yoluyla arkeolojik olarak korunmasını <strong>simüle </strong>etti maltlama, bira <strong>mayalama </strong>sürecindeki ilk adımdır. Bu deneysel tahılları, <strong>MÖ 4</strong>. bin yıla tarihlenen beş arkeolojik alandaki eski tahıllarla karşılaştırdılar: Hanedanlık Öncesi Mısır&#8217;da bilinen iki bira mayalama bölgesi ve tahıl bazlı gıdaların kaplarda bulunduğu, ancak biranın var olduğu üç orta Avrupa göl kıyısı yerleşimi teyit edilmedi.</p>



<p>Yazarlar, <strong>elektron mikroskobu </strong>kullanarak, deneysel arpa tanelerinin alışılmadık derecede ince <strong>aleurone </strong>hücre duvarlarına sahip olduğunu buldular. <strong>Poaceae </strong>çim ailesinin tahıllarına özgü, aleurone tabakası, endospermin en dış tabakasını oluşturan bir dokudur. Beş tarih öncesi bölgenin tamamındaki arkeolojik tahıl örnekleri, aynı aleurone hücre duvarı incelmesini gösterdi.</p>



<p>Bu tür incelmiş hücre duvarının başka olası nedenleri olsa da <strong>mantar çürümesi, enzimatik aktivite </strong>veya <strong>ısıtma </strong>sırasındaki bozulma gibi hepsi dikkatli bir analizle göz ardı edilebilir, bu sonuçlar bu hücre duvarının tanenin aleurone tabakası, maltlama işlemi için genel bir işaretleyici görevi görebilir.</p>



<p>Eserlerdeki biranın veya diğer maltlı içeceklerin, gıda maddelerinin varlığını doğrulayan bu yeni tanı özelliği, sağlam tahıllar olmasa bile işe yarıyor. Daha fazla <strong>bira yapımı </strong>veya içme kanıtının korunmadığı arkeolojik alanlardaki olası biranın varlığını belirlemek için yeni bir araç olan bu yöntem, tarih öncesi maltlama ve bira üretim bilgilerimizi genişletmeyi vaat ediyor.</p>



<p>Yazarlar şunu belirtiyor: &#8220;Onlarca yıl önce bitki fizyologları ve benzer şekilde mayalama yapan bilim adamları tarafından tanımlanan çimlenen tahıldaki yapısal değişiklikler, ilgili tahıllar sadece toz haline getirilmiş ve yanmış kabuklar olarak korunsa bile, şimdi başarılı bir şekilde arkeolojik malt için bir teşhis özelliğine dönüştürüldü. &#8220;Küçük bir yan etki&#8221;, Orta Avrupa&#8217;da malt bazlı içeceklerin ve biranın üretiminin MÖ 4. binyıl gibi erken bir tarihte doğrulanmasıdır. Bir yıldan fazla bir süredir, biz ve eleştirmenler mutlu olana kadar yeni özelliğimizi kontrol etmeye devam ettik. Ancak, geçerken malt temelli ürünler için en eski kanıtı da sağladığımızı fark etmemiz epey zaman aldı. <strong>Neolitik orta Avrupa&#8217;da </strong>yiyecekleri keşfettik. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bira-hep-vardi-hep-olacak/">Bira Hep Vardı Hep Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bira-hep-vardi-hep-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölü Yakma Çok Eskilere Dayanıyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/olu-yakma-cok-eskilere-dayaniyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/olu-yakma-cok-eskilere-dayaniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 10:43:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[çukur]]></category>
		<category><![CDATA[kalıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[kemikler]]></category>
		<category><![CDATA[kremasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın Doğu&#8217;daki eski insanlar, MÖ 7. bin yılın başında ölülerini kasıtlı olarak yakmaya başlamıştı. Kuzey İsrail&#8217;deki Neolitik Beisamoun bölgesindeki kazılar, cenaze töreninin bir parçası olarak kasıtlı olarak yakılmış görünen bir cesedin kalıntılarını içeren eski bir kremasyon çukurunu ortaya çıkardı. Bu kalıntılar doğrudan MÖ 7013&#8211;6700 arasına tarihlendirildi ve bu da onları Yakın Doğu&#8217;daki bilinen en eski ölü yakma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-yakma-cok-eskilere-dayaniyor/">Ölü Yakma Çok Eskilere Dayanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="267" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-1024x267.jpg" alt="" class="wp-image-589" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-1024x267.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-600x156.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-768x200.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-1536x400.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-150x39.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-300x78.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-696x181.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-1392x363.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-1068x278.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma-1613x420.jpg 1613w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/ölüyakma.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p>Yakın Doğu&#8217;daki <strong>eski insanlar</strong>, MÖ <strong>7</strong>. bin yılın başında ölülerini kasıtlı olarak <strong>yakmaya </strong>başlamıştı. Kuzey İsrail&#8217;deki <strong>Neolitik</strong> <strong>Beisamoun </strong>bölgesindeki kazılar, cenaze töreninin bir parçası olarak kasıtlı olarak yakılmış görünen bir cesedin kalıntılarını içeren eski bir <strong>kremasyon çukurunu </strong>ortaya çıkardı. Bu kalıntılar doğrudan MÖ <strong>7013</strong>&#8211;<strong>6700 </strong>arasına tarihlendirildi ve bu da onları Yakın Doğu&#8217;daki bilinen en eski <strong>ölü yakma </strong>örneği yapıyor.</p>



<p><strong>Kalıntılar</strong>, genç bir yetişkine ait çoğu iskeletten oluşuyor. <strong>Kemikler</strong>, ölümden kısa bir süre sonra <strong>500 </strong>° C&#8217;nin üzerindeki sıcaklıklara ısıtıldığına dair kanıtlar gösteriyor üstü açık ve güçlü yalıtım duvarları ile inşa edilmiş gibi görünen bir çukurun içinde oturuyorlar. Yakacak odun çukurunun içinde bulunan <strong>mikroskobik bitki kalıntıları</strong>, muhtemelen ateş yakmak için kullanılan yakıttan kalmıştır. Bu kanıt, yazarların bunu, kuru kalıntıların yakılması veya trajik bir yangın kazasının aksine, taze bir cesedin kasıtlı olarak yakılması olarak tanımlamasına yol açar.</p>



<p>Bu erken <strong>yakma</strong>, dünyanın bu bölgesindeki cenaze törenlerinde önemli bir geçiş döneminde gelir. Ölülerin kafatasının kaldırılması ve yerleşimde ölülerin gömülmesi gibi eski gelenekler çıkış yolundayken, kremasyon gibi uygulamalar yeniydi. Cenaze prosedüründeki bu değişiklik aynı zamanda ölümü çevreleyen ritüellerde bir geçişi ve toplum içinde ölen kişinin önemini de gösterebilir. Bölgedeki diğer olası kremasyon alanlarının daha fazla incelenmesi, bu önemli kültürel değişimin aydınlatılmasına yardımcı olacaktır.</p>



<p>Bocquentin şöyle diyor: &#8220;Daha önce <strong>çakmaktaşı mermi </strong>yaralanmasından kurtulan genç bir yetişkin bireyin ateş çukurunda yerinde yakılmasını içeren cenaze kemiklerin envanteri ve göreceli konumları, eklemli bir cesedin depolanmasını güçlü bir şekilde destekliyor ve yerinden çıkmıyor kemikler.&#8221; &#8220;Bu köydeki ve toplumdaki ölülerin yerinin yeniden tanımlanmasıdır&#8221; diye ekliyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olu-yakma-cok-eskilere-dayaniyor/">Ölü Yakma Çok Eskilere Dayanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/olu-yakma-cok-eskilere-dayaniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutasyona Uğrayan Hücreler Ne İle Savaştığınızı Bilin: Kanser</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/mutasyona-ugrayan-hucreler-ne-ile-savastiginizi-bilin-kanser/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/mutasyona-ugrayan-hucreler-ne-ile-savastiginizi-bilin-kanser/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 09:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[semptomlar]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alwin Krämer&#8217;in kliniğine gelen hastalar, bir dizi semptom için tıbbi yardım arıyor. Koltukaltında bir yumru bulan ama başka türlü hisseden bir kadın var, bir diğeri sık sık baş ağrısı ve bulanık görme yaşarken, orta yaşlı bir adam süregelen mide ağrısından muzdarip. Semptomları çok belirsiz ve spesifik olmadığı için, pratisyen hekimlerinin onları daha ileri araştırmalar için yönlendirmesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mutasyona-ugrayan-hucreler-ne-ile-savastiginizi-bilin-kanser/">Mutasyona Uğrayan Hücreler Ne İle Savaştığınızı Bilin: Kanser</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/neslicn.jpg" alt="" class="wp-image-586" width="331" height="478" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/neslicn.jpg 187w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/neslicn-150x217.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" /></figure></div>



<p>Alwin Krämer&#8217;in kliniğine gelen hastalar, bir dizi <strong>semptom </strong>için tıbbi yardım arıyor. Koltukaltında bir yumru bulan ama başka türlü hisseden bir kadın var, bir diğeri sık sık baş ağrısı ve bulanık görme yaşarken, orta yaşlı bir adam süregelen mide ağrısından muzdarip.</p>



<p>Semptomları çok belirsiz ve <strong>spesifik </strong>olmadığı için, pratisyen hekimlerinin onları daha ileri araştırmalar için yönlendirmesi genellikle aylar aldı. Sonra bir <strong>MRI </strong>veya ultrason taraması şüpheli bir büyüme ortaya çıkardı ve bir biyopsi kanseri doğruladı. Öyle bile olsa, bunlar sıradan kanser hastaları değil.</p>



<p>Çoğu kanser hastasında <strong>tümör</strong>, vücutta genetik bir mutasyonun bir hücrenin kontrolsüz bir şekilde büyümeye başlamasına neden olduğu yerde <strong>keşfedilir</strong>. Hücreler bazen bu &#8220;<strong>birincil bölgeden</strong>&#8221; ayrılır ve vücudun başka yerlerinde ek tümörler <strong>metastazlar </strong>tohum verir. Ancak alarmı uyandıran <strong>birincil tümördür</strong>.</p>



<p>Bununla birlikte, <strong>Krämer</strong>, keşfedilen tümörün içinde büyüdüğü organ veya doku ile çok az ilişkisi olduğu bilinmeyen <strong>primer </strong>(<strong>CUP</strong>) sendromlu kanserin teşhis ve tedavisinde uzmanlaşmıştır. Bunun, bu kanser <strong>tohumlarından </strong>birinin <strong>ürünü </strong>olduğunu gösterir henüz onları serbest bırakan birincil tümör ya tespit edilemiyor ya da gizemli bir şekilde yok oldu.</p>



<p>CUP sendromu teşhisi konan hastalar korkunç bir <strong>prognozla </strong>karşı karşıyadır: tanıdan sonraki medyan sağkalım sadece altı ila 12 aydır. Bununla birlikte, moleküler tanıdaki gelişmeler, daha <strong>kişiselleştirilmiş </strong>tedavilerin yolunu açmanın yanı sıra, daha genel olarak metastaz biyolojisine yeni bir ışık tutmaktadır. Bu, CUP sendromlu hastalara ve ayrıca diğer ileri kanserli hastalara <strong>fayda </strong>sağlayabilir.</p>



<p>CUP sendromu, dünya çapındaki kanserlerin yaklaşık yüzde üç ila beşini oluşturur, ancak bu neredeyse ilgili hastalar için olduğu kadar doktorlar için de şaşırtıcıdır.&nbsp;Kramer, &#8220;Görüntüleme tepeden tırnağa yapılıyor&#8221; diyor.&nbsp;Ancak bir yerde birincil bir tümör bulmayı beklemenize rağmen, yalnızca metastaz bulursunuz.&nbsp;Bu nasıl olabilir?</p>



<p>Çeşitli teoriler var, hiçbiri kesin değil. Örneğin, belgelenmiş bir avuç vakada, bir hastanın birincil tümörü, metastazları <strong>büyümeye </strong>devam ederken, <strong>bağışıklık sistemi </strong>tarafından yok edildi. CUP hastalarında da benzer şeyler olabilir. Alternatif olarak, birincil tümör çok küçük olabilir ve saptanamayacak kadar <strong>yavaş </strong>büyür. Ancak bazı hücreleri, onları daha agresif ve soyulmaya yatkın hale getiren ve daha hızlı büyüyen metastazlara neden olan mutasyonlar geliştirdi.</p>



<p>Birincil tümörün yokluğu da sorunlara neden olur çünkü tedavi genellikle <strong>kanserin türüne </strong>bağlıdır. Örneğin <strong>meme kanseri </strong>gibi belirli kanserleri hedef almak için tasarlanmış çeşitli ilaçlar vardır. Ve bu ilaçların ortaya çıkmasından önce bile, <strong>akciğer kanseri </strong>olan bir kişi, <strong>kolorektal kanserli </strong>birine kıyasla farklı bir <strong>kemoterapi </strong>veya diğer ilaçlardan oluşan bir karışım alırdı.</p>



<p>Ancak doktorlar ne tür bir kanserle uğraştıklarını bilmiyorlarsa, onu en iyi nasıl tedavi edeceklerini bilmek zordur.&nbsp;Bu nedenle CUP hastalarının çoğu spesifik olmayan kemoterapi ile tedavi edilir.</p>



<p>Geçtiğimiz on yılda, birincil tümör arayışını kolaylaştırması gereken moleküler sıralama yöntemleri ortaya çıktı. <strong>RNA </strong>ile <strong>gen ekspresyon </strong>modelinin yanı sıra tümör hücresi DNA&#8217;sındaki <strong>genetik </strong>ve <strong>epigenetik </strong>belirteçleri inceleyerek, bir tümörün <strong>orijin dokusunu </strong>tanımlamak mümkündür. Umut, bunu yapmanın hastaların hayatta kalmasında iyileşmelere yol açmasıydı.</p>



<p>Ancak CUP hastalarının hangi tedaviyi alması gerektiğine karar vermek için RNA tabanlı yöntemler kullanan son iki çalışmanın sonuçları hayal kırıklığı yarattı: Krämer, &#8220;Gen ekspresyonuna dayalı tedavi için hiçbir avantaj göstermedi&#8221; diyor.</p>



<p>Şimdi, CUP&#8217;nin tek bir birincil tümörün büyümesinden ziyade metastazların çok erken veya ani yayılmasıyla <strong>karakterize </strong>edilen belirli bir kanser türü olabileceğine dair artan bir algıya dayanan farklı bir yaklaşım var. Bu nedenle birincil tümör bulunamayabilir.</p>



<p>Kanserler de sürekli olarak gelişir. Ve metastatik bir tümör, birincil tümöre farklı &#8220;itici&#8221; mutasyonlar taşıyabilir. Bu nedenle, bir CUP&#8217;un menşe dokusunu belirlemeye çalışmak yerine, bilim adamları şimdi bu sürücü mutasyonlarını belirlemek için <strong>genomik teknikleri </strong>kullanıyor ve bunun yerine hasta tedavisini bilgilendirmek için bu bilgileri kullanıyor.</p>



<p>Çeşitli genomik değişiklik türleri kansere yol açabilse de, tek bir <strong>dizileme yöntemi </strong>bunların hepsini tanımlayamaz, bu nedenle, belirli ilaçlarla hedeflenebilecek sürücü mutasyonlarını tek tek dışarıda bırakmaya paralel olarak birden çok test yapılır. Örneğin, tümörü <strong>BRCA1 </strong>veya 2 geninde spesifik bir mutasyon barındıran bir CUP hastasına, bu mutasyonları taşıyan hücrelerde bir <strong>zayıflıktan </strong>yararlanarak bunların yok edilmesini tetikleyen <strong>PARP inhibitörü </strong>adı verilen bir ilaç önerilebilir.</p>



<p>200 CUP hastasından alınan dokuyu analiz eden bir çalışmada, bunların yüzde <strong>85</strong>&#8216;inin terapilerini kişiselleştirmek için kullanılabilecek en az bir klinik olarak ilgili mutasyona sahip olduğu bulundu. CUP sendromunun tedavisine yönelik bu yeni yaklaşımın hastaların <strong>sağkalımı </strong>üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığını test etmek için klinik araştırmalar şu anda devam etmektedir.</p>



<p>Mevcut yaklaşım, herhangi bir <strong>embriyonik </strong>metastazı yok etmek için ilaçlar veya radyoterapi eşliğinde erken tanı ve primer tümörün çıkarılmasına dayanmaktadır. Ancak metastazlar belirlendikten sonra, hastalığın tedavisi çok daha zor hale gelir.</p>



<p>Yine de hayvan çalışmalarından elde edilen kanıtlar, metastazın tahmin edilenden çok daha <strong>erken </strong>meydana gelebileceğini ve bu <strong>tümör </strong>tohumlarının bağımsız olarak <strong>gelişerek </strong>yeni mutasyonlar elde ettiğini göstermektedir. CUP hastaları, normal kanser <strong>evriminin </strong>bu aşırı sonundan muzdarip olabilir. Bu nedenle, CUP sendromu ile ilişkili moleküler imzaların daha iyi anlaşılması, metastaz <strong>biyolojisine </strong>daha genel bir bakış açısı getirmenin yanı sıra, onu tedavi etmenin <strong>alternatif </strong>yollarını da sağlayabilir.</p>



<p>2017&#8217;den bu yana, vücudun neresinde meydana geldiklerine bakılmaksızın, belirli mutasyonları barındıran tümörlerin tedavisi için <strong>üç ilaç </strong>onaylanmıştır. Bu tür &#8220;<strong>tümör agnostik</strong>&#8221; tedavinin şafağı, CUP sendromlu hastalar için iyi bir haberdir çünkü hedefe yönelik tedavilerin çoğu, yalnızca anatomik olarak tanımlanmış kanserlerde, örneğin <strong>akciğer </strong>veya <strong>kolorektal </strong>bölgede kullanım için onaylanmıştır. Ama aynı zamanda agresif tümörü olan herkes için de iyi bir haber.</p>



<p>&#8220;Belki de birisinin şu ya da bu kansere sahip olduğunu ya da birinin CUP sendromu olduğunu söylemeniz gerçekten önemli değil, sonuçta mutasyon <strong>spektrumu </strong>ve belirli bir kanseri tanımlayan moleküler özellikler, kanserin bulunduğu organ değil birincil tümör gelişti ”diyor Krämer.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mutasyona-ugrayan-hucreler-ne-ile-savastiginizi-bilin-kanser/">Mutasyona Uğrayan Hücreler Ne İle Savaştığınızı Bilin: Kanser</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/mutasyona-ugrayan-hucreler-ne-ile-savastiginizi-bilin-kanser/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Durumda Temiz Kumaşlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/her-durumda-temiz-kumaslar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/her-durumda-temiz-kumaslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2020 14:37:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasallar]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[toksinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yağ ve suyu iten yeni bir kumaş yapma yöntemi, giysilerin daha çevre dostu ve sürdürülebilir olmasına yardımcı olabilir. Kumaşları perflorlu bileşikler adı verilen kimyasallarla kaplamak, giyim ve diğer tekstillerin yağ ve su itici hale getirilmesinin yaygın bir yoludur. Bununla birlikte, çevreye zarar veren ve kolayca bozulmayan toksinler içerdikleri için bu kimyasalların kullanımına ilişkin endişeler artmaktadır. Kanada, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-durumda-temiz-kumaslar/">Her Durumda Temiz Kumaşlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1.jpg" alt="" class="wp-image-582" width="346" height="346" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1-768x768.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1-696x696.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1-420x420.jpg 420w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kumm-1-840x840.jpg 840w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" /></figure></div>



<p>Yağ ve suyu iten yeni bir <strong>kumaş </strong>yapma yöntemi, giysilerin daha <strong>çevre dostu </strong>ve sürdürülebilir olmasına yardımcı olabilir.</p>



<p>Kumaşları <strong>perflorlu bileşikler </strong>adı verilen <strong>kimyasallarla </strong>kaplamak, giyim ve diğer tekstillerin yağ ve su itici hale getirilmesinin yaygın bir yoludur. Bununla birlikte, çevreye zarar veren ve kolayca bozulmayan <strong>toksinler </strong>içerdikleri için bu kimyasalların kullanımına ilişkin <strong>endişeler </strong>artmaktadır.</p>



<p>Kanada, British Columbia Üniversitesi&#8217;nden Kevin Golovin ve meslektaşları, bir kumaşın yapısını ve yüzey kimyasını <strong>yağları itme </strong>kabiliyetiyle ilişkilendiren bir dizi kimyasal denklem buldu. Denklemlerini kullanarak, belirli bir örgü deseni, daha sonra elyafları kaplamak için kullanılan dikkatlice tasarlanmış bir silikon formuyla eşleştirilebilir. Silikon kaplama, kumaşı yağ ve su itici hale getirir ve perflorlu bileşiklere göre daha <strong>çevre dostudur</strong>.</p>



<p>Golovin, &#8220;Belirli bir dokuma kumaş için kaplama, bu kumaş dikkate alınarak tasarlanmalıdır&#8221; diyor. &#8220;Bu, artık perflorlu bileşik kaplamalar gibi her şeye uyan tek bir çözüm değil. Farklı kumaşlar, aynı seviyede yağ iticiliği elde etmek için farklı kaplama <strong>formülasyonları </strong>gerektirebilir. &#8220;</p>



<p>Golovin ve ekibi bunu bir <strong>naylon </strong>ceket üzerinde test etti ve işlemin, ceketin kumaşının genel kimyasal özelliklerini, <strong>laboratuar </strong>testleri sırasında <strong>kolza tohumu</strong>, <strong>zeytin </strong>ve <strong>hint yağlarını </strong>uzaklaştıracak şekilde değiştirmek için yeterli olduğunu buldu. Aynı zamanda <strong>su </strong>ve <strong>sentetik teri </strong>de itiyordu.</p>



<p>Golovin, &#8220;<strong>Silikon bazlı </strong>yüzeyler on yıllardır piyasadadır, ancak yüzey kimyasını değiştirmek tek başına bir kumaşı yağ tutmaz hale getirmek için <strong>yetersizdir</strong>&#8221; diyor. Anahtar, hem yüzey kimyasını hem de tekstil yapısını birlikte ele almaktı, diyor.</p>



<p>Perflorlu bileşikler <strong>toksiktir</strong>, çevresel olarak <strong>kalıcıdır </strong>ve canlı organizmaların vücutlarında birikir. Ancak, çalışmalarımızdan önce, tekstilde yağ geçirmezlik gösteren tek bileşiklerdi ”diyor Golovin.</p>



<p>Oxford Üniversitesi&#8217;nden bu işle ilgilenmeyen Clara Barker, giysilerimizi kuru tutmak adına çevreye zarar vermenin iyi bir nedeni olmadığını söylüyor.&nbsp;Barker, silikon kaplamalı kumaşın hala yıpranma ve aşınmaya dayanabileceğinden emin olmak için dayanıklılık testlerinin önemli olacağını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-durumda-temiz-kumaslar/">Her Durumda Temiz Kumaşlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/her-durumda-temiz-kumaslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaklarda Sessiz Bir Galaksi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uzaklarda-sessiz-bir-galaksi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uzaklarda-sessiz-bir-galaksi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2020 14:08:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[galaksi]]></category>
		<category><![CDATA[merce]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erken evrende garip sakin bir galaksi, galaksilerin nasıl oluştuğuna dair fikirlerimizi altüst edebilir. Erken evrendeki genç galaksilerin çoğunun kaotik ve çalkantılı olması gerektiğini düşünüyoruz, ancak yüksek çözünürlükle görebildiğimiz türünün en erken galaksi olan galaksi SPT-SJ041839-4751.9 değil. Bu galaksiyi, evrenin sadece 1,4 milyar yaşında olduğu ve normal bir teleskop kullanarak ayrıntılı olarak gözlemlemek için çok fazla karanlık [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzaklarda-sessiz-bir-galaksi/">Uzaklarda Sessiz Bir Galaksi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl.jpeg" alt="" class="wp-image-575" width="397" height="260" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl.jpeg 788w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl-600x394.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl-768x504.jpeg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl-150x98.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl-300x197.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl-696x457.jpeg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl-640x420.jpeg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aassszzgl-741x486.jpeg 741w" sizes="auto, (max-width: 397px) 100vw, 397px" /></figure></div>



<p>Erken evrende garip sakin bir <strong>galaksi</strong>, galaksilerin nasıl oluştuğuna dair fikirlerimizi altüst edebilir. Erken evrendeki genç galaksilerin çoğunun <strong>kaotik </strong>ve <strong>çalkantılı </strong>olması gerektiğini düşünüyoruz, ancak yüksek çözünürlükle görebildiğimiz türünün en erken galaksi olan galaksi <strong>SPT-SJ041839-4751.9</strong> değil.</p>



<p>Bu galaksiyi, evrenin sadece 1,4 milyar yaşında olduğu ve normal bir teleskop kullanarak ayrıntılı olarak gözlemlemek için çok fazla karanlık ve uzak olduğu zamanki haliyle görüyoruz. Almanya&#8217;daki <strong>Max Planck </strong>Astrofizik Enstitüsü&#8217;nden Simona Vegetti ve meslektaşları , fotoğrafını çekmek ve içerdiği gazın nasıl hareket ettiğini ölçmek için <strong>yerçekimsel mercekleme </strong>adlı bir fenomeni kullandılar .</p>



<p>Yerçekimsel merceklenme, uzaktaki bir nesneden gelen <strong>ışık </strong>büyük, daha yakındaki bir nesnenin etrafında büküldüğünde meydana gelir. Işık <strong>bükülürken </strong>de <strong>büyütülür</strong>, bu nedenle ışığı daha uzaktaki nesnenin bir görüntüsüne döndürerek nispeten ayrıntılı bir resmi yeniden oluşturabiliriz. Vegetti ve meslektaşları, bu galaksiden gelen ışığın, daha yakın bir galaksinin mercekleme etkisiyle neredeyse mükemmel bir halkaya yayıldığını gördü. SPT-SJ041839-4751.9&#8217;u <strong>kahve lekesi </strong>galaksisi olarak adlandırdılar çünkü bir masaya bir fincan kahve konulduğunda geride kalan iz gibi görünüyordu.</p>



<p>Vegetti, &#8220;Bu kadar uzaktaki bir galaksi ilk kez bu kadar hassas bir şekilde görülebiliyordu ve ayrıca galaksi evrimi hakkında düşündüklerimiz göz önüne alındığında sonuçlar bizim için oldukça şaşırtıcıydı&#8221; diyor. Kahve lekesi galaksisi gibi genç galaksiler hala <strong>patlayarak </strong>yeni <strong>yıldızlar </strong>oluşturma sürecinde olduklarından, onların çalkantılı olmalarını bekliyoruz. Ama burada durum böyle değil.</p>



<p>Vegetti, &#8220;Bu galaksi çok sessiz, çok sıkıcı bir şekilde dönüyor, çok fazla kaos olmuyor,&#8221; diyor. Erken evrende beklediğimiz türden daha çok yakınlarda göreceğimiz olgun galaksi türüne benziyor . Bunun gibi galaksiler yaygınsa, galaksi oluşumunu veya erken evreni düşündüğümüz kadar anlamadığımız anlamına gelebilir işler modellerimizin tahmin ettiğinden daha az <strong>kaotik </strong>olabilirdi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzaklarda-sessiz-bir-galaksi/">Uzaklarda Sessiz Bir Galaksi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uzaklarda-sessiz-bir-galaksi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökyüzüne Kubbe A&#8217;dan Bakın</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-kubbe-adan-bakin/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-kubbe-adan-bakin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2020 12:53:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[antartika]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada gece gökyüzüne bakmak için en iyi yer, Antarktika&#8217;daki Dome A adı verilen bir buz kütlesinin tepesidir. Tepe, dünyanın en soğuk yerlerinden biridir. Dünya yüzeyinde çektiğimiz teleskop görüntüleri genellikle atmosfer tarafından bozulur, bu da çalkantılı olabilir ve resimleri bulanıklaştırabilir, bu nedenle soluk nesneleri net bir şekilde görmek zorlaşır. Astronomik görme, bu bulanıklığa nasıl atıfta bulunduğumuzdur. Pekin&#8217;deki Çin Bilimler [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-kubbe-adan-bakin/">Gökyüzüne Kubbe A&#8217;dan Bakın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa.jpg" alt="" class="wp-image-571" width="676" height="476" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa.jpg 604w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa-600x422.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa-150x106.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa-300x211.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa-597x420.jpg 597w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa-100x70.jpg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kubbeaaa-200x140.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 676px) 100vw, 676px" /></figure></div>



<p>Dünyada gece gökyüzüne bakmak için en iyi yer, Antarktika&#8217;daki <strong>Dome A </strong>adı verilen bir buz kütlesinin tepesidir. Tepe, dünyanın en soğuk yerlerinden biridir.</p>



<p>Dünya yüzeyinde çektiğimiz teleskop görüntüleri genellikle atmosfer tarafından <strong>bozulur</strong>, bu da çalkantılı olabilir ve resimleri bulanıklaştırabilir, bu nedenle soluk nesneleri net bir şekilde görmek zorlaşır. Astronomik görme, bu bulanıklığa nasıl atıfta bulunduğumuzdur.</p>



<p>Pekin&#8217;deki Çin Bilimler Akademisi&#8217;nden Zhaohui Shang, Kötü görmek, görüntülerinizi bir teleskopla bulaştırıyor diyor. İyi görüşe sahip bir alanda, bir teleskop, daha kötü görüşe sahip bir alanda benzer bir teleskoptan daha iyi performans gösterebilir.</p>



<p>Shang&#8217;ın ekibi, <strong>Kubbe A&#8217;daki </strong>görüşü ilk kez ölçmek için özel bir teleskop kullandı araştırmacılar, soğuk, kuru hava ve tepenin yüksekliği nedeniyle dünyanın en iyi görüş alanlarından bazılarına sahip olduğundan şüpheleniyorlardı.</p>



<p><strong>Astronomik </strong>görüş için en önemli faktörlerden biri, havanın neden olduğu hava <strong>türbülansının </strong>çoğunun meydana geldiği atmosferin sınır tabakasının <strong>kalınlığıdır</strong>. Sınır katmanının üstünde , daha kararlı olan özgür atmosfer vardır , bu nedenle görüntüleri kötü bir şekilde bulanıklaştırmaz.</p>



<p>Shang, &#8220;Ilıman bir bölgede, sınır tabakası genellikle yüzlerce metre yükseklikte veya daha yüksekte olup, birinin serbest atmosfere ulaşmasını engelliyor&#8221; diyor. &#8220;Ancak, Kubbe A&#8217;daki sınır katmanının medyan kalınlığı sadece <strong>13,9 </strong>metredir ve bunun üzerine teleskoplar inşa etmeyi çok daha kolay hale getirir.&#8221;</p>



<p>Dome A üzerine inşa edilmiş büyük bir <strong>teleskop</strong>, Dünya&#8217;nın herhangi bir yerinde bir teleskoptan daha sönük nesnelerin daha net görüntülerini alabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-kubbe-adan-bakin/">Gökyüzüne Kubbe A&#8217;dan Bakın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-kubbe-adan-bakin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prematüre Bebekler İçin Yapay Plasenta</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/premature-bebekler-icin-yapay-plasenta/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/premature-bebekler-icin-yapay-plasenta/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2020 00:16:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[fetüs]]></category>
		<category><![CDATA[plasenta]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son derece prematüre bebekleri kurtarmak için yapay bir rahim kullanımına dayanan öncü teknolojideki büyük bir gelişme, tıbbi ve biyoteknolojik bir buluş! Yapay plasenta bazlı bir yaşam destek platformunun aşırı derecede prematüre kuzu fetüslerini (600-700 g) sürdürme yeteneğini gösteren dünyanın ilk verilerini sunar; 24. gebelik haftasındaki bir insan fetüsüne eşdeğer. WIRF&#8217;in Perinatal Araştırma Laboratuvarları ve Yerel Baş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/premature-bebekler-icin-yapay-plasenta/">Prematüre Bebekler İçin Yapay Plasenta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/BEBEK.jpg" alt="" class="wp-image-566" width="333" height="222" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/BEBEK.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/BEBEK-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 333px) 100vw, 333px" /></figure></div>



<p>Son derece <strong>prematüre </strong>bebekleri kurtarmak için yapay bir rahim kullanımına dayanan öncü teknolojideki büyük bir gelişme, tıbbi ve biyoteknolojik bir buluş!</p>



<p>Yapay <strong>plasenta </strong>bazlı bir yaşam destek platformunun aşırı derecede prematüre kuzu <strong>fetüslerini </strong>(600-700 g) sürdürme yeteneğini gösteren dünyanın ilk verilerini sunar; 24. gebelik haftasındaki bir insan fetüsüne eşdeğer.</p>



<p>WIRF&#8217;in Perinatal Araştırma Laboratuvarları ve Yerel Baş Araştırmacı Başkanı Doç. Bu teknolojinin nihai klinik hedefi olan son derece preterm fetüsleri destekler.</p>



<p>Doç. Prof Kemp, &#8220;On yıldır, yaşama sınırında (21-24 hafta gebelik) aşırı derecede erken doğan bebeklerin sonuçlarında çok az <strong>gelişme </strong>oldu&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;AJOG çalışmasında, bu teknolojinin beş gün boyunca istikrarlı, normal büyüme durumunda 24 haftalık insan gebeliğine <strong>eşdeğer </strong>son derece erken doğmuş kuzuları desteklemek için ilk kez kullanıldığını kanıtladık.</p>



<p>&#8220;Bu sonuç, bu teknolojinin canlılığın sınırında doğan son derece erken doğmuş bebekler için potansiyel klinik uygulamasının altını çiziyor. Yapay plasenta teknolojisi dünyasında, 4 dakikalık mesafeyi etkili bir şekilde aştık.&#8221;</p>



<p>Doç. Profesör Matt Kemp, en son bulguların, teknolojinin gelecekteki klinik kullanımda uygulanmasında önemli bir kilometre taşını temsil ettiğini söyledi.</p>



<p>&#8220;Yaşayabilirlik sınırında doğan bebekler için <strong>sonuçları iyileştirmek </strong>istiyorsak, bunların küçük bebekler olmadıklarını kabul etmeliyiz; daha ziyade, son derece az <strong>gelişmiş </strong>akciğerleri ve sınırlı kardiyovasküler kapasiteleri nedeniyle, benzersiz bir hasta <strong>demografisidir </strong>daha yaşlı <strong>preterm </strong>bebeklerden tamamen farklı tedavi yaklaşımı.</p>



<p>&#8220;Teknoloji, ciddi <strong>prematüre yenidoğanların tedavisinde </strong>devrim yaratmak için tasarlandı. Amaç, en erken gebelik yaşlarında doğan bebeklerin hassas akciğerlerinin olgunlaşması için daha fazla zaman sağlamak için doğal bir rahim ile dış dünya arasında bir köprü sağlamaktır.</p>



<p>&#8220;Daha fazla iyileştirme ile, bugün fütüristik teknoloji olarak kabul edilebilecek <strong>teknoloji</strong>, yakında o kadar <strong>fütüristik </strong>olmayabilir ve bakım standardı olabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/premature-bebekler-icin-yapay-plasenta/">Prematüre Bebekler İçin Yapay Plasenta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/premature-bebekler-icin-yapay-plasenta/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıda Üretiminde Artış Dünya Büyüyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gida-uretiminde-artis-dunya-buyuyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gida-uretiminde-artis-dunya-buyuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 23:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[GDO]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın artan nüfusu ve artan insan refahı, önümüzdeki otuz yıl içinde gıda üretiminde% 30&#8211;70&#8216;lik bir artış gerektirecek. Aynı zamanda, ihtiyaç duyulan büyük miktarlarda gıdanın, çevreyi koruyacak ve iklim değişikliğine dirençli olacak şekilde üretilmesi gerekmektedir. Başarılı olmak istiyorsak, bu gıda üretim şeklimizin tamamen elden geçirilmesini gerektirecek. Kopenhag Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, diğerlerinin yanı sıra, bu küresel zorluğu topluca ele alabilecek bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gida-uretiminde-artis-dunya-buyuyor/">Gıda Üretiminde Artış Dünya Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/gıdaaa.jpg" alt="" class="wp-image-563" width="417" height="204" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/gıdaaa.jpg 321w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/gıdaaa-150x73.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/gıdaaa-300x147.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 417px) 100vw, 417px" /></figure></div>



<p>Dünyanın artan nüfusu ve artan insan <strong>refahı</strong>, önümüzdeki otuz yıl içinde <strong>gıda </strong>üretiminde% <strong>30</strong>&#8211;<strong>70</strong>&#8216;lik bir <strong>artış </strong>gerektirecek. Aynı zamanda, ihtiyaç duyulan büyük miktarlarda <strong>gıdanın</strong>, çevreyi koruyacak ve iklim değişikliğine dirençli olacak şekilde üretilmesi gerekmektedir. Başarılı olmak istiyorsak, bu gıda üretim şeklimizin tamamen elden geçirilmesini gerektirecek. Kopenhag Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, diğerlerinin yanı sıra, bu küresel zorluğu topluca ele alabilecek bir dizi yeni teknolojiyi içeren çözümlere genel bir <strong>bakış </strong>oluşturdu.</p>



<p>Profesör Svend Christensen, &#8220;Maalesef, önümüzdeki yıllarda artan gıda talebini karşılayacaksak, mevcut üretim yöntemlerimizi <strong>optimize </strong>etmek yetersiz olacaktır. Onlar bir işe yaramayacaklar. Köklü bir değişiklik gerekiyor,&#8221; diyor.</p>



<p>&#8220;Geleceğin önemli ölçüde daha fazla gıda üretimi taleplerini karşılamak için üretim ve işlemeden, tüketim ve atık yönetimine kadar tüm gıda zincirini bir araya getirerek dönüştürebilen ve bunları koruyan çevre ve iklim değişikliğine dirençli 75 yeni teknoloji belirledik.&#8221;</p>



<p><strong>Yapay zeka, mikro alg üretimi ve dikey tarım</strong></p>



<p>Daha iyi bilinen teknolojilerden bazıları arasında yapay zeka, robotik, genetik mühendisliği, mikro alg üretimi ve dikey çiftçilik bulunmaktadır. Diğerleri arasında yapay gübre gerektirmeyen <strong>nitrojen </strong>bağlayıcı tahıllar, biyolojik olarak parçalanabilen <strong>polimerler </strong>ve hayvan yemi ve gıda maddeleri için böceklerin yetiştirilmesi yer alır.</p>



<p>Bu teknolojilerin her biri, iklim ayak izini azaltma yetenekleriyle ayırt edilirken, kamu otoritelerinin ve karar vericilerin üzerinde durması gereken ödünler vardır. Araştırmacılar, diğer şeylerin yanı sıra, <strong>GDO </strong>kullanımının yanı sıra yeni teknolojilere ülkeden ülkeye değişen erişim seviyelerinden de bahsediyor.</p>



<p>&#8220;Hiç şüphe yok ki bu, politikacıların <strong>desteğini </strong>ve büyük yatırımları gerektirecek, böylece teknolojiler ve teknik bilgi mümkün olduğu kadar çok ülkede kullanılabilir. Aynı zamanda, bunları test etme ve uyarlama ihtiyacı vardır. tarladan sofraya gıda zincirinde kullanılabilmeleri için teknolojiler. Bu, önemli bir yatırım ve uzun yıllar boyunca <strong>geliştirilmesi </strong>ve uyarlanması gereken bazı teknolojilerin kabul edilmesini gerektirir. </p>



<p><strong>Halkın kabulü gerekli</strong></p>



<p>Yeni teknolojilerden bazıları tüketiciler için tartışmalı görünebilir. Bu nedenle kamu desteği ve kabulü sağlama açısından tüketicilerin yeni gıda üretme yöntemlerine alışabilmeleri için <strong>şeffaflık</strong>, <strong>açık bilgi </strong>ve <strong>açık diyalog </strong>gerekli olacaktır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gida-uretiminde-artis-dunya-buyuyor/">Gıda Üretiminde Artış Dünya Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gida-uretiminde-artis-dunya-buyuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yakalandınız! Parmak İzi Artık Daha Hızlı Sonuçlar Veriyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yakalandiniz-parmak-izi-artik-daha-hizli-sonuclar-veriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yakalandiniz-parmak-izi-artik-daha-hizli-sonuclar-veriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 19:44:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[olayyeri]]></category>
		<category><![CDATA[parmakizi]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı çalışan olay yeri araştırmacıları, gizli parmak izi tanımanın manuel kısmını otomatikleştiren yeni teknolojilerin Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü&#8217;nde (NIST) yapılan son testlerin sonuçlarına cesaret verebilir. NIST tarafından değerlendirilen prototip sistemleri, gelişen bir teknoloji için şaşırtıcı derecede iyi performans gösterdi: prototiplerin yarısı, en az yüzde 80 oranında doğruydu ve biri neredeyse mükemmel bir puana sahipti. Çalışmanın manuel [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yakalandiniz-parmak-izi-artik-daha-hizli-sonuclar-veriyor/">Yakalandınız! Parmak İzi Artık Daha Hızlı Sonuçlar Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/parmak.jpg" alt="" class="wp-image-558" width="372" height="209" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/parmak.jpg 660w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/parmak-600x337.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/parmak-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/parmak-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 372px) 100vw, 372px" /></figure></div>



<p>Aşırı çalışan <strong>olay yeri </strong>araştırmacıları, gizli parmak izi tanımanın <strong>manuel </strong>kısmını otomatikleştiren yeni teknolojilerin Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü&#8217;nde (NIST) yapılan son testlerin sonuçlarına cesaret verebilir. NIST tarafından değerlendirilen <strong>prototip sistemleri</strong>, gelişen bir teknoloji için şaşırtıcı derecede iyi performans gösterdi: prototiplerin yarısı, en az yüzde 80 oranında doğruydu ve biri neredeyse mükemmel bir puana sahipti. Çalışmanın manuel bölümünün otomatikleştirilmesi, <strong>eğitimli denetçilerin </strong>yazılımın işleme umudunun çok az olduğu çok zor görüntülere ayırmaları için zaman kazandırır.</p>



<p>Herhangi bir TV suç dizisi hayranının bildiği gibi, birisi bir şeye dokunduğunda <strong>gizli izler </strong>geride kalır. Her yerde bulunsa da, &#8220;<strong>gizlenmeler</strong>&#8221; genellikle parmağın yalnızca bir kısmını belki de birkaç çıkıntıyı  içerir ve bazen dokulu malzemelerde bırakılarak daha da fazla zorluk çıkarır.</p>



<p>Sahibin <strong>kimliğini belirlemek </strong>için, bir parmak izi kontrol görevlisi ilk önce, çıkıntıların bittiği veya dallandığı konumlardan başlayarak tam veya kısmi baskının ayırt edici özelliklerini dikkatlice işaretlemelidir. Daha sonra gizli, <strong>Federal </strong>Soruşturma Bürosu&#8217;nun Entegre Otomatik Parmak İzi Tanımlama Sistemi (IAFIS) gibi bir terörle mücadele veya yasa uygulama tanımlama sistemine girilir. FBI&#8217;ın sistemi, <strong>tutukluluk </strong>sırasında alınan 55 milyon set on baskı kartıyla gizli durumları <strong>karşılaştırıyor</strong>.</p>



<p>IAFIS sistemi önemli bir gelişmeydi. Artık gizli parmak izi tanımanın manuel, işaretleme kısmı, Otomatik Özellik <strong>Çıkarma </strong>ve <strong>Eşleştirme </strong>(AFEM) adı verilen yeni bir teknoloji ile otomatikleştiriliyor. NIST biyometrik araştırmacıları, sekiz satıcının geliştirmekte olduğu prototipleri değerlendirdi.</p>



<p>Değerlendirmede, araştırmacılar <strong>gerçek vaka </strong>incelemelerinde kullanılan 835 gizli iz ve 100.000 parmak izinden oluşan bir veri seti kullandılar.</p>



<p><strong>AFEM yazılımı</strong>, gizli baskıların ayırt edici özelliklerini çıkardı ve ardından bunları 100.000 parmak iziyle karşılaştırdı. Yazılım, her baskı için parmak izi uzmanlarının elle karşılaştırdığı 50 adayın bir listesini sağladı. Kimliklerin çoğu ilk 10&#8217;da bulundu.</p>



<p>Performans sırasına göre, en doğru prototipler NEC Corp., Cogent Inc., SPEX Forensics, Inc., Motorola, Inc. ve L1 Identity Solutions tarafından sağlandı.&nbsp;Sonuçlar, en doğru ürün için yaklaşık yüzde 100&#8217;den listelenen son üç ürün için yaklaşık yüzde 80&#8217;e kadar değişiyordu.</p>



<p>Değerlendirmeler ayrıca, gizli bir baskıdaki ayırt edici özelliklerin sayısı ile tüm prototipler için <strong>eşleşme yeteneği </strong>arasında güçlü bir ilişki olduğunu ve görüntü verilerinin kalitesinin doğruluğu güçlü bir şekilde etkilediğini gösterdi.</p>



<p>Bilgisayar bilimcisi Patrick Grother, &#8220;Test, test öncesi beklentilerin ötesinde doğruluk göstermiş olsa da, teknolojinin potansiyeli tanımsız kalıyor ve daha fazla test yapılması gerekiyor&#8221; dedi. &#8220;Gelecekte, teknolojinin sınırlamalarını anlamak için daha düşük kaliteli gizli görüntülere bakacağız ve şu anda incelemeciler tarafından aramalar için kullanılanı genişleten standartlaştırılmış bir özellik kümesinin geliştirilmesini <strong>destekleyeceğiz</strong>.&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yakalandiniz-parmak-izi-artik-daha-hizli-sonuclar-veriyor/">Yakalandınız! Parmak İzi Artık Daha Hızlı Sonuçlar Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yakalandiniz-parmak-izi-artik-daha-hizli-sonuclar-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Savaş; Kanser</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-savas-kanser/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-savas-kanser/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 19:17:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Washington Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, kandaki erken evre kanser biyobelirteçlerini bulmada mevcut laboratuvar tabanlı testlerden 30 kat daha hassas bir teknoloji geliştirdiler. Teknoloji, kanser biyobelirteçlerini bir kağıt şerit üzerinde yoğunlaştırmak ve ayırmak için bir elektrik alanı kullanır. Bir gün bir tür sıvı biyopsi haline gelebilir ve tüm dünyada yılda 9,6 milyondan fazla ölüme neden olan bir hastalık [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-savas-kanser/">Büyük Savaş; Kanser</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kanser.jpg" alt="" class="wp-image-554" width="853" height="345" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kanser.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kanser-600x243.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kanser-768x311.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kanser-150x61.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kanser-300x122.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kanser-696x282.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 853px) 100vw, 853px" /></figure></div>



<p>Washington Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, <strong>kandaki </strong>erken evre kanser <strong>biyobelirteçlerini </strong>bulmada mevcut laboratuvar tabanlı testlerden 30 kat daha <strong>hassas </strong>bir teknoloji geliştirdiler.</p>



<p>Teknoloji, kanser biyobelirteçlerini bir kağıt şerit üzerinde <strong>yoğunlaştırmak </strong>ve <strong>ayırmak </strong>için bir elektrik alanı kullanır. Bir gün bir tür sıvı <strong>biyopsi </strong>haline gelebilir ve tüm dünyada yılda <strong>9,6 </strong>milyondan fazla ölüme neden olan bir hastalık olan kanserin daha erken tespit edilmesine ve daha <strong>hızlı tedavilere </strong>yol açabilir.</p>



<p>Araştırmacılar, 10 dakika gibi kısa bir sürede <strong>eksozom </strong>adı verilen küçük hücre dışı kabarcıklardaki kanser belirteçlerinin minik seviyelerini tespit edebildiler. Bu çalışma hızlı test ve kanser teşhisi geliştirmede önemli bir adım olmuştur. </p>



<p>Araştırmacılar, daha fazla <strong>hayat kurtarmak </strong>için uzun süredir kanseri erken teşhis etmenin yollarını aradılar. Kandaki <strong>tümör </strong>biyobelirteçlerini tespit etmek için laboratuar testleri geliştirilmiş olsa da, kanser belirteçleri tespit edilemeyecek kadar düşük seviyelerde olduğundan genellikle erken evre kanseri bulamazlar. Bunun yerine, insanlar genellikle tümörler kurulduktan sonra <strong>invaziv biyopsiler </strong>yoluyla kansere sahip olduklarını keşfederler.</p>



<p>Son yıllarda araştırmacılar, <strong>kanser hücrelerinin </strong>vücudun diğer kısımlarıyla yayılma ve iletişim kurma yollarından birinin kandaki veya diğer sıvılardaki küçük <strong>eksozom kesecikleri </strong>olduğunu keşfettiler. Boyutları <strong>40 </strong>ila <strong>120 nanometre </strong>arasında değişen veya genişliği bir saç telinden yaklaşık 1000 kat daha küçük olan eksozomların, ana kanser hücrelerinden molekülleri vücuda taşıdığı, kanserli hale gelmek için <strong>dost hücrelere </strong>girip yeniden <strong>programladığı </strong>düşünülüyor. Kanser hücreleri ayrıca normal hücrelere göre daha fazla ekzozom <strong>kabarcığı </strong>salgılar.</p>



<p>Araştırmacılardan Dong, &#8220;Ekzozomlar kanser belirteci olarak eşsiz bir fırsat sunuyor&#8221; dedi.</p>



<p>Bununla birlikte, kan testinde kanserle dolu eksozomları bulmak zordur.&nbsp;Normal hücre eksozomları ve diğer hücre dışı kabarcıklarla aynı görünürler ve erken kanserde kanda çok düşük seviyelerdedirler.</p>



<p>WSU ekibi ilk kez bir <strong>prostat </strong>kanseri hücre hattından alınan eksozomları hızla izole etmek, zenginleştirmek ve tespit etmek için bir elektrik alanı kullanan bir teknoloji uyguladı.</p>



<p>Teknoloji, kanser hücresi ekzozomlarını konsantre edip, <strong>bağışıklık </strong>bağlama yoluyla normal hücrelerden ayırmayı başardı. Yani araştırmacılar, ekzozom yüzeyindeki bir protein işaretine özgü bir <strong>antikor </strong>kullanarak hedef eksozomları yakaladılar. Araştırmacılar ayrıca eksozomlardaki kanser protein belirteçlerini ayırıp analiz edebildiler.</p>



<p>Teknoloji, araştırma laboratuvarlarında eksozomları tespit etmek ve analiz etmek için kullanılan geleneksel yöntemlerden 33 kat daha duyarlıydı.</p>



<p>Dong, Bu, numuneleri büyüklük sırasına göre dakikalar içinde yoğunlaştırabilen bir teknik haline gelme potansiyeline sahip oluğunu söyledi.</p>



<p>Araştırmacılar, teknolojilerini bir <strong>test serumu </strong>ile başarılı bir şekilde gösterdiler. Şimdi, daha fazla miktarda insan kanı kullanarak iyileştirmek için çalışıyorlar; bu, kafa karıştırıcı bir hormon, <strong>lipid </strong>ve etrafta dolaşan diğer elementlerin karışımıyla, başarılı testler için zorlu bir ortam yaratabilir. Araştırmacılar ayrıca, tıbbi bir ortamda taşınabilir ve daha kolay kullanılabilmesi için teknolojinin güç gereksinimlerini ayarlamak için çalışıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-savas-kanser/">Büyük Savaş; Kanser</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/buyuk-savas-kanser/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknolojiyle Birlikte Daha Yaratıcı Öğrenciler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyle-birlikte-daha-yaratici-ogrenciler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyle-birlikte-daha-yaratici-ogrenciler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 18:59:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[özgün]]></category>
		<category><![CDATA[teknol]]></category>
		<category><![CDATA[üreten]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknoloji, profesörlerin öğrencilere yüksek öğretimde eğitim verme şeklini değiştirdi. Örneğin, kayıtlı dersleri çevrimiçi olarak yükleyerek, öğrenciler sınıfta tartışılan konuların dijital bir kopyasına başvurabilirler. Bununla birlikte, derse dayalı öğretim geleneksel olarak öğrencileri, yalnızca öğrenci yaratıcılığı veya etkileşimi için çok az yer olan bilgi tüketicileri olarak bırakır. Şimdi, Missouri Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmacılar, ders temelli yerine etkinlik temelli öğrenmenin, öğrencilerin kendi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyle-birlikte-daha-yaratici-ogrenciler/">Teknolojiyle Birlikte Daha Yaratıcı Öğrenciler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology.jpg" alt="" class="wp-image-549" width="384" height="251" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology-600x392.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology-150x98.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology-300x196.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology-696x455.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology-643x420.jpg 643w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/teknology-741x486.jpg 741w" sizes="auto, (max-width: 384px) 100vw, 384px" /><figcaption>Composite image of little boy with his bike in a park</figcaption></figure></div>



<p><strong>Teknoloji</strong>, profesörlerin öğrencilere yüksek öğretimde eğitim verme şeklini değiştirdi. Örneğin, kayıtlı dersleri <strong>çevrimiçi </strong>olarak yükleyerek, öğrenciler sınıfta tartışılan konuların <strong>dijital </strong>bir <strong>kopyasına </strong>başvurabilirler. Bununla birlikte, derse dayalı öğretim geleneksel olarak öğrencileri, yalnızca öğrenci yaratıcılığı veya etkileşimi için çok az yer olan bilgi tüketicileri olarak bırakır.</p>



<p>Şimdi, Missouri Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmacılar, ders temelli yerine etkinlik temelli öğrenmenin, öğrencilerin kendi <strong>özgün fikirlerini </strong>geliştirmek için teknolojiyi kullanmalarına izin vererek öğrencilerin yaratıcılığını ve öğrenmeyi geliştirdiğini keşfettiler.</p>



<p>MU Eğitim Fakültesi Bilgi Bilimi ve Öğrenme Teknolojileri Okulu&#8217;nda doçent olan Isa Jahnke, Avrupa&#8217;daki yüksek öğretim profesörlerinin sınıflarında <strong>mobil teknolojiyi </strong>nasıl kullandıklarını incelemek için eski doktora öğrencisi Julia Liebscher ile işbirliği yaptı. Öğrencilerin yaratıcılığının en çok, öğrencilerinin yeni bir ürün veya fikir bulmak için bir ekip ortamında teknolojiyi kullanmalarına izin veren profesörler tarafından geliştirildiğini buldu.</p>



<p>Örneğin, bir <strong>tarih </strong>sınıfındaki bir <strong>grup öğrenci</strong>, kullanıcılara Berlin Duvarı&#8217;nı çevreleyen tarihi sanal olarak öğreten bir uygulama geliştirdi. <strong>Materyalleri </strong>öğrencilere anlatmaktan ziyade Jahnke, teknolojiyi işbirlikçi bir şekilde kullanmalarına izin vermenin öğrencilerin yaratıcılığını ve içeriği anlamasını geliştirdiğini gördü.</p>



<p>Jahnke, &#8220;Bu araştırma, profesörlerin mevcut kurslarını nasıl tasarladıklarını yeniden düşünmeleri için yararlıdır&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Öğrencilerin yalnızca bilgi tüketicileri olduğu, tamamen ders temelli öğrenmeden uzaklaşarak, öğrencilerin bir ekip ortamında yaratıcı ve yeni çözümler bulabildikleri teknolojiyle daha anlamlı bir öğrenme yaklaşımına geçmemiz gerekiyor.&#8221;</p>



<p>Jahnke, öğretim üyelerinin sürekli değişen eğitim ortamında <strong>ders tasarımlarını </strong>yeniden düşünmelerine yardımcı olmak için MU&#8217;da Öğretim İçin Öğretme Merkezi gibi kaynaklar olduğunu da sözlerine ekledi.</p>



<p>Jahnke, &#8220;Daha yaratıcı düşünen öğrenciler <strong>üreten </strong>üniversitelerimiz varsa, o zaman toplumun tüm büyük zorlukları için <strong>çözümler </strong>üretmeye yardımcı olabilecek daha fazla insanımız var&#8221; dedi. &#8220;Yaratıcılık daha iyi <strong>yenilikçilere</strong>, <strong>girişimcilere </strong>ve işletme sahiplerine yol açacaktır, ancak önce kendimize eğitimciler olarak, öğrencilerimizi ilk etapta yaratıcı olacak konuma getirmek için teknolojiyi kullanıp kullanmadığımızı sormalıyız.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyle-birlikte-daha-yaratici-ogrenciler/">Teknolojiyle Birlikte Daha Yaratıcı Öğrenciler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/teknolojiyle-birlikte-daha-yaratici-ogrenciler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadifekale</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kadifekale/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kadifekale/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2020 19:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadifekale]]></category>
		<category><![CDATA[manzara]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi eser]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=543</guid>

					<description><![CDATA[<p>İskender Doğu seferi sırasında ava çıkıyor ve Pagos tepesinde uyuya kalıyor ve bir rüya görüyor. Rüyaya göre ona bu şehri tepeden dağın eteklerine taşıması söyleniyor. Şehri taşıma uzun zamanlar alıyor İskender&#8217;in ölümünden sonra 1.Antigonos Monophtalmos Lasimos&#8217;un yönetiminde taşıma işlemi devam ediyor. M.Ö 4 yy. sonu ve M.Ö 3 yy. başı boyunca sürüyor kaledeki ilk surlarda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kadifekale/">Kadifekale</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image" style="margin-bottom:3px"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-544" width="678" height="508" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-1024x768.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-600x450.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-768x576.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-696x522.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-1068x801.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-560x420.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-1120x840.jpg 1120w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-265x198.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale-530x396.jpg 530w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/kadifekale.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></figure></div>



<p>İskender Doğu seferi sırasında ava çıkıyor ve Pagos tepesinde uyuya kalıyor ve bir rüya görüyor. Rüyaya göre ona bu şehri tepeden dağın eteklerine taşıması söyleniyor. Şehri taşıma uzun zamanlar alıyor İskender&#8217;in ölümünden sonra 1.Antigonos Monophtalmos Lasimos&#8217;un yönetiminde taşıma işlemi devam ediyor. M.Ö 4 yy. sonu ve M.Ö 3 yy. başı boyunca sürüyor kaledeki ilk surlarda bu dönemde yapılıyor.</p>



<p>Surların yapımında taş ve tuğla kullanılıyor. Ancak batı ve güneyinde bulunan 5 sur sadece günümüze kadar ulaşıyor. Yer sarnıç kırk direkli ve andezit kayanın oyulmasıyla yapılıyor. Kulelerin yüksekliği 25-30 m arasındadır. 2650 m³ su depolama kapasitesi ve 750 m² kapalı alanı vardır.</p>



<p>III. İoannis kale surlarını onarmış ve bu süreçte surlar içerisine kilise sarnıç ve medrese yaptırmıştır. I. Mehmet olduğu dönemde surları yıktırmış ancak II.Mehmet tekrardan onarmıştır. Kale Türklerin eline geçtikten sonra kilise camiye çevrilmiş. 18. yy da kale harap olmuş ve tüm işlevini yitirmiştir. 2010 yılından itibaren İzmir Büyükşehir Belediyesi kale surları önündeki binaları yıktırmış 2015 te kale surlarını yenilemiş ve 1 yıl sonra sarnıç ve mescidi restore etmişlerdir.2019 yılından itibaren kale içerisinde pazarlar kurulmuş kale işlev görmeye başlamıştır.</p>



<p>2020 de Kadife Kale UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesine eklenmiştir. İzmir Tarihi Liman Kentinin bir parçası olmuştur.</p>



<p>Konak ve Karşıyaka&#8217;yı tam karşısına almış muhteşem manzarası olan kale yerel halk ve turistlerin de göz bebeğidir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kadifekale/">Kadifekale</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kadifekale/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahra: Vahşi Avcılar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sahra-vahsi-avcilar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sahra-vahsi-avcilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2020 21:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[sahra]]></category>
		<category><![CDATA[timsah]]></category>
		<category><![CDATA[vahşi avcılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=538</guid>

					<description><![CDATA[<p>100 milyon yıl önce, uçan sürüngenler ve timsah benzeri avcılar da dahil olmak üzere vahşi avcılar, Sahra&#8217;yı dünyadaki en tehlikeli yer haline getirdi. Bu, Fas&#8217;ın güneydoğusundaki Kem Kem Grubu olarak bilinen Kretase kaya oluşumlarından yaklaşık 100 yıllık omurgalı fosillerinin en büyük incelemesi uluslararası bilim adamları ekibine göre. Yaklaşık 100 milyon yıl önce, bölge birçok farklı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sahra-vahsi-avcilar/">Sahra: Vahşi Avcılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaaa.jpg" alt="" class="wp-image-539" width="363" height="400" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaaa.jpg 465w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaaa-150x165.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaaa-300x330.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/aaaa-381x420.jpg 381w" sizes="auto, (max-width: 363px) 100vw, 363px" /></figure></div>



<p><strong>100 </strong>milyon yıl önce, <strong>uçan sürüngenler </strong>ve <strong>timsah </strong>benzeri <strong>avcılar </strong>da dahil olmak üzere <strong>vahşi </strong>avcılar, <strong>Sahra&#8217;yı </strong>dünyadaki en <strong>tehlikeli </strong>yer haline getirdi.</p>



<p>Bu, Fas&#8217;ın güneydoğusundaki <strong>Kem Kem </strong>Grubu olarak bilinen <strong>Kretase </strong>kaya oluşumlarından yaklaşık 100 yıllık omurgalı fosillerinin en büyük incelemesi uluslararası bilim adamları ekibine göre.</p>



<p>Yaklaşık 100 milyon yıl önce, bölge birçok farklı <strong>su </strong>ve <strong>karasal </strong>hayvan türü ile dolu geniş bir nehir sistemine ev sahipliği yapıyordu. Kem Kem Grubu fosilleri arasında <strong>kılıç dişli Carcharodontosaurus </strong>(devasa çeneleri ve sekiz inç uzunluğa kadar uzun, tırtıklı dişleri) ve <strong>Deltadromeus </strong>(yaklaşık 8 metre uzunluğunda, alışılmadık derecede ince arka bacakları olan raptor ailesinin üyesi), ayrıca birkaç yırtıcı uçan sürüngen (<strong>pterozorlar</strong>) ve <strong>timsah </strong>benzeri avcılar. &#8220;Burası, insan zaman yolcusunun çok uzun sürmeyeceği bir yer olan Dünya gezegeni tarihindeki tartışmasız en tehlikeli yer&#8221;</p>



<p>Portsmouth Üniversitesi&#8217;nden ortak yazar Profesör David Martill&#8217;e göre, avcıların çoğu bol miktarda balık kaynağına güveniyordu.&#8221;Burası dev <strong>coelacanthlar </strong>ve akciğer balıkları da dahil olmak üzere kesinlikle devasa balıklarla doluydu. Örneğin <strong>coelacanth</strong>, muhtemelen bugünün coelacanth&#8217;ından dört, hatta beş kat daha büyük. <strong>rostral </strong>dişler, dikenli hançerler gibidirler, ancak güzel bir şekilde parlaktırlar. &#8220;</p>



<p>Profesör Martill, Afrika&#8217;nın eski geçmişine ışık tutmanın önemli olduğunu söylüyor: &#8220;Bu, ünlü Alman paleontolog Ernst Freiherr Stromer von Reichenbach&#8217;ın 1936&#8217;da son büyük eserini yayınlamasından bu yana, Sahra&#8217;daki <strong>omurgalı fosilleri </strong>üzerine neredeyse bir asırdır yapılan <strong>en kapsamlı </strong>çalışma. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sahra-vahsi-avcilar/">Sahra: Vahşi Avcılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sahra-vahsi-avcilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VEBA!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/veba/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/veba/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2020 20:39:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[frengi]]></category>
		<category><![CDATA[kölelik]]></category>
		<category><![CDATA[ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[veba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplu gömüler, Ortaçağ Avrupa&#8217;sını kasıp kavuran birçok veba salgınının ortak kalıntılarıdır. Bu mezarlıkların bir kısmı tarihi kaynaklarda iyi belgelenmiştir, ancak çoğunun yerleri ve içerdikleri kurbanlar zamanın sayfalarına kaybolmuştur. Litvanya&#8217;nın Vilnius kentinde, tipik bir şekilde böyle bir mezarlık bulundu: rutin bir şehir inşaat projesi sırasında kazara gelişen bir keşif. Tıp Fakültesi Profesörü Rimantas Jankauskas, &#8220;Bu Vilnius mezarlığı hakkında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/veba/">VEBA!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-536" width="365" height="274" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-1024x768.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-600x450.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-768x576.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-696x522.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-1068x801.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-560x420.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-1120x840.jpg 1120w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-265x198.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba-530x396.jpg 530w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/veba.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" /></figure></div>



<p><strong>Toplu gömüler</strong>, Ortaçağ Avrupa&#8217;sını kasıp kavuran birçok <strong>veba </strong>salgınının ortak kalıntılarıdır. Bu mezarlıkların bir kısmı tarihi kaynaklarda iyi belgelenmiştir, ancak çoğunun yerleri ve içerdikleri kurbanlar zamanın sayfalarına kaybolmuştur. Litvanya&#8217;nın Vilnius kentinde, tipik bir şekilde böyle bir mezarlık bulundu: rutin bir şehir inşaat projesi sırasında kazara gelişen bir keşif.</p>



<p>Tıp Fakültesi Profesörü Rimantas Jankauskas, &#8220;Bu <strong>Vilnius </strong>mezarlığı hakkında tarihsel bilgi mevcut değil, ancak ortaçağ şehir sınırları dışındaki konumu ile birlikte mezar ortamı veba ya da başka bir büyük bulaşıcı hastalık <strong>salgınına </strong>işaret ediyor,&#8221; diyor, Vilnius Üniversitesi.&nbsp;&#8220;Emin olmak için, DNA analizi yoluyla doğrulamaya ihtiyacımız vardı.&#8221;</p>



<p>Mevcut çalışmayı yöneten <strong>antik patojen DNA </strong>kurtarma uzmanı Bos, &#8220;Veba o zamanlar yaygın bir hastalıktı ve tüm antik DNA çalışmalarından elde ettiğimiz bilgiler bize nasıl yayıldığı hakkında çok şey söyleyebilir&#8221; diyor.</p>



<p>Bos&#8217;un ekibinde çalışan doktora adayı Karen Giffin, varsayılan veba kurbanlarının <strong>DNA </strong>analizini üstlendi ve birkaç kişinin dişlerindeki patojenin DNA&#8217;sını hızla tespit etti.</p>



<p>&#8220;Onları ortaçağ <strong>vebasının kurbanları </strong>olarak tanımladığım için mutluydum,&#8221; diyor Giffin, &#8220;ancak <strong>patojenlerin </strong>moleküler tespitinde geliştirmekte olduğumuz yeni <strong>tekniklerin </strong>bu popülasyonun sağlığı hakkında daha fazla şey öğrenmemize izin verip vermeyeceğini görmek istedik. &#8220;</p>



<p><strong>Sadece vebadan daha fazlası</strong></p>



<p>MPI-SHH&#8217;de Hesaplamalı <strong>Patojenomik </strong>grup lideri Alexander Herbig, &#8220;Arkeolojik kemikte patojen tespiti için tipik yöntem, aradığınız şey hakkında biraz fikir sahibi olmanızı gerektirir&#8221; diye açıklıyor. &#8220;Bu durumda, moleküler düzeyde tanımlayabileceğimiz diğer patojenleri aramak için nispeten yeni bir <strong>hipotez </strong>içermeyen DNA <strong>tarama </strong>yaklaşımı uyguladık.&#8221;</p>



<p>Bu süreç, 15. yüzyıl mezarlığının ikinci sırrını ortaya çıkardı. Dört veba kurbanından biri olan genç bir kadın, <strong>modern frengi </strong>ile ilgili görünen bir şeyin zayıf sinyalini de gösterdi.</p>



<p>Bos, &#8220;Tarihi bir iskelette böyle bir hastalığın izlerini bulmak etkileyiciydi, çünkü bunların antik kemikte moleküler korunmasının sorunlu olduğu biliniyor.&#8221;</p>



<p><strong>Treponemal </strong>hastalıklar olarak bilinen <strong>sifiliz </strong>ailesindeki hastalıkların, insanlarla uzun bir geçmişe sahip olduğu varsayılıyor, Hakim görüş, Avrupa&#8217;daki ilk sifiliz salgınının, <strong>VIII</strong>.<strong>Charles&#8217;ın </strong>1495 <strong>Napoli kuşatması </strong>ile aynı zamana denk geldiğine, piyadeleri arasında zayıflatıcı bir hastalığın patlak verdiği ve hızla Avrupa&#8217;ya yayıldığı yer. Bu salgın, <strong>Columbus </strong>ve mürettebatının ilk Atlantik ötesi yolculuklarından dönüşünden hemen sonra meydana geldiğinden, çoğu tartışmacı, frengi hastalığının Yeni Dünya&#8217;da ortaya çıkan Avrupa&#8217;ya yeni gelen bir kişi olduğuna inanıyor. Ancak farklı bir teori için destek artıyor. Kemik patolojisinde artan sayıda uzman, Avrupa&#8217;da 1493 öncesi sifiliz örneklerini uygun şekilde belirlediklerine inanmaktadır.</p>



<p>Giffin, &#8220;Şaşırtıcı bir şekilde, modern sapmaların çeşitliliğine giren etkileyici bir şekilde iyi korunmuş bir genomu yeniden inşa edebildik&#8221; yorumunu yaptı. Yaws, daha az bilinen bir <strong>treponemal </strong>hastalıktır ve esas olarak deride hem insanları hem de diğer primatları sıcak, tropikal ortamlarda etkiler. &#8220;Bunu 15. yüzyılın ortalarında Kuzey Avrupa&#8217;da bulmak beklenmedik bir şeydi,&#8221; diye ekliyor.</p>



<p><strong>Yaws düşündüğümüzden çok daha genç görünüyor</strong></p>



<p>Yaws hem insanları hem de insan olmayan primatları enfekte ettiğinden, bazıları bizi dünyaya yayan kitlesel <strong>Pleistosen </strong>göçlerinden önce insanlarla birlikte olmanın çok eski bir hastalık olduğuna inanıyor.</p>



<p>Bos, &#8220;Şaşırtıcı bir şekilde, yeniden oluşturduğumuz <strong>yaws genomu</strong>, insanlarda ve insan olmayan primatlarda bilinen tüm yaws çeşitlerinin atalarından sadece birkaç genetik adım uzaktaydı&#8221; diyor. &#8220;Ortaçağ iskeletlerimizin yaşı göz önüne alındığında, bugün bildiğimiz tüm <strong>sapkınlık </strong>türlerinin sahnede yalnızca yaklaşık <strong>1000 </strong>yıl önce ortaya çıktığı görülüyor.&#8221;</p>



<p>Bos, &#8220;Bunun Avrupa&#8217;daki <strong>treponemal </strong>hastalık tarihi açısından önemli etkileri var.&#8221; &#8220;Yaws&#8217;ın Ortaçağ Avrupa&#8217;sında dolaştığını doğrulayabiliriz ve <strong>frengi </strong>ile olan benzerliği ve yakın zamanda ortaya çıkması göz önüne alındığında, yaws&#8217;ın normalde sadece frengi hastalığına atfettiğimiz meşhur 15. ve 16. yüzyıl salgınına bir şekilde katkıda bulunması mümkündür.&#8221;</p>



<p>Bir olasılık, son bin yılda Batı Afrika&#8217;da insanlarda veya diğer primatlarda sapmaların ortaya çıkması ve 15. yüzyılın ortalarında Avrupa&#8217;ya doğru yol almasıdır. Batı Afrika&#8217;daki Avrupa&#8217;nın varlığı, transatlantik köle ticaretinin kurulması yoluyla Afrikalıların Avrupa&#8217;ya zorla yerleştirilmeleri gibi 15. yüzyılda arttı. Bu faaliyetler, sapmalar gibi yeni ve oldukça bulaşıcı bir hastalığı hızla <strong>yayardı</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/veba/">VEBA!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/veba/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Eşitsizlik İnsanlığın Her Evresinde!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-esitsizlik-insanligin-her-evresinde/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-esitsizlik-insanligin-her-evresinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2020 19:20:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kölelik]]></category>
		<category><![CDATA[soy ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[statü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkeogenetik analizler, 4000 yıl önce sosyal eşitsizliğe yeni bakış açıları sağlıyor: çekirdek aileler yabancı kadınlarla ve aynı hanede daha düşük sosyal sınıflardan bireylerle birlikte yaşıyordu. Augsburg yakınlarındaki Lech Vadisi&#8217;ndeki Bronz Çağı mezarlıklarının arkeolojik ve arkeojenetik analizleri, mezar mallarına göre, biyolojik olarak daha yüksek statüye sahip ailelerin uzaktan gelen akraba olmayan ve aynı zamanda yüksek statüye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-esitsizlik-insanligin-her-evresinde/">Sosyal Eşitsizlik İnsanlığın Her Evresinde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="275" height="183" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sosyal-eşitsizlik.jpg" alt="" class="wp-image-531" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sosyal-eşitsizlik.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/sosyal-eşitsizlik-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" /></figure></div>



<p>Arkeogenetik analizler, <strong>4000 </strong>yıl önce sosyal <strong>eşitsizliğe </strong>yeni bakış açıları sağlıyor: çekirdek aileler yabancı kadınlarla ve aynı hanede daha düşük sosyal sınıflardan bireylerle <strong>birlikte yaşıyordu</strong>.</p>



<p>Augsburg yakınlarındaki Lech Vadisi&#8217;ndeki Bronz Çağı mezarlıklarının <strong>arkeolojik </strong>ve <strong>arkeojenetik </strong>analizleri, mezar mallarına göre, biyolojik olarak daha yüksek <strong>statüye </strong>sahip ailelerin uzaktan gelen akraba olmayan ve aynı zamanda yüksek statüye sahip kadınlarla birlikte yaşadığını göstermektedir. Buna ek olarak, aynı mezarlıklarda, tek çiftliklerle ilişkili küçük mezarlar olan daha fazla sayıda yerel ancak açıkça daha az varlıklı bireyler bulundu. Araştırmacılar, sosyal eşitsizliğin o zaman ve bölgede zaten hanehalkı yapılarının bir parçası olduğu sonucuna varıyor. Daha az varlıklı bireylerin hizmetçi mi yoksa köle mi olduğu üzerine sadece <strong>spekülasyon </strong>yapılabilir.</p>



<p>Orta Avrupa&#8217;da, Bronz Çağı MÖ <strong>2200</strong>&#8216;den <strong>800</strong>&#8216;e kadar olan dönemi kapsar. O zaman insanlar <strong>bronz </strong>döküm yeteneğini kazandılar. Bu bilgi, hammaddelerin Avrupa genelinde taşınması gerektiğinden erken bir küreselleşmeye yol açtı. Daha önceki bir çalışmada, mevcut ekip 4000 yıl önce Lech Vadisi&#8217;ndeki kadınların çoğunun yurt dışından geldiğini ve bilgi aktarımında belirleyici bir rol oynamış olabileceklerini göstermişti. Bölge üstü ağlar, görünüşe göre evlilikler ve kurumsallaşmış hareketlilik biçimleriyle besleniyordu.</p>



<p> Araştırmacılar, bu hareketliliğin ve diğer <strong>eşzamanlı </strong>değişikliklerin etkilerini araştırmaya çalıştılar. <strong>Augsburg&#8217;un </strong>güneyinde <strong>Tunç Çağı</strong> çiftliklerinin ve bunlara bağlı mezarlıkların bulunduğu yerlerde yapılan kazılar, arkeologların <strong>Taş Devri</strong>&#8216;nden Tunç Çağı&#8217;na geçişi nasıl etkilediğini araştırmak için Tunç Çağı&#8217;na eşi görülmemiş bir çözünürlükle yaklaşmalarını sağladı. O zamanın haneleri. &#8220;<strong>Zenginlik</strong>, biyolojik <strong>akrabalık </strong>veya yabancı <strong>kökenle </strong>ilişkilendirildi. Çekirdek aile mülklerini ve statülerini nesiller boyunca aktarmıştır. LMU Münih Prehistorik Arkeoloji Profesörü Philipp Stockhammer, &#8220;Ancak her çiftlikte aynı zamanda yetersiz donanımlı yerel kökenli insanlar da bulduk&#8221; diyor. Bu bulgu, Klasik <strong>Yunanistan </strong>ve <strong>Roma&#8217;dan </strong>da bilindiği gibi, hanehalklarının karmaşık bir <strong>sosyal yapısını </strong>ortaya koyuyor. köleler de aile biriminin bir parçasıydı, ancak farklı bir sosyal statüye sahipti. Bununla birlikte, Lech Vadisi&#8217;ndeki bu insanlar <strong>1500 </strong>yıldan fazla bir süre önce yaşadılar. &#8220;Bu, aile yapılarındaki toplumsal eşitsizliğin geçmişinin ne kadar geriye gittiğini gösteriyor.&#8221; Roma döneminde köleler de aile biriminin bir parçasıydı, ancak farklı bir <strong>sosyal statüye </strong>sahipti.</p>



<p><strong>700 yıldan uzun süredir istikrarlı sosyal yapılar</strong></p>



<p>İlk büyük <strong>hiyerarşik </strong>sosyal yapıların Bronz Çağı&#8217;nda geliştiği zaten biliniyordu. Bu çalışmanın bulguları, sosyal farklılıkların tek bir hanede var olması ve nesiller boyunca sürdürülmesi nedeniyle şaşırtıcıydı.</p>



<p>Mezar eşyaları, ölen kişinin sosyal durumunu arkeologlara açıklayabilir.&nbsp;Lech Vadisi&#8217;nde silahlar ve özenle hazırlanmış mücevherler yalnızca yakından ilişkili aile üyeleri ve aileye uzun mesafelerden, birkaç yüz kilometreye kadar gelen kadınların mezarlarında bulundu.&nbsp;Aynı mezarlıklarda bu tür yüksek statülü mezar eşyaları olmadan yerel kökenli başka ilgisiz kişiler bulundu.</p>



<p>Bu çalışma aynı zamanda ilk kez tarih öncesi mezarlıklardan dört ila beş kuşaktan oluşan <strong>soy ağaçlarını </strong>yeniden inşa etmeyi başardı. Ancak şaşırtıcı bir şekilde bunlar sadece erkek soyları içeriyordu. Görünüşe göre dişi torunlar yetişkinliğe ulaştıkları çiftlikleri terk ettiler. Oğulların anneleri ise uzaktan taşınan tüm kadınlardı. Max&#8217;in Arkeogenetik Bölümü Direktörü Johannes Krause, &#8220;Arkeogenetik bize geçmişin tamamen yeni bir görünümünü sunuyor. Yakın zamana kadar, tarih öncesindeki evlilik kurallarını, sosyal yapıyı ve sosyal eşitsizliği incelemenin mümkün olduğunu düşünmemiştik&#8221; diyor</p>



<p>Projedeki arkeologlar, <strong>akrabalık derecesini </strong>mezar eşyaları ve mezarların yerini karşılaştırarak çiftlerin ve çocuklarının nasıl gömüldüğünü gösterdiler. Bu, 100&#8217;den fazla antik iskeletten <strong>genom </strong>çapında veri üretilerek mümkün hale getirildi ve bu da tarih öncesi kemikten aile saçlarının yeniden yapılandırılmasına izin verdi. Sadece bir hanenin genetik olarak ilgisiz yerel üyeleri, önemli mezar eşyaları olmadan gömüldü. Alissa Mittnik, &#8220;Ne yazık ki, bu kişilerin hizmetçi olup olmadıklarını veya  köleleştirilmiş olduklarını söyleyemeyiz&#8221; diyor. &#8220;Kesin olan şey şu ki, çiftler nesilden nesile aktarıldı ve bu sistem Taş Devri&#8217;nden Tunç Çağı&#8217;na geçişte en az <strong>700 </strong>yıl boyunca <strong>istikrarlıydı</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-esitsizlik-insanligin-her-evresinde/">Sosyal Eşitsizlik İnsanlığın Her Evresinde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sosyal-esitsizlik-insanligin-her-evresinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alerji Ummadığınız Anda!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/alerji-ummadiginiz-anda/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/alerji-ummadiginiz-anda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2020 19:22:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[semptomlar]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatil planları ve açık hava festivallerinde herkesin istediği son şey burun akıntısı, sürekli hapşırma ve tıkanan burun. Birçoğu semptomların nedeni olarak yaz soğuklarını suçluyor olsa da, daha fazlası olabilir. Amerikan Alerji, Astım ve İmmünoloji Koleji başkanı alerji uzmanı Richard Weber, &#8220;Popüler inanışın aksine, mevsimsel alerjiler sadece ilkbahar ve sonbahar aylarında grev yapmakla kalmıyor,&#8221; dedi. &#8220;Alerjiler yazın da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alerji-ummadiginiz-anda/">Alerji Ummadığınız Anda!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-1024x427.jpg" alt="" class="wp-image-527" width="446" height="185" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-1024x427.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-600x250.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-768x320.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-150x63.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-300x125.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-696x290.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-1392x580.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-1068x445.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr-1008x420.jpg 1008w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/alrrr.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 446px) 100vw, 446px" /></figure></div>



<p>Tatil planları ve açık hava festivallerinde herkesin istediği son şey burun akıntısı, sürekli hapşırma ve tıkanan burun. Birçoğu <strong>semptomların </strong>nedeni olarak yaz soğuklarını suçluyor olsa da, daha fazlası olabilir.</p>



<p>Amerikan <strong>Alerji</strong>, <strong>Astım </strong>ve <strong>İmmünoloji </strong>Koleji başkanı alerji uzmanı Richard Weber, &#8220;Popüler inanışın aksine, mevsimsel alerjiler sadece ilkbahar ve sonbahar aylarında grev yapmakla kalmıyor,&#8221; dedi. &#8220;Alerjiler yazın da yaygındır ve hatta bazı hastalar için yıl boyunca bile olabilir&#8221;diyor.</p>



<p>Yaz aylarında en yaygın alerji tetikleyicileri, çimen <strong>polenleri </strong>ve <strong>küf sporlarıdır</strong>. Aslında küf polenden daha rahatsız edici olabilir. Küf sporları her yerdedir ve polen mevsimi en kötü olduğunda bile havada polen taneleri genellikle daha fazladır.</p>



<p>Daha önce hiç alerjisi olmayan yetişkinler bu yaz kurban olabilir. <strong>Yetişkinlikte </strong>başlayan bu ani alerji <strong>vakası</strong>, soğuk algınlığı ile karıştırılması kolay olabilir.</p>



<p>Dr. Weber, &#8220;Alerjiler en çok çocuklukta yaygın olmakla birlikte, <strong>hayatın her döneminde</strong> ortaya çıkabilirler&#8221; dedi. &#8220;Bazen alerji kaybolur, ancak birkaç yıl sonra geri gelebilir. Alerjiler, bazı insanları diğerlerinden daha duyarlı hale getirebilen ailelerde ortaya çıkma eğilimindedir.&#8221;</p>



<p>Soğuk algınlığı ve alerji belirtileri genellikle birbirini yansıtabilir.&nbsp;ACAAI&#8217;ye göre, kendinize aşağıdaki soruları sorarak soğuk algınlığı veya alerjileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilirsiniz:</p>



<ol class="wp-block-list"><li><strong>İki haftalık semptomlar?</strong> Evet cevabını verdiyseniz, muhtemelen alerjiniz var. Soğuk algınlığı sonsuza kadar sürüyormuş gibi görünse de, alerjiler kadar kalıcı değildir.</li><li><strong>Artan semptomlar mı? </strong>Belirtileriniz gelişirse, yaz nezlesi olabilir. Soğuk algınlığı genellikle burun tıkanıklığı, boğaz tahrişi ve düşük ateşle başlayarak gelişir. Daha sonra hapşırma ve kalınlaşan mukusla birlikte burun akıntısı geliyor.</li><li><strong>Yeşil mi açık mı?</strong> Renkli mukus muhtemelen düşünmek isteyeceğiniz en hoş semptom değildir. Bir enfeksiyonu gösterdiği düşünülürse sarıya veya yeşile dönen mukus, ancak alerjilerle de görülebilir. Berrak mukus, soğuk algınlığı ile olabilir.</li><li><strong>Kaşıntı veya hırıltı var mı?</strong> Kaşıntılı gözler, boğaz ve burun, hapşırma ile birlikte genellikle alerji anlamına gelir. Ayrıca astımınız varsa, alerjiniz olabilir. Astımlıların yaklaşık yüzde 75 ila 80&#8217;inin de alerjisi vardır.</li></ol>



<p>Yaz soğukları ve alerjileri ciddi görünmeyebilir, ancak ciddi olabilirler. Her ikisi de ilerleyebilir ve diğer <strong>sağlık komplikasyonlarına </strong>yol açabilir.</p>



<p>Semptomlar devam ederse, uygun <strong>test</strong>, <strong>tanı </strong>ve <strong>tedavi </strong>için kurul sertifikalı bir <strong>alerjist </strong>görmelisiniz. Mevsimsel alerjilerin tedavisi bulunmamakla birlikte, bir alerji uzmanı, alerji aşısı olarak da bilinen <strong>immünoterapi </strong>önerebilir. Bu tedavi şekli sizi hızlı bir şekilde rahatlatabilir ve hastalıkların ilerlemesini değiştirdiği ve önlediği bilinmektedir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alerji-ummadiginiz-anda/">Alerji Ummadığınız Anda!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/alerji-ummadiginiz-anda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüz Çocukları: Obezite</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gunumuz-cocuklari-obezite/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gunumuz-cocuklari-obezite/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2020 17:03:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz tatilinde çocukların sağlıksız kilo alma riski okul yılına göre daha yüksek . Araştırmacılar, iki yıl boyunca 18.000&#8217;den fazla anaokulu öğrencisini inceledi ve obezitenin okul yıllarında değil, yalnızca iki yaz tatilinde arttığını buldu. Texas Üniversitesi LBJ Halkla İlişkiler Okulu&#8217;ndan Paul von Hippel, &#8220;Eğitimciler uzun zamandır yaz tatilinin bilgi kaybına yol açacağından endişeleniyorlar ve şimdi en küçük okul [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gunumuz-cocuklari-obezite/">Günümüz Çocukları: Obezite</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/obezana-1.jpg" alt="" class="wp-image-524" width="325" height="243" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/obezana-1.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/obezana-1-150x112.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/obezana-1-300x224.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/obezana-1-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/obezana-1-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/obezana-1-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 325px) 100vw, 325px" /></figure></div>



<p>Yaz tatilinde çocukların sağlıksız kilo alma <strong>riski </strong>okul yılına göre daha yüksek . Araştırmacılar, iki yıl boyunca 18.000&#8217;den fazla anaokulu öğrencisini inceledi ve obezitenin okul yıllarında değil, yalnızca iki yaz tatilinde <strong>arttığını </strong>buldu.</p>



<p>Texas Üniversitesi LBJ Halkla İlişkiler Okulu&#8217;ndan Paul von Hippel, &#8220;Eğitimciler uzun zamandır yaz tatilinin <strong>bilgi kaybına</strong> yol açacağından endişeleniyorlar ve şimdi en küçük okul çocukları için <strong>aşırı kilo alma</strong> zamanı olduğunu biliyoruz&#8221; dedi. Oxford Üniversitesi&#8217;nden Joseph Workman ile araştırmayı yürüten Austin. &#8220;Bulgularımız, ebeveynlere ve politika yapıcılara, uzun yaz tatili boyunca çocukların <strong>sağlıksız kilo alımını durdurmak</strong> için sağlıklı davranışları benimsemelerine nasıl yardımcı olacağına dair soruları gündeme getiriyor. Sonuçlarımız, yalnızca çocukların ne yaptığına ve yediklerine odaklanırsak <strong>obezite salgınını </strong>tersine çeviremeyeceğimizi gösteriyor.&#8221;</p>



<p>Anaokulunun başlangıcı ile 2. sınıfın sonu arasında obezite çocukların yüzde <strong>8,9</strong>&#8216;dan yüzde <strong>11,5</strong>&#8216;ine, fazla kilo ise yüzde <strong>23,3</strong>&#8216;ten yüzde <strong>28,7</strong>&#8216;ye yükseldi. Artışın hiçbiri okul yıllarında olmadı; tüm bunlar iki yaz tatilinde oldu.</p>



<p>The Obesity Society&#8217;nin PhD sözcüsü <strong>Amanda Staiano</strong>, &#8220;Artık, küçük çocuklarda potansiyel kilo alma zamanı olarak yaz tatiline işaret eden sağlam verilere sahip olduğumuza göre, bir sonraki adım okul dışı davranışları şekillendirmek için birlikte çalışmaktır&#8221; dedi ve LSU&#8217;nun Baton Rouge, Louisiana&#8217;daki Pennington Biyomedikal Araştırma Merkezi&#8217;nde Yardımcı Doçent. &#8220;Ebeveynler, çocuklarının bir okul yılı uyku programına uymayı ve ekran süresini kısaltmaya yardımcı olmak için bazı <strong>basit adımlar </strong>atabilirler.&#8221;</p>



<p>Ancak ebeveynler sorunu tek başına çözemez. Araştırmanın yazarları, çocuklukta obezite ve fazla kiloluktaki artışı azaltmak için, okul temelli programların okul dışı davranışları <strong>şekillendirmeye </strong>çalışmasının yanı sıra, okul yemekleri ve fiziksel <strong>aktivitede </strong>okul yılı boyunca yapılan iyileştirmeleri korumaya çalışması gerektiğini öne sürüyorlar. En iyi neyin işe yaradığını görmek için okul dışında <strong>ek müdahaleleri </strong>test etmeyi öneriyorlar. Bunlar şunları içeriyor: Çocuklara yönelik sınırlı gıda pazarlaması  Yaz okulu gibi okul dışı etkinliklerin teşvik edilmesi  Yaz kampına artan katılım Ebeveyn beslenme eğitimi.</p>



<p>Dr. Staiano, &#8220;Bu bulguların ebeveynlerin, eğitimcilerin, halk sağlığı savunucularının ve yetkililerin, yazın sadece çocuklarımıza öğretmek için değil, aynı zamanda onları sağlıklı tutmak için okul yılı boyunca gösterilen çabaları geciktirmemesini sağlama çabalarını harekete geçirmesini <strong>umuyoruz</strong>,&#8221; dedi. .</p>



<p>Bu çalışma, üç yıllık bir dönem boyunca boy ve kiloyu objektif olarak ölçmek için ulusal olarak <strong>temsili </strong>verileri kullandı. Araştırmacılar, Erken Çocukluk Boylamsal Çalışmasını, 2010&#8217;da anaokulundan 2013&#8217;te ikinci sınıfa kadar <strong>18.170 </strong>çocuktan oluşan ulusal, karmaşık bir rastgele örneklemi takip etmek için kullandılar her yaz ve okul yılında <strong>aşırı kilo</strong> <strong>prevalansı </strong>ve <strong>obezite prevalansı</strong>. Çalışmanın amacı, okul ortamında ve dışında kilo alımı için risk faktörlerinin önemini değerlendirmektir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gunumuz-cocuklari-obezite/">Günümüz Çocukları: Obezite</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gunumuz-cocuklari-obezite/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eriyen Buzullar Akıp Giden Hayatımız Fok Balıkları da Yalnız</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/eriyen-buzullar-akip-giden-hayatimiz-fok-baliklari-da-yalniz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/eriyen-buzullar-akip-giden-hayatimiz-fok-baliklari-da-yalniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2020 16:22:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[buzullar]]></category>
		<category><![CDATA[ekvator]]></category>
		<category><![CDATA[erime]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplar]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=517</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Kutbu&#8217;ndaki deniz buzu daha da geri çekilirken ve her on yılda bir daha hızlı erirken, bilim adamları dünyanın en uzak ve affetmez yerlerinden birinin güvenlik açıklarını anlamak için yarışıyor. Yaz boyunca yaklaşık 10 milyon kilometre deniz buzunun kaybolduğu bir yıl olan Eylül 2018&#8216;de Kuzey Kutbu&#8217;nda meydana gelen değişiklikler var. Bulguları, deniz buzunun 40 yıllık uydu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eriyen-buzullar-akip-giden-hayatimiz-fok-baliklari-da-yalniz/">Eriyen Buzullar Akıp Giden Hayatımız Fok Balıkları da Yalnız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/buzulll.jpg" alt="" class="wp-image-518" width="342" height="202" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/buzulll.jpg 660w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/buzulll-600x355.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/buzulll-150x89.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/buzulll-300x177.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 342px) 100vw, 342px" /></figure></div>



<p><strong>Kuzey Kutbu&#8217;ndaki </strong>deniz buzu daha da geri çekilirken ve her on yılda bir daha hızlı erirken, bilim adamları dünyanın en uzak ve affetmez yerlerinden birinin güvenlik açıklarını anlamak için yarışıyor. Yaz boyunca yaklaşık <strong>10 milyon kilometre</strong> deniz buzunun kaybolduğu bir yıl olan Eylül <strong>2018</strong>&#8216;de Kuzey Kutbu&#8217;nda meydana gelen değişiklikler<em> </em>var. Bulguları, deniz buzunun 40 yıllık uydu çağında nasıl gerilediğine dair farklı zaman ölçeklerine genel bir bakış sunuyor ve yazın yaşanan büyük düşüşün <strong>tropik </strong>kuşak kadar güneydeki küresel <strong>atmosferik </strong>süreçlerle nasıl bağlantılı olduğunu gösteriyor.</p>



<p><strong>Erime </strong>mevsiminin zirvesinde, Temmuz 2018&#8217;de Kuzey Kutbu günde <strong>105.500</strong> kilometrekare deniz buzunu kaybediyor. <strong>İzlanda </strong>veya <strong>Kentucky </strong>eyaletinden daha <strong>büyük </strong>bir alan. &#8220;Yerde, Kuzey Kutbu&#8217;nda genel olarak mükemmel bir yaz ayı gibi görüneceğinden eminim, ancak son kırk yılda, Eylül ayı deniz buzu kaybı <strong>on yılda% 12,8 ve 82.300 kilometrekarelik</strong> bir orana ulaşıyor.</p>



<p>Araştırmacılar, <strong>Atlantik&#8217;in </strong>kuzeyindeki <strong>ılık su </strong>akıntılarını Arktik Okyanusu&#8217;na kadar takip etti ve daha sonra Çukçi, Doğu Sibirya, Laptev, Kara ve Barents denizlerinde geri çekilirken buzun izini sürdüler. Daha önce mevcut olandan daha yüksek zamansal çözünürlük ve daha fazla <strong>uydu </strong>kapsama alanı sayesinde, buzun düşüşünü Kuzey Kutbu&#8217;ndaki kapsamına ek olarak <strong>kalınlığı</strong>, <strong>konsantrasyonu </strong>ve <strong>hacmi </strong>gibi değişkenlerle de ölçebiliyorlardı. Bu dramatik deniz buzu kaybı, kuzey yazının sonunda, Eylül ayında buzun kışın boyutunun yalnızca üçte birine kadar <strong>azalmasıyla </strong>doruğa ulaştı.</p>



<p>Ardından ekip, <strong>düşüşü </strong>önceki kırk yıllık verilerle karşılaştırdı. Kumar, &#8220;2018 yazında deniz buzu kaybı, uydu çağının başında bildirilen kayıptan üç kat daha fazlaydı&#8221; diyor. &#8220;Çalışmamız, hem minimum deniz buzu boyutunun hem de en sıcak Eylül kayıtlarının son on iki yılda <strong>gerçekleştiğini </strong>gösteriyor.&#8221;</p>



<p>&#8220;Her yıl, Kuzey Kutbu bölgesinde yüksek <strong>sıcaklık </strong>veya en hızlı deniz buzu <strong>kaybına </strong>ilişkin yeni bir rekor ortaya çıkıyor, ancak <strong>küresel </strong>sistemde, <strong>gezegenin </strong>iklim geri bildirimi alan her bir kısmı diğer kısımlarda da değişikliklere yol açacak, deniz buzu düşüşü bu hızda devam ederse, hava sıcaklıklarını yükselterek ve küresel okyanus dolaşımını yavaşlatarak felaket etkisi yaratabilir.&#8221; </p>



<p>Araştırmacılar ayrıca dikkatlerini Arktik deniz buzunun kaybına katkıda bulunan süreçler hakkında fikir edinebildikleri <strong>atmosfere </strong>çevirdiler. Sadece 2018 yılının Eylül ayının <strong>rekor </strong>üçüncü en sıcak olduğunu değil, Arktik&#8217;te de bir sıcaklık farkı olduğunu buldular:Arktik Okyanusu&#8217;nun üzerindeki havanın sıcaklığı ~ 3.5 ° C Arktik&#8217;ten biraz daha yüksekti arazi ~ 2.8 ° C </p>



<p>Bulguları, dünyanın dört bir yanındaki okyanus ısınmasının, Kuzey Kutbu&#8217;ndaki <strong>rüzgar </strong>ve <strong>basınç </strong>modellerinin doğal döngüsünü etkilediğine dair daha fazla kanıt sunuyor. El Niños veya tropikal bölgelerden kaynaklanan uzun vadeli sıcaklık döngülerindeki sıcak evrelerin, dünya çapında aşırı hava olaylarını <strong>tetiklediği </strong>uzun süredir biliniyor ve dünya ısındıkça daha sık meydana geliyor. <strong>Ekvator </strong>Pasifik Okyanusu&#8217;ndaki El Niño döngüleri, tropikal <strong>sirkülasyonlardan </strong>Kuzey Kutbu&#8217;na ılık hava ve su taşıyarak deniz buzunun <strong>erimesini </strong>sağlayabilir. Buz geri çekildikçe, Kuzey Kutbu&#8217;nu Arktik büyütme olarak bilinen pozitif bir geri besleme döngüsüne dönüştürür, böylece azaltılmış buz kapsamı, güneş radyasyonunun daha fazlasını emen daha koyu okyanus sularına yol açar. Daha fazla ısıyı tuttukça, sıcaklıklar yükselir ve daha fazla buz <strong>erir</strong>.</p>



<p>Kumar, &#8220;Deniz buzundaki düşüş Eylül ayında on yılda% <strong>13 </strong>oranında hızlanmaya devam ederse, Kuzey Kutbu&#8217;nun önümüzdeki otuz yıl içinde buzdan arınmış olması muhtemeldir&#8221; diyor. Ve deniz buzunun geri çekilmesi büyük ölçüde dünyanın dört bir yanından gelen <strong>insan kaynaklı</strong> baskıların sonucu olduğu gibi, etkileri dünya çapında hissedilecek. O, &#8220;Kuzey Kutbu&#8217;nda meydana gelen değişiklikler, aşırı hava koşulları gibi daha düşük enlemlerde başka değişikliklere yol açabilir. <strong>Dünya</strong>, Hindistan gibi tropikal ülkeleri <strong>Goa </strong>sahillerine yakın konumdaki araştırma merkezimiz ile izlemeli ve denemelidir. Küçük de olsa iklim değişikliği ve kutup bölgelerini daha iyi anlamak için.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eriyen-buzullar-akip-giden-hayatimiz-fok-baliklari-da-yalniz/">Eriyen Buzullar Akıp Giden Hayatımız Fok Balıkları da Yalnız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/eriyen-buzullar-akip-giden-hayatimiz-fok-baliklari-da-yalniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okuyom Ben Ya VS Gerçek Okuyucular</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/okuma-aliskanligi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/okuma-aliskanligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2020 14:33:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklar için yaz su, bahçe hortumları ve kaygan plastik örtüler demektir.&#160;Öğretmenlere göre &#8220;yaz slaydı&#8220;, kitapsız bir tatilden sonra okuma becerilerinde kaydedilen düşüştür. Tennessee Üniversitesi, Knoxville, öğretim üyeleri Richard Allington ve Anne McGill-Franzen, evde yaz döneminde okumak için kitap alan öğrencilerde önemli ölçüde daha yüksek bir okuma başarısı gösteren üç yıllık bir çalışmayı tamamladılar. Allington, okuma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/okuma-aliskanligi/">Okuyom Ben Ya VS Gerçek Okuyucular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/çocukkitapokuma.jpg" alt="" class="wp-image-512" width="344" height="200" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/çocukkitapokuma.jpg 620w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/çocukkitapokuma-600x348.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/çocukkitapokuma-150x87.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/çocukkitapokuma-300x174.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /></figure></div>



<p>Çocuklar için yaz su, bahçe hortumları ve kaygan plastik örtüler demektir.&nbsp;Öğretmenlere göre &#8220;<strong>yaz slaydı</strong>&#8220;, kitapsız bir tatilden sonra <strong>okuma becerileri</strong>nde kaydedilen düşüştür.</p>



<p>Tennessee Üniversitesi, Knoxville, öğretim üyeleri Richard Allington ve Anne McGill-Franzen, evde yaz döneminde okumak için kitap alan öğrencilerde önemli ölçüde daha yüksek bir okuma başarısı gösteren üç yıllık bir çalışmayı tamamladılar.</p>



<p>Allington, okuma becerisindeki slaydı bir sporcunun formuyla <strong>karşılaştırır</strong>.&nbsp;Allington, &#8220;Tıpkı hokey oyuncularının üç ay boyunca patenlerinden uzakta ve buzun dışında kalmaları durumunda bazı becerilerini kaybetmeleri gibi, yazın okumayan çocuklar da iki ila üç aylık okuma <strong>gelişimlerini </strong>kaybederler&#8221; dedi.</p>



<p>Profesörlerin araştırmasına göre, evde <strong>okuma materyallerine </strong>erişimi olan çocuklar ile olmayanlar arasındaki okuma başarısı uçurumunun başlıca nedeni yaz okuma başarısızlığıdır.&nbsp;Evde kitabı olmayan öğrenciler okuma fırsatlarını kaçırmaktadır.&nbsp;Kaçırılan bu fırsatlar gerçekten toplanabilir.</p>



<p>Allington, &#8220;Bildiğimiz şey, yaz aylarında okumayan çocukların iki ila üç aylık okuma gelişimini <strong>kaybederken</strong>, okuyan çocukların bir aylık okuma <strong>yeterliliği </strong>kazanma eğiliminde olduklarıdır&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Bu, her yıl üç ila dört aylık bir boşluk yaratıyor. İki veya üç yılda bir, yazın okumayan çocuklar okuyan çocukların <strong>gerisinde </strong>kalıyor.&#8221;</p>



<p>Allington ve McGill-Franzen, çalışmalarını tasarlarken yaz slaydında önceki çalışmalardan üç önemli fark belirlediler.&nbsp;Birincisi, diğer deneyler bir yıl sürerken, araştırmaları 2001&#8217;den 2004&#8217;e kadar üç yıl sürdü. McGill-Franzen, önceki araştırmacıların tek bir yaz okulu seansının başarıyı artırmadığını gösterdiği için çalışmalarının <strong>üç yazını kapsayacak</strong> şekilde tasarlandığını söyledi.</p>



<p>Önceki çalışmalar öğrencilere <strong>önceden belirlenmiş</strong> kitaplar vermişti, ancak Allington ve McGill-Franzen çalışmasında öğrenciler kitaplarını <strong>kendileri </strong>seçtiler.&nbsp;Müzisyenlerin, sporcuların ve televizyon ve film karakterlerinin yer aldığı popüler kültür kitapları <strong>favorilerdi</strong>.</p>



<p>McGill-Franzen, &#8220;Araştırma, seçimin başarıya çok önemli bir katkı sağladığını gösterdi&#8221; dedi.</p>



<p>Üçüncü fark, sınıf <strong>seviyeleriydi</strong>.&nbsp;McGill-Franzen ve Allington, çalışmanın başında birinci ve ikinci sınıfta olan daha genç öğrencileri hedef aldı.&nbsp;Üçüncü ve altıncı sınıfları bitiren öğrenciler üzerinde daha önce çalışmalar yapılmıştı.&nbsp;Araştırmacılar rastgele <strong>852 </strong>çocuğu kitap almak için ve <strong>478 </strong>öğrenciyi kontrol grubu olarak seçti.</p>



<p>Araştırmacıların çalışması, yazın okumanın daha fazla değilse de yaz okulu kadar <strong>etkili </strong>olduğunu buldu.&nbsp;McGill-Franzen ve Allington, çıktılarını yaz okuluna gitmenin etkileri ve maliyetleri üzerine yapılan çalışmalarla karşılaştırdılar ve yaz okuma programının etkisini eşit veya daha fazla buldular.</p>



<p>Allington, &#8220;Müdahalemizin, yaz okulu sağlamaktan veya kapsamlı okul reformuna katılmaktan daha ucuz ve daha az kapsamlı olduğunu gördük,&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Etki, yaz okulunun etkisine eşitti. Her çocuk için ücretsiz kitaplara yılda yaklaşık 40 ila 50 dolar harcamak, yaz aylarında ortaya çıkan <strong>başarı açığını azaltmaya başladı.</strong>&#8220;</p>



<p>Allington ve McGill-Franzen, kitapları yaz okuması için tüm çocukların eline teslim etmek için yaz tatilinde okul kütüphanelerini açık tutmayı, öğrencilerle birlikte eve kitap göndermeyi;&nbsp;ve popüler kültür, yerel hayvanlar ve habitatlarla ilgili kitaplar sağlayarak çocukların <strong>ön bilgilerini</strong> <strong>temel </strong>almayı <strong>hedeflediler</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/okuma-aliskanligi/">Okuyom Ben Ya VS Gerçek Okuyucular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/okuma-aliskanligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim Adamları Stonehenge Taşlarının Sırrını Çözdü!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-stonehenge-taslarinin-sirrini-cozdu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-stonehenge-taslarinin-sirrini-cozdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2020 21:31:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[sarsen]]></category>
		<category><![CDATA[stonehenge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim adamları bir çeşit kum taşları olarakta tabir edilen Sarsen taşlarının Stonehenge&#8216;i inşa etmek için kullandığı asırlık gizemi çözdüler. Brighton Üniversitesi, Bournemouth Üniversitesi, İngiliz Mirası, Reading Üniversitesi ve Londra Üniversite Koleji (UCL) akademisyenleri tarafından yapılan iki yıllık bir araştırma, ikonik ana sarsen çemberini ve iç at nalı oluşturan büyük taşların çoğunun anıt Stonehenge&#8217;in yaklaşık 15 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-stonehenge-taslarinin-sirrini-cozdu/">Bilim Adamları Stonehenge Taşlarının Sırrını Çözdü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehenge1.jpg" alt="" class="wp-image-499" width="309" height="186" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehenge1.jpg 634w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehenge1-600x361.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehenge1-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehenge1-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 309px) 100vw, 309px" /></figure></div>



<p>Bilim adamları bir çeşit kum taşları olarakta tabir edilen <strong>Sarsen</strong> taşlarının <strong>Stonehenge</strong>&#8216;i inşa etmek için kullandığı asırlık gizemi çözdüler.</p>



<p><strong>Brighton Üniversitesi</strong>, <strong>Bournemouth Üniversitesi</strong>, <strong>İngiliz Mirası</strong>, <strong>Reading Üniversitesi</strong> ve <strong>Londra Üniversite Koleji</strong> (UCL) akademisyenleri tarafından yapılan iki yıllık bir araştırma, ikonik ana sarsen çemberini ve iç at nalı oluşturan büyük taşların çoğunun anıt Stonehenge&#8217;in yaklaşık 15 mil kuzeyinde yer alan <strong>West Woods</strong>&#8216;dan geldiğini öne sürdüler.</p>



<p><em><strong>Science Advances</strong></em> dergisinde yayınlanan araştırma,&nbsp;Stonehenge&#8217;deki 52 sarsen taşının 50&#8217;sinin tutarlı bir kimyayı paylaştığını ve sonuç olarak ortak bir kaynak alandan geldiğini göstermek için <strong>jeokimyasal</strong> verileri kullandı.<em><a rel="noreferrer noopener" href="https://advances.sciencemag.org/content/6/31/eabc0133" target="_blank"></a></em></p>



<p>Daha sonra, bu sarsenslerden (58 taş) birinden çıkarılan bir çekirdeğin küçük parçalarının jeokimyasal imzasını güney <strong>İngiltere</strong>&#8216;nin dört bir yanındaki sarsen taşları için eşdeğer verilerle karşılaştırdılar.</p>



<p>Bu bilgi, Stonehenge&#8217;deki sarsen taşlarının çoğunun, <strong>Wiltshire</strong>&#8216;daki <strong>Marlborough Downs</strong>&#8216;un kenarında, Stonehenge&#8217;in yaklaşık 15 mil kuzeyinde bulunan <strong>West Woods</strong>&#8216;dan geldiğini tanımlamak için kullanıldı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="426" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab.jpg" alt="" class="wp-image-500" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab-600x399.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab-631x420.jpg 631w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption><strong>J<em>ake Ciborowski</em></strong><em> (Brighton Üniversitesi) Stonehenge&#8217;den çıkarılan 58 sarsen çekirdeğini taşınabilir bir x-ışını floresans spektrometresi kullanarak&nbsp;analiz ediyor&nbsp;<br>Sam Frost</em></figcaption></figure></div>



<p>Tipik olarak 20 ton ağırlığında ve 7 metreye kadar yükselen sarsenler, Stonehenge&#8217;in merkezi at nalı on beş taşı, dış dairenin dikmeleri ve lentolarının yanı sıra Topuk Taşı, Kesim Taşı ve İstasyon Taşları gibi dış taşları oluşturur.</p>



<p>Bournemouth Üniversitesi Arkeoloji Profesörü <strong>Timothy Darvill OBE</strong> araştırma ekibinden biriydi.</p>



<p>Darvill: &#8220;İkonik sarsenlerin kaynağını belirlemek harika bir başarı.&nbsp;Neredeyse tüm dikmelerin ve lentoların West Woods&#8217;daki aynı yerden geldiğini bilmek, bizi Stonehenge inşaatçılarına bir adım daha yaklaştırıyor. Şimdi onları <strong>Salisbury Ovası</strong>&#8216;nın engebeli manzarası boyunca 30 km. ilerletme çabalarını daha iyi takdir edebiliriz.&nbsp;Acılarını hissedebilir, en iyi yolun ne olabileceğini ve böyle bir Herkülvari görevi nasıl yönettiklerini tekrar düşünebiliriz.&#8221;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="624" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab2.jpg" alt="" class="wp-image-501" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab2.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab2-600x585.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab2-150x146.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab2-300x293.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengelab2-431x420.jpg 431w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption><em>19. yüzyılın sonlarında&nbsp;<strong>WM Flinders Petrie</strong> tarafından tasarlanan numaralandırma sistemini kullanan Stonehenge planı&nbsp;<br>David Nash</em></figcaption></figure></div>



<p>Çekirdekler, 1958&#8217;de Stonehenge&#8217;deki koruma çalışması sırasında 58 sarsen delinerek alınmıştır. Çekirdeğin yeri, sondaj işini yapan şirketin temsilcisi <strong>Robert Phillips</strong>&#8216;in evindeki İngiliz Mirasına geri dönmesine kadar geçen yıla kadar bir gizem olarak kaldı.</p>



<p>Stonehenge&#8217;i önemseyen başka bir araştırmacı İngiliz Mirası Tarihçisi <strong>Susan Greaney</strong> şunları söyledi: &#8220;Bu araştırma, Stonehenge hakkındaki bilgimizde fantastik bir sıçrama sağlıyor, çünkü nihayet ikonik sarsen taşlarının nereden getirildiği sorusuna cevap verebiliyoruz. Phillips ailesinin geçen yıl Stonehenge&#8217;ye geri döndüğü 58 sarsenden gelen çekirdeğin, ekibin yapboza önemli bir kanıt ekleyerek az miktarda yıkıcı örnekleme yapmasını sağladığımız için çok memnunuz.&#8221;</p>



<p>Araştırma, Brighton Üniversitesi Fiziksel Coğrafya Profesörü <strong>David Nash</strong> tarafından yönetildi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="340" height="640" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengeharita.jpg" alt="" class="wp-image-502" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengeharita.jpg 340w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengeharita-319x600.jpg 319w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengeharita-150x282.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengeharita-300x565.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/stonehengeharita-223x420.jpg 223w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" /><figcaption><em>Stonehenge ve West Woods&#8217;un yerlerini ve sarsen taşlarının anıta taşınmış olabileceği&nbsp;olası&nbsp;rotaları gösteren harita<br><br>David Nash</em></figcaption></figure></div>



<p>Profesör <strong>Nash</strong> ve meslektaşları <strong>Dr. Jake Ciborowski</strong> ve <strong>Dr. Georgios Maniatis</strong> bu çalışmayı <strong>British Academy</strong> ve fon veren vakıf <strong>Leverhulme Trust</strong> tarafından finanse edilen bir proje haline geldi.</p>



<p>Projedeki ortaklar arasında <strong>Susan Greaney</strong>, <strong>Katy Whitaker</strong>, Profesör <strong>Timothy Darvill</strong>, Profesör <strong>Mike Parker Pearson</strong> yer alıyor.</p>



<p>Profesör Nash şunları söyledi: &#8220;Arkeologlar ve jeologlar Stonehenge&#8217;i inşa etmek için kullanılan sarsen taşlarının dört yüzyıldan fazla bir süredir nereden geldiğini tartışıyorlar.&nbsp;Bu önemli yeni veriler, anıtın nasıl inşa edildiğini daha fazla açıklamaya yardımcı olabilir ve belki de 20 ila 30 tonluk taşların taşındığı yollara ilişkin içgörüler sunacaktır. &#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-stonehenge-taslarinin-sirrini-cozdu/">Bilim Adamları Stonehenge Taşlarının Sırrını Çözdü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-stonehenge-taslarinin-sirrini-cozdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3D Baskı Lazer Operasyondan Daha Az Tehlikeli</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/486-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/486-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 09:10:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[3d metal baskı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[TIP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=486</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seçici LED tabanlı eritme (SLEDM) yani yüksek güçlü LED ışık kaynakları kullanarak metal tozunun hedeflenen eritilmesi TU&#8217;daki Üretim Mühendisliği Enstitüsü başkanı Franz Haas tarafından yönetilen bir ekibin adıdır. Graz, 3D metal baskı için geliştirdi ve şimdi patent başvurusunda bulundu.&#160;Teknoloji, metal tozunun bir lazer veya elektron ışını ile eritildiği ve katman katman bileşen halinde oluşturulduğu seçici [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/486-2/">3D Baskı Lazer Operasyondan Daha Az Tehlikeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK.jpg" alt="" class="wp-image-487" width="404" height="242" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK.jpg 935w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK-600x359.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK-768x459.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK-300x179.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK-696x416.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/3DBSK-703x420.jpg 703w" sizes="auto, (max-width: 404px) 100vw, 404px" /></figure></div>



<p>Seçici LED tabanlı eritme (SLEDM) yani yüksek güçlü LED ışık kaynakları kullanarak metal tozunun hedeflenen eritilmesi  TU&#8217;daki Üretim Mühendisliği Enstitüsü başkanı<strong> Franz Haas</strong> tarafından yönetilen bir ekibin adıdır. Graz, <strong>3D metal baskı</strong> için geliştirdi ve şimdi patent başvurusunda bulundu.&nbsp;Teknoloji, metal tozunun bir lazer veya elektron ışını ile eritildiği ve katman katman bileşen halinde oluşturulduğu seçici lazer erimesine (SLM) ve elektron ışını erimesine (EBM) benziyor.&nbsp;Bununla birlikte, SLEDM, bu toz yatağı bazlı üretim süreçlerinin iki merkezi problemini çözmektedir: büyük hacimli metal bileşenlerin zaman alıcı <strong>üretimi </strong>ve zaman alıcı <strong>manuel </strong>son işlem.</p>



<p><strong>Azaltılmış üretim süresi</strong></p>



<p><strong>SLM </strong>veya <strong>EBM </strong>işlemlerinin aksine, <strong>SLEDM </strong>işlemi metal tozunu eritmek için yüksek güçlü bir <strong>LED </strong>ışını kullanır.&nbsp;Bu amaçla kullanılan ışık yayan diyotlar, batı Steiermark aydınlatma uzmanı Preworks tarafından özel olarak uyarlandı ve erime işlemi sırasında LED odağının çapının <strong>0.05 ile 20 milimetre </strong>arasında kolayca değiştirilebildiği karmaşık bir lens sistemi ile donatılmıştı.&nbsp;Bu, <strong>telkari </strong>iç yapılardan vazgeçmek zorunda kalmadan birim zaman başına daha büyük hacimlerin erimesini sağlar, böylece yakıt hücresi veya tıbbi teknoloji için bileşenlerin üretim süresini, örneğin ortalama 20 faktör azaltır.</p>



<p><strong>Sıkıcı bir şekilde yeniden çalışmak artık gerekli değil</strong></p>



<p>Bu teknoloji, diğer <strong>metal eritme tesislerinin aksine</strong>, bileşeni yukarıdan aşağıya ekleyen yeni tasarlanmış bir üretim tesisi ile birleştirilmiştir.&nbsp;Böylece bileşen açığa çıkar, gerekli toz miktarı minimuma indirilir ve gerekli son işlem baskı işlemi sırasında gerçekleştirilebilir.&nbsp;<strong>Haas</strong>, &#8220;Mevcut yöntemlerle gerekli olan, örneğin pürüzlü yüzeylerin düzleştirilmesi ve destek yapılarının çıkarılması, zaman alıcı, genellikle manuel. yeniden işleme artık gerekli değildir ve daha fazla değerli zaman tasarrufu sağlar&#8221; diyor.</p>



<p><strong>Uygulama alanları ve diğer planlar</strong></p>



<p>SLEDM sürecinin bir göstericisi, Ekim 2018&#8217;de tıbbi <strong>3D baskı</strong> için ilk laboratuvarın açıldığı Graz Tıp Üniversitesi&#8217;nin K-Projesi CAMed&#8217;inde zaten düşünülüyor. Kemik kırıkları için kullanılan <strong>magnezyum </strong>alaşımlarından yapılmış vidalar. Bu <strong>implantlar</strong>, kırık bölgesi birlikte büyüdükten sonra vücutta çözünür. Bu nedenle, insanlar için genellikle çok stresli olan ikinci bir operasyon artık gerekli değildir. Haas, SLEDM sayesinde, bu tür implantların üretimi doğrudan ameliyathanede mümkün olacaktır, çünkü &#8220;LED ışığı doğal olarak operasyon için güçlü bir lazer kaynağından daha <strong>az tehlikelidir</strong>&#8221; diyor.</p>



<p>İkinci odak noktası, sürdürülebilir mobilite, yani <strong>yakıt hücreleri </strong>için <strong>bipolar </strong>plakalar veya batarya sistemleri için bileşenler üretimi.&nbsp;TU Graz tarafından yapılan bu 3D metal yazıcının pazarlanabilir bir <strong>prototipini </strong>üretecek olan Haas, &#8220;SLEDM kullanarak katkı üretimini <strong>ekonomik </strong>olarak uygulanabilir kılmak ve bu araştırma alanında SLEDM&#8217;yi erken bir aşamada konumlandırmak istiyoruz&#8221; diyor. Bir sonraki geliştirme adımında: üniversite ortamında yeni bir <strong>inovasyon</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/486-2/">3D Baskı Lazer Operasyondan Daha Az Tehlikeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/486-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Umut Verici Kanser Çalışmaları</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/umut-verici-kanser-calismalari/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/umut-verici-kanser-calismalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 08:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[güneş ışınları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimsel atılımlar laboratuvarlarda her zaman gerçekleşmez. Michigan Eyalet Üniversitesi araştırmacıları Sophia ve Richard Lunt için, atılımlarının çoğu mahalle yürüyüşleri sırasında gerçekleşiyor. Evli çiftin adım adım yaklaşımı, geleneksel olarak güneş enerjisi için ayrılmış teknolojiyi kullanarak kanser hücrelerini tespit etmek ve saldırmak için yeni bir yol ortaya koydu. Bilimsel Raporlar&#8217;ın mevcut sayısında yayınlanan sonuçlar, hastalık teşhisi, görüntü kılavuzlu cerrahi ve bölgeye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/umut-verici-kanser-calismalari/">Umut Verici Kanser Çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/knsr.jpg" alt="" class="wp-image-483" width="276" height="276" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/knsr.jpg 416w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/knsr-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/knsr-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 276px) 100vw, 276px" /></figure></div>



<p>Bilimsel atılımlar <strong>laboratuvarlarda </strong>her zaman gerçekleşmez. Michigan Eyalet Üniversitesi araştırmacıları Sophia ve Richard Lunt için, atılımlarının çoğu mahalle yürüyüşleri sırasında gerçekleşiyor.</p>



<p>Evli çiftin adım adım yaklaşımı, geleneksel olarak <strong>güneş enerjisi</strong> için ayrılmış teknolojiyi kullanarak<strong> kanser hücrelerini </strong>tespit etmek ve saldırmak için yeni bir yol ortaya koydu. <strong>Bilimsel Raporlar&#8217;ın</strong> mevcut sayısında yayınlanan sonuçlar, hastalık teşhisi, görüntü kılavuzlu cerrahi ve bölgeye özgü tümör tedavisi için ışıkla aktive edilen floresan boyalarda çarpıcı <strong>gelişmeler </strong>olduğunu göstermektedir.</p>



<p>MSU biyokimyası ve moleküler biyolog Sophia, &#8220;Bu kavramı meme, akciğer kanseri ve cilt kanseri hücre çizgileri ve fare modellerinde test ettik ve şimdiye kadar hepsi oldukça <strong>umut verici </strong>görünüyor&#8221; dedi.</p>



<p>Johansen Crosby Kimya Mühendisliği ve Malzeme Bilimi Profesörü Richard, kanser uygulamaları en fazla olasılığa sahipken, bulgularının <strong>onkoloji </strong>alanının ötesinde bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.</p>



<p>&#8220;Bu çalışma <strong>biyomedinden fotokatalize </strong>kadar çeşitli uygulamalarla geniş toplumsal etki için <strong>floresan probları</strong> dönüştürme potansiyeline sahiptir kimyasal reaksiyonların ışıkla hızlanması&#8221;. &#8220;Güneş araştırmamız bu kanser projesine ilham verdi ve karşılığında kanser hücrelerine odaklanmak güneş hücresi araştırmamızı geliştirdi; inanılmaz bir <strong>geri bildirim </strong>döngüsü oldu.&#8221;</p>



<p>Lunts&#8217;ın birleşik çabasından önce, <strong>terapötikler </strong>ve teşhis için kullanılan &#8220;<strong>theranostikler</strong>&#8221; olarak kullanılan floresan boyaların düşük parlaklık, hücrelere yüksek toksisite, zayıf doku <strong>penetrasyonu </strong>ve istenmeyen <strong>yan etkiler </strong>gibi eksiklikleri vardı.</p>



<p>Theranoys olarak kullanılan organik tuz nanopartiküllerini optoelektronik olarak ayarlayarak, <strong>Luntlar </strong>onları bir dizi kanser çalışmasında kontrol edebildi. Nanoparçacıkların toksik olmayan bölgeye koaksiyonu artmış görüntülemeyle sonuçlanırken, fototoksik veya ışıkla aktive edilen etkili yerinde <strong>tümör </strong>tedavisi için üretilen aralığa itilir.</p>



<p>Anahtar, <strong>fotoaktif </strong>moleküllerinin elektroniğini optik özelliklerinden bağımsız olarak kontrol etmeyi öğrenmek ve daha sonra bu anlayışı görünüşte ilgisiz bir alana yeni bir şekilde uygulamak için sıçrama yapmaktı.</p>



<p>Richard son zamanlarda <strong>fotovoltaikleri </strong>güneş camına dönüştürme çalışmalarından bu tuzları elektronik olarak ayarlama yeteneğini keşfetti. Sophia uzun zamandır kanser hücrelerine özgü <strong>metabolik </strong>yollar üzerinde çalışmıştı. Luntlar bir yürüyüş sırasında güneş camını tartıştıklarında bağlantı kurdular: Güneş hücrelerinde aktif moleküller kanser hücrelerini daha etkili bir şekilde hedeflemek ve öldürmek için de kullanılabilir.</p>



<p><strong>1.000 mil yolculuk</strong></p>



<p>&#8220;İlk deneylerimiz beklendiği gibi sonuçlanmadı; ilk başta fikrin ne kadar çılgın göründüğü göz önüne alındığında pes etmememize şaşırdım.&nbsp;Diyerek şöyle devam etti: &#8220;Bu araştırmanın nasıl yapılacağını anlamak birçok yürüyüşe çıktı.&#8221;</p>



<p>Açıkçası, sonuçlar buna değerdi. Bugün, Richard molekülleri <strong>tasarlar</strong>; MSU kimyager Babak Borhan onları <strong>sentezler </strong>ve <strong>geliştirir</strong>; Sophia, hücre hücre ve fare modellerindeki <strong>fotoaktif </strong>buluşlarını <strong>test ediyor</strong>.</p>



<p>Gelecekteki araştırmalar, <strong>theranostiklerin </strong>etkinliğini artırmak, <strong>toksisiteyi</strong> ve yan etkileri azaltmak için çalışacaktır. Lunts çalışmaları için bir <strong>patent </strong>başvurusunda bulundu ve sonunda fotoaktif molekül bulgularını klinik araştırmalarla zorlamayı dört gözle bekliyorlar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/umut-verici-kanser-calismalari/">Umut Verici Kanser Çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/umut-verici-kanser-calismalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ok-Yay-Kıyafet Günümüz İhtiyaçları ve Çağlar Öncesi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ok-yay-kiyafet-gunumuz-ihtiyaclari-ve-caglar-oncesi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ok-yay-kiyafet-gunumuz-ihtiyaclari-ve-caglar-oncesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 08:42:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[homo sapiens]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ok]]></category>
		<category><![CDATA[yay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=478</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan inovasyonunun kökenleri geleneksel olarak Afrika&#8217;nın otlaklarında ve kıyılarında veya Avrupa&#8217;nın ılıman ortamlarında araştırılmıştır.&#160;Asya&#8217;nın tropik yağmur ormanları gibi daha aşırı ortamlar, derin insan işgali geçmişine rağmen büyük ölçüde göz ardı edilmiştir.&#160;Yeni bir çalışma, Sri Lanka&#8217;nın tropik bölgelerinde, Afrika dışında 48-45.000 yıl önce ok ve yay kullanımı ve belki de kıyafet yapımı için en eski kanıtları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ok-yay-kiyafet-gunumuz-ihtiyaclari-ve-caglar-oncesi/">Ok-Yay-Kıyafet Günümüz İhtiyaçları ve Çağlar Öncesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv.jpg" alt="" class="wp-image-479" width="368" height="247" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv-600x402.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv-768x515.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv-150x101.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv-300x201.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv-696x466.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/avv-627x420.jpg 627w" sizes="auto, (max-width: 368px) 100vw, 368px" /></figure></div>



<p><strong>İnsan inovasyonunun</strong> kökenleri geleneksel olarak <strong>Afrika&#8217;nın </strong>otlaklarında ve kıyılarında veya <strong>Avrupa&#8217;nın </strong>ılıman ortamlarında araştırılmıştır.&nbsp;Asya&#8217;nın tropik yağmur ormanları gibi daha aşırı ortamlar, derin insan işgali geçmişine rağmen büyük ölçüde göz ardı edilmiştir.&nbsp;Yeni bir çalışma, Sri Lanka&#8217;nın tropik bölgelerinde, Afrika dışında  <strong>48-45.000</strong> yıl önce  <strong>ok </strong>ve <strong>yay </strong>kullanımı ve belki de <strong>kıyafet </strong>yapımı için <strong>en eski kanıtları</strong> sunuyor.</p>



<p>Hint yarımadasının hemen güneyinde, Hint Okyanusu&#8217;ndaki Sri Lanka adası, türümüzün <strong>en eski fosillerine,</strong> Güney Asya&#8217;daki <strong>Homo sapiens</strong>&#8216;e ev sahipliği yapıyor.&nbsp;Ayrıca, insan işgali ve Afrika dışındaki tropikal yağmur ormanları ortamlarının  48.000 ila 3.000 yıl önce kullanımı için açık kanıtları da koruyor sözde kaynak bakımından fakir olan bu ortamların <strong>Pleistosen </strong>insanlarını göç etmek için engeller olduğu fikrini reddediyor.&nbsp;İnsanların, maymunlar ve sincaplar gibi hızlı hareket eden gıda kaynakları da dahil olmak üzere, yağmur ormanı kaynaklarını tam olarak nasıl elde ettikleri sorusu hala çözülmedi.</p>



<p>Yaklaşık 48.000 yaşında, bu araçlar Avrupa&#8217;da bulunan ilk benzer teknolojiden daha erken.<strong>&nbsp;Korunmuş kemik ok uçlarında </strong>kullanım için açık kanıtlar, yakalanması zor yağmur ormanı avını <strong>avlamak </strong>için kullanıldıklarını göstermektedir.&nbsp;Sadece bu da değil, bilim adamları diğer kemik araçlarının <strong>tropikal </strong>ortamlarda <strong>ağlar veya kıyafetler </strong>yapmak için kullanılabileceğini ve bazı insan yeniliklerinin belirli çevresel gereksinimlerle nasıl bağlantılı olduğu konusundaki geleneksel varsayımları önemli ölçüde değiştirdiğini gösteriyor.</p>



<p><strong>Açıkta avlanmak ve soğuktan korunmak?</strong></p>



<p><strong>Mağara sanatı</strong>, şaşırtıcı derecede <strong>ayrıntılı kemik oymaları</strong>, <strong>kemik alet</strong> teknolojileri ve<strong> özel kıyafetler</strong> şeklindeki Avrupa kültürel ürünleri, Geç <strong>Pleistosen </strong>insan kültürel gelişiminin zirvesi olarak sık sık tutulmuştur.&nbsp;Orada sembolik ve teknolojik yenilikler, genişleyen nüfusları soğuk kuzey iklimleriyle yüzleşecek şekilde donatan kilit hayatta kalma mekanizmaları olarak görülmüştür.&nbsp;Bu arada, eski yay ve ok teknolojisi keşifleri ve Afrika&#8217;daki açık otlak veya kıyı ortamlarındaki sanatsal veya sembolik davranışlar, Pleistosen insanlarının evrimindeki erken avlanma ve kültürel deneylerin ardındaki <strong>temel itici güçler </strong>olarak sırasıyla &#8216;<strong>savana</strong>&#8216; ve deniz ortamlarını çerçevelemiştir.</p>



<p>Yeni çalışmanın ortak yazarı olarak, MPI-SHH&#8217;den Patrick Roberts, &#8220;bu geleneksel odak, Afrika, Asya, Avustralya ve Amerika&#8217;nın diğer bölümlerinin genellikle <strong>materyallerin kökenleri</strong> tartışmasında yan sıralı olduğu anlamına geliyor. yeni mermi av yöntemleri veya türümüzle ilişkili kültürel yenilikler gibi. &#8221;&nbsp;Bununla birlikte, son yirmi yıl, çöller, yüksek irtifa ayarları ve Sri Lanka gibi tropikal yağmur ormanları da dahil olmak üzere, Pleistosen insanlarının Afrika&#8217;nın ötesine geçtikleri için çeşitli aşırı <strong>ortamları nasıl işgal ettiklerini ve adapte olduklarını</strong> vurguladı.</p>



<p><strong>Tropikal bir ev</strong></p>



<p>Yeni çalışma, bilim adamlarının Sri Lanka&#8217;nın Islak Bölge ormanlarının kalbindeki <strong>Fa-Hien Lena</strong> mağarasından güzel korunmuş materyal kültürüne yöneldiklerini gördü.&nbsp;MPI-SHH&#8217;de doktora yazarı Oshan Wedage şöyle diyor: &#8220;Fa-Hien Lena 1980&#8217;lerden beri Güney Asya&#8217;nın <strong>en önemli arkeolojik alanlarından biri </strong>olarak ortaya çıktı, türümüzün kalıntılarını, araçlarını ve avlarını bağlamı&#8221;&nbsp;Alandaki ana bulgulardan bazıları, bilim adamlarının tropik kaynakların sömürülmesinde kullanıldığından şüphelenilen dikkat çekici tek ve çift sivri kemik araçlarını içermektedir.&nbsp;Bununla birlikte, ayrıntılı yüksek güçlü mikroskobik analiz olmadığında doğrudan kanıt yoktu.</p>



<p>Yeni çalışmanın baş yazarı Griffith Üniversitesi&#8217;nden Michelle Langley, alet kullanımının mikroskobik izleri ve Pleistosen bağlamlarında sembolik malzeme kültürünün oluşturulması çalışmalarında uzmandır.&nbsp;Fa-Hien Lena materyaline son teknoloji yöntemleri uygulamak araştırmacıların <strong>hipotezini </strong>doğruladı.&nbsp;Langley&#8217;nin belirttiği gibi, &#8220;noktalar üzerindeki kırıklar, yüksek güçlü etki nedeniyle hasarı gösterir genellikle hayvanların ok ve yay avcılığı kullanımında görülen bir şey. Bu kanıt, 32.000 yıl önce Güneydoğu Asya&#8217;daki benzer bulgulardan daha erken ve şu anda Afrika kıtasının ötesinde yay ve ok kullanımı için en erken açık kanıt. &#8220;</p>



<p>Erken insan yeniliğine dair kanıtlar bununla da kalmadı.&nbsp;Aynı <strong>mikroskobik </strong>yaklaşımı diğer kemik aletlerine uygulayan ekip, yakınlardaki tropikal akarsularda tatlı su balıkçılığı ile ilişkili görünen uygulamaları ve ayrıca ağ veya giysi yapmak için lifin çalışmasını belirledi.&nbsp;&#8220;Ayrıca, mineral hardaldan renkli boncukların üretimi ve kıyıdan işlem gören kabuk boncukların rafine yapımı için, yaklaşık 45.000 yıl önce Avrasya ve Güneydoğu Asya&#8217;da bulunan diğer &#8220;<strong>sosyal sinyal</strong>&#8221; malzemelerine benzer yaşta açık kanıtlar bulduk, &#8220;diyor Michelle Langley.&nbsp;Birlikte, bu Güney Asya tropiklerinde karmaşık, erken bir insan sosyal ağını ortaya koymaktadır.</p>



<p><strong>Yeni avlanma alanları için esnek bir araç seti</strong></p>



<p>Yeni çalışma, arkeologların artık Pleistosen insanlarındaki belirli teknolojik, sembolik veya kültürel gelişmeleri tek bir bölgeye veya çevreye bağlayamayacağını vurgulamaktadır.&nbsp;MPI-SHH&#8217;nin ortak yazarı Michael Petraglia, &#8220;Sri Lankalı kanıtlar, yay ve oklar, giysiler ve sembolik sinyaller icatının, Asya&#8217;nın tropikal yağmur ormanları dahil olmak üzere birçok kez ve birçok farklı yerde meydana geldiğini gösteriyor&#8221; diyor. .&nbsp;Soğuk ortamlarda <strong>yalıtımın </strong>yanı sıra, kıyafetler tropikal sivrisineklere karşı da yardımcı olabilirdi &#8220;ve sadece büyük otlaklı memelileri avlamak yerine,&#8221; başka bir MPI-SHH ortak yazarı olan zooarkeolog Noel Amano, &#8220;yaylar ve oklar insanların küçük şeyler almasına yardımcı oldu, ağaçta yaşayan primatlar ve kemirgenler gibi. &#8220;</p>



<p>Arkeologlar uzun süredir Avrupa davranışsal modernite belirteçlerinin benzersizliğine odaklanmışken, yeni çalışma, dünyanın birçok bölgesinin <strong>Paleolitik&#8217;in </strong>sonunda olağanüstü ve karmaşık yeni teknolojilerin ortaya çıktığı konusunda artan bir farkındalığın bir parçası.&nbsp;MPI-SHH Direktörü ve çalışma yazarı Nicole Boivin, &#8220;İnsanlar şu anda olağanüstü bir beceriklilik ve çeşitli yeni ortamlardan yararlanma yeteneği gösteriyor.&#8221;&nbsp;&#8220;Bu beceriler, yaklaşık 10.000 yıl önce neredeyse tüm gezegen kıtalarını <strong>kolonileştirmelerini </strong>sağladı ve bizi bugün olduğumuz küresel tür olma yolunda açıkça belirledi.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ok-yay-kiyafet-gunumuz-ihtiyaclari-ve-caglar-oncesi/">Ok-Yay-Kıyafet Günümüz İhtiyaçları ve Çağlar Öncesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ok-yay-kiyafet-gunumuz-ihtiyaclari-ve-caglar-oncesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun Ömürlü Koşullar Altında Çalışabilen Yakıt Hücreleri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-omurlu-kosullar-altinda-calisabilen-yakit-hucreleri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-omurlu-kosullar-altinda-calisabilen-yakit-hucreleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 08:11:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[araçlar]]></category>
		<category><![CDATA[direnç]]></category>
		<category><![CDATA[mekanik]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=474</guid>

					<description><![CDATA[<p>Washington Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, yüksek enerji verimli ve düşük kirletici teknolojiyi arabalara güç vermek için benzinli yanmalı motorlara daha uygun bir alternatif haline getirebilecek katı oksit yakıt hücrelerinde (SOFC&#8217;ler) önemli bir ilerleme kaydetti. Gen ve Linda Voiland Kimya Mühendisliği ve Biyomühendislik Doktora mezunu Qusay Bkour ve Profesör Su Ha liderliğindeki araştırmacılar, yakıt hücresinin benzin gibi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzun-omurlu-kosullar-altinda-calisabilen-yakit-hucreleri/">Uzun Ömürlü Koşullar Altında Çalışabilen Yakıt Hücreleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/YAKIT.jpg" alt="" class="wp-image-475" width="369" height="194" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/YAKIT.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/YAKIT-600x315.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/YAKIT-150x79.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/YAKIT-300x158.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 369px) 100vw, 369px" /></figure></div>



<p>Washington Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, <strong>yüksek enerji verimli</strong> ve <strong>düşük kirletici</strong> teknolojiyi arabalara güç vermek için benzinli yanmalı motorlara daha uygun bir alternatif haline getirebilecek <strong>katı oksit yakıt hücrelerinde</strong> (SOFC&#8217;ler) önemli bir ilerleme kaydetti.</p>



<p>Gen ve Linda Voiland <strong>Kimya Mühendisliği</strong> ve <strong>Biyomühendislik </strong>Doktora mezunu Qusay Bkour ve Profesör Su Ha liderliğindeki araştırmacılar, yakıt hücresinin benzin gibi <strong>lojistik </strong>sıvı yakıtları durmadan elektriğe dönüştürmesini sağlayan benzersiz ve ucuz bir <strong>nanoparçacık katalizörü </strong>geliştirdi <strong>elektrokimyasal </strong>süreç sırasında küresel ısınmaya katkıda bulunan düşük karbondioksit emisyonları üreten benzinle çalışan yüksek verimli araçlar için çalışıldı.</p>



<p>Bkour, &#8220;İnsanlar enerji, çevre ve küresel ısınma konusunda çok endişeli.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Çok heyecanlıyım çünkü enerji sorununa, küresel ısınmaya neden olan emisyonları da azaltan bir çözüm bulabiliriz.&#8221;</p>



<p>Yakıt hücreleri yakıtlardaki kimyasal enerjiyi doğrudan elektrik enerjisine dönüştürmek için temiz ve yüksek verimli bir yol sunar. <strong>Anot</strong>, <strong>katot </strong>ve <strong>elektrolitleri </strong>olduğu için pillere benzerler. Ancak, yalnızca daha önce depoladıkları elektriği sağlayan pillerin aksine, yakıt hücreleri yakıtları olduğu sürece sürekli bir <strong>elektrik akışı </strong>sağlayabilirler.</p>



<p>Piston <strong>mekanik </strong>iş yapmak yerine elektrokimyasal reaksiyonlarla çalıştıkları için, yakıt hücreleri otomobillerimizdeki yanmalı motorlardan daha verimli olabilir. <strong>Hidrojen </strong>yakıt olarak kullanıldığında, tek atık ürünleri <strong>sudur</strong>.</p>



<p>Bununla birlikte, hidrojen yakıt hücresi teknolojisi konusundaki büyük vaatlere rağmen, yüksek basınçlı hidrojen gazının yakıt tanklarında depolanması önemli <strong>ekonomik </strong>ve <strong>güvenlik zorlukları </strong>yaratır. ABD&#8217;de hidrojen gazı altyapısı çok azdır ve teknolojinin pazara girişi çok düşüktür.</p>



<p>Bkour, &#8220;Benzin gibi lojistik bir sıvı yakıtla çalışabilen yakıt hücrelerinin kullanımına hazır değiliz.&#8221; Dedi.</p>



<p>Saf hidrojen yakıt hücrelerinin aksine, geliştirilen <strong>SOFC </strong>teknolojisi benzin, dizel ve hatta biyo bazlı dizel yakıtlar gibi çok çeşitli sıvı yakıtlarla çalışabilir ve <strong>katalizörlerinde </strong>pahalı metallerin kullanılmasını gerektirmez. Benzinli SOFC&#8217;lerle çalışan otomobiller mevcut benzin istasyonlarını kullanabilir.</p>



<p>Bununla birlikte, benzinle çalışan yakıt hücreleri, dönüşüm reaksiyonunu durdurarak hücre içinde <strong>karbon biriktirme </strong>eğilimindedir. Sülfür gibi sıvı yakıtlarda yaygın olan diğer kimyasallar da reaksiyonları durdurur ve yakıt hücresini <strong>devre dışı bırakır.</strong></p>



<p>Bkour, &#8220;Karbon kaynaklı katalizör deaktivasyonu, sıvı hidrokarbonların katalitik reformu ile ilişkili ana problemlerden biridir.&#8221; Dedi.</p>



<p>SOFC yakıt hücresi için WSU ekibi, nikelden yapılmış ucuz bir katalizör kullandı ve daha sonra, <strong>molibden elementinin</strong> nanoparçacıklarını ekledi. Molibden katkılı katalizörlerini test ederek, yakıt hücreleri 24 saat boyunca sorunsuz bir şekilde çalışabildiler. Sistem karbon birikmesine ve kükürt zehirlenmesine karşı <strong>dirençliydi</strong>. Buna karşılık, düz nikel bazlı bir katalizör bir saat içinde başarısız oldu.</p>



<p>Sıvı yakıt hücresi teknolojisi, taşımacılık uygulamaları da dahil olmak üzere çeşitli güç tüketen pazarlar için muazzam fırsatlara sahiptir. Araştırmacılar şimdi gerçek dünya ve daha uzun ömürlü koşullar altında çalışabilen yakıt hücreleri oluşturmak için<strong> otomotiv endüstrisi ile köprüler kuruyorlar.</strong></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/uzun-omurlu-kosullar-altinda-calisabilen-yakit-hucreleri/">Uzun Ömürlü Koşullar Altında Çalışabilen Yakıt Hücreleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/uzun-omurlu-kosullar-altinda-calisabilen-yakit-hucreleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültürel Etkileşimler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kulturel-etkilesimler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kulturel-etkilesimler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 07:43:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[yansıtma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beynin ayna nöron ağı, kültürümüzü paylaşan veya paylaşmayan birine baktığımıza bağlı olarak farklı tepkiler verir. &#8220;İyiyim&#8221; diye bir başparmak var. &#8220;utanç&#8221; için sivri bir işaret parmağının bir diğerine sürtülmesi. Kötü şöhretli ve her yerde bulunan &#8220;orta parmak&#8221; selamı bilirsiniz. Konuşmadan anlam taşıyan bu tür hareketler toplumumuzdaki neredeyse herkes tarafından kullanılır ve tanınır, ancak yabancı bir ülkeden biri için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kulturel-etkilesimler/">Kültürel Etkileşimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hareketel.jpg" alt="" class="wp-image-470" width="335" height="259" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hareketel.jpg 569w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hareketel-150x116.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hareketel-300x232.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hareketel-543x420.jpg 543w" sizes="auto, (max-width: 335px) 100vw, 335px" /></figure></div>



<p>Beynin ayna <strong>nöron ağı</strong>, kültürümüzü paylaşan veya paylaşmayan birine baktığımıza bağlı olarak farklı tepkiler verir.</p>



<p>&#8220;<strong>İyiyim</strong>&#8221; diye bir başparmak var. &#8220;<strong>utanç</strong>&#8221; için sivri bir işaret parmağının bir diğerine sürtülmesi. Kötü şöhretli ve her yerde bulunan &#8220;<strong>orta parmak</strong>&#8221; selamı bilirsiniz. Konuşmadan anlam taşıyan bu tür hareketler toplumumuzdaki neredeyse herkes tarafından kullanılır ve tanınır, ancak yabancı bir ülkeden biri için anlaşılmaz olabilirler.</p>



<p>Bunun tersi de doğrudur. Yabancı bir ülkeye bir Amerikalı atmak ve o kültürün ortak jestleri için <strong>clueless </strong>olabilir. Bu kışkırtıcı bir soru getirir <strong>kültür beyni etkiler mi?</strong></p>



<p>Araştırmacılar, ayna nöron ağı üzerinde kültürün baskısını araştırmak istediler. <strong>Ayna nöronlar</strong>, bir kişi bir eylem gerçekleştirdiğinde ateş eder, ancak bir kişi aynı eylemi gerçekleştirdiğini izlediğinde de ateş eder. <strong>Sinirbilimciler </strong>bu &#8220;<strong>yansıtma</strong>&#8221; nın diğer insanların zihinlerini okuyabildiğimiz ve onlarla empati kurabileceğimiz sinirsel mekanizma olduğuna inanıyorlar.</p>



<p>Kültürün etkisi söz konusu olduğunda, aslında, ayna nöron ağının kültürümüzü paylaşan birine mi yoksa paylaşmayan birine mi baktığımıza bağlı olarak farklı tepki verdiğini <strong>keşfettiler</strong>.</p>



<p>Araştırmacılar, bir grup Amerikalı <strong>subjeye </strong>bir dizi jest Amerikan, Nikaragua ve anlamsız el jestleri gerçekleştirmek için biri Amerikan, diğeri Nikaragua olan iki oyuncu kullandı. Bilim adamlarının ayna nöronların <strong>aktivitesini </strong>araştırmak için kullandıkları &#8220;<strong>kortikospinal uyarılabilirlik</strong>&#8221; (CSE) seviyelerini ölçmek için <strong>transkraniyal manyetik stimülasyon</strong> (TMS) adı verilen bir prosedür kullanıldı.</p>



<p>Amerikalı katılımcıların, Nikaragua&#8217;ya <strong>kıyasla </strong>Amerikan yapımı jestlerini gözlemlerken daha yüksek ayna nöron aktivitesi gösterdiğini buldular. Nikaragua oyuncusu Amerikan hareketlerini gerçekleştirdiğinde, gözlemcilerin ayna nöron aktivasyonu düştü.</p>



<p>Molnar Szakacs, &#8220;Bunların kültüre özgü uyaranlara <strong>nörobiyolojik </strong>yanıtlar gösteren ilk verilerden bazıları olduğuna inanıyoruz.&#8221; Dedi. &#8220;Verilerimiz, hem <strong>etnik köken</strong> hem de kültürün beyindeki, özellikle sosyal iletişim ve etkileşime dahil olan ayna nöron ağı içindeki aktiviteyi etkilemek için etkileşime girdiğini gösteriyor.&#8221;</p>



<p>“Biz toplumsal ama yerel geleneklerin varisiyiz” dedi <strong>Iacoboni</strong>. &#8220;Ayna nöronlar, kendi kültürümüzü şekillendirmemize yardımcı olan beyin hücreleridir. Bununla birlikte, yerel gelenekleri özümsememizi şekillendiren aynalamanın sinirsel mekanizmaları, bu tür kültürler arası karşılaşmalar gerçekten mümkün olduğu sürece, diğer kültürleri de ortaya çıkarabilir. tüm araştırmalarımız, ayna nöronları ile beynimizin sadece <strong>eylemleri </strong>değil <strong>insanları yansıttığını </strong>ileri sürüyor. &#8220;</p>



<p>Böylece, hafızayı, empatiyi ve genel bilişi destekleyen <strong>sinir sistemlerinin</strong> bilgiyi kimin verdiğine bağlı olarak farklı bir şekilde kodladığı görülmektedir kişinin kendi kültürel etnik grup içi üyesi veya dış grup üyesi kültürel olarak öğrenilmiş bir motor <strong>repertuar</strong>, beynin gözlenen eylemlere, özellikle sosyal iletişimde kullanılan eylemlere verdiği <strong>yanıtları </strong>daha güçlü bir şekilde etkiler.</p>



<p>Molnar Szakacs, &#8220;Bu sonuçlardan elde edilen önemli bir sonuç, kültürün beynimiz ve sonuç olarak <strong>davranışlarımız </strong>üzerinde ölçülebilir bir <strong>etkiye sahip olmasıdır</strong>. Beyin fonksiyonu ve <strong>insan davranışı</strong> hakkında sonuçlar çıkarırken araştırmacıların bunu dikkate alması gerekir.&#8221; Dedi. Araştırmacılar, bulguların motor beceri ve dil öğrenimi, gruplar arası iletişimin yanı sıra diğer kültürlere karşı gruplar arası <strong>tutumların </strong>incelenmesi üzerinde de etkileri olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kulturel-etkilesimler/">Kültürel Etkileşimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kulturel-etkilesimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahte Gülüşler. Gerçeğinden Ayırabilir Misiniz?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sahte-gulusler-gerceginden-ayirabilir-misiniz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sahte-gulusler-gerceginden-ayirabilir-misiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 07:21:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[gözler]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmalar, yüz duygularını yorumlarken kültürün belirleyici bir faktör olduğunu ortaya çıkarmıştır.&#160;Çalışma, Japonya gibi duygusal kontrolün standart olduğu kültürlerde duyguları yorumlamak için göze odaklandığını ortaya koyuyor.&#160;ABD gibi duyguların açıkça ifade edildiği kültürlerde, duyguları yorumlamak için odak ağızdadır. İki çalışma arasında, bilgisayarlı ikonlar ve insan imajları kullanarak, araştırmacılar Japon ve Amerikan kültürlerinin görüntüleri bir araya getirerek bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sahte-gulusler-gerceginden-ayirabilir-misiniz/">Sahte Gülüşler. Gerçeğinden Ayırabilir Misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci.jpg" alt="" class="wp-image-463" width="360" height="191" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci.jpg 1008w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci-600x318.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci-768x408.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci-150x80.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci-300x159.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci-696x369.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnznci-791x420.jpg 791w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></figure></div>



<p>Araştırmalar, <strong>yüz duygularını </strong>yorumlarken kültürün <strong>belirleyici </strong>bir <strong>faktör </strong>olduğunu ortaya çıkarmıştır.&nbsp;Çalışma, <strong>Japonya </strong>gibi duygusal kontrolün <strong>standart </strong>olduğu kültürlerde duyguları yorumlamak için <strong>göze </strong>odaklandığını ortaya koyuyor.&nbsp;ABD gibi duyguların açıkça ifade edildiği kültürlerde, duyguları yorumlamak için odak <strong>ağızdadır</strong>.</p>



<p>İki çalışma arasında, bilgisayarlı ikonlar ve insan imajları kullanarak, araştırmacılar Japon ve Amerikan kültürlerinin görüntüleri <strong>bir araya getirerek</strong> bir dizi <strong>duygu </strong>iletti.</p>



<p>Alberta Üniversitesi araştırmacısı <strong>Dr. Takahiko Masuda,</strong> &#8220;Bu bulgular, temel duyguların yüz ifadelerinin evrensel olarak tanınabileceği popüler teoriye <strong>aykırı</strong>&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Bir kişinin kültürü duyguları nasıl algılayacağının belirlenmesinde çok güçlü bir <strong>rol oynar </strong>ve yüz ifadesini yorumlarken dikkate alınması gerekir&#8221;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/glnjpn.gif" alt="" class="wp-image-464" width="242" height="298"/></figure></div>



<p>Bu kültürel farklılıklar, bir yazarın duygularını e-posta ve metin mesajları üzerinden iletmek için kullanılan bilgisayar <strong>ifadelerinde </strong>bile fark edilir.&nbsp;Araştırma bulgularına uygun olarak, <strong>mutluluk </strong>ve <strong>üzüntü </strong>için Japon ifadeleri, gözlerin nasıl tasvir edildiğine göre değişirken, Amerikan ifadeleri ağız yönüne göre değişir.&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde ifadeler<strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong> ve<strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong> mutlu bir yüz ifade ederken, ifadeler <strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f641.png" alt="🙁" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong> veya<strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f641.png" alt="🙁" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong>üzgün bir yüz ifade eder. Ancak Japonlar mutlu bir yüz belirtmek için <strong>(^_^) </strong>sembolünü kullanma eğilimindedir, ve <strong>(; _;) </strong>üzgün bir yüzü belirtmek için kullanılır.</p>



<p>Katılımcılardan farklı bilgisayar ifadeleri aracılığıyla ifade edilen algılanan mutluluk veya üzüntü düzeylerini derecelendirmeleri istendiğinde, araştırmacılar Japonların duygularını belirlemek için hala ifadelerin <strong>gözlerine baktığını keşfetti.</strong></p>



<p>Masuda, &#8220;Japonya gibi duygularını maskeleme eğiliminde olan bir kültürün duyguları belirlerken bir kişinin gözlerine <strong>odaklanmasının </strong>oldukça ilginç ve uygun olduğunu düşünüyoruz.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Açık duyguların oldukça yaygın olduğu Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde, bir kişinin yüzündeki en etkileyici özellik olan <strong>ağza </strong>odaklanmak mantıklıdır.&#8221;</p>



<p>Sonuçlar ayrıca, Japonların &#8220;<strong>sahte gülümsemeler</strong>&#8221; tespitinde Amerikalılardan daha iyi olabileceği ilginç olasılığını da ortaya koyuyor.&nbsp;Gözlerin pozisyonu birisinin gülümsemesinin yanlış veya doğru olup olmadığının anahtarı ise, Japon birisinin yalan söylediğini veya &#8220;sahte&#8221; olup olmadığını tespit etmede özellikle iyi olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sahte-gulusler-gerceginden-ayirabilir-misiniz/">Sahte Gülüşler. Gerçeğinden Ayırabilir Misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sahte-gulusler-gerceginden-ayirabilir-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evrimsel Akrabalar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/evrimsel-akrabalar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/evrimsel-akrabalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 00:43:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[neslitükenen]]></category>
		<category><![CDATA[omurgalılar]]></category>
		<category><![CDATA[sürüngenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=450</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir çalışma, dünyanın karasal omurgalılarının evrim tarihini ilk kez eşleştiriyor: amfibiler, kuşlar, memeliler ve sürüngenler.&#160;Büyük konsantrasyonlarda evrimsel olarak farklı türlere sahip alanların, sürekli artan &#8220;insan ayak izimizden&#8221; nasıl etkilendiğini araştırıyor. Çalışma için sürüngenle ilgili verileri üreten ve yorumlayan Prof. Meiri, &#8220;Evrimsel olarak farklı olmak, yakın akrabanız olmadığı anlamına gelir.&#8221;&#160;&#8220;Başka bir deyişle, evrimsel hayat ağacının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/evrimsel-akrabalar/">Evrimsel Akrabalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa.jpg" alt="" class="wp-image-507" width="303" height="258" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa.jpg 986w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa-600x511.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa-768x654.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa-150x128.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa-300x256.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa-696x593.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/08/yarasaaa-493x420.jpg 493w" sizes="auto, (max-width: 303px) 100vw, 303px" /></figure></div>



<p>Yeni bir çalışma, dünyanın <strong>karasal omurgalılarının evrim tarihi</strong>ni ilk kez eşleştiriyor: amfibiler, kuşlar, memeliler ve sürüngenler.&nbsp;Büyük konsantrasyonlarda evrimsel olarak farklı türlere sahip alanların, sürekli artan &#8220;<strong>insan ayak izimizden</strong>&#8221; nasıl <strong>etkilendiğini </strong>araştırıyor.</p>



<p>Çalışma için sürüngenle ilgili verileri üreten ve yorumlayan Prof. <strong>Meiri</strong>, &#8220;Evrimsel olarak farklı olmak, yakın akrabanız olmadığı anlamına gelir.&#8221;&nbsp;&#8220;Başka bir deyişle, evrimsel hayat ağacının dalında yalnızsınız. Ardvarklar, timsahlar ve kivi, on milyonlarca yıl önce<strong> en yakın evrimsel akrabalarından ayrıldı </strong>ve eşsiz bir evrimsel tarih taşıdı.</p>



<p>Yeni araştırma, belirli yerlere ve nesli tükenmekte olan türlere yönelik mevcut tehditler göz önüne alındığında doğanın en iyi nasıl korunabileceğinin net bir şekilde anlaşılmasını sağlayacaktır.</p>



<div class="wp-block-group"><div class="wp-block-group__inner-container is-layout-flow wp-block-group-is-layout-flow">
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/shobil-1.jpg" alt="" class="wp-image-456" width="149" height="184" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/shobil-1.jpg 387w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/shobil-1-150x186.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/shobil-1-300x372.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/shobil-1-324x400.jpg 324w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/shobil-1-339x420.jpg 339w" sizes="auto, (max-width: 149px) 100vw, 149px" /></figure></div>
</div></div>



<p>Araştırmacılar, <strong>filogenetik </strong>çeşitliliği ve türlerin mekansal dağılımı boyunca insan basıncının boyutunu birleştiren iki yeni <strong>metrik </strong>geliştirdiler bir metrik değer bölgesi ve bir başka öncelikli tür.&nbsp;Önceki çalışmalarda büyük ölçüde ihmal edilen sürüngenler için bu metrikleri değerlendirdiler ve bu sonuçları tüm karasal omurgalı grupları için eşdeğer hesaplamalarla karşılaştırdılar.&nbsp;Araştırmacılar, yüksek insan basıncı altındaki bölgelerin yeri doldurulamaz sürüngen çeşitliliği içeren bölgelerle <strong>örtüştüğünü </strong>buldular.</p>



<p>Kağıttaki baş yazar <strong>Dr.Gumbs</strong>, &#8220;Analizlerimiz, küresel <strong>biyoçeşitliliği </strong>korumak için daha fazla çalışmazsak karşılaştığımız kayıpların anlaşılmaz boyutunu ortaya koyuyor.&#8221; Diyor.&nbsp;&#8220;Bazı sayıları <strong>perspektife </strong>sokmak için, <strong>sürüngenler </strong>tek başına tüm evrenin başlangıcından bu yana geçen yıllar kadar en az 13 milyar yıllık benzersiz evrimsel tarihi kaybetmesi anlamına geliyor.&#8221;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-1024x375.jpg" alt="" class="wp-image-457" width="401" height="146" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-1024x375.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-600x220.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-768x281.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-150x55.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-300x110.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-696x255.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-1068x391.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir-1147x420.jpg 1147w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tapir.jpg 1366w" sizes="auto, (max-width: 401px) 100vw, 401px" /></figure></div>



<p>Yaklaşık <strong>25.000</strong> tür için yok olma riski verilerini kullanan araştırmacılar, en az 50 milyar yıllık evrim mirasının ve yeterli yok olma riski verisine sahip olmadığımız <strong>potansiyel </strong>olarak <strong>tehdit edilen</strong> çok sayıda türün tehdit altında olduğunu bulmuşlardır.&nbsp;Bu, hesaplamanın etkilenebilecek türlerin sayısını hafife aldığını gösterir.</p>



<p>Çalışmanın hesaplamalarına göre, Karayipler, Hindistan&#8217;ın Batı Ghats&#8217;ı ve Güneydoğu Asya&#8217;nın büyük bölümleri en eşsiz evrim tarihine ev sahipliği yapan bölgeler insanlarla ilgili benzersiz bir <strong>yıkımla </strong>karşı karşıya.</p>



<p>Meiri, &#8220;Bu yeni çalışma, hangi türlerin evrimsel tekliklerine ve yaşadıkları düşünülen çevreler üzerindeki yoğun insan etkilerine dayanarak hangi türlerin koruma için <strong>önceliklendirilmesi </strong>gerektiğini vurgulamaktadır.&#8221;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/numbat.jpg" alt="" class="wp-image-458" width="316" height="143" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/numbat.jpg 700w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/numbat-600x272.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/numbat-150x68.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/numbat-300x136.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/numbat-696x317.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" /></figure></div>



<p>Araştırmaya göre, evrim tarihinin en büyük kayıpları, <strong>pangolinler </strong>ve <strong>tapirler </strong>gibi yakından ilişkili türlerin tüm gruplarının yok olması ve antik <strong>Çin timsah kertenkelesi</strong> (&nbsp;Shinisaurus crocodilurus&nbsp;);&nbsp;Afrika&#8217;nın sulak alanlarını takip eden devasa bir kuş&nbsp;olan <strong>Shoebill </strong>(Balaeniceps&nbsp;rex&nbsp;);&nbsp;ve&nbsp;büyük sarı gözleri ve uzun iğ parmakları ile gece bir maki olan&nbsp;<strong>Aye-aye </strong>(&nbsp;Daubentonia madagascariensis&nbsp;).</p>



<p>Çalışma, <strong>Mary Nehri kaplumbağas</strong>ı (&nbsp;Elusor macrurus&nbsp;), <strong>Mor kurbağa</strong> (&nbsp;Nasikabatrachus sahyadrensis&nbsp;) ve <strong>Numbat </strong>(Myrmecobius&nbsp;fasciatus&nbsp;)&nbsp;gibi acil koruma öncelikleri olarak olağandışı birkaç türü vurgulamaktadır&nbsp;.&nbsp;Ayrıca, bilim adamları tarafından çok az şey anlaşıldığı bilinen daha az sayıda türü de daha fazla araştırma için öncelik olarak vurgulamaktadır.&nbsp;Halihazırda tespit edilen öncelikli kertenkelelerin ve yılanların yarısından fazlası için yeterli<strong> yok olma riski </strong>verisi bulunmamaktadır.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/pangolin-1.jpeg" alt="" class="wp-image-459" width="296" height="147" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/pangolin-1.jpeg 632w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/pangolin-1-600x298.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/pangolin-1-150x75.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/pangolin-1-300x149.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/pangolin-1-324x160.jpeg 324w" sizes="auto, (max-width: 296px) 100vw, 296px" /></figure></div>



<p>&#8220;Bunlar, Dünya Gezegeni&#8217;ndeki en <strong>inanılmaz </strong>ve <strong>gözden kaçan</strong> hayvanlardan bazıları,&#8221; diyor Dr.Gumbs.&nbsp;&#8220;Bacaksız kertenkelelerden ve küçük kör yılanlardan, caecilians adı verilen pembe solucan benzeri amfibilere kadar, birçoğu yok olmaya doğru sessizce kayabilen bu büyüleyici yaratıklar hakkında çok az şey biliyoruz.&#8221;</p>



<p>Çalışma ayrıca, özellikle <strong>Amazon </strong>yağmur ormanlarında, <strong>Borneo </strong>dağlıklarında ve <strong>Güney Afrika</strong>&#8216;nın bazı bölgelerinde, yeri doldurulamaz çeşitlilik <strong>konsantrasyonlarının </strong>şu anda çok az baskı altında olduğu veya hiç insan baskısı olmadığı bölgeleri de belirlemektedir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/evrimsel-akrabalar/">Evrimsel Akrabalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/evrimsel-akrabalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Dostlar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gercek-dostlar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gercek-dostlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 00:16:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[barınak]]></category>
		<category><![CDATA[köpekler]]></category>
		<category><![CDATA[safkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Indiana Üniversitesi&#8216;nde insanların eşlerini nasıl seçtiğini inceleyen psikologlar dikkatlerini bir başka önemli ilişkiye dönüştürdüler: köpek arkadaşı seçmek.Köpek yavrusu sevgisi söz konusu olduğunda, kalbin her zaman ne istediğini bilmiyor.Sonuçlar, çalışan bir hayvan barınağından alınan verilere dayanmaktadır ve evcil hayvanın evlat edinme sürecinin iyileştirilmesine yardımcı olabilir. &#8220;Bu çalışmada gösterdiğimiz şey, insanların bir köpekte istediklerini söyledikleri, seçtikleri şeyle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gercek-dostlar/">Gerçek Dostlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="265" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/brnk.jpg" alt="" class="wp-image-447" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/brnk.jpg 400w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/brnk-150x99.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/brnk-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure></div>



<p><strong>Indiana Üniversitesi</strong>&#8216;nde insanların eşlerini nasıl <strong>seçtiğini </strong>inceleyen psikologlar dikkatlerini bir başka önemli ilişkiye dönüştürdüler: <strong>köpek arkadaşı seçmek.</strong>Köpek yavrusu sevgisi söz konusu olduğunda, kalbin her zaman ne istediğini bilmiyor.Sonuçlar, çalışan bir <strong>hayvan barınağından</strong> alınan verilere dayanmaktadır ve evcil hayvanın evlat edinme sürecinin <strong>iyileştirilmesine </strong>yardımcı olabilir.</p>



<p>&#8220;Bu çalışmada gösterdiğimiz şey, insanların bir köpekte istediklerini söyledikleri, seçtikleri şeyle her zaman <strong>uyumlu </strong>değildir,&#8221; <strong>Ph.D.</strong>&nbsp;<strong>IU Bloomington </strong>&#8220;Bir ziyaretçinin söylediği her şey yerine istenen özelliklerin bir alt kümesine odaklanarak, <strong>hayvan kabulünü </strong>daha verimli ve başarılı hale getirebileceğimize inanıyorum.&#8221;</p>



<p>İÜ Provost Profesörü <strong>Peter Todd</strong> laboratuvarının bir üyesi olan <strong>Cohen</strong>, çalışmayı bir hayvan barınağında evlat edinme danışmanı olarak gönüllü olarak yürüttü.&nbsp;Todd, çalışmanın ortak yazarıdır.</p>



<p>Cohen, &#8220;Köpekleri tercihlerine göre<strong> insanlarla eşleştirmek</strong> benim sorumluluğumdu, ancak sık sık ziyaretçilerin orijinal önerimden <strong>başka </strong>bir köpeği benimseyeceğini fark ettim.&#8221;Diyerek şöyle devam etti: &#8220;Bu çalışma bir neden sunuyor: Sadece arzu edilen bazı özellikler <strong>şansın üzerinde</strong> gerçekleşme eğilimindedir, bu da köpek seçimi üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olabilecekleri anlamına gelir.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar, köpekleri 13 özelliğe göre sınıflandırdı: yaş, cinsiyet, renk, boyut, <strong>safkan </strong>durum, önceki eğitim, sinirlilik, koruma, zeka, uyarılabilirlik, enerji seviyesi, oynaklık ve samimiyet.&nbsp;Bir hayvan barınağında köpekleri ziyaret eden, bunlardan <strong>145</strong>&#8216;i evlat edinmeye karar veren <strong>1.229 </strong>kişinin tercihlerini araştırdılar.</p>



<p>Benzer bir kopukluk, insanların belirlediği romantik tercihlerinin seçtikleri ortaklarla eşleşmediğini gösteren Todd&#8217;un liderliğindeki <strong>hız partnerliği</strong> araştırmasında da bulundu.</p>



<p>Köpek evlat edinme çalışmasına katılanların çoğu, tercih ettikleri birçok özelliği listelemelerine rağmen en popüler olarak &#8220;<strong>dostluk</strong>&#8221; ile eninde sonunda <strong>yaş ve oyun</strong> gibi birkaç tercihle en tutarlı köpekleri seçtiler, bu da renk veya safkan gibi diğerlerinin karar verme üzerinde daha az etki yarattı.</p>



<p>Cohen, &#8220;Hızla yapılan deneylerde çoklu psikologların gösterdiği gibi, <strong>fiziksel çekicilik çok önemlidir.</strong>&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Çoğu insan yakışıklı ya da yakışıklı bir köpeği olduğunu düşünür.&#8221;</p>



<p><strong>&#8220;Bir&#8221; e odaklanmak:</strong>&nbsp;Her ne kadar evlat edinenler genellikle mükemmel evcil hayvan vizyonuyla barınağa gelseler de, Cohen birçok kişinin belirli fiziksel ve kişilik özelliklerinin aşırı vurgulanması nedeniyle iyi bir eşleşme eksik olduğunu söyledi.&nbsp;Örneğin, İrlandalı bir <strong>kurt köpeği</strong> isteyen bir evlat edinen, büyük, sadık ve hafif parçalayıcı oldukları için aynı niteliklere sahip safkan olmayan bir kişiyi düşünemeyebilir.</p>



<p><strong>Eşleşmeyen algılamalar:</strong>&nbsp;Şaşırtıcı bir şekilde, evlat edinenler ve barınaklar aynı köpeği tanımlamak için genellikle farklı özellikler kullandı.&nbsp;Bunlar arasında <strong>itaat </strong>ve oynaklık gibi öznel özellikler ve renk gibi görünüşte <strong>nesnel </strong>özellikler vardı.</p>



<p><strong>Cevapsız sinyaller:</strong>&nbsp;Hiç köpeği olmayan insanlar belirli davranışların sonuçlarını kavrayamayabilir.&nbsp;Barınakta &#8220;oynak&#8221; olarak görülen bir köpek, örneğin küçük bir evde &#8220;yıkıcı&#8221; olarak karşımıza çıkabilir.</p>



<p><strong>Performans kaygısı:</strong>&nbsp;Barınaklar, evde daha rahat olduklarında kişilikleri değişebilen köpekler için yüksek stresli ortamlardır.&nbsp;Barınaktaki kişiliğe dayalı bir köpek seçmek, kamuoyu konuşurken ne kadar iyi performans gösterdiklerine göre bir tarih seçmeye benziyor, dedi Cohen.</p>



<p>Evcil hayvanların evlat edinilmesini iyileştirmek için Cohen, hayvan barınaklarının insanların bir köpek seçerken belirli özelliklere daha fazla güvenme eğiliminde olduklarını bilmeleri gerektiğini ve bu da evlat edinenleri köpeklerle <strong>eşleştirmeyi </strong>kolaylaştırabileceğini söyledi.&nbsp;Ayrıca barınakların, stresli veya <strong>sosyalleşmemiş </strong>köpeklerin en iyi pençelerini öne çıkarmasına yardımcı olmak için daha sakin bir ortama <strong>geçici yerleştirme </strong>gibi müdahaleleri dikkate almasını önerdi ve dostluk gibi arzulanan özellik seviyelerini gösterdi.</p>



<p>Son olarak, Cohen, çevrimiçi evlat edinme konusunda dikkatli olmanızı önerir, çünkü evlat edinenler başkalarının köpekleri tanımlamasına bağımlıdır.&nbsp;Daha az önemli tercihlere göre iyi bir eşleşmeyi filtrelemekten kaçınmak için kullanıcıların arama ölçütlerini en çok istenen özelliklerle sınırlandırmasını öneriyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gercek-dostlar/">Gerçek Dostlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gercek-dostlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böcek Deyip Basmazsak Lütfen</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bocek-deyip-basmazsak-lutfen/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bocek-deyip-basmazsak-lutfen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2020 23:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[böcekler]]></category>
		<category><![CDATA[karıncalar]]></category>
		<category><![CDATA[molekül]]></category>
		<category><![CDATA[nöropeptidin]]></category>
		<category><![CDATA[oksitosin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın tarihli bir çalışmada , Meduni Vienna liderliğindeki uluslararası bir araştırmacı ekibi, oksitosin benzeri bir nöropeptidin (inotosin), oksitosinin (aşk hormonu olarak bilinir) insan reseptörleri için spesifik bir farmakolojik profil sergilediğini bildirdi. Aynı zamanda araştırmacılar, sentetik bir inotosin analoğunun, oksitosin ve vazopressin reseptörlerinin biyokimyasal sinyalleme süreçlerinin temel olarak anlaşılması için moleküler bir araç olarak hizmet ettiğini ve muhtemelen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bocek-deyip-basmazsak-lutfen/">Böcek Deyip Basmazsak Lütfen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç.jpg" alt="" class="wp-image-441" width="348" height="197" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç.jpg 810w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç-600x339.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç-768x434.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç-150x85.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç-300x170.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç-696x394.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ilaç-743x420.jpg 743w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></figure></div>



<p>Yakın tarihli bir çalışmada ,<strong> Meduni Vienna</strong> liderliğindeki uluslararası bir araştırmacı ekibi, <strong>oksitosin </strong>benzeri bir <strong>nöropeptidin </strong>(inotosin), <strong>oksitosinin </strong>(aşk hormonu olarak bilinir) insan <strong>reseptörleri </strong>için spesifik bir <strong>farmakolojik </strong>profil sergilediğini bildirdi. Aynı zamanda araştırmacılar, sentetik bir <strong>inotosin analoğunun</strong>, oksitosin ve vazopressin reseptörlerinin <strong>biyokimyasal sinyalleme</strong> süreçlerinin temel olarak anlaşılması için moleküler bir araç olarak hizmet ettiğini ve muhtemelen <strong>pretermi inhibe</strong> etmek ilaç geliştirmek için <strong>ilaç kurşun molekülü</strong> olarak kullanılabileceğini gösterebildiler.</p>



<p>MedUni Viyana <strong>Farmakoloji </strong>Enstitüsü&#8217;nden Christian Gruber liderliğindeki Avusturya, Avustralya, Danimarka, İngiltere ve Çek Cumhuriyeti&#8217;nden bir bilim insanı ekibi, bir <strong>nöropeptidi </strong>insan &#8220;aşk hormonu&#8221; <strong>oksitosinine </strong>çok benzeyen karıncalardan <strong>izole etmeyi</strong> başardı. Christian Gruber, &#8220;Şaşırtıcı bir şekilde, bu böcek nöropeptidine küçük bir kimyasal modifikasyon ekleyerek, insan vazopressin V1a reseptörünün çok kararlı ve oldukça seçici bir inhibitörü geliştirebildik&#8221; diye açıklıyor. &#8220;Bu <strong>ligand </strong>insan <strong>uterus </strong>dokusu üzerinde test edildi ve kas kasılmalarını etkili bir şekilde inhibe etti. Artık aktif kurşun molekülünün klinik uygulamalarını araştırmak için daha fazla test gerekli.&#8221;</p>



<p><strong>Erken doğumda uterus kasılmasının önlenmesi</strong></p>



<p><strong>Vazopressin </strong>(antidiüretik hormon olarak da bilinir) böbrekler yoluyla su dengesini düzenlemede önemli bir rol oynar; Bununla birlikte, oksitosin ile <strong>kombinasyon </strong>halinde, doğum sırasında <strong>uterusa </strong>kan akışını ve <strong>uterus kasılmasını</strong> da etkileyebilir. İnsan <strong>vazopressin V1a </strong>reseptörü için bir inhibitör bu nedenle, erken doğum riski olan hastalara istenmeyen, erken uterin kas kasılmalarını inhibe etmek için verilebilir. Vazopressin V1a reseptörü ayrıca beyinde ve <strong>kardiyovasküler </strong>sistemde önemli bir rol oynar. Bu nedenle, akla gelebilecek diğer klinik uygulamalar da vardır örneğin, anksiyete bozuklukları, saldırganlık, depresyonun yanı sıra <strong>konjestif </strong>kalp yetmezliği, inme veya adet ağrısını tedavi etmek için.</p>



<p><strong>600 milyon yıllık oksitosin-vazopressin sinyal sistemi</strong></p>



<p>Nöropeptit hormonları ve reseptörleri arasındaki bu tür ilişkilerin <strong>kodunu çözmek</strong> veya ortaya çıkarmak için araştırmacılar, yaklaşık <strong>600 </strong>milyon yıldan beri var olan <strong>oksitosin</strong>&#8211;<strong>vazopressin </strong>sinyal sisteminin <strong>evrimsel </strong>benzerliklerinin avantajlarından faydalanarak <strong>ligand </strong>keşfi için benzersiz bir strateji kullandılar. Bu ilgili reseptörlerin moleküler düzeyde karşılaştırılması yeni görüşler sağlar ve gelecekte daha iyi ilaç adaylarının gelişimine yardımcı olabilecek önemli reseptör kalıntılarının tanımlanmasına olanak tanır. <strong>Gruber</strong>, &#8220;Konseptimiz yenilikçi ve büyüleyici: bir böcek nöropeptidi alın, yaklaşık 600 milyon yıllık evrimi atlayın ve küçük bir kimyasal modifikasyonla, bu madde insanlarda kullanım için bir ilaç adayı olarak hareket etmeye uygun olabilir.&#8221; &#8221; Bu yeni moleküllerin araştırma &#8220;araçları&#8221; olarak kullanılması da aynı derecede önemlidir. Sadece reseptör alttipi seçici <strong>ligandlar </strong>geliştirerek, bu tür karmaşık sinyal sistemlerinin biyokimyasal prensiplerini araştırmak mümkün olacaktır &#8220;diyor.</p>



<p><strong>Hayvanlar alemi boyunca oksitosin-vazopressin sinyalizasyon sistemi?</strong></p>



<p>Diğer hayvanlardan farklı olarak, böceklerde bu nöropeptit sinyal sisteminin <strong>biyolojisi </strong>hakkında şu ana kadar çok az bilgi bulunmaktadır. &#8220;Paralel bir çalışmada, genetik veri setlerini analiz ederek, birçok böceğin oksitosin veya vazopressin benzeri bir sinyal sistemine sahip olduğunu ve <strong>hayvan krallığ</strong>ı boyunca muhtemelen işlevsel olarak ilişkili olduğunu gösterebildik&#8221;. Elimizdeki bu bilgilerle araştırmacıların gelecekteki amacı, böceklerdeki bu sinyalizasyon sisteminin <strong>fizyolojisini </strong>ve <strong>farmakolojisini </strong>açıklamak ve bu bilgiyi insanlar için yeni <strong>farmasötik </strong>araçlar veya<strong> ilaç adayları geliştirmek </strong>için kullanmaktır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bocek-deyip-basmazsak-lutfen/">Böcek Deyip Basmazsak Lütfen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bocek-deyip-basmazsak-lutfen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buz Çekirdeği: Dünyamızın Manyetik Tarihi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/buz-cekirdegi-dunyamizin-manyetik-tarihi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/buz-cekirdegi-dunyamizin-manyetik-tarihi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2020 22:53:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[buz]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[geegen]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=436</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gezegenimizin tarihi, diğer şeylerin yanı sıra, manyetik kutuplarının periyodik olarak tersine çevrilmesiyle yazılmıştır. Weizmann Bilim Enstitüsü&#8217;ndeki bilim adamları bu tarihi kaydı okumak için yeni bir yöntem öneriyor:Yakın zamanda Dünya ve Gezegen Bilimi Mektuplarında bildirilen bulguları, rafine edilmiş bir buz çekirdeğine yol açabilir ve gelecekte, Mars ve Jüpiter&#8217;in moon Europa dahil olmak üzere güneş sistemimizdeki diğer cisimlerin manyetik tarihini anlamak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buz-cekirdegi-dunyamizin-manyetik-tarihi/">Buz Çekirdeği: Dünyamızın Manyetik Tarihi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="413" height="260" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyaaa.gif" alt="" class="wp-image-437"/></figure></div>



<p>Gezegenimizin <strong>tarihi</strong>, diğer şeylerin yanı sıra, manyetik kutuplarının periyodik olarak<strong> tersine çevrilmesiyle</strong> yazılmıştır. Weizmann Bilim Enstitüsü&#8217;ndeki bilim adamları bu tarihi kaydı okumak için yeni bir yöntem öneriyor:Yakın zamanda <em>Dünya ve Gezegen Bilimi Mektuplarında</em> bildirilen bulguları, rafine edilmiş bir <strong>buz çekirdeğine</strong> yol açabilir ve gelecekte, Mars ve Jüpiter&#8217;in <strong>moon Europa</strong> dahil olmak üzere güneş sistemimizdeki diğer cisimlerin manyetik tarihini anlamak için uygulanabilir. .</p>



<p><strong>Buz ve Dünya</strong>&#8216;nın manyetik tarihi arasındaki olası bir bağlantıyı araştırmak fikri, gezegenin buz kaynağından çok uzaktı. Enstitü Dünya ve Gezegen Bilimleri Bölümü&#8217;nden Prof. Oded Aharonson&#8217;un güneşli <strong>Korsika </strong>adasında, <strong>manyetizmayı </strong>daha spesifik olarak, araştırmacılar <strong>paleo-manyetizma</strong> olarak bilinen ve çoğunlukla okyanus <strong>çökeltileriyle </strong>delinmiş kayalarda veya çekirdeklerde sıkışan pul manyetik mineralleri ile incelenen alanı tartışıyorlardı. Bu tür parçacıklar, yerlerine hapsedildikleri anda Dünya&#8217;nın manyetik alanıyla <strong>hizalanırlar </strong>ve milyonlarca yıl sonra bile, araştırmacılar manyetik<strong> kuzey-güney</strong> hizalamalarını test edebilir ve Dünya&#8217;nın manyetik kutuplarının bu uzaktaki konumunu anlayabilirler. <strong>Aharonson&#8217;a </strong>şu fikri verdi: Bu, okyanus <strong>sedimanlarında </strong>az miktarda manyetik malzeme algılanabiliyorsa, belki de buzun içinde kalmış ve ölçülmüş olabilirler. Grönland veya Alaska gibi yerlerde buzullarda donmuş buzların bir kısmı bin yıllıktır ve ağaç halkaları gibi tabakalıdır. Bunlardan delinmiş buz çekirdekleri, gezegen ısınması veya buzul çağları gibi şeylerin işaretleri için araştırılır.</p>



<p>Projeye önderlik eden Aharonson ve öğrencisi <strong>Yuval Grossman&#8217;ın </strong>sorması gereken ilk soru, kutupların yakınındaki bölgelerdeki buz şekillerinin tespit edilebilen manyetik kutup ters kayıtlarının bulunmasının mümkün olup olmadığıydı. Bu rastgele dağılmış <strong>ters dönüşler</strong> gezegenimizin tarihi boyunca, gezegenin çekirdeğindeki <strong>sıvı demir dinamosunun kaotik </strong>hareketi ile ortaya çıktı. Şeritli kaya oluşumlarında ve katmanlı çökeltilerde, araştırmacılar, o sırada Dünya&#8217;nın manyetik alanının manyetik <strong>momentini </strong>ortaya çıkarmak için manyetik malzemelerin manyetik momentin manyetik kuzey-güney yönelimlerini ölçer. Bilim adamları, bu tür manyetik parçacıkların, su buzu ile birlikte, buzullarda ve buz tabakalarında sıkışan tozda bulunabileceğini düşündüler.</p>



<p>Araştırma ekibi, atmosferdeki<strong> toz parçacıklarını</strong>n etrafında kar taneleri oluşan çekirdekler bile sağlayabileceği kutup buzullarında olduğu gibi buz oluşumunu <strong>simüle </strong>etmek için <strong>deneysel </strong>bir kurulum oluşturdu. Araştırmacılar, arıtılmış sudan yapılmış buzları ince bir şekilde öğüterek, biraz manyetik toz ekleyerek ve manyetik alana maruz kalan çok soğuk bir sütuna düşmesine izin vererek yapay kar yağışı oluşturdular, ikincisi bilim adamları tarafından <strong>kontrol edilen bir yönelime </strong>sahipti. Çok soğuk sıcaklıkları koruyarak sıfırın altında yaklaşık 30 derece <strong>Santigrat</strong>, içinde kar ve tozun sert bir şekilde sert buza donduğu minyatür &#8220;<strong>buz çekirdekleri&#8221;</strong> üretebileceklerini buldular.</p>



<p><strong>Aharonson</strong>, &#8220;Toz, harici bir <strong>manyetik alandan</strong> etkilenmezse, birbirini iptal edecek <strong>rastgele yönlere</strong> yerleşecektir&#8221; diyor. &#8220;Ancak bir kısmı parçacıklar yerinde donmadan hemen önce belirli bir yöne yönlendirilirse, net manyetik moment <strong>algılanabilir </strong>olacaktır.&#8221;</p>



<p>Laboratuarda yarattıkları &#8220;buz çekirdeklerinin&#8221; manyetizmasını ölçmek için <strong>Weizmann </strong>bilim adamları onları <strong>Kudüs&#8217;teki </strong>İbrani Üniversitesi&#8217;ne, orada hassas bir <strong>manyetometrenin </strong>kurulu olduğu <strong>Prof. Ron Shaar&#8217;ın</strong> laboratuvarına götürdüler. manyetik anlar. Ekip, buz örneklerine uygulanan manyetik alanlarla eşleşen küçük ama kesinlikle algılanabilir bir manyetik an buldu.</p>



<p>Aharonson, &#8220;Dünyanın <strong>paleomanyetik </strong>tarihi kayalık kayıttan incelenmiştir; buz çekirdeklerinde okumak ek boyutlar ortaya çıkarabilir veya bu çekirdeklerdeki diğer <strong>bulgulara </strong>doğru <strong>tarihler atamay</strong>a yardımcı olabilir.&#8221;diyerek şöyle devam ediyor: &#8220;Mars&#8217;ın yüzeylerinin ve Europa gibi büyük buzlu uyduların manyetik alanlara maruz kaldığını biliyoruz. Güneş sistemimizdeki diğer bedenlerden örneklenen buzda manyetik alan <strong>tersine bakmak </strong>heyecan verici olacaktır.&#8221;</p>



<p>“Bunun mümkün olduğunu kanıtladık” diye ekliyor. Aharonson, Mars&#8217;ta buz çekirdeği örneklemesini içeren gelecekteki bir <strong>uzay misyonu</strong> için bir araştırma projesi bile önerdi ve böyle bir çekirdeği ölçmenin <strong>fizibilitesinin </strong>bu gösterisinin bu teklifin cazibesini artıracağını umuyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/buz-cekirdegi-dunyamizin-manyetik-tarihi/">Buz Çekirdeği: Dünyamızın Manyetik Tarihi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/buz-cekirdegi-dunyamizin-manyetik-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asalaklardan Kurtulun: Bitler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/asalaklardan-kurtulun-bitler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/asalaklardan-kurtulun-bitler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2020 00:08:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[asalaklar]]></category>
		<category><![CDATA[bit]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nit]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük, ürpertici ve kan emiyorlar. Her ebeveyni korkutur, ama kaçınılmazdır &#8220;bit mektubu&#8221;. Bir bit istilası soğuk algınlığı kadar yaygın olsa da, onlardan hayatınızı kurtarmaya çalışmak, iğrenç böceklerin kendisi kadar bir kafa kaşıyıcı olabilir. Genellikle, bitli bir kişinin kirli olduğu veya evlerini temiz tutmadığı bir damgalama vardır. Chow&#8217;a göre bu doğru değil. Chow, &#8220;Bitlere sahip olmaktan utanç duyulmuyor. Aslında, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asalaklardan-kurtulun-bitler/">Asalaklardan Kurtulun: Bitler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bit-ilaçl.jpg" alt="" class="wp-image-433" width="427" height="191" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bit-ilaçl.jpg 670w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bit-ilaçl-600x269.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bit-ilaçl-150x67.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bit-ilaçl-300x134.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 427px) 100vw, 427px" /></figure></div>



<p><strong>Küçük, ürpertici ve kan emiyorlar.</strong> Her ebeveyni korkutur, ama kaçınılmazdır &#8220;bit mektubu&#8221;. Bir bit istilası soğuk algınlığı kadar yaygın olsa da, onlardan hayatınızı kurtarmaya çalışmak, iğrenç böceklerin kendisi kadar bir kafa <strong>kaşıyıcı </strong>olabilir.</p>



<p>Genellikle, bitli bir kişinin <strong>kirli </strong>olduğu veya evlerini temiz tutmadığı bir <strong>damgalama </strong>vardır. <strong>Chow&#8217;a </strong>göre bu doğru değil.</p>



<p>Chow, &#8220;Bitlere sahip olmaktan utanç duyulmuyor. Aslında,<strong> temiz, parlak saçlara ilgi duyuyorlar,</strong> bu yüzden sadece kirli olan bitlerin yanlış olduğu varsayımı yanlış&#8221; dedi.Ayrıca, bitlerin <strong>tehlikeli </strong>hastalıklar taşıdığı efsanesini de ortadan kaldırıyor.</p>



<p>&#8220;<strong>Tipik olarak, bitler enfeksiyon bulaşmaz. </strong>Düşünmek sadece ürpertici ve zaten meşgul anneler ve babalar için bir sıkıntı,&#8221; dedi Chow.</p>



<p>Bitler, <strong>nit </strong>denilen küçük beyazımsı veya kahverengimsi <strong>yumurta </strong>bırakan bir pirinç tanesi büyüklüğünde küçük <strong>böceklerdir</strong>. Bunlar saç <strong>şaftlarına </strong>yapıştırılır ve genellikle <strong>kafa derisinden</strong> bir veya iki <strong>inç </strong>içerde bulunur. Nit tipik olarak sekiz ila dokuz gün içinde yumurtadan çıkar. Ve bebek biti veya perileri, çiftleşmeden önce olgunlaşmak için sekiz ila dokuz gün daha sürebilir. Aynı <strong>yatakta yatmak, sarılmak ve uyumak</strong> gibi aktivitelerle insandan insana bulaşırlar. <strong>Atlayamazlar </strong>veya <strong>uçamazlar</strong>, ancak insanlar şapkaları, sırt çantalarını, kıyafetleri paylaştıklarında veya başka birinin fırça veya tarağını kullanarak dolaşırlar.</p>



<p><strong>Bitler hayatta kalmak için kana ihtiyaç duyar, bu nedenle insanlara bağlı olmayan bitler genellikle iki ila üç gün içinde ölür.</strong></p>



<p>İşte bazı bit belirtileri: <strong>kaşıntı </strong>(özellikle kulakların ve boynun ense arkasında) <strong>boyunda şişlikler  </strong>bazen kafa derisinde <strong>hareket </strong>hissi vardır</p>



<p>Chow, &#8220;Çocuğunuzun saçını <strong>haftada bir kez</strong> kontrol etmeyi deneyin. Bu elverişsizdir, ancak bitlerle başa çıkmak, böceklerin bir aydır orada kalmasından çok daha <strong>kolaydır</strong>&#8220;dedi.</p>



<p>Bitleri kontrol etmek için şunları önerir:  İnce <strong>diş tarağı</strong> satın alın. Tezgah üstü <strong>anti-bit</strong> çözeltileri ile birlikte gelen taraklar bit veya sirke aramak için yeterince iyi değildir.  Beyaz bir havlu alın ve çocuğunuzu ılık suyla dolu bir lavaboya oturtun. Çocuğunuzun saçları daha uzunsa, bölümlere ayırın.  Küçük bir saç bölümüne su veya <strong>nit sprey</strong> püskürtün ve köklerden başlayarak tarağı tamamen telden çekin.  Tarağı durulayın ve havluyla silin. Çocuğunuzun kafasındaki tüm tüyleri tarayana kadar tekrarlayın.</p>



<p>Chow, &#8220;Çocuğunuzun saçını parçalayarak hızlı bir görsel yapmak yeterli değil. Bitler çok hızlı hareket eder ve en iyi çabalarınızdan kaçınır&#8221; dedi.</p>



<p>Bitler de <strong>inatçıdır </strong>ve sıcak bir duş veya güçlü bir şampuanla <strong>öldürülemez</strong>. Bitlere dair kanıt bulursanız, hane halkının tüm üyelerine bakın. Ayrıca, çamaşır makinesinin sıcak bir ayarında çarşafları ve havluları yıkayın. Büyük bir çöp torbasında yıkayamayacağınız her şeyi sıkıca kapatın ve en az 72 saat bekletin. Araba koltuklarını, çocuk koltuklarını, sırt paketlerini, şapkaları ve ceketleri unutmayın. Bitli bir aile üyeniz varsa, herkesin eşyalarını yıkamak ve torbalamak daha iyidir.</p>



<p>Bitler için birçok farklı ilaç türü vardır, ancak bunların çoğunun <strong>canlı bitleri</strong> öldürdüğünü unutmayın, ancak nitleri öldürmeyin. Nitleri öldüremezsenz, <strong>döngü </strong>baştan başlayacaktır. Bir hastamın bitlerin geri gelmeye devam ettiğinden şikayet ettiğini hatırlıyorum.</p>



<p>Filmleri görsel olarak vurgulamaya yardımcı olan ürünler kullanmanızı önerir. Bunlar reçete gerektirmez ve canlı bitleri yok etmede <strong>eşit derecede etkilidir</strong>, ancak nitleri değil. Bu çözeltilerin yararı, bitleri öldürmeden ve tutkalları nitlerden gevşetmeden önce sadece 10-15 dakika saçta olmalarıdır.</p>



<p>&#8220;Birçok biti veya <strong>sirkesi </strong>olan çocuklar için, bitlerini ve sirkelerini kaçırmak kolay olduğu için saçlarını günlük olarak kontrol etmelisiniz. Bu, her birini <strong>yok etmenizi sağlamanın en iyi yoludur</strong>.&#8221;Bitler bittikten sonra çocuğunuz <strong>6 hafta daha duyarlı</strong> olacaktır, bu yüzden o haftalar için anti bit ürünlerini kullanmaya devam etmenizi ve günlük bit ve <strong>bit yumurtalarını </strong>kontrol etmeye devam etmenizi öneririm.&#8221;</p>



<p>Gelecekteki bit istilasını önlemek için bitlerin <strong>mango, biberiye veya çay ağacı yağı gibi kokuları sevmediğin</strong>i hatırlamak önemlidir. Bu kokuları içeren şampuanlar onları caydırmaya yardımcı olacaktır. Günlük olarak kullanılması gereken nit ve bit <strong>itici spreyler </strong>de mevcuttur.</p>



<p>Chow, &#8220;Dikkatli olun! Erken keşif size çok fazla zaman ve enerji kazandıracaktır. Bu durumda diğer ebeveynler çocuğunuzun <strong>paylaşmadığı bitler için minnettar olacaktır</strong>&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/asalaklardan-kurtulun-bitler/">Asalaklardan Kurtulun: Bitler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/asalaklardan-kurtulun-bitler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Grip&#8221; Size Tylol Hot Yazıyorum:)</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/grip-size-tylol-hot-yaziyorum/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/grip-size-tylol-hot-yaziyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 23:46:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[enfek]]></category>
		<category><![CDATA[faz]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[Virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulusal Sağlık Enstitüleri&#8216;nden bir ekip tarafından yapılan bir bulgu, grip virüsünün soğuk kış sıcaklıklarında neden daha sıcak aylara göre daha bulaşıcı olduğunu açıklayabilir. Araştırmacılar, kış sıcaklıklarında virüsün dış kaplaması veya zarfı, virüs insandan insana geçerken koruyabilecek lastik bir jel gibi sertleşiyor. Bununla birlikte, daha yüksek sıcaklıklarda, koruyucu jel sıvı bir faza geliyor. Ancak bu sıvı faz, virüsü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/grip-size-tylol-hot-yaziyorum/">&#8220;Grip&#8221; Size Tylol Hot Yazıyorum:)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tylol-hot_1422350_m.jpg" alt="" class="wp-image-429" width="393" height="197" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tylol-hot_1422350_m.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tylol-hot_1422350_m-150x75.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/tylol-hot_1422350_m-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 393px) 100vw, 393px" /></figure></div>



<p><strong>Ulusal Sağlık Enstitüleri</strong>&#8216;nden bir ekip tarafından yapılan bir <strong>bulgu</strong>, <strong>grip </strong>virüsünün soğuk kış sıcaklıklarında neden daha sıcak aylara göre daha bulaşıcı olduğunu açıklayabilir.</p>



<p>Araştırmacılar, kış sıcaklıklarında virüsün dış <strong>kaplaması </strong>veya zarfı, virüs insandan insana geçerken koruyabilecek lastik bir jel gibi <strong>sertleşiyor</strong>. Bununla birlikte, daha yüksek sıcaklıklarda, koruyucu jel sıvı bir faza geliyor. Ancak bu sıvı <strong>faz</strong>, virüsü elementlere karşı koruyacak kadar zor değildir ve bu nedenle virüs insandan insana <strong>yayılma </strong>yeteneğini kaybeder.</p>



<p>Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsani Gelişme Enstitüsü (NICHD) Direktörü Duane Alexander, &#8220;Çalışma sonuçları<strong> kış grib</strong>i salgınlarını önlemek için yeni araştırma yolları açıyor&#8221; dedi. &#8220;Grip virüsünün<strong> kişiden kişiye yayılabilmesi </strong>için kendini nasıl koruduğunu anladığımıza göre, bu <strong>koruyucu mekanizmaya </strong>müdahale etmenin yolları üzerinde çalışabiliriz.&#8221;</p>



<p>Grip virüsleri genellikle <strong>öksürük ve hapşırma yoluyla</strong> kişiden kişiye bulaşır. Grip virüsü <strong>enfeksiyonu </strong>hafif ila şiddetli hastalığa neden olabilir ve zaman zaman ölüme yol açabilir.</p>



<p>Ekim 2007&#8217;de, eskiden şiling şimdi domuzlarla çalışan araştırmacılar, grip hastalığına yakalanan hayvanların daha sıcak sıcaklıklardan daha<strong> soğuk sıcaklıklar</strong>da diğer gine domuzlarına yakalanma olasılığının daha yüksek olduğunu gösterdi.</p>



<p>Bu çalışmada, <strong>NIH </strong>araştırmacıları, virüsün dış zarının sıcaklık değişimlerine nasıl tepki verdiğinin ayrıntılı bir parmak izini oluşturmak için NIAAA&#8217;nın Membran Biyokimya ve Biyofizik Laboratuvarı&#8217;nda geliştirilmiş ve test edilmiş sofistike bir <strong>manyetik rezonans </strong>tekniği kullandılar. Virüsün dış zarı esas olarak lipit olarak bilinen moleküllerden oluşur, çalışmanın kıdemli yazarı Joshua Zimmerberg, NICHD&#8217;nin Hücresel ve Moleküler Biyofizik Laboratuvarı başkanı Ph.D. &#8220;Bu molekül ailesi su ile karışmaz ve yağlar, balmumları ve kolesterol içerir.&#8221;dedi</p>



<p>Zimmerberg ve meslektaşları, <strong>donmanın </strong>biraz <strong>üzerindeki sıcaklıklarda</strong>, virüsün <strong>lipid </strong>kaplamasının bir jele katılaştığını buldular. Sıcaklık 60 derece Fahrenheit&#8217;e yaklaştıkça, kaplama yavaş yavaş çözülür ve sonunda çorba karışımına erir.</p>



<p>Görünüşe göre daha soğuk sıcaklıklar, virüsün kişiden kişiye yolculuğa <strong>dayanabilecek </strong>lastik gibi dış kaplama oluşturmasına neden oluyor. Solunum yoluna girdikten sonra, vücuttaki ılık sıcaklık, kaplamanın sıvı formuna erimesine neden olur, böylece virüs <strong>yeni konağının</strong> <strong>hücrelerine </strong>bulaşabilir. </p>



<p>&#8220;Ağzınızdaki bir M&amp;M gibi, koruyucu örtü solunum sistemine girdiğinde eriyor,&#8221; dedi Dr. Zimmerberg. “Virüs sadece bu sıvı fazda <strong>enfekte </strong>etmek için bir hücreye girebiliyor.”</p>



<p>Bununla birlikte, ilkbahar ve yaz aylarında, sıcaklıklar, <strong>viral membranın</strong> jel durumuna girmesine izin vermek için çok yüksektir. <strong>Zimmerberg</strong>, bu sıcaklıklarda, bireysel grip virüslerinin kuruyacağını ve zayıflayacağını ve bunun grip mevsiminin sona ermesini açıklamaya yardımcı olacağını söyledi.</p>



<p><strong>Bulgu</strong>, araştırma için yeni olanaklar açıyor, dedi Dr. Zimmerberg. Virüsü bozma ve yayılmasını önleme stratejileri, virüsün lipid zarını <strong>bozmanın </strong>yollarını aramayı içerebilir.</p>



<p>Soğuk sıcaklıklarda, sert lipit kabuğu, bazı deterjanlara karşı dirençli olabilir, bu nedenle bir strateji, virüsün yayılmasını engellemek için<strong> daha etkili deterjanlar ve el yıkama protokolleri</strong> için testler içerebilir.</p>



<p>Benzer şekilde, Dr. Zimmerberg grip araştırmacılarının <strong>şiddetli grip</strong> formundan etkilenen alanlarda insanların normalden daha sıcak sıcaklıklarda içeride kalarak hastalanmaya karşı kendilerini daha iyi koruyabileceklerini araştırmak isteyebileceklerini de sözlerine ekledi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/grip-size-tylol-hot-yaziyorum/">&#8220;Grip&#8221; Size Tylol Hot Yazıyorum:)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/grip-size-tylol-hot-yaziyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İntikam Her Zaman Tatlı Gelmeyebilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/intikam-her-zaman-tatli-gelmeyebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/intikam-her-zaman-tatli-gelmeyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 23:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[intikam]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derin, karanlık ve bazen bunaltıcı olan intikam peşinde koşmak, bilimin açıklamak için inanılmaz zor bulduğu karmaşık bir duygudur. &#8220;İntikam tatlıdır&#8221; konusundaki popüler fikir birliğine rağmen, yıllarca süren deneysel araştırmalar, bunun dışında, intikamın nadiren beklediğimiz kadar tatmin edici olduğunu ve genellikle intikamcıyı uzun vadede daha az mutlu ettiğini bulmuştu. Şimdi, St. Louis&#8217;deki Washington Üniversitesi&#8217;nden yeni araştırmalar, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/intikam-her-zaman-tatli-gelmeyebilir/">İntikam Her Zaman Tatlı Gelmeyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/intkm.jpg" alt="" class="wp-image-422" width="366" height="366" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/intkm.jpg 474w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/intkm-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/intkm-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/intkm-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 366px) 100vw, 366px" /></figure></div>



<p>Derin, karanlık ve bazen bunaltıcı olan <strong>intikam peşinde koşmak</strong>, bilimin açıklamak için inanılmaz zor bulduğu karmaşık bir duygudur.</p>



<p>&#8220;<strong>İntikam tatlıdır</strong>&#8221; konusundaki popüler fikir birliğine rağmen, yıllarca süren deneysel araştırmalar, bunun dışında, intikamın nadiren beklediğimiz kadar tatmin edici olduğunu ve genellikle intikamcıyı uzun vadede daha az mutlu ettiğini bulmuştu.</p>



<p>Şimdi, St. Louis&#8217;deki Washington Üniversitesi&#8217;nden yeni araştırmalar, intikam bilimine bir bükülme ekliyor, bu karanlık arzu ile olan <strong>aşk-nefret </strong>ilişkimizin gerçekten <strong>karışık </strong>bir çanta olduğunu ve bizi hem iyi hem de kötü hissetmemizi sağladığını söylüyor.</p>



<p>&#8220;İnsanların intikam hakkında hem olumlu hem de olumsuz duygularını ifade ettiklerini gösteriyoruz, böylece intikam acı değil tatlı değil, ama her ikisi de,&#8221; Sanat ve Bilimler psikoloji ve beyin bilimleri doktora öğrencisi Fade Eadeh . &#8220;İntikamı seviyoruz çünkü rahatsız edici partiyi cezalandırıyoruz ve sevmiyoruz çünkü bize orijinal eylemlerini hatırlatıyor.&#8221;diyor.</p>



<p><strong>Bulgular</strong>, her deneyde yaklaşık 200 kişiden, ABD tarafından <strong>Osama bin Ladin</strong>&#8216;in öldürülmesini açıklayan kısa haber hesaplarının okunmasıyla tetiklenen ruh hali ve duyguların yoğunluğunu derecelendiren çevrimiçi anketleri doldurmasının istendiği üç deneye dayanmaktadır. <strong>11 Eylül</strong> terörist saldırılarına misilleme olarak.</p>



<p>Deneyler, aksi iddia eden son araştırmalara rağmen insanların intikamın kendilerini<strong> iyi hissetme potansiyeline</strong> sahip olduğunu düşünüp düşünmediklerini araştırmak için tasarlandı.</p>



<p><strong>Eadeh</strong>, &#8220;İnsanların intikam hakkındaki sezgilerinin aslında tahmin edilenden daha doğru olup olmadığını merak ettik.&#8221; Dedi. &#8220;Neden intikamın tatlı ve tatmin edici hissettirdiği ortak bir <strong>kültürel beklenti</strong> var? Eğer intikam bizi daha da kötü hissettiriyorsa, bin Laden&#8217;in ölümünün ilan edilmesinden sonra neden bu kadar çok insanın DC ve New York sokaklarında tezahürat ettiğini gördük?&#8221;</p>



<p>Birinci deneyde, katılımcılar bin Laden&#8217;in öldürülmesinin &#8220;a<strong>dalet tarafından sunulan</strong>&#8221; bir haber hesabını veya Olimpiyat Oyunları hakkında <strong>siyasi </strong>olmayan bir kontrol pasajını okudular. Daha sonra mevcut duygularının mutlu, sinirli, memnun, tahriş olmuş, deli, üzgün veya üzgün gibi 25 sıfatın rastgele bir listesiyle ne kadar güçlü bir şekilde eşleştiğini değerlendirdiler.</p>



<p>Bu çerçeve <strong>Lambert </strong>tarafından yapılan 2014 intikam çalışmasında kullanılan çerçeveye benzese de, araştırmacılar veri analizi aşamasını ruh halinin aksine <strong>duygu ölçütlerin</strong>e odaklanacak şekilde değiştirdiler. Lambert&#8217;in çalışması ve Colgate Üniversitesi&#8217;nde merhum Kevin Carlsmith&#8217;in önderliğindeki 2008 intikam çalışması, hem ruh hali üzerinde hem de intikamın kendisine olumlu katkıda bulunduğuna dair çok az <strong>kanıt </strong>buldu. Bunun yerine insanlar <strong>intikam </strong>aldıktan sonra kendilerini daha <strong>kötü hissettiler</strong>.</p>



<p>Eadeh, &#8220;Bin Ladin suikastı durumunda, bu kişi bariz şekilde korkunç bir eylemle 9/11 saldırılarıyla ilişkilidir; &#8220;Mevcut araştırmamızın gösterdiği şey, duyguları ölçme biçiminizin oldukça <strong>önemli </strong>olabileceğidir.&#8221;</p>



<p><strong>Psikologlar </strong>bazen duygu ve ruh hali terimlerini birbirinin yerine kullanırlar, ancak mevcut makalede açıklandığı gibi önemli farklılıklar vardır. Duygular genellikle bazı net ve <strong>spesifik tetikleyicilerle ilişkilidir </strong>ve yoğun olabilir, ancak genellikle <strong>geçicidir</strong>. Diğer taraftan, ruh halleri yavaş yavaş ortaya çıkabilir, uzun bir süre devam edebilir ve genellikle düşük yoğunluktadır.</p>



<p>Bu çalışmada, <strong>Eadeh </strong>ve meslektaşları, intikamla ilgili bir pasajı okuduktan sonra kendini bildiren duygulardaki <strong>farklılıkları </strong>ayırmak için sofistike dil araçlarını ve standart bir ruh hali envanterini kullandılar. Bu analiz, intikam hakkında okumanın insanları daha<strong> kötü bir ruh haline</strong> soktuğunu gösteren önceki bulguları tekrarladı, ancak aynı deneyimin olumlu duygular üretebildiğini de buldu.</p>



<p>&#8220;Makalemiz sürekli olarak intikamın duygusal sonuçlarının karışık bir çanta olduğunu gösteriyor, çünkü başka bir partiden intikam aldığımızda <strong>hem iyi hem de kötü</strong> hissediyoruz. Bu, kendi laboratuvarı ve diğerleri tarafından bu intikam hakkında daha önce yapılan bazı araştırmalara karşı çıkıyor <strong>tamamen olumsuz bir deneyim,</strong> &#8220;dedi Eadeh.</p>



<p>Bu bulguları daha fazla test etmek için araştırmacılar, okuyucuları belirli bir duygu veya ruh haline yatkın hale getirebilecek ifadelerden veya <strong>içerikten </strong>kaçınmak için seçilen farklı okuma pasajlarını kullanarak deneyi tekrarladılar. Örneğin, <strong>vatansever </strong>duyguları uyarmaktan kaçınmak için, <strong>Olimpiyatlar </strong>kontrol pasajı, gıda alerjilerinin genel bir açıklaması için değiştirildi. Usame bin Ladin pasajı, öldürmeyi 9/11 saldırılarına misilleme olarak açıkça tanımlayan ifadeleri kaldırmak için değiştirildi.</p>



<p>Bu değişikliklere rağmen bulgular büyük ölçüde aynı kaldı.</p>



<p>İntikamdan vazgeçmek; bir yanlışı düzeltmeye ve kötü bir adamı cezalandırmak düşüncesinden kurtulmaya fırsat verir. &#8220;Çalışmamızda Amerikalıların bin Laden&#8217;in ölümünden sık sık büyük memnuniyet duyduklarını, çünkü muhtemelen bir terör örgütünün beyni olan bir kişinin hayatını sona erdirdiğimizi bulduk.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/intikam-her-zaman-tatli-gelmeyebilir/">İntikam Her Zaman Tatlı Gelmeyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/intikam-her-zaman-tatli-gelmeyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıt Görüşler: Peki Kime Göre?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/karsit-gorusler-peki-kime-gore/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/karsit-gorusler-peki-kime-gore/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 22:30:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[karşıt görüş]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[rakip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=417</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD&#8217;de siyaset ya da Orta Doğu&#8217;da şiddetli çatışma, vitriolün kökleri ve çekilmezlik, diğer tarafın nefretinden değil, diğer tarafı motive eden şeyin yanlış anlaşılmasından büyümeye başlar. Bir Boston College sinirbilimcisi tarafından ortak yazılan yeni bir araştırmaya göre, bu yanlış anlama sadece çözümlere engel olmakla kalmıyor, aynı zamanda finansal teşviklerle de düzeltilebiliyor. Araştırma yaklaşık 3.000 kişinin katılımını içeriyor: [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/karsit-gorusler-peki-kime-gore/">Karşıt Görüşler: Peki Kime Göre?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/karst.png" alt="" class="wp-image-418" width="384" height="256" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/karst.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/karst-150x100.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/karst-300x200.png 300w" sizes="auto, (max-width: 384px) 100vw, 384px" /></figure></div>



<p>ABD&#8217;de siyaset ya da Orta Doğu&#8217;da <strong>şiddetli çatışma</strong>, vitriolün <strong>kökleri </strong>ve <strong>çekilmezlik</strong>, diğer tarafın nefretinden değil, diğer tarafı motive eden şeyin yanlış anlaşılmasından büyümeye başlar. Bir Boston College sinirbilimcisi tarafından ortak yazılan yeni bir araştırmaya göre, bu yanlış anlama sadece çözümlere engel olmakla kalmıyor, aynı zamanda finansal teşviklerle de düzeltilebiliyor.</p>



<p>Araştırma yaklaşık 3.000 kişinin katılımını içeriyor: ABD&#8217;de Orta Doğu&#8217;daki <strong>İsrailliler </strong>ve <strong>Filistinliler</strong>, <strong>Cumhuriyetçiler </strong>ve <strong>Demokratlar </strong>Çalışma, her bir tarafın kendi grubunun nefretten daha çok sevgi tarafından motive olduğunu hissettiğini, ancak rakip gruplarının neden dahil edildiğini sorduğunda Çatışma, bu grubun motive edici faktörü olarak nefrete işaret etti. Bu fikre &#8220;güdüsel atıf asimetrisi&#8221; denir, bir grubun rakiplerinin kendilerine zıt duygularla <strong>motive </strong>olduğuna inanması. <strong>Fikir</strong>, kendi üyelerini &#8220;sevgi, bakım ve ilişki&#8221; eylemleriyle meşgul olduğunu gören bir grup tarafından yönlendirilir.&#8221;</p>



<p>&#8220;İnsanların diğer taraftaki <strong>davranış kaynağına kör</strong> olabileceğini, kendi grubunuzun sevgisiyle motive olduğunuzu söyleyerek gidebileceğinizi ve bunu diğer tarafın muhakemesine uygulayamayacağınızı görmek ilginç.&#8221;</p>



<p>&#8220;Benim için ilginç olan şey, <strong>sosyal psikoloji</strong> üzerinde ilk önce kim olduğumuzu ve bizi neyin motive ettiğini düşünmemizi ve diğer insanları uygulama eğiliminde olduğumuzu gösteren çok fazla çalışma var&#8221;diyor Dr. Young. &#8220;Burada gördüğümüz şey, benim için bir şey söylediğimin tam tersi ve sizin için aynı olacağını tahmin etmek yerine, bunun sizin için <strong>tam tersi olduğunu</strong>, benim <strong>nefretinizle motive</strong> olduğunuzu söylüyorum Bu benim için oldukça çarpıcı.</p>



<p>&#8220;Ayrıca bulduğumuz şey, bu atıfların diğer sonuçları da <strong>takip etme</strong> eğiliminde olduğuydu, bu yüzden diğer taraftaki insanların grubunuza olan nefreti ile motive olduklarını düşünüyorsanız, o grupla <strong>müzakere </strong>etmek istemiyorsunuz,&#8221; diye devam ediyor Dr. Young. &#8220;İnsanların diğer gruplara yanlış yönlendirilmelerinin zor anlaşmazlığın nedeni olabileceğini düşündürerek, daha mantıksız olduklarını düşünmeye eğilimlisiniz.&#8221;</p>



<p>Yurtdışında 2.200&#8217;den fazla İsrailli ve burada 650 <strong>Cumhuriyetçi </strong>ve <strong>Demokrattan </strong>oluşan beş çalışmadan oluşan araştırma, her iki tarafın da olası çözümlerde göze alamayacağını veya uzlaşmayı göremediğini gösterdi. birbirlerini algılamak.</p>



<p>&#8220;Grubumun güdüsü ile grubumun güdüsü arasında ne düşündüğün arasında bir uyumsuzluk var, kesinlikle böyle bir hata veya önyargı var gibi görünüyor&#8221; diyor Dr. Young.</p>



<p>Sadece <strong>finansal ödül verildiğinde</strong>, bir çalışma katılımcısı bir <strong>rakibin </strong>arkasındaki motivasyonun gerçekte ne olduğuna dair doğru bir <strong>değerlendirme </strong>yapabilir.</p>



<p>&#8220;Sadece basitçe insanlara cevabı doğru almak için bir bonus <strong>kazanacaklarını </strong>söyledik, bu yüzden doğru bir cevap olduğu <strong>fikrini satın almak</strong> zorunda kaldık.&#8221;diyor. &#8220;Görünüşe göre en azından insanların yargılarında dolaşabiliriz ve insanlar o kadar umutsuzca kaybolmazlar bunu doğru yapmak için motive olabilirler.&#8221;</p>



<p>Güdü ilişkilendirme asimetrisi çözümleri ve uzlaşmayı ulaşılmaz kılarken, araştırma makalesi her zaman bu şekilde olmak zorunda olmadığını belirtiyor.</p>



<p>&#8220;Her ne kadar insanlar düşmanlarının eylemlerini <strong>sevgi ve ilişki </strong>açısından açıklamakta zorlanıyorlarsa da, bu atıf yanlılığını ve bunun nasıl azaltılacağını tanımanın küresel ölçekte insan çatışmalarının azaltılmasına katkıda bulunabileceğini <strong>öneriyoruz</strong>.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/karsit-gorusler-peki-kime-gore/">Karşıt Görüşler: Peki Kime Göre?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/karsit-gorusler-peki-kime-gore/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kötü Niyetli İnsanlar İyilere Karşı: Bir İş Yeri Klasiği</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kotu-niyetli-insanlar-iyilere-karsi-bir-is-yeri-klasigi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kotu-niyetli-insanlar-iyilere-karsi-bir-is-yeri-klasigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 21:04:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[işbirlkçi]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir Guelph Üniversitesi araştırmasına göre, bazen daha iyi olmak para etmiyor. Son derece işbirlikçi ve cömert insanlar, özellikle rekabetçi koşullarda, nefret ve sosyal cezayı üzerilerine çekebilirler. Barclay, bazı insanlar kooperatifleri kötü görmeyi seviyor, özellikle de iyi adamların işyerinde, toplantı odasında veya başka bir organizasyonda kötü görünmelerini sağladıklarını düşünüyorlar. İşbirlikçi davranışların, üyeleri birbirleriyle rekabet eden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kotu-niyetli-insanlar-iyilere-karsi-bir-is-yeri-klasigi/">Kötü Niyetli İnsanlar İyilere Karşı: Bir İş Yeri Klasiği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/işşş.jpg" alt="" class="wp-image-411" width="340" height="240" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/işşş.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/işşş-150x106.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/işşş-300x212.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/işşş-596x420.jpg 596w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/işşş-100x70.jpg 100w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/işşş-200x140.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" /></figure></div>



<p>Yeni bir Guelph Üniversitesi araştırmasına göre, <strong>bazen daha iyi olmak para etmiyor.</strong></p>



<p>Son derece işbirlikçi ve cömert insanlar, özellikle rekabetçi koşullarda, nefret ve sosyal cezayı üzerilerine çekebilirler.</p>



<p><strong>Barclay</strong>, bazı insanlar kooperatifleri kötü görmeyi seviyor, özellikle de iyi adamların işyerinde, toplantı odasında veya başka bir organizasyonda kötü görünmelerini sağladıklarını düşünüyorlar.</p>



<p>İşbirlikçi davranışların, üyeleri birbirleriyle rekabet eden gruplarda en çok cezalandırıldığını bulmuştur.&nbsp;Bu, cezalandırıcı da dahil olmak üzere tüm grup için daha iyi olandan daha az faydaları cezalandırırken veya istisna ederken bile daha adaletli davrandığını öngörmektedir.</p>



<p>Ancak çalışma rekabet olmadan işbirliğinin arttığını söyledi.</p>



<p>Barclay, şüpheli, kıskanç bizden daha iyi daha hoş görünen kişilere karşı düşmanlık içinde olmak, insanların <strong>psikolojik </strong>yapısında derinlere koşuyor gibi görünüyor.</p>



<p>&#8220;Bu araştırmada aradığımız şey, bunun içinde oynayan psikolojik mekanizmalar nelerdir?&#8221;&nbsp;</p>



<p>&#8220;İnsanlar neden bu kadar cömert kişilere tepki gösterecek ve çok iyi görünen kişileri yıkacak şekilde inşa ediliyor?&#8221;</p>



<p>Eşitlikçi avcı toplayıcı toplumlardan gelen <strong>antropolojik </strong>kanıtlar, benzer bir sosyal fenomenin mükemmel avcıların gruba hükmetmesini engellediğini ileri sürüyor.</p>



<p>&#8220;Bugün bir örgüt içinde, &#8216;Hey, çok çalışıyorsun ve geri kalanımızı kötü görüyorsun&#8217; tutumunu hayal edebilirsin.&nbsp;Bazı organizasyonlarda insanlar, kimsenin beklendiği gibi çıtayı <strong>yükseltmediğinden </strong>emin olmak için, diğerlerinin ne kadar <strong>sıkı çalıştıklarına</strong> dair ajanlıklarıyla tanınırlar. &#8220;</p>



<p>Barclay, aynı <strong>sosyal dinamiğin</strong> çevreyi korumak için eylemleri etkileyebileceğini ve bunun da herkesin iyiliği için hem bireysel hem de işbirliği içinde hareket etmesini gerektirdiğini de sözlerine ekledi.</p>



<p>Çevre için hiçbir şey yapmayan insanların itibarlarına zarar verme riski vardır ve bunun yerine çevrecilerin güdülerine saldırmayı seçebileceğini söyledi.</p>



<p>Barclay, &#8220;Bu insanları geri çekmenin ve çevreyi koruma veya sosyal eşitsizliğe hitap etme çabalarında kendilerinden daha iyi görünmelerini engellemenin bir yoludur.&#8221; </p>



<p>&#8220;Bu araştırmanın potansiyel bir yararı, bu rekabetçi sosyal strateji ve yaptığı şey hakkında farkındalık belirleyerek ve artırarak, belki de çalışma olasılığının düşük olmasıdır.&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kotu-niyetli-insanlar-iyilere-karsi-bir-is-yeri-klasigi/">Kötü Niyetli İnsanlar İyilere Karşı: Bir İş Yeri Klasiği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kotu-niyetli-insanlar-iyilere-karsi-bir-is-yeri-klasigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefret Suçu! Göz Yumma</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/nefret-sucu-goz-yumma/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/nefret-sucu-goz-yumma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 20:15:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[mağdur]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[önyargı]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Leicester Üniversitesi&#8217;nde kriminologlar tarafından yapılan önemli yeni araştırmalar, nefret suçu suçunun doğası ve etkisi hakkındaki mevcut klişelere meydan okuyor. &#8216;Nefret suçu&#8216; terimi, nefretle beslenen aşırılık yanlıları tarafından işlenen şiddet eylemlerinin görüntülerini ortaya çıkarsa da, araştırmalar, pek çok nefret suçunun aslında &#8216;zorunlu olmayan&#8217; normal &#8216;olarak adlandırılan&#8217; normal &#8216;insanlar tarafından işlenen daha düşük seviyeli taciz biçimleri olduğunu gösteriyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/nefret-sucu-goz-yumma/">Nefret Suçu! Göz Yumma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nfrt.jpg" alt="" class="wp-image-407" width="355" height="355" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nfrt.jpg 225w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nfrt-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 355px) 100vw, 355px" /></figure></div>



<p>Leicester Üniversitesi&#8217;nde <strong>kriminologlar </strong>tarafından yapılan önemli yeni araştırmalar, nefret suçu suçunun doğası ve etkisi hakkındaki mevcut klişelere meydan okuyor. &#8216;<strong>Nefret suçu</strong>&#8216; terimi, nefretle beslenen aşırılık yanlıları tarafından işlenen şiddet eylemlerinin görüntülerini ortaya çıkarsa da, araştırmalar, pek çok nefret suçunun aslında &#8216;zorunlu olmayan&#8217; normal &#8216;olarak adlandırılan&#8217; normal &#8216;insanlar tarafından işlenen daha düşük seviyeli taciz biçimleri olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Nefret suçunun <strong>daha şiddetli örnekleri</strong> medyaya çarpar ve geniş çapta dikkat çekerken, düşük düzeyli, günlük taciz, mağdurlar, aileleri ve daha geniş topluluklar için zararlı ve uzun vadeli sonuçları olmasına rağmen, kamuoyuna açıklanamaz ve genellikle bildirilmez.</p>



<p>Leicester Üniversitesi Kriminoloji Bölümü&#8217;nden <strong>Dr Neil Chakraborti</strong> ve Bay <strong>Jon Garland</strong> tarafından yapılan araştırma, nefret suçu tarihine kadar <strong>Amerikan </strong>bağlamında ve bir <strong>İngiliz </strong>bağlamında en kapsamlı incelemeyi sunuyor.</p>



<p><strong>Dr</strong>. <strong>Chakraborti </strong>şöyle diyor: &#8220;Nefret suçlarının bir bireyin algılanan kimliğine karşı <strong>önyargı </strong>eylemleri olduğunu iddia ederiz. Genellikle kurbanın daha geniş azınlık topluluğunu sindirmek için tasarlanmış &#8216;<strong>mesaj suçları</strong>&#8216; olduğuna inanılır. Bu suçların önyargıları, &#8216;İngiliz işleri için İngiliz işçi sloganı: Hedeflenenlerin sadece azınlık etnik veya inanç toplulukları değil mağdurlar eşcinsel ve trans toplulukları ile engellileri de içerdiğini anlamak da önemlidir. &#8220;</p>



<p>Vaka çalışmaları yoluyla Neil ve Jon&#8217;un çalışması, nefret suçunu neden sadece <strong>şiddetli ırkçılıkla </strong>ilişkilendirmenin yanlış olduğunu, bu suçların sadece nefretle <strong>motive </strong>edilip edilmediğini, ne tür insanların nefret suçu işlemekten sorumlu olduklarını ve artan ceza tarifelerinin esaslarını araştırmaya devam ediyor.</p>



<p>Jon Garland şöyle diyor: &#8220;Araştırmanın önerdiği şey, nefret suçlarının gerçekte ne olduğu, kurban üzerindeki etkileri, onları gerçekleştiren ve en önemlisi ceza adalet sistemi tarafından nasıl ele alındığı hakkında daha derin bir anlayışa ihtiyacımız var. Nefret suçlarının polisliğin geliştiğine dair bazı kanıtlar var, polis şimdi bu tür suçların soruşturulmasına öncelik veriyor.Polis ve azınlık toplulukları arasındaki ilişkiler hala sorunlu ve nefret suçlarının çoğunun temel nedenlerinden biri de bu. Bu raporlama eksikliği, bu suçların tam seviyesini doğru bir şekilde tespit etmeyi zorlaştırıyor. Söyleyebileceğimiz, araştırmamızdan, mevcut nefret suçu seviyelerinin mağdurlar üzerinde yıkıcı etkileri olduğu anlaşılıyor. &#8220;</p>



<p>Araştırma, &#8216;nefret&#8217; in yaygın olarak ilişkilendirildiği suçları tanımlamak için karmaşık ve bazen yanlış bir etiket olduğunu söyleyerek sonuçlanmaktadır. Bununla birlikte, bu sorunlara rağmen, nefret suçu gündemiyle ortaya çıkan bir dizi dikkate değer gelişme vardır. Örneğin, toplumdaki <strong>marjinal </strong>grupların toplanabileceği bir &#8216;<strong>kolektif afiş</strong>&#8216; olarak çalışabilir.</p>



<p>Bununla bağlantılı olarak, nefret suçu kavramı, sadece azınlık etnik topluluklarının değil, tüm azınlık topluluklarının ortak kırılganlıklarına dikkat çekiyor.&nbsp;Ayrıca, toplumun önyargıyı kınamasının bir yolu olarak nefret suçu mevzuatının pratik ve sembolik değeri göz ardı edilmemelidir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/nefret-sucu-goz-yumma/">Nefret Suçu! Göz Yumma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/nefret-sucu-goz-yumma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrı Kesiciye Mi İhtiyacınız Var? Aşık Olun</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/agri-kesiciye-mi-ihtiyaciniz-var-asik-olun/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/agri-kesiciye-mi-ihtiyaciniz-var-asik-olun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 19:31:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıkesici]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[nörotransmitter]]></category>
		<category><![CDATA[sinirsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmasına göre, yoğun ve tutkulu aşk duyguları, ağrı kesicilere veya kokain gibi yasadışı uyuşturuculara benzer şekilde inanılmaz etkili ağrı kesici görevi sağlayabiliyormuş. İnsanların bu tutkulu, her şeyi tüketen aşk evresindeyken, acı deneyimlerini etkileyen ruh hallerinde önemli değişiklikler var. Beyindeki bu ödül sistemlerinden bazılarını ve ağrıyı nasıl etkilediğini birbirinden ayırmaya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/agri-kesiciye-mi-ihtiyaciniz-var-asik-olun/">Ağrı Kesiciye Mi İhtiyacınız Var? Aşık Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aşk.jpg" alt="" class="wp-image-403" width="402" height="201" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aşk.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aşk-600x300.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aşk-150x75.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aşk-300x150.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aşk-696x348.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 402px) 100vw, 402px" /></figure></div>



<p>Yeni bir <strong>Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi</strong> araştırmasına göre, yoğun ve tutkulu aşk duyguları, ağrı kesicilere veya kokain gibi yasadışı uyuşturuculara benzer şekilde inanılmaz etkili <strong>ağrı kesici</strong> görevi sağlayabiliyormuş.</p>



<p>İnsanların bu tutkulu, her şeyi tüketen aşk evresindeyken, acı deneyimlerini etkileyen ruh hallerinde önemli değişiklikler var.</p>



<p><strong>Beyindeki </strong>bu ödül sistemlerinden bazılarını ve ağrıyı nasıl etkilediğini birbirinden ayırmaya başlıyoruz. Bunlar, beynimizde ruh halini, ödülü ve motivasyonu etkileyen birincil <strong>nörotransmitter </strong>olan <strong>dopamin </strong>içeren çok derin, eski sistemlerdir.</p>



<p>Bilim adamları, kronik ağrısı olan hastalara ağrı kesicileri atmalarını ve onları tutkulu bir aşk meselesi ile değiştirmelerini söylemeye henüz hazır değiller; daha ziyade <strong>umut</strong>, <strong>sevgi </strong>tarafından tetiklenen bu <strong>sinirsel </strong>ödül yollarının daha iyi anlaşılmasının ağrı kesici üretmek için yeni yöntemlere yol açabileceğidir.</p>



<p>Stony Brook&#8217;daki New York Eyalet Üniversitesi&#8217;nde psikoloji profesörü olan Arthur Aron, &#8220;<strong>Yoğun sevgi</strong> ile aktive edilen beynin bölgelerinin, ilaçların ağrıyı azaltmak için kullandığı alanlar olduğu ortaya çıkıyor&#8221; dedi. Aron 30 yıldır aşk üzerine çalışıyor. &#8220;Sevdiklerinizi düşünürken, beynin ödül alanında yoğun bir <strong>aktivasyon </strong>var kokain aldığınızda yanan aynı alan ya da çok para kazandığınızda yanan aynı alan.&#8221;</p>



<p>Çalışma kavramı, birkaç yıl önce bir aşk araştırma uzmanı Aron, ağrı araştırma uzmanı Mackey ile bir araya geldiğinde ve konuşmaya başladığında bir <strong>sinirbilim </strong>konferansında ateşlendi.</p>



<p>Konferanstan sonra <strong>Mackey Stanford</strong>&#8216;a döndü ve doktora sonrası bilim adamı <strong>Jarred Younger ve Phred</strong> ile işbirliği yaptı. Üçlü birlikte, &#8220;yoğun aşkın ilk aşamasında&#8221; olduğunu iddia eden lisans öğrencilerinin beyin görüntülerinin incelenmesini gerektiren bir çalışma hazırladı.</p>



<p>Mackey, &#8220;Stanford Üniversitesi çevresinde broşürler yayınladık ve birkaç saat içinde kapımızı çaldılar.&#8221; Dedi. El ilanları romantik bir ilişkinin ilk dokuz ayında olan çiftleri istedi.</p>



<p>Mackey, &#8220;Stanford&#8217;daki ağrı merkezinin işe aldığı en kolay çalışma olduğu açıktı.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Aşık olduğunuzda herkese bunu anlatmak istersiniz.</p>



<p>&#8220;<strong>Kasıtlı </strong>olarak tutkulu sevginin bu <strong>erken evresine</strong> odaklandık.&#8221; &#8220;Biz özellikle ilişkinin daha uzun ömürlü, daha olgun evrelerini aramıyorduk. Kendini <strong>öforik</strong>, <strong>enerjik</strong>, <strong>takıntılı </strong>olarak sevdikleri hakkında düşünen, varlıklarını özleyen özneler istedik.</p>



<p>&#8220;Tutkulu aşk bu şekilde tarif edildiğinde, bazı açılardan bir bağımlılık gibi geliyor.&#8221; Belki de bu, ağır <strong>dopaminle </strong>ilgili bağımlılıklara karışanlarla benzer beyin sistemlerini içeriyor. &#8221; Dopamin beynimizde iyi hissetmeyle yakından ilgili olan <strong>nörotransmitterdir</strong>. &#8220;</p>



<p>Araştırmacılar çalışma için<strong> 15 lisans öğrencisi </strong>sekiz kadın ve yedi erkek işe aldı. Her birinden sevdiklerinin fotoğraflarını ve eşit derecede çekici bir tanıdık fotoğrafları getirmeleri istendi. Araştırmacılar daha sonra resimleri deneklerden önce arka arkaya sıralarken, avuç içine yerleştirilen bilgisayar kontrollü bir termal uyarıcıyı ısıtarak hafif ağrıya neden oldu. Aynı zamanda beyinleri <strong>fonksiyonel </strong>bir <strong>manyetik rezonans </strong>görüntüleme makinesinde tarandı.</p>



<p>Lisans öğrencileri ayrıca, &#8220;Top içermeyen sporları düşünün&#8221; gibi kelime ilişkilendirme görevleriyle dikkati dağılmışken, ağrıyı azaltma düzeyleri açısından test edilmiştir. Bilimsel kanıtlar geçmişte dikkat dağınıklığının ağrının giderilmesine neden olduğunu göstermiştir ve araştırmacılar sevginin sadece acıdan uzaklaşmak olarak işe yaramadığından emin olmak istemişlerdir.</p>



<p>Sonuçlar, hem sevginin hem de dikkatin dağılmasının, çekici tanıdıkların fotoğrafına konsantre olmaktan çok, ağrıyı çok daha yüksek seviyelerde azalttığını gösterdi, ancak ilginç bir şekilde, iki ağrı azaltma yöntemi çok <strong>farklı beyin yolları</strong> kullandı.</p>



<p>Young, &#8220;Dikkat dağılma testi ile, ağrının giderilmesine yol açan beyin yolları çoğunlukla bilişseldi,”&#8221;dedi. &#8220;Ağrının azaltılması beynin daha yüksek, <strong>kortikal </strong>kısımları ile ilişkiliydi. Sevgiye bağlı <strong>analjezi </strong>ödül merkezleri ile çok daha fazla ilişkilidir. Beynin daha ilkel yönlerini içerdiği ve omurgada ağrıyı engelleyebilecek derin yapıları <strong>aktive </strong>ettiği görülmektedir. Seviyesi <strong>opioid analjeziklerin </strong>çalışma şekline benzer.</p>



<p>Young, &#8220;Sevgiye bağlı analjezi için kilit yerlerden biri, <strong>nükleus akumbensidir, opioidler,</strong> kokain ve diğer <strong>suistimal </strong>ilaçları için önemli bir ödül bağımlılığı merkezi. Bölge beynine bunu yapmaya devam etmeniz gerektiğini gerçekten söylüyor.&#8221;</p>



<p>Aron, &#8220;Bu bize ağrıyı hafifletmek için ilaçlara güvenmeniz gerekmediğini söylüyor&#8221; dedi. &#8220;İnsanlar ilaçların yan etkileri olmadan yoğun mutlulukları hissediyorlar.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/agri-kesiciye-mi-ihtiyaciniz-var-asik-olun/">Ağrı Kesiciye Mi İhtiyacınız Var? Aşık Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/agri-kesiciye-mi-ihtiyaciniz-var-asik-olun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk&#8230; Ne Alakası Var Tabi Ki Beyin</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/391-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/391-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 18:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[adrenalin]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[hormonlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Loyola Üniversitesi Sağlık Sisteminde cinsel sağlık uzmanlarının bildirdiğine göre, Cupid&#8217;in okuna çarpmak nefesinizi çok iyi alabilmenizi ve kalbinizin pitter-pıtırtı yapmasını sağlayabilir. Loyola Cinsel Sağlık Kliniği müdürü ve Profesör Pat Mumby, &#8220;Aşık olmak vücudumuzun belirli fiziksel reaksiyonları tetikleyen iyi hissettiren kimyasalları salmasına neden oluyor.&#8221; diyor. Chicago Stritch Tıp Okulu (SSOM).&#160;&#8220;Bu içsel iksir yanaklarımızı kızartmaktan, avuç içlerimizin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/391-2/">Aşk&#8230; Ne Alakası Var Tabi Ki Beyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp.jpg" alt="" class="wp-image-392" width="680" height="382" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kalppp-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 680px) 100vw, 680px" /></figure></div>



<p><strong>Loyola Üniversitesi Sağlık </strong>Sisteminde <strong>cinsel </strong>sağlık uzmanlarının bildirdiğine göre, <strong>Cupid&#8217;in </strong>okuna çarpmak nefesinizi çok iyi alabilmenizi ve kalbinizin pitter-pıtırtı yapmasını sağlayabilir.</p>



<p>Loyola Cinsel Sağlık Kliniği müdürü ve <strong>Profesör Pat Mumby</strong>, &#8220;Aşık olmak vücudumuzun belirli fiziksel reaksiyonları tetikleyen iyi hissettiren kimyasalları salmasına neden oluyor.&#8221; diyor. <strong>Chicago Stritch Tıp Okulu </strong>(SSOM).&nbsp;&#8220;Bu içsel iksir yanaklarımızı kızartmaktan, avuç içlerimizin terlemesinden ve kalplerimizin yarışmasından sorumludur.&#8221;diyor.</p>



<p><strong>Dopamin</strong>, <strong>adrenalin </strong>ve <strong>norepinefrin </strong>içeren bu maddelerin seviyeleri, iki kişi aşık olduğunda artar.&nbsp;Dopamin, öfori hissi yaratırken, adrenalin ve norepinefrin, kalbin pitter-patterinden, huzursuzluğundan ve sevgiyi deneyimlemenin genel kaygılarından <strong>sorumludur</strong>.</p>



<p><strong>MRI </strong>taramaları, sevginin beynin <strong>zevk </strong>merkezini aydınlattığını gösterir.&nbsp;Aşık olduğumuzda, <strong>obsesif kompulsif </strong>davranışlarda yer alan beynin aynı kısmı olan bu alanda kan akışı artar.</p>



<p>Loyola Cinsel Sağlık Kliniği direktörü <strong>Mary Lynn, Obstetrik ve Jinekoloji Bölümü SSOM,</strong> &#8220;Aşk, obsesif kompulsif bozuklukları olan insanlarda yaygın olan <strong>serotonin </strong>seviyelerini düşürüyor&#8221; dedi. Şöyle devam etti: &#8220;Bu, bir ilişkinin ilk aşamalarında neden ortağımızdan başka bir şeye konsantre olmadığımızı açıklayabilir.&#8221;</p>



<p>Doktorlar, sevgiye bu fiziksel tepkilerin dezavantajları konusunda uyarıyorlar.</p>



<p>&#8220;<strong>Aşk kör</strong>&#8221; ifadesi geçerli bir kavramdır çünkü ortağımızı idealize etme ve yalnızca ilişkinin ilk aşamalarında görmek istediğimiz şeyleri görme eğilimindeyiz, &#8220;dedi Dr. Mumby.&nbsp;&#8220;Yabancılar ortaklık hakkında, katılan iki kişiye göre çok daha nesnel ve rasyonel bir <strong>bakış açısına</strong> sahip olabilirler.&#8221;</p>



<p><strong>Şehvet, cazibe </strong>ve <strong>bağlılık </strong>içeren üç <strong>aşk evresi </strong>vardır.&nbsp;Şehvet, arzuyu tecrübe ettiğimiz hormon odaklı bir aşamadır.&nbsp;Beynin zevk merkezine kan akışı, partnerimiz ile ezici bir <strong>fiksasyon </strong>hissettiğimizde çekim aşamasında olur.&nbsp;Bu davranış, bağlanma aşaması sırasında, vücut zevk <strong>uyarıcılarına </strong>tolerans geliştirdiğinde kaybolur.&nbsp;<strong>Endorfinler </strong>ve <strong>hormonlar vazopressin </strong>ve <strong>oksitosin </strong>de bu noktada vücudu sular altında tutar ve kalıcı bir ilişkiye elverişli bir genel refah ve güvenlik duygusu yaratır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/391-2/">Aşk&#8230; Ne Alakası Var Tabi Ki Beyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/391-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ok. Kib. Bb Grşrz :) :P Dilimizi Öldürüyoruz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ok-kib-bb-grsrz-p-dilimizi-olduruyoruz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ok-kib-bb-grsrz-p-dilimizi-olduruyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 23:28:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Metin ve anlık mesajlaşma kullanan kişiler yeni bir dil geliştiriyor. Bilim adamları, teknolojinin iletişim şeklimizi nasıl değiştirdiğini anlamaya çalışmak için anlık mesajlaşma, cep telefonu metin mesajları ve e-postalar üzerinde çalışıyorlar.&#160;Araştırma dilin bilimsel çalışması olan dilbilim adlı bir alana aittir. Dili değiştirme Değişim dil gelişiminin doğal bir parçasıdır.&#160;Kullanmayı sevdiğiniz kelimeler büyükanne ve büyükbabanızın gençken kullandığı kelimelerden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ok-kib-bb-grsrz-p-dilimizi-olduruyoruz/">Ok. Kib. Bb Grşrz :) :P Dilimizi Öldürüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mesaj.jpg" alt="" class="wp-image-365" width="352" height="189" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mesaj.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mesaj-150x81.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mesaj-300x161.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 352px) 100vw, 352px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading">Metin ve anlık mesajlaşma kullanan kişiler yeni bir dil geliştiriyor.</h2>



<p>Bilim adamları, teknolojinin <strong>iletişim </strong>şeklimizi nasıl değiştirdiğini anlamaya çalışmak için anlık mesajlaşma, cep telefonu metin mesajları ve e-postalar üzerinde çalışıyorlar.&nbsp;Araştırma dilin <strong>bilimsel </strong>çalışması olan dilbilim adlı bir alana aittir.</p>



<p><strong>Dili değiştirme</strong></p>



<p>Değişim dil gelişiminin <strong>doğal </strong>bir parçasıdır.&nbsp;Kullanmayı sevdiğiniz kelimeler büyükanne ve büyükbabanızın gençken kullandığı kelimelerden biraz farklıdır.&nbsp;<strong>William Shakespeare&#8217;</strong>in bir oyununu okumak 400 yılda ne kadar dilin değişebileceğini gösterir.</p>



<p>Bununla birlikte, bazı dil uzmanları dillerin geleceği konusunda endişe duymaktadır.&nbsp;İnsanlar dilbilgisi kurallarını ihlal ettiklerinde, uygun <strong>noktalama </strong>işaretlerini kullanmadıklarında, bir kelimeyi yanlış kullandıklarında ve hatta sadece eğlence için yeni bir tane icat ettiklerinde küfrederler.&nbsp;Argo sözcüklerin ve pop cümlelerin yazma ve konuşma şeklimize girme şeklini sevmezler.</p>



<p>Başka bir endişe, bilgisayarların İngilizcenin dünyaya yayılmasını hızlandırması ve insanları ana dillerini ihmal etmeye zorlamasıdır.&nbsp;Bazı türler gibi, diller de endişe verici bir oranda ölüyor ve bazı <strong>dilbilimciler </strong>İnternet&#8217;in kısmen suçlanabileceğinden korkuyorlar.</p>



<p>Bununla birlikte, başka bir araştırmacı grubu, dil ve internet arasındaki etkileşimden etkilenmektedir.&nbsp;<strong>David Crystal</strong>, dilleri öldürmek yerine, İnternet iletişiminin hızlı bir şekilde yükselmesinin heyecan verici yeni bir dilbilim dalı açtığını söylüyor.&nbsp;Bangor&#8217;daki Wales Üniversitesi&#8217;nde dilbilimci.</p>



<p>&#8220;Aslında, internetin dili yaratıcı bir şekilde keşfetmemize izin verdiğini kanıtlıyor olmalıyız&#8221; diyor Crystal.&nbsp;&#8220;Bu yeni bir çalışma dalı.&nbsp;Tarihte dil değişikliği ile ilgili başka bir çalışma gibi, dilbilgisi, telaffuz ve kelime dağarcığı değişim oranını takip etmemize izin veriyor. &#8220;</p>



<p><strong>Bilgisayar konuşma</strong></p>



<p>Araştırmacıların artık anlık mesajlar, cep telefonu kısa mesajları ve e-posta için bir adı var.&nbsp;Buna bilgisayar aracılı iletişim veya <strong>CMC </strong>diyorlar.</p>



<p>CMC, CMC&#8217;nin konuşmadan birkaç şekilde farklı olduğunu söylüyor.&nbsp;Bir kere e-postaya anında geri bildirim yok.&nbsp;Aynı anda birden fazla anlık mesajlaşma veya e-posta sohbetiniz olabilir ve bu kişiler doğrudan insanlarla konuşurken konuşamazsınız.&nbsp;Ve bilgisayarda, kaç gülen yüz kullanırsanız kullanın, duygu ve ses tonunun etkisini kaybedersiniz.</p>



<p>Bilgisayar mesajları da normal yazıdan farklıdır.&nbsp;E-postaları kesip yapıştırarak düzenleyebilirsiniz.&nbsp;Bağlantı ekleyebilirsiniz.&nbsp;Ve yanıtları bir mektuptan daha hızlı alabilirsiniz.</p>



<p>Crystal, tüm bu gelişmelerin Orta Çağ&#8217;dan beri dilde en hızlı değişime yol açtığını söylüyor.&nbsp;Öğretmenleri, savaşmaktan ziyade teknolojiyi ve yaratıcı olanaklarını benimsemeye teşvik ediyor</p>



<p>&#8220;<strong>Ttyl</strong>&#8221; gibi dil kısayollarının (&#8220;sizinle daha sonra konuşacağız&#8221; anlamına gelir) okul raporlarında yeri yoktur, ancak kısa mesaj şiir yarışmaları gibi etkinlikler eğitici ve eğlenceli olabilir.&nbsp;Örneğin&nbsp;Guardian&nbsp;adlı bir İngiliz gazetesi&nbsp;, 160 veya daha az karakter kullanarak kısa mesaj şiirleri üreten okuyuculara nakit ödüller sunar.&nbsp;</p>



<p><strong>Erkekler kadınlara karşı</strong></p>



<p>DM konuşmalarını incelemek kültür, ilişkiler ve kadınlarla erkekler arasındaki farklılıklar hakkında daha fazla bilgi edinmenin ilginç bir yolu olabilir.&nbsp;</p>



<p>Bir çalışmada Baron, üniversite öğrencileri arasındaki 23 DM sohbetini analiz etti (bu makalenin başındakiler dahil).&nbsp;Toplamda 2.185 iletim ve 11.718 kelime vardı.&nbsp;Verilerinin ortaya çıkmasından şaşırdı.</p>



<p>Bir kere, mesajlar beklediğinden çok daha az özensizdi.&nbsp;Öğrenciler ne yazdıklarına dikkat ediyorlardı ve hatalarını düzeltme eğilimindeydiler.&nbsp;Aslında, öğrencilerin mesajlarda söylediklerine not vermek için gönderilen makalelerde olduğundan daha fazla dikkat ettiklerini söylüyor.</p>



<p>DM teknolojisini nasıl kullandıkları konusunda erkekler ve kadınlar arasında büyük farklılıklar vardı.&nbsp;Erkekler kısa cümlelerle yazma eğilimindeyken, kadınlar tam cümlelerle yazma eğilimindeydi.&nbsp;</p>



<p>Baron, kadınlar arasındaki mesajlaşmanın konuşmadan çok yazmak gibi olduğu sonucuna vardı.&nbsp;Erkekler arasındaki mesajlaşma, yazmaktan çok konuşma gibidir.</p>



<p>Anketlerden Baron, gençlerin çoğunun aynı anda bir ila 12 arasında anlık sohbet gerçekleştirdiğini öğrendi.</p>



<p>&#8220;Sanırım yeni bir döneme giriyoruz,&#8221; diyor, &#8220;konuşma ve yazma ve etkileşim kurmak istediğimiz seviye ve ne tür bir stil kullandığımız üzerinde ne kadar kontrole sahip olduğumuz.&#8221;</p>



<p>İngilizcenin yaygın kullanımı, birçok dilbilimcinin insanların kendi dillerini ihmal ettiği ve kendi kültürlerini bıraktığı konusunda endişelenmesine neden olmaktadır.</p>



<p>Bununla birlikte, internetin kültürler arasında hızlı iletişim için bir olasılık patlaması başlattığı da doğrudur.&nbsp;Kaybolan dillerin korunması için de iyi bir forum olabilir.</p>



<p>&#8220;İnternet dillerin yok olmasına katkıda bulunuyor mu yoksa onları canlandırmaya yardımcı olabilir mi?&#8221; Danet soruyor.&nbsp;Sadece zaman gösterecek.</p>



<p><strong>Gizli notlar</strong></p>



<p>Bu arada, iletişim aracı araştırmacısı Sheeon Hallam Üniversitesi&#8217;nden Simeon Yates, bilgisayar aracılı iletişimin burada kaldığı anlaşılıyor.</p>



<p>IM&#8217;yi, cep telefonlarımızdaki kısa mesajları ve diğer yeni teknolojileri ne kadar çok kullanırsak, hayatlarımızı ve ilişkilerimizi daha fazla şekillendirdiklerini söylüyor.</p>



<p>İnsanlar artık programlarını istedikleri yerden yönetebilir ve son dakikada planları değiştirebilir.&nbsp;Telefonlarına ses çıkarmadan birbirlerine gizli notlar gönderebilirler.&nbsp;İnsanlar karmaşık duyguları ve duyguları sadece birkaç kelimeyle karşılamanın yollarını bile keşfettiler.</p>



<p>Birkaç nesil önce, hiç kimse bir kelime bile konuşmadan bilgisayarlar üzerinden gerçek zamanlı iletişim kuracağımızı hayal edemezdi.&nbsp;Artık insanlar e-postaları ve cep telefonları olmadan kendilerini çaresiz hissediyorlar.</p>



<p>&#8220;Bu temel olarak sosyal hayatınız,&#8221; diyor Yates.&nbsp;&#8220;İngiliz üniversite öğrencilerine cep telefonlarını götürsem ne yapacaklarını sorduğumda onlarsız yaşayamayacaklarını söylüyorlar.&#8221;</p>



<p>Yeni teknolojiler gelecekte ek iletişim olanakları yaratabilir.</p>



<p>Yani, yazmaya devam edin.&nbsp;Teknolojinin her kullandığınızda sizi şekillendirdiğini unutmayın.&nbsp;Ve ona nasıl baktığınıza bağlı olarak, bu iyi bir şey ya da kötü bir şey olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ok-kib-bb-grsrz-p-dilimizi-olduruyoruz/">Ok. Kib. Bb Grşrz :) :P Dilimizi Öldürüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ok-kib-bb-grsrz-p-dilimizi-olduruyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Şeyi Duyuyor Görüyor Hissediyorlar: Hayvanlar Alemi</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-duyuyor-goruyor-hissediyorlarhayvanlar-alemi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-duyuyor-goruyor-hissediyorlarhayvanlar-alemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 21:35:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[altıncıhis]]></category>
		<category><![CDATA[duyular]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[spektrum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir deprem veya başka bir doğal afet grev yapmak üzereyse hayvanlar bizi uyarabilir mi? Hayvanlar inanılmaz şeyler yapar.Kuşlar muazzam mesafeleri göç ettirir. Balinalar geniş okyanuslar arasında iletişim kurar. Bal arıları tanıdık çiçekleri hatırlar. Kargalar çubukları aletlere dönüştürebilir. Köpekler sahiplerinin eve geldiğini algılar. Filler sesleri taklit edebilir. Maymunlar basit matematik yapar.Balıklar tat ve kokuyu algılayabilir. Doğal [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-duyuyor-goruyor-hissediyorlarhayvanlar-alemi/">Her Şeyi Duyuyor Görüyor Hissediyorlar: Hayvanlar Alemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hayvaaannn.jpg" alt="" class="wp-image-361" width="305" height="229" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hayvaaannn.jpg 512w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hayvaaannn-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hayvaaannn-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hayvaaannn-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hayvaaannn-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/hayvaaannn-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 305px) 100vw, 305px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading">Bir deprem veya başka bir doğal afet grev yapmak üzereyse hayvanlar bizi uyarabilir mi?</h2>



<p>Hayvanlar inanılmaz şeyler yapar.Kuşlar muazzam mesafeleri göç ettirir. Balinalar geniş okyanuslar arasında iletişim kurar. Bal arıları tanıdık çiçekleri hatırlar. Kargalar çubukları aletlere dönüştürebilir. Köpekler sahiplerinin eve geldiğini algılar. Filler sesleri taklit edebilir. Maymunlar basit matematik yapar.Balıklar tat ve kokuyu algılayabilir.</p>



<p><strong>Doğal </strong>bir <strong>felaket </strong>meydana gelmek üzereyse hayvanlar da bizi <strong>uyarabilir mi?</strong></p>



<p><strong>Asya tsunami&#8217;</strong>sinden birkaç ay önce birkaç gün önce (Yıkım Dalgası), <strong>Tayland&#8217;da </strong>yaşayan bir kişi, binlerce karıncanın plajdan ormanın içine yol izlediğini söyledi.&nbsp;Diğer hesaplara göre, filler <strong>çığlık </strong>attı ve felaketten 10 gün önce daha yüksek bir zemine koştu.&nbsp;Hayvanat bahçesi hayvanları kafeslerine <strong>saklandılar</strong>.&nbsp;Köpekler dışarı çıkmayı <strong>reddetti</strong>.</p>



<p>Bazı insanlar, hayvanların <strong>geleceği </strong>algılamak için özel bir güce sahip olduklarını söylüyor.&nbsp;Buna &#8220;<strong>altıncı his</strong>&#8221; diyorlar, normalde bahsettiğimiz beş duyunun üstünde ve ötesinde <strong>tat, koku, dokunma, görme ve işitme.</strong></p>



<p>Bununla birlikte, bir hayvan altıncı hissi için <strong>bilimsel </strong>kanıtlar zayıf, diyor <strong>John Caprio</strong>.</p>



<p>Tehlikeden kaçan hayvanlarla ilgili raporlar gerçekten doğruysa, Caprio, hayvanların gizemli bir başka dünya algısı kullanmak yerine gerçek hislere cevap vermesi gerektiğini söylüyor.</p>



<p>&#8220;Bunlar garip veya paranormal olaylar değil&#8221; diyor.&nbsp;Nesiller boyunca hayvanlar duyularını, sesleri, kokuları, titreşimleri veya insanların tespit edemediği diğer hisleri tespit edebilecek şekilde geliştirdiler.</p>



<p><strong>Geniş spektrum</strong></p>



<p>Duyularımızı her zaman bilgi toplamak için kullanıyoruz, neredeyse öğle vakti olduğunu söyleyen kafeterya kokularından öğretmeninizin yüzündeki bir sınavı başlatmak üzere olduğunu söyleyen görünümüne kadar.</p>



<p>Ancak dünyada göz, burun, deri, kulaklar ve dil ile tanışmaktan daha fazlası var.&nbsp;Bilim adamları, hayvanların ve hatta insanların çevrelerindeki dünyayı algıladıkları çeşitli beklenmedik yollar <strong>keşfettiler</strong>.</p>



<p>Bir kere, normalde gördüğümüz veya duyduğumuz şeyin ötesinde bir <strong>ışık </strong>ve <strong>ses spektrumu</strong> var.</p>



<p>İnsan gözü sadece belirli dalga boylarındaki ışığı (mordan kırmızıya) tespit edebilir.&nbsp;Bazı hayvanlar <strong>ultraviyole </strong>ışığı veya <strong>kızılötesi </strong>ışığı tespit edebilir.</p>



<p>Sadece mavi, yeşil ve sarı görebildiğinizi varsayalım.&nbsp;Muhtemelen tüm arabaların kırmızı ışıkta durması kesinlikle şaşırtıcı olurdu, çünkü ışıkların kırmızı olduğunu bilemezsiniz.&nbsp;Bunun yerine, otomobillerin <strong>ESP&#8217;ye </strong>sahip ve ne zaman duracağını sihirli bir şekilde bilen yabancı makineler olduğunu düşünebilirsiniz.</p>



<p>Benzer şekilde, birçok kuş ve böcek, gözlerimizin almak için donatılmadığı ultraviyole ve kızılötesi tonlarını görür.&nbsp;Bu farklı ışık türlerini görmek onların yırtıcı hayvanlardan sağ kalmasına,<strong> iletişim kurmasına</strong> ve kaçmasına yardımcı olur.</p>



<p>Kulaklarımız belirli bir ses aralığına ayarlanmıştır  20 ila 20.000 <strong>hertz </strong>arasında <strong>frekansları </strong>olanlar.&nbsp;Bir hertz saniyede 1 <strong>döngüye </strong>(veya titreşime) eşittir.&nbsp;Frekans yükseldikçe <strong>perde </strong>de artar.</p>



<p>Köpekler 45.000 hertz&#8217;e kadar sesleri duyabilir.&nbsp;Yarasalar 120.000 hertz&#8217;e kadar işitebilir.&nbsp;Yunuslar ve yedikleri balıklardan bazıları 200.000 hertz&#8217;den daha büyük frekanslar duyabilir.</p>



<p>Filler ve balinalar ise tespit ettiğimiz frekanslardan daha düşük frekanslar kullanarak iletişim kurar.&nbsp;Caprio, sineklerin birbirlerinin toprağını çim bir bıçak üzerinde bile duyabileceğini söylüyor.</p>



<p>Duymadığımız şeyleri duyma yeteneği, garip hayvan davranışına neyin benzediğini açıklamaya yardımcı olabilir.&nbsp;Köpeğiniz aniden sızlanmaya başlarsa, kulaklarınızın algılayamadığı bir şey duymuş olabilir.</p>



<p><strong>Olağanüstü tat</strong></p>



<p>Bazı hayvanlar, insanların çok fazla kullanmadığı duyularına güvenme eğilimindedir.</p>



<p>Yayın balığı olağanüstü bir tat duygusuna sahiptir.&nbsp;Tüm vücutları, etraflarındaki kimyasal dünyayı tespit etmelerine izin veren tat tomurcukları ile baştan başa doğru kaplıdır.</p>



<p>&#8220;<strong>Yayın </strong>balığı büyük burunlarla dilleri yüzüyor,&#8221; diyor Caprio.&nbsp;Aynı şekilde yapılsaydık, dizlerimiz ve dirseklerimizle bir şeyler tadabilirdik.&nbsp;Bir çikolata tozu kabında ne yuvarlandığını hayal edin!</p>



<p>Caprio, bu duyular benzer bilgilere girmesine rağmen, hayvanların neden tat ve koku için iki ayrı <strong>kimyasal duyu sistemine </strong>sahip olduklarını anlamaya çalışmak için yayın balığı ve diğer balık türlerini araştırıyor.</p>



<p><strong>Titreşimleri algılama</strong></p>



<p>Depremleri ve tsunamileri algılamaya gelince, dünyada yarattıkları titreşimleri hissetmek muhtemelen anahtardır, diyor Joel Greenspan.&nbsp;Baltimore, Maryland Üniversitesi&#8217;nde duyusal bir sinirbilimci.</p>



<p>İnsanlar da dahil olmak üzere tüm memelilerin derilerinde ve diğer zarlarında <strong>Pacinian </strong>cisimcikleri adı verilen son derece hassas <strong>sensörler </strong>bulunur.&nbsp;Laboratuvar deneylerinde, <strong>Greenspan</strong>, insanların cildine bir mikronun sadece onda birine kadar basıldığında titreşimli bir ayarlama çatalı hissedebileceğini söylüyor.&nbsp;Buna karşılık bir insan saçı 100 mikron genişliğindedir.</p>



<p>Çok ince ayarlanmış bir titreşim hissimiz olsa da, gerçek dünyada neredeyse hayvanlar kadar pratik yapmıyoruz.&nbsp;&#8220;Hayvanlar her zaman yerle doğrudan temas halindedir,&#8221;diyor Greenspan.&nbsp;&#8220;<strong>Bunu artık yapmıyoruz.&nbsp;Ayakkabılarımız ve kıyafetlerimiz var.&nbsp;Diğer insanlara, manzaralara ve seslere dikkat ediyoruz. </strong>&#8220;</p>



<p>Pacinus cisimcikleri özellikle filler ve diğer canlıların pençelerinde ve kedilerin bağırsaklarında bol miktarda bulunur, diyor Greenspan.</p>



<p>Bu şekilde, bir hayvan ayakta duruyorsa veya etrafta yatıyorsa, yırtıcıların ayak izlerini hisseebilir.&nbsp;Belki de Asya&#8217;daki hayvanlar deprem ve tsunamiyi onları yemeye gelen bir canavar için yanlış anladılar.&nbsp;Buna karşılık, ters yönde koştular ve kendilerini kurtardılar.</p>



<p><strong>Altıncı his</strong> olabilir, ama bir bükülme ile.&nbsp;Hayvanların gerçek ama ilgimiz dışında olan şeyleri algıladıkları gibi.</p>



<p>Örneğin çukur engerekleri ısı arama sistemlerine sahiptir.&nbsp;Ve kuşlar, kurbağalar, semenderler ve diğer hayvanlar kendilerini yönlendirmek ve yollarını bulmak için Dünya&#8217;nın <strong>manyetik </strong>alanını hissedebilirler.</p>



<p><strong>Katı ipuçları</strong></p>



<p>Bilim adamları, hayvanların neden olduğu gibi davrandıklarıyla ilgili her şeyi bilmekten uzak olsalar da, çoğu bilim adamı <strong>rasyonel </strong>açıklamalar olması gerektiğinden emindir.&nbsp;Ve açıklamaların çoğu sağlam ipuçları arayarak duyuları anlamakla ilgilidir.</p>



<p>Hayvan duyularının <strong>fiziğini </strong>ve <strong>kimyasını </strong>incelemek, hayvanların neden böyle davrandıklarıyla ilgili her şeyi asla açıklayamaz.&nbsp;Bununla birlikte, daha fazla araştırma, balık, kedi, fil veya fare olmanın nasıl bir his olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir.&nbsp;Onların bakış açısından, dünya bize bakması, koklaması, tadı, sesi ve kendisinden çok farklı hissetmesi gerekir.</p>



<p>Hayvan dünyasına dikkat ederek, depremler, volkanlar, tsunamiler ve diğer doğal afetler karşısında kendimizi nasıl güvende tutacağımızı <strong>öğrenebiliriz</strong>.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-duyuyor-goruyor-hissediyorlarhayvanlar-alemi/">Her Şeyi Duyuyor Görüyor Hissediyorlar: Hayvanlar Alemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/her-seyi-duyuyor-goruyor-hissediyorlarhayvanlar-alemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dengeli Beslenme Egzersiz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dengeli-beslenme-egzersiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dengeli-beslenme-egzersiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 20:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tahıl]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=356</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni gıda yönergeleri, daha fazla meyve, sebze ve tam tahıl yememiz gerektiğini vurgulamaktadır. Hamburger mi yoksa salata mı?&#160;Fırında patates veya patates kızartması mı?&#160;Milkshake mi portakal suyu mu?&#160;Şeker çubuğu mu, elma mı?&#160;Her gün ne yediğimiz hakkında seçimler yapmalıyız. Yeni yiyecek yönergeleri ve onlarla birlikte gelen besin piramidi, şu anda olduğundan daha fazla meyve, daha fazla sebze [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dengeli-beslenme-egzersiz/">Dengeli Beslenme Egzersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yemeeek.png" alt="" class="wp-image-357" width="431" height="223" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yemeeek.png 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yemeeek-600x310.png 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yemeeek-150x78.png 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yemeeek-300x155.png 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yemeeek-696x360.png 696w" sizes="auto, (max-width: 431px) 100vw, 431px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading">Yeni gıda yönergeleri, daha fazla <strong>meyve</strong>, <strong>sebze </strong>ve<strong> tam tahıl </strong>yememiz gerektiğini vurgulamaktadır.</h2>



<p>Hamburger mi yoksa salata mı?&nbsp;Fırında patates veya patates kızartması mı?&nbsp;Milkshake mi portakal suyu mu?&nbsp;Şeker çubuğu mu, elma mı?&nbsp;Her gün ne yediğimiz hakkında seçimler yapmalıyız.</p>



<p>Yeni yiyecek <strong>yönergeleri </strong>ve onlarla birlikte gelen <strong>besin piramidi</strong>, şu anda olduğundan daha fazla meyve, daha fazla sebze ve daha fazla tam tahıl yememiz gerektiğini vurgulamaktadır.&nbsp;Ayrıca çok fazla şeker, tuz ve belirli <strong>yağ </strong>türlerinden de kaçınmalıyız.&nbsp;Ve bol miktarda <strong>egzersiz </strong>yapmalıyız.</p>



<p>Joan Lyon, milkshake yerine <strong>gururunuzu </strong>yutmak ve yönergelere dikkat etmek için birçok neden var, diyor.</p>



<p>Bazı yiyecekleri yemenin insanları <strong>kanser</strong>, <strong>kalp hastalığı, obezite, diyabet, zayıf kemikler</strong> ve diğer sağlık sorunlarından koruduğuna dair kanıtlar devam etmektedir.&nbsp;Öte yandan, yanlış yiyecekleri yemek vücudunuzun zarar görmesine neden olur.</p>



<p>Lyon ABD Ordusu&#8217;nda 21 yıldır <strong>diyetisyen </strong>olarak birçok genç askerle çalıştı.&nbsp;&#8220;Ne yediklerinin önemli olduğunu düşünmediler&#8221;.&nbsp;Sonsuza kadar yaşayacaklarını hissettiler.</p>



<p>ABD hükümeti her 5 yılda bir bilim insanlarına &#8220;<strong>Amerikalılar için Beslenme Kılavuzları</strong>&#8221; adlı bir belgeyi ve onunla birlikte gelen bir besin piramidi resmini güncellemelerini istiyor.</p>



<p>Her 5 yılda bir yeni kılavuzlar oluşturmak karmaşık bir süreçtir.&nbsp;Yeni raporun yayınlanmasından bir yıldan fazla bir süre önce, uzmanlar vitaminler, mineraller ve çeşitli gıdalar hakkında en son bilimsel kanıtları topluyor.&nbsp;Bulguları tartışıyorlar.&nbsp;Bazen, farklı çalışmaların zıt sonuçlar verdiği görülmektedir.&nbsp;Bazen kanıtlar eksik olabilir.</p>



<p>Lyon, &#8220;Bu çok uzun bir süreç&#8221; diyor.&nbsp;&#8220;İnsanlar aynı verilere baktıklarında bile bilimi farklı şekillerde yorumlayabilirler.&#8221;&nbsp;Bazen herkesin hemfikir olduğu kesin sonuçlara varmak zor olabilir.</p>



<p>Ve yeni keşifler devam ediyor.&nbsp;Örneğin, İngiltere ve <strong>Danimarka&#8217;daki </strong>bir araştırmacı ekibi, yakın zamanda havuçta bir sıçanın kanser geliştirme şansını azalttığı görülen bir bileşik keşfetti.</p>



<p>Ancak bu tür çalışmalar <strong>USDA </strong>komitesiyle çok fazla ağırlık taşımazdı, çünkü bilim adamları insanları içeren çalışmalara bakmayı tercih ediyorlar.&nbsp;Araştırmacılar sıçan deneyini insanlarla tekrarlayıp benzer sonuçlar elde etselerdi, 2010 kılavuzları daha fazla havuç yememizi önerebilirlerdi.</p>



<p>Aldığınız <strong>kalori</strong>, <strong>fiziksel aktivite </strong>ve egzersiz açısından harcadığınız enerji miktarını <strong>dengelemeli</strong>, aksi takdirde kilo alırsınız.&nbsp;Kalorilerinizin sizin için çalışmasını sağlamanız gerekiyor. &#8220;</p>



<p>Lyon, sağlıklı kalmanın en iyi yolunun besinlerle dolu yiyecekleri yemektir.</p>



<p>Eskiden tavsiye edilen beş porsiyon meyve ve sebze yerine, yeni <strong>kılavuzlar </strong>yetişkinlerin bundan daha fazlasını yediğini gösteriyor: her gün 2 bardak meyve ve 2 1/2 bardak sebze.</p>



<p>Çocuklar, meyve ve sebze miktarlarını <strong>enerji </strong>ihtiyaçlarına ve büyüklüğüne göre ayarlamalıdır.&nbsp;Sizin için en uygun miktarlar konusunda tavsiye almak için doktorunuzla konuşmalısınız.</p>



<p>Yönergeler ayrıca 9 yaş ve üstü kişilerin her gün üç bardak az yağlı veya yağsız süt ürünleri içmeleri ve çok sayıda tam tahıl yemeleri gerektiğini önermektedir.&nbsp;Örneğin kahverengi pirinç ve tam buğday ekmeği, beyaz pirinç ve sade simitlerden daha iyi seçimlerdir.</p>



<p>Kepekli tahıllar önemlidir, çünkü birçok nişastalı gıdadan lif, magnezyum, kalsiyum ve diğer besin maddelerini ayıran tüm işlemlerden geçmezler.&nbsp;Tam yulaf ve kepekli gibi malzemeler için etiketlere bakın.</p>



<p>Yeni öneriler farklı yağ türlerini de birbirinden ayırıyor.&nbsp;Uzmanlar, 4-18 yaş arasındaki gençlerin kalorilerinin yüzde 25 ila 35&#8217;ini yağdan almaları gerektiğini söylüyor.</p>



<p>Ancak bu yağın çoğu fındık, bitkisel yağlar ve balıklardan gelmelidir.&nbsp;Çerezler, krakerler ve diğer gıdaların etiketlerinde &#8220;<strong>hidrojenlenmiş</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>kısmen hidrojenlenmiş</strong>&#8221; yağlar olarak görünen&nbsp;&#8221;&nbsp;<em>trans</em>&nbsp;yağlar&nbsp;&#8221; olarak adlandırılan bir türden kaçınmalısınız&nbsp;.</p>



<p>Egzersiz ile ilgili olarak, belge haftanın çoğu gününde yetişkinler için 30 ila 60 dakika aktivite ve çocuklar için her gün en az 60 dakika egzersiz önermektedir.</p>



<p><strong>Değişen alışkanlıklar</strong></p>



<p>Birçok insan sağlıkları için neyin en iyi olduğunu bilseler bile alışkanlıklarını değiştirmekte zorlanmaktadır.</p>



<p>&#8220;Şeker yerine meyveye ulaşın&#8221;.&nbsp;&#8220;kola yerine şekersiz içecekleri deneyin.&nbsp;Dışarı çıkın, egzersiz yapın ve arkadaşlarınızla fiziksel olarak aktif şeyler yapın.&#8221;&nbsp;Sonunda, bunlar yeni alışkanlıklarınız olacak.</p>



<p>Çocuklar her zamankinden daha fazla zamanlarını nasıl geçirecekleri ve ağızlarına ne koyacakları konusunda kendi seçimlerini yapıyorlar.&nbsp;Kendinizi iyi hissediyor olsanız bile, yediğiniz yiyeceklerin etiketlerini nasıl okuyacağınızı öğrenmeye ve bir sonraki yemek siparişinde yiyecek yönergelerini akılda tutmaya değer olabilir.</p>



<p>Lyon, &#8220;Yönergeleri izlerseniz, kendinizi daha iyi hissetmenize ve daha iyi görünmenize yardımcı olabilirler.<strong>&nbsp;Daha açık bir cilde, daha sağlıklı saçlara sahip olmanıza ve size daha fazla enerji vermeye yardımcı olabilirler.&#8221;</strong></p>



<p>Kim bundan şikayet edebilir?</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dengeli-beslenme-egzersiz/">Dengeli Beslenme Egzersiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dengeli-beslenme-egzersiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sporda Enfeksiyon Yaralanmaları</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/sporda-enfeksiyon-yaralanmalari/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/sporda-enfeksiyon-yaralanmalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 18:47:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[amerikanfutbolu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[sakatlanmalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Spor eğlencelidir, ancak tehlikeli de olabilirler.&#160;Kırık kemikler, çekilmiş kaslar ve burkulan eklemler sporcular arasında yaygın yaralanmalardır.&#160;Şimdi, araştırmacılar belirli sporları oynayanlar için başka bir olası risk belirlediler. Amerika Birleşik Devletleri&#8216;ndeki profesyonel futbolcular arasında kesikler ve sıyrıklar kötü cilt enfeksiyonlarına yol açabileceğini öne sürdüler.&#160;Bakterilerin neden olduğu bu enfeksiyonların çoğunun tedavisi zordur ve yaygın ilaçlara karşı dirençlidir. Sahada [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sporda-enfeksiyon-yaralanmalari/">Sporda Enfeksiyon Yaralanmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer.jpg" alt="" class="wp-image-353" width="380" height="214" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer.jpg 800w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/amer-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /></figure></div>



<p><strong>Spor </strong>eğlencelidir, ancak tehlikeli de olabilirler.&nbsp;Kırık kemikler, çekilmiş <strong>kaslar </strong>ve burkulan <strong>eklemler </strong>sporcular arasında yaygın <strong>yaralanmalardır</strong>.&nbsp;Şimdi, araştırmacılar belirli sporları oynayanlar için başka bir olası risk belirlediler.</p>



<p><strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>&#8216;ndeki profesyonel futbolcular arasında kesikler ve sıyrıklar kötü cilt <strong>enfeksiyonlarına </strong>yol açabileceğini öne sürdüler.&nbsp;<strong>Bakterilerin </strong>neden olduğu bu enfeksiyonların çoğunun tedavisi zordur ve yaygın ilaçlara karşı <strong>dirençlidir</strong>.</p>



<p>Sahada profesyonel futbolcuların maruz kaldığı kazıntılar ve kesikler, takım arkadaşlarına veya hatta rakip oyunculara yayılabilecek ciddi cilt enfeksiyonlarına yol açabilir.</p>



<p>Çalışma <strong>St. Louis Rams </strong>oyuncularına odaklandı.&nbsp;Takım, gerçek çim yerine suni çim bulunan bir sahada oynuyor.&nbsp;Atlanta&#8217;daki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden (<strong>CDC</strong>) bilim adamları, Ağustos ve Kasım 2003 arasında, her oyuncunun haftada ortalama 2 ila 3 hurda veya çim yanması olduğunu keşfettiler.</p>



<p>Bu sıyrıkların çoğu sadece ortadan kalkmadı.&nbsp;Enfeksiyonlar yaygındı.&nbsp;Aslında, Rams oyuncularının beşte üçü sezon boyunca bir <strong>antibiyotikle </strong>tedavi edildiğini söyledi.&nbsp;Ve her oyuncu o yıl ortalama 2,6 <strong>reçete </strong>aldı.&nbsp;Bu, yaşlarında <strong>profesyonel </strong>futbol oynamayan erkeklerin aldığı reçete sayısının 10 katıdır.</p>



<p>Takımdaki 58 oyuncudan beşi, en yaygın antibiyotik türlerinden birkaçı ile <strong>tedaviden </strong>sonra düzelmeyen enfeksiyonlar geliştirdi.&nbsp;Bunun yerine, doktorlar diğer tedavi türlerini kullanmak zorunda kaldı.</p>



<p>Bu beş oyuncudaki enfeksiyonlara&nbsp;<strong>Staphylococcus aureus</strong>&nbsp;adı verilen dirençli bir <strong>bakteri </strong>formu neden olmuştur&nbsp;.&nbsp;Staph bakterileri birçok cilt yüzeyinde zararsız yaşayabilir.&nbsp;Ancak cilt herhangi bir nedenle delindiğinde veya kırıldığında, staph bakterileri yaraya girebilir ve bir enfeksiyona neden olabilir.</p>



<p>2003 sezonunda, St.Louis&#8217;deki Rams&#8217;a karşı oynayan diğer takımlardaki bazı oyuncular da aynı türden bir enfeksiyon yaşadı.&nbsp;CDC araştırmacıları, bir oyuncunun sıyrıklarından çimlerinden diğer oyuncuların sıyrıklarına kadar bir oyun sırasında bakterinin <strong>yayılabileceğini </strong>öne sürüyor.&nbsp;Oyuncular ayrıca uygulamalar sırasında, soyunma odalarında ve toplulukta bakterilerle temas edebilirler.</p>



<p>Bir oyunun tehlikelerini tanımak insanların oyunu oynamaması gerektiği anlamına gelmez.&nbsp;Yeni <strong>çalışma</strong>, <strong>önlem </strong>almanın ne kadar <strong>önemli </strong>olduğunu pekiştiriyor.&nbsp;Bilim adamları, kask ve ped giymenin yanı sıra, futbolcuların ellerini çok yıkadıklarından, takımın sıcak küvetlerine girmeden önce duş aldıklarından ve havluları paylaşmayı reddettiklerinden emin olmalılar.</p>



<p><strong>Çürükler ve kesikler yeterince acı vericidir.&nbsp;Enfeksiyonlar sadece sefalete katkıda bulunur.&nbsp;İyi performans göstermenin bir başka gereksiz engeli.</strong>&nbsp;E. Sohn</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/sporda-enfeksiyon-yaralanmalari/">Sporda Enfeksiyon Yaralanmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/sporda-enfeksiyon-yaralanmalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne Kadar İz O Kadar Güç! Kraliçe Eşek Arısı</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ne-kadar-iz-o-kadar-guc-kralice-esek-arisi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ne-kadar-iz-o-kadar-guc-kralice-esek-arisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 18:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[eşekarısı]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[kraliçearı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=346</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Kazananlar asla aldatmaz ve aldatanlar asla kazanmaz.&#8221;&#160;İnsanların bunu söylediğini duymuş olabilirsiniz.&#160;Bazı eşekarıları aynı sloganla yaşıyor gibi görünüyor. Bazı hayvanlar, statülerini gösteren rozetler gibi renkli işaretlere sahiptir.&#160;Örneğin, yüksek rütbeli erkek ev serçeleri, göğüslerinde düşük rütbeli kuşlardan daha büyük bir koyu tüy yamasına sahiptir.&#160;Yama diğer kuşları onlara saygı duymaları konusunda uyarıyor. Bilim adamları, daha az baskın olan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ne-kadar-iz-o-kadar-guc-kralice-esek-arisi/">Ne Kadar İz O Kadar Güç! Kraliçe Eşek Arısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-347" width="330" height="185" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/arıeşek.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" /></figure></div>



<p>&#8220;Kazananlar asla aldatmaz ve aldatanlar asla kazanmaz.&#8221;&nbsp;İnsanların bunu söylediğini duymuş olabilirsiniz.&nbsp;Bazı eşekarıları aynı sloganla yaşıyor gibi görünüyor.</p>



<p>Bazı hayvanlar, statülerini gösteren rozetler gibi renkli işaretlere sahiptir.&nbsp;Örneğin, yüksek rütbeli erkek ev serçeleri, göğüslerinde düşük rütbeli kuşlardan daha büyük bir <strong>koyu tüy yamasına</strong> sahiptir.&nbsp;Yama diğer kuşları onlara <strong>saygı duymaları </strong>konusunda uyarıyor.</p>



<p>Bilim adamları, daha <strong>az baskın </strong>olan hayvanların neden diğerlerini onlara hak ettiklerinden daha fazla <strong>saygı </strong>göstermeleri için kandırmanın bir yolu olarak durum işaretleri geliştirdiklerini merak ettiler.&nbsp;Olası bir açıklama, yüksek rütbeli hayvanların da kendilerini <strong>sosyal </strong>olarak kanıtlamaları gerektiğidir.&nbsp;Bununla birlikte, bu fikrin <strong>kanıtını </strong>bulmak zordur.</p>



<p>Her kağıt eşekarısı kolonisinde birbirleriyle savaşan ve en üst kraliçeden en alt tabakada ki kraliçeye kadar sıralanan yaklaşık 10 kraliçe vardır.&nbsp;Tüm kraliçelerin yüzlerinde lekeler vardır, ancak her <strong>kraliçenin </strong>farklı sayıda lekeleri vardır ve bazı lekelerin daha kıvrımlı kenarları vardır.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="324" height="151" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aaaaaaaaa.jpg" alt="" class="wp-image-349" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aaaaaaaaa.jpg 324w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aaaaaaaaa-150x70.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aaaaaaaaa-300x140.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 324px) 100vw, 324px" /></figure></div>



<p>Kağıt yaban arısı kraliçelerinin yüzündeki çeşitli işaretler taşıyıcının sıralamasını gösterir.&nbsp;Daha lekeli bir yüz, daha yüksek bir durum anlamına gelir.&nbsp;</p>



<p>Araştırmacılar, hem çok lekeli hem de çok dalgalı kenarlı, gerçekten lekeli yüzlere sahip kraliçelerin, daha basit <strong>desenlere </strong>sahip olanlardan daha yüksek sıralandığını buldular.&nbsp;Böcekte bulunan ilk durum rozeti.</p>



<p>Rozetleri giyme <strong>risklerini </strong>test etmek için <strong>Elizabeth Tibbetts</strong>, bazı kraliçelerdeki lekelerin sayısını ve eğrisini değiştirmek için model uçak boyasını kullandı.&nbsp;Karşılaştırma için, lekelerin anahatlarını değiştirmeyen yerlerde diğer bazı kraliçelerin yüzlerine boya da yaptı.&nbsp;Yaban arısı yüzleri küçük, bu yüzden çok dikkatli bir şekilde resim yapmayı öğrendi.</p>



<p><strong>Tibbetts </strong>daha sonra düzenli eşekarısı kraliçelerinin boyalı eşekarısı ile savaşmasına izin verdi.&nbsp;Bir yaban arısının rütbesi için yanlış noktalara sahip olduğu kavgalar, hala doğal <strong>lekelere </strong>sahip olan boyalı bir yaban arısı içeren kavgalardan çok daha uzun sürdü.&nbsp;Bu, sahte noktaların birçok tehlikeli savaş anlamına gelebileceğini gösterdi.&nbsp;Fazladan mücadele rozet sistemini dürüst tutmaya yardımcı olabiliyor.</p>



<p>Eşek arılarında da , insanlarda olduğu gibi, kendiniz olmak her zaman en iyisidir.&nbsp;Söylendiği gibi, &#8220;<strong>Dürüstlük bir erdemdir</strong>&#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ne-kadar-iz-o-kadar-guc-kralice-esek-arisi/">Ne Kadar İz O Kadar Güç! Kraliçe Eşek Arısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ne-kadar-iz-o-kadar-guc-kralice-esek-arisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümcül Alerjiler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/olumcul-alerjiler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/olumcul-alerjiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 17:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[arısokmaları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giderek daha fazla insan alerji geliştirdikçe, araştırmacılar şiddetli alerjik reaksiyonlarını tedavi etmenin ve önlemenin yollarını arıyorlar. Arı sokmalarının köpek ısırıklarından daha fazla ölüme neden olduğunu biliyor muydunuz? Marc McMorris &#8220;Genel olarak popülasyonda alerjiler artıyor&#8221; diyor.&#160;Ann Arbor&#8217;daki Michigan Üniversitesi Sağlık Sisteminde pediatrik bir alerjisttir. ABD&#8217;de 50 milyondan fazla insanın ciddi alerjileri var.&#160;Ve sadece arılar için değil.&#160;McMorris, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olumcul-alerjiler/">Ölümcül Alerjiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aarıı.jpg" alt="" class="wp-image-343" width="332" height="182" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aarıı.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aarıı-600x330.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aarıı-150x83.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aarıı-300x165.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading">Giderek daha fazla insan alerji geliştirdikçe, araştırmacılar şiddetli alerjik reaksiyonlarını tedavi etmenin ve önlemenin yollarını arıyorlar.</h2>



<p>Arı sokmalarının köpek ısırıklarından daha fazla ölüme neden olduğunu biliyor muydunuz?</p>



<p><strong>Marc McMorris</strong> &#8220;Genel olarak <strong>popülasyonda </strong>alerjiler artıyor&#8221; diyor.&nbsp;Ann Arbor&#8217;daki Michigan Üniversitesi Sağlık Sisteminde pediatrik bir alerjisttir.</p>



<p>ABD&#8217;de 50 milyondan fazla insanın ciddi alerjileri var.&nbsp;Ve sadece arılar için değil.&nbsp;McMorris, gıda alerjilerinin arı sokmalarından daha fazla ölüme neden olduğunu söylüyor.</p>



<p>Özellikle yer fıstığı alerjileri, yakup otu, yosunlar, küfler, kediler, köpekler ve kabuklu deniz hayvanlarına karşı tepkilerle birlikte artıyor.&nbsp;Hemen her şeyi adlandırın ve muhtemelen ona alerjisi olan birini bulacaksınız.</p>



<p>Giderek daha fazla insan alerji geliştirdikçe, araştırmacılar alerjik reaksiyonlara neyin neden olduğunu anlamaya çalışıyorlar.&nbsp;Umutları, bazen yaşamı tehdit edebilecek bu tür reaksiyonları tedavi etmenin ve önlemenin daha iyi yollarını bulmaktır.</p>



<p>Bununla birlikte, birçok detay gizemli kalır.&nbsp;Örneğin, farklı insanların neden aynı aile içinde bile farklı şeylere tepki gösterdiği açık değildir.</p>



<p>McMorris, &#8220;Sekiz çocuklu bir aileye bakıyorum ve hepsinin bir dereceye kadar alerjisi var.&nbsp;&#8220;Bazılarında astım, bazılarında egzama, bazılarında arı alerjisi var.&nbsp;Hepsi farklı.&nbsp;Şans eseri bir kişinin bir şeye alerjisi olurken, başka bir kişinin başka bir şeye alerjisi var. &#8220;</p>



<p>Bir alerjik vücut polen, fındık proteinleri veya arı zehiri gibi yabancı bir nesneyle karşılaştığında başlar.&nbsp;İlk maruziyette, vücudun bağışıklık sistemi, nesne bir mikrop veya parazitmiş gibi tepki verir.&nbsp;Davetsiz misafir veya alerjene karşı savaşan antikorlar adı verilen proteinler üretir.</p>



<p>Vücudunuz alerjileri tetikleyen antikor türlerini yaptıktan sonra, bu antikorlar olayın bir hafızası olarak kan dolaşımınıza yapışır.&nbsp;Bundan sonra, alerjilere yatkınsanız, aynı alerjene tekrar tekrar maruz kalmak bağışıklık sisteminizin çıldırmasına neden olabilir.</p>



<p>Bana tam olarak böyle oldu.&nbsp;Geçmişte bol miktarda arılar tarafından sokulmuştum.&nbsp;Bu vesilelerle, saldırının etrafındaki alan mikrodalgada bir hatmi gibi şişti.&nbsp;Bu kez, arı zehiri kan dolaşımına girer girmez, antikorlar kanımdaki hücrelere bağlandı.&nbsp;Bu hücreler daha sonra şişlik, kaşıntı, hırıltı ve diğer semptomlara neden olan histamin adı verilen kimyasallar saldılar.&nbsp;Benimki gibi şiddetli reaksiyonlara anafilaksi denir.</p>



<p>Kanımdaki antikorlar arı zehirine tepki vermeye hazırlandığına göre, gelecekte alacağım her acı muhtemelen daha da kötü bir reaksiyona neden olacaktır.</p>



<p>Yine de bazı açılardan kendimi şanslı hissediyorum.&nbsp;En azından fıstığa alerjim yok.</p>



<p>Aşırı duyarlı fıstık alerjisi olan kişiler, fıstık tozu ile aynı odada bulunmaları nedeniyle anafilaktik reaksiyonlara sahip olabilirler.&nbsp;Arkadaşım Karen, fıstık ezmesi bıçağını yaymak için kullandıysanız, jöle yiyemez.</p>



<p>McMorris, &#8220;İçinde fıstık ezmesi olan köpek maması yiyen birinin köpeği tarafından yalandıktan sonra tepki gösterdim&#8221;diyor </p>



<p>1.5 milyondan fazla Amerikalınıın fıstık alerjisi var.&nbsp;Bu sayı artıyor, ancak kimse nedenini bilmiyor.&nbsp;Olası bir neden, hamile kadınlar ve emziren annelerin, bebekleri fıstık proteinleriyle başa çıkmak için yeterince güçlü bağışıklık sistemlerine sahip olmadan önce fıstık yiyor olabilirler.</p>



<p>Fıstık ezmesi başka bir büyük sorun olabilir, ABD Tarım Bakanlığı tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre.&nbsp;ABD fıstık ezmesi üretiminde Çin ve Hindistan&#8217;ın gerisinde kalıyor.&nbsp;Ancak ABD&#8217;deki insanların daha fazla fıstık alerjisi var.&nbsp;Bunun nedeni, ABD&#8217;li üreticilerin kaynatmak yerine kızartma fıstıklarını kurutması olabilir.&nbsp;Kuru kavurma, fıstık proteinini daha güçlü bir alerjik reaksiyonu tetikleyen bir forma dönüştürüyor gibi görünüyor.</p>



<p>Bazı bilim adamları, alerjik bir saldırıyı kışkırtma olasılığı daha düşük olan yeni yer fıstığı türleri geliştirmek için çalışıyorlar.&nbsp;Diğer araştırmacılar, alerjilerin ilk başta gelişmesini önlemek için yeni aşılar arıyorlar.&nbsp;</p>



<p>Şimdilik, farkındalık ve hazırlık en iyi silahlar, diyor McMorris.&nbsp;Bazı okullar yemek odalarında fıstık ezmesi ve jöle sandviçleri yasaklıyor.&nbsp;Alerjik insanlar, her zaman yanlarında epipens adı verilen özel atış dağıtıcıları taşıması için teşvik edilir.</p>



<p>Şimdi bir dahaki sefere sokulduğumda bacağımı sıkacağım iki epipenim var.&nbsp;Ben de histaminlerin hareketini engelleyen Benadryl&#8217;i taşıyorum.&nbsp;Arı sokmasından sonra beni kurtaran sağlık görevlileri, Benadryl&#8217;i doğrudan damarım içine ileten bir tüpe koydular.&nbsp;Kurdeşen ve kaşıntı hemen durdu.</p>



<p>Hiç alerjik reaksiyonunuz olmasa bile, belirtileri nasıl tanıyacağınızı bilmeye değer.&nbsp;Benimki gibi alerjiler her an ortaya çıkabilir.&nbsp;Yer fıstığı tozu gibi malzemeler, özellikle fabrikalar veya restoranlar bulaşıkları veya eşyaları yeniden kullanırsa, uyarı vermeden yiyeceklere girebilir.</p>



<p>&#8220;Bu çok ciddi bir iş,” diyor McMorris.&nbsp;“Gıda alerjisi olan çocuklara saygı duymanız gerekiyor.&nbsp;Arkadaşlarına iyi bakmalısın.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/olumcul-alerjiler/">Ölümcül Alerjiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/olumcul-alerjiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutmak İçin Uyuyorsanız Beynin Size Bir Sürprizi Var! Daha Fazlasını Hatırlıyorsunuz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/unutmak-icin-uyuyorsaniz-beynin-size-bir-surprizi-var-daha-fazlasini-hatirliyorsunuz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/unutmak-icin-uyuyorsaniz-beynin-size-bir-surprizi-var-daha-fazlasini-hatirliyorsunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 15:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir video oyununda çok önemli bir andır,&#160;sahne tanıdık geliyor,&#160;daha önce bu noktada olduğunuzu belirsiz bir şekilde hatırlıyorsunuz.&#160;Şimdi hangi yöne gitmelisin? Oyunda daha önce bir ara verdiyseniz ve aslında gözlerinizi kapatıp uyuduysanız, nerede olduğunuzu ve oraya nasıl geldiğinizi hatırlama şansınız daha yüksek olabilir.&#160;Bu anılar oyunda daha sonra size yardımcı olabilir. Belçika&#8217;daki nörobilimciler tarafından yapılan yeni bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/unutmak-icin-uyuyorsaniz-beynin-size-bir-surprizi-var-daha-fazlasini-hatirliyorsunuz/">Unutmak İçin Uyuyorsanız Beynin Size Bir Sürprizi Var! Daha Fazlasını Hatırlıyorsunuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bebeeeeeeekkkkkü.jpg" alt="" class="wp-image-339" width="367" height="243" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bebeeeeeeekkkkkü.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bebeeeeeeekkkkkü-600x398.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bebeeeeeeekkkkkü-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bebeeeeeeekkkkkü-300x199.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bebeeeeeeekkkkkü-632x420.jpg 632w" sizes="auto, (max-width: 367px) 100vw, 367px" /></figure></div>



<p><br>Bir video oyununda çok önemli bir andır,&nbsp;sahne tanıdık geliyor,&nbsp;daha önce bu noktada olduğunuzu belirsiz bir şekilde hatırlıyorsunuz.&nbsp;Şimdi hangi yöne gitmelisin?</p>



<p>Oyunda daha önce bir ara verdiyseniz ve aslında gözlerinizi kapatıp uyuduysanız, nerede olduğunuzu ve oraya nasıl geldiğinizi hatırlama şansınız daha yüksek olabilir.&nbsp;Bu anılar oyunda daha sonra size yardımcı olabilir.</p>



<p>Belçika&#8217;daki nörobilimciler tarafından yapılan yeni bir çalışma budur.Uyku, beyninizin ziyaret ettiğiniz yerlerin ve oraya gitmek için izlediğiniz yolların anılarını düzeltmesine yardımcı olabilir.</p>



<p>Araştırmacılar&nbsp;<em>Duke Nukem 3D</em>&nbsp;adlı bir bilgisayar oyunu oynamak için 24 kişilik bir gruba ders verdiler&nbsp;.&nbsp;Oyuncular bir joystick kullanarak tüm öğleden sonra sanal bir kasabayı keşfetti ve dönüm noktasından dönüm noktasına hareket etti.</p>



<p>4 saatlik uygulamadan sonra, 12 gönüllü tekrar sanal şehirde dolaşıp rotaları geri çekmeye çalıştı.&nbsp;Araştırmacılar, kan akışını ölçmek ve bu oyuncuların beyninin hangi bölümlerinin en aktif olduğunu göstermek için özel bir beyin tarayıcısı kullandılar.</p>



<p>Sonuçlar, bu gönüllüler arasında, sanal yolları hatırlamada en iyi olan kişilerin beynin hipokampus adı verilen ve bellekle ilgili bir kısmında çok fazla aktivite olduğunu gösterdi.</p>



<p>Altı gönüllü daha aynı eğitim ve hafıza testinden geçti, ancak o gece uyurken de beyin taraması yaptılar.&nbsp;Uyuyan gönüllüler oyunu hiç oynamamış olan gönüllülerle karşılaştırıldığında çıkan sonuca göre, bu altı katılımcı, derin uyku aşamasında yavaş dalga uyku adı verilen çok sayıda hipokampus aktivitesine sahipti.&nbsp;Dinlenirken en fazla hipokampus aktivitesine sahip olanlar, ertesi gün en çok hatırlayanlardı.</p>



<p>Araştırmacılar, yavaş dalga uykusunun bulunduğunuz yerler ve yaşadığınız olaylar hakkında bilgi toplamak için gerekli olduğu görüşündeler.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/unutmak-icin-uyuyorsaniz-beynin-size-bir-surprizi-var-daha-fazlasini-hatirliyorsunuz/">Unutmak İçin Uyuyorsanız Beynin Size Bir Sürprizi Var! Daha Fazlasını Hatırlıyorsunuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/unutmak-icin-uyuyorsaniz-beynin-size-bir-surprizi-var-daha-fazlasini-hatirliyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hobbitler Gerçekten Var mıydı?Peki Cüce Filler&#8230;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hobbitler-gercekten-var-miydipeki-cuce-filler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hobbitler-gercekten-var-miydipeki-cuce-filler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2020 15:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[FLORES]]></category>
		<category><![CDATA[HOBBİT]]></category>
		<category><![CDATA[HOMO ERECTUS]]></category>
		<category><![CDATA[HOMO FLORESİENSİS]]></category>
		<category><![CDATA[KÜÇÜKİNSANLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=333</guid>

					<description><![CDATA[<p>38.000 ila 18.000 yıl önce, özellikle küçük bir grup insan benzeri varlık yaşadı.&#160;Avustralya&#8217;dan iki araştırma ekibi, Endonezya&#8217;nın doğusunda Flores adındaki bir adadaki bir mağarada iskeletin bir kısmını keşfetti.&#160;Kemikler, daha önce keşfedilmemiş bir insan akraba türüne ait gibi görünmektedir. Daha yakından incelendiğinde, bilim adamları kemiklerin bir yetişkinden geldiği sonucuna vardı.&#160;Dişlerdeki eziyet izleri en büyük ipucuydu.&#160;Dişler bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hobbitler-gercekten-var-miydipeki-cuce-filler/">Hobbitler Gerçekten Var mıydı?Peki Cüce Filler&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kafatasııııııı.jpg" alt="" class="wp-image-335" width="403" height="309" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kafatasııııııı.jpg 337w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kafatasııııııı-150x115.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kafatasııııııı-300x230.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kafatasııııııı-80x60.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 403px) 100vw, 403px" /></figure></div>



<p><strong>38.000 </strong>ila <strong>18.000 </strong>yıl önce, özellikle küçük bir grup insan benzeri varlık yaşadı.&nbsp;<strong>Avustralya&#8217;dan </strong>iki araştırma ekibi, <strong>Endonezya&#8217;nın </strong>doğusunda <strong>Flores </strong>adındaki bir adadaki bir mağarada iskeletin bir kısmını keşfetti.&nbsp;Kemikler, daha önce keşfedilmemiş bir insan akraba türüne ait gibi görünmektedir.</p>



<p>Daha yakından <strong>incelendiğinde</strong>, bilim adamları kemiklerin bir yetişkinden geldiği sonucuna vardı.&nbsp;Dişlerdeki <strong>eziyet </strong>izleri en büyük ipucuydu.&nbsp;Dişler bir çocuğa ait olmayacak kadar yıpranmıştı.&nbsp;<strong>Kadının </strong>ne zaman yaşadığını anlamak için, ekiplerden biri mağaradan çıkan binlerce taş alet ve hayvan kemiğini <strong>analiz </strong>etti.</p>



<p>Yeni tür<strong>&nbsp;Homo floresiensis&nbsp;</strong>olarak adlandırıldı&nbsp;.&nbsp;O zamanlar&nbsp;<strong>Homo erectus&nbsp;</strong>adı verilen daha büyük bir türle yakından ilişkili gibi görünüyor&nbsp;.&nbsp;Bazı araştırmacılar şimdi&nbsp;<strong>H</strong><em>. </em><strong>erectus&#8217;un&nbsp;</strong>, yiyeceklerin sınırlı olduğu Flores adasındaki&nbsp;daha küçük&nbsp;<strong>H. floresiensis</strong><em>&#8216;</em>edönüştüğünü&nbsp;düşünüyorlar&nbsp;. </p>



<p>H. floresiensis&nbsp;, adasındaki tek <strong>minyatür </strong>tür değildi.&nbsp;<strong>Küçük filler</strong> ve <strong>Komodo ejderhaları</strong> da vardı.&nbsp;Aslında, bilim adamları, insan gibi kemiklerin ortaya çıktığı aynı mağarada<strong> cüce fil kemikleri </strong>arasında keskin çubuklar buldular.&nbsp;Yani, küçük evrimsel kuzenlerimiz küçük filler üzerinde yemek yapmış olabilirler:&nbsp;E. Sohn</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hobbitler-gercekten-var-miydipeki-cuce-filler/">Hobbitler Gerçekten Var mıydı?Peki Cüce Filler&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hobbitler-gercekten-var-miydipeki-cuce-filler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cahildim Dünyanın Kuantumuna Kandım</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cahildim-dunyanin-kuantumuna-kandim/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cahildim-dunyanin-kuantumuna-kandim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 22:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öğrenciler, bir sınavda bilgisizliklerini gizleyebilir ve soruları öğretmenler tarafından algılanan bilgi eksikliği olmadan doğru bir şekilde cevaplayabilirler ancak sadece kuantum dünyasında. Queensland Üniversitesi araştırmacıları, kuantum teorisinden mantıksız bir fikri başarılı bir şekilde doğruladılar bütünün cehaleti, laboratuvardaki parçaların cehaleti anlamına gelmez. ARC Tasarlanmış Kuantum Sistemleri Mükemmeliyet Merkezi&#8217;nden (EQUS) UQ fizikçisi Dr Jacqui Romero, ekibin bulgularının kuantum [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cahildim-dunyanin-kuantumuna-kandim/">Cahildim Dünyanın Kuantumuna Kandım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuantm.jpeg" alt="" class="wp-image-330" width="343" height="219" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuantm.jpeg 500w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuantm-150x96.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuantm-300x192.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 343px) 100vw, 343px" /></figure></div>



<p>Öğrenciler, bir sınavda <strong>bilgisizliklerini </strong>gizleyebilir ve soruları öğretmenler tarafından algılanan <strong>bilgi </strong>eksikliği olmadan doğru bir şekilde cevaplayabilirler ancak sadece <strong>kuantum </strong>dünyasında.</p>



<p><strong>Queensland </strong>Üniversitesi araştırmacıları, kuantum <strong>teorisinden </strong>mantıksız bir <strong>fikri </strong>başarılı bir şekilde doğruladılar bütünün cehaleti, laboratuvardaki parçaların cehaleti anlamına gelmez.</p>



<p><strong>ARC </strong>Tasarlanmış Kuantum Sistemleri <strong>Mükemmeliyet </strong>Merkezi&#8217;nden (EQUS) UQ fizikçisi <strong>Dr Jacqui Romero</strong>, ekibin bulgularının kuantum şifrelemede güvenliği değerlendirirken önemli olacağını söyledi.</p>



<p>Dr Romero, &#8220;Gerçekten güzel olan şey, saf olasılık teorisinden gelen bir ifadenin erişilebilir, gerçek dünyaya yorumunu sağlamamızdır&#8221;dedi.</p>



<p>Klasik <strong>sezgiye </strong>göre, cehalet bir kaynağa kadar izlenebilir eğer bir öğrencinin bir kitap hakkındaki bilgisi eksikse, öğretmen kitabın hangi bölümlerinin öğrenci tarafından bilinmediğini araştırmak için bir <strong>test </strong>tasarlayabilir.</p>



<p><strong>UQ PhD</strong> adayı ve <strong>EQUS </strong>deneysel fizikçi <strong>Michael Kewming</strong>, bunun kuantum dünyasında her zaman böyle olmadığını söyledi.</p>



<p>Kewming, &#8220;Sonuçlarımız öğrencinin cehalet kaynağının kuantum sistemleri kullanılarak öğretmenden gizlenebileceğini doğrulamaktadır.&#8221; Dedi.</p>



<p>&#8220;İletişim kurduğumuzda harf adı verilen ve alfabe oluşturan özel simgeler kullanıyoruz.</p>



<p>&#8220;Çalışmamızda da aynı şeyi yapıyoruz ama kuantum alfabesi oluşturmak için ışığı kullanıyoruz.&#8221;</p>



<p>Bay Kewming&#8217;e göre kuantum alfabelerin garip özellikleri var.</p>



<p>&#8220;Diyelim ki öğrenci iki konuyu kapsayan bir sınavda oturuyor ve öğrenmemiş olsalar da, bilgili bir arkadaş tarafından tek bir ipucu verildi&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;Klasik durumda, bu ipucu sadece çok yararlı olabilir sadece bir konu hakkında bilgi verir ve öğretmen yine de öğrencinin hangi konuda bilgisiz olduğunu ortaya çıkarabilir.</p>



<p>&#8220;Ama kuantum <strong>alfabemizi </strong>kullanarak yazılan bir ipucu, sadece bir tane gibi görünmesine rağmen, aynı anda her iki konu hakkında bilgi içerebilir.</p>



<p>&#8220;Sonuç olarak, öğretmen öğrencinin cehaletinin kaynağını belirleyemez, çünkü ipucu öğrenci için her zaman yararlıdır.&#8221;</p>



<p>UQ araştırma ekibi, tek bir foton şeklinde (ışık oluşturan parçacıklar) bilgi yazarak bunu <strong>fiziksel </strong>bir deneyde doğrulayabildi.</p>



<p>Dr Romero, &#8220;Sonucumuzun kuantum tabanlı şifrelemenin güvenliği üzerinde etkileri var çünkü klasik ipuçları için doğru olanın kuantum ipuçları için doğru olmadığını gösterdik.&#8221; Dedi.</p>



<p>Ne yazık ki sınavlara hazırlanan öğrenciler için, kuantum ipuçları yakında laboratuvar dışında kullanılamayacak.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cahildim-dunyanin-kuantumuna-kandim/">Cahildim Dünyanın Kuantumuna Kandım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cahildim-dunyanin-kuantumuna-kandim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nankör Kediler 1000 Yıldan Uzun Süredir Yanımızdalar</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/nankor-kediler-1000-yildan-uzun-suredir-yanimizdalar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/nankor-kediler-1000-yildan-uzun-suredir-yanimizdalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 21:36:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ipekyolu]]></category>
		<category><![CDATA[kediler]]></category>
		<category><![CDATA[mısırlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün bildiğimiz gibi yaygın evcil kediler, Kazak pastoralistlerine 1000 yıldan daha uzun bir süre önce evcil hayvan olarak eşlik etmiş olabilir. Bu, Kazakistan&#8217;ın güneyindeki eski İpek Yolu boyunca yapılan bir kazı sırasında bulunan neredeyse eksiksiz bir kedi iskeleti üzerinde yapılan yeni analizlerle gösterilmiştir. Martin Luther Üniversitesi Halle-Wittenberg (MLU), Kazakistan&#8217;daki Korkyt-Ata Kyzylorda Devlet Üniversitesi, Tübingen Üniversitesi ve Rusya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/nankor-kediler-1000-yildan-uzun-suredir-yanimizdalar/">Nankör Kediler 1000 Yıldan Uzun Süredir Yanımızdalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kediler.jpg" alt="" class="wp-image-326" width="484" height="292" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kediler.jpg 520w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kediler-150x90.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kediler-300x181.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 484px) 100vw, 484px" /></figure></div>



<p>Bugün bildiğimiz gibi yaygın <strong>evcil kediler</strong>, Kazak <strong>pastoralistlerine </strong>1000 yıldan daha uzun bir süre önce evcil hayvan olarak eşlik etmiş olabilir. Bu, Kazakistan&#8217;ın güneyindeki eski <strong>İpek Yolu </strong>boyunca yapılan bir kazı sırasında bulunan neredeyse eksiksiz bir kedi iskeleti üzerinde yapılan yeni analizlerle gösterilmiştir. <strong>Martin Luther </strong>Üniversitesi <strong>Halle-Wittenberg </strong>(MLU), <strong>Kazakistan&#8217;daki Korkyt-Ata Kyzylorda Devlet Üniversitesi</strong>, <strong>Tübingen </strong>Üniversitesi ve <strong>Rusya Ekonom</strong>i <strong>Yüksek Okulu</strong> tarafından yönetilen uluslararası bir araştırma ekibi, kedinin hayatını yeniden yapılandırdı ve arasındaki ilişkiyi şaşırtıcı bir şekilde ortaya koydu. insanlar ve evcil hayvanlar. Çalışma <strong>Scientific Reports</strong> dergisinde yayınlanacak .</p>



<p>MLU&#8217;daki Merkezi <strong>Doğa Bilimler</strong>i Koleksiyonlarından <strong>Dr. Ashleigh Haruda</strong> liderliğindeki bir ekip tarafından incelenen <strong>tomcat&#8217;in </strong>kolay bir hayatı yoktu. Haruda, “Kedi yaşamı boyunca birkaç kırık kemiğe maruz kaldı. Yine de, çok muhafazakar bir tahmine dayanarak, hayvan büyük olasılıkla yaşamının ilk yılını geçmişti. Haruda ve meslektaşları için bu, insanların bu kediyle ilgilendiğinin açık bir göstergesidir.</p>



<p>Kazakistan&#8217;da bir <strong>araştırma </strong>ziyareti sırasında, <strong>bilim adamı</strong> ülkenin güneyinde, çoğunlukla pastoral bir <strong>Türk kabilesi Oğuz</strong> tarafından doldurulmuş olan erken bir <strong>ortaçağ </strong>yerleşimi olan <strong>Dzhankent&#8217;teki </strong>bir kazı bulgularını inceledi. Orada bir kedinin çok iyi korunmuş bir iskeletini <strong>keşfetti</strong>. Haruda&#8217;ya göre, bu oldukça nadirdir, çünkü normalde bir kazı sırasında sadece bir hayvanın tek tek kemikleri bulunur, bu da hayvanın hayatı hakkında herhangi bir sistematik sonuç çıkarılmasını önler. Genelde bütün iskeletler bulunduğundan insanlar söz konusu olduğunda durum farklıdır. Haruda, &#8220;Bir insan iskeleti o kişinin <strong>biyografisine </strong>benziyor. Kemikler, kişinin nasıl yaşadıkları ve yaşadıkları hakkında çok fazla <strong>bilgi sağlıyor</strong>&#8221; diyor. Ancak bu durumda araştırmacılar şanslıydı.</p>



<p>Haruda, uluslararası bir arkeolog ekibi ve eski <strong>DNA </strong>uzmanlarıyla çalıştı. <strong>Tomcat&#8217;in </strong>iskeletinin incelenmesi, hayatı hakkında şaşırtıcı <strong>detaylar </strong>ortaya çıkardı. İlk olarak, ekip kemiklerinin <strong>3D görüntülerini ve X-ışınlarını </strong>aldı. Haruda, &#8220;Bu kedi bir dizi kırık geçirdi, ancak hayatta kaldı&#8221; diyor. Kemik örneklerinin <strong>izotop </strong>analizleri de ekibe kedinin diyeti hakkında bilgi verdi. Kazı sırasında bulunan köpeklerle ve o dönemdeki diğer kedilerle karşılaştırıldığında, bu tomcat&#8217;in diyetinde <strong>protein </strong>çok yüksekti. &#8220;Hayvan, yaşamının sonuna doğru neredeyse tüm dişlerini kaybettiği için insanlar tarafından beslenmiş olmalı.&#8221;</p>



<p>DNA analizleri ayrıca hayvanın <strong>Felis catus L.</strong> türlerinin evcil bir kedisi olduğunu ve yakından ilişkili bir <strong>vahşi bozkır kedisi</strong> olmadığını kanıtladı. Haruda&#8217;ya göre, MS 8. yüzyılda kedilerin bu bölgede zaten evcil hayvan olarak tutulduğu dikkat çekicidir: &#8220;<strong>Oğuzlar</strong>, sadece yaşamları için gerekli olduklarında hayvanları tutan insanlardı. Örneğin, köpekler. O zamanlar kediler için belirgin bir kullanımları yoktu &#8220;diye açıklıyor araştırmacı. O zamanlar bu tür &#8220;<strong>egzotik</strong>&#8221; hayvanlar için bakım yapılması, <strong>Orta Asya</strong>&#8216;da çok daha geç bir noktada meydana geldiği düşünülen kültürel bir değişime işaret ediyor. Bölgenin tarım ve hayvancılıkla ilgili değişiklik yapma konusunda yavaş olduğu düşünülüyordu.</p>



<p>Kedinin kalıntılarının bulunduğu Dhzankent yerleşimi, Orta ve Doğu Asya&#8217;yı Akdeniz bölgesini karadan birbirine bağlayan önemli bir karavan güzergahları ağı olan İpek Yolu boyunca kurulmuştur. Haruda&#8217;ya göre, buluntu aynı zamanda İpek Yolu boyunca bulunan bölgeler arasındaki kültürel alışverişin bir göstergesidir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/nankor-kediler-1000-yildan-uzun-suredir-yanimizdalar/">Nankör Kediler 1000 Yıldan Uzun Süredir Yanımızdalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/nankor-kediler-1000-yildan-uzun-suredir-yanimizdalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekaya Etik Bir Bakış</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yapay-zekaya-etik-bir-bakis/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yapay-zekaya-etik-bir-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 21:13:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapayzeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Warwick Üniversitesi, Londra Imperial College, EPFL (Lozan) ve Sciteb Ltd&#8217;den araştırmacılar, düzenleyici kurumlara ve iş dünyasına yapay zeka sistemlerinin etik olmayan ve potansiyel olarak çok maliyetli ve zarar verici ticari seçimler yapma yönündeki önyargılarını yönetmede yardımcı olmak için matematiksel bir yol buldular. yapay zekaya etik bir bakış. Yapay zeka (AI) ticari durumlarda giderek daha fazla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yapay-zekaya-etik-bir-bakis/">Yapay Zekaya Etik Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ypyzka-1.jpg" alt="" class="wp-image-323" width="423" height="281" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ypyzka-1.jpg 275w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ypyzka-1-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 423px) 100vw, 423px" /></figure></div>



<p><strong>Warwick </strong>Üniversitesi, <strong>Londra Imperial </strong>College, <strong>EPFL </strong>(Lozan) ve <strong>Sciteb </strong>Ltd&#8217;den araştırmacılar, düzenleyici kurumlara ve iş dünyasına <strong>yapay zeka</strong> sistemlerinin etik olmayan ve potansiyel olarak çok maliyetli ve zarar verici ticari seçimler yapma yönündeki önyargılarını yönetmede yardımcı olmak için matematiksel bir yol buldular. yapay zekaya etik bir bakış.</p>



<p>Yapay zeka (<strong>AI</strong>) ticari durumlarda giderek daha fazla kullanılmaktadır. Örneğin, belirli bir müşteriye satılacak <strong>sigorta </strong>ürünlerinin fiyatlarını belirlemek için yapay zekayı kullanmayı düşünün. Farklı insanlar için farklı <strong>fiyatlar </strong>belirlemenin meşru nedenleri vardır, ancak psikolojilerini veya alışveriş yapma istekliliğini &#8216;<strong>oynamak</strong>&#8216; da karlı olabilir.</p>



<p>YZ&#8217;nin çok sayıda potansiyel <strong>stratejisi </strong>vardır, ancak bazıları etik değildir ve sadece ahlaki maliyete değil, paydaşların böyle bir stratejinin kullanıldığını tespit ederse bir miktar ceza uygulayacağından önemli bir potansiyel <strong>ekonomik </strong>cezaya neden olacaktır <strong>düzenleyiciler </strong>Milyarlarca Dolar, Pound veya Euro gibi önemli para cezaları ödeyebilirler.</p>



<p>Dolayısıyla, kararların <strong>insan müdahalesi</strong> olmadan giderek daha fazla verildiği bir ortamda, AI sistemlerinin etik olmayan bir stratejiyi hangi koşullar altında benimseyebileceğini ve bu riski azaltabileceğini veya mümkünse tamamen ortadan kaldırabileceğini bilmek için çok güçlü bir <strong>teşvik </strong>vardır.</p>



<p><strong>Warwick </strong>Üniversitesi, Imperial, EPFL ve Sciteb Ltd&#8217;den <strong>matematikçiler </strong>ve <strong>istatistikçiler</strong>, iş ve düzenleyicilere yeni bir &#8220;Etik Olmayan Optimizasyon İlkesi&#8221; oluşturmalarına yardımcı olmak ve etkisini tahmin etmek için basit bir formül sağlamak için bir araya geldi. 1 Temmuz 2020 Çarşamba günü <strong>Royal Society Open Science&#8217;da </strong>yayınlanan &#8220;<strong>Etik dışı bir optimizasyon</strong> <strong>ilkesi</strong>&#8221; isimli bir makalede tüm ayrıntıları ortaya koymuşlardır.</p>



<p>Makalenin dört yazarı Sciteb Ltd&#8217;den Nicholas Beale;&nbsp;Imperial College London Matematik Bölümü&#8217;nden Heather Battey;&nbsp;Matematik Enstitüsü&#8217;nden Anthony C. Davison, Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne;&nbsp;ve Warwick Üniversitesi Matematik Enstitüsü&#8217;nden Profesör Robert MacKay.</p>



<p>Warwick Üniversitesi Matematik Enstitüsü&#8217;nden Profesör Robert MacKay şunları söyledi:</p>



<p>&#8220;<strong>Önerdiğimiz</strong>&#8221; Etik Dışı Optimizasyon Prensibimiz &#8220;, düzenleyicilerin, uyum personelinin ve diğerlerinin geniş bir strateji alanında gizlenebilecek sorunlu stratejileri bulmalarına yardımcı olmak için kullanılabilir. Optimizasyonun, denetimin nerede olduğunu göstermesi gereken birçok etik olmayan stratejiyi sorunların ortaya çıkması muhtemeldir ve bu nedenle <strong>AI </strong>arama <strong>algoritmasının </strong>gelecekte bunları önlemek için nasıl değiştirilmesi gerektiğini önermektedir.</p>



<p>&#8220;İlke aynı zamanda <strong>yapay zekanın </strong>çok geniş strateji alanlarında çalışma şeklini yeniden düşünmenin gerekli olabileceğini, böylece etik dışı sonuçların <strong>optimizasyon </strong> öğrenme sürecinde açıkça reddedilmesi gerektiğini de gösteriyor.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yapay-zekaya-etik-bir-bakis/">Yapay Zekaya Etik Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yapay-zekaya-etik-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Drone Mu?Kuş Mu?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/drone-mukus-mu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/drone-mukus-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 20:56:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[drone]]></category>
		<category><![CDATA[jetmotor]]></category>
		<category><![CDATA[ornitopter]]></category>
		<category><![CDATA[quadcopter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en hızlı kuşlarından biri olan en hızlı akrobasi manevralarını taklit eden bir drone prototipi, biyolojik olarak ilham veren en son uçuş örneğinde uluslararası bir mühendis ekibi tarafından geliştiriliyor. Singapur, Avustralya, Çin ve Tayvan&#8217;dan bir araştırma ekibi, hızlı bir şekilde olduğu gibi gezinebilen, dart, kayma, fren ve dalış yapabilen 26 gramlık bir ornitopter (çırpma kanadı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/drone-mukus-mu/">Drone Mu?Kuş Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-317" width="486" height="273" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/droneasıl.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 486px) 100vw, 486px" /></figure></div>



<p>Dünyanın en hızlı kuşlarından biri olan en <strong>hızlı akrobasi</strong> manevralarını taklit eden bir <strong>drone prototipi,</strong> biyolojik olarak ilham veren en son uçuş örneğinde uluslararası bir mühendis ekibi tarafından geliştiriliyor.</p>



<p><strong>Singapur</strong>, <strong>Avustralya</strong>, <strong>Çin </strong>ve <strong>Tayvan&#8217;dan </strong>bir araştırma ekibi, hızlı bir şekilde olduğu gibi gezinebilen, dart, kayma, fren ve dalış yapabilen 26 gramlık bir <strong>ornitopter </strong>(çırpma kanadı uçağı) tasarladı ve mevcut <strong>quadcopter&#8217;den </strong>daha çok yönlü, daha güvenli ve daha sessiz hale getirdi.</p>



<p>İki yemek kaşığı unun ağırlığına sahip olan <strong>çırpma kanadı drone,</strong> kaymalardan kaçınarak, hızlı hareketlerden hızlı bir şekilde durabilme, insanlara yakın dağınık ortamlarda uçacak şekilde <strong>optimize </strong>edildi. </p>



<p>&#8220;Oldukça <strong>müdahaleci </strong>olan ve çok çevik olmayan yaygın <strong>quadcopters </strong>aksine, biyolojik olarak esinlenen dronlar çeşitli ortamlarda çok başarılı bir şekilde kullanılabilir,&#8221; Dr Chin diyor.</p>



<p><strong>Sürveyans </strong>uygulamaları açıktır, bıçakları mahsulleri parçalama riski olan döner tahrikli quadcopterlerin aksine, yoğun bitki örtüsüne zarar vermeden kapalı dikey uçabilecek şekildedir.</p>



<p>Güçlü rüzgarlardaki kararlılıkları nedeniyle, <strong>ornitopter </strong>drone, kuşları hava alanlarından kovalamak için de kullanılabilir, bu da<strong> jet motorlarına</strong> emilme riskini azaltır.</p>



<p>Güney Avustralya Üniversitesi (<strong>UniSA</strong>) havacılık mühendisi <strong>Profesör Javaan Chahl</strong>, kuşların tasarımının kopyalar gibi kopyalanmasının kanat uçağı çırpmasının uçuş performansını iyileştirmek için sadece bir strateji olduğunu söyledi.</p>



<p>&#8220;Dönen ve süzülmenin yanı sıra ileri ve geri uçabilen ornitoptörler var, ancak şimdiye kadar havada süzülemiyor veya tırmanamıyorlar. Prototipimizle bu sorunları aştık, bir pervane tarafından üretilen aynı <strong>itme gücüne </strong>ulaştık. &#8220;Diyor Dr. Chahl.</p>



<p>&#8220;İtme, kaldırma ve sürükleme için kanat çırpmanın üçlü rolleri, agresif kuşların uçuş modellerini basit kuyruk kontrolü ile çoğaltmamızı sağlar. Esasen, ornitopter drone bir yamaçparaşütü, uçak ve helikopter kombinasyonudur.&#8221;</p>



<p>Araştırmacılar, şu anda sürveyans için kullanılan ticarileştirilmiş ornitoptörler bulunmamakla birlikte, bunun en son atılımla değişebileceğini iddia ediyor.</p>



<p>Tasarımı, ornitopterlerin bir kamera ve beraberindeki elektronikleri taşımak için yeterli itme gücü üretebilmelerini sağlayarak, çengel kanat dronu kalabalık ve <strong>trafik izleme, bilgi toplama</strong> <strong>ormanları </strong>ve <strong>vahşi yaşam</strong>ı araştırmak için kullanılabilir.</p>



<p>&#8220;Ornitopterin hafif ve yavaş atan kanatları, bir çarpışma durumunda halk için quadcopter drone&#8217;lardan daha az tehlike arz ediyor ve yeterli itme ve güç bankaları verildiğinde, farklı yükler taşıyacak şekilde değiştirilebilir&#8221;diyor Dr. Chin.</p>



<p>Daha fazla araştırma gerektiren bir alan, kuşların kendilerine benzer bir boyutta ve şekilde <strong>mekanik uçan cisme </strong>nasıl tepki vereceğidir. Küçük, evcilleştirilmiş kuşlar dronlar tarafından kolayca korkarlar, ancak büyük sürüler ve daha büyük kuşların ornitopterlere <strong>saldırdığı </strong>bilinmektedir.</p>



<p>&#8220;Ornitopterler, kanat kanatlarının itilmesiyle biyolojik uçuşa en yakın olmalarına rağmen, kuşlar ve böcekler, inanılmaz derecede hızlı uçmalarını, kanatlarını katlamalarını, bükmelerini, tüy yuvalarını açmalarını ve enerji tasarruflarını sağlayan çoklu kas setlerine sahiptirler.</p>



<p>Kanat çeviklikleri, farklı hızlarda ve açılarda çırpmaya devam ederken vücutlarını havaya çevirmelerine izin veriyor.</p>



<p>Genel kaymalar, saniyede maksimum 31 metre hızla, saatte 112 kilometreye veya saatte 90 mil hıza çıkabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/drone-mukus-mu/">Drone Mu?Kuş Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/drone-mukus-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecekte Olacakları Tahmin Edebilir Miyiz?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gelecekte-olacaklari-tahmin-edebilir-miyiz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gelecekte-olacaklari-tahmin-edebilir-miyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 19:42:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[öngörü]]></category>
		<category><![CDATA[siyah kuğu]]></category>
		<category><![CDATA[tahmin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir siyah kuğu olayı, 2008 küresel durgunluğu ve 2015 yılında birkaç gün içinde dünya saiga antilopunun üçte birinin kaybedilmesi gibi son derece düşük ama sonuçsuz olaylar. Stanford Üniversitesi&#8217;nde bu öngörülemeyen dalgalanmaların tahmin edilmesi için bir yöntem öneriliyor. &#8220;Üç ekosistemden elde edilen uzun vadeli verileri analiz ederek farklı biyolojik türlerde meydana gelen dalgalanmaların farklı ekosistemler arasında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gelecekte-olacaklari-tahmin-edebilir-miyiz/">Gelecekte Olacakları Tahmin Edebilir Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/thmn.jpg" alt="" class="wp-image-312" width="467" height="306" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/thmn.jpg 724w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/thmn-600x394.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/thmn-150x98.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/thmn-300x197.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/thmn-696x457.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/thmn-640x420.jpg 640w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></figure></div>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Bir <strong>siyah kuğu</strong> olayı, 2008 küresel durgunluğu ve 2015 yılında birkaç gün içinde dünya saiga antilopunun üçte birinin kaybedilmesi gibi son derece düşük ama sonuçsuz olaylar. Stanford Üniversitesi&#8217;nde bu öngörülemeyen dalgalanmaların tahmin edilmesi için bir yöntem öneriliyor.</p>



<p>&#8220;Üç ekosistemden elde edilen uzun vadeli verileri analiz ederek farklı biyolojik türlerde meydana gelen dalgalanmaların farklı ekosistemler arasında istatistiksel olarak aynı olduğunu gösterebildik,&#8221; dedi yardımcı doçent <strong>Bo Wang</strong>. Şöyle devam etti: &#8220;Bu, bu tür aşırı davranışları tahmin etmek için yararlanabileceğimiz bazı temel evrensel süreçler olduğunu gösteriyor.&#8221;</p>



<p>Araştırmacıların son zamanlarda <strong>PLOS </strong>Hesaplamalı Biyoloji&#8217;de ayrıntılı olarak açıklanan tahmin yöntemi, doğal sistemlere dayanmaktadır sağlık ve çevre araştırmalarında kullanılabilir. Ayrıca ekoloji dışındaki disiplinlerde ekonomi ve politika gibi kendi kara kuğu etkinliklerine sahip olan potansiyel uygulamalara sahiptir.</p>



<p>Wang, &#8220;Bu çalışma heyecan verici çünkü laboratuvarda inşa ettiğimiz bilgi ve hesaplama araçlarını almak ve bunları çevreleyen dünyada neler olduğunu daha iyi anlamak için hatta tahmin etmek veya tahmin etmek için kullanmak &#8221; makalenin kıdemli yazarıdır. &#8220;Bizi daha büyük dünyaya bağlar.&#8221;</p>



<p>Yıllarca <strong>mikrobiyal </strong>toplulukları <strong>inceleyen Bray</strong>, bir türün beklenmedik bir nüfus patlamasına maruz kalacağı ve komşularını geçeceği birkaç örneği fark etti. Bu olayları Wang ile tartışırken, buNUN laboratuvar dışında da meydana gelip gelmediğini ve eğer öyleyse, öngörülebilir olup olmadığını merak ettiler.</p>



<p>Bu soruyu ele almak için araştırmacılar, <strong>siyah kuğu</strong> olayları yaşayan diğer <strong>biyolojik sistemleri</strong> bulmak zorunda kaldılar. Araştırmacılar, sadece kara kuğu olaylarının kendileriyle ilgili değil, aynı zamanda meydana geldikleri bağlam hakkında da ayrıntılara ihtiyaç duydular. Bu nedenle, bilim adamlarının yıllardır yakından izledikleri <strong>ekosistemleri </strong>özellikle aradılar.</p>



<p>Makalenin baş yazarı Bray, &#8220;Bu veriler uzun süreler boyunca yakalanmak zorundadır ve toplanması zordur.&#8221; Dedi. &#8220;Doktora değerinde bir bilgiden çok daha fazlası. Ama bu dalgalanmaların <strong>spektrumlarını </strong>büyük ölçeklerde görebilmenin tek yolu bu.&#8221;</p>



<p>Bray, üç eklektik veri setine karar verdi: <strong>Baltık Denizi&#8217;nden </strong>sekiz yıllık plankton çalışması, haftada iki kez ölçülen tür seviyeleri ile; 1991 yılından beri her 30 dakikada bir toplanan Harvard Üniversitesi&#8217;nde yaprak döken geniş yapraklı bir ormandan elde edilen net karbon ölçümleri; ve Yeni Zelanda sahilindeki kıskaç, yosun ve midye ölçümleri, 20 yılı aşkın bir süredir aylık olarak alınmaktadır.</p>



<p>Araştırmacılar daha sonra bu üç veri kümesini çığlarla ilgili teoriyi kullanarak analiz ettiler  siyah kuğu olayları gibi kısa vadeli, <strong>ani</strong>, aşırı davranış sergileyen <strong>fiziksel dalgalanmalar</strong>. Özünde, bu teori <strong>çığlar</strong>, <strong>depremler</strong>, yangın közleri ve hatta buruşuk şeker sarmalayıcıları gibi sistemlerin fiziğini açıklamaya çalışır, bu da dış güçlere çeşitli büyüklüklerde veya boyutlarda farklı olaylarla tepki verir &#8220;<strong>çatırtı </strong>sesi&#8221; gibi.</p>



<p>Analiz üzerine inşa edilen <strong>araştırmacılar</strong>, türler ve zaman aralıklarında esnek olacak şekilde tasarlanmış ve onu geliştirmek için kullanılanlardan çok daha az ayrıntılı ve daha karmaşık verilerle çalışabilen siyah kuğu olaylarını tahmin etmek için bir yöntem geliştirdiler.</p>



<p>Wang, &#8220;Mevcut yöntemler gelecekte ne olacağını tahmin etmek için gördüklerimize dayanıyor ve bu yüzden siyah kuğu olaylarını kaçırmaya eğilimliler.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Ama Sam&#8217;in yöntemi, dünyanın sadece bir kısmını gördüğümüzü varsaydığı için farklı. Neyi kaçırdığımız hakkında biraz tahmin ediyor ve tahmin açısından çok yardımcı oluyor.&#8221;</p>



<p><strong>Gerçek dünyada tahmin</strong></p>



<p>Araştırmacılar, üzerine kurulduğu üç <strong>ekosistem </strong>veri kümesini kullanarak yöntemlerini test ettiler. Her bir veri kümesinin yalnızca fragmanlarını özellikle ilgi <strong>değişkenindeki </strong>en küçük dalgalanmaları içeren fragmanları kullanarak  bu sistemlerde meydana gelen aşırı olayları doğru bir şekilde <strong>tahmin </strong>edebildiler.</p>



<p>Yöntemlerinin, <strong>ekonomi</strong>, <strong>epidemiyoloji</strong>, <strong>politika </strong>ve <strong>fizik </strong>gibi siyah kuğu olaylarının da bulunduğu diğer sistemlere uygulanmasını genişletmek istiyorlar. Şu anda, araştırmacılar yöntemlerini diğer insanların ve gezegenin yaşamlarında olumlu bir fark yaratabilecekleri gerçek dünyadaki durumlara uygulamak için alan bilimcileri ve <strong>ekologlarla </strong>işbirliği yapmayı umuyorlar.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gelecekte-olacaklari-tahmin-edebilir-miyiz/">Gelecekte Olacakları Tahmin Edebilir Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gelecekte-olacaklari-tahmin-edebilir-miyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatalarını Kabul Etmezler Çünkü Hiçbir Şey Yapmazlar:Narsistler!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/hatalarini-kabul-etmezler-cunku-hicbir-sey-yapmazlarnarsistler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/hatalarini-kabul-etmezler-cunku-hicbir-sey-yapmazlarnarsistler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 19:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[narsist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğu insan eylemlerinin istenmeyen bir sonuçla sonuçlandığını tespit ettiğinde, kararlarını yeniden düşünür ve &#8220;Bu sonuçtan kaçınmak için ne yapmalıydım?&#8221; der. Ancak narsisistler aynı durumla karşı karşıya kaldıklarında, kaçmaları &#8220;Kimse bunun geleceğini göremezdi!&#8221; diye düşünürler. Oregon State University Cascades tarafından yapılan yeni bir araştırmada, &#8220;hata yaptıklarını kabul etmeyi reddeden narsistler bu hatalardan ders alamadılar.&#8221; diyor Kişinin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hatalarini-kabul-etmezler-cunku-hicbir-sey-yapmazlarnarsistler/">Hatalarını Kabul Etmezler Çünkü Hiçbir Şey Yapmazlar:Narsistler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nrstr.jpeg" alt="" class="wp-image-308" width="450" height="277" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nrstr.jpeg 629w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nrstr-600x369.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nrstr-150x92.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nrstr-300x185.jpeg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nrstr-356x220.jpeg 356w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure></div>



<p>Çoğu insan eylemlerinin istenmeyen bir sonuçla sonuçlandığını tespit ettiğinde, kararlarını yeniden düşünür ve &#8220;Bu sonuçtan kaçınmak için ne yapmalıydım?&#8221; der.</p>



<p>Ancak <strong>narsisistler </strong>aynı durumla karşı karşıya kaldıklarında, kaçmaları &#8220;Kimse bunun geleceğini göremezdi!&#8221; diye düşünürler.</p>



<p><strong>Oregon State University </strong> <strong>Cascades </strong>tarafından yapılan yeni bir araştırmada, &#8220;hata yaptıklarını kabul etmeyi reddeden narsistler bu hatalardan ders alamadılar.&#8221; diyor</p>



<p>Kişinin neyi farklı yapması gerektiğini görmek için geçmişteki eylemleri analiz etme zihinsel sürecine &#8220;<strong>karşı düşünmeli düşünme</strong>&#8221; denir. Karşı <strong>olgusal düşünme</strong>, gerçekte olandan farklı bir sonuç veya senaryo hayal etmenin <strong>zihinsel </strong>sürecidir.</p>



<p><strong>OSU </strong>İşletme Fakültesi ile araştırmacı olan yazar <strong>Satoris Howes</strong>, hepimizin bir ölçüde kendi kendini koruyan düşünce ile meşgul olduğunu söyledi. Başarıyı kendi çabalarımıza bağlıyoruz, ancak dış güçlerdeki başarısızlıklarımızı suçluyoruz  çoğu zaman diğer insanların kendi eksikliklerindeki başarısızlığını suçluyoruz.</p>



<p>&#8220;Ama narsistler bu şekilde daha fazlasını yapıyor çünkü diğerlerinden daha iyi olduklarını düşünüyorlar,&#8221; dedi Howes. &#8220;Başka insanlardan tavsiye almıyorlar, başkalarının görüşlerine güvenmiyorlar&#8230; diyor</p>



<p><strong>Narsisizm </strong>tipik olarak kişinin üstünlüğüne ve yetkisine olan inanç olarak tanımlanır, narsisistler diğerlerinden daha iyi ve daha fazlasını hak ettiklerine inanırlar.</p>



<p>Son zamanlarda <strong>Yönetim Dergisi&#8217;nde </strong>yayınlanan çalışma, aynı deneyde dört farklı katılımcı grubuyla, öğrenciler, çalışanlar ve işe alma konusunda önemli deneyime sahip yöneticiler dahil olmak üzere dört <strong>varyasyondan </strong>oluşuyordu. </p>



<p>Katılımcılar ilk önce narsisizmlerini ifade çiftleri arasında seçmelerini sağlayarak bir test yaptılar &#8220;Sanırım özel bir insanım&#8221; karşısında &#8220;çoğu insandan daha iyi ya da daha kötü değilim&#8221;. Dört varyasyonun ilkinde, varsayımsal iş adaylarının niteliklerini okudular ve kimin işe alınacağını seçmek zorunda kaldılar. Seçimden sonra, bu varsayımsal çalışanın işte nasıl ilerlediğine dair ayrıntılar verildi ve doğru kararı verip vermedikleri konusunda &#8220;karşı olgusal düşünmeliler&#8221; konusunda ne ölçüde çalıştıkları değerlendirildi.</p>



<p>Dört varyasyon, <strong>karşı-olgusal</strong> düşünmenin, <strong>öngörü </strong>önyargısından nasıl etkilendiğini <strong>analiz </strong>etmek için farklı yöntemler kullandı; bu, kişinin öngörmede gerçekte bildiklerini <strong>abartma </strong>eğilimi. Araştırmacılar, Başkan <strong>Donald Trump&#8217;ın 2004</strong>&#8216;te &#8220;Irak savaşını herkesten daha iyi öngördüğünü&#8221; söylediğini örnek veriyorlar.</p>



<p>Yazarlar, önceki araştırmaların, bir tahminin yanlış olduğunu kanıtladığında, önyargının önyargılarının genellikle bir tür kendini koruma biçimi olarak tersine döndüğünü gösterdiğini, örneğin 2017&#8217;de Trump, başarısız olduktan sonra &#8220;Hiç kimse sağlık hizmetinin bu kadar karmaşık olabileceğini bilmediğini&#8221; söyledi. <strong>Ekonomik Bakım Yasası&#8217;</strong>na başarılı bir <strong>alternatif </strong>ortaya koymak.</p>



<p>OSU çalışmasında araştırmacılar, narsisistler sonucu doğru bir şekilde tahmin ettiklerinde, narsisist olmayanlardan daha öngörülebilir olduklarını hissettiler &#8220;Başından beri biliyordum&#8221;; ve yanlış tahmin ettiklerinde, sonucun narsisist olmayanlardan daha az öngörülebilir olduğunu hissettiler &#8220;Kimse tahmin edemezdi&#8221;.</p>



<p>Her iki durumda da, narsisistler farklı bir şeyler yapmaları veya gelecekteki kararlar üzerinde olumlu etkileri olabilecek <strong>öz</strong>&#8211;<strong>eleştirel </strong>düşünmeye katılmaları gerektiğini hissetmediler.</p>



<p><strong>Howes</strong>, &#8220;Gezinti yanlılığının avına düşüyorlar ve hata yaptıklarında ondan öğrenmiyorlar. Ve bir şeyler doğru olduklarında hala öğrenmiyorlar.&#8221; Dedi.</p>



<p>Narsisistler genellikle örgütler arasında yükselir, çünkü bir şeyler ters gittiğinde, başkalarının başarıları için kredi alırlar ve bir şey ters gittiğinde suçu kendilerinden saptırırlar.</p>



<p>Bununla birlikte, zamanla bunun hem narsisist için çalışan düşük moral nedeniyle hem de narsistin devam eden zayıf kararları nedeniyle organizasyona zarar verebileceğini söyledi.</p>



<p><strong>Görme yanlılı</strong>ğının tuzağından kaçınmak için Howes, bireylerin, sonuç olumlu olsa bile, bir karardan sonra düşünmek ve gözden geçirmek için zaman ayırması gerektiğini söyledi. Karar olumlu ya da olumsuz olsun, kendilerine farklı olarak ne yapmaları gerektiğini sormaları gerekir. Narsisistler bu sürece dahil olmadıkları için Howes, narsisistlerin karar verme yetkisine sahip olduklarında danışma <strong>panellerinin kontrol </strong>ve <strong>denge </strong>sağlamasının akıllıca olacağını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/hatalarini-kabul-etmezler-cunku-hicbir-sey-yapmazlarnarsistler/">Hatalarını Kabul Etmezler Çünkü Hiçbir Şey Yapmazlar:Narsistler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/hatalarini-kabul-etmezler-cunku-hicbir-sey-yapmazlarnarsistler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaybetmek. Hiç Sevmemek Daha İyidir!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/kaybetmek-hic-sevmemek-daha-iyidir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/kaybetmek-hic-sevmemek-daha-iyidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 18:44:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[william shakespeare]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=303</guid>

					<description><![CDATA[<p>William Shakespeare, &#8220;Hiç sevmemek ve kaybetmek. Hiç sevmemek daha iyidir&#8221; dediğinde ne kadar doğruydu? Michigan Eyalet Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, hayatlarının sonunda evli, boşanmış ve bekar insanların mutluluğunu ölçmek için türünün ilk çalışmalarından birini gerçekleştirdiler. Olumlu Psikoloji Dergisi&#8217;nde yayınlanan çalışma , hayatlarının sonunda kimin en mutlu olduğunu bildirmek için 18 ila 60 yaşları arasında takip edilen 7.532 kişinin ilişki geçmişlerini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaybetmek-hic-sevmemek-daha-iyidir/">Kaybetmek. Hiç Sevmemek Daha İyidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-305" width="530" height="297" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-1536x864.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-1392x783.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk-1493x840.jpg 1493w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mutlulk.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 530px) 100vw, 530px" /></figure></div>



<p>William Shakespeare, &#8220;<strong>Hiç sevmemek ve kaybetmek. Hiç sevmemek daha iyidir&#8221;</strong> dediğinde ne kadar doğruydu? <strong>Michigan Eyalet Üniversitesi&#8217;nden </strong>araştırmacılar, hayatlarının sonunda evli, boşanmış ve bekar insanların mutluluğunu ölçmek için türünün ilk çalışmalarından birini gerçekleştirdiler.</p>



<p><strong>Olumlu Psikoloji Dergisi&#8217;</strong>nde yayınlanan çalışma , hayatlarının sonunda kimin en mutlu olduğunu bildirmek için 18 ila 60 yaşları arasında takip edilen 7.532 kişinin ilişki geçmişlerini inceledi.</p>



<p>&#8220;İnsanlar genellikle mutlu olmak için evlenmeleri gerektiğini düşünüyorlar, bu yüzden İnsanların mutlu olmak için bir ilişki içinde olması gerekiyor mu?&#8221;Diye sorduk. Tüm hayatınız boyunca yalnız yaşamak mutsuzluğa dönüşüyor mu? bir nokta var ama işe yaramadı mı?&#8221; diyor <strong>MSU </strong>psikoloji profesörü ve makalenin ortak yazarı <strong>William Chopik. </strong>&#8220;Anlaşılan, evliliğe olan mutluluğunuzu belirtmek kesin bir bahis değil.&#8221;</p>



<p>MSU psikoloji ustası öğrencisi ve yardımcı yazarı <strong>Chopik </strong>ve <strong>Mariah Purol</strong>, katılımcıların üç gruptan birine düştüğünü keşfetti:% 79&#8217;u sürekli olarak evliydi ve yaşamlarının çoğunu bir evlilikte geçiriyorlardı; % 8&#8217;i sürekli olarak bekar ya da hayatlarının çoğunu evlenmemiş insanlardı; ve% 13&#8217;ü çeşitli geçmişlere sahipti veya ilişkilere girip çıkma, boşanma, yeniden evlenme veya dul kalma öyküsü vardı. Araştırmacılar daha sonra katılımcılardan büyük yetişkin olduklarında genel mutluluğu değerlendirmelerini istediler ve grupları karşılaştırdılar.</p>



<p>Purol, &#8220;<strong>Yaşam </strong>boyu bekarların ve çeşitli ilişki geçmişlerine sahip olanların ne kadar mutlu olduklarını fark etmediklerine şaşırdık.&#8221; Dedi. &#8220;Bu, sevip kaybedenlerin yaşamın sonuna doğru hiç sevmeyenler kadar mutlu olduklarını gösteriyor.&#8221;</p>



<p><strong>Evli </strong>insanlar mutlulukta hafif bir artış gösterirken, Purol marjın önemli olmadığını ve ne bekleyebileceğini söyledi. Eğer sürekli evli olan grup ne kadar mutlu olduklarına dair her 5 kişiden 4&#8217;üne cevap verdiyse, sürekli olarak bekar insanlar 3.82 ve değişik geçmişe sahip olanlar 3.7&#8217;yi yanıtladı.</p>



<p><strong>Chopik</strong>, &#8220;<strong>Mutluluk </strong>söz konusu olduğunda, birisinin bir ilişkide olup olmadığı nadiren <strong>hikayenin </strong>tamamıdır.&#8221; Dedi. &#8220;İnsanlar kesinlikle mutsuz ilişkiler içinde olabilirler ve bekar insanlar, dostlukları, hobileri ve çalışmaları gibi hayatlarının her türlü kısmından zevk alırlar. Geriye dönüp bakacak olursak, amaç mutluluk bulmaksa, insanların ortak olmak için çok fazla sebebi var&#8221;</p>



<p>Hayat boyu sürecek bir eş bir aile kurmasını ve birlikte mutlu bir hayat kurmasını istiyorsaNIZ, Chopik ve Purol&#8217;un araştırması, o bireyin başlamaktan tamamen mutlu olmaması durumunda, evlenmenin büyük olasılıkla <strong>dramatik </strong>bir şekilde değişmeyeceğini düşündürmektedir.</p>



<p>Purol, &#8220;Bu evlilik hakkında daha az, zihniyet hakkında daha fazla olabilir gibi görünüyor.&#8221; Dedi. &#8220;<strong>Eğer mutluluğu ve doyumu tek bir kişi olarak bulabilirseniz, büyük olasılıkla bu mutluluğu tutabilirsiniz parmağınızda bir yüzük olsun ya da olmasın.</strong>&#8220;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/kaybetmek-hic-sevmemek-daha-iyidir/">Kaybetmek. Hiç Sevmemek Daha İyidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/kaybetmek-hic-sevmemek-daha-iyidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlerimiz Işık Hissi Veriyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gozlerimiz-isik-hissi-veriyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gozlerimiz-isik-hissi-veriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 18:22:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[fotoresöptörler]]></category>
		<category><![CDATA[fovea]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kornea]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[mercek]]></category>
		<category><![CDATA[renkler]]></category>
		<category><![CDATA[retina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel hücreler bir sahneyi tanımlayan verileri beyine gönderir, bu da onu yorumlar. Gözlerin nasıl çalışıyor? Sadece gözünüzde küçük bir resim oluşturmaktan çok daha fazlası. Renk ve hareket de var. Her şeyi anlamak için birçok hücre ve nihayetinde beyin gerekiyor. Işık gözlerimize girdiğinde, önce kornea adı verilen sert bir dış dokudan geçer. Bu hassas iç gözü dünyanın atabileceği her şeyden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gozlerimiz-isik-hissi-veriyor/">Gözlerimiz Işık Hissi Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-1024x928.jpg" alt="" class="wp-image-300" width="478" height="433" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-1024x928.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-600x544.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-768x696.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-150x136.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-300x272.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-696x631.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-1392x1262.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-1068x968.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-463x420.jpg 463w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1-927x840.jpg 927w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gözler-1.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 478px) 100vw, 478px" /></figure></div>



<p>Özel hücreler bir sahneyi tanımlayan verileri beyine gönderir, bu da onu yorumlar. Gözlerin nasıl çalışıyor? Sadece gözünüzde küçük bir resim oluşturmaktan çok daha fazlası. <strong>Renk </strong>ve <strong>hareket </strong>de var. Her şeyi anlamak için birçok <strong>hücre  </strong>ve nihayetinde <strong>beyin </strong>gerekiyor.</p>



<p>Işık gözlerimize girdiğinde, önce <strong>kornea </strong>adı verilen sert bir dış dokudan geçer. Bu hassas iç gözü dünyanın atabileceği her şeyden korur. Işık korneadan ve <strong>mercek </strong>adı verilen şeffaf, esnek bir dokuya geçer. Bu <strong>lens </strong>ışığı odaklar ve göz küresinin sıvı dolu küresi ile gözün arka iç duvarına gönderir.  </p>



<p>Buradaki <strong>retina </strong>olarak bilinen doku milyonlarca ışığa duyarlı hücre içerir. Özellikle <strong>fovea </strong>adı verilen bir alanda yoğunlaşırlar. Bu yoğun paketlenmiş hücre seti bize dünyamızın en net resmini veriyor. Göz bir nesneye odaklandığında, en iyi görüntüyü elde etmek için nesneden sıçrayan ışığı doğrudan foveaya yönlendirir. Aslında, göz bir şeye odaklandığında buna <strong>foveat </strong>denir.</p>



<p>Retinadaki ışığa duyarlı hücreler <strong>fotoreseptörler </strong>olarak bilinir. İki önemli tip çubuk ve konidir. Her insan retinasında ve her gözde iki tane var 125 milyon çubuk ve yaklaşık 6 milyon <strong>koni </strong>içerir. Bu, tüm vücudunuzdaki tüm duyusal <strong>reseptörlerin </strong>yüzde 70&#8217;i &#8211; dokunma, tat kokusu, işitme ve görme için bir araya getirilmiş. Vizyon bizim için bu kadar önemli.  </p>



<p>Gözün arkasındaki her çubuk veya koni hücresinin içinde bir <strong>disk </strong>yığını vardır, Diskler bir <strong>pigment </strong>molekülü içerir. <strong>Opsin </strong>adı verilen bir <strong>proteine </strong>bağlıdır . Çubuklar ve konilerin her biri farklı bir <strong>opzine </strong>sahiptir.</p>



<p>Konilerin <strong>fotopsin </strong>adı verilen bir <strong>pigment-protein</strong> çifti vardır. Üç farklı tipte gelir ve her koninin sadece bir tipi vardır. Kırmızı, yeşil veya mavi renktedirler her koni tipinin emmede en iyi olduğu renkler. Koniler mercekten ve foveaya geçen ışığa <strong>tepki </strong>verir. Her koni ışığın rengini emdiğinden, bir elektrik <strong>sinyali üretir</strong>. Bu sinyaller beyni dolaşarak dünyalarımızı renklerle dolduruyor.</p>



<p>Eylül 2016&#8217;da, Seattle&#8217;daki Washington Üniversitesi&#8217;nde bir vizyon araştırmacısı, bazı konilerin de beyaz ışığı algıladığını keşfetti . Ama sadece beyaz ışık.</p>



<p><strong> Ramkumar Sabesan</strong> Aslında o ve meslektaşları, kırmızı ve yeşil koni hücrelerinin her birinin iki tipte olduğunu buldular. Biri beyaz ışık iletir, diğeri rengi <strong>röleler</strong>. Özellikle şaşırtıcı, bu konilerin çoğu beyaz tiptir. Test edilen 167 kırmızı koniden 119&#8217;u beyaz sinyal verdi. Test edilen 98 yeşil koniden 77&#8217;si beyaz ışık bildirdi. Takım retinadaki birkaç mavi koni arasında beyaz duyarlılığı test etmedi.</p>



<p>Beyaz algılayan hücreler de siyahı beyazın yokluğunu tespit eder. Aktardıkları veriler, birinin çevresinin keskin siyah-beyaz bir resmini oluşturur. Bunlar görsel detaylara keskin bir kenar sağlar. Kırmızı ve yeşil sinyal hücreleri çizgileri bulanık renk parçalarıyla doldurur. Sabesan, sürecin bir boyama kitabını doldurmak veya siyah beyaz bir filme renk katmak gibi çalıştığını söylüyor.Kırmızı, yeşil, mavi, siyah ve beyaz. Bu beş renk, gördüğümüz her rengi oluşturur. Koni hücreleri özellikle foveada konsantre edilir ve sadece parlak ışıkta çalışır.</p>



<p><strong>Retina&#8217;nın </strong>çubuk hücreleri koni <strong>renklendirme </strong>sisteminin bir parçası değildir. Işık seviyeleri düşük olduğunda çalışırlar. <strong>Fotopsinler </strong>yerine çubukların farklı bir <strong>pigment-protein</strong> çifti vardır: <strong>rhodopsin</strong>. Çubuklar yalnızca <strong>gri </strong>tonlarında görüntüler üretir. Ancak ışığa koni olduğundan çok daha duyarlıdırlar. Bir çubuk hücre, ışığın tek bir fotonunu  mümkün olan en küçük parçacık tespit edebilecek kadar hassastırlar .</p>



<p>Karanlıkta çubuklarımıza güveniyoruz. Ancak ışık bu hücreleri etkisiz hale getirir. Onları o kadar uyarır ki tepkisiz hale gelirler. koniler devralmak için oradadırlar. Çalışmak için çok daha fazla ışığa ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden ışıktaki konilere güveniyoruz.</p>



<p>Görünür ışığın belirli <strong>dalga boylarını</strong> tespit ettiklerinde , <strong>fotoreseptörler </strong>elektrik sinyallerini tetikler. Çubuklar ve koniler bu sinyalleri beyne ulaşan sinirlerden gönderir. Kafatasının arkasına karşı, <strong>oksipital </strong> <strong>korteksine </strong>giderler. Orada, beyin bu sinyalleri, neye baktığımızı anlamak için yorumlar.</p>



<p>Retina ayrıca ışığa duyarlı başka bir hücreye de ev sahipliği yapar. Bu <strong>melanopsin gangliyon  </strong>hücreleri oksipital kortekse sinyal göndermez. Bunun yerine, ışık varlığını <strong>olivary pretektal </strong>çekirdeğine bildirirler. Bu, beynin tabanının ortasında küçük bir noktadır. Melanopsin ganglion hücrelerinin buraya gönderdiği sinyaller vücudun ana biyolojik saatini düzenlemeye yardımcı olur . Ayrıca öğrencinin boyutunu kontrol eden sinyaller gönderir bu, ilk etapta göze ne kadar ışık gireceğini kontrol eder.</p>



<p>Bu ana gövde saatine gönderilen ışık sinyalleri, ne zaman <strong>uykulu </strong>ve ne zaman <strong>uyanık </strong>olmanız gerektiğini söyler. Ama sadece herhangi bir ışık yapmaz. Bu saat, ışığın farklı renklerini ayırt edebilir. Mavi, vücut saatini uyarmak için en iyi sonucu verir. Güneş ışığı mükemmel bir mavi ışık kaynağıdır. Beyaz görünse de, güneş ışığı aslında mavi de dahil olmak üzere birçok rengin bir karışımıdır. Bu, parlak güneşli bir günde dışarı çıkmanın neden sisin başınızdan temizlenmesine yardımcı olduğunu açıklayabilir .</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gozlerimiz-isik-hissi-veriyor/">Gözlerimiz Işık Hissi Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gozlerimiz-isik-hissi-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mumyaların Günümüze Uzanan Bağları</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/mumyalarin-gunumuze-uzanan-baglari/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/mumyalarin-gunumuze-uzanan-baglari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 17:26:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[BAĞ]]></category>
		<category><![CDATA[DNA]]></category>
		<category><![CDATA[MUMYA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afrikalı mumyalardan gelen DNA, bu halkları Orta Doğululara bağlar Eski mumyalar yeni bir hazine DNA veriyorlar. Kuzey Afrika&#8216;nın bir parçası olan Mısır&#8217;daki bu korunmuş cisimlerin 90&#8217;ından sarılmış olan genetik materyal, aile köklerinin görünüşte Orta Doğu&#8217;ya kadar uzandığını gösteriyor. Afrika&#8217;nın geri kalanında eski halklarla çok daha az ortak noktaları var gibi görünüyor.Bunun anlamı, araştırmacılar şimdi eski Mısırlıların şu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mumyalarin-gunumuze-uzanan-baglari/">Mumyaların Günümüze Uzanan Bağları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mumm.jpg" alt="" class="wp-image-296" width="360" height="171" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mumm.jpg 326w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mumm-150x71.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mumm-300x143.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mumm-324x155.jpg 324w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></figure></div>



<h1 class="wp-block-heading">Afrikalı mumyalardan gelen DNA, bu halkları Orta Doğululara bağlar</h1>



<p>Eski <strong>mumyalar </strong>yeni bir hazine  <strong>DNA </strong>veriyorlar. <strong>Kuzey Afrika</strong>&#8216;nın bir parçası olan Mısır&#8217;daki bu korunmuş cisimlerin 90&#8217;ından sarılmış olan genetik materyal, aile köklerinin görünüşte Orta Doğu&#8217;ya kadar uzandığını gösteriyor. Afrika&#8217;nın geri kalanında eski halklarla çok daha az ortak noktaları var gibi görünüyor.Bunun anlamı, araştırmacılar şimdi eski Mısırlıların şu anda <strong>Orta Doğu&#8217;da </strong>ve muhtemelen <strong>Avrupa&#8217;da </strong>akrabaları olduğu yönünde.</p>



<p>Mısırlı bir mumya <strong>1985</strong>&#8216;te eski insan DNA&#8217;sının ilk örneğini verdi. Ancak bilim adamları DNA&#8217;nın ne kadar güvenilir olduğu konusunda şüpheleri vardı.Çünkü Vücutları mumyalamak için kullanılan kimyasallar DNA&#8217;yı parçalayabilir. Mısır&#8217;ın buharlı iklimi de öyle. Ve, test edilen herhangi bir örneğin, ilk ortaya çıkarıldığında üzerinde çalışan insanlardan DNA ile lekelenmiş olabileceğine dair bazı endişeler vardı.</p>



<p><strong>Verena Schuenemann</strong> ve ekibi, Almanya&#8217;daki <strong>Tübingen </strong>Üniversitesi&#8217;nde eski mikropların genetiğini araştırıyordu. Gerçekten eski DNA bulma konusunda uzman olmuştu. Ve bunu yapmak için, DNA&#8217;yı sıralamak için en son teknolojiyi kullandı <strong>genlerini </strong>okumak için yapı taşlarını eşledi.</p>



<p>Bu araştırmacılar iki tür DNA çıkardılar ve analiz ettiler. <strong>Mitokondriyal </strong>tipi doğrudan bir anneden çocuğuna geçen genetik materyaldir. <strong>Hücre çekirdeğinden</strong> diğer tip, her iki ebeveynden de geçirilir. </p>



<p>Araştırmacılar diş ve kemikleri örneklemeye odaklandılar. Bu daha sert vücut kısımları, kas gibi yumuşak dokulardan daha fazla korunmuş DNA&#8217;ya sahipti. Bilim adamları en yüksek kalitede numuneleri taradılar ve daha sonra modern DNA ile herhangi bir <strong>kontaminasyon </strong>işareti olup olmadığını kontrol ettiler.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.sciencenewsforstudents.org/wp-content/uploads/2019/11/730_inline_map_egypt-662x450.png" alt="730_inline_map_egypt.png" class="wp-image-2005830"/><figcaption>Bu harita Kuzey Afrika&#8217;daki Mısır&#8217;ı (turuncu, sol alt) ve Babil (orta sarı) ve Arap Çölü (beyaz) aracılığıyla Orta Doğu&#8217;ya bağlantılarını göstermektedir.&nbsp;Akdeniz&#8217;in karşısında (sol üst ve orta) Avrupa;&nbsp;Mısır&#8217;ın çok altında Doğu Afrika ve insanların erken atalarının kalıntılarının ortaya çıkarıldığı yerler var.CİRCASASSY / FLİCKR (CC BY 2.0)</figcaption></figure>



<p>Sıkı çalışmaları kazandırdı. Ekip 90 mumyadan kullanılabilir mitokondriyal DNA aldı. Üçü de nükleer DNA&#8217;nın okunabilir örnekleri verdi.</p>



<p>Mumyalar MÖ <strong>1388</strong>&#8216;den MS <strong>426</strong>&#8216;ya kadar uzanır. Hepsi Mısır&#8217;ın merkezindeki popüler bir mezar bölgesinden geldi. <strong>Abusir el-Meleq </strong>olarak adlandırılan bu site, <strong>Osiris&#8217;e</strong> adanmış dini bir kültün merkeziydi. Bir Yahudi-Alman arkeolog alanı 1905&#8217;te kazmıştı. O zamanlar, mezar yerinde bir <strong>Yunan </strong>etkisi olduğuna dair kanıtlar bildirdi. Ancak bireysel mezarlar hakkında birkaç ayrıntı sundu. Ve araştırmalarının çoğu II. Dünya Savaşı&#8217;ndan asla kurtulamadı. </p>



<p>Yeni analiz <strong>Yunanistan </strong>ve <strong>Orta Doğu </strong>ile <strong>genetik bağlar</strong>ı ortaya koyuyor. Mısır o zamanlar bir seyahat ve ticaret merkezi olduğu için bu büyük bir sürpriz değil. Fakat bugünün Mısırlıları güneydeki <strong>Sahra altı Afrikalılarla</strong> daha yakından ilişkilidir. Bu genetik bağlantılar mumya DNA&#8217;sında kayda değer bir şekilde eksikti. Araştırmacıların yoklukları, Sahra altı Afrika&#8217;dan gelen yabancıların daha sonra bölgeye taşındığını ileri sürüyor.</p>



<p>Yeni analiz birçok açık soru bırakıyor. Abusir el-Meleq&#8217;te bulunan mumyalar bir dizi <strong>sosyal sınıf</strong>tan geliyor. Yine de, araştırmacılar, sadece bir sitedeki insanların tüm eski Mısır halklarını yansıtmaya güvenemeyeceğine dikkat çekiyorlar. Yine de, çalışma mumyaların o ülkenin genetik kökenlerine bir bakış sunabileceğini gösteriyor. </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mumyalarin-gunumuze-uzanan-baglari/">Mumyaların Günümüze Uzanan Bağları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/mumyalarin-gunumuze-uzanan-baglari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alın Terini Enerjiye Dönüştürebiliriz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/alin-terini-enerjiye-donusturebiliriz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/alin-terini-enerjiye-donusturebiliriz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 16:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[ter]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha yeşil elektroniklere giden bir yol, iyi bir ter için çalışmalıyız. Mühendisler terleme ile çalışan enerji depolama sistemleri tasarlıyorlar. Bir kişi bir süper kapasitör şarj etmek için tuzlu nemi kullanabilir. Depoladığı enerji daha sonra bir LED yakmak veya bir tür elektronikleri çalıştırmak için kullanılabilir. Bir pil gibi, bir süper kapasitör enerji depolar. Advanced Materials . Bu tür ter beslemeli cihazlar, hem [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alin-terini-enerjiye-donusturebiliriz/">Alın Terini Enerjiye Dönüştürebiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ter.jpeg" alt="" class="wp-image-292" width="534" height="271" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ter.jpeg 638w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ter-600x305.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ter-150x76.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/ter-300x152.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 534px) 100vw, 534px" /></figure></div>



<p>Daha yeşil <strong>elektroniklere </strong>giden bir yol, iyi bir ter için çalışmalıyız. Mühendisler <strong>terleme </strong>ile çalışan enerji depolama sistemleri tasarlıyorlar. Bir kişi bir süper kapasitör şarj etmek için tuzlu nemi kullanabilir. Depoladığı <strong>enerji </strong>daha sonra bir LED yakmak veya bir tür elektronikleri çalıştırmak için kullanılabilir.</p>



<p>Bir pil gibi, bir süper <strong>kapasitör </strong>enerji depolar. <strong>Advanced Materials</strong> . Bu tür ter beslemeli cihazlar, hem daha güvenli hem de daha sürdürülebilir olan giyilebilir teknolojiye yol açabilir.</p>



<p>Günümüzün giyilebilir elektroniği, saatler ve <strong>spor </strong>izleyicileri gibi <strong>vücuda bağlanmış cihazları </strong>içerir. Ancak mühendisler, giysinin bir parçası olan  veya cilde yapışan elektronikler de tasarlıyorlar . &#8220;Çoğu zaman sürdürülebilir veya çevre dostu olmayan malzemelerden üretiliyorlar,&#8221; diyor Ravinder Dahiya. İskoçya&#8217;daki Glasgow Üniversitesi&#8217;nde elektronik mühendisidir.</p>



<p><strong>Piller </strong>günümüzde en giyilebilir cihazlara güç sağlamaktadır. Bu piller genellikle asitler gibi zararlı kimyasallar içerir. Pilleri elden çıkarma zamanı geldiğinde, kimyasalları çevreye zarar verebilir. Daha güvenli teknoloji için, &#8220;neden vücut sıvısı olan bir şey kullanmıyorsunuz?&#8221; Diye sordu <strong>Dahiya</strong>.</p>



<p><strong>Ter</strong>, yeni cihaz için elektrolit veya şarj taşıyan çözelti görevi görür. <strong>Mallika Bariya</strong>, &#8220;Bu ter kullanmanın yeni bir yolu&#8221; diyor. Materyal bilimcisi olan <strong>Berkeley</strong>, Elektrolitler &#8220;bu süper kapasitörlerin ve hatta pillerin önemli bir bileşenidir&#8221; diye belirtiyor. Bu cihazların <strong>güç </strong>sağlaması gerekiyor.İnsanlar terlemeyi genellikle kaba veya istenmeyen olarak düşünür. Ama ter ilginç, diye savunuyor. Size birinin sağlığı hakkında bilgi verebilir. Ayrıca, <strong>kimyasal </strong>yapısı vücudun hangi kısmına bağlı olduğuna bağlı olarak değişebilir. Bu yeni çalışma &#8220;terlemenin… işe yaramaz bir sıvı olmadığını gerçekten gösteriyor&#8221; diyor. Bu daha fazla düşünmemiz gereken bir şey.</p>



<p>Cihazını yapmak için <strong>Glasgow </strong>ekibi bir parça bezle başladı. Bitkilerde hücre duvarları oluşturan sert bir malzeme olan <strong>polyester </strong>ve <strong>selülozdan </strong>yapılmıştır. Kumaşın her iki tarafında, araştırmacılar elektriksel olarak iletken <strong>polimer </strong>içeren bir çözelti bıraktı. Polimerler, tekrarlanan kimyasal birimlerden oluşan uzun moleküllerdir. Çözelti kuruduktan sonra polimer tabakaları <strong>elektrot </strong>haline gelir. Bu elektrotlar bir elektrik yükü <strong>depolar</strong>.</p>



<p>Bezin deriden emdiği terlere ihtiyacınız var. Ter tuz içerir . Her tuz molekülü, bir çift iyon , elektrik yükü olan atomlar içerir . Bir iyon pozitif yüklü, diğeri negatif yüklü. Süper kapasitörde, bunlar kısmen yol alır. Pozitif iyonlar bir elektroda, negatif iyonlar diğerine geçer. Bu iyonlar polimer ile reaksiyona girer.</p>



<p><strong>Elektrotlar </strong>bir cihaza LED ışığı gibi bağlıysa, reaksiyonlar tarafından üretilen <strong>elektrik akımı</strong> ona güç vermek için akabilir. Bu, sonunda kapasitörün şarjını tüketecektir. Şarj etmek daha fazla ter gerektirir.</p>



<p>Bazı araştırmacılar gömleklerine bir <strong>kondansatör </strong>bağladılar ve koştular. Cihaz birkaç LED&#8217;i yakmak için yeterli güç üretebildi. Kapasitör ayrıca o kişinin terinin tuzluluğunu ölçen bir sensöre güç verdi. Ekip ayrıca cihazı su ve tuzları içeren yapay ter ile test etti. Cihaz şimdi doğal nem ile olduğundan yaklaşık beş kat daha fazla güç üretti. Bunun nedeni, koşucuların gömleklerinde <strong>süperkapasitörü </strong>tamamen ıslatmak için yeterli ter olmaması olabilir.</p>



<p>Ter, &#8220;cilt üzerindeki mevcut az sayıdaki enerji kaynaklarından biri&#8221; diyor <strong>Seokheun Choi</strong>. Elektrik mühendisi olarak New York&#8217;taki Binghamton Üniversitesi&#8217;nde çalışıyor. Ter kullanarak, insanların genellikle boşa giden enerjiden yararlanmasını sağladı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/alin-terini-enerjiye-donusturebiliriz/">Alın Terini Enerjiye Dönüştürebiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/alin-terini-enerjiye-donusturebiliriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Daha Uzun Yaşamanın Sırrı Yardımlaşma!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/284-2/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/284-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 15:53:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nazik ol.&#160;Hayatın buna bağlı olabilir. Yakın tarihli bir araştırmaya göre, başkalarıyla ilgilenen yaşlı insanlar daha az yardımcı olan yaşlılardan daha uzun yaşıyordu.&#160;Yardım almaktan ziyade bakım veren insanlara odaklanan ilk araştırmalardan biriydi. 1987 yılında başlayan çalışmada Detroit yakınlarında yaşayan 423 evli çift incelendi.&#160;Projenin başında, kocaların hepsi 65 yaşında veya daha büyüktü.&#160;Eşleri biraz daha gençti.&#160;5 yıl sonra [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/284-2/">Daha Uzun Yaşamanın Sırrı Yardımlaşma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yyaş.jpg" alt="" class="wp-image-285" width="500" height="281" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yyaş.jpg 614w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yyaş-600x337.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yyaş-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yyaş-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure></div>



<p>Nazik ol.&nbsp;Hayatın buna bağlı olabilir.</p>



<p>Yakın tarihli bir araştırmaya göre, başkalarıyla ilgilenen yaşlı insanlar daha az yardımcı olan yaşlılardan daha uzun yaşıyordu.&nbsp;Yardım almaktan ziyade bakım veren insanlara odaklanan ilk araştırmalardan biriydi.</p>



<p>1987 yılında başlayan çalışmada Detroit yakınlarında yaşayan 423 evli çift incelendi.&nbsp;Projenin başında, kocaların hepsi 65 yaşında veya daha büyüktü.&nbsp;Eşleri biraz daha gençti.&nbsp;5 yıl sonra 134 katılımcı öldü.</p>



<p>Ann Arbor&#8217;daki Michigan Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar yakın zamanda çalışma sırasında yapılan anketlere baktıklarında bazı ilginç desenler buldular.</p>



<p>Katılımcıların çalışma sırasında düzenli olarak arkadaşlara, akrabalara ve komşulara ayak işleri ve ev işleri gibi görevlerde yardımcı olmaları durumunda ölme olasılıkları yarı yarıya azaldı.&nbsp;Kocasını ve eşini yakından ve sevgiyle dinleyen insanlar da daha uzun süre hayatta kaldı.</p>



<p>Yararlı olmanın daha uzun bir hayata yol açıp açmadığı veya daha sağlıklı insanların yardım sunma olasılığının daha yüksek olup olmadığı açık değildir.</p>



<p>Yine de, başkalarına yardım etme alışkanlığına sahip olmak mantıklı olabilir.&nbsp;Uzun vadede sizin için de en iyiside olabilir—&nbsp;<em>E. Sohn</em></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/284-2/">Daha Uzun Yaşamanın Sırrı Yardımlaşma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/284-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ay Işığında Romantik Bir Gübre Böceği&#8230;</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ay-isiginda-romantik-bir-gubre-bocegi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ay-isiginda-romantik-bir-gubre-bocegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 15:36:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[gübreböceği]]></category>
		<category><![CDATA[moonlight]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Moonlight şiire ilham verir, şarkıları sever ve görünüşe göre gübre böceklerinide. Gece deneyleri, bok böceklerinin kendilerini düz bir çizgide hareket ettirmek için polarizasyon olarak bilinen bir ay ışığı özelliği kullandığını göstermiştir. Işık elektromanyetik dalgalardan oluşur.&#160;Işık güneşten veya aydan parladığında, Dünya atmosferindeki moleküller bu ışık dalgalarının çoğunu aynı doğrultuda titreştirir.&#160;Daha sonra ışığın polarize olduğu söylenir.Diğer deneyler, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ay-isiginda-romantik-bir-gubre-bocegi/">Ay Işığında Romantik Bir Gübre Böceği&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bk-böceği.jpg" alt="" class="wp-image-279" width="344" height="216" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bk-böceği.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/bk-böceği-150x94.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /></figure></div>



<p><strong>Moonlight </strong>şiire ilham verir, şarkıları sever ve görünüşe göre gübre böceklerinide.</p>



<p>Gece deneyleri, bok böceklerinin kendilerini düz bir çizgide hareket ettirmek için polarizasyon olarak bilinen bir ay ışığı özelliği kullandığını göstermiştir.</p>



<p>Işık <strong>elektromanyetik </strong>dalgalardan oluşur.&nbsp;Işık güneşten veya aydan parladığında, Dünya atmosferindeki moleküller bu ışık dalgalarının çoğunu aynı doğrultuda titreştirir.&nbsp;Daha sonra ışığın <strong>polarize </strong>olduğu söylenir.Diğer deneyler, bazı böceklerin kendilerini gündüz yönlendirmek için güneş ışığı polarizasyon kalıplarını kullandığını göstermiştir.&nbsp;Balıklar ve kuşlar da aynı şeyi yapabilir.&nbsp;Ancak <strong>gübre böcekleri</strong>, aydan ışığı bu şekilde kullanan herhangi bir hayvanın ilk örneğidir.</p>



<p><strong>Afrika </strong>gübre böcekleri (<strong>&nbsp;Scarabaeus zambesianus&nbsp;)</strong> genellikle düzinelerce gübre yığınına saldırır.&nbsp;Her gübre böceği küçük bir atık toplar, sonra yuvarlar.</p>



<p>Böcekler atıkları yer.&nbsp;Ve erkekler arkadaşları çekmek için ekstra büyük topları kullanırlar.&nbsp;Gıda ve aile söz konusu olduğunda, bok kazıkları genellikle bir erkek diğerinin değerli topunu yakalamaya çalışırken rakip böcekler arasında güreş karşılaşmaları alanıdır.&nbsp;Düz bir çizgide seyredebilmek böcekler için önemli bir beceridir çünkü çılgınlıktan mümkün olduğunca çabuk kaçmalarına yardımcı olur.</p>



<p><strong>İsveç ve Güney Afrika&#8217;dan bilim adamları</strong>, bir Afrika gübre böceği türünün özellikle ay çıktığında çalıştığını fark ettiler.&nbsp;Böceklerin yollarını nasıl bulduğunu anlamak için araştırmacılar, mehtaplı gecelerde bir yığın domuz kakası açtılar.&nbsp;Birkaç dakika içinde gübre böcekleri ortaya çıktı.</p>



<p>Ardından, araştırmacılar ay ışığının kutuplaşma yönünü 90 derece döndürmek için özel filtreler kullandılar.&nbsp;Tüm böcekler de 90 derece değişti.&nbsp;Böcekler filtrenin altından sürünce, orijinal rotalarına geri döndüler.</p>



<p>Gübre böceğinin kendilerini yönlendirmek için ay ışığında polarizasyon kalıplarını kullanma yeteneğine hayran olmaya değer.&nbsp;İnsanlara gelince, ay ışığında şiir muhtemelen şimdiye kadar yapacağımızın en iyisidir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ay-isiginda-romantik-bir-gubre-bocegi/">Ay Işığında Romantik Bir Gübre Böceği&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ay-isiginda-romantik-bir-gubre-bocegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okyanusun Altında Kayıp Şehir!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/okyanusun-altinda-kayip-sehir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/okyanusun-altinda-kayip-sehir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 15:12:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[kayıpşehir]]></category>
		<category><![CDATA[okyanus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimyasal analizler, Kayıp Şehir adı verilen bir dizi hidrotermal menfezin uzun kulelerinin 30.000 yıldır büyüdüğünü ortaya koyuyor. Atlantik Okyanusu&#8216;nun dibinde, Kayıp Şehir adı verilen devasa ve gizemli bir kaya yapı ağı var. Bir denizaltı dağının dik yamaçlarında kaya kuleleri 18 katlı binalar kadar uzanır.&#160;Kayalardaki çatlaklar, minerallerle dolu ılık sıvılar tükürür.  Bu mineral spire, okyanus tabanından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/okyanusun-altinda-kayip-sehir/">Okyanusun Altında Kayıp Şehir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="618" height="360" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnzaltıbu.jpg" alt="" class="wp-image-274" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnzaltıbu.jpg 618w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnzaltıbu-600x350.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnzaltıbu-150x87.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnzaltıbu-300x175.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 618px) 100vw, 618px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading">Kimyasal analizler, Kayıp Şehir adı verilen bir dizi hidrotermal menfezin uzun kulelerinin 30.000 yıldır büyüdüğünü ortaya koyuyor.</h2>



<p><strong>Atlantik Okyanusu</strong>&#8216;nun dibinde, <strong>Kayıp Şehir</strong> adı verilen devasa ve gizemli bir kaya yapı ağı var.</p>



<p>Bir denizaltı dağının dik yamaçlarında kaya kuleleri 18 katlı binalar kadar uzanır.&nbsp;Kayalardaki çatlaklar, minerallerle dolu ılık sıvılar tükürür.</p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><img decoding="async" src="https://www.sciencenewsforstudents.org/wp-content/uploads/2019/11/a115_189-208x186.jpg"></td></tr><tr><td> <strong>Bu mineral spire, okyanus tabanından yayılmış ve soğuk, karbonat bakımından zengin deniz suyu ile karıştırılmış ılık, aşırı alkalin sıvılar olarak oluşturulmuştur.Bilim adamları son zamanlarda Kayıp Şehir&#8217;in kimyasal çalışmaları hakkında yeni ipuçları ortaya çıkardılar.Araştırma hayatın nasıl başladığını açıklamaya yardımcı olabilir.</strong><br>   </td></tr><tr><td></td></tr></tbody></table></figure>



<p>Yaşamın başlangıcı arayışı genellikle deniz tabanındaki hidrotermal menfezler adı verilen köpüren çatlaklara odaklanır. Sualtı volkanları çoğu havalandırma sistemini ısıtır.Ancak Kayıp Şehir farklı. Orada, deniz suyu ve kayaçlar arasındaki kimyasal reaksiyonlar, mineral bakımından zengin sıvıların sızan akışını ısıtır.</p>



<p>İsviçre&#8217;den araştırmacılar, Bermuda&#8217;nın 2.500 km doğusunda bulunan Kayıp Şehir&#8217;den gelen tortuları analiz ettiler. 25.000 yıllık bacalarda kaya yatakları buldular. Ancak, son birkaç on yılda havalandırma deliklerinin etrafında beyaz, tüylü yapılar oluşmuştur.</p>



<p>Yeni veriler hep birlikte, Kayıp Şehir&#8217;in havalandırma sisteminin en az 30.000 yıldır sıcak akışkanlar yaydığını gösteriyor.</p>



<p>Tonlarca minik mikrop, istiridye gibi mutlu olan deliklerin yakınında yaşıyor.&nbsp;Onları incelemek dünyanın ilk mikroplarının nasıl oluştuğunu açıklamaya yardımcı olabilir.</p>



<p>Kayıp Şehir&#8217;i bulmak sadece ilk adımdı.&nbsp;Birçok gizem var.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/okyanusun-altinda-kayip-sehir/">Okyanusun Altında Kayıp Şehir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/okyanusun-altinda-kayip-sehir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökyüzüne Bakın Kuyruklu Yıldızı Göreceksiniz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-bakin-kuyruklu-yildizi-goreceksiniz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-bakin-kuyruklu-yildizi-goreceksiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 14:52:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[kuyrukluyıldız]]></category>
		<category><![CDATA[neowise]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=267</guid>

					<description><![CDATA[<p>NEOWISE kuyruklu yıldızı , Kuzey Yarımküre&#8216;de uzay tutkunlarını eğlendirdi. Resmi adı C / 2020 F3 olmasına rağmen, kuyruklu yıldız, bu yılın başlarında fark eden Yakın Dünya Nesnesi Geniş Alan Kızılötesi Anket Explorer (NEOWISE) uzay teleskopundan sonra NEOWISE olarak adlandırıldı. Bir gaz kuyruğu olan bu “buzlu kartopu” 3 Temmuz&#8217;da güneşe en yakın yaklaşımını yaptı ve şimdi geldiği yerden geri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-bakin-kuyruklu-yildizi-goreceksiniz/">Gökyüzüne Bakın Kuyruklu Yıldızı Göreceksiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuyrukluyıldz.jpg" alt="" class="wp-image-268" width="413" height="250" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuyrukluyıldz.jpg 598w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuyrukluyıldz-150x91.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kuyrukluyıldz-300x182.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 413px) 100vw, 413px" /></figure></div>



<p><strong>NEOWISE </strong>kuyruklu yıldızı , <strong>Kuzey Yarımküre</strong>&#8216;de <strong>uzay </strong>tutkunlarını eğlendirdi. Resmi adı <strong>C / 2020 F3</strong> olmasına rağmen, kuyruklu yıldız, bu yılın başlarında fark eden Yakın Dünya Nesnesi Geniş Alan Kızılötesi Anket Explorer (NEOWISE) uzay teleskopundan sonra NEOWISE olarak adlandırıldı. Bir gaz kuyruğu olan bu “<strong>buzlu kartopu</strong>” 3 Temmuz&#8217;da güneşe en yakın yaklaşımını yaptı ve şimdi geldiği yerden geri dönüyor: dış güneş sisteminin uzak mesafeleri. Yıldızımızın etrafındaki uzun döngüsel yörüngesi, 22 Temmuz&#8217;da Dünya&#8217;ya en yakın olduktan sonra, NEOWISE Kuyruklu Yıldızı&#8217;nın yaklaşık 6.800 yıl geri dönmeyeceğini garanti ediyor.</p>



<p>Kuyruklu yıldız artık çıplak gözlerle gözlemleyecek kadar parlak olsa da, ne zaman ve nereye bakacağınızı bilmekte zorluk çekebilirsiniz. <strong>Scientific American</strong> , ipuçlarını ve kuyruklu yıldızların neden bu kadar özel olduğunu daha iyi takdir etmek için New York&#8217;taki <strong>Amerikan Doğa Tarihi Müzesi</strong>&#8216;nde bir gökbilimci olan Jackie Faherty ile konuştu.</p>



<p><strong>Çıplak gözle Kuyruklu Yıldızı izlemeye nasıl hazırlanır?</strong></p>



<p>Mümkün olan en karanlık gökyüzünü bulun ve kendinize soluk nesneleri görmek için mümkün olan en iyi fırsatı vermek için gözlerinizin ayarlandığından emin olun.Sadece ışıklara veya ekranlara baktıktan sonra dışarı çıkmayın ve kuyruklu yıldız &#8216;ı gerçekten iyi görmeyi beklemeyin. Gözlerinizi ayarlamak için 15 dakikaya ihtiyacınız var, böylece gözleriniz ayarlanmış ve daha soluk şeyleri görmeye alışırlar. Karanlık bir odaya girmekle aynı şeydir ve herkes bilir ki önce bir şeyleri göremezsiniz ve sonra aniden bir şeyler görmeye başlarsınız. Ve astrofizikçi <strong>Hanno Rein </strong>tarafından geliştirilen <strong>Comet NEOWISE </strong>uygulamasını kullanın <a rel="noreferrer noopener" href="https://rein.utsc.utoronto.ca/" target="_blank"></a>tam olarak nerede olduğunu görebilirsiniz böylece hangi yöne bakmanız gerektiğini de biliyorsunuz. Ve sonrası için, kendinize mümkün olan en karanlık, ışığı olmayan bir yer bulmalısınız.</p>



<p><strong>Hangi yöne bakmalı?</strong></p>



<p>Kuyruklu yıldız kuzeybatı gökyüzünde akşam belirir. Ama en kolay şey, bulmanıza yardımcı olmak için uygulamayı kullanmaktır.</p>



<p><strong>İzlemek için en uygun zaman ne zaman?</strong></p>



<p>Akşam gökyüzünde kuyruklu yıldız yakalayacağız. Biz buna güneşin battığı ilk bakışta diyoruz.</p>



<p><strong>Kuyruklu Yıldız bize en yakın olduğunda NE ZAMAN parlak olacak?</strong></p>



<p>Bu bir değiş tokuş.[Nesne güneşe daha yakın olduğunda, ısınır. Ve böylece daha parlak çünkü daha fazla ısınıyor, böylece buzu buhara dönüşüyor ve gazı yansıtan ışıkları var. Ama güneşin parıltısındayken daha önceSİNDE gerçekten göremiyorsunuz.</p>



<p>Ve bize yaklaştığında, mesafedeki azalma nedeniyle daha da parlaklaşıyor.&nbsp;Size daha yakın olan bir şey, daha sönük olsa bile, görülmesi daha kolay olacaktır.</p>



<p><strong>Birisi akıllı telefon kullanarak iyi bir resim çekebilir mi?</strong></p>



<p>En iyi ve daha uzun pozlamada bir akıllı telefonun kamerası kullanmaktır. Pozlama ne kadar uzun olursa, resim o kadar iyi olur, çünkü kuyruklu yıldız soluktur ve gözle bunu bulanık bir şey olarak göreceksiniz. Gözünüz bunu sizin için yapamaz. </p>



<p><strong>Kuyruklu yıldız bundan sonra ne yapacak?</strong></p>



<p>22 Temmuz&#8217;dan sonra, <strong>Dünya&#8217;dan </strong>uzaklaştıkça kararıyor ve kararıyor. Ve çok hızlı bir şekilde, en net gecede bile çıplak gözünüzle göremeyeceğiniz bir şey haline gelir. Ancak dürbün veya teleskopla, bir süre daha görmeye devam edeceğiz. Sonra güneş sisteminin dış kısmına gider ve yolculuğa çıkmadan önce birkaç bin yıllığına gider. Güneşin etrafında uzun bir yörünge vardır;bunu  kuyruklu yıldızların çoğu yapar. <strong>Güneşin </strong>etrafında dolaşmak yüzlerce veya binlerce yıl alır. Çoğunlukla güneş sisteminin dış kısmında geziyorlar.</p>



<p><strong>Neden herkes kuyrukluyıldızları önemsemeli?</strong></p>



<p>Kuyruklu yıldızı yakalayıp Dünya&#8217;ya geri getirip bir laboratuvarda inceleyebilseydiniz, bir gezegen yapmak ve muhtemelen yaşanabilir hale getirmek için malzemeleri anlamak için kutsal tanelerden birine sahip olacaktınız. &#8220;Hayat burada nasıl doğdu?&#8221; Kuyruklu yıldızlar cevaplar için aradığımız şeylerden biridir. Dünyaya dönüşecek gezegeni oluşturmak için etraftaki tüm o ilkel materyale sahipler  su ile dolu ve üzerinde hayat dolu. Bu açıdan bakıldığında, bir kuyruklu yıldız üzerinde çalışmak gerçekten önemli. Ama onu yakalayamıyor ve buraya geri getiremiyoruz.</p>



<p>Kuyruklu yıldızlar, ne olduklarını anlamadan önce genellikle belirteçlerdi. İnsanlar onları böyle gördü iyi şeylerin taşıyıcıları, kötü şeylerin taşıyıcıları. Bu yıl <strong>2020</strong>&#8216;de gökyüzünde bir işaretleyicimizin olması büyüleyici. Ve daha fazla bakmamız gerektiğini hatırlatmak isteriz. <strong>Gökyüzüne </strong>ve bize ne getirdiğine dikkat etmeliyiz.</p>



<p><strong>Bir sonraki parlak kuyruklu yıldızın ne zaman geleceğini tahmin edebilir mi?</strong></p>



<p><strong>NEOWISE </strong>uzay teleskobu gökyüzünü izliyor , bu tür şeyleri arıyor. Ve Dünya&#8217;ya yaklaşacak nesneleri arayan birkaç farklı anket var. Ama onları ne zaman bulacaklarını kim bilebilir. Bilimin güzelliği budur: bilim adamları her gün verilere bakıyor ve bir şeyler bulmaya çalışıyor</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-bakin-kuyruklu-yildizi-goreceksiniz/">Gökyüzüne Bakın Kuyruklu Yıldızı Göreceksiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gokyuzune-bakin-kuyruklu-yildizi-goreceksiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözler ve dokunuş arasında bağlantı var mı?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/gozler-ve-dokunus-arasinda-baglanti-var-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/gozler-ve-dokunus-arasinda-baglanti-var-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 14:08:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dokunuşsaluyarılar]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[newyorküniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir grup bilim insanı, küçük göz hareketlerinin, bilginin duyusal yönteminden bağımsız olarak, çevredeki ilgili bilgileri öngörme yeteneğinin bir göstergesi olarak kullanılabileceğini savundu. Çalışma göz hareketleri ve dokunma hissi arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor. &#8220;Küçük göz hareketlerinin dokunsal uyaranları ayırt etme yeteneğimizi engelleyebileceği ve bu göz hareketlerinin beklenen bir dokunsal uyarandan önce bastırılmasının aynı yeteneği artırabileceği [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gozler-ve-dokunus-arasinda-baglanti-var-mi/">Gözler ve dokunuş arasında bağlantı var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-263" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-1024x576.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-1068x601.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz-747x420.jpg 747w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/gggzzzz.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p>Bir grup bilim insanı, küçük <strong>göz </strong>hareketlerinin, bilginin <strong>duyusal </strong>yönteminden bağımsız olarak, çevredeki ilgili bilgileri öngörme yeteneğinin bir göstergesi olarak kullanılabileceğini savundu. Çalışma göz hareketleri ve <strong>dokunma </strong>hissi arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor.</p>



<p>&#8220;Küçük göz hareketlerinin dokunsal uyaranları ayırt etme yeteneğimizi engelleyebileceği ve bu göz hareketlerinin beklenen bir dokunsal uyarandan önce bastırılmasının aynı yeteneği artırabileceği gerçeği, ortak beyin bölgelerinin yanı sıra ortak sinirsel ve bilişsel kaynakları da yansıtabilir. , hem göz hareketlerinin hem de dokunsal uyaranların işlenmesinin temelini oluşturuyor, &#8220;diyor <strong>New York Üniversitesi</strong>&#8216;nde psikoloji ve sinir bilimi profesörü ve <strong>Nature Communications</strong> dergisinin son sayısında çıkan makalenin kıdemli yazarı <strong>Marisa Carrasco</strong> .</p>



<p><strong>NYU </strong>doktora sonrası araştırmacısı ve makalenin ilk yazarı <strong>Stephanie Badde</strong>, &#8220;Gözler ve dokunuş arasındaki bu bağlantı, algı, biliş ve eylem arasında şaşırtıcı bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor.&#8221;</p>



<p>Çalışma, insan katılımcılardan, parmaklarına bağlı bir cihaz tarafından üretilen iki tür titreşimi (&#8220;hızlı&#8221; yüksek frekans &#8220;yavaş&#8221;  düşük frekans) ayırt etmelerini istedi. Araştırmacılar daha sonra <strong>mikro</strong>&#8211;<strong>sakkadlar </strong>olarak bilinen istemsiz göz hareketlerinin en küçüklerini bile izlediler. Bu küçük, hızlı göz hareketlerinin, bakışlarımızı bir noktaya sabitlemeye çalıştığımızda bile meydana geldiği bilinmektedir. Burada katılımcılara vizyonlarını bilgisayar ekranındaki bir sabitleme noktasına odaklamaları talimatı verildi. Bir işaret  cihaz tarafından çıkarılan bir musluk bir sonraki yaklaşan titreşimi duyurur. Katılımcıların bilmediği şey, bu işaret ile dokunsal titreşim arasındaki zaman aralığının deneysel tasarımın merkezi bir parçası olduğudur.</p>



<p>Bu aralığın manipülasyonu, bazı bloklardaki katılımcıların tam olarak titreşimin ne zaman olacağını daha doğru tahmin etmelerini sağladı. Özellikle, bu kesin bilgiye sahip olduklarında, araştırmacılar sadece katılımcıların <strong>mikrosakkat </strong>oranlarının titreşim uyaranından hemen önce nasıl azalacağını değil, aynı zamanda hızlı ve yavaş titreşimleri ayırt etme yeteneklerinin mikro sakkadların bastırılmasıyla nasıl arttırıldığını görebiliyorlardı. </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/gozler-ve-dokunus-arasinda-baglanti-var-mi/">Gözler ve dokunuş arasında bağlantı var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/gozler-ve-dokunus-arasinda-baglanti-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya nüfusu küçülüyor mu?Ekonomik güçte büyük değişimler öngörülüyor</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-nufusu-kuculuyor-muekonomik-gucte-buyuk-degisimler-ongoruluyor/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-nufusu-kuculuyor-muekonomik-gucte-buyuk-degisimler-ongoruluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 12:40:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern kontrasepsiyona erişimdeki gelişmeler kadınların eğitimi, doğurganlıkta ki düşüşler, salgın hastalıklar dünya nüfusund düşüşler yaratmaktadır.Lancet&#8217;te yayınlanan yeni bir araştırmaya göre muhtemelen 2064&#8216;te dünya nüfusu 9.7 milyarda zirve yapacak ve daha sonra 2100&#8216;de yaklaşık 8.8 milyara düşecektir. Modelleme araştırması gelecekteki küresel, bölgesel ve ulusal nüfusu yansıtmak için Global Hastalık Yükü Çalışması 2017&#8217;den alınan verileri kullanmaktadır. Ölüm, doğurganlık ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-nufusu-kuculuyor-muekonomik-gucte-buyuk-degisimler-ongoruluyor/">Dünya nüfusu küçülüyor mu?Ekonomik güçte büyük değişimler öngörülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs.jpg" alt="" class="wp-image-259" width="472" height="265" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs-768x432.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/dnyanfs-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 472px) 100vw, 472px" /></figure></div>



<p>Modern kontrasepsiyona erişimdeki gelişmeler kadınların eğitimi, doğurganlıkta ki düşüşler, salgın hastalıklar dünya nüfusund düşüşler yaratmaktadır.<em>Lancet&#8217;te</em> yayınlanan yeni bir araştırmaya göre muhtemelen <strong>2064</strong>&#8216;te dünya nüfusu 9.7 milyarda zirve yapacak ve daha sonra <strong>2100</strong>&#8216;de yaklaşık 8.8 milyara düşecektir.</p>



<p><strong>Modelleme </strong>araştırması gelecekteki <strong>küresel</strong>, <strong>bölgesel </strong>ve <strong>ulusal nüfusu</strong> yansıtmak için <strong>Global Hastalık</strong> Yükü Çalışması 2017&#8217;den alınan verileri kullanmaktadır. Ölüm, doğurganlık ve göç tahmini için yeni yöntemler kullanarak, <strong>Washington Üniversitesi</strong> Tıp Fakültesi Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü&#8217;nden (IHME) araştırmacılar, 195 ülkenin 2100 yılına kadar 183&#8217;ünün toplam doğurganlık oranlarına (TFR) sahip olacağını tahmin ediyorlar. Bu, bir kadının yaşamı boyunca ortalama çocuk sayısını, yani kadın başına 2,1 doğumun altında olduğunu gösterir. Bu ülkelerde düşük doğurganlık göçle telafi edilmediği sürece nüfusların azalacağı anlamına gelir.</p>



<p>Yeni nüfus tahminleri, Birleşmiş Milletler Nüfus Bölümü&#8217;nün &#8216;devam eden küresel büyüme&#8217; projeksiyonlarının aksine ve küçülen bir işgücünün ekonomik büyümesindeki büyük zorlukları, yaşlanan nüfusun sağlık ve sosyal destek sistemleri üzerindeki yüksek yükü ve etkilerini vurgulamaktadır. dünya nüfusunda meydana gelen değişimlerle bağlantılı küresel güce</p>



<p>Yeni çalışma aynı zamanda, 2100 yılında <strong>küresel </strong>olarak 65 yıl boyunca tahmin edilen 2.37 milyar kişi ile 20 yaşın altındaki 1.7 milyar ile karşılaştırıldığında, küresel yaş yapısında büyük değişimler olduğunu ve çalışma yaşı nüfuslarının önemli ölçüde azaldığı ülkelerde <strong>liberal </strong>göç politikalarına duyulan ihtiyacı vurguladı.</p>



<p>Araştırmaya liderlik eden <strong>IHME </strong>Direktörü Dr. <strong>Christopher Murray</strong>, &#8220;Yüzyıl boyunca devam eden <strong>küresel </strong>nüfus artışı artık dünya nüfusu için en muhtemel <strong>yörünge </strong>değil.&#8221; Diyerek şöyle devam etti: &#8220;Bu çalışma, tüm ülkelerin hükümetlerine, <strong>demografik </strong>değişimin getirdiği zorlukları ele almak için göç, işgücü ve ekonomik kalkınma politikalarını yeniden düşünmeye başlama fırsatı sunuyor.&#8221;</p>



<p>Makalenin ilk yazarı olan IHME Profesörü Stein <strong>Emil Vollset </strong>şöyle devam ediyor: &#8220;Tahminlerimizin toplumsal, ekonomik ve jeopolitik güç sonuçları büyük. Özellikle bulgularımız, yalnızca çalışma çağındaki yetişkinlerin sayısındaki azalmanın olacağını gösteriyor Yüzyılın sonuna kadar küresel ekonomik güçte büyük değişimlere yol açabilecek <strong>GSYİH </strong>büyüme oranları Nüfus düşüşüne yanıt vermenin pek çok ülkede baskın bir politika kaygısı olması muhtemel olmakla birlikte, kadınların üreme sağlığını geliştirme veya <strong>kadın </strong>hakları konusundaki ilerlemeleri tehlikeye atmamalıdır. &#8220;</p>



<p><strong>Lancet </strong>Genel Yayın Yönetmeni <strong>Dr Richard Horton</strong> ekliyor: &#8220;Bu önemli araştırma, acil olarak planlamamız gereken bir geleceğe işaret ediyor. Jeopolitik güçteki radikal değişimler için bir vizyon sunuyor, göçle ilgili mitlere meydan okuyor ve öneminin altını çiziyor 21. yüzyıl insan uygarlığımızın hikayesinde bir devrim görecek, Afrika ve Arap Dünyası geleceğimizi şekillendirecek, Avrupa ve Asya da etkilerini azaltacak dünya çok kutuplu olacak. Bu gerçekten yeni bir dünya olacak, bugün için hazırlamamız gereken bir dünya. &#8220;</p>



<p>Beklenen doğurganlık düşüşünün büyük kısmı, özellikle doğurganlık altındaki Afrika&#8217;da, oranların ilk kez ikame seviyesinin altına düşmesi beklenen  2017&#8217;de kadın başına ortalama 4.6 doğumdan sadece 1.7&#8217;ye 2100. Doğurganlık oranının 2017&#8217;de dünyanın en yüksek olduğu Nijer&#8217;de &#8211; ortalama yedi çocuk doğuran kadınlar ile oranın 2100&#8217;e kadar 1.8&#8217;e düşmesi bekleniyor.</p>



<p>Bununla birlikte, Sahra altı Afrika nüfusunun yüzyıl boyunca üç katına çıkacağı tahmin edilmektedir; 2017&#8217;de tahmini 1.03 milyardan 2100&#8217;de 3.07 milyar&#8217;a  ölüm oranları düştükçe ve artan sayıda kadın üreme çağına girdiğinde. Kuzey Afrika ve Orta Doğu, 2100&#8217;de (978 milyon) 2017&#8217;ye (600 milyon) göre daha büyük bir nüfusa sahip olduğu tahmin edilen tek bölgedir.</p>



<p>En hızlı daralan nüfusların çoğu Asya, Orta ve Doğu Avrupa&#8217;da olacaktır. Japonya (Japonya&#8217;da yaklaşık 128 milyon insandan 2100&#8217;de 60 milyona), Tayland (71-35 milyon), İspanya (46-23 milyon), İtalya (61-35 milyon), 23 ülke ve bölgede nüfusun yarıya düşmesi bekleniyor. 31 milyon), Portekiz (11 ila 5 milyon) ve Güney Kore (53 ila 27 milyon). Ek 34 ülkenin Çin dahil% 25 ila 50 arasında nüfus düşüşleri göstermesi bekleniyor (2017&#8217;de 1,4 milyar &#8211; 2100&#8217;de 732 milyon</p>



<p><strong>Küresel yaş yapısında büyük değişimler &#8211; 80&#8217;lerin 5&#8217;lerin ikiden bire altı sayılması</strong></p>



<p><strong>Doğurganlık </strong>düştükçe ve yaşam beklentisi dünya çapında arttıkça, 5 yaşın altındaki çocukların sayısının 2017&#8217;de 681 milyondan 2100&#8217;de 401 milyona düşeceği tahmin edilirken, 80 yaşından büyük bireylerin sayısının altı kat artacağı tahmin edilmektedir. 141 milyondan 866 milyona çıktı. Benzer şekilde, 80 yaşın üzerindeki yetişkinlerin 15 yaş ve altındaki her bireye küresel oranının, nüfusun% 25&#8217;in üzerinde olduğu ülkelerde 2017&#8217;de 0,16&#8217;dan 2100&#8217;de 1,50&#8217;ye yükseleceği tahmin edilmektedir.</p>



<p>Ayrıca, çalışmayan yetişkinlerin işçilere küresel oranının 2017 yılında 0,8 civarında olduğu, ancak yaş ve <strong>cinsiyete </strong>göre işgücüne katılımın değişmemesi durumunda 2100&#8217;de 1,16&#8217;ya yükseleceği öngörülmektedir.</p>



<p>&#8220;Nüfus düşüşü, gıda sistemleri üzerindeki karbon emisyonlarını ve stresi azaltmak için potansiyel olarak iyi bir haber olsa da, daha fazla yaşlı ve daha az gençle birlikte, toplumlar daha az <strong>işçi </strong>ve vergi mükellefi ile büyümek için mücadele ettikçe ve ülkelerin servet üretme yetenekleri ile ekonomik zorluklar ortaya çıkacak yaşlılar için sosyal destek ve sağlık hizmetlerini finanse etmek gerekiyor, &#8220;diyor Vollset.</p>



<p><strong>Azalan çalışma çağındaki nüfus ekonomilerin boyutunda büyük değişimler görebilir</strong></p>



<p>Çalışma aynı zamanda 2017 yılında daha az çalışma yaşındaki yetişkinlerin tüm ülkeler için ekonomik etkisini inceledi. Çin, 2035 yılında ABD&#8217;yi küresel olarak en büyük toplam gayri safi yurtiçi hasıla (<strong>GSYİH</strong>) ile değiştirmeye hazırlanırken, 2050&#8217;den itibaren hızlı nüfus düşüşü ekonomik büyüme. Sonuç olarak, eğer göç ABD işgücünü sürdürmeye devam ederse, ABD&#8217;nin 2098 yılına kadar zirveyi geri kazanması bekleniyor.</p>



<p><strong>Hindistan&#8217;</strong>daki çalışma çağındaki yetişkinlerin sayısının 2017&#8217;de 762 milyondan 2100&#8217;de 578 milyona düşmesi öngörülse de, çalışma yaşını korumak için <strong>Asya&#8217;daki </strong>az sayıdaki güce sahip olması bekleniyor yüzyıl boyunca nüfusu Çin&#8217;in işgücü nüfusunu geçmesi bekleniyor (işçilerin sayısının 2017&#8217;de 950 milyondan 2100&#8217;de 357 milyona düşeceği tahmin ediliyor) &#8211; GSYİH sıralamalarını 7&#8217;den 3&#8217;e yükseltti.</p>



<p>Sahra-altı Afrika&#8217;nın nüfusu arttıkça jeopolitik sahnede giderek daha güçlü bir kıta olması muhtemeldir.&nbsp;Nijerya&#8217;nın çalışma çağındaki nüfusunun yüzyıl boyunca (2017&#8217;de 86 milyondan 2100&#8217;de 458 milyona) arttığını gören, dünyanın en kalabalık 10 ülkesi arasında tek ekonomik ülke olması bekleniyor. GSYİH sıralamaları 2017&#8217;de 23. sıradan 2100&#8217;de 9. sıraya yükseldi.</p>



<p>İngiltere, Almanya ve Fransa&#8217;nın yüzyılın başında dünyadaki en büyük GSYİH için ilk 10&#8217;da kalması beklenirken, İtalya&#8217;nın (2017&#8217;de 9. sıradan 2100&#8217;de 25. sıraya) ve İspanya&#8217;nın (13&#8217;ten 28&#8217;e kadar) daha büyük nüfus düşüşünü yaşayacağı öngörülüyor.</p>



<p><strong>Liberal göç, nüfus büyüklüğünün ve ekonomik büyümenin sürdürülmesine yardımcı olabilir</strong></p>



<p>Çalışma aynı zamanda nüfus düşüşünün göçle telafi edilebileceğini, liberal göçü teşvik eden ülkeler, azalan doğurganlık oranları karşısında bile nüfus büyüklüklerini daha iyi koruyabilen ve ekonomik büyümeyi destekleyebildiğini göstermektedir.</p>



<p><strong>Model</strong>, <strong>ABD</strong>, <strong>Avustralya </strong>ve <strong>Kanada </strong>gibi doğurganlık değişim seviyesinin altında olan bazı ülkelerin muhtemelen çalışma yaşındaki nüfuslarını net göç yoluyla koruyacağını tahmin etmektedir.Her ne kadar yazarlar bu gelecekteki eğilimler hakkında önemli bir belirsizlik olduğunu not etseler de.</p>



<p><strong>Murray</strong>, &#8220;Doğurganlık oranının düşük olduğu yüksek gelirli ülkeler için, mevcut nüfus seviyelerini, ekonomik büyümeyi ve jeopolitik güvenliği sürdürmek için en iyi çözümler, açık göç politikaları ve istenen sayıda çocuğu olan aileleri destekleyen sosyal politikalardır.&#8221; Diyor. Ancak, nüfusun azalması karşısında, bazı ülkelerin üreme sağlığı hizmetlerine erişimi kısıtlayan ve potansiyel olarak yıkıcı sonuçları olan politikaları düşünebileceği çok gerçek bir tehlike var. Kadınların <strong>özgürlük </strong>ve <strong>haklarının </strong>her hükümetin tepesinde olması zorunludur. </p>



<p>Yazarlar, çalışma mevcut en iyi verileri kullanırken, tahminlerin geçmişteki verilerin miktarı ve kalitesi ile sınırlandırılması da dahil olmak üzere bazı önemli sınırlamalara dikkat çekmektedir. Ayrıca geçmiş eğilimlerin her zaman gelecekte ne olacağını öngörmediğini ve modele dahil edilmeyen bazı faktörlerin doğurganlık, ölüm veya göç hızını değiştirebileceğini belirtiyorlar. Örneğin, <strong>COVID-19</strong> salgını dünya çapında yerel ve ulusal sağlık sistemlerini etkiledi ve yarım milyondan fazla ölüme neden oldu. Bununla birlikte, yazarlar, <strong>pandeminin </strong>neden olduğu aşırı ölümlerin, küresel nüfusun uzun vadeli tahmin eğilimlerini önemli ölçüde değiştirmesinin mümkün olmadığına inanmaktadır.</p>



<p><strong>Küresel göç</strong> politikasında adil bir değişiklik, zengin ve fakir ülkelerin sesini gerektirecektir. Ulusal ekonomilerin boyutlarında öngörülen değişiklikler ve bunun sonucunda askeri güçteki değişiklikler bu tartışmaları zorlayabilir. &#8220;</p>



<p>&#8220;Sonuç olarak, <strong>Murray </strong>ve meslektaşlarının tahminleri yarı yarıya doğruysa, göç bir seçenek değil tüm uluslar için bir zorunluluk haline gelecektir. Göçün sağlık ve ekonomiler üzerindeki olumlu etkileri küresel olarak biliniyor. planlı nüfus hareketine izin vererek veya ithal emek ve istikrarsız toplumlardan oluşan bir sınıfla sonuçlanırsak sağlık ve zenginliği iyileştiririz <strong>Antroposen</strong>, iklim değişikliği ve daha fazla küresel göç gibi birçok zorluk yaratmıştır.Çalışma çağındaki nüfusun dağılımı çok önemli olacaktır. insanlığın ilerleyişine veya tükenmesine &#8220;dedi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-nufusu-kuculuyor-muekonomik-gucte-buyuk-degisimler-ongoruluyor/">Dünya nüfusu küçülüyor mu?Ekonomik güçte büyük değişimler öngörülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-nufusu-kuculuyor-muekonomik-gucte-buyuk-degisimler-ongoruluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiçek Hastalığının Sebebi Vikingler mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/cicek-hastaliginin-sebebi-vikingler-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/cicek-hastaliginin-sebebi-vikingler-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 11:57:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[araştıma]]></category>
		<category><![CDATA[çiçekhastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[vikingler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim adamları, Viking iskeletlerinin dişlerinde soyu tükenmiş çiçek hastalığı belirtileri keşfetti.Bu katil hastalığın insanlığı en az 1400 yıldır rahatsız ettiğini kanıtladı. Çiçek hastalığı, enfeksiyöz damlacıklar yoluyla insandan insana yayılır, hastaların üçte biri ölümle sonuçlanır ve üçüncü bir kişiyi kalıcı olarak yaralar veya kör bırakır. 1980 yılında, küresel bir aşılama çalışmasıyla resmi olarak ortadan kaldırılmadan önce, sadece [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cicek-hastaliginin-sebebi-vikingler-mi/">Çiçek Hastalığının Sebebi Vikingler mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/vikiviki.jpg" alt="" class="wp-image-253" width="423" height="327" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/vikiviki.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/vikiviki-150x116.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/vikiviki-300x232.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/vikiviki-543x420.jpg 543w" sizes="auto, (max-width: 423px) 100vw, 423px" /></figure></div>



<p>Bilim adamları, <strong>Viking </strong>iskeletlerinin dişlerinde soyu tükenmiş <strong>çiçek hastalığı</strong> belirtileri keşfetti.Bu katil hastalığın insanlığı en az 1400 yıldır rahatsız ettiğini kanıtladı.</p>



<p>Çiçek hastalığı, <strong>enfeksiyöz </strong>damlacıklar yoluyla insandan insana yayılır, hastaların üçte biri ölümle sonuçlanır ve üçüncü bir kişiyi kalıcı olarak yaralar veya kör bırakır. <strong>1980 </strong>yılında, küresel bir aşılama çalışmasıyla resmi olarak ortadan kaldırılmadan önce, sadece 20. yüzyılda yaklaşık 300 milyon insan çiçek hatalığından hayatını kaybetti.</p>



<p>Şimdi uluslararası bir bilim adamları ekibi, Viking iskeletlerinin dişlerinden <strong>Kuzey Avrupa</strong>&#8216;daki bölgelerden çıkarıldıktan sonra yeni keşfedilen virüs suşlarının genomlarını sıraladı.</p>



<p><strong>Cambridge Üniversitesi</strong> St John&#8217;s Koleji&#8217;nden Profesör <strong>Eske Willerslev</strong> ve <strong>Kopenhag Üniversitesi Lundbeck Vakfı Geogenetik Merkezi</strong> direktörü çalışmaya öncülük etti.</p>



<p>&#8220;Viking iskeletlerinin dişlerinde yeni çiçek suşları keşfettik ve genetik yapılarının 20. yüzyılda ortadan kaldırılan modern çiçek virüsünden farklı olduğunu gördük. Vikinglerin Avrupa ve ötesinde hareket ettiğini biliyorduk ve Dünyayı dolaşan insanlar hızla Covid-19&#8217;u yayılmasına neden oldukları gibi muhtemelen Vikinglerde çiçek hastalığını yaymışlardır.&#8221;</p>



<p>&#8220;Bu iskeletlerden çıkarılan 1400 yıllık genetik bilgi çok önemli çünkü bize çiçek hastalığına neden olan variola virüsünün evrimsel tarihini öğretiyor.&#8221;</p>



<p>Çiçek hastalığı 20. yüzyılın başında <strong>Avrupa </strong>ve <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>&#8216;nin çoğunda yok edildi, ancak <strong>Afrika</strong>, <strong>Asya </strong>ve <strong>Güney Amerika&#8217;</strong>da <strong>endemik </strong>kaldı. <strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong>, 1967&#8217;de temas izleme ve kitle iletişim kampanyalarını içeren bir eradikasyon programı başlattı. Ülkelerin günümüzün koronavirüs salgınını kontrol etmek için kullandıkları tüm halk sağlığı teknikleri kullanıldı. Ancak sonuçta bilim insanlarının çiçek hastalığını durdurmalarını sağlayan bir <strong>aşıyla </strong>küresel çıkışı buldu.</p>



<p>Tarihçiler çiçek hastalarının MÖ 10.000&#8217;den beri var olabileceğine inanıyorlar, ancak şu ana kadar virüsün 17. yüzyıldan önce var olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktu. İnsanları ilk kez nasıl enfekte ettiği bilinmemektedir, ancak <strong>Covid-19</strong> gibi hayvanlardan geldiğine inanılmaktadır.</p>



<p><strong>Kopenhag Üniversitesi</strong>, GeoGenetics Merkezi&#8217;nden araştırmaya liderlik eden kıdemli yazarlardan biri olan Profesör <strong>Martin Sikora </strong>şunları söyledi: &#8220;Çiçek hastalığının ortaya çıkışının zaman çizelgesi her zaman net değildi, ancak katil virüsün en bilinen türünü sıralayarak, Viking Çağı boyunca çiçek hastalığının var olduğunu ilk kez <strong>kanıtladık</strong>.&#8221;</p>



<p>&#8220;Çiçek hastalığının bu türlerinin ölümcül olup olmadığından ve örneklediğimiz Vikinglerin ölümüne neden olup olmadığından emin olmasak da, 1400 yıl sonra tespit edebilmemiz için kesinlikle kan dolaşımında çiçek hastalığı ile öldüler. ayrıca bulgularımızın daha önce bilim insanlarının <strong>DNA </strong>kanıtlarını henüz keşfetmediği yönünde salgınlar olması da oldukça muhtemel. &#8220;</p>



<p>Araştırmacılar, Danimarka, Norveç, Rusya ve Birleşik Krallık&#8217;taki 11 Viking dönemi mezar yerinde çiçek hastalığı  variola virüsünün neden olduğunu buldular. Ayrıca, İsveç&#8217;in doğu kıyısı açıklarında uzun bir ticaret geçmişine sahip bir ada olan <strong>Öland&#8217;da </strong>birçok insan kalıntısıda buldular. </p>



<p>&#8220;Çiçek hastalığının erken versiyonu, çiçek hastalığı soy ağacında genetik olarak kamburpox ve taterapox gibi hayvan poxvirüslerine, gerbillerden daha yakındır. Virüsün evrimleştiğini gösteren modern çiçek hastalığına tam olarak benzemiyor. Hastalığın kendini nasıl gösterdiğini bilmiyoruz. Viking Çağı  yüz milyonlarca insanı öldüren ve deforme eden öldürücü modern suştan farklı olabilir. &#8220;</p>



<p> &#8220;Poxvirüslerin etrafında birçok gizem var. Vikinglerde genetik olarak çok farklı çiçek hastalığı bulmak gerçekten dikkate değerdir.Kimse bu çiçek hastalığı suşlarının var olmasını beklemiyordu.Çoğu zaman çiçek hastalığının MS 600 ile Batı ve Güney Avrupa&#8217;da düzenli olarak MS 600 civarında olduğuna inanılmaktadır.</p>



<p>&#8220;Çiçek hastalığının Kuzey Avrupa&#8217;da da yaygın olduğunu kanıtladık. Geri dönen <strong>haçlıların </strong>veya daha sonraki olayların Avrupa&#8217;ya ilk çiçek hastalığı getirdiği düşünülüyordu, ancak bu tür teoriler doğru olamaz. Hastalığın yazılı hesapları genellikle belirsiz olsa da, bulgularımız bin yıl öncesine kadar çiçek hastalığının varlığını teyit ediyor. &#8220;</p>



<p>Dr Jones: &#8220;Geçmişten gelen bilgi bizi bugün koruyabilir. Bir hayvan veya bitki soyu tükendiğinde geri gelmez. Ancak mutasyonlar yeniden meydana gelebilir veya geri dönebilir ve virüsler hayvan <strong>rezervuarından </strong>mutasyona uğrayabilir veya dökülebilir. Bu yüzden her zaman başka bir zoonoz olacak. &#8220;</p>



<p><strong>Zoonoz</strong>, insan olmayan bir hayvandan insana sıçrayan bir patojenin neden olduğu bulaşıcı bir hastalık salgını anlamına gelir.</p>



<p>Araştırma, Lundbeck Vakfı, The Wellcome Trust, Nordic Foundation ve Illumina Inc. arasındaki bilimsel işbirliği sayesinde 5000 eski insan genomunu ve bunların ilişkili patojenlerini sıralayan uzun vadeli bir projenin parçası.</p>



<p>Profesör <strong>Willerslev </strong>şu sonuca vardı: &#8220;Çiçek hastalığı ortadan kaldırıldı, ancak yarın başka bir tür hayvan rezervuarından dökülebilir. 2020&#8217;de bugün insanları etkileyen virüsler ve patojenler hakkında bildiklerimiz, insanları tarihsel olarak rahatsız eden şeylerin sadece küçük bir görüntüsü.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/cicek-hastaliginin-sebebi-vikingler-mi/">Çiçek Hastalığının Sebebi Vikingler mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/cicek-hastaliginin-sebebi-vikingler-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Futbolu Sizden Öğrenecek Değiliz&#8230;Kadın Futbolu!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/futbolu-sizden-ogrenecek-degiliz-kadin-futbolu/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/futbolu-sizden-ogrenecek-degiliz-kadin-futbolu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 09:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[dünyakupası]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[kadınfutbolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=244</guid>

					<description><![CDATA[<p>FIFA Kadınlar Dünya Kupası&#8216;nın&#160;finallerini&#160;ve Japonya&#8216;nın&#160;&#160; ABD&#8216;ye&#160;karşı kazandığı zaferi&#160;izledikten sonra &#160;&#160;ortaya çıkan&#160;bir&#160;ana&#160;soru var: Erkek ve kadın&#160;futbolu&#160;arasındaki fark nedir&#160;? Birçok spor uzmanı, kadının futbol oyunlarının daha&#160;pürüzsüz olduğunu&#160;ve oyunun&#160;erkeklerle&#160;olduğu kadar&#160;kesintiye uğramadığını&#160;öğrendi.Kadın futbolunda daha az&#160;&#160;yaralanma&#160;ve Faul varken erkeklerde genellikle&#160;sahte yaralanmalar daha&#160;ahır sakatlıklar daha sert bir oyun şekli görüyoruz.&#160;Kadınlar futbolda&#160;daha&#160;&#160;dürüst&#160;oluyorlar.&#160;Küfür&#160;ve itme&#160;yok&#160;&#160;. Kadınların futbol maçları&#160;&#160;daha yavaş&#160;olma eğilimindedir&#160;.&#160;Akciğerleri erkeklere oranla daha küçük [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/futbolu-sizden-ogrenecek-degiliz-kadin-futbolu/">Futbolu Sizden Öğrenecek Değiliz&#8230;Kadın Futbolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kadın-futbol.jpg" alt="" class="wp-image-246" width="483" height="355" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kadın-futbol.jpg 550w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kadın-futbol-150x110.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kadın-futbol-300x220.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/kadın-futbol-80x60.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 483px) 100vw, 483px" /></figure></div>



<p><strong>FIFA Kadınlar Dünya Kupası</strong>&#8216;nın&nbsp;finallerini&nbsp;ve<strong> Japonya</strong>&#8216;nın&nbsp;&nbsp; <strong>ABD</strong>&#8216;ye&nbsp;karşı kazandığı zaferi&nbsp;izledikten sonra &nbsp;&nbsp;ortaya çıkan&nbsp;bir&nbsp;ana&nbsp;soru var: Erkek ve kadın&nbsp;futbolu&nbsp;arasındaki fark nedir&nbsp;?</p>



<p>Birçok spor uzmanı, kadının <strong>futbol </strong>oyunlarının daha&nbsp;pürüzsüz olduğunu&nbsp;ve oyunun&nbsp;erkeklerle&nbsp;olduğu kadar&nbsp;kesintiye uğramadığını&nbsp;öğrendi.Kadın futbolunda daha az&nbsp;&nbsp;yaralanma&nbsp;ve Faul varken erkeklerde genellikle&nbsp;sahte yaralanmalar daha&nbsp;ahır sakatlıklar daha sert bir oyun şekli görüyoruz.&nbsp;Kadınlar futbolda&nbsp;daha&nbsp;&nbsp;dürüst&nbsp;oluyorlar.&nbsp;Küfür&nbsp;ve itme&nbsp;yok&nbsp;&nbsp;.</p>



<p>Kadınların futbol maçları&nbsp;&nbsp;daha yavaş&nbsp;olma eğilimindedir&nbsp;.&nbsp;Akciğerleri erkeklere oranla daha küçük olduğu için daha az miktarda&nbsp;oksijen alıyorlar.&nbsp;Böylece kadınlar daha uzun süre erkekler kadar hızlı oynayamazlar.&nbsp;Hem erkek hem de kadın futbol maçları 90 dakika sürdüğü için kadınların daha erken yorulması muhtemeldir.&nbsp;Son zamanlarda&nbsp;&nbsp;yapılan bir araştırma, erkeklerin&nbsp;bir oyun sırasında&nbsp;farklı&nbsp;kasları&nbsp;ve kalçalarının&nbsp;aktive&nbsp;ettiğini göstermektedir&nbsp;&nbsp;.</p>



<p>Başka farklılıklar da var.&nbsp;Kadınlar&nbsp;ortalama olarak&nbsp;erkeklerden daha küçük oldukları&nbsp;için sahada savuna ve hücum için daha fazla alana sahipler.Kadın&nbsp;&nbsp;savunucular&nbsp;ceza alanının&nbsp;tamamını savunamazlar.&nbsp;Sonuç olarak, kadın oyunlarında erkeklerden daha fazla gol atılır.</p>



<p>Kadın futbolu&nbsp;&nbsp; son yıllarda teknik olarak&nbsp;gelişti&nbsp;.&nbsp;Topun kullanımı ve&nbsp;&nbsp;top sürme&nbsp;&nbsp; çok daha iyi hale geldi.&nbsp;Paslar da daha&nbsp;hassas&nbsp;.</p>



<p>Almanya&#8217;daki FIFA Kadınlar Dünya Kupası&nbsp;, oyunda erkek futbolunda&nbsp;olduğu kadar&nbsp;coşku&nbsp;olabileceğini gösterdi&nbsp;.&nbsp;Stadyumlar doluydu.Yüksek sınıf oyunları gören seyirciler kadın futbolunun keyfiyle memnun edildi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/futbolu-sizden-ogrenecek-degiliz-kadin-futbolu/">Futbolu Sizden Öğrenecek Değiliz&#8230;Kadın Futbolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/futbolu-sizden-ogrenecek-degiliz-kadin-futbolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jamaika! Dünyanın en hızlı sprinterleri</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/jamaika-dunyanin-en-hizli-sprinterleri/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/jamaika-dunyanin-en-hizli-sprinterleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 09:14:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[altınmadalya]]></category>
		<category><![CDATA[atletizm]]></category>
		<category><![CDATA[jamaika]]></category>
		<category><![CDATA[powell]]></category>
		<category><![CDATA[sprinter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en hızlı koşucuları Jamaika&#8217;dan geliyor.&#160;Son&#160;on yılda&#160;,&#160;sprint&#160;etkinliklerinin&#160;çoğuna&#160;Karayip&#160;adasındaki&#160;erkek ve kadın koşucular&#160;hakim oldu&#160;.&#160;Usain Bolt, Asafa Powell ve Verona Campbell Brown, Jamaika&#8217;nın&#160;dünya rekoru&#160;sahipleri ve&#160;Olimpiyat&#160;altın madalyaları sahipleri arasındalar. Jamaika&#8217;da koşu değişti. Geneli yoksul gecekondularda yaşayan sporcular kendilerini bu şekilde göstermeye başladılar.Yetenekleri olduğunu gördüklerinde&#160;Amerikan kolejlerinde&#160;burs&#160;aldılar&#160;.Deneyimli&#160;egitmenlerle, dünya standartlarında eğitim alıyorlar ama&#160;yine de&#160;evlerinde hissetmiyorlar.&#160;Bugün, Jamaika&#160;en iyi&#160;koçları&#160;istihdam etmek&#160;için yeterli ekonomik güce sahip&#160;, bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/jamaika-dunyanin-en-hizli-sprinterleri/">Jamaika! Dünyanın en hızlı sprinterleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr.jpg" alt="" class="wp-image-240" width="477" height="358" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr.jpg 850w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-600x452.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-768x578.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-300x226.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-696x524.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-558x420.jpg 558w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/sprinterrrrrrr-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 477px) 100vw, 477px" /></figure></div>



<p>Dünyanın en hızlı koşucuları Jamaika&#8217;dan geliyor.&nbsp;Son&nbsp;on yılda&nbsp;,&nbsp;<strong>sprint</strong>&nbsp;etkinliklerinin&nbsp;çoğuna&nbsp;<strong>Karayip</strong>&nbsp;adasındaki&nbsp;erkek ve kadın koşucular&nbsp;hakim oldu&nbsp;.&nbsp;<strong>Usain Bolt</strong>, <strong>Asafa Powell </strong>ve <strong>Verona Campbell</strong> <strong>Brown</strong>, Jamaika&#8217;nın&nbsp;dünya rekoru&nbsp;sahipleri ve&nbsp;Olimpiyat&nbsp;altın madalyaları sahipleri arasındalar.<a href="https://www.english-online.at/sports/olympic-games/summer-and-winter-olympic-games.htm"></a></p>



<p>Jamaika&#8217;da koşu değişti. Geneli yoksul gecekondularda yaşayan sporcular kendilerini bu şekilde göstermeye başladılar.Yetenekleri olduğunu gördüklerinde&nbsp;Amerikan kolejlerinde&nbsp;burs&nbsp;aldılar&nbsp;.Deneyimli&nbsp;egitmenlerle, dünya standartlarında eğitim alıyorlar ama&nbsp;yine de&nbsp;evlerinde hissetmiyorlar.&nbsp;Bugün, Jamaika&nbsp;en iyi&nbsp;koçları&nbsp;istihdam etmek&nbsp;için yeterli ekonomik güce sahip&nbsp;, bu yüzden Jamaikalı sprinterler evlerinde kalıyorlar.&nbsp;Burada daha&nbsp;rahatlar&nbsp;ve&nbsp;daha iyi&nbsp;performans&nbsp;gösterebilirler&nbsp;.</p>



<p>Jamaika&#8217;da çocuklar çok erken yaşta koşmaya başlar.&nbsp;Okul öğretmenlerine ve atletik&nbsp;koçlara&nbsp;gittiklerinde&nbsp;koşmalarını ve yürümelerini izleyin.&nbsp;Daha sonra&nbsp;yeteneklerine&nbsp;bağlı&nbsp;olarak&nbsp;<strong>atletizm </strong>sahalarına&nbsp;gönderilirler&nbsp;.&nbsp;Ülkenin dünya standartlarında koşucularının çoğu&nbsp;önde gelen&nbsp;iki&nbsp;pist kulübünde başladılar.&nbsp;Jamaika&#8217;da koşmak çok önemli ve&nbsp;ulusal şampiyonluğu&nbsp;veya okul&nbsp;şampiyonluğunu&nbsp;kazanmak gerçekten büyük bir şey.&nbsp;Zor bir&nbsp;<strong>rekabet&nbsp;</strong>Jamaikalıların bu kadar iyi olmasının nedenlerinden biri olabilir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.english-online.at/news-articles/sports/usain-bolt-at-the-berlin-world-championships.JPG" alt="Usain Bolt, 2009 Dünya Şampiyonası'nda Berlin'de" width="306" height="387"/></figure></div>



<p>Jamaika&#8217;nın&nbsp;dünyadaki parkurlardaki&nbsp;başarısının bir&nbsp;başka nedeni&nbsp;de&nbsp;<strong>beslenme</strong>.Tipik bir kahvaltı&nbsp;tuz&nbsp;balık&nbsp;ile&nbsp;patates&nbsp;,&nbsp;muz&nbsp;ve belki bir fincan çay.&nbsp;Koşucuların&nbsp;iyi&nbsp;performans&nbsp;göstermesi&nbsp;gereken&nbsp;karbonhidratlar&nbsp;içerir. Beslenme&nbsp;uzmanları&nbsp;Jamaikalı çocukların&nbsp;<strong>diyetinin&nbsp;</strong>başarının&nbsp;anahtarlarından&nbsp;biri&nbsp;olduğunu savunuyor&nbsp;.<strong><a href="https://www.english-online.at/health_medicine/nutrition/nutrition-how-the-body-uses-food.htm"></a></strong></p>



<p>Jamaikalı sporcular da siyah olmayanlardan farklı inşa edilmişlerdir.&nbsp;<strong>Uzun bacakları </strong>ve <strong>az yağlar</strong>ı var. Dar&nbsp;kalçalar&nbsp;onları çalıştırdığınızda dizlerini daha yükseğe kaldırmak için <strong>vücut </strong>izin verir.&nbsp;Birçok&nbsp;bilim adamı&nbsp;araştırmalarında&nbsp;sprinterlerin özel olup olmadığını öğrenmek amacıyla <strong>Afrika </strong>ve <strong>Karayip </strong>rayları&nbsp;genlerinin&nbsp;diğerlerinden daha hızlı olup olmadığının araştımalarını yapmışlardır.&nbsp;Bununla birlikte&nbsp;,&nbsp;böyle bir <strong>genin&nbsp;</strong>kanıtı&nbsp;yoktur&nbsp;.</p>



<p><strong>Bolt, Powell </strong>ve diğerlerinin başarısı&nbsp;Jamaikalı çocukları tetikliyor ve en iyisi olabilmek için sert eğitim <strong>demir irade</strong> göstererek çalışmalarını devam ettiriyorlar<strong>.</strong></p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/jamaika-dunyanin-en-hizli-sprinterleri/">Jamaika! Dünyanın en hızlı sprinterleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/jamaika-dunyanin-en-hizli-sprinterleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Rekoru&#8230;Sınırları Aşabiliriz</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-rekoru-sinirlari-asabiliriz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-rekoru-sinirlari-asabiliriz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 08:28:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[dünyarekoru]]></category>
		<category><![CDATA[olimpiyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[usainbolt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Londra 2012 Yaz Olimpiyatları sırasında 30&#8217;dan fazla dünya rekoru kırıldı . Yüzmeye, bisiklete binmeye, koşmaya, haltere ve diğer sporlara yöneldiler. Sporcular nasıl daha iyi, daha uzun atlama, koşma veya daha hızlı yüzmek için çalışıyor. Bilim adamları sporcuların sınırlarına ulaştığını söylemelerine rağmen kayıtlar düşmeye devam ediyor. Olimpik hareket başladığından beri neredeyse her sporcu daha iyi hale geldi . Bunun bir nedeni, her zamankinden daha fazla insanın spor ve egzersize erişebilmesidir .  Daha erken yaşta başlarlar ve rekabet edebilirlersporlarında daha uzun süre. Okullarına giderek daha [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-rekoru-sinirlari-asabiliriz/">Dünya Rekoru&#8230;Sınırları Aşabiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-236" width="524" height="392" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-1024x768.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-600x450.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-768x576.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-696x522.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-1068x801.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-560x420.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-1120x840.jpg 1120w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-265x198.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain-530x396.jpg 530w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/usain.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 524px) 100vw, 524px" /></figure></div>



<p><strong>Londra 2012 Yaz Olimpiyatları</strong> sırasında 30&#8217;dan fazla <strong>dünya rekoru</strong> kırıldı . Yüzmeye, bisiklete binmeye, koşmaya, haltere ve diğer sporlara yöneldiler. Sporcular nasıl daha iyi, daha uzun atlama, koşma veya daha hızlı yüzmek için çalışıyor.</p>



<p>Bilim adamları sporcuların sınırlarına ulaştığını söylemelerine rağmen kayıtlar düşmeye devam ediyor. Olimpik hareket başladığından beri neredeyse her sporcu daha iyi hale geldi . Bunun bir nedeni, her zamankinden daha fazla insanın spor ve egzersize erişebilmesidir .</p>



<p> Daha erken yaşta başlarlar ve rekabet edebilirler<a href="https://www.english-online.at/geography/london/geography-of-london.htm"></a><a href="https://www.english-online.at/sports/olympic-games/summer-and-winter-olympic-games.htm"></a><br><a href="https://www.english-online.at/health_medicine/physical-fitness/physical-fitness-exercising.htm"></a>sporlarında daha uzun süre. Okullarına giderek daha doğal yetenekler keşfedilebilir .</p>



<p><br>Başka bir neden, sporcuların daha fazla antrenman yapabilmeleri ve profesyoneller olarak günlük işlerinden sonra bir antrenman seansına koşmak yerine tamamen sporlarına konsantre olmalarıdır. Tıp geliştikçe sporcular daha uzun süre rekabette kalabilir ve yaralanmaların daha hızlı üstesinden gelebilir .Teknoloji de puanların yükselmesine yardımcı oldu . Örneğin, video analizi yoluyla, antrenörler bir sporcunun tekniğinin ince ayarına odaklanabilir . Malzeme ve ekipman sürekli iyileşiyor. Buda spora yönelimleri arttırıyor.</p>



<p>Bununla birlikte , en önemli faktörlerden biri insan zihnidir . Başka birinden daha iyi ve daha hızlı olmak doğamızda yatar. Rekor kırmaya koşarak engelleri aşarak vücudumuzda ki muazzam gücü görebiliriz.</p>



<p>Peki, sınırlar nerede? Cevaplanması en zor sorulardan biri, bir insanın ne kadar hızlı koşabileceğidir sınırlar. insan sınırları kendisidir. Birkaç yıl önce, hiç kimse bir kişinin 100 metrelik çizgide 10 saniyenin altında koşabileceğini düşünmedi . Ancak <strong>1968 Mexico City Olimpiyatları</strong>nda rekor kırıldı. Şu anda <strong>Usain Bolt</strong>, <strong>9.58</strong> saniyede dünyanın en hızlı adamı. Bilim adamları, <strong>9.48</strong>&#8216;in böyle bir mesafeyi koşmak için mutlak sınır olabileceğini söylüyor ancak, belki de bazı koşucular bir gün 9 saniyenin altında koşacak. </p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunya-rekoru-sinirlari-asabiliriz/">Dünya Rekoru&#8230;Sınırları Aşabiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunya-rekoru-sinirlari-asabiliriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dokuzuncu Gezegen Mi? Kara Delik Mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dokuzuncu-gezegen-mi-kara-delik-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dokuzuncu-gezegen-mi-kara-delik-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 23:41:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[astrofizik]]></category>
		<category><![CDATA[dokuzgezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Karadelik]]></category>
		<category><![CDATA[lsst]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=231</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi&#8216;ndeki bilim adamları ve Kara Delik Girişimi (BHI), dış güneş sisteminde kara delikler bulmak için yeni bir yöntem geliştirdiler ve bununla birlikte, varsayılan Gezegen Dokuzunun gerçek doğasını belirlediler.&#160;Astrofizik Dergi Mektupları tarafından&#160;kabul edilen makale,&#160;gelecekteki Eski Uzay ve Zaman Araştırması (LSST) misyonunun varlığı, Gezegen Dokuz&#8217;u bir kara delik olarak kanıtlayabilen veya dışlayabilen toplanma parlamalarını gözlemleme yeteneğini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dokuzuncu-gezegen-mi-kara-delik-mi/">Dokuzuncu Gezegen Mi? Kara Delik Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft"><img decoding="async" src="https://www.sciencedaily.com/images/2020/07/200712105456_1_540x360.jpg" alt="Kara delik soyut |  Kredi bilgileri: © magann / stock.adobe.com" title="Büyütmek için tıklayın"/></figure></div>



<p><strong>Harvard Üniversitesi</strong>&#8216;ndeki bilim adamları ve Kara Delik Girişimi (BHI), dış güneş sisteminde kara delikler bulmak için yeni bir yöntem geliştirdiler ve bununla birlikte, varsayılan Gezegen Dokuzunun gerçek doğasını belirlediler.&nbsp;<em>Astrofizik Dergi Mektupları tarafından</em>&nbsp;kabul edilen makale,&nbsp;gelecekteki Eski Uzay ve Zaman Araştırması (<strong>LSST</strong>) misyonunun varlığı, Gezegen Dokuz&#8217;u bir kara delik olarak kanıtlayabilen veya dışlayabilen toplanma parlamalarını gözlemleme yeteneğini vurgulamaktadır.</p>



<p><strong>Avi Loeb</strong>, <strong>Frank B. Baird Jr.Harvard</strong> Bilim Profesörü ve Harvard lisans öğrencisi <strong>Amir Siraj</strong>, bozulma sonucu ortaya çıkan olaylara dayanarak dış güneş sistemindeki kara delikleri aramak için yeni bir yöntem geliştirdi.&nbsp;Çalışma, LSST&#8217;nin küçük Oort bulut nesnelerinin etkisinden kaynaklanan toplanma parlamalarını gözlemleyerek kara delik bulma yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir.</p>



<p>Siraj, &#8220;Bir kara deliğin yakınında, yıldızlararası ortamda kara deliğe gazın birikiminden ısınma sonucunda ona yaklaşan küçük cisimler eriyecek,&#8221; dedi.&nbsp;&#8220;Eritildiklerinde, küçük cisimler kara delik tarafından gelgit bozulmasına neden olur, ardından bozulan cisimler kara deliğe birikir.&#8221;&nbsp;Loeb, &#8220;Kara delikler kendinden karanlık olduğu için, kara deliğin ağzına giderken önemli olan radyasyon bu karanlık ortamı aydınlatmanın tek yoludur.&#8221;</p>



<p>Yeni hesaplama ile gelecekteki primer karadelikler için araştırmalar yapılabilir.&nbsp;Siraj, &#8220;Bu yöntem, sıkışmış gezegen kütleli kara delikleri Oort bulutunun kenarına veya yaklaşık yüz bin astronomik birime tespit edebilir ya da ortadan kaldırabilir.&#8221;&nbsp;Diyerek şöyle devam etti: &#8220;İlkel karadeliklerde bulunan karanlık madde fraksiyonuna yeni sınırlar koyabilir.&#8221;</p>



<p>Yaklaşan LSST&#8217;nin birikim parlamalarını tespit etmek için gereken hassasiyete sahip olması beklenirken, mevcut teknoloji bunu rehberlik olmadan yapamaz.&nbsp;&#8220;LSST, tüm gökyüzünü tekrar tekrar kaplayan ve geçici işaret fişekleri arayan geniş bir görüş alanına sahiptir.&#8221;&nbsp;&#8220;Diğer teleskoplar bilinen bir hedefe işaret etmekte iyidir, ancak Dokuz Gezegen&#8217;i nerede arayacağımızı tam olarak bilmiyoruz. Sadece içinde bulunduğu geniş bölgeyi biliyoruz.&#8221;&nbsp;Siraj, &#8220;LSST&#8217;nin gökyüzünü haftada iki kez inceleme yeteneği son derece değerlidir. Buna ek olarak, daha önce görülmemiş derinliği, büyük olanlardan daha sık görülen nispeten küçük çarpmalardan kaynaklanan alevlerin algılanmasına izin verecektir.&#8221;</p>



<p>Yeni makale, tanınmış ilk tespit adayı olan Dokuz Gezegen&#8217;e odaklanıyor.&nbsp;Çok spekülasyon konusu olan çoğu teori, Dokuz Gezegen&#8217;in daha önce tespit edilmemiş bir gezegen olduğunu, ancak aynı zamanda gezegen kütleli bir kara deliğin varlığını da işaret edebileceğini gösteriyor.</p>



<p>&#8220;<strong>Nine Gezegeni</strong>, Neptün yörüngesinin ötesindeki bazı nesnelerin gözlemlenen kümelenmesi için zorlayıcı bir açıklamadır. Nine Gezegeni&#8217;nin varlığı, doğrudan elektromanyetik bir arama ile doğrulanırsa, güneş sistemindeki yeni bir gezegenin ilk olarak iki kez algılanması olacaktır. Yüzyıllar, <strong>Plüton</strong>&#8216;u saymaz, dedi Siraj, Gezegen Dokuz  veya yerçekimi etkisini ölçmek için prob gönderme önerisi gibi diğer son modellerden gelen ışığı tespit edememenin kara delik modelini ilgi çekici hale getireceğini söyledi. dış güneş sisteminde gözlemlenen anormal yörüngeler için alternatif açıklamalar konusunda büyük bir spekülasyon olmuştur.&nbsp;Ortaya konan fikirlerden biri, Dokuzuncu Gezegenin Dünya&#8217;nınkinden beş ila on kat daha büyük bir kütleye sahip greyfurt büyüklüğünde bir kara delik olma olasılığıydı. &#8220;</p>



<p>Dokuz Gezegen&#8217;e odaklanmak, hem güneş sistemindeki gezegen kütleli bir kara deliğin varsayımsal bir keşfinin sahip olacağı benzeri görülmemiş bilimsel öneme hem de orada neler olduğunu anlama konusundaki ilginin devam etmesine dayanıyor.&nbsp;Loeb, &#8220;Güneş sisteminin etekleri bizim arka bahçemizdir. Dokuz Gezegen&#8217;i bulmak, evinizin arkasındaki barakada hiç bilmediğiniz bir kuzeni keşfetmek gibidir.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Hemen soru soruyor: neden orada? Özelliklerini nasıl elde etti? Güneş sistemi geçmişini şekillendirdi mi? Daha fazlası var mı?&#8221;</p>



<p>Araştırma kısmen <strong>Çığır Açan Ödül Vakfı</strong>ndan ve <strong>John Templeton Vakfı</strong>&#8216;ndan (JTF) ve <strong>Gordon ve Betty Moore Vakfı</strong>&#8216;ndan (GBMF) hibelerle finanse edilen <strong>Harvard&#8217;ın Kara Delik Girişimi</strong> (BHI) tarafından finanse edildi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dokuzuncu-gezegen-mi-kara-delik-mi/">Dokuzuncu Gezegen Mi? Kara Delik Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dokuzuncu-gezegen-mi-kara-delik-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz semptomlarında artışa bağlı erken regl</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/menopoz-semptomlarinda-artisa-bagli-erken-adet-kanamasi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/menopoz-semptomlarinda-artisa-bagli-erken-adet-kanamasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 23:18:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adetkanaması]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[regl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Queensland Üniversitesi&#8216;nde yapılan bir araştırmaya göre, erken adet kanaması, menopozda on yıllar sonra sıcak basması ve gece terlemesi olasılığını arttırıyor. Halk Sağlığı Okulu araştırmacıları, üreme sağlığı ve Kronik hastalık Olayları (InterLACE) uluslararası işbirliğine Hayat kursu Yaklaşımı kapsamında, İngiltere, ABD ve Avustralya&#8217;da 18.000&#8217;den fazla orta yaşlı kadının verilerini analiz ettiler. UQ&#8217;dan Dr. Hsin-Fang Chung, çalışmanın menopozda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/menopoz-semptomlarinda-artisa-bagli-erken-adet-kanamasi/">Menopoz semptomlarında artışa bağlı erken regl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1.jpg" alt="" class="wp-image-226" width="422" height="280" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1.jpg 1000w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1-600x400.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1-768x512.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1-150x100.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1-300x200.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1-696x464.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/regl-donemi-1-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 422px) 100vw, 422px" /></figure></div>



<p><strong>Queensland Üniversitesi</strong>&#8216;nde yapılan bir araştırmaya göre, erken adet kanaması, menopozda on yıllar sonra sıcak basması ve gece terlemesi olasılığını arttırıyor.</p>



<p>Halk Sağlığı Okulu araştırmacıları, üreme sağlığı ve Kronik hastalık Olayları (<strong>InterLACE</strong>) uluslararası işbirliğine Hayat kursu Yaklaşımı kapsamında, İngiltere, ABD ve Avustralya&#8217;da 18.000&#8217;den fazla orta yaşlı kadının verilerini analiz ettiler.</p>



<p>UQ&#8217;dan <strong>Dr. Hsin-Fang Chung</strong>, çalışmanın menopozda 11 yaş ve altındaki menstruasyona başlayan kadınların menopozda sık sık sıcak basması ve gece terlemesi yaşama riskinin% 50 daha yüksek olduğunu gösterdiğini söyledi.</p>



<p>Grup ilk dönemlerini 14 yaşında veya daha büyük olan kadınlarla karşılaştırdı.</p>



<p>Dr Chung, &#8220;Her iki semptomu erken yaşta menstruasyon yapan kadınların sadece sıcak basması veya gece terlemesi geçirmekten daha büyük olduğunu belirtti.&#8221; Dedi.</p>



<p>Erken menstruasyonun daha önce tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar da dahil olmak üzere yaşamın sonraki olumsuz sağlık koşullarına bağlı olduğunu söyledi.</p>



<p>InterLACE proje lideri Profesör <strong>Gita Mishra</strong>, obezitenin bulgularda önemli bir rol oynadığını söyledi.</p>



<p>&#8220;Erken adet gören ve orta yaşta aşırı kilolu veya obez olan kadınlar, ilk yaşlarını 14 yaş veya daha büyük olan ve normal kilo alan kadınlara kıyasla, iki kez daha sık sıcak basması ve gece terlemesi riski taşıyordu.&#8221; Dedi.</p>



<p>Profesör Mishra, &#8220;Bu bulgular erken adet gören kadınları, özellikle yetişkinlikte kilo yönetimi olmak üzere sağlığı geliştirme programlarına katılmaya teşvik ediyor.&#8221; Dedi.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/menopoz-semptomlarinda-artisa-bagli-erken-adet-kanamasi/">Menopoz semptomlarında artışa bağlı erken regl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/menopoz-semptomlarinda-artisa-bagli-erken-adet-kanamasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahallemiz Hayatımızın Tamamını Belirleyebilir Mi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/mahallemiz-hayatimizin-tamamini-belirleyebilir-mi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/mahallemiz-hayatimizin-tamamini-belirleyebilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 22:35:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çocuğun büyüdüğü mahalle, görünmez şekillerde yıllarca sağlığını ve hayatını etkileyebilir. İngiltere ve Galler&#8216;de doğan ve 18 yaşına kadar takip edilen 2000 çocukla ilgili uzun süreli bir çalışma, daha ekonomik yoksunluk, fiziksel harap, sosyal kopukluk ve tehlike ile işaretlenmiş topluluklarda yetişen genç yetişkinlerin epigenomda (proteinler ve kimyasal bileşikler) farklılıklar gösterdiğini buldu. Genlerinin aktivitesini düzenleyen Araştırmacılar, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mahallemiz-hayatimizin-tamamini-belirleyebilir-mi/">Mahallemiz Hayatımızın Tamamını Belirleyebilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mahhllee.jpg" alt="" class="wp-image-220" width="470" height="235" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mahhllee.jpg 760w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mahhllee-600x300.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mahhllee-150x75.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mahhllee-300x150.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/mahhllee-696x348.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></figure></div>



<p>Bir çocuğun büyüdüğü mahalle, görünmez şekillerde yıllarca sağlığını ve hayatını etkileyebilir.</p>



<p><strong>İngiltere ve Galler</strong>&#8216;de doğan ve 18 yaşına kadar takip edilen 2000 çocukla ilgili uzun süreli bir çalışma, daha ekonomik yoksunluk, fiziksel harap, sosyal kopukluk ve tehlike ile işaretlenmiş topluluklarda yetişen genç yetişkinlerin epigenomda (proteinler ve kimyasal bileşikler) farklılıklar gösterdiğini buldu. Genlerinin aktivitesini düzenleyen</p>



<p>Araştırmacılar, çalışmanın, gen düzenlemesinin, mahalle dezavantajının &#8220;<strong>deri altına girdiği</strong>&#8221; uzun vadeli sağlık eşitsizlikleri yaratmak için bir biyolojik yol olabileceği hipotezine destek verdiğini söylüyor.</p>



<p>Farklılıklar daha önce kronik iltihaplanma, tütün dumanına maruz kalma, açık hava kirliliği ve akciğer kanserine bağlı genlerde tanımlanmıştır ve bu insanları yaşamın ilerleyen dönemlerinde daha kötü sağlık riski altına sokabilir.&nbsp;<strong>Epigenetik farklılıklar</strong>, çocuk ailelerinin sosyoekonomik koşulları dikkate alındıktan sonra bile kalmıştır ve sigara içmeyen veya yüksek inflamasyon kanıtı göstermeyen genç yetişkinlerde görülmüştür.</p>



<p><strong>Ph.D.&nbsp;Duke</strong>&#8216;ta çalışmanın baş yazarı olan aday.&nbsp;&#8220;Aynı zamanda fiziksel olarak aynı görünen ve başka türlü sağlıklı olan çocukların gelecekte farklı sonuçlar için hücresel düzeyde kablolu yetişkinliğe girebileceğini söylüyorlar.&#8221;</p>



<p><strong>Reuben</strong>, bu farklılıkların kalıcı olup olmadığını veya değiştirilip değiştirilemeyeceğini henüz bilmek mümkün değil.&nbsp;&#8220;Bu, değerlendirmeye devam etmemiz gereken bir şey.&#8221;</p>



<p><strong>JAMA Network Open</strong>&nbsp;dergisinde yer alan çalışma,&nbsp;çocuk mahallelerinin çocukluk ve ergenlik dönemlerindeki fiziksel, sosyal, ekonomik ve sağlık ve güvenlik özelliklerini karakterize etmek için çeşitli veri kaynaklarından alınmıştır.&nbsp;Veriler, yerel yönetim ve ceza adaleti veritabanlarından, mahalle koşullarının sistematik olarak gözlemlenmesi (<strong>Google Street View </strong>aracılığıyla) ve mahalle sakinlerinin ayrıntılı anketlerinden elde edildi.&nbsp;Araştırmacılar bu yüksek çözünürlüklü çok yıllı mahalle verilerini 18 yaşında katılımcılardan alınan kandan elde edilen epigenetik bilgilerle birleştirdi.</p>



<p>Duke&#8217;ta Psikoloji ve Sinirbilim Profesörü ve araştırmada kıdemli bir yazar olan <strong>Edward M. Arnett, Avshalom Caspi</strong>, &#8220;Araştırma, coğrafya ve genlerin sağlığımızı şekillendirmek için birlikte çalıştığı önemli bir hatırlatmadır.&#8221; Dedi.</p>



<p>Çalışmaya eşlik eden bir dergi yorumunda, <strong>Harvard Tıp Fakültesi&#8217;</strong>nden psikiyatrik epidemiyolog <strong>Erin Dunn</strong>, mahalle kaynaklı gen düzenleme farklılıklarının &#8220;büyük olasılıkla ruh sağlığı bozukluklarından kanser, obezite ve metabolik hastalıklara kadar birçok olumsuz sağlık sonucuna karıştığını&#8221; kaydetti.&nbsp;&#8220;Reuben ve meslektaşlarının böyle çalışmalarının araştırmacıları bu karmaşık kavramları keşfetmeye ve sağlığın sosyal belirleyicilerini epigenetik süreçlerle köprülemeye teşvik edeceğini umuyor.&#8221;</p>



<p>Araştırma, <strong>Birleşik Krallık Tıbbi Araştırma Konseyi (UKMRC), ABD Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsani Gelişme Enstitüsü (NICHD), ABD Ulusal Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü, Google, Amerikan Astım Vakfı, Jacobs Vakfı ve Ortak Doğal Çevre Araştırma Konseyi, UKMRC ve Baş Bilim İnsanı Ofisi hibesi&nbsp;Veri desteği Duke Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü ve Kuzey Carolina Biyoteknoloji Merkezi</strong> tarafından sağlandı.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/mahallemiz-hayatimizin-tamamini-belirleyebilir-mi/">Mahallemiz Hayatımızın Tamamını Belirleyebilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/mahallemiz-hayatimizin-tamamini-belirleyebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenilen Bütün Kelimeleri Hatırlıyor Muyuz?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/ogrenilen-butun-kelimeleri-hatirliyor-muyuz/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/ogrenilen-butun-kelimeleri-hatirliyor-muyuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 21:53:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[BEYİN]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyük ve küçük binlerce kelime bellek bankalarımızın içinde sıkışıp kalmış ve hemen cezalandırılmayı bekliyor.&#160;Yakın geçmişte epilepsi hastaları ve sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan bir araştırmada, Ulusal Sağlık Enstitüleri araştırmacıları, beynimizin &#8220;kedi&#8221;, &#8220;tank&#8221; ve &#8220;kapı&#8221; gibi bazı yaygın kelimeleri, &#8220;kedi, &#8220;&#8221; sokak &#8220;ve&#8221; merdiven &#8220;kelimelerinin akılda kalıcılığının nedenini araştırıyor.&#160;Araştırmacılar, hafıza testlerini, beyin dalgası kayıtlarını ve kitaplarda, haber [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ogrenilen-butun-kelimeleri-hatirliyor-muyuz/">Öğrenilen Bütün Kelimeleri Hatırlıyor Muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/beyinkçk.jpeg" alt="" class="wp-image-216" width="447" height="227" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/beyinkçk.jpeg 638w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/beyinkçk-600x305.jpeg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/beyinkçk-150x76.jpeg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/beyinkçk-300x152.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 447px) 100vw, 447px" /></figure></div>



<p>Büyük ve küçük binlerce kelime bellek bankalarımızın içinde sıkışıp kalmış ve hemen cezalandırılmayı bekliyor.&nbsp;Yakın geçmişte epilepsi hastaları ve sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan bir araştırmada, <strong>Ulusal Sağlık Enstitüleri </strong>araştırmacıları, beynimizin &#8220;kedi&#8221;, &#8220;tank&#8221; ve &#8220;kapı&#8221; gibi bazı yaygın kelimeleri, &#8220;kedi, &#8220;&#8221; sokak &#8220;ve&#8221; merdiven &#8220;kelimelerinin akılda kalıcılığının nedenini araştırıyor.&nbsp;Araştırmacılar, hafıza testlerini, beyin dalgası kayıtlarını ve kitaplarda, haber makalelerinde ve internet ansiklopedi sayfalarında yayınlanan milyarlarca kelime anketini birleştirerek, beynimizin sadece kelimeleri nasıl hatırlayabileceğini değil, aynı zamanda geçmiş deneyimlerimizin anılarını da hatırlayabildiğini gösterdiler.</p>



<p><strong>Weizhen</strong>, &#8220;Bazı kelimelerin diğerlerinden çok daha unutulmaz olduğunu gördük. Sonuçlarımız, anılarımızın sinir ağlarına bağlandığı ve beynimizin bu anıları, arama motorlarının internetteki bilgileri izlediği şekilde aradığı fikrini destekliyor.&#8221;dedi.<strong>(Zane) Xie, PhI, NIH Ulusal Nörolojik Bozukluklar ve İnme Enstitüsü</strong>&#8216;nde (NINDS) bilişsel bir psikolog ve doktora sonrası araştırmacı,&nbsp;<em>Doğa İnsan Davranışları</em>&nbsp;&#8220;Bu sonuçların bir kişinin hafızasının ve beyninin sağlığını değerlendirmek için bir yol haritası olarak kullanılabileceğini umuyoruz.&#8221;açılamasında bulundu.</p>



<p><strong>Dr. Xie</strong> ve meslektaşları, ilk olarak, bir beyin cerrahı ve kıdemli araştırmacı olan <strong>Kareem Zaghloul, MD, Ph.D. NINDS.&nbsp;Dr.Zaghloul</strong>&#8216;un ekibi, nöbetleri ilaçlarla kontrol edilemeyen epilepsi olarak bilinen hastalara yardım etmeye çalışıyor.&nbsp;Gözlem süresi boyunca, hastalar beyin aktivitesindeki değişiklikleri tespit etmek için tasarlanmış cerrahi olarak implante edilmiş elektrotlarla <strong>NIH Klinik Merkezi</strong>&#8216;nde birkaç gün geçirirler.</p>



<p><strong>Zaghloul</strong>, &#8220;Hedefimiz bu zararlı ve zayıflatıcı nöbetlerin kaynağını bulmak ve ortadan kaldırmaktır.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;İzleme dönemi aynı zamanda hayatımızın diğer bölümlerini kontrol eden sinirsel aktiviteyi kaydetmek için nadir bir fırsat sunuyor. Bu hasta gönüllülerin yardımıyla anılarımızın arkasındaki bazı planları ortaya çıkardık.&#8221;</p>



<p>Bellek testleri başlangıçta epizodik anıları veya dernekleri kim, ne, nerede ve nasıl detaylar, geçmiş deneyimlerimizle yaptığımızı değerlendirmek için tasarlandı.&nbsp;Alzheimer hastalığı ve diğer demans türleri genellikle beynin bu anıları yapma kapasitesini yok eder.</p>



<p>Hastalara 300 ortak isim listesinden &#8220;el&#8221; ve &#8220;elma&#8221; gibi kelime çiftleri gösterildi.&nbsp;Birkaç saniye sonra, &#8220;el&#8221; kelimelerinden biri gösterildi ve çift olan &#8220;elma&#8221; yı hatırlamaları istendi.&nbsp;Dr.Zaghloul&#8217;un ekibi bu testleri beyin üzerindeki sinirsel devrelerin anıları nasıl sakladığını ve tekrar oynadığını incelemek için kullanmıştı.</p>



<p>Dr. Xie ve meslektaşları test sonuçlarını yeniden incelediklerinde, kelimelerin nasıl eşlendiğine bakılmaksızın hastaların bazı kelimeleri diğerlerinden daha sık başarılı bir şekilde hatırladıklarını keşfettiler.&nbsp;Aslında, kullanılan 300 kelimeden, ilk beşin ortalama olarak alt beşten başarılı bir şekilde hatırlanması yaklaşık yedi kat daha fazlaydı.</p>



<p>İlk başta, Dr. Zaghloul ve ekibi sonuçlardan şaşkına döndüler ve hatta biraz şüpheci oldular.&nbsp;Uzun yıllar boyunca bilim adamları, eşleştirilmiş bir kelimenin başarılı bir şekilde hatırlanmasının, bir kişinin beyninin öğrenme sırasında iki kelime arasında güçlü bir bağlantı kurduğu anlamına geldiğini ve benzer bir sürecin bazı deneyimlerin neden diğerlerinden daha unutulmaz olduğunu açıklayabileceğini düşündüler.&nbsp;Ayrıca, &#8220;tank&#8221;, &#8220;bebek&#8221; ve &#8220;gölet&#8221; gibi kelimelerin neden &#8220;sokak&#8221;, &#8220;kanepe&#8221; ve &#8220;bulut&#8221; gibi sık kullanılan kelimelerden daha sık hatırlandığını açıklamak zordu.</p>



<p>Ancak, 2.623 sağlıklı gönüllü, ekibin kitle kaynak web sitesi <strong>Amazon Mechanical Turk</strong>&#8216;de yayınladığı kelime çifti testinin çevrimiçi bir versiyonunu aldıktan sonra takım çok benzer sonuçlar gördüğünde şüpheler hızla azaldı.</p>



<p>Zaghloul, &#8220;Bazı durumlarda, bu durumda kelimeler beynimizin hatırlaması diğerlerinden daha kolay olabileceğini gördük.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Bu sonuçlar aynı zamanda beynin bu hasta grubundaki hafızayı nasıl kontrol ettiği hakkında keşfettiğimiz şeyin çalışma dışındaki kişiler için de doğru olabileceğine dair en güçlü kanıtları sağlıyor.&#8221;</p>



<p>Dr. Xie, yaklaşık iki yıl önce <strong>NIH</strong>&#8216;ye gelmesinden kısa bir süre sonra katıldığı bir Noel partisinde çalışma fikrini aldı.&nbsp;Uzun yıllar zihinsel durumlarımızın ruh hallerimiz, uyku alışkanlıklarımız ve bir şeye aşinalık nasıl anılarımızı değiştirebileceğini inceledikten sonra, Dr. Xie beynin iç işleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için Dr. Zaghloul&#8217;un ekibine katıldı.</p>



<p>&#8220;Anılarımız kim olduğumuzda ve beynimizin nasıl çalıştığında temel bir rol oynar. Bununla birlikte, hafızayı incelemenin en büyük zorluklarından biri insanların aynı şeyleri farklı şekillerde hatırlamaları ve araştırmacıların hafızadaki performanslarını karşılaştırmasını zorlaştırmasıdır. &#8220;dedi Dr. Xie.&nbsp;&#8220;Yüzyılı aşkın bir süredir, araştırmacılar bu değişkenliğin birleşik bir muhasebesini talep ettiler. İnsanların önceden neyi hatırlaması gerektiğini tahmin edebilir ve beynimizin bunu nasıl yaptığını anlayabilirsek, birisinin genel beyin sağlığını değerlendirmek için daha iyi yollar geliştirebiliriz.&#8221;</p>



<p>Örneğin, 1000&#8217;den fazla sağlıklı gönüllüden oluşan bir dizi çalışmada, Dr.Bainbridge ve meslektaşları, bazı yüzlerin diğerlerinden daha unutulmaz olduğunu buldular.&nbsp;Bu deneylerde, her gönüllüye sürekli bir yüz akışı gösterildi ve akışta daha önce bir tanesini ne zaman tanıdıklarını belirtmeleri istendi.</p>



<p>&#8220;Heyecan verici bulgumuz, her birimiz hayatımızda farklı şeyler görmemize rağmen, tüm insanlar için doğası gereği unutulmaz olan bazı insanların veya yerlerin görüntüleri olması,&#8221; diyor Dr. Bainbridge.&nbsp;&#8220;Ve eğer görüntü hatırlanabilirliği çok güçlü ise, bu, insanların neyi hatırlayabileceğini veya unutacağını önceden bildiğimiz anlamına gelir.&#8221;</p>



<p>Bununla birlikte, bu sonuçlar gördüğümüz bir şeyi tanıdığımızda beynimizin nasıl çalıştığını anlamakla sınırlıydı. Dr.&nbsp;Xie ve <strong>Bainbridge</strong>, bu fikrin Dr. Zaghloul&#8217;un ekibinin çalıştığı anıları hatırlamak için uygulanıp uygulanamayacağını merak ediyordu ve eğer öyleyse, beynin geçmiş deneyimlerimizi nasıl hatırladığını bize ne söyleyebilirdi?</p>



<p>Bu makalede, Dr. Xie, <strong>İlişkisel Bellek Araması (SAM)</strong> modeli olarak bilinen yerleşik bir teorinin ilkelerinin, epilepsi hastaları ve sağlıklı kontrollerle ilk bulgularının açıklanmasına yardımcı olabileceğini öne sürmüştür.</p>



<p>&#8220;Çifti testlerinin sonuçlarını anlamanın bir yolunun, beynin geçmiş deneyimleri nasıl hatırladığı için ağ teorilerini uygulamak olduğunu düşündük. Bu durumda, kullandığımız kelimelerin anıları daha unutulmaz kelimelerle internet veya havaalanı terminal haritalarına benziyor. daha az akılda kalıcı kelimeleri temsil eden daha küçük noktalara bağlı büyük, trafiğe açık noktalar olarak görünen şekilde yaptık &#8220;diyor Dr. Xie.&nbsp;&#8220;Bunu tam olarak anlamanın anahtarı kelimeleri neyin birbirine bağladığını bulmaktı.&#8221;</p>



<p>Bunu ele almak için araştırmacılar, kelimelerin nasıl bağlandığını tanımlamak için belirli kuralların çalışmada gördükleri hatırlanabilirlik sonuçlarını tahmin edip edemeyeceğini test eden yeni bir bilgisayar modelleme programı yazdılar.&nbsp;Kurallar, kitaplardan, haberlerden ve Wikipedia sayfalarından binlerce cümleyi tarayan dil çalışmalarına dayanıyordu.</p>



<p>Başlangıçta, kelimeleri bağlamak için görünüşte basit fikirlerin sonuçlarını açıklayamadığını buldular.&nbsp;Örneğin, daha akılda kalıcı kelimeler, daha az akılda kalıcı olanlardan daha fazla cümlelerde görünmüyordu.&nbsp;Benzer şekilde, bir kelimenin tanımının göreceli &#8220;somutluğu&#8221; ile hatırlanabilirliği arasında bir bağlantı bulamadılar.&nbsp;&#8220;Güve&#8221; gibi bir kelime, &#8220;şef&#8221; gibi daha soyut anlamları olan bir kelimeden daha akılda kalıcı değildi.</p>



<p>Bunun yerine, sonuçları daha akılda kalıcı kelimelerin daha anlamsal olarak benzer olduğunu veya daha çok İngilizce dilinde kullanılan diğer kelimelerin anlamları ile bağlantılı olduğunu düşündürdü.&nbsp;Bu, araştırmacılar semantik benzerlik verilerini bilgisayar modeline bağladığında, hastalardan hangi kelimelerin unutulmaz olduğunu ve sağlıklı gönüllü testini doğru tahmin ettiğini ifade etti.&nbsp;Buna karşılık, kelime sıklığı veya somutluğu ile ilgili veriler kullandıklarında bu olmadı.</p>



<p>Diğer sonuçlar, daha akılda kalıcı kelimelerin beynin bellek ağlarındaki yüksek trafiğe açık hub&#8217;ları temsil ettiği fikrini destekledi.&nbsp;Epilepsi hastaları unutulmaz kelimeleri diğerlerinden daha hızlı hatırladılar.&nbsp;Bu arada, bir dil merkezi olan hastaların ön temporal lobunun elektrik kayıtları, beyinlerinin bu kelimelerin arkasındaki nöral imzaları daha az unutulmaz olanlardan daha önce tekrarladığını gösterdi.&nbsp;Araştırmacılar bu eğilimi hem tüm sonuçların ortalamalarına hem de bireysel denemelere baktıklarında gördüler, bu da beynin daha unutulmaz kelimelerin daha kolay bulunmasını şiddetle önerdi.</p>



<p>Dahası, hem hastalar hem de sağlıklı gönüllüler yanlışlıkla daha unutulmaz kelimeleri diğer kelimelerden daha sık dile getirdi.&nbsp;Genel olarak, bu sonuçlar, beynin, hayvanların yiyecek ya da bir bilgisayar için yemleme biçimi gibi internete bağlı bu anıları ziyaret edebileceğini ya da geçebileceğini öneren önceki çalışmaları destekledi.</p>



<p>&#8220;Bir arama motoruna kelime yazdığınızı biliyorsunuz ve bu size oldukça alakalı tahminlerin bir listesini gösteriyor mu? Arama motoru zihninizi okuyor gibi geliyor. Eh, sonuçlarımız bu çalışmadaki konuların beyinlerinin bir şeyler yaptığını gösteriyor eşleştirilmiş bir kelimeyi hatırlamaya çalıştıklarında benzerdir ve bunun geçmiş deneyimlerimizin çoğunu hatırladığımızda olabileceğini düşünüyoruz &#8220;dedi.&nbsp;&#8220;Sonuçlarımız aynı zamanda İngiliz dilinin yapısının herkesin beyninde saklandığını ve bir gün, bir kişinin hafızasının ve beyninin sağlığını değerlendirmeye çalışırken doktorların karşılaştığı değişkenliğin üstesinden gelmek için kullanıldığını umuyor.&#8221;</p>



<p>Ekip şu anda sonuçlarını ve bilgisayar modelini Alzheimer hastalığı ve diğer demans formları için hafıza testlerinin geliştirilmesine dahil etmenin yollarını araştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/ogrenilen-butun-kelimeleri-hatirliyor-muyuz/">Öğrenilen Bütün Kelimeleri Hatırlıyor Muyuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/ogrenilen-butun-kelimeleri-hatirliyor-muyuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Macera Dolu Amerika! Çok Öncesinde Keşfedildi.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/macera-dolu-amerika-cok-oncesinde-kesfedildi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/macera-dolu-amerika-cok-oncesinde-kesfedildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 20:59:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cambridge]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=211</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar arkeologların düşündüğünden çok daha önce Kuzey Amerika&#8217;ya gelmiş olabilirler. Meksika&#8216;daki bir mağarada ortaya çıkarılan taş aletler, insanların yaklaşık 33.000 yıl önce bölgede yaşayabileceğini gösteriyor, araştırmacılar 22 Temmuz&#8217;da Nature&#8216;da çevrimiçi olarak rapor veriyorlar. İnsanların genellikle Kuzey Amerika&#8216;ya yerleştikleri düşünülmeden 10.000 yıldan fazla bir süre geçti. Bu tartışmalı keşif, Amerikaların ilk ne zaman ve nasıl doldurulduğuna dair şiddetli tartışmalara yeni bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/macera-dolu-amerika-cok-oncesinde-kesfedildi/">Macera Dolu Amerika! Çok Öncesinde Keşfedildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanlar arkeologların düşündüğünden çok daha önce Kuzey Amerika&#8217;ya gelmiş olabilirler.</p>



<p><strong>Meksika</strong>&#8216;daki bir mağarada ortaya çıkarılan taş aletler, insanların yaklaşık 33.000 yıl önce bölgede yaşayabileceğini gösteriyor, araştırmacılar 22 Temmuz&#8217;da <em><strong>Nature</strong>&#8216;da</em> çevrimiçi olarak rapor<em> </em>veriyorlar. İnsanların genellikle <strong>Kuzey Amerika</strong>&#8216;ya yerleştikleri düşünülmeden 10.000 yıldan fazla bir süre geçti. Bu tartışmalı keşif, Amerikaların ilk ne zaman ve nasıl doldurulduğuna dair şiddetli tartışmalara yeni bir kanıt getiriyor.</p>



<p><strong>Cambridge Üniversitesi</strong>&#8216;nde evrimsel bir biyolog olan yazar <strong>Eske Willerslev</strong>, &#8220;Bunun gibi bir kağıt gerçekten potu karıştırıyor&#8221; diyor. &#8220;Şüphesiz pek çok argüman çıkacak&#8221;.</p>



<p>Arkeologlar on yıllardır Amerika&#8217;nın ilk sakinlerinin <strong>Clovis halkı</strong> olduğunu düşündüler, yaklaşık 13.000 yıl önce Asya&#8217;dan Alaska&#8217;ya bir kara köprüsünü geçen iyi hazırlanmış, mızrak okları ile bilinen büyük avcılar.Son zamanlarda, iyi kabul edilmiş arkeolojik keşifler, Kuzey Amerika&#8217;nın ilk yerleşimcilerinin aslında Clovis kültürünün yükselişinden birkaç bin yıl önce, yaklaşık 16.000 yıl önce <em>geldiğini</em> söylüyor, Üniversite arkeoloğu <strong>Vance Holliday</strong> Arizona&#8217;nın <strong>Tucson</strong>&#8216;daki yeni çalışmasıyla ilgilendi.</p>



<p>Holliday, yeni bulgular gerçekten insan araçlarıysa, bunun Amerika&#8217;daki herhangi bir yerde yaşayan bir site için en eski kanıt olacağını söylüyor.</p>



<p>Meksika&#8217;nın merkezindeki <strong>Chiquihuite Mağarası</strong>nda arkeologlar 1.900&#8217;den fazla taş alet gibi görünen eşyaları ortaya çıkardılar. Araştırmacılar, eserleri çevreleyen odun kömürü, kemik ve diğer detritusların yaşlarını belirlemek için radyokarbon tarihleme kullanarak, 200&#8217;den fazla aracın 33.150 ila 31.400 yıl kadar eski bir toprak tabakasına gömüldüğünü belirlediler. Diğer eserler yaklaşık 13.000 yaşında taze bir tabakada bulunmuştur.</p>



<p>Araştırmacılar, 2016&#8217;dan 2017&#8217;ye kadar kazılan araçların Clovis teknolojisine veya Amerika&#8217;da bulunan diğer taş aletlere benzemediğini söylüyor. Meksika&#8217;daki <strong>Zacatecas Özerk Üniversitesi</strong>&#8216;nden arkeolog <strong>Ciprian Ardelean</strong>, bu taşımada &#8220;kesim için kullanılan çok sayıda küçük bıçak ve küçük pul var&#8221; diyor. Ekibi ayrıca, şüpheli olduğu squarish taş parçalarını, ahşap ya da kemik şaftlarına yapışmış kaya parçalarından bir araya getirilmiş kompozit aletler yapmak için kullanıldığını da ortaya çıkardı.</p>



<p><strong>Corvallis&#8217;teki Oregon Eyalet Üniversitesi</strong>&#8216;nden bir arkeolog <strong>Loren Davis</strong>, &#8220;İnsanlar bunun insan faaliyetinin bir kanıtı olarak nitelenip nitelendirilemeyeceği konusunda anlaşmaya varacaklar&#8221; diyor. &#8220;Bunlar kırılmış kayalar, ama insanların kaya kırmakla ilgili fizik üzerinde tekelleri yok.&#8221; Davis, eserlerin şahsen veya 3 boyutlu modellerle daha yakından incelenmesinin, onu gerçekten insan işçiliğinin kalıntıları olduğuna ikna edebileceğini söylüyor.</p>



<p><strong>Alaska Fairbanks</strong>&#8216;taki bir arkeolog olan <strong>Ben Potter</strong>, Çin&#8217;deki <strong>Liaocheng Üniversitesi&#8217;ndeki Arktik Araştırmalar Merkezi</strong>&#8216;ne bağlı <strong>Chiquihuite Mağarası</strong>&#8216;nın eski bir insan evi olduğu gibi &#8220;merak uyandırdı ama ikna olmamıştı&#8221;. Birçok eserin ham şeklinin yanı sıra, kasaplık hayvan kalıntıları veya insan DNA&#8217;sı gibi, sitenin bir insan konutu olarak sabitlenecek başka kanıtların yokluğuna dikkat çekiyor.</p>



<p>İnsan aktivitesinin kanıtlayıcı kanıtlarına gelince, Ardelean insan DNA&#8217;sının, insanların kendilerini yedikleri veya rahatladıkları gibi sadece mağaranın belirli alanlarında ortaya çıkmasını beklemektedir.&nbsp;O ve meslektaşları henüz bu noktaları kazmamış olabilirler.&nbsp;Bu kazıda araştırılan toprağın, eski insanların daha çok pişireceği, yediği, çöp attığı ve diğer günlük aktiviteleri gerçekleştireceği mağaranın ağzından da uzak olduğunu söylüyor.</p>



<p><strong>Durham&#8217;da New Hampshire Üniversitesi</strong>&#8216;nden jeolog <strong>Alia Lesnek</strong>, Meksika&#8217;da 30.000 yıldan fazla bir süre önce insanlar olsaydı, Alaska&#8217;dan güneye hangi yolu seçebileceklerini söyleyeblirdik. Arkeologlar, eğer insanlar yaklaşık 16.000 yıl önce geldiyse, Pasifik Kıyısı boyunca güneye doğru ilerlediklerini düşünüyorlardı. Çünkü Kanada&#8217;yı kaplayan iki buz tabakası arasındaki dar, içteki buzsuz bir koridor, insan gezginleri sürdürmek için yeterli bitki veya hayvana sahip olmayacaktı. Ancak 30.000 yıldan fazla bir süre önce, bu buz tabakaları henüz tam olarak ulaşmamıştı, Lesnek, iç göç olasılığını açıyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/macera-dolu-amerika-cok-oncesinde-kesfedildi/">Macera Dolu Amerika! Çok Öncesinde Keşfedildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/macera-dolu-amerika-cok-oncesinde-kesfedildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başka bir güneş sistemi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/baska-bir-gunes-sistemi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/baska-bir-gunes-sistemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 20:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[TYC 8998-760-1]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş dışı bir yıldızın birden fazla dış gezegenlere sahip ilk resmi! Güneş sistemimizden farklı olarak, bu yörüngeye uzak yörüngeleri olan iki büyük gaz devi var. İlk kez, güneş benzeri bir yıldızın etrafında bir ötegezegen ailesinin portresi çekildi.&#160;Astronomlar&#160;, 22 Temmuz&#8217;da&#160;Astrophysical Journal Letters&#8216;da güneşle aynı kütleye sahip genç bir yıldızın etrafında dönen iki dev gezegenin fotoğrafını çekmek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/baska-bir-gunes-sistemi/">Başka bir güneş sistemi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Güneş dışı bir yıldızın birden fazla dış gezegenlere sahip ilk resmi!</h1>



<h2 class="wp-block-heading">Güneş sistemimizden farklı olarak, bu yörüngeye uzak yörüngeleri olan iki büyük gaz devi var.</h2>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.sciencenews.org/wp-content/uploads/2020/07/072120_lg_sunlike-solar-system_feat-1028x579.jpg" alt="gezegenler ile yıldız TYC 8998-760-1"/><figcaption>Yıldız TYC 8998-760-1 (üst ortada), iki dev dış gezegen (ok) ile fotoğraflandı, ilk kez gökbilimciler güneşten bir yıldızın etrafında dönen birden fazla gezegeni doğrudan görüntülediler.&nbsp;Yıldız TYC 8998-760-1&#8217;in üzerindeki parlak noktalar arka plandaki diğer yıldızlardır.BOHN VE DİĞ. / ESO</figcaption></figure>



<p>İlk kez, güneş benzeri bir yıldızın etrafında bir ötegezegen ailesinin portresi çekildi.&nbsp;Astronomlar&nbsp;, 22 Temmuz&#8217;da&nbsp;<strong>Astrophysical Journal Letters</strong>&#8216;da güneşle aynı kütleye sahip genç bir yıldızın etrafında dönen iki dev gezegenin fotoğrafını çekmek için Şili&#8217;deki Çok Büyük Teleskopu kullandılar.</p>



<p><strong>TYC 8998-760-1</strong> olarak adlandırılan yıldız, <strong>Musca</strong> takımyıldızında yaklaşık 300 ışık yılı uzaklıktadır.&nbsp;Sadece 17 milyon yaşında, gezegen ailesi 4 milyar yıllık güneş sistemine kıyasla daha genç.</p>



<p>Gökbilimciler binlerce dış gezegen bulsalar da, çoğu doğrudan gözlenmiyor.&nbsp;Bunun yerine, yıldızlarının önünden geçen gölgeler olarak veya yıldızların çekilmeyen görünmeyen kuvvetler olarak adlandırırlar.</p>



<p>Diğer yıldızların etrafında sadece birkaç gezegen fotoğraflandı ve bu yıldızlardan sadece ikisinde birden fazla gezegen var.&nbsp;Hollanda&#8217;daki <strong>Leiden Üniversitesi</strong>&#8216;nden gökbilimci <strong>Alexander Bohn</strong> da güneşe benzemiyor, birinin güneşten daha büyük, diğerinin de daha az kitlesel olduğunu belirtti.</p>



<p>Bu yıldızın her iki gezegeni de güneş sisteminde görülen hiçbir şeye benzemiyor.&nbsp;Jüpiter&#8217;in kütlesinin 14 katı ağırlığındaki bir dev olan iç gezegen var. Dıştaki Jüpiter&#8217;in kütlesinin altı katıdır ve mesafesi iki katı yörünge uzaklığındadır..&nbsp;Buna karşılık,&nbsp;2012&#8217;de güneşin manyetik etkisini ve yıldızlararası uzaya işaret eden sınırı aşan Voyager uzay aracı&nbsp;, güneşe her iki gezegenin yıldızından daha yakındır.</p>



<p>Bu güneşdışı gezegen ailesi, güneş sistemlerinin nasıl oluşabileceği hakkında yeni bilgiler sağlayabilir.&nbsp;<strong>Bohn</strong>, &#8220;Diğer birçok gezegen dışı keşifte olduğu gibi, bu keşif bizi aklımıza almadığımız diğer senaryolardan haberdar ediyor&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/baska-bir-gunes-sistemi/">Başka bir güneş sistemi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/baska-bir-gunes-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atom bombasından sağ kurtulanlar radyasyonun etkileri hakkındaki anlayışımızı nasıl değiştirdi?</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/atom-bombasindan-sag-kurtulanlar-radyasyonun-etkileri-hakkindaki-anlayisimizi-nasil-degistirdi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/atom-bombasindan-sag-kurtulanlar-radyasyonun-etkileri-hakkindaki-anlayisimizi-nasil-degistirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 19:52:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[atom bombası]]></category>
		<category><![CDATA[hiroşima]]></category>
		<category><![CDATA[nagazaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=203</guid>

					<description><![CDATA[<p>75 yıl önce ABD&#8216;nin Hiroşima ve Nagazaki&#8216;ye bıraktığı atom bombalarının insanlığa verdiği acı hala devam ediyor. Iida Ağustos 1945&#8217;te 3 yaşındaydı. Babası savaşta ölmüştü;&#160;annesiyle ve ailesiyle birlikte Hiroşima&#8217;nın ikiyüz noktasından 900 metre uzaklıktaki bir evde yaşıyordu.&#160;Patlama evi buruşturdu.&#160;Aile şehirden kaçtı, ama Iida&#8217;nın annesi ve ablası kısa süre sonra yaralarından öldü, bu küçük çocuğun kavramadığı bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/atom-bombasindan-sag-kurtulanlar-radyasyonun-etkileri-hakkindaki-anlayisimizi-nasil-degistirdi/">Atom bombasından sağ kurtulanlar radyasyonun etkileri hakkındaki anlayışımızı nasıl değiştirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2.jpg" alt="" class="wp-image-204" width="356" height="200" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2.jpg 840w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2-600x336.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2-768x431.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2-300x168.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2-696x390.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/atom2-749x420.jpg 749w" sizes="auto, (max-width: 356px) 100vw, 356px" /></figure></div>



<p>75 yıl önce <strong>ABD</strong>&#8216;nin <strong>Hiroşima</strong> ve <strong>Nagazaki</strong>&#8216;ye bıraktığı <strong>atom bombaları</strong>nın insanlığa verdiği acı hala devam ediyor.</p>



<p>Iida Ağustos 1945&#8217;te 3 yaşındaydı. Babası savaşta ölmüştü;&nbsp;annesiyle ve ailesiyle birlikte Hiroşima&#8217;nın ikiyüz noktasından 900 metre uzaklıktaki bir evde yaşıyordu.&nbsp;Patlama evi buruşturdu.&nbsp;Aile şehirden kaçtı, ama Iida&#8217;nın annesi ve ablası kısa süre sonra yaralarından öldü, bu küçük çocuğun kavramadığı bir gerçek.&nbsp;“İlkokula girene kadar yaşadıklarını ve bir gün buluşacağımızı düşündüm” diyor.</p>



<p>Yaralanmaları onu yıllarca yatalak bıraktı ve o zamandan beri zayıflatıcı hastalıklara maruz kaldı. Çocukluk anemisi okulda çökmesine neden oldu. Ülseri ve astımı vardı, beyin tümörlerini çıkarmak için iki ameliyat geçirdi ve şimdi tiroid büyümeleri var. &#8220;Bu hastalıklarda hiçbir zaman bir ara olmadı&#8221; diyor.</p>



<p>Yine de Iida hayatta kaldı. Radyasyona bağlı kanser nedeniyle binlerce kişi zamanla öldü. Toplu olarak, önemli bir miras bıraktılar. Günümüzde radyasyonun uzun vadeli sağlık etkileri hakkında bilinenlerin çoğu bu hayatta kalanlarla yapılan araştırmalardan çıktı. <strong>Manchester Üniversitesi</strong>&#8216;nden bir radyasyon epidemiyoloğu olan <strong>Richard Wakeford</strong> , şimdi <strong>Radyasyon etkileri araştırma vakfı </strong>(<strong>RERF</strong>) tarafından yürütülen çalışma radyasyon etkileri anlayışımıza büyük katkılar sağlıyor diyor. RERF çalışmaları, ülkelerin radyasyona mesleki ve tıbbi maruziyet için belirledikleri sınırları da desteklemektedir.</p>



<p>Iida, çalışmalara 1950&#8217;lerin sonlarından beri katıldı, çünkü &#8220;Atom bombasının sefaletini doğru bir şekilde kavramaya çalışıyor, barışı teşvik etmesini umuyor. Iida, insanlar nükleer silahların benzersiz etkilerini anlamıyor. O ve diğer katılımcılar &#8220;tüm dünyaya yardım ettiler&#8221;diyor RERF başkanı Ohtsura Niwa.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.sciencemag.org/sites/default/files/styles/inline__450w__no_aspect/public/ma_0724_Hiroshima_hands_700px.jpg?itok=L95BXdIQ" alt=""/><figcaption>Şiddetli yanıklar bazı Hiroşima mağdurlarını yara izlerini devre dışı bıraktı, ancak radyasyon hasarı genellikle kendini göstermesi yıllar veya on yıllar aldı.&nbsp;CARL MYDANS / GETTY GÖRÜNTÜLERLE YAŞAM RESİM KOLEKSİYONU</figcaption></figure>



<p>Hayatta kalanların hızla inceleniyor. RERF&#8217;in <strong>Yaşam Süresi Çalışmasına</strong> (LSS) kayıtlı orijinal 120.000 katılımcının yaklaşık% 70&#8217;i öldü; kalanların çoğu 80&#8217;li ve 90&#8217;lı yaşlarında hayata veda etti.</p>



<p>RERF araştırmacıları, LSS katılımcılarının mevcut yaşam ve sağlık geçmişlerinden epidemiyolojik bulgular toplamaya devam edebileceklerine inanıyorlar, ancak radyasyona maruz kalmanın kansere yol açtığı moleküler mekanizmalar gibi tamamen yeni çalışmalara başlıyorlar.&nbsp;Yirmi yılı aşkın bir süredir toplanan 30.000 çalışma katılımcısının biyolojik örnekleri genomik analizi beklemektedir.</p>



<p>Cevaplanmamış bir soru, bireyin radyasyona maruz kalmasının genetik olarak yavrularına zarar verip vermeyeceğidir. &#8220;Kimse ikinci nesil üzerinde bir etkisi olmadığını söyleyemez,&#8221; diyor Hiroşima&#8217;da bir öğretmen olan Katsuhiro Hirano, sağlık kaygılarını daha iyi tanıma için zorlayan ikinci nesil bombadan kurtulanların birliğine başkanlık ediyor . Şimdiye kadar, radyasyon hasarının geçebileceğine dair bir kanıt yok, ancak Hirano, hayatta kalanların endişelerinin, nükleer kaza kurbanları, enerji santrali çalışanları ve uranyum madencileri de dahil olmak üzere radyasyona maruz kalan diğerleri arasında yankılandığını söylüyor. &#8220;Bu kampanya sadece kendimizle ilgili değil&#8221; diyor. &#8220;Dünyadaki radyasyon kurbanları ile çalışmak istiyoruz.&#8221;</p>



<p> 6 Ağustos 1945&#8217;teki <strong>HİROŞİMA BOMBALAMASI</strong> , kemik iliği ve bağırsak yoluna verilen hasar sonucu yaralanmalardan veya akut radyasyon hastalığından hemen veya sonraki zamanlarda ölen tahmini <strong>90.000 ila 120.000</strong> kişiyi öldürdüğü düşünülüyor.<strong> Nagasaki</strong>&#8216;yi 3 gün sonra vuran bomba, <strong>60.000 ila 70.000 </strong>can daha verdi. Tahminler kaba çünkü &#8220;merkez merkezinin yakınında sayılacak ceset kalmadı: Isı ve enerji tam anlamıyla en yakın kişileri buharlaştırdı. Ve birçok ceset gelgitlerle denize açıldı, ölen yanık kurbanları Hiroşima&#8217;nın sayısız nehirlerinde rahatlamaya yangından kurtulmaya çalıştılar. &#8220;Pennsylvania Üniversitesi&#8217;nden bilim sosyoloğu <strong>Susan Lindee,</strong> 1994&#8217;te Suffering Made Real: American Science ve Hiroşima&#8217;daki Survivors adlı kitabında bunlardan bahsetmiştir.</p>



<p>Bombalamalardan sonraki 6 hafta içinde, radyasyonun biyolojik etkisini incelemek için her iki şehirde de üç ABD ve iki Japon uzman ekip çalışıyordu. Hedefleri farklıydı. Japonlar öncelikle hayatta kalanlar üzerindeki tıbbi etkileri anlamaya çalışıyordu. Amerikalılar insanların atom patlaması radyasyonundan nasıl ve neden öldüğünü bilmek istediler. Bu, gelecekteki nükleer savaşlar sırasında kurbanları kurtarmak için, ölüme mahkum olanlardan hayatta kalabilecek olanarı ayrılabilmek için yardımcı olabilirdi.</p>



<p>İlk ABD ekipleri bilgileri topladılar ve birkaç ay içinde Japonya&#8217;dan ayrıldılar. Ancak Kasım 1946&#8217;da <strong>ABD Başkanı Harry Truman</strong> daha geniş bir araştırma çabasının oluşturulmasını onayladı. Ulusal Araştırma Konseyi çatısı altında, yeni bir Atom Bombası Yaralı Komisyonu (ABCC) -RERF&#8217;in öncüsü &#8211; ABD Deniz Kuvvetleri teklifinden alıntı yaparak &#8220;radyasyonun tıbbi ve biyolojik etkilerini araştırmak için eşsiz bir fırsat&#8221; ele geçirecek. Sonuçlar sadece savaş sırasında değil, aynı zamanda atom enerjisinin barışçıl kullanımı için de yararlı olacağını söyledi. ABCC hızla büyüdü. 1951 yılında Hiroşima ve Nagazaki&#8217;de 143 müttefik ve 920 Japon personeli istihdam etti.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/atom-bombasindan-sag-kurtulanlar-radyasyonun-etkileri-hakkindaki-anlayisimizi-nasil-degistirdi/">Atom bombasından sağ kurtulanlar radyasyonun etkileri hakkındaki anlayışımızı nasıl değiştirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/atom-bombasindan-sag-kurtulanlar-radyasyonun-etkileri-hakkindaki-anlayisimizi-nasil-degistirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarasalar 65 milyon yıldır çeşitli virüsleri taşıyabiliyorlar!</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yarasalar-65-milyon-yildir-cesitli-virusleri-tasiyabiliyorlar/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yarasalar-65-milyon-yildir-cesitli-virusleri-tasiyabiliyorlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2020 22:23:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[cov-2]]></category>
		<category><![CDATA[Virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yarasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=196</guid>

					<description><![CDATA[<p>SARS-CoV-2 virüsüne 14 milyondan fazla kişi ykalanmış olsa da, yarasalar bilinen virüsler dışında benzer virüslere yakalanmışlardır.&#160;Yarasa soy ağacını kapsayan altı türün yeni dizilenmiş genomları, 65 milyon yıldır virüsleri nasıl taşıdıklarını ortaya koyuyor. Bulgular &#8220;yarasaların bağışıklık sistemlerini anlamak için mükemmel bir başlangıç ​​noktasıdır&#8221; diyor Yale Üniversitesi&#8216;nde yarasa evrimini inceleyen bir doktora sonrası Laurel Yohe 1400&#8217;den fazla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yarasalar-65-milyon-yildir-cesitli-virusleri-tasiyabiliyorlar/">Yarasalar 65 milyon yıldır çeşitli virüsleri taşıyabiliyorlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yarasa.jpg" alt="" class="wp-image-197" width="335" height="188" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yarasa.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yarasa-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yarasa-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yarasa-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yarasa-696x392.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/yarasa-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 335px) 100vw, 335px" /></figure></div>



<p><strong>SARS-CoV-2</strong> <strong>virüs</strong>üne 14 milyondan fazla kişi ykalanmış olsa da, <strong>yarasalar </strong>bilinen virüsler dışında benzer virüslere yakalanmışlardır.&nbsp;Yarasa soy ağacını kapsayan altı türün yeni dizilenmiş genomları, 65 milyon yıldır virüsleri nasıl taşıdıklarını ortaya koyuyor.</p>



<p>Bulgular &#8220;yarasaların bağışıklık sistemlerini anlamak için mükemmel bir başlangıç ​​noktasıdır&#8221; diyor <strong>Yale Üniversitesi</strong>&#8216;nde yarasa evrimini inceleyen bir doktora sonrası <strong>Laurel Yohe</strong></p>



<p>1400&#8217;den fazla türü olan yarasalar, dünyadaki en çeşitli ikinci memeli grubudur.&nbsp;<strong>Antarktika</strong> dışındaki her kıtada yaşarlar ve ağırlıkları 1000 gramdan fazladır.&nbsp;41 yıla kadar yaşayabilirler, bu büyüklükteki hayvanlar için uzun bir süre.&nbsp;Ayrıca,&nbsp;koronavirüsler de dahil olmak üzere&nbsp;birçok farklı virüs türü taşıdığı&nbsp;, kötü bir etkisi olmadığı&nbsp;bilinmektedir&nbsp;.</p>



<p>Sırlarını keşfetmek için, uluslararası bir konsorsiyum 2017 yılında tüm yarasa türlerinin genomlarını sıralamak için bir proje başlattı.</p>



<p><strong>EcoHealth Alliance</strong>&#8216;da çalışmaya dahil olmayan bir hastalık ekoloğu <strong>Jon Epstein</strong>, genomların daha önce dizilmiş yarasa genomlarından daha kapsamlı ve daha doğru olduğunu söylüyor.&nbsp;Bu araştırma insanlar da dahil olmak üzere diğer hayvanlarla güçlü karşılaştırmalar yapmasına izin veriyor.</p>



<p>Konsorsiyumdaki araştırmacılar, yeni dizilen genomları, manatlardan insanlara 42 başka memelininkiyle karşılaştırdılar.&nbsp;Yarasaların en yakın akrabalarının ağaç sivri uçları, uçan lemurlar ve hatta fareler olmadığını buldular;&nbsp;bunun yerine, daha sonra atlara, pangolinlere, balinalara ve köpeklere dönüşen memelilerle ortak bir ata paylaşabilecekleri kendi gruplarını kurdular.</p>



<p>Daha ileri analizler, yarasaların diğer memelilerin enfeksiyona karşı enflamatuar tepkileri monte etmek için kullandığı en az 10 geni devre dışı bıraktığını ortaya koydu.&nbsp;Ancak, hastalıklara karşı yüksek toleranslarını açıklayabilecek ekstra antiviral gen kopyaları ve modifikasyonları da vardır.&nbsp;Son olarak, genomları, viral genomlar kopyalandığında dahil edilen geçmiş viral enfeksiyonlardan türetilen DNA parçaları ile doludur.</p>



<p>&#8220;Bu olmayan genler bir tür tıbbi kayıt bırakıyor… önceki enfeksiyonların günlüğü&#8221; diyor Yohe.&nbsp;Bu günlük, yarasaların zamanla diğer memelilerden daha fazla viral enfeksiyona sahip olduğunu ve hatta yalnızca kuşlara saldırdığı düşünülen virüslerden enfekte olduğunu ortaya koyuyor.&nbsp;<strong>Seattle Üniversitesi</strong>, Washington&#8217;daki evrimsel bir biyolog olan Sharlene Santana, &#8220;Bulguların yarasaların diğer memelilerden daha etkili bir şekilde viral enfeksiyonları tolere etme ve hayatta kalma yeteneğini vurguladı&#8221; diyor.</p>



<p>Analiz, yarasaların avlanmalarının evrimsel kökenlerini de çözebilir, bu da yarasaların böcek avını bulmalarına yardımcı olan sesler yaydığı bir avlanma tekniğidir.&nbsp;Bazı araştırmacılar, ekolokasyonun yarasa evrim tarihinde daha sonra evrimleştiğini ve hatta iki kez evrimleşmiş olabileceğini savundu.&nbsp;Ancak, sıralı beş ekolojik yarasa, işitme ile ilgili birkaç genin aynı versiyonlarına sahiptir ve ekiplerin yarasaların atalarınında evrimleşmesi muhtemeldir.</p>



<p>Gelecek yıl, Bat1K araştırmacıları 27 genomu sıralamayı planlıyorlar, her aileden bir yarasa.&nbsp;Projenin kurucu ortağı ve <strong>Dublin Üniversitesi Koleji</strong>&#8216;nde bir zoolog olan <strong>Emma Teeling</strong>, projeyi evam ettirmek için fon arıyorlar.&nbsp;Yine de bu ilk altı genomun etkisi olmaya devam edecek, diyor Grand Valley State Üniversitesi&#8217;nden evrimsel biyolog Amy Russell.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yarasalar-65-milyon-yildir-cesitli-virusleri-tasiyabiliyorlar/">Yarasalar 65 milyon yıldır çeşitli virüsleri taşıyabiliyorlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yarasalar-65-milyon-yildir-cesitli-virusleri-tasiyabiliyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim adamları Venüs&#8217;teki volkanların hala aktif olduğunu keşfettiler</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-venusteki-volkanlarin-hala-aktif-oldugunu-kesfettiler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-venusteki-volkanlarin-hala-aktif-oldugunu-kesfettiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vahide Uz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2020 20:15:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[venus]]></category>
		<category><![CDATA[yanardağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir çalışma, Venüs&#8216;te yakın zamanda aktif 37 volkanik yapıyı tanımladı.&#160;Çalışma, Venüs&#8217;ün hala jeolojik olarak aktif bir gezegen olduğuna dair en iyi kanıtlardan bazılarını sunuyor.&#160;Maryland Üniversitesi ve İsviçre ETH Zürih&#8216;teki Jeofizik Enstitüsü&#8217;nde araştırmacılar tarafından yürütülen çalışma hakkında bir araştırma makalesi,&#160;20 Temmuz 2020&#8217;de&#160;Nature Geoscience&#160;dergisinde yayınlandı. Jeoloji profesörü Laurent Montési, &#8220;Yeni rastladığımız bu yapılar, belki de uykuda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-venusteki-volkanlarin-hala-aktif-oldugunu-kesfettiler/">Bilim adamları Venüs&#8217;teki volkanların hala aktif olduğunu keşfettiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/venus.jpg" alt="" class="wp-image-190" width="207" height="165" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/venus.jpg 750w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/venus-600x480.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/venus-150x120.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/venus-300x240.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/venus-696x557.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/venus-525x420.jpg 525w" sizes="auto, (max-width: 207px) 100vw, 207px" /></figure></div>



<p>Yeni bir çalışma, <strong>Venüs</strong>&#8216;te yakın zamanda aktif 37 volkanik yapıyı tanımladı.&nbsp;Çalışma, Venüs&#8217;ün hala jeolojik olarak aktif bir gezegen olduğuna dair en iyi kanıtlardan bazılarını sunuyor.&nbsp;<strong>Maryland Üniversitesi</strong> ve <strong>İsviçre ETH Zürih</strong>&#8216;teki <strong>Jeofizik Enstitüs</strong>ü&#8217;nde araştırmacılar tarafından yürütülen çalışma hakkında bir araştırma makalesi,&nbsp;20 Temmuz 2020&#8217;de&nbsp;<em><strong>Nature Geoscience</strong></em>&nbsp;dergisinde yayınlandı.</p>



<p>Jeoloji profesörü <strong>Laurent Montési</strong>, &#8220;Yeni rastladığımız bu yapılar,  belki de uykuda olan, ama ölü de değil&#8217; &#8216;diyebildiğimiz yapılar. <strong>UMD</strong> ve araştırma makalesinin ortak yazarı.&nbsp;&#8220;Bu çalışma, Venüs&#8217;ün görüşünü çoğunlukla aktif olmayan bir gezegenden, iç kısmı hala çalkalanan ve birçok aktif yanardağı besleyebilen bir gezegene dönüştürüyor.&#8221;</p>



<p>Bilim adamları bir süredir Venüs&#8217;ün Mars ve Mercury gibi soğuk iç mekanlara sahip gezegenlerden daha genç bir yüzeye sahip olduğunu biliyorlar.&nbsp;Sıcak bir iç mekan ve jeolojik aktivitenin kanıtı, gezegenin yüzeyini, gezegenin içindeki sıcak malzeme tüyleri manto tabakası ve kabuğundan yükseldiğinde oluşan halka benzeri yapılar şeklinde korona olarak adlandırır.&nbsp;Bu, manto tüylerinin volkanik Hawai Adaları&#8217;nı oluşturma şekline benzer.</p>



<p>Ancak Venüs&#8217;teki koronaların muhtemelen eski aktivitenin belirtileri olduğu ve Venüs&#8217;ün gezegenin içindeki jeolojik aktiviteyi yavaşlatacak ve soğuğu o kadar sertleştirecek kadar soğuduğu düşünülüyordu ki, içeriden gelen herhangi bir sıcak malzeme delinemeyecekti. .&nbsp;Buna ek olarak, manto tüylerinin Venüs üzerinde korona oluşturduğu kesin süreçler ve koronalar arasındaki varyasyonun nedenleri tartışma konusu olmuştur.</p>



<p>Yeni çalışmada, araştırmacılar yüksek çözünürlüklü, korona oluşumunun 3D simülasyonlarını oluşturmak için Venüs yüzeyinin altındaki sayısal termo-mekanik aktivite modellerini kullandılar.&nbsp;Simülasyonları, sürecin hiç olmadığı kadar ayrıntılı bir görünümünü sağlar.</p>



<p>Sonuçlar Montési ve meslektaşlarının yalnızca yakın zamanda aktif olan koronalarda bulunan özellikleri belirlemelerine yardımcı oldu.&nbsp;Ekip daha sonra bu özellikleri Venüs yüzeyinde gözlemlenen özelliklerle eşleştirebildi ve gezegendeki koronalardaki bazı değişikliklerin jeolojik gelişimin farklı aşamalarını temsil ettiğini ortaya koydu.&nbsp;Çalışma, Venüs&#8217;teki koronaların hala gelişmekte olduğunu gösteren ilk kanıtı, gezegenin içinin hala çalkalandığını gösteriyor.</p>



<p>Montési, &#8220;Bu modellerde önceki çalışmalara göre gelişmiş gerçekçilik derecesi, korona evrimindeki çeşitli aşamaları tanımlamayı ve sadece şu anda aktif olan koronalarda bulunan tanısal jeolojik özellikleri tanımlamayı mümkün kılmaktadır.&#8221; Dedi.&nbsp;Diyerek şöyle devam etti: &#8220;En az 37 koronanın çok yakın zamanda aktif olduğunu söyleyebiliriz.&#8221;</p>



<p>Venüs&#8217;teki aktif korona, gezegenin en aktif olduğu alanları öneren ve gezegenin iç kısmının işleyişine dair ipuçları sağlayan birkaç yerde kümelenmiştir.&nbsp;Bu sonuçlar, Avrupa&#8217;nın 2032&#8217;de piyasaya sürülmesi planlanan EnVision gibi gelecekteki Venüs misyonlarına jeolojik araçların yerleştirilmesi gereken hedef alanların belirlenmesine yardımcı olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-venusteki-volkanlarin-hala-aktif-oldugunu-kesfettiler/">Bilim adamları Venüs&#8217;teki volkanların hala aktif olduğunu keşfettiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/bilim-adamlari-venusteki-volkanlarin-hala-aktif-oldugunu-kesfettiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın Manyetik Alanı Düşünülenden 10 Kat Daha Hızlı Değişebilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-manyetik-alani-dusunulenden-10-kat-daha-hizli-degisebilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-manyetik-alani-dusunulenden-10-kat-daha-hizli-degisebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2020 22:42:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik alan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Leeds Üniversitesi ve California Üniversitesi&#8216;nin San Diego&#8216;da yaptığı yeni bir araştırma, Dünya&#8217;nın manyetik alanı yönündeki değişikliklerin daha önce düşünülenden 10 kat daha hızlı değişebileceğini ortaya koyuyor. Çalışmalar, gezegenin yüzeyinin 2800 kilometre altındaki dönen demir yoğunluğunun akışına ve son yüz bin yıl boyunca manyetik alanın hareketini nasıl etkilediğine dair yeni bilgiler veriyor. Manyetik alanımız, dünyanın dış [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-manyetik-alani-dusunulenden-10-kat-daha-hizli-degisebilir/">Dünyanın Manyetik Alanı Düşünülenden 10 Kat Daha Hızlı Değişebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2.jpg" alt="" class="wp-image-179" width="308" height="180" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2.jpg 779w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2-600x351.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2-768x450.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2-150x88.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2-300x176.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2-696x407.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/EarthsMagneticField2-718x420.jpg 718w" sizes="auto, (max-width: 308px) 100vw, 308px" /></figure></div>



<p><strong>Leeds Üniversitesi</strong> ve <strong>California Üniversitesi</strong>&#8216;nin <strong>San Diego</strong>&#8216;da yaptığı yeni bir araştırma, Dünya&#8217;nın manyetik alanı yönündeki değişikliklerin daha önce düşünülenden 10 kat daha hızlı değişebileceğini ortaya koyuyor. Çalışmalar, gezegenin yüzeyinin 2800 kilometre altındaki dönen demir yoğunluğunun akışına ve son yüz bin yıl boyunca manyetik alanın hareketini nasıl etkilediğine dair yeni bilgiler veriyor.</p>



<p class="has-text-align-left">Manyetik alanımız, dünyanın dış çekirdeğini oluşturan erimiş metalin <strong>konvektif</strong> bir akışı tarafından üretilir ve korunur. Sıvı demirin hareketi, sadece <strong>navigasyon</strong> sistemlerini yönlendirmeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda zararlı dünya dışı radyasyondan korunmamıza ve atmosferi yerinde tutmamıza yardımcı olan alana güç veren elektrik akımları oluşturur.</p>



<p>Manyetik alan sürekli değişiyor. Uydular artık mevcut vardiyalarını ölçmek ve izlemek için yeni araçlar sunuyor, ancak <strong>manyetik alan</strong> insan yapımı kayıt cihazlarının icadından çok daha önce de vardı. Bilim adamları, <strong>jeolojik</strong> zamanlar boyunca manyetik alanın evrimini yakalamak için tortular, lav akışları ve insan yapımı cihazlar tarafından kaydedilen manyetik alanları analiz eder. Sinyalin Dünya&#8217;nın çekirdek alanından doğru bir şekilde izlenmesi son derece zordur ve bu nedenle bu tür analizlerle tahmin edilen alan değişikliği oranları hala tartışılmaktadır.</p>



<p>Şimdi, Leeds&#8217;teki doçent ve Kaliforniya&#8217;daki <strong>Scripps Oşinografi Enstitüsü UC San Diego</strong>&#8216;dan Profesör <strong>Catherine Constable</strong> ve Dr.<strong> Chris Davies</strong> farklı bir yaklaşım benimsedi. Manyetik alan üretim sürecinin bilgisayar simülasyonlarını, son 100.000 yıla yayılan Dünya&#8217;nın manyetik alanındaki zaman varyasyonlarının yakın zamanda yayınlanan bir yeniden yapılandırması ile birleştirdiler.</p>



<p><em><strong>Nature Communications</strong>&#8216;da</em> yayınlanan çalışmaları,  Dünya&#8217;nın manyetik alan yönündeki değişikliklerin, şu anda rapor edilen en hızlı yılda bir dereceye kadar benimsenen ve tahmin edilen varyasyonlardan 10 kat daha büyük oranlara ulaştığını göstermekte olduğunu ortaya koydu.</p>



<p>Bu hızlı değişikliklerin manyetik alanın lokal zayıflaması ile ilişkili olduğunu gösterdiler. Bu, bu değişikliklerin genellikle alanın kutupları tersine çevirdiği zamanlarda veya <strong>dipol</strong> ekseninin, bir manyetik kutuptan çıkan ve diğerinde birleşen alan çizgilerine karşılık gelen, bilinen noktasal Kuzey ve Güney&#8217;in konumlarından biraz daha uzağa taşındığı anlamına geliyor.</p>



<p>Çalışmalarında bunun en açık örneği, jeomanyetik alan yönünde 39.000 yıl önce yılda yaklaşık 2.5 derece keskin bir değişikliktir. Bu kayma, Orta Amerika&#8217;nın batı sahilinin hemen dışındaki sınırlı bir uzamsal bölgede, yerel olarak zayıf bir alan gücü ile ilişkilendirildi ve yaklaşık 41.000 yıl önce Dünya&#8217;nın manyetik alanının kısa bir geri dönüşü olan küresel <strong>Laschamp</strong> süreci ile kıyasladılar.</p>



<p>Manyetik alanın bilgisayar simülasyonlarında benzer olaylar, sınırlı <strong>paleomanyetik rekonstrüksiyondan</strong> daha fazla fiziksel kökenini ortaya çıkarabilir olduğunu öne sürüyorlar.</p>



<p>Ayrıntılı analizleri, en hızlı yön değişikliklerinin, çekirdeğin yüzeyi boyunca hareketi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu yamalar daha düşük enlemlerde daha yaygındır, bu da gelecekteki hızlı yön değişiklikleri arayışlarının bu alanlara odaklanması gerektiğini düşündürmektedir.</p>



<p><strong>Dünya ve Çevre Okulu</strong>&#8216;ndan Dr. <strong>Davies</strong>, &#8220;400 yıl önceki manyetik alanımız hakkında çok eksik bilgiye sahiptik. Bu hızlı değişiklikler, sıvı çekirdeğin agresif davranışlarından bazılarını temsil ettiğinden, Dünya&#8217;nın derin iç mekanının davranışı hakkında önemli bilgiler verebilirler. &#8220;</p>



<p>Profesör <strong>Constable</strong> şunları söyledi: &#8220;Manyetik alanın bilgisayar simülasyonlarının jeomanyetik alanın jeolojik kayıtlardan çıkarıldığı gibi fiziksel davranışını doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığını anlamak çok zor olabilir.&#8221;</p>



<p>Ancak bu durumda araştırmacılar, bir dizi bilgisayar simülasyonunda en aşırı olayların hem değişim oranlarına hem de genel konumlarına mükemmel bir uyum gösterebildiklerini ifade ediyorlar. Bu simülasyonlardaki gelişen dinamiklerin daha fazla incelenmesi, bu tür hızlı değişikliklerin nasıl meydana geldiğini ve bugün yaşadığımız gibi sabit <strong>manyetik kutupluluk</strong> zamanlarında da bulunup bulunmadığını belgelemek için yararlı bir strateji sunuyor.</p>



<p>Değerli okurumuz! Bir fikriniz varsa yorumlarda bize eşlik edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-manyetik-alani-dusunulenden-10-kat-daha-hizli-degisebilir/">Dünyanın Manyetik Alanı Düşünülenden 10 Kat Daha Hızlı Değişebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/dunyanin-manyetik-alani-dusunulenden-10-kat-daha-hizli-degisebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Umut dolu COVID-19 araştırması: Yeni aşıların test edilmesi, eskilerinin yeniden yapılması</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/umut-dolu-covid-19-arastirmasi-yeni-asilarin-test-edilmesi-eskilerinin-yeniden-yapilmasi/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/umut-dolu-covid-19-arastirmasi-yeni-asilarin-test-edilmesi-eskilerinin-yeniden-yapilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2020 10:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Corona]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs Aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manşetlerin Arkasındaki Umut serimize devam ediyoruz.&#160;Bu hafta, yeni geliştirilen bir aşının ilerlemesini izliyoruz, mevcut aşıların tekrar kullanılmasının faydalarını inceliyoruz ve sentetik bir antikorun yeni hücrelere ulaşmadan önce yeni koronavirüsü nasıl &#8220;dağıtabileceğini&#8221; ve nötralize edebileceğini görüyoruz. Oxford Üniversitesi&#8216;nin İngiltere&#8217;deki Jenner Enstitüsü&#8216;nde aşı profesörü olan Sarah Gilbert&#8216;in potansiyel ve olumlu bir sonuca yol açan aşı çalışmasını duyurdu. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/umut-dolu-covid-19-arastirmasi-yeni-asilarin-test-edilmesi-eskilerinin-yeniden-yapilmasi/">Umut dolu COVID-19 araştırması: Yeni aşıların test edilmesi, eskilerinin yeniden yapılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/covidmans.jpg" alt="" class="wp-image-158" width="294" height="166" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/covidmans.jpg 640w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/covidmans-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/covidmans-150x85.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/covidmans-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 294px) 100vw, 294px" /></figure></div>



<p>Manşetlerin Arkasındaki Umut serimize devam ediyoruz.&nbsp;Bu hafta, yeni geliştirilen bir aşının ilerlemesini izliyoruz, mevcut aşıların tekrar kullanılmasının faydalarını inceliyoruz ve sentetik bir antikorun yeni hücrelere ulaşmadan önce yeni koronavirüsü nasıl &#8220;dağıtabileceğini&#8221; ve nötralize edebileceğini görüyoruz.</p>



<p><strong>Oxford Üniversitesi</strong>&#8216;nin İngiltere&#8217;deki <strong>Jenner Enstitüsü</strong>&#8216;nde aşı profesörü olan <strong>Sarah Gilbert</strong>&#8216;in potansiyel ve olumlu bir sonuca yol açan aşı çalışmasını duyurdu.</p>



<p>Rekombinant aşı; ekip tamamen kullanılabilir hale gelmesi amacıyla; Aşıyı geliştirerek, içine <strong>SARS CoV-2</strong>&#8216;nin uç protein geni eklemiş ve insanlar için zararsız olan bir şempanze adenovirüsü haline getirmiştir. (bu aynı zamanda ChAdOx1 olarak adlandırılır).</p>



<p>Gelişmekte olan aşılar için; Birkaç ay önce Prof. Gilbert ve ekibinin etkili bir SARS-CoV-2 aşısı tasarlayacağını söyledi.</p>



<p>Bununla birlikte, yeni aşının dozajı ile ilgili endişeler vardı.&nbsp;O sırada <strong>Reading Üniversitesi</strong>&#8216;nden <strong>Prof. Ian Jones</strong>, &#8220;Verilen miktar tam koruma sağlamak için yeterliyse ve bir veya iki doz gerekiyorsa bunu daha fazla zorlayarak çalışacağına emin oluyoruz.&#8221; diyerek konuşmasında insanlara umut vaad ediyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><a>Domuzlarda başarılı 2 doz yeni aşı&nbsp;</a></h2>



<p>Şimdi, İngiltere&#8217;deki <strong>Pirbright Enstitüsü</strong> ile işbirliği içinde <strong>Jenner Enstitüsü</strong>, <strong>ChAdOx1 nCoV-19</strong> aşısı adı verilen aşıyı&nbsp;domuzlarda&nbsp;test etti&nbsp;ve iki dozun bir dozdan daha büyük bir antikor yanıtı oluşturduğunu buldu.</p>



<p><strong>Pirbright Enstitüsü</strong>&#8216;ne göre, insan klinik çalışmalarının <strong>1.</strong> aşaması çoktan başladı.&nbsp;Araştırmacılar, tek bir ChAdOx1 nCoV-19 dozunu test ediyorlar çünkü makak maymunlarındaki araştırmalar, aşı ile tek bir bağışıklamanın akciğer hastalığına karşı korunduğunu gösterdi.</p>



<p><strong>Araştırmacılar şimdi insan klinik çalışmalarının bir sonraki aşaması için gönüllüler alıyorlar.</strong></p>



<p>İki dozun domuzlardakinden daha koruyucu olduğu gerçeği önemlidir, çünkü aynı şey insanlarda da geçerli olabilir.</p>



<p>Aynı zamanda, insan klinik çalışmalarının sonuçlarının bir dozda yetersiz kalması durumunda, müdahalenin iki doza yükseltilmesinin daha iyi sonuçlar verebileceğini düşündürmektedir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-default td_pull_quote td_pull_center is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow" style="max-width:661px;margin-top:54px;margin-bottom:54px"><p><span class="has-inline-color has-very-dark-gray-color">Bu sonuçlar, aynı aşı ile iki enjeksiyonun uygulanmasının virüsü nötralize edebilecek antikor tepkilerini arttırdığını, ancak önemli olan insanlarda verilen tepkinin teşvik edilmesini Görmemiz Gerekiyor</span>.</p><p><span class="has-inline-color has-very-dark-gray-color">Prof. Bryan Charleston, Pirbright Enstitüsü Müdürü</span></p></blockquote>



<p>&#8220;Domuz, insan aşılarını diğer hastalıklara karşı test etmek için indüklenen bağışıklık tepkisinin türünü ve farklı dozları test etmek için değerli bir model olduğunu kanıtladı.</p>



<p>Domuzlar insanlara fizyolojik olarak diğer hayvan modellerinden (örneğin vücut ağırlıkları ve metabolik hızları) daha benzer ve insan olmayan primatlar kullanan çalışmalardan daha erişilebilir.&#8221; Diyor <strong>Charleston</strong>.</p>



<p>Bu ilham verici ve somut olan ilk ve etkili çalışmayı kamu oyu ile paylaştıktan sonra önümüzdeki haftalarda daha da somut verilerle karşımıza çıkacağını umuyoruz.</p>



<p>Siz değerli okuyucularımızın da konu hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyoruz ve yorum olarak buraya yansıtmanızı önemle rica ediyoruz. İyi keşifler diliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/umut-dolu-covid-19-arastirmasi-yeni-asilarin-test-edilmesi-eskilerinin-yeniden-yapilmasi/">Umut dolu COVID-19 araştırması: Yeni aşıların test edilmesi, eskilerinin yeniden yapılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/umut-dolu-covid-19-arastirmasi-yeni-asilarin-test-edilmesi-eskilerinin-yeniden-yapilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlık Madde Hakkında Cevapsız 10 Soru</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-madde-hakkinda-cevapsiz-10-soru/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-madde-hakkinda-cevapsiz-10-soru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2020 17:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=142</guid>

					<description><![CDATA[<p>1930&#8217;larda Fritz Zwicky adlı İsviçreli bir gökbilimci, uzak bir kümedeki gökadaların görünür kütle miktarından daha hızlı bir şekilde yörüngede döndüklerini fark etti. Karanlık madde olarak adlandırdığı görünmeyen bir maddeden, bu galaksilerin birbirlerini yerçekimi ile çekiyor olabileceğini öne sürdü. O zamandan beri, araştırmacılar bu gizemli malzemenin evrende bulunabileceğini ve yıldızlar ve insanlar gibi sıradan şeyleri oluşturan normal [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-madde-hakkinda-cevapsiz-10-soru/">Karanlık Madde Hakkında Cevapsız 10 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmatter.jpg" alt="" class="wp-image-143" width="285" height="178"/><figcaption>Shutterstock</figcaption></figure></div>



<p>1930&#8217;larda <strong>Fritz Zwicky</strong> adlı İsviçreli bir gökbilimci, uzak bir kümedeki gökadaların görünür kütle miktarından daha hızlı bir şekilde yörüngede döndüklerini fark etti. Karanlık madde olarak adlandırdığı görünmeyen bir maddeden, bu galaksilerin birbirlerini yerçekimi ile çekiyor olabileceğini öne sürdü.</p>



<p>O zamandan beri, araştırmacılar bu gizemli malzemenin evrende bulunabileceğini ve yıldızlar ve insanlar gibi sıradan şeyleri oluşturan normal maddeden altı kat daha fazla olduğunu doğruladılar. Yine de, evrende karanlık madde görmesine rağmen, bilim adamları hala bu konu ile alakalı olarak kafa karışıklığı yaşıyorlar. </p>



<p>İşte karanlık madde hakkında cevaplanmamış en büyük 11 soru.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="what-is-dark-matter">Karanlık madde nedir?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmatter2.jpg" alt="" class="wp-image-144"/></figure></div>



<p>İlk ve belki de en şaşırtıcı haliyle, araştırmacılar tam olarak karanlık maddenin ne olduğundan emin değillerdi. Başlangıçta, bazı bilim adamları evrendeki kayıp kütlenin küçük soluk yıldızlar ve kara deliklerden oluştuğunu tahmin ettiler, ancak ayrıntılı gözlemler, ABD Bakanlığı fizikçi <strong>Don Lincoln</strong> karanlık maddenin etkisini açıklamak için çok yoğun çalışmalar yürüttü. Karanlık maddenin mantosu için mevcut olan ve önde gelen fenomen; bir nötron gibi davranacak olan zayıf ve Etkileşimli Masif Parçacık veya <strong>WIMP</strong> olarak adlandırılan varsayımsal bir parçacık olarak lanse edildi Ancak, bu varsayım sadece daha fazla soruya yol açtı. örneğin;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık maddeleri tespit edebilirmiyiz?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmatttersc.jpg" alt="" class="wp-image-145"/><figcaption>Xinhua / Getty</figcaption></figure></div>



<p>Eğer karanlık madde WIMP&#8217;lerden yapılmışsa, bunlar etrafımızda olmalı, görünmez ve zar zor tespit edilebilir olmalıdır. Peki neden henüz bulamadık? Sıradan madde ile çok fazla etkileşime girmeyecek olsalar da, karanlık madde parçacığının uzayda yolculuk ederken bir proton veya elektron gibi normal bir parçacığa çarpma ihtimali her zaman küçüktür. Bu nedenle, araştırmacılar deneyden sonra, karanlık madde-parçacık çarpışmasını taklit edebilecek ve karışan radyasyondan korunan çok sayıda sıradan parçacığı yeraltında (Örneğin: <strong>CERN</strong>) incelemek için deney inşa ettiler. Peki sorun ne? Onlarca yıl süren aramalardan sonra, bu dedektörlerden hiçbiri güvenilir bir keşifte bulunamadı. Bu yılın başlarında, Çin PandaX deneyi en son WIMP tespitsizliğini bildirdi. Karanlık madde parçacıklarının WIMP&#8217;lerden çok daha küçük olması muhtemel görünüyor diyerek çalışmalarına ara verdi.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube aligncenter wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Evreni Dolduran Karanlık Madde Aslında Karanlık Sıvı Mı?" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/3ayuCEkmJI4?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption><em>Ayhan Tarakçı</em> Karanlık Madde ve Karanlık Enerji Hakkında..</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık madde birden fazla partikül içeriyormu?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/evrenkaranlik.jpg" alt="" class="wp-image-146"/><figcaption>Maria Starovoytova / Shutterstock</figcaption></figure></div>



<p>Sıradan madde, protonlar ve elektronlar gibi günlük parçacıkların yanı sıra <strong>nötrino</strong>, <strong>müon</strong> ve <strong>piyon</strong> gibi daha egzotik parçacıkların bir hayvanat bahçesinden oluşur. Bazı araştırmacılar, evrendeki maddenin yüzde 85&#8217;ini oluşturan karanlık maddenin de aynı derecede karmaşık olup olmadığını merak ettiler. <strong>Harvard Üniversitesi</strong>&#8216;nden fizikçi <strong>Andrey Katz</strong>, Space.com&#8217;a yaptığı açıklamada, &#8220;Evrendeki tüm karanlık maddenin bir tür parçacıktan oluştuğunu varsaymak için iyi bir neden yok.&#8221; Koyu protonlar, karanlık atomlar oluşturmak için koyu elektronlarla birleşerek görünür dünyada bulunanlar kadar çeşitli ve ilginç konfigürasyonlar üretebilirler. Bu tür öneriler fizik laboratuvarlarında giderek daha fazla hayal edilirken, şimdiye kadar bunları onaylamak veya reddetmek için bir yol bulmak bilim insanları için bir muamma haline geldi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık güç (Enerji) varmı?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/karanlikenerji.jpg" alt="" class="wp-image-147"/><figcaption>Shutterstock</figcaption></figure></div>



<p>Ek karanlık madde parçacıkları ile birlikte, karanlık maddenin normal madde tarafından hissedilenlere benzer kuvvetler yaşama olasılığı vardır. Bazı araştırmacılar, sadece karanlık madde parçacıkları tarafından hissedilmeleri dışında, elektromanyetik kuvvete yol açan normal parçacıklar arasında değiş tokuş edilen fotonlar gibi &#8220;karanlık fotonları&#8221; aradılar. İtalya&#8217;daki fizikçiler, bir elektron ışını ve pozitron olarak bilinen antipartiküllerini bir elmas haline getirmeye çalışıyorlar. Bu sayede bilinmeyen bir enerjinin var olma olasılığını kanıtlamaya çalışıyorlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık maddeler aks&#8217;lardan yapılabilirmi?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/aksion.jpg" alt="" class="wp-image-148"/><figcaption>Marcel Clemens / Shutterstock</figcaption></figure></div>



<p>Fizikçiler giderek <strong>WIMP</strong>&#8216;lere (Zayıf etkileşimli büyük kütleli parçacık) olan sevgisini yitirdikçe, diğer karanlık madde parçacıkları sükselik kazanmaya başlıyor. Önde gelen değişikliklerden biri, bir protondan daha az kütleli, 31. güce yükseltilen, 10&#8217;dan az, bir eksen olarak bilinen varsayımsal bir parçacıktır. Birkaç deneyde bu eksenler eksenler aranmıştır. Son bilgisayar simülasyonları, bu eksenlerin, hızlı radyo patlamaları olarak bilinen gizemli fenomenlere oldukça benzeyen tespit edilebilir radyasyon üretebilecek yıldız benzeri nesneler oluşturma olasılığını artırdı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık Maddenin Özellikleri Nelerdir?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/nasauzay.jpg" alt="" class="wp-image-149"/><figcaption>Nasa</figcaption></figure></div>



<p>Gökbilimciler, sıradan madde ile yerçekimi etkileşimleri yoluyla karanlık maddeyi keşfettiler, bunun evrendeki varlığının bilinmesinin ana yolu olduğunu öne sürüyorlar. Ancak karanlık maddenin gerçek doğasını anlamaya çalışırken, araştırmacıların devam edecekleri elle tutulur çok az şey var. Bazı teorilere göre, karanlık madde partikülleri kendi antipartikülleri olmalıdır, yani iki karanlık madde partikülü buluştuklarında birbirleriyle yok olurlar. Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;ndaki <strong>Alfa Manyetik Spektrometre</strong> (<strong>AMS</strong>) deneyi ile 2011&#8217;den bu yana bu yok olmanın önemli işaretlerini araştırıyorlar ve elle tutulur pek az veriye sahipler. Bilim adamları bunların karanlık maddeden gelip gelmediğinden hala emin değil ve sinyal henüz karanlık maddenin tam olarak ne olduğunu belirlemelerine yardımcı olmadı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık madde her galakside varmı?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="405" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/galaxys.jpg" alt="" class="wp-image-150" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/galaxys.jpg 720w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/galaxys-600x338.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/galaxys-150x84.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/galaxys-300x169.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/galaxys-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /><figcaption> NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu</figcaption></figure></div>



<p>Sıradan maddeye göre çok ağır bastığı için, karanlık maddenin genellikle gökadalar ve galaktik kümeler gibi büyük yapıları organize eden kontrol gücü olduğu söylenir. <strong>Gökbilimciler</strong>, bu yılın başlarında, neredeyse hiç karanlık madde içermeyen NGC 1052-DF2 adlı bir galaksi bulduklarını açıkladılar. <strong>Yale Üniversitesi</strong>&#8216;nden <strong>Pieter Van Dokkum</strong>, bir demeçte &#8220;Karanlık madde bir gökada oluşturmak için bir şart değil&#8221; dedi . Bununla birlikte, yaz boyunca, ayrı bir ekip, van Dokkum&#8217;un ekibinin galaksiye olan mesafeyi yanlış ölçtüğünü gösteren bir analiz yayınladı, bu da görünür maddesinin ilk bulgulardan çok daha sönük ve daha hafif olduğunu ve kütlesinin daha fazlasının karanlık maddeye sahip olduğunu gösterdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">DAMA / LIBRA Sonuçlarında neler var?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/damalibra.jpg" alt="" class="wp-image-151"/><figcaption>Pigi Cipelli / Getty</figcaption></figure></div>



<p>Parçacık fiziğinde uzun süredir devam eden bir gizem, <strong>DAMA / LIBRA</strong> olarak bilinen bir Avrupa deneyinin şaşırtıcı sonuçlarıdır. İtalya&#8217;daki <strong>Gran Sasso</strong> dağının altındaki bir yeraltı madeninde bulunan bu dedektör, karanlık madde parçacıklarında periyodik bir salınım arıyor. Bu salınım, Güneş sistemimizi çevreleyen, bazen karanlık madde rüzgarı olarak adlandırılan ve karanlık maddenin galaktik akışından geçerken, Dünya güneş çevresindeki yörüngesinde hareket ederken ortaya çıkmaktadır. 1997&#8217;den bu yana, DAMA / LIBRA tam olarak bu sinyali gördüğünü iddia etti, ancak başka bir deneyde böyle bir durum veya sonuç ile karşılaşılmadı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık maddenin elektrik yükü olabilir mi?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/energydarkmatter.jpg" alt="" class="wp-image-152"/><figcaption>Shutterstock</figcaption></figure></div>



<p>Zamanın başlangıcından gelen bir sinyal, bazı fizikçilerin karanlık maddenin elektrik yükü olabileceğini öne sürmesine neden oldu. Büyük Patlama&#8217;dan sadece 180 milyon yıl sonra, dalga boyu 21 santimetre olan radyasyon, evrenin henüz bebeklik dönemlerinde ki yıldızlar tarafından yayıldı. Daha sonra aynı zamanda etraftaki soğuk hidrojen tarafından emildi. Bu radyasyon bu yılın Şubat ayında tespit edildiğinde, hidrojenin imzası bilim adamlarının tahmin ettiğinden çok daha soğuk olduğunu gösterdi. <strong>Harvard Üniversitesi</strong>&#8216;nden astrofizikçi <strong>Julian Muñoz</strong>, elektrik yükü olan karanlık maddenin ısıyı her yerde bulunan hidrojenden, yani limonatada yüzen buz küplerinden uzaklaştırabileceğini öne sürdü . Ancak varsayım henüz doğrulanmadı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karanlık madde gerçekten varmı?</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="630" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat.jpg" alt="" class="wp-image-153" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat-600x369.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat-768x473.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat-150x92.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat-300x185.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat-696x428.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat-683x420.jpg 683w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/darkmat-356x220.jpg 356w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Nasa Hubble Uzay Teleskobu</figcaption></figure></div>



<p>Bilim adamlarının karanlık maddeyi tespit etmeye ve açıklamaya çalışırken karşılaştıkları zorluklar göz önüne alındığında, bazen makul ve bazen sorgulayıcı insan doğası sebebiyle her şeyin yanlış olup olmadığını merak edebiliriz. Uzun yıllar boyunca fizikçilerin vokal azınlığı belki de yerçekimi kuramlarımızın basitçe yanlış olduğu ve temel gücün büyük ölçeklerde beklediğimizden farklı çalıştığı fikrini zorladı. Genellikle &#8220;<strong>değiştirilmiş Newton dinamikleri</strong>&#8221; veya <strong>MOND</strong> modelleri olarak bilinen bu öneriler, karanlık bir madde olmadığını ve yıldızların ve galaksilerin birbirlerinin etrafında döndüğü görülen ultra hızlı hızların, şaşırtıcı şekilde davranan yerçekiminin bir sonucudur. &#8220;Karanlık madde hala doğrulanmamış bir model,&#8221; diye diyor fizikçi <strong>Don Lincoln</strong> bir açıklamasında. Ancak, <strong>detraktörlerin</strong> henüz fikirlerini daha geniş bir alana anlatmaları veya otoriteleri ikna etmeleri gerekmiyor. Ama şuan&#8217;a kadarki varsayımlar bile karanlık maddenin gerçek olduğunu düşündürmektedir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-madde-hakkinda-cevapsiz-10-soru/">Karanlık Madde Hakkında Cevapsız 10 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/karanlik-madde-hakkinda-cevapsiz-10-soru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>200 Yıl Önce Keşfedilen Kristal Yapısı Güneş Pillerinde Devrim Yaratacak</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/200-yil-once-kesfedilen-kristal-yapisi-gunes-pillerinde-devrim-yaratacak/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/200-yil-once-kesfedilen-kristal-yapisi-gunes-pillerinde-devrim-yaratacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2020 22:17:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oregon Eyalet Üniversitesi&#8216;ndeki güneş enerjisi araştırmacıları, neredeyse iki yüzyıl önce keşfedilen kristal bir yapıya sahip malzemeler üzerinde bilimsel araştırmalarını tamamladılar. Perovskit olarak bilinen yapıya sahip bu malzemeler yarı iletken değildir,&#160;ancak bir metale ve bir halojene dayanan perovskitler ve 1950&#8217;lerde kuruluşundan bu yana büyük bir pazara sahip olan silikon bazlı hücrelerden daha pahalı olabilecek fotovoltaik hücreler [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/200-yil-once-kesfedilen-kristal-yapisi-gunes-pillerinde-devrim-yaratacak/">200 Yıl Önce Keşfedilen Kristal Yapısı Güneş Pillerinde Devrim Yaratacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-126" width="283" height="213" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-1024x768.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-600x450.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-768x576.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-696x522.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-1392x1044.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-1068x801.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-560x420.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-1120x840.jpg 1120w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1-265x198.jpg 265w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/perovskit-1.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" /><figcaption>Perovskit yapısı.&nbsp;<br>John Labram, Oregon Eyalet Üniversitesi</figcaption></figure></div>



<p><strong>Oregon Eyalet Üniversitesi</strong>&#8216;ndeki güneş enerjisi araştırmacıları, neredeyse iki yüzyıl önce keşfedilen kristal bir yapıya sahip malzemeler üzerinde bilimsel araştırmalarını tamamladılar.</p>



<p><strong>Perovskit</strong> olarak bilinen yapıya sahip bu malzemeler yarı iletken değildir,&nbsp;ancak bir metale ve bir halojene dayanan perovskitler ve 1950&#8217;lerde kuruluşundan bu yana büyük bir pazara sahip olan silikon bazlı hücrelerden daha pahalı olabilecek <strong>fotovoltaik</strong> hücreler olarak muazzam bir potansiyele sahiptirler.</p>



<p>Araştırmacılar, bu bulgunun belki de bir gün enerji sektöründeki fosil yakıtlara oranla önemli ölçüde katkı sağlayacak potansiyele sahip olduğunu söylüyor.</p>



<p><strong>OSU Mühendislik Koleji</strong>&#8216;nden <strong>John Labram</strong>,&nbsp;<em><strong>İletişim Fiziği</strong></em>&nbsp;ve&nbsp;<em><strong>Fizikokimya Mektupları Dergisi</strong>&#8216;nde</em>&nbsp;perovskit stabilitesi ile ilgili son iki makalenin ilgili yazarıdır&nbsp;ve ayrıca 3 Temmuz 2020&#8217;de&nbsp;<em><strong>Science&#8217;</strong>da</em>&nbsp;yayınlanan bir makaleye katkıda bulunmuştur.</p>



<p><strong>Oxford Üniversitesi</strong>&#8216;ndeki&nbsp;araştırmacılar tarafından yürütülen bu&nbsp;<em><strong>Bilimsel</strong></em> çalışma,&nbsp;moleküler bir katkı maddesinin &#8211; organik bileşik piperidine dayanan bir tuzun, perovskit güneş pillerinin ömrünü büyük ölçüde geliştirdiğini ortaya koydu.</p>



<p>Üç makalede de belirtilen bulgular, bir Rus mineraloğunun uzun zaman önce keşfinden kaynaklanan umut verici bir yarı iletken anlayışını derinleştiriyor.&nbsp;1839&#8217;daki Ural Dağları&#8217;nda <strong>Gustav Rose</strong>, ilginç bir kristal yapıya sahip bir kalsiyum ve titanyum oksit buldu ve Rus asil Lev Perovski&#8217;nin onuruna adını verdi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-127" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-1024x768.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-600x450.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-768x576.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-2048x1536.jpg 2048w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-150x113.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-300x225.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-696x522.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-1392x1044.jpg 1392w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-1068x801.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-1920x1440.jpg 1920w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-560x420.jpg 560w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-1120x840.jpg 1120w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-80x60.jpg 80w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-160x120.jpg 160w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/07/solarmachine-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Test cihazları.&nbsp;<br>John Labram, Oregon Eyalet Üniversitesi</figcaption></figure></div>



<p>Bir Japon bilim adamı <strong>Tsutomu Miyasaka</strong>, 2009&#8217;daki çalışmaları sebebiyle bazı perovskitlerin etkili ışık soğurucuları olduğunu keşfettikten sonra araştırmacıların, bu konuya olan ilgisi artmaya başladı.</p>



<p><strong>Labram</strong>, Düşük maliyetleri nedeniyle perovskit güneş pilleri fosil yakıtların kullanımını azaltmaya ve enerji pazarında devrim yapma potansiyeline sahip olduğunu, Bununla birlikte, bu yeni malzeme sınıfının yeterince anlaşılmayan bir yönünün; sürekli aydınlatma altındaki istikrarı neticesinde ticaretteki payının yüksek olacağını dile getiriyor.</p>



<p>Son iki yılda Labram&#8217;ın Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Yüksekokulu&#8217;ndaki araştırma grubu, zaman içinde güneş malzemelerinin iletkenliğindeki değişiklikleri incelemek için benzersiz bir deneysel cihaz geliştirdi.</p>



<p>Oxford Üniversitesi ile işbirliği yaparak, ışığa bağlı kararsızlığın, elektrik teması olmasa bile, saatlerce gerçekleştiğini gösterdik diye ekliyor Labram. ve&nbsp;bu bulguların, güneş pillerinde gözlenen benzer sonuçları netleştirmeye yardımcı oluyor ve perovskit güneş pillerinin istikrarını ve ticari canlılığını geliştirmede önemli rol oynayacağını dile getiriyor. </p>



<p>Güneş pili verimliliği, kullanılabilir elektrik enerjisine dönüştürülen bir hücreye çarpan güneş ışığından kaynaklanan güç yüzdesiyle tanımlanır.</p>



<p>Yirmi yıl önce <strong>Bell Labs</strong> ilk pratik güneş pilini geliştirdi.&nbsp;Bugünün standartlarına göre %6&#8217;lık mütevazi bir verime sahipti ve yapılması pahalıydı, ancak uzay yarışının yeni günlerinde başlatılan uydularda bir niş buldu. Zamanla, çoğu hücre çok fazla değişmese de üretim maliyetleri düştü ve verimlilikler arttı.</p>



<p>2012&#8217;de Labram&#8217;ın ortak çalışanlarından biri olan Oxford&#8217;dan <strong>Henry Snaith</strong>, perovskitlerin bir duyarlılaştırıcı olarak değil, güneş hücrelerinde ana bileşen olarak kullanılabilecekleri çığır açan bir keşif yaptı.&nbsp;Bu, bir araştırma faaliyetleri domino etkisine yol açtı ve her yıl bu konuda binlerce bilimsel makale yayınlandı.&nbsp;Sekiz yıllık araştırmalar sonrasında, perovskit hücreler artık %25 verimlilikle çalışabilir  duruma geldi. Bu da onları en azından laboratuvarda üretilen ticari silikon hücrelerle eşit hale getirdi.</p>



<p>Perovskite hücreleri, yaygın olarak bulunan endüstriyel kimyasallardan ve metallerden ucuza üretilebilir ve esnek plastik ve seri üretilen filmlere basılabilir.&nbsp;Silikon hücreler ise tam tersine serttir ve pahalıdır.</p>



<p>Perovskitlerle ilgili olarak bazı sorunlar mevcuttur, sıcaklıklar yükseldiğinde biraz kararsız olma eğilimi ve diğeri de neme karşı savunmasız olmasıdır. Hücrelerin parçalanmasını sağlayan bir kombinasyona sahiptir.&nbsp;Bu durum bile Perovskitlerin açık havada iki ila otuz yıllık bir ömüre sahip olduğu anlamına gelir </p>



<p>Labram, &#8220;Genel olarak, ABD ve Avrupa&#8217;da bir güneş paneli satabilmek için 25 yıl garanti verilmesi gerektiğini ifade ediyor.&nbsp;Gerçekte güneş pili 25 yıl sonra orijinal performansının %80&#8217;inden daha azını göstermemelidir diye de ekliyor.&nbsp;Mevcut teknoloji olan silikon bazlı piller, bunun için oldukça iyi&nbsp;ancak silikon malzeme pahalı ve 2.000 dereceden den daha büyük sıcaklıklarda, mükemmel, hatasız kristaller, kontrollü koşullar altında üretilmesi sebebiyle üretim aşamasının zorluğu gibi nedenlerle perovskit gibi farklı alternatiflere yönelmeye zorunlu kılıyor. </p>



<p>Labram, öte yandan perovskitlerin yüksek derecede ki hatalara dayanıklı olduğunu söylüyor.</p>



<p>&#8220;Bir çözücü içinde eritilebilirler, daha sonra oda sıcaklığına yakın bir yerde basılabilirler&#8221; diyor.&nbsp;Bu malzeme, silikon bazlı malzeme maliyetlerinin sadece küçük bir kısmına üretilebileceği ve dolayısıyla fosil yakıtların önünü kesebileceği anlamına geliyor.&nbsp;Ancak bunun gerçekleşmesi için 25 yıllık bir garanti ile belgelenmeleri gerekiyor.</p>



<p>Labram, &#8220;Enerji üretimi söz konusu olduğunda, maliyet en önemli faktördür&#8221; diyor.&nbsp;Silikon ve perovskitler şimdi kabaca aynı verimliliği gösteriyorlar.&nbsp;Bununla birlikte, uzun vadede, perovskit güneş pillerinin silikon güneş pillerinin maliyetinin bir kısmına yapılıyor olmasının büyük bir avantaj olduğunu ifade ediyor.</p>



<p>Siz değerli okuyucularımızın konu hakkında ki düşüncelerini merak ediyoruz. Yorum yaparak Güzel bir tartışmanın kapısını açabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/200-yil-once-kesfedilen-kristal-yapisi-gunes-pillerinde-devrim-yaratacak/">200 Yıl Önce Keşfedilen Kristal Yapısı Güneş Pillerinde Devrim Yaratacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/200-yil-once-kesfedilen-kristal-yapisi-gunes-pillerinde-devrim-yaratacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlar ve Maymunlar Benzer Düşünce Kalıplarını Taşıyor Olabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/insanlar-ve-maymunlar-benzer-dusunce-kaliplarini-tasiyor-olabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/insanlar-ve-maymunlar-benzer-dusunce-kaliplarini-tasiyor-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 14:32:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=101</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar ve maymunlar aynı dil bilgisini konuşmayabilir, ancak UC Berkeley, Harvard Üniversitesi ve Carnegie Mellon Üniversitesi&#8216;nden yapılan yeni araştırmaya göre, düşünce tarzlarımız daha önce düşünülenden çok daha benzer. Yaş grupları, kültürler ve türler arasındaki 100 çalışma katılımcısı üzerinde yapılan deneylerde, araştırmacılar Bolivya&#8217;nın Amazon yağmur ormanlarındaki yerli Tsimane halkının, Amerikalı yetişkinler ve okul öncesi ve makak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/insanlar-ve-maymunlar-benzer-dusunce-kaliplarini-tasiyor-olabilir/">İnsanlar ve Maymunlar Benzer Düşünce Kalıplarını Taşıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanlar ve maymunlar aynı dil bilgisini konuşmayabilir, ancak <strong>UC Berkeley</strong>, <strong>Harvard Üniversitesi</strong> ve <strong>Carnegie Mellon Üniversitesi</strong>&#8216;nden yapılan yeni araştırmaya göre, <strong>düşünce tarzlarımız daha önce düşünülenden çok daha benzer.</strong></p>



<div class="wp-block-image is-style-default td-caption-align-left"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-1024x687.jpg" alt="" class="wp-image-102" width="312" height="209" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-1024x687.jpg 1024w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-600x403.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-768x515.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-150x101.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-300x201.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-696x467.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-1068x716.jpg 1068w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey-626x420.jpg 626w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/humonkey.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 312px) 100vw, 312px" /></figure></div>



<p>Yaş grupları, kültürler ve türler arasındaki 100 çalışma katılımcısı üzerinde yapılan deneylerde, araştırmacılar Bolivya&#8217;nın Amazon yağmur ormanlarındaki yerli Tsimane halkının, Amerikalı yetişkinler ve okul öncesi ve makak maymunlarının değişen derecelerde, &#8220;tekrarlama&#8221;, bilişsel bir süreç için; bir ustalık gösterdiğini buldular. kelimeleri, cümleleri veya sembolleri karmaşık komutları, duyguları ve fikirleri iletmeye yardımcı olacak şekilde düzenleyebiliyorlar.</p>



<p>Araştırmacılar, bu hafta (26 Haziran Cuma)&nbsp;<strong>Science Advances</strong>&nbsp;dergisinde yayınlanan bulguların,&nbsp;dilin evrimine ilişkin anlayışımıza yeni bir ışık tuttuğunu söyledi.</p>



<p>UC Berkeley yardımcı psikoloji profesörü olan çalışma ortak yazarı <strong>Steven Piantadosi</strong>, &#8220;İlk kez, muhtemelen tüm insanlara ve daha az ölçüde insan olmayan <strong>primatlara</strong> doğal olarak gelen düşünce kalıpları hakkında güçlü <strong>ampirik</strong> kanıtlara sahibiz.&#8221; Dedi. .</p>



<p>Gerçekten de, maymunların testlerde araştırmacıların tahmin ettiğinden çok daha iyi performans gösterdiği bulundu.</p>



<p>Doktora <strong>Sam Cheyette</strong>, &#8220;Verilerimiz, yeterli eğitim ile maymunların özyinelemeli bir süreci temsil etmeyi öğrenebildiklerini, yani bu yeteneğin insanlar için düşünüldüğü kadar benzersiz olmayabileceğini gösteriyor.&#8221; Dedi.&nbsp;Piantadosi.</p>



<p>Dilbilimde &#8220;iç içe yapılar&#8221; olarak bilinen ifadelerde ki yinelemeli ifadeler, insan dilinde sözdizimi ve anlambilim için çok önemlidir.&nbsp;Basit bir örnek, &#8220;<strong>Jack&#8217;in inşa ettiği evde yatan maltı yiyen sıçanı öldüren kediyi endişelendiren köpek</strong>&#8221; hakkında ki İngiliz bir tekerleme.</p>



<p>Araştırmacılar 10 ABD&#8217;li yetişkin, 50 okul öncesi ve anaokulu, 37 Tsimane üyesi ve üç erkek makak maymununun özyinelemesini test etti.</p>



<p>İlk olarak, tüm katılımcılar belirli bir sırayla farklı sembol dizilerini ezberlemek üzere eğitildi.&nbsp;Özellikle, bazı dilsel iç içe yapılara benzer olan <strong>{()}</strong> veya <strong>{[]}</strong> gibi dizileri öğrendiler.</p>



<p>ABD ve maymunlardan gelen katılımcılar dizileri ezberlemek için geniş bir dokunmatik ekran kullandılar.&nbsp;Doğru yerde ki sembole dokunulduğunda bir &#8216;ding&#8217; sesi, yanlış dokunurlarsa rahatsız edici bir zil ve tüm sıra doğruysa iyi ve düzenli bir zil sesi duydular.&nbsp;Maymunlara olumlu geribildirim olarak atıştırmalık veya meyve suyu verildi.</p>



<p>Bu arada, bilgisayarlarla etkileşime daha az alışkın olan Tsimane katılımcıları kağıt dizin kartları ile test edildi ve sözlü geri bildirim verildi.</p>



<p>Daha sonra, tüm katılımcılardan doğru sırayla, ekranda rastgele sırayla gösterilen yerlere farklı gruplardan dört görüntü yerleştirmeleri istendi.</p>



<p>Değişen derecelerde, katılımcıların hepsi yeni listelerini özyinelemeli yapılarda düzenledi, bu da &#8220;resmi matematik ve okuma eğitimi olmayan Tsimane &#8220;yetişkinlerinin, okul öncesi çocuklarının ve maymunların testten önce bu tür uyaranlara hiç maruz kalmadıkları göz önüne alındığında dikkat çekici.&#8221; bir çalışma olarak yorumlandı.</p>



<p>Piantadosi, &#8220;Bu sonuçlar, maymunların insan dilbilgisinde bulunan diğer yapı türlerini öğrenebilecekleri son bulgularla yakın olduğunu&#8221; ifade eti.</p>



<p>Çalışmanın kıdemli yazarı <strong>Pittsburgh</strong>, Pennsylvania&#8217;daki <strong>Carnegie Mellon Üniversitesi</strong>&#8216;nde <strong>Jessica Cantlon</strong>&#8216;dur.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/insanlar-ve-maymunlar-benzer-dusunce-kaliplarini-tasiyor-olabilir/">İnsanlar ve Maymunlar Benzer Düşünce Kalıplarını Taşıyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/insanlar-ve-maymunlar-benzer-dusunce-kaliplarini-tasiyor-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Virüsler Yeni İnsan Genleri Oluşturmak İçin Genetik Kodumuzu Çalabilir</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/virusler-yeni-insan-genleri-olusturmak-icin-genetik-kodumuzu-calabilir/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/virusler-yeni-insan-genleri-olusturmak-icin-genetik-kodumuzu-calabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 14:14:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Dahil]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=95</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Vücut Hırsızlarının İstilası&#8221; ndaki bir sahne gibi, bir virüs bir konağı enfekte eder ve daha fazla kopyasını çıkarmak için onu bir fabrikaya dönüştürür.&#160;Şimdi araştırmacılar, grip virüsleri ve diğer ciddi patojenler de dahil olmak üzere büyük bir virüs grubunun, kendi genomlarını genişletmek için konakçılarından genetik sinyaller çaldığını gösterdiler. Bu bulgu 25 Haziran&#8217;da Cell Akademik Dergisinde online [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/virusler-yeni-insan-genleri-olusturmak-icin-genetik-kodumuzu-calabilir/">Virüsler Yeni İnsan Genleri Oluşturmak İçin Genetik Kodumuzu Çalabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Vücut Hırsızlarının İstilası</strong>&#8221; ndaki bir sahne gibi, bir virüs bir konağı enfekte eder ve daha fazla kopyasını çıkarmak için onu bir fabrikaya dönüştürür.&nbsp;Şimdi araştırmacılar, grip virüsleri ve diğer ciddi patojenler de dahil olmak üzere büyük bir virüs grubunun, kendi genomlarını genişletmek için konakçılarından genetik sinyaller çaldığını gösterdiler.</p>



<div><a href="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/virusdna.jpg" class="td-modal-image"><div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/virusdna.jpg" alt="" class="wp-image-98" width="300" height="250" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/virusdna.jpg 626w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/virusdna-600x499.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/virusdna-150x125.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/virusdna-300x250.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/virusdna-505x420.jpg 505w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure></div></a></div>



<p>Bu bulgu 25 Haziran&#8217;da <strong>Cell Akademik Dergisinde</strong> online olarak yayınlanmıştır.&nbsp;Disiplinler arası işbirliğine dayalı çalışma, New York&#8217;taki Sina Dağı&#8217;ndaki <strong>Icahn Tıp Okulu</strong>&#8216;ndaki <strong>Global Sağlık ve Gelişen Patojenler Enstitüsünde</strong> ve İngiltere&#8217;de <strong>MRC Üniversitesi Glasgow Virüs Araştırmaları Merkezi</strong>&#8216;nde araştırmacılar tarafından yönetildi.</p>



<p>Disiplinler arası virologlar ekibi, insanların, evcil hayvanların ve influenza virüsleri ve Lassa virüsü (neden dahil) yaygın ve ciddi patojenleri içeren segmentli negatif zincirli <strong>RNA</strong> virüsleri (sNSV&#8217;ler) olarak bilinen büyük bir virüs grubunu incelediler. Virüslerin konakçılarından gelen genetik sinyalleri çalarak, daha önce tespit edilmemiş proteinlerin zenginliğini üretebileceğini gösterdiler.&nbsp;Araştırmacılar, konakçı ve viral sekansları birleştirerek kodlandıkları için bunları <strong>UFO</strong> (<strong>Yukarı Akış Frankenstein Açık Okuma Çerçevesi</strong>) proteinleri olarak etiketlediler.&nbsp;Bu çalışma öncesinde bu tür proteinlerin varlığı hakkında bilgi yoktu.</p>



<p>Bu UFO proteinleri viral enfeksiyonun seyrini değiştirebilir ve aşılama amacıyla kullanılabilir.</p>



<p>Icahn Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Doçenti ve çalışma yazarı <strong>Ivan Marazzi</strong>, &#8220;Bir patojenin konakçı bariyerlerini aşma ve enfeksiyon oluşturma kapasitesi, patojenden türetilen proteinlerin ekspresyonuna dayanmaktadır.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Bir patojenin konakçıya nasıl <strong>antagonize</strong> olduğunu ve enfeksiyon oluşturduğunu anlamak için, bir patojenin hangi proteinleri kodladığı, nasıl işlev gördüğü ve virülansa nasıl katkıda bulundukları hakkında net bir anlayışa sahip olmamız gerekir&#8221; dedi.</p>



<p>Virüsler kendi proteinlerini oluşturamazlar, bu nedenle konakçı hücrelerinde protein oluşturan makineye uygun talimatları beslemeleri gerekir.&nbsp;Virüslerin bunu, hücrenin kendi protein kodlama mesajlarından (bir haberci <strong>RNA</strong> veya <strong>mRNA</strong>) birinden kesip daha sonra bu diziyi bir kopyayla uzattıkları &#8220;<strong>kap kapma</strong>&#8221; adı verilen bir işlemle yaptığı bilinir.&nbsp;Bu da okunacak karma bir mesaj verir.</p>



<p>&#8220;Onlarca yıl boyunca, vücudun bu mesajı proteine ​​(<strong>başlangıç ​​kodonu</strong>) çevirmeye başlama sinyaliyle karşılaştığında, sadece virüs tarafından sağlanan bir mesajı okuduğunu düşündük. Çalışmamız konak dizisinin olmadığını gösteriyor. &#8221; dedi Dr. Marazzi.</p>



<p>Araştırmacılar, kendi genleri ile konakçı mRNA&#8217;ların hibritlerini yaptıkları için, virüslerin (<strong>sNSV</strong>&#8216;ler), &#8220;koparmaya başla&#8221; olarak adlandırdıkları bir süreç olan ekstra, konaktan türetilmiş başlatma kodonları ile mesajlar üretebileceğini göstermektedir.&nbsp;Bu, daha önce şüphelenilmemiş proteinlerin hibrid konak-virüs dizilerinden çevrilmesini mümkün kılmaktadır.&nbsp;Ayrıca bu yeni genlerin <strong>influenza</strong> virüsleri ve potansiyel olarak çok sayıda başka virüs tarafından eksprese edildiğini gösterirler.&nbsp;Bu hibrid genlerin ürünü bağışıklık sistemi tarafından görülebilir ve virülansı modüle edebilir.&nbsp;Bu yeni protein sınıfını, salgınlara ve salgınlara neden olan birçok RNA virüsü tarafından yaygın ifadelerinin etkilerini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu dile getirdiler.</p>



<p>Editör ve doktora yapan <strong>Ed Hutchinson</strong>, <strong>Glasgow Araştırma Merkezi</strong> <strong>MRC-Üniversitesi</strong>&#8216;nde araştırma görevlisi, &#8220;Virüsler konakçılarını moleküler düzeyde ele geçiriyor ve bu çalışmalar influenza virüslerine odaklanırken, çok sayıda viral türün daha önce şüphelenilmemiş genler üretebileceğini ima ediyor. &#8220;</p>



<p>Araştırmacılar, çalışmalarının bir sonraki bölümünün, şüphelenilmemiş genlerin oynadığı farklı rolleri anlamak olduğunu söylüyor.&nbsp;Marazzi, &#8220;Artık var olduklarını biliyoruz, onları inceleyebilir ve bilgileri hastalığın ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için kullanabiliriz.&#8221; Dedi.&nbsp;&#8220;Viral salgınları ve <strong>Pandemi</strong>&#8216;leri durdurmak için büyük bir küresel çaba gerekiyor ve bu yeni görüşler enfeksiyonu durdurmanın yeni yollarının belirlenmesine yol açabilir.&#8221;</p>



<p>Bu çalışma, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü ve Birleşik Krallık Tıbbi Araştırma Konseyi dahil fon sağlayıcılar tarafından desteklenmiştir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/virusler-yeni-insan-genleri-olusturmak-icin-genetik-kodumuzu-calabilir/">Virüsler Yeni İnsan Genleri Oluşturmak İçin Genetik Kodumuzu Çalabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/virusler-yeni-insan-genleri-olusturmak-icin-genetik-kodumuzu-calabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski Türk Uygarlığının Kalıntıları arasındaki, Orta Asya mirası: &#8216;Kuyudaki Kadın&#8217;ın iskeleti</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/eski-turk-uygarliginin-kalintilari-arasindaki-orta-asya-mirasi-kuyudaki-kadinin-iskeleti/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/eski-turk-uygarliginin-kalintilari-arasindaki-orta-asya-mirasi-kuyudaki-kadinin-iskeleti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 13:14:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=84</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski Türk uygarlığının kalıntıları arasında bulgularına rastlanan ve Orta Asya mirasının &#8216;Kuyudaki Hanım&#8217;ın iskelet kalıntıları, 4.000 yıl öncesine kadar uzun mesafeli göçlerin başladığını ortaya koymaktadır. Türkiye&#8217;de antik bir kentte yaşanan şiddetli ve trajik bir ölümden sonra bir kuyunun dibinde bulunan Orta Asyalı bir kadının iskeleti, insanlık tarihinin önemli bir döneminde bilim insanlarının nüfus hareketlerini anlamalarında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-turk-uygarliginin-kalintilari-arasindaki-orta-asya-mirasi-kuyudaki-kadinin-iskeleti/">Eski Türk Uygarlığının Kalıntıları arasındaki, Orta Asya mirası: &#8216;Kuyudaki Kadın&#8217;ın iskeleti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Eski Türk uygarlığının kalıntıları arasında bulgularına rastlanan ve Orta Asya mirasının &#8216;Kuyudaki Hanım&#8217;ın iskelet kalıntıları, 4.000 yıl öncesine kadar uzun mesafeli göçlerin başladığını ortaya koymaktadır.</strong></p>



<p>Türkiye&#8217;de antik bir kentte yaşanan şiddetli ve trajik bir ölümden sonra bir kuyunun dibinde bulunan Orta Asyalı bir kadının iskeleti, insanlık tarihinin önemli bir döneminde bilim insanlarının nüfus hareketlerini anlamalarında yardımcı oluyor.</p>



<p>&#8216;<strong>Kuyudaki Kadın</strong>&#8216; lakaplı kemikleri, 7 bin 500 ila 3 bin yıl önce Türkiye&#8217;den İran&#8217;a uzanan bir uygarlık bölgesinde yaşayan, farklı yerlerde bulunan 110 iskelet kalıntısı arasında yer alıyor.</p>



<p>Kalıntıların genom çapındaki verilerini analiz ettikten sonra ekip, Anadolu ve günümüz Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan&#8217;a kabaca karşılık gelen Güney Kafkasya&#8217;daki popülasyonların yaklaşık 8.500 yıl önce genetik olarak karışmaya başladığını ve bunun sonucunda da giderek tüm bölgeye yayılan belirgin bir karışıma yol açıldığını keşfetti.</p>



<p>Ancak, &#8216;Kuyudaki Kadın&#8217; yaklaşık 4.000 yıl önce geç Tunç Çağı&#8217;nda bireysel düzeyde uzun mesafe göçleri olduğunun kanıtı olarak gösterildi, uzmanlar ya o ya da ataları Orta Asya&#8217;dan Akdeniz Kıyısı&#8217;na kadar göç ettikleri konusunda hem fikirler.</p>



<div><a href="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/gocdalgasi.jpg" class="td-modal-image"><div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/gocdalgasi.jpg" alt="" class="wp-image-88" width="634" height="634" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/gocdalgasi.jpg 634w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/gocdalgasi-600x600.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/gocdalgasi-300x300.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/gocdalgasi-150x150.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/gocdalgasi-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /><figcaption>Ekip, günümüz Türkiye&#8217;si olan Anadolu ve günümüz Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan&#8217;a kabaca karşılık gelen Güney Kafkasya&#8217;daki popülasyonların yaklaşık 8.500 yıl önce (mavi ve yeşil) genetik olarak karışmaya başladığını keşfetti.</figcaption></figure></div></a></div>



<p>Çalışma, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika&#8217;daki uluslararası bilim adamlarından oluşan bir ekip tarafından, <strong>Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü Arkeogenetik bölümü</strong> tarafından yürütüldü.</p>



<p>Ekip, Anadolu, Kuzey Levant ve Güney Kafkasya&#8217;daki arkeolojik alanlarda ortaya çıkarılan 110 kişinin iskelet kalıntılarını analiz etti ve iki etkili genetik olay ortaya çıkardı.</p>



<p>Anadolu ve Güney Kafkasya&#8217;daki popülasyonlar yaklaşık 8.5000 yıl önce genetik olarak karışmaya başladı. Bu olay yavaş yavaş tüm ulus ayılmaya başladı nüfusa yeni genetik soyların getirilmesi yol açtı.</p>



<p>Uzmanların &#8216;genetik biyoloji&#8217; olarak adlandırdığı bu kademeli değişim, bin yıl sonra Orta-Kuzey&#8217;den Doğu Anadolu&#8217;ya yayılan Anadolu popülasyonlarında gözlendi.</p>



<p>&#8216;Yazarlar, genetik sürekliliğin sıklıkla yaptığı gibi, sabit popülasyonları belirtmek yerine, genetik bilgilerin Kuzey ve Orta Anadolu&#8217;dan Güney&#8217;e yayıldığını savunuyorlar&#8217;</p>



<p>Ekip, Karadeniz ve Hazar Denizi&#8217;nden uzanan Kafkas dağları ile İran, Irak ve Türkiye&#8217;nin güneydoğusunda uzun bir menzile sahip Zagros Dağlarının, Anadolu&#8217;da devam eden bir genetik erime potasının insan hareketliliğinin ve gelişimini gösterdiğini öne sürüyor.</p>



<div><a href="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin.jpg" class="td-modal-image"><div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin.jpg" alt="" class="wp-image-89" width="634" height="458" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin.jpg 634w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin-600x433.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin-150x108.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin-300x217.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin-581x420.jpg 581w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyudakikadin-324x235.jpg 324w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /><figcaption>Ancak, &#8216;Lady in the Well&#8217; yaklaşık 4.000 yıl önce Geç Tunç Çağı&#8217;nda bireysel düzeyde uzun mesafe göçleri kanıt gösterdi, ya o ya da ataları Orta Asya&#8217;dan Akdeniz Kıyıları&#8217;na göç etmiş görünüyor.</figcaption></figure></div></a></div>



<p>Max Planck Eş Yöneticisi ve çalışmanın üst düzey yazarı <strong>Johannes Krause</strong>, şunları ekliyor: &#8216;Homojenleşme ve bu geniş kapsamlı girdap, Batı Asya içindeki eski insanların biyolojik olarak artan bağlılıkları ve gelişmekte olan sosyokültürel gelişmelerin arkeolojik bulgularda da karışımının görünür hale geldiğini gösteriyor.&#8217;</p>



<p>Anadolu&#8217;da meydana gelen kademeli değişimlerin aksine, Kuzey Levant bölgesinde ise yeni nüfusların oluşumu başlamıştır.</p>



<p>Araştırmanın baş yazarı <strong>Eirini Skourtanioti</strong> şunları söyledi: &#8216;Bugünkü Türkiye&#8217;nin güneyi ve Kuzey Suriye&#8217;deki Alalakh ve Ebla antik kentlerinden gelen Tunç Çağı popülasyonlarının genetik yapısının aynı bölgeden önceki popülasyonlardan farklı olduğunu bulduk.&#8217;</p>



<p>Dış gruplardan gelen etkilere işaret eden ince genetik değişiklikler tespit ettik.</p>



<div><a href="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyular.jpg" class="td-modal-image"><div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyular.jpg" alt="" class="wp-image-90" width="634" height="297" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyular.jpg 634w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyular-600x281.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyular-150x70.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/kuyular-300x141.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /><figcaption>Ekip, Anadolu, Kuzey Levant ve Güney Kafkasya&#8217;daki arkeolojik alanlarda ortaya çıkarılan 110 kişinin iskelet kalıntılarını analiz etti ve iki etkili genetik olay ortaya çıkardı.</figcaption></figure></div></a></div>



<p>Ekip, tüm popülasyonların uzun vadeli geçişlerinin yanı sıra, bireylerin uzun mesafeli hareketlerinin kanıtLarını da ortaya çıkardı ve Türkiye&#8217;nin güneyindeki Alalakh bölgesini araştırırken, genetik yapısı Orta Asya&#8217;daki Tunç Çağı popülasyonlarına benzeyen &#8216;kuyudaki kadını&#8217;ı buldu.</p>



<p><strong><em>DNA&#8217;sı Orta Asya&#8217;da bir yerden geldiğini gösteriyor.</em></strong></p>



<p>Analizde ayrıca öldüğünde 40 ila 45 yaşlarında olduğu ve muhtemelen M.Ö. 1625 ile M.Ö. 1511 yılları arasında olduğu ileri sürüldü. Araştırmacılar, iskeletinde bulunan çoklu yaralanmalar nedeniyle şiddetli bir ölüm yaşadığını biliyorlar.</p>



<p>Philipp Stockhammer, <strong>MHAAM</strong> eş direktörü ve çalışmanın başka bir üst düzey yazarı, şöyle dedi: &#8216;Ben kuyudaki bayanın sonuçları hayran olmakla birlikte çok şaşkınım. Bu kadar büyük mesafelerde bireysel kadın hareketliliği için de bakış açımızı değiştiriyor. Edebi kaynaklardan biliyoruz ki kadınlar bu süre zarfında Batı Asya&#8217;yı çok sık evlilik partneri olarak gezdiler.&#8217;</p>



<p>Ancak, Orta Asya kökenli bu kadının hikayesi bir muamma olarak kalacaktır.</p>



<p>Kuyudaki kadın, bilim adamlarının analitik araçlar kullanılarak ortaya çıkarılamadığını bildikleri birçok soruyu gündeme getirdi. Bu kadının Orta Asya&#8217;daki evinden Kuzey Levant&#8217;a nasıl taşındığını merak ediyorlar.</p>



<p>Evinden mi sürüldü? Ölümü kaza mıydı ? yoksa kadın öldürüldü mü?</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/eski-turk-uygarliginin-kalintilari-arasindaki-orta-asya-mirasi-kuyudaki-kadinin-iskeleti/">Eski Türk Uygarlığının Kalıntıları arasındaki, Orta Asya mirası: &#8216;Kuyudaki Kadın&#8217;ın iskeleti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/eski-turk-uygarliginin-kalintilari-arasindaki-orta-asya-mirasi-kuyudaki-kadinin-iskeleti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Kapasiteli Lityum İyon Pillerde Sevindirici Gelişme</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yuksek-kapasiteli-lityum-iyon-pillerde-sevindirici-gelisme/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yuksek-kapasiteli-lityum-iyon-pillerde-sevindirici-gelisme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 14:26:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=76</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (KIST), silikon bazlı anot (-) malzemeleriyle ilgili kalıcı bir soruna basit bir çözüm sağlayan bir teknolojinin geliştirildiğini duyurdu. Yeni bir ön arıtma stratejisi, uzun zamandır devam eden silikon anot malzemeleri sorununu çözüme kavuşturdu.&#160;Bu çözüm tabanlı strateji, büyük ölçekli üretim için basit ve güvenli işlemeye olanak tanıyor. Koreli araştırmacılardan oluşan bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yuksek-kapasiteli-lityum-iyon-pillerde-sevindirici-gelisme/">Yüksek Kapasiteli Lityum İyon Pillerde Sevindirici Gelişme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü</em></strong> (KIST), silikon bazlı anot (-) malzemeleriyle ilgili kalıcı bir soruna basit bir çözüm sağlayan bir teknolojinin geliştirildiğini duyurdu.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio.jpg" alt="" class="wp-image-81" width="255" height="174" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio.jpg 950w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-600x411.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-768x525.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-150x103.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-300x205.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-218x150.jpg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-436x300.jpg 436w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-696x476.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/lithumio-614x420.jpg 614w" sizes="auto, (max-width: 255px) 100vw, 255px" /></figure></div>



<p>Yeni bir ön arıtma stratejisi, uzun zamandır devam eden silikon anot malzemeleri sorununu çözüme kavuşturdu.&nbsp;Bu çözüm tabanlı strateji, büyük ölçekli üretim için basit ve güvenli işlemeye olanak tanıyor.</p>



<p>Koreli araştırmacılardan oluşan bir ekip, yüksek kapasiteli pillerin enerji yoğunluklarını en üst düzeye çıkarmak için bir işleme teknolojisi geliştirdi.&nbsp;<strong>Dr. Lee</strong>, Enerji Depolama Araştırmacısı <strong>Dr Hong</strong>, Enerji Malzemeleri Araştırma Merkezi&#8217;nin Jihyun Merkezi&#8217;nden ortak araştırma ekibi, Temiz Enerji Enstitüsü, Fen Bilimleri Kore Enstitüsü (KIST) , silikon bazlı anot (-) malzemeleriyle ilgili kalıcı bir soruna basit bir çözüm sağlayan bir teknolojinin geliştirildiğini duyurdu.</p>



<p>Son zamanlarda, <strong>lityum iyon</strong> pillerdeki grafit anot malzemelerinden dört kat daha fazla lityum iyonu depolayabilen silikon anot malzemeleri, elektrikli araçların kilometre ömrünü arttırma potansiyeli nedeniyle giderek daha fazla ilgi gördü.&nbsp;Ancak, ilk döngüde şarj edildiğinde, silikon bazlı anotu olan bir pil, elektrik depolamak için kullandığı lityum iyonlarının %20&#8217;sinden fazlasını kaybeder ve bu da daha düşük pil kapasitesi sorunuyla sonuçlanır.&nbsp;Bu sorunu çözmek için, akü çevrimi sırasında lityum kaybını telafi etmek için akü montajından önce ekstra lityum ekleyen bir &#8220;lityum ön yükleme&#8221; veya &#8220;ön lityum&#8221; yöntemi uygulanır.&nbsp;Lityum tozu kullanmak gibi şimdiye kadar uygulanan yöntemler, güvenlik tehlikesi ve yüksek maliyet açısından dezavantajlara sahiptir.</p>



<p><strong>KIST</strong>&#8216;li Dr. Lee ve Dr. Hong, silikon bazlı bir anotta lityum kaybını önlemek için lityum iyonlarının lityum tozu yerine lityum içeren bir çözelti kullanarak önceden yüklenmesini sağlayan bir teknoloji geliştirdi.&nbsp;Bir elektrodun özel olarak hazırlanmış çözeltiye sadece beş dakika boyunca batırılması, elektronların ve lityum iyonlarının kendiliğinden kimyasal bir reaksiyon yoluyla silikon bazlı anot içine sokulduğu başarılı bir lityum ön yüklemesi elde etmek için yeterlidir.&nbsp;Bu basit işlemi mümkün kılan, heterojen lityum dağılımına yol açan bir elektroda lityum tozu ekleme yönteminin aksine, uyarlanmış <strong>ön yükleme</strong> çözeltisinin lityumun silikon okside homojen bir şekilde verilmesini sağlayan bir elektroda hızla sızmasıydı.</p>



<p>Araştırma ekibi tarafından geliştirilen önceden silikonize edilmiş anot, ilk şarjda aktif lityumun %1&#8217;inden daha azını kaybederek %99 veya daha yüksek bir ilk pil verimliliği sağlar.&nbsp;Önceden hazırlanmış anotla üretilen bir batarya, piyasada bulunan grafit anot (406 Wh/kg? 504 Wh/kg) kullanılarak karşılaştırılabilir bir bataryaya göre %25 daha yüksek bir enerji yoğunluğu sergiliyor.</p>



<p>Araştırmaya başkanlık eden Dr. Lee, &#8220;Hesaplamalı malzeme bilimi tekniğini optimal bir moleküler yapının tasarımına dahil ederek, yüksek kapasiteli silikon bazlı bir anodun verimliliğini, çözelti sıcaklığını ve reaksiyon süresini kontrol etmenin basit bir yöntemi.&nbsp;Bu teknoloji mevcut akü üretim tesislerinde kullanılan &#8220;&#8221;rulodan ruloya prosesine kolayca uygulanabildiğinden, yöntemimiz pratik aküler için silikon bazlı anotların uygulanmasında bir atılım yapma potansiyeline sahiptir.&#8221;&nbsp;Önde gelen araştırmacı Dr. Hong, &#8220;Bu ortak çalışma gerçekleştirilebilir, çünkü KIST farklı araştırma ekiplerinden üyeler arasında ortak araştırmayı teşvik ediyor.&#8221;&nbsp;diyerek devam etti,</p>



<p><strong>* Hesaplamalı malzeme bilimi:</strong> Bir maddenin kompozisyonunu ve yapısını bilgisayar simülasyonları ile öngören bir araştırma yöntemidir.</p>



<p><strong>**Rulodan ruloya:</strong> Seri baskı teknolojisinin üretime uygulanması</p>



<p>Kaynak: Juyoung Jang, Inyeong Kang, Jinkwan Choi, Dr. Hyangsoo Jeong, Prof. Kyung ‐ Woo Yi, Dr. Jihyun Hong ve Dr. Minah Lee, 13 Mayıs 2020,&nbsp;<em>Angewandte Chemie: International Edition</em>. scitechdaily</p>



<p>KIST&#8217;in Enerji Depolama Araştırmaları Merkezi&#8217;nin bir başka başarısı da, tekrarlanan pil çevrimi sırasında silikon esaslı bir anodun nişasta ile &#8220;kızartılmış&#8221; silikon uygulanarak dramatik hacim değişikliğini hafiflettiği sunulmuştur.</p>



<p>Araştırma, Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü&#8217;nün (KIST) Kurumsal Araştırma Programı tarafından desteklenmiştir.&nbsp;Bu araştırma aynı zamanda İklim Değişikliklerini Çözmek için Teknoloji Geliştirme Programı ve Kore Ulusal Araştırma Vakfı&#8217;nın Hidrojen Enerjisi İnovasyonu Teknoloji Geliştirme Programı tarafından da desteklenmiştir.&nbsp;Bu teknolojiyi bildiren bir araştırma makalesi, uluslararası bir kimya dergisi olan (IF: 12.257; JCR&#8217;nin% 9.593&#8217;ü)&nbsp;<em>Angewandte Chemie: International Edition&#8217;ın</em>&nbsp;bir sayısında bir iç kapak hikayesi olarak yayınlanacaktır.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yuksek-kapasiteli-lityum-iyon-pillerde-sevindirici-gelisme/">Yüksek Kapasiteli Lityum İyon Pillerde Sevindirici Gelişme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yuksek-kapasiteli-lityum-iyon-pillerde-sevindirici-gelisme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı Uygarlıklar Enerji Üretmek İçin Bir Karadeliği Kullanabilirler.</title>
		<link>https://www.kesfediyoruz.com/yabanci-uygarliklar-enerji-uretmek-icin-bir-karadeligi-kullanabilirler/</link>
					<comments>https://www.kesfediyoruz.com/yabanci-uygarliklar-enerji-uretmek-icin-bir-karadeligi-kullanabilirler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emrah Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 11:36:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Karadelik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kesfediyoruz.com/?p=63</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yabancı bir uygarlığın&#160;enerji üretmek&#160;için bir&#160;kara deliği&#160;nasıl kullanabileceğine dair spekülasyon olarak başlayan 50 yaşındaki bir teori, ilk kez bir Glasgow Research Lab. (araştırma laboratuvarında) deneysel olarak doğrulandı. 1969&#8217;da İngiliz fizikçi Roger Penrose, bir nesnenin kara deliğin ergosferine (Ergosfer, dönen bir kara deliğin olay ufkunun dışında bulunan bir bölgedir) indirilmesiyle enerjinin üretilebileceğini önerdi. Bu nesnenin kara deliğin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yabanci-uygarliklar-enerji-uretmek-icin-bir-karadeligi-kullanabilirler/">Yabancı Uygarlıklar Enerji Üretmek İçin Bir Karadeliği Kullanabilirler.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yabancı bir uygarlığın&nbsp;enerji üretmek&nbsp;için bir&nbsp;kara deliği&nbsp;nasıl kullanabileceğine dair spekülasyon olarak başlayan 50 yaşındaki bir teori, ilk kez bir <strong><em>Glasgow Research Lab.</em></strong>  (araştırma laboratuvarında) deneysel olarak doğrulandı. </p>



<p>1969&#8217;da İngiliz fizikçi <strong><em>Roger Penrose</em></strong>, bir nesnenin kara deliğin ergosferine (<strong>Ergosfer</strong>, dönen bir kara deliğin olay ufkunun dışında bulunan bir bölgedir) indirilmesiyle enerjinin üretilebileceğini önerdi. Bu nesnenin kara deliğin olay ufkunun dış katmanında içine sürüklenmeksizin sabit kalarak ışık hızından daha hızlı hareket etmesi gerekiyordu.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole.jpg" alt="" class="wp-image-65" width="214" height="147" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole.jpg 777w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-600x412.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-768x527.jpg 768w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-150x103.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-300x206.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-218x150.jpg 218w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-436x300.jpg 436w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-696x477.jpg 696w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-612x420.jpg 612w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/black-hole-100x70.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 214px) 100vw, 214px" /><figcaption>Sanatçının, örneğin; son zamanlarda parçaladığı bir yıldızdan aktif olarak beslenirken, süper kütleli bir kara delikten bir iç birikim akışı ve bir jet izlenimi.&nbsp;<br>Görüntü: ESO / L.&nbsp;Calçada</figcaption></figure></div>



<p><em>Penrose</em>, nesnenin bu &#8216;olağandışı alan&#8217; alanında negatif bir enerji alacağını öngördü.&nbsp;Nesneyi düşürerek ve ikiye bölerek, yarısı kurtarılırken  diğer bir yarısı ise kara deliğe düşer, geri tepme eylemi etkili bir şekilde negatif enerji kaybını ölçer ve kurtarılan yarısı kara deliğin dönüşünden çıkarılan enerjiyi kazanır.&nbsp;Sürecin gerektireceği mühendislik zorluğunun ölçeği o kadar büyük ki, <em>Penrose</em> belki de sadece çok gelişmiş, yabancı bir medeniyetin göreve eşit olacağını öne sürdü.</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube aligncenter wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="youtube-embed" data-video_id="ES2VxhRAkUM"><iframe loading="lazy" title="Amplification of twisted sound waves" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/ES2VxhRAkUM?feature=oembed&#038;enablejsapi=1&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></div>
</div><figcaption><em>Bükülmüş Ses Dalgalarının Amplifikasyonu</em></figcaption></figure>



<p>İki yıl sonra, <strong><em>Yakov Zel&#8217;dovich</em></strong> adında başka bir fizikçi, teorinin daha pratik, toprağa bağlı bir deneyle test edilebileceğini öne sürdü.&nbsp;Dönen bir metal silindirin yüzeyine doğru hızla dönen &#8216;bükülmüş&#8217; ışık dalgalarının, dönme Doppler etkisinin bir tuhaflığı sayesinde silindirin dönüşünden elde edilen ek enerji ile yansıtılmasını önerdi.</p>



<p>Ancak Zel&#8217;dovich&#8217;in fikri 1971&#8217;den beri sadece teori olarak kaldı, çünkü deneyin çalışması için önerilen metal silindirinin saniyede en az milyar kez dönmesi gerekiyordu. Bu &#8216;insan mühendisliğinin&#8217; mevcut sınırları için başka bir aşılamaz meydan okumaya eşitti.&nbsp;</p>



<p>Çok kısa bir zaman önce,&nbsp;<strong><em>Glasgow Üniversitesi&nbsp;Fizik ve Astronomi Okulu</em></strong>&nbsp;araştırmacıları&nbsp;nihayet <em>Penrose</em> ve <em>Zel&#8217;dovich&#8217;in</em> ışık dalgaları yerine ses dalgalarını çevirerek önerdiği etkiyi deneysel olarak göstermenin bir yolunu buldular. Bu bulgu sayesinde çok daha düşük bir frekans kaynağı ile çok daha pratik laboratuvar kullanarak deneylenebildi.</p>



<p>Ekip 22 Haziran 2020&#8217;de&nbsp;<em><strong>Nature Physics</strong>&#8216;te</em>&nbsp;yayınlanan yeni bir makalede <em>Zel</em> tarafından önerilen ışık dalgalarında ki bükülmeye benzer; ses dalgalarında da bir bükülme yaratmak için küçük bir hoparlör halkası kullanan bir sistemi nasıl inşa ettiklerini açıklıyor.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/SoundFruqency.jpg" alt="" class="wp-image-66" width="704" height="810" srcset="https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/SoundFruqency.jpg 650w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/SoundFruqency-521x600.jpg 521w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/SoundFruqency-150x173.jpg 150w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/SoundFruqency-300x345.jpg 300w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/SoundFruqency-600x690.jpg 600w, https://www.kesfediyoruz.com/wp-content/uploads/2020/06/SoundFruqency-365x420.jpg 365w" sizes="auto, (max-width: 704px) 100vw, 704px" /><figcaption>Glasgow Üniversitesi Deney Laboratuvarı</figcaption></figure></div>



<p>Bu bükülmüş ses dalgaları, bir köpük diskten yapılmış dönen bir ses emiciye yönlendirildi.&nbsp;Diskin arkasındaki bir dizi mikrofon, sesi diskten geçerken hoparlörlerden aldı ve bu da dönüş hızını sürekli artırdı.</p>



<p>Ekibin Penrose ve Zel&#8217;dovich&#8217;in teorilerinin doğru olduğunu kanıtlamak için duymak istedikleri veya aradıkları şey, doppler etkisinin bu tuhaflığından kaynaklanan ses dalgalarının diskten geçerken frekans ve genliklerinde belirgin bir değişiklikti.</p>



<p>Üniversitenin Fizik ve Astronomi Okulu&#8217;nda doktora öğrencisi olan ve makalenin baş yazarı olan <strong><em>Marion Cromb</em></strong> şunları söyledi: &#8220;<strong><em>Doppler etkisinin lineer versiyonu</em></strong>, ambulans sireninin perdesinin dinleyiciye yaklaştıkça yükseldiği, ancak uzaklaştıkça ortaya çıktığı için ortaya çıkan fenomen, çoğu insana aşinadır.&nbsp;Yükseliyor gibi görünüyor, çünkü ses dalgaları ambulans sireni yaklaştıkça dinleyiciye daha sık, daha sonra geçtikçe daha az sıklıkta ulaşıyor.</p>



<p>Dönel Doppler efekti benzerdir, ancak etki dairesel bir boşlukla sınırlıdır.&nbsp;Bükülmüş ses dalgaları, dönen yüzeyin bakış açısından ölçüldüğünde perdelerini değiştirir.&nbsp;Yüzey yeterince hızlı dönerse, ses frekansı çok garip bir şey yapabilir, pozitif bir frekanstan negatif bir frekansa geçebilir ve bunu yaparken yüzeyin dönüşünden bir miktar enerji çalabilir. &#8220;</p>



<p>Marion ekledi: &#8220;Deneyimiz sırasında duyduklarımız olağanüstü.&nbsp;Olan şey, sıkma hızı arttıkça ses dalgalarının frekansının Doppler etkisini sıfıra kaydırmasıdır.&nbsp;Ses yeniden başladığında, dalgaların pozitif bir frekanstan negatif bir frekansa kaymasıdır.&nbsp;Bu negatif frekans dalgaları, enerjinin bir kısmını dönen köpük diskinden alabilir ve süreçte daha yüksek hale gelir &#8211; tıpkı 1971&#8217;de Zel&#8217;dovich&#8217;in önerdiği gibi. &#8220;</p>



<p>Glasgow Üniversitesi Fizik ve Astronomi Okulu&#8217;ndan <strong><em>Profesör Daniele Faccio</em></strong>&#8216;da makalenin ortak yazarıdır.&nbsp;Prof Faccio : &#8220;Teorinin ilk önerilmesinden yarım yüzyıl sonra son derece garip bazı fiziği deneysel olarak doğrulayabildiğimiz için çok mutluyuz.&nbsp;İskoçya&#8217;nın batısındaki laboratuvarımızda kozmik kökenleri olan yarım asırlık bir teoriyi doğrulayabildiğimizi düşünmek garip, ancak bunun birçok yeni bilimsel keşif yolu açacağını düşünüyoruz.&nbsp;Yakın gelecekte elektromanyetik dalgalar gibi farklı kaynaklar üzerindeki etkisini nasıl araştırabileceğimizi görmek istiyoruz. &#8220;</p>



<p><strong><em>Kaynaklar:</em></strong> &#8220;Amplification of waves from a rotating body&#8221; by Marion Cromb, Graham M. Gibson, Ermes Toninelli, Miles J. Padgett, Ewan M. Wright and Daniele Faccio, 22 June 2020,&nbsp;<em>Nature Physic</em>s, Scitechdaily</p>



<p>Araştırma ekibinin &#8216;Dönen bir cisimden dalgaların yükseltilmesi&#8217; başlıklı makalesi&nbsp;<em><strong>Nature Physics</strong>&#8216;te</em>&nbsp;yayınlandı&nbsp;.&nbsp;Araştırma, Mühendislik ve Fizik Bilimleri Araştırma Konseyi (<strong><em>EPSRC</em></strong>) ve Avrupa Birliği&#8217;nin <strong><em>Horizon 2020</em></strong> programından sağlanan fonlarla desteklenmiştir.</p>
<p><a href="https://www.kesfediyoruz.com/yabanci-uygarliklar-enerji-uretmek-icin-bir-karadeligi-kullanabilirler/">Yabancı Uygarlıklar Enerji Üretmek İçin Bir Karadeliği Kullanabilirler.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kesfediyoruz.com">Keşfediyoruz.Com Bilim - Teknoloji - Tarih - Sanat  ile alakalı ilginç bilgiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kesfediyoruz.com/yabanci-uygarliklar-enerji-uretmek-icin-bir-karadeligi-kullanabilirler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
